Yemek davranış bozuklukları

Yeme bozuklukları yeme davranışının ciddi olarak bozulduğu bir tanı grubudur. Anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme davranışları gibi psikiyatrik hastalıklar yeme bozuklukları arasında yer almaktadır.

binge eating, yeme davranışı bozuklukları, anoreksiya, bulumia

Ergenlik dönemi, stresli yaşam, hormonal değişimler gibi meydana gelen biyolojik değişiklikler ve sosyal rollerdeki değişimler yeme bozukluğu davranışının gelişimi açısından kritik dönemlerdir.

binge eating, yeme davranışı bozuklukları, anoreksiya, bulumia

Epidemiyoloji

Yeme bozuklukları toplumumuzda kadınlarda ve genç kadınlarda 5-20 kat daha fazla görülen bir hastalık olsa da, son yıllarda genç erkeklerde de kaslı bir vücuda sahip olma çabası giderek artmaktadır. Bu durumu fazla egzersiz yapma ve kısıtlı yemek yeme izlemektedir.

binge eating, yeme davranışı bozuklukları, anoreksiya, bulumia

Anoreksiya nervoza genelde ergenlik döneminde 14-15 yaşlarında başlar. Bulimiya nervosa ise geç ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde başlama eğilimindedir.

binge eating, yeme davranışı bozuklukları, anoreksiya, bulumia

Klinik görünüm

Anoreksiya nervoza zayıf bir bedene sahip olma arzusu ve kilo almaktan aşırı korkma ile karakterize bir yeme bozukluğu tablosudur. Bu hastalar genelde besin alımlarını ciddi oranda kısıtlayarak kilo vermeye çalışırlar. Bazıları aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif ve diüretik kullanırlar, bazıları aşırı egzersiz yapar. Bir kısmı ise kendini kusturma çabasına girer. Yemekleri küçük parçalara ayırmak, tabağa belli miktarda yemek almak, sık sık tartılmak, kalori hesabı yapmak, kendi hastalığını reddetmek bu hastaların tipik özelliklerindendir. Ayrıca kendileri çok iyi yemek yapmasını bilir fakat yaptıkları yemekleri sürekli başkalarına yedirirler.

Anoreksiya nervoza hastalarının fizyolojik ve metabolik değişikliklerine bakacak olursak; kilolarının %25’ini kaybetmişlerdir, ciltleri solgun, kuru ve saçları azalmıştır, kadınlarda menstrual döngü bozulmuştur, kalp atım hızı yavaş, nabız, kan basıncı, kan şekeri ve vücut ısısı düşüktür, kusma bulantı çok sık yaşanır, kanda düşük potasyum (K) seviyesi ve ödem görülür, tiroid metabolizması düşer, karaciğer enzimleri ve kolesterol seviyesi yüksektir.

Bulimiya nervoza aşırı yeme atakları ve ardından kusmalarla gelen bir yeme davranışı bozukluğudur. Anoreksiya nervozadan farkı, hastanın kilosunun normal ya da normalin üzerinde olmasıdır. Hastalar kısa süre içinde kalori içeriği oldukça yüksek besinler tüketip, rahatlama duygusu yaşarlar. Ancak sonrasında gelen şişmanlama korkusu ve suçluluk duygusuyla kendi kendilerini kusturma veya laksatif – diüretik kullanma davranışına yönelirler. Bu hastalara en fazla 3 ay en az 2 haftada bir yeme atağı gelmektedir. Bu hastalar genelde düzenli yemek yemez, normal bir yemek sonrasında doygunluk hissetmekte zorluk çekerler ve genelde evde tek başına yemeyi tercih ederler. Sürekli kustukları için tükürük bezlerinde genişleme, gastrit, ağız ve dişlerde çürükler, el parmaklarında deride kalınlaşma ve sertleşmeler, elektrolit seviyelerinde bozulma, mide asidinin özefagusa temas etmesi gibi sorunlar yaşanır. Bunun yanında kan kalsiyum, potasyum, sodyum, magnezyum seviyelerinin düşük olması, metabolik asidoz ve alkaloz görülmektedir.

Tüm yeme bozukluklarının psikopatolojisinde erken dönem anne bebek ilişkisi bozuklukları vardır. Anoreksiya nervoza hastalarında mükemmeliyetçilik, obsesiflik, kötümserlik, içe dönüklülük ve çocukluk çağında yaşanmış bir cinsel dürtüden dolayı azalmış libido sorunları bulunmaktadır. Bulimiya nervosa iseumutsuzluk, çaresizlik, kendini eleştiren, kötümserlik, yinelenen kaygı semptomları ve kronik depresyonla seyreder.

Ayırıcı tanı

Diyabet, tiroid hastalıkları, inflamatuvar barsak hastalıkları, kolitler, addison ve beyin tümörleri anoreksiya nervoza ile karıştırılabilir. Yeme davranışını etkileyen beyin tümörü gibi nörolojik hastalıklar, klein-levin, klüver bucy, gastrointestinal ve endokrin hastalıklar da bulimia nervosa tablosuyla benzerlikler gösterebilir. Ayrıca duygudurum bozuklukları ve şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklar da yeme davranışını etkileyebilir.

psikoloji, psikolog, psikiatri

Tedavi

Yeme bozukluklarının tedavisinde ekip çalışması oldukça önemlidir. Psikolog, diyetisyen, aile terapisti ve gastroenterolog beraber çalışmalı, hasta sosyal, medikal, beslenme ve psikolojik açıdan değerlendirilmelidir.
Anoreksiya nervoza hastalarında dinlenme, psikoterapi, tüple besleme ya da normal diyet, enerji içeriği yüksek küçük besinlerle besleme, kişilik değiştirme teknikleri uygulanması gereken tedavinin parçalarındandır.
Bulimiya nervoza hastalarında, bilişsel davranışçı stratejiler uygulanır. Yapılan grup dersleriyle hastaların negatif benlik saygısının, depresyon durumlarının iyileşmesi sağlanır.

[toggle title=”Çalışmalar”]Curr Diab Rep. 2017 Nov 22;17(12):138. doi: 10.1007/s11892-017-0949-1. Yeme bozukluklarının tıp 2 diyabet riskini artırmaktadır. J Psychosom Res. 2017 Nov;102:47-53. doi: 10.1016/j.jpsychores.2017.09.006. Epub 2017 Sep 14.Anoreksiya nervoza Crohn hastalığıyla seyreder ve iltihaplı bağırsak hastalığı yaşanır. Psychiatr Pol. 2017 Apr 30;51(2):219-229. doi: 10.12740/PP/65274. Epub 2017 Apr 30.Anorektik hastalar yemek yedikten sonra özellikle üst karınlarında ağrı, yutma güçlüğü, gaz, kusma, bulantı hissederler. Bu durum da beslenme yönetimlerini engelleyebilir. Pediatr Endocrinol Rev. 2017 Mar;14(3):302-311.doi 10.17458/per.vol14.2017.BMK. effects anorexia nervosa .Anoreksiya nervoza hastalarında yaşanan hormonal değişiklikler düşük insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) seviyeleri, hipotalamik hipogonadizm, görece hiperkortizolemi ve leptin, grelin ve peptid YY’yi içeren iştah düzenleyici hormonlardaki değişimler ile büyüme hormonu (GH) direncini içerir. Hypercaloric Diets Differing İn Fat Composition Have Similar Effects On Serum Leptin And Weight Gain İn Female Subjects With Anorexia Nervosa – Mauler et al. – 2009 Diyet tedavisiyle AN’li bireylerde artan leptin düzeylerinin PUFA ile düzenlenebileceğini hipotez alan bir çalışmada; AN’li bireylerde tedaviyle leptin hormonunun anlamlı olarak arttığı ancak PUFA’nın leptin düzeylerinde anlamlı bir fark yaratmadığı bulunmuştur.[/toggle]

esra inceDyt. Esra İNCE

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İstanbul

GDS

Gerçek Diyetisyenler Sitesi; sağlık bilimleri, beslenme ve diyetetik alanlarına yönelik bilgi paylaşımının yapıldığı, kâr amacı gütmeyen bir internet platformudur.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir