obezite ölçüm, obezite doktoru diyetisyen

Aşırı veya az kilolu olmak ortalama yaşam süresini azaltıyor!

Normalden fazla ya da az kilolu olmanın, ortalama yaşam süresini dört yıl civarında azaltabileceği belirtildi.

BBC’nin haberine göre Lancet Diabetes and Endocrinology dergisinde yayımlanan çalışmada, İngiltere’de yaklaşık 2 milyon kişinin yıllar içindeki doktor kayıtları incelendi. Araştırmacılar, 40 yaşından itibaren 18,5-25 aralığını kapsayan sağlıklı Beden Kütle İndeksi (BKİ) aralığının üst sınırına daha yakın olanların yaşam süresinin diğerlerine göre daha uzun olduğunu belirledi. Çalışmada, obez sınırındaki erkek ve kadınlar için yaşam beklentisinin, tüm sağlıklı BKİ aralığındaki kişilerden sırasıyla 4,2 ve 3,5 yıl daha az olduğu ortaya konuldu.

Düşük kilolu erkek ve kadınlarda ise sağlıklı BKİ aralığındaki kişilere göre yaşam süresi sırasıyla 4,3 ve 4,5 yıl daha az olarak kaydedildi. Kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve solunum hastalıkları gibi pek çok rahatsızlıktan kaynaklanan ölümlerle ilişkilendirilen BKİ, vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile hesaplanıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/asiri-veya-az-kilolu-olmak-ortalama-yasam-suresini-azaltiyor-/1298732
diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet, kadınlarda kanser riskini daha çok artırıyor!

Diyabet hastalarının, sağlıklı kişilere kıyasla kansere yakalanma riskinin daha yüksek olabildiğini gösteren araştırmaya göre, diyabetli kadınların, sağlıklı hemcinslerine oranla kansere yakalanma olasılığı %27, erkeklerde ise bu oran %19…

Sonuçları Diabetologia dergisinde yayımlanan araştırmada, kanser ile diyabet arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar incelendi. İncelenen 100’den fazla çalışmanın, Tip 1 veya Tip 2 diyabet hastası 19.000.000’dan fazla kişiyle ilgili verileri kapsadığı belirtildi. Araştırmada diyabetli kadınların, sağlıklı hemcinsleriyle karşılaştırıldığında kansere yakalanma olasılığının %27 fazla olduğu, erkeklerde bu oranın %19’a düştüğü görüldü.

Yüksek kan şekeri düzeyi DNA yapısını bozabilir

Diyabetli kadınlarda kanser riskinin erkeklerden %6 yüksek çıktığı, türlerine ayrıldığında diyabetli kadınların böbrek kanserine yakalanma olasılığının erkeklerden %11 fazla olduğu gözlendi. Ağız kanserinde bu oranın %13, mide kanserinde y%14, lösemide %15’e çıktığı belirtildi.

Araştırma ayrıca diyabet hastası erkeklerin karaciğer kanserine yakalanma riskinin kadınlardan yüzde 12 fazla olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, diyabetli kadınların birçok kanser türüne yakalanma olasılığının yüksekliğine, uzun süre yüksek kan şekeri seviyeleriyle yaşamalarının yol açmış olabileceği varsayımında bulunuyor. Bu durumun, DNA hasarına neden olabileceği belirtiliyor.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-diyabet-kadinlarda-kanser-riskini-daha-cok-arttiriyor-11-681-77811.html
diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabette beslenme tedavisinin gücü tekrar kanıtlandı!

İngiltere’de tip 2 diyabet teşhisi konulan 20-65 yaşları arasındaki 298 kişi üzerindeki çalışmada, uygulanan diyet sayesinde hastaların %86’sının en az 15 kg vererek hastalıklarını geriletebildiği görüldü.

Grup ikiye ayrılarak birine geleneksel diyabet tedavisi yapıldı. 149 kişilik diğer gruba ise günde 825-853 kalorilik olmak üzere 3-5 ay aralığında süren beslenme şekli uygulandı. Bu beslenmede sağlıklı sebze-meyve içecekleriyle çorbalar verildi. Bu beslenme şekli 2-8 hafta uygulandıktan sonra normal besinler vücuda yeniden tanıtıldı.

Psikologlardan yardım alan hastaların, yeniden besin tanıtımından sonra kilolarını kontrol edebildiği görüldü.

tubitak sağlık, tubitak beslenme, tubitak burs, tubitak proje, tubitak yüksek lisans

TÜBİTAK’tan obeziteye: “Dirençli nişasta”

Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan obezite ve diyabet hastalıklarını önlemek amacıyla TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Gıda Enstitüsü tarafından tokluk hissi vererek yeme isteğini kontrol eden dirençli nişasta geliştirildi.

TÜBİTAK MAM’dan yapılan yazılı açıklamada, kurumun Türkiye’de son yıllarda giderek yaygınlaşan obezite ve diyabet hastalıklarıyla mücadele kapsamında dirençli nişasta geliştirildiği bildirildi. Geliştirilen ürünün ince bağırsakta sindirilemeyip, kalın bağırsakta fermente olabildiğine dikkat çekilen açıklamada,

Ürün, sağlık etkileri bakımından diyet liflere benzemektedir. Prebiyotik olmasının yanı sıra bütirat ve diğer kısa zincirli yağ asitlerinin üretilmesini sağlamasına bağlı olarak bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilemektedir, denildi.

Enerjisi normal nişastaya göre %50 daha düşük olan dirençli nişasta ile hazırlanan ürünlerin tokluk hissi vererek yeme isteğini kontrol ettiği ve kan şekerinin dengede tutulmasına da yardımcı olduğu vurgulanan açıklamada,

Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre, her iki diyabet hastası yetişkinden biri henüz hastalığının farkında değildir. Bunlara bağlı olarak, dirençli nişasta ürünlerinin sadece diyabet hastaları ve diyet yapan kişiler tarafından değil, tüm tüketiciler tarafından tüketilmesi önerilmektedir, ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı‘nda 23 – 25 Kasım 2017 tarihlerinde düzenlenecek V. İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) Helal Expo 2017 Fuarı‘nda, dirençli nişasta ile hazırlanacak ekmek ve diğer unlu mamullerin ziyaretçilere ikram edileceği belirtildi.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-tubitaktan-obeziteye-direncli-nisasta-11-681-75352.html
çölyak kinoa ışıl özbay

Çölyaklı bireyler için: “Kinoa”

Kinoa olarak bilinen Chenopodium quinoa

Kazayağıgiller familyasından tek yıllık, tohumla çoğalan, otsu bir bitki olup, glutensiz bir türdür. Buğdaygiller ailesine ait olmadığı için yalancı tahıl (psödotahıl) ve hatta yalancı tohum olarak kabul edilir.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

Kinoa tohumu son derece besleyicidir. Bazı uzmanlara göre de, kinoa dünyadaki açlık sorununa çare olabilecek bir üründür. Küresel olarak dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler, 2013 yılını Uluslararası Kinoa Yılı ilan etmiştir.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

İnsan beslenmesinde önemli yeri olan protein, diyet lifi, esansiyel yağ asitleri, mineraller, vitaminler ve biyoaktif bileşenlerce zengin olmaları, iyi bir enerji kaynağı olmaları, kinoayı yaygın olarak kullanılan diğer tahıl çeşitlerinden farklı kılmaktadır.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

100 gramında:

  • 368 kkal enerji olu,
  • %10 – 18 protein,
  • %4.5 – 8.75 yağ
  • %2.1 – 4.9 lif içermektedir.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

Glutensiz olması ve yüksek besin değeri nedeniyle çölyaklı bireylerin diyetlerinde kullanılması önerilmektedir. Kinoa, sütünkine benzeyen ve balık, sığır eti, soya fasulyesi ve buğdakinden daha yüksek biyolojik bir değere (% 83) sahiptir. Bütün esansiyel aminoasitleri içerir ve dengeli bir amino asit profiline sahiptir. Kinoa, % 37’den fazla esansiyel amino asit içerir.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

Tohumlarındaki yüksek Ca içeriği yeni tanı alan çölyak hastaları arasında iyi bilinen osteopeni ve osteoporoz prevalansı nedeniyle çölyak hastaları için özel bir önem taşır .

Kinoanın yüksek besin değeri, terapötik ve glutensiz içerik özellikleri de dahil olmak üzere çocuklar, yaşlılar, yüksek performanslı sporcular, laktoz intoleransı olan bireyler, osteoporoz eğilimli kadınlar, anemi, şeker hastalığı, dislipidemi, obezite ve çölyak hastalığı gibi yüksek risk grubundaki tüketicilere fayda sağlayabileceği belirtilmiştir.

kinoa beslenme ve diyet sağlık zayıflama

Çölyak ve laktoza intoleranslı kişiler gluten içermeyen yapısı ve süt kazein kalitesine benzeyen zengin protein seviyeleri nedeniyle tüketmelilerdir.

Çölyak, arpa ve çölyak, buğday ve çölyak, çavdar ve çölyak, Çölyak hastalığı, Çölyak hastalığı nasıl bir rahatsızlıktır, Çölyak hastalığı nedir, çölyak ve bağışıklık sistemi, diyetisyen rümeysa çelik, gluten enteropatisi, gluten hassasiyeti, kalıcı intolerans, oto-immün sistem rahatsızlığı, oto-immün sistem rahatsızlığı nedir, proksimal ince barsak alerjisi, rümeysa çelik, villi, villus, willi, yulaf ve çölyak, Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık, çölyak, celiak, çöyak hastalığı, çölyaklılar neleri yiyemez, çölyaksız gıdalar, glutensiz gıdalar, glutensiz besinler, çöyak diyeti, çölyak önerileri, çölyakta Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çaylar,

Bulgular çölyak hastalarından serum IgA‘larının bu çeşit proteinlere düşük bağlanma afinitesi gözlendiğinden çölyaklı bireyler için güvenli olduğunu göstermektedir.

Yararlanılan kaynaklar
1.Demir MK, Kılınç M KİNOA: BESİNSEL VE ANTİBESİNSEL ÖZELLİKLERİ. Journal of Food and Health Science 2016; 2(15): 104-111. 2.Tan M, Yöndem Z İnsan ve Hayvan Beslenmesinde Yeni Bir Bitki: Kinoa (Chenopodium quinoa Willd.). Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, Erzurum. Alınteri 2013; 25 (B): 62-664.Navruz-Varlı S, Şanlıer N. Nutritional and health benefits of quinoa (Chenopodium quinoa Willd.). Journal of Cereal Science 2016; 69: 371-376. 3. Türksoy S, Özkaya B. Gluten ve Çölyak Hastalıgı. Türkiye 9. Gıda Kongresi; 24-26 Mayıs 2006, Bolu

sümeyye aymaz insülin tipleri

Etki sürelerine göre insülin tipleri nelerdir?

İnsülin, vücudumuzda midenin arka tarafında bulunan bir organ olan pankreastaki beta hücrelerinde salgılanan bir hormondur. Kandaki şekerini kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle kandaki şeker düzeyi de azalmış olur.

7 maddede insülin direnci - kilo ilişkisi, insülin direnci, ensülin direnci, insülin direbci diyeti, insülin direncini kırmak, gıda gündemi, gıdagundemi.com

1. Kısa etkili regüler insülin

Regüler insülin, kısa etkili insülinin prototipidir. Etkisinin başlaması 30 – 60 dakika, zirve etkisi 2 – 4 saat, etki süresi 5 – 8 saattir. Etki başlangıç süresi göz önünde bulundurularak yemekten 30 dakika önce yapılması gereklidir.

İntravenöz kullanılabilen tek insülin tipidir.

Diyabetik ketoasidoz – hiperglisemik koma tedavisinde kullanılır. Kısa etkili analog insülinlere kıyasla fiyat avantajı bulunmaktadır.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

2. Kısa etkili analog (çok kısa etkili analog) insülinler

Genetik olarak modifiye edilmiş insülin tipleridir. Bu modifikasyon daha hızlı absorpsiyona (emilime) neden olarak daha kısa sürede insülinin etkisinin başlamasını ve etkinin daha kısa sürmesini sağlamaktadır. Regüler insüline göre avantajları fizyolojik insülin sekresyonunu daha iyi taklit etmeleri ve daha az hipoglisemiye neden olmalarıdır, dezavantajı ise pahalı olmalarıdır. Kısa etkili analog insülin ile regüler insülinin uzun süreli uygulamalarında HbA1C üzerine etkileri aynı bulunmuştur. Hipoglisemik risk taşıyan hastalara analog insülin verilir.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

3. Uzun etkili analog insülinler

Genetik olarak modifiye edilmiş insülin tipleridir. NPH insüline göre daha uzun süreli ve pik oluşturmayan bir insülin etkisi sağlarlar. Tedaviye bağlı gelişen hipoglisemi (özellikle de geceleri gelişen) insidansını (sıklığını) azaltırlar. Uzun etkili analogların pregestasyonel ve gestasyonel diyabet vakalarında kullanılması önerilmemektedir.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

4. Orta etkili insülin

insülin tipleri

5. Karışım insülinler

Piyasada farklı insülin tipleri ile önceden hazırlanmış karışım insülin preparatları bulunmaktadır. Bu karışımlar hasta uyumunu kolaylaştırır ve günlük enjeksiyon sayısını azaltırlar. Karışım insülinler hastalar tarafından enjektörde karıştırılarak da hazırlanabilir. Regüler insülin veya NPH insülin karışımlarında ilk olarak Regüler insülinin enjektöre çekilmesi ve karışımın hemen enjeksiyon öncesi hazırlanması önerilmektedir. İnsülin Detemir ve Glarjinin aynı enjektörde diğer insülinlerle karıştırılması önerilmemektedir.

Yararlanılan kaynak
http://eski.teb.org.tr/images/upld2/ecza_akademi/makale/20110325013554diabet_mellitusta_insulin_tedavisi.pdf

http://www.ichastaliklaridergisi.org/managete/fu_folder/2011-04/html/2011-18-4-181-223.htm

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sümeyye Aymaz

 

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet şampiyonu Türkiye!

Avrupa ülkeleri arasında diyabet (şeker hastalığı) sıklığının en yüksek olduğu ülke %12,8 ile maalesef Türkiye!

– Avrupa’da 20-79 yaş arası en fazla diyabet (şeker hastalığı)li bireyin bulunduğu ülkeler sıralamasında Türkiye 6 milyonu aşkın kişiyle, Rusya ve Almanya’dan sonra 3’üncü sırada yer alıyor.
– Türkiye’de tip 2 diyabet (şeker hastalığı) sıklığı ciddi bir yükselme eğiliminde. Son veriler diyabet (şeker hastalığı) sıklığının %13.7’ye ulaştığını gösteriyor.

Kadınlarda daha sık

Türkiye’de diyabet (şeker hastalığı)le ilgili yapılan önemli bir çalışma olan TURDEP-II’ye göre, prediyabet (şeker hastalığı)lilerin (diyabet (şeker hastalığı) öncesi) oranı yaklaşık %29. diyabet (şeker hastalığı)e zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biri olan obezite oranı ise %31.2. diyabet (şeker hastalığı)li bireylerin yaklaşık yarısı diyabet (şeker hastalığı)li olduğunun farkında değil. diyabet (şeker hastalığı) sıklığı kadınlarda erkeklerden daha yüksek (kadınlarda %17,2, erkeklerde %16,0). Kentte diyabet (şeker hastalığı) oranı %17 iken kırsal kesimde %15,5. Doğuda diyabet (şeker hastalığı) sıklığı en yüksek (%18,2), kuzeyde en düşük (%14,5). Tüm veriler diyabet (şeker hastalığı)in Türkiye’de beklenenden hızlı şekilde arttığını gösteriyor.

Ekonomik yükü çok ağır

diyabet (şeker hastalığı)e yapılan toplam harcamaların %74’ü diyabet (şeker hastalığı)e ilişkin kardiyovasküler hastalık, nöropati(sinir sistemi harabiyeti), diyabet (şeker hastalığı)ik ayak, retinopati(gözde harabiyet), nefropati(böbrekte harabiyet) gibi komplikasyonlardan kaynaklanıyor. Buna göre, komplikasyonların önlenmesi ve azaltılması maliye₺eri kontrol altında tutmanın en iyi yolu.
Türkiye’de yıllara göre diyabet (şeker hastalığı)le ilişkili maliye₺er şöyle:
2008 2009 2010 2011 2012
Tedavi maliyetleri (milyon ₺) 2.028,59 3.035,12 3.893,48 4.867,88 5.865,98
İlaç maliyetleri (milyon ₺) 2.502,39 3.915,38 4.143,46 4.293,31 4.126,90
Toplam maliyet (milyon ₺) 4.530,98 6.950,51 8.036,94 9.161,19 9.992,88
Diyabet (şeker hastalığı) harcamalarının toplam içindeki payı %16,4 %21,9 %23,4 %24,0 %22,6

Türkiye’de de ağır yük

  • Türkiye’de 2012 yılı diyabet (şeker hastalığı)e bağlı komplikasyon tedavi maliye₺erinin %dağılımı:
  • Kardiyovasküler hastalıklar %29
  • Diyabet (şeker hastalığı)ik ayak %16
  • Nefropati(böbrek hastalığı) %11
  • Nöropati(sinir sistemi harabiyeti) %9
  • Retinopati(retina hastalığı) %5
  • Diğer %30
Diyabet ve beslenme, Diyabet ve beslenme tedavisi, sağlık bakanlığı beslenme, sağlık bakanlığı beslenme ve diyet, sağlık bakanlığı beslenme ve diyetetik, sağlık bakanlığı beslenme dosyaları, sağlık bakanlığı beslenme ve hastalıklar, sağlık bakanlığı beslenme ve koruyucu sağlık, sağlık bakanlığı beslenme ppt, sağlık bakanlığı beslenme yazıları

Modern yaşam diyabeti tetikledi!

Alınan tüm önlemlere ve gelişen tedavilere rağmen diyabet (şeker hastalığı) giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu. Tüm diyabet (şeker hastalığı) hastalarının yüzde 90 kadarı Tip 2 diyabetli  (şeker hastalığı). Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)se önlenebilir bir hastalık. Halen diyabet (şeker hastalığı) hastası olduğundan habersiz 193 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabet (şeker hastalığı)in dünya ve Türkiye’deki durumunu şöyle anlattı.

 

Diyabet (şeker hastalığı) hem ülkemizde hem de tüm dünyada beklentilerin çok üstünde bir hızla yayılıyor. Toplum sağlığını ve sağlık ekonomisini önemli ölçüde tehdit eden bu hastalık ciddi bir halk sağlığı sorunu oldu bile. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2004 yılında yaptığı tahminler günümüzde çok iyimser kaldı. 2030 yılı tahminleri şimdiden aşıldı.

Diyabetli olduğunu bilmeyen milyonlar var

Tüm dünyadaki diyabet (şeker hastalığı) sıklığındaki artış, nüfus artış hızına, ortalama yaşam süresinin uzaması sonucunda yaşlanmaya, kentleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişimi sonucunda obezitenin artıp fiziksel aktivitenin azalmasına bağlanıyor.
Günümüzde diyabet (şeker hastalığı) sıklığı, tüm dünyada epidemik(salgın) oranlarına ulaştı. Kısa adı IDF olan Uluslararası diyabet (şeker hastalığı) Federasyonu 2015 yılında yayımlanan 7’inci diyabet (şeker hastalığı) Atlası’nda şu çarpıcı verileri ortaya koymuştu:
– Dünya genelinde 415 milyon yetişkinin diyabet (şeker hastalığı) hastası olduğu tahmin ediliyor.
– 2040 yılına kadar bu rakamın 642 milyona ulaşması bekleniyor.
– 318 milyon yetişkinde ise bozulmuş glukoz toleransı var. Bunun anlamı ileride diyabet (şeker hastalığı) geliştirme risklerinin yüksek olduğu.
– Her 6 saniyede bir diyabet (şeker hastalığı)e bağlı bir ölüm gerçekleşiyor. Yani yılda 5 milyon ölüm.
– Her 7 doğumdan biri gestasyonel(hamilelik) diyabet (şeker hastalığı)ten etkileniyor.
– Tanı konulmamış 193 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Bunlar diyabet (şeker hastalığı)in uzun dönemde yol açacağı zararlardan habersiz olarak yaşamlarını sürdürüyor.
– Diyabet (şeker hastalığı) komplikasyonlarının maliyetinin, tüm dünyada toplam sağlık hizmetleri harcamalarının yüzde 5-20’sini oluşturduğu tahmin ediliyor.
– diyabet (şeker hastalığı), gelişmiş ülkelerde, erişkin yaş grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedeni.
– diyabet (şeker hastalığı)e bağlı parmak veya bacak amputasyonları(kesilme), kazalarda oluşanlara göre daha fazla.
– diyabet (şeker hastalığı)li kişiler daha fazla kalp enfarktüsü ve felç geçirme riski altında.
– diyabet (şeker hastalığı)li kişilerde böbrek hastalığı geliştirme riski çok yüksek.

İki tipi var

En basit anlatımıyla, diyabet (şeker hastalığı) insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık. İki tipi olan hastalıkta, daha sık görüleni tip 2 diyabet (şeker hastalığı). Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) insülinin yeterince etki gösterememesi sonucu ortaya çıkıyor. Tip 1 diyabet (şeker hastalığı) ise daha seyrek olarak görülse de küçük yaşlardan itibaren başlıyor ve ömür boyu insülin kullanılmasını gerektiriyor.

En büyük darbesi kalp ve damarlara

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre;
– diyabet (şeker hastalığı)e bağlı ölümlerin yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor ve 35-64 yaş grubunu etkiliyor.
– diyabet (şeker hastalığı)in 2030 yılında ölüm nedenleri arasında 7’inci sıraya yükseleceğini ve önümüzdeki 10 yılda diyabet (şeker hastalığı)e bağlı ölümlerin yüzde 50 oranında artacağı öngörüyor.
– diyabet (şeker hastalığı)li hastalardaki ölümlerin yüzde 50-80’inden kardiyovasküler hastalıklar sorumlu.
– 2012 yılında 1,5 milyon ölümün doğrudan sebebi diyabet (şeker hastalığı).

Kiloluysanız diyetisyen kontrolünde ağırlığınızı azaltın

– Günde en az üç ana öğün tüketin. Öğünlerinizin arasında 6 saatten fazla süre olmasın. Kullandığınız ilaç tedavisine göre öğün planınız değişebilir.
– Günde 2-3 porsiyon sebze (en az 200 gram) ve 2-3 porsiyon meyve (en az 200 gram) tüketin.
– Taze ve hazır meyve suları yerine meyvenin kendisini tercih edin.
– Ana öğünlerinizde tam tahıllı ürünler(tam buğday unundan ekmek, bulgur, esmer pirinç,kepekli makarna) tercih edin.
– Glisemik indeksi düşük olan yiyecekleri tercih edin.
– Yeterli miktarda su için. Çay ve kahveye şeker atmayın.
– Protein kaynaklarını diyetisyeninizin önerdiği miktarda kullanın.
– Kızarmış yiyeceklerden uzak durun, yağ tüketiminizi azaltın.
– Her gün en az 30 dakika tempolu yürüyün.
– Kiloyu veya şişmansanız, doktorunuz ve diyetisyen kontrolünde ağırlığınızın yüzde 5-10’unu azaltmayı hedefleyen beslenme programını takip edin.

Diyabet (şeker hastalığı) hastalığında sık görülen belirtiler

– Sık idrara çıkma,
– Ağız kuruluğu ve çok su içme,
– Ani kilo değişikliği,
– Kendini enerjik hissetmeme,
– Bulanık görme,
– Sık sık enfeksiyon gelişmesi,
– Eller, ayaklarda uyuşma, karıncalanma.

Şekerin hedefi damarlar

Tıbbi adı diabetes mellitus olan diyabet (şeker hastalığı), vücuttaki glukoz(şeker) kullanımını etkiliyor. Glukoz besinlerdeki karbonhidratların sindirimiyle kana geçiyor. Vücudun ürettiği insülin hormonu, kana geçen glukoz düzeyini dengede tutuyor. diyabet (şeker hastalığı) hastalığında, vücut yeterli miktarda insülin üretemez veya üretilen insüline karşı dokularda direnç sözkonusu. Bu nedenle kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlıyor. Şekerin yükselmesi vücudumuz için tehlike oluşturuyor. Kan şekerinin uzun süre yüksek kalması, vücudumuzdaki büyük ve küçük damarlara zarar veriyor. Damarların zarar görmesine bağlı kalp, böbrek hastalıkları, sinir sisteminde hasar ve kan dolaşımı sorunları ortaya çıkıyor.

Diyabet diyetisyen

Diyabetli bireyler için diyetisyenin içinde olduğu sağlık ekibi kurulmalı!

Prof. Dr. Deyneli ekimler, hastaların yaşam alışkanlıklarında aksayan yönleri düzelterek çok daha az ilaçla tedavi uygulayabilir, ancak yeterli vakitleri olmadığı için zaman zaman gereğinden fazla ilaç kullanarak tedavi etmek zorunda kalıyor…

Diyabet, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan bir hastalık olarak gösteriliyor ancak yaşam biçiminin düzenlenmesi, kalıtsal faktörlerin bilinmesi ve erken teşhisle çok daha az ilaç kullanarak bu hastalığın kontrolü sağlanabilir. Ne yazık ki bütün bunlar için hekimlerin hastalarını muayene ederken daha fazla zamana ihtiyaçları var.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, diyabetli bireylerin tedavisinde kullanılan ilaç dozunun azaltılması ve erken dönemde belirtileri ortaya çıkmayan bu hastalık için nasıl bir yol izleneceğini anlattı.

Hekimlerin hastalarını fazla ilaç kullanarak tedavi etmek gibi bir yaklaşımda olmadığını ancak zaman sıkıntısı nedeni ile bu yolu izlemek zorunda kaldıklarına dikkat çeken Deyneli, hastalara daha fazla vakit ayırabilmek için diyabet ile ilgilenen bir sağlık ekibinin olması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Deyneli,

Bu nedenle bir

diyabet hemşiresi,

diyetisyen,

egzersiz fizyoloğu veya spor hekimi,

diyabet tedavisini düzenleyen hekim,

ayak bakımı ile ilgilenen podolog ve

medya doğru bilgilendirme için işbirliği içinde olmalı. Böylelikle diyabetli bireyde gözden kaçan noktalar çok daha erken fark edilip erken müdahale şansı olacaktır, açıklamasında bulundu.

Tip 2 diyabet erken dönemde belirti vermiyor

Diyabet hastalığının çoğu zaman hekimi yönlendirebilecek erken belirtiler vermediğini dile getiren Deyneli, sözlerini şöyle sürdürdü:

Diyabetli bireyler erken dönemde herhangi bir şey hissetmiyorlar, ama kan şekerleri yüksek seviyede oluyor. Normalde çok su içme, çok idrara gitme ve uyku hali gibi yakınmalar diyabetin belirtileridir, ancak diyabet tanısı konulanların yarısında bu belirtiler çok çarpıcı değil. Tip 1 diyabette çocukluk, gençlik veya ilerleyen yaşlarda tümüyle insülin olmadığı durumda bu belirtiler net olarak kendini gösteriyor, ancak diyabetli grubun yüzde 90-95’ini oluşturan Tip 2 diyabette hiçbir belirti vermiyor.

Bu risk faktörleri varsa mutlaka hekime başvurulmalı!

Şişmanlık, tansiyon, yüksek kolesterol, ailede diyabet hastası kişilerin olması, uyku hâli ve hâlsizlik varsa kan şekerinin ölçtürülmesini öneren Prof. Dr. Deyneli, kan şekeri ölçümü ile ileride diyabete dönüşebilecek pre-diyabet değerlendirmesinin yapılabileceğini ifade etti. Deyneli, gerektiği durumlarda ileri bir değerlendirme yapılabilmesi için açlık ve tokluk kan şekeri değerlerine bakılması ya da şeker yüklemesi yapılması ile diyabetinin farkında olmayan her iki kişiden birinin farkındalık kazanabileceğini söyledi.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabetli bireyler gereğinden fazla mı ilaç kullanıyor?

Prof. Dr. Deyneli ekimler, hastaların yaşam alışkanlıklarında aksayan yönleri düzelterek çok daha az ilaçla tedavi uygulayabilir, ancak yeterli vakitleri olmadığı için zaman zaman gereğinden fazla ilaç kullanarak tedavi etmek zorunda kalıyor…

Diyabet, hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artan bir hastalık olarak gösteriliyor ancak yaşam biçiminin düzenlenmesi, kalıtsal faktörlerin bilinmesi ve erken teşhisle çok daha az ilaç kullanarak bu hastalığın kontrolü sağlanabilir. Ne yazık ki bütün bunlar için hekimlerin hastalarını muayene ederken daha fazla zamana ihtiyaçları var.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, diyabetli bireylerin tedavisinde kullanılan ilaç dozunun azaltılması ve erken dönemde belirtileri ortaya çıkmayan bu hastalık için nasıl bir yol izleneceğini anlattı.

Fazla ilaç yazılmasının nedeni zaman kıtlığı

Diyabet tedavisinde hekimlerin ilk hedefinin hastaların daha iyi bir kan şekeri seviyesine ulaşması ve kontrolünün sağlanması olduğunu ifade eden Deyneli,

Ancak, bunu yaparken hastalarımızla yeteri kadar vakit geçirme şansımız olmuyor. Dolayısıyla aslında yaşam alışkanlıklarında aksayan yönleri düzelterek çok daha az ilaçla tedavi edebileceğimiz bir hastayı, bu noktalara değinme şansımız olmadığı için zaman zaman gereğinden fazla ilaç kullanarak tedavi etmek zorunda kalıyoruz, dedi.

Diyabet hastalarında yüksek dozda ilaç kullanımına neden olan bir diğer nedenin ise fark edilmeyen şeker düşüklükleri ve arkasından gelen şeker yükselmeleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deyneli,

Bu problemi, hastalarımızla daha fazla vakit geçirerek, günlük hayatında nelerin yolunda gitmediğini sorgulayarak düzene sokmamız mümkün. Daha az sayı ile tedavi sağlanabilecek hastaların bir kısmı ne yazık ki bu fırsat yakalanamadığı için gereğinden fazla ilaç ile tedavi edilebiliyor, ifadelerini kullandı.

Diyabetli bireyler için sağlık ekibi kurulmalı

Hekimlerin hastalarını fazla ilaç kullanarak tedavi etmek gibi bir yaklaşımda olmadığını ancak zaman sıkıntısı nedeni ile bu yolu izlemek zorunda kaldıklarına dikkat çeken Deyneli, hastalara daha fazla vakit ayırabilmek için diyabet ile ilgilenen bir sağlık ekibinin olması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Deyneli,

Bu nedenle bir diyabet hemşiresi, diyetisyen, egzersiz fizyoloğu veya spor hekimi, diyabet tedavisini düzenleyen hekim, ayak bakımı ile ilgilenen podolog ve medya doğru bilgilendirme için işbirliği içinde olmalı. Böylelikle diyabetli bireyde gözden kaçan noktalar çok daha erken fark edilip erken müdahale şansı olacaktır, açıklamasında bulundu.

Tip 2 diyabet erken dönemde belirti vermiyor

Diyabet hastalığının çoğu zaman hekimi yönlendirebilecek erken belirtiler vermediğini dile getiren Deyneli, sözlerini şöyle sürdürdü:

Diyabetli bireyler erken dönemde herhangi bir şey hissetmiyorlar, ama kan şekerleri yüksek seviyede oluyor. Normalde çok su içme, çok idrara gitme ve uyku hali gibi yakınmalar diyabetin belirtileridir, ancak diyabet tanısı konulanların yarısında bu belirtiler çok çarpıcı değil. Tip 1 diyabette çocukluk, gençlik veya ilerleyen yaşlarda tümüyle insülin olmadığı durumda bu belirtiler net olarak kendini gösteriyor, ancak diyabetli grubun yüzde 90-95’ini oluşturan Tip 2 diyabette hiçbir belirti vermiyor.

Bu risk faktörleri varsa mutlaka hekime başvurulmalı!

Şişmanlık, tansiyon, yüksek kolesterol, ailede diyabet hastası kişilerin olması, uyku hâli ve hâlsizlik varsa kan şekerinin ölçtürülmesini öneren Prof. Dr. Deyneli, kan şekeri ölçümü ile ileride diyabete dönüşebilecek pre-diyabet değerlendirmesinin yapılabileceğini ifade etti. Deyneli, gerektiği durumlarda ileri bir değerlendirme yapılabilmesi için açlık ve tokluk kan şekeri değerlerine bakılması ya da şeker yüklemesi yapılması ile diyabetinin farkında olmayan her iki kişiden birinin farkındalık kazanabileceğini söyledi.

diyabet diyeti, diyabet doktoru

Diyabet: “Bir diyetisyenle görüşene değin ne yapmalısınız?”

Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediğini veya kendisine sunulan yemeği yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için aceleci ve çok fazla kuralcı olmamakta fayda vardır.

Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardandan başlayabilirsiniz.
· Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri azaltın.
· Bir veya iki öğün yemek yerine günde en azından üç öğün yemeye çalışın. Öğünler arasında ve gece yatmadan önce küçük bir ara öğün almanız da gerekebilir.
· Alkolün tedavinize etkisini öğrenmeden , alkollü içki içmeyin.
· Diyetisyeninizle görüşmeye gitmeden önceki üç veya beş gün süre boyunca içtiğiniz ve yediğiniz herşeyi not alın. Bu kayıtlar , diyetisyeninizin sizin beslenme alışkanlıklarınızı ve günlük yaşam tarzınızı öğrenmesine fırsat verir ve böylece alışkanlıklarınıza uygun bireysel bir plan oluşturmasına yardımcı olur

Karbonhidrat sayımı sümeyye aymaz

Daha rahat diyabet için: “Karbonhidrat sayımı”

Diyabetli bireyler, ne kadar karbonhidrat alacakları hesaplanabilirse ona göre insülin iğnelerini yapar ve kan şekerleri daha iyi kontrol edebilirler.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

“Karbonhidrat Sayımı” kan şekerini yönetmek için bir yemek planlama tekniğidir. Karbonhidrat sayımı ile kişiye özel yemek listesi oluşturulur. Karbonhidrat sayımı üç aşamada yapılır:

1.Aşama (başlangıç düzeyi)

Bu aşama genel olarak tüm diyabetlilerde uygulanır. Bu aşamada öğrenilecekler:
• Karbonhidrat nedir?
• Hangi besinler karbonhidrat içerir?
• Tüketilen karbonhidratların kan şekerine etkisi nedir?
• Besinlerin tüketilen miktarında kaç gram karbonhidrat vardır?
• Ana ve ara öğünlerde tüketilmesi gereken karbonhidrat miktarının veya karbonhidrat seçeneği sayısının belirlenmesi.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

2.Aşama (orta düzey)

Orta düzeyde ise şunlar öğrenilir:
• Kan şekeri ve tüketilen karbonhidrat miktarı arasındaki bireysel yanıtı değerlendirme,
• Besin etiket bilgilerini kullanma,
• Karbonhidrat tüketimindeki artma/azalmaya bağlı olarak insülin doz ayarlamasıyla ilgili basit bilgiler,
• Yağ, protein, posa, sükroz (çay şekeri) ve alkolün kan glukozuna etkisi.
• Hipoglisemi ve ağırlık artışı.
• Bu aşamada bireyin, öğün öncesi ve öğün sonrası hedef kan şekeri seviyeleri belirlenir ve bu hedeflere ulaştıktan sonra üçüncü aşamaya birey de istiyorsa geçilir.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

3. Aşama (ileri düzey)

Yoğun insülin tedavisi alan (günde dört kez veya daha fazla) ve pompa kullanan diyabetli bireylerin bilmesi gereken basamaktır.
Diyabet diyetisyeni, diyabetli bireyin karbonhidrat bilgisini, hesap yapma becerisini ve kan glukozu ile karbonhidrat tüketimi ilişkisini değerlendirdikten sonra bu aşamaya geçer.
• Öğünde tükettiği karbonhidrat miktarını, o öğünde uyguladığı insülin miktarı ile eşleştirerek, bir ünite insülinin ihtiyaç duyduğu karbonhidrat miktarını hesaplamayı öğrenirler. Buna karbonhidrat/insülin oranı (K/İ) denir.
• K/İ oranı her birey için her öğün değişkenlik gösterebilir.
• K/İ oranının bir kez belirlenmesi ömür boyu bu oranın geçerli olacağı anlamına gelmez.
• Kilodaki değişiklikler, mevsimsel değişiklikler, bayanlardaki menstrüel dönemler, günlük aktivitedeki değişiklikler, stres ve hastalık gibi durumlar K/İ oranında değişikliğe sebep olabilir.
• Kan şekerleri hedef aralıkların dışında olduğu zamanlarda da kan şekerini düzeltmek için ek insülin dozu hesaplamayı öğrenirler. Buna insülin duyarlılık faktörü (İDF) denir. İDF, bir ünite insülinin azalttığı kan şekeri miktarı olarak ifade edilir.
• Hızlı etkili insülin (humolog, apidra, novorapit) kullanımında 1800 kuralı, kısa etkili insülin(humolın R, acrapit) kullanımında 1500 kuralı kullanılarak hesaplanır. 1800 ya da 1500, günlük toplam insülin dozuna bölünür ve çıkan değer bir ünite insülinin düşürdüğü kan şekeri değeridir.
• İDF, öğün öncesinde kullanılmalıdır. İDF de K/İ oranı gibi ömür boyu sabit kalmaz ve bireyden bireye değişkenlik gösterebilir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sümeyye Aymaz

etiket okuma, gıda alışverişi, market ihtiyaç listesi, gluten intoleransı olan bireyler için özel olarak formüle edilmiştir, çölyak hastaları için özel olarak formüle edilmiştir, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı etiket, etiket bilgisi, gıda etiketleri,

Diyabetik ürünlerini kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Gelişen teknoloji ve insanların bilinçlenmesiyle birlikte marketlerde pek çok ürünün diyabetik formunu bulmak mümkün. Ancak bu ürünlerin tüketilmesinde yapılan bazı yanlışlar bulunuyor…

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabetik ürünlere artık rahatça ulaşılabiliyor

Diyetisyen Aslıhan Güray,

Diyabet ile mücadelede birinci basamak farkındalık. Bu farkındalık sonrasında uygulanan ilaç ve beslenme tedavisi ile kişiler yaşamlarını zorlaştırmadan sürdürebiliyor. Bu açıdan eskiye göre çok avantajlıyız, dedi.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Türkiye’de diyabet hastalığının artış hızının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Güray,

Diyabet ülkemizde prevelansı gittikçe artan en önemli kronik sağlık sorunları arasında yer alıyor. 1998’de yapılan TURDEP-I’e göre, yeni tamamlanan TURDEP-II çalışmasında Türkiye’de 12 yılda diyabet sıklığı yüzde 90 artmıştır. Hastalık genetik yatkınlık, yaşam tarzı, metabolik bozukluklar gibi bir çok nedene bağlı olarak ortaya çıkıyor. Burada dikkat etmemiz gereken diyabete karşı önlem almak, eğer diyabet tanısı almışsak yaşam tarzı ve beslenme düzenimizi hastalığa uygun olarak planlamak. Bunun için de mutlaka beslenme uzmanlarından yardım alınmalı, dedi.

Diyabet tedavisinin amacının kan şekerini normal sınırlarda tutarak diyabete bağlı gelişebilecek sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunun altını çizen Güray,

Kan şekerini oluşturan unsurlar besinlerdir. Kan şekeri kontrolünü sağlamak için en başta dengeli beslenmek gerekir.Bunun dışında öğünlerden bir buçuk saat sonra kan şekeri takibi yapmak gerekir, bilgisini verdi.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabetli bireyler beslenirken nelere dikkat etmeli?

•Kan şekerini dengede tutmak adına açlık süresini uzatmadan sık öğünlerle beslenilmeli ve mutlaka ara öğün alışkanlığı edinilmeli
•Ara öğünlerden meyveler tek başına değil kan şekerinin daha yavaş yükselmesi için süt ve süt ürünleriyle beraber tüketilmeli.
•İçeriği bilinmeyen şekerli paket gıdalardan uzak durulmalı..
•Yeterli ve dengeli beslenmeye her besin grubundan yeterli miktarda tüketmeye özen gösterilmeli.
•Basit şeker ve şekerden yapılmış yiyecekler tüketilmemeli.
•Beyaz ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmeği kullanılmalı.
•Diyette yüksek lifli besinlere mutlaka yer verilmeli.
•Yemeklerde beyaz pirinç yerine bulgur kullanılmalı
•Karbonhidrat kaynağı olarak; tam tahıllar ve tam buğday ekmeği , kuru baklagiller, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürünlerini tercih edilmeli.

medimagazin.com.tr/medilife/beslenme-diyet/tr-diyabetik-urunlerini-kullanirken-nelere-dikkat-edilmeli-10-88-73214.html
diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet: “Şeker ve şekerli besinler tüketilebilir mi?

Kan şekerinin kaynağı, çeşitli yiyeceklerde bulunan karbonhidrat adı verilen besin öğesidir.

Karbonhidrat içeren yiyecekler sofra şekeri, şekerli yiyecekler (bal, reçel, pekmez, marmelat, şekerli meyve suları, meşrubatlar, çikolata, dondurma ve tatlılar gibi), un ve undan yapılan yiyecekler (ekmek, yufka, erişte, makarna gibi), pirinç, bulgur, kuru baklagiller, patates, sebzeler, meyveler, yoğurt ve süttür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların kan şekerini etkileme hızları birbirinden farklıdır. Bu nedenle yiyecekler kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlı yiyecekler (basit karbınhidratlar) ve kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükselten karbonhidratlı yiyecekler (kompleks karbonhidratlar) olmak üzere iki gruba ayrılır.

Şeker ve şeker içeren yiyecekler vücuda enerji verir ancak bu tür yiyeceklerin yenilmesi kan şekeri kontrolünü bozar. Sofra şekeri, reçel, bal, marmelat,pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvit, çikolata, helva gibi yiyeceklerin içindeki karbonhidrat basit karbonhidratdır yani kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltirler. Ayrıca başta diş çürüklüğü olmak üzere, şişmanlık, kalp hastalığı, barsak hastalıkları gibi bir çok sağlık sorununun oluşmasına neden olurlar.

Vücudun ihtiyacı olan enerjiyi kompleks karbonhidratlardan karşılayarak kan şekerinin daha geç ve daha yavaş yükselmesini sağlayabilirsiniz.Yediğimiz sebze, meyve, ekmek, pilav, makarna, çorba, kuru baklagiller gibi çeşitli yiyeceklerin içindeki karbonhidratlar yani kompleks karbonhidratlar, vücudumuzda şekere yani glikoza dönüşür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler.

Alışveriş yaparken almayı düşündüğünüz yiyeceğin ambalajında bulunan ‘içindekiler’ kısmını mutlaka okuyunuz. İçinde glikoz, sukroz, şeker bulunan yiyecekleri satın almadan önce marka ve çeşit olarak not ediniz ve sizin için uygun olup olmadığını öğrenmek için mutlaka diyetisyeninize danışınız.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet: “Ne kadar karbonhidrat tüketilmeliyim?”

Bu sorunun cevabını vermek çok kolay değil. Çünkü cevap kişiden kişiye farklılık gösterir. Ayrıca bir gün içinde alınması gereken toplam karbonhidrattan çok hedef kan şekeri kontrolünü sağlayacak karbonhidrat alımının gün içinde öğünlere ve ara öğünlere dağılımı önemlidir.

Diyetisyeniniz aşağıdaki noktaları dikkate alarak ana ve ara öğünlerde almanız gereken karbonhidrat miktarını belirler.
· Vücut ağırlığı/boy uzunluğu
· Ne zaman ve ne sürede egzersiz yapıldığı
· Diyabetinizle ilişkili aldığınız medical tedavi ve kullandığınız ilaç veya insülinin etki süreleri
· Vücut ağırlığı hedefi
· Yaş
· Kolesterol, trigliserid, mikroalbümin ve Hemoglobin A1c ile ilişkili kan değerleri
· Kişisel tercihler
· Diğer medikal konular
· Kültürel geçmiş ve yaşam tarzı

Yıllar önce diyabet tedavisinin önemli bir bölümünü oluşturan beslenme konusunda diyabetlilere kendi planını kendin yap şeklinde bir yaklaşım dile getirilmezdi. Oysa günümüzde diyabetlilere öğün planı ile ilişkili bir bütçe verilmekte ve bu bütçeyi kendi istekleri doğrultusunda harcaması istenmektedir. Örneğin öğlen yemeğinde öğün bütçesinden 60 gram karbonhidrat harcaması gereken bir diyabetli bu miktarı 1 gözleme yiyerek veya 1 kepçe çorba, 2 dilim ekmek ve 1 küçük boy muz yiyerek de harcayabilmektedir. Seçim tamamen kendisine aittir.
Diyabetlilerin de diyabetli olmayanlar gibi sağlıklı bir yaşam sürmeleri için dengeli beslenmeleri gerekmektedir. Diyabetli bir bireyde diyabetli olmayan ve dengeli beslenen bir kişinin yaptığı gibi istediğini yiyebilir.

Bunun için diyetisyeni ile birlikte çalışmalı, karbonhidrat sayımı ve yağ sayımı veya her ikisi ya da değişim listeleri ile ilişkili gerekli bilgiyi, uygun eğitimi ve desteği almalıdır.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet: “Serbest besinler…”

Herhangi bir besini gereğinden fazla yemeyi düşünmeyin. Sağlıklı beslenmenin anahtarı dengedir. 

Vücudunuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geçiktirecektir.
Yağsız sütün içindeki yağ mıktarı azdır ancak kalorisi vardır.

Diyet ürünlerinde şeker olmayabilir ancak içinde bulunan un, yağ veya meyve şekeri kan şekeri ve kan yağlarının kontrol altına alınması için uygun olmayabilir. Eğer yediğiniz yiyeceğin porsiyonunu kontrol edebilirseniz sevdiğiniz bir çok yiyecek dahil olmak üzere çeşitli yiyecekleri yiyebilirsiniz.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet: “Ara öğünlerde neler yenilebilir?”

Ara öğünlerde ne yenilebilir?

Ara öğünler için yapılacak seçim insülin veya oral antidiyabetik ilaç kullanan kişiler için farklıdır. Ancak her iki tedavide 10-15 gram karbonhidrat içeren bir yiyecek yemenizi öneririz.

Yiyecek seçiminde değişim listelerinden veya diyabet beslenme piramidinden faydalanabilirsiniz.
Ara öğünler için yapacağınız en iyi seçim ekmek veya ekmek yerine yenilebilecek yiyecekler grubudur. Örneğin 2 galeta veya 4-5 adet şekersiz kepekli bisküvi, bir bardak dolusu yağsız patlamış mısır, yarım pogaca, vb. Bu grup yiyeceklerin yanına düşük yağlı süt, yoğurt, ayran veya peynir gibi protein içeren bir yiyecek ilave ederek ara öğünü kuvvetlendirebilirsiniz.
Taze meyve ve sebzede iyi bir seçim olabilir.

Ancak insülin kullanan kişilerin ara öğünde sadece meyve yemeleri her zaman için iyi bir seçim olmayabilir. Ara öğünde tek başına meyve yenilmesinin o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak öğlen yemeğine doğru oluşabilecek bir hipoglisemi riski yaratabileceği unutulmamalıdır.
Diyabetliler genellikle ara öğün saatinde evde olmadıklar için bir şey yiyemediklerinden yakınırlar. Ara öğünler için hazırlıklı olmayı unutmayın.. Yanınızda-çantanızda, arabanızda, işyerinde masanızın çekmecesinde-daima yiyebileceğiniz uygun yiyecekler bulundurun.

diyabet şeker hastalığı diyet

Diyabet: “Öğün sıklığı gerçekte ne olmalı?”

Gün içinde yemeniz gereken öğün sayısı diyabetinizin tipine, aldığınız medikal tedaviye, fiziksel aktivite düzeyinize ve o andaki kan şekeri düzeyinize bağlı olarak değişir.

İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak üç ana öğün öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslenmesi gerekir.

Genellikle yapılan yanlış insülin enjeksiyonunu yaptıktan sonra yarım saat beklemeden hemen veya 5 dakika sonra yemek yenilmesidir. Bu tarz hatalar öğünden sonra kan şekerinin yükselmesine neden olur.

Yapılan bir diğer yanlış ise açlık hissi oluşmadığı için ara öğünlerin yapılmaması veya ara öğünde yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılmasıdır. İnsülin kullanan bir kişide ara öğünün yapılmaması, bir ara öğünün atlanması veya yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılması şeklinde yapılan uygulamalar kan şekerinin düşmesine neden olur. Kan şekerinin 50 mg/dl’nin altına düşmesi hipglisemi olarak tanımlanır.
Tip 2 diyabetlilerin iki -üç saat aralıklarla beslenmesi gerekir.

Bir gün içinde yenilmesi gereken yiyecekleri gün boyunca yayarak sık ve az yemek yeme alınan öğünden sonra kan şekerinin daha az yükselmesini sağlar. Öğünlerde yenilen yiyeceklerin porsiyon ölçüsünü azaltarak, küçük öğünler halinde yemek yenilmesi fazla kalori alınmasını önleyerek ve açlığı kontrol altına alarak hem kan şekeri kontrolünü sağlar hem de kilo alımını önler. Ayrıca kan kolesterol düzeyindeki yükselmeyide azaltır.