barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Sağlıklı bağırsak florası obeziteye kalkan oluyor!

Bilim insanları, bağırsak florasında bulunan bakterilerin yapısının yararlı yönde değiştirilmesiyle, insülin direncinin ve obeziteye neden olan vücuttaki yağ kitlesinin azaldığını belirtti.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsaklarda yer alan trilyonlarca mikrobun toplu olarak “mikrobiyota” olarak isimlendirildiğini söyledi.

Mikrobiyota değişiklikleri ve bağırsakta vücuda yararlı mikropların azalması ya da fonksiyonlarının bozulmasının, obezite ve diyabet gibi obezite ile ilişkili metabolik hastalıkların gelişmesini kolaylaştırdığının belirlendiğini anlatan Yıldız, bununla ilgili pek çok araştırmanın bilim dünyasıyla paylaşıldığına işaret etti.

Bağırsakta zararlı bakteriler arttığı zaman gıdalarla alınan karbonhidratlardan daha fazla enerji elde edilerek, vücutta yağ ve şeker şeklinde depolandığını aktaran Yıldız,

Bağırsakların geçirgenliğinin artması ile dolaşıma geçen bakteri parçaları düşük dereceli iltihaplanma ile insülin direncini tetikleyerek, metabolizmanın yavaşlamasını ve vücudun yağ depolamasını kolaylaştırıyor. Bu durumda aynı şekilde beslenen ve hareket eden iki kişiden birinde mikrobiyota farklılığı nedeniyle obezite gelişirken diğeri kilo almayabiliyor, diye konuştu.

Hayvan çalışmalarının mikrobiyota üzerinde yapılan değişikliklerin vücut yağ kitlesini ve insülin direncini azalttığını gösterdiğine değinen Yıldız,

İnsan obezitesinde de diyet ve yaşam tarzı değişikliği ile kilo kaybı sağlandığı durumlarda mikrobiyota yararlı yönde değişim gösteriyor, dedi.

Yıldız, insanda mikrobiyotanın 3 yaşına kadar şekillendiğine dikkati çekerek,

Sağlıklı mikrobiyota gelişimi sağlamak ve ileride obezite gelişimini önlemek için normal yolla doğum, anne sütü ve bebeklikte aşırı antibiyotik kullanılmaması önem arz ediyor. Erişkin obez bireylerde prebiyotik özelliği olan lifli gıdalarla beslenme, bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etki gösteriyor, açıklamasında bulundu.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/saglikli-bagirsak-florasi-obeziteye-kalkan-oluyor-/1608380
alkol bağımlılığı

Rehabilitasyon merkezleri artırılacak!

Bağımlılıkla mücadele alanında yürütülen sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırılacak, bu alandaki faaliyetlerin etkinliği periyodik olarak izlenecek.

Kamu kurum ve kuruluşlarının bağımlılıkla mücadele konusunda etkinliğinin artırılması, sunulan hizmetlerin genişletilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için ihtiyaç duyulan insan kaynağının temini, altyapının kurulması ve cari harcamaların karşılanması amacıyla bütçe imkanları artırılacak.

Bağımlılıkla mücadele konusunda danışmanlık, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine kolay erişiminin sağlanmasını teminen, bu hizmetlerin verildiği merkezlerin sayısı, sunulan hizmetin kalitesi yükseltilecek. Zorunlu tedavi kararlarının uygulanabileceği özelleşmiş tedavi merkezlerinin sayısı çoğaltılacak.

Alkol, tütün ve uyuşturucu gibi zararlı maddelerin kullanımıyla mücadele konusunda bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Bağımlılıkla mücadeleye yönelik yürütülen faaliyetlerin sonuçları ile toplumdaki madde kullanım sıklığı periyodik olarak yapılacak bilimsel araştırmalarla izlenecek.

Sözcü Gazetesi
https://www.sozcu.com.tr/2019/saglik/aile-hekimligi-performans-sistemi-yeniden-tasarlanacak-5221377/
beslenme diyet hekimi

Aile hekimlerinin sorumlulukları artıyor!

Aile hekimlerince sunulan sağlık hizmetlerini nitelik ve nicelik olarak iyileştirmek suretiyle ihtiyacın bu aşamada karşılanması sağlanacak.

Sağlıklı hayat merkezlerinin sayısı artırılacak, bu merkezlerle kuvvetlendirilmiş ve entegre edilmiş bir aile hekimliği yapısı oluşturularak gerekli olan birinci basamak sağlık hizmetleri verilecek. Bulaşıcı olmayan hastalıklar başta olmak üzere, hastalıklara ilişkin tarama ve teşhis gibi süreçlerde aile hekimlerinin sorumlulukları artırılacak.

Aile hekimliği performans sistemi, ikinci ve üçüncü basamaklardaki performans sistemiyle entegre bir biçimde, teşhis ve tedavinin isabetliliği ve hizmet miktarıyla orantılı olarak yeniden tasarlanacak.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin daha fazla kullanılmasını sağlamak için finansal tedbirler alınacak. Birinci basamak sağlık personeline yönelik hizmet içi eğitimler yeniden tasarlanacak.

Sözcü Gazetesi
https://www.sozcu.com.tr/2019/saglik/aile-hekimligi-performans-sistemi-yeniden-tasarlanacak-5221377/
yaşlılarda beslenme geriatrik

Geriatri ve palyatif bakım merkezleri artırılacak!

Evde sağlık hizmetleri yaygınlaştırılacak, başta kırsalda yaşayanlar olmak üzere yaşlılara sunulan sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, yaşlılara yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin güçlendirilmesi sağlanacak.

Evde sağlık hizmetleri yaygınlaştırılarak erişim, etkinlik ve kalite artırılacak ve yoğun bakım, palyatif bakım ve geriatri hizmetinin evde bakım hizmetleri ile entegrasyonu yapılacak. Yaşlılara yönelik sağlık izlemleri gerçekleştirilecek, yaşla birlikte artan hastalıklara ilişkin koruyucu ve tedavi edici hizmetler güçlendirilecek, geriatri ve palyatif bakım hizmetleri sunan merkezlerin sayısı artırılacak.

Acil sağlık, yoğun bakım, onkoloji, organ nakli hizmetleri gibi özellikli sağlık hizmetlerinin kapasitesi artırılarak hızı ve kalitesi yükseltilecek.

Özellikli sağlık hizmetleri merkezileştirilecek ve bu alanlarda hizmet veren hekimlere yönelik yönetim modeli oluşturulacak. Acil servis hasta yoğunluğuna göre ihtiyaç olan yerlerde alternatif muayene alanları oluşturulacak. Acil sağlık hizmetlerinde ambulansların etkin kullanımı sağlanacak ve hastaneler ile 112 Kontrol Komuta Merkezleri arasındaki koordinasyon güçlendirilecek.

Sözcü Gazetesi
https://www.sozcu.com.tr/2019/saglik/aile-hekimligi-performans-sistemi-yeniden-tasarlanacak-5221377/
dışarda ev dışında sağlıklı beslenme diyet

Sağlıkta hizmet kapasitesi geliştirilecek!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan 11. Kalkınma Planı (2019-2023) çerçevesinde, aile hekimliği performans sistemi, ikinci ve üçüncü basamaklardaki performans sistemiyle entegre bir biçimde, teşhis ve tedavinin isabetliliği ve hizmet miktarıyla orantılı olarak yeniden tasarlanacak.

2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Kalkınma Planı’na göre, bulaşıcı olmayan hastalık risklerine yönelik olarak, sağlıklı yaşam tarzı teşvik edilecek, koruyucu ve tedavi edici hizmet kapasitesi geliştirilecek; çevre sağlığı, gıda güvenilirliği, fiziksel aktiviteye elverişli sahalar, sağlık okuryazarlığı, iş sağlığı ve güvenliği alanlarında sektörler ve kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon artırılacak.

Sağlıklı yaşam tarzının teşvik edilmesi için sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıkları kazandırılmasına yönelik eğitim, kamu spotu, kampanyalar gibi bilinçlendirme faaliyetleri yürütülecek.

Gıda güvenilirliği, obezite, çevre sağlığı gibi konularda çok paydaşlı sağlık sorumluluğu modeli güçlendirilecek. Bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik risk faktörlerinin azaltılabilmesi için erken teşhis hizmetlerinin etkinliği artırılacak. Birinci basamak sağlık hizmetlerine ayrılan kaynakların akılcı, etkin ve verimli kullanılması sağlanacak.

Sözcü Gazetesi
https://www.sozcu.com.tr/2019/saglik/aile-hekimligi-performans-sistemi-yeniden-tasarlanacak-5221377/

Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir

Prof. Dr. Özgür Fırat, “Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen kalıcı başarı sağlayamıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek, dedi.

Ege Üniversitesi () Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Fırat, obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirterek

Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen uzun yıllar kalıcı başarı sağlayamıyorsa, kilo vermeyi başarsa bile verdiği kiloları geri alıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek, dedi.

Fırat, EÜ ile Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Derneği işbirliğiyle düzenlenen obez hastalarla cerrahları bir araya getiren Avrupa Obezite Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, Türkiye’de obez hasta sayısının son yıllarda yeme kültürünün değişmeye başlamasıyla arttığını, artık her 4 kişiden birine obez teşhisi konduğunu söyledi.

Obezitenin dünyada da savaşılması gereken bir çeşit salgın hastalık olduğunu vurgulayan Fırat, “Obezite, sigaradan sonra önlenebilir ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Obeziteden hayatını kaybedenlerin sayısı açlık yüzünden tüm dünyada kaybedilen insan sayısından daha fazla. Artık bazı kanser türlerinin de obeziteyle artış gösterdiğini biliyoruz.” şeklinde konuştu.

Fırat, Sağlık Bakanlığının obeziteyle mücadele konusunda çok önemli çalışmalara imza attığını, açılan obeziteyle mücadele merkezlerinde çok sayıda hastanın bilgilendirilip tedavi edildiğini aktardı.

Obeziteyle mücadele konusunda cerrahi tekniklerin de son yıllarda tercih edildiğine dikkati çeken Fırat, şunları kaydetti:

2003 yılında tüm dünyada obezite cerrahisi olan hasta sayısı 150 bin iken, 2015 yılında bu rakam 450 bini bulmuş durumda. Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen uzun yıllar kalıcı başarı sağlayamıyorsa, kilo vermeyi başarsa bile verdiği kiloları geri alıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek. Bilimsel verilere göre seçilmiş hastaların, bu işte uzman ve deneyimli hastane ve sağlık ekipleri tarafından ameliyat edilmesi gerekir.

Etkinlikte, cerrahlar ile obezite hastaları, ameliyathanedeki bir obezite ameliyatını canlı olarak izledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/obez-hastalar-icin-ilk-tedavi-sekli-ameliyat-degildir/1484546

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

İdeal obezite tedavisi için multidisipliner yaklaşım!

Dünyada ve Türkiye’de birçok hekimin obeziteyi yeterince önemsemediğini ifade eden Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez, obezitenin, teşhisi en kolay hastalık olduğunu işaret ederek; “Tüm dünyada toplam sağlık harcamalarının büyük kısmı obeziteye bağlı gelişen hastalıklar için kullanılıyor. Sıradan bir poliklinik gününde pek çok hekim hastalarının kan basıncına, lipit düzeyine, kan şekerinin ne olduğuna bakar ve önerilerde bulunur.

Pek az hekim hastalarının vücut ağırlığını ölçer

Gerçekte, tüm bu sorunların merkezinde fazla kiloluluk ve obezite durmaktadır. Farkında olunmayan, tanı almayan bir hastalığın tedavisi için de gerekli çaba gösterilmiyor elbette. Boy ve vücut ağırlığı ölçümü ile büyük ölçüde tanı koymak mümkündür.

Türkiye’de yaklaşık 20 milyon obezite hastası bulunduğunu ve buna karşın

  • 500 endokrinolog,
  • 5.000 iç hastalıkları uzmanı,
  • 25.000 aile hekimi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sönmez, bu rakamların obezite ile mücadelenin birinci basamak sağlık kuruluşlarından başlaması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor.

Bu denli sık görülen kronik bir hastalıkla mücadele edebilmek için her sağlık teşkilinde aşamalı olarak yaklaşımda bulunulması gereklidir diyen Prof. Dr. Sönmez, obezite ile mücadele için görev alan personelin ne yapacağını bilmesi, yeterli beceri, deneyim ve donanıma sahip olması gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulundu:

Obezite tedavisinde başarı için bir ekip olarak hastaya yaklaşılmalı

Bu ekip, hastayı sık ve düzenli olarak takip etmeli, olumsuz yaşam alışkanlıklarını değiştirecek şekilde motive etmeli, hastaya hedefler koymalı ve her kontrolde bu hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını kontrol etmelidir.

İdeal bir obezite tedavi ekibi için de en azından:

  • bir doktor,
  • hemşire,
  • diyetisyen,
  • psikolog,
  • egzersiz uzmanı yer almalıdır. Bu kişiler obezite hastasını birlikte izlemeli, tedavi hedeflerine uyup uymadıklarını tespit etmeli, gerekli durumlarda tedavi değişiklikleri için ortak karar almalıdırlar.

Egzersiz uzmanı, hastanın fiziksel kapasitesine en uygun egzersiz reçetesini düzenlemelidir. Egzersiz reçetesi düzenlenirken hastanın mekanik sorunları, eşlik eden hastalıkları ve komplikasyonları göz önüne alınmalıdır.

Bazı hastalarımız umut tacirlerince maalesef kandırılıyorlar

Türkiye’de obezite hastalarının başvurabileceği uygun donanım ve kapasiteye sahip obezite merkezi bulunmadığını belirten Prof. Dr. Sönmez, hastaların çoğu defa devlet kurumlarında yeterli tedavi alamadığını, bu nedenle pek çok obezite hastasının sorunlarının çaresini doktorların veya diyetisyenlerin özel ofislerinde aradığını veya ameliyat olmak için doğrudan bariatrik cerrahlara başvurduklarını kaydetti.

Yeterli sistematik değerlendirme ve takip yapılmadan gerçekleştirilen cerrahi girişimlerin önemli komplikasyonlara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sönmez;

Yazılı ve görsel basında ve internet ortamında mucize tedaviler pazarlanıyor, bazı hastalarımız umut tacirlerince maalesef kandırılıyorlar, dedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/guncel/genel/tr-saglik-profesyonelleri-obezite-hastasina-daha-fazla-onem-vermeli-11-681-81775.html
obezite diyetisyeni

Günümüzde 1000’den fazla zayıflama diyeti yaklaşımı var!

Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü’nde multidisipliner yaklaşım ile obezite ele alındı. Endokrinoloji, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, beslenme, spor hekimliği, psikiyatri, ve genel cerrahi alanlarında yapılan sunumlar ile obezite masaya yatırıldı.

Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Açıkgöz obeziteye multidisipliner olarak yaklaşılan günde obezite ve beslenme ilişkisini şu sözlerle aktardı:

Obezite; genel olarak genetik, metabolik ve çevresel faktörlerle etkileşimde olan ciddi ve kompleks bir hastalıktır. Obezite sıklığındaki artışa paralel olarak, literatürde ve medyada da zayıflama diyeti yaklaşımlarında da artış görülmektedir. Günümüzde 1000’den fazla zayıflama diyeti yaklaşımının olduğu bildirilmiştir. Belirtilen diyet yaklaşımlarının bazıları bilimsel kanıtlara dayansa da, bazıları destekleyici kanıtları olmasa da, bir veya birkaç besin grubunun diyetten çıkarılmasına veya sadece tek bir besinin diyette tüketimine dayanmaktadır. Bilimsel kanıtlardan yoksun bu diyetler moda veya popüler diyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne yazık ki ağırlık kaybının sağlanmasında veya sürdürülmesinde her bireye önerilebilecek evrensel olarak kabul gören tek bir diyet yaklaşımı bulunmamaktadır. Bireye yapılacak önerilerde obezitenin derecesi, beslenme alışkanlıkları, yandaş diğer hastalıklar, laboratuvar bulguları vb göz önünde bulundurulması gereken çok sayıda faktör söz konusudur. Aynı zamanda obezitenin diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve kanser vb çok sayıda hastalığın riskini artırıcı bir faktör olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin; yapılan çalışmalar ağırlık kaybı amacıyla uygulanacak düşük karbonhidrat ve yüksek protein içerikli diyet yaklaşımlarının yüksek doymuş yağ içerikleri ve yüksek miktarda tüketilen kırmızı et nedeniyle kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskinde artışa neden olabileceğini göstermektedir. Literatürde Akdeniz tipi beslenme tarzı, bireyler tarafından uygulanabilirliğinin daha kolay olması ve alınan sonuçların olumlu ve sürdürülebilir olması nedeniyle öne plana çıksa da, her birey bireysel olarak değerlendirilmeli ve bireye uygun diyet yaklaşımı seçilmelidir.

Obezite ve egzersiz

Egzersizin obezite üzerine etkilerini katılımcılar ile paylaşan Prof. Dr. Haydar Demirel şunları kaydetti:

Egzersizin kolesterol ve kan basıncını düşürmesi, kalp krizlerini önlemesi, meme ve kolon kanserleri başta olmak üzere çeşitli kanser risklerini azaltması, anksiyete ve depresyonu önleyerek kişinin kendini daha iyi hissetmesi gibi 35 farklı hastalık veya hastalık risk faktörü üzerine olumlu etkisi olduğu bilinmektedir. Bunlar içerisinde en önemlilerinden birisi de egzersizin metabolizma üzerine etkisidir. Egzersiz metabolizmayı hızlandırarak daha fazla kalori harcamamıza neden olarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Obezite ilgili genetik eğilimi olan bireylerde bile düzenli egzersiz obezite görülmesini yüzde 40 civarında düşürmüştür.

Egzersiz tek başına kilo vermekte yeterli midir?

Egzersizi obezitenin önlenmesi ve tedavisinde sadece kilo kontrolündeki rolü açısından değil kardiyometabolik risk faktörleri üzerindeki etkileri açısından da ele almak gerekir. Haftada 5 gün, günde 30 dakikalık orta şiddette yapılacak egzersizler kilo alınmasının engellenmesinde ve kronik hastalıkların önlenmesi ile risk faktörlerinin azaltılmasında oldukça önemli rol oynarken, diyet kısıtlaması olmaksızın kilo verilmesinde sınırlı etki gösterirler. Bu nedenle Egzersizin önemli ölçüde bir kilo kaybına yol açması isteniyorsa önerilen egzersiz her seferde 60 dakika civarında yapılan ve haftada toplamda süresi 300 dakikaya ulaşan egzersizlerdir. Diğer yandan morbid obezlerin egzersiz programına başlamadan önce diyet yolu ile vücut ağırlıklarını belirli bir seviyeye düşürmeleri Egzersizin kilo kontrolündeki en önemli etkisi, sadece diyetle verilen kiloya göre çok daha sağlıklı kilo verilmesini sağlaması ve verilen kilonun yeniden kazanılmasını engellemesine ilişkindir. Diyete egzersiz ekleyen morbid obezlerde aynı miktarda kilo kaybı söz konusu olsa da karın çevresi genişliği ve karaciğer yağlanmasında daha ciddi bir azalma görülmüştür. Sonuç olarak,obezite tedavisi mutlaka fiziksel aktivite ve egzersizleri içermelidir.

Aerobik egzersiz mi? Kuvvet Egzersizleri mi?

Kuvvet egzersizlerinin aerobik egzersiz programına eklenmesi vücut kompozisyonunu yağın azaltılması ve yağsız kütlenin artırılması yönünde değiştirir. Böylece kas kütlesinin arttırılması bir yandan gün içerisinde daha fazla enerji harcanmasını sağlarken diğer yandan insülin direnci ve diyabet gelişiminin engellenmesinde de önemli rol oynar. Bu nedenle aerobik egzersizlere haftada 2-3 gün ana kas gruplarını içeren 8-10 kuvvet egzersiz programını da ilave etmek gerekir.

Obezitede ilaç tedavisi

Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, obezitede ilaç tedavisinin ayrıntılarını toplantıda şu sözlerle aktardı:

İnsan vücudunda enerji dengesi ve iştah, beyin önderliğinde, mide-barsak, karaciğer, yağ ve kas dokularının yer aldığı hormonal ve sinirsel mekanizmalarla çok sıkı bir şekilde kontrol edilir. Bu mekanizmalar, kilo kaybı durumunda kilonun geri kazanılmasını tetiklemektedir. Yaşam tarzı ve davranış değişiklikleri obezite tedavisinin temelini oluşturur. Bu değişikliklerin kilo kaybı ve uzun dönem idamesinde başarısız olduğu durumlarda tedaviye ilaçlar eklenebilir. Bu ilaçlarla sağlanan %5-10 kilo kaybı, obeziteye eşlik eden metabolik riskleri azaltır.

Obezitegelişiminde rol oynayan çok sayıda faktör kişiden kişiye farklılık gösterebileceği için bir ilaç her hastada etki göstermeyebilir. Yeni genetik ve kan belirteçleri yakın gelecekte obez hastalarda ilaç tedavisinin bireyselleştirilmesine olanak sağlayabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-obeziteyi-multidisipliner-degerlendirme-gozardi-edilip-ameliyat-turu-ticari-urun-gibi-pazarlaniyor-11-681-80675.html

Obezite ve malnütrisyon küresel salgın!

Dünyanın en saygın bilim dergilerinden Lancet’te yayımlanan raporda, birbirinin hem nedeni hem de sonucu olarak gösterilen obezite, beslenme yetersizliği ve iklim değişikliği, küresel salgın olarak nitelendirildi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel hastalık yüküne ilişkin 195 ülkeyi kapsayan araştırmada, dünyada 2,1 milyar insanın fazla kilolu ve 650 milyon kişinin obez olarak tanımlandığını söyledi.

Dünyanın en saygın bilim dergilerinden Lancet’te, geniş katılımlı uluslararası komisyon tarafından obeziteye ilişkin yeni araştırma raporu yayımlandığını bildiren Yıldız, Raporda, obezite, beslenme yetersizliği ve iklim değişikliği, ilk kez birbiriyle ilişkili ve birbirini olumsuz etkileyen problemler olarak belirtildi ve bu durum küresel salgın (global sindemi) olarak tanımlandı. Böylece ilk defa bilimsel platformda ayrı ayrı üç faktörün birbirinin hem nedeni hem sonucu olabildiği ve bunun küresel bir salgın olarak nitelendirildiği kayıt altına alındı. diye konuştu.

Raporda, her insanı, ülkeyi ve bölgeyi etkileyen bu salgının altında yatan en önemli faktörlerin gıda, tarım, ulaşım, şehircilik ve toprak kullanımı başlıkları altında toplandığını anlatan Yıldız, Çözüm için bu faktörleri dikkate alan acil ve sürdürülebilir çözüm planı ve uluslararası iş birliğinin gerektiği vurgulandı. dedi.
21. yüzyılda en büyük tehdit

Son 10 yılda yapılan araştırmaların, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerinde çok önemli etkileri olduğunu gösterdiğine işaret eden Yıldız, şu değerlendirmelerde bulundu:

Özellikle düşük-orta gelir seviyesindeki ülkelerde gıda üretiminde azalma, kuraklık ve sel gibi afetler, gıda kaynaklı ve mikrobik hastalıklar nedeniyle azalan gıda güvenliği hem beslenme yetersizlikleri hem de obezitenin görülme sıklığını artırdı. Buna karşılık obezite sonucu insanların artan enerji ihtiyacını karşılamak için daha fazla işlenmiş gıda, et ve hayvansal besin üretimi ile motorlu taşıt kullanımı sera gazı etkisini artırarak iklim değişikliğini tetikledi. Böylelikle obezite, beslenme yetersizliği ve iklim değişikliğinin oluşturduğu üçlü küresel salgın 21. yüzyılda hem insan sağlığı hem de dünya ekosistemi için en büyük tehdit olarak karşımıza çıkıyor.

Obezitenin yıllık maliyeti 2 trilyon $’ın üzerinde

Prof. Dr. Yıldız, obezitenin dünyanın bütün bölgelerinde artış gösterdiğini, son 30 yılda bu salgını önleme adına birçok uluslararası kuruluş ve ülke tarafından kanıta dayalı sağlık düzenlemelerinin kabul edildiğini ancak bunlara rağmen uygulamada anlamlı ve ölçülebilir başarı elde edilemediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, obezitenin Tip 2 diyabetin %44’ü, koroner kalp hastalıklarının %23’ü ve çeşitli kanserlerin %7-41’inin gelişiminden sorumlu olduğunu anlatan Yıldız, her 10 obezden 8’inde uyku problemlerinin bulunduğunu belirtti.

Yıldız, obezitenin yıllık maliyetinin 2 trilyon doların üzerinde olduğuna dikkati çekerek, Bu rakam dünya gayrisafi hasılasının %2,8’ini oluşturuyor. bilgisini verdi.

Obezite her yönüyle masaya yatırılacak

Yıldız, Hacettepe Üniversitesince yarın gerçekleştirilecek Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü kapsamında Her Yönüyle Obezite başlıklı panelde, açıklanan raporun tüm detaylarıyla ele alınacağını kaydetti.

Uluslararası katılımın da olacağı programda, HÜ bilim insanlarınca sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamın öneminden risk faktörleri, hastalıkların yönetimi ve cerrahi yöntemlere kadar obezitenin enine boyuna konuşulacağını belirten Yıldız, bu kapsamda obeziteye ilişkin son bilimsel çalışmaların da masaya yatırılacağını sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/obezite-ve-beslenme-yetersizligi-kuresel-salgin/1404238
sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Obezite, erken yaşta hasta ediyor!

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, 2 Ocak 2019’da MEB, Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı birlikte Okul Logosu protokolünü imzalayacağız” dedi.

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, katıldığı Beslenme Dostu Okul Sertifika Programında günümüzde bulaşıcı olmayan hastalıklar denilen diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kronik akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin bulaşıcı hastalıklardan çok daha fazla olduğunu belirterek:

Bunlara neden olan en önemli sebeplerden birisi obezite, şişmanlık, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivitenin olmaması, tütün ve alkol kullanımıdır. Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik önce obeziteye neden oluyor. Obezite de diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanserlere yol açabilmektedir, ifadelerini kullandı.

Obezitenin dünyada ve Türkiye’de gittikçe artan bir sorun olduğunu vurgulayan Meşe, son 40 yılda özellikle çocuk yaş grubunda adölesanlarda obezitenin 10 kattan fazla arttığını kaydederek, şunları söyledi:

Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre 5-19 yaş arası çocuk ve adölesanlarda 340 milyonundan fazlasının fazla kilolu veya obez olduğunu göstermektedir. Ülkemizde durum çok iç açıcı değil. İlkokullarda %25’lerde, ortaokullarda %30’lara kadar bu oranlar çıkmaktadır. Çocukluk çağındaki obezitenin ayrı bir önemi var. Erken yaşta obezite, diyabete, hipertansiyona, kalp hastalıklarına erken yaşta yakalanmaya sebep oluyor. Bu da erken ölümleri getiriyor.

‘2 Ocak 2019 tarihinde MEB, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığıyla birlikte okul logosu protokolünü imzalayacağız’

Toplumsal varlığımız açısından geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığının korunması Sağlık Bakanlığımızın en önemli, özel konularından biridir’, diyen Meşe, Okul çağı dönemi fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, çocukların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun olduğu dönemdir. Bu dönem çocuk ve gençlere sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi alışkanlığının kazandırılması, sağlıklı yaşam bilincinin yerleştirilmesi ve yetişkinlik dönemi hastalıklarının önlenmesi için çok önemli dönemlerdir. Buradan hareketle 2010 yılından beri yürüttüğümüz ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’ altında erişkin ve çocuklara yönelik sağlıklı beslenmeyi teşvik eden hareketli yaşamı artıran müdahalelerin yer aldığı eylem planlarımız hazırlanmıştır. Bu eylem planlarından birisi de ‘Beslenme Dostu Okullar’ planıdır. Bu yıl 29-30 Kasım 2018 tarihlerinde de Ankara’da ‘2. Beslenme Dostu Okul Sempozyumu’nu gerçekleştirdik. Çocuklara yönelik yapılacak faaliyetleri en önemli paydaşlarımızdan olan MEB ile yürütmekteyiz.

Beslenme Dostu Okullar Programı bu iş birliğimizin önemli bir eylemidir.

2010 yılından beri okullar gönüllü olarak başvurmakta, MEB, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Müdürlüklerimiz başvurular sonucunda ortaklaşa denetim yapmaktadır. Beslenme Dostu Okul Sertifikası okul yönetiminde Beslenme Dostu Okul planının olması, sağlıklı beslenmeye yönelik eğitim faaliyetleri ve farkındalığının artırılması, obeziteye yönelik sağlık hizmetleri sunumu, sağlıklı beslenmeyi destekleyici okul çevresi ve fiziki koşulların oluşturulmasına göre yapılan bir değerlendirme sonucu veriliyor. Programın amacı okullarda sağlıklı beslenme çevrelerinin oluşturulması, okullarda bu konuda farkındalık oluşturulmasıdır. Yapılan çalışmalarda beslenme dostu okullarda eğitim alan çocukların gelecek hayatlarında da, sağlıklı beslenme kavramının daha iyi yerleştiğini görüyoruz. Velilerimiz de bu konuda duyarlı davranırlarsa okul idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından daha da teşvik edici olacağına inanıyorum, şeklinde konuştu.

Programa Meşe’nin yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Özkan Ünal, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar, Ankara Vali Yardımcısı İsmail Küreci de katıldı. Konuşmaların ardından sertifika almaya hak kazanan okullara sertifikaları takdim edilerek, hatıra fotoğrafı çektirildi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-erken-yasta-obezite-hasta-ediyor-11-681-79874.html
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obezite cerrahisinde veri tabanı önerisi

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Tekin, Obezite ile Mücadele Yöntemleri ve Cerrahi Uygulamadaki Malpraktis İddiaların Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlere Belirlenmesi Alt Komisyonu’na obeziteyle mücadeleye ilişkin rapor sundu.

Raporda, obeziteyle mücadelede, obezite cerrahisi sayısındaki artış, doğru kayıt altına alınamama, korunma ve tedavinin disiplinize edilememesi, yapılan çalışmalarda devam ve başarının %10’un altında olması, hastaların takibinde sahipsizlik ve cerrahi sonrası geri kilo almanın sorunlar arasında yer aldığı belirtildi.

Raporda, obezite cerrahisinde uygulanan vaka sayılarına da yer verildi. Buna göre, 2015’te 5.580 olan vaka sayısı 2016’da 10.202’ye 2017’de 14.189’a ulaştı. Bu sayı 2018’in ekim ayı itibarıyla de 12.366’e yükseldi. Böylece, son 4 yılda obezite cerrahisinde vaka sayısı 42.337’yi buldu.

Obezite cerrahindeki artışa dikkat çekilen raporda, obezitede mücadele için ulusal obezite cerrahisi veri tabanı oluşturulması, tüm obez hastalar ve tedavi sonuçlarının kayıt altına alınması, insidans belirlenmesi, açılan obezite merkezlerinde hekimlerin ve merkezlerin performans değerlendirmesinin yapılması ve obezite merkezlerinin çok ciddi çalıştırılarak hastaların ameliyatsız zayıflamasının sağlanması, ameliyatsız tedavi yapan obezite merkezlerinin Sağlık Uygulama Tebliği‘nde (SUT) geri ödeme sistemine esas teşkil etmesi önerildi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/obezite-mucadelesinde-veri-tabani-onerisi/1344832
obezite hakkında gerçekler

Araştırma: “Fazla kilolu olmak depresyona neden olabilir”

Araştırmacılara göre, fazla kilolu olmak, büyük ölçüde psikolojik nedenler yüzünden depresyona neden olabilir.

Önceki araştırmalar obez kişilerin depresyona girme riskinin daha fazla olduğu sonucuna varmış olsa da depresyon mu kilo değişimine yol açıyor yoksa kilo değişimi mi depresyona sorusu belirsiz kalmıştı.

The Guardian’da yer alan habere göre; türünün en büyük çalışması olan bir araştırmada uzmanlar, kişinin uzunluğunun kilosuna oranı olan, yüksek Vücut Kitle İndeksi ile (BKİ) bağlantılı genetik varyasyonlara sahip olmanın depresyona neden olabileceğini ve buna bağlı depresyon riskinin kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğuna dikkat çektiler. Daha da fazlası, araştırmaya göre, bu etki beden imajı gibi unsurlara indirgenebilir.

500.000 gönüllü üzerinde araştırıldı

Uluslararası Epidemiyoloji Dergisinde yazanlara göre, 2006-2010 aralığında araştırmaya katılan 37-73 yaş aralığındaki 500.000 gönüllü ile yapılan çalışmada toplanan veriler (Biyo banka), Birleşik Krallık ve Avusturalyalı araştırmacılar tarafından kullanıldı.

Araştırma ekibi depresyonda olduğu konusunda emin olan 49 bin kişi belirledi. Aynı zamanda ekip, genel olarak yüksek BKİ’si olan kişilerin depresyona girme riskinin daha fazla olduğunu, genetik olarak yüksek BKİ’ye yatkın olmanın depresyonla ilişkilendirildiğini ve bu etkinin kadınlarda, erkeklerden daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.

Yaş ve cinsiyet unsurlarını da göz önünde bulundurarak, 73 genetik varyasyona odaklanarak yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, her 4.7 puanlık BKİ artışında genel olarak depresyona girme olasılığı %18, kadınlarda ise %23 arttı.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-arastirma-fazla-kilolu-olmak-depresyona-neden-olabilir-11-681-79264.html
obezite ölçüm, obezite doktoru diyetisyen

Aşırı veya az kilolu olmak ortalama yaşam süresini azaltıyor!

Normalden fazla ya da az kilolu olmanın, ortalama yaşam süresini dört yıl civarında azaltabileceği belirtildi.

BBC’nin haberine göre Lancet Diabetes and Endocrinology dergisinde yayımlanan çalışmada, İngiltere’de yaklaşık 2 milyon kişinin yıllar içindeki doktor kayıtları incelendi. Araştırmacılar, 40 yaşından itibaren 18,5-25 aralığını kapsayan sağlıklı Beden Kütle İndeksi (BKİ) aralığının üst sınırına daha yakın olanların yaşam süresinin diğerlerine göre daha uzun olduğunu belirledi. Çalışmada, obez sınırındaki erkek ve kadınlar için yaşam beklentisinin, tüm sağlıklı BKİ aralığındaki kişilerden sırasıyla 4,2 ve 3,5 yıl daha az olduğu ortaya konuldu.

Düşük kilolu erkek ve kadınlarda ise sağlıklı BKİ aralığındaki kişilere göre yaşam süresi sırasıyla 4,3 ve 4,5 yıl daha az olarak kaydedildi. Kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve solunum hastalıkları gibi pek çok rahatsızlıktan kaynaklanan ölümlerle ilişkilendirilen BKİ, vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile hesaplanıyor.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/asiri-veya-az-kilolu-olmak-ortalama-yasam-suresini-azaltiyor-/1298732

Türkiye’de her 3 yetişkinden 1’i obez

EndoBridge Kurucu Başkanı Prof. Dr. Yıldız, Türkiye’de yetişkinlerde her 3 kişiden 1’i obez, yani 3 kişiden 1’i fazla kilolu. Sadece 3 kişiden 1’i normal kilolu, dedi.

Endokrinoloji alanındaki önemli kongrelerden biri olan, Amerikan Endokrin Derneği, Avrupa Endokrinoloji Derneği ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği iş birliğinde düzenlenen “6’ncı EndoBridge Kongresi“, Antalya’de Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde başladı.

EndoBridge Kurucu Başkanı Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, kongreye 41 ülkeden 578 bilim insanının katıldığını bildirdi. Türkiye ve dünyadaki obezite sorunu hakkında bilgi veren Yıldız, 1970’li yıllardan bu yana çocuk ve yetişkinlerde obezite sıklığının 3 katına yükseldiğini ve dünyada şu anda yaklaşık 2 milyar kişinin obez olduğunu kaydetti.

Türkiye’de de obezite sorunun giderek arttığına işaret eden Prof. Dr. Yıldız,

Türkiye, geçtiğimiz günlerde Avrupa şampiyonluğunu alarak birinci sıraya yükseldi. Bugün Avrupa’da en şişman ülke Türkiye. Türkiye’de yetişkinlerde her 3 kişiden 1’i obez, yani 3 kişiden 1’i fazla kilolu. Sadece 3 kişiden 1’i normal kilolu, dedi.

Obezitede tanı koymak için vücut kütle endeksini hesapladıklarını ancak bu ölçümün tek başına obeziteyi belirlemede yanıltıcı olabileceğini belirten Yıldız, bu sistemin vücuttaki yağ miktarının ne kadar arttığını belirleyemediğini ifade etti. Okan Bülent Yıldız, şöyle konuştu:

Erişkinlerin yarısında, çocukların da yüzde 25-50’ye varan oranlarda vücudunda yağ artmış olmasına rağmen vücut kütle endeksinin normal olduğunu ya da vücut kütle endeksi yüksek olmasına rağmen vücudunda yağın artmadığını biliyoruz. Amerikan futbolcularının vücut kütle endeksleri çok yüksek ama yağ oranları çok düşük.

Vücut kütle endeksinin yanına bel çevresi ölçümünün de eklenmesi gerektiğine dikkati çeken Yıldız, bel çevresi ölçümünde bu rakamın Türkiye’de kadınlarda 80 santimetre, erkeklerde ise 94 santimetre olması gerektiğini belirtti.

Tiroidle ilgili bilgi veren Amerikan Endokrin Derneği Başkanı Prof. Dr. Susan Mandel ise son 10 yılda tıbbi görüntülemenin daha çok kullanılmasıyla birlikte tiroid nodüllerinde tanı sayısında büyük oranda artış sağlandığını söyledi.

Tiroidin ultrasonla görüntülenmesi sayesinde kanser riskinin sağlıklı bir şekilde değerlendirildiğini belirten Mandel, bu sayede herhangi bir ek değerlendirmeye gerek bulunmayan hem de ince iğne aspirasyon biyopsisi endike olan nodüllerin tespit edilmesini sağlayabildiklerini ifade etti.

Avrupa Endokrinoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. AJ Van Der Lely ise son dönemlerde kanser alanında ghrelin (açlık hormonu) sistemine daha büyük bir ilgi gösterildiğini dile getirdi.

AA
Muhabir: Servet Tümer

https://www.aa.com.tr/tr/saglik/-prof-dr-yildiz-turkiyede-her-3-yetiskinden-1i-obez/1295979

diyet iradesi nasıl arttırırlır

İradesi güçlü olanlar daha kolay kilo veriyor!

Montreal Nöroloji Enstitüsü ve Hastanesinden Alain Dagher liderliğindeki ekibin, bir zayıflama kliniğindeki 24 hasta üzerinde yaptığı araştırma, kilo vermeyi başaranların beyinlerinde profental korteksin iradeyle bağlantılı bölümünde daha fazla hareketlilik olduğunu tespit etti.

Araştırmada, deneklerin beyni günde 1200 kalorilik diyete başlamadan önce manyetik rezonans (MRI) ile görüntülendi. Deneklere bu işlem sırasında iştah açıcı yemeklerin yanı sıra kontrol amaçlı manzara resimleri gösterildi. Görüntüleme işlemi birinci ve üçüncü aylarda tekrarlandı.

Süreç içinde başarıyla kilo verenlerin beyinlerinde profental korteksin iradeyle bağlantılı bölümlerinde hareketliliğin arttığı gözlendi. Dagher, kilo kontrolünün, büyük ölçüde beynin irade ve oto kontrol ile ilgili bölümlerine bağlı olduğu bulgusunu elde ettiklerini söyledi. Araştırmanın ayrıntıları Cell Metabolism dergisinde yayımlandı.

AA
Muhabir: Gamze Türkoğlu Oğuz, https://www.aa.com.tr/tr/saglik/iradesi-saglam-olanlar-daha-kolay-kilo-veriyor/1287945
cilt sarkması

Obezite araştırmacısı, obezitenin aşı ile önlenebileceğini duyurdu!

Obezite üzerine yaptığı çalışmalarla büyük ilgi gören ve birçok buluşa imza atarak ödüller kazanan Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, mikroplara bağlı gelişen obezitenin aşı ile önlenebileceğini yaptığı çalışmalar sonrası duyurdu.

Kıbrıslı Türk bilim insanı unvanı ile ortaokullarda öğretmen kılavuzu olarak kullanılacak olan Teknoloji ve Tasarım 8 kitabında farklı dallarda isimlerin bulunduğu Tıp Alanında “Zirvedeki Kıbrıslı Türkler” bölümünde yer aldı.

Bu mikroplar çocuklarda obeziteye neden oluyor

Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şanlıdağ, yaptığı araştırmalarda Adenovirus 5 ve Adenovirus 36 adı verilen mikropların çocuklarda obeziteye neden olduğunu kanıtladı. Adenovirus 5’in çocuk obezitesiyle ilişkisini dünyaya bildiren ilk araştırmacı olan Prof. Dr. Şanlıdağ, deney hayvanlarındaki çalışmalarıyla Adenovirus 36’nın sıçanlarda yağ birikimine neden olduğunu ve bunun aşı ile önlenebileceğini saptadı. Böylelikle mikroplara bağlı obezitenin aşı ile önlenebileceğini dünyaya duyuran ilk bilim insanı oldu.

Çalışmaları ‘Teknoloji ve Tasarım 8’ kitabında kullanılacak

Mikropların neden olduğu obezite üzerine yürüttüğü araştırmaları bilim dünyasına kazandırmasından ötürü gurur duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, çalışmalarının ortaokullarda öğretmen kılavuzu olarak kullanılacak olan Teknoloji ve Tasarım 8 kitabında örnek olarak yer almasından büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.
Uzun soluklu bir ekip çalışması sürdürdüklerini ve bunun gençlere örnek olmasını istediklerini dile getiren Prof. Dr. Şanlıdağ, “Tıpta pek çok alanda keşfedilen yeni tanı ve tedavi yöntemleri çağın en önemli gelişmeleri olmaya devam edecektir. şüphesiz, gelecek nesiller bu gelişmeleri çok daha da ileriye taşıyarak bu alanda önemli rol oynamayı sürdüreceklerdir. Yürüttüğümüz bu çalışmalarla yer aldığım öğretmen kılavuzu olarak hazırlanan Teknoloji ve Tasarım kitabında Tıp Alanında Zirvedeki Türkler listesinde yer almamın gençlere örnek ve teşvik edici olmasını ümit ediyorum” dedi.

TUBİTAK proje sonuçları Mikrobiyoloji Kongresi’nde açıklanacak

Adenovirüs 36 adı verilen mikrobun insan kökenli yağ dokusu mezenkimal kök hücrelerini enfekte edebilme kapasitesini, bu hücrelerde meydana gelen değişiklikleri ve hücrelerin verdiği yanıtınların araştırıldığı bir TUBİTAK projesini tamamladıklarını belirten Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, proje sonuçlarının 4-8 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan Mikrobiyoloji Kongresi’nde açıklanacağını söyledi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-obezite-arastirmacisi-doktor-obezitenin-asi-ile-onlenebilecegini-duyurdu-11-681-78590.html
Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Liposuction operasyonundan bir gün sonra öldü!

İzmir’de özel bir hastanede göbekten yağ aldırma ve karın gerdirme operasyonu geçiren kadın ameliyatından bir gün sonra hayatını kaybetti.

İddiaya göre, estetik olmak için İzmir’e gelen iki çocuk annesi Meral Kurtulan (43), 30 Ağustosta Balçova ilçesindeki özel bir hastanede halk arasında göbekten yağ aldırma ve karın germe olarak bilinen liposuction ameliyatı oldu. Meral Kurtulan, ameliyattan bir gün sonra taburcu edildiği sırada aniden fenalaştı. Çağırılan ambulansla başka bir hastaneye kaldırılan genç kadının kalbi yolda durdu. Kurtulan, kaldırıldığı hastanede yapılan müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

Yakınlarınca hastaneden alınan Kurtulan’ın cenazesi memleketinde toprağa verildi.

İzmir Sağlık Müdürlüğü ameliyat esnasında ölen hasta ile ilgili araştırma başlattı. İzmir İl Sağlık Müdürü Bediha Salnur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, konuyu takip ettiklerini belirterek

Hasta taburcu olacağı sırada fenalaştığı, geçirdiği bir komplikasyon sonucu yaşamını yitirdiğini düşünüyoruz. Ekiplerimizi hemen gerekli incelemeleri yapmaları için görevlendirdim. Konuyu takip ediyoruz, dedi.

Bu arada hastane yetkilileri, yaptıkları açıklamada, operasyonun tüm tıbbi şartlar yerine getirilerek yapıldığını, taburcu olmaya hazırlanan hastanın emboli (kan pıhtısının başka bir damarda tıkanmaya neden olması) nedeniyle olduğunu öne sürdü.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-izmirde-ikinci-vaka-yag-aldiran-kadin-ameliyattan-bir-gun-sonra-oldu-11-681-78238.html

Obeziteyi önlemek için işe nereden başlanmalı? Metabolizma ve beslenme uzmanı!

Obezite tedavisi birçok okurun yorumlarında belirttiği gibi bir ekip işi…

Bu ekipte doktor da, beslenme uzmanı da, psikolog da, fizyoterapist de bulunmalı ama bu ekibin orkestra şefi konu ile ilgili spesiyalize olmuş bir metabolizma ve beslenme uzmanı olması şart.

Geçen hafta bu köşede çıkan yazıyı, ciddi medikal politik dergilerden Medimagazin sütunlarına taşıdı. Yazı yayınlanır yayınlanmaz özellikle hekim ve beslenme uzmanı çevresinden birçok geri dönüş aldım. Bir bölümü:

Hoca, bu da nereden çıktı, diye eleştirdi, bir bölümü hak verdi.

Obezite ile ilgili ayrı bir uzmanlığa ihtiyaç var

Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programı ve iki önemli madde yazısında:

Obezite ile kalıcı mücadele etmek için önce metabolizma ve beslenme bilim dalının endokrinoloji bilim dalından ayrılması, sonra da uzman sayısının artırılması gerekir, diye yazmıştım.

Yazı ile ilgili bir bölüm okur obezite ile mücadelenin bir ekip işi olduğunu, olayı sadece metabolizma ve beslenme uzman sayısına indirgemenin doğru olmadığını, zaten diyetisyenlerin 4 yıl beslenme eğitimi aldığını, doktora beslenme dersleri vermenin de ek uzmanlığın da gereksiz olduğunu yazdı.

Diğer bir bölüm okur da obezitenin bir estetik sorun olmadığını, bir metabolizma veya hormonal bir bozukluk sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalık olduğunu, obezitenin ana nedeni bulunmadan ve bununla ilişkili olarak önlemler alınmadan sadece beslenme reçeteleri ile ya da cerrahi yöntemlerle çözümlenemeyeceğini yazdı.

Obezite tedavisi birçok okurun yorumlarında belirttiği gibi bir ekip işi. Bu ekipte doktor da, beslenme uzmanı da, psikolog da, fizyoterapist de bulunmalı ama bu ekibin orkestra şefi konu ile ilgili spesiyalize olmuş bir metabolizma ve beslenme uzmanı olması şart.

Obeziteye neden olan birçok hastalık var, bu prediyabet ya da insülin direnci olabilir, cusingh hastalığı olabilir, hipotroidi veya genetik bir sorun olabilir, o hastalığı bulacak, tanıyı koyacak uzmandır.

Nasıl kardiyolojik bir hastalığı kardiyoloji uzmanı olmadan, kanseri onkoloji uzmanı olmadan önlemek mümkün değilse, aynı şekilde obeziteyi de bu alanın uzmanı olmadan tedavi edemezsiniz.

Uzmanlık yönetmeliği değişmeli

Benim geçen yazıda anlatmak istediğim bu. Bu konuda da Türkiye’de 15 milyon kişiyi ilgilendiren obezite sorununu 650 civarında endokrinoloji ve metabolizma uzmanıyla çözmek mümkün değil.

Ülkemizde bu alanda uzman sayısı çok yetersiz. Bunun ana nedeni de 1933 yılındaki Türkiye’nin sağlık sorunları profiline göre hazırlanmış tıpta uzmanlık yönetmeliğinin halen uygulanıyor olması ve aynı şekilde yürütülmeye çalışılması. Bugünün Türkiye’sinde sağlık gündeminde birçok şey değişti, o zamanın en önemli sağlık sorunu olan bulaşıcı hastalıklarla savaş kazanıldı.

Ama kronik hastalıklar çok arttı. Bugün toplumun en yaygın 4 hastalığı obezite, koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon, kanser ve diyabet. Mahşerin dört atlısı olarak isimlenen bu dört hastalık günümüzde en yüksek 4 ölüm nedeni ve tümü birbiriyle bağlantılı, hepsinin merkezinde obezite ve diyabet var. Bu nedenle sorun acil ve önemli, bir an önce obezite ve diyabetle mücadele için metabolizma ve beslenme uzmanlığını ayırmalı ve sayısını artıracak önlemleri almalı.

Pediatride zaten bu iki dal farklı, ayrı bir endokrinoloji ve ayrı bir metabolizma ve beslenme uzmanlığı var. Ama iç hastalıklarında böyle bir uzmanlık yok, endokrinin içinde kaybolmuş durumda.

Etkin obezite merkezi nasıl olmalı?

Öncelikle belirtmek isterim ki, Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programına Obezite Tedavi Mükemmeliyet Merkezlerinin girmesi önemli bir adım.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çığ gibi büyüyen obezite sorunu ile bana göre mücadelenin önemli iki ayağı var. Birincisi toplumun obeziteden korunması, ikincisi obezitenin etkili tedavisi… Obezite merkezleri başından iyi kurgulanırsa hem önleme hem de tedavi programları etkili olarak birlikte yürütülebilir. Bu şart. Toplumun obezite konusunda duyarlı hale gelmesi, bilinçlendirilmesi tedavinin daha hastalık ortaya çıkmadan engellenmesi açısından tedavinin önemli bir parçası…

Sürdürülebilir mücadele önce kalifiye ekip kurulmasıyla mümkün. Yeterli sayıda

  • uzman diyetisyen,
  • uzman psikolog ve
  • fizyoterapist olmadan obezitenin bütüncül tedavisi mümkün değil. Metabolik cerrah da artık bu ekibin bir parçası. Önce bu ekibin özel eğitimi ve uzmanlaşması gerekir. Beslenme yüksek okullarının, psikoloji ve fizyoterapi bölümlerinin obezite alanında uzman ekipler için yüksek lisans ve doktora programları açması gerekir.

Bariatrik cerrahinin de cerrahi ihtisasından sonra ayrı bir uzmanlık eğitiminin olması gerekir. Bugün cerrahide ayrı bir metabolik cerrahi uzmanlık eğimi olmamasına rağmen binlerce cerrah ana işini bırakıp metabolik cerrah olarak çalışıyor, bu da hata oranını, malpraktisi artırıyor.

İlk adım ne olmalı?

Obezite ile mücadelede en önemli soru; işe nerden başlanacağı… Sağlık Bakanlığı obezite ile mücadelede 100 günlük hedefine ulaşmak için öncelikli olarak metabolizma, beslenme ve obezite alanında uzmanlaşmış hekimler, cerrahlar, diyetisyenler, psikologlar, hemşireler, fizyoterapistler yetiştirmek üzere gerekli düzenlemeleri uygulamaya koymalı, kalıcı çözüm için bu ilk adım çok önemli.

Obezite ile sürdürülebilir mücadele ancak bu alanda uzmanlaşmış ekipleri oluşturmak, eğitmek ve sahada görevlendirmekle mümkün. Tıpkı askerlikte olduğu gibi, askerlikte savaş, ancak özel eğitimli birliklerle kazanılır. Hastalıklarla savaşta da kurallar askerlikteki kurallara benzer, değişmez, mücadele ancak özel eğitimli ekiplerle kazanılır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-obeziteyi-onlemek-icin-ise-nereden-baslanmali-11-681-78066.html