enerji içecekleri zararlımı

Enerji içeceklerinin az bilinen ‘içerikleri’

Enerji içecekleri, özellikle öğrenci, sporcu ve yaş aralığı 21-35 arası aktif her bireyde sıklıkla kullanılan; yüksek miktarda kafein ve şeker, değişen oranlarda B vitamin komplekslerini ayrıca taurin, guarana, ginseng, yohimbin, inositol, glukuronolakton ve karnitin içeriğine de sahip içeceklerdir. Enerji içeceklerinin sosyal olarak güvenli kabul edilir ancak, FDA tarafından güvenli kabul edilmemektedir.

Enerji içeceklerinin içeriğine kısaca bakarsak aşağıda sıralanan maddelere ve o maddenin hangi etkilere sahip olduğunu göreceğiz.

enerji ofis yorgunluk uyku

Kafein

Kafein, yağ tüketimini artırdığı için termo­jenik özellik taşır ve iştahı azaltır. Kafeinin termojenik özel­liği, onun en sık kullanılan psikoaktif madde olma­sını sağlamaktadır. Bundan dolayı, kafein alımı başlangıçta kişiyi daha üretken ve daha konsantre bir birey olmasını sağlayan önemli bir etkenken , 4-6 haftalık küçük dozlarda alımından sonra, nörotransmitter yıkımına neden olarak konsantrasyonu azalttığı ve böylece de öğrenme yeteneğini azalttığı, uykuya dalma ve uykusuzluk şeklinde problemlerine yol açtığı bilinmektedir.  Ancak ; kafeinin günde 400 mg dan az tüketimi, sağlık­lı yetişkinlerde bahsedilen yan etkilere neden olmamakla birlikte günde 400 mg dan fazla tüketimi durumunda ise yan etkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Taurin

Doğal bir amino asit olan taurin vücut­ta 40-400 mg arasında bulunurken enerji içeceklerinde 1000 mg olarak bulunmaktadır. Çalışmalar, taurinin dopamin üretimini artırarak lokomotor aktiviteyi artırdığını, alkolün neden olduğu amneziyi azalttığını ve kara­ciğer üzerindeki alkolün toksik etkisini azalttığını göstermiştir. Taurinin, beyinde en önemli inhibitör nörotransmitter olan gama amino bütirik asidi(GABA) etki­leyerek anti-anksiyete ajanı olduğu da bilinmektedir. Ancak, olumlu özelliklerine rağmen ratlar üzerinde yapılan bir çalışma­da elde edilen sonuçlara göre, fazla miktarda taurin tüketiminin serebral dopaminerjik iletimi değiştirdiğini ve böylece hipotermiye neden olduğu saptanmış­tır.

Guarana

Güney Amerika kökenli; uyarıcı özelliği olan bir maddedir. Yüksek oranda kafein, teobromin, teofilin ve tanin içermektedir. Özellikle enerji içeceği içindeki kafeinin gizli artışına neden olan mad­dedir.

Ginseng

‘Panaks ginseng’ bitkisinin kökle­rinden üretilen bir uyarıcıdır. Çok uzun yıllardır enerjiyi artırma, hafızayı geliştirme ve vücudun strese karşı direncini artırma amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Olumlu etkileri ve uzun yıllardır kullanımı ile birlikte farmakolojik özellikleri tam olarak bilinmeyen ginsengin; insomni, bulantı, diyare, baş ağrısı, burun kanaması, yüksek arteryal basınç, karın ağrısı gibi yan etkilere sahip olduğu aynı zamanda antipsikotik ilaçların yan etkilerini daha da artırdığı ve antidepresanlar­la beraber kullanıldığında, serotonin sendromu ve maniye neden olabildiği de bilinmektedir.

Yohimbin

Oldukça güçlü bitkisel bir uyarıcı olup yağ kaybını artırıcı özelliğine ek olarak antidepra­sanların oluşturduğu cinsel yan etkilerin tedavisinde de kullanılan yohimbin aynı zamanda anksiyete, insomni, baş ağrısı, baş dönme­si, deride kızarıklık, panik atak, halusinasyon, kalp hızında artış, yüksek kan basıncı gibi ciddi yan etki­lere ve bunlara ek olarak, epileptik nöbet ve böbrek yetmezliğine varan çok ağır klinik tablolalara neden olabilir. Özellikle karaciğer, böbrek, kalp ve psikiyatrik rahatsızlığı olanların kullanmaması ge­reken bir uyarıcı maddedir.

İnositol

Organizmada glikoz metabolizmasında ürün ola­rak üretilmesine rağmen vücutta bol miktarda bu­lunmaz. Kafein alımı ile vücuttaki miktarını azaldığının ve depresyon tedavisinde, serotoninin etkisini artırdığı için farklı bir kullanım alanı oluşturmaktadır.

Glukuronolakton

Karaciğerde glikozun me­tabolize olması sonrasında oluşan doğal bir mad­dedir. Ancak enerji içeceklerinde bulunan glukuronolakton, elbette sen­tetiktir ve insan vücudunda bulunan miktardan çok daha fazlasını içermektedir.

d vitamini, vitamin d

Post menopozal dönemde yüksek doz D vitamini kullanmalı mı?

Menopoz son menstural period ile karakterize, FSH’ da önemli azalma ve östrojende önemli düşüş ile takip edilen, periyotlar ve üremenin sonlandığı bir dönemdir. Bu dönem kadının hayatında bir kilometre taşıdır ve hormonal veya periyodal azalmayla birlikte kadınların hayattan beklentisinin düştüğü , daha iyi sağlık koşulları, sağlık ihtiyacı ve hayat kalitesinin azaldığını düşündükleri bir dönemdir.

Menopoz döneminde cildin yaşlanmasıyla organizmanın D vitamini sentezlemesi de azalır. Ancak azalan organizmada azalan D vitaminine rağmen bu dönemde diyete ek kullanılan serum 25-hidroksivitamin D (25 (OH) D) seviyeleri ile kas kuvveti, denge ve yaşam kalitesi arasında pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda bu takviye ile birlikte kadınların hayat kaliteleri ve sağlık koşularının da arttığı bilinmektedir.

Osteopeni ve osteomalazili post menopozal grup üzerinde yapılan bir çalışmada , günlük elementer kalsiyum (1000mg) ve d vitamini (800IU) takviyesi ile tek doz yüksek ünite (20000IU) d vitamini takviyesi karşılaştırılmıştır. 12 ay boyunca yapılan çalışmada incelenen gruplar üzerinde yüksek doz ve standart doz olarak alınan D vitamini takviyesinin osteopeni, osteomalazi, kas gücü ve el kavrama becerisi ve yaşam kalitesi üzerine sanılanın aksine tek doz yüksek D vitamini kullanımının düzenli standart dozda kullanıma oranla herhangi bir farklılığının olmadığı saptanmıştır. Üstelik , standart dozda takviyenin olumlu ancak yüksek dozda takviyenin standarda oranla daha avantajlı olmadığı ve bu durumun özellikle homozigot ve heterozigot majör genlerde meydana gelen farklılıklardan kaynaklandığı belirtiliyor.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye kısa bir bakış

Anne sütü, en az 2 yaşına kadar verilmesi önerilen , 0-6 aylık bebeğin ise ihtiyacını karşılayan tek ve en önemli besin ögesi kaynağıdır.

Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin ihtiyacının %100’ ünü, 6-12 ayda bebeğin ihtiyacının %50’ sini ve 12.aydan itibaren de %30’ unu karşılar ancak, bebeğin gereksinimlerini karşılayamadığı dönemde anne sütüne ilave olarak verilen besinler tamamlayıcı besin ve bu süreç ise tamamlayıcı beslenme dönemi olarak adlandırılmaktadır.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Anne sütünün bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli olan tüm enerji ve besin ögesi gereksinmelerini karşılaşmasına ek olarak ishal ve diğer enfeksiyonlara karşı doğal koruyucu (anti-infektif) maddeler içeren mucizevi bir sıvı olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden,

  • Bebekler, ilk 6 ay boyunca her istediğinde, herhangi sınır konulmadan gece ve gündüz mutlaka emzirilmelidir. Anne sütü dışında herhangi yiyecek veya içecek verilmemelidir.
  • 0-6 aylık bebek günde toplam en az 8 kez emzirilmelidir. Ancak, 6. aydan sonra tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve bu dönemin devam ettiği 24’üncü ayın sonuna kadar tamamlayıcı beslenmeye ek anne sütü verilmelidir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye başlarken,

  • Enerji ve besin ögesi açısından zengin,
  • Evde kolay bulunan,
  • Sağlığı koruyucu ve sağlığın sürdürüldüğü,
  • Temiz, kaliteli ve ayına uygun beslenmesi ve mümkün olduğu kadar anne sütü alması esastır.
  • Son olarak, tamamlayıcı besinlere 6.ayda bir çay kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve çeşidi arttırılmalıdır. Emzirme ise mutlaka 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.
kuruyemiş ve baharatlar gerçek diyetisyenler, baharatlar, aktar, aktariye, aktara sıkı denetim

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: “Kuru baklagiller”

Vegan beslenme, bireylerin hayvansal besinleri tamamen beslenmesinden çıkarmasıdır.

Vegan bireyler balı bile hayvansal gıda görerek beslenmelerine dahil etmemektedir. Vegan beslenmenin katı kuralları vardır. Ana ve örnek protein kaynağı olan yumurta tüketimi, et ve et ürünlerinin tüketimi, süt ve süt ürünlerinin tüketimi bu beslenme tarzında tamamen yasaktır.

Peki bu bireyler protein ihtiyacını nasıl karşılamakta ve yeterli beslenmeyi nasıl sağlamaktadırlar ?

Bu yazımızda veganlar bireyler için en birincil protein kaynağı olan kuru baklagiller yer almaktadır. Kuru baklagiller bitkisel kaynaklı protein  içeriği çok yüksektir. Karbonhidrat içermekte aynı zamanda posa içeriği yüksektir. Kuru baklagillerin 100 gramı ortalama 20 – 25 gram protein içermektedir.

Vegan sporcuların kas kütlesindeki yapım ve onarımı artırmak için vücut proteine ihtiyaç durmakta ve bunu kuru baklagillerden sağlanabilmektedir.

  • Kuru fasulye
  • Börülce
  • Mercimek
  • Bakla
  • Soya fasulyesi
  • Nohut
  • Barbunya
  • Maş fasulyesi gibi beslenmede alternatif birçok tarifede yer almaktadır.

Vegan sporcuların beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Yetersiz beslenme ve besin ögesi alımı sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Herhangi besin ögesi eksikliğine karşın düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları gerekmektedir.

yağlı tohum, kuru yemiş

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Yağlı tohumlar”

Yağlı tohumlar bitkisel kaynaklı besinler olup yağ içeriğinin yüksek olmasından dolayı enerji içeriği yüksek besinlerdir.

Yağlı tohumlar B grubu vitaminleri, mineraller, karbonhidrat, yağ ve proteinden zengindir. Yağlı tohumların %17’si karbonhidratlardan oluşmaktadır. Yağ içeriği yüksek ancak yağ örüntüsüne bakıldığında tekli ve çoklu doymamış yağ formlarını içermektedir.

sporcu beslenmesi protein

Bitkisel kaynaklı protein içermektedir. Sporcu ve vegan beslenmesinde protein kaynağı olarak beslenmeye dahil edilmektedir.

  • Bazı yağlı tohumların tuz miktarı fazladır. Bu nedenle hipertansiyon hastalarının yağlı tohum tüketiminde tuzsuz olanlar tercih etmeleri önerilmektedir.
  • Yağlı tohumların yağ içeriğinin yüksek olmasından  dolayı vücut ağırlık kontrol durumunda dikkatli tüketilmesi önerilmektedir.
  • Yağlı tohumlar diyette çeşitlilik sağlamakla birlikte vegan bireylerin beslenmelerindeki temeli oluşturmaktadırlar.
  • Yağlı tohumlar omega-3 kaynağıdır. Bu nedenle kroner kalp hastalığından önleyici etmen olarak tüketimi önerilmektedir.

tbs hijyen mutfak aşçı

Toplu beslenme için sanitasyon zamanı!

Güvenli besin; kimyasal, mikrobiyolojik ve fiziksel olarak bozulmamış, besleyici değerini koruyan besin anlamına gelmektedir.

Toplu beslenme sistemlerinde sanitasyon ve güvenli besin oldukça önemlidir. Sanitasyon, sağlıklı ve güvenilir besin elde etmek için besine uygulanan bir takım bilimsel işlemler bütünüdür. Sanitasyon TBS’de hem firma hem de insan sağlığı açısından son derece önemlidir.

Toplu beslenme sistemleri dahil olmak üzere birçok alanda ve hayatımızda mikroorganizmalar uygun buldukları her ortamda çoğalarak besinlerimizde istemediğimiz değişimlere yol açarlar. Besinlerle belirli miktarda aldığımız mikroorganizmalar enfeksiyon veya intoksikasyon olarak insanda ortaya çıkar. Enfeksiyon yapacak kadar bozuk besin tüketimi besin zehirlenmesi olarak adlandırılır. Besin zehirlenmeleri ölümcül olabilir. Bundan dolayı TBS’de yoğun önlemler alınmalıdır. Besin hijyeni, personel hijyeni ve ekipman hijyeni olmak üzere besinlerde 3 farklı kontaminasyon mekanizması mevcuttur. Bulaşmaya yönelik bir takım öneriler şu şekildedir.

  • Sağlam ve temiz ham madde ile üretime başlanmalı,
  • Besin hijyenini sağlarken mutlaka su kullanılmalı,
  • Servise hazır besin 10 dakika içerisinde tüketicisine iletilmeli,
  • Besinleri uygun sıcaklıklarda pişirmeli probe termometre kullanılmalı,
  • Bulaşıcı hastalık taşımayan personel kadrosu ile ekip oluşturulmalı,
  • Personelin 3 veya 6 aylık periyotlarla portör taramasını yasalar doğrultusunda sağlamalı,
  • Ekipmanların, temizlik ve bakım talimatları kolay görünebilen bölgelerde olmalı,
  • Mutfakta köşeli alan barındırmamalı varsa köşe temizlikleri hassasiyetle yapılmalı,
  • Paslanmayan ekipman kullanmaya özen gösterilmeli,
  • Mutfak ve depolarda böcek kontrolü yapmayı ihmal edilmemeli

Son olarak , TBS’de sadece HACCP ve ISO sistemleri uygulamasının yeterli olmadığı, bu sistemlerle beraber mutlaka sanitasyon ve hijyen kavramlarına da çok önem verilmesi devamlılık ve insan sağlığı adına mutlaka gereklidir.

Toplu Beslenme Sistemlerinde Hijyen Sanitasyonu Sağlama Önerileri

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Genel hatlarıyla: “Toplu beslenme sistemleri”

Beslenme; vücudun çalışması, yaşamın sürdürülebilmesi, temel fonksiyonların gerçekleştirilebilmesi için besin ögelerinin vücuda alınması, sindirilmesi, emilmesi ve atılması adımlarını kapsayan oldukça önemli bir süreçtir.

Bu süreçte dengeli ve yeterli beslenme ve kişinin kendine uygun beslenmesi önce bireyi sonra toplumu belirli bir refah düzeyine ulaştırmak adına önemlidir.

Dünyayı ve ülkemizi etkileyen teknolojik gelişmeler, sanayi toplumuna geçiş ve iş hayatına aktif katılım nedeniyle toplumun her yaş ve kesimden bireyinin oluşturduğu büyük bir bölümünün en az bir öğününü ev dışında tüketmek durumunda kaldığını biliyoruz. Toplu beslenme sistemleri (TBS) ise ev dışında tüketmek durumunda olduğumuz besinlerin hazırlandığı ve toplu olarak sunulduğu yapılanmadır. Bu yapılanmanın belirli merkezden kontrol edildiği, yiyecek ve içecekleri tüketime hazır hale getirildiği ve sunumlarının yapıldığı kısmına da toplu beslenme hizmeti adını vermekteyiz.

Türkiye’de TBS, genellikle catering şirketleri tarafından yürütülmektedir. Catering şirketlerinin iki farklı çalışma prensibi olduğunu; bunlardan ilkinin büyük iş yerleri, okullar ya da firmaların kendi bünyelerinde bulundurduğu ekipman ve mutfakla TBS’yi gerçekleştirmeleri, ikincisi ise catering şirketinin yemekleri kendi mutfaklarında üretmeleri ve taşıma sistemiyle kuruma ulaştırmalarına dayanmaktadır. Her ikisinde de tüketici; yemeklerin doyurucu, kaliteli, güvenli ve ekonomik olmasını talep etmektedir. TBS’ de üretilen ürün mutlaka tüketici isteklerini karşılamalı ve hizmet aşamalarında oluşabilecek herhangi aksaklık ve hijyen problemine yer vermemelidir. FAO ve WHO tarafından oluşturulan uzman komitede dünyada en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin kontamine besin tüketiminin neden olduğu besin kaynaklı hastalıklar olduğunu belirtmişlerdir. Bu yüzden TBS’de üç faktöre çok dikkat edilmelidir:

  • mutfak ve mutfakta kullanılan ekipman temizliği,
  • besin güvenliği ve kişisel hijyenin sağlanması,
  • personel eğitimi ve personel hijyeni

Bahsedilen ilk iki faktörden kaynaklanabilecek risklerin TBS’de sunulacak ürünün ham maddeden, son ürün ve servisine kadar uygulanan her basamakta HACCP yani gıda güvenliği sistemlerinin sağlanmasıyla ortadan kaldırmak mümkündür. Belirli kontrol noktaları oluşturup proses takibini her adımda sağladığımız takdirde HACCP uygulaması en geniş ve güvenilir yöntemdir. Bu sistemde prosesin bütün adımlarında tehlike ve riskler analiz edilmiş olur ve doğru tehlike kontrolü firmanın ve ürünün savunmasını da olağan kılacaktır.

Sonuç olarak, TBS hizmeti veren kuruluşların mutlaka besin güvenliği sağlanmalı ve tüketicinin güvenini kazanması için entegre besin güvenliği sistemlerini uygulamalıdır.

Toplu Beslenme Sistemlerine Genel Bir Bakış

Koenzim-Q10

Sporcu beslenmesinde Koenzim Q10

Koenzim Q10 (CoQ10) enerji üretimi için gereklidir.

Mitokondri içinde bulunan koenim Q10, karaciğerde hücre içinde enerji taşınmasında görev almaktadır. Enerji yetersizliğinde veya bozukluklarında tedavi amaçlı koenzim Q10 kullanılmaktadır. Egzersize bağlı kas hasarı veya sporcu yaralanması sonucu performansı etkileyen durumlarda da kullanılmaktadır. Yoğun egzersiz ve spor sonrası karaciğerde üretilen serbest oksijen radikallerinden koruyucu olduğu bildirilmiştir.

Koenzim Q10 sporcularda performansı  veya kas kütlesini artırmak için değil, yoğun spor veya egzersiz sonrası oluşan kas yırtılmasının tedavisi ve meydana gelen kas ağrılarının azalması amacı ile besin desteği olarak kullanıldığı bildirilmiştir.

Yapılan bazı çalışmalarda hareketsiz yaşam süren bireylerin hareketli yaşama geçişlerinde meydana gelen kas problemlerinde koenzim Q10 kullanımın olumlu etkileri olduğu bildirilirken, bazı çalışmalarda da etkisinin olmadığı görülmüş bu nedenle koenzim Q10 kullanımın sporcularda kesin olarak kullanılması ile ilgili bildiriye rastlanmamıştır.

Doktor ve diyetisyen tavsiyesi ile gerekli durumlarda kullanılması gerekmektedir.

obezler için spor

Obeziteye egzersiz reçetesi!

Obezite, vücudun aşırı yağlanması olarak ifade edilebilir.

Obezite aynı zamanda; tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon,  kanser, uyku apnesi ve respirituar hastalıkları beraberinde getirebilen önemli ve günümüzde çok sık karşılaşılan en büyük sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Obezite durumunun tespiti adına çoğu kez vücut ağırlığı kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) , BMI (Body Mass Index) yani vücut kütle indeksini hastanın obezite durumunu değerlendirmek için formülize etmiştir. Bu formül hastanın kilogram biriminden ağırlığının, metre birminden boy uzunluğunun karesine oranı ile tespit edilir.

WHO, BMI’in 30 ve üzerinde olmasının obezite tanısı için yeterli olduğunu ve erişkinlerde riskli kilolu grubunun 25 ve üzerindeki değerlerden itibaren olduğunu belirtiyor.

Egzersiz, kilolu ve obez bireylerde en iyi sonuç alınan uygulamadır. Ancak obez hastalar ne yazık ki, egzersizi cezalandırcı veya kötü duruma düşürücü olarak ifade etmektedirler. Bundan dolayı hastalara önce yaşam şekillerini değiştirmeleri için küçük önerilerde bulunmalı ve egzersize daha pozitif yaklaşmalarını sağlamalıyız. Obez bireylere başlangıçta ağır egzersiz programları uygulamak mümkün değildir. Yavaş yavaş başlamalı ve doktorları tarafından obez bireyin sedanter yaşamı ile oldukça aktif yeni yaşamı arasında hastaya uygun egzersiz ile başlangıç yapmaları daha olumlu sonuçlara götürecektir.

Egzersiz reçetesi olarak ifade ettiğimiz, ‘’maksimum egzersiz minimum hasar ile tamamlanmalı’’ prensibi Amerikan Spor Hekimliği Kolejinin önerisi ile her gün ortalama 30 dakika egzersizden geçmektedir. Obez bir hasta aktif yaşam tarzına geçiş yaparken,

  • Egzersiz reçetesine dikkat etmeli,
  • Haftada maksimum 1 kilogram kaybetmeli,
  • Ağırlık kaybı için uygulaması gereken programı haftada 1000 – 2000 kalorilik olmalı,
  • Çok sedanter bir hasta çok hafif egzersizlerle başlangıç yapmaya dikkat etmelidir.
  • Muhakkak bir diyetisyen ile görüşülmelidir.

Aktif yaşama geçiş süresinde orta yoğunlukta egzersizlere; 30 dakika bisiklet sürme, 35 dakika hızlı tempoda yürüyüş, 15 dakika merdiven çıkma, 20 dakika yüzmeyi örnek olarak verebiliriz.

Obezite ve egzersiz

Glutamin

Sporcu beslenmesinde: “Glutamin”

Glutamin insan vücudunda en çok bulunan aminoasittir.

Yoğunluğu en çok iskelet kasında sentezlenir. Travma, kanser ve yaralanma gibi durumlarda yoğunluğu azalmaktadır. Glutaminin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri tespit edilmiştir. Cerrahi müdahaleler sonrası veya yaralanmalarda yaranın hızlı iyileşmesi yani doku onarımının hızlanmasını, kas onarımının hızlanmasını sağladığı bildirilmiştir. Yoğun egzersiz ve spor durumunda kaslarda meydana gelen ağrının azalmasını, oluşan kas yırtık onarımının hızlanmasını sağladığı bildirilmiştir. Yapılan bazı çalışmalarda glutaminin kaslara olumlu etkisinden dolayı egzersiz veya sporda performansı arttırdığını bildirirken bazı çalışmalar glutamin kullanımın performansa etki etmediğini bildirmiştir. Standart günlük alınması gereken bir glutamin miktarı yoktur ancak, beslenme ile glutamin ihtiyacı karşılanabilmektedir. Gerekli durumlarda doktor ve diyetisyen tarafından önerilmektedir.

Glutamin oranı yüksek besinler

  • Et kaynakları; kırmızı et, tavuk eti, balık,
  • Kurubaklagiller
  • Sebze kaynakları; maydanoz, pancar, ıspanak
sporcu beslenmesi, sporcu diyeti

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

Egzersiz ve spor sırasında performansı artırmak ve bunun devamlılığını sağlamak, sağlığı korumak ve yaşam kalitesini artırmak için yeterli ve dengeli beslenmek gerekmektedir.

Egzersiz ve spor sırasında ideal beslenme kişiye göre değişikliklik göstermektedir. Gereksiz besin takviyelerinden kaçınılmalı sağlıklı yaşam ön planda tutulmalıdır. Düzenli egzersiz veya spor yapan bireylerin sağlıklıı ve dengeli beslenme yaşam biçimini benimsemesi gerekmektedir.

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

  1. Günde en az 3 ana öğün tüketilmelidir. Vücudun enerji ihtiyacını karşılamak ve performansı artırmak için ana öğünlere takviye gıdalar verilmekte ve bireyin ihtiyacına göre ara öğünler düzenlenmektedir. İhtiyaca göre ergojenik destekler sağlanmalıdır.
  2. Her öğünde karbonhidrattan zengin beslenme sağlanmalı ancak, karbonhidratların %70’inin kompleks karbonhidratlardan oluşan beslenme örüntüsü hazırlanmalıdır. Egzersiz veya spor sonrası ilk 2 saat içinde kadınlarda 50 gram erkeklerde 70 gram karbonhidrat içeren yiyecekler tüketilmelidir. Enerji gereksinimin artığı durumlarda beslenme örüntüsünde protein miktarı artırılmalıdır.
  3. Demir ve Kalsiyum mineral eksikliği sonucu performansta ciddi azalma görülmekte bu nedenle takviye alınması gerektiği önerilmekte vücutta emilimi artırmak içinde beslenme örüntüsünün C vitamini açısından zengin olması gerekmektedir.
  4. Vücut ağırlığının kaybedilmesi gereken durumlarda hızlı ağırlık kayıplarından kaçınılmalı ortalama haftada 1 kilogram vücut ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  5. Yeterli sıvı alımı performansı artırmaktadır. Egzersiz veya spor durumunda vücuttan kaybedilen sıvının yerine konması için pratikte  ½ kilogram vücut ağırlık kaybı için 2-3 su bardağı su içilmesi gerekmektedir.
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy, 2014.
diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Ergojenik destek nedir, hangi durumlarda gereklidir?

Ergojenik destek, bireysel enerji kullanımını, üretimini veya yenilenmesini artıran maddeler, araçlar ve uygulamalardır.

Sportif performansı artırmak için kullanılmaktadır. Ergojenik destek hekim veya diyetisyen tavsiyesi ile gerekli durumlarda alınmalıdır. Gerekli olmayan durumlarda kullanımı risk oluşturabilmektedir. Yaş, cinsiyet gözetilmeden dünya üzerinde çoğu sporcu performansını ve bağışıklığını artırmak, sakatlıklarını önlemek, istenilen vücut şekline ulaşmak için ergojenik desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.

Ergojenik destek öncesi sporcunun en az 3 günlük besin tüketim kaydı tutulmalıdır. Eksiklik, ihtiyaç veya düzensizlik doğrultusunda ergojenik destekler önerilmektedir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Ergojenik destekler neler?

Hekim ve diyetisyen kontrolünde önerilen kabul görmüş ergojenik destekler:

  • Antioksidan C ve E vitaminleri,
  • Whey proteini,
  • Kreatin,
  • Demir,
  • Kalsiyum,
  • Elektrolitler,
  • Multivitamin ve mineraller,
  • Kafein,
  • Probiyotik,
  • Bikarbonat ve sitrat,
  • L-karnitin,
  • Sporcu barları,
  • Sporcu içecekleri,
  • Sporcu jelleri

Fiziksel aktivitenin leptin ve ghrelin hormonları üzerine etkisi

Ghrelin, iştah açıcı bir hormondur. Vücudumuzdaki yüksek ghrelin miktarı sürekli uyarıda bulunup vücudumuza kesintisiz bir açlık sinyali gönderir. Hızlı kilo kayıplarından sonra vücuttaki ghrelin seviyeleri yüksektir. Ghrelin iştahı kontrol eden esas hormonlardan biridir ve eğer artarsa bu açlık atakları ve kilo almayla sonuçlanır. Bu nedenle eğer Ghrelin’i kontrol edebilirsek, iştahı da kontrol edebiliriz.

iştah ve açlık

Ghrelin’in azalması tokluk hissi ve dolayısıyla kilo vermeyle sonuçlanır. Bu hormon mideden salgılanır daha birçok organdan da salgılandığı bulunmuştur. Aç iken yemekten önce salgılanır. Çok açlıkta ihtiyaçtan fazlasını yememize sebep olur. Hipoglisemi ghrelin hormonunu artırır. Eğer şeker yenmiş ise kanda şeker yükselir insülin hormonu da yükselir. İnsülin hormonu ile birlikte ghrelin hormonu da yükselir.

İnsanlarda ghrelin düzeyleri obezite ve kalori alımı ile azalmakta, açlıkta ve anoreksiya nervozalı hastalarda artmaktadır. Uyku eksikliği, ghrelin düzeylerini artırır ve açlığın sürekli artışına dolayısıyla da kilo alımına katkıda bulunabilir.

obez spor

Egzersiz ve ghrelin hormonu arasındaki etki ise belirsizdir

Şiddetli egzersizler esnasında ve sonrasında iştah ve besin alımının kısa süreli olarak baskılandığını ve bu baskılanmanın düşük ve orta şiddetli egzersizler sonrasında görülmediğini göstermektedir. Uzun süreli egzersiz çalışmalarının çoğu ise kilo verilmesi durumunda ghrelinin artığını bildirmektedir. Buna rağmen, açil ghrelindeki artışa bağlı olarak uzun süreli egzersizlerin kilo kaybını engellediğini gösteren kanıtlar da mevcuttur.

Leptin hormonu

Leptin

Yağ dokularından salgılanan, iştah baskılayıcı bir hormondur. İştahı azaltan ve enerji harcamasını artıran leptin hormonunun teorik olarak obez kişilerde daha az olması beklenir ancak çalışmalar bunu doğrulamamaktadır.

Leptin hormonu yüksek olmasına rağmen iştah azalması ve zayıflamama olmamaktadır. Bunun nedeni araştırıldığında leptin hormonunun beyne yeterli oranda geçemediği anlaşılmıştır, obez kişilerde leptine karşı hipotalamik reseptörlerde gelişen bir duyarsızlığa bağlı olduğuna inanılmaktadır.

Fiziksel egzersizin leptin konsantrasyonu üzerindeki etkisi oldukça tartışmalıdır. Birçok araştırmacı egzersizin süre ve kalori harcanmasına bağlı olarak leptin konsantrasyonunu azalttığını rapor ederken diğerleri leptin konsantrasyonunu etkilemediğini bildirmişlerdir.

Araştırdığım bilgilere göre egzersiz yapıldıkça salgılanan leptin hormonu miktarı azalır bu da egzersiz yapanlardaki iştah artışını açıklar.

beslenme ve diyetetik öğrencisi sümeyra altınbıçakÖğr. Sümeyra ALTINBIÇAK

  • Beslenme ve Diyetetik Öğrencisi
  • Konuk Yazar
  • Gaziantep
diyetisyen gizem nur savacı obezite cerrahisi

Obezite ve tedavi yöntemleri

Dünyada giderek yaygınlaşan ve dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite, önlenebilir bir sağlık problemidir.

obezite hakkında gerçekler

Obezite, yani aşırı şişmanlık, yaşam kalitesini ve süresini anlamlı derecede etkilemektedir.  Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin en önemli sağlık sorunu olan obezite artık ülkemizde de önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

[irp]

Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yağ dokularında sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Obezite ve kilo fazlalığı günlük kullanımda karışabilmektedir, fakat birbirlerinden farklıdırlar.

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Kilo fazlalığı kişinin boyuna göre fazla kiloyu belirtirse de, obezite patolojik aşırı yağ dokusunu ifade eder. Obezitenin tohumları çocukluk döneminde atılmakta; yeterli tanı ve tedavi olanakları kullanılmadığında ise erişkin dönem obezitesi için zemin hazırlamaktadır.

[irp]

Günümüzde obezitenin tanımlı bir hastalık olduğundan ve ilişkili olduğu diğer hastalıklar ortaya konulduğunda tedavisi olan bir hastalık olarak kabul görmektedir. Obezite; insülin direnci, metabolik sendrom ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok hastalık ile yakın ilişkili olup, toplum sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmekte olan bir sağlık sorunudur. Amerika’da yapılan bir çalışmada morbid obezitenin ülke nüfusunun neredeyse sekizde birini etkilediği bildirilmiştir.

obeziteyle mücadele sağlık

Ülkemizde de diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın, yedi coğrafik bölgede seçilen yedi il içerisindeki 14 sağlık ocağında 30 yaş üstü 15.468 birey üzerinde yaptığı, Sağlıklı Beslenelim Kalbimizi Koruyalım çalışmasına göre, obezite görülme sıklığı erkeklerde % 21.2, kadınlarda ise % 41.5 olarak bulunmuştur. Bu çalışma raporunda obezite en sık İç Anadolu Bölgesi’nde en düşük ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülmüştür.

Obezite, birçok neden ile ortaya çıkabilmektedir. Bu faktörlerden, aşırı ve yanlış beslenme ile yetersiz fiziksel aktivite, obezitenin en önemli nedenleri olarak kabul edilmektedir. Bu faktörlerin yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyal-kültürel ve psikolojik pek çok etmen birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır.

NCEP ATP III raporuna göre, bel çevresi ölçümleri, erkeklerde 102> cm ve kadınlarda 88> cm olan kişiler, abdominal obezite kriterini yerine getirir.

[irp]

Obezitede hastalarına hangi tedavi yöntemi ile devam edileceğine, başka hastalıkların bulunup bulunmaması ve vücut kitle endeksinin değerlerine göre karar verilir. Eğer kişinin vücut kütle indeksi 35’in altında bir değere sahipse, egzersiz ve sağlıklı bir beslenme programı ile kilo vermesi mümkündür. Vücut kitle endeksi 35’in üzerinde olan kişilere ise genellikle cerrahi yöntemler uygulanır.

obezite ölçüm, obezite doktoru diyetisyen

Her geçen yıl görülme sıklığında artış yaşanan obezitenin iki çeşit tedavisi vardır;

  • Diyet ve egzersiz
  • Cerrahi operasyon

İnsanlar genellikle obezite operasyonlarına karşı endişeyle yaklaşırlar, fakat obezite cerrahisi konusunda uzman bir ekiple, obezite merkezlerinde uygulanan cerrahi operasyonlarda risk oranları oldukça düşüktür. Operasyon risklerinden endişe duyan kişiler genellikle diyet ve egzersizle fazla kilolarından kurtulmayı hedeflerler ama diyet ve egzersizle obeziteden kurtulmak her zaman mümkün değildir. Obezitenin derecesine bağlı olarak bazı durumlarda operasyon gerekli olabilir. Dahası için lütfen bariyatrik cerrahi diyetisyenine başvurunuz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

dede torun yaşlı beslenme

Gençler, dedelerinden daha az hareket ediyor!

Aşırı şişmanlık her geçen gün artıyor, hareketsiz yaşam tarzı da artmaya devam ediyor. Yapılan yeni bir çalışmada, gençlerin 60 yaşındaki insanlar kadar az hareket ettiği gösteriliyor.

Time‘de yer verilen habere göre, 6 – 84 yaş aralığında 12.500’den fazla insana aktivite takibi için kullanılabilecek akıllı bileklik takıldı ve vakitlerinin ne kadarını hareket ederek geçirdikleri araştırıldı.

Preventive Medicine‘de yayımlanan araştırma sonucunda, tahmin edildiği gibi insanların yaşlandıkça daha az aktif olduğu görüldü. Hareket etme sıklığının 35 yaştan sonra azaldığını söyleyen araştırmacılar, daha da ileri yaşlarda tıbbi sorunlar ve kronik hastalıklar sebebiyle yine fiziksel aktivitenin imkansız hale geldiğini söyledi. Çalışmada sadece 20’lerindeki insanların fiziksel aktivitede artış gösterdiği görüldü.

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu Biyostatistik Bölümü’nden Vadim Zipunnikov, küçük çocukların ve gençlerin daha fazla hareket sahibi olduğunun düşünülmesine rağmen, egzersiz oranının özellikle ergenliğe doğru gidildikçe azaldığını aktardı. Zipunnikov:

19 yaşındaki bir genç, 60 yaşındaki bir insan kadar az aktif vakit geçiriyor ve onlar kadar hareketsizlik halinde saatlerce oturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, çocuklar bir gün içerisinde en az bir saatlerini yoğun bir egzersize ayırmalı fakat 6 – 11 yaş arasındaki çocuklardaki araştırma sonuçları gösteriyor ki, erkeklerin % 25’i, kızların da % 50’si böyle bir uygulama içerisinde değil. Ergenlerde ise kılavuza göre daha da korkunç bir düşüş mevcut: adölesan erkeklerin % 50’si, genç kızların da % 75’i bir gün içinde en az bir saatliğine bile aktif değil.

ifadelerini kullandı.

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Okul başlama zamanları yeniden ayarlanmalı, uykusunu alamayan çocuklar egzersiz yapmıyor

Çalışmada, okuldaki çocukların en fazla aktif oldukları saatlerin 14:00 – 18:00 arası olduğu görüldü. Zipunnikov çocukların günün sadece belli saatlerinde aktif olmasının yanlış olduğunu, günün tamamına bu hareketin yayılması gerektiğini söyledi. Bu açıdan güne başlama, okul ve iş saatlerinde aktivite anlamında verim almak için oynama yapılabileceğini söyleyen Zipunnikov, okul başlama zamanlarının özellikle ergenler için büyük bir rol oynadığını, çocukların uykularını yeterince alamadıkları için yorgun olduklarını ve egzersiz yapmadıklarını dile getirdi.

Daha fazla egzersiz yapılması için teşviklerin olması gerektiğini söyleyen araştırmacılar, çalışmak zorunda olan insanlar için günün erken saatlerinde, daha yaşlı insanlar için sabahtan sonraki saaatlerde ve çocuklar için ise gün boyunca yayılmış egzersiz programlarının ayarlanması gerektiğini söyledi.

medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-yeni-nesil-gencler-60-yasindaki-dedelerinden-daha-az-hareket-ediyor-2-19-74315.html
obez spor

Obezitede “egzersiz” tedavisi

Egzersiz tedavisinin ağırlık kaybını sağlamadaki etkisi halen tartışmalı olsa da, fiziksel aktivitenin yağ dokusu ve karın bölgesindeki yağlanmayı azalttığı, diyet yapıldığında görülebilen kas kütle kayıplarını önlediği kesin olarak kabul edilmektedir.

Egzersiz tedavisi ile, tıbbi beslenme tedavisini destekleyici nitelikte bireylerin ağırlık kazanımları engellenebilmekte, zayıflama ve tekrar ağırlık kazanmanın önlenmesi sağlanmaktadır.

Yetişkinlerin her gün ortalama yarım saat orta şiddette egzersiz yapması önerilmektedir. Bu düzey bir aktivite günlük 200 Kkal enerji tüketimini sağlar. Obez kişilerde her gün fiziksel olarak aktif olmak amaçlanmaktadır. Enerji harcaması kişinin vücut ağırlığı ve aktivite şiddetine göre değişir.

Egzersiz tedavisinin temel ilkeleri aşağıda belirtilmiştir

  • Egzersizin Türü ; Yürüyüş, Günlük Yaşam Aktivitelerinde Artış, Direnç Egzersizleri
  • Egzersizin Sıklığı; Her gün veya en az 5 gün/hafta
  • Egzersizin Süresi; 40-60 dk/günde 1 kez, 20-30 dk/günde 2 kez
  • Egzersizin Şiddeti; Maksimal Oksijen Tüketiminin % 50-70’i

Obez bireyde, egzersiz programının uygulanmasında dikkat edilmesi gereken en önemli konular, enerji harcamasını artırırken yaralanma riskinin en düşük düzeyde tutulmasıdır. Önerilen egzersiz programı, bireye özgü olmalı, eğlenceli, uygulanabilir ve bireyin günlük yaşam alışkanlıkları ile uyumlu olmalıdır.

selülit esra dince diyet

Esra İnce: “Sağlıklı beslenme ve aktif yaşam ile selülitlere veda edin”

Selülitler, yaklaşan yaz ayları ile birlikte kadınların korkulu rüyası haline gelmekte. Peki selülit nedir, nasıl oluşur, beslenme ve diyetle bu sorundan nasıl kurtulunur…

Selülit aslında dolaşımı bozulmuş yağ dokusudur

Selülit, adiposit denen deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir yapıdır ve deride çöküntüler ile portakal kabuğu görünümüne neden olur.  Selülitler korkulu rüyanız haline gelmekten çıkabilir. Düzenli ve sağlıklı beslenme ile bunun yanında fiziksek aktiviteyle selülitlerinize veda edebilir, oluşumlarını engelleyebilirsiniz.

Selülitler 3 grupta incelenir

  1. Dışarıdan belli olmayan ancak elle sıkıldığında portakal görüntüsü alan selülitler
  2. Dışarıdan bakılınca hafif bir şekilde belli olan selülitler
  3. Dışarıdan bakılınca oldukça belirgin olan hatta bazen ağrı yapabilen selülitler

Bu beslenme ve egzersiz önerileri ile selülitlere veda edin

  1. Çay, kahve ve sigara tüketimini azaltın. Fazla miktarda alınan kafein selülit oluşumunun hızlanmasına neden olur.
  2. C vitamini bağ dokusu güçlenmesinde oldukça önemli bir vitamindir. C vitamininden zengin portakal, limon gibi narenciye türleri, maydanoz, brokoli gibi besinler sizin için faydalı olacaktır.
  3. İşlenmiş ve paketli gıdalardan uzun durun. Ekstra şeker tüketmemeye çalışın.
  4. Su tüketiminizi artırın. Günde 2 – 2,5 lt su tüketmek kan dolaşımınıznı artmasını sağlayarak selülit oluşum hızını azaltacaktır.
  5. Her gün minimum 30 dakika egzersiz yapın veya yürüyün. Böylece yağ yakımınız hızlanacak ve selülitli bölgedeki kaslar gelişerek yağlanmadan dolayı oluşan sarkık ve portakal kabuğu görünümü azalacaktır.
  6. Günlük lif alımınızı sebze, meyve ve kurubaklagillerle artırın.  Bu sayede hem daha uzun süre tok kalacak hem de sindirim sisteminiz daha iyi çalışacak.
  7. Omega 3 yağ asidi damarları genişleterek kan akışını hızlandırır ve dolaşımın rahatlamasını sağlar. Balık, ceviz ve keten tohumu gibi omega 3 den zengin besinlere beslenme düzeninizde daha fazla yer vermeye çalışın.
  8. Alkol tüketimini sınırlayın. Sosyal içici olarak arada bir alkol tüketimi çok büyük sorunlar yaratmayabilir fakat bu durum artarsa hem selülit artabilir hem de sağlığınız bozulabilir.
  9. Yağlı yiyeceklerden ve kızartmalardan uzak durun. Deri altındaki fazla yağ dokusu dolaşımı bozar, bu da selülit oluşumuna neden olabilir.
  10. A, C, E vitaminleri antioksidan özellikleri ile vücuttaki toksinlerle savaşarak, cildinizi güzelleştirmeye yardımcı olur.
  11. Tuz tüketimini kısıtlayın. Aşırı tuz tüketimi selülit ve hipertansiyon gibi birçok sağlık problemine yol açabilmektedir.
  12. Meyve, sebze, kuru baklagiller ve tahıllar bir yandan dokuları atık maddelerden temizlerken bir yandan da potasyum içerikleriyle hücreleri besler.

diyetisyen esra ince zayıflama listesi, diyetisyen esra ince yazıları, diyetisyen esra ince makaleleri, diyetisyen esra ince haşimoto, diyetisyen esra ince hashimoto, diyetisyen esra ince diyet listesi

esra ince, diyetisyen esra ince, diyet uzmanı esra ince, beslenme ve diyet uzmanı esra ince, esra ince kimdir, esra ince yazıları, gerçek diyetisyenler sitesi esra ince, şenol yıldız, diyetisyen şenol yıldız, selülit, selülüt, selulit, selülitleri azaltma, selülitler nasıl yok olur, portakal kabuğu, selülit diyeti
fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

500 kalori yakmanın eğlenceli 5 yolu!

Hava sıcaklığının artmaya başladığı şu günler size de yazı hatırlattı değil mi? O yaz önce güzel anıları sonra geçen sezon aldığınız bikiniyi ve hemen ardından o bikiniye o göbekle nasıl sığacağınızı düşündürttü. Evet, 1 kalorinin bile peşine düştüğümüz o günler yine geldi çattı. Spor salonlarının o terleten aletlerine dönebilirsiniz ya da birkaç eğlenceli aktivite ile 500 kalori yakabilirsiniz.

sporcu beslenmesi, sporcu diyeti

1. Dans edin

Şöyle sağlam bir dans egzersiziyle hem yüzlerce kaloriyi eğlenerek yakarsınız hem de çılgınla gibi endorfin salgılarsınız. Bu nedenle 305 Fitness ve zumba gibi dans hareketlerini kullanarak metabolizmayı hızlandıran birçok çeşit spor tekniği bulunur. Hadi boş durmayın, sallayın!

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

2. Daha fazla lif tüketin

Bütün tahıllar, ahududu, elma ve ıspanak gibi besinler diyet lifinden zengindir. Vücudumuz lifi sindirmeye çalışırken kalorileri de yakar. Günde 500 kalori için yüksek lifli bir gıda öğünü hazırlayın ve taze meyve sebze yiyerek kalori yakın. Çok mantıklı bir kazan-kazan yöntemi değil mi?

yüzme

3. Yüzmeye gidin

Yüzme dünya üzerindeki en etkili ve eğlenceli kalori yakma yöntemidir. Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre 125 kiloya sahip biri sadece 30 dakika ağır ağır yüzerek 180 kalori yakabilir. Siz de ağır hareketlerle yüzerek ya da daha uzun süre suda kalarak daha fazla kalori yakabilirsiniz.

4. Günlük rutinlerinizi sıklaştırın

Günlük yaşantımızda farkında olmadan yaptığımız birçok hareket var. Örneğin; telefonda konuşurken yürümek, ellerimizi ayaklarımızı bir yerlere vurup ritim tutmak ya da ellerimizle ayaklarımıza uzanmak. İşte bu hareketlerin toplamıyla bile gün içerisinde 350 kalori verebiliyorsunuz. Bu nedenle gün içinde bu gibi rutin hareketleri daha sık tekrar edip daha çok kalori yakmanız mümkün. Özellikle tüm gününüzü ofis ortamında geçiriyorsanız, telefon görüşmelerinizi yaparken bile ayağa kalkıp yürümeniz size büyük avantaj sağlayacaktır.

spor, fiziksel aktivite ve sağlık

5. Ayağa kalkın

Ev temizliği yapmak, alışverişe çıkmak gibi çok basit günlük aktiviteler bile size çok ciddi kalori yaktırır. Örneğin, yerleri süpürürken 89 kalori, mutfak zeminini iyice ovarken 129 kalori, marketten alışveriş yaparken 82 kalori ve tüm bu alışverişi evinize taşırken 89 kalori harcarsınız. Bunun yanında bir de bahçenizi ya da balkonunuzu temizlerken yapacağınız eğilme kalkma silkme hareketlerini ekleyin. Bir bakarsınız ki 500 kalori çoktan uçup gitmiş.

hurriyet.com.tr/500-kalori-yakmanin-eglenceli-5-yolu-40408665