Vegan, vejeteryan, vejetaryen, et yemeyen, veganizm, vejataryen

Türkiye, vejetaryenliğin en fazla arttığı ülkelerden!

2018 yılında küresel et endüstrisinin pazar büyüklüğü 1 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Et tüketimi refahın bir işareti olarak görülse de buna rağmen özellikle gelişmekte olan ülkelerde vejetaryen ve vegan akımı günden güne artış gösteriyor.

Özellikle genç, kentsel, orta ve yüksek gelirli nüfus arasında giderek daha popüler hale gelen vejetaryenlik, bu anlamda küresel bir tüketici eğilimine dönüşmüş durumda. Euromonitor tarafından en son yayınlanan Küresel Tüketici Trendleri raporuna göre 2016 ve 2017 yılları arasında vejetaryen nüfusun en fazla arttığı ülkeler belirlendi. Listede:

  1. Nijerya,
  2. Pakistan,
  3. Filipinler,
  4. Almanya,
  5. Türkiye,
  6. Kenya,
  7. Tayland,
  8. İtalya

Hekim ve Diyetisyen kontrolü şart

Vejetaryen beslenmenin doğru yönetilmesi gereken bir beslenme programı olduğunu söyleyen Diyetisyen Aslıhan Altuntaş,

Özellikle protein örüntülerine dikkat edilmesi gereken beslenmelerden bir tanesidir.

Ben vejetaryen beslemeyi tercih ediyorum ve hayatımı böyle yaşamak istiyorum’ denildiği noktada öncelikle mutlaka tahlillerinin ve tetkiklerinin bir hekim ve diyetisyen kontrolünde yapılıyor olması gerekiyor. Bu tarz beslenmelerde B12 eksikliği sık görülen rahatsızlıklardandır. Vejetaryen beslenme benimsenecekse özellikle B12, kalsiyum, magnezyum değerlerine bakılıyor olması gerekir, dedi.

Doğru beslenme modeli oluşturmak şart

Vejetaryen beslenme şeklini benimseyen insanların hayvansal gıdalardan genellikle sadece eti günlük menülerinden çıkardığını ifade eden Memorial Bahçelievler Hastanesi’nden Diyetisyen Aslıhan Altuntaş,

Bunları tüketmediğimiz zaman yumurtadan, peynirden, kefirden yoğurttan ve sütten buradaki proteinlerimizi aslında karşılayabiliyoruz. Bazıları et ve tavuk tüketmeyip balık tüketebiliyor. Aslında bizim zaten en çok önerdiğimiz şeylerden biridir. Dolayısıyla vejetaryen beslenen biri balık tüketiyorsa, bunun yanında süt ürünlerinden özellikle yoğurt ve kefir tüketiyorsa, kahvaltısına peynir ve yumurtasını koyuyorsa aslında eksik bir beslenme yapmıyor demektir. Dolayısıyla bunların yanına sebzeyi, meyveyi, tahıllarını, baklagillerini koyduğu zaman doğru bir beslenme modeli oluşturulması mümkün” şeklinde açıklamada bulundu.

En büyük yanılgı sürekli sebze ve meyve yemek zorunda kalınacağı

Diyetisyen Altuntaş, vejetaryen beslenenler için sabah, öğlen ve akşam öğünlerinde neler yenmesi gerektiğini de anlattı.

Vejetaryen beslenmede en büyük yanlışlardan biri de sürekli sebze ve meyve ile beslenilmesi gerektiği gibi bir düşünce ile ilgili… Beslenmede proteinin eksik kalmamasına dikkat etmek gerekir. Çünkü vücudumuz karbonhidrat, protein ve yağlardan oluşuyor. Dolayısıyla bizim bunları günlük olarak belli dozlarda alıyor olmamız gerekiyor. Özellikle B12 eksikliği sinir sistemi harabiyetlerine, kansızlığa yol açacağı için yorgunluk, halsizlik, ileri yaşlarda görülen demans ve Alzheimer’ın daha erken bir döneme çekilmesine sebep olacaktır. Kas kayıpları en korktuğumuz şeylerden biridir. Yeterli proteini almadığımız takdirde kas kayıpları oluşmaya başlayacaktır. Eklem ve kemik rahatsızlıkları oluşmaya başlayacaktır. Eğer süt grubunu da tüketmek istemiyorsak kalsiyum da eksik kalacaktır. Kalsiyumun eksik kalmasıyla kilo vermede problem yaşarız, kemik erimelerine, obeziteye davetiye çıkarırız demektir.

Türkler için ideal beslenme düzeni

Türk insanı için en uygun vejetaryen beslenme şekli konusunda öneride bulunan Diyetisyen Aslıhan Altuntaş,

Vejetaryen beslenmeyi ülkemize uyarlayacaksak biraz daha balık, tahıl ve baklagil ağırlıklı bir tarz, Türk insanı için uygun olacaktır, dedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiye-vejetaryenligin-en-fazla-arttigi-7nci-ulke-11-681-82572.html
Şarbon, büyükbaş, et, dana

Şarbon üklemizde endemik! Tedavi için bilgiler yeterli!

Şarbon hastalığı ile ilgili hekimlerin ve vatandaşın soru işaretlerini gidermek için Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan Prof. Dr. Ayten Kadanalı’ya şarbonu sorduk.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji alanında uzman Prof. Dr. Ayten Kadanalı şarbon hastalığına dair sosyal medyada bilgi kirliliği olduğunu önemle vurguluyor.

Enfeksiyon hastalıkları alanında uzman olmama rağmen bana bile et yememem, süt içmemem konusunda uyarılar geliyor, diyen Kadanalı şarbon hastalığının Türkiye’de endemik olduğuna dikkat çekiyor.

Öncelikle şarbon nasıl bir hastalık?

Şarbon asıl olarak ot yiyen hayvanların hastalığıdır. Çok eski yıllardan beri varlığı bilinmektedir. Milattan önce 5000 ‘lerde Mısır ve Mozepotamya’da çiftçilerde salgınlara yol açtığı bildirilmektedir. Görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde giderek azalmaktadır. Ancak günümüzde tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde enfekte hayvanlardan bulaş yolu ile ve hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde biyolojik silah /biyoterörizm ilişkili küresel tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. Hastalığın etkeni olan B. antrachis sporlarının çevre koşullarına çok dayanıklı olması ve toprakta uzun süre canlılığını sürdürmesi nedeni ile mevcut teknolojilerle eradike edilmesi mümkün gözükmemektedir, ancak kontrol önlemlerine uyum ile yayılım sınırlandırılabilir. Hayvan şarbonu buna paralel olarak da insan şarbonu Türkiye, İran ve Lübnan başta olmak üzere bazı Orta doğu ülkeleri, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan dahil Orta Asya ülkeleri, Hindistan’ın bazı bölgeleri, batı Afrika ve Latin Amerika’da endemik olarak görülmektedir. Ülkemizde 1960-2010 yılları arasında 27.804 insan şarbonu olgusu bildirilmiştir. Yıllar içinde insan şarbonu olguları azalmakla birlikte hayvancılığın yaygın olduğu illerimizde hastalık görülmeye devam etmektedir. 2015 yılında 139, 2016 yılında 32, 2017 yılında da 37 insan şarbonu vakası bildirimi Erzurum, Kars, Muş, Kayseri’nin dahil olduğu birçok ilimizden yapılmıştır. Ülkemizde yaz ve sonbaharda bu vakalar daha sık görülmektedir. Ülkemizde görülen olgular en sık deri şarbonu şeklinde olup kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Uygun tedavi ile deri şarbonunda ölüm %0-3’e düşmüştür.

Şu anda halk arasında bilinen şarbon ile ilgili yanlışlar nelerdir?

Şu anda sosyal medya aracılığı ile de inanılmaz bilgi kirliliği oluşmuştur. Enfeksiyon hastalıkları hekimi olmama rağmen bana dahi et yemeyin, süt içmeyin diye mesajlar gelmektedir. Bu şekilde sosyal medyada dolaşan yazıların hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Etlerin içinde kırmızılık kalmayacak şekilde pişirilmesi, uygun hazırlama sürecine uyulması ihmal edilmemelidir.

Sağlık personelinin şarbona yaklaşımı ve bilgisi konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık personelinin bu artan şarbon hastalığına karşı gereksiz korkuyu karşılamak, hastane başvurularını ve toplumdaki korkuyu yenmek adına organizasyon sürecini çok iyi çözdüğünü düşünüyorum. Zaten Türkiye şarbon hastalığının endemik olduğu bir ülke, tanısı, tedavisi, kontrol önlemleri konusunda yeterli bilgi ve tecrübe mevcut.

Şarbon vakalarında artış ön görüyor musunuz?

Şarbon vakalarında her yıl görülenden farklı düzeyde artış beklemiyorum. Kurban bayramlarında ülkenin farklı alanları arasında hayvan transferlerinin artması, hayvan kesimi ve kontamine materyallere temas artışı nedeniyle olgu artışı görülebilir. Ayrıca deride olan kesik-çizikler sonucu oluşabilen diğer enfekte deri lezyonlarının da şarbon lezyonu olarak yanlışlıkla adlandırılması da yanlışlıkla şarbon sıklığında artış olarak değerlendirilebilir.

Medi magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-enfeksiyon-hastaliklari-uzmani-kadanali-sarbon-turkiyede-endemik-tedavi-icin-bilgiler-yeterli-11-681-78285.html
fast food, hamburger, hızlı hazır besin, kfc, mc donalds, burger king

Türkiye’de de şubeleri olan fast food zinciri 500’den fazla kişiyi zehirledi!

Türkiye’de de şubesi olan fast food şirketinin, ABD genelinde en az 500 müşteriyi zehirlediği ortaya çıktı.

Ağustos ayında Türkiye’de de şubesi olan zincirden salata satın alanların zehirlendiğine dair şikayetler artınca ABD’li yetkililer bir soruşturma başlattı. 15 eyalette 500’den fazla müşterinin ishal, mide bulantısı ve yüksek ateş gibi semptomlar gösterdiğini açıklayan yetkililer, araştırma sonucunda hazırlanan raporu kamuoyuna duyurdu. ABD Salgın Hastalıklarla Mücadele Merkezi tarafından yapılan açıklamada,

507 vaka incelendi ve bu lokanta zincirinden salata yiyen kişilerin zehirlendiğini doğrulandı. Bu zehirlenmenin sebebi hala araştırılıyor ama bazı ürünlerde insan dışkısına benzeyen bir yapının olduğu tespit edildi,  ifadesi kullanıldı.

Fast food zincirinin sözcüsü,

Sağlık bizim için her şeyden önce gelir. Biz de bu uyarılarla bazı değişiklikler yaptık ve sorunun kaynağını bulmaya çalışıyoruz. Resmi makamlarla iletişim halindeyiz, açıklamasını yaptı.

Gıda Gündemi
http://www.gidagundemi.com/gida-gundemi/dunya/fast-food-zinciri-zehirledi-h17809.html
sms tıbbi cihaz

Türkiye kendi tıbbi cihazlarını üretmeye hazır

Cerrahi alet üretiminde öne çıkan, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Çin gibi yaklaşık 70 ülkeye medikal ve cerrahi ürünler ihraç eden Samsun, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu cerrahi alet ve tıbbi cihazları üretmeye aday.

Dünyada cerrahi alet üretiminde üçüncü kümelenme merkezi olan ve Türkiye’nin ilk Medikal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi‘nin (OSB) kurulduğu Samsun’da sektör temsilcileri, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan‘ın sağlık cihazlarında yerli üretimin artırılması yönündeki açıklamasını olumlu karşıladı.

Cerrahi alet üretiminde öne çıkan, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Çin gibi yaklaşık 70 ülkeye medikal ve cerrahi ürünler ihraç eden Samsun, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu cerrahi alet ve tıbbi cihazları üretmeye aday.

Medikal Sanayi Kümelenme Derneği (MEDİKÜM) Başkanı Dr. Ahmet Aydemir, AA muhabirine, kentte yaklaşık 40 yıldır cerrahi alet üretildiğini söyledi.

Aydemir, eski silah ustalarının tezgahlarının cerrahi alet üretmeye başlamasıyla sektörün üretime geçtiğini anımsatarak, daha sonra cerrahi aletlere ek olarak ortopedik implantlar, sterilizasyon konteynerleri, ameliyathane terlikleri ve masaları gibi pek çok ürün üretilmeye başlandığını vurguladı.

Samsun’da üretilen tıbbi aletlerin birçok ülkeye ihraç edildiğine işaret eden Aydemir, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın,

Türkiye’yi yabancı sağlık cihazları tüketim pazarı olmaktan çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sağlık endüstrisinde bir seviyeye gelmek zorunda, bunu da yapabilecek güçtedir, açıklamasının sektöre umut verdiğini kaydetti.

Üretirsek refah seviyemiz artar

Başarısızlık algısının empoze edildiğini ifade eden Aydemir,

Yapamaz, edemez algısı bizim insanımızda oluşturulmuş. Bunu yapan Amerikalı, Alman, Japon’un bizden çok da üstün yeteneklere sahip olduğunu düşünmüyorum. Öğretilmiş bir atalet durumu var. Bunu üzerimizden atmamız gerekir. Şu anda bunu atmaya başladık. Çalışırsak çalıştığımız ve ürettiğimiz eğer bir değer bulursa biz bu durumdan çok kısa sürede çıkarız. Bu üretimle ülke ihtiyaçlarının karşılanması bir yana ihracatımızı da artırırız. Ekonomik refah seviyemiz yukarı gelir, diye konuştu.

Bu yönde Samsun’da önemli adımların atıldığını, Türkiye’nin ilk Medikal İhtisas OSB’sinin kurulduğunu vurgulayan Aydemir, şunları kaydetti:

Yerimiz var, insan kaynağımız var, ihtiyaçlarımız var, bu ihtiyaçlar için yurt dışına ödediğimiz bir sürü para var. Buradan finans kaynağımızı oluşturabiliyoruz. Yapamayacağımız hiçbir şey yok. Türk insanı birçok şeyi yapabilecek kabiliyet ve kapasiteye sahiptir. Yeter ki inansın, istesin.

Üretimde çalışan insanlar kazançlı çıkacaktır

Bahadır Tıbbi Aletler Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kamil Bahadır da Sağlık Bakanı Demircan’ın açıklamalarının sektörde heyecan yarattığını söyledi.

Samsun’da yaklaşık 500 üretici olduğunu ifade eden Bahadır,

Yeni kurulan büyük hastanelerde yerli üretimin kullanımı artırılmalı. Açıklamaları yerinde ve olumlu buluyoruz. Sayın Bakan’ımızın yerli üretime ağırlık verilmesi ve dışa bağımlılığı azaltacağımız konusunda söylediklerine tamamen katılıyorum. Burada devlet kazançlı çıkacaktır, üretici kazançlı çıkacaktır. Üretimde çalışan insanlar kazançlı çıkacaktır. Yani biz kazançlı çıkacağız, diye konuştu.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiye-kendi-tibbi-cihazlarini-uretmeye-hazir-11-681-74747.html
SICAK ÇAY DİYETİSYEN AKGÜL

Sıcak tüketilen çaydaki tehlike!

Dumanı üstünde tüten sıcacık çayınızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyor olabilirsiniz fakat sadece beş dakika beklemek sağlığınız ve kendiniz için yapacağınız olumlu bir davranış olabilir…

[irp posts=”10227″ name=”Flavonoidlerin kanser üzerine etkileri”]

Kanser riski sekiz kat artıyor

British Medical Journal’da yayınlanan bir çalışmaya göre 70°C üzerinde sıcak içecek tüketimi özofagus yani yemek borusunda oluşabilecek kanser riskini sekiz kat artırabileceği bildirilmektedir.

çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Çayın sıcak olarak tüketilmesi riski artırıyor

Dünya genelinde her yıl 500.000’den fazla bireyin ölmesine sebep olan özofagus kanseri genel olarak Asya, Güney Amerika ve Doğu Afrika’da görülmektedir. Yaygın olarak nedeninin alkol ve tütün kullanımı olabileceği belirtilmektedir. Aynı zamanda bu bölgelerde içeceklerin sıcak olarak tüketildiği bildirilmektedir. Özellikle Türkiye, Çin, İran ve Güney Amerika’da 70 derece ve üzerinde çay tüketilmektedir.

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Örneklem olarak İran alındı

İran’da sigara ve alkol tüketimi çok düşüktür çay tüketiminin fazla olması nedeniyle araştırmacılar çay içme alışkanlıklarıyla kanser riskinin arasındaki bağlantıyı anlayabilmek adına çalışmalar yapmışlardır. Bireylere hafif sıcak, (65 derece ya da daha az) sıcak ( 65-68 derece) ve çok sıcak (70 derece ve üzeri ) çaylar içirilerek karşılaştırmalar yapılmış ve görülmüştür ki; yüksek sıcaklıklarda çay tüketimi kanser riskini arttırmaktadır. Çalışmayı kaleme alan araştırmacılar:

Çalışmamız, sıcak ya da çok sıcak çay içmenin yemek borusunda skuamöz hücreli karsinom riskinde önemli bir artışa yol açtığını gösteriyor.”diyerek tüketilen çay miktarı ile kanser riski arasında herhangi bir ilişki olmadığını belirtmişlerdir.

Sıcak tüketilen yeşil çay da risk taşıyor

Çin’de yapılan farklı bir çalışmada da bireylere sıcak olarak yeşil çay verilmiş ve araştırmacılar yeşil çay tüketiminin kanser riskini olumsuz etkilemediğini fakat sıcak olarak tüketilen yeşil çayın kanser riskini artırdığını bildirmişlerdir.

[irp posts=”9890″ name=”Kanser ve beslenme ilişkisi ortaya konuldu!”]

İngiltere çayını 56 – 60 °C’de içiyor

İngiltere’de yapılan daha önceki çalışmalara göre, sağlıklı nüfusta ortalama sıcaklık tercihinin 56-60 derece olduğu bildirilmiştir.

Isıyla yaralanma epitelyum dokuda kansere neden olabileceğinden içeceklerinizi tüketmeden önce beş dakika beklemeniz sağlığınıza fayda sağlayacaktır. Gelenekselleşmiş çay/kahve keyiflerimizin daimi olmasını dileyerek sıcak yiyecek içeceklerin enazından 5 dakika bekledikten sonra, soğumasına izin vererek, sıcaklığını tolere edebileceğiniz haliyle tüketilmesini öneririm.

Keyfiniz bol, sağlığınız yerinde olsun…
Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem çalışkan Akgül

veg-fest didim vegan

Türkiye’deki vegan festivali için geri sayım başladı…

Türkiye’nin ilk ve tek vegan yeri olan Didim, Türkiye’nin ilk vegan festivaline kapılarını açıyor!

veg-fest didim vegan

29 – 30 Nisan 2017 tarihleri arasında, sürdürülebilir, etik, çevreci ve sağlıklı yaşamı keşfedebilirsiniz. Tarih ve doğanın eşsiz buluşması Apollon Tapınağı Meydanı, bu defa vegan festivaline ev sahipliği yapıyor. Atölyelerden, söyleşilere, konserlerden, panele, tadım etkinliklerine, tohum takas şenliğine kadar dopdolu bir içerik festival konuklarını bekliyor…

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Sahte ve taklit ürünlerde Türkiye ikinci sırada!

Marka Koruma Grubu (MKG) Raporu’na göre, kaçak, sahte ve taklit üründe Çin’in ardından dünya ikincisi olan Türkiye’nin yıllık vergi kaybı 7,2 milyar dolar.

Türkiye’de yatırım yapan şirketlerin oluşturduğu Marka Koruma Grubu (MKG), Türkiye’de kaçak, sahte ve taklit ürün ticaretinin ulaştığı boyutu gözler önüne seren raporunu, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile düzenlediği “Türkiye’de Marka Olmak” başlıklı çalıştayda açıkladı.

Kaçak, sahte ve taklit ürün piyasasının büyüklüğü

Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit İzmen’in OECD endekslerini kullanarak hazırladığı “21. Yüzyılın Sorunu Kaçak, Taklit ve Sahte Ürünler” isimli raporda, Türkiye’de kaçak, taklit ve sahte ürün piyasasının büyüklüğünün yaklaşık 17,2 milyar dolar, devletin kaçak ticaret nedeniyle uğradığı vergi kaybının ise yaklaşık 7,2 milyar dolar olduğu bildirildi. Rapora göre Türkiye, dünyada en çok sahte ürün ele geçirilen ülkeler sıralamasında Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor. Taklit ve sahte ürün piyasasında ilaçta Hindistan, gıdada Mısır, parfüm ve kozmetikte Türkiye’nin adı öne çıkıyor. Kaçak, sahte veya taklit ürün kullananların % 78’i, sahte ürün sitesinde buldukları ürünler yüzünden markayı suçluyor. G20 ülkelerinde her yıl sahte ürünler yüzünden 3 bin kişi hayatını kaybediyor.

Gıda Gündemi
sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

BM araştımasına göre Türkiye “aşırı beslenme” grubunda yer aldı!

En çarpıcı sonuç Türkiye’den çıktı…

obezite, obezite nedenleri, obezite ile mücadele, obez, obezite vakfı, obez kadın, obezite cerrahisi, Her dört erkekten biri obez, erkeklerde obezite oranı, erkekler şişmanlıyor, türk erkekleri şişmanlıyor,

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre Türkiye kötü beslenme sınıflamasında aşırı beslenme grubuna bulunuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), Avrupa ve Orta Asya’da yeni kötü beslenme türlerine geçiş yaşandığını ortaya koyan raporuna göre Türkiye, “kötü beslenme” sınıflamasında “Aşırı beslenme” grubunda bulunuyor.

Sevindirici olan ise Türkiye’nin, ülkedeki kişi başına kalori cinsinden tüketime hazır gıda miktarı ile günlük besin enerjisi gereksinimi karşılaştırmasının ifade eden Besin Enerjisi Arzı (DES) Yeterliliğinde, ortalamanın üzerinde bir oranla, zirvedeki ilk beş ülkeden birisi olması. Ekonomik büyüme ve kişi başına gelirlerdeki artış, Avrupa ve Orta Asya’da açlığı ortadan kaldırıyor, ancak ülkeler daha varlıklı hale geldikçe değişen tüketim alışkanlıkları başka sağlık tehditlerine yol açıyor.

“Gıda güvensizliği geçişi” olarak tanımlanan bu durum, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan raporla belgelendi.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Gıda güvensizliğine geçiş

FAO’nun “Gıda Güvensizliğine Bölgesel Bakış: Avrupa ve Orta Asya” başlıklı raporunda, besin enerjisi arzı ve yetersiz beslenme göstergeleri, vücut gelişimin durması ve zayıflık, kansızlık, aşırı kilo ve obezite ve insanların ortalama olarak neler yediği gibi göstergeler bakımından ülke verileri analiz edildi.

Sağlıklı beslenmede “Karbonhidratlar”

Sağlıklı bir beslenme programını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlar; aileden aldığınız genetik özellikleriniz, çalışma şartlarınız, boyunuz-kilonuz, besin pişirme alışkanlıklarınız, yaş, boy, cinsiyet, fiziksel aktivite, fizyolojik ve sosyolojik durum kişiye göre farklılık gösterir…

tam buğday ekmeği, ekmek

Genlerimizi silah olarak düşünürsek kötü beslenme alışkanlığı da onu tetikleyecek mekanizmadır. Sağlıksız beslenmek diyabet, hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıklarına yol açabilir. Bir besinin tek başına mucize etkisi yoktur. Beslenme bir bütündür. Bu nedenle sağlıklı beslenme programında porsiyon miktarlarına dikkat ederek besin çeşitliliği yapılmalıdır.

glisemik indeks, kan şekeri

Glisemik indeks ve sağlık

Glisemik indeks 50 gram karbonhidrat içeren bir besinin kan şekerini referans besine göre ne kadar arttırdığı önemlidir. Referans besin de glukoz veya beyaz ekmektir. Glisemik indeksi düşük besinler kan şekerini daha kontrollü yükseltir. Bu nedenle besin seçiminde glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir.

Glisemik indeksi besinlerin sindirim-emilim oranları, içerdikleri protein-yağ miktarları, posa ve besinlere uygulanan işlemler etkiler. Besinlerin emilim ve sindirim oranı arttıkça glisemik indeks yükselir. Örneğin; ekmeğin emilim oranı mercimeğe göre daha fazladır. Bu da ekmeğin glisemik indeksinin daha fazla olduğu anlamına gelir.

Posanın karbonhidrat emilimini azaltıcı ve kan şekerini daha kontrollü yükseltici etkisi vardır. Bu nedenle glisemik indeksi daha düşüktür. Ayrıca posadan zengin besinler daha düşük kalorili ve midede hacim kaplayarak doygunluk hissini arttırır. Posa kaynağı olarak günlük beslenme programınıza porsiyon ölçülerine dikkat ederek sebze-meyve, tam taneli tahıl ürünleri ve kuru baklagilleri eklemeyi unutmayın.

tam tahıllı ekmek, tam tahıl ekmeği

Beslenme kültürümüz ve ekmek

Temel besin kaynağımız olan ekmek şarkılardan türkülere, efsanelerden masallara kadar kültürümüzün her yerinde bulunur. Anlatılan en eski hikayeye göre ilk insanlar su ile ıslatılmış buğday kırmasında gözeneklerin oluştuğunu görmüş. Bunu sıcak taş üzerinde pişirmişler ve çok lezzetli olmuş.

Medeniyetlerin tarihi kadar eski olan ekmek tarihinin yanı sıra önemli besinlerimiz arasındadır. Ancak tahıllar işlem görüp esmer renginden beyaza döndüğünde besin değeri azalır. Tam buğday ve çavdar ekmeği ise işlem görmediği için yararlı kısımları kalır. Kepek dediğimiz dış kabuğu posadan zengindir. Aynı zamanda B vitamini, protein ve fitokimyasallar içerir.

Nişastalı kısmında karbonhidrat, protein bulunur. Tam tahıllı besinler düşük glisemik indekse sahip oluğu için kan şekerinin dengeli yükselmesine yardımcı olur.

sporcu beslenmesi protein

Sporcu beslenmesi ve makarna

Sportif başarının % 60’ını sağlıklı beslenme, % 30’unu spor, %10’unu dinlenme oluşturur. Sağlıklı beslenmenin temelinde de yeterli miktarda kalori, karbonhidrat, protein ve yağ almak vardır. Vücut enerjisini temel olarak karbonhidratlardan alır. Biliyorum karbonhidrat tüketmeyin diye pek çok söylem var. Ancak düşük kalorili ve yetersiz karbonhidrat içeren beslenme programları kas gelişimi bir yana kas kaybına sebep olabilir.

Yeterli enerjiyi bulamayan vücut, kastan yakarak enerji elde eder. Bu nedenle antrenmandan önce karbonhidrat depoları doldurulmalı. Bunun için de 1-2 saat önce ara öğün, 3-4 saat önce ana öğün bitmiş olmalı.

karbonhidrat, tahıl, makarna

Antrenmandan önce glisemik indeksi düşük besinler öğününüzde mutlaka bulunmalıdır. Böylece kan şekeriniz dengelenir ve sportif performansınız artar. Örneğin; sporcular dengeli bir ana öğün için mevsim sebzelerinden yapılmış salata yanında kıymalı makarna ve ayran tüketebilir.

İlk kez Çin’de yapılan makarna rivayetlere göre Marco Polo’nun Çin’de görüp İtalya’nın makarna ile tanışmasını sağlamış. İtalya’dan sonra bütün dünyaya yayılan ve Türkiye’de çoğunlukla öğrencilerin tükettiği ve yeri geldiğinde tek başına ana yemek olan lezzetli bir yemektir. 1 dilim ekmek yerine 2-3 yemek kaşığı makarna değişimini kullanabilirsiniz. Makarna yaparken yağ eklemeden haşlama yöntemini kullanarak pişirirseniz daha az kalori almış olursunuz. Kıymalı, domatesli, sebzeli soslar hazırlayarak besin değerini arttırmış olursunuz.

şeker, kurabiye, tatlı, karbonhidrat

Sağlıklı tatlılar

Beslenme kültürümüze tatlı denildiğinde şerbetli tatlılar aklımıza geliyor. Bunun yerine sağlığımız ve kilo kontrolü için meyve veya bitter çikolata ile yapılan daha düşük kalorili tatlılar denemeliyiz.

Meyvelerin içinde fruktoz yani ‘meyve şekeri’ bulunur. Meyveler içerdiği antioksidanlar sayesinde serbest radikal oluşumunu engelleyerek kanser ve diğer hastalıklarından korunmayı sağlar. Sağlık açısından fruktoz miktarının günlük alınan enerjinin % 15-20’sini aşmaması önerilir. Tatlılarınıza kuru kayısı, kuru üzüm gibi meyveler ekleyebilirsiniz. Kahvaltıda tatlı ihtiyacınız için 1 tatlı kaşığı kadar reçel, bal veya pekmez tüketebilirsiniz.

Mutluluk hormonu olarak adlandırılan serotonin iştahı, uyku düzenini ve ruhsal durumu etkiler. Kanda düşük miktarda bulunması açlığa neden olabilir. Serotonin miktarının arttırılmasını da çinko, omega-3, magnezyum ve triptofen içeren besinler sağlar. Kakao da triptofan içerir. Yapılan son araştırmalara göre kakaonun vücuda yararlı olduğu saptanmıştır. Diyetisyeninize danışmanız koşulu ile günde %70 oranında kakao içeren 20 gram kadar bitter çikolata tüketebilirsiniz. İşte size meyveli tatlı önerileri…

elmalı smatoohie

Elmalı Smoothie (1 kişilik)

Malzemeler

  • 1 avuç ıspanak
  • ½ orta boy yeşil ya da golden elma
  • 1 kaşık avokado
  • 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi
  • 1 bardak süt
  • 1-2 adet buz
  • Tarçın

Hazırlanışı

Bütün malzemeleri katı meyve sıkacağından geçirin. Geçirdikten sonra tarçın serperek servis edin. Afiyet olsun.

1 porsiyon besin değerleri

  • Kalori : 117.8 Kkal
  • Protein : 4.4 g
  • Sağlıklı yağ : 6.6 g
  • Karbonhidratlar : 9.7 g
  • Diyet Lifi 5 g

kakaolu toplar

Çikolatalı toplar (15 adet)

Malzemeler

  • 18 tane küçük hurma
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 4 yemek kaşığı Hindistan cevizi

Hazırlanışı

Hurmaları çekirdeklerinden ayırın ve ikiye bölün. Hurmaların üzerine 4 kaşık kakaoyu, 2 kasık Hindistan cevizini koyun, azcık su ilave edip blenderden geçirin. Sonra 15 adet küçük toplar halinde yoğurun. Üzerine Hindistan cevizi serperek 2 saat dolapta bekletin

1 adet için besin değerleri

  • Enerji : 49 Kkal
  • Protein : 0.6 g
  • Sağlıklı yağ : 1.9 g
  • Karbonhidratlar : 8 g
  • Diyet lifi : 2 g

kepek ekmeği, kepekli ekmek

Sonuç olarak…

Hatalı beslenme alışkanlıkları bir anda değil, zamanla yavaş yavaş değişir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanarak ve besin çeşitliliği ile kalıcı kilo vermek ve hastalık riskini azaltmak mümkün. Porsiyon ölçülerine dikkat ederek, gün içinde değişimler yaparak ve daha aktif bir hayat sürerek kilo kontrolü sağlayabilir ve yaşam kalitenizi yükseltebilirsiniz.

Dahası için sağlık bilimleri beslenme ve diyetetik lisans mezunu diyetisyen (beslenme uzmanı) ile görüşmelisiniz.

perihan kılıç, diyetisyen perihan kılıç, dyt perihan kılıç, beslenme uzmanı perihan kılıç, uzman diyetisyen perihan kılıç, doktor perihan kılıç

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: