bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye kısa bir bakış

Anne sütü, en az 2 yaşına kadar verilmesi önerilen , 0-6 aylık bebeğin ise ihtiyacını karşılayan tek ve en önemli besin ögesi kaynağıdır.

Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin ihtiyacının %100’ ünü, 6-12 ayda bebeğin ihtiyacının %50’ sini ve 12.aydan itibaren de %30’ unu karşılar ancak, bebeğin gereksinimlerini karşılayamadığı dönemde anne sütüne ilave olarak verilen besinler tamamlayıcı besin ve bu süreç ise tamamlayıcı beslenme dönemi olarak adlandırılmaktadır.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Anne sütünün bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli olan tüm enerji ve besin ögesi gereksinmelerini karşılaşmasına ek olarak ishal ve diğer enfeksiyonlara karşı doğal koruyucu (anti-infektif) maddeler içeren mucizevi bir sıvı olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden,

  • Bebekler, ilk 6 ay boyunca her istediğinde, herhangi sınır konulmadan gece ve gündüz mutlaka emzirilmelidir. Anne sütü dışında herhangi yiyecek veya içecek verilmemelidir.
  • 0-6 aylık bebek günde toplam en az 8 kez emzirilmelidir. Ancak, 6. aydan sonra tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve bu dönemin devam ettiği 24’üncü ayın sonuna kadar tamamlayıcı beslenmeye ek anne sütü verilmelidir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye başlarken,

  • Enerji ve besin ögesi açısından zengin,
  • Evde kolay bulunan,
  • Sağlığı koruyucu ve sağlığın sürdürüldüğü,
  • Temiz, kaliteli ve ayına uygun beslenmesi ve mümkün olduğu kadar anne sütü alması esastır.
  • Son olarak, tamamlayıcı besinlere 6.ayda bir çay kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve çeşidi arttırılmalıdır. Emzirme ise mutlaka 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.
magnezyum

Magnezyum eksikliğinin belirtileri nelerdir?

Magnezyum eksikliği kas spazmlarına, dolaşım rahatsızlıklarına, diyabete, yüksek tansiyona, endişe bozukluklarına, migrene, kemik kaybına ve beyin enfarktüsüne neden olabilir.

Harvard Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre yeterli magnezyum tüketimi diyabet oluşması riskini 1/3 oranında azaltmaktadır. Vücudumuzdaki magnezyumun yaklaşık yarısı kemiklerde depolanır, bu nedenle magnezyum eksikliği kemik sağlığı için çok zararlıdır.

Magnezyum; D vitamini ve kalsiyum gibi kemik sağlığımızda anahtar bir rol oynar. Aynı zamanda magnezyum eksikliği kalsiyum emilimini de azaltır. İlerleyen yaşlarda kemik sağlığımız için magnezyum tüketimine çok dikkat etmemiz faydalı olacaktır. Çok fazla magnezyum tüketimi ise ishale yol açabilir, bu vücudun bir balans mekanizması olarak görülmelidir.

Her 10 kişiden 9’u bu vitaminden muzdarip!

Özel Hayat Hastanesi Diyetisyeni Dilara Süngü Bulut, Türkiye’de 10 kişiden 9’unun D vitamini eksikliği çektiğini söyledi.

Dünyada D vitamini eksikliğinin sürekli gündemde olduğunu ifade eden Bulut, D vitamininin %80’inin vücudumuza sentezlenen %20’sinin de dış kaynaklarla alınabilen bir vitamin olduğunu belirterek,

Türkiye’de 10 kişiden 9’unda D vitamini yetersizliği tespit edilmiştir. D vitamini ölçümünü yaptırmak ise oldukça kolaydır. Sağlık ocaklarında, devlet hastanelerinde veya herhangi bir klinikte bu ölçüm yapılmaktadır. Eğer değer 30’un altındaysa yetersizlik sınırında çıkmaktadır. Eğer 10’un altındaysa, ileri derece eksiklik tespit edilmiş olunuyor. Bunun için D vitamini desteği alınması gerekiyor ancak bunu sadece güneş ile almak mümkün değildir. Güneşin yanı sıra preparat desteği lazım, diye konuştu.

D vitamini seviyesi iyi ise bunu koruyabilmek için kış günlerinde 11.00 – 15.00 saatleri arasında güneş ile derinin buluşması gerektiğini ifade eden Bulut,

Bu durumda günlük D vitamini sentezini sağlamış olabiliriz. Aynı zamanda yumurta sarısı, tereyağı, peynir, uskumru, somon gibi besinlerle de D vitamini eksikliğini gidermemiz kısmen mümkün olabiliyor, dedi.

D vitamininin bütün hastalıklarla ilişkili olduğu için çok önemli olduğuna işaret eden Bulut,

Depresyon, diyabet, bağışıklık sistemi, halsizlik, kas ve kemik erimeleriyle yakından alakası olduğu tespit edilmiştir. Özellikle kış aylarında çok sık hastalanıyorsak, halsizlik hissediyorsak, bunun tek sebebi D vitamini eksikliği olabilir, diye konuştu.

Bulut, D vitamini fazlalığında da ishal, kusma, zehirlenme hissi, böbrek ve safra kesesinde taş oluştuğunu sözlerine ekledi.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/714736/her-10-kisiden-9-u-bu-vitaminden-muzdarip.html
tiroid-başak günay

Tiroid rahatsızlıkları ve beslenme tedavisi

Yapılan çalışmaların bir kısmında obezite ile tiroit fonksiyonu arasında bir ilişki kuramamış olsa da, bilindiği üzere metabolizma hızımızda bu bez ve salgıladığı hormonlar etki gösteriyor. Şimdi detaylı olarak bu konuyu inceleyelim.

Tiroit bezleri ve mekanizması

Soluk borusunun her iki yanında kelebeğe benzeyen salgı bezi tiroit bezi, bazal metabolizmayı düzenleyen, protein yapımı, oksidasyon ve enzim aktivitesinde görevli triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) hormonları salgılanmasında görev yapıyor.

Peki bu salınımın nasıl gerçekleşiyor?

Tiroit stimülan hormonun (TSH) kontrolü altında T3 ve T4 hormonları salınıyor, bu sırada kandaki T3 ve T4 artışı hipofizden TSH salınımını baskılıyor ancak hipotalamustan salgılanan TRH’nın (tirotropin releasing hormon) kontrolü altında salınım gerçekleşiyor.

Ayrıca T4, T3’e dönüşebilmektedir.

Bu konunun beslenme ile alakası ise, tiroid hormonlarının oluşumunun dışarıdan iyot alımına bağımlı olması ve T4 hormonunun T3’e dönüşmesinde selenyum mineralinin etkisidir.

Yukarıda anlatılan metabolizmada çeşitli sebeplerden bozukluklar meydana gelebilir. Tiroit hastalıklarının teşhisi için kan testleri, tiroit ultrasonografisi, tiroit sintigrafisi, tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi gibi yöntemler kullanılıyor.

Tiroid fonksiyon bozukluklarının yaşlı hastalarda ve kadınlarda daha sık görüldüğü derlediğim makalelerdeki diğer bir bilgi…

Tiroit bezi mekanizmasındaki bozukluklar

Hipotiroidi

Hipotiroidi, tiroid hormonlarının eksikliği sonucu metabolizmada yavaşlama ile seyreden klinik bir durumdur. Pek çok hastada hipotiroidizm kalıcı olup hayat boyu tedavi gerektirir.

Tiroit hormonu az salgılandığında; halsizlik, kas güçsüzlüğü, yorgunluk, soğuğa karşı tahammülsüzlük, kalın ‘puffy’ cilt, kabızlık, donuk duygu durumu, guatr, zayıf ve yavaşlamış kalp hızı, hatırlama güçlüğü gibi belirtiler görülebilir.

Yaşlı hastalarda hipotiroidi tiroid fonksiyon bozuklukları içerisinde en sık görülenidir. Ayrıca hipotiroidi her yaş grubunda kadınlarda daha sık görülmektedir.

Hipotiroidi gibi metabolizmayı etkileyen endokrin sistem bozuklukları obezite ile birlikte seyredebilmektedir ancak en baştada bahsettiğim gibi yapılan bazı çalışmalar tiroid hormonlarının obezlerde normal sı­ nırlarda seyrettiği görüşünü desteklemektedir.

Hipertiroidi

Fazla hormon salgılanırsa metabolizma hızlanır ve hipertiroidi hastalığı gelişir. Bu durumda kalp hızı artarak titreme, kas güçsüzlüğü, sinirlilik, uykusuzluk, kilo kaybı, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ishal, guatr, artmış kalp hızı, çarpıntı gibi şikâyetler oluşabilir.

Tiroid kanseri

Literatürde hipertiroidi ve kanser birlikteliği % 21’lere varan oranlarda görülmektedir.

Sürekli ve şiddetli TSH uyarısı tiroitte düzensiz büyümeye yol açmaktadır. TSH’yı artıran çeşitli guatrojenler tiroid kanser riskini arttırmaktadır.

Guatr

Tiroid bezinin büyümesidir. İyot eksikliğine karşı adaptasyondur. TSH uyarısının artışına bağlı olabilir. (tiroksin az salgılanır, TSH artar).

Ergenlik çağı ve gebelikte tiroksin ihtiyacı artar. Bu nedenle gebelere iyotlu tuz kullanımı önerilmektedir.*

Tedavi

Doktor tedavisinin yanında beslenmeyle ilişkili olarak ilaçları kullanırken soyalı besinlere dikkat etmek gerekebilir.* (Barsaklarda ilacın emilimini azaltabileceğinden, ilacın dozunun ayarlanması gerekebilir.)

Ayrıca diyetle yeterli iyot alınması toplumun guatrdan korunmasını sağlar ve tiroit kanserinin epidemiyolojisindeki değişimin ana nedenidir. Bu nedenle guatr hastalığı ve tiroit kanseri olanlara iyotlu tuz kullanımı önerilebilir.*

Bütün tiroit hastalıkları için antioksidan olan ve dönüşüm mekanizmasında görevli selenyum mineralini yeterli miktarda almalıyız.*

*Size özgü tedavi için lütfen doktorunuza ve diyetisyeninize danışın.

Yararlanılan Kaynaklar

Endokrinoloji Polikliniğine Başvuran Hastalarda Tiroid Fonksiyonlarının Yaş ile Olan İlişkisinin İncelenmesi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 37 (2) 67-70, 2011.

Erbil, O. TİROİD KANSERİNİN TİROİD FONKSİYONU İLE İLİŞKİSİ.

Ersoy, C. Hipotiroidizm Tedavisi. Turkiye Klinikleri J Endocrin-Special Topics 2014;7(3):37-40.

Hatemi, H. ENDEMİK GUATR (ÖTİROİD DİFFÜZ VE NODÜLER GUATR). Tiroid Hastalıkları Sempozyumu 15 Ekim 1999, İstanbul, s. 7-14.

Tiroid Anatomisi ve Cerrahi Yaklaşım. Okmeydanı Tıp Dergisi 28(Ek sayı 1):1-9, 2012.

Uzman Sistemlerin Tiroit Teşhisinde Kullanılması. Akademik Bilişim 2013 – XV. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri 23-25 Ocak 2013 – Akdeniz Üniversitesi, Antalya.

Diyetisyen Başak Gökay - ProfilDyt. Başak GÜNAY

ishal

İshalin en hızlı tedavisi: “Beslenme”

Yüksek miktarda C vitamini ya da magnezyum içerikli besin tüketmek, içme suyunun kirli olması gibi birçok neden ishale neden olabiliyor.

barsak, bağırsak, sindirim, karın, kabızlık, kolon

Normal şartlarda hem gıda hem de sıvı tüketimi yapılmasından dolayı insan vücudunda yemek bol miktarda suyla karışır. Bu besinler kalın bağırsağa gitmeden önce çoğunlukla sıvı durumdadır. Kalın bağırsak normalde bu içeriğin suyunu emer ve katı hale getirir ancak ishal durumunda bu işlevini yerine getiremez. Bunun sonucunda da dışkı aşırı derecede sulu olur ve vücut su kaybetmeye başlar.

Alkol tüketiminin ardından ishal görülebilmektedir. Daha önce bahsettiğimiz gibi vücut dışkılanacak içeriğin katılaşması için suyunu emer. Ancak alkol su emme yeteneğini azaltır, hatta su salmalarına neden olabilir. Alkol kaynaklı ishalde alınan alkolün miktarı etkilidir. Aynı zamanda akşamdan kalma durumunun belirtilerinden biri de ishaldir.

mide fesadı, mide fesadı nedir, mide fesadı belirtileri, hangi gıdalar mide fesadı yapar, mide fesadını önleme, mide fesadına ne iyi gelir, mide fesatı

İshal nasıl tedavi edilir?

İshale yakalananlar, ishal nasıl geçer, sorusuna yanıt ararlar. İshal tedavisi sırasında vücudun kaybettiği suyu yeniden kazanmak önemlidir. İshalin her türlüsünde (dizanteri de dahil) en önemli unsur vücuttaki su oranının korunmasıdır. Ancak elektrolitle dengelenmeden bol su tüketilmesi elektrolit dengesizliğe neden olabilir. Bu su zehirlenmesi gibi ölümcül bir duruma yol açabilir.

Yine düzenli olarak sık ve küçük öğünlerle yemek yenmeli, vücuda besin takviye edilmelidir. Burada öğünleri yavaş tüketmek önemlidir.

iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

Havuç, pirinç lapası, elma, pirinç suyu, yoğurt, ayran, kahve, muz, zencefil çayı, patates çorbası, bal, elma sirkesi, böğürtlen, keçiboynuzu ve sade maden suyu gibi besinler tüketilmeli, yiyeceklerde yağ oranının düşük olmasına dikkat edilmelidir. İshal durumunda peynir, yağlı yiyecekler, lahana, diyet bisküviler, kepekli ekmek, çiğ sebzeler, çikolata ve kızartma tüketmemeniz gerekir. Dahası için beslenme ve diyet uzmanınıza danışınız.