probiyotik, kefir, turşu, yoğurt

Yoğurt ve lifli besinler akciğer kanseri riskini azaltabilir!

ABD’nin Tennessee eyaletinde bulunan Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezinden uzmanların yürüttüğü araştırmada, ABD, Avrupa ve Asya’dan 1,4 milyon yetişkinin sağlık verileri tarandı.

Katılımcıların yoğurt ve lifli gıda tüketimleri ile sağlık durumları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmada, her gün yoğurt ve yüksek lifli gıda tüketenlerde bu besinlerden hiç tüketmeyenlere göre akciğer kanserine yakalanma riskinin %33 daha az olduğu sonucuna varıldı. Araştırmada, günde bir kase yoğurt tüketenlerin, hiç tüketmeyenlere kıyasla akciğer kanserine yakalanma riskinin %20 azaldığı tespit edildi.

Araştırmanın yazarlarından Xiao-Ou Shu, çalışmalarının ABD 2015-2020 Beslenme Kılavuzu’nda yer alan yüksek lifli ve yoğurttan zengin beslenme tavsiyesini desteklediğini belirtti.

Lif oranı yüksek besinler ve yoğurdun, kalp-damar hastalıkları ve sindirim sistemi kanserlerine karşı koruyucu özelliği olduğu daha önceki çalışmalarda tespit edilmişti. Araştırmanın sonuçları “JAMA Oncology” dergisinde yayımlandı.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/yogurt-ve-lifli-gidalar-akciger-kanseri-riskini-azaltabilir/1627349
Mg, magnezyum

Magnezyum hangi besinlerde bulunur?

Ispanak ve karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler en zengin magnezyum kaynağı olan besinlerdir.

Bir avuç kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacınızın tamamını karşılayabilir. Badem, ay çekirdeği, çam fıstığı, kaju, ceviz, yer fıstığı gibi kuru yemişler de iyi birer magnezyum kaynağıdırlar. Balık çok iyi bir D vitamini ve omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında iyi de bir magnezyum kaynağıdır.

Muz daha çok potasyum kaynağı olarak bilinse de aynı zamanda orta büyüklükte muz 32 mg magnezyum içermektedir. Potasyum ve magnezyumun yanı sıra C vitamini ve diyet posası kaynağı… Çilek, greyfurt ve incir gibi meyvelerde magnezyum içerirler. Bir parça bitter çikolata günlük magnezyum gereksiniminizin çeyreğini karşılar.

Yoğurt hem kalsiyum hem de magnezyum içerir. Yeterli magnezyumu almanız, vücudunuzun kalsiyum emilimini de artırdığından yoğurt da önemli bir magnezyum kaynağıdır.

kalsiyum

Kalsiyum içeren besinler nelerdir?

Kalsiyum en çok koyu yeşil yapraklı bitkilerde ve süt ürünlerinde bulunur.

Yeşil yapraklı bitkilerde bulunan ogzalatın kalsiyum emilimini engellediği yönünde bulgular da mevcuttur, yine de bu besinler iyi birer kalsiyum kaynağıdır ve günlük ihtiyaçlar belirlenirken emilim verimini düşüren faktörler de hesaba katılır. Kalsiyumun sadece süt ve süt ürünlerinden alınabileceğine dair bir inanç olsa da aşağıdaki listede süt ve süt ürünlerini tüketmekten hoşlanmayan veya laktoz intoleransı yaşayanlar için diğer kalsiyum kaynaklarını da bulabilirsiniz.

  • tüm peynir çeşitleri,
  • yoğurt,
  • süt,
  • süt ürünleri,
  • sardalye,
  • tere,
  • karalahana,
  • brokoli,
  • roka,
  • pekmez,
  • tofu,
  • soya sütü,
  • kahvaltılık gevrekler,
  • bamya,
  • badem,
  • incir,
  • portakal,
  • balık,
  • kuru fasulye,
  • soya fasulyesi,
  • susam,
  • ıspanak,
  • yer fıstığı,
  • barbunya,
  • karides,
  • lahana,
  • Brüksel lahanası,
  • kuş konmaz,
  • sarımsak
diyetisyen gözde bulat kurum diyetisyenliği

5 maddede: “Kurum diyetisyenliği”

Diyetisyenlerin birçok çalışma alanı vardır. Bunlardan biri de kurum diyetisyenliğidir.

1⃣Kurum diyetisyenliği nedir?

Önce Kurum Diyetisyenliği kavramını açıklayalım. Toplu beslenme hizmetleri veren kurumlarda görev yapan diyetisyenlerdir. Genelde çok bilenen ve tercih edilen bir alan değildir. Bu yüzden başka meslek dallarından insanların sık sık bu alanda çalıştığı görülmektedir. Bu çalışma alanı da diğer alanlar kadar önemlidir. Çünkü mutfaklar hazırlanan yemeklerin hazırlanma esnasında yapılacak en küçük hata kitleleri önemli ölçüde etkilemektedir.

2⃣Neler gerekli?

Öncelikte çalıştığımız yer yani mutfak uygun koşullara sahip olmalıdır. Buharlı kazanlar, yer ocakları, islim tavalar, kazanlar ve daha nice malzemeler istenilen kalite de olmalıdır. Mutfağın dışarıya açılan kapıları hijyene uygun olmalıdır.

3⃣ Personel

Sonrasında kalifiye personel çok önemlidir. Çünkü personel ne kadar tecrübeli ise ortaya çıkan iş o derece iyi olur. Personelin verilen eğitime açık olması da diğer önemli bir konudur. Çünkü belli bir kitleye yemek hizmeti yapıldığı için en önemli konu hijyendir ve personele sık sık hijyen eğitimi verilmelidir. Verilen bu eğitim personele olumlu bir şekilde yansıyor ise bu başarıya ulaşıldığının bir göstergesidir. Mesala personel çalışırken bone, kolluk, maske, eldiven kullanıyor ise bu eğitimin ilk adımın başarısıdır.

Personel yeşil saplı bıçakları sebze doğramada, sarı saplı bıçakları tavuk doğramada, kırmızı saplı bıçakları et doğramada kullanıyor ise bu da eğitimin diğer başarılarıdır.

Diğer bir yandan ise temizlik görevlileri zeminin kuru kalmasını sağlıyor ise bunlar önemli başarılardır. Sonraki aşama da ise hizmet verilen grubun özelliğine göre bir menü yazmak gelir.

4⃣Menü planı

Menü yazmak diyetisyen ile şef aşçının koordine çalışması ile ortaya çıkar. Menü de dikkat edilecek ile konu bira önce de belirttiğim gibi hizmet verilen grubun özelliğidir. Demek istediği yaşlıya, işçiye, çocuğa farklı özellikte menü hazırlanır. Hazırlanan menü de 1., 2., 3. kap yemekler birbirine uygun bir şekilde belirlenmelidir.

  • 1. kap dediğimiz grubu et, balık, tavuk, yumurta gurubunu oluşturur.
  • 2. kap dediğimiz grubu çorbalar, pilavlar, makarnalar, zeytinyağlı yemekler oluşturur.
  • 3. kap ise meyveler, salatalar, yoğurt, ayran, cacık türü yiyecekler oluşturur.

5⃣Şartnameler

Hazırlanan menünün kalitesini hizmet verilen grubun olumlu sonuçları gösterir. Yemeklerin dökülmemesi en önemli göstergedir. Bu çalışma alanının diğer bir işi de uygun kalite de malzemenin depoya girmesini sağlamaktır. Bunun için uygun teknik şartnameler hazırlanır. Sonrasında buna uygun et, tavuk, balık, sebze, meyve alınmalıdır. Eğer uygun kalite de değil ise ürünlerin depoya girmesine kesinlikle müdahale edilmemelidir. Depodan giren-çıkan ürünler için depo sorumlusu ile uyumlu bir çalışma içinde olunmalıdır.

Sağlıklı bir menü ve sağlıklı bir hizmet için bu alana çok fazla diyetisyen ihtiyacı vardır.

yoğurt dondurması (pelin güloğlu)

Yoğurt dondurması

Yoğurt dondurması, genel olarak sütün, aroma maddeleri , stabilizötörler, emülgatörler ve yoğurt kültürünün karıştırılması ve günümüz teknolojisine göre üretilmesi ile elde edilir. Yoğurt dondurması genel olarak normal dondurmaya göre daha az yağlı ve bu nedenden dolayı daha az kalorili olduğu için diyet yapanlar, yoğurda göre daha fazla şeker içerdiğinden dolayı yoğurt tüketme alışkanlığı olmayanlar için iyi bir besin kaynağıdır.

yoğurt dondurması

Yoğurt dondurmasının sağlık değerlendirmesi

Sağlık açısından incelendiğinde yoğurt dondurmasının birçok yararı bulunmaktadır. Bunlardan bahsedilecek olursa başta içerisinde bulunan bakterilerdir. Laktik asit içeren bakteriler sindirim sistemi için yararlı etkilere sahiptir. Bu bakteriler sayesinde barsaktaki laktoz metabolizması düzene girmektedir. Yoğurtta bulunan B-galaktosidaz enzimi midede sindirime uğramadan duedenuma geçmektedir. Bu enzimin varlığı laktozun sindirilmesinde yardımcı olmaktadır. Laktoz intoleransı olan bireyler yoğurt dondurmasının bu özelliğinden dolayı bu ürünü rahatlıkla tüketebilmektedirler.

Yine yoğurt dondurması patojen mikroorganizmaların gelişmesinde oldukça etkilidir. Bunun yanı sıra diyare, kabızlık gibi sindirim sistemi problemlerinde de alternatif bir yol olarak kullanılabilmektedir.

yoğurt dondurması

Hepsinin yanında yoğurdun antikarsenojik, antimutajenik ve kolesterol düşücü etkileri de bilinmektedir. Fakat tüketicilerin tercih etme nedeni tadının güzel olması ve hafif olması olarak söylenebilir.

Yoğurt dondurmasında protein miktarını arttırılması için peynir altı suyunun kullanılması da bir başka besin zenginleştirme durumudur. Peynir altı suları böylece boşa gitmemiş olur.

Bunların hepsinin ışığında yoğurt dondurması; normal dondurmaya oranla daha az kalorili ve lezzetli olmasından ötürü dondurma yerine tavsiye edilebilecek bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır.

Beslenme ve uyku

Kaliteli ve düzenli uyku kişilerin metabolizması üzerinde olumlu etkiler sağlar. Kilo verme sürecinde yetersiz, kalitesiz ve düzensiz uyku istenilen sonuca ulaşmayı zorlaştırmaktadır.

Uyku kalitesini düşüren sebeplerden biri solunum problemleridir. Solunum problemleri uykuda nefes alamama, obstrüktif uyku apnesi, aşırı horlama gibi sorunlar doğurur ve kişinin uyku kalitesini bozar. Bunu önlemek için sağlıklı ve dengeli beslenilmeli, akşam yemeği ve son ara öğünde hafif besinler tercih edilmeli, aşırı yağlı, tuzlu, baharatlı ve glisemik indeksi yüksek besinlerden uzak durulmalıdır. Ayrıca akşam yemeği ve son ara öğünün geç saatlere sarkmaması ve bu öğünden sonra tekrar besin tüketimi olmaması önemli bir noktadır. Solunum problemleri ve oluşturabileceği olumsuzluklarda tabibe başvurulmalıdır.

uyku beslenme diyet

Uykusuzluk

Diğer bir sorun ise uykusuzluk problemidir. Tam olarak uykuya dalamamak, geç saatlere kadar uykusuzluk problemi çekmek yeteri kadar dinlenememeye ve diğer gün daha yorgun, stresli bir gün geçirerek daha yüksek kalorili besinlere yönelmeye sebep olur. Bu sebeple uykusuzluk problemi çekenler kilo kontrolünde daha fazla zorlanırlar. Uykusuzluk problemiyle başa çıkmak için,

uyku beslenme diyet

  • Gün içerisinde yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmelisiniz,
  • Uyuyacağınız ortamda ses, ışık, sıcaklık değerlerine dikkat etmeli, bedeniniz için rahat yüzeyler tercih etmelisiniz,
  • Uyku saatlerinizi çok sık değiştirmekten kaçınmalı ve gündüz saatlerinde uyumamalısınız,
  • Uyku öncesi alkol, sigara ve kafein tüketimini sınırlandırmalısınız.

uyku ve kilo, kaç saat uyumalı, diyette uyku

Düzenli ve kaliteli bir uyku için bazı besinler vardır

  1. Süt: Süt tüketimi uykuya geçiş süresini hızlandırmada yardımcı olur.
  2. Yoğurt: Düzenli yoğurt tüketimi hem kilo vermeye hem de konforlu uykuya sahip olmaya yardımcıdır.
  3. Yeşil Çay: Bir diğer seçenek yeşil çay içerdiği L- teanin sayesinde vücutta rahatlama sağlayarak uykusuzluk probleminizi azaltmaya yardımcıdır.
  4. Melisa Çayı: Özellikle mevsimsel uyku problemlerine yardımcı olur, yatıştırıcı, sakinleştirici etkisi vardır.
  5. Ceviz: Melatonin kaynağı bir besindir. Uyku halinde yeterli düzeyde melatonin salgılanması metabolizma için önemlidir.
  6. Badem: Magnezyum içeren badem rahatlamaya, kolesterol ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.
  7. Yulaf: Melatonin, lif ve mineraller içeren yulaf hem kilo kontrolüne hem de rahat uyku uyuyabilmeye yardımcıdır.
  8. Muz: Potasyum ve magnezyum içeriği ile vücut kaslarını rahatlatır. Özellikle yorgunluk sebebiyle oluşan uykusuzluk probleminin azaltılmasında yardımcıdır.

Gerçek diyetisyenler sitesi yazarı diyetisyen nida çelebioğlu kimdir

Ek besinlere geçiş

Bebeklerin beslenmesinde ilk altı ay anne sütü bebeğin bütün gereksinimlerini karşılamaktadır.

bebek, pediatri

Bebeğin 0 – 6. aylarda beslenmesi

İlk altı aydan sonra anne sütü yetersiz kalmakta ve bebeğin ek besinlere başlatılması gerekmektedir. Anne sütü 6 – 12 ay arası bebeğin ihtiyacının yarısını karşılar, 12 aydan itibaren ise ihtiyacın sadece %30’unu karşılamaktadır.

Tamamlayıcı beslenmeye yoğurt, tarhana çorbası veya meyve ve sebze suları ile başlanabilir. 6 ile 8. Ay arasında kıvamı püre yapılmış veya iyice ezilmiş besinler verilmelidir. 9 ile 11. Ay arasında bebeğe doğranmış veya ezilmiş besinler verilebilir 12. Aydan itibaren kolay yenebilir besinleri bebeğimize verebiliriz. Bebeğimize 6. Ayda yoğurt, tarhana çorbası, meyve ve sebze suyu, pekmez ve yumurta sarısının 1/4’ü verilebilir.

bebek çocuk beslenemsi

Bebeğin 7. ayda beslenmesi

7. Aydan itibaren pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi (şekersiz ve inek sütü olmadan), tavuk veya balık eti, sebze püre veya sebze çorbaları ve yumurta sarısının ½’si de verilmeye başlanabilir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bebeğin 8 – 12. aylarda beslenmesi

8. Aydan itibaren ise iyi ezilmiş ev yemekleri, tahıl ve kurubaklagil ezmeleri ,tam yumurta sarısı da bebeğin beslenmesine eklenir ve bebek 1 yaşına geldiğinde aile sofrasındaki yemekleri küçük parçalar halinde yiyebilir durumdadır.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bebeğin 12 – 24. aylarda beslenmesi

Bebeğe 1 yaşından daha sonra inek sütü verilebilir. Bebeğimize 1 yaşına kadar bal da vermememiz gerekir. Bebeğimize hazırladığımız ek gıdalara tuz ilavesi yapmamalıyız ve hazır gıdalardan kaçınmamız gerekir.

Bebeğin 2 yaşına kadar bütün besinler ile tanıştırılması gerekir. Tamamlayıcı beslenmeye ilk çay kaşığı ölçüsü ile başlanması gerekir daha sonra miktarı ve çeşitliliği artırılmalıdır.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

yoğurt süt tehlike

Sütümüz süt, yoğurdumuz da yoğurt değil mi artık?

Hazır yoğurda yönelik tartışmaları değerlendiren İstanbul Üniversitesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özer Ergün, bozulmayan süt ve ekşimeyen yoğurt olmadığını belirterek, bir süt açıldığında, bu sütün bir ay bozulmadan kalması mümkün değil, dedi.

İstanbul Üniversitesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özer Ergün, hazır yoğurtların kanser yaptığı yönündeki tartışmalara tepki gösterdi. Ergün, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Sütün süt, yoğurtun da artık yoğurt olmadığı yanlış ve yanıltıcı bir bilgidir. Bugün piyasada çok çeşitli markalarda sağlıklı süt ve yoğurt satılmaktadır.

Dayanma süresi artırıldı

Zaten ‘Bozulmayan süt, ekşimeyen yoğurt yoktur’ Olamaz da. Sadece dayanma süreleri uzatılmış süt ve yoğurt söz konusudur. Bir sütün açıldığında bir ay bozulmadan kalması da mümkün değildir. Bu süre +4°C’de pastörize sütlerde 3 – 7 gündür. Mikroorganizmalar çeşitlerine göre sütün yağ, laktoz(süt şekeri) ve proteinini kullanarak ürerler. Sütün bozulmaması için yağ, laktoz ve proteinin hiç olmaması, aynı zamanda her türlü bakteriden sürekli uzak ve steril kalması gerekir ki, bu hem sütün doğasına aykırı ve hem de bilinen muhafaza teknikleriyle sağlanabilmesi imkansız bir durumdur.

Yoğurt hakkında doğrular

● Sütten yoğurt yapabilmek için pastörizasyon ve UHT işlemlerinde uygulanan işlemden daha uzun süreli farklı bir ısı işlemi uygulanır (85°C’de 20 dk. veya 90°C’de 5 dk gibi). Ancak bu sayede sütün enzimleri etkisiz hale getirilerek yoğurt yapan bakteriler için üreme ortamı hazırlanır. O nedenle pastörizasyon ve UHT sütlerden arzu edilen kıvam ve lezzette doğrudan yoğurt yapmak zordur veya mümkün değildir.

● Yoğurt eğer ısı işlem görmemişse er veya geç ekşir. Bu ekşimeye de içinde faaliyet gösteren laktik asit bakterileri neden olur . Sadece soğukta muhafazada ekşime süresi uzar. Su koyuvermesi, yoğurdun kuru madde oranına göre değişen bir yoğurt hatasıdır. Kaliteli yoğurtlar yavaş ve geç su salarlar. Su salmayan yoğurtlarda su tutan katkı maddelerinin kullanıldığı akla gelir. Ancak piyasada satılan yoğurtlarının hepsinin böyle olmasının imkân ve ihtimali söz konusu değildir.

● Yoğurt mayalandığında içine onun ekşimesini sağlayan laktik asit bakteriler katılmış olunur. Bu işlem, sütün tekrar canlanması değildir. Çünkü süt zaten ölü bir gıda maddesi değildir. Her ülkenin kendi tüketici kitlesine göre geliştirdiği ve kullandığı yoğurt kültürleri vardır. Ancak bilenen yoğurdu oluşturan kültür bakterileri iki tane olup (S. thermophylus ve L. bulgaricus) dünyanın her yerinde aynıdır. Bu kültürlerin çeşitli karışımları ile farklı tat ve lezzette yoğurtlar üretilir.

Asidik özelliği nedeniyle yoğurtta küf ve mayalardan başka mikroorganizmalar üreyemezler. Küflenmiş olan yoğurdu da herkes fark eder ve tüketmez. Bu nedenle yoğurt zararlı mikrobiyolojik etkenler ve kimyasal kalıntılar yönünden riski en düşük bir besindir.

TDD, Diyetisyenler derneği, türkiye diyetisyenler derneği

Geleneksel Türk Mutfağında Fermente Besinler Sempozyumu

 

Sayın meslektaşlarımız ve değerli öğrencilerimiz, Türkiye Diyetisyenler Derneğimizin desteği ve Marmara Üniversitesi ve Bezmialem Vakıf Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Kulüpleri işbirliği ile düzenlenen 21 Nisan 2017 tarihinde Marmara Üniversitesi Başıbüyük Sağlık Kampüsü Tıp Fakültesi Konferans salonunda gerçekleştirilecek olan “Geleneksel Türk Mutfağında Fermente Besinler” sempozyumuna sizleri davet etmekten onur duyarız.

Sempozyum Başkanları, Doç.Dr. F. Esra GÜNEŞ, Prof.Dr. Ahmet BELCE

ishal

İshalin en hızlı tedavisi: “Beslenme”

Yüksek miktarda C vitamini ya da magnezyum içerikli besin tüketmek, içme suyunun kirli olması gibi birçok neden ishale neden olabiliyor.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Normal şartlarda hem gıda hem de sıvı tüketimi yapılmasından dolayı insan vücudunda yemek bol miktarda suyla karışır. Bu besinler kalın bağırsağa gitmeden önce çoğunlukla sıvı durumdadır. Kalın bağırsak normalde bu içeriğin suyunu emer ve katı hale getirir ancak ishal durumunda bu işlevini yerine getiremez. Bunun sonucunda da dışkı aşırı derecede sulu olur ve vücut su kaybetmeye başlar.

Alkol tüketiminin ardından ishal görülebilmektedir. Daha önce bahsettiğimiz gibi vücut dışkılanacak içeriğin katılaşması için suyunu emer. Ancak alkol su emme yeteneğini azaltır, hatta su salmalarına neden olabilir. Alkol kaynaklı ishalde alınan alkolün miktarı etkilidir. Aynı zamanda akşamdan kalma durumunun belirtilerinden biri de ishaldir.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

İshal nasıl tedavi edilir?

İshale yakalananlar, ishal nasıl geçer, sorusuna yanıt ararlar. İshal tedavisi sırasında vücudun kaybettiği suyu yeniden kazanmak önemlidir. İshalin her türlüsünde (dizanteri de dahil) en önemli unsur vücuttaki su oranının korunmasıdır. Ancak elektrolitle dengelenmeden bol su tüketilmesi elektrolit dengesizliğe neden olabilir. Bu su zehirlenmesi gibi ölümcül bir duruma yol açabilir.

Yine düzenli olarak sık ve küçük öğünlerle yemek yenmeli, vücuda besin takviye edilmelidir. Burada öğünleri yavaş tüketmek önemlidir.

iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

Havuç, pirinç lapası, elma, pirinç suyu, yoğurt, ayran, kahve, muz, zencefil çayı, patates çorbası, bal, elma sirkesi, böğürtlen, keçiboynuzu ve sade maden suyu gibi besinler tüketilmeli, yiyeceklerde yağ oranının düşük olmasına dikkat edilmelidir. İshal durumunda peynir, yağlı yiyecekler, lahana, diyet bisküviler, kepekli ekmek, çiğ sebzeler, çikolata ve kızartma tüketmemeniz gerekir. Dahası için beslenme ve diyet uzmanınıza danışınız.

GÜÇLÜ İMMÜN SİSTEM YAĞMUR GÖKKAYA DİYETİSYEN

Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural!

Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

Bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, hastalıklara karşı direnç kazanmak ve soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığını azaltmak için en önemli noktadır.

Yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak bağışıklık sistemimiz zayıflar ve hastalıklara yakalanma olasılığında artış görülür. En ufak soğuk havalarda bile anında hasta oluyorsanız bağışıklık sisteminiz zayıf demektir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ilacınız besinler olmalıdır.

tavuk şiş, tavuk eti, sağlıklı yemek

1. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Aminoasitler ve proteinler”

Proteinlerin, bağışıklık sisteminin aktif oyuncularından olan antikorların yapımında önemli görevleri vardır. Arginin, glutamin, histidin, metionin bu yapılarda rol alan önemli aminoasitlerdir.

Hayvansal besinler genel olarak protein açısından zengindir. Günlük beslenme programınızda süt ve süt ürünleri,et,tavuk,balık ve yumurta mutlaka bulunmalıdır.Kuru baklagiller ve yağlı kuru yemişler de protein açısından zengin besinlerdendir.

 vitamin d, d vitamini, d vitamini kilo, d vitamini diyet, d vitamini beslenme

2. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “A vitamini”

A vitamininin bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri vardır. DNA sentezine yardım eder ve doku mekanizmasında etkilidir. Bağışıklığı düzenleyici bir vitamin olmasının yanı sıra, immün sistemin önemli bir oyuncusu olan lenfosit ve kan hücrelerinin normal büyümesi için gereklidir. A vitamini yetersizliğinde (doğumda ve sonradan kazanılmış) bağışıklıkta baskılanma görülür. A vitamini kaynakları süt yağı ve yumurta sarısıdır.
A vitamininin öncüsü olan ß-karoten de iyi bir bağışıklık sistemi koruyucusudur. Havuç, pazı, ıspanak, kayısı gibi besinlerde bulunur.

 b grubu vitaminler

3. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “C vitamini”

Bağ doku, elastik doku, kemik dokusunun sentezinde rol alır, yara ve yanıkların iyileşmesini kolaylaştırır, pek çok vitamin ve mineralin vücut tarafından rahatça kullanılmasını sağlar. C vitamini eksikliğinde bağışıklık sisteminin hücrelerinin fonksiyonlarında azalma ve hücresel bağışıklık yanıtlarında bozulmalar belirlenmiştir. C vitamini bir antioksidan olmasının yanı sıra, diğer immün sistem üzerinde rol oynayan vitamin ve minerallerin kullanılmasına da yardımcı olur. Bu yüzden beslenmemizde mutlaka taze sebze ve meyveler yer almalıdır. Turunçgiller (greyfurt, portakal, mandalina), kivi, nar, elma C vitamininden zengin meyvelerdir. Ayrıca limon da C vitamininden zengindir. Salatalara limon sıkarak,suyun içine limon dilimi ekleyerek veya limonata halinde tüketerek C vitamini alabilirsiniz.

 iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

4. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “B6 vitamini”

Vitamin B6 bağışıklık sistemi hücrelerinin yapısında rol alır ve antikor üretimine yardımcıdır. Eksikliğinde hücresel bağışıklık yanıtının düştüğü, antikor sayısında azalma olduğu tespit edilmiştir. B6 vitamini et, tavuk, balık, kuruyemişler, sütte bulunur.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

5. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Selenyum”

Selenyum çok güçlü bir antioksidandır, glutatyon peroksidaz enziminin yapısında bulunur ve vücudu hasarlara karşı korur. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi metal zehirlenmelerine karşı da vücudumuzu korur. Selenyum; tam tahıllı ekmeklerde, yağlı kuruyemişlerde, balık ve deniz ürünlerinde, yumurtada, süt ve süt ürünlerinde bulunur. Ceviz ve fındık selenyum açısından zengindir.

 diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

6. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Çinko”

Çinko yetersizliğinde vücuda enfeksiyon girişi kolaylaşır ve hücresel bağışıklık sistemi yavaş cevap vermeye başlar. Çinko serbest radikallere karşı da vücudumuzu korur. Kabuklu deniz ürünleri, et, tavuk, balık ve tam tahıllı ekmekler ve kuru baklagiller çinko açısından zengindirler.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

7. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Folik asit”

Folik asit yetersizliğinde, hücresel boyutta bağışıklık sistemi yanıtının düştüğü ve antikor üretiminin azaldığı ispatlanmıştır. Folik asit tahıllarda, yeşil yapraklı sebzelerde, portakal suyunda ve kuru baklagillerde bulunur.

 et, keçi eti, keçi eti ucuz mu

8. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Demir”

Demir yetersizliği büyüme ve gelişmeyi etkilediği gibi, bağışıklık sisteminin çalışması ve devamlılığını da etkiler. Demir, bitkisel ve hayvansal kaynaklarda bulunur. Her iki grubun kombinasyonu ile vücuda yeterli demir alımı sağlanır. Et,yumurta,ıspanak,semizotu,pekmez ve kuru üzüm demir kaynaklarıdır. Demir içeren besinlerin yanında C vitamininin tüketilmesi hem demirin emilimini arttırır hem de bağışıklık sisteminin güçlenmesine yarar sağlar. Et yemeklerinizin yanında bol yeşillikli ve limonlu salata tüketerek demir ve C vitamini kaynaklarını bir arada almış olursunuz.

 probiyotikler, prebiyotikler, diyet

9. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Prebiyotik ve probiyotikler”

Prebiyotik ve probiyotikler, bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaları artırarak bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Evde mayalanan yoğurtlarda, maya olarak prebiyotik maya kullanılarak, yoğurdun prebiyotik yapısı artırılabilir. Benzer şekilde kefir, içerdiği prebiyotikler açısından zengin bir besindir. Yoğurt, ayran ve peynirin yapısında doğal olarak prebiyotik bulunmaktadır.

 Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

Geleceğin diyetisyeninden öneriler…

* Günlük beslenmenizde yumurta,et-tavuk-balık,süt ve süt ürünleri gibi protein kaynakları eksik olmamalıdır.
* Mevsimine uygun taze sebze ve meyveler sofranızdan eksik olmamalıdır.
* E vitamini kaynağı olan kuru yemişler(ceviz,badem,fındık vs.) ölçülü bir şekilde beslenmenizde yer almalıdır.
* Kış aylarında portakal,mandalina ve elmadan oluşan meyve salataları yapabilirsiniz.
* Güçlü bir antioksidan olan narı salatalarınızın üzerine ekleyebilir ya da ara öğünlerde tüketebilirsiniz.
* Salatalarınıza mutlaka limon ekleyin. Gün içerisinde içtiğiniz suyun içerisine limon dilimi katarak hem C vitamini alıp hem de suya aroma sağlayabilirsiniz.
* Domates yaz aylarında her gün mutlaka tüketilmelidir. Hatta yaz domatesleri konserve yapılarak kış aylarında da yemeklerde ve sos şeklinde tüketilebilir.
* Yemeklerin içerisinde mutlaka sarımsak ve soğan kullanılmalıdır.
* Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut ,mercimek vb.) haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Özellikle kış aylarında çorba olarak tüketilebilir. Salatalarda kullanılmasıyla farklı lezzetler elde edilebilir ve böylece tüketimleri arttırılabilir.
* Günlük veya uzun ömürlü sütlerin probiyotikli yoğurtlarla mayalanmasıyla ev ortamında sağlıklı yoğurtlar elde edilebilir. Beslenmenize kefir,turşu gibi mayalandırmış ürünleri ekleyebilirsiniz.
* Haftada 2 kez balık tüketilmelidir.
* Günde en az 5-6 porsiyon tam taneli tahıllar (tam buğday , esmer pirinç vb.) tüketilmelidir. Bu nedenle beyaz ekmekten ziyade tahıllı ekmekler tüketilmelidir.
* Vücutta gerçekleşen çoğu reaksiyon için su gereklidir. Bu nedenle günlük 2-2.5 lt su tüketilmelidir.
* Detaylı bilgi ve kişisel beslenme tedavisi için diyetisyeninize başvurmalısınız.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Yağmur Gökkaya

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

probiyotik nedir diyeti esra ince, diyetisyen esra ince yazıları

Probiyotikler hakkında merak edilen 10 soru ve yanıtları

 Bağırsaklar vücudumuzun ikinci beynidir. Bu yüzden bağırsaklarımızın ve sindirim sistemimizin düzenli ve sağlıklı bir şekilde çalışması çok önemlidir.

Uzun vadede iyi çalışmayan sindirim sistemi ileride hemoroid, reflü gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bağırsakların en iyi şekilde çalışmasını sağlayan temel faktörleri uygulayarak daha düzenli bir sindirim sistemine kavuşmak mümkün. Bunun yanında bağırsak dostu probiyotik bakterileri de beslenme düzenimize katmamızda fayda sağlayabilir. Peki nedir bu probiyotikler ?

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 1: “Probiyotik Nedir ?”

Probiyotikler barsak florasında dengeyi geliştirerek, kişinin sağlığı ve fizyolojisi üzerine olumlu etki yapan, yararlı ve canlı mikroorganizmalardır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 2: “Probiyotiklerin görevleri nelerdir?”

  • Probiyotikler immun sistemi güçlendirerek enfeksiyonlarla mücadele sağlar.
  • Yiyeceklerin hazmını kolaylaştırarak bağırsakların hareketlerine yardımcı olur.
  • Zararlı maddelerin bağırsak duvarına tutunmasını engeller ve bağırsak geçirgenliğini azaltır.
  • Kronik iltihabı hastalıkların oluşumunu engeller. İltihabı barsak hastalıklarının tedavisinde doktor kontrolünde kullanılabilinir.
  • Kabızlığı ve ishali tedavi eder.
  • Florayı değiştirerek bağırsak kanseri riskini düşürür.
  • Ağız yoluyla alınır ve bağırsakta doğal olarak yaşayabilir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 3: “Probiyotik gıda nedir ve hangi gıdalar probiyotik içerebilir?”

Yeterli miktarda probiyotik bakteri içeren gıdalara probiyotik gıda denir. Genelde Lactic Bacteria ailesinden gelen Lactobacillus, Bifidobacterium, Streptokokkus cinsi bakterileri içerir. Ürünün raf ömrü boyunca içerisindeki probiyotik bakteriler canlılığını devam ettirebilmelidir. Ayrıca probiyotik bakteriler immun sistemi uyarabilmeli, kısa süreli de olsa barsakta kolonize olabilmeli, doğal mikrofloraya adapte olabilmeli ve gastrointestinal kanalda canlı kalabilmelidir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 4: “Probiyotik ürünler hangi şekillerde satılır?”

  • Yoğurt,
  • Kefir,
  • Dondurma,
  • Fermente süt,
  • Peynir,
  • Ayran,
  • Bebek mamaları ve sütleri,
  • Kapsül şeklinde ilaçlar

Spor sonrası bu kadar süt içilmeli

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 5: “Normal yoğurt probiyotik bir besin midir?”

Normal yoğurt yapımında Lactobacillus ve Streptokokkus kültürü kullanılır. Böylece vücudumuza milyarlarca bakteri alırız. Fakat bu bakteriler safraya, mide asidine, pankreas hücrelerine ve ince bağırsaktaki panet hücrelerinden salınan lizozime dayanıksız olduklarından canlı kalamazlar, dolayısıyla kolonize de olamazlar. Bu yüzden probiyotik bakteri değilerdir.

Probiyotik özelliğe sahip Lactic asit bakterileriyle yapılan yoğurtlar probiyotik ürünlerdir. Yalnız son zamanlarda normal yoğurdun içine de, probiyotik özelliklerinin daha güçlü olması için ek olarak probiyotik bakteriler de konmaktadır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 6: “Kefir probiyotik besin midir?”

Kefir inek, keçi ve koyun sütünden, süt asidi ve alkol fermentasyonuyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı ve hafif ekşimsi fermente bir süt ürünüdür. Kefir üretiminde Lactobacillus bulgaricus, Candida kefir, Lctobacillus acidhopilus gibi mikroorganizmaların bulunması sonucu süt asidi, etil alkol ve karbondioksit meydana gelir yani süt fermente olur. Kefir taneleri içerisinde laktozu fermete eden laktik asit bakterileri ve laktozu fermente edemeyen mayalar bulunur. Bu özelliğiyle probiyotik ürün olarak anılır ve kefirin insan sağlığına olan yararı yüzyıllardır bilinmektedir.

süt içmeyen çocuk sunum

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 7: “Çocuklarda kullanımı nasıl olmalıdır?”

Çocuklarda probiyotik kullanımı oldukça faydalı olmakla birlikte, karın ağrısı şikayetleri daha az görülmekte ve antikbiyotik kullanımına daha az ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca erken doğan bebekleri hastane enfeksiyonlarına karşı korur ve erken doğanlar ile sezeryan doğanlarda geç oluşan barsak florasının mukozal savunma sistemi için de yararlıdır.

yaşlılarda beslenme

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 8: “Yaşlılarda Kullanımı nasıl olmalıdır?”

Yaşlılarda probyotik kullanımından bahsetmek gerekirse; yaşlılarda immun sistemde yetersizlik, gastrointestinal sistemde yavaşlama, vücut direncinde ve bedensel fonksiyonlarda zayıflama görülür. Bakteriyel florada mikrop sayısı artarak, yararlı bakteri sayısında azalma gerçekleşir. Bu nedenle yaşlıların probiyotik ürünlerle beslenmeleri sonucu barsak florasının bozulan dengesi düzelir, immun sistemleri güçlenir. Bu bağlamda yaşlılara probiyotik içeren fermente süt ürünlerinin tüketimi önerilmelidir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 9: “Düzenli kullanmak önemli midir?”

Probiyotikler geçici kolonizasyona neden olduklarından her gün alınmaları tavsiye edilir. Düzenli kullanım ile barsaktaki zararlı bakterileri kontrol altına almak mümkündür. Hamilelikte ve emzirme döneminde kullanımı çocuğun alerjik ve enfeksiyöz hastalıklardan korunmasını sağlar.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler hakkında merak edilen soru 10: “Prebiyotiğin farkı nedir?”

Prebiyotikler üst gastrointestinal sistemde sindirime uğramadan kalın bağırsağa geçen ve orada bazı bakterilerin sayısını, hareketlerini düzene sokan besin maddeleridir. Prebiyotikler kompleks karbonhidrat yapısındadır ve suda çözünebilir. Lactobacilli, Bifidobacteria gibi bazı bakterilerin çoğalmasını uyarırlar.

probiyotik, kefir, turşu, yoğurt

Prebiyotikler de bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önler. Bağırsak bakteriyel dengesini yeniler ve bağırsak kanseri riskini düşürür.

  • Frukto-oligosakkaritler,
  • inülin,
  • laktilol,
  • laktuloz,
  • galakto-sakkaritler hidrolize olmadan ve absorbsiyona uğramadan yani ince bağırsağa gelmeden direkt olarak kalın bağırsağa geçerler.

Bağırsak aktivitelerinizi düzene sokmak için probiyotik ve prebiyotik ürünleri gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

diyetisyen esra ince zayıflama listesi, diyetisyen esra ince yazıları, diyetisyen esra ince makaleleri, diyetisyen esra ince haşimoto, diyetisyen esra ince hashimoto, diyetisyen esra ince diyet listesi

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: