Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obezitede cerrahi müdahale, ideal bir tedavi yöntemi değil!

TÜ Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tuğrul Demirel de obezitede cerrahinin hiçbir zaman ideal bir tedavi olmadığını söyledi.

Tabii ki obezitenin kontrolünde cerrahi çok etkili, kısa sürede çok büyük bir sonuç alınıyor ama arada çok büyük bir ama var. Asla ideal bir tedavi değil, çünkü cerrahi dediğimiz şey bir ameliyat. En hafifinden bir mide ameliyatı yapıyoruz. Daha farklı hasta gruplarında ince bağırsağı da içine alan ameliyatlar yapıyoruz ve bunlar çok büyük risk taşıyan işler. Burada işin temelini kaçırmamamız gerektiğini düşünüyorum. Bir kere obezitenin önlenebilir bir hastalık olduğu tam olarak anlatabilmiş değiliz.

Obezite çocukluk çağında eğer önlem alınırsa, eğitim programlarında buna öncelik verilirse, erişkin çağında çok ciddi anlamda önlem alabileceğimiz bir sorun, diye konuştu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-sibel-guldiken-turkiyenin-yuzde-65i-kilolu-sinifinda-11-681-83611.html
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obezite ameliyatı için cerrahlara deneyim şartı geliyor!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 4 yılda 44.453 kişinin obezite ameliyatı olduğunu belirterek,

Bundan böyle bu ameliyatlar kurallara bağlanacak. Hangi merkezde ve hangi doktorun obezite ameliyatı yapacağına obezite merkezleri karar verecek, dedi.

Ameliyat kararı verilmeden önce dijital ortamda bu hastaların bilgilerini alarak onay mekanizması geliştireceğiz. Örneğin hastanın değerleri sisteme girilecek.

Önden yapılması mutlak gereken yaklaşımlar var. Egzersiz ve diyet gibi benzeri yöntemlerle en az 3 aylık bir zaman diliminde kişinin kalp sorunu, diyabeti gözden geçirilecek. Eğer kişinin ameliyat olmasına karar verilirse provizyon sistemi gibi bir mekanizmayla, dijital onay sistemine girilecek. Yani bu ameliyat isteğe bağlı olmayacak. Kişi illa ki olmak istiyorsa bizim onaylamadığımızı SGK ödemeyecek. Bu şekilde ameliyat olacak kişi yine obezite merkezlerince onaylı yerde ve sertifikası olan doktora ameliyat olacak. Konuyla ilgili genelgemizi de hazırlıyoruz. Şu an ilgili dernekler ve paydaşlarla görüşüyoruz. Çok uzamayacak.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-her-cerrah-obezite-ameliyati-yapamayacak-tecrube-sarti-geliyor-2-12-80061.html
Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

YouTube’den izleyip ameliyat yapan cerrahlar var!

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin obezite cerrahisindeki sorunlara dikkat çekti. Yeteri kadar deneyimi olmayan hekimlerin işlem yaptığını söyleyen Genel Müdür, Buna ben canlı da şahit oldum, televizyon izler gibi 3-5 defa, 10 defa, 20 defa YouTube’dan ameliyat izleyip yapan arkadaşlarımız var dedi.

Hürriyet’ten Umut Erdem‘in haberine göre, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin, obezite cerrahisiyle ilgili ciddi sorunların olduğunu ve yeteri kadar deneyimi olmayan hekimler tarafından bazı işlemlerin yapılmaya başlandığını belirterek, “Buna ben canlı da şahit olduğum için yani televizyon izler gibi YouTube’dan 3-5 defa, 10 defa, 20 defa ameliyat izleyip yapan arkadaşlarımız var” dedi. TBMM Dilekçe Komisyonu’nun obezite ile mücadele yöntemleri’ni araştırmak üzere kurduğu Alt Komisyonu bilgilendiren Genel Müdür Tekin, şunları kaydetti:

Kombine tedavi uygulanmalı

Obezite cerrahisiyle ilgili ciddi sorunlar var. Yeteri kadar deneyimi olmayan hekimler tarafından bazı işlemler yapılmaya başlandı. Özellikle hastaların durumu ve yaşı göz ardı ediliyor. Obezite cerrahisi sayısındaki artışı mutlaka durdurmamız lazım. Sorunlarını ameliyatsız çözmemiz lazım. Ameliyatsız çözülemeyecek hasta mutlaka ameliyat olacaksa da o sınırları net çizmemiz lazım.

Obezite birçok branşı ilgilendiren bir hastalık. İçerisinde iç hastalıkları uzmanının, kalp-damar hastalıkları uzmanının, cerrahın, psikiyatristin, fizik tedavi uzmanının, diyetisyenin olduğu bir sağlık programı uygulamak lazım. Kombine bir tedavi, multidisipliner tedavi yöntemi uygulamak lazım. Ancak o zaman başarıya ulaşabiliriz.

Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/doktor-youtube-41059949
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obezite cerrahisinde veri tabanı önerisi

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Tekin, Obezite ile Mücadele Yöntemleri ve Cerrahi Uygulamadaki Malpraktis İddiaların Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlere Belirlenmesi Alt Komisyonu’na obeziteyle mücadeleye ilişkin rapor sundu.

Raporda, obeziteyle mücadelede, obezite cerrahisi sayısındaki artış, doğru kayıt altına alınamama, korunma ve tedavinin disiplinize edilememesi, yapılan çalışmalarda devam ve başarının %10’un altında olması, hastaların takibinde sahipsizlik ve cerrahi sonrası geri kilo almanın sorunlar arasında yer aldığı belirtildi.

Raporda, obezite cerrahisinde uygulanan vaka sayılarına da yer verildi. Buna göre, 2015’te 5.580 olan vaka sayısı 2016’da 10.202’ye 2017’de 14.189’a ulaştı. Bu sayı 2018’in ekim ayı itibarıyla de 12.366’e yükseldi. Böylece, son 4 yılda obezite cerrahisinde vaka sayısı 42.337’yi buldu.

Obezite cerrahindeki artışa dikkat çekilen raporda, obezitede mücadele için ulusal obezite cerrahisi veri tabanı oluşturulması, tüm obez hastalar ve tedavi sonuçlarının kayıt altına alınması, insidans belirlenmesi, açılan obezite merkezlerinde hekimlerin ve merkezlerin performans değerlendirmesinin yapılması ve obezite merkezlerinin çok ciddi çalıştırılarak hastaların ameliyatsız zayıflamasının sağlanması, ameliyatsız tedavi yapan obezite merkezlerinin Sağlık Uygulama Tebliği‘nde (SUT) geri ödeme sistemine esas teşkil etmesi önerildi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/obezite-mucadelesinde-veri-tabani-onerisi/1344832
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Her cerrahın mide küçültme ameliyatı yapması engellenmeli!

Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Kadir Demir: Mide küçültme ameliyatlarından sonra dikişlerin tutmaması ile mide içeriğinin karın boşluğuna kaçması, erken dönemde fark edilip tedbir alınmazsa, çoklu organ yetmezlikleriyle sonlanmaktadır.

Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Demir, mide küçültme ameliyatlarından sonra oluşan bazı komplikasyonların çoklu organ yetmezliğiyle sonuçlanabileceğini belirterek, “Bu ameliyatlar için eğitim gören gastroenterolog cerrahlar vardır. Yapılması gereken, bu ameliyatları özellikle uğraşanların yapmasının sağlanması, her cerrahın bu ameliyatları yapmasının engellenmesidir.” dedi.

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilo ile ilgili yapılan ameliyatlara “bariyatrik cerrahi” adı verildiğini, metabolizma üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle “metabolik cerrahi”nin eş anlamlı olarak kullanıldığını, bu ameliyatları “şişmanlık veya obezite ameliyatları” şeklinde andıklarını ifade etti. Söz konusu ameliyatların giderek daha fazla yapıldığına ve daha fazla gündeme geldiğine değinen Demir, şu görüşleri dile getirdi: “Her şeyden evvel düşünmemiz gereken şudur, bundan 3-4 yıl öncesine kadar ‘Reflü yemek borusu kanseri yapıyor. Reflüsü olan insanın bundan korunması için ameliyat olması gerekir.’ diye televizyon kanallarını dolaşan ve medyada sıklıkla karşılaşılan cerrahların, bu dönemde dikkatleri şişmanlığa, buna bağlı şeker hastalığına ve getirdiği sorunlara dikkati çekmeleri ve ısrarla şişmanlık ameliyatlarının reklamını yapmaları manidardır. Dün reflü ameliyatının reklamını yapanlar bugün şişmanlık ameliyatlarının yararlarından bahsetmektedirler. Bu ameliyatlarda ölüm, her 100 ya da bin kişinin birinde görülmektedir. Ülkemizde kayıtlı olmayanları da göz önünde tutarsak bu oranın daha yüksek olduğu kesindir. Bu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bu konuda sağlık sistemindeki açıkların suistimal edilmesi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de müdahale edilmezse daha çok kişinin canının yanmasına neden olacaktır. Bir de bunların uzun dönemdeki sorunlarını yaşamaya başladığımızda daha da üzüleceğimiz açıktır.” Demir, Türkiye için gerek şişmanlık gerekse diyabette artış oranlarının batı ülkelerinden çok fazla olduğuna işaret ederek, şişman oranının yüzde 30,3, fazla kilolu oranının yüzde 34,6, normal kilolu oranının yüzde 35,1 olduğunu belirtti. Harcanandan fazla alınan her kalorinin vücutta genellikle yağ olarak depolandığını ve belirli düzeyden sonra bu yağların yarattığı metabolizma bozukluklarının insan sağlığını bozduğunu aktaran Demir, “Diyabetin gelişmesi, kan şekerinin yüksekliği ilerleyen dönemlerde damar, böbrek, göz, kalp, karaciğer hastalıkları ile kişinin ömrünü kısaltırken, yaşadığı sürede de birçok sorunlar yaşamasına, felçlere, kalp yetersizliği, böbrek yetmezliği ile uğraşmasına neden olur, yaşam kalitesi düşer. Deri altı yağların metabolizma üzerinde etkisi yoktur. Bunun içinde yağ emme denilen ‘liposuction’ yönteminin metabolizma üzerinde hiç etkisi yoktur; yağ embolisi, yani emilen yağlardan damara kaçanların, akciğer damarlarında tıkanıklık yaparak, hastanın solunum yetmezliği ile ölümüne neden olan sorunlar yaratabilir.” diye konuştu. Demir, tıbbın, şişmanlık tedavisinde kalori alımında azalmaya veya kaybında artmaya yönelik işlemlere yöneldiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

Kilo alımını azaltmak için iştah azaltan veya kalori harcatan metabolizma hızlandırıcı ilaçlar üretmiştir, bunların hepsi kalp üzerindeki uyarıcı etkileri nedeniyle sorun yaratmış ve medyadan da öğrendiğimiz gibi birçok hastanın kalp sorunları ile ölümlerine sebebiyet vermiştir. Midemiz gerildiğinde doyma hissi duyarız, bundan yararlanarak mide balonu geliştirilmiştir. Mideye yerleştirilen 500-700 ml şişirilen balon ile kişinin daha çabuk doyması amaçlanmıştır. Ancak, balon kalıcı değildir ve 6 ay sonra çıkarılması gerekir. Bu yöntemle verilen kilo balon çıkarıldıktan sonra hızla alınmaktadır, zaten bu yöntemle yüzde 10-20 oranında kilo verilebilmektedir. Bugün mideye botoks yapılmasının mantığı da budur. Midesinin hareketleri felç edilen hastada mide boşalması zorlaştığı için daha çabuk doymakta, belki iştah hormonu ‘ghrelin’ salınımını da azalttığından daha az yemektedir. Bunun etkisi geçici ve yetersizdir.

Birçok hasta yemesine rağmen kilo almayacağını düşünerek bu ameliyatlara kalkışmaktadır, Prof. Dr. Kadir Demir, hastanın daha az yemesini sağlamak için cerrahi yöntemler, ameliyatlar geliştirildiğini, endoskopik olarak ameliyatsız bu işlemi yapmayı hedefleyen çabaların ise gelişme aşamasında olduğunu belirterek, mide küçültme ameliyatlarında, amacın mideyi küçültmenin yanı sıra midenin iştah hormonu “ghrelin” üreten “fundus” denilen kısmının çıkarılması olduğunu, endoskopik girişimlerde fundus çıkarılmadığından iştah azalması görülmediğini anlattı. Cerrahi mide küçültme-tüp mide ameliyatlarının erken ve geç yarattığı sorunlar olduğuna değinen Demir, şu bilgileri verdi: “Erken dönemde cerrahi komplikasyon dediğimiz ve her elde, her zaman, her yerde belirli oranlarda görülebilecek hayatı tehdit edebilen yan etkiler görülebilir. Ölümler en iyi şartlarda yapılan ameliyatın tipine göre yüzde veya binde bir olarak görülür. Günümüzde vücut kitle indeksi 40 olanlar ile 35 üstü olup beraberinde metabolik sendromu olan (kan şekeri yüksek, hipertansiyon, yağlarında yükseklik olan) hastalara bu ameliyatlar önerilmekte ve sağlık kurumları ücretlerini karşılamaktadır. Bu kuralların bazen eksik kilolarını tamamlamak için kilo alma çabasına giren hastalar tarafından suistimal edildiği görülmektedir. Mide küçültme ameliyatlarından sonra dikişlerin tutmaması ile mide içeriğinin karın boşluğuna kaçması, erken dönemde fark edilip tedbir alınmazsa, ölüme neden olan çoklu organ yetmezlikleri ile sonlanmaktadır. Bunun yanı sıra zamanla yaklaşık 2 yıl sonra vücuttan çıkarılan fundusun yaptığı açlık hormonu ‘ghrelin’i, midenin kalan kısımlarında ortaya çıkan hücreler tarafından yapılmaya başlamaktadır. Erken dönemde iştahı tamamen kaybolan hastada ‘ghrelin’in yapılmasıyla başlayan iştah, hastanın yemesine, bu da 5-6 yıl sonra hastaların yüzde 60-70’inde kilonun eskiye dönmesine neden olur. Şişman insan istediği için yemek yemektedir ve bundan zevk almaktadır. Bunun içindir ki ameliyat öncesinde hastaların ameliyat sonrasında diyetine uyumu olup olmayacağının değerlendirmesi gerekir. Birçok hasta yemesine rağmen kilo almayacağını düşünerek bu ameliyatlara kalkışmaktadır.” Demir, şişmanlık ameliyatlarıyla, sindirimin olduğu ince bağırsağın ilk bölümlerinin baypas ile atlanarak veya yeni yollar yaratarak alınan gıdaların sindirilip emilmemesi ve doğrudan hızlı şekilde kalın bağırsağa geçmesinin amaçlandığını belirterek, bu ameliyatların iyi yapılmasının, yani sindirim ve emilim yapmak için gerekli ince bağırsağın çoğunun atlanmasının kilo verilmesinde son derece etkili ve kalıcı olduğunun altını çizdi.

Kilo vermesini durduramadığı için çoklu organ yetmezliği ile yoğun bakıma alındı, öldü.” haberlerine işaret eden Demir, “İnsanın yaşamını sürdürmesi için mutlaka alması gereken vitaminler, mineraller, eser elementler gibi besin öğeleri vardır. Bunların hemen hepsi ince bağırsağın özellikle de ilk bölümlerinden emilir. Bunların emilmemesi vücutta kalıcı, geri dönmeyen sorunlara yol açabilir. Bunun için bu ameliyatları olan hastaların doktor kontrolünü aksatmaması ve gerekli besin öğelerini dışarıdan almaları gerekir. Bu durum, ameliyatların gerekmeyen hastalarda yapılmamasını gerektirir, göze alınacak bir risk değildir. Bazen cerrah bu yetersizlikleri engellemek için ince bağırsağın daha az bölümünü atlamakta, baypas etmektedir. Bu durumda da kilo kaybı hem az olmakta hem de kilo mide küçültme ameliyatlarında olduğu gibi geri gelmektedir.” diye konuştu.

Demir, baypas ameliyatlarının 10 yılı aştıktan sonra getirdiği sorunlar olduğuna değinerek, bunun için Akdeniz tipi, lifsel yönden zengin, sebze ve ota dayalı, az yağlı diyet önerildiğini söyledi. Prof. Dr. Kadir Demir, “Çok yiyen şişman birey, yapılan bu ameliyatlardan sonra yine zarar görmektedir. Şişman kişi az yemeyi öğrenmelidir. Bu konuda kendini ikna etmelidir. Ameliyat öncesinde hastanın diyete uyumunu da cerrah değerlendirmelidir. Bir psikiyatristten yardım almalıdır. Bunun için önerilen cerrah, dahiliyeci (endokrinolog, gastroenterolog) ve psikiyatrist gibi doktorların bir araya geldiği komisyonlarda hastaların tek tek tartışılması ve bu ameliyatları tolere edebilecek hastalara yapılmasıdır. Bu ameliyatlar için eğitim gören gastroenterolog cerrahlar vardır. Sayılarının çok az olması bunu imkansız kılmaktadır. O zaman yapılması gereken, bu ameliyatları özellikle uğraşanların yapmasının sağlanması, her cerrahın bu ameliyatları yapmasının engellenmesidir.” değerlendirmesini yaptı.

Personel Sağlık Haber
https://www.personelsaglikhaber.net/guncel/her-cerrahin-mide-kucultme-ameliyati-yapmasi-engellenmeli-h75058.html

Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Mide küçültme ameliyatları meclisin gündeminde: “Mağdurları dinleyeceğiz”

Obezite cerrahisi ameliyatları üzerindeki tartışma Meclise taşınıyor. Çok sayıda ailenin dilekçeyle başvurduğu TBMM’de konuyla ilgili komisyon kurulacak.

Türkiye’de Obezite cerrahisi ameliyatlarının sayısı her geçen yıl artıyor. 2012 yılında 811 olan sayının 2018 yılının sonunda 20 bine çıkması bekleniyor. Ameliyatların ardından gerçekleşen ölümler tartışmalara neden olurken uzmanlar bu durumdan endişe duyuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Coşkun, düşük kilodaki insanların 5-10-15 kiloluk fazlalıklarını vermek için cerrahi yöntemlere başvurduklarını ancak bu operasyonların vücut kitle indeksi 40 üzerinde ve diyette başarısız olanlara önerildiğini söyledi.

Mide ameliyatlarıyla ilgili Dilekçe Komisyonu’na şikayet yağdı

Ameliyat mağduru çok sayıda aile adalet arayışıyla TBMM’ye başvurdu. Başvuru yapanlardan biri de 27 yaşındaki kız kardeşini kaybeden Gülsüm Elkhatroushi. Gülsüm Elkatroushi kız kardeşi Hatice Elif Kılıç’ı obezite ameliyatında kaybetti. Obezite cerrahisi ameliyatı olan Kılıç’ın kısa süre sonra midesinin delindiği anlaşıldı. Müdahaleler sırasında beynine pıhtı atan genç kız hayatını kaybetti.

“Mağdurları dinleyeceğiz”

Dilekçe Komisyonu Başkanı Belma Satır, çok sayıda başvuru aldıklarını belirterek şunları söyledi:

Bu tedaviyi olmuş ve başarılı olmuş insanları dinleyerek bir de bu tedaviden dolayı mağdur olmuş insanları dinleyerek bir takım yönlendirmeler ve kararlar almayı düşünüyoruz.

Ameliyatlarda ölüm oranı yükseldi

Obezite cerrahisi ameliyatlarında ölüm oranı dünyada on binde 8, Türkiye’de ise bu oran binde 8’e yükselmiş durumdadır.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-mide-kucultme-ameliyatlari-meclisin-gundeminde-magdurlari-dinleyecegiz-11-681-78671.html
bel çevresi, kolon kanseri, obezite

Her gördüğümüz obez hastaya: “Hadi ameliyat edelim” demiyoruz!

Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, ‘Mide küçültme ameliyatları deneyimli merkezlerde olursa safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok.’ dedi.

Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, mide küçültme ameliyatları, bu ameliyatı kimlerin olabileceği ve ameliyat olmak isteyen hastalara yönelik tavsiyelerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Obeziteyi, “çağın hastalığı” olarak nitelendiren Ersoy, dünyada obezitenin ciddi bir salgın olduğuna işaret etti. Ersoy, obezite sıklığının dünyada ve Türkiye’de giderek arttığını bildirdi.

Bütün dünyanın, bununla ilgili önlem aldığını, Türkiye’de obez nüfusun, yüzde 30’un üzerinde olduğunu aktaran Ersoy, Türkiye’de 2,5 milyon kişinin, obezite cerrahisiyle tedavi edilebilir düzeyde olduğuna dikkati çekti.

Ersoy, Sağlık Bakanlığının yaptığı güzel çalışmalar bulunduğunun altını çizerek, önce obeziteyi önlemek, fast food türü gıdaları ortadan kaldırmak, evde beslenme alışkanlığını artırmak, şekerli içeceklerden uzaklaşmak gibi önlemler alınması gerektiğini anlattı. Ersoy, hasta olan popülasyonu önce ameliyatsız olarak normal kilolarına çekmek, çekememeleri halinde ameliyat etmek gerektiğini ifade etti.

Safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok

Deneyimli merkezlerde bu ameliyatların yapılmasının önemine değinen Ersoy, “Önemli olan bir yan etki, komplikasyon çıktığında ona müdahale edecek deneyimli ekiplerin olması. Eğer bunlar olursa mide küçültme ameliyatının safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok. Aynı riskte yapılabilir. Deneyimli ekiplerce ameliyat edilmeliler ki beklenen komplikasyon oranları, ölüm oranları dünya seviyesinde olsun, binde birlerin altında. Korkulacak bir şey yok ama deneyimli merkezlerde olurlarsa.” diye konuştu.

Mide küçültme ameliyatı sonrası yaşanan ölümlerin anımsatılması üzerine Ersoy, binlerce mide küçültme ameliyatı yapıldığını ancak iyi olan şeylerin çok konuşulmadığını, birkaç komplikasyon ve buna bağlı olay gelişmesi halinde bunun daha çok haberlere yansıdığını söyledi.

Ameliyat son çare

Ersoy, mide küçültme ameliyatını, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde ve ayrıca diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, kalp hastalığı gibi yandaş bir hastalığı olanlara bu ameliyatı önerdi.

Hastaların ameliyat olduktan sonra görüntüsel olan şekil bozukluklarının düzelmesinin yanı sıra olası yandaş problemlerden de kurtulduğunu vurgulayan Ersoy, hastaları, yaşam süreleri içinde karşılaşacakları çok önemli risklerden uzaklaştırdıklarını dile getirdi.

Son çare olarak mı mide küçültme ameliyatı olunmalı, sorusu üzerine Ersoy, her işte operasyon, ameliyatın son çare olduğunu belirtti. Hastalığın, tıbbi tedavi, öneriler, koruyucu hekimlik yöntemleriyle düzeltilememesi halinde cerrahiye başvurulması gerektiğine dikkati çeken Emin Ersoy, hastalara “Fazla kilonuzu kaybetmek için her şeyi, egzersiz, diyet, ilaç, doktor önerisi, bunları yaptınız mı?” diye sorduklarını aktardı.

Ersoy, her gördükleri obez hastaya, “Hadi ameliyat edelim” demediklerini, bunun doğru olmayacağını söyledi. Ersoy, hastaların psikolojik yönden de değerlendirilmesi gerektiğini, ağır şizofren, şizoit, psikotik bozuklar ve ameliyat sonrası yapacakları önerileri uyacak nitelikte psikolojisi olmayanlara da bu ameliyatları önermediklerini vurguladı.

Ersoy, hastalara, her şeyi yapmalarına rağmen kilo verememeleri halinde ameliyat olmalarını ve ameliyattan korkmamaları tavsiyesinde bulundu.

2 yıl sonra kilo almalar olabiliyor

Ameliyattan sonra kilo alınıp alınmadığına ilişkin soruya Ersoy, “Tüp mide ameliyatlarında takipler yapılmış, 2 yıl sonra kilo almalar olabiliyor. Araştırmalar sonucunda şu sonuç bulunuyor; bu hastalar, önerilen beslenme alışkanlığından uzaklaşan hasta grupları. Ya şekerli şeyler almaya devam ediyorlar veya abur cubur yemeye devam ediyor. Eski kilolarına ulaşma şansı az ama 2 yıl sonra bu kötü alışkanlıklarını tekrar edinirlerse kilo alma şansları oluyor. Bu da yaklaşık yüzde 3-5 hastada.” karşılığını verdi.

Ameliyatları iki grupta incelendiğini ifade eden Ersoy, mide hacmini küçülten ile mide hacmini küçülten ve gıda emilimini azaltanlar olduğunu dile getirdi. Ersoy, mide hacmini küçülten de iki ameliyat bulunduğunu, bunların kelepçe ve tüp mide olduğunu anlattı.

Kelepçe bırakıldı

Ersoy, kelepçenin hemen hemen bırakıldığını, tamamen tüp mide yapıldığının altını çizerek, “Çünkü etkisi mide hacmini küçülten artı emilimini bozanlarla hemen hemen aynı. Biz daha fizyolojik, insan organizmasını, normal fizyolojisini en az bozan tüp mide ameliyatını seçiyoruz. Tüp mide ameliyatında bir özellik de mide hacminin yüzde 80’i küçültüp, midenin kubbe kısmını çıkardığımızda burada ghrelin denilen iştah açıcı hormon salgılanıyor bu da ortadan kalktığı için hastanın biraz iştahı da azalıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-her-gordugumuz-obez-hastaya-hadi-ameliyat-edelim-demiyoruz-11-681-77758.html
en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Obezitede cerrahi çözüm: “Safra kesesi ameliyatından daha riskli değil!”

Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, ‘Mide küçültme ameliyatları deneyimli merkezlerde olursa safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok.’ dedi.

Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, mide küçültme ameliyatları, bu ameliyatı kimlerin olabileceği ve ameliyat olmak isteyen hastalara yönelik tavsiyelerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Obeziteyi, “çağın hastalığı” olarak nitelendiren Ersoy, dünyada obezitenin ciddi bir salgın olduğuna işaret etti. Ersoy, obezite sıklığının dünyada ve Türkiye’de giderek arttığını bildirdi. Bütün dünyanın, bununla ilgili önlem aldığını, Türkiye’de obez nüfusun, yüzde 30’un üzerinde olduğunu aktaran Ersoy, Türkiye’de 2,5 milyon kişinin, obezite cerrahisiyle tedavi edilebilir düzeyde olduğuna dikkati çekti.

Ersoy, Sağlık Bakanlığının yaptığı güzel çalışmalar bulunduğunun altını çizerek, önce obeziteyi önlemek, fast food türü gıdaları ortadan kaldırmak, evde beslenme alışkanlığını artırmak, şekerli içeceklerden uzaklaşmak gibi önlemler alınması gerektiğini anlattı. Ersoy, hasta olan popülasyonu önce ameliyatsız olarak normal kilolarına çekmek, çekememeleri halinde ameliyat etmek gerektiğini ifade etti.

Safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok

Deneyimli merkezlerde bu ameliyatların yapılmasının önemine değinen Ersoy, “Önemli olan bir yan etki, komplikasyon çıktığında ona müdahale edecek deneyimli ekiplerin olması. Eğer bunlar olursa mide küçültme ameliyatının safra kesesi ameliyatından daha fazla riski yok. Aynı riskte yapılabilir. Deneyimli ekiplerce ameliyat edilmeliler ki beklenen komplikasyon oranları, ölüm oranları dünya seviyesinde olsun, binde birlerin altında. Korkulacak bir şey yok ama deneyimli merkezlerde olurlarsa.” diye konuştu.

Mide küçültme ameliyatı sonrası yaşanan ölümlerin anımsatılması üzerine Ersoy, binlerce mide küçültme ameliyatı yapıldığını ancak iyi olan şeylerin çok konuşulmadığını, birkaç komplikasyon ve buna bağlı olay gelişmesi halinde bunun daha çok haberlere yansıdığını söyledi.

Ameliyat son çare

Ersoy, mide küçültme ameliyatını, vücut kütle indeksi 35’in üzerinde ve ayrıca diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, kalp hastalığı gibi yandaş bir hastalığı olanlara bu ameliyatı önerdi.

Hastaların ameliyat olduktan sonra görüntüsel olan şekil bozukluklarının düzelmesinin yanı sıra olası yandaş problemlerden de kurtulduğunu vurgulayan Ersoy, hastaları, yaşam süreleri içinde karşılaşacakları çok önemli risklerden uzaklaştırdıklarını dile getirdi.

Son çare olarak mı mide küçültme ameliyatı olunmalı? sorusu üzerine Ersoy, her işte operasyon, ameliyatın son çare olduğunu belirtti. Hastalığın, tıbbi tedavi, öneriler, koruyucu hekimlik yöntemleriyle düzeltilememesi halinde cerrahiye başvurulması gerektiğine dikkati çeken Emin Ersoy, hastalara Fazla kilonuzu kaybetmek için her şeyi, egzersiz, diyet, ilaç, doktor önerisi, bunları yaptınız mı? diye sorduklarını aktardı.

Ersoy, her gördükleri obez hastaya, “Hadi ameliyat edelim” demediklerini, bunun doğru olmayacağını söyledi. Ersoy, hastaların psikolojik yönden de değerlendirilmesi gerektiğini, ağır şizofren, şizoit, psikotik bozuklar ve ameliyat sonrası yapacakları önerileri uyacak nitelikte psikolojisi olmayanlara da bu ameliyatları önermediklerini vurguladı.

Ersoy, hastalara, her şeyi yapmalarına rağmen kilo verememeleri halinde ameliyat olmalarını ve ameliyattan korkmamaları tavsiyesinde bulundu.

2 yıl sonra kilo almalar olabiliyor

Ameliyattan sonra kilo alınıp alınmadığına ilişkin soruya Ersoy,

Tüp mide ameliyatlarında takipler yapılmış, 2 yıl sonra kilo almalar olabiliyor. Araştırmalar sonucunda şu sonuç bulunuyor; bu hastalar, önerilen beslenme alışkanlığından uzaklaşan hasta grupları. Ya şekerli şeyler almaya devam ediyorlar veya abur cubur yemeye devam ediyor. Eski kilolarına ulaşma şansı az ama 2 yıl sonra bu kötü alışkanlıklarını tekrar edinirlerse kilo alma şansları oluyor. Bu da yaklaşık yüzde 3-5 hastada, karşılığını verdi.

Ameliyatları iki grupta incelendiğini ifade eden Ersoy, mide hacmini küçülten ile mide hacmini küçülten ve gıda emilimini azaltanlar olduğunu dile getirdi. Ersoy, mide hacmini küçülten de iki ameliyat bulunduğunu, bunların kelepçe ve tüp mide olduğunu anlattı.

Kelepçe bırakıldı

Ersoy, kelepçenin hemen hemen bırakıldığını, tamamen tüp mide yapıldığının altını çizerek, Çünkü etkisi mide hacmini küçülten artı emilimini bozanlarla hemen hemen aynı. Biz daha fizyolojik, insan organizmasını, normal fizyolojisini en az bozan tüp mide ameliyatını seçiyoruz. Tüp mide ameliyatında bir özellik de mide hacminin yüzde 80’i küçültüp, midenin kubbe kısmını çıkardığımızda burada ghrelin denilen iştah açıcı hormon salgılanıyor bu da ortadan kalktığı için hastanın biraz iştahı da azalıyor, değerlendirmesinde bulundu.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-cagin-hastaligi-icin-cerrahi-cozum-safra-kesesi-ameliyatindan-daha-riskli-degil-11-681-77753.html
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obezite ameliyatından ölen avukat için soruşturma başlatıldı!

Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde obezite tedavisi için geçirdiği ameliyat sonrasında vefat eden genç Avukat Selin Selem için Düzce Üniversitesi kendilerine resmi bir müracaat olmadığı halde idari ve hukuki bir süreç başlattı.

Genç kızın vefat etmesi ile ilgili Düzce Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada idari ve hukuki işlem başlatıldığı belirtilerek:

Üniversitemiz Hastanesine obezite tedavisi amacı ile gelen ve geçirdiği ameliyattan bir süre sonra vefat eden Selin Selem’in vefatından dolayı büyük üzüntü duyuyor, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına baş salığı diliyoruz. Yaşanan elim olay ile ilgili olarak Üniversitemize yapılan resmi bir başvuru olmamasına rağmen, basında yer alan haberler ihbar kabul edilerek Üniversitemiz Tıp Fakültesi Dekanlığınca ivedi olarak idari ve hukuki işlemler başlatılmıştır. Yapılacak idari ve hukuki işlem sonucunda varsa sorumlular hakkında gereken tüm işlemlerin yapılacağından herhangi bir şüphe duyulmaması hususu kamuoyuna saygı ile arz olunur, denildi.

Düzce’de obezite tedavisi için ameliyat olan Avukat Selin Selem (23) operasyonun ardından Sakarya’nın Sapanca ilçesine döndü. Genç avukat durumu kötüleşince tekrar hastaneye kaldırıldı. Selin Selem hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-universite-hastanesi-obezite-ameliyatindan-olen-avukat-icin-sorusturma-baslatti-11-681-77744.html
Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Bakanlık obezite rakamlarını açıkladı: Her 5 kişiden 1’i obez!

Sağlık Bakanlığı’nca yapılan araştırmaya göre Türkiye’de her 5 kişiden 1’i obez. Ekonomiye maliyeti yıllık 20 milyar ₺ olan obezite ameliyatlarında da patlama yaşanıyor. Ancak ameliyatla kilo verenlerin %80’i tekrar kilo alıyor. Obezite ömrü 7 yıl kısaltıyor.

Sağlık Bakanlığı, obezite ile yürütülecek savaş öncesinde yaptığı araştırmayla Türkiye’deki obezite profilini ortaya çıkardı.

Gazete Habertürk’ten Fatmanur Boylu’nun haberine göre beş ilde, altı merkezde obezite ile savaş için pilot uygulama başlatan bakanlık, uygulamayı daha sonra 81 ile yaygınlaştıracak. Tespitlerin ardından obezite ile mücadele için “Obezite Merkezleri” açma ve yayma programı başlatıldı. Program çerçevesinde altı pilot ilde obeziteyle mücadele çalışması başladı.

Program kapsamında İstanbul’da Samatya ve Bağcılar, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep ve Adana’da obezite merkezleri açıldı. Bir yıl sürecek program dahilinde hastalara 6 modül uygulanacak. Obezite merkezlerinde hasta kayıt ve görüşme odaları, halka ilişkiler uzmanı, sağlık görevlileri, diyetisyen, psikolog, eğitim odası bulunacak. Beden kitle endeksi (BKE) 30 ve üzeri herkes programa katılabilecek. BKE’si 40 ve üzeri hastalar hastanelerde, 50 ve üzeri hastalar ise yatarak tedavi edilecek. Başvuran hastalar istenilen zamanda istenilen kiloyu veremezse cerrahi destek de alabilecek.

Yıllık maliyeti 20.000.000 ₺

Bakanlığın, obezite konusundaki çalışmasında yer alan bazı tespitler şöyle:

  • Obezitenin ülke ekonomisine yıllık maliyeti 20 milyar TL.
  • Maliyet sebepleri arasında fazla tüketim, iş ve çalışma engeli, hastalıklar, sağlık mali yükleri bulunuyor.
  • 2012 yılında 811 kişi obezite ameliyatı oldu. Bu sayı 2017’nin ilk 9 ayında 7 kat artarak 6.395’e çıktı.
  • 2017’de bin 529 erkek, 4.867 kadın obezite ameliyatı oldu, ameliyatlarda 12 kişi öldü.
  • Cerrahi operasyonla kilo verenlerin %80’i tekrar kilo aldı.
  • Operasyonun ardından tekrar kilo alan hastalarda depresyon belirtilerinde artış gözlemlendi. Diyet tek başına yeterli değil. Diyetle kilo verenlerin %80’i tekrar kilo alıyor.
  • Obezite insan ömrünü 7 yıl kısaltıyor.
  • Obezlerin çoğunda gizli depresyon bulunuyor.
  • Türkiye’deki bireylerin %19.6’sı obez.
obezite, obezite nedenleri, obezite ile mücadele, obez, obezite vakfı, obez kadın, obezite cerrahisi, Her dört erkekten biri obez, erkeklerde obezite oranı, erkekler şişmanlıyor, türk erkekleri şişmanlıyor,

Obezite cerrahisi: “Kimlere, ne zaman yapılabilir?”

Yapılan cerrahi prosedürler sonucunda ya hastanın besin alımı kısıtlanır (restriktif) ya da besin emilimi azalır (malabsorbtif) ve kişi bu mekanizmalar ile kilo kaybeder.

Bazı cerrahi prosedürlerde ise her iki mekanizma birlikte (kombine) kilo kaybına yol açar. Bir kişiye obezite cerrahisi kararı verebilmek için beden kütle indeksinin 40 kg/m2 ve üzerinde olması gerekmektedir.

Aslında bu bir gereklilikten çok, yapılacak cerrahinin vereceği fayda için risklerini göze aldığımız eşik değerdir. Bu değer bilimsel çalışmalar neticesinde belirlenmiştir. 40 kg/m2 değeri üzerine morbid obezite denilmektedir. Morbid obezite, fazla kilonun artık vücuda verdiği zararların had safhasıdır denilebilir. 40 değerinin ne kadar üzerinde ise sağlık sorunları da o kadar artacaktır. Bu hastalar daha önce cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo verememişse, obezite cerrahisi için birer adaydırlar. Ancak eğer kişide tip 2 diyabet, uyku apnesi, kontrolsüz hipertansiyon gibi obezite ile ilişkili sorunlar varsa, bu sorunlar tıbbi tedavi ve yaşam biçimi değişiklikleri ile kontrol edilemiyorsa, kişi 35 kg/m2 üzerinde bir vücut kütle indeksine sahipse ve daha önce cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo verememişse, bu kişi de cerrahi için adayıdır.

Cerrahi ile amaç kişiyi zayıflatmak, obezitenin kişide oluşturduğu hastalıkları azaltmak, ileride karşılaşabileceği olası obeziteye bağlı hastalıkları önlemek ve neticede kişinin yaşam kalitesini artırmaktır ancak bazı durumlarda yapılacak cerrahi yarardan çok zarar vereceği için bu kişilerde cerrahi yapılmamalıdır. Tedavi edilemeyen psikiyatrik sorunlar, madde bağımlılığı, ileri derecede kalp hastalığı, ciddi kanama hastalıkları ve zeka geriliği gibi durumlarında cerrahi yapılmamalıdır. Cerrahiye karar verirken, endokrinoloji, genel cerrahi, psikiyatri ve kardiyoloji görüşü alınmalı ve ortak görüş ile cerrahi kararı verilmelidir.

Obezitede Tanı ve Tedavi Kılavuzu, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği; 2016.
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Türkiye’de yılda yaklaşık 9.000 kişi obezite ameliyatı oluyor!

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı,

Türkiye’de obezite cerrahisi olarak yılda yaklaşık 8 ile 10 bin hasta ameliyat ediyoruz. Bunun 8-9 bini tüp mide ameliyatı şeklinde cereyan ediyor. Bu konuda Avrupa ve ABD ile paralel hareket ediyoruz, dedi.

Mihmanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada obezitenin estetik bir sorundan ziyade ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.

Kişinin obezite olup olmadığını vücut kitle endeksinden öğrendiklerini belirten Mihmanlı, şöyle konuştu:

Vücut kitle endeksi 24-25 olan idealdir. 30’un üzerinde çıktığında biz buna şişman diyoruz. 35’in üstüne çıktığında fiziki şişmanlıktan bahsediyoruz. 40’ın üzerine çıktığı zaman da morbid obezite yani ölümcül obezite diyoruz. Bu rakam 50’nin üzerine çıkarsa süper morbid obezite diyoruz. Dolayısıyla bu hastalarımızda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor.

Mihmanlı, cerrahi operasyon yaptıkları hastaların vücut kitle endeksinin 40’ın üzerinde olduğunu belirterek,

40’ın altında olanlara spor, diyet öneriyoruz. Eğer vücut kitle endeksi 35 ile 40 arasındaysa ve başka bir hastalık da varsa yine ameliyat ediyoruz. Mesela tansiyon hastalığı, kalp rahatsızlığı, diz ağrısı, horlama, nefes alma problemi varsa yine bunları ameliyatla düzeltiyoruz. Bu şikayetler yoksa sadece vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olanları ameliyat ediyoruz, dedi.

%90 mide küçültme ameliyatı yapıyoruz

Son yıllarda ‘tüp mide’ adı verilen ameliyatın daha fazla tercih edildiğine dikkati çeken Mihmanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Halk arasında ‘tüp mide’ adı verilen bizim tıpta ‘sleeve gastrektomi‘ dediğimiz ameliyat şöyle gerçekleşiyor; midenin %90-95’lik bölümünü çıkartıyoruz hastaya kısıtlayıcı bir mide hacmi bırakıyoruz. Hasta, 50-60 gram yediği zaman doyacak hale geliyor. Böylelikle hasta zaman içerisinde -bir yıl kadar sürebiliyor bu- vücut ağırlığının %50-60’ını kaybediyor. Daha sağlıklı, daha dinamik ve daha mutlu hale geliyor. Obezite hastalarında, diz ağrıları, şeker hastalığı ve tansiyon hastalığı ciddi problem oluşturuyor. Diğer taraftan bu durum ciddi bir ekonomik kayba yol açıyor. Şu anda Türkiye’de %90 mide küçültme ameliyatı yapıyoruz.”

Obezite cerrahisi konusunda Türkiye’nin Avrupa ve ABD ile paralel hareket ettiğini anlatan Prof. Dr. Mihmanlı, şunları kaydetti:

Türkiye’de obezite cerrahisi olarak yaklaşık yılda 8 – 10 bin hasta ameliyat ediyoruz. Bunun 8-9 bini tüp mide ameliyatı şeklinde cereyan ediyor. Bu konuda Avrupa ve ABD ile paralel hareket ediyoruz. Obezite sıklığı ABD’de bizden daha fazla. Avrupa’da ise bizden biraz daha az. Ama bütün dünya için bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Batılı dünya nüfusunun %30’u şişman. Türkiye’de erkeklerin %30’u, kadınların ise %40’ı şişman. Fakat bu morbid, ölümcül obezite dediğimiz kadınlarda %25, erkeklerde %20. Bu çok ciddi bir rakam. Biz bunları dışarıda görmüyoruz. Çünkü bunlar sokağa pek çıkmıyorlar, hayatın içinde fazla görmüyoruz.

Özel sağlık sigortaları obezite ameliyatlarını karşılamalı

Obezite ameliyatının devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini dile getiren Mihmanlı, Türkiye’de özel sağlık sigortalarının bu ameliyatı karşılamamasını eleştirdi.

Mehmet Mihmanlı,

Avrupa ve ABD’de özel sağlık sigortaları obezite ameliyatlarını karşılıyor ama Türkiye’deki sigortalar karşılamıyor. Özel sağlık sigortaları, obeziteyi bir hastalık olarak değil bir estetik problemi olarak görüyor. SGK bu ameliyatların masrafını karşılıyor. SGK ile anlaşmalı özel hastaneler de cüzi miktarını karşılıyor. Devlet hastaneleri fark almadan karşılıyor tümünü. En büyük sıkıntılardan biri sigorta şirketlerinin bunu kapsam dışına alması, ifadelerini kullandı.

Mihmanlı, obezite ameliyatlarının tecrübeli hekimlerce yapılması gerektiğini vurgulayarak,

Yoksa ameliyatlardan sonra hastalarda sıkıntılar oluşabilir ve obezite hastası olan diğer insanların da bu ameliyatlardan kaçınmasına sebep olabilir, dedi.

Obezite konusunda toplumsal farkındalık oluşturulması gerektiğini vurgulayan Mihmanlı, “çöp gıda” denilen hamburger, mayonez gibi yiyeceklerin terk edilmesi gerektiğini söyledi.

Gıda değeri düşük, kalori değeri yüksek besinlerin şişmanlığa yol açtığına dikkati çeken Prof. Dr. Mihmanlı, şöyle konuştu:

Üst sınıf grubunda olan insanların, sedanter hayat dediğimiz, asansöre binme, arabayla işe gitme, yürüyüş yapmama, “çöp gıda” ile beslenmeden dolayı obeziteye yakalanma riski var. Beslenme bozukluğu çok etkileyici. Alt sınıf grubunda olan insanların obezite olmasını ise karbonhidrat ağırlıklı ekmek, makarna, patates gibi gıdalar tüketmesine bağlıyoruz. Bu tarz yiyecekler çabucak kana karıştığı için çabuk acıkma hissi oluşuyor ve daha fazla yemek yeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Dengeli olsa, et, protein ve salata olsa şişmanlık olmaz. Dengeli ve az yememiz gerekiyor. Peygamberimiz, midenin üçte birini yemekle, üçte birini suyla ve üçte birini de havayla doldurun diyor. Biz midenin tamamını dolduruyoruz. Önemli risk faktörlerinden biri hızlı yemek yemedir, ayakta ve atıştırma şeklinde yemek yemedir. Doygunluk hissi gelmeden mideye çok fazla gıda veriyoruz. Eğer yavaş ve sindire sindire yemek yersek yemeğin ortasında doygunluk hissi gelecek ve daha az yemek yiyeceğiz.

Obezite meselesi, bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmeli

Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı, obezite ile mücadele etmek için bütün mahallelere park ve yürüyüş alanları yapılması gerektiğini,dengeli beslenmenin çok önemli olduğunu vurgulayarak,

Obezite meselesi, bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmeli. Obezitenin estetik bir problem olmadığını sürekli vurgulamalıyız. Obezite bir estetik problem değildir, ciddi bir sağlık sorunudur. Televizyonlar, basın ve okullar bu konuda halkı aydınlatmalıdır. Eğitim ve kamu spotlarıyla ciddi yatırımlar yapılmalı. Bu çöp gıda dediğimiz gıdaların satışı yasaklanmalı. Sigara muamelesi görmelidir bunlar, ifadelerini kullandı.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyede-yilda-yaklasik-9-bin-kisi-mide-kucultme-ameliyati-oluyor-11-681-76029.html
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Hiçbir obezite cerrahisi %100 başarılı değil

Hiçbir obezite cerrahi yönteminin yüzde yüz başarılı olmadığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aytaç Sayın, ameliyattan sonra belirli destekleri alması, belirli hayat ve beslenme alışkanlığı oluşturması ve bu beslenme alışkanlıkları doğrultusunda hayatlarını idame etmeleri çok önemlidir.

Obezite cerrahisi geçirmiş olmak sadece obezite tedavisinin bir bölümü olduğunu ifade eden uzmanlar, hiçbir zaman obezite tedavisi olmak obezite tedavisini tamamlandığı anlamına gelmediğini söyledi.

Yapılan cerrahi operasyon obezite ile ilgili tüm sorunların çözüldüğü, hastanın bir daha obezite ile ilgili bir sorun yaşamayacağını göstermediğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aytaç Sayın,

Hiçbir obezite cerrahisi yöntemi yüzde 100 başarılı değildir. Ameliyat ne kadar başarı şansı artar ise, ameliyatın başarı şansı ne kadar yükselir ise obezite cerrahisinden sonra hastada vitamin, mineral ve destek elemanı eksikliği görülme ihtimali artar. Yani yapılan ameliyatın ciddiyeti artıkça, yapılan ameliyatın bağırsak üzerine manipülasyonu, mide üzerine manipülasyonu arttıkça obezite cerrahisinin uzun dönemde sonuçları daha ciddi ve iyi olur. Ancak bu dönemde yaşanacak sorunlar da hastaların alması gereken vitamin, mineral destekleri de artar. Hastaların düzenli olarak ameliyattan sonra belirli destekleri alması, belirli bir yaşam alışkanlığı oluşturması, belirli, bir beslenme alışkanlığı oluşturması ve bu beslenme alışkanlıkları doğrultusunda hayatlarını idame etmeleri ve devam etmeleri gerekir. Bu başarı şansını çok daha arttıran bir unsurdur, dedi.

Ameliyattan sonra hastanın erken dönemde belirli bir kilo vermesinden sonra tekrar kilo alması revizyon cerrahisi gerektirdiğini belirten Sayın,

Yani ameliyatın bozularak başka bir ameliyata tipine dönüştürülmesi ya da bırakılan bağırsak uzunlukları üzerinde tekrar değişikliklere gidilmesi gerekir ki bunlar aslında çokta yapılması istenmeyen, çokta yapmak istemediğimiz ameliyatlardır. Hastalar, uzun vadede başarılı olmak, uzun vadede zayıf kalmak ve hayatlarını bu şekilde devam etmek istelerse muhakkak ameliyat sonrası dönemde hekimleriyle, diyetisyenleriyle ve ilişkide bulundukları sağlık merkezleriyle düzenli olarak irtibatta olmaları gerekiyor. Hastaların uzun vadede çok iyi ve zayıf olarak idame ettirebilmeleri için gerekli olan yeme alışkanlıklarını kazandıracak önerileri almaları ve bunları bire bir harfiyen uygulayıp bir yaşam alışkanlığı haline getirmeleri gerekir” diye konuştu.

Obezite cerrahisi sonrası temel olarak beslenmede dikkat edilen noktaları sıralayan Sayın şöyle devam etti;

Hastalara yeteri miktarda protein ve vitamin ile desteklemelerini muhakkak öneririz. Hastaların yoğun yağ ve yoğun karbonhidrat tüketimlerini azaltmalı ve yağ, karbonhidrattan nispeten uzaklaşmalarını önermekteyiz. Hastalar bu şekilde bir yaşam alışkanlığı kazınırlarsa ileri ki dönemde çok daha başarılı olmaları hiçten bile değildir. Mevsimsel değişiklikler ise obezite cerrahisi ve beslenme ile ilgili sonuçlarını değiştirmez. Artık güzünüzde beslenmede vitamine, mineralle ya da proteine ulaşımda mevsimsel farklılıklar kalmadı. Artık her dönem vitamini, mineralli, meyveyi, proteini eşit oranda bulabildiğimiz için mevsimsel değişikliklere artık rahatlıkla göz ardı edebiliriz.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-hicbir-obezite-cerrahisi-yuzde-yuz-basarili-degil-11-681-75648.html
Obezite cerrahisi gizem nur savacı

Parolamız: “Sağlık ve değişim”

Obezite sağlığı olumsuz etkileyen, yaşam süresini kısaltan, önemli sağlık problemlerine yol açan vücut yağlarının aşırı artmasıyla karakterize patolojijk bir durumdur.

Birçok çalışma vücut kütle indeksi (VKİ) oranının, hayatı tehdit eden hipertansiyon, diyabet, ateroskleroz, uyku apnesi, osteoartrit gibi komorbid hastalıklarla güçlü ilişkili olduğunu göstermiştir ayrıca kanser riski (meme, kolon, uterus, akciğer, prostat gibi) ve erken ölümlerle de ilişkili bulunmuştur.

Diyabetli bireylerin %90’ı aşırı kilolu!

Obezite, Tip 2 diyabet için öncelikli risk faktörüdür ve şeker hastalarının neredeyse %90’ı aynı zamanda aşırı kilolu ve obez olarak tabir edilen vücut kitle indeksi normal sınırların üzerinde olan kişilerdir. Şeker hastalığı gelişme riski, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişilerde çok daha fazladır. Obez bireylerde ağırlık kaybının tip 2 diyabet (şeker hastalığı) görülme riskini önemli şekilde düşürdüğü bilimsel çalışmalarda da gösterilmiştir. Ciddi sağlık sorunlarına neden olan obezitenin önlenmesi neden olduğu kronik hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde (% 25), kadınların ise yarıya yakınında (% 44) obezite sorunu olduğu tespit edilmiştir. Bu oran 10 yıl önce çok daha az iken, günümüzde erkeklerde iki kat artmış; hatta 50 yaş üzeri kadınlarda da % 40’tan az iken, % 50’ye yükselmiştir.

obezite hakkında gerçekler

Enerji değeri yüksek olan besinler obeziteyi tetikliyor

Sol yıllarda hayat şartlarının düzelmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, yani daha yüksek kalorili besinler ile beslenme ve alkol tüketimi gibi faktörler obezite oranında artışa neden olmuştur. Özellikle genç yaşlarda obezitenin getirdiği tıbbi ve sosyal sorunlar, hastaları diyet dışı yöntemler arayışına sokmuştur.

Morbid obez kişilerin sadece % 2-3’ü diyet ve egzersiz programıyla kilo verip, ideal kilolarında kalabilmektedir. Geri kalan kısım ise gerek kişisel sebeplerden gerekse kilo fazlalarından dolayı başarısız olmaktadır. Aynı zamanda obezite cerrahisinin özellikle son beş yılda gelişim kaydetmesi, komplikasyon oranlarının düşmesi de bu tercihlerde etkili olmuştur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Obezite cerrahisi, içinde diyetisyenin de olduğu bir ekip işidir

Obezite cerrahisinin başarı oranı deneyimli ve eğitimli ellerde çok daha yüksektir ancak hem tüp mide ameliyatları sonrası hem de bypass ameliyatları sonrası hastalarda geri kilo artışı gözlenebilmektedir. Unutulmamalıdır ki morbid obezite tedavisinde cerrahi operasyon işin sadece başlangıç aşamasıdır. Obezite cerrahisinin başarısında, hastanın yeni yaşam tarzını benimsemesi, bariatrik ve metabolik cerrahi uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı ve ekiplerinin gözetiminde kontrollerine devam edilmesi, ameliyat sonrasında sağlıklı ve dengeli beslenmesi için oluşturulan beslenme programına uyması, gerekiyorsa uzman doktorun belirlediği besin, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli olarak kullanması, spor ve egzersizi yaşam şekli haline getirmesi büyük önem taşımaktadır. Obezite cerrahisinden sonra uygulanacak olan beslenme programları bir diyet gibi görülmemeli, edinilecek bu sağlıklı beslenme alışkanlıkları bundan sonraki yeni yaşam biçimi olarak düşünülmelidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Obezite kader değil

Prof. Dr. Mihmanlı, obezitenin bir kader olmadığını, mutlaka bir hekim desteğiyle fazla kilolara uygun tedavi alınabildiğini ve bunlardan kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayarak,

Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız. Vücut Kitle indeksi 35’e kadar olanlar sağlıklı beslenme ve düzenli hayat ve spor yaparak zayıflayabilir, sağlıklı olarak yaşayabilirler, değerlendirmesinde bulundu.

Ancak vücut kitle indeksinin 35’i aştığında işlerin epey zorlaştığını, obeziteye yandaş hastalıkların eklendiğini dile getiren Mihmanlı, bu kişilerin obezite cerrahisi için aday hastalar olduğunu kaydetti.

Mihmanlı, bu anlamda birden fazla ameliyat yöntemi olduğuna işaret ederek, ameliyat seçerken, hastanın kilosu, yaşı, varsa diyabeti ve tansiyon hastalığı gibi durumların göz önünde bulundurulduğunu anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

Tüm ameliyatları laparoskopik yöntemle gerçekleştiriyoruz. Hastalar, tüm kan tetkikleri yapıldıktan sonra endokrinoloji uzmanımızın değerlendirmesinden geçiyor. Cerrahiye onay verildiği takdirde cerrahi sürecini başlatmaktayız. Ameliyatta obezite cerrahisine uygun dizayn edilmiş alet ve cihazları, obezlere göre alınmış malzemeler kullanmaktayız. Burada daha öncede belirttiğim gibi tüm obezite ameliyatlarını yapabiliriz. Ancak hastalarımız son zamanlarda tüp mide ameliyatını tercih etmektedir.

Bu ameliyat da midenin büyükçe bir bölümü çıkarılarak mide bir tüp haline getirilmektedir. Böylece hastalar çok az gıda aldıklarında doymakta ve daha güzeli açlık hissetmemektedirler. Hastalar ameliyat bittikten 6-7 saat sonra ayağa kaldırılmakta ertesi gün veya ikinci gün kalan midenin filmi çekilmekte ve üçüncü gün taburcu edilmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu hastanelerinde yapılan bu ameliyatların tüm masraflarını karşılamaktadır. Bunun için onaylanmış ameliyata gerek olduğu raporu gerekmektedir…

Bariatrik cerrahi operasyonu sonrası oruç tutulabilir mi?

Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaşandığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli…

Bariatrik cerrahisi geçirmiş kişilerin oruç tutmalarına en büyük engel; uzun süren açlık ve susuzluk. Yaz aylarında bu sürecin 17-18 saati buluyor olması, obezite cerrahisi hastalarında ciddi açlık ve susuzluk yaşamalarına buna bağlı olarak makro ve mikro besin ögelerinin alımını yeterli yapamamasına sebep olacaktır.

Bariyatrik cerrahi sonrası diyet: “Gerekli mi?”

İftar sonrasındaki sürecin belli bir kısmı uykuda geçerken geri kalan 3-4 saatlik yemek yenilebilecek zaman dilimi, obezite cerrahisi olmuş hastaların, katı-sıvı alımı yapabilmelerine için yeterli bir süre değildir. Tek seferde alabilecekleri gıdaların kısıtlı olması ve katı-sıvı gıdaları bir arada alamadıkları için gün içinde alması gereken gıdaların bir çoğu karşılanamayacak ve ciddi sıvı yetersizliği gözlenecektir.

Uzun suren açlık sonrasında artan iştah ile birlikte büyük miktarda katı ve sıvı gıdaların kısa sürede alınması hazımsızlığa ve distansiyona sebep olacaktır. Fazla gıda alımı ve katı gıdalarla beraber sıvı alımının yapılması kusmaya yol açacaktır. Kusma da dehidratasyonun artmasına ve besin ögesi alımlarında yetersizliği sebep olacaktır.

Ayrıca ramazan sofralarının bereketli oluşu, fazla yağlı yemeklerin ve şerbetli tatlıların tüketiminin artması uzun süreli açlıktan sonra dumping sendromu yaşanmasına sebep olabilmektedir. Bu sebeplerden dolayı ameliyat olduktan sonraki ilk bir yıl içinde hastanın oruç tutması, sağlık yönünden sakıncalıdır; yeterli kilo kaybının gerçekleştiği birinci yılın sonunda hastanın sürekli ilaç kullandığı bir hastalığı ve böbrek rahatsızlığı da yok ise sıvı ve gıda alımı miktar olarak yeterli ise çok dikkatli olmak kaydı ile oruç tutulabilir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Obezitede “cerrahi” tedavi

Obezitede cerrahi yaklaşım temelde ikiye ayrılır…

Bariyatrik cerrahi

Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon vb. yöntemleri kullanılır.

Rekonstrüktif cerrahi

Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır. Bu tedavi estetik ağırlıklıdır ve eğer hasta obezite tedavisinin gereklerini yerine getirmezse yağ birikimi tekrar gerçekleşmektedir.

Bariatrik cerrahi günümüzde giderek yaygınlaşan yöntemlerden birisidir

Bariatrik cerrahi, uzun vadede bariatrik ameliyatın sonuçları genelde konvansiyonel yöntemlerle alınanlardan önemli derecede daha iyidir.

Ayrıca, bariatrik ameliyatın en önemli faydaları arasında obezite ile ilişik hastalıklarda azalma ve yaşam kalitesinde algılanabilir düzeyde yükselme sayılabilir. Bu yazıda başta, ameliyat seçenekleri ve ameliyat verisi, bariatrik ameliyatın etkileri, komplikasyonlar, ameliyat kriterleri olmak üzere kontrendikasyonlar, ameliyata hazırlık, bariatrik ameliyat sonrası yönetim, ameliyattan sonra takip ve temel sağlık bakımında takip gibi konularla ilgili bir kaç kaynaktan derlediğim dosyayı dikkatinize sunmak istiyorum.

Gastrik bypass kilo kaybı için en yaygın uygulanan operasyondur. Vücut kitle endeksi (BMI) 40 kg/m2’den büyük olan hastalar ve obezite ile ilgili hastalıkları olanlar için ameliyat tedavide bir seçenek olarak düşünülebilir. Ameliyat ayrıca, obezite birden fazla ilişikli hastalık ile bağlantılı ise ya da sadece şiddetli diyabet varsa BMI 35-40 kg/m2 arasında olan hastalar için de düşünülmelidir.