Kategoriler
Besin Güvenliği ve Hijyen Diyetisyen Yazıları Güncel Makaleler

İklim değişikliğinin küresel besin güvenliği üzerindeki etkileri

Besin güvenliği, besin kaynaklı hastalıklara sebep olan biyolojik, fiziksel ve kimyasal etkenleri önleyecek şekilde besinlerin hazırlanması, işlenmesi, depolanması ve tüketiciye sunulmasını içeren bir sistem döngüsüdür.

Güvenli besin, her türlü bozulma ve bulaşmaya yol açan etkenlerden arındırılmış tüketime uygun hâlde olan besindir.

Besin kaynaklı hastalıklar, insan sağlığı üzerinde; özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerde ciddi tehlikeler oluşturmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) besin güvenliğini; dünyada en yaygın sağlık sorunlarından ve ekonomik verimliliği düşüren önemli nedenlerden biri olarak nitelendirmektedir. Besin güvenliği programlarının uygulanması ile bu tehlikeler en aza indirgenir.

İklim değişikliği, klimatoloji dalınca incelenen atmosferik ya da astronomik değişikliklerdir. Atmosferdeki CO2 (Karbon dioksit), CH4 (Metan), C4H10 (Bütan) gibi sera gazları ile atmosferdeki ısının çıkamamasıdır. Bu yüzden ısı enerjisi, madde partiküllerinden ya çok fazla kalıp ısının artışına neden olur; ya maddeden çabuk ayrılıp ısı kaybına neden olur ya da bunlar periyotlu olarak değişir; bu da iklimdeki sürekli değişimlere yol açar.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), iklim değişikliğinin besinlerin üretimine olumsuz etkileri ile dünya nüfusunun beslenmesinde yol açtığı zorlukları şöyle özetledi:

  • Dünyadaki yoksul ve besin güvenliği olmayan ülkelerde yaşayan insanların %75’i tarıma ve doğal kaynaklara muhtaç.
  • İklim değişikliği, artan dünya nüfusunu besleyebilmek için gereken besin üretiminde %60 oranındaki artışı tehlikeye sokuyor.
  • Ekin verimindeki %10 – 25’lik azalmalar, 2050 yılına kadar çok daha yaygınlaşabilir.
  • Artan sıcaklık yüzünden dünyadaki temel balık türlerinin yakalanma oranı %40 azalabilir.
  • Ormanların yok edilmesi, sera gazı emisyonlarının %10 – 11’ine karşılık geliyor.
  • Hayvancılık, tarım kaynaklı sera gazı salınımının %66 – 78’inden sorumlu.
  • İklim kaynaklı sıkıntılar, besin kaynaklı hastalık risklerini bir bölgeden diğerine taşıyabilecek.
  • Canlı hayvan üretimi kaynaklı emisyonlar azaltılarak temel emisyon seviyesi %30 düşürülebilir.
  • Küresel besin israfının faturası yıllık 2,6 trilyon $.

2011 yılında Güney Afrika’da düzenlenen İklim Konferansı’nın ve geçtiğimiz yılın son ayında gerçekleşen yoğun görüşmelerin sonunda, Paris Anlaşması kabul edildi. Anlaşmanın hedefi, taraf devletlerin sera gazı etkisi yaratan emisyonlarını düşürmesini sağlamak: böylelikle küresel ısınmanın önüne set çekmek. 195 ülkenin fikir birliğine vardığı bir anlaşma sağlamak için, bazı maddelerin yumuşatılması, bazılarından ise tümüyle vazgeçilmesi gerekiyordu.

Paris’te varılan anlaşma uluslararası bir fikir birliği yaratması açısından önemli bir anlaşma ancak; bu iyi niyetin gerçeğe dönüşme olasılığını da zaman gösterecek…

İklim değişikliğinin, besin güvenliği konusunda tüm dünyada çok büyük sonuçları olacağı düşünülüyor. National Center for Athmospheric Research (NCAR)’da üç yazarın kaleme aldığı uluslararası rapora göre özellikle kurak ve tropikal bölgeler, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek yerler olacak.

Rapor, 2015 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP21) ele alındı. Sıcaklık derecelerinin yükselmesi ve yağış projeksiyonunun bozulması besin üretimini tehdit etmekte, taşıma sistemini aksatmakta ve besin güvenliğini azaltmaktadır. Besin güvenliğinin devamı için daha önceki yıllarda gösterilen çabanın gelecek yıllarda devam ettirilmesi zor gözüküyor.

Rapor, iklim değişikliği ve tarım üzerine genel bir bakış sağlamaktadır. Amerikan Tarım Bakanlığı’nın izni ve Amerikan İklim Değişikliği Araştırma Programı’nın desteğiyle hazırlanan rapor; Amerika, Arjantin, İngiltere ve Taylan’da toplamda 19; akademik, federal, özel, sivil toplum ve hükümetler arası organizasyonun desteğiyle yayımlandı.

NCAR’da çalışan ve raporu hazırlayanlardan biri bilim insanı Claudia Tebaldi iklim değişikliği konusunda içinde bulunduğumuz durumu şu sözlerle açıklıyor:

“Eğer toplum yüksek miktardaki sera gazı emisyonuna devam ederse, besin üretimi ve dağıtımı için elimizde hiçbir şans kalmayacak. Eğer toplum emisyon seviyesini düşürürse, iklim değişikliği yine besin güvenliği üzerinde etkili olacak ancak; sosyoekonomik faktörler o noktada daha kritik hale gelecek…”

Rapor, Claudia Tebaldi dışında Caspar Ammann ve Brian O’Neill adında iki bilim insanı tarafından NCAR, Amerika Tarım Bakanlığı, Atmosferik Araştırmalar için Üniversite İşbirliği’nin desteğiyle Ulusal Bilim Vakfı adına ve NCAR yönetiminde oluşturuldu: 2100 yılına kadar olan süreçte küresel besin güvenliği üzerindeki iklim değişikliği etkilerine odaklanıyor. Yazarlar besin güvenliğini, insanların hayatlarını idame ettirecek kadar besleyici ve güvenli besinlerin elde edilmesi ve kullanılması olarak tanımlıyor ve besin güvenliğinin yeme alışkanlığının değişmesi, nüfusun artması, iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler gibi nedenlerden etkilenip zarar gördüğünü vurguluyorlar.

O’Neill toplumdaki ve iklimdeki değişikliklerin besin güvenliği konusunda gelecek yıllarda kritik öneme sahip olacağını düşünüyor ve ekliyor:

“Bunun anlamı toplumlardaki gelir, dağılımı, yönetim, eşitsizlik ve diğer faktörler konusunda daha iyi bir iş çıkarmalıyız ve bunun besin güvenliği ve iklim değişikliği üzerinde ne kadar etkisi olduğunu anlamalıyız.”

Rapordaki dikkat çeken notlar

  • Bölgesel farklılıklar olmasına karşın ürün ve canlı hayvan üretimi üzerindeki iklim değişikliğinin etkisi en fazla Afrika ve Güney Asya’da gerçekleşecektir. Refah düzeyi yüksek ülkeler ve ılıman bölgeler daha az risk altında olup yüksek enlemdeki yerlerde geçici olarak üretkenlik artacaktır. Buna rağmen eğer karbondioksit ve diğer sera gazları emilimi aynı seviyede devam ederse dünyadaki diğer bölgelerde bu yüzyılın ikinci yarısında tehlikeyle karşı karşıya geleceklerdir.
  • İklim değişikliğinin Amerika’daki besin üreticileri ve tüketiciler üzerinde önemli sonuçları olacak. Tarım ürünlerinin cinsinde ve maliyetinde değişiklikler olacağı için de üretimde sıkıntı çeken bölgelerde ihraç ürünlerine büyük bir talep doğacak.
  • İklim değişikliği riski tarımsal üretiminin dışında global besin sistemini, imalatını, depolamasını, nakliyesini ve tüketimini de etkileyecek: örneğin sıcak iklimin yaşandığı bölgeler besin depolama konusunda problem yaşayacak ve besin güvenliği riski artacaktır. Deniz seviyesinin yükselmesi, nehir ve göl seviyelerindeki değişimler de taşımacılığı engelleyecektir.
  • Besin güvenliği tehlikesi iklim değişikliği nedeniyle daha hızlanıp önemli seviyelere ulaşacak. Sera gazı yoğunluğu, insan nüfusundaki artış, düşük ekonomik büyüme en kötü senaryo da 175 milyon insanın yetersiz beslenmesine neden olacak. Bu düşüş ekonomik büyümenin artması ve doğum hızının yavaşlamasından kaynaklanacak. Aslında günümüzden bakıldığı zaman bu oldukça iyi bir sayı çünkü bugün 805 milyon insan yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olup bu sayı 1990’ların başın 1 milyarı bulmuştu…
  • İklim değişikliği nedeniyle hasar gören besin sistemleri, soğuk hava depolarıyla, taşıma altyapılarının geliştirilmesiyle ve diğer stratejilerle onarılabilir. Bu durum her ne kadar kimi bölgeler için kolay gibi gözükse de, her noktada başarılı olunması, altyapı, su kaynakları, kaynak yaratma topraktaki bitki besinleri ve diğer faktörlerin varlığına ve yeterlilik miktarına bağlıdır.

Eskişehirde Diyetisyen Şenol YILDIZ

Diyetisyen
Dyt. Şenol Yıldız

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Yöneticisi ve uzman yazarı

?Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Diyetisyeni
? Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Lisans, 2014
? Osmangazi Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Master, 2018
? Anadolu Üniversitesi Sağlık Yönetimi Önlisans, 2016
? Anadolu Üniversitesi Spor Yönetimi Önlisans, 2018

diyetisyenin tüm yazılarıuzaktan online diyetuzmana soru sor

Yazar Uzman Diyetisyen Şenol Yıldız

Uzman Diyetisyen Şenol YILDIZ; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi, Sağlık Bakanlığı Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Cebeci Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi ile Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi gibi köklü sağlık kuruluşlarında beslenme alan çalışmalarını tamamlayarak Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden 2014 yılında mezun olmuş ve lisansüstü eğitimini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde tamamlamıştır.

Mesleki yaşamına fitoterapi ve besin destekleri alanında öncü bir Amerikan şirketinde görev alarak başlayan Şenol YILDIZ, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi‘nde Uzman Diyetisyen olarak görev yapmakta, 6 yıl önce başlayıp 8.000’i aşkın hasta/danışanın hayatına dokunduğu bütüncül diyet eğitimlerine ve beslenme tedavilerine yine aynı heyecanla devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik için aşağıdaki işlemin sonucunu sayılarla yazınız *