diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Türkiye’deki diyetisyen sayısı ve kamu kurumlarında diyetisyen istihdamı!

1962 yılından beri var olan Beslenme ve Diyetetik bölümü ilk mezunlarını 1966 yılında vermiştir. Günümüzde ise 76 üniversite bulunan Beslenme ve Diyetetik bölümü diyetisyen yetiştirmeye devam etmektedir.

Her yıl mezun sayısı artarken sağlık bakanlığının 2012-2018 yılları içindeki diyetisyen istihdamı1

1.656 Diyetisyen olup şu anda Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplamda 1.957 diyetisyen bulunmaktadır2. Elde ettiğimiz verilere göre son 7 yılda 4. sınıf öğrencileri baz alınmadığında toplamda 15.300 mezun diyetisyenin 1.656’sı Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilmiştir. Dolayısıyla mezunların yalnızca %10.8’i devlet tarafından istihdam edilmiştir. Mevcut 15.300 diyetisyen sayısının  bu yıl ve önümüzdeki yıl mezunları da eklendiğinde 23.204′ ü  bulması öngörülüyor. Yani 2018-2019 ve 2019-2020 mezunlarıyla birlikte mezun diyetisyen sayısının 7.904  kişi artması beklenmektedir.3

WHO, DSÖ, Dünya sağlık örgütü

Türkiye’ de diyetisyen istihdamı bu denli düşük oranlarda iken Dünya sağlık Örgütü ( WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu’na göre Türkiye, Avrupa’nın en obez ülkesi olarak kayıtlara geçmiştir.4

Türk diyabet cemiyeti

Türkiye Diyabet Cemiyeti’nin yapmış olduğu TURDEP-1 çalışmasından 10 yıl sonra yapılan TURDEP-2 ‘ye göre diyabet oranının %90 arttığı görülmüştür.5

Aynı zamanda TURDEP-1 çalışmasında Türkiye’de prediyabet prevalansı %6.7 iken TURDEP-2 çalışmasında %30.4’e yükseldiği saptanmıştır.5

Son 20-25 yıllık süreçte yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağı obezitesinde de  eş zamanlı artışların görüldüğü ve epidemiyolojik boyutlara ulaştığı çalışmalarla gösterilmiştir. Şişmanlık/obezite oranı çocuklarda 2020’lerde %30-50 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Yakın gelecekte bu sorunun çok büyük sosyoekonomik ve halk sağlığı yükü oluşturacağı bildirilmiştir.6

obez çocuk spor, diyet

Beslenme tedavisinin doğrudan etkilediği hastalıkların prevalasındaki bu artışa rağmen Türkiye’de bulunan 851 hastanenin 650 tanesinde diyetisyen bulunmaktadır.

Kamu bünyesinde hizmet veren diyetisyen sayısının azlığı insanların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını yetersiz kılmaktadır.

Bilgi kirliliği giderek artmaktadır. Bu durum zayıflama hapları, zayıflama çayları, yanlış detokslar vs…  gibi insan sağlığını hiçe sayan gayriresmi yolların önünü açmaktadır.

Hükümetimiz Türkiye’yi Avrupa ve Batı Asya’nın sağlık üssü haline getirmek için girişimlerde bulunma kararı aldı. Bu noktada AB Ülkelerinde 100 bin kişiye düşen diyetisyen sayısı 16-24 arasında değişiyorken bu oran ülkemizde 100 bin kişiye 5 diyetisyene kadar düşmektedir. Bu girişimlerde diyetisyen sayısındaki yetersizlik göz ardı edilmemelidir.

Obezite ile mücadelede açılacak olan obezite merkezi sayısının artırılmasını ve buralarda aktif hizmet verecek olan diyetisyenlerin kamudan bulunan diyetisyenlerin kaydırılması ile değil atanmayı bekleyen diyetisyenlerin istihdam edilmesiyle karşılanmasını talep ediyoruz.

Ayrıca  Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) sağlık taraması testi getirilerek güzel bir adım atılmıştır. Fakat bu sistemden tam anlamıyla verim alınabilmesi için sonuçlar hekim tarafından değerlendikten sonra bireyin tedavisine uygun doğru beslenme programı diyetisyenler tarafından hastaya uygulanmalıdır. Herkesin mahallesinde bir aile diyetisyeni olması artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Buna karşın ASM’lerde gebelere, emziklilere eğitimler anne çocuk hastalıklarındaki her türlü beslenme tedavisini  ve yaklaşımını 4 yıllık lisans eğitimiyle tamamlamış olan diyetisyenler tarafından değil ebeler veya hemşireler tarafından verilmeye çalışılmaktadır.

Kamu bünyesinde çalışan diyetisyen yetersizliği sebebiyle polikliniklerde tıkanıklık yaşanmaktadır. Çoğu zaman 4-5 hastaya aynı anda bakılmak zorunda kalınması sebebiyle hasta ve diyetisyen için verim düşmektedir. Randevular bazen 1-2 ay sonraya verilmek zorunda kalındığı için hastanın diyete uyumunun takibi zorlaşmaktadır.

Oysa Sağlık Bakanlığı diyetisyen el kitabında hastanın motivasyonunun, diyete uyumunun sağlanması ve değerlendirilmesi için mümkün olduğu kadar sık görüşme yapılması önerilmektedir.12

Centers For Medicare & Medicate Services önerilerine göre ilk ay için haftada bir, 2-6. ay için 15 günde bir 7-12. aylarda ayda bir yüz yüze görüşme önerilmektedir. İlk görüşmede genel olarak 1 saate ihtiyaç duyulduğu sonraki görüşmelerde 20-30 dakikaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.11  

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Aile Sağlığı Merkezlerinde diyetisyen bulunması obezite tablosunun düzeltilmesi, kalp damar hastalıkları, inme, hipertansiyon, tip2 diyabet, kanser, osteoartirit, safra hastalıkları , reflü, solunum yetmezliği gibi hastalıkların prevalansının azaltılması özetle halk sağlığının iyileştirilmesi için etkili bir adım olacaktır.8

tbs hijyen mutfak aşçı

Aynı zamanda palyatif, onkoloji, hematoloji, kalp damar, yanık ünitesi, diyaliz, nefroloji servislerinde diyetisyen bulunması gerekirken kamu bünyesinde bulunan diyetisyenler mutfak ve polikliniklerdeki görevlerinden ötürü servise yetişememektedir. Oysaki ASPEN çalışmalarında paranteral beslenmede diyetisyenin etkin görev alması hataları ve komplikasyonları azaltmıştır. ASPEN enteral paranteral beslenme yapılan her birimde en az bir diyetisyen bulunmasını önermektedir.9

beslenme uzmanı iş ilanları

Diyetisyenler daha çok obezite, ağırlık denetimi konusunda anılıyor olsa da, kardiyovasküler aterosklerotik hastalıklarda beslenme tedavisi, hipertansiyonda beslenme tedavisi, metabolik sendrom beslenme tedavisi, diabetes metillus beslenme tedavisi, kanserden korunma ve kanserde beslenme tedavisi, gastrointestinal sistem hastalıkları beslenme tedavisi, böbrek hastalıklarında beslenme tedavisi, Karaciğer hastalıkları beslenme tedavisi, romatizmal hastalıklarda beslenme tedavisi, enfeksiyon hastalıklarında beslenme tedavisi, nörolojik hastalıklarda beslenme tedavisi, psikiyatrik hastalıkların beslenme tedavisi,  cilt  hastalıkları beslenme tedavisi, enteral paranteral beslenme, preamatüre bebeklerde beslenme, protein- enerji malnutrüsyonu (PEM) beslenme tedavisi, emilim bozuklularında beslenme tedavisi, gastroenteritler beslenme tedavisi, doğuştan metabolizma hastalıkları tedavisi, doğumsal kalp hastalıkları beslenme tedavisini gerçekleştiren meslek grubudur. Aynı zamanda toplu beslenme kurumlarında beslenme programını hazırlayan besin güvenliğini sağlayan meslek grubudur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Bunlara ek olarak Milli Eğitim Bakanlığının Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 9 sayılı kurul kararı gereğince yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği branşı istihdamında besin teknolojisi öğretmenliği, aile ekonomisi ve beslenme öğretmenliği, gastronomi ve mutfak sanatları bölümü, yiyecek içecek işletmeciliği bölümü ve beslenme ve diyetetik bölümüne tercih hakkı verilmiştir. Ancak bu 5 bölüm arasından sadece beslenme ve diyetetik bölümü mezunu ve pedagojik formasyona da sahip kişilere öncelik koşulu koyulmuştur. Bu öncelik koşuluna göre beslenme ve diyetetik bölümü mezunu biz diyetisyenler KPSS genel kültür genel yetenek ve eğitim bilimleri sınavlarından yüksek puan alsak dahi diğer 4 bölüm mezunlarının ataması yapılmadan bizim başvurumuz değerlendirmeye alınmamaktadır. Milli eğitim bakanlığı 2018 kasım sözleşmeli öğretmenlik atamasında yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliğine 20 kadro açmıştır Yiyecek içecek hizmetleri branş sıralamasında Türkiye derecesi yapan ilk 20 de olan birçok diyetisyen ise bu öncelik koşuluna takılarak mağdur olmuş ve ön başvuruları değerlendirmeye alınmamıştır. Ön başvurular sonucu yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği 77 taban puanıyla kapanırken 88 puan alan ve başvuran  diyetisyenler açıkta bırakılmıştır.10

ösym kpss diyetisyen atamaları 2017

Beslenme her canlının yaşamının devamı için elzemdir. Doğru beslenme tedavisinin bütün hastalıklarda doğrudan veya dolaylı olarak olumlu etkisi vardır.

sınav eş anlamlısı, sınav diyet, sınav dönemi beslenme, sınav sonuçları,

Bizler öğrencilik eğitimimiz boyunca hep çalışan emek veren başarılı öğrenciler olduk

Diyetisyenler olarak yüksek puanlarla bölüme yerleşerek lisans eğitimimizi tamamladık. Hepimiz ciddi emekler verdik. Emeklerimizin karşılığını almak istiyoruz.

Dikkat, ünlem

En dinamik genç yaşlarımızda işsizlik nedeniyle evlerimizde boş boş oturmaya mahkum olduk

Bu durum hepimizin psikolojisini yıprattı.

Ailelerimize karşı mahcup haldeyiz

Özel sektör tıkanmış durumda asgari ücretin altında maaşlarla bile iş bulamıyoruz. Ülkenin eğitimli çalışkan gençleri vatanına hizmet etmek yerine işsizlik nedeniyle boşluğa bırakılmış ve bizler maddi ve manevi olarak yıkılmış durumdayız. Bakanlığın dinamik ve nitelikli gençlere sahip çıkmasını ve alım sayımızı artırmasını talep ediyoruz.

Toggle Title

Yararlanılan kaynaklar

1)ÖSYM 2012-2018 yılları tercih kılavuzlarından derlenmiştir.

2)Cumhurbaşkanı İletişim Merkezi BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI tarafından yanıtlanmıştır

3)Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Sağlık İnsan Gücü Planlama Dairesi tarafından yanıtlanmıştır.

4)Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu

5)Satman I, Yılmaz T, Sengül A et al. Population-based study of diabetes and risk characteristics in Turkey:results of the turkish diabetes epidemiology study (TURDEP) Diabetes Care 2002;25:1551-6

6) Branca, F. Nikogosian, H. Lobstein, T. (2007). The Challenge of Obesity in the WHO European Region and The Strategies for Response; WHO Regiobal Office for Europe, Denmark. 1-70.

7) Beto, A. J., Fand, L. D., Ramirez, E. W., & Bansal, K. V. (2014). Medical Nutrition Therapy in Adults with Chronic Kidney Disease: Integrating Evidence and Consensus into Practice for the Generalist Registered Dietitian Nutritionist. J Acad Nutr Diet.; 114:1077-1087

8) Karasalihoğlu, S. (2005). Çocukluk Çağı Obezitesi, Türkiye Klinikleri Journal International Medical Scinces, 1(37),66-71.

9)ASPEN, Influence of Dietitians in Preventing Paranteral Nutrition Prescription Errors in Childrens

10) Milli egitim bakanligi Talim Terbiye kurulu Başkanlığı ogretmenlik alanlari atama ve ders okutma esaslari 20/02/2014 tarihli 9 sayılı kurul kararı

11)Sağlık Bakanlığı Diyetisyen El kitabı syf. 150

12)Centers for Medicare&Medicate Services’s advices

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

Sağlık Bakan Yardımcısı: “Hedef trans yağ kullanımını sıfırlamak”

Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven, çeşitli hazır gıdalarda yer alan trans yağlara ilişkin, “Kademeli olarak azaltarak zaman içerisinde sıfırlamak, hedeflerimiz arasında.” dedi.

Güven, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından, 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü dolayısıyla, hareketli yaşamın önemi konusunda farkındalığın artırılması ve sağlıklı yaşam kültürünün geliştirilmesi amacıyla Harikalar Diyarı‘nda düzenlenen etkinlikte, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokul düzeyinde yaklaşık bin öğrenci ile parkın etrafında 10 bin adım attı.

Yürüyüşün ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Güven, obezitenin sağlık sorunu ve hastalık olarak kabul edildiğini ifade ederek, hareketsiz yaşamın getirdiği sağlıksız beslenmenin, obeziteyi de ortaya çıkardığını hatırlattı.

Genetik ve çevresel faktörlerin de özellikle çocuklarda obezitenin ortaya çıkmasında etkili olduğuna işaret eden Güven,

Obezitenin sadece kendi başına bir problem olmaktan çok beraberinde getirdiği sorunlar var. Kalp hastalıkları, inme, diyabet, eklem veya iskelet sistemi gibi birçok hastalığın da ortaya çıkmasına neden oluyor. Çocukluk çağında ortaya çıkması durumunda ise ileri dönemlerde olumsuz etkileri olabiliyor, diye konuştu.

Bakanlık olarak toplumu, özellikle de çocukları daha sağlıklı bir yaşama teşvik ettiklerini dile getiren Güven, bu konuda farkındalık oluşturmak için sağlıklı ve hareketli yaşamı teşvik eden “Dünya Yürüyüş Günü” gibi etkinlikleri gerçekleştirdiklerini aktardı.

Çocuklar hazır gıdalardan uzak tutulmalı

Muhammet Güven, özellikle çocuklarda hareketli yaşam konusunda duyarlılığı artırmak istediklerine işaret ederek, “Etkinliğimize bin civarında öğrenci katıldı. Özellikle bu katılımı sağlayan öğretmenlerimize de teşekkür ediyorum. İnşallah burada kalmaz. Bundan sonraki yaşamlarında da harekete devam ederler.” dedi.

Etkinlik alanında çocuklara sağlıklı yiyeceklerin dağıtıldığına dikkati çeken Güven, şunları kaydetti:

Çocukların da aileleri tarafından sağlıklı beslenmeye teşvik edilmesi lazım. Hazır gıdalar, katkılı gıdalar sağlıksız beslenmeye yol açıyor. Özellikle çocuklar için çok cazip olan bu gıdalardan uzak tutulması önemli. Okullarda da kantinlerde bu tür gıdaların satılması yasak. Genetik faktörleri ortadan kaldıramayız. Genetik faktörlere ilave olabilecek obezite, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayacak ya da geç ortaya çıkmasını sağlayacak etkinlikleri teşvik etmemiz lazım. Sağlık Bakanlığı ekibi olarak bunu yapıyoruz. Bugün bu etkinlik 81 ilde eş zamanlı olarak yapılıyor.

Hedef trans yağı sıfırlamak

Bir gazetecinin,

Kanada Sağlık Bakanlığınca, hidrojenize edilmiş yapay trans yağların kullanımı resmen yasaklandı. İki yıl önce de Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye’de de trans yağların kullanımının sıfırlanacağına ilişkin açıklama yapılmıştı. Gelinen nokta nedir?” şeklindeki sorusu üzerine Güven, 100 günlük Eylem Planı içerisinde trans yağ oranının azaltılmasının da yer aldığını hatırlattı.

Güven,

Kademeli olarak azaltarak zaman içerisinde sıfırlamak, hedeflerimiz arasında, yanıtını verdi.

Türkiye’de obezite sıklığına ilişkin bir soru üzerine Güven, obeziteyle mücadelede ilk olarak çocukluk çağı obezitesini öncelediklerini vurguladı. Çocukluk çağındaki obezitenin ilerleyen yaşlar için de önemli bir risk faktörü olduğunun altını çizen Bakan Yardımcısı Güven, şu değerlendirmede bulundu:

Bunun için gıdalarda yapılacak düzenlemeler konusunda Tarım Bakanlığı ile birlikte yürütülen çalışmalarımız devam ediyor. Sağlıklı yaşam ortamının oluşturulmasını ve hareketli yaşam için parkların artırılmasını önemsiyoruz. Bunu teşvik etmek için de çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Ancak bu sadece bizimle değil toplumun da katılımı ve özen göstermesiyle mümkün olabilir. Şehir yaşamı artıkça maalesef hareketsiz bir topluma dönüştük. Şunu biliyoruz gerek obezite gerek diyabet, sadece gıda kontrolü ya da sadece hareketle kontrol altına alınamıyor. Başarılı olabilmek için ikisini de birlikte yapmak gerekiyor.

Sağlıklı yaşamın özendirilmesi için bu tür etkinlikleri artırarak sürdüreceklerine dikkati çeken Güven, bu konuda özellikle ailelerinin de hem çocuklarına davranış biçimleriyle örnek olması hem de sağlıklı beslenme ve yeterli fiziksel aktivite konusunda çocuklarını teşvik etmesini istediklerini dile getirdi.

Tansiyon, kan şekeri, beden kütle indeksi ölçümleri yapıldı

Öte yandan, etkinlik kapsamında, alanda yer alan Sağlıklı Yaşam Aracı’nda, isteyenlere tansiyon, kan şekeri, beden kütle indeksi ölçümleri yapıldı. Çeşitli oyunların yer aldığı etkinlikte, vatandaşlara sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgi alabilecekleri broşürler dağıtıldı, sırt çantasının içinde masa tenisi raketi, sayaçlı atlama ipi, etiket, şapka, tişört ile Doğru Egzersiz Sağlıklı Yaşam kitapçığı hediye edildi. Çeşitli istasyonlarda dereceye giren katılımcılara ve basın mensuplarına özel yapılan yarışmayı kazanan bir kişiye de bisiklet hediye edildi

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Düzenli fiziksel aktivite diyabet, kalp ve inme riskini azaltıyor!

Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, düzenli fiziksel aktivitenin, diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır gibi hastalıkların riskini % 40-60 arasında azalttığının uluslararası bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hareketsizliğin tüm dünyada sessizce büyüyen bir salgın haline geldiğini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından fiziksel aktiviteye ilişkin 168 ülkede 1,9 milyon kişinin katıldığı 358 çalışmayla, yıllar içinde fiziksel aktivite düzeyinin ele alındığını belirten Yıldız, analizin Lancet Global Health Dergisi‘nin bu ayki sayısında yayımlandığını ifade etti.

Yıldız, analizde dünyada 1,4 milyar kişinin yeterince hareket etmediği ve bu nedenle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser başta olmak üzere kronik hastalık risklerinin arttığının ortaya konduğunu anlattı.

Kadınlar daha hareketsiz

Analizin sonuçlarına göre, her 3 kadın ve her 4 erkekten biri sağlıklı kalmak için gerekli fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor.” bilgisini veren Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

Dünyada Delhi, Bangkok ve Sao Paolo gibi bazı büyük şehirlerde sadece işe gidiş gelişte oturarak geçirilen süre günde ortalama 4 saat. Yüksek gelirli ülkelerde hareketsizlik oranları daha fazla iken tüm ülkelerde gelir düzeyinden bağımsız olarak kadınların daha hareketsiz olduğu gözleniyor. Hareketsizlik ile birlikte obezite görülme sıklığı da artıyor. Dünyada fazla kilolu ve obez sayısı erişkinlerde 2 milyar, çocuk ve ergenlerde 380 milyonun üzerinde.

Prof. Yıldız, araştırmalara göre, hareketsizliğin koroner kalp hastalığı vakalarının % 6’sının, tip 2 diyabet vakalarının % 7’sinin, meme ve kolon kanseri vakalarının % 10’unun gelişiminden sorumlu olduğunu ve tüm dünyada her yıl 3,2 milyon ölüme yol açtığını belirtti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Yüksek Düzey Toplantısı’nda diyabet, kalp, akciğer hastalıkları ve kansere bağlı erken ölümlerin engellenmesini ele aldığını kaydeden Prof. Yıldız, bu konuda “fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesi” başlığının öne çıktığını anlattı.

Küresel Fiziksel Aktivite Eylem Planı uygulanmalı

2018-2030 Global Fiziksel Aktivite Eylem Planı’nın uygulanabilmesinin Dünya Sağlık Örgütünce önemli olduğunun vurgulandığını anlatan Yıldız, “Bu plan, hareketsizliği 2025’te % 10, 2030’da % 15 azaltabilmek için tüm ülkelerde aktif toplum, aktif çevre, aktif insanlar ve aktif sistem şeklinde dört stratejik hedef içeriyor.” diye konuştu.

Yıldız, hareketsizliğin yaşlı erkeklerde ölüm riskini sigara, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolden daha fazla artırdığına işaret ederek, “Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor.” dedi.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteyi artırmak için önerilerde bulunduğunu aktaran Yıldız,

Çocuklar, her gün 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite beraberinde haftanın en az 3 günü kas ve kemikleri güçlendirmeye yönelik hareketler, erişkinler ise haftada en az 150 dakika orta şiddetli ya da 75 dakika yüksek şiddetli fiziksel aktivite, haftada 2 veya daha fazla kas güçlendirici hareketler yapmalı, bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Yıldız, fiziksel aktivitenin spor, hobi ve ev işleri, oyun, ulaşım, alışveriş, temizlik ve merdiven çıkma gibi günlük hayat aktiviteleri şeklinde de olabileceğini belirterek, sağlıklı yaşam için günlük yürüyüşlerin önemine dikkati çekti. İnsanın yaşamı boyunca yaklaşık 100 bin km yol yürüdüğünü, bunun dünyanın etrafında 3 tur atmaya denk geldiğini anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

Çalışmalar bir dakikalık yürüyüşün insan ömrünü 1-2,5 dakika arasında uzattığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam için her gün yarım saat tempolu yürüyüş yapmayı öneriyoruz. Çünkü, günlük 30 dakika yürüyüş kalp ve akciğerlerin çalışmasını güçlendirir, metabolizmayı hızlandırır, istirahatte dahi daha fazla kalori harcanmasını ve yağ yakımını sağlar, kişiye kendini daha iyi hissettirir, beynin çalışmasını kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır, kemikleri güçlendirir, cildi daha sağlıklı yapar. Ayrıca, nikotin, alkol, kafein ve ilaç gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duzenli-fiziksel-aktivite-diyabet-kalp-ve-inme-riskini-azaltiyor/1270464
flavonoidler, fatma yılmaz

Flavonoidlerin “kardiyovasküler hastalıklar ve kan lipidleri”ne etkileri

Ateroskleroz için risk faktörleri arasında hiperlipidemi ve oksidatif stres başta gelir.

Polifenollerin de bu mekanizma üzerine etkinliği çalışmalarla bildirilmiştir. Çalışmalarda myokard infarktüsü ve iskemik kalp hastalığına neden olan trombozis oluşumuna bitkisel fenolik bileşiklerin etkili olduğu saptanmıştır.

Kersetin ise kapiller geçirgenliği artırarak ve platelet kümeleşmeyi engelleyerek kardiyovasküler hastalıklara karşı etkilidir.  Besinlerle kuarsetin, miristein, kaempferol ve luteolin alımının artmasıyla plazmada total kolestrol ve LDL-K seviyelerinin düştüğü ve koroner mortalitede azalma gözlenmiştir.

Çay, çikolata ve kırmız şarap polifenol açısından zengindir ve antioksidan özellik göstererek kanser ve koroner kalp hastalıkları üzerine etkilidir. Yeşil çay, anjiyogenezisi engeller ve kolestrolü düşürür. Gastrointestinal sistemde lipidleri absorbe ederek kardiyovasküler hastalıklar üzerine etkilidir. Siyah çay ise koroner arter hastalıklarında endotel disfonksiyonunu önler.

kırmızı üzüm

Kırmızı üzümün kabuğunda antioksidan özellikte polifenoller yer almaktadır. Şarap içmek istemeyen bireyler üzüm suyu içtiğinde de aynı etkiyi elde ettikleri çalışmalarla ispatlanmıştır. Üzüm suyu tüketildiğinde trombosit agregasyonu da azalmaktadır. Kırmızı şarapta, beyaz şaraba göre 20 – 50 kat daha fazla polifenol bulunmaktadır. Bu polifenol bileşikleri LDL-K oksidasyonunu önlemektedir. Soya, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi ve serum kolestrolünün düşürülmesi üzerine etkilidir.

Bir çalışmada çay tüketimi arttıkça serum kolestrol düzeyinde azalma olduğu ve sistolik kan basıncıyla arasında negatif korelasyon olduğu olduğu belirtilmiştir.

Nar suyunda bulunan delfinidin, siyanidin, pelargonidin gibi antosiyaninlerle pinikalin, ellagatin ve allagik asit yüksek antioksidan kapasite içerir ve bileşimindeki bu maddelerden damar hasarını engeller.

Cevizin kardiyovasaküler hastalıklara olan olumlu etkisi ise içeriğindeki protosiyanidinlerden kaynaklanmaktadır.

ceviz diyet kalori

Hipertansiyonla flovonoid ilişkisi arasında yapılan sayısız çalışmada olumlu etki gösterdiği ispatlanmıştır. Hipertansiyonun majör riski olan inmeye (stroke) karşı sebze, meyve ve çay tüketiminin koruyucu etki sağladığı ifade edilmiştir.

Flavonoid içeriği yüksek besinler tüketen bireylerin hipertansiyon oranının düştüğü görülmüştür. Yapılan bir çalışmada günde 120 ml yeşil veya oolong çayını en az bir yıl boyunca tüketen bireylerde hipertansiyon riski önemli düzeylerde azaldığı bildirilmiştir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz

yumurta kaç kalori, yumurta besin değeri, yumurta faydaları, yumurta sporcu

Diyetisyenlere “yumurta” raporu sunuldu!

İskoçyalı Beslenme Uzmanı Dr. Carrie Ruxton’ca yürütülen ve tıp alanında çalışan diyetisyenlere önerilerde bulunmak üzere raporlanan çalışma sonucu önemli bir bilgiye varıldı…

İskoçyalı Beslenme Uzmanı Dr. Carrie Ruxton’nin yürüttüğü çalışmaya göre, yumurtanın sağlık açısından çeşitli yararları olduğunu ve diyabetten kas ve hafıza kaybına kadar her türlü hastalığa reçete edilmesi gerektiğini iddia ediliyor. Bu iddialar İskoçya’dan Beslenme Uzmanı Dr. Carrie Ruxton tarafından yürütülen ve tıp alanında çalışan diyetisyenlere önerilerde bulunmak üzere raporlanan çalışma sonucu ortaya kondu.

Bu çalışmaya göre yumurta kaliteli protein ve yağ asitleri içermesinin yanında birçok başka önemli ve bazıları başka besinlerde bulunmayan besin ögeleri içeriyor. Bunlar D, B vitaminleri, selenyum, iyot ve kolin olarak sayılabilir. Bu araştırma bulguları, yıllardır içeriğindeki kolesterol nedeniyle kalp hastalığına yol açacağı yanlış görüşü yüzünden dışlanan yumurtanın müthiş geri dönüşünü sağlayacaktır.

Yumurtanın bilinen en önemli faydaları

  • Yumurta başka besinlerde bulunmayan besin ögeleri içerir, örneğin D vitamini.
  • Orta boy bir yumurta 6,4 gram protein içerir.
  • Orta yaş grubu erkekler düzenli olarak yumurta tüketirse stroke riskleri % 12 azalıyor.
  • Yumurta kas gelişimini destekleyen löysin adlı amino asidi bol miktarda içermektedir.
  • Yumurta geriyatrik bireylerin beyin fonksiyonlarını destekleyerek demans belirtilerini azaltır.
hemipleji, inme, parapleji, felç, stroke, felç hastalığı, inme beslenme tedavisi, felçli hasta beslenmesi

Hemiplejili hastaların beslenmesine dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) inmeyi şu şekilde tanımlıyor:

WHO, DSÖ, Dünya sağlık örgütü

Beyin işlevlerin fokal veya global bozukluğuna bağlı, hızla gelişen klinik bulgular olup bu tablonun 24 saat veya daha uzun sürmesi ya da ölüm gelişmesi.

X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç

İnmenin iskemik ve hemorajik olmak üzere iki temel türü vardır

  • İskemik inmeye kan akışını durduran bir kan pıhtısı neden olur.
  • Hemorajik inme ise beyni besleyen kan damarlarının patlayarak beyin hasarı meydana getirmesi durumudur. Halk arasında beyin kanaması olarak bilinen olay tam olarak budur.

hemipleji, inme, X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir diyetisyen gülay sezgin, fora fizik tedavi merkezi eskişehir, diyet doktoru gülay sezgin, diyet uzmanı gülay sezgin, felçte beslenme

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl dünya çapında 15 milyon kişi inme geçirmektedir. Bunların içinden 5 milyon kişi ölmekte ve 5 milyon kişi kalıcı olarak sakat kalmaktadır ve bu da inmeyi ikinci en yaygın ölüm nedeni ve sakatlığın önemli bir nedeni haline getirmektedir. Türkiye’de de her yıl 150.000 civarında insanın inme geçirdiği düşünülmektedir.

hemipleji, inme, X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir diyetisyen gülay sezgin, fora fizik tedavi merkezi eskişehir, diyet doktoru gülay sezgin, diyet uzmanı gülay sezgin, felçte beslenme

İnmenin nedenine bağlı olarak belirlenen tedaviler genellikle uzun süreli rehabilitasyon süreçlerini içerir. İnme rehabilitasyonu hasta yürüyemiyorsa hastanın tekrar yürüyebilmesini, felçli olan uzuvlarını günlük faaliyetlerinde kullanabilmesini, yutma ve konuşma bozukluklarının düzeltilmesini ve mental kusurların giderilmesini amaçlar.

hemipleji, inme, X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir diyetisyen gülay sezgin, fora fizik tedavi merkezi eskişehir, diyet doktoru gülay sezgin, diyet uzmanı gülay sezgin, felçte beslenme

Felçli hastaların hastaneye yatış anından rehabilitasyon sürecinin sonuna kadar beslenmeleri diyetisyen kontrolü altında olmalıdır. İnme tedavisinde hastaya özel hazırlanmış tıbbi beslenme tedavisi rehabilitasyon tedavisinin başarısını arttırmaktadır.

hemipleji, inme, X-Ray, kafa tası, röntgen, baş, inme, felç, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir diyetisyen gülay sezgin, fora fizik tedavi merkezi eskişehir, diyet doktoru gülay sezgin, diyet uzmanı gülay sezgin, felçte beslenme

Felçli hastalar beslenmeyle ilişkili temel olarak 5 farklı durumla karşılaşabilirler

Gelin bu durumları yakından inceleyelim ve yol gösterici çözümler ortaya koyalım.

hemiplaji, felç, inme

1. Çiğneme ve yutma güçlüğü sebebiyle yaşanan kilo kayıpları

İnme geçiren hastaların tıbbi tedavisine ek olarak tıbbi beslenme tedavisine hastanın hastaneye yatışından itibaren en geç 48 saat içinde başlanmalıdır. Beslenmeye başlanması için yapılacak ilk test yutma testidir. Bu testte hastanın suyu öksürmeden veya tıkanmadan yutup yutamadığı gözlemlenir. Bazı hastalar suyu yutamadığı halde püre haline getirilmiş yumuşak gıdaları yutabilmektedir. Diyetisyen hastanın günlük enerji ihtiyacını belirleyerek tedavi sürecinde hastanın ideal kilosunun altına düşmemesi ve ani kas kayıpları yaşamaması amacıyla tıbbi beslenme tedavisini düzenler.

Hastanede yatış sürecinde ani ve anormal kas kayıplarının yaşanmaması inme rehabilitasyonunun başarısını arttıracaktır.

felç, inme

2. Hareketsizliğe bağlı aşırı kilo alımı

İnme tedavisinin süresi kişiden kişiye farklılık göstermesine rağmen uzun süreli bir tedavidir. Hastaların hastanede yatış süresi de hastaneden çıktıktan sonra yatağa bağımlı kaldığı süre de göz ardı edilemeyecek kadar uzundur. Bu süreçte hastaların fiziksel aktivitesinin minimuma inmesi sebebiyle günlük enerji alımı diyetisyen kontrolünde kısıtlanmalıdır. Aksi takdirde aşırı kilo alımı gözlenecek ve özellikle parapleji ( her iki bacağın / alt ekstremitenin tutulumu) hastalarında yürüme rehabilitasyonu esnasında dizlere ve omurgaya fazla yük bindiği için tedavinin başarısını olumsuz etkilenecektir.

3. Yatağa bağımlı hastalarda yatak yaraları oluşabilir

Felçli hastaların aynı pozisyonda uzun süre kalması/yatması özellikle yatak ile kemik çıkıntıları arasında kalan bölgelerde yüzeysel kan dolaşımını bozar. Kan dolaşımının bozulmasının yanında fiziksel, mekanik ve bazı kimyasal faktörler nedeniyle doku hücreleri beslenemez. Oksijensiz kalan dokularda harabiyet görülür ve deride ülser oluşabilir. Oluşan ülserler kemiklere hatta iç organlara kadar ilerleyebilir.

Bu nedenle,

  • Hastaların aynı pozisyonda uzun süre yatmaları engellenmelidir. Ayaklar yatak başına dahi değmemelidir.
  • Hastanın çarşafları sık sık değiştirilmelidir.
  • Tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra hastanın tam olarak sterilizasyonunun sağlandığından emin olunmalıdır.
  • Yatak yarası oluşmuş ise hekimin uygun gördüğü tedavi aksatılmadan uygulanmalıdır.
  • Yatak yarası oluşan hastanın günlük alması gereken protein miktarı doğru ayarlanmalıdır. Proteinin yetersiz olduğu bir diyet yatak yarasının iyileşmesini aksatır.
  • Günümüzde yatak yaralarının tedavisini hızlandırmak amacıyla hazırlanmış enteral ürünler ( özel formüle edilmiş sıvı besin takviyesi) vardır. Diyetisyen ve hekimin uygun göreceği dozda hastaların bu ürünlerden kullanması yatak yarasının iyileşme sürecini kısaltacaktır.

felç, inme

4. En sık yaşanan problem: Kabızlık (Konstipasyon)

Hastalarda hareketsiz bir yaşam ile birlikte gördüğümüz en büyük problemlerden biri kabızlıktır. Kabızlık haftada 3 kezden daha az veya zorlanarak dışkılamadır. Kabızlık probleminin önlenmesi için;

  • Günlük 2-2,5 litre su tüketilmelidir.
  • Diyette mutlaka sebze ve meyvelere yer verilmelidir.
  • Beyaz undan yapılmış ürünler yerine tam tahıllı ürünler tercih edilmelidir.
  • Aşırı siyah çay, yeşil çay, kahve içmekten kaçınılmalıdır. Çikolata tüketimi sınırlandırmalıdır.
  • Patates, pirinç, muz, şeftali tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Kuru kayısı, kuru incir gibi kurutulmuş meyvelerin tüketilmesi kabızlık şikayetini bir miktar azaltacaktır.
  • Keten tohumu bağırsaklarda müsilaj etkisi yaparak dışkılamayı kolaylaştırır. Ara öğünlerde 2 yemek kaşığı yoğurda 1 yemek kaşığı dövülmüş keten tohumunun eklenerek tüketilmesi kabızlık sorununa alternatif bir çözüm olabilir. Keten tohumunun yeni çekilmiş olması müsilaj oluşumunu arttırır.

felç, inme

5. Strese bağlı aşırı yeme isteği

Hastaların uzun süreli aldığı tedaviler, yatağa bağımlı kalması, eski yaşantılarına dönme isteği hastalarda stres yaratan bir durumdur ve yeme isteğinin artışına neden olabilir. Evde yapabilecekleri bir uğraşın olmadığına inanıp sürekli kendini yemek yiyerek tatmin etmeye çalışabilirler. Bu durumda hastalara streslerini azaltabilecekleri uğraşlar bulunmalı, boşa geçen vakitlerin azaltılması hedeflenmelidir.

felç, inme

Sonuç olarak inme tedavisi uzun süreli, zor ve psikolojik destek gerektiren bir süreçtir. Hastaların bir günde hayatlarının değişmiş olması tedavi sürecini zorlu kılan en önemli etmenlerden bir tanesidir. Bu süreçte felç geçiren hastanın yakınları hastadan desteğini esirgememelidir.

felç, inme

Tedavi ise,

  • fizik ve tedavi rehabilitasyon uzman hekimi,
  • fizyoterapist,
  • diyetisyen
  • psikolog ve
  • ergoterapistin olduğu bir ekip tarafından yürütülmelidir.

Sağlıklı günler dilerim.

eskişehir diyetisyen gülay sezgin, diyetisyen gülay sezgin, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı, fora fizi tedavi diyetisyeni, fora diyetisyen, eskişehir fora beslenme uzmanı, fizik tedavi diyetisyeni, eskişehir beslenme ve diyet uzmanı gülay sezgin

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

SGK, SGK Haber, prim borcu, SGK hastalıklar

SGK’dan beş hastalığa yakın takip!

Bu hastalıklarda klinik kaliteye göre geri ödeme yapılacak.

SGK, SGK Haber, prim borcu, SGK hastalıklar

SGK, sağlık harcaması giderek yükselen beş hastalığın seyrini durdurmak için klinik kalite sistemi kuruyor. Bu sistemle:

  • diyabet,
  • inme,
  • KOAH,
  • hipertansiyon ve
  • kalp krizi yakından takip edilecek

diyetisyen ara, diyetisyen eskişehir, diyetisyen logo, zayıflama uzmanı, kilo verdiren diyet, diyetisyen doktoru

SGK ve Sağlık Bakanlığı, hastanelerde bu hastalıkların tedavisiyle ilgilenen kliniklerin kalite ölçümlerini yapacak. Böylece kaliteye ve sonuca gere ödeme dönemi başlayacak.

Örneğin, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde ayda 100 kalp krizi hastasının 90’ı kurtarılıyorsa, buna karşın İstanbul Üniversitesi Hastanesi’nde 100 hastanın 10’u kurtarılıyorsa aynı şekilde ödeme yapılmayacak…

SGK, SGK Haber, prim borcu, SGK hastalıklar

SGK Başkan Yardımcısı Orhan Koç,

Bu hastalıklar için akademik derneklerin de yer alacağı bilim komisyonları tarafından, uluslararası standartlara göre istenilecek veriler belirlenip kayıt sitemi oluşturulacak. Her yıl oluşan veriler bilim komisyonu tarafından değerlendirilerek tedavi etkinliği ve kalitesi değerlendirilecek. Bu sayede hastalıkların yönetimi sağlanabilecek. Oluşan kayıt formları geri ödeme ile ilişkilendirilecek, dedi.

SGK, SGK Haber, prim borcu, SGK hastalıklar

Diyabetik ayak problemi

Sistemin uygulanacağı diyabet hastalığını anlatan Koç,

20 yıl boyunca diyabet tedavisi gören; düzenli kontrollerine giden, ilaçlarını kullanan, dengeli beslenen, düzenli fizik aktivitelerini yapan bir vatandaşımız ile bu hassasiyeti göstermeyen hastamız arasındaki farkı görebilme ve aksayan noktaya müdahale edebilme imkânı bulabileceğiz. Amacımız diyabet vakasını yönetebilmek ve ‘diyabetik ayak’ diye ifade ettiğimiz ve yılda binlerce hastamızın sadece bu nedenle ayak ve bacak gibi bir uzvunun kaybına yol açan komplikasyonları azaltmak, diye konuştu.

SGK, SGK Haber, prim borcu, SGK hastalıklar

Sorunun tespitini ve çözümünü yapabilmek için önce Ulusal Klinik Kayıt Sistemi’ni kuracaklarını anlatan Koç,

Bütçe giderek artıyor ancak buna rağmen etkin tedavi alamadığımızı düşünüyoruz. Bu nedenle beş hastalıkla ilgili Türkiye’nin pek çok şehrinde merkezler kurmak gerekiyor.