Sözleşmeli diyetisyenler kadroya geçecek mi?, kpss diyetisyen habeleri, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kamu Hastaneler Kurumu KPSS Diyetisyen

Sağlık Bakanlığı’na yeni personel alımları yapılacak!

Sağlık Bakanlığı’ndan yeni personel alımı bekleyen adayların yüzünü güldürecek açıklamalar art arda geldi.

Sağlık Bakanlığı 2018 yılı sona ermeden yeni alımlar yapacak. 27.000 personelin yetersiz olduğunu söyleyen Samsun Milletvekili Demircan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın yeni alımlar için çalışmalar yaptığını söyledi.

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon Sözcüsü Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, Sağlık Bakanlığı’nın 27.000 personele ek yeni alımlar yapacağını açıkladı. Kamubülteni‘nin meclisteki haber kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na 2018 yılı sona ermeden yeni personel alımları yapılması hedefleniyor.

Konuyla ilgili bir açıklamada Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Samsun Milletvekili Ahmet Demircan’dan geldi. Ahmet Demircan,

Evet, Türkiye’de sağlık alanında personel açığımız var. OECD ülkeleri ve Avrupa ortalamasının gerisindeyiz. Gerek hekim açığımız var gerekse de çalıştırdığımız sağlık personeli açığımız. Ama bu açıkları kapatabilmek için Türkiye’nin önemli bir gayretinin olduğunu da unutmayalım. Mesela geçtiğimiz yıl KPSS’yle 27.000 sağlık personeli aldık. Bu 27.000 sağlık personeli içerisine ihtiyaca göre hemşire, ebe, sağlık teknikeri ve teknisyenlerinden oluşan bir kadro atandı. Yeter mi? Yetmez. İnşallah bu sene, Sayın Bakanımız bu konuda gereken personel çalışmasını yapıyor, dedi.

Kamu Bülteni
http://www.kamubulteni.com/kamu-haberleri/az-once-aciklandi-saglik-bakanligi-na-yeni-personel-alimlari-h3797.html

Holistik Beslenme Diyet

Yaşam kalitesi nedir?

Yaşam kalitesi, bugün toplumların ulaşmayı amaçladığı en önemli evrensel hedeflerden birisidir.

Temelde Maslow (1970)’un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile ilişkilendirilmekte ve subjektif bazda kişinin yaşam doyumu ile ilişkili olduğundan, bu ihtiyaçların kantitesi (nicelik) ile birlikte kalitesi (nitelik) ile de ilgilenmektedir.

Yaşam kalitesinin incelenmesinde ortak bir standart veya göstergeler sistemi bulunmamakla birlikte, objektif ve sübjektif olmak üzere iki açıdan incelenmektedir. Bu çalışmada, konuyla ilgili yapılan çalışmalara dayanarak yaşam kalitesi göstergeleri; “cinsiyet, yaş, medeni durum, sosyal destek, yaşanılan konut ve özellikleri, sağlık, eğitim, gelir, iş yaşamı, boş zaman aktiviteleri” başlıkları altında sınıflandırılmış ve yaşam kalitesi üzerinde etkili olan bu göstergelere ilişkin literatür verilmeye çalışılmıştır. Çalışmalar genel olarak kadın olmak, yaşlı olmak, dul veya boşanmış olmak, düşük eğitim düzeyi, düşük gelir düzeyi, zayıf sosyal destek, yaşanılan konutun ve özelliklerinin yetersizliği, iveğen ve/veya süreğen bir hastalığa sahip olmak, düşük iş doyumu ve boş zaman aktivitelerinin yetersiz olması gibi faktörlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü göstermektedir.

Dergi Park
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/232472
koenzim q10

Koenzim Q10

Koenzim Q10 hücre mitokondrisinde bulunan bir enzimdir.

Enerji metabolizmasında önemli rolü vardır. Kalp kası gibi sürekli olarak çalışan doku ve organlarda yoğun olarak bulunmaktadır. Koenzim Q10 hücre içi oksijen kullanımını artırmakta böylece enerjinin artmasını ve kullanılmasını sağlamaktadır. Karaciğerde hücre içi enerji transportunu sağlamaktadır.

Koenzim Q10 yağda çözünürlük göstermekte suda çözünürlüğü azdır bu nedenle biyoyararlığı düşüktür. Koenzim Q10 seviyesi yaşlanmaya ve bazı hastalıklara bağlı olarak azalma göstermektedir. Balık, et ve tam tahıllı besinlerde belli bir miktarda bulunmaktadır. Koenzim Q10 beslenme ile alınmaktadır ancak bazı durumlarda takviye gıda olarak dışarıdan alımı sağlanmaktadır.

Koenzim Q10;

  • Metabolizma üzerinde enerji üretimini arttırıcı,
  • Kasları güçlendirici,
  • Kalp sağlığı,
  • Diş ve diş eti sağlığı,
  • Bağışıklık sistemi,
  • Yüksek tansiyon ve
  • Diyabet gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde de etkili olduğu bildirilmiştir.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

En çok hasta muayenesi yapan 10 tıbbi branş!

Sağlık Bakanlığı muayene sayılarını açıkladı! En çok hangi branşta muayene yapılıyor? Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Her Branşta İlk 100 Hastane” başlıklı araştırma sonuçlarına göre en fazla muayene yapılan branşlar açıklandı. İlk 10’a giren branşlar bakın hangileri…

Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü İstatistik, Analiz, Raporlama ve Stratejik Yönetim Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan “Her Branşta İlk 100 Hastane – 2017 Yılı Ocak- Ekim Dönemi Poliklinik, Yatış, Yoğun Bakım ve Acil Servis İstatistikleri” başlıklı araştırma yayınlandı.

Araştırmaya göre, 2017 yılı Ocak-Ekim ayları arasında toplam 295 milyon 808.057 muayene yapıldı. Yapılan muayene sayısına göre ilk 100’e giren hastanelerin değerlendirildiği raporda, branşlara göre muayene sayıları da incelendi.

Branşlara göre sıralama da yapıldı

İlgili dönem içerisinde branşlara göre muayene sayıları incelemesi sonucuna göre en fazla muayene acil servislerde olurken en az muayene gerçekleştiren branşlar ise en az ise çocuk genetik hastalıkları ile çocuk kalp ve damar cerrahisi branşları oldu.

Yapılan araştırmada en çok muayene yapılan 10 branş sıralaması

  1. Acil Tıp,
  2. İç hastalıkları,
  3. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları,
  4. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları,
  5. Göz Hastalıkları,
  6. Kadın Hastalıkları ve Doğum,
  7. Ortopedi ve Travmatoloji,
  8. Genel Cerrahi,
  9. Deri ve Zührevi Hastalıkları,
  10. Nöroloji
Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/saglik-bak/tr-saglik-bakanligi-muayene-sayilarini-acikladi-en-cok-hangi-bransta-muayene-yapiliyor-2-13-75924.html

Turuncu Sağlık’ın 9. sayısını hâlâ incelemediniz mi?

2014 yılı Ekim ayında temelleri atılan 2015 yılı Nisan ayında yayın hayatına başlayan Turuncu Sağlık Dergisi, iki ayda bir yayınlanmaktadır.

turuncu sağlık

Derginin amacı ülkemizde ve dünyada sağlık bilimleri ve özellikle de beslenme alanında kaydedilen güncel gelişmeleri aktarmak, geleceğin sağlık ordusuna katılacak insan gücünün yeni bilgilere ulaşabilmesini sağlayarak en üst düzeyde bilgi ve beceri kazanmasını desteklemek, sağlık açısından doğru bilinen yanlışlar gibi çok sayıda konu hakkında bilgiler paylaşmaktır. Bu dergi #gerçekdiyetisyenler tarafından hazırlanmıştır. Saygılarımızla…

http://www.turuncusaglik.com/sayi-9/

balık gözde bulat

Denizden gelen sağlık: “Balık”

1 eylül ile birlikte av yasağının kalkmasıyla tezgahlara taze balıklar çıkmaya başladı. Balığın sayısız faydasından bahsetmeden önce taze balığın özelliklerinden bahsedelim.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

  1. Gözleri parlak ve lekesizdir,
  2. Solungaçları kırmızımsı pembe renktedir,
  3. Pulları ve yüzgeçleri diridir,
  4. Kasları sert ve esnek durumdadır. Ayrıca kaslara parmak ile basıldığı zaman bırakılan iz hemen düzelir,
  5. Ayrıca taze balığın kokusu yoktur.

b12, balık, deniz ürünleri, su ürünleri

Taze balığın özelliklerinden bahsettiğimize göre balığın faydalarından bahsedelim. Balık iyi kalite protein içerir. A, K ve B grubu vitaminleri ile iyot, fosfor ve çinko gibi minerallerin iyi kaynağıdır. Yağlı balıkları yağsız balıklara göre daha çok enerji içerir. balıklar sahip oldukları omega 3 yağ asitleri sayesinde kalp dostudur, koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucudur.

Balık içeriğindeki vitaminler ve mineraller sayesinde zihni açar ve unutkanlığı önler. Depresyon ilaçlarının çoğunda omega 3 yağ asidi bulunur. Balık sinir sisteminin düzenlenmesinde faydalıdır. Kemikleri ile birlikte tüketilen balılar önemli miktarda kalsiyum içerir ve  kemik erimesinin önlenmesinde faydalıdır.

Sayısız faydası olan balığı hafta da en az bir kere tüketmeye önem vermeliyiz.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
sağlık bakanlığı ATAMA

Sağlıkta istihdam yetersizliği dramı!

Sağlık çalışanının, hasta ve hasta yakınının şikayet ettiği konuların temel nedeni istihdam yetersizliğidir.

  • Şiddettin nedeni istihdam yetersizliğidir.
  • Mesleki hataların nedeni istihdam yetersizliğidir.
  • Asosyal bir yaşama mahkum edilmenin nedeni istihdam yetersizliğidir.

Tüm sorunlarımızla kaderine terk edilmiş bir yalnızlık içerisinde mücadele ediyoruz

Bir sağlık çalışanı tuttuğu nöbet nedeni ile 20 ayda yapması gereken mesaiyi 12 ayda yapıyor. Yani bir yılda emsali memurlardan 8 ay daha fazla çalışıyor. Buna karşılık ise daha az ücret alıyor!

Yetmedi, yetmiyor…

Sağlık çalışanlarının önemli bir kesiminin eşi ya sağlıkçı ya asker ya da polistir. Yani eşleri de nöbet tutan meslek mensubudur. Nöbet nedeni ile ayın 25 günü birbirini görmeyen ailenin ve anne ile babasını bir arada göremeyen çocuğun dramından bahsediyoruz.

Tüm bunlara karşılık…

Memuru ayda 60 saat çalışan bakanlığa 70 bin atama yapılıyor iken memurunu ayda 310 saat çalıştıran bakanlığa ise 10 bin atama yapılıyor!!!

Bu kabul edilebilir bir durum değildir

Bu drama sessiz kalmayalım. İlle de istihdam, illa ki istihdam diyelim…

Medi Haber
http://www.medihaber.com/sendika/istihdam-eksikliginin-saglik-calisanlarina-yasattigi-dram-h5256.html
hünnap (gözde bulat)

İyi antioksidan: “Hünnap”

Eylül ayında olgunlaşan ve ekim ayının sonuna kadar rafları süsleyen, ülkemizde Marmara Bölgesi, Güney ve Batı Anadolu bölgelerinde yetişen hünnabı daha yakından tanıyalım.

hünnap

Hünnap cehrigiller familyasına aittir. Zeytin büyüklüğünde ve çoğunlukla iğde ile karıştırılan bir meyvedir. Hünnabın üzerinde kahverengi tonlarında tüketilebilen ince bir kabuk bulunur. Çin’de çok fazla tüketilen hünnabın tüketimi ülkemizde yaygın değildir ve ülkemizde innabi, ünnap ve çiğde adı ile bilinir.

Hünnap

 

Hünnabın yararları

  • A ve C vitamininden zengin olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • İçeriğindeki niasinden (B3 vitamini) dolayı kan dolaşımını düzenler ve aynı zamanda sinir sistemi için faydalıdır.
  • İyi bir antioksidan olan hünnap karaciğer hastalıklarından kansere birçok hastalığa iyi gelir. Kansere iyi gelmesinin sebebi serbest radikallere karşı açtığı savaş ve kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemesidir.
  • Lif içeriği yüksek olduğu için kabızlığa iyi gelir ve sindirim sistemini düzenler.
  • Kalsiyum ve magnezyum içeriğinden dolayı kemik sağlığı için faydalıdır.
  • Düşük kaloriye sahip olmasına rağmen kişiye enerji verir ve zinde kalmasına yardımcı olur. Bu özelliğinden dolayı sporcular tarafından tüketilebilir.
  • Potasyum içeriğinden dolayı kalp damar hastalıklarına iyi gelir.

Hünnap kurutulmuş olarak tüm yıl tüketilebilir ve kurutulmuş hali aktarlarda bulunabilir. Taze hali ise mevsimi geldiğinde manavlarda, pazarda ve büyük marketlerde bulunabilir.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan

Sağlık Bakanı: “Sağlıktaki dönüşüm tamam, şimdi sağlıkta gelişim ve kalite dönemi”

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Sağlıktaki dönüşüm gerçekleşti. Şimdi sağlıkta gelişim ve kalite dönemi bundan sonra başlamış oluyor, dedi.

Demircan, incelemelerde bulunmak üzere geldiği Erzincan Havalimanında Vali Ali Arslantaş, AK Parti Erzincan Milletvekilleri Sebahattin Karakelle ve Serkan Bayram, Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy ile kurum yöneticilerince karşılandı. Valiliği ziyaret eden Demircan, girişte valilik şeref defterini imzalayıp Vali Arslantaş’tan makamında kent hakkında bilgi aldı.

Bakan Demircan, burada yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 2003 yılından beri bütün alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da fevkalade güzel gelişmelere sahne olduğunu, sağlıkta önemli dönüşümlerin olduğunu, sosyal güvenlik ve hastanelerin birleştirildiğini söyledi.

Sağlık standardının giderek arttığını ve çıtanın belirli bir yere geldiğini belirten Demircan,

Sağlıktaki dönüşüm gerçekleşti. Şimdi sağlıkta gelişim ve kalite dönemi bundan sonra başlamış oluyor. Biz gelişen canlı dinamik bir ülkeyiz. Elbetteki bu nedenle sağlık alanındaki hizmetlerde bulunduğu yerde kalmayacak, yerinde saymayacak daha yukarı devam edecek. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi . Türkiye coğrafyasının dünyanın en umut vadeden güçlü insanlığın vicdanı olma onuru kendisinde yakasında taşıyan bir ülke. Bu aziz millet yüz bin mülteciyi alamayan Avrupa’nın karşısında 3,5 milyon mülteciyi bağrına basmış ve onlara her türlü hizmeti vermiştir, diye konuştu.

İnsanoğlunun ana rahmine düşmesinden defin ruhsatına kadar sağlık hizmetlerinin sorumluluk alanında olduğunu hatırlatan Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Dünya hayatının başlangıcından sonuna kadar yedi yirmi dört hizmet eder. Stop edilmeyen bir motor gibi çalışmak zorunda sağlık hizmeti. ‘Şu dönem bitti şimdi tatildeyiz’ diyemeyiz sağlık hizmeti böyle bir hizmet. Elbette ki insanımızın sadece tedavi edici hizmetlerinde yokuz. Bütün sağlıkta önleyici hizmetlerde de varız. Önce hasta olmanın önüne geçmeliyiz. Bunun için uğraşıyoruz, bir kurumumuz zaten bu alanda çalışıyor. Öbür taraftan da buna rağmen hasta olursa vatandaşımız onun tedavi edilmesi için elimizden gelenin en yüksek standartta yapmak görevimiz ve yapıyoruz da.

Şehir hastaneleri modelini geliştireceklerini vurgulayan Sağlık Bakanı Demircan,

Türkiye bugün dünya standartlarının üzerinde bir sağlık hizmeti üretiyor. Bu giderek de yukarı doğru çıkıyor, çıkacak inşallah. Biz şehir hastaneleri modelini daha da geliştireceğiz. İkinci basamak, üçüncü basamak hastanelerimizin hizmetini de o standarda o seviyeye getiriyoruz. Ve bu bize şunu sağlayacak. Türkiye aynı zamanda sadece 80 milyon kendi vatandaşına 3,5 milyon ilave sığınmacı kardeşlerimize hizmet veren bir ülke değil, çevresinde ve uzaklardan gelip bu hizmeti almak isteyenlere de hizmet veren bir ülke konumuna hızla gidiyor, değerlendirmesinde bulundu.

Pakistan ile protokol imzalandı

Türkiye’nin sağlık turizmi açısından rakamların yukarı doğru tırmandığının altını çizen Demircan, şunları kaydetti:

Türkiye sağlık turizminde rakam yukarıya doğru tırmanıyor ve önümüzdeki yıl hedef 25 milyar dolar. Şu anda mesela en son bir gelişmeden bahsedeyim, Pakistan’la yaptığımız bir protokol gereği oradaki kardeşlerimiz Türkiye’de karaciğer transplantasyonu (organ nakli) ameliyatlarını olmak üzere buraya geliyorlar. Donörleri yanında hasta geliyor, biz burada karşılıyoruz. Ameliyatları yapılıyor, geriye gönderiliyor. Bunun gibi pek çok alanlarda Türkiye sağlık hizmeti veriyor. Sağlık hizmetinde halkın memnuniyet oranı 35-40’lardan %70-75’lere çıktı. Tabi burada kalmayacak. Bunu daha yukarı taşımak zorundayız.

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan daha sonra üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Serdar Savaş‘ı makamında ziyaret etti.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-saglik-bakani-demircan-sagliktaki-donusum-tamam-simdi-saglikta-gelisim-ve-kalite-donemi-11-681-74571.html
fitokimyasallar

Flavonoidlerin sağlığa etkileri – I

Meyve ve sebzeler, lezzetin yanında bitkisel kimyasalları içermekte ve bunlar hastalıklara karşı koruyucu etki göstermektedir. Bu koruyucu etkiyi sağlayan aktif bileşiklere fitokimyasal denilmektedir.

Fitokimyasallar:

  • kanserler,
  • koroner kalp hastalıkları,
  • diyabet,
  • yüksek kan basıncı,
  • inflamatuar, viral, parazitik hastalıklar ve
  • psikolojik hastalıklar gibi çeşitli hastalıklar üzerine yararlı etkiler gösterir.

fitokimyasallar

Kronik hastalıkların oluşmasına bazı serbest oksijen radikali neden olmaktadır. Bu nedenle de fitokimyasalların önemi artmaktadır.

Oksidatif stresin:

  • protein,
  • DNA ve
  • lipitler üzerine zararlı etkisi olmasından dolayı kalp hastalıkları ve kanser oluşma riski artar.

fitokimyasallar

Eğer DNA hasarı onarılmazsa mutasyonlara, zincir ve kromozom kırılmalarına neden olur. Kopan parçalar değişik yerlere yerleşir. Bu hasarı önlemek veya en aza indirmek için yeterli miktarlarda antioksidan tüketilmelidir. Bu antioksidanları yapay şekilde veya ilaç olarak almak yerine doğal olarak tüketilmelidir.

Diğer fonksiyonel bileşiklerle birlikte alınması sinerjistik etki ile etkinliğini daha fazla göstermektedir.

fitokimyasallar

Hastalıkların önlenmesi ve tedavi sürecinde bitkilerde bulunan:

  • karotenoidler,
  • antioksidan vitaminler,
  • fenolik bileşikler,
  • terpenoidler,
  • indoller etkilidir.

fitokimyasallar yazı dizisi

Yeni çalışmalarda:

  • çay kateşinleri,
  • domates likopeni,
  • yeşil yapraklı sebzelerden lutein ve
  • zeaksantin gibi fitokimyasalların da hastalıklar üzerine yararlı etkileri olduğu bildirilmiştir.
Her hafta flavonoidlerin bir hastalık üzerine etkisini inceleyeceğiz. Takipte kalın…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı atamalarının gecikme nedeni açıklandı!

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın yeni personel alımı konusunda geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamaların ardından sabırsızlanan sağlık personeli adayları çeşitli platformlarda konuyu haklı olarak dile getirmekte ve bir kamuoyu oluşturma çabasındadırlar.

Çeşitli haber sitelerinde bu hususda haberler çıkmakta ve sanki alımın önündeki engel Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ imiş gibi lanse edilmektedir. Sağlık Bakanlığı yetkilileri Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ‘ın talimatıyla gerekli çalışmaları yapmış gerekli işlemler tamamlanmış ve konu Maliye Bakanlığı’na iletilmiştir.

Bu saaten sonra top Maliye Bakanlığı’nda

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ Türkiye Cumhuriyeti tarihinden en çok sağlık personeli alan bakandır. Bunun unutulmamasını önemle rica ederiz…

hipospadias pelin güloğlu

Hipospadias ve vejetaryen diyetleri

Hipospadias, çocuğun idrar yaptığı deliğin penisin ucunda değil de altında olmasıdır. Bu duruma halk arasında peygamber sünneti de denilmektedir. Hipospadias oranı son on yıllarda artmıştır ve gebelik sırasında anormal bir hormon durumundan kaynaklandığına dair spekülasyonlar ortaya atılmıştır.

bebek, pediatri

Tarihe göz atacak olursak

1990’lı yılların başlarında, ABD için hipospadiasın ülke çapındaki oranı, 10,000 doğumda yaklaşık 37 vaka, ya da 270 vaka ( 3 ) idi. Haziran 2012’den bu yana, birçok yeni veri bildirildi. Hipospadiasın hafif formlarının -ki bunlar en çok gözlenen vakalardır- ( 3 ) diğer formlarına nazaran nispeten onarılması daha kolaydır. Cerrahi onarımla beraber genellikle normal ya da neredeyse normal fonksiyona ve görünüme sahip gelecekte de herhangi bir probleme yol açmayacak penise sahip olunabilinmektedir.

doğum, sezaryen, kadın duğum, jinekoloji, bebek

Haziran 2012 itibariyle, vejetaryen olmayan ve vejetaryen olmayan hamile kadınlardan doğan erkeklerde hipospadias vakalarını karşılaştıran altı çalışma yapılmıştır. Tablo 1’de bu durum listelenmiştir:
bebek, pediatri

Tablo 1. vejetaryen annelerden doğan erkeklerde hipospadias vakalarının oranı

Ders çalışma Tip Erkek Sayısı Vakalar Vejetaryenler Vejetaryen vakalar Oran
İngiltere 2000 ( 2 ) Aday 6296 51 321 7 5.0 (2.1, 11.9)
Hollanda 2007 ( 7 ) Vaka Kontrolü 834 583 17 10 0.6 (0.3, 1.6)
İsveç ve Danimarka 2008 ( 1 ) Vaka Kontrolü 719 291 22 14 4,6 (1,6,13)
İngiltere 2009 ( 10 ) Vaka Kontrolü 949 467 168 77 0.85 (0.61, 1.2)
Hindistan 2011 ( 11 ) Vaka Kontrolü 200 80 123 52 1.28 (.71, 2.3)
ABD 2012 ( 9 ) Vaka Kontrolü 4368 1250 43 10 0.6 (0.3, 1.2)

Sadece prospektif bağlantıyı inceleyen ilk çalışma özelliğini gösteren İngiltere’de yapılan çalışma, vejetaryen bir diyetin hipospadias oranını beş kat artırdığını ve istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu bulmuştur.2007 yılından beri, çeşitli ebatlarda beş olgu kontrol çalışması yapılmıştır. Birisi vejetaryen anneler için 4.6 kat daha yüksek bir risk bulmuşken, diğer dördü herhangi bir risk artışı bulamamıştır.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bu çalışmaların ikisinin üzerine düşmek gerekir: Vejetaryen diyeti ile hipospadias arasında bir bağlantı bulan 2000 İngiltere çalışması ve bağlantı bulamamış olan 2012 ABD çalışması. 2000 yılında İngiltere’deki yapılan çalışma, prospektif bir çalışmadır ve prospektif çalışmalar genellikle diyet düzenine daha fazla odaklanmaktadır, böylece diyet modellerinin yanlış tanınma riski daha azdır. Bununla birlikte vejetaryen ve hipospadias durumunda, vaka kontrol çalışmalarında yanlış tanımlanan diyet paternleri muhtemelen daha fazla gözlenen bir konudur, çünkü beslenmenin ortaya çıkışı hipospadias teşhisi konduktan kısa bir süre sonra gerçekleşmiştir.

2012 ABD araştırması çok büyük bir araştırmaydı, tesadüfi şans bulguları olasılığı ise düşüktü – aslında 2000 İngiltere çalışmasından yaklaşık 25 kat daha fazla hipospadias vakası içeriyordu. Bunlara ek olarak, bu iki çalışma vejetaryen diyetlerin araştırılması amacıyla tasarlanmışken, diğer çalışmaların amacı daha kapsamlıydı. Bu nedenle, 2012 ABD araştırmasına ağırlık vermemizle beraber, farklı bulgularla en önemli iki araştırmaya sahibiz.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Burada neler olabilir?

İlk tahmin, vejetaryanlarda ve hatta bazı lakto-ovo vejetaryenlerde B12 vitamini eksikliğinin, hipospadias riskini arttırmış olabileceği düşünülmektedir. Ve 2000 yılı İngiltere ve 2012 ABD çalışmaları arasındaki ara dönemde, vegan topluluğunda B12 vitamini ihtiyacının neden risk oluşturduğunu açıklayan birçok eğitim vardı. Bununla birlikte, anneleri B12 vitamini eksikliği taşıyan vejetaryen bebeklerin çok sayıda belgelenmiş vakası vardır ve bilindiği kadarıyla bu çocuklardan hiçbirinin hipospadiasla doğdukları bildirilmemiştir. Ek olarak, bu araştırmalardaki kadınların çoğunun, vejetaryen değil, lakto-ovo vejeteryan olduğu belirtilmiştir. Görünüşe göre, vitamin B12 eksikliğini giderebilmek mümkündür.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bir karbon metabolizmasında yer alan folat (veya folik asit), kolin ve metiyonin gibi diğer moleküllere ne olacak?

Folik asite gelince, bir 2006 meta- analizinde ( 6 ) folik asit takviyesinin hipospadiasın önlenmesine etkisi görülmemiştir.

Fakat metiyoninin bu durumda rol oynayabileceğine dair bir miktar kanıt vardır ( 12 ). Ulusal Doğum Kusurlarını Önleme Çalışmasından (ABD, 2009) gelen bir raporda, 1.870 mg’dan fazla günlük metiyonin tüketen kadınlar, hipospadiaslı bir bebeğe yakalanma riskini % 40’a kadar önledi (0.6, 0.4-0.9).

Metiyonin önemli bir amino asittir, çoğu gebe kadın için günde 1.870 mg’ın altında, vejetaryenler için günde 1,870 mg tüketimi önerilebilir. Daha fazla kanıt olmamasına rağmen, muhtemelen günde 1,870 mg’a kadar tüketmek gereksizdir. Bununla birlikte, hamile bir veganın diyetinin bol miktarda metiyonin içerdiğinden emin olmak gerekir. Metiyonin bitkisel gıdaların bazılarında yüksektir . Protein, tempeh, fıstık, yulaf ezmesi, kinoa ve spagettide vardır.

Vegan diyetlerinde düşük olabilecek besin niteliğindeki kolin, Ulusal Doğum Kusurlarını Önleme Çalışması’nda araştırıldı ( 12 ). Yüksek kolin alımları ile hipospadias riski (.7, .5-1.1) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı, ancak yine de vejetaryenler üzerinde düşünülmesi gereken bir besindir. İşte, ilişkin bilgiler incelendiğinde kolin alan hamile veganların bu aminoasiti yeterince aldığına emin olunmalıdır.

Zehirli maddelerin hipospadiasın bir nedeni olabileceği yönünde spekülasyonlar ortaya atıldığı için, 2000 İngiltere çalışması organik sebzelerin satın alımını da incelemiştir. Yazarların belirttiğine göre:

Maalesef, sadece 163 anne her zaman organik sebze satın aldı; Bu annelerden hiçbirinin hipospadiaslı bir oğlu olmadığına dair bir görüş mevcut, en fazla bir vaka bekleniyordu. Bazı zamanlarda organik sebze satın alanlar arasında (% 0,8’inde hipospadias, organik olarak yetiştirilen sebzeleri hiç satın almayan% 0,6’ya kıyasla) risk azalması görülmemiştir.

Pestisit ve organik sebze bağının bir parçası olabileceği halde, herhangi bir sonuç çıkarmak için yeterli istatistiksel güç mevcut gibi görünmemektedir.

Son olarak, vejetaryenlik konusunda tartışmasız bir yiyecek var: Soya! Endişe duyulan nokta soyadaki bitki östrojenlerinin erkek çocukların cinsel gelişimlerine müdahale edebilmesi durumudur.

Her ne kadar (2.95, .90, 9.68), soya sütü içmek yerine (3,7, .87-15,4) içmek ve soya etlerini haftada birden fazla yemek yemesine karşın 2000 yılında İngiltere’de yapılan prospektif bir çalışmada, bulgular istatistiksel olarak önemli değildi. Bu çalışmada, soya sütü ve eti yiyerek yalnızca vejetaryen olmaktan ayrı bir şekilde ayrılmak zor olabilir. Yazarlar şunları yazdı:

Etin yerini alan soya tüketimi, kısmen sığır eti ile ilgili son zamanlarda yaşanan sorunlardan ve kısmen de ‘sağlıklı beslenme’ kavramlarından dolayı İngiltere’de artmaktadır. Şimdi vejetaryen tarzı yemeklerin ortaya çıkışı ile birlikte gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır ve yenilebilir tüm bitki maddesinin, fitoestrojenlerinin (özellikle izoflavonlar) en yüksek konsantrasyonlarını sağlar. Bununla birlikte, soya tüketicileri tarafından günlük ekzojen östrojenlere maruz kalma oranı tahmini, örneğin oral kontraseptiflerden elde edilenle karşılaştırıldığında, en az seviyededir.

sütçü imam, sütlaç, sütyen, süt filmi, süt çeşitleri, süt alerjisi, süt gaz yapar mı, sütün faydaları, sütün yararları, süt kalorisi

Soya sütü

Düşük seviyede maruz kalma, fitoöstrojenlerin biyolojik aktivitesinin düşük olduğu düşünülürse, muhtemelen küçük riskleri (veya yararları) ortaya çıkaracaktır. Bununla birlikte, uzun süreli maruz kalma, vücuttaki fitoöstrojenlerin biyolojik olarak önemli seviyelere ulaşmasına neden olabilir. Daha deneysel veriler elde edilinceye kadar insanlar üzerindeki olası etkileri ortadadır. MacLusky, fitoöstrojenlerin dolaylı rolünü araştırdı: Fitoöstrojenler, doğrudan östrojenik bir etkiye sahip olmak yerine, diyetteki diğer faktörlerle etkileşebilir ve ‘normal östrojen biyosentezi ve hareketi’ ile bir etkileşime neden olabilirler.

Tablo 2. Hipospadias & Soya (2004) 4

Soya proteini alınması
Yok 1.00
0-20 g / gün 1.1 (.5, 2.5)
20+ g / gün 1.0 (.5, 2.2)

Hollanda’da bir 2004 araştırması ( 4 ) soya alımını ve hipospadiayı miktarını ölçmüş ve soya alımı ile ilgili herhangi bir bağlantı bulamamıştır. Sonuçlar Tablo 2’de verilmiştir.
vejeteryan beslenmesi izmir diyetisyen

Sonuç

En kötü senaryoya göre, 2000 İngiltere çalışmasına dayanarak, vejetaryen bir annenin hipospadiaslı bebek sahibi olma şansı % 4 olacaktır. İlk rapordan beri ortada olan sonuç, vejetaryen bir diyet ile hipospadias arasında hiçbir ilişki bulunmamasıdır. Bu, Birleşik Krallık’ın 2000 yılındaki çalışmasından yaklaşık 25 kat daha fazla hipospadias vakasıyla en son yapılan 2012 ABD araştırmasıyla noktalanmıştır. Bu, vejetaryen bir diyetin belirgin bir risk oluşturmadığı konusunda makul bir güven vermektedir. Hamile vejetaryenlerin, metionin ve kolin almalarını sağlamak, olası riskleri hafifletmeye yardımcı olabilir.

Bu yazının referansları için tıklayınız.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı’ndan atama haberi!

Göreve başlamak için gün sayan sağlık personeline sevindirici haber Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’ndan(TKHK) geldi.

sağlıkta şiddet

Atamalar yapıldı mesajı!

Bakanlık, 2.992 kişinin yüzünü güldürdü. TKHK, açıklamasında şöyle dedi:

2016/7 ÖSYM yerleştirmesi sonucu Kurumumuz kadrolarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun (DMK) 4. Maddesinin (b)bendi kapsamında sözleşmeli statüde yerleşen sağlık ve yardımcı sağlık hizmetliler sınıfı 2.992 personelin (Hemşire, sağlık memuru, sağlık teknikeri, lisansiyer) yerleştirilmesi yapılmıştır.

psikoloji, psikolog, psikiatri, psikologlar derneği

Psikologlar “sağlık bilimleri lisansiyeri değil” kararını bozdu

Türk Psikologlar Derneği ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası tarafından YÖK aleyhine Danıştay Sekizinci Dairesinde açılan iptal davasında karar çıktı.

psikolog

Psikoloji mezunlarının Psikolog unvanını kullandıklarını ancak, Sağlık Bilimi Lisansiyeri sayılmadığına ilişkin Yükseköğretim Yürütme Kurulu Kararı hakkında Danıştay tarafından yürütme durdurma kararı verilmiştir.

Bunun üzerine, Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 22 Şubat 2017 tarihli toplantısında alınan karar neticesinde Psikoloji bölümü mezunlarının Sağlık Bilimi Lisansiyeri sayılmamasına yönelik karar iptal edilmiştir.

sahte doktor diyetisyen, çakma uzman

Bakan uyardı: “Sosyal medyadaki bu sözde uzmanlar cezalandırılacak”

Sosyal medyada hekimler reklam yapabilir mi?”

Kendilerini doktor gibi tanıtan kişilerin sosyal paylaşım sitelerindeki reklam ve tanıtımları hakkında inceleme başlatıldı.

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, kendilerini doktor gibi tanıtan kişilerin sosyal paylaşım sitelerindeki reklam ve tanıtımları hakkında inceleme başlatıldığını belirterek,

sahte doktor diyetisyen, çakma uzman

Bu insanlar, hastaları hem istismar etmekte hem de bu hastaların bilimsel tedavi yöntemlerinden uzaklaşarak daha ciddi sağlık sorunları yaşamalarına sebep olmaktadır, dedi.

Tüfenkci yaptığı açıklamada,

Bakanlığa gelen şikayetler doğrultusunda başlatılan incelemede doktor olmayan şahısların, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde tüketiciyi yanıltıcı reklam ve tanıtım yaptıklarını tespit ettiklerini söyledi.

sahte doktor diyetisyen, çakma uzman

Söz konusu reklamlarda, insan sağlığı üzerinden para kazanmayı hedefleyenlerin:

  • doğal tedavi uzmanı,
  • profesyonel masör,
  • biyoenerji uzmanı,
  • reiki master gibi

unvanlar kullanıldığına dikkati çeken Tüfenkci, bu kişilerin:

  • böbrek yetmezliği,
  • meme kanseri,
  • felç ve
  • benzeri birçok hastalığı iyileştirildiğini iddia ederek sağlık sorunlarına çare arayan kişileri yanılttığını ve mağdur ettiğini belirtti.

sahte doktor diyetisyen, çakma uzman

Tüfenkci, Türkiye’de hasta tedavi etme yetkisinin, yalnızca tıp fakültesinden mezun olan ve bu alanda diploma sahibi tabiplere ait olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun çerçevesinde, tabiplik mesleğini icra edenlerin dahi reklam yapmaları yasak olup, tabiplerin sadece isimlerini, ihtisas alanlarını, akademik unvanlarını, muayenehane yer ve saatlerini belirten ilan verebilmelerine müsaade edilmektedir. Buna karşın doktor olmayan şahısların, Facebook ve Twitter gibi sosyal mecralarda ve muhtelif internet sitelerinde, kendilerini doktor gibi tanıtarak hastaları tedavi ettikleri, alternatif tedavi yöntemlerini uyguladıkları, tıp alanında bilimselliği kanıtlanmamış yöntemlerle hastalıkları iyileştirdikleri iddiaları, hastaları hem istismar etmekte hem de bu hastaların bilimsel tedavi yöntemlerinden uzaklaşarak daha ciddi sağlık sorunları yaşamalarına sebep olmaktadır.

Tüketicilerin sağlığına ve ekonomik çıkarlarına zarar veren bu tür reklamlar hakkında, Bakanlığın gerekli incelemeleri yaptığına işaret eden Tüfenkci, ilgili şahıslar hakkında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca Reklam Kurulu tarafından idari para ve bu reklamları durdurma cezası uygulandığını aktardı.

Bakan Tüfenkci, reklam mevzuatını ihlal eden bu şahısların, dolandırıcılık suçları kapsamında ilgili kurumlara ve Cumhuriyet savcılıklarına bildirildiğini de kaydetti.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3, Ayşe özgül

Balık yağının sağlığa etkileri

Yağ tüketiminin yaşamın sürekliliği için gerekli olduğu ilk kez 1929 yılında yağsız diyet verilen farelerde, büyümede gerilik, hastalık ve ölümlerin gözlendiği çalışma sonucunda bildirilmiştir.

b12, balık, deniz ürünleri, su ürünleri
Yetişkin bir insan beyninin kuru ağırlığının %50-60’ı lipidlerden ve bunun %35’i uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerini içeren fosfolipidlerden oluşmaktadır. Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri olan α-linolenik asit ve linoleik asit, vücut için elzemdir ve özellikle bebeklik ve yaşlılıkta önem kazanmakla birlikte tüm yaşam süresince gereklidir.

omega 3 ve diyet

İnsan vücudunun sağlıklı şekilde gelişmesi, çalışması ve hastalıklardan korunması için beslenmenin önemi son yıllarda giderek daha da üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Yağlar insan beslenmesi için gerekli olan en önemli unsurlardan biridir. Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirmekte, aynı zamanda yüksek enerji kaynağı sağlamaktadır. İnsan vücudu esansiyel yağ asitlerini sentezleyemedikleri için bunların gıdayla alınması gerekir; yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) kaynağını da yine yağlar oluşturmaktadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

İlk insanların diyetindeki n-6: n-3 oranı 1:1 iken günümüzde bu değer yaklaşık olarak 10:1 düzeyindedir. Bu durum, gıdalarla n-3 yağ asidi alımının azalması ve bitkisel yağ kullanımının yaygınlaşması nedeniyle ortaya çıkmıştır. Normal bir batılı diyetinin n-3’leri yeterince içermediği, bunları sağlayan en iyi kaynağın balık olduğu bilinmektedir. Balık yağları, karasal hayvanlardan elde edilenlere göre beslenme açısından daha değerlidir. Balık yağı %20 oranında doymuş yağ asitlerini içerirken; doymamış yağ asitlerini ise %80 düzeyinde ihtiva etmektedir. Bu doymamış yağ asitlerinin büyük çoğunluğunu da çoklu doymamış yağ asitleri oluşturmaktadır. Balık yağları n-3 grubu yağ asitleri olan EPA ve DHA asitlerin ise tek kaynağı konumundadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Balık yağı tüketiminin sağladığı faydalar

Yüksek kolesterol

Omega 3’ün en çok bilinen faydası kolesterolü düşürmesidir. Omega 3 sadece kötü kolesterol olarak bilinen “LDL kolesterolü” düşürmekle kalmaz aynı zamanda “HDL” yani iyi kolesterolü yükseltir.

Yüksek tansiyon

Omega 3 yüksek tansiyonun düşürülmesine 2 farklı şekilde yardımcı oluyor. İlki damarlarda kasılmaya neden olarak kan basıncını yükselten bazı hormonların (eicosanoidler) üretimini baskılıyor, ikinci olarak ise tansiyonu yükselttiği bilinen zihinsel stresi azaltarak kan basıncının normal seyrini kolaylaştırıyor.

Kalp hastalıkları

Balık yağında bulunan EPA ve DHA adlı omega 3 yağ asitleri kandaki yağ oranını (trigliseritleri) düşürerek kalp krizi, inme ve kalp krizi geçirmiş kişilerde görülen anormal kalp ritmini önlüyor.

Bunlara ek olarak yapılan araştırmalar düzenli olarak alınan omega 3 yağ asitlerinin damar sertleşmesi (ateroskleroz) riskini azalttığını ve damar tıkanıklığına yol açan “plak oluşumunu” geciktirdiğini ortaya koyuyor.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Eklem iltihabı (Romatoid artrit)

Balık yağlarının kas ve eklemlerdeki yangıları azaltmak, artriti yavaşlatmak gibi yararlar sağladığı bilinmektedir. Bir araştırmada romatoid artrit hastalarına morina karaciğeri yağı kapsül halinde verilmiş ve sabah tutulmalarında, eklem ağrıları ve şişmelerinde, mevcut ağrıların şiddetinde azalma sağlanmış; hastaların bu uygulamadan memnuniyetinin üst seviyede olduğu belirtilmiştir

Astım

Diyetle alınan balık yağlarının astım hastalığı üzerindeki olumlu etkileri de bilinmektedir. Bunun başlıca nedeninin diyetle alınan balık yağlarının damar yüzeyini genişletmesi ve bu sayede dokular tarafından daha fazla oksijenin alınabilmesi olduğu bilinmektedir

Kadın ve çocuklar

Diyetle yeterli miktarda n-3 tüketimi kadınlarda menstural sendromun ve menopoz sonrası sıcak basmasının önlenmesinde olumlu
etkiler sağlamaktadır. Diyette önemli miktarda EPA ve DHA bulunmasının hamileliğin kalitesini artırdığı ve fetüsteki beyin gelişimini destekleyici etki sağladığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Beyin

Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; beyin rahatsızlığı risklerini azaltmak, hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, manik depresif sorunları, depresyonu, alzeimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için yağ asitleri tüketimi fayda sağlamaktadır.

Zayıflama

Omega 3’ün kilo vermeye yardımcı olduğu yönünde yapılan çalışma sayısı oldukça az olmasına karşın b
u çalışmalarda elde edilen sonuçlar DHA bakımından zengin spesifik omega 3 takviyelerinin egzersizle birleştiğinde yağ yakımını hızlandırdığı bulunmuştur.
Aynı araştırma sonuçlarında omega 3’ün özellikle aşırı kilolu ve yüksek tansiyonu olan kişilerde kilo vermeyi kolaylaştırdığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Omega 3 ve balık yağı takviyesinin bir zararı var mı?

Gün içinde 3 gramdan daha fazla balık yağı kullanmanın bazı yan etkileri olabilir.

Örnek olarak herhangi bir karaciğer hastalığı sebebiyle karaciğerinde yara bulunanlar balık yağı takviyesi kullandığında karaciğer kanaması riski artabilir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Yüksek dozda balık yağı tüketimi diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolünü zorlaştırabilir. Yüksek tansiyon ilacıyla birlikte alınan balık yağı tansiyonun aşırı düşmesine yol açabilir.

Beslenme zincirinin tepesinde olan karnivor bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilinmekte olup; bu türlerden elde edilen balık yağları bu riskleri taşıyabilmektedir. İyi kontrol edilmeyen ürünlerde bu riskin söz konusu olabileceği de gözden kaçırılmamalı, bu ürünlerin kanunlara uygun üretim yapan firmalardan temin edilmesi ve etiketteki ürün bilgilerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Sonuç olarak; beslenme açısından önemi bilinen n-3 yağ asitlerini içeren balık yağlarının gerek balık tüketerek gerekse diyet takviyesi olarak alınması önem taşımakta olup; günde 3 grama kadar n-3 alınmasının güvenli olduğu belirtilmektedir. Böylece sağlıksız gıdaların vücutta oluşturabileceği istenmeyen etkilerin önüne geçilebildiği gibi, birçok olumlu faydalar sağlamak ta mümkün olabilmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Ayşe Özgül, diyetisyen Ayşe Özgül, diyet uzmanı Ayşe Özgül, beslenme uzmanı Ayşe Özgül, Ayşe Özgül kimdir, Ayşe Özgül diyeti, Ayşe Özgül randevu al, Ayşe Özgül beslenme önerileri, dyt Ayşe Özgül

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

ortoreksiya nevroza

Sağlıklı yeme takıntısı: Ortoreksiya

Günümüzde bir tarafta vitamin açısından fakir ve yağ açısından zengin fast-food tipi  beslenme ile aşırı şişmanlamaya (obeziteye) doğru giden bir bozukluk var iken; öteki tarafta zayıf kalmak için şekersiz, tuzsuz ve yağsız yiyeceklere endeksli bir yaşam görülmektedir.

Oysa ikisi içinde sağlıklıdır diyemeyiz. Yeme bozukluğu adı altında sıralayabileceğimiz, Obezite (aşırı şişmanlık), Bulimia (aşırı yeme hastalığı), anoreksiya nervoza (yememe hastalığı) gibi pek çok sorun varken, ortoreksiya, sağlıklı yemek yeme takıntısı da artık litaratüre eklenmiş durumda ve bir çeşit yeme bozukluğu olarak değerlendirilmektedir.

gizli kilo nedirYeme davranış bozukluğu riskinin genetik, çevresel ve sosyokültürel faktörlerin etkisi altında olduğu düşünülmekte, özellikle kendine güveni olmayan, saplantılı, endişeli, çekingen, uysal, utangaç, mükemmeliyetçi kişiliğe sahip bireylerde yeme davranış bozuklukları görülebilmektedir. Çocukluk çağı obezitesi, obsesif kompulsif bozukluklar, sürekli diyet uygulama da yeme davranış bozukluklarına neden olan bireysel faktörler arasında yerini almaktadır. Yeme davranış bozukluklarının ortaya çıkması ise fiziksel, mental, sosyal ve fonksiyonel bozukluklara neden olabilmektedir.

Ortoreksiya kelimesi Yunanca ‘orthos’ (doğru, uygun) ve ‘orexia’ (iştah) kelimelerinin birleşmesiyle ilk kez Steven Bratman tarafından tanımlanmıştır. Ortoreksiya biyolojik yönden saf, herbisit, pestisit veya yapay maddeler içermeyen sağlıklı besinlerin tüketilmesine karşı patolojik bir saplantı olarak açıklanır.  Ortoreksiya’ya bağlı obsesif davranışlar tüketilen yemeğin miktarından çok içeriği ile ilişkilendirilmektedir.

Ortorektikler, mükemmelliğe ulaşma çabalarından ötürü diyetlerini giderek kısıtlama eğilimi göstermektedir ve bu nedenle ortorektik bireylerin besin çeşitliliği oldukça azalmakta ve bunun sonucunda malnutrisyon gelişebilmektedir, Malnütrisyona ek olarak, osteoporoz, menstrüasyon siklusunun bozulması ve kan basıncındaki aşırı düşmeye bağlı kalp sorunları da ortaya çıkabilmektedir.

Yapılan çalışmalar:

  • diyetisyenler,
  • tıp fakültesi öğrencileri,
  • hekimler,
  • anksiyetesi olan bireyler,
  • obsesif kompulsif bireyler ve
  • beden imajına aşırı önem veren bireylerde ortoreksiya nervoza belirtilerine daha sık rastlandığını göstermiştir.

Sağlıklı beslenme ile ilgili çeşitli bilgiler mevcut olup beslenme bilgisi beslenme obsesyonuna yol açabilmektedir. Zayıflığa veya sağlıklı beslenmeye önem verilmesi nedenleri ile yiyeceklerin nasıl hazırlandığını düşünmek veya günün büyük bir çoğunluğunu yiyecekleri düşünerek geçirmek yeme bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilecek önemli risk faktörlerini oluşturabilmektedir.

Ortorektik misiniz?

Bu soruların yarısından çoğuna “evet” cevabı veriyorsanız, Ortoreksiya belirtisi gösteriyor olabilirsiniz.

1- Yemek yerken yediklerinizin kalorisine dikkat eder misiniz?

2- Son üç ay içerisinde besinler konusunda endişelendiğiniz oldu mu?
3- Sağlığınızla ilgili endişeleriniz besin seçiminizi etkiler mi?
4- Sizce, ruhsal durumunuz yeme düzeninizi etkiler mi?
5- Besinler içerisinde sadece sağlıklı olanlarını tüketmek kendinize olan güveninizi arttırır mı?
6- Uyguladığınız beslenme tipi yaşam tarzınızı değiştirir mi? (dışarıda yeme sıklığı, arkadaşlar vb. açısından)
7- Kendinize ne yiyip ne yiyemeyeceğiniz konusunda gittikçe daha katı kurallar mı koyuyorsunuz?
8- Sağlıksız beslendiğinizde kendinizi suçlu hisseder misiniz?
9- Çeşitli yiyeceklerin olduğu bir yerde yiyecek seçmek durumunda kalırsanız kararsızlık yaşar mısınız?
10- Yemeğinizin sağlıklı olması sizin için lezzetli olmasından daha mı önemlidir?
11- Sağlıksız olduğunu düşündüğünüz besinleri yediğiniz olur mu?
12- Daha sağlıklı, daha taze besinler satın almak için daha fazla para harcamak ister misiniz?
13- Sağlıklı beslenme ile ilgili düşünceler sizi günde üç saatten fazla meşgul eder mi?
14- Piyasada sağlıksız besinlerin de satıldığını düşünür müsünüz?
15- Sağlıklı besinler tüketince kendinize olan güveniniz artarken bu şekilde beslenmeyenleri küçümsüyor musunuz?

Her besinin aşırı sağlıklı olmasının istenmesi insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebilir bunun sonucunda anareksiya nevroza gibi başka bir yeme bozukluğunun oluşmasına da yol açabilmektedir. Aşırı derecede takıntı yapmak yerine dengeli beslenme konusunda bilinçli olmak gereklidir.

Beslenmenin insan yaşamını idame ettirme konusunda gerekli olan enerjiyi sağlamak için bir gereksinim olduğunun bilincinde olmak gerekir. Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasıdır. Sağlıklı bir yaşam için diyet yapabilirsiniz fakat dozunu kaçırmamak oldukça önemli gereksiz takıntılar ile sağlığımızı tehlikeye sokmak bir çözüm değildir. . Yemek hiçbir zaman bireyin kendini cezalandırması veya toplumdan soyutlaması için bir gerekçe olmamalıdır. Bu sebeple de sağlıklı beslenme takıntı haline gelerek, besinlerden soğumanıza, psikolojinizi tehdit edecek bir sebep oluşturmasına müsaade etmemelisiniz.

Sağlıklı Beslenin fakat bu aşırı kaygı ile yaşam kalitenizi düşürmesin.

Sağlıkla Kalın…

Kaynaklar

Gezer C., Kabaran S. The risk of orthorexia nervosa for female students studying nutrition and dietetics, S.D.Ü Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt 4 / Sayı 1 / 2013. Arusoğlu G., Merdol Kutluay T., Ortoreksiya Nervoza ve Orto-11’in Türkçeye Uyarlama Çalışması, , Hacettepe Ü Sağlık Teknolojisi YO Beslenme ve Diyetetik Bl., Ankara., Hacettepe Ü Tıp Fak., Psikiyatri AD., Ankara. Türk Psikiyatri Dergisi 2008; 19(3): 283-291

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: