hakkı karaca diyetisyen prebiyotikler

Prebiyotikler hangi besinlerde bulunur?

Prebiyotikler, sindirim sistemi içerisinde çok önemli role sahiptir. Barsak florasını oluşturan bakterileri destekleyen, hastalığa neden olan bakterilerin çoğalmasını önleyen ve barsak florasının sağlıklı gelişimi sağlayan besin içerikleridir. Ayrıca prebiyotikler barsak hareketlerini düzenler, birçok vitamin ve mineralin emilimini artırır.

Yapılan araştırmalar diyette yüksek prebiyotik kullanılarak bir çok hastalığın önlenebildiğini ortaya koymaktadır. Prebiyotikler kan kolestrol ve trigliserit seviyelerini düzenler bağışıklık sistemini güçlendirir, kolon kanseri ve osteoporoz riskini azaltır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

İnülin

Inülin Laktobasillus ve Bifidobacteria türlerinin büyümesini uyarmaktadır. Daha çok:

  • buğday,
  • soğan,
  • enginar,
  • sarımsak ve
  • pırasada bulunmaktadır. Ayrıca hindiba bitkisinin %15 ila 20’si inülinden oluşmaktadır. Yapılan araştırmalar bu prebiyotiklerin inflamatuvar barsak hastalığında mukozal inflamasyonda iyileşme sağladığını göstermiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Galaktooligosakkaritler

Galaktooligosakkaritler bir diğer önemli prebiyotik grubudur. Bu prebiyotik grubu daha çok:

  • anne sütü,
  • inek sütü ve
  • yoğurtta bulunur. Yapılan çalışmalar bu prebiyotiklerin kabızlık sorunu çeken hastalarda iyileşme hızını artırdığını göstermektedir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Fruktooligosakkaritler

Fruktooligosakkaritler fermente olduklarında kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini artırmakta ve aynı zamanda fermantasyonları sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitleri de sodyum emilimini artırmaktadır. Fruktooligosakkaritlerin kan kolesterol ve kan glikoz seviyelerini düşürdüğü bilinmektedir. Fruktooligosakkaritler daha çok:

  • arpa,
  • çavdar,
  • yer elması,
  • muz,
  • bal,
  • domates ve
  • buğdayda bulunmaktadır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Laktüloz

Laktazdan üretilir ve prebiyotik etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar bu prebiyotiklerin barsak içeriğini aktifleştirdiğini, safra taşı oluşumunu önlediğini, kan şeker ve kolesterol düzeylerini kontrol ettiğini ve mineral emlimini artırdığını ortaya koymaktadır.

Yüksek dozlarda kullanıldığında laksatif etkiye yol açtığı için günümüzde besin olarak kullanılmamaktadır.

Prebiyotiklerin tüketilmesi NIDDM, kalp damar hastalıkları, gastrointestinal hastalıklar ve obezite gibi birçok hastalığı önleme konusunda önemli katkılar sağlamaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

O. Yerlikaya, C. Karagözlü, Prebiyotik Ürünler ve İnsan Sağlığına Etkileri, Akademik Gıda 7(5) (2009) 51-55

Y. S. Sakin, A.Tanoğlu, Prebiotics and Their Effects on Human Health Medicine Science, 2016;5(Supp):210-23

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet şampiyonu Türkiye!

Avrupa ülkeleri arasında diyabet (şeker hastalığı) sıklığının en yüksek olduğu ülke %12,8 ile maalesef Türkiye!

– Avrupa’da 20-79 yaş arası en fazla diyabet (şeker hastalığı)li bireyin bulunduğu ülkeler sıralamasında Türkiye 6 milyonu aşkın kişiyle, Rusya ve Almanya’dan sonra 3’üncü sırada yer alıyor.
– Türkiye’de tip 2 diyabet (şeker hastalığı) sıklığı ciddi bir yükselme eğiliminde. Son veriler diyabet (şeker hastalığı) sıklığının %13.7’ye ulaştığını gösteriyor.

Kadınlarda daha sık

Türkiye’de diyabet (şeker hastalığı)le ilgili yapılan önemli bir çalışma olan TURDEP-II’ye göre, prediyabet (şeker hastalığı)lilerin (diyabet (şeker hastalığı) öncesi) oranı yaklaşık %29. diyabet (şeker hastalığı)e zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biri olan obezite oranı ise %31.2. diyabet (şeker hastalığı)li bireylerin yaklaşık yarısı diyabet (şeker hastalığı)li olduğunun farkında değil. diyabet (şeker hastalığı) sıklığı kadınlarda erkeklerden daha yüksek (kadınlarda %17,2, erkeklerde %16,0). Kentte diyabet (şeker hastalığı) oranı %17 iken kırsal kesimde %15,5. Doğuda diyabet (şeker hastalığı) sıklığı en yüksek (%18,2), kuzeyde en düşük (%14,5). Tüm veriler diyabet (şeker hastalığı)in Türkiye’de beklenenden hızlı şekilde arttığını gösteriyor.

Ekonomik yükü çok ağır

diyabet (şeker hastalığı)e yapılan toplam harcamaların %74’ü diyabet (şeker hastalığı)e ilişkin kardiyovasküler hastalık, nöropati(sinir sistemi harabiyeti), diyabet (şeker hastalığı)ik ayak, retinopati(gözde harabiyet), nefropati(böbrekte harabiyet) gibi komplikasyonlardan kaynaklanıyor. Buna göre, komplikasyonların önlenmesi ve azaltılması maliye₺eri kontrol altında tutmanın en iyi yolu.
Türkiye’de yıllara göre diyabet (şeker hastalığı)le ilişkili maliye₺er şöyle:
2008 2009 2010 2011 2012
Tedavi maliyetleri (milyon ₺) 2.028,59 3.035,12 3.893,48 4.867,88 5.865,98
İlaç maliyetleri (milyon ₺) 2.502,39 3.915,38 4.143,46 4.293,31 4.126,90
Toplam maliyet (milyon ₺) 4.530,98 6.950,51 8.036,94 9.161,19 9.992,88
Diyabet (şeker hastalığı) harcamalarının toplam içindeki payı %16,4 %21,9 %23,4 %24,0 %22,6

Türkiye’de de ağır yük

  • Türkiye’de 2012 yılı diyabet (şeker hastalığı)e bağlı komplikasyon tedavi maliye₺erinin %dağılımı:
  • Kardiyovasküler hastalıklar %29
  • Diyabet (şeker hastalığı)ik ayak %16
  • Nefropati(böbrek hastalığı) %11
  • Nöropati(sinir sistemi harabiyeti) %9
  • Retinopati(retina hastalığı) %5
  • Diğer %30
Diyabet ve beslenme, Diyabet ve beslenme tedavisi, sağlık bakanlığı beslenme, sağlık bakanlığı beslenme ve diyet, sağlık bakanlığı beslenme ve diyetetik, sağlık bakanlığı beslenme dosyaları, sağlık bakanlığı beslenme ve hastalıklar, sağlık bakanlığı beslenme ve koruyucu sağlık, sağlık bakanlığı beslenme ppt, sağlık bakanlığı beslenme yazıları

Modern yaşam diyabeti tetikledi!

Alınan tüm önlemlere ve gelişen tedavilere rağmen diyabet (şeker hastalığı) giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu. Tüm diyabet (şeker hastalığı) hastalarının yüzde 90 kadarı Tip 2 diyabetli  (şeker hastalığı). Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)se önlenebilir bir hastalık. Halen diyabet (şeker hastalığı) hastası olduğundan habersiz 193 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabet (şeker hastalığı)in dünya ve Türkiye’deki durumunu şöyle anlattı.

 

Diyabet (şeker hastalığı) hem ülkemizde hem de tüm dünyada beklentilerin çok üstünde bir hızla yayılıyor. Toplum sağlığını ve sağlık ekonomisini önemli ölçüde tehdit eden bu hastalık ciddi bir halk sağlığı sorunu oldu bile. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2004 yılında yaptığı tahminler günümüzde çok iyimser kaldı. 2030 yılı tahminleri şimdiden aşıldı.

Diyabetli olduğunu bilmeyen milyonlar var

Tüm dünyadaki diyabet (şeker hastalığı) sıklığındaki artış, nüfus artış hızına, ortalama yaşam süresinin uzaması sonucunda yaşlanmaya, kentleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişimi sonucunda obezitenin artıp fiziksel aktivitenin azalmasına bağlanıyor.
Günümüzde diyabet (şeker hastalığı) sıklığı, tüm dünyada epidemik(salgın) oranlarına ulaştı. Kısa adı IDF olan Uluslararası diyabet (şeker hastalığı) Federasyonu 2015 yılında yayımlanan 7’inci diyabet (şeker hastalığı) Atlası’nda şu çarpıcı verileri ortaya koymuştu:
– Dünya genelinde 415 milyon yetişkinin diyabet (şeker hastalığı) hastası olduğu tahmin ediliyor.
– 2040 yılına kadar bu rakamın 642 milyona ulaşması bekleniyor.
– 318 milyon yetişkinde ise bozulmuş glukoz toleransı var. Bunun anlamı ileride diyabet (şeker hastalığı) geliştirme risklerinin yüksek olduğu.
– Her 6 saniyede bir diyabet (şeker hastalığı)e bağlı bir ölüm gerçekleşiyor. Yani yılda 5 milyon ölüm.
– Her 7 doğumdan biri gestasyonel(hamilelik) diyabet (şeker hastalığı)ten etkileniyor.
– Tanı konulmamış 193 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Bunlar diyabet (şeker hastalığı)in uzun dönemde yol açacağı zararlardan habersiz olarak yaşamlarını sürdürüyor.
– Diyabet (şeker hastalığı) komplikasyonlarının maliyetinin, tüm dünyada toplam sağlık hizmetleri harcamalarının yüzde 5-20’sini oluşturduğu tahmin ediliyor.
– diyabet (şeker hastalığı), gelişmiş ülkelerde, erişkin yaş grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedeni.
– diyabet (şeker hastalığı)e bağlı parmak veya bacak amputasyonları(kesilme), kazalarda oluşanlara göre daha fazla.
– diyabet (şeker hastalığı)li kişiler daha fazla kalp enfarktüsü ve felç geçirme riski altında.
– diyabet (şeker hastalığı)li kişilerde böbrek hastalığı geliştirme riski çok yüksek.

İki tipi var

En basit anlatımıyla, diyabet (şeker hastalığı) insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık. İki tipi olan hastalıkta, daha sık görüleni tip 2 diyabet (şeker hastalığı). Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) insülinin yeterince etki gösterememesi sonucu ortaya çıkıyor. Tip 1 diyabet (şeker hastalığı) ise daha seyrek olarak görülse de küçük yaşlardan itibaren başlıyor ve ömür boyu insülin kullanılmasını gerektiriyor.

En büyük darbesi kalp ve damarlara

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre;
– diyabet (şeker hastalığı)e bağlı ölümlerin yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor ve 35-64 yaş grubunu etkiliyor.
– diyabet (şeker hastalığı)in 2030 yılında ölüm nedenleri arasında 7’inci sıraya yükseleceğini ve önümüzdeki 10 yılda diyabet (şeker hastalığı)e bağlı ölümlerin yüzde 50 oranında artacağı öngörüyor.
– diyabet (şeker hastalığı)li hastalardaki ölümlerin yüzde 50-80’inden kardiyovasküler hastalıklar sorumlu.
– 2012 yılında 1,5 milyon ölümün doğrudan sebebi diyabet (şeker hastalığı).

Kiloluysanız diyetisyen kontrolünde ağırlığınızı azaltın

– Günde en az üç ana öğün tüketin. Öğünlerinizin arasında 6 saatten fazla süre olmasın. Kullandığınız ilaç tedavisine göre öğün planınız değişebilir.
– Günde 2-3 porsiyon sebze (en az 200 gram) ve 2-3 porsiyon meyve (en az 200 gram) tüketin.
– Taze ve hazır meyve suları yerine meyvenin kendisini tercih edin.
– Ana öğünlerinizde tam tahıllı ürünler(tam buğday unundan ekmek, bulgur, esmer pirinç,kepekli makarna) tercih edin.
– Glisemik indeksi düşük olan yiyecekleri tercih edin.
– Yeterli miktarda su için. Çay ve kahveye şeker atmayın.
– Protein kaynaklarını diyetisyeninizin önerdiği miktarda kullanın.
– Kızarmış yiyeceklerden uzak durun, yağ tüketiminizi azaltın.
– Her gün en az 30 dakika tempolu yürüyün.
– Kiloyu veya şişmansanız, doktorunuz ve diyetisyen kontrolünde ağırlığınızın yüzde 5-10’unu azaltmayı hedefleyen beslenme programını takip edin.

Diyabet (şeker hastalığı) hastalığında sık görülen belirtiler

– Sık idrara çıkma,
– Ağız kuruluğu ve çok su içme,
– Ani kilo değişikliği,
– Kendini enerjik hissetmeme,
– Bulanık görme,
– Sık sık enfeksiyon gelişmesi,
– Eller, ayaklarda uyuşma, karıncalanma.

Şekerin hedefi damarlar

Tıbbi adı diabetes mellitus olan diyabet (şeker hastalığı), vücuttaki glukoz(şeker) kullanımını etkiliyor. Glukoz besinlerdeki karbonhidratların sindirimiyle kana geçiyor. Vücudun ürettiği insülin hormonu, kana geçen glukoz düzeyini dengede tutuyor. diyabet (şeker hastalığı) hastalığında, vücut yeterli miktarda insülin üretemez veya üretilen insüline karşı dokularda direnç sözkonusu. Bu nedenle kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlıyor. Şekerin yükselmesi vücudumuz için tehlike oluşturuyor. Kan şekerinin uzun süre yüksek kalması, vücudumuzdaki büyük ve küçük damarlara zarar veriyor. Damarların zarar görmesine bağlı kalp, böbrek hastalıkları, sinir sisteminde hasar ve kan dolaşımı sorunları ortaya çıkıyor.