badem pelin güloğlu

Yeni bir meta-analiz bademin kalp sağlığı üzerine faydalarını destekler nitelikte!

Beslenme Bilim Dergisi’nde yayınlanan yeni bir sistematik inceleme ve meta-analiz, badem tüketiminin HDL kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı halde toplam kolesterol,  LDL-kolesterol ve trigliseridlerde belirgin azalmalara neden olduğunu keşfetti. Sağlıklı bir diyetin parçası olarak badem tüketimi, sağlıklı kan lipid düzeylerini korumaya ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Alt grup analizlerinden elde edilen ilave bulgular, badem tüketiminin en az 45 g / gün (~ 1.5 oz / gün) olduğu ve araştırılan popülasyonların kan lipid düzeylerinin yükseldiği çalışmalarda kan lipid düzeylerinin en fazla badem tüketimiyle düzeldiğini göstermiştir.

badem sütü, badem sütü kalorisi, badem sütü faydaları, diyette badem sütü,

Analiz, yayınlanmış 18 randomize kontrollü deneme ve toplam 837 katılımcı içermektedir. Tüm çalışmalardan elde edilen veriler bir araya getirildiğinde, toplam kolesteroldeki azalma 0.153 mmol / L (5.92 mg / dL) idi. Meta-analiz, tüketilen bademin en az 45 g / gün (~ 1.5 oz / gün) olduğu çalışmalarda sınırlandığında, toplam kolesteroldeki azalma 0.212 mmol / L (8.20 mg / dL) idi. Bu veriler, bademlerin toplam kolesterol üzerindeki etkilerinin doza bağımlı olduğunu ve daha büyük bir badem alımı ile total kolesterolde daha fazla azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Meta-analiz, deneklerin toplam kolesterol düzeylerini (başlangıçta) yükseldiği çalışmalardan elde edildiğinde, toplam kolesteroldeki azalma 0.271 mmol / L (10.48 mg / dL) idi.

badem

LDL kolesterolü için de benzer bir düzen gözlemlendi. Spesifik olarak, tüm çalışmaların verileri toplandığında, azalma 0.124 mmol / L (4.80 mg / dL) olmuştur. Meta-analiz, bademlerin en az 45 g (~ 1.5 oz) olduğu çalışmalarla sınırlandığında, LDL-kolesterol düşüşleri 0.132 mmol / L (5.10 mg / dL) ve 0.158 mmol / L (6.11 mg / dL) olduğu gözlemlenmiş.

badem

Araştırmacılar, kolesterolü düşürme mekanizmasının tam olarak anlaşılamamış olmasına rağmen, olumlu bir yağ asidi profili (mono- ve poli doymamış yağlarda yüksek ve doymuş yağlarda düşük), besin kompozisyonu  içeren badem kompozisyonunun 6 gram bitkisel protein ve 4 gram gram lif ile (28 gram) bunun yanı sıra flavonoidler ve steroller gibi diğer anahtar unsurlar kan lipitleri üzerindeki olumlu etkilerinde rol oynayabilir.

badem

Ayrıca, araştırmacılar incelemelerinde, analiz edilen çalışmaların üçünde kontrole göre badem tüketimi ile vücut ağırlığında belirgin azalmaların olduğunu kaydetti. Yazarlar, özellikle badem tüketimleri boyunca kontrollerin titizlikle sağlandığı bir diyet araştırması olan Berryman ve diğerleri tarafından yapılan çalışmaya dikkat çekti. Katılımcılar 6 haftalık bir badem diyeti ile; normal diyete kıyasla vücut ağırlığı, bel çevresi ve vücut kompozisyonunda (karın bölgesi yağ kitlesi dâhil) önemli gelişmeler sağladılar. Meta-analizin yazarları, vücut ağırlığı ve kompozisyonundaki bu iyileşme gözlemlerinin Novotny ve ark.nın bulgusu ile uyumlu olduğunu kaydetti. (2012), “bademdeki enerjinin tamamı aslında metabolize edilemez.”

Bademlerin sağlığa olan faydaları, Akdeniz Diyetini de içeren kalp-sağlıklı beslenme planlarında köklü bir şekilde kurulmuş ve sağlıklı bir diyet modelinin parçası olarak yağlı tohumları düzenli olarak tüketmesi için mevcut bilim tabanlı beslenme rehberinde de yansıtılmıştır.

badem diyeti

Sistematik inceleme ve meta-analizin kurucusu Dr. Kathy Musa-Veloso,

Bu sonuçlar, bademlerin düzenli tüketiminin kan lipid düzeylerini olumlu etkileyebileceği ve kalp sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olabileceği üzerine yıllardır süren araştırmaları güçlendiriyor, dedi.  Sağlıklı bir diyetin parçası olarak badem tüketimi, kan lipid düzeylerini iyileştirmek ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmak için teşvik edilmelidir,  diye ekledi.

Bir gram (20 gram) badem porsiyonu, 6 gram bitki bazlı protein, 4 gram diyet lifi, 13 gram doymamış yağ ve vitamin E (% 50) ;magnezyum (% 20 DV) ve potasyum (% 6 DV) içerir ve 160 kaloridir.

Cambridge University
http://blog.journals.cambridge.org/2016/08/24/new-meta-analysis-supports-almonds-role-in-heart-health/

pelin güloğluDyt. Pelin GÜLOĞLU

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Edirne
Önemli diyetisyen

ÖNEMLİ! Diyetisyen paylaşımı

Bu bir imza paylaşımıdır.

İster diyetisyenlerde, ister psikologlarda ve ister fizyoterapistlerde diploması olmadan halkı binevi kandırmaya çalışan doktorlar, kişisel gelişim uzmanları, spor eğitmenleri ve antrenörler bulunmakta. Unutmayalım ki sağlığımız bu kadar değersiz değil. Bugün ismi lazım değil bir doktor “istediğiniz kadar et yiyin” derken insanların sağlığını önemsemiyor ya da zayıflama kamplarında ölen insanları önemsemeyenler gibi. Bunun yanı sıra “şu ürünü kullanın, anında zayıflayacaksınız” derken kişilerin metabolizmasını önemsemeyenler var. Lütfen bu insanlara itibar etmeyin.

Aile sağlık merkezleri başlığı altında bireylere direkt tedavi uygulama prosedürü gerçekten hayata geçmiş güzel projelerden. Fakat; neden sadece doktorların ebelerin ve hemşirelerin çalışmasına izin veriliyor? Ülkemizin diyetisyenlere, psikologlara ve fizyoterapistlere ihtiyacı yok mu? Yaşlıların fiziksel terapiye veya psikologa, emziklinin diyetisyene ihtiyacı olamaz mı?

Acilen tüm bu konulara bir el atılmalı ve tüm bu sorunlar çözüme ulaştırılmalı . Yoksa, ülke sağlığını yavaş yavaş kaybediyor.

Arkadaşlar, ben de buna son vermek neticesinde bir imza kampanyası başlattım. İmzalarsanız sevinirim.

Change.org

pelin güloğluDyt. Pelin GÜLOĞLU

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Edirne
tarçın pelin güloğlu

Tarçının 8 yararı!

Tarçın, anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan defnegiller familyasına ait bir bitkidir. Türkçede tarçın Çin ağacı anlamına gelmektedir. Tarçının kokusu kuvvetli, kesin ve uzun süreli; tadı tatlımsı ve yakıcıdır.

Tarçın genelde baharat olarak kullanılmaktadır. Özellikle sütlü tatlılarda çeşni olarak katılmaktadır. Kahve, çikolata gibi içeceklerde de yaygın olarak kullanımı mevcuttur.

Tarçının faydalarından bahsedilecek olunursa:

1. Sekiz maddede tarçın:Tarçın, yüksek miktarda antioksidan içerir

Tarçın, yüksek miktarda antioksidan içerir. Böylece serbest radikallerin vücuttan uzaklaşmasında yardımcı olur. Serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılmasıyla beraber kanser gibi rahatsızlıkların riskini en aza indirmektedir.

tarçın

2. Sekiz maddede tarçın:Tarçın anti-iflamatuar etkiye sahiptir”

Tarçının özellikle kas ağrısı, premenstrüal ağrı ve yaşa bağlı ağrıları yönetmekte etkili olduğu araştırmalar sonucunda kaydedilmiştir.

3. Sekiz maddede tarçın: “Tarçın, kalp rahatsızlıkları riskini en aza indirir”

Araştırmalara göre tarçının yüksek kan kolesterolünü, yüksek kan trigliseritini ve hatta yüksek kan basıncını düşürücü etkisi vardır. Bu da tarçının kalp rahatsızlıklarını engellemedeki rolünün nereden geldiğini bizlere açıklamaktadır.

4. Sekiz maddede tarçın: “Tip 2 Diyabeti önleyebilir”

Diyabet, insülin direnci oluştuğunda kişinin kendi kan şekerini yönetemediğinde ve kötü glisemik kontrol gerçekleştiğinde ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalar, tarçının glikozun kana karışmasında etkili olan enzimlerin bloke olmasında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece kan şekeri kontrol altına alınmaktadır.

5. Sekiz maddede tarçın: “Tarçın, beyin fonksiyonlarını korur”

Antioksidan içeriği sayesinde tarçının Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarını önlediği yapılan araştırmalar sayesinde kanıtlanmıştır.

6. Sekiz maddede tarçın: “Kanser gelişimini önleyebilir”

Tarçın, antikarsenojenik etkiye sahiptir, kanserin gelişmesini engeller.

7. Sekiz maddede tarçın: “Bağışıklığı güçlendirir”

Tarçın, bağışıklık sistemini destekler. Enfeksiyonlarla savaşmak için etkili bir besin maddesidir.

tarçın ağacı, zencefil, tarçın zayıflatırmı, tarçın ve arkadaşları, öjenol, öjenol nedir, öjenol ve tarçın, şeker hastalığında tarçın, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri nelerdir, Tarçının Tip 2 Diyabet üzerindeki etkileri nasıldır, tarçın ve şeker hastalığı, şeker hastalığında tarçın,

8. Sekiz maddede tarçın: “Mantar oluşumunu engelleyebilir ve sağlığa birçok katkısı vardır”

Tarçın, antifungal etki gösterir. Yani vücutta mantarların üremesini engeller. Tarçın, alerji semptomlarını azaltabilir. Yiyeceklere şeker eklemeden tatlandırmamızı sağlar. Doğal gıda koruma maddesi olarak kullanılabilir. Tarçının faydaları bu şekildedir. Tarçını kullanırken aşırıya kaçmayalım. Herhangi bir yan etki görüldüğünde diyetisyene ya da tabibe danışınız. Sağlıklı günler.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

unutkanlık pelin güloğlu

Unutkanlığa savaş açan besinler

Merhabalar, bu ara unutkanlığımdan mı nedir bilmiyorum; böyle bir yazı yazmak istedim. Hem kendi bilgilerimi tazeleyip hem de sizlere bilgi vermek faydalı olur diye düşündüm…

[irp posts=”7563″ name=”Unutkanlıkta yardımcı olacak öneriler”]

Peki, unutkanlığa karşı hangi besinler kullanılabilir?

Balıklar

Özellikle somon, ton balığı gibi balıklar, omega-3 içeriği yüksek olduğundan dolayı unutkanlığı önlemekte bizlere yardımcı olur. Bu yüzden haftada en az iki kez balık tüketmeye özen gösterelim.

Yağlı tohumlar (kuru yemişler)

Ah annelerimizin sözünü dinleseydik diyeceksiniz. Ceviz ye, ceviz. Gerçekten de öyle. Kuruyemişlerin E vitamini içeriğinin yüksek olmasından dolayı unutkanlığı önlemede yardımcı olmaktadır.

Tam tahıllı besinler

Damarların akışını sağlamak bu noktada önemliyken kepekli tahıllar kolesterolü düşürdükleri için damarların akışını kontrol eder.

Antioksidan besinler

Ah yüksek antioksidan içeren besinler, siz nelere kadirsiniz! Evet, yüksek miktarda antioksidan içeren nar suyu, kahve ve yeşil çay unutkanlığı önlemede yardımcı olur.

Bazı fonsiyonel besinler

Ispanağın folik asit, domatesin likopen ve elmanın quercetin içeriği unutkanlığı önlemede faydalı olmalarını sağlar.

Bunlardan kaçının

Bunların yanı sıra doymuş yağlardan uzak durmak ve şeker tüketiminizi en aza indirgemek de beyin sağlığınız için yararlı olacaktır.

Sağlıklı günler, sağlıklı hayatlar!

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

hipospadias pelin güloğlu

Hipospadias ve vejetaryen diyetleri

Hipospadias, çocuğun idrar yaptığı deliğin penisin ucunda değil de altında olmasıdır. Bu duruma halk arasında peygamber sünneti de denilmektedir. Hipospadias oranı son on yıllarda artmıştır ve gebelik sırasında anormal bir hormon durumundan kaynaklandığına dair spekülasyonlar ortaya atılmıştır.

bebek, pediatri

Tarihe göz atacak olursak

1990’lı yılların başlarında, ABD için hipospadiasın ülke çapındaki oranı, 10,000 doğumda yaklaşık 37 vaka, ya da 270 vaka ( 3 ) idi. Haziran 2012’den bu yana, birçok yeni veri bildirildi. Hipospadiasın hafif formlarının -ki bunlar en çok gözlenen vakalardır- ( 3 ) diğer formlarına nazaran nispeten onarılması daha kolaydır. Cerrahi onarımla beraber genellikle normal ya da neredeyse normal fonksiyona ve görünüme sahip gelecekte de herhangi bir probleme yol açmayacak penise sahip olunabilinmektedir.

doğum, sezaryen, kadın duğum, jinekoloji, bebek

Haziran 2012 itibariyle, vejetaryen olmayan ve vejetaryen olmayan hamile kadınlardan doğan erkeklerde hipospadias vakalarını karşılaştıran altı çalışma yapılmıştır. Tablo 1’de bu durum listelenmiştir:
bebek, pediatri

Tablo 1. vejetaryen annelerden doğan erkeklerde hipospadias vakalarının oranı

Ders çalışma Tip Erkek Sayısı Vakalar Vejetaryenler Vejetaryen vakalar Oran
İngiltere 2000 ( 2 ) Aday 6296 51 321 7 5.0 (2.1, 11.9)
Hollanda 2007 ( 7 ) Vaka Kontrolü 834 583 17 10 0.6 (0.3, 1.6)
İsveç ve Danimarka 2008 ( 1 ) Vaka Kontrolü 719 291 22 14 4,6 (1,6,13)
İngiltere 2009 ( 10 ) Vaka Kontrolü 949 467 168 77 0.85 (0.61, 1.2)
Hindistan 2011 ( 11 ) Vaka Kontrolü 200 80 123 52 1.28 (.71, 2.3)
ABD 2012 ( 9 ) Vaka Kontrolü 4368 1250 43 10 0.6 (0.3, 1.2)

Sadece prospektif bağlantıyı inceleyen ilk çalışma özelliğini gösteren İngiltere’de yapılan çalışma, vejetaryen bir diyetin hipospadias oranını beş kat artırdığını ve istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu bulmuştur.2007 yılından beri, çeşitli ebatlarda beş olgu kontrol çalışması yapılmıştır. Birisi vejetaryen anneler için 4.6 kat daha yüksek bir risk bulmuşken, diğer dördü herhangi bir risk artışı bulamamıştır.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bu çalışmaların ikisinin üzerine düşmek gerekir: Vejetaryen diyeti ile hipospadias arasında bir bağlantı bulan 2000 İngiltere çalışması ve bağlantı bulamamış olan 2012 ABD çalışması. 2000 yılında İngiltere’deki yapılan çalışma, prospektif bir çalışmadır ve prospektif çalışmalar genellikle diyet düzenine daha fazla odaklanmaktadır, böylece diyet modellerinin yanlış tanınma riski daha azdır. Bununla birlikte vejetaryen ve hipospadias durumunda, vaka kontrol çalışmalarında yanlış tanımlanan diyet paternleri muhtemelen daha fazla gözlenen bir konudur, çünkü beslenmenin ortaya çıkışı hipospadias teşhisi konduktan kısa bir süre sonra gerçekleşmiştir.

2012 ABD araştırması çok büyük bir araştırmaydı, tesadüfi şans bulguları olasılığı ise düşüktü – aslında 2000 İngiltere çalışmasından yaklaşık 25 kat daha fazla hipospadias vakası içeriyordu. Bunlara ek olarak, bu iki çalışma vejetaryen diyetlerin araştırılması amacıyla tasarlanmışken, diğer çalışmaların amacı daha kapsamlıydı. Bu nedenle, 2012 ABD araştırmasına ağırlık vermemizle beraber, farklı bulgularla en önemli iki araştırmaya sahibiz.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Burada neler olabilir?

İlk tahmin, vejetaryanlarda ve hatta bazı lakto-ovo vejetaryenlerde B12 vitamini eksikliğinin, hipospadias riskini arttırmış olabileceği düşünülmektedir. Ve 2000 yılı İngiltere ve 2012 ABD çalışmaları arasındaki ara dönemde, vegan topluluğunda B12 vitamini ihtiyacının neden risk oluşturduğunu açıklayan birçok eğitim vardı. Bununla birlikte, anneleri B12 vitamini eksikliği taşıyan vejetaryen bebeklerin çok sayıda belgelenmiş vakası vardır ve bilindiği kadarıyla bu çocuklardan hiçbirinin hipospadiasla doğdukları bildirilmemiştir. Ek olarak, bu araştırmalardaki kadınların çoğunun, vejetaryen değil, lakto-ovo vejeteryan olduğu belirtilmiştir. Görünüşe göre, vitamin B12 eksikliğini giderebilmek mümkündür.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Bir karbon metabolizmasında yer alan folat (veya folik asit), kolin ve metiyonin gibi diğer moleküllere ne olacak?

Folik asite gelince, bir 2006 meta- analizinde ( 6 ) folik asit takviyesinin hipospadiasın önlenmesine etkisi görülmemiştir.

Fakat metiyoninin bu durumda rol oynayabileceğine dair bir miktar kanıt vardır ( 12 ). Ulusal Doğum Kusurlarını Önleme Çalışmasından (ABD, 2009) gelen bir raporda, 1.870 mg’dan fazla günlük metiyonin tüketen kadınlar, hipospadiaslı bir bebeğe yakalanma riskini % 40’a kadar önledi (0.6, 0.4-0.9).

Metiyonin önemli bir amino asittir, çoğu gebe kadın için günde 1.870 mg’ın altında, vejetaryenler için günde 1,870 mg tüketimi önerilebilir. Daha fazla kanıt olmamasına rağmen, muhtemelen günde 1,870 mg’a kadar tüketmek gereksizdir. Bununla birlikte, hamile bir veganın diyetinin bol miktarda metiyonin içerdiğinden emin olmak gerekir. Metiyonin bitkisel gıdaların bazılarında yüksektir . Protein, tempeh, fıstık, yulaf ezmesi, kinoa ve spagettide vardır.

Vegan diyetlerinde düşük olabilecek besin niteliğindeki kolin, Ulusal Doğum Kusurlarını Önleme Çalışması’nda araştırıldı ( 12 ). Yüksek kolin alımları ile hipospadias riski (.7, .5-1.1) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı, ancak yine de vejetaryenler üzerinde düşünülmesi gereken bir besindir. İşte, ilişkin bilgiler incelendiğinde kolin alan hamile veganların bu aminoasiti yeterince aldığına emin olunmalıdır.

Zehirli maddelerin hipospadiasın bir nedeni olabileceği yönünde spekülasyonlar ortaya atıldığı için, 2000 İngiltere çalışması organik sebzelerin satın alımını da incelemiştir. Yazarların belirttiğine göre:

Maalesef, sadece 163 anne her zaman organik sebze satın aldı; Bu annelerden hiçbirinin hipospadiaslı bir oğlu olmadığına dair bir görüş mevcut, en fazla bir vaka bekleniyordu. Bazı zamanlarda organik sebze satın alanlar arasında (% 0,8’inde hipospadias, organik olarak yetiştirilen sebzeleri hiç satın almayan% 0,6’ya kıyasla) risk azalması görülmemiştir.

Pestisit ve organik sebze bağının bir parçası olabileceği halde, herhangi bir sonuç çıkarmak için yeterli istatistiksel güç mevcut gibi görünmemektedir.

Son olarak, vejetaryenlik konusunda tartışmasız bir yiyecek var: Soya! Endişe duyulan nokta soyadaki bitki östrojenlerinin erkek çocukların cinsel gelişimlerine müdahale edebilmesi durumudur.

Her ne kadar (2.95, .90, 9.68), soya sütü içmek yerine (3,7, .87-15,4) içmek ve soya etlerini haftada birden fazla yemek yemesine karşın 2000 yılında İngiltere’de yapılan prospektif bir çalışmada, bulgular istatistiksel olarak önemli değildi. Bu çalışmada, soya sütü ve eti yiyerek yalnızca vejetaryen olmaktan ayrı bir şekilde ayrılmak zor olabilir. Yazarlar şunları yazdı:

Etin yerini alan soya tüketimi, kısmen sığır eti ile ilgili son zamanlarda yaşanan sorunlardan ve kısmen de ‘sağlıklı beslenme’ kavramlarından dolayı İngiltere’de artmaktadır. Şimdi vejetaryen tarzı yemeklerin ortaya çıkışı ile birlikte gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır ve yenilebilir tüm bitki maddesinin, fitoestrojenlerinin (özellikle izoflavonlar) en yüksek konsantrasyonlarını sağlar. Bununla birlikte, soya tüketicileri tarafından günlük ekzojen östrojenlere maruz kalma oranı tahmini, örneğin oral kontraseptiflerden elde edilenle karşılaştırıldığında, en az seviyededir.

sütçü imam, sütlaç, sütyen, süt filmi, süt çeşitleri, süt alerjisi, süt gaz yapar mı, sütün faydaları, sütün yararları, süt kalorisi

Soya sütü

Düşük seviyede maruz kalma, fitoöstrojenlerin biyolojik aktivitesinin düşük olduğu düşünülürse, muhtemelen küçük riskleri (veya yararları) ortaya çıkaracaktır. Bununla birlikte, uzun süreli maruz kalma, vücuttaki fitoöstrojenlerin biyolojik olarak önemli seviyelere ulaşmasına neden olabilir. Daha deneysel veriler elde edilinceye kadar insanlar üzerindeki olası etkileri ortadadır. MacLusky, fitoöstrojenlerin dolaylı rolünü araştırdı: Fitoöstrojenler, doğrudan östrojenik bir etkiye sahip olmak yerine, diyetteki diğer faktörlerle etkileşebilir ve ‘normal östrojen biyosentezi ve hareketi’ ile bir etkileşime neden olabilirler.

Tablo 2. Hipospadias & Soya (2004) 4

Soya proteini alınması
Yok 1.00
0-20 g / gün 1.1 (.5, 2.5)
20+ g / gün 1.0 (.5, 2.2)

Hollanda’da bir 2004 araştırması ( 4 ) soya alımını ve hipospadiayı miktarını ölçmüş ve soya alımı ile ilgili herhangi bir bağlantı bulamamıştır. Sonuçlar Tablo 2’de verilmiştir.
vejeteryan beslenmesi izmir diyetisyen

Sonuç

En kötü senaryoya göre, 2000 İngiltere çalışmasına dayanarak, vejetaryen bir annenin hipospadiaslı bebek sahibi olma şansı % 4 olacaktır. İlk rapordan beri ortada olan sonuç, vejetaryen bir diyet ile hipospadias arasında hiçbir ilişki bulunmamasıdır. Bu, Birleşik Krallık’ın 2000 yılındaki çalışmasından yaklaşık 25 kat daha fazla hipospadias vakasıyla en son yapılan 2012 ABD araştırmasıyla noktalanmıştır. Bu, vejetaryen bir diyetin belirgin bir risk oluşturmadığı konusunda makul bir güven vermektedir. Hamile vejetaryenlerin, metionin ve kolin almalarını sağlamak, olası riskleri hafifletmeye yardımcı olabilir.

Bu yazının referansları için tıklayınız.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

vegan pelin güloğlu

Sporcular için veganizm: “Bir soru bir cevap”

Soru: Veganizmin sağlık üzerindeki uzun ve olumlu etkilerini okudum ve veganizme geçiş yapmaya çalışıyorum, ancak kas kitlesini ve atletik performansı artırmanın tek yolunun hayvansal protein olduğunu düşünen bir ailem var. Bir sporcu vegan olduğunda, kas kitlesi azalıyor mu ve spor yapabiliyor mu? Eğer öyleyse performans konusunda başarılı olmanın anahtarları nelerdir?

Cevap

Bir bitki temelli diyet, aksi belirtilmeksizin sağlık için faydalıdır. Araştırmalar, bitki temelli diyetin yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalığı, Tip 2 diyabet, obezite ve bazı kanserlerden uzak durma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Hayvansal gıdalardan farklı olarak, meyve, sebzeler, baklagiller, fıstıklar ve tam tahıllar, doymuş yağ veya kolestrol içermez ve doğal olarak sodyum miktarları düşüktür. Ayrıca bu besinler lif ve binlerce fitokimyasal maddeler gibi, hayvansal gıdada bulunmayan ve hastalıklarla mücadele veren bileşikler de içermektedir.

Egzersiz konusunda ciddi iseniz, bir vegan diyetinin egzersiz programınızı karşılamak için yeterli proteini – ve doğru çeşidi – sağlayıp sağlayamayacağını merak edebilirsiniz. Veganlar et, kümes hayvanları, balık, yumurta ve süt dahil tüm hayvansal gıdaları tüketmekten kaçınırlar. Bunun yerine, fasulye, mercimek, tofu, tempeh, soya unu, fındık ve tohum gibi bitki gıdalarından yararlanarak kendileri için gerekli proteinleri sağlarlar. Sebzeler ve tahıllar – özellikle de kinoa, kamut, darı ve amaranth – bazı proteinler sağlar.

Çoğu kişi, etten arınmış bir diyetin sporcunun artan ihtiyacını karşılayacak kadar protein sunmadığını düşünmektedir. Ekstra protein, egzersiz sırasında ortaya çıkan kas hasarını onarmak ve kas yapımını desteklemek için gereken amino asitleri (protein yapı taşları) içerisinde barındırmaktadır.

vegan

Veganizm adına: İyi haber

Bir vegan diyeti, vücudunuzun en iyi atletik performansı için gerekli olan tüm proteini kolaylıkla sağlayabilir. Carl Lewis, Mike Tyson ve eski Ironman triatloncu ve Canadian Ultra Marathon (50 km) şampiyonu Brendan Brazier gibi pek çok profesyonel sporcu için kesinlikle durum böyle.

Vejeteryan olmayan atletler için protein alım önerileri, vücut ağırlığının kilogramı başına günde 1.2 ila 1.7 gram protein aralığındadır. Bu, sedanter kişilerin her gün (vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8 gram) ihtiyaç duyduğu proteinin iki katı kadar veya daha fazladır. Bir 79.5 kiloluk erkek atlet her gün 95 ila 135 gram proteine ​​ihtiyaç duyar. (Bir bardak yoğurt, dört yumurta akı ve altı gram öğle ve akşam yemeklerinde tavuk, balık ya da et toplam 127 gram protein sağlıyor.)

Bitki proteinleri hayvan proteinlerinden daha iyi sindirilemediği için veganlar protein alımlarını yaklaşık yüzde 10 artırmalıdırlar. Bu, büyük bir artış değil. Bir vegan diyeti uygulayıp düzenli olarak egzersiz yaparsanız, ağırlığınız başına her kilogram için 1.3 ila 1.8 gram protein veya 79,5 kiloluk bir erkek için 103 ila 143 grama ihtiyacınız olduğu anlamına gelir. Protein miktarı çok yüksek gelebilir, ancak bu miktarı bir vegan diyetinden elde etmek tamamen mümkündür.

Proteinin kas sağlığını desteklemesi için, günlük kalori gereksinimlerini karşılamak önemlidir. Kalori alımınız çok düşükse, diyetinizdeki proteinlerin bazıları kas dokusu oluşturmak ya da onarmak yerine enerji amaçlı kullanılacaktır. Eğer bir vegan diyetine geçerseniz, kilonuzu güzel bir şekilde takip edin. Kilo verdiğinizi fark ederseniz, egzersiz eğitiminizi karşılamak için yeterli kaloriyi tüketmiyor olabilirsiniz.

Bunun yanı sıra insanların çoğunda protein kalitesiyle ilgili bir endişe var. Aminoasitler vücutta tek başına sentezlenemez ve bu nedenle aminoasitlerin gıdalarla beraber alınması gereklidir – gerekli amino asitlerin doğru bir şekilde alınması, optimal kas fonksiyonu için gereklidir. Hayvan proteinleri, kas oluşumunu ve onarımını destekleyecek yeterli miktarda amino asit içerir. Bitki proteinlerinde bu durum görülmez; Bazıları bir veya daha fazla esansiyel amino asidi düşük miktarda içerebilir, bazılarında ise eksik olabilir. Her gün çeşitli miktarda vejetaryen protein gıdaları yediğiniz sürece, protein oluşumu için gereken amino asitlerin doğru dengesini elde edersiniz.

Protein, sporcuların en iyi atletik performansı için gereken tek besin maddesi değildir. Bitki gıdalarında etten daha az emilen demir, kırmızı kan hücrelerinin çalışan kaslara oksijen iletmesine yardımcı olur. Bu durumdan ötürü mercimek, nohut, soya fasulyesi, kabak çekirdeği, pişmiş ıspanak, pişmiş yeşil yeşillikler, kuvvetlendirilmiş kahvaltılık tahıllar ve karaağaç pekmezi gibi demir içeren bitki gıdalarınızı günlük diyetinize eklemeniz gerekir.

Sadece hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerini üretmek ve uygun sinir fonksiyonunu sağlamak için gereklidir. Hayvansal olmayan sütler (soya, pirinç, badem, kenevir), soya burgeri ve kahvaltılık tahılların yanı sıra besin mayası gibi müstahkem besinlerde B12’yi bulmak mümkündür. Yeterli miktarda B12 alımını sağlamak için, bir multivitamin veya ayrı bir B12 takviyesi kullanabilirsiniz.

D vitamini de çok önemlidir. Vücudun optimal D vitamini seviyesi, artmış kas kuvveti, egzersiz kapasitesi ve fiziksel performans ile ilişkilidir. Sonbahar ve kış aylarında, güneş cildimizde D vitamini üretmeye yetecek kadar güçlü olmadığında, yetişkinler 1000 IU’luk (uluslararası birimler) bir D vitamini takviyesi almalıdır. (Osteoporoz’da, yıl boyunca D vitamini önermektedir.) Bazı insanlarda, yeterli kan seviyesini korumak için daha fazla D vitamini takviyesi gerekebilir.

Kahvaltı

  • Yulaf ezmesi, pişirilmiş, 2 bardak: 12g
  • Kenevir kalpler, 2 yk.: 6.6g
  • Yaban mersini, 3/4 fincan: 0.7g
  • Soya içecek, unflavoured, 1 fincan: 8g
  • 1 dilim tost ile 1 çorba kaşığı badem yağı: 7.1g
  • Çay: 0 g
  • Kahvaltı toplamı: 34.4g

Kuşluk

  • 1 elma: 0.3g
  • 15 badem: 4g
  • Atıştırmalık toplamı: 4.3g

veganizm

Öğle

  • Nohutlu yeşil salata
  • 2 fincan karışık yeşillikler: 0.8g
  • 1/2 fincan dilimlenmiş mantar: 1.1g
  • 1/2 kap kiraz domatesleri: 0.8g
  • 1/2 sarımsak, doğranmış: 0.6g
  • 1 bardak nohut: 15g
  • Tam taneli porsiyon, 1 orta: 11g
  • Humus, 4 çorba kaşığı: 4.4g
  • Su: 0 g
  • Öğle yemeği toplamı: 33.7g

İkindi

  • Smoothie
  • 1 fincan badem sütü: 1 gr
  • 1 banana: 1.5g
  • 1/2 su bardağı dondurulmuş ahududu: 0.7g
  • 1 kepçe kahverengi pirinç proteini tozu: 16g
  • Atıştırmalık toplamı: 19.2g

resim sonucu

Akşam

  • Tofu vejetaryen kızartma makinesi
  • Firma tofu, kıyılmış, 1 fincan: 20.5 g
  • 1 havuç: 0.7g
  • 1/2 kırmızı biber: 0.6g
  • 1/2 fincan brokoli çiçeği: 1.1g
  • 1/2 fincan kar bezelyesi: 1.2g
  • Kinoa, pişirilmiş, 2 bardak: 16g
  • Su: 0 g
  • Toplam akşam yemeği: 40.1g
  • Gün için toplam protein miktarı: 131.7 gram

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

tuz - pelin güloğlu

Şaşırtıcı miktarlarda tuz içeren 6 besin

Aşırı tuz, dondurulmuş pizzalar ve cipslerle sınırlı değil. Birtakım masum gıdalar da gizlice tuz içeriyor olabilir.

tuz, diyette tuz

Günümüzde ortalama bir kişi, günde 8 gram tuz tüketiyor, bu günde önerilen 6 gramın üçte birinden fazla tuz tüketimi demek. Birleşik Krallık Hükümeti, birkaç yıl önce, süpermarket raflarındaki hiçbir gıda ürününün Aralık 2017’de tuz miktarını aşmaması için bir hedef belirlemişti. Şimdi, bitiş tarihi yaklaşırken, CASH isimli başka bir çalışmada 28 kategoride sadece ekmeğin 100 gramında 1,13 gram tuzun bulunmasıyla resmi hedefe yaklaşan tek gıda maddesi olduğuna karar verildi.

tuz, diyette tuz

Kampanya müdürü Katharine Jenner, kalp hastalığı yüksek tansiyon ve felç ile bağlantılı olduğu için tuzu unutulmuş bir katil olarak tanımlıyor. Gıda endüstrisinde popüler bir katkı maddesidir, çünkü aksi takdirde yemekler lezzetsiz olur. Fakat uzun süre çok miktarda tüketilmesi sağlık açısından büyük riskler taşır. CASH, İngiltere’deki yetişkinlerin tuz alımını 6 grama düşürmeleri durumunda, her yıl 17,500 ölümün önlenebileceğini tahmin ediyor.

tuz, diyette tuz

Jenner,

Araştırmamızın bulguları endişe vericidir ve yıllarca bu konu üzerine çalışmama rağmen birçok gıda üreticisi ve parekendecisinin hala tuz azaltma hedeflerini karşılamada başarısız olduğumu görünce çok şaşırdım.

Çoğumuz, hazır yemeklerin ve atıştırmalıkların yüksek sodyum içerdiğini bunun yanı sıra restoran yemekleri özellikle fast foodun bol miktarda tuz barındırdığı hakkında çok fazla bilgi edindik, ancak tuzun şaşırtıcı derecede yüksek miktarda bulunduğu, diğerlerine nazaran az bilinen gıdalar var. The Guardian gazetesine göre bilinmesi gereken bazı tuzlu gıdalar:

sıcak çikolata

1. Sıcak çikolata

Bu öğrenilmesi gereken önemli bir derstir: Bir şeyin sadece tatlı olması, tuz içeriğinin düşük olduğu anlamına gelmez. Şeker tuzu etkili bir şekilde maskeleyebilir. Önceden karıştırılmış sıcak çikolata marshmallow ile birlikte, 25 gram porsiyon başına tuz miktarı 0,8 gram olarak bulunmuştur.

kahvaltılık mısır gevreği

2. Kahvaltılık mısır gevreği

Kellogg’un mısır gevreklerinin porsiyonunda 0,34 gram tuz bulunur. Bu tuz bazı tatlı tahıllarda bulunan miktardır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

3. Hazır salatalar

Şarküteri salatası şaşırtıcı bir tuz kaynağıdır. Patates salatası gibi salatalar maksimum seviyenin dörtte biri  kadar tuz -1,6 gram- içermektedir. Yine aynı şekilde hazır tatlılar da fazla miktarda tuz içeriyor olabilir.

peynir

4. Peynirler

Belki de bu bir sürpriz olmayacak, ancak peynir 100 gram başına 2,51 gram tuz içermektedir. Tabi burada peynirden peynire tuz oranının değiştiğini söylemek gerekir.

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

5. Ekmek üzerine sürülebilen gıdalar

Fıstık ezmesi, margarin, krem peyniri gibi görünüşte sağlıklı olan besinler çok tuzlu olabilir. Bunu önlemek için ürünlerin etiketlerini okuduğunuzdan emin olun.

ordövr tabağı

6. Ordövr tabağı

Toplantıları şık yapan lezzetli mezeler de tuz kaynaklarıdır. Tuz, hamsi ve küçük etler küçük porsiyonlarda tadılabilir. Ancak aynı anda vücuttaki tuz miktarını çok fazla yükseltirler.

Ancak, diyet değişiklikleri yaparken büyük resme bakmak önemlidir. Fazla şeker, yağ ve fiziksel aktivite eksikliği gibi başka faktörler olduğunda tuz, gelişmiş dünyanın sağlık sorunları için tek neden olarak seçilmemelidir.

Önemli miktarda diyet değişikliği yapmadan önce özellikle insan vücudu tarafından küçük miktarlarda tuza ihtiyaç duyulduğundan lütfen doktora ya da diyetisyeninize danışın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

yazarın tüm yazılarıdiyetisyenlerden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

drunkoreksiya diyetisyen pelin güloğlu

6 madde ile: “Drunkoreksiya”

Sokak terimi olmakla beraber, drunkoreksiya özellikle üniversite öğrencilerinde görülen bir davranış modelidir.

drunkoreksiya, alkolizm, alkol bağımlılığı

1. Drunkoreksiya nedir?

Amerika Ulusal Yeme Bozukluğu Derneği, bu rahatsızlığı:

Aşırı alkol tüketme ve alkolü, gıdaya değişme veya kusabilmek için çok az miktarda besin tüketmek, olarak tanımlamıştır.

drunkoreksiya, alkolizm, alkol bağımlılığı

Gündüzleri kendini açlıktan alkole vuran birey, günün ilerleyen saatlerinde kendini alkole vurma ve tıkanırcasına içtikten sonra kendisini abur cubura verme ile kendisini gösterir.

Drunkoreksiya bir karışımdır: Anorexia nevroza ve alkolizm.

Genellikle drunkorektik birey, depresif ruh haline büründüğü zaman içki içmeye gidecek ve kalorisini dengede tutabilmek için o gün hiçbir yiyecek tüketmeyecektir.

alkol bağımlılığı

2. Drunkoreksiya belirtileri nelerdir?

• Kusma
• Düzensiz soluk alışverişi
• Baş dönmesi
• Uykulu bir görüntü çizme
Amerika’da tüketilen alkolün %75’i yetişkinler tarafından tüketilmektedir.

alkol bağımlılığı

3. Drunkoreksiya kimlerde daha sık görülür?

Gündüzleri kendini yiyeceklerden mahrum edecektir. Tüketimin cinsiyet üzerinde etkisine baktığımız zaman erkekler daha çok alkol tüketmesine karşın, yapılan araştırmalarda hastalığın görülme riski kadınlarda daha çok olarak ortaya çıkmıştır.

drunkoreksiya, alkolizm, alkol bağımlılığı

4. Drunkoreksik bireyler ne yapıyor?

Genellikle, gün boyunca besinlerin kalori sayısını azaltarak, aşırı içki sonrası kiloyu dengelemek gibi yanlış bir düşünce var. Bunun yanı sıra sarhoş olmak isteyenler, alkolün mideden daha kolay emilmesini sağlamak için besin tüketiminden kaçınmaktadır.

alkol ve kanser, alkol bağımlılığı, sigara ve alkol

5. Drunkoreksiya tedavisi nasıl olmalıdır?

Tıbbi bir teşhisi olmadığı için drunkoreksiyanın özel bir tedavisi yoktur. Yukarıda belirtildiği gibi iki farklı rahatsızlığın karışımı olduğu için iki yönden de tedavi edilmesi gerekir. Hem yeme bozukluğu hem de alkolizm başlığı altında tedavi edilmelidir. Birey beslenme tedavisi dışında psikiyatrik tedavi de görmelidir. Çünkü yeme bozukluğu ve alkolizm altında yatan psikiyatrik problemlerin de çözüme ulaştırılması gerekir. Doğru tanı, bu noktada hayat kurtarmaktadır.

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

6. Drunkoreksiya hakkında değerlendirme

Son olarak, alkolün kalorisinden ötürü besin tüketiminden kaçındıklarını düşünüyorum. Fakat burada değinmemiz gereken tek nokta; alkolün herhangi bir besin değerinin olmayışı yani ‘boş kalori’ diye adlandırılmasıdır. Alkol besin olarak değerlendirilemez.

Besin ögelerinin geri kazanılması ise beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve beslenme uzmanı / diyetisyen kontrolü altında gerçekleşmelidir. Bunun yanı sıra psikiyatri uzman hekimi ve terapistlerle beraber hasta değerlendirilmeli; ona göre tedavi planı uygulanmalıdır. Çünkü burada yapılması amaçlanan, bireye yeni ve sağlıklı bir yaşam kazandırmaktır.

O yüzden ki erken müdahalede, sonuç çok daha başarılı olmaktadır.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

pelin güloğlu anne sütü ve emzirme

Anne sütü hakkında ilginç bilgiler

Günümüzde yeni doğan bebeklerin ilk altı ay anne sütü alması tavsiye edilir. Anne sütü, bebekler için en ideal ve yeri hiçbir besin ögesiyle doldurulamayacak tek besin olarak karşımıza çıkar. Anne sütü ilk altı ay, bebeğin biyolojik ve psikolojik olarak tüm gereksinimlerini karşılar.

Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, emzirmenin yararları, emzirmenin bebeğe faydaları

Anne sütünün özellikleri

Her vakit, içerisinde herhangi bir mikroorganizma barındırmayan yani tamamen steril, ısısı ve tazeliği korunan ve karşılığında herhangi bir maddiyata ihtiyaç duyulmayan tek besindir. Bu özelliklerinden ötürü bebek her aç anında anne sütünü tüketebilir. Enerji değeri diğer süt türlerinden çok daha fazladır.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Yeni doğmuş bir bebeğin organizması henüz tam oluşmamıştır. Normal olarak doğmuş bir bebeğin anne sütünü sindirebilme mekanizması hazır olduğu halde enzim sistemlerinin çoğunun olgunlaşması bir yıl sonrasında gerçekleşmektedir. Anne sütünün bileşimi bebeklerin sindirimi için uygunluk gösterir. Şöyle ki; içerisinde kazein daha az ve whey proteinleri daha fazla bulunmaktadır. Bu da anne sütünün daha kolay sindirilebilmesini sağlar.
Bir yağ asidi olan linoleik asit, bütün dokuların yapımında görev alır. Bebeklerde doku yapımının hızlı gerçekleşmesi için linoleik asitten zengin olan anne sütünü almaları gerekir.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Tuz miktarı anne sütünde çok az miktardadır

Bu da bebeklerin böbrek fonksiyonlarını çok çalıştırmayarak onların yorulmasını engellemektedir.
Anne sütü içerisinde beta-laktoglobulin denilen alerjen madde bulunmaz. İçerisinde laktoferrin adı verilen ve bebeğin demir emilimi için gerekli olan bir besin ögesi bulunur. Yaşamın ilk yıllarında laktoferrin sayesinde bebekler hastalıklara karşı korunmuş olur.
Bebeğin su gereksinimi anne sütü ile karşılanabilir.
Bebeğin diş ve çene sağlığı için gereklidir; anne sütü tüketen bebeklerde diş çürümesi daha az görülür.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Bebekte egzama ve pişik gibi deri rahatsızlıklarını önler

Anne ve bebek arasında yakınlığı yine anne sütü sağlamaktadır. Bebeğin ruhsal ve zihinsel gelişimine yardımcı olur; bebeğin büyümesine katkı sağlar.
Emziren anneler için konuşmak gerekirse; onların daha kolay kilo vermelerini sağlar. Yapılan araştırmalar sonucunda anne sütünün meme kanserinden anneyi koruduğu düşünülmektedir; fakat bu konuda kesin bir bilgiye varılamamaktadır.
Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

pelin güloğlu probiyotik depresyon

Probiyotikler ve depresyon arasındaki bağıntı

Probiyotikler ve depresyon arasındaki bağıntı: Bilim mi, yoksa bilim kurgudan mı ibaret?

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotikler

Probiyotikler, bilindiği üzere bağırsak florasında yer alan ve dışarıdan da alabildiğimiz yararlı bakterileri (sağlık dostu bakterileri) ifade eder. Daha çok süt grubu besinlerde bulunan probiyotikler, bunun yanı sıra probiyotik mamalar ve tabletlerde de alınabilmektedir.
probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin tanımlanması

Probiyotikler ilk kez; 1908 yılında Nobel ödüllü Metchnikoff tarafından yaşayan mikroorganizmalar olarak fermente bir süt ürünü olarak tanımlanmıştır.Son zamanlarda süpermarket raflarında ve sağlıklı yiyecek dükkanlarında probiyotik etiketli birçok ürünle karşılaşmaktayız.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin yararlarına göz atılacak olunursa; başta laktoz intoleransı ve bağırsak mikroorganizmasının dengesi için immun sistemin gelişmesini sağlamak; kolesterol( yoğurt total kolesterolün ve LDL’nin azalmasını sağlar) ve tansiyon yüksekliğinin önlenmesinde yardımcı olmak; menapoz sonrası etkileri ve diyareyi ve kanser prevalansını azaltmak olarak söylenebilir. Bunun dışında son yapılan çalışmalarda probiyotiklerin, deri ve ağız hastalıklarının gelişmesini engellenmesine de dikkat çekilmiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin, gözlenen bir diğer etkisi ise bazı psikiyatrik ve nörolojik davranışların etkilerini azaltmasıdır. Bunların başında obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, anksiyete, otizm spektrum bozukluğu gibi hastalıklar gelmektedir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Probiyotiklerin bu kadar etkili olmasının nedeni; insandaki sinir sistemi mekanizmasının biri merkezi sinir sistemi –yani beyin- diğeri ise bağırsağı da içine alan çevresel sinir sistemidir. Probiyotikler bağırsak ve beyin arasındaki çift yönlü iletimin hızlanmasını sağlar, bu duruma yardımcı olur. Yapılan çalışmalarda probiyotik tüketen insanların depresyon taramalarında önemli bir azalma ve ilerleme görülmüştür. Bunun yanı sıra, stres kaynaklı kortikosteroidlerin ve kaygı durumunun azaldığını da not edilmiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Buradan da anlaşıldığı üzere, probiyotikler yararlı bakterilerdir ve hayatımızdan eksik etmememiz gerekmektedir.

Kaynaklar:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27688852, http://anp.sagepub.com/content/45/12/1023.extract, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5031164/pdf/tlsr-27-2-73.pdf, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27509521, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4997396/pdf/nutrients-08-00483.pdf
D vitamini ve depresyon - Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

D vitamini ve depresyon

D vitamini, vücudun sağlıklı kalması için gereken en önemli vitaminlerden biridir.

d vitamini, vitamin d

D vitamininin vücuttan emilmesi için iki yol var

Bunlardan birincisi bilindiği üzere güneş ışığına çıkmaktır fakat bazı insanlarda güneşe çıksa dahi D vitamini almadım gibi şikayetler işitilebilir. İşte bu tip insanlarda ortaya çıkan tehlike ise D vitamini eksikliğidir. D vitamini eksikliği, duygu durum bozukluğu gibi çok sayıda hastalığın tetikleyicisi olabilir.

D vitamini ve depresyon arasındaki ilişki nedir? Basit bir D vitamini eksikliği benim depresif ruh halime nasıl neden olabilir? Bu inanın, göründüğünden çok daha karmaşık…

d vitamini, vitamin d

D vitamini ve ruh hali

Depresyon ve D vitamini ile ilgili birçok çalışma mevcuttur. Gözlemsel çalışmalarda ne yazık ki aralarındaki ilişki saptanamamıştır. (örneğin, düşük D vitamini düzeyi, depresyonu tetikler veyahut tam tersi) Gözlemsel çalışmaların on üçü, D vitamini ve duygu durum bozuklukları ile ilgili birkaç veri elde etmiştir; fakat bu yeterli olmamıştır.
2014 yılında yapılan büyük bir çalışmada, kadınlarda D vitamini eksikliğinin küçük bir oranda depresyonu etkilediği gözlemlenmiştir.

vitamin d, d vitamini, d vitamini kilo, d vitamini diyet, d vitamini beslenme

Bunlar özetlenecek olunursa

Yaygın kanaatin aksine, depresyon ve D vitamini arasında küçük, hatta ince bir şerit halinde adlandırılabilecek bir ilişki gözlenmiştir. En son yapılan çalışmalarda, küçük bir grubu etkilediği de ortaya çıkarılmıştır.
Ne olursa olsun, D vitamini genel sağlık için önemlidir.

  • kan basıncı, hipertansiyon,
  • multiple skleroz(MS) gibi hastalıkların risklerini azalttığı ve hatta
  • tip 1 diyabete olumlu yönde etkilediği de yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konulmuştur.

Aynı zamanda genel kemik sağlığı için önemli görülmekte ve D vitamini eksikliği osteoporoz yani kemik erimesi riskini de arttırmaktadır.

vitamin d ve kalsiyum

Sadece her gün açık havada birkaç saatinizi harcayarak D vitamini alabilmeniz mümkün ancak soğuk mevsimlerde veya iklimlerde bu her zaman mümkün olmayabilir. Böyle zamanlarda dozunu aşmadan, doktor kontrolünde D vitamini desteği alabilirsiniz ancak az önce bahsedildiği gibi D vitamini eksikliği ile duygu durum bozuklukları arasında çok küçük bir bağıntı vardır. Bu da alınan ilaçlarla beraber istenilirse D vitamini desteği alınabileceğini bizlere açıklar…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: