HIV/AIDS’e karşı bitkisel çözüm mümkün mü?

Her geçen gün yaygınlaşan HIV/AIDS’in radikal tedavisini sağlayacak ilaç ya da aşı henüz kesin olarak bulunamamıştır. Virüsle infekte olan bireyler ilk etapta sağlıklı görünürler, bu nedenle infekte bireylerin bu hastalığı bulaştırma riskleri de yüksektir. Bulaşı durdurabilmenin en efektif yolu HIV/AIDS hakkında bilgilenmektir.

Günümüzde kronik hastalıklar arasında sınıflandırılan HIV/AIDS, vücudun immün (bağışıklık) sistemini etkiler. HIV infekte bireyin immün (bağışıklık) sistemi zayıfladığından vücut için zararlı mikroorganizmalar vücuda daha kolay yerleşir ve birey hastalıklara açık hale gelebilir. Vücut kendini HIV’den koruyabilmek adına antikorlar oluşturur; bu antikorlar, ELISA yöntemi ile araştırılır. Bu testin adına da Anti – HIV testi denmiştir.

HIV’in vücuda bulaşının ardından, Anti – HIV testi ile kontrol edildiğinde, hatasız sonuç verebilmesi için 3 ay geçmesi gerekmektedir. Kimi zaman Anti – HIV testi bizleri yanıltabilmektedir. Virüs bireyin vücudunda olmadığı halde Anti – HIV testi pozitif çıkabilir. Böyle bir yanılgıya düşmemek adına Anti – HIV testi sonrası Western Blood Testi doğrulama testi yapılır. Ancak bu test sonucunun da pozitif çıkmasıyla bireyin HIV ile infekte olduğu kesinleşir.

İnfeksiyonun her evresinde beslenme önem taşır. Diyetisyen denetiminde beslenme ve diyet tedavisinde yapılacak yeni düzenlemeler, HIV infekte bireyin kaygı ve endişelerini azaltacaktır. Bu nedenle HIV infekte bireylerin klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninin önerilerini uygulamalarını öneriyoruz.

HIV/AIDS’e karşı fitoterapi mümkün mü?

Fitoterapi terimi bitkilerle tedavi anlamına gelmektedir. Hastalıkları tedavi etmek için insanoğlu çok eski çağlardan beri bitkilerden medet ummuş; kimi zaman da karşılığını almıştır. Günümüzde fitoterapi farmakognozi ana bilim dalınca ele alınır. Fitoterapi uygulamalarının geçmiş ile günümüz arasında en büyük fark artık bitkilerin bütünüyle değil, yarar sağlayan birimlerinin tedavi amacıyla kullanılmasıdır: önceleri bitkinin uçucu yağından yararlanmak için onun çayı yapılıp içilirken şimdi o bitkideki uçucu yağ ekstrakte edilerek tek başına bitkisel destek şeklinde kullanılmaktadır. Bu da bitkinin yarar sağlamayan fakat yan etkileri de olabilen bölümlerinden hastayı uzak tutmayı sağlamaktadır.

🍏  5 madde ile: "Kistik fibrozis"te beslenme

Biz diyetisyenler, HIV/AIDS infeksiyonuna karşı önerilen bitkisel desteklerin ancak klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyene danışılmasıyla kullanılabileceğini dile getiriyoruz.

Meyan Kökü (Glisirrhiza glabra)

Meyan kökünde bulunan glisirrhizin, HIV etkeninin sağlıklı hücrelere yerleşerek genetik yapısını bozarak viral çoğalmayı sağlamasını engeller. Meyan kökü, klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak tek başına meyan kökü çayı olarak, 30g’dan az meyan kökü içermesi koşuluyla diğer bitki çayları ile karışım halinde ya da çiğnenerek tüketilebilir.

Sarı Kantaron (Hipericum perforatum)

Sarı kantaron bitkisinde HIV’e karşı etkili olduğu bilinen hiperisim ve sudohiperisin isimli iki bileşen bulunur. Hamilelerin ve doğrudan güneş altında çalışan işçilerin sarı kantaron bitkisini kullanmamalarını öneriyoruz. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak günde 2 – 3 kez 20 – 25 damla sarı kantaron tentürü kullanabilirsiniz. Ayrıca sarı kantaron bitkisini sürekli olarak kullanan HIV infekte bireylerin diyetisyen denetiminde hazırlanmış beslenme ve diyet tedavilerinde turşu, alkollü içkiler ve tirozin içeren besinler kısıtlanacaktır.

Aloe (Aloe vera)

Aloe vera bitkisinde bulunan Asemannan, immün (bağışıklık) sistemini uyaran güçlü bir bileşendir. Asemannan’ın, HIV’e karşı etkili olduğu yapılan deneylerle saptanmıştır. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak Aloe vera’nın suyunu günde 4 kez 250mg alabilirsiniz.

Dulavrat Otu (Arktium lappa)

Lawrence Review of Natural Product Dergisi’nde yayımlanan bir makalede Dulavrat otunun HIV’e karşı etkili olduğuna yer verilmiştir. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak Arktium lappa’yı kullanabilirsiniz.

Armut (Pirus kommunis)

Armut klorojenik asit ile kafeik asit yönünden zengin bir meyvedir. Kafeik asit, immün (bağışıklık) sistemini uyaran bir kaynaktır.

Sarımsak (Alyum sativum)

Yapılan araştırmalara göre sarımsağın Zatürre ve Herpes simpleks ile birlikte içerdiği ajoen bileşiği sayesinde HIV’e karşı kullanılabileceği belirlenmiştir. Düzenli olarak birkaç diş sarımsağı güvenle tüketebilirsiniz.

🍏  Aydın diyetisyen iş ilanı başvuru sayfası

Soğan (Alyum sepa)

Soğan Kuersetin antioksidanı açısından zengin bir besindir. Sarımsak ile benzer özelliklere sahip olan soğanı HIV infekte bireyler güvenle tüketebilir.

Dahası için klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile birlikte muhakkak diyetisyeninize danışın, daha sağlıklı günler.

Eskişehirde Diyetisyen Şenol YILDIZ

Diyetisyen
Dyt. Şenol Yıldız

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Yöneticisi ve uzman yazarı

?Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Diyetisyeni
? Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Lisans, 2014
? Osmangazi Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Master, 2018
? Anadolu Üniversitesi Sağlık Yönetimi Önlisans, 2016
? Anadolu Üniversitesi Spor Yönetimi Önlisans, 2018

diyetisyenin tüm yazılarıuzaktan online diyetuzmana soru sor

⚠ Önemli uyarı: Gercekdiyetisyenler.com web sitesi, 5651 sayılı kanunda tanımlanan içerik sağlayıcı olarak hizmet vermektedir; web site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle web sitemiz uyarılar sonucu içerik kaldırma politikasını benimsemiştir. Yukarıdaki yazıyla ilgili şikayetiniz varsa lütfen buraya tıklayınız veya gercekdiyetisyenler@gmail.com mail adresimizden bize ulaşınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik için aşağıdaki işlemin sonucunu sayılarla yazınız *