diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

2030’a kadar 40 milyon diyabetli insülinsiz kalabilir!

Dünyada gelecek 12 yıl içinde yaklaşık 40 milyon tip 2 diyabet hastasının, diyabetli kişi sayısı artmaya devam ettiği ve erişim imkanlarını artırmak konusunda önemli ölçüde gelişme kaydedilmediği takdirde insülinsiz kalabileceği belirtildi.

Uluslararası basında yer alan haberlere göre, “Lancet Diabetes and Endocrinology” dergisinde yayımlanan çalışmada, 2030 yılına kadar dünyada 79 milyon tip 2 diyabet hastasının insüline ihtiyacı olacağı ve bunların yarısının insüline erişim sağlayamayacağı değerlendirmesinde bulunuldu. Çalışmada, insüline ihtiyaç duyan 63 milyon tip 2 diyabet hastasından yaklaşık 33 milyonunun hali hazırda ilaca erişemediğine dikkat çekildi.

ABD’deki Stanford Üniversitesinden araştırmacılar, 2030’a kadar tip 2 diyabetli sayısı ve ihtiyaç duyacakları insülin miktarıyla ilgili muhtemel artışı belirlemek için Uluslararası Diyabet Federasyonundan ve 221 ülkedeki tip 2 diyabet hastasıyla ilgili yapılan 14 çalışmadan alınan verileri değerlendirdi.

Dünya genelinde 2018’de 406 milyon olan tip 2 diyabetli hastası sayısının 2030 yılında 511 milyona ulaşacağı tahmininde bulunan araştırmacılar, bunlardan 130 milyonunun Çin’de, 98 milyonunun Hindistan’da ve 32 milyonunun ABD’de yaşayacağını öngördü. Her diyabet hastasının insüline ihtiyaç duymadığı ve 511 milyon kişiden 79 milyonunun insülin gereksinimi olacağı vurgulanan çalışmada, üretim miktarlarını artırmak ve maliyeti düşürmek gibi yeterli erişimin sağlanması için gerekli önlemler alınmadığı takdirde bu 79 milyon kişiden sadece 38 milyonunun insüline erişebileceği kaydedildi.

Çalışmanın lideri, Stanford Üniversitesinden Dr. Sanjay Basu,

Bu tahminler, mevcut insülin erişim düzeylerinin özellikle Afrika ve Asya’da öngörülen ihtiyaçla karşılaştırıldığında oldukça yetersiz olduğunu ve bu büyük sağlık sorununun üstesinden gelmek için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini öne sürüyor,  dedi.

Basu, şehirleşme ve buna bağlı olarak yeme alışkanlıklarındaki değişiklik ve fiziksel hareketsizlik nedeniyle tip 2 diyabetli hasta sayısının 12 yıl içinde artmasının beklendiğini ifade etti.

Diyabet, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan, kan şekeri yüksekliği ile seyreden ve yaşam boyu kontrol gerektiren kronik ve ilerleyici bir hastalık. Gerektiği gibi kontrol edilmezse, kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük, sinir hasarı ve diyabetik ayak gibi çeşitli önemli yaşamsal sorunlara yol açabiliyor.

Diyabet genel olarak tip 1 diyabet, tip 2 diyabet ve gebelikte görülen gestasyonel diyabet olmak üzere üçe ayrılıyor. Tip 1 diyabette insülin salgısı hiç yok veya yok denecek kadar az. Çok erken yaşlarda ortaya çıkan tip 1 diyabetin tedavisinde ise mutlaka insülin kullanılması gerekiyor. Tip 2 diyabette vücutta insülin salgısı yetersiz kalıyor. Salgı bozukluğu ile birlikte insülin direnci görülüyor. Yaşla birlikte görülme sıklığı artan tip 2 diyabette, şişmanlık ve genetik geçiş önemli risk faktörleri arasında bulunuyor. İlaç tedavisinde her zaman insülin gerekmiyor.

obezler için spor

Obeziteye egzersiz reçetesi!

Obezite, vücudun aşırı yağlanması olarak ifade edilebilir.

Obezite aynı zamanda; tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon,  kanser, uyku apnesi ve respirituar hastalıkları beraberinde getirebilen önemli ve günümüzde çok sık karşılaşılan en büyük sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Obezite durumunun tespiti adına çoğu kez vücut ağırlığı kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) , BMI (Body Mass Index) yani vücut kütle indeksini hastanın obezite durumunu değerlendirmek için formülize etmiştir. Bu formül hastanın kilogram biriminden ağırlığının, metre birminden boy uzunluğunun karesine oranı ile tespit edilir.

WHO, BMI’in 30 ve üzerinde olmasının obezite tanısı için yeterli olduğunu ve erişkinlerde riskli kilolu grubunun 25 ve üzerindeki değerlerden itibaren olduğunu belirtiyor.

Egzersiz, kilolu ve obez bireylerde en iyi sonuç alınan uygulamadır. Ancak obez hastalar ne yazık ki, egzersizi cezalandırcı veya kötü duruma düşürücü olarak ifade etmektedirler. Bundan dolayı hastalara önce yaşam şekillerini değiştirmeleri için küçük önerilerde bulunmalı ve egzersize daha pozitif yaklaşmalarını sağlamalıyız. Obez bireylere başlangıçta ağır egzersiz programları uygulamak mümkün değildir. Yavaş yavaş başlamalı ve doktorları tarafından obez bireyin sedanter yaşamı ile oldukça aktif yeni yaşamı arasında hastaya uygun egzersiz ile başlangıç yapmaları daha olumlu sonuçlara götürecektir.

Egzersiz reçetesi olarak ifade ettiğimiz, ‘’maksimum egzersiz minimum hasar ile tamamlanmalı’’ prensibi Amerikan Spor Hekimliği Kolejinin önerisi ile her gün ortalama 30 dakika egzersizden geçmektedir. Obez bir hasta aktif yaşam tarzına geçiş yaparken,

  • Egzersiz reçetesine dikkat etmeli,
  • Haftada maksimum 1 kilogram kaybetmeli,
  • Ağırlık kaybı için uygulaması gereken programı haftada 1000 – 2000 kalorilik olmalı,
  • Çok sedanter bir hasta çok hafif egzersizlerle başlangıç yapmaya dikkat etmelidir.
  • Muhakkak bir diyetisyen ile görüşülmelidir.

Aktif yaşama geçiş süresinde orta yoğunlukta egzersizlere; 30 dakika bisiklet sürme, 35 dakika hızlı tempoda yürüyüş, 15 dakika merdiven çıkma, 20 dakika yüzmeyi örnek olarak verebiliriz.

Obezite ve egzersiz

DİYETİSYEN Sümeyye şükran özkeleş

8 soruda: “Kahve”

Birçoğumuz keyifle yudumladığımız kahvemizin aslında ağaçta yetişen bir meyve olduğunu hayal etmeyiz…

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

Fakat kahve, kahve ağacının kiraza benzeyen meyvelerinin çekirdeklerinden elde edilen doğal bir içecektir. Kahve ağacı altı yaşına geldiğinde ilk meyvelerini vermeye başlar. Olgunlaştıkça meyveler toplanarak; kalitesine, rengine ve büyüklüğüne göre sınıflandırılır ve güneşin altında kurumaya bırakılır. Kuruyan meyveleri elinize alıp salladığınızda, içlerinde bulunan 2 adet kahve çekirdeğinin sesini duyabilirsiniz.

Sadece tropikal iklim koşullarında yetişen kahve meyvesinin 60’a yakın çeşidi bulunmaktadır.

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

1. Kahvenin sağlığa etkileri nelerdir?

Günümüzde Dünya nüfusunun üçte birinin kahve tükettiği bilinmektedir. Tüketiminin bu kadar yaygın olması ve yaygınlaşmasının da hızla artması bu konuda oldukça fazla deneysel ve epidemiyolojik çalışmaların yapılmasına yol açmıştır.Örneğin; 2002 – 2006 yılları arasında yapılan 20 epidemiyolojik çalışmanın 17 sinde kahve tüketiminin veya kahve kaynaklı bir veya birden fazla biyolojik aktif öğenin Tip 2 diyabet riskini azaltabildiği tespit edilmiştir.

Kahvenin üç temel bileşeni bulunmaktadır. Bunlar kafein, kafestol  ve kahveol, klorojenik asittir.Ayrıca bunlara ek olarak; büyük çoğunluğu su olarak hazırlanmış kahvede kahve çekirdeğinin türü ve geçirmiş olduğu işlemlere de bağlı olarak riboflavin,pantotenik asit,niasin,tiamin,folat,K vitamini,tokoferol ve B6 vitamini gibi vitaminler varken çinko,potasyum,manganez,magnezyum gibi mineraller de bulunmaktadır.

Kahve içeriğinde yer alan birçok biyoaktif bileşen sayesinde insan vücudu için önemli fizyolojik etkilerinin olduğu bilinmektedir.Bazı verilere göre kahve tüketiminin,

  • Antioksidan aktivite,
  • Kalp damar sistemi hastalıkları,
  • Kolesterol,
  • Hafıza,
  • Mental performans ve dikkat,
  • Sporcu performansı ve dayanıklılık,
  • Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi bazı nörodejeneratif hastalıklar,
  • Tip 2 Diyabet,
  • Safra taşları,bazı karaciğer kanserleri ve siroz gibi gastrointestinal sistem hastalıkları,
  • Bronşiyal astım

Gibi birçok hastalıkla arasında negatif ilişki bulunduğu ve önleyebildiği, azalttığı bilinmektedir. Ayrıca antioksidan aktivitesi sayesinde bağışıklık sistemini destekler, yaşlanmayı hızlandıran hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

2. Kahve konsantrasyonu yükseltir mi?

Yapılan araştırmalar orta düzeyde kahve tüketiminin zihin açıklığı ve konsantrasyonu geliştirdiği, kısa süreli hafıza ve mantıklı düşünme üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösteriyor.

  • Kahve;uyanmamıza, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur. Bu da daha kolay öğrenmemizi ve odaklanmamızı sağlar.
  • Kahve kısa süreli hafıza üzerinde de etkilidir.Böylece,tekrar yapacağınız zaman etrafınızda dikkatinizi dağıtacak birçok şey varken dikkatinizi toplamanıza ve konuya odaklanmanıza yardımcı olur.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

3. Günlük ne kadar kafein tüketilebilir?

Yetişkinlerde 300 mg kafein alımı, çocuklarda ise kg başına 2 mg kafein alımı güvenli ve sağlık riski oluşturmayan orta düzey kafein tüketimi olarak tanımlanmaktadır.

  • 3-4 kupa filtre kahve (60 – 120 mg kafein/kupa)
  • 5-6 kupa çözünebilir kahve (50-80 mg kafein/kupa)
  • 6-7 kupa çay (45 mg kafein/kupa)
  • 400 gr bitter çikolata

Gün içerisinde 3 kupa çözünebilir kahve,2 kupa çay ve 80 gr çikolata tükettiğinizde orta düzey kafein tüketmiş oluyorsunuz.

kahve zayıflatırmı

4. Kahve bağımlılık yapar mı?

Hayır, kahve bağımlılık yapmaz. Dünya Sağlık Örgütü ‘Kafein kullanımının ciddi ilaç suistimali ile ilişkili fiziksel ve sosyal        sonuçlarla uzaktan bile kıyaslanabilir olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.’ İfadesini kullanmaktadır.

Kahveyi düzenli olarak içmek,içmekten zevk almak kahvenin bize keyif vermesi alışkanlık olarak nitelendirilebilir evet ama bağımlılık değildir.

selülit diyet listesi

5. Kahve selülit yapar mı?

Kahvenin içeriğinde bulunan aynı zamanda selülitten sorumlu tutulan kafein;yağ yakıcı etkisinden dolayı selülit sorununu tetikleyici etki göstermez tam tersine kahvenin yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirip lenf akışını kolaylaştırdığı yapılan araştırmalarla görülmektedir.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

6. Kahve su kaybına neden olur mu?

Kahvedeki kafein diüretiktir. Yani idrar miktarını arttırıp su kaybına neden olabilir.

kemik erimesi oteoporoz beslenme diyet

7. Kahve osteoporoza (kemik erimesi) neden  olur mu?

Yapılan araştırmalar üriner kalsiyum boşaltımının kafeinli içecekler içildikten sonra biraz yükseldiğine işaret etse de kafeinin etkisi gün içerisinde daha sonraki azalan idrarla kalsiyum atımı ile dengelemiştir. Dolayısıyla herhangi bir osteoporoz oluşumu veya kemik yoğunluğu üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

kahve spor

8. Kahve egzersizden önce mi sonra mı içilmeli?

Egzersizden önce tüketeceğimiz kahve içeriğindeki kafein ile fiziksel performansımızı artırmaya hem de antioksidanlarla hücrelerimizi serbest radikallerden yani hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

Son olarak fazla miktarda kafein alımının zararlı olduğu unutulmamalı, orta düzeyde kafein almaya dikkat etmeli önerilen düzeyin üzerine çıkılmamalıdır. Dahası için lütfen diyetisyeninize başvurunuz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen

pcos, polikistik over sendromu, pkos (5)

5 maddede “Polikistik over sendromunda beslenme”

Polikistik over sendromu, olgunlaşmaya çalışan yumurtanın döllenememesinden kaynaklı üreme ile ilgili bir bozukluktur.

Adet düzensizliği ve infertilite (kısırlık) polikistik overli kadınlarda görülen en belirgin durumlardır. Erkeklik hormonu olan androjenlerin de fazla salgılanması sonucu tüylenmede artış ve akne oluşumları gözlenir. PKOS, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur. Her 15 kadından birisini, yani yaklaşık %7’sini etkilemektedir. PKOS hastalarının %40-60 oranında obezite görülmektedir ve sıklıkla abdominal obezite şeklindedir.

pcos, polikistik over sendromu, pkos

1. Polikistik over sendromunun belirtileri

  • Aşırı tüylenme (hirşutizm)
  • Mensturasyonun olmaması ya da düzensizliği
  • Gebe kalamama
  • Obezite/özellikle abdominal obezite
  • Yumurtalıklarda çok sayıda kist oluşumu ile karakterizedir.

pcos, polikistik over sendromu, pkos

2. Polikistik over sendromunun oluşturabileceği hastalık tabloları

PKOS’un uzun vadeli önemli bırakabileceği sekelleri:

  • Kalp ve damar hastalıkları,
  • Tip 2 diyabet,
  • Metabolik sendromdur.

pcos, polikistik over sendromu, pkos

3. Polikistik over sendromunda beslenme

Beslenmesinin düzenlenmesi şarttır. Dikkat edilecek hususlar ise:

  • Kişinin ideal vücut ağırlığına inmesi sağlanmalıdır.
  • PKOS ve beslenme üzerine yapılan bazı çalışmalara göre düşük karbonhidratlı veya insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli (GI) diyetler önerilebiliyor.
  • Düşük karbonhidrat, yüksek protein içeren beslenme modeli, insülin direncini kırmayı sağladığı gibi uzun süre tercih edilmesi birincil enerji kaynağı olarak karbonhidrat yerine proteinlerin kullanılmasına sebep olur.
  • Basit karbonhidratların tüketiminin azaltılmalı, kompleks karbonhidratların artırılmalıdır.
  • Beslenme programında günlük posa miktarı 30 gramın üzerine yükseltilmelidir. Posa yağ emiliminin azalmasını ve toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.
  • Yüksek lif alımı sağlamak için sebze, meyveler, kurubaklagil tüketimine ağırlık verilmelidir.
  • Bu beslenme alışkanlıklarına ek olarak 2-3 saat aralıklar ile besin alımı gerçekleştirilmelidir. Bu şekilde kan şekeri seviyesi dengede tutularak, yeme atakları önlenebilir.
  • Düşük doymuş yağlı besinler tüketilmelidir.

pcos, polikistik over sendromu, pkos

4. Polikistik over sendromunda egzersiz

Günlük 30 dakika orta şiddette yapılacak egzersiz kilo kontrolünde etkili olacaktır. Düzenli egzersiz yapmak insülin metabolizmasında en az diyet kadar etkili olmaktadır.

pcos, polikistik over sendromu, pkos

5. Polikistik over sendromunda tedavi yaklaşımı

Polikistik Over Sendromlu hastalarda

  • Uzman tabip
  • Beslenme uzmanı (diyetisyen) ve
  • Psikiatri tabibi veya psikolog iş birliği içerisinde çalışması gerekmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gülşah Karmil

beden tipleri, vücut türleri

Beden tipiniz hangisi?

Beden tipiniz bazı kronik hastalıkların riskini artırıyor olabilir…
Günlük kullanımda dilimize yerleşmiş olan elma tipi ve armut tipi şişmanlık bedendeki yağ dağılımını vurgulamaktadır. Elma tipi şişmanlık android beden tipi anlamına gelmektedir ve bu beden tipinde deri altı yağı gövdede, özellikle bel çevresinde aşırı birikmesi ile ortaya çıkmaktadır. Bel çevresindeki aşırı yağ birikmesi kalp ve damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, hepatosteatoz ve felç gibi riskleri artırmaktadır.

Armut tipi şişmanlık ise jinoid tipi şişmanlık anlamına gelmektedir ve deri altı yağ birikimi basen ve kalça bölgesinde yoğunlaşmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen bu tip yağlanma elma tipe göre sağlık açısından daha az risk taşımaktadır. Fakat unutulmaması gereken nokta bedende aşırı yağlanma uzun vadede kan basıncı gibi faktörlerin artmasına neden olacaktır.

Mutlaka diyetisyenle görüşülmeli

Bel çevresi kadınlarda 80 santimetrenin erkeklerde ise 94 santimetrenin üzerine çıkmamalıdır. Bel çevresinin kadınlarda 80 santimetre erkeklerde 94 santimetrenin üzerine çıkması risk, kadınlarda 88 santimetre erkeklerde ise 102 santimetrenin üzerine çıkması yüksek risk şeklinde tanımlanmaktadır.

ktdb.com
boyun lekeleri

Boyun lekeleri hangi hastalığın habercisi olabilir?

Son yıllarda çocuklar arasında obezite oranının arttığı gibi tip 2 diyabet oranı da artış gösteriyor.

7 maddede insülin direnci - kilo ilişkisi, insülin direnci, ensülin direnci, insülin direbci diyeti, insülin direncini kırmak, gıda gündemi, gıdagundemi.com

On dört yaşındaki Pantera’nın tip 2 diyabeti olduğu sürekli susuzluk hissi, baş ağrısı ve ruh halinde ani değişimler gibi belirtiler sayesinde anlaşıldı ancak bu yaygın görülen belirtilerden başka bir semptom daha vardı. Küçük kızın boyun çevresinde koyu renk halkalar vardı. Şeker hastalığı ile ilgili hiç bilmediğiniz gerçekler!

boyun lekeleri

Başlangıçta annesi kir zannetti ancak bu lekeler kötüye işaretti. Hekimler, bu halkaların ensülinle alakalı olduğunu ve şeker hastalığına işaret ettiğini söylüyor. Boynun yanı sıra deri sertleşmesi adı verilen bu durum koltuk altlarında veya kasıkta da ortaya çıkabilir. Vücuttaki insülin düzeyi yükselince vücut ciltteki ensülin alıcılarını harekete geçiriyor.