Sağlık Bakanlığı, diyetisyen ve hekimlere otizm rehberi hazırlıyor!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, otizmli çocukların eğitiminde görev alan öğretmenler ve aileler için iki yeni rehber kitapçığın hazırlandığını belirterek, bu çalışmalarla çocukların gelişimlerine ve onlara sunulan eğitimin niteliğinin artırılmasına katkıda bulunmayı amaçladıklarını bildirdi.

Selçuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ortak girişimiyle başlatılan Beslenmenin Otizm Spektrum Bozukluğu Üzerine Etkileri Farkındalık Geliştirilmesi Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Projenin tanıtım toplantısını Emine Erdoğan’ın katılımıyla Konya’da düzenlediklerini anımsatan Selçuk, Proje kapsamında otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin eğitiminde görev alan öğretmenler ve ailelerin ‘otizm spektrum bozukluğu ve beslenme’ konusuna ilişkin duyarlılık kazanmaları amacıyla rehber kitapçıklar hazırladık. Rehberlerin ailelerimiz ve öğretmenlerimize dağıtımı gerçekleştirildi. diye konuştu.

Ayrıca Türkiye genelindeki 242 rehberlik ve araştırma merkezi (RAM) tarafından ailelerin bilgilendirildiğini anlatan Selçuk, Sağlık Bakanlığınca da diyetisyen ve hekimlere yönelik bir rehber hazırlandığını aktardı.

Aileler ve öğretmenlere rehberlik edecek yol haritası

Bakan Selçuk, özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin eğitim hizmetlerinden en üst düzeyde faydalanabilmesi için çalışmaları büyük bir titizlikle yürüttüklerini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

Rehberlerimiz toplumun tüm kesimlerine farkındalık kazandırmak amacıyla uzman bir ekip tarafından hazırlandı. Bu çalışmalarla otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarımızın gelişimlerine ve onlara sunulan eğitimin niteliğinin artırılmasına katkıda bulunmayı, hem ailelerimize hem de öğretmenlerimize rehberlik edecek bir yol haritası sunmayı amaçladık.

Öğretmenler için mesleki gelişim programları hazırlandı

Bakanlık tarafından otizm spektrum bozukluğu ve beslenme konusunda farkındalık yaratmak amacıyla öğretmen eğitimlerinin de düzenlendiğini bildiren Bakan Selçuk, şöyle konuştu:

Otizm spektrum bozukluğu konusundaki mesleki gelişim ve kurs programlarımızla özel eğitim kurumlarında görev yapan yaklaşık 400 öğretmenimize eğitim verildi.

Ayrıca otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerimizin beslenmeleri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla tüm özel eğitim, rehberlik, sınıf ve okul öncesi öğretmenlerimize yönelik uzaktan eğitim mesleki gelişim sertifika programını hazırlıyoruz. Eğitim programıyla söz konusu branşlardaki tüm öğretmenlerimize ulaşmayı hedefliyoruz.

Otizmli çocuklarımızın dünyasına doğru bir dille ulaşabilmek için…

Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Selçuk, rehber kitapçıklarla ilgili Twitter hesabından da paylaşımda bulundu.

Selçuk, paylaşımında, Dışarı doğru açsa da içine kapansa da gülün adı güldür. Açmadı diye tomurcuğu dalından ayırmıyorsan; otizmli çocuğu da hayattan ayıramazsın. İçine doğru konuşan, içine doğru yaşayan otizmli çocuklarımızın dünyasına doğru bir dille ulaşabilmek için öğretmen ve aile kitapları hazırladık. mesajına yer verdi.

Kitapçıklarda beslenme sorunları ve çözüm önerileri sıralanıyor

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü öncülüğünde aileler için hazırlanan Otizm Spektrum Bozukluğu ve Beslenme kitapçığında otizmli çocukların beslenmeleri konusunda sıklıkla karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri yer alıyor.

Öğretmenlere yönelik rehber kitapçıkta ise okul ortamında beslenme sorunlarını çözmek için dikkat edilmesi gereken hususlar, otizmli öğrencilerin iletişim ve sosyal becerilerini geliştirmek için yapılabilecekler, ebeveyn aracılı uygulamalar konusunda bilgilendirmeler yapılıyor.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/871278/meb-den-ogretmen-ve-aileler-icin-otizm-rehberi.html
Batı Nil Virüsü, BNV

Sağlık Bakanlığı’ndan Batı Nil Virüsü açıklaması: “4 vaka tespit edildi”

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, dört vakanın yanında aynı bölgeden üç şüpheli numunenin daha incelenmek üzere laboratuvara gönderileceği belirtildi.

Söz konusu hastalığın genelde mevsimsel olduğu, yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görüldüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi.

Salgın bölgeleri başlıca kuş göç yolları üzerinde yer almaktadır. Kuşlar virüsün esas konağıdır. Sivrisinekler taşıyıcı kuşlardan beslenirse, virüsü alarak insanlara bulaştırabilmektedir. Hastalığın kuluçka süresi 3-14 gündür. Virüsün bulaştığı kişilerin %80’inde herhangi bir belirti görülmez. Hastaların yaklaşık %20’sinde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, lenf bezlerinde şişlik, bulantı-kusma, ciltte döküntü görülebilir. Yaklaşık bir haftada iyileşme beklenir. Hastalığın özel bir tedavisi yoktur, destek tedavisi esastır. Çoğunlukla Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Batı Asya’da görülen BNV, ülkemizde ilk olarak 2010 yılında tespit edilmiştir. 2018’de başta İtalya ve Yunanistan olmak üzere Avrupa ülkelerinde vaka sayıları artmış, aynı yıl Türkiye’de de 26 vaka görülmüştür.

Koruyucu önlemler alındı

İstanbul Avcılar’da vakalara rastlanılmasının ardından hastalığın kontrolüne yönelik olarak İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yerel yönetimler ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde gerekli koruma tedbirleri alındığı kaydedildi. Açıklamada,

Tespit edilen hastalara ve yakınlarına gerekli bilgilendirmeler yapılmış; başka vaka olup olmadığı araştırılmıştır. Hastalıktan korunmada temel yaklaşım sivrisinek üreme alanlarının azaltılması ve sivrisinek sokmalarından korunmaktır. Bu çerçevede bölgede sivrisinek kaynağı olabilecek yerler tespit edilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bildirilerek larvasit uygulamaları yapılması istenmiştir. Ayrıca bölgede sivrisinek üreme alanı olabilecek durgun suların ıslahı için İSKİ’ye bilgilendirme yapılmıştır, denildi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-saglik-bakanligindan-bati-nil-virusu-aciklamasi-4-vaka-tespit-edildi-11-681-82494.html

Sosyal medya “sağlıkta mülakata hayır” ile yıkılıyor!

Sağlık Bakanlığı’nın sözleşmeli sağlık personeli alımında sözlü sınava dair usul ve esas yayımlanması sonrasında sosyal medya ‘Sağlıkta Mülakata Hayır’ etiketi ile yıkılıyor…

Sağlık Bakanlığı, 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesi uyarınca, sözlü sınava dair usul ve esasları belirledi. Belirlenen usul ve esaslara göre en yüksek 3 katı puanlı aday sözlü sınava alınabilecek. Düzenleme, sözleşmeli sağlık personeli alımının mutlak surette sözlü sınavla yapılacağı anlamına gelmemektedir. Usul ve esasların yayınlanmış olması sayısız adayı tedirgin etmiştir.

2 yıla yakın zamandır kadro izni çıkmadığı için başlatılamayan atama süreci varken, bir de atamaların sözlü sınavla yapılabileceği ihtimaline adaylar tepkilerini ortaya koymaktadır.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/829945/sosyal-medya-saglikta-mulakata-hayir-ile-yikiliyor.html

Şeyda Coşkun’un beraatine Sağlık Bakanlığı’ndan itiraz!

Beslenme ve Diyetetik lisans diploması olmadan uygulattığı diyet programına beraat kararına Sağlık Bakanlığı itiraz etti. Şeyda Coşkun, diploması olmadığı halde diyet programı uygulattığı iddiasıyla yargılanmış ve beraat etmişti. Sağlık Bakanlığı, beraat kararının kaldırılmasını talep etti.

Sabah Gazetesi’nden Atakan Irmak‘ın haberine göre, ünlü isimlere diyet programları uygulayan Şeyda Coşkun, Sağlık Bakanlığı’nın kriterlerine uygun Beslenme ve Diyetetik lisans diploması olmadığı için diyetisyenler tarafından eleştiriliyordu. Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi‘ne şikayet edilen Coşkun’un izinsiz ve yetkisiz sağlık hizmeti verdiği ileri sürülmüş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca soruşturma başlatılmıştı.

Ünlülerle çalışıyor

Coşkun hakkında, Sağlık Hizmetleri Kanunu’na muhalefet suçundan dava açılmıştı. Coşkun, mahkemede Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü diplomasından başka sağlık hizmeti vermeye yönelik bir yetki belgesi ortaya koyamamıştı. Kendisini yaşam koçu olarak tanıtan Coşkun; Gülben Ergen, Hacı Sabancı, Derya Baykal, Gülşen, Hadise ve Büşra Pekin gibi isimlerle çalıştı. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülen duruşmada ifade veren Derya Baykal, Coşkun sayesinde spor alışkanlığı edindiğini söylemişti.

Sağlık Bakanlığı müdahale etti

Yargılamanın ardından, yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle Coşkun’un beraatine karar verilmişti. Davaya müdahil olan Sağlık Bakanlığı, avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurarak Coşkun’un beraatinin kaldırılmasını talep etti.

Beden eğitimi mezunu Diyet uzmanı ya da Sağlık Profesyoneli değildir!

Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan dilekçede; delillerin net incelenmediği, beden eğitimi mezunu olan Coşkun’un insanlara sağlık konusunda fikir önerisinde bulunduğu ve her beden eğitimi mezununun sağlık mensubu niteliğinde olmadığı belirtilerek Coşkun’un cezalandırılması gerektiğini kaydedildi. Dosya, Bölge İstinaf Mahkemesi‘ne gönderildi.

Kaynak: Memurlar.net + Sabah Gazetesi
https://www.memurlar.net/haber/821008/diplomasiz-uygulattigi-diyet-programina-beraat-kararina-bakanlik-itiraz-etti.html

Sağlık Bakanlığı’ndan hekimlere uyarı mektubu!

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 11.03.2019 HORMONAL KONTRASEPTİF KULLANIRKEN DEPRESYONUN OLASI BİR SONUCU OLARAK İNTİHAR EĞİLİMİ KONUSUNDA YENİ UYARI

Sayın Doktor, Bu mektubun amacı hormonal kontraseptiflerin güvenliliğiyle ilgili yeni gelişmeler hakkında sizi bilgilendirmektir. Bu mektup, Sağlık Bakanlığı, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Farmakovijilans ve Kontrole Tabi Maddeler Dairesi tarafından hazırlanmıştır. Bu mektuba www.titck.gov.tr adresinden de ulaşabilirsiniz.

Özet • Depresif duygudurumu ve depresyon, hormonal kontraseptiflerin iyi bilinen yan etkilerdir. Depresyon şiddetli olabilir ve intihar davranışı ve intihar ile ilgili iyi bilinen bir risk faktörüdür. • Hormonal kontraseptiflerin Kısa Ürün Bilgisi ve Kullanma Talimatlarına yeni bir uyarı eklenecektir. • Duygudurum dalgalanmaları ve depresif semptomlar durumunda, kadınlara bu semptomlar tedavinin başlamasından kısa bir süre sonra ortaya çıksa bile doktorlarına başvurmaları önerilmelidir. Güvenlik endişelerine ilişkin ayrıntılı bilgiler Avrupa İlaç Ajansı, Skovlund ve diğerleri 2017 (Association of Hormonal Contraception With Suicide Attempts and Suicides. Am J Psychiatry) çalışma sonuçlarına dayanan hormonal kontraseptiflerle olası intihar ve intihar girişimi riskine ilişkin sinyal değerlendirmesini yakın zamanda tamamlamıştır. Danimarka’daki bu prospektif kohort çalışmasına (Danimarka ulusal sağlık kayıtlarına göre) daha önce hormonal kontraseptif kullanmayan ortalama 8.3 yıl takip edilen 15 yaş ve üzeri 475.802 kadın dahil edilmiştir. Kullanmayanlara kıyasla hormonal kontraseptif kullananlar ilk kez intihar girişimi için 1.97 (%95 GA 1.85-2.10) ve intihar için 3.08 (%95 GA 1.34-7.08) rölatif risk oranı göstermiştir. Tespit edilen risk 15-19 yaş grubunda, yaşlılara göre daha yüksektir. Kontraseptif kullanım süresine bağlı olarak rölatif risk oranı, kullanımın ilk ayında artmış ve bir yıl ya da daha uzun bir süre sonra giderek azalmıştır (çalışma süreleri 1’den 4 yıla kadar, 4’ten 7 yıla kadar, 7 yıl ya da daha uzun). Avrupa İlaç Ajansı, mevcut verilerin sınırlılığı nedeniyle net bir nedensel ilişki bulunamadığı sonucuna varmıştır. Bununla birlikte hormonal kontraseptiflerin kullanımıyla ilişkili olarak depresif duygudurumunun ve depresyonun ortaya çıkabileceği bilinmektedir. Depresyon şiddetli olabilir ve intihar davranışı ve intihar için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Bu nedenle bu bilinen yan etkilerin potansiyel ciddiyetinin hormonal kontraseptiflerin ürün bilgisinde belirtilmesinin önemli olduğu kabul edilmiştir. Bu uyarı, doktorları hastalarını bu doğrultuda bilgilendirmelerinin gerekliliği konusunda bilinçlendirmek ve hastaları duygudurum değişiklikleri ve depresif belirtiler ortaya çıktığında doktorlarına başvurmaları konusunda bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Yeni ifade aşağıdaki gibidir:

Kısa ürün bilgisi

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri Depresif duygudurumu ve depresyon hormonal kontraseptif kullanımıyla sık görülen yan etkilerdir (bakınız Bölüm 4.8). Depresyon ciddi olabilir ve intihar davranışı ve intihar için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Duygudurum dalgalanmaları ve depresif semptomlar olması halinde, bu semptomlar tedavinin başlamasından kısa bir süre sonra ortaya çıksa dahi kadınlara doktorlarına başvurmaları önerilmelidir.

Kullanma talimatı

2. {İlaç adı}’ı kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler Uyarılar ve önlemler Psikiyatrik bozukluklar: {İlaç adı} dahil hormonal kontraseptif kullanan bazı kadınlar depresyon veya depresif ruh hali bildirmiştir. Depresyon ciddi olabilir ve bazen intihar düşüncelerine yol açabilir. Duygudurum dalgalanmaları ve depresif belirtiler yaşarsanız ek tıbbi tavsiye için mümkün olan en kısa sürede doktorunuza başvurunuz. Raporlama gerekliliği: Hormonal kontraseptifler reçete edilirken yukarıda belirtilen hususlara dikkat edilmesini ve bu ilaçların kullanımı sırasında advers reaksiyon oluşması durumunda Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Farmakovijilans ve Kontrole Tabi Maddeler Dairesi, Türkiye Farmakovijilans Merkezi’ni (TÜFAM) (www.titck.gov.tr; e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99) bilgilendirmenizi hatırlatırız. Bilgilerinize sunulur,

Personel Sağlık Haber
https://www.personelsaglikhaber.net/guncel/bakanliktan-doktorlara-uyari-mektubu-h77604.html

Ulusal Beslenme Konseyi

Ulusal Beslenme Konseyi kuruluyor!

Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı kapsamında 9 Bakanlık, 7 sivil toplum kuruluşu, YÖK ve RTÜK temsilcilerinin katılımıyla Ulusal Beslenme Konseyi kuruluyor.

Konsey ile beslenme konusundaki bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması, tartışmalı konuların açığa kavuşturulması, beslenme okuryazarlığının artırılması, sağlıklı beslenme kültürünün ülke genelinde yaygınlaştırılması, gıda güvenliği ve kronik hastalıklarla mücadele kapsamında politikalar geliştirilmesi hedefleniyor.

Ulusal Beslenme Konseyi’nin başlıca görevleri

  • Sağlıklı beslenme davranışlarının geliştirilmesi için politika ve strateji önerileri geliştirmek, önerilerin kurumlarda uygulanmasını tavsiye etmek ve uygulamayı izlemek,
  • Sağlıklı beslenme davranışlarının kazandırılması ve beslenme konularında araştırma ve geliştirmeye yönelik projeler önermek,
  • Doğrudan veya dolaylı olarak beslenme kaynaklı hastalıklarla ilgili gerekli hallerde bilimsel komisyon kurulmasına karar vermek,
  • Sağlıklı beslenme davranışlarının geliştirilmesi ile ilgili konularda toplum eğitimleri, bilgilendirmeleri, bilinçlendirme çalışmaları gibi konularda görüş bildirmek,
  • Sağlıklı beslenme, yiyecek ve içecekler konusunda tüketicileri ve özellikle de çocukları yanlış yönlendiren aldatıcı, yanıltıcı algı oluşturucu reklam ve tanıtımlar konusunda gerekli önlem önerilerinde bulunmak,
  • Tüketicilerin sağlıklı gıdaya erişme hakkı konusunda bilimsel ve sosyal önlemlerin alınması için görüş ve önerilerde bulunmak.

Konsey gerektiğinde sağlıklı beslenme, yiyecek ve içecekler ile ilgili konularda bilimsel komisyonlar kurabilecek ve bilim konseyinin raporu doğrultusunda kararlar alacak.

TDD, Diyetisyenler derneği, türkiye diyetisyenler derneği

Ulusal Beslenme Konseyinde Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu, Türkiye Lokantacılar, Kebapçılar, Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu, Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Türkiye Diyetisyenler Derneği ve Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden temsilciler bulunacak. İhtiyaç duyulması halinde özel sektör temsilcileri de konseye davet edilebilecek.

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Beslenme Rehberi de kısa süre içinde yayınlanacak.

Habertürk
https://www.haberturk.com/ulusal-beslenme-konseyi-kuruluyor-2305231
sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Obezite, erken yaşta hasta ediyor!

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, 2 Ocak 2019’da MEB, Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı birlikte Okul Logosu protokolünü imzalayacağız” dedi.

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, katıldığı Beslenme Dostu Okul Sertifika Programında günümüzde bulaşıcı olmayan hastalıklar denilen diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kronik akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin bulaşıcı hastalıklardan çok daha fazla olduğunu belirterek:

Bunlara neden olan en önemli sebeplerden birisi obezite, şişmanlık, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivitenin olmaması, tütün ve alkol kullanımıdır. Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik önce obeziteye neden oluyor. Obezite de diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanserlere yol açabilmektedir, ifadelerini kullandı.

Obezitenin dünyada ve Türkiye’de gittikçe artan bir sorun olduğunu vurgulayan Meşe, son 40 yılda özellikle çocuk yaş grubunda adölesanlarda obezitenin 10 kattan fazla arttığını kaydederek, şunları söyledi:

Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre 5-19 yaş arası çocuk ve adölesanlarda 340 milyonundan fazlasının fazla kilolu veya obez olduğunu göstermektedir. Ülkemizde durum çok iç açıcı değil. İlkokullarda %25’lerde, ortaokullarda %30’lara kadar bu oranlar çıkmaktadır. Çocukluk çağındaki obezitenin ayrı bir önemi var. Erken yaşta obezite, diyabete, hipertansiyona, kalp hastalıklarına erken yaşta yakalanmaya sebep oluyor. Bu da erken ölümleri getiriyor.

‘2 Ocak 2019 tarihinde MEB, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığıyla birlikte okul logosu protokolünü imzalayacağız’

Toplumsal varlığımız açısından geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığının korunması Sağlık Bakanlığımızın en önemli, özel konularından biridir’, diyen Meşe, Okul çağı dönemi fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, çocukların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun olduğu dönemdir. Bu dönem çocuk ve gençlere sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi alışkanlığının kazandırılması, sağlıklı yaşam bilincinin yerleştirilmesi ve yetişkinlik dönemi hastalıklarının önlenmesi için çok önemli dönemlerdir. Buradan hareketle 2010 yılından beri yürüttüğümüz ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’ altında erişkin ve çocuklara yönelik sağlıklı beslenmeyi teşvik eden hareketli yaşamı artıran müdahalelerin yer aldığı eylem planlarımız hazırlanmıştır. Bu eylem planlarından birisi de ‘Beslenme Dostu Okullar’ planıdır. Bu yıl 29-30 Kasım 2018 tarihlerinde de Ankara’da ‘2. Beslenme Dostu Okul Sempozyumu’nu gerçekleştirdik. Çocuklara yönelik yapılacak faaliyetleri en önemli paydaşlarımızdan olan MEB ile yürütmekteyiz.

Beslenme Dostu Okullar Programı bu iş birliğimizin önemli bir eylemidir.

2010 yılından beri okullar gönüllü olarak başvurmakta, MEB, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Müdürlüklerimiz başvurular sonucunda ortaklaşa denetim yapmaktadır. Beslenme Dostu Okul Sertifikası okul yönetiminde Beslenme Dostu Okul planının olması, sağlıklı beslenmeye yönelik eğitim faaliyetleri ve farkındalığının artırılması, obeziteye yönelik sağlık hizmetleri sunumu, sağlıklı beslenmeyi destekleyici okul çevresi ve fiziki koşulların oluşturulmasına göre yapılan bir değerlendirme sonucu veriliyor. Programın amacı okullarda sağlıklı beslenme çevrelerinin oluşturulması, okullarda bu konuda farkındalık oluşturulmasıdır. Yapılan çalışmalarda beslenme dostu okullarda eğitim alan çocukların gelecek hayatlarında da, sağlıklı beslenme kavramının daha iyi yerleştiğini görüyoruz. Velilerimiz de bu konuda duyarlı davranırlarsa okul idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından daha da teşvik edici olacağına inanıyorum, şeklinde konuştu.

Programa Meşe’nin yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Özkan Ünal, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar, Ankara Vali Yardımcısı İsmail Küreci de katıldı. Konuşmaların ardından sertifika almaya hak kazanan okullara sertifikaları takdim edilerek, hatıra fotoğrafı çektirildi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-erken-yasta-obezite-hasta-ediyor-11-681-79874.html
Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu toplandı

Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Prof. Dr. Serkan Topaloğlu başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplandı.

Gündemdeki sağlık konularının konuşulduğu toplantıya Medimagazin Genel Yayın Yönetmeni Dr. İbrahim Ersoy‘un yanı sıra Sağlık Bakanlığı, RTÜK ve Anadolu Ajansı yetkilileri katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile oluşturulacak 9 kuruldan biri olan Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu politika önerileri yapacak, bilimden, sağlık ve gıda politikalarına kadar stratejik ve uzun vadeli vizyonlar geliştirecek. Politika önerisi geliştirecek kurullar, icra faaliyetlerini izleyerek ilerleme raporları hazırlayacak.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-cumhurbaskanligi-saglik-ve-gida-politikalari-kurulu-toplandi-11-681-79763.html
Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı SHM’lere danışman alımı sonuçları neden açıklanmıyor?

Bilindiği üzere Sağlık Sisteminin Güçlendirilmesi ve Desteklenmesi Projesi kapsamında alınacak 200 danışman için istihdam duyurusu 23/05/2018 tarihinde yapıldı ve başvurular alındı.

Aradan yedi aydan fazla bir zaman geçmesine karşın Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Hayat Merkezlerine danışman alımı sonuçları hala açıklanmadı. Gerçek Diyetisyenler Sitesi sonuç açıklama tarihi ile ilintili olarak hsgm.diyetisyen@saglik.gov.tr adresine yolladığımız mail henüz yanıtlanmadı.

Her gün konu ile ilgili sorularla karşılaştığımız için bu başlık Diyetisyen meslektaşlarımızın “Sağlık Bakanlığı SHM’lere danışman alımı sonuçları” ile ilgili soruları için oluşturulmuştur. Konu ile ilgili gelişmeleri yorum kısmından yazarak katkıda bulunabilirsiniz.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca

Sağlık Bakanı: “Şehir hastanelerinde hasta sayısı garantisi yok”

Sağlık Bakanı Koca, şehir hastanelerinde muayene, poliklinik hizmetleri, ameliyat doluluk oranı, yatak doluluk oranı ve hasta sayısında herhangi bir garanti olmadığını söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, CNN Türk’te katıldığı programda, sağlık gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Tüm vatandaşlara sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun şekilde sunulması vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Koca, tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç duyan herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye’ye sahip olmak istediklerini söyledi.

Sağlık Bakanlığına bağlı 630 bin, kamu ve özelde ise toplam 1 milyon 25 bin sağlık çalışanı bulunduğunu aktaran Koca, sağlıkta insan kaynaklarının yapılan planlamalar çerçevesinde hızla arttığını ifade etti. Gelişen toplum beklentilerini ve yeni ortaya çıkan durumları başarıyla karşılayacak sağlık insan gücünün en uygun sayıda ve yüksek kalitede eğitilmesinin sağlanması gerektiğine işaret eden Koca, bunun için Bakanlığın eğitim kurumları ile her zaman iş birliği içinde çalışacağını vurguladı.

Bakan Koca, bugün ihtiyaç duyulan sağlık personelinin değil, geleceğin sağlık teknolojilerini ustalıkla kullanabilecek sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, meslek eğitiminde hedefin sadece kontenjan değil, kaliteli eğitim olduğuna dikkati çekti. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını ve memnuniyetlerini yükseltmek üzere düzenlemelere vakit geçirmeden başladıklarını da belirten Koca, hekimlerin emekli maaşlarına ilişkin bilgi verdi.

Sağlıkta şiddetin önlenmesi

En önemli gündem maddelerinden birinin sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi olduğunu vurgulayan Koca, şiddetin sadece sağlıkçılara yönelik değil, bütün insanlar için kabul edilemez olduğunu ifade etti. Çok yönlü bir yaklaşımla tedbirlerin artırılmasının önemine değinen Koca, “Sağlıkta Şiddeti Önleme Eylem Planı hazırlıyoruz.” dedi.

Koca, hasta ve sağlık personelinin buluştuğu fiziksel ortamların rehabilitasyonu, sağlık personelinde yorgunluk ve bitkinliğe yol açan aşırı iş yükünün azaltılması, doktorların malpraktis ve tazminat tehdidinden kurtarılması, vatandaşların sağlık okuryazarlığının artırılması, sağlık hizmeti verme ve hizmet alma kültürünün toplumsal barış anlayışıyla geliştirilmesi, hasta hekim iletişimini geliştirici eylemlerin hayata geçirilmesi için caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması gerektiğini söyledi.

“Yeni kanunda sağlıkta şiddete karşı caydırıcılığı teşvik edecek bir düzenleme yaptık.” bilgisini veren Koca, sağlık personeline şiddet uygulayanların şikayete gerek kalmaksızın doğrudan kolluk kuvvetlerince yakalanarak karakolda serbest bırakılmaksızın adli işlemleri tekemmül etmek üzere cumhuriyet savcılığına sevk edilmesi, cumhuriyet basşsavcılığınca dosyanın tekemmül ettirilmesi, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadesinin iş yerinde alınmasının yasal zorunluluk haline geldiğini aktardı. Koca, Ceza Kanunu’nda sadece sağlık çalışanlarına yönelik değil, bütün şiddet olaylarında, hırsızlık, gasp ve benzeri olaylarda herkesi ilgilendiren kamu vicdanını rahatlatıcı genel bir düzenlemenin yapılması gerektiğini düşündüğünü bildirdi.

Hedefimiz, Türkiye genelinde 150 bin yatak kapasitesine ulaşmak

Sağlıkta Dönüşüm Programı başladığında mevcut hastanelerin yaş ortalamasının 48 olduğunu belirten Koca, birçoğunun da deprem güvenliği ve fonksiyonel açıdan çok kötü durumda bulunduğunu ifade etti. Koca,

2023 hedefimiz Türkiye genelinde 150 bin yatak kapasitesine ulaşmak, dedi.

Özellikle büyük yapıların kamu-özel iş birliği modeliyle yapılmasının programlandığını anlatan Koca, bu şekilde önemli avantajların söz konusu olduğunu söyledi. Koca, bu şekilde hastane inşa süresinin kısaldığını, uzun süreli bakım ve onarım maliyetleri ile idame risklerinin özel sektöre ait olduğunu, yatırım yükünün uzun yıllara yayıldığını kaydetti.

Şehir hastaneleri

Şehir hastanelerinde, sadece bir hastanenin değil, alanında özelleşmiş çok sayıda hastanenin bir arada olduğuna işaret eden Koca, bu hastanelere başvuran hastaların, sağlıkla ilgili sorunlarının tamamının bir merkezde sonuçlandırılacağını belirtti. Koca,

Şehir hastanelerini bir hastane şehri gibi planlıyoruz. Bölgesinde en üst seviyede hizmet verebilecek şekilde olmasını istiyoruz, diye konuştu.

Koca, şehir hastanelerinin üniversite hastanelerine açılmasının, hem hizmet kalitesine hem de üniversitelerin yeni bir açılım yapmasına fırsat sağlayacağını ifade etti. Koca, bundan sonraki dönemde birden fazla üniversite ile birlikte kullanım protokolü yapılacağını aktararak, özellikle üniversitelerle iş birliği içinde olunacağını ve birlikte kullanım sağlanacağını vurguladı. Bakan Koca, üniversiteler ile iş birliği içinde Türkiye’yi sağlık turizminde önemli bir marka haline getirmek hedefinin en önemli taşlarından birinin şehir hastaneleri olacağı değerlendirmesinde bulundu.

Şehir hastaneleri projelerinde hastanenin yapılacağı hazine arazisinin yüklenici firmaya ücretsiz verilmesinin de söz konusu olmadığının altını çizen Koca, “Şirketin inşaata başlayabilmesi amacıyla arsanın üst kullanım hakkı devredilmekte ve 25 yılın sonunda arsa ve bina tüm takyidatlardan arınmış bir şekilde kamuya devredilmektedir.” bilgisini verdi.

Koca,

Ne Hazine ne Sağlık Bakanlığı ile kamu özel iş birliği sözleşmelerine yönelik bugüne kadar hiçbir borç üstlenim anlaşması imzalanmamıştır, dedi.

Ön Yeterlilik İhale İlanı’nın kamuoyuna Resmi Gazete ve ulusal basın aracılığıyla duyurulduğunu vurgulayan Koca, şu an ihale aşamasında olan projelere 17 firmanın katıldığını belirtti. Kamuoyunda bazı platformlarda dile getirilen “şehir hastanelerinde hasta garantisi verildiği”ne ilişkin iddiaların da doğru olmadığına işaret eden Koca, “Şehir hastanelerinde ne muayene veya poliklinik hizmetlerinden ne ameliyat doluluk oranında ne yatak doluluk oranında ne hasta sayısında herhangi bir garanti yoktur. Çok net ifade ediyorum.” şeklinde konuştu.

Koca, şehir hastanelerinde arsaların firmalara ücretsiz verildiğine yönelik iddiaların da gerçek dışı olduğunu belirterek, “Yapılan şu; üst kullanım hakkı 25 yıl için veriliyor. Mülkiyeti tamamen bizde. Süre sonunda bina ve içerisindekiler dahil her şeyiyle bize devredilecek.” diye konuştu.

Sağlık turizmi

Sağlık turizminin en önemli stratejik hedeflerden biri olduğunun altını çizen Koca, “Sağlık turizmini bir devlet politikası haline getirmek istiyoruz.” dedi. Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin hem uygun fiyatlı hem de son derece kaliteli olduğunu ifade eden Koca, “Sağlık turizmi son on yılda yaklaşık on kat arttı ama sağlık hizmetlerinde geldiğimiz nokta düşünüldüğünde potansiyelimizin çok altındayız.” diye konuştu.

Öte yandan Bakan Koca, antibiyotik kullanımının akılcı ilaç uygulamaları ile azaldığını ancak daha da azaltılması gerektiğini vurguladı. Koca, tütün kullanımı ile mücadele kapsamında da sigara paketlerinde “tek tip” uygulamasına geçileceğini anımsattı. İlaç teminine ilişkin olarak da Koca,

Ruhsatlı ilaçların hepsini ödüyoruz. Bir şekilde literatürde ve hekimin uygun gördüğü ilacı da dışarıdan temin ederek ödüyoruz, dedi.

AA
Muhabir: Yeşim Sert Karaaslan, https://www.aa.com.tr/tr/saglik/saglik-bakani-fahrettin-koca-sehir-hastanelerinde-hasta-sayisi-garantisi-yok/1320839

Sözleşmeli diyetisyenler kadroya geçecek mi?, kpss diyetisyen habeleri, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kamu Hastaneler Kurumu KPSS Diyetisyen

Sağlık Bakanlığı’na yeni personel alımları yapılacak!

Sağlık Bakanlığı’ndan yeni personel alımı bekleyen adayların yüzünü güldürecek açıklamalar art arda geldi.

Sağlık Bakanlığı 2018 yılı sona ermeden yeni alımlar yapacak. 27.000 personelin yetersiz olduğunu söyleyen Samsun Milletvekili Demircan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın yeni alımlar için çalışmalar yaptığını söyledi.

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon Sözcüsü Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, Sağlık Bakanlığı’nın 27.000 personele ek yeni alımlar yapacağını açıkladı. Kamubülteni‘nin meclisteki haber kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na 2018 yılı sona ermeden yeni personel alımları yapılması hedefleniyor.

Konuyla ilgili bir açıklamada Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Samsun Milletvekili Ahmet Demircan’dan geldi. Ahmet Demircan,

Evet, Türkiye’de sağlık alanında personel açığımız var. OECD ülkeleri ve Avrupa ortalamasının gerisindeyiz. Gerek hekim açığımız var gerekse de çalıştırdığımız sağlık personeli açığımız. Ama bu açıkları kapatabilmek için Türkiye’nin önemli bir gayretinin olduğunu da unutmayalım. Mesela geçtiğimiz yıl KPSS’yle 27.000 sağlık personeli aldık. Bu 27.000 sağlık personeli içerisine ihtiyaca göre hemşire, ebe, sağlık teknikeri ve teknisyenlerinden oluşan bir kadro atandı. Yeter mi? Yetmez. İnşallah bu sene, Sayın Bakanımız bu konuda gereken personel çalışmasını yapıyor, dedi.

Kamu Bülteni
http://www.kamubulteni.com/kamu-haberleri/az-once-aciklandi-saglik-bakanligi-na-yeni-personel-alimlari-h3797.html

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Obezite merkezleri için standartlar belirlendi!

Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü obezite merkezlerinin açılması, tescil edilmesi, çalışma usul ve esasları hakkında yayımladığı genelge ile obezite merkezlerinin standartlarını açıkladı.

Obezitenin tedavisinde etkin ve sürdürülebilir mücadelenin uygulanması amacıyla obezite tedavi merkezlerinin yaygınlaştırılması eylemi Cumhurbaşkanlığı 100 Günlük icraat Programı içinde de yer aldı. Bu eylem kapsamında yeni bir tıbbi uygulama veya tedavi şekli olmayan sadece obezite hastalarına multidisipliner bir yaklaşım ve kombine hareket sistematiğini öngören bir modelin uygulanmasını sağlamak, başarılarını görmek, konuyla ilgili deneyimli ekipler yetiştirerek gelişen örnekleri ülke geneline yaygınlaştırmak üzere ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları bünyesinde Obezite Merkezleri açılması öngörüldü.

Obezite merkezlerinin işleyişinde belirlenen programı paylaşan Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, hastalık sağlık taramasını, hastanın bilinç değişimi ve multidisipliner yaklaşım ile hastaya yaklaşımın detaylarını açıkladı. Hedeflenen kiloyu korumanın öneminin belirlendiği genelgede hastanın öğrenmiş olduğu bilgileri çevresine yayarak çevresel bir değişim ve farkındalık oluşturmasını sağlamak da ön plana çıkarıldı.

Obezite merkezlerinin asgari personel standardı olarak belirlenen unvanlar şunlardır:

  • Diyetisyen,
  • Fizyoterapist,
  • Hemşire,
  • Psikolog,
  • Halkla ilişkiler görevlisi (Koordinatör),
  • Hasta kayıt ve danışma görevlisi

Bu değerli unvanların yanında ihtiyaç halinde:

  • Endokrinolog,
  • Ortopedist,
  • Kadın doğum uzmanı,
  • Dermatolog,
  • Nörolojist,
  • Ürolog,
  • Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı,

ve gerekli olabilecek diğer branşlarda uzman konsültan hekimlere ulaşabilme imkanı olmalıdır, denildi.

Genelgenin tam metni 

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı: “Paketli gıdalarda tuz oranı azaltılacak”

Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan anlaşmayla paketli gıdalardaki tuz oranı 2023 yılına kadar kademeli olarak düşürülecek.

Sağlık Bakalığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Türkiye’de kişi başı günlük tuz tüketimi 9,9 gram. DSÖ’ye göre bu miktar 5 gramın altında olmalı. Sağlık Bakanlığı beslenmeye bağlı kronik hastalıkların önlenmesine yönelik bir projeyi daha hayata geçirdi. Başta hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açtığı bilinen tuzun azaltması çalışmaları kapsamında gıda sektörü ile işbirliği yapıldı. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu arasında imzalanan “Sodyum/Tuz Azaltma Protokolü”, 2018-2023 arası dönemi kapsıyor. Protokole göre firmalar, ambalajlı gıda ve içeceklerde her yıl tuz miktarını kademeli olarak azaltmayı kabul etti.

Protokol kapsamında, 18 kategoride yer alan gıda ve içeceklerde tuz oranı düşürülecek. Bu kategoriler; peynir, zeytin, baharatlar, hazır çorbalar, et, tuzlu soslu kuruyemişler, hazır turşular, cipsler, bisküviler-kekler-krakerler, süt ürünleri, yağlar ve margarinler, makarna ve erişteler, hazır öğünler, kahvaltılık gevrekler, cipsler, balık ürünleri, kümes ürünleri ile sos ve çeşniler. İmzalanan protokol, işyerlerinde aşırı tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmaların ve fiziksel aktiviteyi destekleyen faaliyetlerin gerçekleştirilmesine de imkân tanıyor. Tuz azaltma çalışmaları kapsamında başarılı örnekler, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir internet sayfasından duyurulacak.

Türkiye’de tüketilen tuz miktarı, tavsiye edilen limitin iki katı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük kişi başı tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını öneriyor. Bu miktar bir tatlı kaşığı veya tepeleme bir çay kaşığına denk geliyor. Aşılmaması önerilen bu miktar; yemeklere sonradan eklenen tuzu değil, gün içinde tüm besinlerle alınan toplam tuz miktarını ifade ediyor. Sağlık Bakanlığı ile DSÖ işbirliğinde gerçekleştirilen 2017 Türkiye Hane Halkı Sağlık Araştırması’na göre ülkemizde günlük kişi başı tuz tüketimi ise 9.9 gramı buluyor.

Öte yandan, yine Sağlık Bakanlığı-DSÖ işbirliğinde hazırlanan Türkiye Bulaşıcı Olmayan Kronik Hatalıkların Önlenmesi ve Kontrolü için Yatırım Gerekçeleri Raporu’na göre; tuz azaltma müdahalelerine harcanan her 1 Türk Lirası için 15 yıllık dönemde beklenen tasarruf miktarı 88 TL. Bu nedenle tuz azaltma projeleri, aynı zamanda ülkemiz için maliyet etkin bir uygulama.

Aşırı tuz çok sayıda hastalığa davetiye çıkarıyor

Birçok bilimsel araştırma; tuzun aşırı tüketiminin kan basıncını yükselttiğini, hipertansiyon sonucunda inme, kalp krizi, kalp yetmezliği ve böbrek hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını ortaya koyuyor. Yine aşırı tuz tüketiminin mide kanseri riskini artırdığı; vücuttan kalsiyum atımını kolaylaştırarak kemik sağlığını olumsuz etkileyebildiği; şekerli gıdalarla beraber obezite sorununa sebep olabildiği biliniyor. Bu nedenlerle beslenmeye bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde diyetle sodyum/tuz alımının azaltılması öneriliyor.

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Artık bitkisel ilaç ruhsatları da Sağlık Bakanlığı’nca verilecek!

İlaç formatı verilen bitkisel ürünlerin yanlış kullanımı ya da bazılarının içeriğinde sağlığa zararlı maddelerin bulunması nedeniyle pek çok vatandaş sağlık sorunları yaşadı.

Bunun en önemli nedeni ise bu ürünlerin ülkeye girişi sırasında içerik analizlerinin yapılmıyor olmasıydı. Vatandaş sağlığının korunması amacıyla uzun süredir çalışma yürüten Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı sonunda bir karara vardı. Hazırlanan yeni Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmelik taslağına göre, artık bitkisel ürünlerin ruhsatlandırmasını da denetimleri gibi Sağlık Bakanlığı yapacak. Tetkikler vatandaş kullanımına sunulmadan yapılacak. Bu ürünler sadece eczanelerde satılacak. Her bitkisel ilacın kare kodu olacak. İşte o yeni taslaktan bazı maddeler:

Braille alfabesi de kullanılacak

Geleneksel bitkisel tıbbi ürün (GBTÜ) bileşiminde yer alan tıbbi bitkilerin başvuru tarihinden önce Türkiye’de veya Avrupa Birliği üye ülkelerinde en az on beş yıldır, diğer ülkelerde ise otuz yıldır kullanıldığı bibliyografik olarak kanıtlanmış, geleneksel kullanım ile uyumlu endikasyonları bulunan; haricen, oral veya inhalasyon yoluyla kullanılan beşeri tıbbi ürünleri kapsıyor. GBTÜ’nün üzerinde çocuklar, hamile veya emziren kadınlar, yaşlılar ve özel patolojik durumların mevcut olduğu kişiler gibi belirli hasta gruplarına yönelik uyarılar yer alır. GBTÜ’nün sadece eczanelerde satılacağına dair uyarı yer alır. Karekodun içeriğine dair gözle okunabilir bilgiler yer alır. Reçetesiz satılır ifadesi yer alır. GBTÜ için Braille alfabesi gerekliliği, ürünün ticari ismi ve etkin maddenin elde edildiği bitki kısımları için geçerlidir. Dış-iç ambalajı ve kullanma talimatı Türkçe hazırlanır. Takviye edici gıdalar yönetmelik kapsamı dışındadır. İçerik analizleri yapılır. Ayrıca analiz uzmanları için beşeri tıbbi ürünün beyan edilen kompozisyonuna uygun olup olmadığının, üretici tarafından kullanılan kontrol yöntemleriyle saptanır.

Amaç zararı azaltmak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Hürriyet’e,

Bitkisel ilaç gibi kullanılan ama ruhsat ve izni Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği ancak Sağlık Bakanlığı’nın içerik olarak denetimine tabi olmayan sağlıksız bir işleyişi ortadan kaldırmak istiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı ile irtibat halindeyiz. İlaç gibi kullanılan bir ürünü bizim birtakım testlerden, analizlerden geçirmiyor olmamız bakanlık olarak asla kabul edilemez. Ancak bu ürünleri öteleyen, yaşam hakkı tanımayan bir yaklaşım içinde de olmak istemiyoruz. Sadece vatandaşın takviye amaçlı olarak kullandığı ürünün zararlı bir içerik taşımadığından emin olmak istiyoruz. Bundan öte bir düzenleme değil, dedi.

Medi Haber
https://www.medihaber.com/guncel/saglik-bakanligindan-bitkisel-ilac-hamlesi-h6679.html
Diyetisyen iş ilanları, diyetisyenlik ilanları, beslenme uzmanı iş ilanı

3 Diyetisyen alınacak! İstanbul, Tekirdağ, Ordu

Çeşitli kurum ve kuruluşlara 3 Beslenme ve Diyetetik lisans mezunu diyetisyen alınacak!

aile hekimi, aile hekimliği

Aile hekimlerine kötü haber!

SGK, Sağlık Bakanlığı’nca aile hekimi olarak göreve çağrılan emekli hekimlerin çalıştıkları dönemde aldıkları emekli maaşlarının yasal olmadığına karar verdi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), emekli olan ve aile hekimliği sözleşmesi imzalayarak çalışmaya başlayan aile hekimlerini son yıllarda kıskaca aldı. Aile hekimlerine tebligat gönderen SGK, hekimlerden, aile hekimliğine başladıkları tarihten itibaren aldıkları emekli maaşlarını faizi ile birlikte iade etmesini istedi. Bu tutarların bazı hekimler için 50 bin ₺, bazıları için ise 250 – 300 bin ₺’ye kadar çıktığı belirtiliyor. Söz konusu duruma tepki gösteren ve hukuki yollara başvuran aile hekimleri

Bizler emekli olduğumuzu Sağlık Bakanlığı’na dilekçelerle bildirmiş olmamıza karşın yıllar sonra SGK, bu durumun yasal olmadığını, alınan maaşların faiziyle ödenmesini istedi. Bizler kaçak çalışmadık, bunlar biliniyordu, dedi.

Aile hekimliği sistemi, ülke genelinde 1 Kasım 2010’da uygulamaya konuldu. O dönemde hizmet sözleşmesini imzalayan hekimlerden bir kısmı da emekli hekimlerdi. Emekli aile hekimleri, Sağlık Bakanlığı’nın sisteme daha fazla hekimi aile hekimliği olarak katabilmek için emekli aylıklarının kesilmeyeceği söylediğini hatta sözleşmeler imzalanırken hekimlerin, sağlık müdürlükleri ve valiliklere emekli olduğunu belirten dilekçeler verdiklerini anlattı. Bu dilekçelerde, emekli aylıklarının kesilmemesi ve yeniden çalışmaya başladıkları için Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödeneceğini beyan ettiklerini anımsatan hekimler, çalıştıkları sürece hem emekli aylıklarını, hem de aile hekimliği ücretini aldıkları, son günlerde ise SGK’den gelen tebligat ile şaşkınlık yaşadıklarını söylediler ve eklediler: “ SGK, Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyen bizleri 2.5 yıl geçtikten sonra mı fark etmiş? ”

256 bin ₺ istendi

İsmini vermek istemeyen bir aile hekimi, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

2010 yılında özel sektörden emekli oldum. Aile hekimliği sistemine geçilince İstanbul’da doktorları il sağlık müdürlüğü ve valilik toplantıya çağırdı. Burada bizler ‘emekli olduğumuzu ve bu şekilde çalışırsak emekli aylığımızın kesileceğini’ söyledik, hatta dilekçe verdik. Bize bir problem olmayacağı, emekli maaşımızı da alacağımız söylendi. 7 yıl boyunca emekli maaşımı aldım. 2017’de telefon geldi ve 5335 sayılı yasa gereği ‘çalışamazsınız’ denildi ve verilen emekli maaşları geri istendi. Verdiğimiz dilekçeleri de bulamıyorlar. Çok kişi bu sırada aile hekimliğini bu nedenle bıraktı. Davamız açıldı. Benden 7 yıllık faizi ile 256 bin lirayı ödememem istendi.

Avukat Kemal Dinç ise şu bilgileri paylaştı:

Sorun şu. Aile hekimliği ile ilgili düzenleme yapılırken bu konuda alelacele hareket edilmiş. Hekimler işe başlarken Sağlık Bakanlığı, hekimlerden beyanlar aldı ve o beyanda ‘emekli iken çalışırsanız normal sigorta primi ödemiyorsunuz, SGDP ödüyorsunuz’ denildi. Normalde 5335 sayılı yasada “istisnaları sayılanlar dışında”, emekli olan bir kimse kamuda çalışamaz diyor. Böyle bir yasal düzenleme var fakat bu düzenlemeden Sağlık Bakanlığı’nın haberi yok. Olmuş olsaydı muhtemelen 5335 sayılı yasaya aile hekimlerini de ‘istisna’ olarak yazacaklardı ve çalışabileceklerdi. Bakanlık bundan haberdar olmadığı için hekimler bir süre sosyal güvenlik destek primi ödedi. Sonrasında SGK de bunu fark etti ve kamuda çalışanların emekli maaşını kesti, sonrasında ödenen emekli maaşlarını faizi ile birlikte istemeye başladı. 200-300 bin ₺ istenen hekimler var. SGK, aslında basit bir araştırma ile bunu bulabilirdi. Kusurunu böyle örtmeye çalışıyor. Sağlık Bakanlığı aile hekimliğine geçerken bir yandan hekim açığı nedeniyle emekli hekimlere bu yolu açtı, bir taraftan da yasadaki ‘emekli olanların kamuda çalışması halinde emekli maaşlarının kesileceğini’ bilmiyorlardı. Bilselerdi belki yasaya istisna maddesi eklenecekti. 15 Temmuz sonrası pilot, subay, astsubayları istisna listesine koydular. Onlar da mesela emekli ve kamuya çalışıyor ama emekli maaşları kesilmiyor. Ayrıca aile hekimlerinin statüsü de problemli. Ne memur ne sözleşmeli personeller. Bir taraftan SGK’li çalışıyorlar ama aynı zamanda vergi yükümlüsü olarak görülüyorlar. Bu da aslında tartışma noktası.

Davalar açıldı

Hekimlere giden yazılarda, 5335 sayılı yasanın 30. maddesi gereğince emekli aylıklarının kesilmesi gerektiği belirtilirken, emekli aile hekimlerinin, hem emekli aylıkları kesildi, hem de o tarihe kadar ödenmiş aylıklar faiziyle birlikte geri istendi. Hekimler ise hukuki yollara başvurdu. Konuya ilişkin İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu da emekli aile hekimleri adına davalar açtı.

Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/1063176/SGK_den_emeki_aile_hekimlerine_kotu_haber___Faiziyle_geri_istedi.html
Giresun ASM ölüm dede

Sağlık Bakanlığı: O aile hekimi açığa alındı

Sağlık Bakanlığından, Giresun’da aile hekiminin şikayeti üzerine polis tarafından gözaltına alınmak istenen yaşlı adamın ölümünün ardından soruşturma başlatıldığı, söz konusu hekimin açığa alındığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Giresun’daki olayın sağlık camiasını derinden üzdüğü belirtildi. Acılı aileyi arayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın aileye Allah’tan rahmet ve baş sağlığı dileklerinde bulunduğu bildirilen açıklamada,

Konuyla ilintili olarak Sağlık Bakanlığımızca acil olarak soruşturma başlatılmış ve soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için olaya adı karışan hekim açığa alınmıştır. Soruşturma bizzat Sayın Bakanımız tarafından hassasiyetle takip edilmektedir, ifadelerine yer verildi.

diyetisyen maaşı, diyetisyenlik maaşı, beslenme uzmanı maaşı, beslenme ve diyetetik maaşı, sağlık personeli maaşı, sağlıkçı maaşı,  diyetisyen maaşı 2016, diyetisyenlik maaşı 2016, beslenme uzmanı maaşı 2016, beslenme ve diyetetik maaşı 2016, sağlık personeli maaşı 2016, sağlıkçı maaşı 2016,  diyetisyen maaşları, diyetisyenlik maaşları, beslenme uzmanı maaşları, beslenme ve diyetetik maaşları, sağlık personeli maaşları, sağlıkçı maaşları,  diyetisyenler ne kadar kazanıyor, diyetisyenler ne kadar maaş alıyor, diyetisyenlerin maaşı ne kadar, beslenme uzmanı maaşı ne kadar, 2016 beslenme uzmanı maaşları

Yıpranma payı tüm sağlık çalışanlarını kapsamalı!

Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, Sağlık Bakanlığının hazırladığı bir torba yasa var. Bu yasaya sağlık personelleri için yıpranma payı konuluyor, dedi.

Cumhurbaşkanının sağlık personelleri için yıpranma payının programları içerisinde olduğunu ifade ettiğini aktaran Memiş, şöyle konuştu:

Bu konu ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı bir torba yasa var. Bu yasaya sağlık personelleri için yıpranma payı konuluyor, kesinlikle hiçbir sıkıntı yok. Bu konu yakın zamanda Bakanlar Kurulu’na gelecek, akabinde de inşallah TBMM gündemine alınacak. Temel beklentimiz yıpranma payının dar bir kesime yönelik değil, bütün sağlık personellerine yönelik çıkmasıdır. Sağlık bir ekip işidir. Yataklı tedavi alanları çok tehlikeli alanlardır. Bu da 5510 sayılı kanunla tanımlanmıştır. O zaman oradaki memur, hizmetli ve hekimlerin tamamı yıpranma payı almalıdır diyoruz. Torba yasa Meclis gündemine geldiği zaman, komisyon görüşmelerinde sendika olarak görüşlerimizi, önerilerimizi ve çalışmalarımızı komisyon başkanıyla, bakanlıkla ve Cumhurbaşkanımız ile paylaşacağız. Yıpranma payının, içi dolu şekilde tüm çalışanlara en kısa zamanda verilmesinin mücadelesi içindeyiz.

Sağlık personellerinin emeklilik maaşları

Memiş, sağlık personellerinın aldıkları ek ödemelerinin emekliliklerine yansıtılmadığını anımsatarak, emeklilikle alakalı da çalışmalar yapılacağının ifade edildiğini anlattı. Daha önce de hekimlerin emekli maaşlarının artırılacağı yönünde değerlendirmelerin yapıldığına işaret eden Memiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Biz sağlık personellerinin da bu kanun içerisine alınması gerektiğini söylüyoruz. Bu konuyla alakalı da Sağlık Bakanımızla görüşerek teklifimizi sunduk. Yine kanun teklifi şeklinde de hazırlığımızı yapıp, kendilerine ilettik. Emekli maaşların artırılması noktasında da Cumhurbaşkanımızın verdiği talimat gerçekten çok önemli. Bu konu Mecliste komisyona geldiğinde tüm personelleri kapsaması noktasında ve onların gelecek kaygısı duymaması bakımından iyi bir emekli maaşı alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Afrin’deki sağlık hizmetleri

Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu dile getiren Memiş, Cerablus ve Bab‘daki hastaneleri ziyaret etiğini, Bab’a 200 yataklı bir hastane yapıldığını vurguladı. Memiş, Suriye’de gönüllü sağlık personellerinın büyük fedakarlık gösterdiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

Şu anda Afrin sınırında sağlık personellerimiz ve UMKE ekiplerimiz, Mehmetçiğimize destek veriyor. İçerideki vatandaşların sağlık konularıyla alakalı, askeri sağlık personellerimiz ilgileniyor. İnşallah Afrin’de de Sağlık Bakanlığımız geniş bir sağlık taraması yapar. Aynı Cerablus’ta ve Bab’da olduğu gibi oraya da bir hastane yaparak, ülkemizdeki gönüllü hekimlerin ve sağlık personellerinin görev yapması sağlanacaktır.

Bülten Sağlık
http://bultensaglik.com/yipranma-payi-tum-saglik-calisanlarini-kapsamali/