yumurta kaç kalori, yumurta besin değeri, yumurta faydaları, yumurta sporcu

Her gün bir yumurta tüketildiğinde ne oluyor?

Kanada’da yapılan araştırma makul düzeyde yumurta tüketiminin kalp ve şeker hastalarında bile hastalık ve ölüm riski oluşturmadığını ortaya koydu.

Kanadalı araştırmacılar, günde bir yumurta tüketiminin kalp damar rahatsızlığı riskini artırmadığını bildirdi. Ulusal basındaki haberlere göre, McMaster Üniversitesi Nüfus Sağlık Araştırma Enstitüsü ve Hamilton Sağlık Bilimleri araştırmacıları, elde ettikleri verileri Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayımladı. Çalışmada, daha önceki üç uzun dönemli araştırmanın verileri de kullanılarak 6 kıtada 50 ülkeden farklı gelir düzeylerinde 146.011 sağlıklı ve 34.544 kalp damar rahatsızlığı olan kişilerin yumurta tüketimleri incelendi.

Araştırmacılar, çalışmaya katılan kişilerin, günde bir veya daha az yumurta yediğini belirtti. Araştırmacı Mahshid Dehghan, yaptığı basın açıklamasında,

Birçok kişi için günde 1 adet olan orta dereceli yumurta alımı, kalp damar veya diyabet hastalığı öyküsü olanlarda bile kalp damar rahatsızlığı veya ölüm oranı riskini artırmaz, dedi.

Yumurta alımı ile kan kolesterolü bileşenleri veya diğer risk faktörleri arasında ilişki bulunamadığını aktaran Dehghan,

Bu sonuçlar güçlüdür ve hem sağlıklı bireylere hem de kalp damar hastalığı olanlara yaygın uygulanabilir, değerlendirmesinde bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/gunde-bir-yumurta-kalp-hastaligi-riskini-artirmiyor-/1716315
mumya, babil, eski mısır,

Kalp ve damar hastalıkları sanılandan daha eskiye dayanıyor!

ABD’nin Teksas Üniversitesi Sağlık Bilim Merkezi Kalp ve Damar Hastalıklarından Dr. Muhammed Madjid öncülüğünde yürütülen araştırmada Güney Amerika ve Mısır’dan yaşları 18-60 olan yaklaşık 4.000 yıllık 5 mumya incelendi.

Üçü erkek ikisi kadın olan mumyaların damar dokularındaki lezyonların tespiti için kızılötesi spektroskopi kullanıldı. Çalışma sonucunda mumyaların atardamar örneklerinde yüksek kolesterole bağlı hasar görüldü.

Madjid, mumyalar üzerinde yürüttükleri araştırmaya göre, damar tıkanıklığının sadece günümüzün değil o zamanki insanların da bir sorunu olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Araştırmanın sonuçları “American Heart Journal” isimli dergide yayımlandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/kalp-ve-damar-hastaliklari-sanilandan-daha-eskiye-dayaniyor/1615931
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Tansiyonunuz kontrol altında değilse oruç için ısrarcı olmayın

Böbreğin vücudun en önemli organlarından biri olduğunu ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, Sağlam bir böbrek uzun süren susuzluğa karşı vücudu dengelemektedir. Bu nedenle sağlıklı bir insanın uzun saatler oruç tutması problem oluşturmaz. Ancak böbrek hastaları için oruç tutmak çok riskli. Böbrek vücutta musluk dengesini sağlamakta ve gelen sıvıya göre vücuttan toksik maddelerin atılımını planlamaktadır. Ancak böbrek hastalarında bu düzenleme ortadan kalkmaktadır, dedi.

Prof. Dr. Kavaklı, böbrek, kan şekeri düşüklüğü, tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan kişilerin doktor onayını aldıktan sonra oruç tutması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

Tansiyonunuz kontrol altında değilse oruç için ısrarcı olmayın. Sağlıklı kişilerin bile tansiyon ayarlarına çok önem vermesi gerekirken, düzenli ilaç kullanan kalp ve yüksek tansiyon hastalar bu dönemde çok daha dikkatli olmalıdır. İdrar söktürücü ilaç kullanmayan, yüksek tansiyonu uzun süredir kontrol altında olan ve başka bir ek hastalığı da bulunmayan kişiler, genellikle ramazan ayında oruç tutabilir. Ancak yüksek tansiyonu henüz kontrol altına alınamamış hastaların oruç tutmaları önerilmemektedir. Tüm kalp hastaları, mutlaka doktorlarına danışarak, öneriler doğrultusunda hareket etmelidir.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/tansiyonunuz-kontrol-altinda-degilse-oruc-icin-israrci-olmayin/1473170
yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Hareketsiz yaşam kalp hastalığına davetiye çıkarıyor!

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp rahatsızlığından korunmak için alınan önlemlere işaret etti.

Kalp damar hastalığının genellikle ileri yaşlarda görülmekle beraber günümüzde değişen yaşam tarzı ve diyet alışkanlıkları nedeniyle daha erken yaşlarda da görülmeye başladığını ifade eden Çelik, hastalığın özellikle sigara içenlerde veya ailesinde genç yaşta kalp damar hastalığı hikayesi olanlarda daha erken yaşlarda görülebildiğini anlattı.

Çelik, kalp damar hastalığının en sık görülen belirtileri olarak göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntının ön plana çıktığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Bu belirtiler kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir. Örneğin erkeklerde göğüs ağrısı daha sık gelişirken kadınlarda nefes darlığı, ani aşırı halsizlik ve bulantı daha çok görülebilir. Göğüs ağrısı kalp damar hastalığının en önemli belirtisidir. Göğüs kafesi bölgesinde birçok organ yer aldığından kalp nedenli ağrının diğer nedenlere bağlı ağrılardan ayırt edilmesi önemlidir. Hastalar tarafından çok farklı şekillerde ifade edilse de sıklıkla egzersiz, stres, ağır yemek, soğuk hava gibi faktörlerin ardından gelişen göğüs kafesinin ortasında hissedilen geniş bir alana yayılan baskı, ağırlık, sıkışma, ezilme, yanma hissi olarak tanımlanır. Çene, boyun, her iki kol, sırtta sol kürek kemiğinin altına, karın üst kesimine, el bileklerine yayılabilir. Eşlik eden soğuk terleme, bulantı ve kusma gibi bulgular da olabilir. Genellikle tek noktada, batıcı tarzda, pozisyon ile değişiklik gösteren, egzersizden bağımsız istirahat halindeyken dahi olan ağrılar öncelikle kalp damarlarından kaynaklanan bir ağrı olarak kabul edilmemektedir.”

Korumanın temeli çocukluk çağlarında atılmaktadır

Doç. Dr. Murat Çelik, göğüs ağrısı şikayetlerinde olduğu gibi, nefes darlığının da dinlenme halinde olabileceğini belirterek, bu durumun ciddi bir kalp hastalığını haber verebileceğini ancak bazı akciğer hastalıklarının da benzer belirtilere yol açtığını ve gerçek sebebin araştırılması gerektiğini kaydetti.

Ailesinde kalp rahatsızlığı öyküsü bulunanların kalp ve damar hastalıkları açısından risk altında olduğuna işaret eden Çelik, bunun değiştirilemez ve önlenemez bir risk faktörü olduğunu ancak şişmanlık, kan basıncı ve kan yağlarının yüksekliği, sigara, şeker hastalığı, hareketsiz yaşamın diğer risk faktörleri arasından yer aldığını ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabildiğini ifade etti.

Doç. Dr. Çilek, “Kalp sağlığını korumanın temeli çocukluk çağlarında atılmaktadır. Çünkü çocukken edilen alışkanlıklar kalıcıdır ve tüm hayatı etkilemektedir.” diyerek, şöyle devam etti:

Çocuklara doğru davranış örnekleri gösterilmeli, sağlıklı beslenmesine yardımcı olunmalı, spor yapması teşvik edilmeli ve küçük yaşlardan itibaren kalp sağlığı bilinci aşılanmalıdır. Kalp damar hastalıklardan korunmanın birinci adımı, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamdır. Ancak gerekli olduğunda doktor kontrolüne gidilmelidir. Özellikle diyet kalp damar hastalıklarından korunulmasında özel bir öneme sahiptir. Ağır yağlı yiyecekler, katı yağlar ve şekerli besinlerden uzak durmak gerekmektedir.

Doymuş yağ gereksinimi (katı yağlar) genelde diğer besinlerden sağlanmalı, bu nedenle ekstra katı yağ alınmamalıdır. Özellikle aşırı doymuş olan margarin gibi yağlardan uzak durulmalıdır. Şekerli besinler hem aşırı kalori değerlerine sahiptir hem de insülin yanıtını artırarak şişmanlama nedeni olup kan yağlarının kontrolünü güçleştirmektedir. Ülkemizde ekmek tüketimi oranı çok yüksektir. Ekmeğin bir diliminin 70-100 kalori olduğu unutmamalıdır. Her öğünde ince bir dilimden fazla ekmek yenmemelidir.”

Haftada en az 3 gün 40-45 dakika olacak şekilde hafif hızlı tempoda yürüyüş önerisinde bulunan Çelik, sözlerini şöyle tamamdı:

Günlük yaşam koşuşturması içerisinde vakit ayırıp da bunu yapamayanların ise gidebildiği her yere yürüyerek gitmesi önerilmektedir. Sigara ile kalp damar hastalıkları gelişimi ve ölümleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Sigara, damar sertliği hastalığının gelişmesi ve ilerlemesine neden olurken diğer yandan kalp krizini tetiklemektedir. Az miktarda sigara içmenin dahi zararlı olacağı akılda tutulmalıdır. Sigara kullananların kullanmayanlara oranla yaklaşık 20 yıl daha az yaşadıkları gösterilmiştir.

Sigarayı bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde kalp damar hastalıkları riski azalarak hiç içmeyenler seviyesine inmektedir. Kalp krizi geçirenlerde ise sigaranın bırakılması ile krizin tekrarlama riski yarı yarıya azalmaktadır. Aşırı alkol tüketimi de hem aşırı kalori kaynağı olarak kilo kontrolünü engellemekte hem de kan yağlarını bozmaktadır. Kalp hastalığı riskini bilmek ve olası ciddi hastalıklara karşı önlem almak için düzenli sağlık kontrollerinin yaptırılması da çok önemlidir. Erkekler 40, kadınlar 50 yaşından sonra en az bir kez doktora giderek gerekli tetkikleri yaptırmalıdır.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/hareketsiz-yasam-kalp-hastaligina-davetiye-cikariyor/1447643
14 Şubat sevgililer günü kalp krizi kolesterol tansiyon

Aşk, kalp krizi riskini azaltıyor!

Kardiyolojist Prof. Dr. Ahmet Karabulut, aşkın kalp üzerinde olumlu etki gösterdiğini belirterek: aşkın, uzun vadede kalp krizi riskini azalttığı, kalbin ömrünü uzattığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır, dedi.

Karabulut, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında yaptığı yazılı açıklamada, aşkın kalp sağlığına olumlu etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Oksitosin, dopamin, seratonin, endorfin ve adrenalin hormonlarının beyinden salınması sonrası gerçekleşen aşkın, en belirgin etkisini kalp üzerinde gösterdiğini ifade eden Karabulut,

Göğüste oluşan sıkıntı ve heyecan hissi, çarpıntı, kalbin yalpalayarak atması, anlamsız bir huzursuzluk hali aşkın vücudu ele geçirdiğini gösterir. Ancak bu duygular sanılanın aksine kalbe iyi gelir. Aşkın, uzun vadede kalp krizi riskini azalttığı, kalbin ömrünü uzattığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır, diye konuştu.

Mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşayan çiftlerde uyku kalitesi artarken, kalp krizi riskinin azaldığının görüldüğünü belirten Karabulut, stresin antidotu olarak gösterilen aşk sayesinde vücuttaki stres hormonu kortizolün azalmasıyla şeker ve kolesterol döngüsünde düzelme izlendiğini ve damarların korunduğunu aktardı.

Yüksek tansiyonu ve kolesterolü düşürebilir

Garip gelebilir ama aşk kolesterole de iyi geliyor. Yapılan araştırmalar mutlu birliktelik yaşayan çiftlerin, vücuttaki stres hormonlarının azalmasına paralel olarak kolesterol seviyelerinin de daha düşük olduğuna işaret ediyor. Mutlu çiftlerin beslenme alışkanlıklarının daha kaliteli olması da kolesterol dengesini olumlu etkiliyor. Düzenli spor yapan çiftlerin, tek başına spor yapanlara oranla spora devam etme oranının daha yüksek olduğunu gösterirken, bu sayede yağ seviyeleri de belirgin şekilde düşüyor.

Tek başına yaşayan kişilerde depresyonun ve sağlıksız beslenmenin daha sık, sigara ve alkol tüketiminin fazla olduğu görülüyor. Bilimsel çalışmalar, tek başına yaşayan kadınların ortalama 2 yıl, erkeklerin de ortalama 6-7 yıl ömürlerinin kısaldığını gösteriyor. Aşık olunca beynin salgıladığı dopamin, endorfin ve seratonin gibi hormonlar kişiye mutluluk verirken, adeta birer antidepresan etkisi yaratıyor ve kalp damarları depresyonun zararlı etkilerinden korunuyor.

AA
Muhabir: Hanife Sevinç, https://www.aa.com.tr/tr/saglik/ask-kalp-krizi-riskini-azaltiyor/1390114
trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Trans yağların kaldırılması yılda 540 bin ölümü engelleyebilir!

Dünya Sağlık Örgütünün 2023’e dek gıda zincirinden tamamen kaldırılmasını hedeflediği trans yağların yüksek oranda tüketilmesi herhangi bir nedene bağlı ölümleri %34, kalp damar hastalığına bağlı ölümleri %28, kalp damar hastalığını %21 oranında artırırken, trans yağlar her yıl 540 bin kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılki sağlık asamblesinde trans yağların gıdalardan kaldırılması ve yerine sağlıklı yağların konulmasını 2019- 2023 hedefleri arasına aldı. DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus ve önceki ABD Hastalık Kontrol Merkezi Başkanı Tom Frieden tıp dergisi Lancet’de yayımladıkları bilimsel makaleyle kararın dayandığı bilimsel gerekçeleri ortaya koydu.

Endüstriyel yağlar hakkında giderek artan bilimsel kanıtlar her yıl dünyada 540.000 kişinin bu nedenle öldüğünü gösteriyor. Yüksek gelirli ülkeler daha sağlıklı yağlar kullanırken, düşük gelirli ülkelerde gıdalarda endüstriyel trans yağların ucuz ve dayanıklı olduğu için daha fazla kullanıldığı anlaşılırken, DSÖ yoksul ülkelerde yaşayan insanların endüstriyel yağlarla zehirlenmesini sağlıkta eşitsizlik olarak ele alıyor.

DSÖ, 2023’e kadar trans yağların gıda zincirinden tamamen kaldırılmasını amaçlıyor. DSÖ’nün “REPLACE-YERİNE KOY” olarak adlandırdığı program, ülkelere endüstriyel olarak üretilmiş trans yağların gıda sektöründen elimine edilmesine yönelik yöntemler içeren bir yol haritası sunuyor. Çoğu yüksek gelir grubuna ait 45 ülkede trans yağların kullanımının engellenmesine yönelik başarılı uygulama örnekleri bulunuyor.

Türkiye’de de trans yağlar ve sağlığa olumsuz etkileri konusunda farkındalık oluşturmak için Türk Kardiyoloji Derneği ve Sağlığa Evet Derneği işbirliğiyle “Trans Yağ Projesi” başlatıldı. Projeyle trans yağlar konusunda halkı bilinçlendirmek, karar vericilere kanıta dayalı öneriler sunmak ve mevzuat talep etmek amaçlanıyor.

Trans yağlar da tütün ürünleri gibi bir halk sağlığı sorunu

Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Türkiye’nin sağlıklı yağlar konusunda halkın farkındalığını artırması, endüstriyel olarak üretilen trans yağların yerine sağlıklı yağların kullanımını desteklemesi, gıda sektöründe trans yağ kullanılmasını engelleyen yasaları çıkarması, sağlıklı yağların üretimi için tarım teşvikleri vermesi gerektiğini belirtti.

Dünyada ve Türkiye’de “fast food” sektöründe kullanılan yağların önemli bir kısmının zararlı trans yağlar olduğunu anlatan Dağlı, “Tran yağlar; pasta, kek, bisküvi gibi unlu mamullerde de sıklıkla kullanılmaktadır. Ülkemizde geleneksel diyetin değerinin yeniden anlaşılması sağlanmalıdır. Zeytinyağı ve ayçiçek yağının katkısız olarak sunulması için bu konudaki tarımın ve küçük işletmelerin teşviki gereklidir.” dedi.

Dağlı, endüstrinin, “trans yağların zararını bilerek ticari çıkar temin etmek için sattığını ve kitlesel ölümlere neden olduğunu” dile getirerek, şunları söyledi:

Trans yağlar da tütün ürünleri gibi bir halk sağlığı sorunudur. Açlığımızı gidermek için yediğimiz temel gıdalara zehir karışmaktadır. Çocuklarımızın damarları daha oluşurken zedelenmektedir. Sağlıklı yaşam için suyun ve havanın temiz olması kadar besinimizin doğal olması da önemlidir. Trans yağ tüketimi özellikle kalp damar hastalıkları, kalp krizi, felç, şeker hastalığı ve obezite riskini artırmaktadır. Trans yağlar kaldırılırsa bu hastalıklara bağlı yılda 540 bin kişinin ölmesi engellenir. Gelişmekte olan çocukların dokuları zehirli yağlarla karşılaşmaz. Halk beslendiğini düşünerek endüstri çıkarına yarar sağlayan zararlı maddeleri vücuduna almamış olur.

Trans yağın elimine edilmesi konusunda halk ve devlet açısından hiçbir engel olmadığını vurgulayan Dağlı, “Ancak trans yağları üreten endüstri için büyük bir engel vardır, karlılığını kaybeder. Tek engel endüstrinin çıkarıdır. Halk ve devlet el ele, endüstri çıkarlarına karşı sağlığı korumalıdır. Pek çok ülkenin trans yağların kullanımını başarılı bir biçimde elimine ettiği unutulmamalıdır.” dedi.

Anneler bu konuda sağlık elçisi olabilir

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Ay da endüstriyel olarak üretilen trans yağların dünyada her yıl 540 bin ölüme yol açtığının hesaplandığını dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:

Dünyada her 3 ölümden biri, kalp damar hastalıklarına bağlı olarak oluşuyor. Bu ölümlerin yaklaşık yarısı düşük gelir grubu ülkelerde ve 70 yaşından önce görülmektedir. Trans yağların yüksek oranda tüketilmesi herhangi bir nedene bağlı ölümleri %34, kalp damar hastalığına bağlı ölümleri %28, kalp damar hastalığını %21 oranında artırıyor.

Ay, endüstriyel olarak üretilen trans yağların kısıtlanmasına bağlı olarak Danimarka’da 2004-2012 arasında her yıl 100 bin kişi başına 22 ölümün engellendiğini, New York’ta endüstriyel olarak tüketilen trans yağ kısıtlanmasıyla, 2007-2013 arasında kalp krizi nedeniyle hastane başvurularında %7,8 oranında azalma sağlandığını anlattı.

Türkiye, DSÖ’nün önerdiği stratejileri kararlılıkla uyguladığı takdirde bu konuda başarılı olmaması için bir neden olmadığına işaret eden Ay, sözlerini şöyle tamamladı:

Türkiye’de henüz farkındalık yüksek değil, ama çok hızlı gelişebilir. Z nesli sağlığına daha düşkün, bol su içiyor, sağlıklı besleniyor, sigara tüketmiyor, egzersiz yapıyor. Bu neslin anneleri çocuklarını asla trans yağlar ile beslemek istemiyorlar. Anneler bu konuda sağlık elçisi olabilir. Yasa yapıcıların konuyla ilgili bilgilendirilmeleri gerekiyor. Sivil toplum önümüzdeki süreçte bu konuda etkin olacaktır. Karar verilirse hedefi tutturmaması için bir neden yok. Türkiye birçok sağlık zararlısı için en iyi kanunları çıkarmış ülkelerdendir. Bu konuda da lider olmaması için hiç bir engel yoktur, diye konuştu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/trans-yaglarin-kaldirilmasi-yilda-540-bin-olumu-engelleyebilir/1331024
Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (10)

Kalp ve damar hastalıkları için kadınlara ‘kalp koruyucu beslenme’ öneriyoruz!

Kadınlarda genç yaşta kalp damar hastalıklarının oranı giderek artıyor. Uzmanlar ise hastalık riskine karşı “kalp koruyucu” beslenme öneriyor.

Kadınlar östrojen hormonu sayesinde menopoz dönemine kadar, birçok rahatsızlığa karşı korunabiliyor. Bu nedenle 60 yaş öncesinde kalp damar rahatsızlıklarının erkeklerde görülme oranı daha fazla. Fakat son dönemde yapılan araştırmalarda genç yaştaki kadınlarda da kalp damar hastalıklarının oranının arttığı saptandı. Bunun en önemli nedeni de sigara içiminin yaygınlaşması.

TRT Haber’de yer alan Fatma Demir Turgut’un haberine göre uzmanlar riski azaltmak için kalp koruyucu beslenme öneriyor. Kalp damar rahatsızlıklarından korunmak için günde en az 10 bin adım ve yüzme de tavsiye ediliyor. Dr. Siyami Ersek Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cevdet Koçoğulları, hastalık riskinin artmasının en önemli nedenlerinden birinin sigara kullanım oranı olduğunu söyleyerek,

Tuz kullanımı ve hayvani gıdalardan beslenmenin azaltılmasının yanında egzersiz yaparak kalp sağlığı korunabilir, dedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-uzmanlar-kalp-damar-hastaliklari-icin-kadinlara-kalp-koruyucu-beslenme-oneriyor-11-681-79042.html
yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Düzenli fiziksel aktivite diyabet, kalp ve inme riskini azaltıyor!

Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, düzenli fiziksel aktivitenin, diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır gibi hastalıkların riskini % 40-60 arasında azalttığının uluslararası bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hareketsizliğin tüm dünyada sessizce büyüyen bir salgın haline geldiğini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından fiziksel aktiviteye ilişkin 168 ülkede 1,9 milyon kişinin katıldığı 358 çalışmayla, yıllar içinde fiziksel aktivite düzeyinin ele alındığını belirten Yıldız, analizin Lancet Global Health Dergisi‘nin bu ayki sayısında yayımlandığını ifade etti.

Yıldız, analizde dünyada 1,4 milyar kişinin yeterince hareket etmediği ve bu nedenle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser başta olmak üzere kronik hastalık risklerinin arttığının ortaya konduğunu anlattı.

Kadınlar daha hareketsiz

Analizin sonuçlarına göre, her 3 kadın ve her 4 erkekten biri sağlıklı kalmak için gerekli fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor.” bilgisini veren Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

Dünyada Delhi, Bangkok ve Sao Paolo gibi bazı büyük şehirlerde sadece işe gidiş gelişte oturarak geçirilen süre günde ortalama 4 saat. Yüksek gelirli ülkelerde hareketsizlik oranları daha fazla iken tüm ülkelerde gelir düzeyinden bağımsız olarak kadınların daha hareketsiz olduğu gözleniyor. Hareketsizlik ile birlikte obezite görülme sıklığı da artıyor. Dünyada fazla kilolu ve obez sayısı erişkinlerde 2 milyar, çocuk ve ergenlerde 380 milyonun üzerinde.

Prof. Yıldız, araştırmalara göre, hareketsizliğin koroner kalp hastalığı vakalarının % 6’sının, tip 2 diyabet vakalarının % 7’sinin, meme ve kolon kanseri vakalarının % 10’unun gelişiminden sorumlu olduğunu ve tüm dünyada her yıl 3,2 milyon ölüme yol açtığını belirtti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Yüksek Düzey Toplantısı’nda diyabet, kalp, akciğer hastalıkları ve kansere bağlı erken ölümlerin engellenmesini ele aldığını kaydeden Prof. Yıldız, bu konuda “fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesi” başlığının öne çıktığını anlattı.

Küresel Fiziksel Aktivite Eylem Planı uygulanmalı

2018-2030 Global Fiziksel Aktivite Eylem Planı’nın uygulanabilmesinin Dünya Sağlık Örgütünce önemli olduğunun vurgulandığını anlatan Yıldız, “Bu plan, hareketsizliği 2025’te % 10, 2030’da % 15 azaltabilmek için tüm ülkelerde aktif toplum, aktif çevre, aktif insanlar ve aktif sistem şeklinde dört stratejik hedef içeriyor.” diye konuştu.

Yıldız, hareketsizliğin yaşlı erkeklerde ölüm riskini sigara, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolden daha fazla artırdığına işaret ederek, “Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor.” dedi.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteyi artırmak için önerilerde bulunduğunu aktaran Yıldız,

Çocuklar, her gün 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite beraberinde haftanın en az 3 günü kas ve kemikleri güçlendirmeye yönelik hareketler, erişkinler ise haftada en az 150 dakika orta şiddetli ya da 75 dakika yüksek şiddetli fiziksel aktivite, haftada 2 veya daha fazla kas güçlendirici hareketler yapmalı, bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Yıldız, fiziksel aktivitenin spor, hobi ve ev işleri, oyun, ulaşım, alışveriş, temizlik ve merdiven çıkma gibi günlük hayat aktiviteleri şeklinde de olabileceğini belirterek, sağlıklı yaşam için günlük yürüyüşlerin önemine dikkati çekti. İnsanın yaşamı boyunca yaklaşık 100 bin km yol yürüdüğünü, bunun dünyanın etrafında 3 tur atmaya denk geldiğini anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

Çalışmalar bir dakikalık yürüyüşün insan ömrünü 1-2,5 dakika arasında uzattığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam için her gün yarım saat tempolu yürüyüş yapmayı öneriyoruz. Çünkü, günlük 30 dakika yürüyüş kalp ve akciğerlerin çalışmasını güçlendirir, metabolizmayı hızlandırır, istirahatte dahi daha fazla kalori harcanmasını ve yağ yakımını sağlar, kişiye kendini daha iyi hissettirir, beynin çalışmasını kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır, kemikleri güçlendirir, cildi daha sağlıklı yapar. Ayrıca, nikotin, alkol, kafein ve ilaç gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duzenli-fiziksel-aktivite-diyabet-kalp-ve-inme-riskini-azaltiyor/1270464
tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

Doymamış yağ asitleri düşük mortalite riski ile ilişkilidir!

Doymamış yağ asitleri düşük mortalite riski ile ilişkilidir.

Doymamış yağ asitleri ve mortalite

Yağ, organizma için elzemdir. Deri altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler ve yağlar organları çevreleyerek dış etkenlerden korur, midenin boşalmasını geciktirir. Daha çok hayvansal yiyeceklerin bulunduğu diyetlerin yağ oranı tahıllara dayalı diyetlerden yüksektir. Amerika Diyet Kılavuzu’nda (2015-2020) total yağ miktarından daha çok, aldığımız yağ asidi tipine dikkat etmemiz gerektiği vurgulanmaktadır.

Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan bir çalışmada; 126,233 katılımcının beslenme düzeni 2-4 yıl arası takip edilmiş, katılımcıların 33,304’ünün kardiyovasküler hastalıklar, kanser, nörodejeneratif ve solunum hastalıklarından ölmüş oldukları rapor edilmiştir. Araştırmada ölüm oranı, yüksek trans ve doymuş yağ asidi(tereyağı, hayvansal iç yağ, kırmızı et) alımı ile ilişkilendirilmiştir.

Doymamış yağ asiti ( zeytinyağı, fındıkyağı, bitkisel yağlar, kolza ve keten tohumu yağı, balık ) tüketenlerde ölüm oranı daha düşük bulunmuştur. Ayrıca doymamış yağ asitlerinin total ve LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürdüğü gözlemlenmiştir. 

Yağ miktarını azaltıp yerine karbonhidrat alımı

Yapılan çalışmada, yağ yerine karbonhidrat alımının da ölüm oranını artırdığı gösterilmiştir. Çünkü; karbonhidrat ağırlıklı beslenmede rafine nişasta ve şeker içeriği, doymuş yağlar kadar mortalite riskine yol açar.

Daha sağlıklı bir yaşam için doymuş yağlar daha az tüketilmeli ve yerine doymamış yağ asitleri tüketimi artırılmalıdır.

Higher consumption of unsaturated fats linked with lower mortality rates
Harvard T.H. Chan School of Public Health, Higher consumption of unsaturated fats linked with lower mortality rates, 2016.

Beslenme
Baysal A. , Beslenme, 2014.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Omega 3 sanıldığı gibi kalbi korumuyor!

BBC’nin haberine göre, sağlık profesyonellerinin yanı sıra hastaların dahil olduğu bağımsız küresel ağ Cochrane’nin yaptığı araştırma, omega-3 takviyesi alan her bin kişiden sadece birinin bundan gerçek anlamda fayda sağladığını gösterdi.

Araştırmada, 100.000’den fazla kişi üzerinde yapılan deneylerin sonuçları incelendi ve omega-3 takviyesinin kalp hastalığından koruduğuna ilişkin neredeyse yok denecek kadar az kanıt elde edildi. Uzmanlar öte yandan yağlı balığın, sağlık için faydalı olduğuna işaret ederek, biri yağlı olmak üzere haftada iki kez balık tüketme önerisinde bulundu.

East Anglia Üniversitesinden Dr Lee Hooper, araştırmada uzun sürelerde incelenen binlerce kişinin bilgilerinin değerlendirmeye alındığına dikkati çekerek omega-3 takviyesinin kalbi koruyucu etkisine rastlamadıklarını söyledi.

Vegan, vejeteryan, vejetaryen, et yemeyen, veganizm, vejataryen

Vegan diyet HbA1C’yi düşürüyor!

Clinical Nutrition’da yayınlanmış bir literatür taramasına göre; vegan ve vejetaryen diyetleri uygulayan orta yaşlı, biraz kilolu tip 2 diyabeti olan hastalarda HbA1C ve kolesterol seviyelerinde düşme ve diğer kardiyometabolik risk faktörlerinde iyileşme görüldüğü kaydedildi.

Ontario Toronto’daki St. Michael’s Hastanesi Klinik Beslenme ve Risk Faktörleri Modifikasyon Merkezi’nde çalışan Effie Viguiliouka ve meslektaşları oral glukoz düşürücü ilaçlar, insülin, lipid düşürücü ilaç ve/veya anti-hipertansif ilaç alan 664 katılımcının yer aldığı dokuz randomize kontrollü çalışmanın bulgularını analiz etti. Vejetaryen olmayan diyetlerle karşılaştırıldığında vejetaryen diyetlerin HbA1C’yi %0.29 daha fazla düşürdüğü bulgusuna varıldı.

Araştırma vegan ve vejetaryenlerden oluşan geniş katılımcı ile gerçekleştirildi

Diğer sonuçlar ise açlık glikozunda 0,56 mmol / L, LDL-kolesterol (0.12 mmol / L), HDL olmayan kolesterol (0.13 mmol / L), vücut ağırlığı (2,15 kg veya 4 lbs, 12 oz), vücut kitle indeksi (VKİ) (0.74 kg / m2) ve bel çevresi (2,86 cm) vejetaryen olmayan diyetler ile karşılaştırıldığında azalma olduğu görüldü. Kan basıncı, açlık insülin, HDL-kolesterol veya trigliseritlerde anlamlı bir farklılık görülmedi.

Çalışmadaki vejeteryan diyet tipi; vegan olup yani et ve balık ürünlerinin hiç birini yemeyenden yumurta ve süt ürünleri içeren vejeteryan diyetler uygulayanlara kadar geniş bir katılımcı ile gerçekleştirildi.

Dr.Tuna Şengöz, Medimagazin Dış Haberler Editörü
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-vegan-diyet-hemoglobin-a1cyi-dusuruyor-diyabetiklerde-kalp-damar-rahatsizliklari-riskini-azaltiyor-11-681-77726.html

kalp sağlığı

Vitamin desteği ile KVH arasında bağlantı olmadığı açıklandı!

Araştırmalar sonucunda multi-vitaminlerin kişinin kalp krizi ya da inmeden yaşamını yitirme olasılığı üzerinde olumlu ya da olumsuz etkisinin bulunmadığı görüldü.

LiveScience‘ın haberine göre, Alabama Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırma, multi-vitaminlerin kişinin kalp krizi ya da inmeden yaşamını yitirme olasılığı üzerinde olumlu ya da olumsuz etkisinin bulunmadığını gösterdi. Araştırma çerçevesinde daha önce multi-vitamin ve mineral destekleri ile belli başlı kardiyovasküler rahatsızlıklar arasındaki bağlantıyı inceleyen 18 çalışmalarının sonuçları değerlendirildi.

Söz konusu çalışmalarda 5 ülkede (ABD, Japonya, Fransa, İsveç ve Almanya) 2 milyondan fazla kişinin ortalama 12 yıl boyunca izlendiği belirtildi. Araştırmada, multi-vitamin ve mineral desteği alan kişilerin, kalp krizi, inme veya başka bir kalp rahatsızlığından ölme olasılığının azalmadığı ya da artmadığı gözlendi.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-vitamin-destegi-ile-kardiyovaskuler-rahatsizliklar-arasinda-baglanti-olmadigi-aciklandi-11-681-77725.html
kalp sağlığı

“Spermidin”den zengin besinler kalbi koruyor!

Spermidin adlı maddeden zengin besinleri tüketmek kalp sağlığını koruyor…

Avusturya’daki Graz Üniversitesi’nde bilim insanlarının araştırmasına göre vücutta birçok hücrede yoğunluğu farklı olarak bulunan spermidin adlı maddeden zengin gıdaları tüketmek kalp sağlığını koruyor. Araştırmada çıkan diğer sonuçlara göre spermidin desteği tuzdan zengin diyetle beslenen farelerde de kan basıncını azaltıyor.

Hücreler için gerekli olan enerjiyi sağlayan ATP’yi yükseltiyor ve kalp büyümesi ile fonksiyon kaybını önleyerek kalp yetersizliğinin ilerlemesini geciktirerek ömrü uzatıyor. Beslenirken yüksek oranda spermidin alan insanlarda tansiyon düşük oluyor ve kalp-damar hastalıkları daha az görülüyor.
Spermidin adı verilen madde başta;

  • Peynir,
  • Bezelye,
  • Soya fasulyesi,
  • Greyfurt,
  • Buğday tohumu,
  • Karnabahar,
  • Tavuk karaciğeri,
  • Mısır,
  • Nohut,
  • Mantarda yoğun olarak bulunuyor.

Daha önceki bir araştırmaya göre spermidin, insanlarda yaşlanmayı geciktirerek Alzheimer ve Parkinson’a karşı da savaşıyor.

en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Lancet, kalp dostu besinleri sıraladı!

Lancet dergisinin internet sayfasında yayımlanan ve Amerikan Kardiyoloji Kolejinde bir toplantıda sunulan çalışmada, incelenen toplumlar arasında damar tıkanıklığının en az Bolivya’daki Tsimane halkında görüldüğü belirtildi.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (10)

Araştırmaya katılan, ABD’nin Missouri eyaletinde Kansas kentindeki St. Luke’s Sağlık Sisteminden kardiyolog Dr. Randall Thompson ve arkadaşları, yıllarca Tsimane halkının sağlık durumlarını izledi. Çalışmaya katılan 705 Tsimane yerlisinin kalbini bilgisayarlı tomografiyle inceleyen doktorlar, Tsimanelerin kilolarını, kalp hızı, kan basıncı, kolesterol ve kan şekerini ölçtü.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (3)

Tsimaneli katılımcıların sağlık sonuçlarını 6 bin 800 Amerikalının örnekleriyle karşılaştıran araştırmacılar, Amerikalıların Tsimane halkından beş kat daha fazla kalp rahatsızlığı geçirme riski olduğunu ifade etti. Çalışma, 10 Tsimane yerlisinden 9’unda kalp hastalığı riski olmadığını ortaya koydu.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (10)

Kalp dostu besinler

Amerikan sağlık dergisi Health‘de yer alan habere göre; uzmanlar, kalp sağlığını korumak için sağlıksız beslenme tarzından kaçmak ve daha çok lifli, sağlıklı yağlardan oluşan besin değeri yüksek gıdalar tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar sağlıklı yaşamanın ve beslenmenin kalp hastalıkları riskini düşürme açısından çok önemli olduğunu kaydediyor.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ

İşte kalp sağlığını korumak için tüketilmesi gereken o besin listesi…

  • Domates,
  • Somon,
  • Yaban mersini,
  • Yulaf,
  • Bitter çikolata,
  • Kahve,
  • Sert kabuklu yemişler,
  • Turunçgiller,
  • Keten tohumu,
  • Avokado,
  • Soya,
  • Bakla,
  • Yeşil çay,
  • Sızma zeytinyağı,
  • Nar,
  • Brokoli,
  • Ispanak,
  • Kıvırcık lahana,
  • Patates

Kolesterol kadar tehlikeli: “Trigliserid”

Kanımızda farklı pek çok yağ var. Bunların en iyi bilineni kolesterol. Ne var ki benzer sorunlara yol açabilen trigliserid değerinin yüksekliği hakkında bilinenler, kolesterole oranla çok az. Peki, kimdir, nedir bu yağ parçacıkları? Bize ne gibi zararlar verir? İşte beş soruda trigliserid yüksekliği

Neden yükseliyor?

Trigliserid yüksekliğine yol açan beslenme yanlışımız yağdan zengin beslenmek, yani yağlı yiyecekler değil.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (10)

Zannedildiğinin aksine kırmızı et de, yağlı peynirler, yoğurtlar, sütler de trigliseridi pek yükseltmez. Trigliseridi yükselttiği bilinen en önemli yanlışımız alkol.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ, biyokimya, tahlil, laboratuvar, sağlık personeli

Alkollü içkilerin hemen tamamı trigliseridi artırıyor. Trigliseridi artıran bir başka unsur da karbonhidrat açısından zengin besinler. Örneğin şeker, patates, pirinç, nişasta ve undan zengin her türlü besin (ekmek, gofret, poğaça, makarna) trigliserid nedeni.

İnsülin direnci olanlarda akşam yenen bol tatlı meyveler de trigliseridi ciddi biçimde yükseltiyor.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (3)

Kan seviyeleri neden çok değişken?

Trigliserid düzeyleri beslenme biçiminize ve aldığınız enerji miktarına bağlı olarak kısa sürelerde ani ve ciddi değişimler gösterebilir. Eğer birkaç gün akşam yemeğini ağır kaçırır, içkinin dozunu abartırsanız ertesi sabah yaptırdığınız kan tahlilinde trigliseridinizin tavan yaptığını görürsünüz. Tersine birkaç gün alkolden ve yukarıda saydığım karbonhidratlı yiyeceklerden uzak kalır, diyetisyen denetiminde diyet yaparsanız trigliserid seviyelerinizin hemen ve ciddi ölçülerde düştüğünü fark edeceksiniz.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ

Trigliserid değerinin yüksekliği neden önemli?

Triglsierid değeri yüksekliği, özellikle 500’ü geçen sayıların damar sertliğiyle ilişkili olabileceği biliniyor. Çok yüksek trigliserid seviyesi olanlarda, örneğin kan ölçümleri sürekli olarak 200-300 mg/dL ve üzerinde hesaplananlarda beyin damarlarında tıkanıklığa bağlı olarak felç geçirme riskinin arttığı da kesin.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ

Trigliserid yüksekliği özellikle HDL kolesterol düşüklüğü birlikteyse risk artıyor

Yüksek trigliserid ve düşük HDL kolesterol birlikteliği sadece felç geçirme değil, kalp krizi riskini de belirgin biçimde yükseltiyor. Bu nedenle trigliserid ölçümlerinin HDL kolesterolle birlikte yapmakta fayda var.

Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ

Hangi testler yapılmalı?

Trigliserid yüksekliği saptanan birinde açık ya da gizli bir şeker hastalığının olup olmadığını mutlaka araştırmak gerek çünkü şeker hastalarında, hatta gizli şekeri olanlarda trigliserid yüksekliği ilk işaretlerden biri olabilir. Bu nedenle açlık insülin ve şeker değerleri yanında, tokluk insülin ve şeker değerlerine de bakmak gizli bir şeker ve/veya insülin direnci probleminin varlığını araştırmak şart.

kan tahlili, biyokimya, laboratuvar

Trigliseridi fazla olanlarda ürik asidi de kontrol etmek doğru olur. Çünkü çoğu zaman ürik asit yüksekliği de saptanıyor. Yukarıda da belirttiğim gibi her hastada iyi ve kötü kolesterol rakamlarını da (HDL ve LDL kolesterol) tetkik etmek vazgeçilmez bir zorunluluk. Yüksek trigliseridli kişilerde açık veya gizli bir hipertansiyonun buşunup bulunmadığını gözden kaçmış bir tiroid tembelliğinin (hipotiroidi) böbrek hastalığının (nefrotik sendrom) olup olmadığını da araştırmak önemli bir noktadır. Gerektiğinde daha ileri seviyede incelemeler de yapılmalıdır. Örneğin damar duvarında plak oluşumu var mı yok mu, bakılmalıdır.
en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Nasıl tedavi edilir?

Öncelikle beslenme planını değiştirmek gerek.

  • Şekerden zengin besinleri,
  • unlu nişastalı besinleri,
  • alkolü ciddi ölçüde sınırlamak zorundayız
  • tatlı meyvelerden,
  • meyve sularından,
  • kolalı, gazlı, şekerli içeceklerden de vazgeçmek şart.

yemek tarifi, doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Diyetisyen denetiminde sebze ve et, balık, tavuk, yoğurt, peynir, kısmen de bakliyat içerikli bir beslenme planı uygulanması en doğrusu.

Prensip olarak yağ tüketimini azaltmak, yağ olarak zeytin yağına öncelik vermek, margarinden özellikle uzak durmak diyet uzmanlarınca öneriliyor.

Kavurma ve kızartmaların her türlüsünü mutfaktan çıkarmak da önemli.

Özellikle patates kızartmaları, patates cipsleri yasaklanıyor. Listeye hamur işi yiyecekleri, pirinç pilavını, beyaz ekmeği eklemeyi unutmayın.

obezite ölçüm, obezite doktoru diyetisyen

İlaç kullanımı ancak kandaki değerler 500 mg’ı geçince düşünülüyor, beslenme önlemleri ciddi anlamda yarar sağlamaz ise, gündeme getiriliyor.

Yüksek doz omega-3 kullanımının trigliserid seviyelerini azalttığı, dahası trigliserid yüksekliğine bağlı damar hasarını engellemese bile yavaşlattığı bilindiği için ben prensip olarak herkese ama özellikle de trigliseridi yüksek olanlara yüksek dozda omega-3 yağları karışımı kullanmalarını önerilir.

Trigliseridi azaltmada en etkili doğal ilaçlardan biri de yürümek. Her gün yapılan düzenli yürüyüşler (mesela 5 kilometrelik hafif yürümeler) trigliseridi belirgin olarak azaltıyor.

Sağlıklı bir yetişkinin kan trigliserid düzeyi 150 mg’ın altındadır, genel anlamda 200 mg’ın altındaki değerler normal sayılır. Eğer TG değeri 200-400 mg arasındaysa izlemeye alınır, diyetisyen denetiminde tıbbi beslenme önerilerinde bulunulur.

hemipleji, inme, X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir diyetisyen gülay sezgin, fora fizik tedavi merkezi eskişehir, diyet doktoru gülay sezgin, diyet uzmanı gülay sezgin, felçte beslenme

Özellikle de 400-500 mg’ın üzerindeki Tg değerlerinde teyakkuz haline geçilip sorunun çözümü için ciddi planlamalar yapılır.

Eğer aç karna alınan kan örneğinde ölçülen rakam 1000 mg’ın üzerindeyse acil durum ilan edilir, yoğun bir tedavi kaçınılmaz hale gelir zira bu değerin üzerindeki bireylerin pankreatit geçirme riskleri yükselir.