Obeziteyi önlemek için işe nereden başlanmalı? Metabolizma ve beslenme uzmanı!

Obezite tedavisi birçok okurun yorumlarında belirttiği gibi bir ekip işi…

Bu ekipte doktor da, beslenme uzmanı da, psikolog da, fizyoterapist de bulunmalı ama bu ekibin orkestra şefi konu ile ilgili spesiyalize olmuş bir metabolizma ve beslenme uzmanı olması şart.

Geçen hafta bu köşede çıkan yazıyı, ciddi medikal politik dergilerden Medimagazin sütunlarına taşıdı. Yazı yayınlanır yayınlanmaz özellikle hekim ve beslenme uzmanı çevresinden birçok geri dönüş aldım. Bir bölümü:

Hoca, bu da nereden çıktı, diye eleştirdi, bir bölümü hak verdi.

Obezite ile ilgili ayrı bir uzmanlığa ihtiyaç var

Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programı ve iki önemli madde yazısında:

Obezite ile kalıcı mücadele etmek için önce metabolizma ve beslenme bilim dalının endokrinoloji bilim dalından ayrılması, sonra da uzman sayısının artırılması gerekir, diye yazmıştım.

Yazı ile ilgili bir bölüm okur obezite ile mücadelenin bir ekip işi olduğunu, olayı sadece metabolizma ve beslenme uzman sayısına indirgemenin doğru olmadığını, zaten diyetisyenlerin 4 yıl beslenme eğitimi aldığını, doktora beslenme dersleri vermenin de ek uzmanlığın da gereksiz olduğunu yazdı.

Diğer bir bölüm okur da obezitenin bir estetik sorun olmadığını, bir metabolizma veya hormonal bir bozukluk sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalık olduğunu, obezitenin ana nedeni bulunmadan ve bununla ilişkili olarak önlemler alınmadan sadece beslenme reçeteleri ile ya da cerrahi yöntemlerle çözümlenemeyeceğini yazdı.

Obezite tedavisi birçok okurun yorumlarında belirttiği gibi bir ekip işi. Bu ekipte doktor da, beslenme uzmanı da, psikolog da, fizyoterapist de bulunmalı ama bu ekibin orkestra şefi konu ile ilgili spesiyalize olmuş bir metabolizma ve beslenme uzmanı olması şart.

Obeziteye neden olan birçok hastalık var, bu prediyabet ya da insülin direnci olabilir, cusingh hastalığı olabilir, hipotroidi veya genetik bir sorun olabilir, o hastalığı bulacak, tanıyı koyacak uzmandır.

Nasıl kardiyolojik bir hastalığı kardiyoloji uzmanı olmadan, kanseri onkoloji uzmanı olmadan önlemek mümkün değilse, aynı şekilde obeziteyi de bu alanın uzmanı olmadan tedavi edemezsiniz.

Uzmanlık yönetmeliği değişmeli

Benim geçen yazıda anlatmak istediğim bu. Bu konuda da Türkiye’de 15 milyon kişiyi ilgilendiren obezite sorununu 650 civarında endokrinoloji ve metabolizma uzmanıyla çözmek mümkün değil.

Ülkemizde bu alanda uzman sayısı çok yetersiz. Bunun ana nedeni de 1933 yılındaki Türkiye’nin sağlık sorunları profiline göre hazırlanmış tıpta uzmanlık yönetmeliğinin halen uygulanıyor olması ve aynı şekilde yürütülmeye çalışılması. Bugünün Türkiye’sinde sağlık gündeminde birçok şey değişti, o zamanın en önemli sağlık sorunu olan bulaşıcı hastalıklarla savaş kazanıldı.

Ama kronik hastalıklar çok arttı. Bugün toplumun en yaygın 4 hastalığı obezite, koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon, kanser ve diyabet. Mahşerin dört atlısı olarak isimlenen bu dört hastalık günümüzde en yüksek 4 ölüm nedeni ve tümü birbiriyle bağlantılı, hepsinin merkezinde obezite ve diyabet var. Bu nedenle sorun acil ve önemli, bir an önce obezite ve diyabetle mücadele için metabolizma ve beslenme uzmanlığını ayırmalı ve sayısını artıracak önlemleri almalı.

Pediatride zaten bu iki dal farklı, ayrı bir endokrinoloji ve ayrı bir metabolizma ve beslenme uzmanlığı var. Ama iç hastalıklarında böyle bir uzmanlık yok, endokrinin içinde kaybolmuş durumda.

Etkin obezite merkezi nasıl olmalı?

Öncelikle belirtmek isterim ki, Sağlık Bakanlığı’nın 100 günlük icraat programına Obezite Tedavi Mükemmeliyet Merkezlerinin girmesi önemli bir adım.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çığ gibi büyüyen obezite sorunu ile bana göre mücadelenin önemli iki ayağı var. Birincisi toplumun obeziteden korunması, ikincisi obezitenin etkili tedavisi… Obezite merkezleri başından iyi kurgulanırsa hem önleme hem de tedavi programları etkili olarak birlikte yürütülebilir. Bu şart. Toplumun obezite konusunda duyarlı hale gelmesi, bilinçlendirilmesi tedavinin daha hastalık ortaya çıkmadan engellenmesi açısından tedavinin önemli bir parçası…

Sürdürülebilir mücadele önce kalifiye ekip kurulmasıyla mümkün. Yeterli sayıda

  • uzman diyetisyen,
  • uzman psikolog ve
  • fizyoterapist olmadan obezitenin bütüncül tedavisi mümkün değil. Metabolik cerrah da artık bu ekibin bir parçası. Önce bu ekibin özel eğitimi ve uzmanlaşması gerekir. Beslenme yüksek okullarının, psikoloji ve fizyoterapi bölümlerinin obezite alanında uzman ekipler için yüksek lisans ve doktora programları açması gerekir.

Bariatrik cerrahinin de cerrahi ihtisasından sonra ayrı bir uzmanlık eğitiminin olması gerekir. Bugün cerrahide ayrı bir metabolik cerrahi uzmanlık eğimi olmamasına rağmen binlerce cerrah ana işini bırakıp metabolik cerrah olarak çalışıyor, bu da hata oranını, malpraktisi artırıyor.

İlk adım ne olmalı?

Obezite ile mücadelede en önemli soru; işe nerden başlanacağı… Sağlık Bakanlığı obezite ile mücadelede 100 günlük hedefine ulaşmak için öncelikli olarak metabolizma, beslenme ve obezite alanında uzmanlaşmış hekimler, cerrahlar, diyetisyenler, psikologlar, hemşireler, fizyoterapistler yetiştirmek üzere gerekli düzenlemeleri uygulamaya koymalı, kalıcı çözüm için bu ilk adım çok önemli.

Obezite ile sürdürülebilir mücadele ancak bu alanda uzmanlaşmış ekipleri oluşturmak, eğitmek ve sahada görevlendirmekle mümkün. Tıpkı askerlikte olduğu gibi, askerlikte savaş, ancak özel eğitimli birliklerle kazanılır. Hastalıklarla savaşta da kurallar askerlikteki kurallara benzer, değişmez, mücadele ancak özel eğitimli ekiplerle kazanılır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-obeziteyi-onlemek-icin-ise-nereden-baslanmali-11-681-78066.html
obez polisler

Hindistan’da obez polislere zayıflama şartı getirildi!

Hindistan’ın Karnataka eyaletinde obez polislere zayıflama şartı getirildi.

Obeziteye bağlı hastalıklar nedeniyle 100’den fazla polisin hayatını kaybetmesinin ardından böyle bir karar alındı. Hindistan’ın Karnataka eyaletinde obez polislere işlerini kaybetmemeleri için zayıflama şartı getirildi. BBC’de yer alan habere göre, Karnataka Bölge Polisi Müdürü Bhaskar Rao, polisler arasında obezitenin artmasından endişe duyduğunu belirterek, son 18 ayda obeziteye bağlı hastalıklar nedeniyle 100’den fazla polisin hayatını kaybetmesinin ardından böyle bir karar aldığını kaydetti.

AA’nın haberine göre, bölgesinde 14.000 polis bulunduğunu dile getiren Rao,

Birliğimizdeki polisler büyük organizasyonlarda güvenliği sağlamak için görev yapmakla beraber ayaklanmalar ve şiddet olaylarında da çalışıyor. Bu nedenle obez olanlarının tespit edilmesi ve kilo kaybetmeleri için düzenli bir diyet ve spor programının uygulanmasını uygun gördük, ifadelerini kullandı.

Rao, obez polisleri zayıflatmayı öngören programa 6 ay önce başladıklarını, kurallara uymayanların, sözleşmelerinin dondurulması ve işlerini kaybetme cezasıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. Birlikteki obez polislere, doktorların tavsiyesiyle diyetin yanı sıra yoga, yüzme gibi spor programları uygulanıyor.

Haber Türk
https://www.haberturk.com/hindistan-da-obez-polislere-zayiflama-sarti-2053267
obezite diyetisyeni

Şekerli içeceklere caydırıcı resimlerin konulması obeziteyi azaltabilir

Şekerli içecekler üzerine caydırıcı resimlerin konulmasının obeziteyle mücadeleye yardımcı olabileceği belirtildi.

Avustralya’da Deakin Üniversitesinden bilim adamlarının yürüttüğü çalışmaya yaşları 18 – 35 olan 1.000 kişi katıldı. Katılımcılara, üzerinde yazılı bir uyarı ya da çürük diş resminin bulunduğu içeceklerden hangisini satın alacakları soruldu. Çürük diş resminin bulunduğu şekerli içeceklerin%36 daha az tercih edildiği görüldü.

Araştırma ekibinin lideri Prof. Dr. Anna Peeters, şekerli içeceklerin üzerine bu tip caydırıcı resimler koymanın insanların daha sağlıklı seçimler yapmasına ve obezitenin azaltılmasına yardımcı olacağını ifade etti. Araştırmanın sonuçları Viyana’da yapılan Avrupa Obezite Kongresi toplantısına sunuldu.

22 mayıs avrupa obezite günü

Obeziteyle mücadeleyi ‘Obeziteye Meydan Okuyanlar’ anlattı

AA’nın sağlık muhabiri Karaaslan’ın, obeziteyle mücadele eden 8 kişinin hayat hikayesine ve uzman doktorların bilgilerine yer verdiği “Obeziteye Meydan Okuyanlar” isimli kitabı okuyucularla buluştu.

Anadolu Ajansının (AA) deneyimli sağlık muhabiri Yeşim Sert Karaaslan‘ın, obeziteyle mücadele eden 8 kişinin hayat hikayesine ve alanında uzman doktorların konuya ilişkin bilgilerine yer verdiği “Obeziteye Meydan Okuyanlar” isimli kitabı okuyucularla buluştu.

Danimarka Büyükelçiliğinde Avrupa Obezite Günü dolayısıyla Novo Nordisk firmasının katkılarıyla düzenlenen toplantıda Sert Karaaslan’ın derlediği ve yazdığı “Obeziteye Meydan Okuyanlar” isimli kitabının tanıtımı gerçekleştirildi.

Karaaslan, obezite ile anne ve babasının yaşadığı sağlık sorunları dolayısıyla tanıştığını anlattı. Anne ve babasının sağlığına kilo vererek kavuştuğunu söyleyen Karaaslan, hayatta hiçbir başarının tesadüf olmadığını, kilo vermenin de meslekte kazanılan başarıların da çalışarak, mücadele ederek var olduğunu söyledi.

Anadolu Ajansının ve yöneticilerinin desteğiyle sağlık haberciliğinde uzmanlaştığını, 21 yıldır gazetecilik yaptığını belirten Karaaslan,

Sağlık haberciliğinde bu yaşadığım tecrübelerle birilerine şifa bulmak haddim değil ama yol göstermeye çalışmak, birilerinin yaşadığı sıkıntıları başkalarının yaşamaması için belki kılavuz olmak amacıyla bir kitap hazırlamak istedim, diye konuştu.

Kitabın iki bölümden oluştuğunu söyleyen Sert Karaaslan, ilk bölümde bilim insanlarının konuyla ilgili çalışmalarına yer verdiğini, ikinci bölümde ise obeziteyle mücadele eden 8 kişinin yaşam hikayesinin yer aldığını söyledi.

Kitap kahramanlarımız hiçbir sansür uygulamaksızın bütün duygularını, bütün mücadelelerini, yaşamlarında neler hissettiklerini anlattılar, diye konuşan Sert Karaaslan, kitabında Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Aşık Veysel, Mevlana başta olmak üzere şairlerin ve düşünce adamlarının şiirlerine ve dünya edebiyatının önemli yazarlarının hikayelerinden örneklere yer verdiğini belirtti.

Obez olan insanların ötekileştirildiğini belirten Sert Karaaslan, Türkiye’de ve dünyada obezitenin her geçen gün artması dolayısıyla mücadele etmenin çok önemli olduğunu, kitabın da bu mücadeleye bir nebze de olsa katkı sağlamasını diledi.

Toplantıda, Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkanı Volkan Demirhan Yumuk, Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem, Danimarka Büyükelçisi Svend Olling ve Novo Nordisk Banec Kurumsal Başkan Yardımcısı Emil Kongshoj Larsen de birer konuşma yaptı.

Obez onkolojik hastalarda riski artırıyor

Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları, obez veya aşırı kilolu hastalarda etkinliğini yitiriyor olabilir.

Obezitenin birçok kanser türü için daha kötü sonuçlar alınmasına neden olduğu çeşitli araştırmalarda belirtiliyor. Yeni yapılan bir çalışmada ise bilim insanları, ilk defa birikmiş yağ dokuları ile kemoterapi ilaçlarının etkinliği arasında bir ilişki buldu.

Molecular Cancer Research’teAdipocytes Sequester and Metabolize the Chemotherapeutic Daunorubicin” başlığıyla yayımlanan çalışmada, yağ dokularının kemoterapi ilaçlarının etkinliğini azaltabildiği ve tedavilerden kötü sonuç alınabildiği söylendi.

Yağ dokuları kemoterapi ilacını kanserli hücrelerden uzaklaştırıyor

Los Angeles Çocuk Hastanesi Pediatrik Endokrinoloji bölümünde klinik şef olan ve çalışmaya liderlik eden Doç. Dr. Steven Mittelman, antrasiklin ailesine mensup bir kemoterapik olan ve lösemi de dahil birçok kanserin tedavisinde kullanılan daunorubisinin etkinliğinin, adiposit yağ doku birikimi fazla olan bütün hücrelerde azaldığını ifade etti.

Araştırmaya göre, adiposit yağ dokuları kemoterapik daunorubisin’i emiyor ve kanserli çevrelerden uzaklaşmasına neden oluyor. Ayrıca adiposit yağ dokularında bulunan enzimler, kemoterapi molekül yapısında değişikliklere yol açarak kanserli hücrelere karşı daha az toksik olmasına yol açıyor.

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Obezler için yağ hücrelerine karşı daha dirençli ilaçlar üretilebilir

Araştırmacılar çalışmayla ilgili,

Sonuçlar insandaki yağ hücrelerinin kemoterapi ilaçlarında moleküler düzeyde değişikliklere yol açabileceğini ve hatta tamamıyla etkisiz hale getirebileceğini gösteriyor. Bu bulgular, omentum, göğüs ve kemik iliği gibi adiposit yağ dokusu açısından zengin kanser bölgeleri için oldukça önemli.

İfadelerine yer veriyor, obeziteli insanlarda standart kemoterapi ilaçlarına duyarlı enzimlere karşı daha dirençli olan ilaçların geliştirilebileceğini söylüyor.

Yağ dokularındaki kemoterapi ilaçlarına duyarlı enzimlerin daha detaylı incelemesinin gelecekteki tedaviler açısından oldukça önemli olduğunu söyleyen araştırmacılar, bu enzimlere karşı daha dirençli ilaçların üretilebileceğini ifade ediyor.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-kilolu-kanser-hastalari-daha-mi-fazla-risk-altinda-2-19-75232.html
Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Obezite yılda 4 milyon can aldı!

Dünya genelinde 195 ülkede gerçekleştirilen Obezitenin Küresel Sağlık Yükü başlıklı çalışma, 2015’te 4 milyon kişinin obeziteye bağlı nedenlerden yaşamını yitirdiğini ortaya koydu.

Dünya genelinde 195 ülkede gerçekleştirilen Obezitenin Küresel Sağlık Yükü başlıklı çalışma, erişkin obezitesinde %35 ile Mısır’ın, çocukluk çağı obezitesinde %13 ile ABD’nin ilk sırada yer aldığını, 2015’te 4 milyon kişinin kilo fazlalığıyla ilişkili nedenlerden ötürü yaşamını yitirdiğini ortaya koydu.

Obezitenin küresel sağlık yükünü değerlendirmek amacıyla, 195 ülkenin verileri kullanılarak yapılan çalışma, dünyada 2 milyardan fazla kişinin aşırı kilolu ya da obez olduğunu gösterdi. Sonuçları, ABD’de New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan çalışmayla, 2015 itibarıyla dünyada 108 milyon çocuk ve 604 milyon erişkinin obez olduğu, toplam fazla kilolu ve obez sayısının ise 2,2 milyarı aştığı belirlendi.

Çalışmayla, 2015’te 4 milyon kişinin kilo fazlalığıyla ilişkili nedenlerden ötürü yaşamını yitirdiği, ölümlerin 3 milyondan fazlasını kalp damar hastası ya da diyabetlilerin oluşturduğu belirlendi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Endokrinoloji Derneği Yöneticisi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin tüm dünya ülkeleri için ciddi bir sağlık sorunu ve kronik hastalık gelişimi açısından da önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi.

Obezite, erişkinlerde Mısır, çocuk çağında ABD’de ilk sırada

Erişkin obezitesinde %35 ile Mısır, çocukluk çağı obezitesinde %13 ile ABD ilk sırada yer alıyor. Dünyada en fazla obez erişkin ve çocuk Çin’de yaşıyor, ifadelerini kullanan Yıldız, şunları kaydetti: Ülkemizde 1980’den 2015’e kadar erkeklerde kilo fazlalığı %36’dan %45’e, obezite %11’den %21’e, kadınlarda kilo fazlalığı %30’dan %32’ye, obezite ise %21’den %35’e yükselmiş görünüyor.

Obeziteye bağlı ölümler trafik kazalarına bağlı ölümlerden fazla

Prof. Dr. Yıldız, obeziteye bağlı ölüm oranlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

Çalışma sonuçlarına göre yalnızca 2015 yılında kilo fazlalığı ile ilişkili 4 milyon ölüm gerçekleşti. Bu rakam aynı yıl trafik kazalarına bağlı ölümlerin üç katından daha fazla. Obeziteyle ilişkili ölümlerin 3 milyondan fazlasını kalp damar hastalığı olan ya da diyabetli bireyler oluşturuyor.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-obezite-bir-yilda-4-milyon-can-aldi-11-681-74437.html
diyabet obezite flavonoidler fatma yılmaz diyetisyen

Flavonoidlerin “Diabetes mellitus” ve “Obezite”ye etkileri

Besinlerle aldığımız biyo-aktif bileşikler sindirim sisteminde bazı enzimleri inhibe etme, termojenezi artırma, adipoz farklılığını önleme, lipit metabolimasını artırma, iştahı azaltma gibi etkilerle ağırlık kontrolünde etkili olup obeziteye karşı yaklaşım olarak geliştirilmektedir.

şişmanlık ve obezite

Bazı besinlerin obeziteyle olan ilişkileri

  • Pankreatik lipaz aktivitesinin inhibisyonu:  Kitosan, levan, mate çayı, oolong çayı, yasemin çayı, yeşil çay
  • Termojenezi artırma: Turunç, soya fasulyesi
  • Adiposit farklılığı önleme: Zerdeçal, kırmızı biber, muz yaprağı, sarımsak, keten tohumu, siyah soya
  • Lipit metabolizmasını artırma: Bitki çayları, tarçın
  • İştahı azaltma: Çam fıstığı, nar yaprağı, gingseng

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

Polifenoller lipit ve nişasta sindiriminde yer alan lipaz, proteaz ve glikosidaz gibi enzimleri inhibe ederek besinlerin emilimi azalttığı yapılan çalışmalarda bildirilmiştir. Bu durum da enerji alımı ve kan glikozunun kontrolü üzerine olumlu etkiler göstermektedir.

Flavonlar, flavonoller, tanen ve kalkon gibi birçok polifenol bileşeni pankreatik lipaz üzerine inhibisyon etkisi gösterir. Meyve, sebze ve özellikle kırmızı şarap ve çay gibi besinler tripsin, amilaz, lipaz gibi sindirim enzimlerine inhibitör etki göstererek lipit emilimini azaltarak plazma trigliserit düzeyinin azalmasına yardımcı olurlar. Elmada bulunan klorojenik asit, kateşin, epikateşin, rutin ve prosiyanidinler pankreatik lipaz aktivitesini inhibe ettiği bildirilmiştir.

fitokimyasallar

Çay polifenollerinden kateşin, epigallokateşin, epigallokateşin gallat ve epikateşin; alfa amilaz, pepsin, tripsin, ve lipaz üzerine inhibitör etki göstermektedir. Üzüm çekirdeği ekstratı da fitokimyasallar açısından zengin olup pankreatik lipaz ve lipoprotein lipaz üzerine inhibitör etki ederek yağ emilimini azaltır ve adipoz dokuda birikmesini azaltır.

Böğürtlen içerdiği antosiyanin ve ellagitanin gibi bileşenlerle postprandiyal hiperglisemi üzerine azaltıcı etki göstermektedir. Aynı zamanda pankreatik lipaz üzerine de inhibisyon etkisi gözlenmiştir. Saponinler birçok sebzenin kök ve rizomlarında bulunan bir fitokimyasaldır. Bu fitokimyasallar pankreatik lipazı inhibe ederek obezite ve bununla ilişkili hastalıkların tedavisinde etkilidir.

ginseng, cinsenk, cinsellik hapı
Ginseng ve kapsülü

Gingseng yapraklarının saponinlerce zengin taraflarından elde edilen maddeler in vitro çalışmalarda pankreatik lipaz üzerine inhibe edici etki göstermiştir. Japon atkestanesi ve Avrupa atkestanesi çekirdeklerinde yer alan triterpenler antidiyabetik ve anti obezite etkisi gösterir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz