barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Sağlıklı bağırsak florası obeziteye kalkan oluyor!

Bilim insanları, bağırsak florasında bulunan bakterilerin yapısının yararlı yönde değiştirilmesiyle, insülin direncinin ve obeziteye neden olan vücuttaki yağ kitlesinin azaldığını belirtti.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsaklarda yer alan trilyonlarca mikrobun toplu olarak “mikrobiyota” olarak isimlendirildiğini söyledi.

Mikrobiyota değişiklikleri ve bağırsakta vücuda yararlı mikropların azalması ya da fonksiyonlarının bozulmasının, obezite ve diyabet gibi obezite ile ilişkili metabolik hastalıkların gelişmesini kolaylaştırdığının belirlendiğini anlatan Yıldız, bununla ilgili pek çok araştırmanın bilim dünyasıyla paylaşıldığına işaret etti.

Bağırsakta zararlı bakteriler arttığı zaman gıdalarla alınan karbonhidratlardan daha fazla enerji elde edilerek, vücutta yağ ve şeker şeklinde depolandığını aktaran Yıldız,

Bağırsakların geçirgenliğinin artması ile dolaşıma geçen bakteri parçaları düşük dereceli iltihaplanma ile insülin direncini tetikleyerek, metabolizmanın yavaşlamasını ve vücudun yağ depolamasını kolaylaştırıyor. Bu durumda aynı şekilde beslenen ve hareket eden iki kişiden birinde mikrobiyota farklılığı nedeniyle obezite gelişirken diğeri kilo almayabiliyor, diye konuştu.

Hayvan çalışmalarının mikrobiyota üzerinde yapılan değişikliklerin vücut yağ kitlesini ve insülin direncini azalttığını gösterdiğine değinen Yıldız,

İnsan obezitesinde de diyet ve yaşam tarzı değişikliği ile kilo kaybı sağlandığı durumlarda mikrobiyota yararlı yönde değişim gösteriyor, dedi.

Yıldız, insanda mikrobiyotanın 3 yaşına kadar şekillendiğine dikkati çekerek,

Sağlıklı mikrobiyota gelişimi sağlamak ve ileride obezite gelişimini önlemek için normal yolla doğum, anne sütü ve bebeklikte aşırı antibiyotik kullanılmaması önem arz ediyor. Erişkin obez bireylerde prebiyotik özelliği olan lifli gıdalarla beslenme, bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etki gösteriyor, açıklamasında bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/saglikli-bagirsak-florasi-obeziteye-kalkan-oluyor-/1608380
Prof. Dr. Murat Baş

Probiyotikler kilo kontrolüne destek oluyor!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Murat Baş, uygun probiyotik kullanımının ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bağırsak sağlığını desteklediğini belirterek, bunun da yiyecek alımıyla iştahın azalmasını sağladığını söyledi.

Prof. Dr. Baş, kilo kontrolü ve sağlıklı mikrobiyata ilişkisinin, sindirim ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olan probiyotiklerin kilo kontrolündeki etkisinin ele alındığı toplantıda, aşırı kilonun artık küresel bir problem olduğunu ve obeziteye bağlı ölümlerin sayısının her geçen yıl arttığını belirtti.

Baş, 1980’den beri obezite ve fazla kilonun yetişkinlerde %27,5, çocuklarda %47,1 oranında artış gösterdiğini, dünyada obez veya aşırı kilolu olan yetişkin nüfus oranı %37 iken, son 33 yılda obezite oranı düşen ülkenin tespit edilmediğini vurgulayarak, bu durum karşısında sağlık örgütleri, araştırma kuruluşları ve bilim dünyasının sağlıklı kilo kontrolüne ilişkin tedbirler almaya başladığını kaydetti.

Bağırsak/bağırsak bariyerinin yaklaşık 400m2 bir yüzeyi kapladığını dile getiren Baş, vücudun enerji harcamasının yaklaşık %40’ını kullandığını ve hemen hemen her 5 günde bir yenilendiğini söyledi.

Probiyotikler, tokluk hormonlarının salınımını destekler

Bağırsak mikrobiyotası ve vücut ağırlığı arasındaki bağlantının kapsamlı olarak birçok çalışmada incelendiğini kaydeden Baş, probiyotiklerin sindirim sağlığını düzenlediğinin altını çizerek, normal ağırlıktaki kişilere göre, kilolu ve obez kişilerin mikrobiyotalarının bozulduğunu söyledi.

Prof. Dr. Murat Baş, probiyotiklerin yağ depolanmasını azalttığına ve dışkı ile yağ atımına destek olduğuna işaret ederek, yapılan çalışmalarda probiyotik takviyesinin, sürekli açlık ve yemek yeme isteği hisseden kişilerde ağırlık kaybını artırdığını ifade etti. Bağırsaklarda üretilen glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) hormonunun kan şekeri seviyesini düzenlemede etkili olduğunu anlatan Baş, şunları kaydetti:

GLP-1

Besinler bağırsaklara girdiğinde, bağırsaklarda üretilen bir hormondur. GLP-1 hormonu kan şekeri seviyesini sabit tutmada önemli bir rol oynar ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Vücut ağırlığı kaybından hemen sonra meydana gelen iştahtaki azalma, kısmen GLP-1’in artmasından kaynaklanmaktadır. Bağırsak sağlığı bozulduğunda GLP-1 hormonu seviyesi azalır ve beraberinde iştah artar. Bu nedenle, bağırsak sağlığı bozulmuş kişilerin vücut ağırlığı artma eğilimindedir. Uygun probiyotik kullanımı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları, bağırsak sağlığını destekleyerek GLP-1 hormonu seviyelerini yükseltir ve bu da yiyecek alımının ve iştahın azalmasını sağlar.

Bilim insanı Henna Maria Uusitupa da 2007’de başlayıp 2018’e kadar devam eden klinik çalışmada Bifidobacterium Animalis Lactis B420 probiyotik suşunun düzenli kullanımında total vücut yağ kitlesini düşürdüğünü gözlemlediklerini belirtti. Uusitupa,

Gastrointestinal sistemin kilit fonksiyonu epitel bütünlüğü korumak. Epitel doku bozulduğunda obezite gibi metabolik hastalıklar ortaya çıkıyor. Araştırmamızda Bifidobacterium Animalis Lactis B420’nin epitel bütünlük üzerindeki geliştirici etkisi nedeniyle kilo kontrolüne cevap verdiğini, sağlıksız beslenme ile biriken yağ kütlesinde azalma sağladığını gördük, ifadelerini kullandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/probiyotikler-kilo-kontrolune-destek-oluyor/1593877
isü mikrobiyata

Türkiye’de ilk mikrobiyota laboratuvarı açıldı!

Laboratuvarda hastalıklara çözüm arayacaklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Filiz Sağlam,

Doktor doktor dolaşıp hiçbir şekilde çare bulamamış insanlara umut olmak istiyoruz. Hastalıkları belki mikrobiyota yüzünden çözülememiştir. Bizde bunun çözümünü bulabilirler, dedi.

Türkiye’nin ilk ‘Mikrobiyota Tahlil Laboratuvarı‘nı açan İstinye Üniversitesi sadece sağlık kurumlarına değil, vatandaşlara da hizmet verecek.Üniversitede aynı zamanda geniş katılımlı bir ‘Mikrobiyota Günleri’ düzenlendi. Üç oturumda probiyotik, karaciğer yağlanması ve İrritabl Bağırsak Sendromu ile mikrobiyota ilişkisi masaya yatırılarak, hastalıkları önlemede alınacak tedbirler konuşuldu.

Ülkemizin mikrobiyota haritasını çıkartıyoruz

Bağırsaktaki bakteri topluluğuna mikrobiyota denildiğini söyleyen İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Ulukaya,

Bu teknolojiyle mikrobiyota analizi yapacağız. Ülkemizin mikrobiyota profilini çıkartmayı düşünüyoruz. Ülkemizdeki insanlar nasıl bir bakteri profiline sahip, bunları uzun vadede ülkemizin sık görülen hastalıklarıyla ilişkilendireceğiz ve bu bize çok büyük faydalar sağlayacak. Ülkemizdeki hastalıklarla bağını ilişkilendirirsek belki de sadece probiyotiklerle yani bakteri tedavisiyle bir tür yoğurt tedavisiyle bir çok hastalığın önüne geçeceğiz. Bu ülkelerin sağlık bütçelerinde müthiş bir rahatlama sağlayabilir. Mevcut cihazımız yüksek teknolojili bir cihaz ve bu anlamda Türkiye’de bir ilk. Biz tüm bakterileri son teknolojiyle analiz etmiş olacağız, diye konuştu.

Rafine gıdalar

İstinye Üniversitesi Tıbbi Mikro Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Filiz Sağlam ise mikrobiyotaların insan vücudunda bazı yaşamsal fonksiyonları yerine getirdiğini vurguladı. Özellikle sindirimde çok önemli olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Sağlam şunları söyledi:

“Vücudumuz bazı bakterileri sindiremiyor ve bu bakteriler sayesinde sindirilip kanımıza karışarak bize faydalı bir ürün olarak geri dönüyor. Rafine gıdaların tüketimiyle mikrobiyotamız değişti ve eski fonksiyonlarını yapamaz hale geldi. Bu da obezite, fonksiyonel bağırsak hastalıkları, ülseratif kolit gibi hastalıkları ortaya çıkardı. Eskiden bu kadar sık görünmeyen hastalıklar, mikrobiyotanın ve yeme alışkanlıklarının değişmesiyle ortaya çıktı.

“Her obezitedisbiyozise bağlı olmayabilir bunun içinde bir analiz yapılması gerek ve bu laboratuarda bunun analizi yapılacak. Acaba mikrobiyota bozulduğu için mi bu hastalık ortaya çıkıyor? Diye bakılacak. Eğer bundan kaynaklıysa diyet, probiyotik, yaşam tarzı değişikliğine daha önem verilecek. Eğer böyle bir sorun yoksa daha değişik çözümlere gidilecek. Testin yapılması bu yüzden önem taşıyor.”

hekim hekim dolaşıp sonuç alamayanlar

Doktor doktor dolaşıp hiçbir şekilde çare bulamamış insanlara bir umut olmak istediklerini belirten Yrd. Doç. Dr. Sağlam, “Hastalıkları belki mikrobiyota yüzünden çözülememiştir. Bizde bunun çözümünü bulabilirler. Mikrobiyotayı merak eden insanlara projelerinde destek vermek istiyoruz. Amacımız daha iyi bir hayat için katkıda bulunmak” ifadelerini kullandı.

Bağırsaklar, genel sağlığın göstergesi

Düzenlenen ‘Mikrobiyota Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılan Probiyotik Prebiyotik Derneği İkinci Başkanı ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlüde, özellikle bağırsak mikrobiyotasının çok önemli olduğunun dile getirdi. Bağırsak mikrobiyotası tüm mikrobiyotanın yüzde 95’ini oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Alagözlü,

Dolayısıyla bağırsak bakterileri sağlığımızın bir göstergesi. Bağırsak sağlığı bir çok hastalıklarla ilişkili bulunmuş ve yapılan çalışmalarda, şeker hastalığı, huzursuz bağırsak sendromu, iltihaplı bağırsak hastalıkları, obezite, depresyon alerji, astım gibi bir çok hastalıklarla ilişkili bulunduğu kanıtlanmış, dedi.

Bağırsaktaki bakteriler analiz edilecek

İstinye Üniversitesi’nde açılan bu laboratuarın bu alanda çığır açacağının aktaran Prof. Dr. Alagözlü,

En üst düzey yöntem olduğu için bağırsağımızdaki bakterilerin hepsini analiz ediyor. Bir çok kronik hastalığın belki de nedeni bulunabilecek. Kronik hastalıkta bu nedensel ilişki açıklanmamış. Son makalelerde şeker hastalığı, astım, depresyon gibi birçok kronik hastalıkta mikrobiyotanın ilişkisi ispat edilmiştir, diye konuştu.

Sonuçlar birçok hastalığın habercisi olabilir

İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdal Karaöz ise Türkiye’de hemen hemen hiç yapılmayan ve daha çok dışa bağımlı olunan testleri Türkiye’de yapmayı amaçladıklarını ve bu bağlamda tıbbın ve yaşam bilimlerinin önemli alanı olan mikrobiyota konusunda ilk gerçek laboratuarı İstinye Üniversitesi’nin bünyesinde kurguladıklarını söyledi. Prof. Dr. Karaöz,

Başta kanser olmak üzere, obezite, diyabet gibi birçok hastalığın bağırsaklarımızda bulunan milyarlarca bakteriyle bir ilişkisi olduğu bilim insanları tarafından ortaya kondu. Yapılan araştırmalar bağırsak florasındaki bakterilerle ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Biz bu laboratuardaTürkiye’deki hekimlerimize gaitadan (dışkı) elde edeceğimiz sonuçları sunarak hastalıkları daha doğru tedavi etmeleri noktasında yardımcı olmaya çalışacağız. Bu laboratuarı çok önemsiyoruz. Türk insanlarına ve Türk sağlık sistemine büyük katkılar sağlayacaktır, ifadelerini kullandı.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyede-ilk-mikrobiyota-laboratuvari-acildi-11-681-75804.html