internette yazı yazmak, yazar diyetisyen, yazar ol, yazı yaz, bedava yazı yaz, internetten yazı yazarak para kazan, diyet yazıları yaz, diyet time, diyetisyen dünyası, genç diyetisyenler, gıda yazıları, herbalife

GDS yazar başvurusu sonuçları!

Gerçek Diyetisyenler Sitesi’nde yazarlık yapacak Beslenme ve Diyetetik öğrencisi listesidir.

EGZERSİZ ve SPOR YAZARLIĞI BAŞVURU SONUÇLARI

 

İSİM ve SOYİSİM ÜNİVERSİTE SINIFI SONUÇ
DUYGU METİN MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ LİSANS MEZUN, 2018 BAŞARILI
AYŞEGÜL İRİADAM NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
MELİKE ALTUN YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 2 BAŞARILI
TAHA FIRAT ÖNÜGÖREN GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ (İngilizce) LİSANS, 3 BAŞARILI
ÇAĞLAR GENCELDİ HALİÇ ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
İREM KARABEKİROĞLU OKAN ÜNİVERSİTESİ LİSANS MEZUN, 2017 BAŞARILI
NEZİHE ŞENGÜN KKTC DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ YÜKSEK LİSANS MEZUN, 2017 BAŞARILI
ŞULE DOĞANCIOĞLU BİRUNİ ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 2 BAŞARILI
BUSE BORUCU ANKARA ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
TUĞÇE ALADAĞ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
KOZA KARATAY EGE ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
AYŞENUR KADEMLİGİL ANKARA ÜNİVERSİTESİ LİSANS, 4 BAŞARILI
GÜLİZAR ÇELİK SELÇUK ÜNİVERSİTESİ LİSANS MEZUNU, 2018 BAŞARILI

Listede ismi yer alan değerli yazarlarımızı tebrik ediyoruz. Gerçek Diyetisyenler Sitesi ailesine hoş geldiniz, lütfen buradaki mail adresimiz ile iletişime geçiniz.

TOPLU BESLENME SİSTEMLERİ YAZARLIĞI BAŞVURU SONUÇLARI

Toplu beslenme sistemleri yazarlığı için başvuru henüz başlamamıştır.

İSİM ve SOYİSİM ÜNİVERSİTE SINIFI SONUÇ

Listede ismi yer alan değerli yazarlarımızı tebrik ediyoruz. Gerçek Diyetisyenler Sitesi ailesine hoş geldiniz, lütfen buradaki mail adresimiz ile iletişime geçiniz.

Kütahya diyetisyen

Kütahya diyetisyen listesi

Gerçek Diyetisyenler Sitesi olarak, Kütahya ilindeki Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik lisans profesyoneli Beslenme Uzmanı (Diyetisyen) listesini sizlerle paylaşıyoruz!

Diyetisyen: BERRE BEHDİOĞLU

Görev yaptığı yer: Berre Behdioğlu Beslenme ve Diyet Danışma Merkezi

Diyetisyen: SEMİHA SARI

Görev yaptığı yer: Doç. Dr. Mustafa Kalemli Tavşanlı Devlet Hastanesi

Diyetisyen: SALİH ÇAVUŞOĞLU

Görev yaptığı yer: Reform Beslenme Ve Diyet Danışma Merkezi

Diyetisyen: MİNE TELEK

Görev yaptığı yer: Özel Kütahya Kent Hastanesi

Diyetisyen: ÖZGE KONAR

Görev yaptığı yer: Kütahya Gediz Devlet Hastanesi

 

[irp posts=”1528″ name=”Eskişehir’de Diyetisyen Şenol Yıldız”]

Eskişehir-diyetisyen

Eskişehir diyetisyen listesi

Gerçek Diyetisyenler Sitesi olarak, Eskişehir ilindeki Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik lisans profesyoneli Beslenme Uzmanı (Diyetisyen) listesini sizlerle paylaşıyoruz!

Diyetisyen: Uzm. Dyt. ŞENOL YILDIZ

Görev yaptığı yer: ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Diyetisyen: Dyt. Anıl Çiğdem UYGUR

Görev yaptığı yer: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ

Diyetisyen: Dyt. FARUK ÇETİNKAYA

Görev yaptığı yer: ESKİŞEHİR DEVLET HASTANESİ

Diyetisyen: Dyt. ŞEYMA YAŞAR

Görev yaptığı yer: ESKİŞEHİR PSİKİATRİ MERKEZİ

Diyetisyen: Dyt. İBRAHİM DÖNGEL

Görev yaptığı yer: ÖZEL DİYETERA SPOR BESLENME ve TERAPİ MERKEZİ

Diyetisyen: Dyt. AYDA ERKEN

Görev yaptığı yer: ÖZEL ÜMİT VİŞNELİK HASTANESİ

[irp posts=”1528″ name=”Eskişehir’de Diyetisyen Şenol Yıldız”]

5 madde ile: “Kistik fibrozis”te beslenme

1940’lı yıllarda kistik fibrozisli hastaların yaşam süresi yaklaşık olarak beş yıl iken, gelişen teknoloji ve yöntemlerle 31 yıla kadar çıkmıştır.

Bu hastalık pankreasta çeşitli hasarlara sebep olmaktadır ve insülin salgılayan hücreler hasar görürse hastada “Kistik Fibrozise Bağlı Diyabet” gelişebilmektedir.

kistik fibroziste beslenme

1. Enerji gereksinimi

Kistik fibrozisli hastalarda hastalığa bağlı sebeplerle gıda alımı yeterli olsa bile vücut enerji alamadığından ve metabolizma hızı yüksek olduğundan enerji ihtiyaçları fazladır. Bu sebeple kistik fibrosiz hastalığı olan bireylerin günlük enerji ihtiyacı, normal bireylerin günlük aldığı enerjiden fazla olmalıdır .

kistik fibroziste beslenme

2. Protein

Kistik fibrozisli hastalarda protein alımına dikkat edilmelidir. Et, süt ve kurubaklagil gruplarındaki besinler proteinden zengindir. Biyolojik değeri yüksek olan hayvansal kaynaklı proteinler, iyi kalitede proteinlerdir. Biyolojik değeri, hayvansal proteinlere göre daha düşük olan bitkisel kaynaklı proteinlerin vücutta kullanılabilirlikleri daha düşüktür.

kistik fibroziste beslenme

3. Yağlar

Kistik fibrozis hastalarında, pankreas enzimi yetersizliğinden dolayı yağların sindirim ve emiliminde eksiklikler vardır. Bu sebeple kistik fibrozisli hastaların dışkılarında yüksek miktarda (yaklaşık %50) yağ atımı olur ve büyüme-gelişmede gerilik ortaya çıkar.

Kistik fibrozisli hastalarda da pankreastaki sorunlardan dolayı enzimler salgılanamayınca sindirim ve emilimde sorun oluşmaktadır. Bu hastalara enzim takviyesi ile amaç yağ emilimini artırmaktadır.

MCT (orta zincirli yağ asitleri) emilebilmek için safra asitlerine ihtiyaç duymazlar ve uzun zincirli yağ asitlerine göre daha hızlı emilebilirler. Bu yüzden kistik fibrozis hastalarına önerilmektedir. Orta zincirli yağ asidi içeren besinlerin en önemlisi Hindistan cevizi yağıdır.

kistik fibroziste beslenme

4. Karbonhidratlar

Günlük diyette tüketilen karbonhidrat miktarının fazla olması, solunumda karbondioksit çıkışını artırır bu da akciğer hastalığı olan insanlarda solunum güçlüğü oluşturabilir. Bundan dolayı beslenmeyle alınan karbonhidrat miktarı normal bir bireye göre daha az olmalıdır.

Karbonhidrat kaynağı olarak beslenmede kompleks karbonhidrat kaynağı olan ekmek, kurubaklagil, makarna, pirinç, patates gibi besinler tercih edilmelidir

Vitaminler

5. Vitaminler

Kistik fibrozisli hastalarda pankreas enzimlerinde yetersizlik olduğundan dolayı bu hastalarda yağda eriyen vitaminler olan A,D,E ve K vitaminleri eksikliği sık görülen vitaminlerdir ve bu vitaminlerin takviyesi yapılması gerekir. Dahası için Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik mezunu diyetisyeninize başvurunuz.

Yararlanılan Kaynaklar

1Davis PB. Clinical pathophysiology and manifestations of lung disease. In: Yankaskas JR, Knowles MR, eds. Cystic fibrosis in adults. New York: Lippincott-raven 1999:45-67.

2Kistik Fibrozis ve Beslenme (2010). Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis Derneği 1995. Köksal G., Özen H., Özçelik U. Birinci Basım: Nisan 2010

3Maqbool A, Stallings VA. Update on fat-soluble vitamins in cystic fibrosis. Curr Opin Pulm Med 2008; 14: 574-81.

4Wood LG, Gibson PG, Garg ML. Circulating markers to assess nutritional therapy in cystic fibrosis. Clinica Chimica Acta 2005;353:13-29.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

Karpuzun az bilinen 4 özelliği!

Karpuz yaz aylarının en mükemmel meyvelerindendir. Serinletici ve hararet giderici özelliğinden dolayı en çok tüketilen meyveler arasındadır. 

karpuz kalorisi

1..Karpuz likopen içerir

Karpuza kırmızı rengini veren ve güçlü bir antioksidan olan likopenin kanser riskini azaltmaktan, göz sağlığını korumaya kadar pek çok faydası bulunuyor. Özellikle likopenin prostat kanserine karşı koruyucu özelliği birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Likopen aynı zamanda kalp ve damar sağlığının korunması için önemli bileşenler arasında yer alıyor. Ayrıca kan basıncını düşürücü bir etkisi vardır.

karpuz kalorisi

2. Karpuzun C vitamini içeriği yüksektir

C vitamini bakımından zengin karpuzun bir diğer faydası da immün sistemi güçlendirerek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırması. C vitamini aynı zamanda cildi güneşin zararlı etkilerine karşı koruyor ve saçların kurumasını önlüyor.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ

3. Karpuz, hiperkolesterolemiye bağlı damar tıkanıklığını önleyebilir

Karpuz kötü kolesterol olan LDL kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarının ana nedeni olan yüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklığını önleyebilir.

Amerika’da yapılan güncel bir araştırmaya göre karpuz kilolu kişilerde yüksek tansiyonun düşürülmesine yardımcı oluyor.

4. Yaz meyvesi olan karpuzun %91’i sudur

Elektrolit bakımından zengin olan bu su özellikle sıcak yaz aylarında su kaybına bağlı olarak görülen halsizliğe iyi gelir. Elektrolitler aynı zamanda sinir hücrelerinin fonksiyonu, kasların çalışması ve kalp sağlığı için son derece önemlidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sibel Ümit

diyetisyen iş ilanı, diyetisyen iş ilanları, diyetisyen iş ilanı, hastaneye diyetisyen iş ilanı, iş arayan diyetisyenler, işkur diyetisyen ilanları, beslenme ve diyetetik iş ilanları, sağlık bakanlığı personel alımları, diyetisyen iş ilanları 2017, gerçek diyetisyenler iş ilanları, kariyer.net diyetisyen

Kırşehir danışman diyetisyen iş ilanı

Hakan Han Ural Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlık Merkezi, Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik lisans mezunu diyetisyen arıyor!

Kırşehir’de bulunan Hakan Han Ural Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı’na tam zamanlı çalışacak ekip arkadaşı arıyoruz.

Aranan nitelikler

  • Hitabeti düzgün,
  • Ekip çalışmasına uygun,
  • Özgüveni yüksek.

Son başvuru tarihi 31.07.2017‘dir.

Başvuru

Müracaat için lütfen buradaki ya da buradaki (Diyetisyen Hakan Han Ural) telefon numaralarını kullanınız.

 

diyetisyen çisem önel anemi beslenme

Anemilerde beslenme tedavisi nasıl olmalı?

Dengesiz beslenme, yetersiz demir emilimi, hamilelik ve gebelik gibi gereksinmenin arttığı durumlar, kan kaybı, sağlık ve temizlik kurallarına uyulmaması sonucu oluşan enfeksiyonlar anemiye yol açmaktadır.

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Demir içeriği yüksek besinler

Anemi tedavisinde ilk olarak demirden zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Demirden en zengin besinler şöyle:

  • Kırmızı et,
  • Tavuk eti,
  • Hindi eti,
  • Balık ve kabuklu deniz ürünleri,
  • Ispanak ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Yer fıstığı,
  • Badem,
  • Yumurta,

  • Bezelye,
  • Mercimek,
  • Beyaz ve kırmızı fasulye,
  • Üzüm,
  • Kayısı,
  • Şeftali kurusu,
  • Erik suyu

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Demirden zengin besinlerin yanında bu besinlerin vücuttaki biyoyararlılığına da dikkat etmek gerekir. Hayvansal kaynaklı demirin %10-30‘u emilirken, bitkisel kaynaklı demirin sadece %2-10’u emile bilmektedir. C vitamini de vücutta demir emilimine yardımcı olmaktadır bu yüzden demirden zengin besinleri tüketirken yanında C vitamininden de zengin besinleri tüketmeliyiz. C vitaminden zengin besinler ise guava, tatlı kırmızı biber, kivi, portakal,yeşil biber, limon, greyfurt,çilek, kavun, ananas , mango, domates ve sebze sularıdır.

Guava meyvesi

Besinlerde C vitamini de ısı ile kaybolmaktadır bu yüzden pişirmeden tüketilmek daha doğrudur.
Demir emilimini olumsuz etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır. Tanenler, fitatlar, yüksek posa, emilim bozukluğu bu faktörlerdendir.

Tanenler çay ve kahvelerde bulunan polifenollerdir, fitatlar ise tahıllarda bulunur ve bunlar demir emilimini engelleyen maddelerdir. Yemeklerle çay kahve tüketmek yerine yemeklerden 45dk bunları tüketmek anemi tedavisine yardımcı olmaktadır. Yüksek posa da bağırsak hareketini arttırdığı için demirin emilmeden vücuttan uzaklaştırılmasına yol açar.

demir yetersizliği anemisi, biyokimya, eritrosit, alyuvar, demir, anemi, fe

Yüksek miktarda süt ürünü tüketildiğinde ise kalsiyum ve demir emilim yarışına girerek demir emilimi azalır bu yüzden demirden zengin gıdaların yanında 1 su bardağı süt grubundan daha fazla tüketmemiz bizim için yararlı olacaktır.

Yüksek ısıda pişirilen yemekler ise demir organik moleküllerle sıkıca bağlanmış yapıya dönüşerek demir emilimi azalır.

Sağlıkla kalın, dahası için diyetisyeninizle görüşmeyi ihmal etmeyin…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

Migrenin kaynağı besin alerjisi mi?

Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, hareketli bir yaşantının ve dolayısıyla stresin getirilerinden birisi olabilir fakat yapılan yeni çalışmalara göre migren ve gerilim tipi baş ağrılarının nedeni besin alerjilerine bağlanmaktadır…

Yapılan bir çalışmada;astım, cilt ve  gastrointestinal sistem rahatsızlığına sahip olan bireyler ve normal bireylerin vücutlarındaki IgA, IgE ve IgG değerleri ölçülmüş. İki grup arasında anlamlı farklılıklar saptanmış. Buna göre, rahatsızlıkları olan bireylerin IgA, IgE ve IgG değerleri diğer gruba oranla daha yüksek çıkmış. Bunun yanı sıra antikor geliştiren yiyecekler çıkarıldığında semptomların azaldığı gözlenmiştir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Peki, nedir bu IgA, IgE ve IgG?

Immunoglobulinler yani antikorlar; bağışıklık sisteminin ürettiği savunuculardır. Glikoprotein yapısındadırlar. IgA, özellikle tükürük bezinde bulunurken IgG, plasentadan çocuğa geçen tek antikor olma özelliğine sahiptir. IgE ise daha çok alerjik reaksiyonlarda artış göstermektedir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyetmigren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migren ile ilişkisi

Yapılan bir başka çalışmada, migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerle kontrol grubu karşılaştırıldığında migren ya da gerilim tipi baş ağrısı olan bireylerin bazı besinlere karşı vücutlarında IgG üretildiği ortaya çıkmıştır. Bu besinlerden bazıları; yumurta, peynir, inek sütü, yulaf, buğday, domates, kazein ve fasulyedir. Bunlar en fazla antikor oluşturan besinlerdir.

Yine yapılan bir çalışmada çölyakla beraber migreni olan hastalarda diyetisyen nezaretinde glüten diyeti ile migren ataklarının frekanslarında azalma kaydedilmiştir. Başka bir çalışmada ise oligoantijenik yani vücutta ters etki oluşturan gıdaların çıkarılması ile oluşan diyetin astım, egzama, migren gibi hastalıkların etkilerini azalttığı ortaya konmuştur.

Tüm bu araştırmalar incelenecek olursa, migren ya da gerilim tipi baş ağrısında besin alerjisinin yeri olduğu söylenebilmektedir.Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

Ramazan besenme

8 madde ile “Ramazanda sağlıklı beslenme”

Alışmış olduğumuz yeme düzenimizin değişmesi öğün sayılarımızın azalması, uzun süreli açlık metabolizmamızın yavaşlamasına neden olmaktadır. 

Bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmek ve yavaşlayan metabolizmamızın vücudumuza verdiği olumsuzlukları en aza indirmek için beslenmemizde bir takım değişiklikler yapılmalıdır. Her zaman olduğu gibi amaç ‘yeterli ve dengeli beslenme’ olması gerektiğinden normal günlerde tükettiğimiz 6 öğünü Ramazan ayında 3 öğünün altına düşürmemeliyiz.

1. Mutlaka sahura kalkın

Ramazanda olmazsa olmaz öğün olan sahurda mutlaka sağlıklı besin tercihlerinde bulunulmalıdır. Çoğu kişi uyanamadığı için sahura kalkmamakta veya yiyip yatmaktadır. Bu durum açlık süresini daha da uzatarak gün içerisinde kişiyi olumsuz etkileyebilmektedir.  Sahurda kan şekerinizi gün boyu dengede tutmaya yardımcı olacak, yavaş sindirilen ve gün boyu tok tutacak besinler tercih edilmelidir. Yüksek tuz ve baharat içeren besinlerden kaçınılmalıdır bu tür besinler gün içerisinde susamanıza neden olabilmektedir.

2. Suyu bol tüketin

Sıcak havaların ve uzun süreli açlığın etkisiyle vücudumuzun suya ihtiyacı artmaktadır. Artan su ihtiyacımızı iftar ile sahur arasında mutlaka karşılamalı günlük 1,5-2 lt su tüketimine dikkat etmeliyiz.

3. Sağlıklı içecekler ile sıvı ihtiyacı karşılanabilir

Her zaman olduğu gibi Ramazan ayında da su ve sıvı tüketimimize dikkat edilmeli ve sıvı ihtiyacımızı suyun yanı sıra sağlıklı içecekler ile desteklemeliyiz.  Gazlı içecekler mide problemlerine,  hazımsızlığa sebep olabileceğinden tüketiminden kaçınılmalı bunun yerine bitki çayları, maden suları, ayran, evde hazırlanmış hoşaf/kompostolar tercih edilmelidir.

4. İftar yemeğini ikiye bölün

Orucunuzu oda sıcaklığında su ve 1-2 adet hurma ile açtıktan sonra 1 kâse çorba ile salata tüketilmelidir. Ardından yarım saat kadar ara verilerek beyne tokluk sinyalinin gitmesi sağlanır. Hızlı tüketilen besinler hazımsızlık sorununa sebep olabilmektedir. Yarım saatlik ara fazla miktarda besin tüketme eğiliminizi ortadan kaldırmaktadır. Ana yemeğinizin yanında 1 porsiyon yoğurt, cacık veya ayran tüketilmelidir. ‘Peki, Ramazan pidesi ne kadar tüketmeliyiz?’ dediğinizi duyar gibiyim 1 avuç içi büyüklüğünde Ramazan pidesi 1 dilim ekmeğe tekabül etmektedir. 2 avuçtan fazla tüketilmemesi önerilmektedir.

5. İftardan sonra mutlaka ara öğün yapın

Açlığın etkisiyle iftar sofralarının görkemine kapılarak hızlı tüketimden kaçınılmalı ve iftar sonrasında mutlaka ara öğün yapılmalı. İftar masasında yiyeceğiniz 1 porsiyon meyveyi veya tatlıyı iftardan sonraki ara öğünde tüketmeniz hem sağlığınızı olumlu etkilemekte hem de kilo problemi yaşamanızı önlemektedir.

6. Çok çiğneyin

İftar sofralarında midenize bir anda yüklenmeyiniz. Sindirimi kolaylaştırmak adına yemekleri yavaş yemeli ve çok çiğnemelisiniz.

7. Sütlü tatlı tercih edebilirsiniz

Şerbetli veya hamur tatlılarının yerine tercihiniz sütlü tatlılardan, Ramazanın gözdesi güllaçtan yana olsun. Bunun dışında tatlı isteğinizi bastırmak amaçlı evde hazırlayacağınız meyveli yoğurtlar, meyveli sütler tatlı ihtiyacınızı karşılamanıza yardımcı olacaktır.

8. Sağlıklı besin seçimi yapın

Kızartma ve Kavurma gibi sağlıksız pişirme yöntemleri yerine Izgara, Haşlama, Fırında ( buğulama) gibi sağlıklı yöntemlerle pişirilmiş besinler tercih edilmelidir.

Kan şekerinizin ani artışına sebep olarak hızlı sindirilen besinlerden kaçınılmalıdır. Beyaz un, şeker, pirinç yerine tam buğday, bulgur, sebze, meyve gibi yavaş sindirilen posa içeriğinden zengin besinler tercih edilmelidir. Posadan zengin besinler sindirim sisteminize yardımcı olarak kabızlığı önlemenizde yardımcı olmaktadır.

Sağlıklı Ramazanlar…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem çalışkan Akgül

 

fatma yılmaz fonksiyonel besin

6 madde ile: “Fonksiyonel besinler”

Gıda sektöründe yeni eğilim olarak besin değeri daha yüksek, daha sağlıklı ve hastalıklar üzerine etkili bazı besin gruplarına yönelim başlamıştır.

Bu özellikleri barındıran gruplara fonksiyonel besinler denmektedir. Bu besinler besleyici özelliklerinin yanında fiziksel ve zihinsel aktivite, hastalıklar üzerine etki, fizyolojik işlevler üzerine de etkilidir.

1. Bilinçli veya bilinçsiz bir tüketim söz konusu

Fonksiyonel besinler aslında günlük tükettiğimiz besinler arasında yer almaktadır. Fonksiyonel özellik taşıyan bitkiler son yıllarda bireyler üzerinde kullanılmıştır. Bu ürünler hem ekonomik hem de kolay ulaşılabilir ve doğal olması nedeniyle bilinçli veya bilinçsiz bir tüketim söz konusudur.
Fonksiyonel besinlerle ilgili ilk çalışmalar Japonya’da 1984 yılında başlamıştır. Lifli besinler ilk ticari fonksiyonel besinler olarak piyasaya sürülmüştür. 1988’de Japonya’da Fibre-mini adında yumuşak bir içecek olarak ilk fonksiyonel ürün üretilmiştir. Bu ürün mide-bağırsak düzenleyici olarak satışa sürülmüştür.

2. Bir besinin fonksiyonel olarak değerlendirilebilmesi

Bir besinin fonksiyonel olarak değerlendirilebilmesi için bazı özelliklere sahip olmalıdır. Bunlar; sağlığın devam ettirilmesi ve iyileştirici özelliğinin olması aynı zamanda diyete katkı sağlamalı, nutrisiyonel ve tıbbi temellere dayanmalı ve bu hususlarda tespit edilebilir olmalı, bileşenleri güvenilir olmalı, fiziko-kimyasal özellikleri iyi bilinmeli ve kantitatif-kalitatif yollarla tespit edilebilir olmalı, besinlerle karıştırıldığında zararlı bir etki oluşmamalı, bireyin normal beslenme düzeninde yer alan besinlerden olmalı, bu besinler ve bileşenleri ilaç gibi kullanılmamalıdır.

3. Antioksidan kapasite

Günümüzde antimikrobiyal, antidiyabetik, antiinflamatuar, antikanser ve antioksidan özellikleri ile dikkat çeken bu besinler birçok araştırmaya konu olmuştur ve hayvanlar üzerinde birçok çalışma yapılmıştır.

Yapılan çalışmalar daha çok serbest radikallerin sebep olduğu etkiler, sentetik ve doğal antioksidanlar üzerine yoğunlaşmıştır.

Bu çalışmalar sonucunda bitkilerin bu yararlı etkilerinin antioksidan kapasiteye sahip fenolik yapıdaki bileşiklerden kaynaklandığı belirtilmiştir. Fenolik bileşikler ise bitkilerin meyve, tohum, çiçek, yaprak, dal ve gövdelerinde yer alan sekonder metabolit olarak işlev gören bileşiklerdir.

4. Fenolik bileşikler

Yaklaşık 4000 bitkisel kökenli fenolik bileşik tanımlanmıştır. Bu fenolik bileşikler insan sağlığı üzerine etkisi yanında bitkinin kendisinde de büyüme, gelişme, pestlere karşı korunma, renk ve tat özelliklerine etki etmektedir.

Fenolik bileşikler, fenolik asitler ve flavonoidler olarak ikiye ayrılır. Fenolik bileşiklerden bazıları meyve sebzelerde lezzet oluşumunda görev alır. Acı-buruk tat oluşumunda etkilidir. Bazıları da renk oluşumunda yer almaktadır. Meyve ve sebze işleme aşamasında ise enzimatik olaylar meydana getirmektedirler. Örneğin esmerleşme gibi renk değişiklikleri.

5. Biyoflavanoidler

Fenolik bileşiklere beslenmeye olan önemli katkılarından dolayı biyoflavonoid adı verilmiştir. Bazı kaynaklarda ise P faktörü (perneabilite faktörü) veya P vitamini olarak adlandırılmaktadır.

Bu bileşenler birçok hastalık üzerine etkilidir. Bunlardan bazıları; obezite, kalp ve damar hastalıkları, osteoporoz, kanser, nörodejeneratif hastalıklardır. Bu fenolik bileşenlere olan ilgi topluma göre farklılık göstermektedir. Çeşitli epidemiyoloji çalışma sonuçlarına göre sebze ve meyvelerden zengin beslenmenin birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi vardır. Bu etki flavonoidlerle birlikte vitamin ve karetinoidlerle birlikte sağlanmaktadır. Flavonoidler sağlığa olumlu etki etmektedir fakat besinlerle alımı yapılırken ne kadar miktarda tüketildiğini saptamak zordur. Ayrıca bu durumla ilgili yapılan çalışma sayısı da çok azdır.

6. Besin takviye pazarı

Ülkemizde bireyler diyetle yeterli miktarlarda alamadıklarını düşündükleri bu bileşenleri ekstrelerle desteklenmiş ek besinler olarak takviye etmeye çalışmaktadır. Bu durum da yeni bir pazar ortaya çıkarmıştır. Dahasını diyetisyeninize danışabilirsiniz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

diyetisyen iş ilanı, diyetisyen iş ilanları, diyetisyen iş ilanı, hastaneye diyetisyen iş ilanı, iş arayan diyetisyenler, işkur diyetisyen ilanları, beslenme ve diyetetik iş ilanları, sağlık bakanlığı personel alımları, diyetisyen iş ilanları 2017, gerçek diyetisyenler iş ilanları, kariyer.net diyetisyen

Kırşehir danışman diyetisyen iş ilanı

Hakan Han Ural Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlık Merkezi, Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik lisans mezunu diyetisyen arıyor!

Müracaat için lütfen 0543 339 49 20 ya da 0544 646 5255 (Diyetisyen Hakan Han Ural) numaralarını kullanınız.

Bu ilan Gerçek Diyetisyenler Sitesi’ne Şeyda Ergün tarafından iletilmiştir. Gerçek Diyetisyenler Sitesi’nde yayımlanan iş ilanları bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır ve ilanın içeriğinin doğruluğundan ve yasalara uygunluğundan ilan sahibi sorumludur. Bu sitede yayımlanan iş ilanları nedeniyle oluşabilecek herhangi bir mağduriyet ya da zarardan Gerçek Diyetisyenler Sitesi ve site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

resmi gazete, TC Resmi gazete

Diyetisyen iş ve görev tanımı

Sağlık Bakanlığından:

SAĞLIK MESLEK MENSUPLARI İLE SAĞLIK HİZMETLERİNDE ÇALIŞAN DİĞER MESLEK MENSUPLARININ İŞ ve GÖREV TANIMLARINA DAİR YÖNETMELİK

Resmî Gazete: 22.05.2014 – 29007

Diyetisyen

a) Yaş, cinsiyet ve fiziksel uğraşı gruplarına göre, sağlıklı bireyler için enerji ve besin ögeleri gereksinmeleri ile sağlıklı beslenme programlarını belirler. Özel grupların beslenme ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların yürütülmesinde görev alır.

b) Besin analizleri yapar, sağlıklı beslenmeye ve özel amaçlara yönelik besin grupları geliştirir ve bunların doğru kullanımını sağlar.

c) Toplumda beslenme sorunlarına ve bu sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapar. Ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde besin ve beslenme politikalarının oluşturulmasında, eylem planlarının yapılmasında ve uygulanmasında görev alır.

ç) Hekimin yönlendirmesi ile hastalar için gerekli beslenme programlarını düzenler. Bireylerin hastalığına, antropometrik ölçümlerine, laboratuvar bulgularına ve tedavisine uygun olarak besin ögesi gereksinmelerini belirler, diyet tedavilerini ve beslenme eğitimi hizmetlerini planlar, uygular ve izler.

d) Hastaların sağlık kuruluşlarında hastane malnütrisyonuna maruz kalmamaları için gerekli önlemleri alır. Hastaların diyet ve normal yemekleri ile ilgili istek ve eğilimlerini tespit ederek, yemek listelerini tabibin tespit ettiği esaslar içinde kalmak suretiyle hazırlar. Hastayı yemek rejimi hususunda eğitir. Hastaların yemeklerini yiyip yemediklerini kontrol eder, tüketmiş olduğu besinler hakkında gerekirse tabibe bilgi verir.

e) Hastalara verilecek olan oral, enteral ve parenteral beslenme ürünlerinin seçiminde, hazırlanmasında, uygulamalarında, eğitim ve izleme süreçlerinde görev alır.

f) Satın alınacak gıda maddelerinin miktarının belirlenmesinde ve değerlendirme çalışmalarında görev alır.

g) Beslenme hizmetinde çalışan personelin denetimini yapar, hizmet içi eğitimlerini planlar, uygular/uygulatır. Hizmetin her aşamasında besin, personel, fiziksel alan ve araç-gereçlerin temizlik ve hijyeni için gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

ğ) Menü planlaması yapar ve uygulanan menüleri denetler. Standart yemek tarifelerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlar, gerektiğinde günün ve kuruluşun şartlarına uygun düzenlemeleri yapar.

h) Yiyecek-içeceklerin uygun yöntemlerle depolanmasını ve depodan yiyecek-içecek çıkışını denetler.

ı) Toplu beslenme alanlarının ve araç/gereçlerin günün şartlarına uygun ve ihtiyaca cevap verebilecek standartlara ulaşmasını sağlar. Yemek hazırlama, pişirme ve servis alanlarında oluşabilecek kazaları önleyici tedbirlerin alınmasını ve ilk yardım araçlarının bulunmasını sağlar.

i) Yiyeceklerin hazırlama, pişirme ve servisi ilkeleri doğrultusunda tüketime sunulmasını denetler.

j) Besin güvenliğinin sağlanmasında ve kalite sistemlerinin kurulmasında görev alır.

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Kilo avcıları

ABD’de 1960’ların başında kilo veren ve tekrar almaktan korkan bir ev kadını tarafından başlatılan hareketin, 30’dan fazla ülkede taraftarları bulunuyor.

Kilo avcıları, internet ortamında, düzenlenen toplantılarda sık sık bir araya gelerek, hem birbirlerine destek oluyor, hem de diğerlerini denetliyor. Avcılar, diyet ve egzersiz yoluyla vücut kütle indeksini 20-25 aralığında tutma konusunda birbirine destek oluyor…

Lütfen sağlıklı beslenme ve diyet ile ilgili konular için diyetisyeninize başvurunuz. Tüm popüler diyetler için buraya tıklayınız.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Alan diyeti

Dr. Barry Spears tarafından geliştirilen Alan diyeti, beslenme düzeninde %40 oranda karbonhidrat, %30 yağ ve %30 protein tüketimi prensibine dayanıyor.

Rafine edilmemiş karbonhidratlar ve yağların tüketimine ağırlık verilen Alan diyetinde, işlenmiş ürünler yerine karbonhidrat ihtiyacının meyvelerden ve lif bakımından zengin sebzelerden karşılanması tavsiye ediliyor.

Alan diyeti, diğer diyetlerden farklı olarak, alınan kalori miktarının azaltılmasını öngörmüyor, yiyeceklerin doğru şekilde porsiyonanmasını öneriyor. Her öğün, bir porsiyon et, bunun iki katı oranında iyi karbonhidrat ve zeytinyağı, fındık, ceviz gibi “iyi” yağlar tüketiyorsanız, sağlıklı bir alanda yaşamayı sürdürüyorsunuz demektir.

Lütfen sağlıklı beslenme ve diyet ile ilgili konular için diyetisyeninize başvurunuz. Tüm popüler diyetler için buraya tıklayınız.

Karbonhidrat sayımı sümeyye aymaz

Daha rahat diyabet için: “Karbonhidrat sayımı”

Diyabetli bireyler, ne kadar karbonhidrat alacakları hesaplanabilirse ona göre insülin iğnelerini yapar ve kan şekerleri daha iyi kontrol edebilirler.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

“Karbonhidrat Sayımı” kan şekerini yönetmek için bir yemek planlama tekniğidir. Karbonhidrat sayımı ile kişiye özel yemek listesi oluşturulur. Karbonhidrat sayımı üç aşamada yapılır:

1.Aşama (başlangıç düzeyi)

Bu aşama genel olarak tüm diyabetlilerde uygulanır. Bu aşamada öğrenilecekler:
• Karbonhidrat nedir?
• Hangi besinler karbonhidrat içerir?
• Tüketilen karbonhidratların kan şekerine etkisi nedir?
• Besinlerin tüketilen miktarında kaç gram karbonhidrat vardır?
• Ana ve ara öğünlerde tüketilmesi gereken karbonhidrat miktarının veya karbonhidrat seçeneği sayısının belirlenmesi.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

2.Aşama (orta düzey)

Orta düzeyde ise şunlar öğrenilir:
• Kan şekeri ve tüketilen karbonhidrat miktarı arasındaki bireysel yanıtı değerlendirme,
• Besin etiket bilgilerini kullanma,
• Karbonhidrat tüketimindeki artma/azalmaya bağlı olarak insülin doz ayarlamasıyla ilgili basit bilgiler,
• Yağ, protein, posa, sükroz (çay şekeri) ve alkolün kan glukozuna etkisi.
• Hipoglisemi ve ağırlık artışı.
• Bu aşamada bireyin, öğün öncesi ve öğün sonrası hedef kan şekeri seviyeleri belirlenir ve bu hedeflere ulaştıktan sonra üçüncü aşamaya birey de istiyorsa geçilir.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

3. Aşama (ileri düzey)

Yoğun insülin tedavisi alan (günde dört kez veya daha fazla) ve pompa kullanan diyabetli bireylerin bilmesi gereken basamaktır.
Diyabet diyetisyeni, diyabetli bireyin karbonhidrat bilgisini, hesap yapma becerisini ve kan glukozu ile karbonhidrat tüketimi ilişkisini değerlendirdikten sonra bu aşamaya geçer.
• Öğünde tükettiği karbonhidrat miktarını, o öğünde uyguladığı insülin miktarı ile eşleştirerek, bir ünite insülinin ihtiyaç duyduğu karbonhidrat miktarını hesaplamayı öğrenirler. Buna karbonhidrat/insülin oranı (K/İ) denir.
• K/İ oranı her birey için her öğün değişkenlik gösterebilir.
• K/İ oranının bir kez belirlenmesi ömür boyu bu oranın geçerli olacağı anlamına gelmez.
• Kilodaki değişiklikler, mevsimsel değişiklikler, bayanlardaki menstrüel dönemler, günlük aktivitedeki değişiklikler, stres ve hastalık gibi durumlar K/İ oranında değişikliğe sebep olabilir.
• Kan şekerleri hedef aralıkların dışında olduğu zamanlarda da kan şekerini düzeltmek için ek insülin dozu hesaplamayı öğrenirler. Buna insülin duyarlılık faktörü (İDF) denir. İDF, bir ünite insülinin azalttığı kan şekeri miktarı olarak ifade edilir.
• Hızlı etkili insülin (humolog, apidra, novorapit) kullanımında 1800 kuralı, kısa etkili insülin(humolın R, acrapit) kullanımında 1500 kuralı kullanılarak hesaplanır. 1800 ya da 1500, günlük toplam insülin dozuna bölünür ve çıkan değer bir ünite insülinin düşürdüğü kan şekeri değeridir.
• İDF, öğün öncesinde kullanılmalıdır. İDF de K/İ oranı gibi ömür boyu sabit kalmaz ve bireyden bireye değişkenlik gösterebilir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sümeyye Aymaz

vegan

Vegan beslenme

Vegan beslenme, bir diyet yönteminden daha çok net bir yaşam biçimi, yaşam felsefesi olarak kabul ediliyor.

Veganlar, bal, süt ürünleri ve yumurta dahil, hiçbir hayvansal besini tüketmiyor, bu beslenme biçimini sağlıklı yaşamak kadar, çevresel ve etik gerekçelerle seçiyor.

Tüketilen besinlerin yeterince çeşitlendirilebilmesi durumunda, veganlar, lakto-ovo vejetaryenler gibi, sağlık konusunda birçok avantaja sahip oluyorlar.

Lütfen sağlıklı beslenme ve diyet ile ilgili konular için diyetisyeninize başvurunuz. Tüm popüler diyetler için buraya tıklayınız.