canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Canan Hoca size neler oluyor?

Prof. Dr. Temel Yılmaz Habertürk’teki yazısıdır

Bir süre önce Canan Karatay ve bir konukla yapılan bir programı arkadaşlarımın uyarısı üzerine videodan izledim. Programın bir bölümü genel sağlık konuları diğer bölümü ise iki konuşmacının siyaset üzerine yaptıkları kişisel yorumlarıyla ilgiliydi. Siyaset, programdaki konuşmacıların hazır mikrofonu almışken bir yerlere vermeye çalıştıkları politik mesajlar vs. benim ilgi ve uzmanlık alanım dışında… Ancak programda benimle ilgili söylenen sözlerin olduğu bir bölüm vardı. Bu bölümde benimle ilgili iddialar ama daha önemlisi de bilimsel tartışma etiği üzerine birkaç sözüm olacak.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimsel tartışma ciddiyet ister

İster televizyon programında ister bir sempozyum ya da kongrede olsun bilimsel tartışmalar önemli… Tarih öncesinden bu yana, evrensel bilim her çağda bilimsel tartışmalar ve bu tartışmalardan çıkan sonuçlarla gelişti ancak bilimde tartışmanın bir kültürü ve etik kuralları vardır.

Bilimsel tartışma, bilimin herhangi bir alanında, ortaya atılan bir düşüncenin ya da hipotezin, konunun uzmanları arasında kanıta dayalı bulgular ışığında karşılıklı değerlendirilmesi demektir. Sonuçta tartışan kişiler, her iki taraf kanıtları ortaya koyar, kanıtlar tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirilir, taraflar karşılıklı ikna olur, konsensus (uzlaşı) oluşur.

Dünya tarihi boyunca bilim hep bu yöntemle kendini geliştirmiş, bilimin yasaları bu bilimsel tartışmalardan çıkan sonuçlarla yazılmıştır. Bir tartışmanın bilimsel tartışma olması için iki kıstas gereklidir: Bilgi birikimi ve karşılıklı saygı

Bilgi birikimi olmadan bir hipotez ya da antitez oluşturulamaz. Karşılıklı saygı olmadan da o konuda karşılıklı tartışma olmaz. Bu kriterden biri eksikse, bir bilimsel tartışma kültüründen bahsetmek mümkün değil. Etik dışı davranışlar ise bilimsel tartışma ortamını yok eder.

Ego ile etik dışı davranışlar tartışmayı bilimsel tartışmanın dışına bir mahalle kavgasına dönüştürür.

Bunun en somut örneği de o günkü açık oturumda yaşanmıştır.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimsel bir soruya tuhaf bir yanıt

Açık oturumdaki konu kolesterol değerleridir. Sunucuyla konuşmacı arasında şöyle bir soru cevap diyaloğu geçiyor. Sn. Didem Arslan Yılmaz soruyor:

Sizin iddialarınıza karşıt görüşler de var, bu görüşlerden biri de ‘Kolesterol vücut için çok gerekli ve önemli bir madde ama bunu kendi normalleri içinde değerlendirmek gerekir, özellikle LDL değerleri yükseldikçe kalp koroner riskinin arttığını gösteren yüzlerce çalışma var. Kolesterol yüksekliğinin zararsız ve faydalı olduğunu söyleyen bir takım kişiler insan hayatıyla oynadıklarını unutmamalıdır’ deniyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Bir bilimsel tartışma kültüründe bu sorunun iki yanıtı vardır.

Ya “Buna katılmıyorum, bu görüş yanlış” der kendi düşüncelerinizi anlatırsınız, kanıtlarınızı ortaya koyarsınız, ya da “Doğrudur” der onaylarsınız. Ama yanıt öyle değil, çok öfkeli ve tepkisel. Canan Hoca cevap veriyor:

Bu soruyu soran bana çok hücum ediyor. Bu kişi çok önemli un fabrikalarının yönetim kurulunda görev yapıyor, onun söylediği hiçbir şeye inanmamak lazım…

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Bilimde “hücum etmek” ne demek?

Yanıtta üç önemli iddia var. Birincisi “Bana hücum ediyor” diyor. Bu doğru değil. Açık oturumda sorulan soru sadece bir bilimsel karşı görüş. Soruda rencide edici, kırıcı, hücum edici bir ifade yok. İddia daha öncesi ile mi ilgiliydi, bu da doğru değil. Şimdi hocaya soruyorum: Benimle ilgili böyle bir kaygıya nereden ulaştınız?

Evet, halk sağlığını ilgilendiren konularda yanlış bulduğum görüşlerinizi eleştirdiğim doğru… Gebelik diyabetinde tanı kriterlerinizin yanlış olduğu, sınırsız kırmızı et yemenin sağlığa zararlı olduğu, tüm ekmeklerin suçlanmaması gerektiği ve lahmacunun öyle çok da faydasının olmadığı, kaya tuzu da olsa fazlasının tansiyonu artıracağı ve küçük çocuklara kahve vermenin faydadan çok zararı olduğu konusunda size katılmadığımı söylediğim, bu konulardaki açıklamalarınıza karşı çıktığım ve itiraz ettiğim doğru…

Ancak bu itirazlarımın hiçbir yerinde size karşı en küçük saygısız, saldırgan bir ifade ya da sizi incitecek tek söz yok.

Yazılarımın tamamında sizden tek bir talebim oldu. Sizden şunu istedim;

Bu iddialarınız çok ciddi, toplumun sağlığını doğrudan ilgilendiriyor. İddialarınızla ilgili bir kanıtınız,bir araştırmanız ya da uluslararası ciddi güvenilir çalışmalar var mı, varsa siz zahmet etmeyin ben gelip sizden alayım, dedim; yanıt vermediniz. Yüzlercesinden bahsettiğiniz yayınlardan bir örnek verin, dedim; onu da vermediniz. Yine, Halk sağlığını ilgilendiren konularda kanıtı belli olmayan fikirleri tartışmanın yeri medya değil, konunun uzmanlarının olduğu bilimsel toplantılar ve kongrelerdir, buyurun sizi davet ediyoruz diyabet kongresine gelin, diye teklif ettim; gelmediniz.

Daha önemlisi şu, sizin hücum ediyor diye suçladığınız kişi olarak, sizin zor zamanınızda yanınızda oldum. Hatırlarsanız, bir süre önce bir meslek kuruluşu tarafından size verilen cezaya ilk karşı çıkan oldum ve yazdığım yazıda:

Hocanın bazı görüşlerine katılmıyorum, ama verilen cezaya karşıyım, hekimlikte apolet sökülmesi doğru değil, diyerek kararı eleştirdim.

Hocam şimdi soruyorum, neden size eleştirel bir soru gelince insanlara kızıp bağırıp çağırıp azarlarken her konuşmanızda “Bana hücum ediyorlar” mesajı veriyorsunuz, yeni bir iletişim yöntemi midir? Hedefiniz hem size karşı kimse bir şey söyleyemesin, ki bunu başardınız, kimse sizinle konuşmaya cesaret edemesin, bilim dünyası sus pus olsun hem de seyirciye:

Bana saldırıyorlar, diye mağduriyet edebiyatı yapmak mı? Eğer amacınız buysa çok başarılı oldunuz.

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

Ekmeği savunsanız ne olur?

Buradan programa dönelim. Programda size sorulan bilimsel bir soruya, pat diye cevap veriyorsunuz “O çok önemli un fabrikalarının yönetim kurulunda görev yapıyor”.

Size böyle bir soru sorulmamış, cevabın konu ile ilgisi yok, ayaküstü söylenmiş bir iddia, nereden aklınıza geldi hocam çok merak ediyorum.

Çok düşündüm, muhtemelen birkaç hafta önce katıldığım Habertürk’teki bir açık oturumla ilgili olabilir. Programda, sizin ekrana yansıyan konuşmanızın bir bölümünde:

Ekmek afyondur, uyuşturucudur, deyince ben de yapmayın hoca, ekmek tohumdan yapılır, tohum hem protein hem karbonhidrat birçok mineral ve vitamin içerir. Sizin söylediğiniz işlenmiş ekmek, bütün ekmekleri suçlamanız yanlış, Türk halkı için ekmek kutsaldır, ekmeği yerde görünce öpüp başına koyar, ekmeği bu kadar suçlamanız yanlış” diye sizi eleştirmiştim.

Siz de muhtemelen “Bu adam, ekmeği bu kadar savunduğuna göre olsa olsa un fabrikalarında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor” diye düşünmüş olabilirsiniz. Başka bir izahı yok bu lafınızın… Hoca, hemen belirtmek isterim ki iddianız doğru değil, yalan. Belli ki araştırılmadan kişisel karalama amacıyla alelacele uydurulmuş bir söz, ithamlar etik dışı, tıbbi deontolojiden uzak… Bir bilim insanı doğru olup olmadığını bilmeden, kaynağı araştırılmadan bilgi veriyorsa bu çok endişe vericidir. Bu, o insanın bilgileri doğru dürüst araştırma yapmadan aklına geldiği gibi çala kalem verdiği noktasına getirir ve söylediklerini tartışmalı hale sokar. Siz düşüncelerinize karşı çıkan herkese kızıp, iftira mı atarsınız?

canan karatay diyeti, canan karatay kim, canan karatay diyet listesi, canan karatay kitapları

“Hiçbir şeye inanmayın” sözünün altındaki anlam ne?

Üçüncü iddianızda “Onun söylediği hiçbir şeye inanmamak lazım” diyorsunuz. Bilmenizi isterim ki, bu söz ciddi ve analitik düşünce ürünü bir söz değil. Üstelik “Hiçbir şeyine inanmayın” diye söylediğiniz insan, bilim alanında 40 yıl çalışmış, yüzlerce araştırma yapmış, uluslararası ödüller almış, on binlerce hastayı tedavi etmiş bir kişi. Yaptığı tedaviler ya da söyledikleri yanlış olsaydı, hakkında onlarca dava açılırdı değil mi hoca?

Oysa sizin için ben bir kere bile böyle bir söz söylemedim. Doğru söyledikleriniz için doğru, hatalı bulduğum konular için hatalı dedim, bilimde tartışma kültürü de bunu gerektirir ama benim için böyle bir söz kullanmaya neden ihtiyaç duyduğunuzu düşündüm. Gerçekten öğrenmek istiyorum.

Dikkat ettim, eleştiriye hiç tahammülünüz yok. Tek doğru sadece sizin söyledikleriniz. Tek kural var: Karatay kanunları tartışılmaz. Bilimdeki tüm bilinmeyenlerin cevabı Karatay kitaplarında yazar ve Karatay’ın sözünün üstüne söz söylenmez!

Hiç kimsenin söylediğine inanmayın, sadece benim söylediğim doğru” diyorsunuz. Bu mümkün mü? Tıbbın bütün alanlarında, kolesterolden depresyona, tuzdan bor madenine her konuda tek doğru siz olabilir misiniz? Bilimde böyle bir şey mümkün mü?

Yaptığınız her şeye neden ilahi bir misyon vermeye çalışıyorsunuz? Buna niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Hoca size neler oluyor?

hubris sendromu

Medyada çok ünlü olmak ve hubris sendromu

Hocam, sizden iki ricam var. Birincisi, sizinle ilgili. Medyada tanınır olmak için çok çabaladınız, çok uğraştınız ve bunu başardınız. Çok ünlü oldunuz.

Biliyorsunuz medyada ünlü olmak zordur ama ünü korumak daha zordur. İnsanlarımız çabuk unutur, gündem için her defasında daha ilginç şeyler söylemek, daha sansasyonel işler yapmak gerekir, bunları da yaptınız tamam da, lütfen buradan daha ilerisine geçmeyiniz. Çünkü fazla ün insanın doğasını değiştirir, hep daha fazlası istenir, sizin için endişeleniyorum.

İkincisi, size bir makale okumanızı öneriyorum. Makale Brain dergisinde yayınlanmış. Konu Hubris Sendromu. Hubris Sendromu’nun başka bir adı güç ya da şöhret zehirlenmesi… Yazıda bu sendromun 14 kriteri var. Zaman ayırın, okuyun, bir değerlendirin, çok ilginç sonuçlar bulacaksınız.

Bu yazı, aşağıda kaynağı açıkça yazılmış olan web sitesinden alınmıştır. Yazarın bireysel görüşünü içerebilir. Web sitemizde yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-canan-hoca-size-neler-oluyor-11-681-79949.html
Kalp, damar, kardiovasküler, kolesterol, trigliserit, yağ (10)

Kalp ve damar hastalıkları için kadınlara ‘kalp koruyucu beslenme’ öneriyoruz!

Kadınlarda genç yaşta kalp damar hastalıklarının oranı giderek artıyor. Uzmanlar ise hastalık riskine karşı “kalp koruyucu” beslenme öneriyor.

Kadınlar östrojen hormonu sayesinde menopoz dönemine kadar, birçok rahatsızlığa karşı korunabiliyor. Bu nedenle 60 yaş öncesinde kalp damar rahatsızlıklarının erkeklerde görülme oranı daha fazla. Fakat son dönemde yapılan araştırmalarda genç yaştaki kadınlarda da kalp damar hastalıklarının oranının arttığı saptandı. Bunun en önemli nedeni de sigara içiminin yaygınlaşması.

TRT Haber’de yer alan Fatma Demir Turgut’un haberine göre uzmanlar riski azaltmak için kalp koruyucu beslenme öneriyor. Kalp damar rahatsızlıklarından korunmak için günde en az 10 bin adım ve yüzme de tavsiye ediliyor. Dr. Siyami Ersek Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cevdet Koçoğulları, hastalık riskinin artmasının en önemli nedenlerinden birinin sigara kullanım oranı olduğunu söyleyerek,

Tuz kullanımı ve hayvani gıdalardan beslenmenin azaltılmasının yanında egzersiz yaparak kalp sağlığı korunabilir, dedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-uzmanlar-kalp-damar-hastaliklari-icin-kadinlara-kalp-koruyucu-beslenme-oneriyor-11-681-79042.html

İzmir’de ‘evde tahlil’ dönemi başladı!

İzmir’de evlerinde tedavi gören yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç hastalar için gerekli olan tahliller, ikametlerinde yapılmaya başlandı.

İl Sağlık Müdürlüğü, evde sağlık hizmeti alan hastalar için yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Geçen ay başlanan proje kapsamında, şehir merkezine uzak mahallelerde yaşadıkları için çeşitli nedenlerle sağlık merkezlerine gelme imkanı bulamayan hastaların tahlilleri evlerinde yapılıyor. Hasta yakınlarının 444 38 33 numaralı evde sağlık hizmetleri çağrı numarasını aramasıyla ilgili birimden bir ekip harekete geçiyor.

Bir doktor ve 2 yardımcı sağlık personelinin bulunduğu ambulanslı ekip, evdeki muayenenin dışında gerekli görüldüğü takdirde şeker, kolesterol, üre, kalp enzimi ve biyokimya tahlilini hastaların ikametinde gerçekleştiriyor. Tahlil sonuçları daha sonra komuta merkezinde görevli uzman hekimler tarafından değerlendiriliyor ve ardından uygun tedavi yöntemi belirleniyor. Sağlık ekibi, tahlilde ya da muayenede bir sorun görmeleri halinde tedavinin devamı için hastanın en yakın sağlık kuruluşuna naklini sağlıyor.

Evlerinde tedavi gören yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç hastalara en iyi hizmetin en kısa sürede verilmesi hedeflenen proje, hem hastaların hem de yakınların yüzünü güldürüyor. İl Sağlık Müdürü Bediha Salnur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığının 2011’de başlattığı evde sağlık hizmetleri kapsamında kent genelinde 171 personelle hizmet verdiklerini söyledi. Hastaların evlerinde muayene edildiğini, yatak yaraları ya da başka sorunları varsa tedavilerinin yapıldığını hatırlatan Salnur, özellikle şehir merkezine uzak bölgelerdeki kişilerin tahlil için sağlık merkezine gitme konusunda yaşadıkları sıkıntıların kendilerini etkilediğini ifade etti. Bu kapsamda evlerinde tedavi görenlere daha iyi tedavi hizmeti sunmak için proje hazırladıklarını hatırlatan Salnur, şunları belirtti:

Türkiye’de bir ilke imza attık, Sağlık Bakanlığımız da bize destek verdi. Evde tedavi gören hastalarımıza, sağlık kuruluşuna gitmeden bir hastanede yapılan tüm tetkikleri yapma imkanı sunuyoruz. Hastalarımızı ev ortamından uzaklaştırmıyoruz ve onları herhangi bir sıkıntıya sokmuyoruz. Tahlil sonuçları da komuta merkezindeki uzman doktorlar tarafından değerlendiriliyor.

Salnur, şimdiye kadar evde sağlık hizmeti alan 100 hastaya ulaştıklarını, bu sayının her geçen gün arttığını ifade etti. Hastalara verdikleri kaliteli sağlık hizmetinin yanı sıra onlara yalnız olmadıklarını da gösterdiklerini vurgulayan Salnur,

Hasta yakınları ve hastalarımızdan dönüşler çok iyi, hepsi ‘Allah razı olsun’ diyor. Başlattığımız proje insan gücü ve ekonomi içinde önemli. Daha önce hastayı tahlil için hastaneye taşırken artık evinde tahlil ve tetkik hizmeti veriyoruz.” şeklinde konuştu.

Çok güzel bir hizmet

Karaburun ilçesine 30 kilometre uzaklıktaki Küçükbahçe Mahallesi’nde yaşayan Özcan Perçinel de 95 yaşındaki annesi Fatma Ayyıldız’ı kronik sağlık sorunları yaşadığını, yıllardır evinden çıkamadığını hatırlattı. Şehir merkezine uzak oldukları için annesini hastaneye götürmekte zorlandığını vurgulayan Perçinel,

Evde sağlık hizmetleri ekibi bir ay içinde 4 kez geldi, şaşırdım. Annemin kanını evde alıyorlar, sonuçlarını söylüyor. Çok güzel bir hizmet. Sağlık Bakanımıza ve Cumhurbaşkanımıza da çok teşekkür ederiz. Bizi yalnız bırakmadılar, sorunlarımızı ortadan kaldırdılar, her zaman yanlarındayız, dedi.

Ayyıldız da evinde kendisini muayene edip, kan tahlilini yapan sağlık ekibinin verdiği hizmet ile kendisini çok iyi hissettiğini vurguladı.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-izmirde-evde-tahlil-donemi-basladi-11-681-79033.html
gözde bulat tiroid beslenme tedavisi

3 Tiroid rahatsızlığı ve beslenme tedavileri

Ülkemizde sık görülen hastalıklardan biri de troid hastalıklardır.

Tiroid, tiroide bezi boyunca kahverengi kırmızı renkte ve yaklaşık 25-30 gr ağırlığında bir organdır. Endokrin bezlerinin en büyüğüdür ve sağ-sol loba sahiptir.

Tiroid bezinden;

  • Vücudun metabolizmasını artıran T4 (tiroksin) ve T3 (triyodotironin)
  • Kalsiyum metabolizmasında rol oynayan kalsitonin salgılanır.

Tiroid bezinin çalışması ve tiroid hormonunun sentezi için iyot önemlidir. Tiroid salgısı TSH tarafından kontrol edilir. TSH’ın salgılanması ise TRH tarafından kontrol edilir. Vücudun metabolizmasında rol oynayan T4 dolaşımda fazla bulunmaz ve etkisini T3’e çevirerek gösterir. Tiroid hormonları vücut dokularının metabolik aktivitesini ve bazal metabolizma hızını artırır.

tiroit, tiroid, tiroid bezi, levotiron, eutirox, hipotiroidi, guatr, graves

¹ Hipertiroidi

Tiroid hormonu çok fazla çalışır ve buna bağlı olarak metabolizma hızında bir artış vardır. Bu yüzden O2 tüketimi artar. İştah ve besin alımında bir artış vardır ancak metabolizma hızı artığı için kilo kaybı vardır. Mide ve barsak kanalında hareketlilik vardır bu yüzden sıklıkla ishal gözlenir. Tiroid hormonu vücudun metabolizma hızını düzenlediği için hipertiroidide de bu hız daha fazla arttığından bir çok enzim ve koenzimin vitamin gereksiniminde bir artış gözlenmektedir. Sinirlilik, nabız basıncında artış, ıslak-nemli-pembe cilt, göz bebeğinde büyüme, sıcağa dayanıksızlık gözlenir.

Hipertiroidide kilo kaybı gözlendiği için kişilere yüksek enerjili bol proteinli bir diyet uygulanır ve kişinin ideal vücut ağırlığına gelmesi sağlanır. Enzim ve koenzim kullanımındaki artıştan dolayı vitamin mineral takviyesi yapılabilir. Uzun süren ishaller için ishal diyeti uygulanmalıdır ( yoğurt, haşlanmış patates, pirinç lapası).

tiroid nodül, tiroit nodülü, guatr, boğaz, hipotiroidi, tsh, t3, t4, metabolizma

² Hipotiroidi

Tiroid hormonu yetersiz salgılanır. Fötal dönemde yetersiz salgılanırsa fiziksel ve mental gerilik oluşur. Eğer tiroide büyüme gözlenir ise guatır oluşur. (Hipertiroidi de guatr gözlenebilir.) Gode bırakmayan ödem oluşur. Kan glikoz, kolesterol, trigiliserit, fosfolipit seviyesi yükselir. Ateroskleroz gelişebilir. Saçlar kalın ve serttir, çabuk dökülür. Tırnaklar çabuk kırılır. Fiziksel ve mental aktivite yavaştır. Kas tonusu düşer bu yüzden güçsüzlük oluşur. Laringeal ödemden dolayı ses kalınlaşır. Kalp vurumları zayıf, frekansı ve debisi düşüktür. Aşırı uyku hali vardır. Soğuğa dayanıksızlardır. Terleme ve bazal metabolizma hızı düşüktür. Çeşitli psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Mide boşalmasında gecikme, barsak hareketlerinde yavaşlama ve kabızlık gözlenir. Kişiler iştahı az olsa bile kilo alımı vardır. Kadınlarda adet düzensizlikleri gözlenir.

Hipotroidide düşük kalorili ve bol posalı bir diyet verilerek hem kilo kaybı sağlanmalı hem de kabızlığın önlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca kan glikozu ve kolesterol değerlerinin referans değerlere ulaşması sağlanmalıdır. Eğer bunlara çözüm bulunamaz ise kalp damar hastalıkları oluşabilir. Vücuttaki ödemin atılmasına yönelik önerilerde bulunulmalıdır.

tiroid nodül, tiroit nodülü, guatr, boğaz, hipotiroidi, tsh, t3, t4, metabolizma

³ Hashimoto tiroidi

Otoimmün bir rahatsızlıktır. Vücut tiroid bezini yabancı olarak algılar ve ona savaş açar. Bu yüzde tiroglobulin antikorları yüksek bulunur. Bu antikorlar hastalığı yapan veya oluşturan protein yapıdaki maddelerdir. Bunların düzeyini azaltacak bir ilaç henüz yoktur. Aşırı iyot alımı ya da genetik faktörlerden dolayı oluştuğu düşünülmektedir. Tedavisinde hipotiroidide uygulanan tedavi uygulanır.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
DİYETİSYEN Sümeyye şükran özkeleş

8 soruda: “Kahve”

Birçoğumuz keyifle yudumladığımız kahvemizin aslında ağaçta yetişen bir meyve olduğunu hayal etmeyiz…

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

Fakat kahve, kahve ağacının kiraza benzeyen meyvelerinin çekirdeklerinden elde edilen doğal bir içecektir. Kahve ağacı altı yaşına geldiğinde ilk meyvelerini vermeye başlar. Olgunlaştıkça meyveler toplanarak; kalitesine, rengine ve büyüklüğüne göre sınıflandırılır ve güneşin altında kurumaya bırakılır. Kuruyan meyveleri elinize alıp salladığınızda, içlerinde bulunan 2 adet kahve çekirdeğinin sesini duyabilirsiniz.

Sadece tropikal iklim koşullarında yetişen kahve meyvesinin 60’a yakın çeşidi bulunmaktadır.

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

1. Kahvenin sağlığa etkileri nelerdir?

Günümüzde Dünya nüfusunun üçte birinin kahve tükettiği bilinmektedir. Tüketiminin bu kadar yaygın olması ve yaygınlaşmasının da hızla artması bu konuda oldukça fazla deneysel ve epidemiyolojik çalışmaların yapılmasına yol açmıştır.Örneğin; 2002 – 2006 yılları arasında yapılan 20 epidemiyolojik çalışmanın 17 sinde kahve tüketiminin veya kahve kaynaklı bir veya birden fazla biyolojik aktif öğenin Tip 2 diyabet riskini azaltabildiği tespit edilmiştir.

Kahvenin üç temel bileşeni bulunmaktadır. Bunlar kafein, kafestol  ve kahveol, klorojenik asittir.Ayrıca bunlara ek olarak; büyük çoğunluğu su olarak hazırlanmış kahvede kahve çekirdeğinin türü ve geçirmiş olduğu işlemlere de bağlı olarak riboflavin,pantotenik asit,niasin,tiamin,folat,K vitamini,tokoferol ve B6 vitamini gibi vitaminler varken çinko,potasyum,manganez,magnezyum gibi mineraller de bulunmaktadır.

Kahve içeriğinde yer alan birçok biyoaktif bileşen sayesinde insan vücudu için önemli fizyolojik etkilerinin olduğu bilinmektedir.Bazı verilere göre kahve tüketiminin,

  • Antioksidan aktivite,
  • Kalp damar sistemi hastalıkları,
  • Kolesterol,
  • Hafıza,
  • Mental performans ve dikkat,
  • Sporcu performansı ve dayanıklılık,
  • Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi bazı nörodejeneratif hastalıklar,
  • Tip 2 Diyabet,
  • Safra taşları,bazı karaciğer kanserleri ve siroz gibi gastrointestinal sistem hastalıkları,
  • Bronşiyal astım

Gibi birçok hastalıkla arasında negatif ilişki bulunduğu ve önleyebildiği, azalttığı bilinmektedir. Ayrıca antioksidan aktivitesi sayesinde bağışıklık sistemini destekler, yaşlanmayı hızlandıran hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

2. Kahve konsantrasyonu yükseltir mi?

Yapılan araştırmalar orta düzeyde kahve tüketiminin zihin açıklığı ve konsantrasyonu geliştirdiği, kısa süreli hafıza ve mantıklı düşünme üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösteriyor.

  • Kahve;uyanmamıza, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur. Bu da daha kolay öğrenmemizi ve odaklanmamızı sağlar.
  • Kahve kısa süreli hafıza üzerinde de etkilidir.Böylece,tekrar yapacağınız zaman etrafınızda dikkatinizi dağıtacak birçok şey varken dikkatinizi toplamanıza ve konuya odaklanmanıza yardımcı olur.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

3. Günlük ne kadar kafein tüketilebilir?

Yetişkinlerde 300 mg kafein alımı, çocuklarda ise kg başına 2 mg kafein alımı güvenli ve sağlık riski oluşturmayan orta düzey kafein tüketimi olarak tanımlanmaktadır.

  • 3-4 kupa filtre kahve (60 – 120 mg kafein/kupa)
  • 5-6 kupa çözünebilir kahve (50-80 mg kafein/kupa)
  • 6-7 kupa çay (45 mg kafein/kupa)
  • 400 gr bitter çikolata

Gün içerisinde 3 kupa çözünebilir kahve,2 kupa çay ve 80 gr çikolata tükettiğinizde orta düzey kafein tüketmiş oluyorsunuz.

kahve zayıflatırmı

4. Kahve bağımlılık yapar mı?

Hayır, kahve bağımlılık yapmaz. Dünya Sağlık Örgütü ‘Kafein kullanımının ciddi ilaç suistimali ile ilişkili fiziksel ve sosyal        sonuçlarla uzaktan bile kıyaslanabilir olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.’ İfadesini kullanmaktadır.

Kahveyi düzenli olarak içmek,içmekten zevk almak kahvenin bize keyif vermesi alışkanlık olarak nitelendirilebilir evet ama bağımlılık değildir.

selülit diyet listesi

5. Kahve selülit yapar mı?

Kahvenin içeriğinde bulunan aynı zamanda selülitten sorumlu tutulan kafein;yağ yakıcı etkisinden dolayı selülit sorununu tetikleyici etki göstermez tam tersine kahvenin yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirip lenf akışını kolaylaştırdığı yapılan araştırmalarla görülmektedir.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

6. Kahve su kaybına neden olur mu?

Kahvedeki kafein diüretiktir. Yani idrar miktarını arttırıp su kaybına neden olabilir.

kemik erimesi oteoporoz beslenme diyet

7. Kahve osteoporoza (kemik erimesi) neden  olur mu?

Yapılan araştırmalar üriner kalsiyum boşaltımının kafeinli içecekler içildikten sonra biraz yükseldiğine işaret etse de kafeinin etkisi gün içerisinde daha sonraki azalan idrarla kalsiyum atımı ile dengelemiştir. Dolayısıyla herhangi bir osteoporoz oluşumu veya kemik yoğunluğu üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

kahve spor

8. Kahve egzersizden önce mi sonra mı içilmeli?

Egzersizden önce tüketeceğimiz kahve içeriğindeki kafein ile fiziksel performansımızı artırmaya hem de antioksidanlarla hücrelerimizi serbest radikallerden yani hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

Son olarak fazla miktarda kafein alımının zararlı olduğu unutulmamalı, orta düzeyde kafein almaya dikkat etmeli önerilen düzeyin üzerine çıkılmamalıdır. Dahası için lütfen diyetisyeninize başvurunuz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen

Kolesterol düşüren 10 besin

HER ŞEYİN AZI YARAR,

ORTASI KARAR,

ÇOĞU ZARAR (ATASÖZÜ)

Kolesterol korkulacak bir kan değeri değildir. Kolesterol vücuttan yağları temizleme işlevi gördüğü için özellikle yağ yakma dönemindeyseniz damarlarınızdaki kolesterolünüz yükselebilir. Doğal beslenerek, olumlu düşünerek ve stresten uzak yaşayarak kolesterolünüzü normal seviyeye getirebilirsiniz. İşte kolesterolü düşüren 10 besin!

1. Nohut

İçerdiği lif, mineral ve iyi proteinler ile kalp hastalıklarından koruyucudur.  Günlük 1 Su Bardağı Nohut tüketimi LDL kolesterolü düşürmekte (yaklaşık 6,6mg/dl) ve ağırlık kaybına yardımcı olmaktadır.

2. Çiğ badem ve ceviz

Omega-3 içeriği ile kalp hastalıklarından koruyucudur. Baden ve Ceviz ince bağırsaktan kolesterolün emilmesini engeller. Ayrıca iyi derecede magnezyum, kalsiyum ve potasyum kaynağıdır. (Günlük 1 Avuç tüketimi LDL KOLESTEROLÜ yaklaşık 10,2 mg/dl düşürmektedir.)

3. Balık yağı

Uzun zincirli Omega-3 yağ asidi açısından zengin balıkların (SOMON-ALABALIK) tüketimi veya balık yağı kullanımı kalp hastalıklarından koruyucudur. HDL kolesterolü yükselticidir.

4. Tam buğday unu ve yulaf

Tam buğday unu ve Yulaf Unu yemek kalp hastalıklarından koruyucudur.

5. Kırmızı ve mor meyveler

Kiraz, çilek, yaban mersini, böğürtlen, karadut, kırmızı üzüm gibi kırmızı-mor meyveler antioksidan(vücudu yenileme kapasitesi yüksek) meyveler kalp hastalıkları açısından koruyucudur.

6. Bitter çikolata ve kakao

Araştırmalar bitter çikolata ve kakaonun LDL kolesterolü düşürdüğünü kanıtlıyor. Kakao, LDL kolesterolü 6,5 mg/dl düşürürken, HDL kolesterolü ve kan basıncını yükseltmektedir. Çikolatanın şeker oranı yüksek olduğu için miktara dikkat etmekte fayda var. En az % 70-80 kakao oranı içeren bitter çikolata tercih edilmelidir.

7. Sarımsak

Yemeklerin piri sarımsak kan basıncını düşürüyor. İçerdiği Allicin ve diğer bileşenler ile LDL kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarından koruyucudur.

8. Çay

Kalp Sağlığı açısından önemli bileşikler içermektedir. (Kateşinler,Quercetin). Düzenli çay içmek kolesterol düzeyini düşürmeye yardımcıdır. Yeşil Çay ve Beyaz çayın sağlık üzerindeki etkisi kadar siyah TÜRK çayının kolesterol düşürücü etkisi de vardır.

9. Koyu yeşil yapraklı sebzeler

Ispanak, semizotu, tere, roka… İçerdikleri karotenoidler ile aterosikleroz(damar sertleşmesi) ve LDL kolesterolün düşürülmesine yardımcıdır.

10. Sızma zeytinyağı

Günlük 2 yemek kaşığı zeytinyağı tüketimi kalp damar hastalıklarını % 30 düşürmektedir.  Bütün bu saydığım faydalı besinlerin azı yarar, ortası karar, çoğu zarar olduğu unutulmamalıdır. Önerilen ölçülere uyulmalıdır.

Dyt. Reyhan ERİŞEN

”Olumlu Düşün, Doğal Beslen ”

FESLEĞEN DİYET MERKEZİ

www.feslegendiyet.com

0545 684 74 56

0376 212 00 11

gaziantep reyhan erişen diyetisyen

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: