kene, kkka, kırım kongo kanamalı ateşi (2)

Keneyi kusturmayın!

KKKA’dan korunmanın en etkili yolunun kene ile temastan kaçınmak olduğunu anlatan Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama Araştırma Hastanesinde görevli Prof. Dr. Aynur Engin, alınması gereken önlemler hususunda ise şunları kaydetti:

Kene uçmaz, kene yürür ve çıplak bir et bulursa oradan kan emmeye çalışır. Dolayısıyla yaz döneminde hastalığın görüldüğü bölgelerde çayıra çimene uzanmak çok tehlikeli, bunu yapmamak lazım. İş için gidenlerin, çiftçilerin veya pikniğe gidenlerin ise eve gittiğinde mutlaka üzerinde kene kontrolü yapması lazım. Kişinin kendisine bakması önemlidir ama yeterli değildir. O yüzden kene kontrolünü mümkünse evdeki başka bir kişi yapsın. Kene görüldüğünde kesinlikle kusturulmamalı.

Keneye yapıştığı yeri bırakması için sigara değdirenler ya da bazı maddeler koklatanlar oluyor, bunları yapmasınlar. Bunlar çok tehlikeli şeyler çünkü eğer o kene virüsü taşıyorsa ve kişiye virüsü henüz vermediyse siz kusturarak bunu vermiş oluyorsunuz.

Keneyi çıplak elle çıkartmayın. Çünkü çıplak elle çıkartmaya çalışırken kene ezilebiliyor ve eldeki yaradan kenenin vücut sıvısındaki virüs gelebiliyor. Mümkünse bir sağlık kuruluşuna giderek çıkarttırılmalı. Bu mümkün değilse ucu kıvrık bir pensetle cilde tutunduğu yerden keneyi kaldırırsanız ayaklarından havaya kalkar. Cildi sıkmadan kenenin vücuda tutunan başını çivi çıkartır gibi hızla yukarı çekerek çıkartmak lazım.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/kkkada-destek-tedavisi-cok-onemli/1525191

zoonoz hastalıklar

Hastalıkların %75’i zoonoz hastalıklar

Hayvanların haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan araştırma komisyonu, Başkan vekili ve Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan başkanlığında toplandı.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Zoonotik ve Vektörel Hastalıklar Daire Başkanı Seher Topluoğlu, komisyona yaptığı bilgilendirmede, insanlarda toplum kaynaklı ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların yarısından fazlasını zoonotik (hayvandan insana bulaşan hastalık) hastalıkların oluşturduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hastalığı omurgalı hayvanlardan insanlara, insanlardan da hayvanlara geçebilen enfeksiyonlar olarak iki taraflı geçiş olarak tarif ettiğini belirten Topluoğlu, zoonozların son dönemde önem kazanan hastalıklar olduğunu kaydetti. İnsanlarda toplum kaynaklı enfeksiyonların yarıdan fazlasını zoonotik enfeksiyonların oluşturduğuna değinen Topluoğlu, şöyle konuştu:

sivrisinek

Son 10 yılda yapılan değerlendirmelere göre ortaya çıkan hastalıkların %75’i zoonotik karakterlidir. Dünya genelinde zoonotik enfeksiyonlarla ilgili bir artış trendi sergilenmektedir. Bunun en temel sebebi, doğadaki ekolojik değişikliklerdir. Yaban hayatı diye adlandırdığımız alanların insanlarla kesişme noktalarının artması enfeksiyonların artışına sebep oluşturmaktadır. Ayrıca nüfus artışı, kent ve kır nüfuslarındaki oransal değişiklikler, çeşitli sebeplerle yaşanan göçler, mevsimlik işçiler, belirli bölgelerde görülmeyen enfeksiyonların yayılımına kolaylık sağlayabiliyor. İklim değişikliğiyle de bu hastalığın bulaşmasına aracılık eden vektörlerin sayılarında artışlar gözlemlenmektedir. Bu durum da zoonozların insanlarda görülmesine sebep olmaktadır.

Tatarcık, vektör, hayvan

Topluoğlu, sulu tarım alanlarının, vektör olarak adlandırılan sivrisinek, tatarcık ve kene gibi canlıların artışında önemli rol oynadığını belirtti. Uluslararası ulaşımın artmasının da daha önce Türkiye’de olmayan pek çok hastalığın ülkeye girişini kolaylaştırdığına işaret eden Topluoğlu, bu hastalıkların, sonrasında ülkeye tehdit oluşturduğunu aktardı. Topluoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak mevcut hastalıkların kontrol altına alınması amacıyla yürütülen çalışmaların yanı sıra Türkiye açısından uluslararası boyutta risk oluşturabilecek hastalıklara karşı hazırlık programlarını yürüttüklerini de kaydetti.

Kene ısırması, kene sokması

Bakanlığımıza her yıl 250.000 civarında kuduz riskli temas bildirimi yapılmaktadır

Seher Topluoğlu, zoonotik hastalıkların direkt temas ya da solunum yoluyla bulaşabildiğini, bu hastalıklara başlıca şarbon, kuduz, bruselloz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalıklarının örnek verilebileceğini belirtti. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü olarak takip ettikleri ve önleme noktasında programlar yürüttükleri 30’a yakın hastalığın bulunduğunu vurgulayan Topluoğlu, şöyle devam etti:

Sokak hayvanları temelinden bakacak olursak kuduz hastalığı büyük önem arz ediyor. Bu hastalık dünyada her yıl 59 bin kişinin ölümünü neden olmaktadır. Ülkemizde kuduza yakalanma ihtimali bulunan hayvanların başında köpek, kedi, koyun, sığır, keçi, at gibi evcil hayvanların yanı sıra tilki, kurt, çakal ve domuz gibi yaban hayatta da kuduz enfeksiyonu görülüyor. Bu enfeksiyonun hayvanlarda görülmesi insanlara da bulaşma riskini artırmaktadır. Kuduz ile ilgili şansımız, temas sonrasında yapılan müdahale ile hastalığın önlenebilmesidir. Ancak bu oldukça yorucu ve ekonomik anlamda yük getiren bir süreç. Ülkemizde son 20 yılın vakaları değerlendirildiğinde kuduz olan hayvanların %90’ının evcil hayvanlardan oluştuğu, bunun %43’ünü de köpeklerin oluşturduğunu aktarabiliriz. Bakanlığımıza her yıl 250.000 civarında kuduz riskli temas bildirimi yapılmaktadır. Kuduz insana geçtikten sonra zamanında müdahale edilmezse tedavisi olan bir hastalık olmaktan çıkıyor. Öldürücü bir hastalık haline geliyor. Bu nedenle temas sonrasında müdahale kısa sürede yapılmalıdır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-son-10-yillik-degerlendirme-hastaliklarin-yuzde-75i-hayvandan-insana-bulasan-hastaliklar-11-681-82186.html