kistik fibroziste beslenme

Kistik fibroziste beslenme nasıl olmalı?

TANIMI: Kistikfibrozis (KF) diğer adıyla mukovisidozis 1/2000-2500 görülme sıklığı ile çocukluk çağında görülen, vücudun dış salgı bezlerini tutan, pankreas yetersizliği, kronik akciğer hastalığı ve malnütrisyonun eşlik ettiği fatal seyirli bir hastalıktır. İlk kez 1936 yılında tanımlanan hastalığın görülme yaşının erken olması, büyüme ve gelişmeyi engellemektedir. Malnütrisyon, yetersiz ağırlık kazanımı prognozu olumsuz etkileyen etmenlerden biri olup enerji, protein, yağ ve diğer besin öğelerine olan gereksinim artmaktadır. Buna karşılık KF’de sindirim ve solunum sisteminde oluşan sorunlar ve sık geçirilen enfeksiyonlar nedeniyle tüketilen besin öğelerinden yararlanma azalır, gereksinmeler malabsorpsiyon nedeniyle artar.

GENETİK: Solunum sisteminin epitel hücrelerindeki klor geçirgenliği azalır ve temel bozukluk epitel hücrelerinin apikal (uca yakın ) membranlarında klor iyon iletiminin azalmasına bağlıdır. Hastalığın kalıtsal sıklığı bölgelere göre değişen otozomal resesif geçişli kronik bir hastalıktır. KF geni 7. kromozomun uzun kolunda q22-31 bölgesinde yer alır ve kistik fibrozis transmembran regulatör (KFTR) proteinini kodlar. 1480 aminoasitten oluşan KFTR geninde, 2011 yılı itibariyle, 1893 mutasyon tanımlanmıştır. KFTR geninde en sık rastlanan mutasyon ΔF508 olup, en sık rastlanan KF genotipi de homozigot ΔF508/ΔF508’dir. Bu mutasyonda fenilalanin amino asidini kodlayan 508. kodonun delesyonu söz konusudur. Sağlıklı kişilerde normal siklik AMP ve protein kinaz bağımlı olarak çalışan bir iyon kanalı görevini göstermektedir. Bu proteinin işlevsel kaybı ile oluşan KF hastalığında, salgı epitelinde azalmış Cl iyonu sekresonu ve artmış Na iyonu absorbsiyonu hastalığın patogenezini ouşturmaktadır.

TANI YÖNTEMLERİ:

  • Solunum sistemi bulguları
  • Gastrointestinal sistem bulguları
  • Aile öyküsü
  • Terin elektrolit (klor) konsatrasyonu (klor kanalının etkilenmesi sonucunda hücreden dışarıya klor salgılanması) bozulur. Hücrenin içine ise sodyum ve klor geçişi artar. Sonuç olarak oluşan salgı elektrolitten ve sudan fakir koyu, yapışkan niteliktedir. Terde klor konsantrasyonunun 60 mEq/lt’nin üzerinde olması tanı konulmasında yardımcıdır.

KLİNİK BULGULAR:

  1. Yenidoğan bulguları: Bu dönemdeki en önemli bulgu mekonyum ileusudur. Mekonyumun içerdiği yüksek yoğunluktaki proteinin pankreas enzimlerince eritilememesi sonucunda barsakta tıkanma başlar. Ayrıca yenidoğan döneminde artmış safraya bağlı olarak tıkanma sarılığı veya uzamış sarılıkta görülebilir.
  2. Süt çocuğu dönemi bulguları: Akciğerler doğumda normaldir. Akciğer hastalıklarının ilk bulgusu öksürüktür. Antibiyotiklere yanıt geç ve yavaştır. Enfeksiyonlar sık tekrarlanır ve devamlılık gösterir. Öksürük kusmayı uyarır ve besin alımını azalır ve büyüme geriler. Sindirim sisteminde, pankreas yetersizliği ile birlikte emilim bozukluğu, yetersiz kilo alımı, büyümede gerilik ve malnütrisyon gelişebilir.
  3. Çocukluk ve adölesan dönemi bulguları:Bu dönemde en belirgin bulgu uzun süren ve devam eden öksürük, wheezing ve egzersiz ile ortaya çıkan nefes darlığıdır. Ayrıca çomak parmakta görülebilir. Bu yaş grubunda distal intestinal obstrüksiyon sendromu, karaciğer hastalığı ve ilerlemiş vakalarda pankreas ekzokrin bezlerin tutulumu yanında fibrozisin artması ile insülin salgılayan adacık hücrelerinin etkilenmesi sonu diyabet gelişir.
  4. Her yaşta görülen klinik bulgular: Akciğerlerde stafilokok ve pnömokoklarda oluşan enfeksiyonlar sonucu ampiyem, abse ve atelektazi görülür. KF’li hastaların %85-90’ında pankreas yetmezliği olduğundan proteolitik enzimlerde, amilaz ve lipazdaki azalma malabsorpsiyon, steatore ve dışkı ile enerji kaybına neden olur. Bu nedenle KF’li hastalarda dışarıdan pankreatik enzim verilmelidir.

KF’Lİ ÇOÇUKLARDA BÜYÜME VE GELİŞME:KF’li hastalar, pulmoner hastalıkları sonucu gelişen hastalık ve artmış serum tümör nekrozis faktör ve diğer sitokinlerin konsantrasyonu nedeniyle iştahsızdır. Ek olarak kusma, gastroözafajiyelreflü, özofajit, kronik karın ağrısı besin alımını azaltır. Depresyon gelişimi de iştahta azalmaya neden olur. Malabsorpsiyon ve besin alımında azalmaya ek olarak KF’li hastalarda dinlenme enerji harcanmasında normalin %10-15’ kadar artmıştır. KF’li çocuklarda dengeli ve yeterli bir beslenme programı oluşturmaktaki amaç, çocuğun büyüme ve gelişmesini izleyerek ağırlık kazanımının sağlanması, vücut direncinin arttırılması ve enfeksiyonlardan korunma, yetersiz besin tüketimi sonucunda gelişen malabsorpsiyon ve malnütrisyonun önlenmesi, çocuğun yaşam süresi ve kalitesinin arttırılmasıdır. Beslenme desteği bu hastaların solunum işlevini düzeltmektedir. Malnütrisyon büyüme ve gelişme geriliği, akciğer ve pankreatik hastalığın eşlik ettiği pek çok etkene bağlı olarak gelişebilir. Malnütrisyon sebebiyle oluşan büyüme ve gelişme geriliği enerji, protein, elzem yağ asitleri, vitamin ve minerallerin uzun süreli yetersiz alımıyla ilgilidir. Enerji dengesizliği, enerji gereksinmesi ile enerji alımı arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Enerji dengesizliğini 3 grup altında inceleyebiliriz.

  1. Enerji kayıpları: Sindirim ve emilimdeki bozukluklar sonucu fekal besin kaybı, enerji dengesizliğinin oluşmasında önemlidir. Besinlerle alınan protein ve yağın emilememesine neden olan pankreatik yetersizlik KF’li hastaların %85-90’ında görülür. Buna bağlı olarak gaita ile yüksek enerji kayıpları oluşur. Pankreatik yetmezliği olan hastalara besinlerle birlikte enzim eklenmesi yapıldığında besinler daha iyi tüketilir.
  2. Enerji alımı: Enerji alımının aşırı kayıplar sebebiyle normal gereksinimin üzerinde olması gerekmektedir. Sık geçirilen enfeksiyonlar oral alımı sınırlandrımakta, akciğer hastalıkları, öksürük nöbetleri ve kusma, özofajit ağrı ve besin alımındaki isteksizlik sonucu oluşan anoreksiya, tümden besin reddi olarak gelişerek hastanın enerj alımını en aza indirmektedir.
  3. Enerji harcanması:KF’li hastalarda dinlenme enerji harcaması normal sağlıklı çocuklara göre daha fazla olduğu bilinmektedir. Dinlenme enerji harcaması ile solunum işlevi ve beslenme durumu arasında negatif, solunum işlevleri ile beslenme arasında pozitif bir ilişki vardır.

BESLENME TEDAVİSİNİN AMAÇLARI:

  • Hastanın klinik bulguları içinde en iyi beslenme durumunu sağlamak,
  • Vücut ağırlığı ve boy uzunluğunu normale yakın değerlere ulaştırabilmek,
  • Artan besin ve enerji gereksinimini sağlamak, malabsorpsiyonu en düşük düzeye indirmek,
  • Ter ile kaybolan elektrolitleri yerine koyabilmek,

KF’li hastalarda diyet yaş, aktivite, ağırlık, klinik durum, yiyecek seçimi ve yiyeceklerin tüketilme durumuna göre kişiye özgü ayarlanmalıdır. Bebek ve çocuğun günlük tükettiği besinler, besin alışkanlıkları ve beslenme öyküsü alınarak diyet planlanmalı ve verilen diyetin ne kadarının tüketildiği izlenerek açık kalan enerji, protein ve yağ oranları ek bir öğünle ve beslenme desteği ile verilmeye çalışılmalıdır.

Enerji: Beslenmede en önemli alınması gereken öğedir. KF’li hastalarda enzim tedavisin rağmen malabsorpsiyondan kaynaklanan kayıplar, pulmoner enfeksiyonlar, solunum için harcanan enerji ve artmış metabolik hızı karşılamak için günlük enerji miktarı RDA’da belirtilen enerji miktarının %120-150 arasıdır. Doğal besinlerin çocuğun beslenmesinde alışkanlıklarına göre verilmesi gerekir. Bu besinler tam yağlı süt, yoğurt, sütlü tatlılar, sıvı yağlar, tereyağı, unlu besinler, ekmek, pekmez, bal, reçel gibi besinler olabilir. Çocuğun besin tüketiminde yeterli enerji dengesine ulaşılamıyorsa maltrodekstrin daha kolay tüketilebilen sıvı besinlere, mamalara eklenerek verilebilir.

Protein: Vücut proteinleri kas katabolizmasının artması ile azalır. Özellikle bu bulgular ağır malnütrisyonlu KF’lilerde daha belirgindir. Protein gereksinmesi malnütrisyon bulgularına ve enfeksiyon sıklığına göre değişiklik göstermekle birlikte, malabsorpsiyonlara bağlı olarak ve doku gelişimi için protein alımı arttırılmalı ve günlük total enerjinin %15-20’si proteinlerden sağlanmalıdır. Proteinlerin %60 iyi kalite yani NPU değeri yüksek olmalıdır.

Yağ: Üretilen her bir molekül CO2 için elde edilen enerji, yağ kullanıldığında daha fazla olduğu için, akciğer hastalığı ilerlemişse de yüksek yağ içerikli diyetler önemlidir. Steatorenin varlığı yumuşak ve sık dışkılama KF’li hastalarda uzun süre yağdan sınırlı diyet verilmesine neden olmuştur. Oysa yağlar en çok enerji veren besin öğesidir. Bu sebeple diyetle önerilen enerjini %35-40’ının yağlardan sağlanmaktadır. Hastaya uygulanan uygun enzim tedavisi ve elzem yağ asitlerinin diyette bulunması, yağda eriyen vitaminlerin sağlanmamsı ve enerjinin daha kolay karşılanması hastalarda olumlu düzenlemeler sağlamıştır.

MCT ( Orta Zincirli Yağ Asitleri ): Emilimleri için pankreatiklipaz ve safra asitlerine gereksinim olmadığından KF’li hastaların diyetlerinde MCT kullanılması önerilmektedir. Kaproik, kaprilik, kaprik, laurik asitten oluşan 6-12 C’lu orta zincirli yağ asitleri dışkı karakterini düzenlemekte ve ağırlık kazanımında önemli değişikliğe neden olmaktadır.

Elzem Yağ Asitleri Eksikliği: Pankreatik yetmezliği olan hastaların kan ve doku lipidlerinde biyokimyasal anormallikler bulunmaktadır. Değişiklik linoleik asitte azalma ile palmitik ve oleik asitlerde artma şeklindedir. Bu hastalarda total kolesterol esterlerinin düşük olduğu bildirilmiştir. Total enerjinin %5’inin elzem yağ asitlerinden sağlanması uygun bulunmuştur. Elzem yağ asitlerinden n-3 ve n-6 grubu yağlar dengeli olarak alınmalıdır.

Vitamin ve Mineraller: Gerek emilimdeki eksiklikler, gerek oksadatif olaylarda antioksidan olarak artmış kullanımları nedeniyle KF’li hastalarda özellikle yağda eriyen vitaminlerin serum düzeylerinin izlenerek yüksek dozlarda kullanımları önerilmektedir.

Vitaminlerden A ve E vitaminlerinin alımı kronik akciğer enfeksiyonlarının yarattığı oksidatif stresle mücadele için gereklidir. Düşük antioksidant vitamin düzeyleri akciğer enfeksiyonlarında artışa dolayısıyla akciğer hasarına neden olmaktadır.

KF’li hastalarda kronik veya akut tuz kaybı gelişebilmektedir. Kronik hiponatremi, iştahsızlık ve büyüme geriliğine neden olabilir. Akut tabloda ise süt çocuklarında hipoelektrolitemi ve metabolikalkaloz görülür. Sıcak ortam, ateş ve terleme aşırı tuz kaybını arttırır. Bu nedenle, günlük 1 g NaCl kullanımı hiponatremi, elektrolit dengesizliğini ve metabolikalkoalozu önlemektedir.

Anne Sütü ve Kistik Fibrozis: Anne sütü tek başına ağırlık kazanımını sağladığından, çocuğa verilmesi gereken en önemli ve tek besindir. Ağır malnütrisyon ve malabsorpsiyon gelişmiş vakalarda anne sütü yetersiz kalmakta, çocukta hipoproteinemi, ödem, elektrolit imbalansı ve anemi gelişmektedir. Anne sütü ile MCT içeren Formulaların kullanılması ve diğer sağlıklı çocuklardaki gibi ayına, kilosuna göre ek besinlere başlanması uygundur.

Beslenmeye Bağlı Yetersizliğin Tanımlanması: Besinlerin hastaya ne şekilde verileceğine hastanın ve hastalığın durumuna göre karar verilmelidir. Ağızdan alabilen hastaya oral beslenme esas alınmalıdır. Bununla birlikte oral beslenme ile yeterli büyüyemeyen çocukların enteral beslenmesi gerekebilir. Enteral beslenmeye başlanmadan önce isteğe bağlı alım arttırılmaya çalışılmalı, enzim dozu tekrar ayarlanmalı, akciğer enfeksiyonu varsa kontrol altına alınmalı ve sonrasında hasta tekrar değerlendirilmelidir. Tüm bunlar düzeltildikten sonra da ağırlık artmıyorsa enteral beslenmeye başlanmalıdır.

Pankreas Enzimleri: Pankreas enzim desteği KF’de beslenme tedavisinin en önemli etmenlerinden biridir. Mide PH’sından etkilenmeyen, aside dirençli, mikrosfer şeklindeki enzim prepatlarının (kreon) geliştirilmesi KF tedavisini etkinleştirip kolaylaştırmıştır. Bu şekilde tedavi intestinal yoldan protein ve yağ kaybını azaltır. Yağ emilimi enzim kullanımı ile %80-90 düzeyine çıkabilir. Süt çocuklarında toz şeklindeki preperatlar süte karıştırılarak öğün öncesinde verilmelidir. Enzim biberondaki mamaya eklenebilir. Yeterli olmayan dozlarda enzim kullanımı genellikle klinikte karın şişliği, karın ağrısı, gaz çıkarma gibi gastrointestinal yakınmalara yol açar.

Pankreas enzim kullanımındaki temel prensipler şunlardır:

  • Her öğünde yemekten yarım saat önce verilmeli
  • Çok yağlı yiyecekler yendiği zaman 1-2 kapsül fazla alınmalı
  • Meyve suyu ve limonata gibi içeceklerle karıştırılmamalı
  • Tamamı 1 öğün yemeğin içine konmamalı
  • Enterik kaplı kapsüllerin tamamı yutulmalı, kesinlikle çiğnenmemeli ve ezilmemeli
  • Gaita sayısı günde 2 seferde fazla olduğunda enzim dozu arttırılmamalı

Hastanın ayına ve tedavinin uygulanmasına göre aylık, üçer aylık ve yıllık kontrolde büyüme eğrisi, ağırlık, boy ve diğer antropometrik ölçümlerin alınması ve diyetin günlük enerji tüketimi, sindirim, emilim ve dışkıda yağ incelenmesi yapılarak düzenlenmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak KF hastalarının erken tanı ve uygun tedavi ile yaşam süresi ve kalitesi arttırılmalıdır. Hastaya ve özel merkezlerde uzman doktor, diyet uzmanı gibi özel bir ekibin izlenmesi, yeniliklere ve hastanın bulgularına göre tedavinin uygulanması gerekmektedir.

kadın sporcu, koşu, koşma, olimpiyat

Dayanıklılık sporlarında beslenme!

Dayanıklılık sporları uzun süreli ve hafif şiddetli 30 dakika- 4 saat aralığında yapılan spor branşıdır.

Süreli dayanıklılık sporlarında kan glikoz seviyesini dengede tutabilmek için ve sıvı kaybının dengelenmesi için ortalama 15 dakikada 250 ml %6 karbonhidrat içerikli sıvı tüketimi önerilmektedir. Protein; Kas yapısını korumak için protein tüketimi önemlidir. Bireyler ortalama ihtiyaçlarına göre günlük 1.1-2.0 g/kg/gün protein tüketimini sağlamalıdır. Yağ; Yağlar enerji kaynağı olarak önemlidir. Yağda çözünen vitaminlerin emilimi için gereklidir. Enerji gereksiniminin artış göstermesi ile birlikte yağ tüketimi de artış göstermektedir.

Beslenme sporcunun yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, spor türü vb. durumlara göre değişiklik göstermektedir. **Beslenme uzmanına danışınız.

Dayanıklık sporları öncesi karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spordan 1 saat önce 1-2 g/kg karbonhidrat tüketilmeli. Kompleks ve kolay tüketilebilir karbonhidrat kaynakları olmalı.

Dayanıklılık sporları esnasında karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spor sırasında amaç sıvı kaybını dengelemek ve glikojen depolarını doldurmaktır.  Yaklaşık 15 dakikada bir 200-250 ml %6 karbonhidrat içerikli sıvı tüketim önerilmektedir.

Dayanıklılık sporları sonrasında karbonhidrat tüketimi,

Karbonhidrat; Egzersiz veya spor sonrası glikojen depolarını doldurmak için 6 saat boyunca tekrarlar halinde karbonhidrat tüketimi sağlanmalı.

hayvansal yağ hamuru ve amonyaktan oluştuğu, Mc Donald's, İngiliz aşçı Jamie Oliver,

Yağlı ve şekerli diyetler 4 gün içinde hafızaya zarar veriyor!

Yeni bir araştırmaya göre; yağlı ve şekerli bir diyet sadece dört gün içinde hafızanıza, dikkatinize ve ruh halinize zarar verebilir.

Amerikan Nöroloji Akademisi tarafından yapılan araştırmaya göre; yağlı ve şekerli gıdalar çok zararlı, öyle ki dört gün içinde hafızaya zarar verebiliyor. Business Insider‘da yer alan habere göre; Amerikan Nöroloji Akademisi tarafından yapılan araştırmaya göre; yağlı ve şekerli gıdalar çok zararlı, öyle ki dört gün içinde hafızaya zarar verebiliyor.

4 Gün boyunca yağlı ve şekerli beslendiler

Çalışmada, 4 gün boyunca kahvaltıda yüksek yağlı ve şekerli yiyen katılımcıların verileri incelendi. Yağ ve şeker içeren beslenme programının kişinin düşünme ve hatırlama gibi becerilerini kötü yönde etkileyerek bilişsel sağlığını bozduğu belirlendi.

Oxford Üniversitesi‘nde yapılan bir başka deney ise, yüksek yağlı diyetin beş gün boyunca tüketildiğinde, dikkat ve hafıza fonksiyonunun yanı sıra ruh hali değişimlerine de yol açtığını gösterdi.

Zayıflık, sağlıklı olmak değildir

Aşırı kilolu olmak, pek çok kişi için sadece kendisine uygun kıyafetler bulma mücadelesi değil. Aşırı kilo, tüm vücudu etkileyen bir gerçek. Kalp krizi ve diyabet görülme olasılığı bu kişilerde oldukça fazla. Ancak uzmanlara göre bu açıklama, ince insanların rahat bir nefes alabileceği anlamına gelmiyor.

Hem Circulation hem de Lancet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre; sağlıklı bir görünüm, sağlıklı bir bedene sahip olduğunuz anlamına gelmiyor. Eğer zayıfsanız ama yine de sağlıksız bir diyetiniz varsa ve egzersiz yapmaktan kaçınıyorsanız  hala kanser, kalp krizi ve diyabet riski altındasınız.

Avustralya’nın Sydney şehrindeki Macquarie Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada, zayıf olan tüm insanların ortalama yüzde 23’ünün hayatları boyunca, aşırı kilolu ve hatta obez olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösterdi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-yagli-ve-sekerli-diyetlerin-dort-gun-icerisinde-hafizaya-zarar-verdigi-kesfedildi-11-681-78686.html
yağ kaybı diyetisyen gizem nur savacı

Yağ kaybı hedeflenmeli

Çoğu danışanımdan ilk görüşmemizde duyduğum ilk cümleler:

Ben yemesem çok güzel kilo veriyorum.
Daha önce bir ayda 8 9 kilo verdim geri aldım.
Kilo verince yüzüm çöktü , herkes hasta mısın diye sordu.
Ben ….. diyeti ile ….. kadar kilo verdim ama sonra çok daha fazla kilo aldım.
Kilo verdikten sonra vücudum çok sarktı.

Bu ve bunun gibi pek çok cümleyi sizlerde kuruyorsanız aman dikkat… Kilolarınız vücut yağınızdan gitmiyor olabilir.

Diyetisyen Gizem Nur Savacı

Hedefimiz yağ kaybı

Sağlıklı bir diyet programının tek bir hedefi olmalıdır. O da kas eksiği olan bireylerde bu eksiği tamamlayıp yağ hücrelerinin içindeki yağ miktarını azaltmak . Eğer yağ yakımı olmadan sadece tartıdaki azalmalarla yetinirseniz bu kayıp daha çok kas ve vücut suyunuzdan olacak buda vücudunuzdaki sarkma ve deformasyonlarda artışı sağlayacaktır. Kastan kaybettiğiniz kilo, yeniden kilo aldığınızda kas miktarınızın değil, yağ miktarınızın artması ile sonuçlanır. Uzun vadede bu şekilde kilo verip almalar kaslarınızın güçsüzleşmesine neden olur.

inbody vücut analiz yağ cihazı, gerçek diyetisyenler sitesi

Hemen kilo vereyi derken sağlığınızdan olmayın

Kısa süre verilen kilolar sağlığınıza zarar vererek ,vücudunuzda vitamin ve minerallerin yetersizliğine neden olur. Kısa sürede kilo vermeyi hedefleyen bireyler birçok besini tüketmemektedir. yapılan bu yanlış beslenmeye bağlı olarak ilerleyen dönemlerde bireylerde pek çok sağlık sorunu ortaya çıkmaktadır. Örneğin; B vitaminleri eksikliği sinirlerinizi bozarak depresyona girmenizi, kalsiyum eksikliği kemik dokunuzun bozulmasını, demir eksikliği saç, cilt, tırnaklarınızın sağlıksız olmasına neden olur.

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Kilo vereceğim derken cildiniz solmasın

Bilinçsizce yapılan diyet uygulamalarında ilk yapılan hataların başında yağ tüketimini tamamen sıfırlamak yer alıyor. Beslenmenizden yağı tamamen çıkartırsanız yağda eriyen A,D,E,K vitaminlerinin yetersizliğine neden olursunuz. Yağ içeriği dengesiz ve yetersiz diyetlerle zayıflayan kişilerin bir süre sonra saçları dökülmeye, cansızlaşmaya, tırnakları kırılmaya, cildi soluklaşmaya başlar.

şişmanlık ve obezite

Geçmişte yaptığınız yanlış diyet uygulamaları sizi üzmesin

Maalesef ki bazı danışanlarımda geçmişte yaptıkları yanlış diyet girişimleri sebebiyle bir direnç ile karşılaşıyoruz. Gerçekten sağlıklı bir diyet programı uygulamaya başladığımızda, eskiden yapılan tüm yanlış diyetler vücutlarında kilo vermeye direncini artırıyor. Bir süre sonra eskisi kadar kolay kilo verilemiyor. Bu nedenle kilo vermek isteyen bireylerin daha sabırlı, eğer mümkünse bir uzman gözetiminde doğru beslenme kurallarını öğrenip hayat tarzı yapmaları gerekmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

Natürel sızma, Natürel sızma zeytin yağı, Natürel sızma zeytinyağı, natural birinci, natural ikinci, riviera zeytinyağı, zeytinyağı, zeytinyağı kaç kalori, zeytinyağı faydaları, zeytinyağı yararları, Mitolojide ölümsüz ağaç, Mitolojide ölümsüz ağaç nedir,

Oil pulling yaparken dikkat edilmesi gereken 5 şey

Oil pulling Türkçeye yağ çekme olarak çevriliyor. İşlemin amacı sağlıklı ağız ve diş yapısına sahip olmak…

sıvı yağ, zeytin yağ

Oil pulling nedir? Detaylı bilgi için yazımızı okuyabilirsiniz.

  • Yağ, asla gargara yapılmamalıdır.
  • Yağ, boğaza getirilmemeli ve yutulmamalıdır.
  • İşlemin etkili olması için en az 15 – 20 dakika uygulanmalıdır.
  • Eğer ardından diş macunu kullanılacaksa ev yapımı bir macun tercih edilmelidir.
  • Uygularken aç karna olunmalı, sabah uyanır uyanmaz uygulamak en idealidir.

oil pulling

Oil pulling uygulamasının hemen ardından dişlerinizi macunla fırçalamak yerine karbonatlı su ile çalkalayıp ardından ara ara değiştirerek, karbonatla, çay ağacı yağı ile, karanfil yağı ile veya limon yağı ile dişlerinizi fırçalayabilirsiniz…

Sağlık bakanı recep akdağ atama kpss diyetisyen puan

Sağlık Bakanı’ndan “palm yağı” açıklaması

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, son günlerde gündeme gelen ve dünyaca ünlü Nutella’nın içinde de yer alan Palm yağı (palimiye) yağı tartışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.

palmiye yağı, palm yağı, kanser

Kısıtlama yok, araştırılacak

Bakan Akdağ,

Biliyorsunuz bu husustaki uygulamalar Tarım Bakanlığı denetimi altında. Bizde bakanlık olarak irtibat halindeyiz. EFSA bu konuda bazı açıklamalar yaptı. Ancak risk düzeyi için daha ileri bir çalışma yapılması gerektiğini de söyledi. Şu anda EFSA açısından, Dünya sağlık Örgütü açısından Palm yağı (palimiye) yağına ilişkin bir kısıtlama kararı yok ama bunun riskli olabileceği ve çalışmaların sürmesi gerektiğini söyledi. Tarım bakanlığımız bu konuda çalışmalarını sürdürüyor. Palm yağı (palimiye) ya da (trans yağları) kızartma yağlarının kullanılması, bugün risk tespit edilemese bile yarın öbür gün risk olabilir. Biz daha tabii beslenmeliyiz. Günlük gıda tüketimimizin ana maddesi haline getirmemeliyiz. Tabii ürünler tüketmeye dikkat etmeliyiz, açıklamasında bulundu.

Sağlık bakanı recep akdağ atama kpss diyetisyen puan

MC Donald’S İddiasına açıklama

Akdağ,

Bugüne kadar yapılan çalışmalarda bu maddeye ülkemizde rastlanılmamıştır, dedi. Bu konu hakkında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinin koordine halinde çalıştıklarını ifade etti.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3, Ayşe özgül

Balık yağının sağlığa etkileri

Yağ tüketiminin yaşamın sürekliliği için gerekli olduğu ilk kez 1929 yılında yağsız diyet verilen farelerde, büyümede gerilik, hastalık ve ölümlerin gözlendiği çalışma sonucunda bildirilmiştir.

b12, balık, deniz ürünleri, su ürünleri
Yetişkin bir insan beyninin kuru ağırlığının %50-60’ı lipidlerden ve bunun %35’i uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerini içeren fosfolipidlerden oluşmaktadır. Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri olan α-linolenik asit ve linoleik asit, vücut için elzemdir ve özellikle bebeklik ve yaşlılıkta önem kazanmakla birlikte tüm yaşam süresince gereklidir.

omega 3 ve diyet

İnsan vücudunun sağlıklı şekilde gelişmesi, çalışması ve hastalıklardan korunması için beslenmenin önemi son yıllarda giderek daha da üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Yağlar insan beslenmesi için gerekli olan en önemli unsurlardan biridir. Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirmekte, aynı zamanda yüksek enerji kaynağı sağlamaktadır. İnsan vücudu esansiyel yağ asitlerini sentezleyemedikleri için bunların gıdayla alınması gerekir; yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) kaynağını da yine yağlar oluşturmaktadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

İlk insanların diyetindeki n-6: n-3 oranı 1:1 iken günümüzde bu değer yaklaşık olarak 10:1 düzeyindedir. Bu durum, gıdalarla n-3 yağ asidi alımının azalması ve bitkisel yağ kullanımının yaygınlaşması nedeniyle ortaya çıkmıştır. Normal bir batılı diyetinin n-3’leri yeterince içermediği, bunları sağlayan en iyi kaynağın balık olduğu bilinmektedir. Balık yağları, karasal hayvanlardan elde edilenlere göre beslenme açısından daha değerlidir. Balık yağı %20 oranında doymuş yağ asitlerini içerirken; doymamış yağ asitlerini ise %80 düzeyinde ihtiva etmektedir. Bu doymamış yağ asitlerinin büyük çoğunluğunu da çoklu doymamış yağ asitleri oluşturmaktadır. Balık yağları n-3 grubu yağ asitleri olan EPA ve DHA asitlerin ise tek kaynağı konumundadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Balık yağı tüketiminin sağladığı faydalar

Yüksek kolesterol

Omega 3’ün en çok bilinen faydası kolesterolü düşürmesidir. Omega 3 sadece kötü kolesterol olarak bilinen “LDL kolesterolü” düşürmekle kalmaz aynı zamanda “HDL” yani iyi kolesterolü yükseltir.

Yüksek tansiyon

Omega 3 yüksek tansiyonun düşürülmesine 2 farklı şekilde yardımcı oluyor. İlki damarlarda kasılmaya neden olarak kan basıncını yükselten bazı hormonların (eicosanoidler) üretimini baskılıyor, ikinci olarak ise tansiyonu yükselttiği bilinen zihinsel stresi azaltarak kan basıncının normal seyrini kolaylaştırıyor.

Kalp hastalıkları

Balık yağında bulunan EPA ve DHA adlı omega 3 yağ asitleri kandaki yağ oranını (trigliseritleri) düşürerek kalp krizi, inme ve kalp krizi geçirmiş kişilerde görülen anormal kalp ritmini önlüyor.

Bunlara ek olarak yapılan araştırmalar düzenli olarak alınan omega 3 yağ asitlerinin damar sertleşmesi (ateroskleroz) riskini azalttığını ve damar tıkanıklığına yol açan “plak oluşumunu” geciktirdiğini ortaya koyuyor.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Eklem iltihabı (Romatoid artrit)

Balık yağlarının kas ve eklemlerdeki yangıları azaltmak, artriti yavaşlatmak gibi yararlar sağladığı bilinmektedir. Bir araştırmada romatoid artrit hastalarına morina karaciğeri yağı kapsül halinde verilmiş ve sabah tutulmalarında, eklem ağrıları ve şişmelerinde, mevcut ağrıların şiddetinde azalma sağlanmış; hastaların bu uygulamadan memnuniyetinin üst seviyede olduğu belirtilmiştir

Astım

Diyetle alınan balık yağlarının astım hastalığı üzerindeki olumlu etkileri de bilinmektedir. Bunun başlıca nedeninin diyetle alınan balık yağlarının damar yüzeyini genişletmesi ve bu sayede dokular tarafından daha fazla oksijenin alınabilmesi olduğu bilinmektedir

Kadın ve çocuklar

Diyetle yeterli miktarda n-3 tüketimi kadınlarda menstural sendromun ve menopoz sonrası sıcak basmasının önlenmesinde olumlu
etkiler sağlamaktadır. Diyette önemli miktarda EPA ve DHA bulunmasının hamileliğin kalitesini artırdığı ve fetüsteki beyin gelişimini destekleyici etki sağladığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Beyin

Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; beyin rahatsızlığı risklerini azaltmak, hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, manik depresif sorunları, depresyonu, alzeimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için yağ asitleri tüketimi fayda sağlamaktadır.

Zayıflama

Omega 3’ün kilo vermeye yardımcı olduğu yönünde yapılan çalışma sayısı oldukça az olmasına karşın b
u çalışmalarda elde edilen sonuçlar DHA bakımından zengin spesifik omega 3 takviyelerinin egzersizle birleştiğinde yağ yakımını hızlandırdığı bulunmuştur.
Aynı araştırma sonuçlarında omega 3’ün özellikle aşırı kilolu ve yüksek tansiyonu olan kişilerde kilo vermeyi kolaylaştırdığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Omega 3 ve balık yağı takviyesinin bir zararı var mı?

Gün içinde 3 gramdan daha fazla balık yağı kullanmanın bazı yan etkileri olabilir.

Örnek olarak herhangi bir karaciğer hastalığı sebebiyle karaciğerinde yara bulunanlar balık yağı takviyesi kullandığında karaciğer kanaması riski artabilir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Yüksek dozda balık yağı tüketimi diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolünü zorlaştırabilir. Yüksek tansiyon ilacıyla birlikte alınan balık yağı tansiyonun aşırı düşmesine yol açabilir.

Beslenme zincirinin tepesinde olan karnivor bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilinmekte olup; bu türlerden elde edilen balık yağları bu riskleri taşıyabilmektedir. İyi kontrol edilmeyen ürünlerde bu riskin söz konusu olabileceği de gözden kaçırılmamalı, bu ürünlerin kanunlara uygun üretim yapan firmalardan temin edilmesi ve etiketteki ürün bilgilerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Sonuç olarak; beslenme açısından önemi bilinen n-3 yağ asitlerini içeren balık yağlarının gerek balık tüketerek gerekse diyet takviyesi olarak alınması önem taşımakta olup; günde 3 grama kadar n-3 alınmasının güvenli olduğu belirtilmektedir. Böylece sağlıksız gıdaların vücutta oluşturabileceği istenmeyen etkilerin önüne geçilebildiği gibi, birçok olumlu faydalar sağlamak ta mümkün olabilmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Ayşe Özgül, diyetisyen Ayşe Özgül, diyet uzmanı Ayşe Özgül, beslenme uzmanı Ayşe Özgül, Ayşe Özgül kimdir, Ayşe Özgül diyeti, Ayşe Özgül randevu al, Ayşe Özgül beslenme önerileri, dyt Ayşe Özgül

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: