migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migreni frenleyecek yeni ilaç yolda!

Yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren migren hastalığına karşı geliştirilen ve koldan enjekte edildiği için migren aşısı olarak bilinen, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı ilacın, Sağlık Bakanlığı’nca ruhsatlandırılması sonrası Türkiye’de 2020 yılında kullanıma girmesi öngörülüyor.

FDA

Antalya’da düzenlenen 54. Ulusal Nöroloji Kongresi‘ne katılan Türk Nöroloji Derneği Başkan Yardımcısı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neşe Çelebisoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baş ağrısı ile kendisini gösteren migrenin, kişinin iş ve sosyal yaşamında ciddi verim düşüklüğüne neden olduğunu anımsattı. Migrenin 20-65 yaşlarındaki kişilerde görülme sıklığının yaklaşık %16, çocuklarda ise %5 civarında olduğunu belirten Çelebisoy, hastalığın kadınlarda görülme sıklığının ise erkeklere göre 2,5-3 kat daha fazla olduğunu aktardı.

Çelebisoy, ataklarla seyreden olgularda yaklaşık %10, kronik migren hastalarında ise yaklaşık %20 iş gücü kaybı tanımlandığını ifade ederek

4-72 saat devam eden, orta şiddetli, zonklayıcı, sıklıkla tek taraflı, fiziki aktivite ile şiddetlenen, bulantı, kusmanın eşlik edebildiği, ışık ve sesten rahatsızlığın belirgin olduğu baş ağrısı atakları, migren tanısı koydurur. Migren hastalarında doğru teşhis konmayıp hastaların çok miktarda ağrı kesici alarak ağrılarını ortadan kaldırmaya çalışması, sık yapılan yanlış tedavi biçimidir, diye konuştu.

Migrende, atakların ortadan kaldırılmasını ya da sıklığını azaltıcı tedavilerin akla geldiğini dile getiren Çelebisoy, atak tedavisinde, sadece migren ağrısı için geliştirilmiş triptan diye bilinen ilaçların, atak önleyici olarak ise bazı antidepresan, antiepileptik ve bir grup antihipertansif ilaçların kullanıldığını kaydetti. Prof. Dr. Çelebisoy, daha etkin tedavi arayışlarının ise sürdüğünü anlattı.

Halk arasında migren aşısı olarak biliniyor

Migren ağrısının ortaya çıkışında rol alan unsurların kaldırılmasını amaçlayan araştırmalar olduğunu aktaran Çelebisoy, yaklaşık 3 yıldır yapılan çalışmalar kapsamında, migren hastalığının nedenine yönelik özel bir ajan geliştirildiğini bildirdi. Söz konusu ajanın, ağrının santral sinir sisteminde iletimini sağlayan aracı proteine karşı geliştirilen antikorlar içerdiğini ifade eden Çelebisoy, bununla ağrı atak sıklığının azaltılmasının hedeflendiğini vurguladı.

Bununla ilgili önce laboratuvar, ardından klinik hasta çalışmalarının gerçekleştirildiğini anlatan Çelebisoy, klinik çalışma havuzuna, Türkiye’den de 5 merkezden hastalar dahil edildiğini belirtti. Halk arasında “migren aşısı” olarak nitelendirilen ilacın, hastalar için bir umut olduğunu aktaran Çelebisoy, şunları söyledi:

Belirli aralıklarla aylık ya da 3 aylık enjeksiyonlarla uygulanarak migren hastalarında atak sıklığının azaltılması hedefleniyor. Söz konusu ilaçla atak sayısında %50 oranında azalma olduğu, hatta bir grup hastada atakların tamamen ortadan kalkmasını sağladığı görüldü. Bu açıdan önemli. Bu ilaç, daha spesifik, bu nedenle daha etkili olması bekleniyor. İlaç ABD’de FDA onayı aldı, Türkiye’de de başvuru süreci başladı. 2020 gibi bizde de kullanıma geçmesi hedefleniyor.

Geliştirilen ajan ile ilgili çalışmaların devam ettiğini dile getiren Çelebisoy, ilacın kimlerde nasıl yanıt verdiği, iyi yanıt verdiği hastaların da özelliklerine ilişkin analizler yapıldığını ifade etti. Migrenin ölümcül bir hastalık olmadığını ancak iş gücü kaybına, sosyal aktivitelerin engellenmesine, verimliliğin ciddi oranda düşmesine yol açtığını söyleyen Çelebisoy, ilacın önleyici özelliğe sahip olduğunu kaydetti.

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Heyecanla bekleniyor

Mevcut tedavilerde kullanılanların, doğrudan migrenin oluşum mekanizmalarına yönelik ilaçlar olmadığına işaret eden Neşe Çelebisoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

Biz tansiyon ilaçlarının bir bölümü, bir grup depresyon ilacı ve bazı epilepsi tedavisinde kullandığımız ilaçlarla migren ataklarının sıklığını azaltmaya çalışıyoruz ancak bunların hiçbiri direkt spesifik olarak hastalığın mekanizmaları üzerinden etki etmiyor. Yeni geliştirilen ilacın ayrıcalığı mekanizmalar üzerinden etki ediyor olması. Kişilerin yaşamını engelleyen bir hastalık olduğu için bu ilaç büyük bir özlemle heyecanla bekleniyor.

İlacın erişkin hastalar için planlandığını belirten Çelebisoy, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırıldıktan sonra Türkiye’de de kullanılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/migreni-frenleyecek-yeni-ilac-yolda/1330138
Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

İşte bölge bölge Türkiye’nin besin alerji haritası!

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşen Bingöl koordinatörlüğünde yapılan araştırmada, besin alerjisinin bölgesel farklılıklıklar gösterdiği belirlendi.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bingöl başkanlığındaki 50 kişilik ekip, İstanbul, Ege, Akdeniz, Çukurova, Karadeniz Teknik ve Fırat Üniversitelerinin de aralarında bulunduğu, Türkiye’deki farklı bölgelerdeki 25 üniversite hastanesinde besin alerjisine yönelik çalışma yaptı.

Yaklaşık iki yıl süren ve bin 248 besin alerjili çocuk üzerinde yapılan çalışmada, özellikle çocuklarda, astım ve egzamadan büyüme geriliğine, hatta ölüme kadar varan besin alerjisinin, coğrafi farklılık gösterdiği saptandı.

Araştırmaya göre, Ege ve Marmara’da daha çok “süt alerjisi”ne rastlanırken Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde “yumurta alerjisi”nin sık görüldüğü tespit edildi.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde araştırma yapılan çocukların %82,1, Akdeniz’de %71,8, İç Anadolu Bölgesi’nde %66,7, Karadeniz’de ise %55,6’sında yumurta alerjisi saptandı. Aynı yaş grubunda Ege Bölgesi’nde %65,6, Marmara’da ise %63,1’inde süt alerjisi belirlendi.

Besin alerjisinin, %16 hayati risk oluşturan alerjik şokla sonuçlanabildiği de tespit edildi.

Besin alerjisi, hayati sorunlara neden olabilir

25. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Kongresi’nin de başkanı olan Prof. Dr. Bingöl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki çocuklarda besin alerjisinin durumunu öğrenmenin iki yıl süren zorlu bir araştırmayla gerçekleştiğini söyledi.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çocuklarda besin alerjisinin önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini dile getiren Bingöl, şunları kaydetti:

Yaptığımız çalışmanın sonuçlarına göre, Ege ve Marmara’da daha çok süt alerjisi görülürken, Akdeniz, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde yumurta alerjisi sık olarak karşımıza çıkıyor. Kabuklu deniz ürünleri, balık, kuru yemişler ve una karşı da sıkça besin alerjileri görülmekte. Aynı zamanda, pirinç, et, susam gibi daha nadir besinlere karşı da besin alerjisi gelişebilmektedir. Besin alerjisi olan çocuklarda gözlemlediğimiz bulgular, iştahsızlık, kusma, dışkı değişiklikleri, egzama, astım ve büyüme geriliğidir. Bunlar son derece önemli. Besin alerjisi, hayati sorunlara neden olabilir.

Çocuklarda alerjik şoka neden olabilir

Besin alerjisinin çocuklarda alerjik şoka sebep olabildiğini belirten Bingöl, bu hastaların, yanlarında, yaşamı tehdit eden şiddetli allerjik reaksiyonların tedavisinde kullanılan adrenalin kalemi taşımaları gerektiğini aktardı. Bingöl, besin alerjilerinin tanısının önemli olduğuna işaret etti. Fazladan besin alerjisi tanısı koymanın çocuğun ve ailenin yaşam kalitesini bozacağını vurgulayan Bingöl, bunun beslenmeyi de etkileyeceğini belirtti.

Besin alerjisinin teşhis edilememesinin çocukta önemli sağlık sorunlarına yol açacağını ifade eden Bingöl, alerji uzmanlarınca, klinik bulgular, belirtiler fiziki muayene, öykü ve laboratuvar sonuçlarına göre tanının konulabildiğini anlattı.

Yaş grubuna göre de farklılık gösteriyor

Besin alerjisinin coğrafi özellikler taşımasının başlıca sebebi, kişilerin beslenme alışkanlıklarının ve besinin işlenme, pişirilme şeklinin farklı tüketmesindendir, diyen Bingöl, besinin moleküler yapısının, işlenmesine göre değiştiğini söyledi.

Tüm yaş grupları dikkate alındığında, en sık çocuklarda besin alerjisi görüldüğünü dile getiren Bingöl, şu bilgileri aktardı:

Yaş grubuna göre ise 0-2 yaş içerisinde en sık süt, 2-5 yaşlarında süt, yumurta, kabuklu deniz ürünleri, kuru yemişler, balık, ve undan kaynaklanan besin alerjisi görülüyor. Çocuk büyüdükçe deniz ürünleri ve kuru yemiş önem kazanır. Coğrafi olarak zengin bir ülkeyiz. Farklı beslenme alışkanlıkları ve besinlerin farklı tüketim şekilleri, bu besin alerjilerinde farklılıklara yol açabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyenin-besin-alerji-haritasi-cikarildi-iste-bolge-bolge-alerji-gruplari-11-681-79433.html
migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Botoks tedavisinin ilk uygulaması bile migren şiddetini azaltabiliyor!

Nöroloji uzmanları Doç. Dr. Pınar Yalınay Dikmen, Doç. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar ve Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman’ın botoks tedavisinin etkinliğini yansıtan araştırmaları, uluslararası saygın dergilerden Acta Neurologica Belgica’da yayınlandı. Acıbadem Maslak Hastanesi Migren Tedavi Merkezi‘nde gerçekleştirilen araştırma, botoks uygulaması yapılan kronik migren hastalarının %82.8’inde tedaviden etkin sonuç alındığını ortaya koydu. Yapılan araştırmaya göre; kronik migrende tek bir botoks uygulaması bile ağrının sıklığı ile şiddetini azaltabiliyor! Üstelik botoks uygulaması sayesinde hastalar aşırı ağrı kesici almaktan da kurtuluyor.

Migren, günlük yaşamı kısıtlayan ve hastayı karanlık bir odada yatmaya mecbur bırakabilen ciddi bir baş ağrısı tipi… Ataklar son 3 aylık süre içinde ayda 15 gün geliyorsa, bu tablo “kronik migren” olarak adlandırılıyor. Genellikle depresyon, kaygı bozuklukları ve uyku sorunlarının da eşlik ettiği kronik migren, tedavi edilmezse yaşam kalitesini önemli derecede bozan bir hastalık. Mevcut ilaç tedavileri ve yaşam alışkanlıklarında yapılan değişiklikler migren ataklarının sıklığı ile şiddetini azaltma konusunda etkili olsa da, kronik migren hastalarında bu yeterli olmuyor. Sürekli ağrı çeken kronik migren hastaları aşırı miktarda ağrı kesici kullanmanın riskleri ile şiddetli ağrının yol açtığı psikolojik sorunla yaşamak zorunda kalıyorlar. Yüreklere su serpen gelişme ise yapılan araştırmalar sonucunda Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de 2010 yılında, Türkiye’de de 2011 yılında onaylanan “botoks” yönteminin kronik migrenin yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırabilmesi. Üstelik tek bir botoks uygulaması bile kronik migren hastalarında migrenin yarattığı olumsuz etkileri azaltabiliyor.

Uluslararası önemli bir bilimsel dergide yer aldı

Botoks kronik migrenli hastalarda duysal sinir uçlarından salınarak ağrıyı başlatan kimyasal ileticileri bloke ederek etki gösteriyor. Bu kimyasal ileticilerin salınımının önlenmesi sonucunda, cilt altındaki sinir uçlarından santral sistemine ulaşan ağrı yolakları aktive olamıyor ve ağrı beyne ulaşmadan kontrol ediliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Migren Tedavi Merkezi’nde görevli ve aynı zamanda Acıbadem Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olan nöroloji uzmanları Doç. Dr. Pınar Yalınay Dikmen, Doç. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar ve Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış olan botoks yöntemini 2012 yılından bu yana kronik migren hastalarına uyguluyorlar. Kendi hastalarının botoks tedavisiyle ilgili deneyimlerini araştıran uzmanların hazırladıkları bilimsel yayın, yayın kurulu tarafından kabul görerek uluslararası saygın bilimsel dergilerinden biri olan Acta Neurologica Belgica Dergisi’nde Temmuz ayında yayınlandı. A single-center retrospective study of onabotulinumtoxinA for treatment of 245 chronic migraine patients: survey results of a realworld experience adlı makalede, kronik migrende botoks tedavisinin ağrının şiddetini ve sıklığını belirgin düzeyde azalttığı ve hastaların %82.8’sinde tedaviden etkin sonuç alındığı belirtildi.

Aşırı ilaç kullanımını da önlüyor

Acıbadem Maslak Hastanesi Migren Tedavi Merkezi’nde yapılan bilimsel çalışmada, botoks tedavisi olan 245 hastada, uygulama öncesi migrenin yarattığı olumsuz etkilerin (işe gidememe, işteki performansın bozulması, ev işlerini yapamama, çocuklarla ilgilenememe, arkadaş ve aile toplantılarına katılamama) tek bir botoks tedavisi sonrası bile azaldığı ortaya kondu. Botoks tedavisinin hastaların sadece kronik migrenlerini değil, migrenin kronikleşmesinde rol oynayan aşırı ağrı kesici ilaç kullanımlarını önlemede de son derece etkin bir yöntem olduğu aynı çalışmada gösterildi. Ancak hastaların tedavilerine uzmanların önerdiği süre ve biçimde devam etmemeleri durumunda kronik migrenin etkin bir şekilde tedavi edilemeyeceği de çalışmada vurgulandı.

İlk bir yıl 3 ay aralıklarla yapılmalı

Araştırmayı yürüten nöroloji hekimlerinden Nöroloji Uzmanları Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, Doç. Dr. Pınar Yalınay Dikmen ve Doç. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar botoks tedavisinin etkisinin geçici olması nedeniyle enjeksiyonların ilk bir yılda 3 ay aralıklarla yapıldığını, bir yıl sonrasında da enjeksiyon sürelerinin hasta özelinde planlandığını belirttiler. Ayrıca yaptıkları bilimsel çalışmada, botoks tedavisinin etkinliğinin yurt dışındaki meslektaşlarının deneyimleriyle benzer olduğunu gösterdiklerini söyleyerek,

Ekip olarak uzun yıllardır edindiğimiz tecrübeler ışığında, kronik migren hastalarımızda botoks tedavisinin etkinliğiyle ilgili çalışmamızın, yayın kurulu tarafından kabul görüp “Acta Neurologica Belgica” dergisinde yayınlanması bizim için gurur verici bir durum. Hastalarımızdan aldığımız geri dönüşlerle yapmış olduğumuz bu çalışmanın kronik migren nedeniyle günlük yaşam kaliteleri olumsuz etkilenen diğer hastalara da katkı sağlayacağı görüşündeyiz, dediler.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-arastirma-botoks-tedavisinin-ilk-uygulamasi-bile-migren-siddetini-azaltabiliyor-2-12-78262.html
migren melis özkaya

Migrenle başım dertte…

Migren, ataklar ile kendini gösteren ve şiddetli baş ağrısı ile sonuçlanan ve atakların 4 saatten 72 saate kadar sürebildiği nörolojik bir rahatsızlıktır.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Bireylerin sosyal, mesleki ve psikolojik yaşamını önemli derecede etkileyen migreni; stres, mevsimsel değişiklikler, menstrüasyon dönemi, besin intoleransı, uyku kalitesi, parlak ışık, keskin ve ağır koku gibi bir çok bireysel ve çevresel faktör etkilemektedir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Obezite migren ataklarınızı etkiliyor mu ?

Yapılan çalışmalar obezite ve migren arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Migren, beyinde hipotalamusu uyarması nedeniyle iştah artışına neden olup, vücut ağırlığının artmasına ve buna bağlı olarak da obeziteye neden olmaktadır.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Aşırı yemek yemenin migren ataklarını tetiklediğini bildiğimize göre acaba açlık migren ataklarını etkiliyor mu?

Migren hastalarında uzun süreli açlığın meydana getirdiği kan şekeri düşüklüğü baş ağrılarının şiddetlenmesine neden olabilir. Bu nedenle mutlaka ara öğün tüketilmeli ve glisemik yükü düşük olan besinler tercih edilerek ani acıkmaların önüne geçilmelidir.

Peki beslenme alışkanlıklarınızın veya gün içerisinde tükettiğiniz besinlerin de migren ataklarını etkilediğini biliyor muydunuz?

Doğru duydunuz bazı besinler var ki baş ağrılarınızın en büyük sebeplerinden biri …
2010 yılından 200 migren hastası ile yapılan bir çalışmada, katılımcıların %18’inin beslenme alışkanlıklarının, tercih ettikleri besinlerin migren ataklarını tetiklediği sonucuna ulaşılmıştır.

Migren ataklarınızı tetiklememek için dikkat etmeniz gerekenlere gelin birlikte bakalım..

1) Tiramin içeriği yüksek olan besinlerin tüketiminden kaçınınız.

Genellikle fermente ve bayatlamış ürünlerde bulunabilen ve kan basıncının yükselmesine neden olan tiramin; parmesan, mavi küflü peynir, gouda peyniri, İsviçre kaşarı gibi bekletilmiş peynirlerde, bira, şarap, gibi fermente ürünlerde, fümelenmiş veya tütsülenmiş etlerde, balıklarda, soya sosunda doğal olarak bulunan ve migren ataklarının artışına neden olabilen bir maddedir. Bekletilen besinlerde proteinlerin parçalanması sonucu, tiramin miktarı daha da artar, yani bir yiyecek ne kadar çok bekletilmişse ve soğuk ortamda saklanmamışsa , tiramin içeriği de o kadar yüksektir.

2) Aşırı kafein alımınız migren ataklarınızı tetikleyebilir.

Kafein; kahve, yeşil çay, siyah çay, çikolata, kola ve daha bir çok maddede doğal olarak bulunabilen ve uyarıcı etkisi nedeniyle ağrıların şiddetlenmesine ve tetiklenmesine neden olabilen bir maddedir.
Kafeinli içecekler düşük miktarlarda alındığında damarları genişletebilme özellikleri nedeniyle baş ağrılarının azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak günde 200 mg kafeinden (2-3 fincan kahve) daha fazla kafein vücuda alındığında kan basıncındaki artışa bağlı olarak ağrılarının artabilir veya migren ataklarının tetiklenebilir. Bu nedenle aşırıya kaçmadan o çok sevdiğiniz kahvenizi içebilirsiniz tabi ki…

3) Besin intoleransı atakları etkiler mi ?

Bazı gıdalara karşı hassasiyeti bulunan bireylerde, bu gıdaların tüketimi Mhistamin hormonunun artışına, serotonin hormonunun ise azalmasına neden olarak, migren ataklarının tetiklenmesine ve ağrıların şiddetlenmesini sağlar. Bu nedenle hassasiyet oluşturan besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

4) Çikolata migren ataklarınızı nasıl etkiler gelin bir bakalım

Çoğu insanı etkisi altına alan, salgılattığı serotonin hormunu ile mutluluk veren çikolata migren hastaları için de aynı mutluluk etkisini göstermiyor maalesef.. Çünkü çikolatanın içerisinde bulunan feniletamin, teobromin, kafein gibi maddeler migren ataklarının tetiklenmesine neden olabiliyor. Yapılan çalışmalarda migren ağrılarını en çok tetikleyen besinler arasında çikolatanın da olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle özellikle atak dönemlerinde tüketimine dikkat edilmeli ve kakao içeriği %80’in altında olan çikolatalar tercih edilmemelidir.

5) Ağzınızda bulunan bakteriler migren ağrılarınızı tetikleyebilir..

Yapılan çalışmalara göre besinlerle alınan nitratın, ağız boşluğunda bulunan bakteriler tarafından nitrite, nitritin de nitrik okside indirgenmesi damarların genişlemesine neden olur. Damarlarınızın genişlemesi de migren ataklarınızın tetiklenmesinin en büyük nedenlerinden biridir.
Fast food beslenme tarzının vazgeçilmezi olan salam, sucuk, sosis, jambon gibi işlenmiş veya tütsülenmiş et ürünleri nitrit içerikleri nedeniyle damarların genişlemesine, kan akışının hızlanmasına neden olup, migren ataklarının tetikleyebilirler.
Ayrıca yemeklere farklı bir aroma katan, tavuk yemekleriyle bütünleşen soya sosu da nitrit içeriği nedeniyle baş ağrılarınızın şiddetlenmesine neden olabilecek besinler arasında.

6) Zencefil, ataklarınızın azaltılmasına yardımcı olabilir.

Zencefil, prostoglandin adı verilen anti inflamatuar maddeleri içermesi nedeniyle migren ağrılarınızın azaltılmasına yardımcı olabilir. Sofralarınızda zencefili yoğurtlarınıza karıştırarak, salatalarınızda, çaylarınızda, yemeklerinizde kullanarak yer verebilirsiniz.

7) Riboflavin (B2 vitamini) takviyesi migren ataklarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Yapılan çalışmalar riboflavin (B2 vitamini) takviyesinin migren ataklarının önlenmesinde etkili olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle süt, yoğurt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, soya fasülyesi, avocado, mantar, brokoli gibi riboflavin içeren besinlerin tüketimi arttırılmalıdır.

8) Magnezyum desteği migren ataklarınızı önleme de etkili olabilir.

Migren hastalarında, görülen atakların sebebi megnezyum eksikliği olabilir. Bu nedenle magnezyum içeriği yüksek olan kabak çekirdeği, badem, susam, kaju, fasülye, yulaf, karabuğday, yeşil yapraklı sebzeler gibi magnezyum içeriği yüksek olan besinlerin diyete eklenmesi ağrıların azaltılmasına veya migren ataklarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

9) Histamin içeriği yüksek besinlerin tüketimine dikkat edilmelidir.

Alkol, muz, süt, ananas, çilek, kayısı, şeftali, kuru erik, domates, kabuklu deniz ürünleri, kırmızı şarap, lahana turşusu, ıspanak gibi histamin içeriği yüksek besinlerin tüketimi ataklarınızı arttırabilir. B6 veya C vitamini histaminin yarattığı olumsuz etkinin azaltılmasına yardımcı olabileceğinden diyete takviye olarak eklenebilir.

10) Mono sodyum glutamat (MSG) içeren besinler ağrılarınızın tetiklenmesine neden olabilir.

Çin tuzu olarak bilinen ve paketli bir çok ürünün içeriğinde bulunan ve ürünlerin lezzetinin arttırılmasını sağlayan mono sodyum glutamat (MSG), migren hastalarında ağrıların şiddetlenmesine neden olabilen bir katkı maddesidir. Soya sosu da MSG ve yüksek tuz içeriği nedeniyle vücuttan su kaybına neden olarak da baş ağrılarınızın şiddetlenmesine neden olabilir.

11) Migren ataklarınızı hafifleten besinlerin tüketimini mutlaka artırınız.

Somon, uskumru, sardalya, semizotu, ceviz, keten tohumu, keten yağı, chia tohumu, avocado gibi besinlerde fazla miktarda bulunan omega-3 yağ asitleri migren ataklarınızın önlenmesine yardımcı olabilir.
Serotonin düşüklüğü olan migren hastalarında badem, ceviz, susam, kivi, kereviz, kiraz gibi besinlerin tüketiminin arttırılması atakların önlenmesine yardımcı olabilir.

Melisa, papatya, ıhlamur gibi sakinleştirici özelliği olan çayların tüketilmesi ağrıların azaltılmasına ve atakların önlenmesine yardımcı olabilirler.

Bu haftada migren hastalarının besin tercihlerini yaparken dikkat etmesi gereken besinlerden bahsettim. Ağrılarınızın azaltılması veya ataklarınızın tetiklenmemesi için ayrıca su tüketiminizi arttırabilir veya yoga, meditasyon gibi stresten uzaklaştıran aktivitelere yönelebilirsiniz. Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun….

Sağlıkla kalın…

Dyt. Melis ÖZKAYA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İskenderun
migrende diyet fatma yılmaz diyetisyen beslenme

Migren ve beslenme tedavisi

Migren, başın belirli bir bölümünde meydana gelen ve kusmayla birlikte ışığa hassasiyetin meydana geldiği baş ağrısıdır.

Migren tedavisinde ilaç kullanmanın yanı sıra yaşam düzenine de dikkat etmek gerekmektedir. Bu nedenden dolayı migren hastaları uyku düzenlerine dikkat etmeli ve hayatlarındaki stresi azaltma yoluna gitmelidir. Düzenli olarak spor yapmaları da tavsiye edilmektedir. Bunun yanında beslenme düzenlerine de dikkat etmelidirler.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migren tipleri

Aurasız migren

Migren hastalarının %85’inde görülür. 4 – 72 saat süresince atak devam eder. Mide bulantısı ve fotofobi eşlik eder.

Auralı migren

Mide bulantısı ve fotofobi eşlik eder. Nörolojik semptomlarla birlikte görülür.

Oftalmoplejik migren

Retinal migren

Sınıflandıralamayan migren

[irp]

Migren tanısı

  • 4 – 72 saat süreyle kalıcı ağrı olması
  • Tek taraflı olan baş ağrısı
  • Zonklama şeklinde baş ağrısı
  • Bulantı – kusma
  • Fotofobi ve fonofobi
  • Kronik migren için 15 günden fazla ağrının devam etmesi
  • Baş ağrısı nedeni olarak başka hastalık bulunmaması

migren, baş ağrısı

Migrende diyetisyen denetiminde tıbbi beslenme tedavisi

Bazı besinlerdeki bileşenler baş ağrısına sebep olabilmektedir. Bu bileşenlerden bazıları şunlardır: tiramin, feniletilamin, seratonin, vazoaktif aminler, alkol, flavonoid, kafein, bakır… Bunun dışında yiyeceklere sonradan eklenen şeyler de ağrıyı tetiklemektedir. Bunlar ise; monosodyum glutamat, gıda boyaları, gıda aroma vericileri, meyan kökü ekstresi, aspartam gibi…

[irp]

Açlık ve migren

Açlık durumu beyni doğudan etkileyen bir durumdur. Beyin glikozsuz kaldığı zaman damarlarda vazodilasyon olur ve migrenle ilişkilendirilir. Migrenli bireylerde açlık durumunda atağın geçirilme ihtimali %60 artar. Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak hipoglisemiye neden olur bu da migreni tetikler. Gece geç uyuyup sabah geç kalkan bireylerde de bu durum görülebilir ve atak oluşabilir. Bu nedenle en az 3 ana öğün tüketilmeli ve uzun süreli açlık durumundan kaçınılmalıdır. Açlık hissedilmeye başlamadan ara öğünle pekiştirilmelidir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migreni tetikleyen besinler

Migrenli bireylerin bazı besinlere karşı hassasiyeti vardır. Fermente ürünler (peynir, kefir, turşu, sirke gibi), alkol ürünleri (özellikle kırmızı şarap), mayalı ürünler, kafein, yulaf unu, çikolata, kakao, hızlı bir şekilde soğuk içeceklerin tüketilmesi (dondurma ve maden suları gibi) bakırdan zengin olarak nitendirdiğimiz iç organ etleri, sakatatlar olarak sayabiliriz. Diyetteki yağ migrenli hastalar için önemlidir. Diyette çoklu doymamış yağ asitleri eklenmelidir.

[irp]

Beslenme önerileri

  • Uzun süre aç kalınmamalı. Öğünler arası 2-3 saat olmalı.
  • Yüksek miktarda karbonhidrat içeren öğünlerden kaçınılmalıdır. Çünkü şeker birden yükselip birden düşebilir.
  • Diyette posa miktarının artırılası önerilmektedir.(sebze ve meyve)
  • Hipogliseminin önlenmesi için kompleks karbonhidrat ve proteinler tüketilmelidir.
  • Mümkün olduğu sürece hazır, işlenmiş gıdaların tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Peynir, bira şarap fermente et (sucuk gibi), deniz ürünleri, kafein, çikolata, kakao, fermente süt ürünleri dondurma, soğuk ürünler tüketirken dikkatli olunmalıdır.
  • Bazı migren atakları Magnezyum minerali eksikliğine bağlı oluşabilir. Bu nedenle magnezyum içeren besinler tüketilmeli ve kan Mg seviyesi kontrol edilmelidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

akupunktur tedavisi nasıl yapılır (1)

Acil servislere akupunktur!

Avustralya’da yapılan bir çalışmaya göre, acil servislere ağrı nedeni ile başvuran hastaların tedavisinde akupunktur kullanılmasının etkili bir yöntem olabileceği gösterildi.

Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü’nden Prof Dr. Marc Cohen tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, akupunkturun acil servise ağrı nedeni ile başvuran hastaların ağrılarının hafifletilmesinde alternatif bir tedavi olabileceği gösterildi.

Acil servislere en sık başvuru sebeplerinden biri: “Ağrı”

Dailymail’de yer alan habere göre, acil servislere en sık başvuru nedenlerinden biri ağrı olarak gösteriliyor. Çoğunlukla da migren, bel ve ayak bileği ağrısı çeken hastalar acile başvurabiliyor.

Akupunkturun ağrı nedeni ile acile başvuru yapan kişilerin tedavisinde nadiren kullanıldığı bilgisini veren, Cohen,

Acil serviste çalışan tabip ve hemşireler hastaları tedavi ederken birçok yönteme ihtiyaç duyar ve uzun süre kullanımında risk taşıyan morfin türevi ilaçlar kullanırlar. Bizim çalışmamız gösterdi ki; acil servislere ağrı nedeni ile başvuran, özellikle de ağrı kesici ilaç kullanamayan kişiler için, akupunktur alternatif bir tedavi, açıklamasında bulundu.

Cohen ve ekibi tarafından yapılan ve sonuçları Medical Journal of Australia’da yayımlanan çalışmada; iki sene boyunca, akut bel ağrısı, migren ya da ayak bileği burkulması ile acil servislere başvuran 528 hasta incelendi.

Ağrı düzeylerini 10 puanlık bir ölçekte en az 4 olarak belirleyen hastalar;

  • tek başına akupunktur,
  • akupunktur ve ilaç tedavileri veya
  • tek başına ilaç tedavisi olmak üzere üç tedavi yönteminden birini aldı.

Tedaviden bir saat sonra, her üç gruptaki hastaların %40’ından azında herhangi bir ağrı azalması görülmezken yüzde 80’den fazlasının ağrı derecesi 4 olmaya devam etti.

Ancak 48 saat sonra, büyük çoğunluğu akupunktur tedavisi gören hastaların %82,8’i tekrardan akupunktur tedavisi almak isteyeceklerini belirtti.

İlaç ve akupunktur tedavisi alan hastaların %80,8’i, sadece ilaç tedavisi alanların ise %78,2’si tedavilerinden memnun kaldı.

Acil servislerde akupunktur tedavisi için çalışmalar artırılmalı

Prof.Dr.Cohen,

Avustralya’da bazı acil servislerde bu konuda eğitimli personel mevcut ve akupunkturu öneriyor ancak acil servislerde ağrı yönetimini iyileştirmenin yolları ve bunun içinde akupunkturun potansiyel rolü konusunda daha ileri çalışmalar gerekiyor, dedi.

Cohen’e göre, akupunktur tedavisinde alınan yanıtlar, tedavinin acil servislere dahil edilmesi için çalışmalar ve ilgili personelin eğitimi ile ilgili süreçlerin detaylı ele alınması gerekiyor.

medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-akupunktur-acil-servislerde-kullanilabilir-2-12-74272.html

Migrenin kaynağı besin alerjisi mi?

Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, hareketli bir yaşantının ve dolayısıyla stresin getirilerinden birisi olabilir fakat yapılan yeni çalışmalara göre migren ve gerilim tipi baş ağrılarının nedeni besin alerjilerine bağlanmaktadır…

Yapılan bir çalışmada;astım, cilt ve  gastrointestinal sistem rahatsızlığına sahip olan bireyler ve normal bireylerin vücutlarındaki IgA, IgE ve IgG değerleri ölçülmüş. İki grup arasında anlamlı farklılıklar saptanmış. Buna göre, rahatsızlıkları olan bireylerin IgA, IgE ve IgG değerleri diğer gruba oranla daha yüksek çıkmış. Bunun yanı sıra antikor geliştiren yiyecekler çıkarıldığında semptomların azaldığı gözlenmiştir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Peki, nedir bu IgA, IgE ve IgG?

Immunoglobulinler yani antikorlar; bağışıklık sisteminin ürettiği savunuculardır. Glikoprotein yapısındadırlar. IgA, özellikle tükürük bezinde bulunurken IgG, plasentadan çocuğa geçen tek antikor olma özelliğine sahiptir. IgE ise daha çok alerjik reaksiyonlarda artış göstermektedir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyetmigren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migren ile ilişkisi

Yapılan bir başka çalışmada, migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerle kontrol grubu karşılaştırıldığında migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerin bazı besinlere karşı vücutlarında IgG üretildiği ortaya çıkmıştır. Bu besinlerden bazıları; yumurta, peynir, inek sütü, yulaf, buğday, domates, kazein ve fasulyedir. Bunlar en fazla antikor oluşturan besinlerdir.

Yine yapılan bir çalışmada çölyakla beraber migreni olan hastalarda diyetisyen nezaretinde glüten diyeti ile migren ataklarının frekanslarında azalma kaydedilmiştir. Başka bir çalışmada ise oligoantijenik yani vücutta ters etki oluşturan gıdaların çıkarılması ile oluşan diyetin astım, egzama, migren gibi hastalıkların etkilerini azalttığı ortaya konmuştur.

Tüm bu araştırmalar incelenecek olursa, migren ya da gerilim tipi baş ağrısında besin alerjisinin yeri olduğu söylenebilmektedir.Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu