diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Ergojenik destek nedir, hangi durumlarda gereklidir?

Ergojenik destek, bireysel enerji kullanımını, üretimini veya yenilenmesini artıran maddeler, araçlar ve uygulamalardır.

Sportif performansı artırmak için kullanılmaktadır. Ergojenik destek hekim veya diyetisyen tavsiyesi ile gerekli durumlarda alınmalıdır. Gerekli olmayan durumlarda kullanımı risk oluşturabilmektedir. Yaş, cinsiyet gözetilmeden dünya üzerinde çoğu sporcu performansını ve bağışıklığını artırmak, sakatlıklarını önlemek, istenilen vücut şekline ulaşmak için ergojenik desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.

Ergojenik destek öncesi sporcunun en az 3 günlük besin tüketim kaydı tutulmalıdır. Eksiklik, ihtiyaç veya düzensizlik doğrultusunda ergojenik destekler önerilmektedir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Ergojenik destekler neler?

Hekim ve diyetisyen kontrolünde önerilen kabul görmüş ergojenik destekler:

  • Antioksidan C ve E vitaminleri,
  • Whey proteini,
  • Kreatin,
  • Demir,
  • Kalsiyum,
  • Elektrolitler,
  • Multivitamin ve mineraller,
  • Kafein,
  • Probiyotik,
  • Bikarbonat ve sitrat,
  • L-karnitin,
  • Sporcu barları,
  • Sporcu içecekleri,
  • Sporcu jelleri
Sindirim, barsak, probiyotik

İntestinal mikrobiyota

İnsanlar doğduğu andan itibaren yalnız değildir; mikrobiyal genomlarla (hologenom) beraber gelişir metabolizmaları ve varlıklarını sürdürebilme özellikleri ile ayrılmaz bir bütün oluştururlar.

kan kolesterolü, laktoz intoleransı, kanser, diyabet, bağışıklık, sindirim sistemi hastalıkları ve bağırsak mikroflorası anemileri, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal, kefir makaleleri, kefir nedir, kefir faydalımı, kefir zayıflatır mı, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal randevu al, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal diyet listesi,

İntestinal mikrobiyota nedir?

Çoğunluğu bakteriler olmak üzere mantarlar, virüsler ve bazı tek hücreli ökaryotların oluşturduğu mikroorganizmaların bir arada toplanması ile mikrobiyata olarak adlandırdığımız yapı meydana gelir. Mikrobiyota terimi, spesifik bir bölgede yaşayan mikroorganizma topluluğunu ifade eder. İnsan vücudunda insan hücrelerinin sayısının en az 10 katı kadar bakteri yaşadığı tahmin edilmektedir.

Bu bakterilerin çoğu Firmicute, Bacteroidetes, Actinobacteria, Fusobacteria ve Proteobacteria (Escherichia coli, gibi) ve Cyanobacteria grubundadır. Mikrobiyom dediğimiz zaman ise mikrobiyotanın genomik içeriğinden bahsetmiş oluyoruz. Mikroorganizmalar arası ya da mikroorganizma ve insan arasındaki ilişkileri mikrobiyom çalışmalar incelemektedir. İnsan vücudundaki bakterilerin genomu insan genonumdan 150 kat daha fazladır. Bu bakterilerin büyük bir kısmı insan bağırsaklarına yerleşmiştir.
obezite hakkında gerçekler

Mikrobiyotanın vücuttaki işlevleri

Mikrobiyomların konağa çeşitli faydaları vardır. Bir dizi geniş enzimatik reaksiyonda, konak homeostazında, mikrobesin sentezinde, detoksifikasyon, epitel gelişimi ve bağışıklık sisteminde önemli rol oynarlar.

Mikrobiyatanın en önemli faliyetlerinden biri de alınan gıdalardan verimli kalori ekstraksiyonu (enerji hasatı) sağlamasıdır. Alınan ve sindirilemeyen polisakkaritlerden fermantasyon yolu ile kısa zincirli yağ asidi (KZYA) oluşturması buna bir örnektir. Bunun net etkisi günlük diyetten 100 Kcal daha fazla kalori sağlamasıdır.

mide ve barsak sistemi

Mikrobiyata aynı zamanda K vitamini, çeşitli B vitaminleri, H2, CO2, metan gazı, lizin üretimini ve amonyak-üre dönüşümünü gerçekleştir. Ayrıca alınan yabancı bileşiklerin (xenobiyotikler) metabolize edilmesi ve karaciğer tarafından detoksifiye edilerek safra ile atılan bileşiklerin enterohepatik dolaşımının düzenlenmesinde rol alır. Mikrobiyomlar enterositlerin büyümesini uyarır ve bağışıklık sisteminin gelişimine yardım ederler. Bazı organizmalar bakteriyosin üreterek patojenlerin yapışmasını bloke eder, immun yanıtı düzenleyip sekretuar IgA üretimini uyararak Clostridia gibi patojenlerde konağı korurlar.

Mikrobiyomun konağın sağlığını pozitif yönde etkilemesi dışında nasıl olup da hastalığa neden olduğu bilinmemektedir. Neden olduğu hastalıklar; aşırı intestinal bakteri çoğalması, dispepsi, rosacea, irritabl barsak hastalığı, önceden tanımlanmıştır. Son zamanlarda mikrobiyomun inflamatuvar barsak hastalıkları, enfeksiyona bağlı ishaller, kolon kanseri, tip 2 diyabet ve obezite gibi sistemik hastalıkların patofizyolojisinde yer aldığı düşünülmektedir.

obezite hakkında gerçekler

İntestinal mikrobiyota ve obezite

Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde bir halk sağlığı problemi olarak kabul edilen obezite gibi önemli hastalıkların tedavisinde yaşam şekli değişikliğinin (diyet, egzersiz) her zaman olumlu sonuçlar vermediği bilinen bir gerçektir.

Öte yandan, intestinal mikrobiyotanın özellikle polisakkarit ve oligosakkaritlerin metabolizmasında ve kısa zincirli yağ asitlerinin üretimindeki fonksiyonları göz önüne alındığında, araştırıcıların dikkatlerini bu olgularda intestinal mikrobiyota üzerine yoğunlaştırmaları doğal karşılanmalıdır.

Obez olgularında intestinal mikrobiyotaya ilişkin içeriğin en dikkat çekici verileri, bu hastalarda Bacteriodetes’lerdeki artış ve buna karşın Firmicute genusundaki azalmadır.

bakteriler

Diğer yandan, Prevotella genusundaki artış ile birlikte Bifidobacterium miktarındaki azalma birçok obez olguda karşımıza çıkan mikrobiyota değişikliğidir. Bacteroidetes/Firmicutes ve Bacteroides-Prevotella /C. coccoides-E. rectales oranları plazma glukoz düzeyleri ile pozitif korelasyon göstermektedir.

Bu olgularda bağırsaklarda aşırı gram negatif bakteri çoğalması ile subklinik inflamasyon arasında bir ilişki mevcuttur. Gram negatif bakterilerin aşırı çoğalması ile dolaşımdaki bakteriyel lipopolisakkaritlerin miktarı artar. Bu da kronik bir endotoksemiye ve sonuçta insülin direncine yol açan subklinik inflamasyona neden olur. Enterositlerin yüzeyinde bulunan Toll Like reseptörler (TLR) bakteriyel lipopolisakkaritleri tanıyarak, NFKB yolağını aktive ederek inflamasyonu başlatırlar. TLR’ler (özellikle TLR-4) inflamasyonu başlatarak insülin direncinin oluşmasında diğer önemli mekanizmayı oluştururlar.

Sindirim, barsak, probiyotik

Diyetle normal barsak florası nasıl desteklenir?

• Un ve şekerden fakir sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet barsak florasının koruyuculuğunu arttırır.
• Fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, sirke, tuzlama yiyecekler) barsak florasında bulunan probiyotikleri arttırır.
• Günlük lif ihtiyacımız 25-30 gram kadardır. Bunun için sebze, meyve, kepekli ürünler ve kurubaklagiller yenmelidir. Bunlarda bulunan doğal lifler, barsaktaki yararlı bakterileri uyararak prebiyotik etki sağlamaktadır.
• Probiyotikten en zengin gıdalar anne sütü ve yoğurttur.
• Pastörizasyon gıdadaki probiyotikleri büyük ölçüde tahrip ettiği için günlük pastörize şişe sütleri ve onlardan yapılan yoğurtlar tercih edilmeli, uzun ömürlü kutu ürünlerden uzak durulmalı.
Ancak fermantasyon ürünleri kullanılarak bozulmuş olan barsak florasını düzeltmek neredeyse imkansızdır. Sağlıklı ve kısmi dengesizlik halinde yoğurt, kefir, turşu, sirke ve benzeri gıdalar barsak florasındaki bozulmayı biraz geciktirebilir ancak bozulmuş bakteri florasını (disbiyoz) düzeltemez.

mezenter, sindirim sistemi, yeni organ, kabızlık, bağırsaklar, barsaklar

Fekal transplantasyon

İntestinal mikrobiyotanın tahminlerin ötesinde birçok hastalıkta karşımıza çıkması mikrobiyotanın tedavide kullanılabilirliğini gündeme getirmiştir. İntestinal mikrobiyota ilk kez Eiseman ve arkadaşları tarafından 1958 yılında tedavide kullanılmıştır.

Eiseman ve arkadaşları sağlıklı bireylerden aldıkları fekal mikrobiyotayı psödomembranöz enterokolitli hastalara, transplante ederek bugünkü fekal transplantasyonnun (FT) temellerini atmışlardır. Eiseman ve arkadaşlarının aldığı başarılı sonuçlar daha sonra FT’nin kullanıldığı birçok çalışmaya ilham kaynağı olmuş ve bugün FT başta C. difficile’e bağlı psödomembranöz enterokolit olmak üzere, inflamatuvar bağırsak hastalığı, irritabl kolon sendromu, kronik konstipasyon ve AOYKH (Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı) gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılır hale gelmiştir.

mezenter, sindirim sistemi, yeni organ, kabızlık, bağırsaklar, barsaklar

Günümüzde FT dışında, intestinal mikrobiyotanın probiyotik, prebiyotik ve simbiyotik gibi ürünlerle modifiye edilmesi giderek popülerlik kazanan diğer bir tedavi yöntemidir.

Gerçekten de hastalığa yol açan intestinal mikrobiyotanın normal flora bakterileri ile replase edilmesi ve/veya prebiyotiklerle normal flora bakterilerinin gelişiminin indüklenmesinin, 2000’li yılların başından itibaren yaygın olarak kullanıma girmesi ile özellikle kronik konstipasyon, irritabl kolon sendromu, hatta obezite ve AOYKH’da yüz güldürücü sonuçlar alınmıştır.

mezenter, sindirim sistemi, yeni organ, kabızlık, bağırsaklar, barsaklar

Gerek FT, gerekse probiyotiklerle ilgili çalışmalar arttıkça intestinal mikrobiyotanın bir tedavi modalitesi olarak yakın gelecekte hak ettiği yeri bulacağı düşünülmektedir.

tam buğday

Kaynaklar

1. Yıldırım, Emre (2014, Mart). Obezite ve Mikrobiyota. Erişim Tarihi: 11.10.2016, http://guncel.tgv.org.tr/journal/48/pdf/100169.pdf
2. Yalçın, Sıdıka Songül; Kanatlı, Merve Çiçek. (2015, 14 Ocak). İntestinal mikrobiyota transplantasyonu; neden, kime, nasıl?, Erişim Tarihi: 12.10.2016, http://ptd.pau.edu.tr/jvi.asp?pdir=ptd&plng=tur&un=PTD-22448
3. Çelebi, Gürkan; Uygun, Ahmet (2013, Haziran). İntestinal Mikrobiyota ve Fekal Transplantasyon. Erişim Tarihi: 10.10.2016, http://guncel.tgv.org.tr/journal/45/pdf/100121.pdf
4. Nazlıkul, Hüseyin (2016). Duygusal Beyin: Bağırsak. İstanbul: Destek.

diyetisyen derya belli, diyetisyen derya belli kimdir, diyetisyen derya belli yazıları, diyetisyen derya belli makaleleri, diyetisyen derya belli iletişim, diyetisyen derya belli randevu, diyetisyen derya belli muayenehanesi, diyetisyen derya belli diyeti, diyetisyen derya belli ücreti, diyetisyen derya belli seans ücreti

 

Sağlıklı bir nesil için: “Kefir”

Kefir krema kıvamında, hafif ekşimsi tadı olan fermente bir süt ürünüdür. Probiyotik kullanımının giderek arttığı bu dönemlerde oldukça popüler bir içecek haline gelmiştir.

kan kolesterolü, laktoz intoleransı, kanser, diyabet, bağışıklık, sindirim sistemi hastalıkları ve bağırsak mikroflorası anemileri, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal, kefir makaleleri, kefir nedir, kefir faydalımı, kefir zayıflatır mı, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal randevu al, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal diyet listesi,

Kefir; Kafkasya orijinli olup, inek, koyun, keçi ve kısrak sütüne, karnabahar benzeri kefir granülleri ilave edilerek elde edilir. Kefir granüllerinin etrafı bakteri ve mayalardan oluşan polisakkarit matriks ile çevrilidir. Bu matrikste bulunan laktik asit bakterileri ve mayaların sütü fermente etmeleri sonucu laktik asit, karbondioksit, az miktarda alkol ve aromatik moleküller oluşur. Oluşan bu moleküllerin hepsi kefirin kendine ait duyusal karakterlerinin şekillenmesine katkı sağlar.

probiyotik, kefir, turşu, yoğurt

İyi bir kefir akıcı kıvamda, homojen ve parlak görünümde olmalıdır. Topaklı yapı olması pek tercih edilmez. Kefir içildiği zaman hafif maya tat ve aroması hissedilmeli, serinletici bir his vermelidir.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Yeterli miktarda yenildiğinde insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalara probiyotik denir. Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran ve/veya aktivitesini uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere (besinsel lifler gibi) ise prebiyotik denir. Kefir içerisinde hem probiyotik hem de prebiyotik bakteriler bulundurarak simbiyotik etki gösterir. Bağırsakları zararlı bakterilere karşı korur ve immün sistemi güçlendirir. Ayrıca iltihabi enflamatuvar hastalıklara karşı koruyucudur. Zararlı maddeleri vücudumuzdan uzaklaştırarak hastalıklardan korunmamızı sağlar.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Sütteki tüm besin maddelerini içerdiğinden kefir; beslenme değeri yüksek, sindirimi kolay bir içecektir. Mikroorganizmaların faaliyeti sonucu laktoz ve proteinlerdeki değişmelerle oluşan karbondioksit, kefirin hazmını kolaylaştırmaktadır. Kefirdeki laktozun çok büyük bir kısmı (% 90’dan fazlası) L (+) laktoz halinde bulunduğundan fizyolojik olarak da önemi bulunmaktadır. Dolayısıyla laktoz oranı süte oranla azaldığı için kefir laktoz intoleransı olan kişilerce rahatlıkla tüketilebilmektedir.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Sinir sistemi üzerine etkili esansiyel aminoasitlerden biri olan triptofan ile kalsiyum ve magnezyum kefirde bol miktarda bulunur. Bunlara ilave olarak kefir fosfor yönünden de çok iyi bir kaynaktır.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Kefir; antibakteriyel, immunolojik, antitümöral ve hipokolesterolemik etkisinden dolayı çok yararlıdır. Ayrıca dünyanın bir çok bölgesinde tüberküloz, kanser ve gastrointestinal rahatsızlıklarda destek tedavi amaçlı olarak geniş çapta kullanılmaktadır (Çevikbaş ve ark., 1994). Eski Sovyetler Birliğinde kefir, hastanelerde ve senatoryalarda metabolik bozukluklar, arterosiklerozis ve alerjik hastalıklar gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Kefir ve kefir tanelerinin antikanserojen etkisinin araştırıldığı bir çalışmada, kefirin içerdiği mikroorganizmaların fekal enzim aktivitesini büyük ölçüde azaltması sonucunda, özellikle bağırsak kanseri riskini azatlığı bildirilmektedir. Kefirin bileşimindeki selenyum; E vitamini, katalaz ve süperoksitdismutaz enzimleri ile birlikte hücreler üzerine antioksidatif etki göstermektedir. Bu da antikanserojenik bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Kefir yüksek oranda orotik asit içerir. Bu organik asit; kolesterolün biyosentezini engellemede, karaciğeri korumada, nükleik asitlerin sentezinde ve proteinlerden yararlanmada büyük öneme sahiptir. Kefirin içilmesiyle kanda yüksek oranda orotik asit saptanması kefirin bağırsaklardan çok iyi emildiğine bir kanıttır.

kan kolesterolü, laktoz intoleransı, kanser, diyabet, bağışıklık, sindirim sistemi hastalıkları ve bağırsak mikroflorası anemileri, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal, kefir makaleleri, kefir nedir, kefir faydalımı, kefir zayıflatır mı, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal randevu al, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal diyet listesi,

Taze kefir mide kaslarının çalışmasını ve midenin daha hızlı boşalma fonksiyonunu teşvik edici etkiye sahiptir. Helicobacter pylori’nin neden olduğu ülserlerin tedavisinde alkali yapılmış kefir kullanıldığında Helicobacter pylori’nin üremesinin engellendiği görülmüştür. Bununla birlikte mide asitliğinin düştüğü, ağrı ve sindirim rahatsızlıklarının azaldığı bildirilmektedir.

kefir, kefir zayıflatır mı, kefir kilo verdirir mi, kefir faydalı mı

Kefirin sağlık üzerine etkileri ve çok fazla sayıda farklı tür bakteri ve mayaları barındırmasından dolayı kompleks bir probiyotik olduğu görülmektedir. Kefir, antimikrobiyel ve antikanserojenik etkisinin yanı sıra değişik beslenme ve büyüme faktörlerini içermesi bakımından her yaştan insan tarafından tüketilmesi gereken bir besindir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Yağmur Gökkaya

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

pelin güloğlu probiyotik depresyon

Probiyotikler ve depresyon arasındaki bağıntı

Probiyotikler ve depresyon arasındaki bağıntı: Bilim mi, yoksa bilim kurgudan mı ibaret?

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler

Probiyotikler, bilindiği üzere bağırsak florasında yer alan ve dışarıdan da alabildiğimiz yararlı bakterileri (sağlık dostu bakterileri) ifade eder. Daha çok süt grubu besinlerde bulunan probiyotikler, bunun yanı sıra probiyotik mamalar ve tabletlerde de alınabilmektedir.
probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin tanımlanması

Probiyotikler ilk kez; 1908 yılında Nobel ödüllü Metchnikoff tarafından yaşayan mikroorganizmalar olarak fermente bir süt ürünü olarak tanımlanmıştır.Son zamanlarda süpermarket raflarında ve sağlıklı yiyecek dükkanlarında probiyotik etiketli birçok ürünle karşılaşmaktayız.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin yararlarına göz atılacak olunursa; başta laktoz intoleransı ve bağırsak mikroorganizmasının dengesi için immun sistemin gelişmesini sağlamak; kolesterol( yoğurt total kolesterolün ve LDL’nin azalmasını sağlar) ve tansiyon yüksekliğinin önlenmesinde yardımcı olmak; menapoz sonrası etkileri ve diyareyi ve kanser prevalansını azaltmak olarak söylenebilir. Bunun dışında son yapılan çalışmalarda probiyotiklerin, deri ve ağız hastalıklarının gelişmesini engellenmesine de dikkat çekilmiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin, gözlenen bir diğer etkisi ise bazı psikiyatrik ve nörolojik davranışların etkilerini azaltmasıdır. Bunların başında obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, anksiyete, otizm spektrum bozukluğu gibi hastalıklar gelmektedir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin bu kadar etkili olmasının nedeni; insandaki sinir sistemi mekanizmasının biri merkezi sinir sistemi –yani beyin- diğeri ise bağırsağı da içine alan çevresel sinir sistemidir. Probiyotikler bağırsak ve beyin arasındaki çift yönlü iletimin hızlanmasını sağlar, bu duruma yardımcı olur. Yapılan çalışmalarda probiyotik tüketen insanların depresyon taramalarında önemli bir azalma ve ilerleme görülmüştür. Bunun yanı sıra, stres kaynaklı kortikosteroidlerin ve kaygı durumunun azaldığını da not edilmiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Buradan da anlaşıldığı üzere, probiyotikler yararlı bakterilerdir ve hayatımızdan eksik etmememiz gerekmektedir.

Kaynaklar:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27688852, http://anp.sagepub.com/content/45/12/1023.extract, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5031164/pdf/tlsr-27-2-73.pdf, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27509521, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4997396/pdf/nutrients-08-00483.pdf