alzheimer, unutkanlık, hafız, demans

Hipertansiyon ilacı, Alzheimer’da hafıza ve öğrenmeye yardımcı olabilir

Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatan yeni tedaviler arayan araştırmacılar, kalsiyum kanal blokeri nilvadipinin, beynin diğer kısımlarını etkilemeden, Alzheimer hastalığı olan kişiler arasında beynin hafızasına ve öğrenme merkezine kan akışını arttırdığını buldu. Yeni araştırma Amerikan Kalp Derneği’nin Hipertansiyon dergisinde yayımlandı.

Bu bulgular Alzheimer hastalarında serebral kan akımında bilinen azalmanın bazı bölgelerde tersine çevrilebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, önemli bir soru, beyin kan akışındaki bu gözlenen artışın klinik yararlara dönüşüp dönüşmediği. Araştırmacılar, nilvadipinin, hafif ve orta şiddette Alzheimer hastalığına sahip kişiler arasında nilvadipin ve plasebo kullanımını karşılaştırarak Alzheimer hastalığının tedavisine yardımcı olup olmayacağını araştırdı.

Rastgele 44 katılımcı 6 ay boyunca nilvadipin veya plasebo aldı. Ne araştırmacılar ne de katılımcılar ilacı kimin aldığını veya iki grup arasında eşit şekilde bölünmüş olan plaseboyu bilmiyorlardı. Çalışmanın başlangıcında ve altı ay sonra, araştırmacılar manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tekniği kullanarak beynin belirli bölgelerine kan akışını ölçtüler.

Sonuçlar, hipokampusa kan akışının – beynin belleği ve öğrenme merkezi – nilvadipin grubunda plasebo grubuna kıyasla %20 arttığını gösterdi. Beynin diğer bölgelerine kan akışı her iki grupta da değişmedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-arastirma-hipertansiyon-ilaci-alzheimerda-hafiza-ve-ogrenmeye-yardimci-olabilir-11-681-82038.html
en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Türkiye’de her 3 erişkinden biri hipertansif!

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, hipertansiyon için eşik değer 140/90 mmHg olarak alındığında, Türkiye’de erişkin nüfusun %31,2’sinde hipertansiyon görüldüğünü belirterek, “Kadınlarda bu oran %36, erkeklerde ise %30’dur. Yani her 3 erişkinden biri hipertansif. Yaş ilerledikçe bu oran daha da artıyor. 70’li yaşlarda her 3 kişiden 2’si hipertansif hale geldiğini bildirdi.

Prof. Dr. Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kan basıncının normal değerlerin üzerinde seyretmesi ile erişkinlerde büyük tansiyonun 14’ün, küçük tansiyonun ise 9’un üzerine çıkması durumunun hipertansiyon olarak adlandırıldığını söyledi. Hipertansiyonun görülme sebebinin %95 oranında bilinmediğini belirten Erol, esansiyel hipertansiyon (sebebi bilinmeyen hipertansiyon) olarak adlandırılan bu türün, genellikle genetik yatkınlık üzerine çevresel faktörlerin eklenmesiyle 35-40 yaş civarında ortaya çıktığını kaydetti.

Erol, tüm hipertansiyon türlerinin %2-5’inin altta yatan bir hastalığa bağlı ikincil hipertansiyon olarak meydana geldiğini aktararak, bu durumun böbrek hastalıklarına (böbrek yetersizliği, böbrek atar damarındaki darlıklar), hormonal hastalıklar (guatr hastalığı, büyüme hormonu fazlalığı, hormon salgılayan tümörler vb), kullanılan bazı ilaçlara ve doğumsal hastalıklara bağlı gelişebildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Erol, hipertansiyonun ense kökünden yukarı yayılan baş ağrısı, kulak çınlaması, göz kararması gibi belirtiler verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

Ancak kronikleştikçe vücut ona uyum gösteriyor, bu belirtiler kayboluyor ve belirtisiz yüksek tansiyonla hastalar ortalıkta dolanıyor. Bu nedenle tanı konulması atlanarak gecikebiliyor. O nedenle erişkinlere şikayetleri olmasa da kan basınçlarını ölçtürüp değerlerini bilmelerini öneriyoruz. Eğer bir kişinin kan basıncı değeri 12/8’in altında ise en az 5 yılda bir, 12-13/8-8,5 arasında ise en az 3 yılda bir, yüksek normal dediğimiz 13-14/8,5-9 aralığındaysa en az yılda 1 kan basıncı değerinin ölçülmesi önerilmektedir.

Evdeki tansiyon ölçümlerinin de hastalığın tanısında ve tedavisinde son derece önemli olduğuna dikkati çeken Erol, ofis ölçümlerinde hafif hipertansiyonu olan kişilerdeki beyaz önlük etkisini saf dışı etmek için kendilerinden ev ölçümleri yapmalarını istediklerini anlattı. Onlarda da yüksek değerler saptarlarsa hipertansiyon tanısını koyduklarını söyleyen Erol, ev ölçümlerinde ise ofis ölçümlerine göre daha düşük değerleri (13,5/8,5 üzerini) hipertansiyon olarak kabul ettiklerine dikkati çekti.

İnsanların hipertansiyon konusunda yeteri kadar bilinçli olmadıklarını aktaran Erol, “Ülkemizde her 100 hipertansiyon hastasının sadece 55’i rahatsızlığının farkında. Hastalardan 45’i tanı dahi almadan geziyor. Farkındalık oranlarını %100’e çıkarmadan bilinç düzeyinin yeterli olduğunu söyleyemeyiz, diye konuştu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/turkiyede-her-3-eriskinden-biri-hipertansif/1481287
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Tansiyonunuz kontrol altında değilse oruç için ısrarcı olmayın

Böbreğin vücudun en önemli organlarından biri olduğunu ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, Sağlam bir böbrek uzun süren susuzluğa karşı vücudu dengelemektedir. Bu nedenle sağlıklı bir insanın uzun saatler oruç tutması problem oluşturmaz. Ancak böbrek hastaları için oruç tutmak çok riskli. Böbrek vücutta musluk dengesini sağlamakta ve gelen sıvıya göre vücuttan toksik maddelerin atılımını planlamaktadır. Ancak böbrek hastalarında bu düzenleme ortadan kalkmaktadır, dedi.

Prof. Dr. Kavaklı, böbrek, kan şekeri düşüklüğü, tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan kişilerin doktor onayını aldıktan sonra oruç tutması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

Tansiyonunuz kontrol altında değilse oruç için ısrarcı olmayın. Sağlıklı kişilerin bile tansiyon ayarlarına çok önem vermesi gerekirken, düzenli ilaç kullanan kalp ve yüksek tansiyon hastalar bu dönemde çok daha dikkatli olmalıdır. İdrar söktürücü ilaç kullanmayan, yüksek tansiyonu uzun süredir kontrol altında olan ve başka bir ek hastalığı da bulunmayan kişiler, genellikle ramazan ayında oruç tutabilir. Ancak yüksek tansiyonu henüz kontrol altına alınamamış hastaların oruç tutmaları önerilmemektedir. Tüm kalp hastaları, mutlaka doktorlarına danışarak, öneriler doğrultusunda hareket etmelidir.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/tansiyonunuz-kontrol-altinda-degilse-oruc-icin-israrci-olmayin/1473170
yüksek tansiyon, hipertansiyon

“Maskeli hipertansiyon” unutkanlığı artırıyor

İç hastalıkları uzmanı Mert Eşme ve arkadaşları tarafından yürütülen araştırmada, gün içinde belirli zamanlarda yüksek seyreden maskeli hipertansiyon hastalarının unutkanlık seviyelerinin daha yüksek olduğu belirlendi.

Dr. Mert Eşme ve arkadaşları tarafından yapılan Yaşlı Grubunda Maskeli Hipertansiyon ve Bunun Unutkanlık Üzerine Etkisi başlıklı bilimsel araştırma ile tanı almamış ve tansiyonu gün içinde belirli saatlerde yüksek seyreden maskeli hipertansiyon hastalarının unutkanlık seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya kondu. Daha önce tanı konulmamış katılımcıların %43’ünde gün içinde cihaz ölçümleri ile hipertansiyon saptanan araştırmanın sonuçları, 28 Şubat’ta Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü kapsamında düzenlenecek programda bilim dünyasına duyurulacak.

Programın Düzenleme Kurulu Başkanlığını yapan Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Karadağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyonun, özellikle yaşla sıklığı artan kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Hipertansiyonun, uzun dönemde vücut sağlığı için kötü sonuçlar doğurabildiğine dikkati çeken Karadağ, hastalığın özellikle kalp, damar ve böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Hastane ya da muayenehanedeki ölçümler normal olmasına karşın günlük hayatta kan basıncının yüksek seyretmesinin maskeli hipertansiyon olarak tanımlandığını belirten Karadağ, normalde hipertansiyon tanısının, yapılacak kan basıncı ölçümleriyle kolayca konulabildiğini ifade etti. Karadağ,

Günümüzde maskeli hipertansiyon denilen, poliklinik ve ev ölçümleri sırasında normal kan basıncı değerlerinin kaydedildiği ancak 24 saat boyunca kola takılan bir cihaz sayesinde yüksek kan basıncının tespit edildiği klinik bir durum söz konusudur, dedi.

Tanı olmayanların %43’ünde hipertansiyon saptandı

Karadağ, maskeli hipertansiyona ilişkin yurt içi ve dışında önemli çalışmalar yürütüldüğünü dile getirerek, bu kapsamda HÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Geriatri Bilim Dalı uzmanı Mert Eşme ve arkadaşları tarafından Yaşlılarda (geriatrik yaş grubunda) Maskeli Hipertansiyon ve Bunun Unutkanlık Üzerine Etkisi başlıklı bir araştırma yapıldığını anlattı.

Prof. Dr. Karadağ, araştırma sonuçlarının üniversite tarafından düzenlenen Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü programında açıklanacağını ifade etti.

Dr. Eşme’nin araştırmasına, daha önceden hipertansiyon ve unutkanlık şikayeti olmayan kişilerin dahil edildiğini bildiren Karadağ, şunları kaydetti:

Araştırma kapsamında, her katılımcıya 24 saat boyunca kola takılı duran ambulatuar kan basıncı cihazı takıldı ve gün içinde 07.00 – 22.00 aralığında her 15 dakikada, gece 22.00’den ertesi gün saat 07.00’ye kadar ise her yarım saatte bir hastaların kan basıncı ölçülüp cihaz tarafından kaydedildi. Katılımcıların, bu cihaz takılıyken günlük aktivitelerine devam etmeleri istendi ve kişilere geriatri polikliniğinde unutkanlık tarama testleri yapıldı. Tüm gün kan basıncı ortalaması 130/80 mmHg’nin üzerinde olanlar, gün içi kan basıncı ortalaması 135/85 mmHg’nin üstünde olanlar, gece kan basıncı ortalaması 120/70 mmHg’nin üzerinde olanlar maskeli hipertansiyon olarak kabul edildi.

Çalışma kapsamında, daha önce tanı almayan bu kişilerin %43’ünde cihaz ölçümlerine göre hipertansiyon saptandığını vurgulayan Karadağ,

İlaveten maskeli hipertansiyonu olan hastaların, maskeli hipertansiyonu olmayan hastalara göre unutkanlık testlerinden daha düşük puan aldıkları görüldü. Bu çalışmada hipertansiyon kadar maskeli hipertansiyonun da farkında olunması ve bu durumun özellikle unutkanlık gibi belirtilere de yol açabileceğine dikkat çekildi, bilgilerini aktardı.

Prof. Dr. Karadağ, maskeli hipertansiyonun unutkanlık üzerine etkisinin incelendiği araştırmada, mini mental, MOCA ve QMCI denilen unutkanlığı ölçen testlerin kullanıldığını dile getirerek ayrıca, saat çizme, ileri ve geri sayı sayma testlerinin de uygulandığını anlattı. Karadağ, bu testlerin içeriğinde kelime hatırlama, isimlendirme, oryantasyon, dikkat, bellek gibi bilişsel fonksiyonların test edildiği kısımların yer aldığını bildirdi.

Misafir konuşmacı İngiltere’den

Karadağ, üniversite bünyesinde bugüne kadar 500’ü aşkın iç hastalıkları uzmanı yetiştiğini ve bu anabilim dalının Prof. Dr. Şeref Zileli tarafından kurulduğunu anımsattı.

Prof. Dr. Zileli onuruna düzenlenen program kapsamında her yıl konferans ve paneller yapıldığını vurgulayan Karadağ, ayrıca Hacettepe İç Hastalıkları Prof. Dr. Şeref Zileli ödülleri verildiğini belirtti. Karadağ, 28 Şubat-2 Mart tarihlerindeki programda, 24. İç Hastalıkları Mezuniyet Sonrası Kursu’nun da yer aldığını belirterek toplantıya İngiltere’den Prof. Adrian Newland‘ın da misafir konuşmacı olarak katılacağını sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/maskeli-hipertansiyon-unutkanligi-artiriyor/1403037
c vitamini

C vitamini, diyabetlilerde yüksek kan şekerini düşürüyor!

C vitaminin, Tip 2 diyabet hastalarında yüksek kan şekeri seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olduğu bildirildi.

Avustralya’da Deakin Üniversitesi‘nden Glenn Wadley liderliğinde yapılan araştırma, gün içinde alınması gerekenin yaklaşık 10 katı C vitamini takviyesinin, Tip 2 diyabet hastalarında hem yüksek kan şekeri seviyelerini hem de tansiyonu düşürdüğü görüldü.

Wadley, C vitaminin, Tip 2 diyabet hastalarında yemeklerden sonra kan şekerindeki ani yükselişi %36 düşürdüğünü, bunun hastalarda günde neredeyse 3 saat daha az hiperglisemi hali anlamına geldiğini söyledi. Hipergliseminin, kardiyovasküler rahatsızlık açısından da bir risk faktörü olduğuna işaret eden Wadley,

Aynı zamanda C vitamini takviyesi aldıktan sonra hipertansiyonu olan kişi oranının yarı yarıya düştüğünü keşfettik, dedi.

Araştırmanın ayrıntıları “Diabetes, Obesity and Metabolism” dergisinde yayımlandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/c-vitamini-diyabet-hastalarinda-yuksek-kan-sekerini-dusuruyor/1402359
tuz - pelin güloğlu

Şaşırtıcı miktarlarda tuz içeren 6 besin

Aşırı tuz, dondurulmuş pizzalar ve cipslerle sınırlı değil. Birtakım masum gıdalar da gizlice tuz içeriyor olabilir.

tuz, diyette tuz

Günümüzde ortalama bir kişi, günde 8 gram tuz tüketiyor, bu günde önerilen 6 gramın üçte birinden fazla tuz tüketimi demek. Birleşik Krallık Hükümeti, birkaç yıl önce, süpermarket raflarındaki hiçbir gıda ürününün Aralık 2017’de tuz miktarını aşmaması için bir hedef belirlemişti. Şimdi, bitiş tarihi yaklaşırken, CASH isimli başka bir çalışmada 28 kategoride sadece ekmeğin 100 gramında 1,13 gram tuzun bulunmasıyla resmi hedefe yaklaşan tek gıda maddesi olduğuna karar verildi.

tuz, diyette tuz

Kampanya müdürü Katharine Jenner, kalp hastalığı yüksek tansiyon ve felç ile bağlantılı olduğu için tuzu unutulmuş bir katil olarak tanımlıyor. Gıda endüstrisinde popüler bir katkı maddesidir, çünkü aksi takdirde yemekler lezzetsiz olur. Fakat uzun süre çok miktarda tüketilmesi sağlık açısından büyük riskler taşır. CASH, İngiltere’deki yetişkinlerin tuz alımını 6 grama düşürmeleri durumunda, her yıl 17,500 ölümün önlenebileceğini tahmin ediyor.

tuz, diyette tuz

Jenner,

Araştırmamızın bulguları endişe vericidir ve yıllarca bu konu üzerine çalışmama rağmen birçok gıda üreticisi ve parekendecisinin hala tuz azaltma hedeflerini karşılamada başarısız olduğumu görünce çok şaşırdım.

Çoğumuz, hazır yemeklerin ve atıştırmalıkların yüksek sodyum içerdiğini bunun yanı sıra restoran yemekleri özellikle fast foodun bol miktarda tuz barındırdığı hakkında çok fazla bilgi edindik, ancak tuzun şaşırtıcı derecede yüksek miktarda bulunduğu, diğerlerine nazaran az bilinen gıdalar var. The Guardian gazetesine göre bilinmesi gereken bazı tuzlu gıdalar:

sıcak çikolata

1. Sıcak çikolata

Bu öğrenilmesi gereken önemli bir derstir: Bir şeyin sadece tatlı olması, tuz içeriğinin düşük olduğu anlamına gelmez. Şeker tuzu etkili bir şekilde maskeleyebilir. Önceden karıştırılmış sıcak çikolata marshmallow ile birlikte, 25 gram porsiyon başına tuz miktarı 0,8 gram olarak bulunmuştur.

kahvaltılık mısır gevreği

2. Kahvaltılık mısır gevreği

Kellogg’un mısır gevreklerinin porsiyonunda 0,34 gram tuz bulunur. Bu tuz bazı tatlı tahıllarda bulunan miktardır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

3. Hazır salatalar

Şarküteri salatası şaşırtıcı bir tuz kaynağıdır. Patates salatası gibi salatalar maksimum seviyenin dörtte biri  kadar tuz -1,6 gram- içermektedir. Yine aynı şekilde hazır tatlılar da fazla miktarda tuz içeriyor olabilir.

peynir

4. Peynirler

Belki de bu bir sürpriz olmayacak, ancak peynir 100 gram başına 2,51 gram tuz içermektedir. Tabi burada peynirden peynire tuz oranının değiştiğini söylemek gerekir.

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

5. Ekmek üzerine sürülebilen gıdalar

Fıstık ezmesi, margarin, krem peyniri gibi görünüşte sağlıklı olan besinler çok tuzlu olabilir. Bunu önlemek için ürünlerin etiketlerini okuduğunuzdan emin olun.

ordövr tabağı

6. Ordövr tabağı

Toplantıları şık yapan lezzetli mezeler de tuz kaynaklarıdır. Tuz, hamsi ve küçük etler küçük porsiyonlarda tadılabilir. Ancak aynı anda vücuttaki tuz miktarını çok fazla yükseltirler.

Ancak, diyet değişiklikleri yaparken büyük resme bakmak önemlidir. Fazla şeker, yağ ve fiziksel aktivite eksikliği gibi başka faktörler olduğunda tuz, gelişmiş dünyanın sağlık sorunları için tek neden olarak seçilmemelidir.

Önemli miktarda diyet değişikliği yapmadan önce özellikle insan vücudu tarafından küçük miktarlarda tuza ihtiyaç duyulduğundan lütfen doktora ya da diyetisyeninize danışın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

yazarın tüm yazılarıdiyetisyenlerden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon nasıl sınıflandırılır?

Hipertansiyonun sınıflandırılması söyledir…

Hipertansiyon için yapılan sınıflamalarda zaman içinde belirgin farklılıklar olmuştur. Yaygın olarak kabul gören Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Hipertansiyon Komitesi (DSÖ/ISH)’nin yaptığı aşağıdaki sınıflandırmanın kullanılması önerilir:

Kategori Sistolik (mmHg) Diyastolik (mmHg)
Optimal <120 <80
Normal <130 <85
Yüksek normal* 130-139 85-89
Hipertansiyon 1.derece 140-159 90-99
2.derece 160-179 100-109
3.derece ³ 180 ³ 110
İzole sistolik hipertansiyon ³ 140 <90

* Majör kardiyovasküler olay riski çok yüksek bulunan veya kronik nefropatisi olan hastalar da hipertansiyon sınırları içine girmektedir.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyondan korunmak için öneriler

  • İdeal ağırlığınızı diyetisyenle görüşerek koruyun.
  • Şişmanlık hipertansiyon için önemli bir risk faktörüdür. Beden Kitle İndeksinizi hesaplayarak boyunuza göre uygun ağırlıkta olup olmadığınızı kontrol edin. Eğer şişmansanız uygun ağırlığa gelene kadar zayıflayın. Boyunuza göre uygun ağırlıkta iseniz ise bu ağırlığınızı koruyun.
  • Beden Kütle Endeksi (BKE) = Vücut Ağırlığı (kg)/ Boy (m 2 ) 25 ve üzerinde olması şişman olduğunuzun bir göstergesidir.
  • Düzenli fiziksel aktivite yapın.
  • Hareketli bir yaşam tarzı seçin. Haftada 5 gün 30 dakikalık orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite düzenli fiziksel aktivite yaptığınızın bir göstergesidir. Düzenli fiziksel aktivite yaşın ve kronik hastalıkların olumsuz etkisini azaltır, kan basıncını düzenler, kardiyak aritim/ ani ölüm riskini azaltır.
  • Sigara içmeyin.
  • Sigara ve sigara dumanı, katran, karbonmonoksit ve nikotine ek olarak içerdiği 4000’den fazla kimyasal madde nedeniyle başta kanser olmak üzere, kronik bronşit, felç ve koroner kalp hastalıklarına neden olan önemli bir risk faktörüdür. Sağlığınız için sigara içmeyin, içiyorsanız bırakmaya gayret edin.
  • Beslenmenize dikkat edin. Gerçek diyetisyenlerden yardım alın.
  • Vücut ağırlığınızı dengede tutmak, kilo almamak için az şekerli besinleri tercih edin, çay şekeri gibi rafine şekerleri mümkün olduğunca az tüketin, tatlılar ve şekerli içeceklerin tüketimini sınırlandırın.
  • Tuz ve sodyum alımını kısıtlayın. Sodyum alımı 1.5 – 2.5 gr arasında (4-6 gr tuz) olmalıdır. Ayrıca tuz oranı düşük yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünlerini (yoğurt,peynir vb.) tüketin.
  • Kullandığınız yağ türüne dikkat edin ve doymamış yağ asidinden zengin bitkisel sıvı yağları (zeytinyağı,ayçiçeği yağı, mısırözü yağı vb) tercih edin.
  • Posa tüketimini arttırın. Haftada her gün 4-6 porsiyon (400-500 gr) çeşitli taze sebze ve meyve yiyin. Kurufasulye, nohut,mercimek vb. kurubaklagillerin tüketimine özen gösterin.
  • Alkol tüketimini azaltın. Alkol alımı kan basıncının yükselmesine neden olur.
  • Stresden mümkün olduğunca uzak durun.
  • Düzenli olarak sağlık kontrollerinizi yaptırın.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Yüksek tansiyon nedir?

Kan basıncının normal kabul edilen değerlerden yüksek olmasıdır.

Sistolik kan basıncı kardiyak atış hacmini, diastolik kan basıncı periferik direnci ölçer. Halk arasında sistolik kan basıncı büyük tansiyon, diastolik kan basıncı ise küçük tansiyon olarak bilinmektedir.

Kan basıncının normal değerler altında tutulmasına dikkat edilmelidir. Kan basıncındaki 10 mm Hg artış koroner kalp hastalığını %30 artırır.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon pek çok hastalık için bir risk faktörüdür!

Ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan hipertansiyon, pek çok hastalık için önemli bir risk faktörüdür! Hipertansiyon tedavi edilmediğinde;

  • kalp yetmezliği,
  • kalp krizi,
  • böbrek yetmezliği,
  • damarların daralması,
  • beyin kanaması,
  • felç,
  • görme kaybına neden olur.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyonda beslenme ilkeleri nelerdir?

Birincil hipertansiyon uzman doktorlar tarafından uygulanan ilaçlarla tedavi edilir. Ayrıca kişinin yaşam tarzında ve beslenmesinde diyetisyen denetiminde hazırlanan tıbbi beslenme tedavisinin yeri büyüktür.

  • Beden ağırlığının arzu edilen sınırın %15’ini geçmeyecek düzeye indirmek.
  • Ailede hipertansiyon öyküsü varsa BKİ’ ni 20-25 arasında tutması önerilir. Fazla kilo dengeli, düşük enerjili diyet ve düzenli yapılan fiziksel egzersiz ile hedef alınan süre içerisinde BKI 25 sınırında tutulduğunda kan basıncında fark edilir düzelmeler görülebilir.
  • Sodyum alımı 1,5-2,5 gr. arasında (4-6 gr. tuz) tutulmalıdır. Bu alımı sağlayabilmek için yemeklere tuz ilave edilmemeli, gerekirse tuzsuz ekmek kullanılmalıdır. Tuzlu ve salamura besinlerden uzak durulmalıdır.
  • Alkol alımı mutlaka sınırlandırılmalı. Haftada en fazla 2-3 kere olmak şartı ile kadınlarda 1 kadeh, erkekler ise 2 kadehin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü alkolün tansiyon üzerine etkisi kadınlarda daha yüksektir. Toplumlarda % 5 oranında alkol alımına bağlı olarak hipertansiyon görülmektedir.
  • Doymuş yağ asitlerini çok içeren tereyağı, sade yağ, iç yağ ve katı margarinler kullanılmamalıdır. Sıklıkla zeytinyağ ve diğer bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.
  • Yeşil yapraklı sebzelere soframızda da mutlaka yer almalıdır. Tere, roka,yeşil soğan, maydanoz,dereotu, kekik gibi besinler yemeklerdeki tuz azaltıldığında , yoğun tatları ile bu eksikliği giderirler.
  • Paketlenmiş hazır şarküteri ürünlerinin tuz içeriği yoğun olduğu için mümkün olduğunca, bu ürünleri tüketmekten kaçınmalıdır.
  • Kalorisi yüksek, rafine şeker içeren (pasta, kurabiye, kek, meşrubat ve hazır meyve suyu gibi) ürünler mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
  • Doymuş yağ içermeleri nedeniyle salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerinden, yoğun tuz içeren salamura yiyecek ve soslardan uzak durulmalıdır.
  • Haftada en az 3-4 gün 30-45 dk.lık düzenli egzersiz yapılmalıdır.
  • Haftada en az 2 kere omega-3 açısından zengin olan balıkları tüketmeye çalışmalıdır.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyonun eşlik ettiği hastalıklar nelerdir?

Bazı hastalıklar var ki bunları sıklıkla hipertansiyon ile birlikte görürüz.
Bu hastalıkların başlıcaları

  • diabetes mellitus (şeker hastalığı),
  • dislipidemi [ kan yağlarından total kolesterol, LDL (düşük dansiteli lipoprotein)
  • kolesterol ve trigliserid düzeylerinden bir ya da bir kaçının artması ve/ veya HDL (yüksek dansiteli lipoprotein) kolesterol düzeyinin azalması durumu] ve
  • obezite (şişmanlık)’dir.

Bu hastalıkların bir ya da birkaçı yüksek tansiyonla bir araya geldiğinde kan damarlarında ateroskleroz (sertleşme) ve kalp hastalıkları oluşumu kolaylaşmaktadır. Buna bir de sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı eklenirse kalp hastalığı riski çok artmaktadır.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

İkincil hipertansiyon nedir?

Hastaların % 90-95’inde yüksek tansiyona neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık yoktur. Bunlara primer (birincil) hipertansiyon denir. Geri kalan % 5-10 hastada yüksek tansiyon bir nedene ya da hastalığa bağlı olarak ikincil olarak ortaya çıkmıştır. Buna da sekonder (ikincil) hipertansiyon adı verilir.

En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri şunlardır:

  • Çok tuzlu gıdaların tüketilmesi (özellikle tuza hassas kişilerde)
  • Böbrek hastalıkları
  • Böbrek üstü (adrenal) bezlerinin hastalıkları
  • Böbrek damarlarının daralması
  • Doğuştan büyük atar damarın (aortun) bir bölümünün dar olması
  • Tiroid bezi hastalıkları (Hipertiroidi, hipotiroidi)
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon daha çok kimlerde görülür?

Yüksek tansiyon riskini artıran birçok etmen söz konusudur:

1- Yaş: Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artar. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır.
2- Cinsiyet:
50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitlenir. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.
3- Kalıtım:
Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık % 60’ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur.
4- Şişmanlık: Şişmanların yaklaşık % 40’ında yüksek tansiyon görülmektedir. Genç hastaların yaklaşık üçte biri şişmandır.
5- Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanır.
6- Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.
7- Fiziksel aktivitelerin azlığı: Yüksek tansiyon görülme olasılığı arttırır.
8- Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda yüksek tansiyon görülme sıklığı artar.
9- Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon nedir?

18 yaşını geçmiş erişkin bir bireyde, farklı iki günde en az iki kez yapılan ölçümlerde büyük tansiyonun 140 mmHg (civa basıncı) ve üzerinde ya da küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olmasına hipertansiyon yani yüksek tansiyon adı verilmektedir.

Kan basıncı için normal değerler büyük tansiyonun 120 mmHg’nın, küçük tansiyonun ise 80 mmHg’nın altında olmasıdır.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi gülşah karmil

Preeklampside tıbbi beslenme tedavisi

Gebelik zehirlenmesi olarak bilinen bu hastalığın aslında bildiğimiz zehirlenmelere benzer bir tarafı yoktur.

hekim sağlık doktor

1. Preeklampsi nedir?

Halk arasında bu söylenimi söz konusu olan hastalık, gebeliğin yirminci haftasında ortaya çıkar ve rahim yatağını döşeyen ince kıvrık arterlerin aşırı daralması ile plasentanın bebeği besleyememesi durumudur.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

Bebeğe az kan ve oksijen gitmesine sebep olduğundan dolayı bebekte gelişme geriliği görülebilir.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

2. Belirtileri nelerdir ?

Baş dönmesi, ani kilo artışı, halsizlik, bilinç bulanıklığı, ani görme bozukluğu, bulantı, kusma, üst karın ve karaciğer ağrısı, az idrara çıkma, bebeğin hareketlerinde azalma meydana gelmesi önem verilmesi gereken belirtilerdir. Muhakkak doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Ödem ise hamileliğin getirdiği ödemden farklıdır. Diz kapağı ile ayak bileği arasında parmakla bastırıldığında iz bırakan cins ödem bu hastalığa özgü ödemdir.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

Ağır preeklampside 37. Haftadan sonra doğum şarttır. Aynı zamanda ağır preeklampside anneyi ciddi şekilde tehlikeye sokan karaciğer fonksiyonlarında bozulmaya sebep olan HELLP sendromu meydana gelebilir. Bu durum tüm sistemleri etkileyebileceğinden dolayı çok dikkat edilmesi gerekir. Hafif preeklampside ise düzenli bir beslenme tedavisi yapılmalıdır. Hafif preeklmapsiden şiddetli preeklampsiye geçmek çok kısa sürede olabileceğinden annenin ve bebeğin sürekli olarak takip edilmesi gerekir. Doğuma fazla zaman varsa duruma göre anneye yatak istirahati verilebilir. Tansiyonun düşmesi için ilaçlar da kullanılır. Fakat bunların hepsi doktorun takibiyle olmalıdır.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

3. Preeklampsi ne sıklıkta görülüyor?

Tüm gebeliklerin %6’sında görülebilir.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

4. Preeklampsinin çeşitleri

Hafif preeklampsi: Tansiyon 140/90 mm/Hg’nin üzerine çıkar. İdrarla protein atımı 300 mg ve üzerindedir.

Şiddetli preeklampsi: Tansiyon 160/110 mm/Hg’nin üzerine çıkar. İdrarla protein atımı ise 2 gramdan fazladır.

Hafif preeklampsiden şiddetli preeklampsiye geçmesi eklampsiye neden olabilir. Eklampsi ise vücutta sara nöbetlerine benzeyen kas kasılmaları ve kriz durumudur. Bazen bu duruma bilinç kaybı da eşlik edebilir. Vücudun farklı bölgelerinde meydana gelen kasılmalar bebeğin doğum sürecini de tehlikeye sokmaktadır.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

4. Kimlerde risk daha fazladır?

  • 18 yaş altı, 35 yaş üstü gebelerde,
  • Çoğul gebeliklerde,
  • 4’ten fazla doğum yapanlarda,
  • Gebelik diyabeti olanlarda,
  • Böbrek rahatsızlıkları olanlarda,
  • Obez anne adaylarında,
  • İlk gebeliği olanlarda görülme olasılığı daha fazladır.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

5. Preeklampside tıbbi beslenme tedavisi nasıl olmalıdır ?

  • Tansiyon yüksekliği durumundan dolayı tuz olabildiğince azaltılmalı ya da tamamen bırakılmalıdır.
  • Magnezyumdan zengin besinlerden olan pirinç, buğday, yulaf, ıspanak, pazı, kara lahana, şalgam, bezelye, uskumru, fasulye, barbunya mercimek, avakado, muz, kuru meyveler, kabak çekirdeği tüketilerek tansiyon üzerinde olumlu etki oluşturulabilir.
  • Tansiyona etki eden kalsiyumun tüketimine de önem verilmesi gerekir. Süt ve süt ürünleri tüketilerek gerekli kalsiyum sağlanmalıdır.
  • İdrarla kaybedilen proteini yerine koymak amacıyla yumurta, et, tavuk, balık gibi kaliteli proteinler tüketilmelidir.
  • Gebelikteki diyabet sonucu oluşmuş ise diyabeti düzenleyecek şekilde yüksek posalı, düşük şekerli gıdalar tüketilmelidir.
  • E ve C vitaminlerinin de hastalık üzerinde olumlu etkisi olduğundan dolayı bu vitaminlerin tüketimi arttırılmalıdır.

gebelik zehirlenmesi, bebek, hamile, gestasyon, preeklampsi

Kadınlar zayıftır ama anneler kuvvetlidir.

 Victor HUGO

 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın. DAHASI İÇİN BESLENME ve DİYET UZMANINIZA DANIŞINIZ.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Gülşah Karmil kimdir

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: