canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Korona virüsten korunmak için ev sirkesi, ev yoğurdu, ev turşusu, turşu suyu tüketin”

Canan Karatay, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) ve firmaların desteğiyle KSÜ’de düzenlenen Maraş Paçası ve Gastronomisi konulu konferansta, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durum Komitesinin uluslararası kamu sağlığı acil durumu ilan ettiği, Çin’de ortaya çıkan ve daha sonra çok sayıda ülkeye yayılan yeni tip koronavirüs salgınının yanı sıra doğru ve dengeli beslenme konularında bilgiler verdi.

Korona, bir viral enfeksiyondur, korkulacak bir şey yoktur

Görüşünü ileri süren Karatay, koronavirüsün akciğerlerdeki hücrelerin içine girdiğini, solunum yoluyla bulaşmanın da bu anlama geldiğini belirtti. Bundan korunmanın mümkün olduğunu anlatan Karatay, şunları savundu:

Teknoloji ilerlemesine rağmen asırlardan beri daha virüsleri halledemedik. Virüslerin hücre içine girmesini bizim engellememiz lazım. Hücre içine girmezse hastalık olmuyor. Onun için de bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz lazım. Hücre güçlü olursa virüsler kapıları açıp içeri giremezler. Vücudumuzun direncini kırmazsak hastalanma olmaz, bütün mesele budur. Korona ve enfeksiyonlardan korunmak için ev sirkesi, doğal probiyotiktir, vücudumuzdaki dost bakterileri besler, ev yoğurdu, ev turşusu ve turşu suyu tüketin. Bağırsaklardaki dost bakterileri çoğaltır. Korona diye çıkardılar ama merak etmeyin gripten farkı yok.

Türkiye’deki ekmek tüketiminin fazlalığına ve bazı gıdalarda mısır şurubu kullanımına değinen Karatay, özellikle çocukların bu tür maddeleri tüketmesinin sakıncılarına işaret etti.

Gribe karşı kelle paça tüketilmesini öneren Karatay, bu yemekte protein, dengeli yağ ve vitaminlerin bulunduğunu belirtti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/prof-dr-canan-karataydan-yeni-tip-koronavirus-degerlendirmesi/1725639
Canan Karatay

Karatay: “Yemekten sonra çay tüketilecekse tereyağı konulması faydalı olur”

Karatay, Yemekten sonra çay tüketilmemesi, tüketilecekse de tereyağı konulması faydalı olacaktır. Yemekten sonra çay içmeyin derim çünkü çay, yemekte yediğimiz demirin emilimini engeller. Şeker koymayınca nasıl içelim denildiğinde tereyağı koyun diyorum, dedi.

Karatay, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Fuar Merkezi‘nde düzenlenen 11. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Gerçek Tıbbın 10 Şifresi konulu söyleşiye katıldı. Dinleyicileri zararlı yağlar konusunda uyaran Karatay, tereyağının faydalarından bahsetti. Tereyağının kilo aldırmayacağını belirten Karatay, bozulmadığı sürece bol bol yenilmesini tavsiye ederek, şunları kaydetti:

Yemekten sonra çay tüketilmemesi, tüketilecekse de tereyağı konulması faydalı olacaktır. Yemekten sonra çay içmeyin derim çünkü çay, yemekte yediğimiz demirin emilimini engeller. Şeker koymayınca nasıl içelim denildiğinde tereyağı koyun, diyorum

İngiltere’de, kuzey ülkelerinde çaya krema diye atılır. Ülkemizde de şeker konmadan önce büyüklerimiz tereyağı koyarlardı. Hala uygulayanlar var, bu adettir, yeni bir şey değil.

Yeni yetmeler yeni bir şey gibi gördüğü için kıyamet koptu

Everest’e çıkan dağcılara yol gösteren Tibetli kılavuzlar enerjilerini nereden alıyor? Tereyağlı çaydan alıyor çünkü tereyağının verdiği enerji süreklidir, sizi dinç ve genç tutar.

Bol bol tereyağı yiyebilirsiniz

Günde 20 dakika yürümek çok önemli. Kardiyoloji ve kalp damar sağlığının korunması üzerine yaptığı sunumda damarlarda yangın olduğunu, bu yangını söndürmek için de sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitelerin önemine dikkati çeken Karatay, şöyle devam etti: Yangını kim söndürüyor? Sağlıklı sebzeler, doğal zeytinyağı, fındık, fıstık, badem, ceviz…

Hem kan yapar hem ısıtır diyorum

Yağlı peynir, yağlı yoğurtlar ve çok az şeker var. Bunlar yangını söndürür, 7’den 70’e. Yangını söndürenler bir de muntazam fiziki aktivitelerdir. Günde 20 dakika yürümek ama her gün yürümek çok önemli. Bir de tabii sigaranın bırakılması lazım.

İnsülin direncim var ama şeker hastası değilim diyemezsiniz

İnsülin direnci tansiyonu yükseltir, şeker hastalığı yapar. Yağları alt üst eder. İşte ‘sistemik inflamasyon’ dediğimiz, sistemik alevlenme dediğimiz olay budur. Bakın burada kolestrol yok çünkü kolesterol de yangını söndürenlerdir.

Prof. Dr. Canan Karatay, konuşmasının ardından kitaplarını imzaladı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/prof-dr-karatay-yemekten-sonra-cay-tuketilecekse-tereyagi-konulmasi-faydali-olur/1464712#
Fatih Altaylı

Fatih Altaylı: “Canan Karatay’ın önerdiği diyetleri uygulamayın”

Geçtiğimiz günlerde anjiyo olan ve 2 damarına stent takılan Habertürk yazarı Fatih Altaylı, birkaç gün aranın ardından yazılarına başladı.

Kolundaki bir ağrıdan şüphelenip hastaneye gittiğini yazan Altaylı’dan Canan Karatay’a uyarısı geldi. Altaylı,

Önerdiği diyetleri uygulamayın. Belki birkaç kişiye de yaramış olabilir. Ama çok daha fazla insanın başına dert açtığından ve hatta ölümüne neden olduğundan şüpheniz olmasın, dedi.

Altaylı’nın Habertürk’te yer alan ‘Bana ne oldu‘ başlıklı yazısı şöyle:

Birkaç gün önce bir sağlık sorunu yaşadığımı biliyorsunuz. Binlerce geçmiş olsun mesajı için hepinize teşekkür ederim. Olan biteni kısaca anlatayım. Pazartesi akşamı gece 1:00 civarı televizyon programından çıkıp eve gittim, yazılarımı yazdım ve 3:00 gibi yattım.

Saat 5.30 gibi sol kolumda bir ağrıyla uyandım. Yatış pozisyonumdan dolayı olabileceğini düşündüm. Ancak ağrı sürdü. Açıkçası çok da dayanılmaz bir ağrı olmamasına ve ben de pek evhamlı biri olmamama rağmen saat 06.30 gibi giyinip bir taksiye bindim ve çok güvendiğim doktor dostlarımın olduğu bir hastaneye gittim.

Acilden giriş yaptım ve acildeki görevliye ‘Bir kalp sorunum olabilir ama olmayabilir de. Şüphelendim geldim’ dedim. Acile aldılar. Önce acildeki bir doktor, sonra nöbetçi kardiyolog ilgilendiler. İlk testlerde bir şey çıkmadı. Daha sonra bir sorun olabileceğine dair bir kanaat oluştu. Kalp krizi falan geçirmemiştim ama damarlarımda bir sorun vardı. Hemen anjiyo yaptılar. Söylediklerine göre bayağı zorlu bir anjiyo olmuş. İki damarıma birer stent takarak kalp kriz geçirmeden, kalp damarlarımı onartmış oldum. Doktorların dikkatleri sayesinde çok önemli bir riski atlatmış oldum. Şimdi iyiyim. Bir sıkıntı yok. Sadece birkaç gün seyahat etmem yasak. Açıkçası bu durumla ilgili sizi rahatsız etmek istemezdim. Bu yüzden hastaneye kimseye haber vermeden tek başıma gittim. Anjiyo yapılacağı kesinleşince sadece sevgili sekreterim Gülay’a haber verdim. O sırada yurt dışında bulunan eşime bile sonradan haber verdim ki, durduk yerde kaygılanmasın. Ama yine de bu basit olay gündeme gelmiş. Ben de açıklayayım dedim. Bu durumumla ilgili olarak bir minik tavsiye vermek isterim…

Canan Karatay Hanımefendi’nin önerdiği diyetleri uygulamayın.

  • Bu diyetler kulağa hoş ya da işinize gelebilir.
  • Belki birkaç kişiye de yaramış olabilir.
  • Ama çok daha fazla insanın başına dert açtığından ve hatta ölümüne neden olduğundan şüpheniz olmasın.

Bu haber, aşağıda ismi ve açık adresi yazılı olan web sitesinden alınmıştır:

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-fatih-altayli-canan-karatayin-onerdigi-diyetleri-uygulamayin-11-681-80688.html
Ümit Aktaş ve Karatay ceza

Karatay ve Aktaş’a verilen ceza onandı!

Canan Karatay ve Ümit Aktaş’a uzmanlık alanları dışında ve etik olmayan söylemleri nedeniyle verilen ceza onandı.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin başvurusu üzerine, İstanbul Tabip Odası tarafından Dr. Canan Karatay ve Dr. Ümit Aktaş katıldıkları bir televizyon programında:

Canan Karatay

  • uzmanlık alanları dışı konularda tartışmalı konuları kesin gibi sundukları,
  • doğru olmayan bilgiler verdikleri,
  • kendileri dışındaki tüm hekimleri olumsuzladıkları,
  • programı kişisel tanıtım ve reklam aracı haline getirdikleri,

TV programında verdikleri bilgilerin etik olmadığı, kusurlu olduğu ve halk sağlığına zarar verdiği anlaşılarak suçlu bulunmuş ve para cezasına karar verilmişti.

Ümit Aktaş

İtirazları üzerine Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından karar değerlendirilmiş ve ilgili bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda itiraz reddedilerek karar onanmıştır.

Saygılarımızla,

Türkiye Psikiyatri Derneği, Merkez Yönetim Kurulu

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Canan Hoca size neler oluyor?

Prof. Dr. Temel Yılmaz Habertürk’teki yazısıdır

Bir süre önce Canan Karatay ve bir konukla yapılan bir programı arkadaşlarımın uyarısı üzerine videodan izledim. Programın bir bölümü genel sağlık konuları diğer bölümü ise iki konuşmacının siyaset üzerine yaptıkları kişisel yorumlarıyla ilgiliydi. Siyaset, programdaki konuşmacıların hazır mikrofonu almışken bir yerlere vermeye çalıştıkları politik mesajlar vs. benim ilgi ve uzmanlık alanım dışında… Ancak programda benimle ilgili söylenen sözlerin olduğu bir bölüm vardı. Bu bölümde benimle ilgili iddialar ama daha önemlisi de bilimsel tartışma etiği üzerine birkaç sözüm olacak.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimsel tartışma ciddiyet ister

İster televizyon programında ister bir sempozyum ya da kongrede olsun bilimsel tartışmalar önemli… Tarih öncesinden bu yana, evrensel bilim her çağda bilimsel tartışmalar ve bu tartışmalardan çıkan sonuçlarla gelişti ancak bilimde tartışmanın bir kültürü ve etik kuralları vardır.

Bilimsel tartışma, bilimin herhangi bir alanında, ortaya atılan bir düşüncenin ya da hipotezin, konunun uzmanları arasında kanıta dayalı bulgular ışığında karşılıklı değerlendirilmesi demektir. Sonuçta tartışan kişiler, her iki taraf kanıtları ortaya koyar, kanıtlar tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirilir, taraflar karşılıklı ikna olur, konsensus (uzlaşı) oluşur.

Dünya tarihi boyunca bilim hep bu yöntemle kendini geliştirmiş, bilimin yasaları bu bilimsel tartışmalardan çıkan sonuçlarla yazılmıştır. Bir tartışmanın bilimsel tartışma olması için iki kıstas gereklidir: Bilgi birikimi ve karşılıklı saygı

Bilgi birikimi olmadan bir hipotez ya da antitez oluşturulamaz. Karşılıklı saygı olmadan da o konuda karşılıklı tartışma olmaz. Bu kriterden biri eksikse, bir bilimsel tartışma kültüründen bahsetmek mümkün değil. Etik dışı davranışlar ise bilimsel tartışma ortamını yok eder.

Ego ile etik dışı davranışlar tartışmayı bilimsel tartışmanın dışına bir mahalle kavgasına dönüştürür.

Bunun en somut örneği de o günkü açık oturumda yaşanmıştır.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimsel bir soruya tuhaf bir yanıt

Açık oturumdaki konu kolesterol değerleridir. Sunucuyla konuşmacı arasında şöyle bir soru cevap diyaloğu geçiyor. Sn. Didem Arslan Yılmaz soruyor:

Sizin iddialarınıza karşıt görüşler de var, bu görüşlerden biri de ‘Kolesterol vücut için çok gerekli ve önemli bir madde ama bunu kendi normalleri içinde değerlendirmek gerekir, özellikle LDL değerleri yükseldikçe kalp koroner riskinin arttığını gösteren yüzlerce çalışma var. Kolesterol yüksekliğinin zararsız ve faydalı olduğunu söyleyen bir takım kişiler insan hayatıyla oynadıklarını unutmamalıdır’ deniyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Bir bilimsel tartışma kültüründe bu sorunun iki yanıtı vardır.

Ya “Buna katılmıyorum, bu görüş yanlış” der kendi düşüncelerinizi anlatırsınız, kanıtlarınızı ortaya koyarsınız, ya da “Doğrudur” der onaylarsınız. Ama yanıt öyle değil, çok öfkeli ve tepkisel. Canan Hoca cevap veriyor:

Bu soruyu soran bana çok hücum ediyor. Bu kişi çok önemli un fabrikalarının yönetim kurulunda görev yapıyor, onun söylediği hiçbir şeye inanmamak lazım…

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimde “hücum etmek” ne demek?

Yanıtta üç önemli iddia var. Birincisi “Bana hücum ediyor” diyor. Bu doğru değil. Açık oturumda sorulan soru sadece bir bilimsel karşı görüş. Soruda rencide edici, kırıcı, hücum edici bir ifade yok. İddia daha öncesi ile mi ilgiliydi, bu da doğru değil. Şimdi hocaya soruyorum: Benimle ilgili böyle bir kaygıya nereden ulaştınız?

Evet, halk sağlığını ilgilendiren konularda yanlış bulduğum görüşlerinizi eleştirdiğim doğru… Gebelik diyabetinde tanı kriterlerinizin yanlış olduğu, sınırsız kırmızı et yemenin sağlığa zararlı olduğu, tüm ekmeklerin suçlanmaması gerektiği ve lahmacunun öyle çok da faydasının olmadığı, kaya tuzu da olsa fazlasının tansiyonu artıracağı ve küçük çocuklara kahve vermenin faydadan çok zararı olduğu konusunda size katılmadığımı söylediğim, bu konulardaki açıklamalarınıza karşı çıktığım ve itiraz ettiğim doğru…

Ancak bu itirazlarımın hiçbir yerinde size karşı en küçük saygısız, saldırgan bir ifade ya da sizi incitecek tek söz yok.

Yazılarımın tamamında sizden tek bir talebim oldu. Sizden şunu istedim;

Bu iddialarınız çok ciddi, toplumun sağlığını doğrudan ilgilendiriyor. İddialarınızla ilgili bir kanıtınız,bir araştırmanız ya da uluslararası ciddi güvenilir çalışmalar var mı, varsa siz zahmet etmeyin ben gelip sizden alayım, dedim; yanıt vermediniz. Yüzlercesinden bahsettiğiniz yayınlardan bir örnek verin, dedim; onu da vermediniz. Yine, Halk sağlığını ilgilendiren konularda kanıtı belli olmayan fikirleri tartışmanın yeri medya değil, konunun uzmanlarının olduğu bilimsel toplantılar ve kongrelerdir, buyurun sizi davet ediyoruz diyabet kongresine gelin, diye teklif ettim; gelmediniz.

Daha önemlisi şu, sizin hücum ediyor diye suçladığınız kişi olarak, sizin zor zamanınızda yanınızda oldum. Hatırlarsanız, bir süre önce bir meslek kuruluşu tarafından size verilen cezaya ilk karşı çıkan oldum ve yazdığım yazıda:

Hocanın bazı görüşlerine katılmıyorum, ama verilen cezaya karşıyım, hekimlikte apolet sökülmesi doğru değil, diyerek kararı eleştirdim.

Hocam şimdi soruyorum, neden size eleştirel bir soru gelince insanlara kızıp bağırıp çağırıp azarlarken her konuşmanızda “Bana hücum ediyorlar” mesajı veriyorsunuz, yeni bir iletişim yöntemi midir? Hedefiniz hem size karşı kimse bir şey söyleyemesin, ki bunu başardınız, kimse sizinle konuşmaya cesaret edemesin, bilim dünyası sus pus olsun hem de seyirciye:

Bana saldırıyorlar, diye mağduriyet edebiyatı yapmak mı? Eğer amacınız buysa çok başarılı oldunuz.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Ekmeği savunsanız ne olur?

Buradan programa dönelim. Programda size sorulan bilimsel bir soruya, pat diye cevap veriyorsunuz “O çok önemli un fabrikalarının yönetim kurulunda görev yapıyor”.

Size böyle bir soru sorulmamış, cevabın konu ile ilgisi yok, ayaküstü söylenmiş bir iddia, nereden aklınıza geldi hocam çok merak ediyorum.

Çok düşündüm, muhtemelen birkaç hafta önce katıldığım Habertürk’teki bir açık oturumla ilgili olabilir. Programda, sizin ekrana yansıyan konuşmanızın bir bölümünde:

Ekmek afyondur, uyuşturucudur, deyince ben de yapmayın hoca, ekmek tohumdan yapılır, tohum hem protein hem karbonhidrat birçok mineral ve vitamin içerir. Sizin söylediğiniz işlenmiş ekmek, bütün ekmekleri suçlamanız yanlış, Türk halkı için ekmek kutsaldır, ekmeği yerde görünce öpüp başına koyar, ekmeği bu kadar suçlamanız yanlış” diye sizi eleştirmiştim.

Siz de muhtemelen “Bu adam, ekmeği bu kadar savunduğuna göre olsa olsa un fabrikalarında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor” diye düşünmüş olabilirsiniz. Başka bir izahı yok bu lafınızın… Hoca, hemen belirtmek isterim ki iddianız doğru değil, yalan. Belli ki araştırılmadan kişisel karalama amacıyla alelacele uydurulmuş bir söz, ithamlar etik dışı, tıbbi deontolojiden uzak… Bir bilim insanı doğru olup olmadığını bilmeden, kaynağı araştırılmadan bilgi veriyorsa bu çok endişe vericidir. Bu, o insanın bilgileri doğru dürüst araştırma yapmadan aklına geldiği gibi çala kalem verdiği noktasına getirir ve söylediklerini tartışmalı hale sokar. Siz düşüncelerinize karşı çıkan herkese kızıp, iftira mı atarsınız?

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

“Hiçbir şeye inanmayın” sözünün altındaki anlam ne?

Üçüncü iddianızda “Onun söylediği hiçbir şeye inanmamak lazım” diyorsunuz. Bilmenizi isterim ki, bu söz ciddi ve analitik düşünce ürünü bir söz değil. Üstelik “Hiçbir şeyine inanmayın” diye söylediğiniz insan, bilim alanında 40 yıl çalışmış, yüzlerce araştırma yapmış, uluslararası ödüller almış, on binlerce hastayı tedavi etmiş bir kişi. Yaptığı tedaviler ya da söyledikleri yanlış olsaydı, hakkında onlarca dava açılırdı değil mi hoca?

Oysa sizin için ben bir kere bile böyle bir söz söylemedim. Doğru söyledikleriniz için doğru, hatalı bulduğum konular için hatalı dedim, bilimde tartışma kültürü de bunu gerektirir ama benim için böyle bir söz kullanmaya neden ihtiyaç duyduğunuzu düşündüm. Gerçekten öğrenmek istiyorum.

Dikkat ettim, eleştiriye hiç tahammülünüz yok. Tek doğru sadece sizin söyledikleriniz. Tek kural var: Karatay kanunları tartışılmaz. Bilimdeki tüm bilinmeyenlerin cevabı Karatay kitaplarında yazar ve Karatay’ın sözünün üstüne söz söylenmez!

Hiç kimsenin söylediğine inanmayın, sadece benim söylediğim doğru” diyorsunuz. Bu mümkün mü? Tıbbın bütün alanlarında, kolesterolden depresyona, tuzdan bor madenine her konuda tek doğru siz olabilir misiniz? Bilimde böyle bir şey mümkün mü?

Yaptığınız her şeye neden ilahi bir misyon vermeye çalışıyorsunuz? Buna niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Hoca size neler oluyor?

hubris sendromu

Medyada çok ünlü olmak ve hubris sendromu

Hocam, sizden iki ricam var. Birincisi, sizinle ilgili. Medyada tanınır olmak için çok çabaladınız, çok uğraştınız ve bunu başardınız. Çok ünlü oldunuz.

Biliyorsunuz medyada ünlü olmak zordur ama ünü korumak daha zordur. İnsanlarımız çabuk unutur, gündem için her defasında daha ilginç şeyler söylemek, daha sansasyonel işler yapmak gerekir, bunları da yaptınız tamam da, lütfen buradan daha ilerisine geçmeyiniz. Çünkü fazla ün insanın doğasını değiştirir, hep daha fazlası istenir, sizin için endişeleniyorum.

İkincisi, size bir makale okumanızı öneriyorum. Makale Brain dergisinde yayınlanmış. Konu Hubris Sendromu. Hubris Sendromu’nun başka bir adı güç ya da şöhret zehirlenmesi… Yazıda bu sendromun 14 kriteri var. Zaman ayırın, okuyun, bir değerlendirin, çok ilginç sonuçlar bulacaksınız.

Bu yazı, aşağıda kaynağı açıkça yazılmış olan web sitesinden alınmıştır. Yazarın bireysel görüşünü içerebilir. Web sitemizde yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-canan-hoca-size-neler-oluyor-11-681-79949.html
canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Bir meyve yersen 5 kilometre koş”

Prof. Dr. Canan Karatay, Yargıtayın kuruluşunun 150. yılı etkinlikleri kapsamında Yargıtay Konferans Salonu’nda “Şeker en tatlı zehirdir” konulu konferans verdi.

Yargıtay daire başkanları, üyeler ve personelin katıldığı konferansta Karatay konuşmasına, 3 beyaz, yani işlem görmüş rafine unlar, toz şeker ve rafine sofra tuzlarından uzak durulması uyarısıyla başladı. Şekerin hayatları mahvettiğini, şekerli içeceklerin, gebelere yapılan şeker yüklemesinin bütün hücrelere zarar verdiğini dile getiren Karatay, şekerin, şeker hastalığı, obezite, alzaymır, depresyon, parkinson, kanser hastalıklarına neden olduğunu vurguladı.

Gebelikte şeker tespiti için yapılan şeker yüklemesi yöntemini eleştiren Karatay, “Şimdi gebelere şeker yüklemesi yapıyorlar. Karaciğer yağlanmasına, alzaymıra, obeziteye neden oluyor. Bu yasaklanmalıdır. Zavallı kadınlara bu yüklenir mi? Şeker hastalığı tespitinin başka yolları var.” diye konuştu. Ekmeğin de en tatlı zehir olduğunu, beyni uyuşturduğunu, vücuttaki trigliseriti yükselttiğini, sık sık acıktırdığını belirten Karatay, rafine unlarda aminopeptin şekeri bulunduğunu, insan metobolizmasında bunu hazmedecek enzim olmadığını ifade etti. Karatay, “‘Ekmek kutsal değil mi, yemeyecek miyiz?’ diyorlar. Yemeyeceksiniz kardeşim. Ekmek yenmeyecek.” dedi.

Karatay, üç beyazın neden olduğu hastalıkların genetik değil, tamamen önlenebilen hastalıklar olduğunu vurgulayarak, bu tür hastalıkların son 20-30 yıl içinde mantar gibi arttığını söyledi. Canan Karatay, mikrobik salgınlarla mücadele için kurulan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bile şu an obeziteyle mücadele ettiğini anlattı. Gençlerin vücut yapmak için kullandıkları proteinlerin de zararlı olduğunu dile getiren Karatay, her türlü meyvenin vücutta trigliseriti yükselttiğinin altını çizdi ve şu uyarılarda bulundu: Meyve yenmeyecek, bitti. Merak etmeyin aç kalmayacaksınız. Ben tüccar değilim, üretici değilim. Hekim ve sağlıkçı olarak konuşuyorum. Meyve şekeri de çocukların karaciğerini yağlandırır. Çocuklar şimdi şişman. Alkol mü, bira mı içiyorlar? Hayır. Ekmek, dondurma, tost, cips, makarna, gofret yeyip, kola, buzlu çay içiyor.

Gut hastalığı şeker zehirlenmesinin belirtisidir, sebebi kırmızı et değildir. Meyve suyu ve fruktoz gut hastalığının nedenidir. Taze sıkılmış dahi olsa meyve suyu içilmeyecek. Alzaymırın, otizmin, parkinsonun, felcin, eklem ağrılarının temeli göbeğin genişlemesidir. Göbekteki yangını söndürmek elimizde. Ekmek yemeyeceğiz. Rafine tuzlardan da uzak duracağız. Bu sofra tuzları, rengi açılsın diye içine kimyasallar eklenmiş, akışkan olsun diye alüminyum eklenmiş tuzlardır. Kristal kaya tuzu rafine olmamıştır. Kristal olarak kullanılır. Sağlık kaynağıdır, saftır, mineral topluluğudur. Kristal kaya tuzu ömrü uzatır. Bu tuzu suya katıp sabah akşam gargara yapın, hastalanmazsınız.”

İbni Sina günde 2 öğün önermiş

Tıp Kanunu kitabı Avrupa’da tıp mekteplerinde okutulan İbni Sina’nın günde 2 öğün yemek yenilmesini önerdiğini aktaran Karatay, “2 öğün sağlıktır, 3 öğün hastalıktır. Senelerce araştırıldı. Size 11 asırdır olan lafları anlatıyorum. Endüstrinin oyuncağı olmayın. Spor salonları, yüzme kursları yerine çıkın dışarı hareket edin.” önerilerinde bulundu.

Bir insan vücudunun 24 saat içinde yalnızca 5 gram şekere ihtiyaç duyduğunu söyleyen Karatay, bunun fazlasının kanser hücrelerini beslediğine vurgu yaptı.

Canan Karatay, “Peki ne yiyeceğiz diye soranlara müjde” diyerek, su, doğal köy tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı, köy tavuğu, köy yumurtası, peynir, kelle paça, ayak paça, kemik suyu, kırmızı et tüketilmesini önerdi. Kelle, ayak paçanın bütün vücudu dinçleştirdiğini, bu bulunamıyorsa kemik suyu içilmesinin önemli olduğunu anlatan Karatay, “Kemiği kaynat, her sabah limonla suyunu iç. Bak bakalım hastalık kalıyor mu?” dedi.

Turp yerseniz, turp gibi olursunuz

Turp, fıstık, havuç, lahana, karnabahar gibi sebzelerin faydalarına da değinen Karatay, “Turp yerseniz turp gibi olursunuz. Doğal probiyotiktir, ömrü uzatır.” diye konuştu. Bu sırada salondakilerden birinin “Ne kadar yiyelim hocam?” sorusu üzerine Karatay, “Yiyebildiğin kadar ye kardeşim, herkesin bünyesi farklıdır.” karşılığını verdi.

İbni Sina’nın 10 asır önce “Turp tarlasından geçseniz bile sağlıklı olursunuz.” dediğini aktaran Karatay, şöyle devam etti:

Yeni bir şey keşfetmiş değiliz. Asırlar önceki bilgileri anlatıyorum. Havuç, lahana, karnabahar doğal probiyotiktir. Uzun ve sağlıklı yaşarsınız. Kanseri önler. Fıstık yerseniz, fıstık gibi olursunuz ama ithal olmayacak. Yerli kuruyemişleri istediğiniz kadar yiyin. Şu kadar, bu kadar, bir avuç demem, bunlar şehir efsanesi. Eskiden yerli malı haftasında bize ‘Fındık, fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar hem ısıtır’ derlerdi. Şimdi çocuklar cup kek götürüyor. Kuruyemiş, dinçleştirir, güzelleştirir.

Kurubaklagillerin yerli olanlarını bulun. İthal, GDO’lularını yemeyin. Kurubaklagiller tahıl değildir. Şimdi herkes ‘Meyve yemeyecek miyiz?’ diye soruyor. Bir meyve yersen 5 kilometre koş ki toksik etkisini vücuttan atabilesin. Tarım zehiriyle yüklü meyveleri yemeyeceksiniz. Elmalarda mineral kalmamış. Çocuk başı gibi elma olmaz. Onun için yemeyin. En sağlıklı meyve zeytindir. En sağlıklı meyve suyu zeytinyağıdır. Soğuk sıkım, işlem görmemiş doğal zeytinyağı için. Soğuk sıkım zeytinyağının ana sütünden farkı yoktur. Yağ değildir, zeytin meyvesinin suyudur ve yetişkinlerin ana sütüdür. Zeytin altındır, zeytinyağı altın suyudur.”

Salondakilerin sorularını da yanıtlayan Karatay, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bu anlattıklarınızı bir rapor halinde sunsanız çok faydalı olur.” denilmesi üzerine, “Görüşüyoruz zaten. Emine Hanım ile çok iyi görüşüyoruz. Bu işler yavaş yavaş oluyor. Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği etkinliklerde öğrencilere bu bilgileri aktarıyorum.” dedi.

Kahvaltıda ne yediği de sorulan Karatay, “Bunu bana her zaman sorun. Kahvaltıda kemik suyuna yarım limon koyup kaya tuzu ekleyip içiyorum. Sonra tereyağlı yumurta, peynir, Allah ne verdiyse.” diye konuştu.

Çözüm çok önemli

Karatay, bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu’na ‘Biri çıkıyor ekmek yiyin diyor biri de yemeyin diyor. Biri yağı için diyor diğeri başka bir şey. Vatandaşın kafası karışıyor, bu işi çözün.’ talimatı verdi. Siz ne diyorsunuz?” sorusuna “Ben de çözelim diyorum.” yanıtını verdi.

“Çözelim dediniz ama sizce nasıl çözülür?” sorusuna karşılık Karatay, “Çözüm çok önemli. Bir devlet politikası olması lazım. Çözüm de yavaş yavaş başlamış durumda. Okullarda gazlı içecekler artık satılmıyor. Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının katkısı olması lazım. Okullara paketli gıda girmeyecek, çocuklara paketli gıda verilmeyecek. Gençlerimiz hastalanmayacak. En önemli çözüm de gebelere şeker yüklemesi yapılmayacak.” ifadesini kullandı.

Bu konuda mutlaka tedbir alınması gerektiğini vurgulayan Karatay, gençlerin ve çocukların sağlıklı beslenmesinin şart olduğunu belirtti. Karatay, “Milli Eğitim Bakanının, Sağlık Bakanının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın buna mutlaka ön ayak olmasını istiyorum.” dedi.

Konferansın ardından Karatay’a Yargıtay tarafından plaket ve çiçek verildi. Karatay, personelle fotoğraf çektirdi.

AA
Muhabir: Ferdi Türkten, Aylin Sırıklı, https://www.aa.com.tr/tr/saglik/prof-dr-canan-karatay-bir-meyve-yersen-5-kilometre-kos/1318808
canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Canan Karatay yine coştu!

Meslektaşlarının bile tepki gösterdiği Canan Karatay, ekmeğin içinde kullanılan gramür maddesinin kısırlık ve zeka geriliği yaptığını söyledi.

Kalp ve İç Hastalıkları Profesörü Canan Karatay söylemleriyle her daim gündem yarattı. Ekmeğe, şekere derken veganlara bile savaş açtı. Kiminin eleştirisini kiminin takdirini topladı. Meslektaşlarının bile tepki gösterdiği Karatay, dün katıldığı bir televizyon programında yine ekmeği ve veganları diline doladı. Ekmeğin beyinde morfin etkisi yarattığına değinen Karatay,

Ekmeğin içerisinde kabarmasını sağlayan gramür var. Bu katkı maddesi kişiye kısa süreli bir mutluluk veriyor. Adeta morfin gibi bağımlılık yapıyor, açıklamasını yaptı.

Gramürün tehlikesinin bununla da kalmadığını belirten Karatay, son dönemde artan kısırlığa da vurgu yaptı. Karatay, işte bu maddenin erkekte ve kadında kısırlığa neden olduğunu vurguladı. Yine bu maddenin çocuklarda zeka geriliğine neden olduğunu belirten Karatay,

Fırıncılar bana kızıyor ama onlar da doğal ekmek yapsınlar. Ekmeğe zehir katmasınlar. Ekmekteki katkı maddelerini kaldırsınlar, ifadesini kullandı.

Vejetaryenliği bir yaşam tarzı olarak gördüğünü belirten Karatay,

Veganlık ise bir misyonerliktir, diyerek sözlerini sonlandırdı.

Gıda Gündemi
http://www.gidagundemi.com/gida-gundemi/turkiye/canan-karatay-yine-costu-h18115.html
canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Canan Karatay’ın söyledikleri ne kadar bilimsel?

Kitaplarında verdiği bilimsel deliller ne kadar gerçek? Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Canan Karatay’ın son kitabı ‘Gerçek Tıbbın On Şİfresi’ kitabında gösterdiği kaynakların aslında söylediklerinin tam tersini yazdığını iddia etti

İç Hastalıkları Profesörü Canan Efendigil Karatay, geçenlerde sözde ezber bozan iddialarına bir yenisini ekledi.

Bol bol tuz yemekten çekinmeyin, kaya tuzu yüksek miktarda alındığında tansiyonu yükseltmez, aksine düşürür, dedi.

Sayın Profesörün daha önce de

Çocuklara sınırsız miktarda şekersiz Türk kahvesi içirilmesi, şeker hastalığının genetik bir profilinin olmadığı, her gün aç karnına iki bardak zeytinyağı içilmesi ve lipit düşürücü ilaçların palavra olduğu, gibi bilimsel gerçeği yansıtmayan ve halk sağlığında telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabilecek başka ezber bozan önerileri de vardı.

Karatay’ın önerileri ilginç bir şekilde toplumun özellikle eğitimli kesimi arasında büyük bir ilgi görüyor. Uyarı amaçlı sosyal medya paylaşımlarınız veya bir konferansta kendisini eleştirmeniz karşınızda kendisini şiddetle savunan birilerini bulmanıza yol açabiliyor. Geçenlerde Saray’a da davet edildi. Yakında kendisini Yüksek Öğretim Kurulu Üyesi olarak veya TÜBİTAK Bilim Kurulunda görürsek şaşırtıcı olmaz. Hak edenlerin hak ettiği şekilde memleketin önemli kurullarında yer alması ve millete hizmet etmesinde hiçbir sakınca yok; tabii ki gerçekten hak etmeleri koşulu ile.

Sayın Karatay’ın geçenlerde “Gerçek Tıbbın 10 Şifresi” adlı yeni bir kitabı çıktı. Kitabın kapağında özellikle bunun bir profesör, yani akademik kariyer basamaklarının en üst seviyesine erişmiş biri tarafından yazıldığı da vurgulanmış. Doğal olarak kitabı eline alan biri, gerçek tıpla ilişkili yeni ve önemli bilgilerin alanın uzmanı bir akademisyen tarafından açıklandığını anlıyor. Başka bir şey düşünmek mümkün değil, çünkü Sayın Karatay bir iç hastalıkları uzmanıdır ve ülkemizin bir üniversitesi’nin profesör kadrosundadır. Kitap girdiğiniz bütün kitapçılarda sizi hemen girişte karşılıyor. Ayrıca en çok satanlar rafında ve bilim kitapları arasında sürekli “al beni” diye sizi uyarıyor. Böylece Hoca’nın kadim hayranları dışındaki kitlenin de dikkati çekiliyor. Piyasaya çıkmadan önce medyanın popülaritesi yüksek gazetecilerden Ayşe Arman kitabı tanıtmaya yönelik önemli röportajlar yayımladı. Bunların birinde

Canan Karatay ile sokakta yürümenin mümkün olmadığını, toplumda Tarkan etkisine sahip olduğunu, ifade etti. Ayşe Arman’ın bu saptaması Karatay’ın ağzından topluma ulaşan sağlıkla ilgili önerilerin önemini birkaç kat daha artırıyor. Buradan toplumun Tarkan benzeri bir idol olarak gördüğü Karatay’ın her sözüne kolayca inanıp sorgulamaksızın uygulayacağı çıkarımını yapmak pek de mantıksız olmaz.

Gerçek Tıbbın 10 Şifresi özenli bir şekilde basılmış. Bilimsel bir kitabın uymak zorunda olduğu, iddiaları ilgili kaynaklarla destekleme ve kaynakların künyelerini anlaşılır biçimde açıklama özelliği ihmal edilmemiş. Bu, Tarkan kadar tanınmış bir akademisyen tarafından yazılan kitabın güvenilirliğini ve etkisini daha da artırıyor. Ancak uzman gözüyle dikkatle incelendiğinde kitabın bu şartları sadece görüntüsel olarak sağladığı anlaşılıyor. Her vesile ile kanıta dayalı bilime ve Batı tıbbına karşı duruşu ile halkımızın ve Ayşe Arman gibi gazetecilerin gönlünde taht kuran değerli akademisyenimiz çoğu iddiasını desteklemek için kitabına koyduğu kaynakları ya dikkatli okumamış ya da kaynak gösterimi konusunda özensiz davranmış. Çünkü kitabında kullandığı bazı kaynaklar iddia ettiği konularla ya ilişkili değil ya da başka bir şey ifade ediyor. Hatta birazdan vereceğim örnekte olduğu gibi Karatay’ın iddiasının tam tersini söylüyor. Burada tüm kitaptaki iddiaları ve bunları desteklemek için kullanılan kaynakları ele alsam başka bir kitap yazmak gerekecek. Bu nedenle ben sadece oldukça önemli gördüğüm bir tanesi üzerinde durmak istiyorum.

Gerçek Tıbbın 10 Şifresi isimli kitabın 132. sayfasının 5. paragrafında Karatay tam olarak şunları söylüyor:

ABD Washington Üniversitesi’nde görevli araştırmacı Belding H. Scribner, 1983 yılında yüksek doz tuz verdiği kişilerin damarlarında gevşeme yani genişleme olduğunu göstermiştir.” İzleyen paragrafta da “Damarların genişlemesi, biliyoruz ki tansiyonu yükseltmez aksine düşürür” diyerek devam ediyor. Bu iddia kan basıncı ile tuz kullanımı arasındaki ilişkiyi açıklayan ve yıllardır kabul gören, sağlık bilimleri alanında öğrencilere öğretilen, bilim kitaplarında yazılan ve kanıta dayalı tıpta uygulanan bilgi ile tamamen zıt yöndedir. Böylece Karatay bilinen, yerleşik bilginin tam aksini savunarak “ezber bozan” bir akademisyen görüntüsü veriyor. İddiasının sonunda kullandığı 268 numaralı kaynağın JAMA (Journal of the American Medical Association) isimli Batının en saygın tıp dergilerinden birinde yayımlanmış olması ilk bakışta kendisine önemli bir destek sağlıyor. Kitapta bu satırları ve dayanağı olan kaynağı ilk gördüğümde Hoca’nın herkesin gözünden kaçan ya da çeşitli nedenlerle dikkate alınmayan önemli bir klinik çalışma üzerinden tartışma başlatmak istediğini ya da buna dikkat çekmek istediğini düşündüm. Ancak yüksek dozda tuzun tansiyon düşürücü olduğunu ve aşırı tuz tüketmekten çekinmemeyi önermenin daha fazla kaynakla ve daha açık bir biçimde desteklenmesi gerektiği endişesi ile ilgili makaleye ulaşıp inceledim.

Ulaştığım makale kitaptaki ifadenin aksine klinik bir çalışma içermiyordu. Yaklaşık bir buçuk sayfalık makale, tuz ve hipertansiyon ilişkisi üzerine yine aynı dergide yayımlanan başka bir makaleye de atıfta bulunarak diyette yer alan tuzun hipertansiyon ile ilişkisini değerlendiren kısa bir derleme niteliğindeydi. Yani Karatay’ın iddia ettiği gibi birilerine Belding Scribner tarafından yüksek dozda tuz verilmesi söz konusu değildi. Dahası bu makalede ve atıfta bulunduğu diğer makalelerde tuz verilen birilerinde damarların gevşemiş olduğundan da söz edilmiyordu. Tam tersine, bu makaleler Karatay ile aynı fikirde değildi. Özellikle duyarlı kişilerde diyetteki tuzun kısıtlamasının ya da aşırı tuz kullanımından sakınmanın hipertansiyon tedavisi için yararı tartışılıyordu. Bu makalelerle yetinmeyip ısrarla tuzun damarlarda genişletme yaptığı ya da yüksek dozda tuz veya kaya tuzu ile tansiyonun düşürüldüğü ciddi bilim dergilerinde yayımlanmış bir makale aradım. Böyle bir makaleye ulaşamadığım gibi ulaştığım makaleler tam tersini söylüyordu. Ortak kanı aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon için iyi bir şey olmadığı, duyarlı kişilerde tuz kısıtlamasının tansiyonun düşürülmesine yardımcı olduğu, yaşam kalitesini ve süresini artırdığı şeklindeydi. Diyet ile alınan tuzun damarlar üzerine etkilerini inceleyen nispeten yakın tarihli kapsamlı bir çalışmada da, aşırı tuz tüketiminin veya duyarlı kişilerde diyet ile alınan tuzun zamanla damar yüzeyinde hasar oluşturduğu ve damar sertliğine yol açtığı, ilgili fizyolojik düzenek üzerinden net bir şekilde anlatılıyordu. Bu arada kaya tuzu ile sofra tuzunun, her ikisinin de sodyum ve klorürden oluştuğunun, kaya tuzunun kan basıncı veya böbrekler üzerine sofra tuzundan farklı bir etkisi olmadığının da altını çizmek gerekir.

Sanırım Karatay’ın kitabının ilgili sayfasında “ABD Washington Üniversitesi’nde görevli araştırmacı Belding H. Scribner” diye tanımladığı kişinin kendi uzmanlık alanının ne kadar önemli bir figürü olduğundan ve neler yaptığından da haberi yok. Bilse Scribner’i böyle bir iddiaya alet etmeye çalışmazdı diye düşünüyorum. Bilimsel makalelere ulaşmada önemli bir arama motoru olan PUBMED veri tabanında Canan Karatay’ın hiçbirinde ilk isim olmadığı sadece 5 makalesi bulunurken, Scribner’in 45 tanesinde ilk isim olduğu 171 makalesine ulaşılabiliyor. Karatay hayranları bu ve benzeri (örneğin Web od Science, SCI gibi) veri tabanlarında daha fazlasına ulaşabiliyorsa ve ben göremiyorsam iletmeleri halinde yazımda gerekli düzeltmeleri yaparım. “Scrib” lakabı ile tanınan Profesör Belding Hibbard Scribner kendi adı ile anılan Scribner Shunt’ını tedaviye sokan kişidir. Her ne kadar bu alet zamanla terk edilmiş olsa da bugünkü diyalizin gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Scribner’in çalışmalarının neredeyse tamamı böbrek yetmezliği, diyaliz, kan basıncı ve kalp-damar sistemi ile ilişkilidir. Bu çalışmalarının hiçbirinde Karatay’ın iddiaları ile paralel bir fikir ileri sürmemiştir. Ölümü sonrası çalışmalarını anlatan iki önemli biyografik yazıda da Scribner’in hastalara tuz verip damar genişlemesi yaptığına ya da bununla ilişkili bir çalışması olduğuna dair herhangi bir bilgi yoktur.

İçinde hatırı sayılır miktarda yüksek eğitimli bir kitleyi de barındıran Karatay hayranlarının çok öfkelendiğini ve beni Batıdan aldığım kaynaklar ile Karatay’ı karalamaya çalışmakla suçladıklarını duyar gibi oluyorum. Unutmasınlar ki Karatay da Gerçek Tıbbın 10 Şifresi’nde çoğunlukla Batılı bilimcilerin kaynaklarını kullanmış. Ben çarpıttığı kaynaklardan sadece birini örnekledim. Profesör düzeyinde bir iç hastalıkları ya da kardiyoloji uzmanının Scribner gibi bir bilimcinin kaynağını kitabında bu şekilde kullanmasının hiçbir mazereti olamaz. Karatay kaynağı çarpıtarak kullanmakla kalmamış, medyanın da desteğiyle yanlış ve ciddiye alındığında ölümcül sonuçları olabilecek bir bilgiyi ısrarla, pervasızca topluma iletmeye devam etmiştir. Bu haberlere bağlı olarak aşırı tuz alıp tansiyonunu düşürmeye çalışırken veya tuz kısıtlaması yapması gerekirken bunu yapmadığı için zarar görenler olup olmadığını bilmiyoruz, ama olması kuvvetle muhtemel. Madde bağımlılığı üzerine verdiğim konferanslarda çocuklarına enerji içeceği veya kahve vererek okul başarısını artırmak isteyen ve benim “Kafein, hele de enerji içecekleri bağımlılık yapar, çocuklarda bu kadar rahat kullanılmaması gerekir” şeklindeki uyarılarıma şüpheyle yaklaşıp Karatay’ın tavsiyeleri üzerinden kendini savunan çok anne ve baba ile tanıştım.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Modern tıp diye bir şey yok”

Prof. Dr. Canan Karatay, modern tıp diye bir şeyin olmadığını söyledi.

CNN Türk‘te Deniz Bayramoğlu‘nun sunduğu Gündem Özel programına konuk olan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, modern tıp diye bir şeyin olmadığını söyledi.

Tıp tektir

Prof. Dr. Canan Karatay,

Her hasta ayrı bir problemdir. İyi bir hekim o problemin köküne iner ve onu çözer. 8 milyar insan ve 8 milyar parmak izi var. Hiç kimseyi tek bir gömleğe sokamazsınız. Tıp bir sanattır. Modern tıp diye bir şey yok. Tıp tektir. Objemiz insandır. Hipokrat’tan beri tıp tektir, dedi.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Diyetisyenler neredeyse beni mahkemeye verecekler”

Prof. Dr. Canan Karatay, her ne kadar meslektaşları ve diyetisyenler eleştiri yağmuruna tutsa da, doğru bildiğini söylemekten asla vazgeçmiyor.

İlk kitabı çıktığından bu yana tam 7 yıl geçmiş, meslektaşları tarafından çok sert eleştirilse de o halka sağlıklı beslenmeyi anlatmak için ant içmiş gibi. Hiç durmadan

Ekmek yemeyin, şeker yemeyin, gözünüzü, kulağınızı açın, diyor. Evet, Prof. Dr. Canan Karatay’dan bahsediyorum. Her ne kadar meslektaşları ve diyetisyenler eleştiri yağmuruna tutsa da, doğru bildiğini söylemekten asla vazgeçmiyor. Karatay kahvaltısı eşliğinde yaptığımız bu sağlık dolu röportaj pazar gününüzü aydınlatsın ve pazartesiye sağlıklı başlamanız için motivasyon olsun.

– Hocam erkekler isyanda en son “Erkekler kendilerine bakmazlarsa kadınlardan daha az yaşar. Bir telomerleri doğuştan eksik” demişsiniz.
Kadınlarda 2 tane xx olduğu için normalde 8 tane telomerimiz var. Ama xy olduğu zaman bir bacak eksik oluyor. O zaman 8 telomere karşı, erkekler 7 telomerle doğuyorlar. Onun için kendilerine çok daha iyi bakmaları lazım.

– Sertab Erener “Ben bir hap kullanıyorum, bu hapla birlikte telomerlerimi uzatıyorum” iddiasında bulundu. Bu hapın kullanılması ne kadar doğru?
Telomer uzatmak kesinlikle ticari bir kavram. Piyasaya sürülmek istenen bir ilacın tanıtımı için, tanınmış kişileri bu şekilde kullanarak toplumu etkileyerek toplum mühendisliği yapılıyor.

– Hocam İngiltere’de bir araştırma yapılıyor. Tip 2 diyabetlilere 850 kalorilik bir beslenme planı veriliyor. Şeker yasak. Bu şekilde tip 2 diyabetten ve ilaçlardan kurtuluyorlar. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bir kere kalori hesabı tarihe karıştı. Şeker hastalığının genetik olmadığı yüzlerce kere gösterildi. Sadece diyabet değil, tiroit hastalığı da aynı. Temeli vücuttaki hormonal dengenin bozulması, temeli vücuttaki hücrelerin sapıtması.
“Kanser dahil bütün hastalıklar önlenebilir”

– Hastalıkların temeli düzgün beslenmemekle ve yaşamamakla alakalı yani.
Ben bunları anlatıyorum, diyetisyenler bana karşı çıkıyor, kıyamet koparıyor, beni neredeyse mahkemeye verecekler. Kardeşim tamam ben sadece beslenmeyi anlatmıyorum ki, ben diyet vermiyorum ki! Kronik dediğimiz hastalıklar, iyileşebilir. Bu hastalıklar genetik değildir. Bütün hastalıklar geçebilir, kanser de dahil, obezite de, felç de dahil, önlenebilir. İlerlemişse de gerileyebilir. 50 yıllık bir hekim olarak, kalp profesörü ve iç hastalıkları profesörü olarak, bu hastalıkların ve onlara bağlı ölümlerin önlenebilir olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

“Bebekler artık kör olarak doğuyor”

– Sağlıklı beslenmek nereden başlıyor hocam?
Ana rahminden başlıyor. Ana rahminden önce annenin babanın planlı bir gebeliği varsa, onların hazırlanmasından başlıyor. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde 10 yaşındaki İdil isimli kız çocuğumuz şeker koması ile hayatını kaybetti. Çok acı bir olay bu, Allah rahmet eylesin…

– Neden 10 yaşındaki bir çocuk şeker komasına girer?
En büyük neden, gebelere şeker yüklemesi yapılması, çocuklara aşıların yapılması, otizmin artması da buna bağlı. Karatay senelerden beri söylüyor. Kulaklarınızı açın. Gözünüzü açın.

– Onunla ilgili de jinekoloji uzmanları size karşı çıkıyor. “Gebelikte şeker testinin yapılması gerekiyor, yoksa hamile kadınların hayatlarını kaybetme riski var” diyorlar.
Şeker hamile kalmadan kesilecek. Ben bunu söylüyorum. Gebelik şekeri takibi de gebelik başından itibaren yapılacak, 24. haftaya kadar beklenmeyecek. 24 haftalık bir bebek düşünün, 650 gram, bir parmak kadar da pankreası var gelişmekte olan. Ve de daha telomerleri gelişmemiş. Siz ona yüksek doz yetişkin şekeri gönderiyorsunuz. Sadece pankreas değil, bütün hücreler daha gelişmemiş, bütün hücrelerde gelişme duruyor. Mesela bebekler artık bağırsakları açılmadan doğuyor, bağırsakları gelişmeden doğuyor, yemek borusu gelişmeden doğuyor, bebekler kör doğuyor. Bunların sebebi ne diye araştırılsın, bana hücum edeceklerine.

“Siyez buğdayı buzulların altında saklanıyor”

– Diyetisyenler “Glüteni tam olarak hayatımızdan çıkarmamalıyız” diyorlar. Doğru mu?
Tam olarak zaten çıkarmamıza imkan yok, çünkü domateste bile var. Farkında değiller. Eğer çok ileri derecede glüten hassasiyetiniz varsa uzak duracaksınız. Mesela bizim geleneksel siyez buğdayında da glüten var ama yüzde 10 oranında. Onun bir zararı yok, asıl ekmek o, geleneksel ata tohumumuzdan yapılan.

– Yeniden hatırlanması çok iyi bir şey o zaman.
Norveç’te bir ada vardır. Oğlum oraya araştırma yapmaya gitti. Kutup çizgisinin içinde, buzullar altında, müthiş tohum bankası var, batı bu tohum bankalarını, senelerdir buzulların altında saklıyor. Ve bu tohum bankalarının içinde siyez buğdayı var.

“Öğrencilere tavsiye ”

Öğrenciler 9-10 tane yumurtayı köy tereyağına kırsınlar, yesinler. Yanında da beyaz peynir, zeytin yiyince bakın bütün gün acıkıyor musunuz? Bakın derslerde başınız yere düşüyor mu?

“Turp ve havuç yiyin düz duvara tırmanın”

– “Turp ve havuç yerseniz düz duvara tırmanırsınız” demişsiniz. TT oldu bu sözünüz de geçenlerde.
Turp yerseniz turp gibi olursunuz. Dinçleşirsiniz, sizi kimse tutamaz. Beyaz peynirin yanında ekmek yemeyin. Evde turp varsa turp, havuç varsa havuç, çiğ olarak yiyin o zaman düz duvara tırmanırsınız.

Gözaltlarınız mor ve şişse dikkat!
Vücudunuz alarm veriyor!

– Hocam herkes alerji. Neden bu kadar çok arttı?
Alerjinin artması demek vücutta bağışıklık sisteminin çökmesi demek. Bağışıklık sistemini de çökerten yapay gıdalar, trans yağlar, margarinler. Bir de kullanılan kimyasallar. Yutamadığınız hiçbir şeyi yüzünüze sürmeyeceksiniz. Çünkü o vücuttan emiliyor. Ve bütün hormonsal dengeyi bozuyor. Tabii ki ekmekler ve fabrikaya girmiş çıkmış her türlü un da bunu yapıyor. Çünkü modern buğdaydaki glüten çok fazla biliyorsunuz.

– Glüten neden zararlı?
Modern buğdayda yüzde 60-80 oranında glüten var bunu siz çok fazla vücuda soktuğunuz zaman bilin ki bağışıklık sisteminiz çöküyor. Glüten bağırsaklardaki dost bakterileri öldürüyor.

– Deterjanlar peki, çok kullanıyorlar çünkü?
Alerjilerin en büyük sebeplerinden biri de aşırı titiz annelerin devamlı kullandığı çamaşır suları, deterjanlar. Neredeyse bütün çocukların astımı var, bütün çocukların burnu tıkalı. Annelerin de burnu tıkalı. Hepsinin gözlerinin altı şiş, mor. Bu çocukluktan beri düşük yoğunluklu bir mücadele olduğunu gösteriyor vücutta, sizi koruyan hücreleriniz, bu yabancı toksik hücrelere devamlı savaş açmış.

Karatay’ın kitapları Harvard’da

– 3 kitabınız Harvard’ın kütüphanesine girdi. Tebrik ederim.
Evet, “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık”, “Karatay Mutfağı ve Karatay Diyeti’yle Obezite” ve “”Diyabete Çözüm Var” kitapları Türkçe olarak girdi Harvard Kütüphanesi’ne.

– Hocam buna da eleştiriler oldu. Harvard’ın kütüphanesine girdi kitaplar ama bu bilimsel olduğunu göstermiyor dediler. Ne söyleyeceksiniz?
Hiçbir şey demeyeceğim. Şöyle, herkes düşüncesini ifade etmekte serbesttir. Voltaire diyor ki, “Sizinle aynı düşüncede olmak mecburiyetinde değilim ama fikrinizi ifade edebilmeniz için hayatımı dahi verebilirim.” Niçin koyduklarını da söyleyeyim. Çünkü kitap 1 milyondan fazla sattı. Eğer bir profesörün sağlık alanında yazdığı kitap serisi1 milyondan fazla satarsa alıp inceliyorlar, buradakiler gibi çamur atmıyorlar.

İşte meşhur Karatay kahvaltısı

Canan Hoca’yla o çok meşhur Karatay kahvaltısını yaptık. Tabii ki asla ekmek yok. Peynir, zeytin, mevsim yeşillikleri, havuç, tahin ve ceviz… Yumurtayı da ister tereyağına kırın yiyin, ister menemen yapın. Bir de alabildiğince çay. Bu arada bir gözlem; Canan Hoca Türk kahvesini çok seviyor. Sohbetimiz sırasında 2 tane içti. Tabii ki şekersiz…

Milliyet
http://www.milliyet.com.tr/diyetisyenler-neredeyse-beni/pazar/haberdetay/17.12.2017/2573909/default.htm
canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Dört kıtada hekimlik yaptım, istediğim gibi konuşurum!

Canan Karatay’dan jet cevap: ”Karatay, aşı konusunda büyüyen tartışmalar üzerine şunları söyledi: “Herkes fikrini açıkça söyleyebilir, ben 50 yıllık bir hekimim. Dört kıtada hekimlik yaptım, istediğim gibi konuşurum. Bana niye hücum ediyorlar, 7 sene önce yazılan kitaplarda bunlar var, onları okusunlar. Bana hücum etmesinler”

Sağlık Bakanlığı Danışma Kurulu Üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Prof. Dr. Canan Karatay’ın aşı ile alakalı açıklamalarıyla, kişilerin hayatlarını ve sağlığını tehlikeye attığını belirterek, suç duyurusunda bulunmuştu.

 

Habertürk TV’ye konuşan Karatay, suç duyurusuyla ilgili şunları söyledi:

Domuz gribi zamanında aşı yaptırılmadı. Ben çocuk hekimi değilim, ben grip aşısına karşıyım. Yaşlıların grip aşısını yaptırmaması lazım. Çünkü içinde alüminyum var. Alüminyum da Alzheimer yapar, alüminyumu insan vücuduna enjekte edemezsiniz.

Yaşlılar, doğal olarak köy tereyağı, zeytinyağı tükettiği zaman bağışıklık sistemi zaten güçleniyor, aşıyla güçlenmez bağışıklık sistemi.

%10 yararlı olsa dahi %90’ı zorunlu kılamazsınız

Bu sene yapılan aşı, geçen sene çok görülen virüslerden elde edilen aşılar. Bu yıl da aynı virüslerden hasta olacağız diyemeyiz çünkü başka türlü ortaya çıkarlar. Aşı yüzde 10 faydalı olsa bile yüzde 90’a zorunlu kılamazsınız. Ben hekim olarak koruyucu olarak açıklama yapıyorum. Bence kendileri panikteler. Ben grip aşısı için söyledim. Alüminyum içerdiği için yaşlılar grip aşısı yaptırmamalılar. Bağışıklık sistemimiz aşıyla güçlenmez. Düşman bakterileri azaltarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Aşılar, geçen sene çok görülen virüslerden elde edilen aşılar. Yüzde 10 faydası olsa bile, yüzde 90’a zorunlu kılamazsınız. Zaten grip aşısı zorunlu değil. Neden ortaya düşmüşler? İsteyen yaptırır. Ben yalnız hekim olarak geleceği düşündüğüm için, koruyucu olarak ki kendilerinin de bunu yapması lazım. Sağlıklı kafa sağlıklı vücutta bulunur. Benim hastalarım D vitaminlerini artırdıktan sonra hastalanmıyorlar, ki D3’ün hiçbir toksik etkisi yoktur.

Ben bunu söylüyorum. Zaten bu aşı mecburi değil; çocuk aşıları için konuşmuyorum. Ben yeni bir şey söylemiyorum.

Eğer şeker, ekmek yemiyorsanız; lahana, sağlıklı tereyağ, zeytinyağ, lahana, turp, havuç yerseniz hasta olmazsanız. Aşı, bağışıklık sistemini güçlendirmek için yapılıyor, bunları tüketince kişiler zaten hasta olmuyor, açıklamasında bulundu.

Aileler çocuklarına aşı yaptırmalı mı? sorusuna Karatay, şu cevabı verdi:

Çocuklara şeker vermesinler, bal, pekmez, paketlenmiş ürün vermesinler, onları köy yumurtasıyla beslesinler. Çocuklar zaten hastalanmaz ama doktorları ne derse aileler onu yapsınlar. Ben çocuk doktoru değilim.

İstediğim gibi konuşurum

Karatay, aşı konusunda büyüyen tartışmalar üzerine şunları söyledi:

Herkes fikrini açıkça söyleyebilir, ben 50 yıllık bir hekimim. Dört kıtada hekimlik yaptım, istediğim gibi konuşurum. Bana niye hücum ediyorlar, 7 sene önce yazılan kitaplarda bunlar var, onları okusunlar. Bana hücum etmesinler.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-canan-karataydan-jet-cevap-dort-kitada-hekimlik-yaptim-istedigim-gibi-konusurum-11-681-75661.html
gençlik ve spor bakanlığı

Hükümetten anokreksiyayı önlemek için adım!

Hükümet, gençler arasında yaygınlaşan sıfır beden çılgınlığına karşı harekete geçti. Çoğu zaman ölümle sonuçlanan anoreksiya hastalığının önüne geçmek için önemli bir adım atılıyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca başlatılacak proje kapsamında üniversite öğrencilerine dengeli beslenme, GDO’lu gıdaların tüketimi, sağlıklı zayıflama ve obeziteyle mücadele konularında eğitim verilecek.

  • Ender Saraç,
  • Halit Yerebakan ve
  • Canan Karatay gençleri Sıfır beden ve Obezite konularında bilgilendirecek.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, son yıllarda gençler arasında hızla artan sıfır beden çılgınlığıyla mücadele etmek için seferberlik başlattı.

Üniversitelerde uygulanacak projeyle birlikte gençlere, modern çağda sunulan beden ölçüleri ve güzellik anlayışının bir dayatma olduğu vurgulanarak her insanın beden ölçülerinin sağlıklarına göre farklılık arz edebileceği anlatılacak.

Obeziteye dikkat çekilecek

Hükümet, gençler arasında yaygınlaşan sıfır beden çılgınlığına karşı harekete geçti. Çoğu zaman ölümle sonuçlanan anoreksiya hastalığının önüne geçmek için önemli bir adım atılıyor.

Sıfır beden modasının insan sağlığı üzerinde yol açtığı fiziksel ve psikolojik sorunlar ayrıntılı olarak ele alınacak. Gençlere, kendileriyle barışık olmaları gerektiği konusunda mesajlar verilecek. Proje kapsamında obezite sorununa da dikkat çekilerek gençleri dengeli beslenmeye teşvik edici görüş ve öneriler sunulacak.

Projede, gençlere düzenli spor yapmaları ve sağlıkları için hareketli bir yaşam tarzını benimsemeleri gerektiği anlatılacak. Dr. Ender Saraç, SABAH yazarı Doç. Dr. Halit Yerebakan ve Prof. Dr. Canan Karatay gibi isimlerin de katılacağı projede gençler, GDO’lu ürünlerin tüketimi, katkılı ve işlenmiş gıdaların insan sağlığına etkileri konusunda da kapsamlı olarak bilgilendirilecek.

BU PROJEYE BESLENME ve DİYETETİK KÖKENLİ AKADEMİSYEN HOCALARIN KATILMASINI ARZU EDERDİK.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-hukumetten-anokreksiya-yi-onlemek-icin-adim-11-681-75217.html
Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

Ekşi Sözlük’ten: “Canan Karatay’a diyetisyen demek”

Bilindiği gibi Ekşi Sözlük, her türlü konu ve kavram hakkında, kayıtlı yazarların yorumlarını içeren katılımcı sözlük tarzında ağ sayfasıdır.

Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik mezunu sağlık profesyoneli olmamasına karşın ısrarla diyetisyencilik yapan şahsa yönelik, Ekşi Sözlük‘te oluşturulmuş başlığa yazılan en iyi girdileri (entry) Gerçek Diyetisyenler Sitesi olarak değerli okurlarımız için derledik…

1. Suçtur

Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

2. Diyetisyenliğe hakarettir

Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

3. Koyunlar ot yiyip yağlanıyormuş, bakın hele!

Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

4. Lahmacun uzmanı

Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

Canan Karatay'a diyetisyen demek ekşi sözlük

karatay

Karatay gıda konusunda ahkam kesmesin

Karatay’ın daha önce:

Bal yemeyin ömrünüz kısalır, şimdi de Hurma yemeyin endüstriyeldir, sözüne Bingöl Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt‘tan yanıt verdi, Ömrünüzün daha uzun olması için bal ve hurma tüketebilirsiniz, dedi.

Bingöl Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay‘ın

Bal, pekmez ve hurma yemeyin, açıklamasına tepki gösterdi.

Karatay’ın dikkat çeken açıklamalarına tepki gösteren Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt,

Son zamanlarda basında yer aldığı gibi Prof. Dr. Canan Karatay’ın daha önce bal ve pekmezden sonra şimdide hurmaya el attı. Hurma yenilmemesi konusunda Kocaeli kitap fuarında konuşmalarını, maalesef büyük bir üzüntü ile takip ettik, dedi.

Canan Karatay’ın Tıpçı olduğunu ama sürekli alanı olmayan gıdalar konusunda ahkam kestiğini ifade eden Yurt,

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Daha önce söylediğim gibi bir kimse bir konuda eğer ahkam kesiyorsa onun ilgi alanına bakmak lazım. Canan Hoca sonuçta bir Tıpçı lütfen artık Gıdalar konusunda ahkam kesmesin. Yani günümüzde artık ziraatçılar, veterinerler, sağlıkçılar, gıdacılara karışmasın. Herkes kendi alanında konuşsun tabi ki, mülti-disiplener çalışmalar olabilir fakat Karatay’ın

Hurma yemeyin hurma endüstriyeldir, demesi gerçekten çok acı verici. Yani hurmanın neyi endüstriyeldir. Canan Hoca Medine bahçesinde hurmaları görmüş olsaydı böyle konuşmazdı, diye belirtti.

Yurt,

Canan Hoca konuşmasında Hz. Muhammed’in orucunu hurma ile açmadığını söyledi bu hurma konusunu araştırdım. Kendim ilahiyatçı değilim, ama ilahiyatçı hocalarıma sordum. Hurma ile ilgili o hadisi buldum, Tirmizi ve Ebu Davud’ta geçiyor. Hz. Peygamber hem hurma ile hem de zeytin ile orucunu açmıştır. Bunları söylerken, Canan Hoca’nın her dediği yanlıştır diye anlaşılmasın. Bazen öyle yanlışlar yapıyor ki, dediği doğrularının da pek hükmü kalmıyor. O yüzden herkes kendi alanıyla ilgili konuşsun. Kim söylemiş, kime söylemiş niçin söylemiş bunlara dikkat etmek gerekir, dedi.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Hurma içerdiği besin elementleri ile en önemli gıdalardandır

Hurmanın içerdiği besin elementleri ile en önemli gıda maddelerinden biri olduğunu ifade eden Yurt, içerdiği lif ve karbonhidrat içeriği ile şekeri dengeleme açısından çok önemli gıda maddelerinden birisi olduğunu belirterek, hem sahurda hem de iftarda çok rahatlıkla yenilebileceğini söyledi.

Baş ağrısı ve su dengesine de değinen Yurt,

Susuzluktan baş ağrısı olabiliyor. Oruç yaz mevsimine denk geldiği için iftar ile imsak arasında bolca su tüketmek gerekiyor. Buna dikkat ekmek lazım ve mümkün olduğunca da iftar ve sahuru abartmamak lazım. Sonuçta insanın en büyük problemi beslenme açısından hazımsızlıktır. Meşhur İbn-i Sina’nın bir sözünde, vücuda en büyük zarar yemek üzerine yemektir bunlara dikkat etmek gerekir, dedi.

Kaynak: Gıda Gündemi

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Canan Karatay: “Morfinman gibi ekmek bağımlısısınız!”

Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Canan Karatay, ekmekten uzak durulması gerektiğini belirterek, “Morfinman gibi ekmek bağımlısısınız” dedi.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Samsun’un Tekkeköy İlçesinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi‘nde düzenlenen Kitap Fuar’ında okurları ile bir araya gelen Prof. Dr. Canan Karatay, düzenlediği söyleşi sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Deli danalar gibi koşmanıza gerek yok!”

Ekmek, bal ve pekmezden uzak durulması gerektiğini söyleyen Karatay, şöyle dedi:

Bal, sıvı şekerdir. Aynı zamanda içinde yüzde 60 früktoz, yüzde 40 glikozdur. Bal da pekmez de sıvı şekerdir. Eğer kiloluysanız, tansiyon ya da kalp hastasıysanız bilin ki şekerinizi çok çabuk fırlatır ve vücudunuzu yağlandırır. Onun için bizi sürekli tok tutacak enerji verecek yiyecekleri tüketmemiz acıkmamızı önler. Sık yersek acıkırız. Ekmek, bal yersek acıkırız. O halde sağlıklı köy tereyağı, sağlıklı soğuk sıkım zeytinyağı yediğiniz zaman ya da yumurtayla beraber yendiği zaman sağladığı enerji kömür enerjisine benzer. Ama ekmek yediğiniz zaman sağladığı enerji saman alevinin verdiği enerjiye benzer. Çok çabuk söner ve çabuk acıkırsınız. Onun için ‘Ben doyamıyorum’ ya da ‘ben ekmek yemeden duramıyorum’ oluyorsunuz. Onu bilin ki beyninizde morfin reseptörlerini uyarmıştır o ekmeğin içinde ki lektid. Onun için morfinman gibi ekmek bağımlısısınız.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Şeker yemeyeceksiniz!

Ekmeği azaltıldığı takdirde bir çok hastalık riskinin azaldığını anlatan Prof. Dr. Karatay, un haline gelmiş ve işlenmiş bütün unlar kan şekeri olarak vücutta müdahale gördüğünü, karaciğerinizi yağlandırp ve hastalıkların ‘temelini’ attığını anlatırken şöyle dedi:

Siz sanmayın ki kepek ekmeği ayrı buğday ekmeği ayrı. Vücut bunları şeker olarak algılıyor. Bizim algılamamız önemli değil. Onun için bunlardan mümkün olduğunca uzak duracağız. Çünkü Türkiye’de en çok tükettiğimiz ve en çok hastalıkların olduğu artık biliniyor. Altında da çok aşırı tükettiğimiz ekmek, şeker ve gazlı içecekler olduğu biliniyor. Ekmeği azaltırsak sadece kanseri değil bütün hastalıklar kalp krizi de, şeker hastalığı da özellikle kanserde azalır. Pakete girmiş her yiyeceğin vücutta şeker ve trans yağını yükselttiği ve kanseri başlattığı biliniyor. Bütün gelişmiş ülkeler buna tedbir aldı. 2014’de İsveç Sağlık Bakanı halkına ‘artık yağ yemeyin demeyeceğim. Yağ faydalıdır. Şeker yemeyeceksiniz’ dedim diye önerilerde bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün geçtiğimiz Ekim ayında bütün ülkelerde şekere karşı savaş açtı. Örnek olarak da kendi binalarına şekerli içecek ve gazlı içecek sokmuyor.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Başkan: “Birileri artık Karatay’a dur demeli!”

Giresunlu arıcılar, Prof. Dr. Canan Karatay’ın bal ile ilgili ‘bal eşittir şeker, eşittir zehir’ sözlerine tepki gösterdiler…

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli,

Birileri artık Canan Karatay’a dur demeli. Kesinlikle, ‘bal eşittir şeker, eşittir zehir’ demesi yanlış. Canan Karatay bu söyleminden, kitabındaki bal ile alakalı yazdığı yazılardan vazgeçmeli, dedi.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

Karatay hakkında suç duyurusunda bulunacağız

Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, Karatay hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

Balın zehir ile eşit gösterilmesinde arıcıların oldukça rahatsız olduğunu dile getiren Elevli,

Kendi kitaplarında yazdığı anlamsızca şeyler haricinde kanal kanal gezip spikerlerin “Peki, bal da mı yemeyeceğiz” sorusuna, “Kesinlikle, bal eşittir şeker, eşittir zehir” demesi kesinlikle yanlış. Canan Karatay bu söyleminden, kitabındaki bal ile alakalı yazdığı yazılardan vazgeçmeli, diye konuştu.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

Eğer bal yeseydin…

Elevli, Prof. Karatay’ın telefon dolandırıcıları tarafından dolandırıldığını da hatırlatarak,

Eğer bal yeseydin dolandırılmazdın. Avrupa bugün Türkiye üretiminin üç katı balı, 284.000 ton balı ithal ediyor. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için. Avrupa’da çeşitli dünyanın gelişmiş ülkelerinde bal bal artık reçete olarak sağlıkta kullanılıyor. Sayın Karatay bu söyleminizden vazgeçin, çünkü bal şifadır, diye konuştu.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Vejetaryenler’den Karatay’a şok davet

Prof. Dr Canan Karatay, veganlarla ilgili olumsuz söylemlerde bulununca Vegan ve Vejetaryenler Derneği’nden yanıt gecikmedi.

vegan ve vejateryanlar derneği

Vegan ve Vejetaryenler Derneği yayınladığı basın bildirisinde, son zamanlarda veganlık konusunda olumsuz söylemlerde bulunan Prof.Dr.Canan Karatay’a açık davette bulundu. Vegan ve Vejetaryenler Derneği Başkanı Ebru Arıman tarafından gönderilen açık davette şu ifadelere yer verildi:

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Sn.Canan Karatay’ın açıklamalarını bir süredir sükunetle takip ediyoruz. Veganlık hakkında yaptığı olumsuz genellemelere karşın kendisini, birebir veganları tanıyıp iletişimde bulunabileceği, ruh ve beden sağlıklarını yakından değerlendirebileceği, aralarında sağlık uzmanlarından, akademisyenlere, psikologlar ve beslenme uzmanlarına kadar geniş bir konuşmacı kadrosunun yer aldığı Didim Vegan Festivaline, ‘bu kez konuşmacı olarak değil, dinleyici olarak’ davet ediyoruz. Olumsuz ön yargılarından arınması ve beslenme zenginliğimize yakından tanıklık etmesi için 29-30 Nisan’da Didim’e bekliyoruz.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Veganlık; etik, sağlık ya da ekolojik sebeplerle hayvansal ürün tüketmemek, hayvanlara zarar verici faaliyetlerde bulunmamak anlamına geliyor. Veganlık, özellikle son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir ivmeyle artış kaydediyor…

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Karatay: “Hamilelerin ayda 3 kilo alması gerekiyor”

Beslenme ve Diyetetik mezunu olmamasına rağmen, bu alanda kitaplar yazıp demeçler verip programlara katılıp gündemden düşmeyen Canan Karatay’ın “Hamile ve emziren kadınlar her gün 10 yumurta dahi yiyebilirler.” sözü gündeme damgasını vurdu.

Fazla kilo alımını önlemek için öneriler, Alınan kiloların dağılımı önemli midir?, Hamilelikte aşırı kilo alımının zararlı, Gebelikte yetersiz kilo alınırsa, Gebelikte kaç kilo alınmalıdır,

Kalp ve iç hastalıkları uzmanı Canan Karatay, hamile bir kadının ayda üç kilo alması gerektiğini savunarak bunun için de günde 3 yumurta yemesinin önemli olduğunu savundu. Beslenme ve Diyetetik mezunu olmamasına rağmen, bu alanda kitaplar yazıp demeçler verip programlara katılıp gündemden düşmeyen Canan Karatay hamilelerin yanı sıra emziren kadınlar için de önerisinin geçerli olduğunu söyledi.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Beslenme ve Diyetetik mezunu olmamasına rağmen, bu alanda kitaplar yazıp demeçler verip programlara katılıp gündemden düşmeyen Canan Karatay, bir televizyon programında canlı yayına katılarak:

Hamile ve emziren kadınlar her gün 10 yumurta dahi yiyebilirler, Kendilerine gelirler sinir sistemini de toparlar kilo da verilir, dedi.

yumurta kaç kalori, yumurta besin değeri, yumurta faydaları, yumurta sporcu

Beslenme ve Diyetetik mezunu olmamasına rağmen, bu alanda kitaplar yazıp demeçler verip programlara katılıp gündemden düşmeyen Canan Karatay, 10 yumurtanın birden değil güne yayılarak yenilmesini de tavsiye etti.

Elbette tek seferde değil. Bebeğin beyin gelişimi için yumurta şart, dedi.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Beslenme ve Diyetetik mezunu olmamasına rağmen, bu alanda kitaplar yazıp demeçler verip programlara katılıp gündemden düşmeyen Canan Karatay en doğal anıt köy yumurtasını işaret etti ve alerjisi olanların ise uzak yumurtadan durmasını söyledi.