enerji içecekleri zararlımı

Enerji içeceklerinin az bilinen ‘içerikleri’

Enerji içecekleri, özellikle öğrenci, sporcu ve yaş aralığı 21-35 arası aktif her bireyde sıklıkla kullanılan; yüksek miktarda kafein ve şeker, değişen oranlarda B vitamin komplekslerini ayrıca taurin, guarana, ginseng, yohimbin, inositol, glukuronolakton ve karnitin içeriğine de sahip içeceklerdir. Enerji içeceklerinin sosyal olarak güvenli kabul edilir ancak, FDA tarafından güvenli kabul edilmemektedir.

Enerji içeceklerinin içeriğine kısaca bakarsak aşağıda sıralanan maddelere ve o maddenin hangi etkilere sahip olduğunu göreceğiz.

enerji ofis yorgunluk uyku

Kafein

Kafein, yağ tüketimini artırdığı için termo­jenik özellik taşır ve iştahı azaltır. Kafeinin termojenik özel­liği, onun en sık kullanılan psikoaktif madde olma­sını sağlamaktadır. Bundan dolayı, kafein alımı başlangıçta kişiyi daha üretken ve daha konsantre bir birey olmasını sağlayan önemli bir etkenken , 4-6 haftalık küçük dozlarda alımından sonra, nörotransmitter yıkımına neden olarak konsantrasyonu azalttığı ve böylece de öğrenme yeteneğini azalttığı, uykuya dalma ve uykusuzluk şeklinde problemlerine yol açtığı bilinmektedir.  Ancak ; kafeinin günde 400 mg dan az tüketimi, sağlık­lı yetişkinlerde bahsedilen yan etkilere neden olmamakla birlikte günde 400 mg dan fazla tüketimi durumunda ise yan etkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Taurin

Doğal bir amino asit olan taurin vücut­ta 40-400 mg arasında bulunurken enerji içeceklerinde 1000 mg olarak bulunmaktadır. Çalışmalar, taurinin dopamin üretimini artırarak lokomotor aktiviteyi artırdığını, alkolün neden olduğu amneziyi azalttığını ve kara­ciğer üzerindeki alkolün toksik etkisini azalttığını göstermiştir. Taurinin, beyinde en önemli inhibitör nörotransmitter olan gama amino bütirik asidi(GABA) etki­leyerek anti-anksiyete ajanı olduğu da bilinmektedir. Ancak, olumlu özelliklerine rağmen ratlar üzerinde yapılan bir çalışma­da elde edilen sonuçlara göre, fazla miktarda taurin tüketiminin serebral dopaminerjik iletimi değiştirdiğini ve böylece hipotermiye neden olduğu saptanmış­tır.

Guarana

Güney Amerika kökenli; uyarıcı özelliği olan bir maddedir. Yüksek oranda kafein, teobromin, teofilin ve tanin içermektedir. Özellikle enerji içeceği içindeki kafeinin gizli artışına neden olan mad­dedir.

Ginseng

‘Panaks ginseng’ bitkisinin kökle­rinden üretilen bir uyarıcıdır. Çok uzun yıllardır enerjiyi artırma, hafızayı geliştirme ve vücudun strese karşı direncini artırma amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Olumlu etkileri ve uzun yıllardır kullanımı ile birlikte farmakolojik özellikleri tam olarak bilinmeyen ginsengin; insomni, bulantı, diyare, baş ağrısı, burun kanaması, yüksek arteryal basınç, karın ağrısı gibi yan etkilere sahip olduğu aynı zamanda antipsikotik ilaçların yan etkilerini daha da artırdığı ve antidepresanlar­la beraber kullanıldığında, serotonin sendromu ve maniye neden olabildiği de bilinmektedir.

Yohimbin

Oldukça güçlü bitkisel bir uyarıcı olup yağ kaybını artırıcı özelliğine ek olarak antidepra­sanların oluşturduğu cinsel yan etkilerin tedavisinde de kullanılan yohimbin aynı zamanda anksiyete, insomni, baş ağrısı, baş dönme­si, deride kızarıklık, panik atak, halusinasyon, kalp hızında artış, yüksek kan basıncı gibi ciddi yan etki­lere ve bunlara ek olarak, epileptik nöbet ve böbrek yetmezliğine varan çok ağır klinik tablolalara neden olabilir. Özellikle karaciğer, böbrek, kalp ve psikiyatrik rahatsızlığı olanların kullanmaması ge­reken bir uyarıcı maddedir.

İnositol

Organizmada glikoz metabolizmasında ürün ola­rak üretilmesine rağmen vücutta bol miktarda bu­lunmaz. Kafein alımı ile vücuttaki miktarını azaldığının ve depresyon tedavisinde, serotoninin etkisini artırdığı için farklı bir kullanım alanı oluşturmaktadır.

Glukuronolakton

Karaciğerde glikozun me­tabolize olması sonrasında oluşan doğal bir mad­dedir. Ancak enerji içeceklerinde bulunan glukuronolakton, elbette sen­tetiktir ve insan vücudunda bulunan miktardan çok daha fazlasını içermektedir.

kahve spor

Sporcularda kafein alımı!

Kafeinin bilim dilindeki adı trimetilksantindir ve günümüzde oldukça sık kullanılan bir madde haline gelmiştir.

Özellikle kahve sayesinde insanlar vücuduna sıkça kafein almaktadır. Bir fincan kahvenin 100 mg kafein içerdiği bilinmektedir.

Kafein sinir sistemini uyarma özelliğine sahiptir ve sporcuların kafein sayesinde uyanık ve zinde kaldıkları bildirilmektedir. Yapılan çalışmalarda kafeinin kalp atımını hızlandırdığını ve kan damarlarını genişlettiği görülmüştür. Hücrelere daha hızlı kan akımı sağlandığı zaman vücudun daha kısa sürede daha fazla enerji üretebileceği düşünülmektedir. Kafein sporcular tarafından ergojenik destek olarak kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada atletlerin %68’inin düzenli kafein tükettiği görülmüştür.

Yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin sarkoplazmik retikulum mekanizmasında kalsiyum giriş çıkışını kolaylaştırdığı, sodyum potasyum aktivitesini olumlu yönde etkilediğini ve kas membran yapısını korumada etkili olduğu tespit edilmiştir.

Bisikletçiler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin dayanıklılık performansı üzerinde olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Kafeinin dayanıklılık performansını artırmanın yanında sabit mesafe yarışlarında süreyi kısalttığı da bilinmektedir. Ancak kafeinin sporcularda güç performansı üzerine etkisi konusunda yeterli çalışmalar bulunmamaktadır.
Kafein daha önce Dünya Doping Federasyonu tarafından yasaklı madde olarak ilan edilmişse de günümüzde doping listesinden çıkarılmıştır.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Kafein kaynağı besinler çay, kahve, kolalı içecekler ve çikolata olarak kısaca sıralanabilir.

  • Günlük kafein alımı 200-300 mg olmalı,
  • küçük çocuk ve gebelerde ise 100-200 mg ile sınırlandırılmalıdır.

Yararlanılan kaynaklar
1.Erdoğan O ve ark. Sporcularda Farklı Dozlarda Kafein Kullanımının Metabolizma Üzerine Etkileri, 2009; 11 (4) : 21-28 2.Şen İ, Öztaşyonar Y, Atasever M, Besinlerin Glisemik İndeksi ve Sporcuların Beslenmesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi Cilt:5 – Sayı:2-2003 3.Aksoy M. Ansiklopedik Beslenme, Diyet ve Gıda Sözlüğü. Hatipoğlu Yayınları, Ankara, 2007: 300-1. 4.International Food Information Council Foundation Caffeine & Health: Clarifying The Controversies. Washington DC. March 2008

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Ergojenik destek nedir, hangi durumlarda gereklidir?

Ergojenik destek, bireysel enerji kullanımını, üretimini veya yenilenmesini artıran maddeler, araçlar ve uygulamalardır.

Sportif performansı artırmak için kullanılmaktadır. Ergojenik destek hekim veya diyetisyen tavsiyesi ile gerekli durumlarda alınmalıdır. Gerekli olmayan durumlarda kullanımı risk oluşturabilmektedir. Yaş, cinsiyet gözetilmeden dünya üzerinde çoğu sporcu performansını ve bağışıklığını artırmak, sakatlıklarını önlemek, istenilen vücut şekline ulaşmak için ergojenik desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.

Ergojenik destek öncesi sporcunun en az 3 günlük besin tüketim kaydı tutulmalıdır. Eksiklik, ihtiyaç veya düzensizlik doğrultusunda ergojenik destekler önerilmektedir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Ergojenik destekler neler?

Hekim ve diyetisyen kontrolünde önerilen kabul görmüş ergojenik destekler:

  • Antioksidan C ve E vitaminleri,
  • Whey proteini,
  • Kreatin,
  • Demir,
  • Kalsiyum,
  • Elektrolitler,
  • Multivitamin ve mineraller,
  • Kafein,
  • Probiyotik,
  • Bikarbonat ve sitrat,
  • L-karnitin,
  • Sporcu barları,
  • Sporcu içecekleri,
  • Sporcu jelleri

Kafein, dildeki tatlı algısını azaltarak tatlı isteğini artırabiliyor!

Evet son yapılan çalışmalara göre kafein içeren içeceklere acı, ekşi, tuzlu tatlandırıcılar eklenerek tükettirildiğinde tat algısında bir değişiklik gözlenmeksizin, sükroz ve tatlandırıcı eklenmiş içeceklerin denekler tarafından daha az tatlı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Elde edilen verilere göre kafein, dilde bulunan adenosin adlı reseptörlerdeki tatlı tat algısının körelmesine neden olup, daha fazla tatlı besin tüketme isteğini arttırmakta ve obezite, diyabet gibi görülme sıklığı oldukça yüksek olan hastalıklara temel oluşturmaktadır.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Kafein amfetaminlere benzer ancak amfetaminler kadar olumsuz etkisi olmayan bir uyarıcıdır yani vücudu harekete geçirir ve uyandırır. Bu etkiyi dopamin ve adrenalin salınımını arttırarak yapabildiği gibi aynı zamanda vücuttaki ‘adenosin reseptörlerini ‘bloke ederek de yapar. Ancak bu reseptörlerin sürekli bloke edilmesi reseptörlerdeki duyarlılığın ve kullanılabilirliğin azalmasına neden olur. Bu nedenle kafein bu etkisiyle tat algısının körelmesini hem de reseptörlerin duyarlılığının azalmasına neden olur.
Kafein sadece tat algısını etkilemiyor aynı zamanda bir çok olumlu ve olumsuz etki de gösteriyor;
Aşırı miktarda kafein tüketimi vücuttaki kalsiyum emiliminin ve metabolizmasının bozulmasına ve osteoporoz riskinin artışına neden olur.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

  • American Diabetes Association tarafından yapılan çalışmaya göre kafein, glikoz metabolizmasının bozulmasına neden olarak Tip 2 diyabet riskini de arttırmaktadır.
  • Nevada Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir çalışmada ise kafeinin kadınlarda hamile kalma olasılığını %27 oranında azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Özellikle spor yapan bireylerde egzersiz sonrasında karbonhidrat kaynağı ile beraber kafein tüketiminin vücuttaki kas glikojen depolarını daha hızlı dolmasını sağlar.
  • Sinir sistemi hücrelerinin yapısında bulunan tau proteini adı verilen proteinin bozulması Alzheimer, demans, Parkinson gibi hastalıkların riskini arttırmaktadır. Kafein bu proteinin yapısını koruyarak Alzheimer, Parkinson, demans gibi hastalıkların riskinin azaltılmasında da ayrıca etkilidir.

Dyt. Melis ÖZKAYA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İskenderun
migrende diyet fatma yılmaz diyetisyen beslenme

Migren ve beslenme tedavisi

Migren, başın belirli bir bölümünde meydana gelen ve kusmayla birlikte ışığa hassasiyetin meydana geldiği baş ağrısıdır.

Migren tedavisinde ilaç kullanmanın yanı sıra yaşam düzenine de dikkat etmek gerekmektedir. Bu nedenden dolayı migren hastaları uyku düzenlerine dikkat etmeli ve hayatlarındaki stresi azaltma yoluna gitmelidir. Düzenli olarak spor yapmaları da tavsiye edilmektedir. Bunun yanında beslenme düzenlerine de dikkat etmelidirler.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migren tipleri

Aurasız migren

Migren hastalarının %85’inde görülür. 4 – 72 saat süresince atak devam eder. Mide bulantısı ve fotofobi eşlik eder.

Auralı migren

Mide bulantısı ve fotofobi eşlik eder. Nörolojik semptomlarla birlikte görülür.

Oftalmoplejik migren

Retinal migren

Sınıflandıralamayan migren

[irp]

Migren tanısı

  • 4 – 72 saat süreyle kalıcı ağrı olması
  • Tek taraflı olan baş ağrısı
  • Zonklama şeklinde baş ağrısı
  • Bulantı – kusma
  • Fotofobi ve fonofobi
  • Kronik migren için 15 günden fazla ağrının devam etmesi
  • Baş ağrısı nedeni olarak başka hastalık bulunmaması

migren, baş ağrısı

Migrende diyetisyen denetiminde tıbbi beslenme tedavisi

Bazı besinlerdeki bileşenler baş ağrısına sebep olabilmektedir. Bu bileşenlerden bazıları şunlardır: tiramin, feniletilamin, seratonin, vazoaktif aminler, alkol, flavonoid, kafein, bakır… Bunun dışında yiyeceklere sonradan eklenen şeyler de ağrıyı tetiklemektedir. Bunlar ise; monosodyum glutamat, gıda boyaları, gıda aroma vericileri, meyan kökü ekstresi, aspartam gibi…

[irp]

Açlık ve migren

Açlık durumu beyni doğudan etkileyen bir durumdur. Beyin glikozsuz kaldığı zaman damarlarda vazodilasyon olur ve migrenle ilişkilendirilir. Migrenli bireylerde açlık durumunda atağın geçirilme ihtimali %60 artar. Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak hipoglisemiye neden olur bu da migreni tetikler. Gece geç uyuyup sabah geç kalkan bireylerde de bu durum görülebilir ve atak oluşabilir. Bu nedenle en az 3 ana öğün tüketilmeli ve uzun süreli açlık durumundan kaçınılmalıdır. Açlık hissedilmeye başlamadan ara öğünle pekiştirilmelidir.

migren nedir, migrene ne iyi gelir, migren tedavisi, migrende diyet

Migreni tetikleyen besinler

Migrenli bireylerin bazı besinlere karşı hassasiyeti vardır. Fermente ürünler (peynir, kefir, turşu, sirke gibi), alkol ürünleri (özellikle kırmızı şarap), mayalı ürünler, kafein, yulaf unu, çikolata, kakao, hızlı bir şekilde soğuk içeceklerin tüketilmesi (dondurma ve maden suları gibi) bakırdan zengin olarak nitendirdiğimiz iç organ etleri, sakatatlar olarak sayabiliriz. Diyetteki yağ migrenli hastalar için önemlidir. Diyette çoklu doymamış yağ asitleri eklenmelidir.

[irp]

Beslenme önerileri

  • Uzun süre aç kalınmamalı. Öğünler arası 2-3 saat olmalı.
  • Yüksek miktarda karbonhidrat içeren öğünlerden kaçınılmalıdır. Çünkü şeker birden yükselip birden düşebilir.
  • Diyette posa miktarının artırılası önerilmektedir.(sebze ve meyve)
  • Hipogliseminin önlenmesi için kompleks karbonhidrat ve proteinler tüketilmelidir.
  • Mümkün olduğu sürece hazır, işlenmiş gıdaların tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Peynir, bira şarap fermente et (sucuk gibi), deniz ürünleri, kafein, çikolata, kakao, fermente süt ürünleri dondurma, soğuk ürünler tüketirken dikkatli olunmalıdır.
  • Bazı migren atakları Magnezyum minerali eksikliğine bağlı oluşabilir. Bu nedenle magnezyum içeren besinler tüketilmeli ve kan Mg seviyesi kontrol edilmelidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

DİYETİSYEN Sümeyye şükran özkeleş

8 soruda: “Kahve”

Birçoğumuz keyifle yudumladığımız kahvemizin aslında ağaçta yetişen bir meyve olduğunu hayal etmeyiz…

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

Fakat kahve, kahve ağacının kiraza benzeyen meyvelerinin çekirdeklerinden elde edilen doğal bir içecektir. Kahve ağacı altı yaşına geldiğinde ilk meyvelerini vermeye başlar. Olgunlaştıkça meyveler toplanarak; kalitesine, rengine ve büyüklüğüne göre sınıflandırılır ve güneşin altında kurumaya bırakılır. Kuruyan meyveleri elinize alıp salladığınızda, içlerinde bulunan 2 adet kahve çekirdeğinin sesini duyabilirsiniz.

Sadece tropikal iklim koşullarında yetişen kahve meyvesinin 60’a yakın çeşidi bulunmaktadır.

kahve ağacı, kahve çekirdeği (1)

1. Kahvenin sağlığa etkileri nelerdir?

Günümüzde Dünya nüfusunun üçte birinin kahve tükettiği bilinmektedir. Tüketiminin bu kadar yaygın olması ve yaygınlaşmasının da hızla artması bu konuda oldukça fazla deneysel ve epidemiyolojik çalışmaların yapılmasına yol açmıştır.Örneğin; 2002 – 2006 yılları arasında yapılan 20 epidemiyolojik çalışmanın 17 sinde kahve tüketiminin veya kahve kaynaklı bir veya birden fazla biyolojik aktif öğenin Tip 2 diyabet riskini azaltabildiği tespit edilmiştir.

Kahvenin üç temel bileşeni bulunmaktadır. Bunlar kafein, kafestol  ve kahveol, klorojenik asittir.Ayrıca bunlara ek olarak; büyük çoğunluğu su olarak hazırlanmış kahvede kahve çekirdeğinin türü ve geçirmiş olduğu işlemlere de bağlı olarak riboflavin,pantotenik asit,niasin,tiamin,folat,K vitamini,tokoferol ve B6 vitamini gibi vitaminler varken çinko,potasyum,manganez,magnezyum gibi mineraller de bulunmaktadır.

Kahve içeriğinde yer alan birçok biyoaktif bileşen sayesinde insan vücudu için önemli fizyolojik etkilerinin olduğu bilinmektedir.Bazı verilere göre kahve tüketiminin,

  • Antioksidan aktivite,
  • Kalp damar sistemi hastalıkları,
  • Kolesterol,
  • Hafıza,
  • Mental performans ve dikkat,
  • Sporcu performansı ve dayanıklılık,
  • Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi bazı nörodejeneratif hastalıklar,
  • Tip 2 Diyabet,
  • Safra taşları,bazı karaciğer kanserleri ve siroz gibi gastrointestinal sistem hastalıkları,
  • Bronşiyal astım

Gibi birçok hastalıkla arasında negatif ilişki bulunduğu ve önleyebildiği, azalttığı bilinmektedir. Ayrıca antioksidan aktivitesi sayesinde bağışıklık sistemini destekler, yaşlanmayı hızlandıran hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

2. Kahve konsantrasyonu yükseltir mi?

Yapılan araştırmalar orta düzeyde kahve tüketiminin zihin açıklığı ve konsantrasyonu geliştirdiği, kısa süreli hafıza ve mantıklı düşünme üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösteriyor.

  • Kahve;uyanmamıza, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur. Bu da daha kolay öğrenmemizi ve odaklanmamızı sağlar.
  • Kahve kısa süreli hafıza üzerinde de etkilidir.Böylece,tekrar yapacağınız zaman etrafınızda dikkatinizi dağıtacak birçok şey varken dikkatinizi toplamanıza ve konuya odaklanmanıza yardımcı olur.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

3. Günlük ne kadar kafein tüketilebilir?

Yetişkinlerde 300 mg kafein alımı, çocuklarda ise kg başına 2 mg kafein alımı güvenli ve sağlık riski oluşturmayan orta düzey kafein tüketimi olarak tanımlanmaktadır.

  • 3-4 kupa filtre kahve (60 – 120 mg kafein/kupa)
  • 5-6 kupa çözünebilir kahve (50-80 mg kafein/kupa)
  • 6-7 kupa çay (45 mg kafein/kupa)
  • 400 gr bitter çikolata

Gün içerisinde 3 kupa çözünebilir kahve,2 kupa çay ve 80 gr çikolata tükettiğinizde orta düzey kafein tüketmiş oluyorsunuz.

kahve zayıflatırmı

4. Kahve bağımlılık yapar mı?

Hayır, kahve bağımlılık yapmaz. Dünya Sağlık Örgütü ‘Kafein kullanımının ciddi ilaç suistimali ile ilişkili fiziksel ve sosyal        sonuçlarla uzaktan bile kıyaslanabilir olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.’ İfadesini kullanmaktadır.

Kahveyi düzenli olarak içmek,içmekten zevk almak kahvenin bize keyif vermesi alışkanlık olarak nitelendirilebilir evet ama bağımlılık değildir.

selülit diyet listesi

5. Kahve selülit yapar mı?

Kahvenin içeriğinde bulunan aynı zamanda selülitten sorumlu tutulan kafein;yağ yakıcı etkisinden dolayı selülit sorununu tetikleyici etki göstermez tam tersine kahvenin yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirip lenf akışını kolaylaştırdığı yapılan araştırmalarla görülmektedir.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

6. Kahve su kaybına neden olur mu?

Kahvedeki kafein diüretiktir. Yani idrar miktarını arttırıp su kaybına neden olabilir.

kemik erimesi oteoporoz beslenme diyet

7. Kahve osteoporoza (kemik erimesi) neden  olur mu?

Yapılan araştırmalar üriner kalsiyum boşaltımının kafeinli içecekler içildikten sonra biraz yükseldiğine işaret etse de kafeinin etkisi gün içerisinde daha sonraki azalan idrarla kalsiyum atımı ile dengelemiştir. Dolayısıyla herhangi bir osteoporoz oluşumu veya kemik yoğunluğu üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

kahve spor

8. Kahve egzersizden önce mi sonra mı içilmeli?

Egzersizden önce tüketeceğimiz kahve içeriğindeki kafein ile fiziksel performansımızı artırmaya hem de antioksidanlarla hücrelerimizi serbest radikallerden yani hücre hasarından korumaya yardımcı olur.

Son olarak fazla miktarda kafein alımının zararlı olduğu unutulmamalı, orta düzeyde kafein almaya dikkat etmeli önerilen düzeyin üzerine çıkılmamalıdır. Dahası için lütfen diyetisyeninize başvurunuz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen

zayıflama ilaçları sibel ümit

Zayıflama amaçlı kullanılan bitkisel desteklerin gerçek yüzü!

Obezite çağımızın en önemli sağlık sorunudur ve obezite sorunu yaşayan bireylerin sayısı giderek artmaktadır. Kilo probleminin en iyi çözümü diyet ve egzersiz ile birlikte kilonun kontrollü bir şekilde verilmesidir ancak bireyler kendilerini sıkıntıya sokmadan çabuk ve kolay bir şekilde kilo vermek istemektedirler. Bu amaçla da çoğunlukla bitkisel ürünlere yönelirler. Bitkisel ürünler zayıflama ilaçlarından, aktarlarda satılan karışımlara ve zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir yelpazede satılmaktadır ancak çoğu zaman bu ürünlerin içeriği bilinmez hatta gizlenebilir…

zayıflama ilacı, zayıflama hapızayıflama ilacı, zayıflama hapı

Bitkisel ürünlerde küf, parazit ve tarım ilaçları var

Yapılan çalışmalarda bitkisel ürünlerde parazit, mikroorganizma, mantar, küf, toksinler, zirai ilaçlar, toz, polen gibi maddeler bulunmuştur. Alıcılara bu ürünlerin doğal oldukları söylenerek zararlı olmadıkları algısı yaratılır. Oysa bazı bitki türleri ölüme bile yol açabilir. Çünkü ilaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Bitkisel desteklerde ilaç etken maddeleri var

Kilo verdirdiği öne sürülen bitkisel zayıflama ürünlerinin içerisinde üreticileri tarafından altın çilek, African mango, acai berry, Meksika biberi gibi bitkilerin olduğu belirtilir ancak yapılan birçok çalışmada bu ürünlerde tiroid hormonları, diüretikler, laksatifler, kafein, sempatomimetikler ve sibutramin gibi çok çeşitli ilaç etken maddelerinin bulunduğu gösterilmiştir. Bitkisel ürünlerin üzerinde ilaç olmadıkları, destekleyici ürün oldukları belirtilir ve bu ürünlerin içinde ilaç etken maddelerinin bulunması yasaktır. Ancak bitkisel zayıflama ürünlerinin içeriğinde belirtilmeyen ya da gizlenen bu aktif ilaçlar normal bireylerde bile istenmeyen veya yan etkilere neden olabilirken duyarlı bireylerde ise ölüme kadar varabilen istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Kilo kaybı sağladığı iddia edilen destekler

Şimdi bitkisel zayıflama ürünlerinin içinde çeşitli etki mekanizmalarıyla kilo kaybına yol açan ya da açtığı düşünülen ilaçları bir inceleyelim:

Tiroid hormonları

Tiroid hormonları glukoz ve oksijenin hücre içine girişini, glukozun yıkımını, oksijenle birleşimini, oksijen tüketimini ve enerji üretimini arttırarak metabolizma hızını belirler. Bu etkilerinden dolayı tiroid hormonu fazlalığında kişide kilo kaybı meydana gelir. Bu etkilerinden dolayı bitkisel zayıflama ürünlerine eklenir. Bu ürünleri kullanan kişilerde sinirlilik, agrasiflik, duygusal dengesizlik, iştah artışı, çarpıntı, kalp yetmezliği, nefes darlığı, yorgunluk, kas güçsüzlüğü gibi istenmeyen birçok etki ortaya çıkar. Bu tür bir bitkisel ürünü kullanan bireyde kalp-damar hastalıkları, nörolojik hastalık, psikiyatrik hastalık, sindirim hastalıkları, metabolik hastalık ve kas-iskelet sistemi hastalığı bulunması durumunda ise bu etkiler çok daha şiddetli olabilir, dahası var olan hastalığın seyri değişebilir.

Diüretikler

Bu ilaçlar böbrek üzerindeki etkileriyle su ve sodyum atılımını arttırırlar. Bu şekilde vücut sıvıları hacmen azalır ve geçici kilo kaybı oluşur. Kaybedilen yağ değil de su olduğu için bu durum kalıcı değildir. İçinde diüretik bulunan bitkisel ürünün kullanımı bireyde sıvı ve elektrolit kaybına, baş dönmesine, tansiyon düşüklüğüne, kalp ve ritm bozukluklarına, hiperglisemiye, pankreatite neden olabilir. bu tür bir bitkisel ürünü kullanan kişide kalp-damar hastalıkları, metabolik hastalıklar ve kas-iskelet sistemi hastalığı varsa bu etkiler çok daha şiddetli olabilir.

Laksatifler

Dışkının yumuşamasını sağlayan ilaçlara laksatif denmektedir. Bu ilaçlar dışkı ve su kayına neden olurlar. Bu ilaçların birçok etki mekanizması vardır; bazıları su ile temas ederek şişer ve dışkı dışarı atılır. Bazısı bağırsak mukozasını tahriş ederek dışkının sulu kalmasını sağlar. Yani tüm etki mekanizmalarında dışkı ile birlikte su kaybı da görülür. Bu durumda kısa süreli kilo kaybı görülür. Kaybedilen su geri alındığında kilo eski haline döner. Bağırsakta tahriş oluşturdukları ve laksatif etki gösterdikleri için bazı bitkiler kullanılır. Kepekli ve lifli bitkiler, aloe veradan elde edilen aloin bunlardandır. Bunun nedeni bağırsakların vücuda yararlı olmadığını düşündüğü bu bitkileri hızla dışarı atmak istemesidir. Dolayısıyla böyle bir yöntemin faydalı olduğu düşünülemez.

Kafein

Kafein etki mekanizmalarıyla hücrelerin aktivitelerini artırarak metabolik hızlarını ve enerji üretimlerini artırırır. Ayrıca diüretik etki de göstermektedir. Bu nedenle birçok zayıflama ürününde yüksek miktarda bulunmaktadır. Kafein sinir sistemi ve kalp-damar sisteminde uyarılmaya neden olur. Huzursuzluk, gerginlik, çarpıntı, göğüs ağrısı ortaya çıkabilir.

Sibutramin

Sibutramin obezite tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Ancak kardiyovasküler riskler meydana getirdiği için satışı yasaklanmıştır. Merkezi sinir sisteminde seratonin, noradrenalin, dopamin geri alımını baskılayarak iştah azaltır ve kilo kaybı sağlar. Birçok bitkisel zayıflama ürününde yer almaktadır. Ağız kuruluğu, bulantı, tat bozukluğu, kabızlık, midede tahriş, uyku bozukluğu, sersemlik, kalp hızı artışı gibi birçok yan etkisi bulunmaktadır. İçinde sibutramin bulunan bitkisel zayıflama ürünleri nedeniyle birçok ölüm vakası bildirilmiştir.

Sonuç olarak bitkisel zayıflama ürünleri tanıtıldıkları gibi zararsız, doğal, mucizevi ürünler değil; aksine ölüme kadar varabilen birçok olumsuz etkiye neden olan ürünlerdir.

Doğal, bitkisel oldukları belirtilerek güvenli oldukları algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bilinçsiz bir şekilde çok ve sık sık kullanıldıklarında istenmeyen sonuçlara neden olurlar.

Bu ürünler çabuk kilo verme arzusuyla kullanmamalı, sağlıklı ve dengeli beslenme tercih edilmeli ve bu yaşam tarzı egzersiz ile desteklenmelidir. Emek olmadan bir hedefe ulaşmak mümkün değildir öncelikle bunu kavramamız gerekir. Kilo vermenin en iyi yolu yeterli ve dengeli beslenmekten geçer.

zayıflama hapı, zayıflama hapları, zayıflamak için ilaç, zayıflamak için haplar, zayıflama hapı xenical

Bu konuda bir diyetisyenden yardım almalısınız. Sağlıklı kalmanız dileğiyle.

Yararlanılan kaynaklar

1. Karaalp A, Bitkisel Zayıflama Ürünleri, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi

2. Ozdemir B, Sahin I, Kapucu H, Celbis O, Karakoc Y, Erdogan S, Onal Y. How safe is the use of herbal weight-loss products sold over the Internet? Hum Exp Toxicol. 2013; 32: 101-106.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sibel Ümit

kahve zayıflatırmı

Beslenme uzmanları uyardı: “Aç karnına içilen kahveye dikkat!”

Sabahları uyanır uyanmaz ilk işiniz kahve içmek mi oluyor? Diyetisyenler bu konuda uyardı…

Metabolizmayı hızlandıran kahvenin dikkati koruma, daha dinç hissetmeye yardımcı olduğu biliniyor. Ancak sabahları aç karnına içilen kahvenin yarardan çok zararı bulunuyor.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Mide dengesini değiştiriyor

Midemizin salgıladığı asitler sayesinde yediğimiz besinler sindirilebiliyor. Kahvaltı etmeden başladığınız bir günde midenizin salgıladığı asitlerin parçalayacağı yiyeceklerde olmuyor. Bu nedenle aç karnına içilen kahve direkt olarak midenizin dengesini değiştiriyor. Kanser hücreleri asitli ortam çok daha çabuk geliştiğinden, kahveyle dolu bir mide kansere yakalanma riskini artırıyor.

Fazla kahve yoruyor…

Evet, kahve içtiğinizde daha enerjik mutlu ve zinde hissedebilirsiniz ancak içtiğiniz kahve miktarını abartırsanız tam tersi bir etkiyle karşılaşabilirsiniz. Gereğinden fazla içilen kahve yorgun hissetmenize neden olur. Aynı zamanda sabahları aç karnına içilen kahve iştah kaybına yol açar. İştah kaybı bir bakıma iyi bir durum gibi gelebilir, ancak günlük hayatın koşuşturması içerisinde hayatın ritmine ayak uydurmak, işlerinizi gerektiği gibi tamamlamak için belirli bir enerjiye ihtiyacınız vardır.

Beslenme uzmanları kalktıktan sonra en geç iki saat içerisinde kahvaltı yapılmasını öneriyorlar. Böylece hem gerekli olan enerjiyi elde edebilir hem de günün büyük kısmını çok daha tok bir şekilde geçirebilirsiniz. Bu nedenle sağlığınızı koruma adına kahveyi günün ilk saatlerinde değil, günün geri kalan kısmında belirli miktarlarda tüketmeyi tercih edebilirsiniz.

haber10.com/fotogaleri/saglik/ac_karnina_icilen_kahveye_dikkat-697540#image-0
türk standartları enstitüsü, tse, tse gıda, tse besin

2016 yılında kaç besin analizi yapıldı?

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) bünyesinde gerçekleştirilen besin analizleri kapsamında geçen yıl 3.773 örnek raporu hazırlandığını açıkladı.

güvenilir gıda, güvenilir besin, güvenli gıda, güvenilir gıda, helal gıda, sağlıklı gıda, gıda denetimleri, diyet denetimleri

Özlü, Ankara ve Gebze’deki besin laboratuvarları helal besin analizleri doğrultusunda geliştirmeye yönelik çalışmaların da devam ettiğini bildirdi.

güvenilir gıda, güvenilir besin, güvenli gıda, güvenilir gıda, helal gıda, sağlıklı gıda, gıda denetimleri, diyet denetimleri

Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) besin alanında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin açıklamalarda bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, kurumun Ankara ve Gebze’de yerleşik iki besin laboratuvarı bulunduğunu, her iki laboratuvarın helal besin analizlerini de içeren 69 konuda Türk Akreditasyon Kurumu’ndan (TÜRKAK) akredite olduklarını söyledi.

güvenilir gıda, güvenilir besin, güvenli gıda, güvenilir gıda, helal gıda, sağlıklı gıda, gıda denetimleri, diyet denetimleri
Ankara besin Laboratuvarı’nın, 2012 yılından bu yana laboratuvarlar arası karşılaştırma ve yeterlilik testleri düzenleyicisi olarak görev aldığını belirten Özlü, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda metot validasyonu (doğruluğu), ölçüm belirsizliği ve uygulamalı laboratuvar eğitimleri verdiğini kaydetti.

güvenilir gıda, güvenilir besin, güvenli gıda, güvenilir gıda, helal gıda, sağlıklı gıda, gıda denetimleri, diyet denetimleri

Başkentteki laboratuvarın 332 farklı ürünü analiz ettiğinin altını çizen Özlü, laboratuvarda özellikle koruyucu tespiti, aflatoksin, ağır metal, kafein, bitkisel yağ tayini ve mikrobiyolojik analizler konusunda hizmet verildiğini ifade etti.

türk standartları enstitüsü, tse, tse gıda, tse besin

Gebze Biyogenetik ve besin Laboratuvarında ise 350 farklı ürünün analiz edildiğini vurgulayan Bakan Özlü, laboratuvarda genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), pestisit (zirai ilaç kalıntısı), ağır metal, etil alkol, tür tayini (domuz, tek tırnaklı hayvan etleri) analizleri ile et ürünlerinde kullanımı yasak yabancı organ ve doku parçalarının, hastalık yapıcı (patojen) mikroorganizmaların tespiti ve balda sıkça gündeme gelen tağşişe yönelik analizlerin yapıldığını kaydetti.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,
TSE bünyesinde gerçekleştirilen besin analizleri kapsamında, geçen yıl 3.773 örnek raporunun hazırlandığını açıklayan Özlü,

Her iki laboratuvarımızı, helal besin analizlerine yönelik geliştirme faaliyetleri sürüyor. Bu çerçevede Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında, jelatin kökeni, L-Sistein kökeni (amino asit) ile mono sodyum glutamat analizlerinin validasyon çalışmaları da laboratuvarlarımızda yapılmakta olup, bu analizler de çok kısa sürede hizmet profilimize eklenecek, diye konuştu.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,
İzmir’de hizmet veren TSE Ambalaj Laboratuvarının da en az besinlerin kendisi kadar önemli olan besin ambalajları konusunda branşlaştığına değinen Özlü, burada plastik, teneke, kağıt ambalajlarda formaldehit (organik bileşik), su buharı ve oksijen geçirgenliği, besinlere temas eden teneke ambalajlarda kalay-krom, migrasyon analizleri ile fiziksel testlerin yapıldığını aktardı. Migrasyon testleriyle, besin ile temas eden plastik, naylon, polyester ve PVC gibi ambalajlardan içine konulan besinya geçiş miktarının tayin edildiği bilgisini veren Özlü,

Polikarbon plastiklerde, konserve kutuları ve meyve suyu kutuları gibi besin ambalajlarının iç kısmında yer alan kaplama malzemeleri besinya nüfuz edebilir. Bu tip maddeler vücutta birikim sonucu hormonal, sinirsel ve benzer olumsuz etkilere sebep olabilir, ifadesini kullandı.

gıda taklit hile tağşiş yapan firmalar, gıda tarım bakanlığı

TSE Ambalaj Laboratuvarının geçen yıl besin ambalajları üzerinde 850 analiz gerçekleştirdiğini bildiren Özlü, söz konusu laboratuvarın faaliyetlerinin önemli bölümünün de TÜRKAK tarafından akredite edildiği bilgisini verdi.