hepatit, karaciğer, siroz (5)

Hepatit B’nin güçlü silahı aşı!

KLİMİK Derneği Viral Hepatit Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Neşe Demirtürk, hepatit C’de elde edilen tam iyileşme başarısını hepatit B’de de sağlayabilmeyi hedeflediklerini dile getirerek, hepatit B’ye karşı elimizde hepatit C için mevcut olmayan çok güçlü bir silah var: aşı, dedi.

HBV infeksiyonundan aşılanarak korunmak mümkün. Özellikle sağlık çalışanları, hemodiyaliz hastaları, bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullananlar, ailesinde ya da yakın çevresinde HBV taşıyıcısı olanlar, HBV taşıyıcısı anne ve bebekleri gibi risk taşıyan kişilerin aşılanması, infeksiyonunun eliminasyonunda en önemli nokta, şeklinde konuştu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit, karaciğer, siroz (3)

Hepatit’in bulaşma yolları!

Hepatitler, hasta kişilerin dışkılarıyla, doğaya yayılan virüsle, kontamine içme suları ve çiğ tüketilen sebze ve meyveler yoluyla bulaşır. Sadece sarılık, bulantı, kusma, halsizlik, idrar renginde koyulaşma gibi belirtilerle seyreden akut infeksiyon tablosuna yol açarlar. Diğer viral hepatit etkenlerinden B, C ve D virüsleri ise akut hepatite benzer geçici bir hastalık yapabilecekleri gibi kronik karaciğer hastalığına da yol açabilirler.

Ülkemizde özellikle kronik hepatit B ve C infeksiyonları daha sık görülüyor. Bu etkenlerle oluşan viral hepatitler %10-90 arasında değişen oranlarda kronik karaciğer iltihabı yapar, zaman içinde de siroz ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebilir. Kronik hastalığa yol açan B ve C hepatit virüsleri kan ve diğer vücut sıvılarıyla bulaşır. Hastalık, bu virüsü taşıyan kişiyle aynı tıraş bıçağının, tırnak makasının ve benzeri özel eşyalarının paylaşılması, steril olmayan şartlarda cerrahi işlem ya da dövme yapılması sonucunda ya da doğum esnasında anneden bebeğe bulaşabiliyor.

Türkiye’de, hepatitin bulaşma şeklinin daha çok aile içi geçişlerden kaynaklandığını anlatan Prof. Dr. Demirtürk,

Kronik hepatit B ve C virüsleri ciddi kronik karaciğer hastalığına sebep olmalarına rağmen hastalarda belirgin bir yakınmaya yol açmamaktadır. Sadece hafif bir yorgunluk ve halsizlik hissi yaratır. Kişiler, bu nedenle hasta olduklarının farkına varmayabilirler. Ta ki, siroz ya da karaciğer kanseri gibi bir evreye gelene kadar, değerlendirmesinde bulundu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit, karaciğer, siroz (2)

Kronik hepatit B ve C enfeksiyonları ülkemizde daha sık görülüyor

KLİMİK Derneği Viral Hepatit Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Neşe Demirtürk hepatitin karaciğerdeki iltihap olarak tanımlanabileceğini söyledi.

Demirtürk, hepatitin, ilaçların yan etkisinin yanı sıra alkol ve bazı metabolik hastalıklardan kaynaklanabileceğini belirterek, sık görülen ve önemli sonuçlara yol açan nedenin viral hepatitler olduğunun altını çizdi. Hepatit A, B, C, D ve E virüslerinin en önemli viral hepatit etkenleri olduğunu aktaran Demirtürk, bunlardan A ve E hepatitlerinin genellikle iyileşmeyle sonuçlanan ve kalıcı bağışıklık bırakan virüsler olmasına karşın karaciğerde kronik hastalıklara neden olmadıklarını kaydetti.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit, karaciğer, siroz

Hepatit’te ilaçlarla %100 iyileşme sağlanabiliyor

Prof. Dr. Demirtürk, viral hepatitlerde tanının kan testleriyle konulduğuna işaret ederek, hastalardan alınan kan örneğiyle yapılan serolojik test yöntemleriyle virüse ait antijenlerin, antikorların ve nükleik asitlerin araştırıldığını, bu testlerin Türkiye’de birçok hastanede kolayca uygulanabildiğinin altını çizdi.

Kronik hepatit B ve C infeksiyonlarının tedavisinin mümkün olduğunu vurgulayan Demirtürk, şu bilgileri paylaştı:

Hepatit B ve C’de ağızdan kullanılan ilaçlarla hastalığı kontrol edebiliyoruz. Son yıllarda geliştirilen tedavi seçenekleri bu hastalıkların tedavilerini daha da kolaylaştırdı. Geçmiş yıllarda interferon adlı ve sadece enjeksiyon yoluyla kullanılabilen ilaçlar mevcutken günümüzde hem B hem de C hepatitlerinde interferon içermeyen, sadece ağızdan verilen ilaçlarla %100’e varan oranlarda iyileşme sağlayabiliyoruz.

Hepatit B’de bu tedaviler biraz uzun sürüyor. Hastalar birkaç yıl günde tek doz ilaç almak zorunda kalıyorlar. Önemli bir yan etkiye de yol açmayan bu ilaçları düzenli kullanan kronik hepatit B hastalarında rahatsızlık kontrol altında tutuluyor, kanser ya da siroz gelişimi engelleniyor. Kronik C hepatitinde ise 8 haftaya kadar kısaltılabilen ve yan etkisi de neredeyse hiç olmayan tedavilerle tam iyileşme elde ediliyor. HCV vücuttan tamamen temizlenebiliyor. Bu ilaçlar ülkemizde de onaylanmış durumda. Tek sıkıntı tedavilerin biraz pahalı olması ve tamamının henüz sağlık güvencesi ile karşılanamıyor olmasıdır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit, karaciğer, siroz (1)

Hepatit’te yeni olgu sayısının %90 azaltılması hedefleniyor!

Prof. Dr. Alpay Azap, viral hepatite yol açan etkenlerin ayrıntılı tanı testleriyle kolaylıkla saptanabildiğini böylece viral hepatit olgularına kolay ve güvenilir şekilde tanı konulabildiğini dile getirdi.

Ancak kronik viral hepatitlerin, hastaların hekime başvurmasını gerektirecek kadar ağır semptomlara yol açmaması nedeniyle bu hastaların genellikle tesadüfen saptandığını anlatan Azap,

Bu durum birçok hastanın hastalığının farkında olmadan yaşamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla insanlarımızın hepatitlerden korkmamaları, kolayca tanı konulabilen bu hastalıkları taşıyıp taşımadıklarını öğrenmek için sağlık kuruluşlarına başvurmaları gereklidir. Hiç enfekte olmayanlar için aşı, enfekte olanlar için de etkili tedavi mümkün, değerlendirmesinde bulundu.

Viral hepatitlerin azaltılması için Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 194 ülkenin katılımıyla 2016 yılından başlatılarak 2021’e kadar uygulanacak bir eliminasyon programı oluşturulduğunu hatırlatan Azap,

Bu programla 2030 yılına kadar viral hepatitlere bağlı ölümlerin %65, yeni olgu sayısının ise %90 azaltılması hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle hem sağlık çalışanlarında hem de toplumda viral hepatitlerle ilgili farkındalığın arttırılması ve risk gruplarının belirlenerek bu kişilerde tarama çalışmalarının yapılması önem taşıyor, şeklinde konuştu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit, karaciğer

Karaciğer transplantasyonlarının en sık nedeni Hepatit B ve C!

Prof. Dr. Alpay Azap, kronik hepatitlerin tüm dünyada siroz ve karaciğer kanserinin bir numaralı nedeni olduğunu belirterek, Yapılan tahminlere göre dünyada 350 milyona yakın insan hepatit C veya B ile enfektedir. Her yıl 1 milyondan fazla kişi viral hepatitlere bağlı siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Ülkemizde de kronik hepatit B ve C infeksiyonları karaciğer transplantasyonlarının en sık nedenini oluşturmaktadır, dedi.

Bu iki önemli kronik hepatit enfeksiyonu konusunda elimizde güçlü silahlarımız var, ifadesini kullanan Azap, şu bilgileri verdi:

Hepatit B için etkin bir aşı ve hastalığı önemli ölçüde kontrol altına alabilen ilaçlar söz konusu. Hepatit C’nin aşısı yoksa da infeksiyonu vücuttan tamamen temizleyen ilaç tedavisi var. Ancak ne yazık ki tüm dünyada viral hepatiti olan 325 milyon insandan neredeyse 300 milyonu hepatit B veya C olduğunun farkında değil. Ülkemizde de çoğu henüz tanı almamış 3,5 milyon hepatit B, 750 bin hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle hastaların tespiti ve tedavisi viral hepatitlerle savaşta kilit noktayı oluşturuyor.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html

hepatit e

Viral hepatitlerle savaşta kilit nokta tanı ve tedavi!

Prof. Dr. Alpay Azap, Ülkemizde çoğu henüz tanı almamış 3.500.000 hepatit B, 750.000 hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor. Hastaların tespiti ve tedavisi viral hepatitlerle savaşta kilit noktayı oluşturuyor, dedi

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap,

Tüm dünyada viral hepatiti olan 325 milyon insandan neredeyse 300 milyonu hepatit B veya C olduğunun farkında değil, dedi.

Prof. Dr. Azap, Dünya Hepatit Günü kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, hepatitlerin yeterince farkında olunmayan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Akut seyirli A ve E hepatitlerinin uzun süre hastanede yatma ve iş gücü kaybı ile düşük oranda da ölümlere neden olduğunu aktaran Azap, hepatit B, C ve D’nin ise akut dönemdeki bu sıkıntılara ek olarak kronikleşebileceklerini ve siroz ya da karaciğer kanseriyle sonuçlanan enfeksiyonlara neden olabileceklerini kaydetti.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-alpay-azap-viral-hepatitlerle-savasta-kilit-nokta-tani-ve-tedavi-11-681-82544.html
Deri şarbonu

Şarbon ne kadar riskli?

İstanbul Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şarbon şüphesiyle birçok hastanın başvurmasının ardından kısa süreli bir şarbon paniği yaşandı.

Uzmanlar deri şarbonunun en sık görülen tür olduğunu ve tedavi ile ölüm riskinin az olduğunu söyledi. Akciğer şarbonunun ise oldukça tehlikeli olduğu ve 72 saat içinde öldürme riski bulunduğu ifade edildi.

Türkiye Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Önder Ergönül, şarbonun insandan insana bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu, deri şarbonunun daha az riskli olduğunu ancak bağırsak ve akciğer şarbonu denilen türlerinin çok daha tehlikeli olduğunu söyledi. Şarbon basilinin solunum yoluyla vücuda girmesiyle akciğer şarbonu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Ergönül,

Akciğer şarbonu oldukça tehlikelidir ve 72 saat içinde öldürme riski bulunmaktadır ve biyoterörizm silahı olarak da bilinir. Hatta 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’de şarbonlu mektup paniği yaşanmıştı, dedi.

Deri şarbonu erken teşhis edildiğinde risk çok düşüktür

Şarbonun 3 türü olduğunu belirten Prof. Dr. Ergönül bunları şöyle sıraladı:

En sık görüleni deri şarbonudur. Risk çok düşüktür ve korkutucu değildir ancak sıkı takip edilmesi gerekir. Antibiyotik tedavisi ile iyileştirilebilir. İnsandan insana bulaşma riski çok düşüktür ve genellikle hayvana temas ile bulaşır ancak şarbonun neden olduğu lezyonlu bölgeye dokunulması ile bulaşabilir. Gastrointestinal ve akciğer şarbonları ise çok risklidir. Gastrointestinal yani bağırsak şarbonları, şarbon bulaşmış etin yenmesi ile bulaşır ancak bunda da bulaşma riski çok düşüktür.

Rengi değişmiş, şüphelenilen etlerin yenilmemesi gerekiyor ancak iyi pişen etlerde bakteri yok oluyor. Midede de genellikle mide asidi tarafından yok edilebiliyor. Yine de ciddi bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Akciğer şarbonu ise çok tehlikelidir ve 72 saat içerisinde öldürme riski vardır. Solunum yoluyla şarbon bakterisi vücuda girdiyse acilen tedavi altına alınılması gerekiyor. Bağırsak ve akciğer şarbonlarında mutlaka hastaneye yatış gerekiyor ve damar yoluyla tedaviye başlanması gerekiyor.

Şarbon belirtileri nelerdir?

Şarbon hastalığının kuluçka süresinin genellikle 2-7 gün arasında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergönül, bazen kuluçka süresinin 21 güne kadar çıkabildiğini belirtti ve bu belirtileri şöyle sıraladı:

  • Deri şarbonu, en sık gerilen şarbon türüdür. Daha kolay tedavi edilebilir. Şarbon basilinin girdiği yerde önce böcek ısırığına benzer bir lezyon oluşur. 2-3 gün içerisinde büyür ve ortasında karakteristik siyah renkte ölü dokunun yer aldığı bir yara meydana gelir.
  • Bağırsak şarbonunda bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş gibi belirtilerin yanı sıra karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal olur.
  • Akciğer şarbonu ise soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar, yüksek ateş ve titremeler görülür.
Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-sarbon-ne-kadar-riskli-11-681-78149.html