beslenme ve diyet tartışmaları

(TARTIŞMA) Neden genel anlamda diyetisyenlere güvenmiyorum

Arama motorunda diyetisyenler ile alakalı araştırma yaparken aşağıdaki blog dikkatimi çekti:

Pino Eats Healthy WordPress Bloğu

Blogdan ziyade diyetisyenlere dair yazılanlar… Tüm diyetisyen ve diyetisyen adaylarını düşüncelerini yorum kısmına yazarak paylaşmalarını temenni ediyorum.

Öncelikle söylemek isterim, bütün bir meslek grubunu basarisiz ve güncel anlamda bilgi eksikliği içinde görmüyorum, her mesleğin iyisi ve kötüsü mevcut.

İşini iyi yapan diyetisyenleri tenzih ederim ancak tahmin edersiniz ki hiçbir meslek gurubunun temsilcileri %100 başarılı ve mesleğinde iyi değil, benim eleştirim de bu kişileredir, mesleğe değil…

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitim ve öğretimi sonrasında İngiltere’de eğitim almış, çok iyi İngilizcesiyle dünyayı takip eden Ceren Yavuz gibi bu mesleği mükemmel icra eden o kadar başarılı isimler var ki…

Beslenme bir bilim, yani doğruları ve yanlışları belirli, şahsi görüşlere yer yok…

“Dünya zararlı dese de ben yararlı olduğunu düşünüyorum” değil.

Bir şeyin kilo verdirmiş olması sağlıklı kilo verdirmiş anlamına gelmiyor ya da yöntemi sağlıklı hale getirmiyor, diyetisyenin tavsiye etmesi diyetisyen gerçekten işinin ehli değilse değerli değil, her zayıf insan her kiloludan sağlıklı değil, size verilen her tavsiye doğru değil ve ne yazık ki bu konuda sürekli konuşan insanların çoğu bu konuda bilgili değil…

Sağlıklı beslenmek ne yazık ki kolay değil, ancak bol araştırma, okuma, dünyayı takip etmeyle olabilecek bir şey, eğitimini almak herkes için mümkün ya da artık uygun zamanda değil, ama kendinizi eğitmek ve kendinizi sağlıklı beslemek konusunda belki de özellikle mantar gibi acilan ozel okullardan  mezun diyetisyenlerden daha yararlı şeyler bilmeniz mümkün…

Örnek olarak yağ yediğinizde kilo alacağınızı sanıyorsanız son birkaç senedir yapılan araştırmalardan, bilimsel gerçeklerden ve aslında sağlıklı beslenme bilgisinden oldukça uzakta olduğunuzu söylemeliyim. Artık bütün dünyadaki bilim otoriteleri yağ alımının sağlıklı olduğu konusunda hemfikir, yağın diyabet, kolesterol, kalp hastalığı, obezite nedeni olmadığı çoktan kanıtlandı, hepsinin suçlusunun fazla miktarda karbonhidrat ve şeker olduğunu bas bas bağırıyor araştırmalar. Ancak bu araştırmalar tamamen İngilizce, Türkçeye çevrilmeleri ve ülkemizde duyulmaları seneler sürüyor,

Ülkemiz diyetisyenleri ise genel olarak İngilizce bilmiyorlar, malum makale okumak ve araştırma yapmak için gereken İngilizce ileri düzeyde olmalı, okulda alınan birkaç dersten ibaret bir İngilizcenin bilimsel olarak güncel kalmaya yararı yok. Bu nedenle okuyamıyor, öğrenemiyorlar. Bugün 10 ayrı diyetisyenden randevu alsanız onu da size %90 aynı listeyi verecektir, hepsinde en az 2 dilim ekmek, 2 öğün meyve, yağsız süt ve yoğurt, sadece 1 yumurta, yağsız salata, belki ara öğünlerde galeta veya ‘diyet’ bisküvi göreceksiniz. Asla göremeyeceğiniz say yağlar olacaktır, salatana 2 kaşık saf zeytinyağı dökmelisin ya da eti form değil 25 tane badem yemelisin yazılı listeniz olmayacaktır, bugüne kadar kendime verilen diyet listeleri ve etrafımdaki insanlardan bana verilmiş yaklaşık 20 listem var ve hepsi bu şekilde…

Sebep basit, okumanın olmadığı yerde kendini geliştirmek imkânsız, yabancı dilin olmadığı yerde ise dünyayı takip olanaksız. Aranızda üniversitede okuyup bitirdiği bölümden dersleri hatırlamayan yok mu? Öğretilen her şeyi hatırlıyor musunuz? Okulunuzu bitirdikten sonra bölümünüzle alakalı dünyada ne yenilikler olmuş takip ediyor musunuz? Neler değişmiş, öğrendiğiniz neler artık hatalı kabul ediliyor izliyor musunuz? Hayır mı? O zaman diyetisyenlerin dünyayı ve bilimi takip edip kendilerini geliştirdiklerini nereden biliyorsunuz? Hiçbir meslek grubuna körü körüne güvenmemelisiniz, okuduğunuz bolümden hiç hatırlamadığınız konular ya da ucu ucuna geçtiğiniz dersler yok muydu? Bitirdiğiniz bolumu tam hakkini vererek yapabiliyor musunuz? Hayırsa neden bir başkasının da yapabildiğine gözünüz kapalı inanasınız?

Tabi ki bu dediklerimin bütün meslek grubu hakkındaki düşüncelerimi ifade ettiğini sanmayın, mesleğini hakkini vererek yapan, dünyayı takip eden, son derece başarılı diyetisyenler de var. Ancak benim şahsi deneyimlerim, etrafımda diyetisyen tecrübesi olan onlarca insan ve özellikle sanal medya sayesinde gördüklerim bana bunları dedirtiyor.

Size örnek verecek olursam bugüne kadar kendi eski diyetisyenim, arkadaş ve akrabalarımın gittikleri ve IG üzerinde hem takip ettiğim hem de bu konuda hassasiyetimi bilen insanlarca bana gösterilen diyetisyenlerden su şekilde tavsiyeler gördüm:

Bebekler için olduğundan kilo yapmayacağını iddia ederek bebek bisküvisi tavsiye eden, tatlı krizleri için aksamları 2 adet eti tutku bisküvi tavsiye veren, her gün bir adet sütlü tatlıya sağlıklı diyen ve bu tavsiyeyi verirken şerbetli tatlı her zaman yenmemeli ama sütlü tatlı uygundur, karbonhidrat yemeyen intihara meyilli olur diyen (psikiyatri eğitimi de var yani!), ıspanak ailesinden bir bitki olduğunu bilmeden kinoayı buğday ya da mercimekle ayni sınıfta tahıl diyen, kinoa için yine karbonhidrat değil protein kaynağıdır diyen (oysa 100 gr’da 64 gr cho ve 14 gr protein var), günde 6 dilim kepekli ekmek yemezseniz zayıflamanız sağlıksız olur diyen, sade makarna 1 tencere bile olsa kilo yapmaz, kilo yapan sosudur diyen ve günde 1 lt light kola içebilirsiniz, aspartamın zararı yoktur diyen diyetisyenler gördüm.

Tekrar ediyorum, bu mesleği yapan herkes başarısızdır asla demiyorum  ancak bir bütün meslek grubunu da ne derse doğrudur diye kabul etmek ayni oranda hatalı bir davranış olur. Tip fakültesini bitiren bir doktor uzmanlık sınavını vermeden vücudunuza neşter değdiremez, baro sınavını geçmeyen bir avukat size mahkemede temsil edemezken okulu bitirdiği gibi hatta bazen bitirmeden tavsiyeler veren bir kişiye körü körüne güvenmek yerine kendi araştırmanızı yaparak sağlıklı beslenme konusunda kendi bilincinizi yaratabilirsiniz…

Son olarak ketogenic beslenme dünyada son derece önemli bir yer tutmaya başlayıp yurtdışındaki diyetisyenlerce çok iyi bilinirken 2002’de Hacettepe’den  mezun olan diyetisyen arkadaşım ‘ya iste yağ yiyorsun yağ’ diyerek bu beslenmeye ait bütün bilgisinin bu kadar olduğunu itiraf etmişti. Kendisi ilk ve tek gittiğim diyetisyendi ve yağsız beslendiğim için regl düzenimden olmuştum… Paleo nedir, AIP nedir bilmeyen diyetisyen çok fazla, öğrendiklerinde de hemen yermek, kabul etmemek yine çok görülen bir şey.

Diyetisyenlerin doktorlarla olan atışması da bana komik geliyor, fizyoterapi uzmanının “ben ortopedi uzmanı doktordan daha iyi biliyorum” demesi neyse diyetisyenin “ben biyokimya uzmanından, endokrinologdan daha fazla bilgi sahibiyim” demesi de ayni miktarda saçma bence, tıp olmasaydı beslenme uzmanlığı diye bir bilim dalı da olmayacaktı…

Bir de 2000 senesinde mezun olmuş, ancak İngilizce bilmediğiniz için dünyayı takip edemiyor, yurtdışında kongrelere katılamıyor, eğitiminizi ilerletemiyorsanız bilgileriniz eski kalmaya mecbur, çünkü beslenme bilimi her gün ilerleyip değişiyor, 10 yıl önce yumurta yemeyin denirken simdi yumurta günde 3 tane bile sağlıklı, sağlıklı yağlar çoktan aklandı, kale, sprulina, yaban mersini gibi süper gıdalar sürekli dünya gündemindeyken 15 sene önce diplomayı alıp, ben oldum artık demek çok hatalı bir davranış olur, kopek balıklarının ileri doğru yüzmezlerse boğuldukları gibi, bilim dünyasındaki insanlar da kendilerini geliştirmezse geri kalmaya mahkûmlar, bu tıpta da, teknolojide de ayni…

sanırım ne demek istediğimi  anlatabildim…

Tüm diyetisyen ve diyetisyen adaylarını düşüncelerini yorum kısmına yazarak paylaşmalarını temenni ediyorum.

Yayımlayan

26 Replies to “(TARTIŞMA) Neden genel anlamda diyetisyenlere güvenmiyorum

  1. Bu yazida haklı ve haksız soylemler var. Burada sadece haksiz soylemlere bakarak katılmıyorum demeyeceğim gibi hakli soylemlere bakarak katiliyorum da demeyeceğim. Önemli olan yazinin amacı. .. ve bu yazı reklamin iyisi kötüsu olmaz diyerek Ceren Yavuzun reklamini yapmakta, misal kendisini 5 dk öncesine kadar tanimazken şuan kendisi hakkinda bir çok bilgiyr sahibim. Boğaziçi kimya mezunu, Yurt disinda beslenme üzerine 2 defa yuksek lisans yapmış. .. vs.
    1. si Evet İngilizce önemli bir problem meslektaslarimiz için ancak bizlerin yonlendirmesi ile genc diyetisyen adaylari bunun kendi icin ne kadar onemli olduğunun farkinda artik.
    2. si mesela bir doktor düşünelim. Iki hastasida ayni belirtileri gosteriyor ve ayni hastaliga yakalanmis tabiki tedavi ilkeleri de ayni olacak. Burada onemli olan ayrintilar misal kişi diyare belirtisi gosteriyorsa ona gore önlem almali. Meslegini hakkiyla yapan diyetisyenlerimize de “herkese ayni diyeti yaziyorlar yaaa” banal cümlesini söylemekten vazgeçin. Burada önemli olan şeyi söylüyorum. Kişiyi iyi analiz edin. Benim bazi danisanlarim varki onlara geçmişte illa orijinal olsun diye Türk halkinin sürekli tüketmedigi ve maddi durumlarina ağır gelen besini onlara sormadan yazdiklari için diyetlerine devam edememis ve kilolarindan kurtulamamis , karamsarliga düşmüş danisanlarim var. Ve onlar şuan aslinda gunluk hayatta Türk halkinin kullandığı klasik besinlerle gayet mutlu ve saglikli bir şekilde zayıflıyorlar. Burada en önemli sey iletisiminiz çünkü bunun sayesinde siz danisani izin alışkanlıklarıni degistirip kalici ve sağlıklı kilo vermesini sagliyorsunuz.
    Ya da bir baska danisanim , onun da Türk halkinin alışkanlıklarina gore biraz farkli aliskanliklari var. O danisanim için yazdığım diyette meyve olarak avokado seçmeliyim. Onun aliskanliklarina göre duzenlemeliyim diyetini. YANİ DEMEK İSTEDİĞİM ŞU Kİ HER İKİ ÇEŞİT DIYETINDE SAHIBI VAR 😉 Umarim anlatabilmisimdir. Önemli olan onlara ömrü boyunca yapabilecekleri sağlıkli alışkanlıklar kazandirmaniz.
    Evt bunu da ön yargisiz bir şekilde okuyarak yapabiliriz. Sadece güvendiginiz kaynaklari okumayin, çünkü neyle karşı karşıya geleceğimizi anlamamiz için muhalefeti de iyi bilmelisiniz 😉
    Ama kalıcı hafizaya alacağınız bilgiler guvenilir olsun 🙂
    Burada mesleğimize dair eleştirmek istediğim tek şey şu ki; akademik anlamda saglam olmayan üniversitelerin cogalmasindan dolayı is kaygisi duyan meslektaslarimizin birbirinin kuyusunu kazmasi. Ki bu durum sadece meslek içinde degil danisanlarimizin gözünde de bizleri kötü duruma düşüruyor ve guvenlerini sarsıyor. Lütfen şunu unutmayalim, paylasilmayan bilgi yok olur 😉
    Paylaş ki su geçici dünyada senin de bir tuğlan olsun.
    Sevgiyle kalin …
    (Ayrica Bu tartışmayı acan kisinin adini öğrenmek istiyoruz!!!)

  2. Bunu yazan bir Dyt. Mi merak ettim, Bi tek övdüğü sanki tek İngilizce bilip uluslar arası bilimsel yayınları takip eden Ceren Yavuz boğaziçinde hangi bölüm mezunu mu beslenme diyetetik varda ben mi bilmiyorum

  3. Yorum yazıp bu ergen psikolojisinden çıkamamış yazının sahibini onurlandırmak istemedim ama dayanamadım. Bence beslenme konusunda kendi deyimiyle bol araştırmayla, okumayla kendini eğitmesi mümkün olduysa, ‘süper besinleri’ biliyorsa, yurtdışından makaleler okuyup anlayacak düzeyde ingilizcesini de büyük ihtimal geliştirmiştir (acaba hangi yayınları takip ediyor popüler kültür dergilerini mi) hala diyetisyenlerden ne bekliyor ben anlamadım. Adet düzensizliğini de kendi düzeltebilir hale gelmiştir herhalde geçen zaman içinde edindiği bilgilerle. Dolayısıyla bir diyetisyene, iyi veya kötü fikirlerine ihtiyacı yok. Derin görüşleriyle, mesela ‘bu mesleğe değil, diyetisyenlere güvenmiyorum’ diyor, (+36 beden, adet düzensizliği yaşıyor ve sağlıklı beslenmeye bu kadar takıksa anoreksik bir öyküsü de olabilir) önce bir psikiyatra ihtiyacı var. Diyetisyen olarak bu konuda eğitim almamıza rağmen psikiyatr hizmeti vermiyoruz kendisinin de çok iyi bileceği gibi 🙂 Kendi eğitim durumunu da merak ettim, beslenme bir bilim diyor ama doğru ve yanlışları belli diyor:) Bir diyetisyene ‘kinoa buğday grubundan mı ıspanak grubundan mı söyle bakalım’ diye mi sormuş acaba, nasıl gelişmiş bu konuşma? Türkiye’de kaç ailenin evine kinoa giriyor? Ispanak grubundan olduğunu öğrenmesi adet problemini çözmeye yardımcı olmuşsa ne mutlu ona:) En kötü diyetisyen diyetisyen olmayandan daha sağlıklı bilgilidir doğal olarak, Kenan Doğulu’nun bu konuda çok güzel bir şarkısı var, ‘Rütbeni bileceksin’ diye. Ispanak değişimi olarak kinoasını yerken kendisine afiyetler diliyorum sadece

  4. Evet kendini gelistirmeyen diyetisyenler var bu konuda birsey diyemem, herkese ayni listeyi yazip gonderenler var bu konuda hakli olabilirsiniz. Ama bunun sadece diyetisyenlere has bir durum oldugunu düşünmüyorum her meslekte bu boyle isini iyi yapanda var yapmayan da bu sekilde diyetisyenleri kotulerek konusmanin yanlis olduğunu düşünüyorum. Kendini gelistirme konusuna gelincede egitimde cok buyuk eksikler var en basta madem ingilizce sart her universiteye zorunlu hazirlik getirilsinki herkes ingilizcesini bu sekilde öğrensin. Yine soyluyorum meslegini iyi yapmamak yada mesleginde kendini gelistirmemek gibi durumlar sadece diyetisyenlere özgü bir durum degil. Meslegini hakkiyla yapan bircokta diyetisyen var onlarinda bu sekilde goz ardi edildiğini düşünüyorum. Evet meslegimizi en guzel sekilde yapmak topluma en dogru beslenme seklini ogretmek icin kendimizi gelistirmemiz ilaki gerekmektedir.

  5. Bende yapılan eleştirinin bir kısmını haklı buluyorum. Gerçekten gündemi takip etmeyen, bilimden uzak kalan çok meslektaşım olduğunu çalışma dönemi içerisinde görüyorum. Özellikle okuyan arkadaşlara sesleniyorum, hayat okuldaki gibi değil malesef.. Bunu acı acı yaşadım. Okulda bir çoğunuza diyabetik diyette meyve yanına süt ürünü zorunlu olarak öğretilmiştir. Ancak artık yapılan çalışmalarda meyve yanında verilen bir yağlı tohumun da insülin salınımı meyve+süt gibi etkilediği gösteriliyor. Yani okula bağlı kalmış olsaydık bu bilgiye ulaşamazdık..

  6. Bu eleştiri kısmen doğru tabi.. bu bilinmeyen bir paradoks da degil.. bu meslek ucu acik olduğu icin her şekilde eleştirilebilir.. tipki bir kardiyalogun caya seker yerine tereyağı koyun demesi gibi.. merak etme bu meslek değil her meslek grubundan olan kişiler kendilerini gelistirmedigi sürece silinir yada silik kalir.. ama su varki önce bir meslegi elestirmek icin once o meslegi yapan kadar da icra ediyo olmak gerekiyo.. bu eleştiri yapan arkadaşın soylemi.. fakultede de diyabeti ht.si olan hastanin sikayetlerini belirtirken.. “konstipasyonum da var” demesi kadar gulunc

    1. dyt fetullah alıç size çok teşekkür ederim kısa ve net aslında tüm olayın özetni anlatmışsınz sizin gibi meslektaşlara ihtiyacımız var 🙂

  7. Bence oldukca haklı, ne kadar çok hazır diyet listesi dağıtan, Şeyda Coşkun dan ozenip gazetelere detoks yazan, Algida oneren diyetisyen varken bu algıyı oluşturmuş olmak bizim kendimize dönüp bakmamızı gerektirir. Eleştiriye de açık olmak gerek, bu kişi morbid obez kesin demekle komik olmadan düzgünce konuşalım. İçinde profesör olmayan özel okullardan verilen mezunlar, herşeyi öğrendim diye mezun olup üstüne birşey öğrenmeyen meslektaşlarımız yok mu? Her mesleğin iyisi kötüsü var demiş yazan kişi, e bu yalan degil, bizim kadar popüler bir meslekte de çok göze batıyor tabi. Haklı eleştiriler var, düzgünce okuyup konuşabiliriz.

  8. Evet işini başta savma yapan, mesleğimizin adını kötüye çıkaran diyetisyenler yok değil,sadece çok düşük kalorili diyetler yazarak kilo verdirip başarılı olduğunu düşünen çok insan var ama sadece Ceren Yavuz gibi iyi İngilizcesi ile başarılı olanlar var değil sayılabilecek bu mesleğin üniversitesini okuyarak dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelmiş insanlar da var.. Ben biraz aşırı tepkili buldum yazıyı çünkü gittiğim ilk ve tek diyetisyen gibi bir ifade de var, bir kişiyle herkesi yargılaması doğru değil.. Diyet listelerinin benzer olması da çok normal tüketici olarak toplumumuz benzer yani karşındaki kişi kinoa yı bulup alamayacaksa da ya da senin verdiğin tarifi geliştirip uygulayamayacaksa hiçbir önemi yok..

  9. Diyetisyenlik egitimi ne derece yeterli seviyede.dogru bilgiye ulasmayi ve bilimselligi ne kadar ogretebiliyor ve sunulan imkanlar neler? mesleki anlaminda yasadigimiz yetersizlik sorununun temelinde egitim oldugunu düşünüyorum.kisisel anlamda yapilan hatalar da olabilir.bu yazi da tek bir bakış acisini yansitiyor bence.bir de mesleğini hakkiyla yapmaya calisan kendini gelistirmeye odakli diyetisyenlerin hastalardan çevreden imkanlardan gördüğü zorluklari anlatan bir yazi yazılabilir cevap olarak.her açıdan bakabiliriz o zaman konuya

  10. Kesinlikle çok doğru mu? Yazıyı okuduğunuzdan emin misiniz gerçekten? Diyetisyenlerin “ben biyokimya uzmanından daha fazla bilgi sahibiyim demesi saçma bence” diyen bir yazı görüyorum, yazının üst kısmında tüm sorunlu karbonhidratlar tutulup yağlar çok sağlıklı algısı yerleştiriliyor ve siz de gelip kesinlikle çok doğru diyorsunuz ha?
    Prof. Dr. Ayşe Baysal’ın star gazetesindeki bir röpotajında söylediği “Ben bazı tıp bilgilerine sahibim ama reçete yazabilir miyim? Yazamam, Yazarsam yanlış olur” sözlerini okumadınız sanırım. Akademisyen diyetisyenler hiç bir zaman bir hekimden fazla bilgiye sahip olduğunu ileri sürmedi. Lütfen önce okuyup sonra yorum yapın saçma sapan yorum yazmayın.

  11. “Diyetisyenlerin doktorlarla olan atışması da bana komik geliyor, fizyoterapi uzmanının “ben ortopedi uzmanı doktordan daha iyi biliyorum” demesi neyse diyetisyenin “ben biyokimya uzmanından, endokrinologdan daha fazla bilgi sahibiyim” demesi de ayni miktarda saçma”
    demiş.
    1. fizyoterapi uzmanı ne demek bir araştırmalı.
    2. Neden fizyoterapistin ortopedistten iyi olabileceği kabul edilebilir?
    3. Bir diyetisyen neden biyokimya uzm.nından iyi ya da kötü olsun, tamamen ayrı alanlar…

  12. Peki bu kısım için ne diyeceksiniz:
    “Diyetisyenlerin doktorlarla olan atışması da bana komik geliyor, fizyoterapi uzmanının “ben ortopedi uzmanı doktordan daha iyi biliyorum” demesi neyse diyetisyenin “ben biyokimya uzmanından, endokrinologdan daha fazla bilgi sahibiyim” demesi de ayni miktarda saçma”

  13. Bence haklı bircok yerde, her meslektaşımız icin meslegini çok iyi yapıyor diyebilir miyiz? Rafine şekerle, beyaz unla tarif veren, hazır gıda markaları ile anlaşmış bircok diyetisyen var. Mezun olurken ingilizce bilen el kadar kişiydik, makale okuyan sınıf arkadaşım yoktu neredeyse. Umarım meslegi karalayanlar biter de bu düşünceler de değişir.

  14. ben kısmen haklı buluyorum, elbette ilerlemeyen geri kalacaktır fakat bu her meslekte böyledir. yani kendini güncellemeyen biyokimya uzmanı ve ortopedi uzmanı da geri kalır, bu insanların doktor veya diyetisyen oluşundan bağımsız bir şeydir. öte yandan yazılan her diyet listesi diyetisyenin elinden çıkmış olunca doğru olmayabiliyor. özel danışmanlık merkezleri ve özel hastanelerde hastanın dikkatini çekebilmek ona farklı bir şey sunabilmek adına aslı astarı olmayan sırf sansasyonel olsun diye hastaya gereksiz öneriler verilebiliyor. devlet hastanelerinde ise standart 1200-3000 kkal arasında diyetler hastaların ellerine tutuşturulup yollanabiliyor. meslek grubu olarak kamuoyunda hızlı bir tanınırlık yakaladık fakat kendimize çeki düzen vermezsek -ki mesleğini hakkıyla yapan hocalarımız, arkadaşlarımız da mevcut fakat ne yazık ki itibar görmüyorlar- hızlı tanındığımız gibi ismimiz hızlıca da kirlenecektir. çünkü insanlar artık okuyorlar, araştırıyorlar ve doğrusunu öğrenmek istiyorlar..

  15. Temelde dogru soyledikleri. Meslektaslarimizin geneli herseyi bildigini iddia etmekte. Kamuda calisan ve 5 dk da herkese ayni listeyi veren dytlerden ne kdr guncel bilgi bekleyebiliriz? Ama özel kurumlarda calisan bircok dyt güncel bilgoye sahip. Mesele gunceli takip edebilmekte.

  16. Yazı tam bir saçmalık bana kalırsa. Hatalı bilgi dolu nereden başlayacağımı bilmeiyorum… Başlasam 24 saat alır, eriniyorum :(( O derece yani

    1. Kesinlikle çok doğru. Kendimizi geliştirmeden birilerine laf yetiştirerek bu mesleği savunamayiz. Önce kendimizden başlamalıyız her konuda olduğu gibi. Okul dersleri bile çok iyi olmayan ancak bir şekilde çok iyi yerlere gelen meslektaşlarım var. Herkes işinin hakkını verse mesleğimiz hakettiği değere kavuşur. Bu söylediklerim bir nevi öz eleştirel aslında. Teşekkürler paylaşım için beni uyandırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik için aşağıdaki işlemin sonucunu sayılarla yazınız *