bağışıklık sistemi immün sistem hiv aids

HIV ilk kez yok edildi!

Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarında araştırmacılar, hayvanların genlerine bulaşan HIV virüsünü yok edebilen bir yol buldu.

Time dergisinin aktardığı habere göre, Temple Üniversitesi Tıp Fakültesi NeuroAIDS Merkezi’nden bilim insanları 29 farenin kullanıldığı araştırmada bazılarına virüsü düşük seviyelere indiren ARV tedavisi ile gen değiştirme tekniği uygulayarak HIV virüsünü etkilenmiş hücreleri yok etmeyi başardılar. Farklı deneylerde bilim insanları hayvanların %30’unda hiçbir virüsün kalmadığını açıkladı.

NeuroAIDS merkezi direktörü ve çalışmayı kaleme alanlardan Kamel Khalili, Time dergisine yaptığı açıklamada, bu deneyin kendi bilgisine göre HIV virüsünün ilk kez tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ortaya koymada bir ilk adım olduğunu söyledi. Araştırmacılar deney sırasında ilk olarak ‘LASER ART’ olarak adlandırılan yöntemle kanda sürekli bölünmeyle çoğalan virüsü azaltmayı başardı.

İkinci adım olarak da gen değiştirme tekniği olarak bilinen ‘CRISPR’ yöntemiyle HIV virüsünü, virüslü genlerden bulaşmış olan dolaşım halindeki hücrelerden temizlediler. CRISPR yöntemi tek başına kullanıldığında yeterli olmadığı ve HIV virüsünün bölünerek çoğaldığında bu yöntemle değiştirmenin mümkün olmadığı belirtiliyor. Dolayısıyla sadece CRISPR veya sadece LASER ART tedavisi alan farelerde HIV virüsünün beş ile sekiz hafta içerisinde tekrarladığı ancak her iki tedavi uygulandığında bu virüsün hayvan genlerinden yok edildiği belirlendi.

Khalili yaptığı açıklamada, bu deneyin sonuçlarıyla teknoloji ve geliştirdikleri yöntemi kullanarak HIV virüsünü temizleme veya yok etmeyi başarabileceklerini söyledi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-hIv-yok-edilebilir-mi-yeni-bir-arastirma-aIds-tedavisinde-umut-vadediyor-2-19-82280.html
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Dünyada ilk: “HIV infekte kadından HIV infekte alıcıya böbrek”

ABD Baltimor’daki Mayo Klinik Tıp Merkezinden dünyada ilk olan bir böbrek transplntasyonuyla ilgili açıklama yapıldı.

Pazartesi gerçekleştirilen operasyonla  36 yaşındaki Nina Martinez dünyada yaşayan ilk HIV pozitif böbrek donörü oldu. Hem donörün hem de ismini açıklamak istemeyen alıcının sağlık durumunun iyi olduğu kaydedildi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/var/www/html/mbeta/guncel/genel/tr-dunyada-ilk-hIv-pozitif-kadindan-hIv-pozitif-aliciya-bobrek-11-681-81064.html
AIDS'ten her gün 14 kişi ölüyorAIDS'ten her gün 14 kişi ölüyor

Bir HIV+ birey daha iyileşti!

Londra’da yaşayan ve HIV pozitif teşhisi konulan, kimliği açıklanmayan bir kişinin virüsü yendiği ve tamamen iyileştiği duyuruldu. Böylece Londra’da yaşayan kişi dünyada HIV virüsünü yenen ikinci vaka olarak tarihe geçti.

ABD’nin Seattle kentinde HIV konulu konferansta sunumu yapılacak vakanın, Almanya‘da kök hücre tedavisi görmesinin ardından 12 yıldır sağlıklı bir yaşam sürdüren Amerikalı Timothy Ray Brown’dan sonra AIDS’den tamamen kurtulmuş görünen ikinci hasta olduğu belirtildi. Kimliği açıklanmayan infekte bireye, 2003’te teşhis koyulduğu, 2012’de hastalığı kontrol altına almak amacıyla ilaç kullanmaya başladığı, aynı yıl Hodgkin lenfomaya yakalandığı ve 2016’da kanserin tedavisi için kök hücre naklini kabul ettiği ifade edildi.

Doğal direnç sağlayan bir gen mutasyonunun iki kopyasına sahip bağışçıdan kök hücre nakli yapılan hastanın bağışıklık sisteminin değişime uğradığı belirtildi. AIDS ilaçlarını 18 ay önce kullanmayı bırakan hastada HIV’ın izine hala rastlanmadığına işaret edildi. AIDS hastalarında virüsü baskılayan ilaç tedavisi bırakıldığında HIV, genellikle iki ya da üç hafta içinde saldırgan biçimde geri dönüyor.

Vakayla ilgili ayrıntılar Nature dergisinin internet sayfasında yayımlandı

Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi’nden doktor Keith Jerome, vakanın, Timothy Brown’un tedavisinin şans eseri olmadığını ortaya koyduğu değerlendirmesini yaptı.

İlk vaka Brown da kamuoyunun önüne çıkma konusunda ikna etmek için hastayla buluşmak istediğini belirterek, kendilerini tanıtmanın:

Bilim adına çok faydalı olduğunu ve HIV infekte insanlara ümit verdiğini ifade etti. Doktoru Gero Hutter da yeni vakayı harika haber olarak nitelendirdi.

Kök hücre nakli

Vücudun mevcut bağışıklık sistemine hasar vermek ve yeni bir sisteme yer açmak için kemoterapi ya da radyoterapiyle başlayan zorlu bir prosedür olan kök hücre naklinin, birçok komplikasyonu bulunuyor. Başka hastalar üzerinde de denenen, ancak başarı sağlanamayan kök hücre naklinin, AIDS hastası milyonlarca kişiyi tedavi etmek için elverişli bir yöntem olmadığı düşünülüyor.

İlk vaka olan Brown’a, yeniden lösemiye yakalanması üzerine ikinci kez kök hücre nakli yapılmak zorunda kalındığı belirtiliyor.

Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-hiv-virusu-tasiyan-bir-kisi-daha-iyilesti-41138000
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

AIDS’ten korunmada tek çare tek eşliliktir!

Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe 1 Aralık Dünya AIDS Günü ile ilgili yaptığı açıklamada, HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. En sık görülen bulaşma yolunun cinsel temas olması nedeni ile neredeyse korunmada tek çare tek eşliliktir, dedi.

Bakan Yardımcısı Meşe, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirterek, dünyada 36,7 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğunu, 1 milyon kişinin de AIDS nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde de hasta sayısının hızlı arttığına işaret eden Meşe, belirli bir yaş grubunda görülen HIV’in artık tüm yaş gruplarında görülmeye başladığına dikkati çekti. Türkiye’nin HIV açısından az sıklıkta görülen ülkeler arasında yer aldığını ancak son yıllarda vaka sayılarında artış izlendiğini vurgulayan Meşe, şöyle konuştu:

Ülkemizde ilk vakanın görüldüğü 1985’ten günümüze kadar bildirimi yapılan 18 bin 557 HIV (pozitif) ve 1736 AIDS vakası mevcuttur. Bu vakaların yüzde 15,3’ü yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. Bu hastalığın bulaşma yollarına baktığımızda ise en çok cinsel yolla bulaştığı görülmektedir. HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. En sık görülen bulaşma yolunun cinsel temas olması nedeni ile neredeyse korunmada tek çare tek eşliliktir.

Bakan Yardımcısı Meşe, Türkiye’de kan yolu ile hastalığın bulaşmasını önlemek için 1986’dan itibaren kan ve kan ürünlerinin HIV yönünden test edildiğini, 1987’den beri organ ve doku nakilleri öncesinde de gerekli testlerin yapıldığını anlattı.

Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi sayılarını artıracağız

HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye kolay ve kesintisiz ulaşmasının sağlanması, sosyal destek, bakım olanaklarının iyileştirilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması için de sağlık hizmeti sunumunda gerekli düzenlemelerin yapıldığını aktaran Meşe, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ülkemizde, tanı konan ve bildirimi yapılan tüm hastaların tedavi ve bakım hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan Genel Sağlık Sigortası uygulaması pek çok ülkeye örnek oluşturabilecek bir uygulamadır ve ilaca erişimde sorun yaşanmamaktadır. HIV enfeksiyonunun varlığını saptamak amacıyla riskli davranışları olan kişiler ve şikayeti olan herhangi bir kişi, istediği sağlık kurumuna başvurması durumunda testleri yapılmakta ve test sonucunun pozitif çıkması halinde HIV pozitif kişi Genel Sağlık Sigortası kapsamında takip ve tedaviye alınmaktadır.

HIV-AIDS açısından hassas grupları, korunma ve bulaşma yolları hakkında bilgilendirmek, ücretsiz ve gizlilik esasları içerisinde HIV test hizmeti sunmak, test öncesi ve sonrasında danışmanlık hizmeti vermek, tedavi için doğru merkeze yönlendirmek için Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri kurulmaktadır. Bu merkezlerin sayılarının artırılması stratejilerimiz arasında yer almaktadır.

Meşe, yeni vaka sayısını azaltmak amacıyla farkındalık ve bilgilendirme için tüm hedef gruplarında akran eğitimi dahil eğitim faaliyetlerinin de desteklendiğini ifade ederek, Bu hastalığın tıbbi tedavisi dışında, sosyal olarak da taşıma zorluğu bulunması nedeniyle bu hastalığa yakalananların veya kendisinden şüphelenenlerin, sağlık kuruluşlarına başvurmaktan çekinmeleri bile bu hastalığın yayılmasında büyük sorunlarından bir tanesidir. ifadelerini kullandı.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-saglik-bakan-yardimcisi-mese-aIdsten-korunmada-tek-care-tek-esliliktir-11-681-79480.html
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

AIDS’e bağlı ölüm oranı %40 azaldı!

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, yeni tedavilerle yeni enfeksiyon gelişme oranı dünya genelinde %35 ve AIDS’e bağlı ölüm oranı %40 azaldı, dedi.

Şenol, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşam boyu kullanılan ilaçlarla etkin biçimde kontrol altına alınabilen AIDS’in, 1981 yılında insanlık için bir kabus ve ölüm fermanı gibi algılanan hastalık olarak tanımlandığını anımsattı. Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromunun “AIDS” olarak tanımlandığını ifade eden Şenol, “Günümüzde yalnızca ileri dönem hastalık için kullanılmaktadır. Hastalık erken dönemlerinde etkenin adıyla ‘HIV İnfeksiyonu’ olarak tanımlanmaktadır, diye konuştu.

Şenol, hastalığın en sık korunmasız cinsel ilişki ve damar içi ilaçların “ortaklaşa” kullanıldığı iğnelerle bulaştığını anlatarak, şunları kaydetti:

Fazla bulaşıcı olduğu düşünüldüğünden, bu kişileri ‘izolasyon’a götüren hastalığın nasıl bulaşmadığı bir kez daha vurgulanmalıdır. Hastalık, aynı ortamı, yemeği ve suyu paylaşmak, aynı tuvaletleri kullanmak, öpüşmek, tokalaşmak hatta korunmalı cinsel ilişki ile bulaşmaz.

Tedaviye başlanmış hastalarda ilk 6 ayda virüs kanda saptanamayacak düzeylere gelmektedir. Bu yüzden tedavi altında bulaştırıcılık olasılığı yok denecek düzeydedir. Yine de AIDS hastalığının etkeni olan virüs, vücuttan tümüyle atılamamakta ve en çok da cinsel salgılar ve semende saklandığı bilinmektedir. Bu nedenle AIDS hastaları, yaşam boyu ilaç tedavisi almak ve korunmalı cinsel ilişkide bulunmak durumundadırlar. Ancak iyi takip ile AIDS hastalarının kısa süreli korunmasız ilişki veya tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabilmeleri sağlanmaktadır.

HIV’e karşı önlemlere de değinen Şenol,

Bu hastalıktan korunmak, korunmalı cinsel ilişki, riskli olduğu düşünülen cinsel veya kan temasları için ilk 72 saat içinde ilaç ile koruma, riskli olduğu düşünülen temaslıların test yaptırmaları ve erken tedavi, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların tedavisi, erkeklerde sünnet, kadınlarda ilaçlı vajinal halka veya jeller en önemlisi eğitim, bilgi ve farkındalık düzeyinin artırılması ile mümkündür, bilgisini aktardı.

Aşı çalışmaları önemli aşamaları geçti

Prof. Dr. Şenol, AIDS’in dünyada yaklaşık 40 milyon kişiyi etkilediğini belirterek, yılda yaklaşık 1 milyon ölüme yol açmaktadır, diye konuştu.

Hastalığın özellikle Afrika gibi bölgelerde epidemi şeklinde seyrettiğini vurgulayan Şenol, “Yeni tedavilerle yeni enfeksiyon gelişme oranı dünya genelinde %35 ve AIDS’e bağlı ölüm oranı %40 azaldı, dedi. Şenol, dünyadaki önemli kuruluşların 13-64 yaşlarındaki herkese bir kez HIV testi yaptırılması önerisinde bulunduğunu belirterek, ayrıca gebeler ve gebe kalmayı planlayanların da söz konusu testi yaptırmasının uygun olduğunu söyledi.

AIDS hastalığı ve buna neden olan HIV’in ilk tanımlandıktan sonraki yaklaşık 40 yıllık süre içinde, tanı testleriyle hastalığın hızla ve doğru bir biçimde tanımlandığını anlatan Şenol, yaşam boyu etkin ve güvenli tedavilerle hastaların yaşam süreleri etkilenmeksizin kaliteli yaşam sürdürmesinin sağlandığını vurguladı.

Ancak koruyucu bir aşısı bulunmamakta ve virüsten tümüyle kurtulmak mümkün olamamaktadır, diyen Şenol, aşı çalışmalarının önemli aşamaları geçtiğini bildirdi. Şenol, “Ancak geliştirilmesi beklenen aşı, koruyucu değil, tedavi edici aşıdır. Böylece birden fazla tedavi yöntemi birlikte kullanılarak uzun etkili iğneler veya vücuda yapıştırılan ilaçlarla aylık tedaviler gibi daha uzun aralıklı tedavilerle hastaların yaşam kalitesi daha da artırılacaktır, diye konuştu.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-esin-senol-aIdse-bagli-olum-orani-yuzde-40-azaldi-11-681-79469.html

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

Propolis, HIV virüsüne karşı etken!

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) akademisyenlerince yapılan araştırmada, propolisin AIDS tedavisinde kullanımının ümit verici sonuçlara ulaştığı bildirildi.

KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Beldüz yürütücülüğünde, Prof. Dr. Sevgi Kolaylı, Doç. Dr. Oktay Yıldız, Doç. Dr. Halil İbrahim Güler ile Doktor Öğretim Üyesi Serap Pektaş‘tan oluşan ekip, arıların bitkilerden üreterek kovan içi temizlik ve kovanın yalıtımında kullandıkları, insanların da sağlık için tükettiği propolisin AIDS üzerindeki etkisini araştırdı.

TÜBİTAK‘ın da desteğiyle yaklaşık 3 yılda tamamlanması planlanan araştırmanın ilk sonucu olarak, propolisin AIDS tedavisinde kullanımının ümit verici olduğu tespit edildi. Doç. Dr. Oktay Yıldız tarafından 6. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi‘nde de sunulan ve halen devam eden çalışmada, arı ürünleri içerisinde yüksek antioksidan, antimikrobiyal ve antiviral etkisi bilinen propolisin sulu ekstraktlarının AIDS’e karşı etkisi ortaya kondu.

Amacımız bu hastalığın tedavisinde etken madde bulmaktır

Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ali Osman Beldüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaptıkları ön denemelerde AIDS hastalığını yapan virüse karşı propolisin etken olduğunu gördüklerini söyledi.

AIDS hastalığını yapan virüsün HIV virüsü olduğunu belirten Beldüz,

Bu virüste kilit ‘revers transkriptaz‘ dediğimiz bir enzim. Virüsün çoğalması için bu enzim kilit. Eğer bu enzimi durdurursanız virüs çoğalmaz. Biz propolisin AIDS hastalığındaki kilit enzimi inhibe ettiğini ön denemelerimizde bulduk. Bunun üzerine TÜBİTAK’a bir proje sunduk ve desteklendi. Şimdi denemelerimiz daha ileri aşamaya gitti. Şu an fraksiyonlarımızdaki bazı aktif maddelerin bu ‘revers transkriptaz’ dediğimiz enzimi inhibe ettiğini bulduk, şimdi bu maddeleri tespit etmeye, bulmaya çalışıyoruz, ifadelerini kullandı.

Beldüz, projenin 6 aylık süresinin tamamlandığını belirterek,

Projemiz toplamda 3 yıllık süreyi kapsıyor. Bu sürede aktif maddeleri bulabileceğimizi ümit ediyoruz. Amacımız AIDS hastalığının tedavisinde etken madde bulmaktır. AIDS hastalığının bugün için tedavisi çok zor, hemen hemen mümkün değil. Proje kapsamında etken maddeyi bulduğumuz zaman hastalığın tedavisinde önemli bir aşama kaydedilecek ve virüsün çoğalması durdurulabilecek, dedi.

Çalışmalarımız güzel sonuçlara doğru gidiyor

Proje ortaklarından Doç. Dr. Oktay Yıldız da propolisin önemine dikkati çekerek, çalışmanın detayları hakkında bilgilendirmede bulundu. Türkiye’nin değişik yerlerinden toplanan propolislerin, ilk olarak özütlerini hazırladıklarını anlatan Yıldız, şöyle devam etti:

Bu özütleri suda, etanolde ve diğer değişik organik çözücüler içerisinde çözerek ortaya çıkarmış olduğumuz ekstraktların acaba hangilerinin HIV virüsünün çoğalmasına engel olabileceğiyle ilgili ön denemelerimizi yaptık. Projemizin ilk sonucu olarak AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün, vücut içerisinde çoğalmasına neden olan enzimi bloke edebildiğini ve bunun da aslında AIDS tedavisi için önemli bir ışık olabileceğini tespit ettik.

Doç. Dr. Oktay Yıldız, çalışmaların güzel sonuçlara doğru gittiğine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

HIV virüsünün insan vücuduna girdikten sonra temizlenmesi, vücuttan atılması şu an itibarıyla mümkün gözükmüyor ancak vücuda girdikten sonra bunun çoğalmasını bloke ettiğiniz takdirde kişinin yaşam süresini ve kalitesini en azından uzatabilirsiniz. Bizim çalışmamızda da amacımız bu propolis içerisindeki etken bileşenleri bir sonrası aşamada izole edip bunları fraksiyonlara ayırıp buradaki etken molekül ya da molekül gruplarının neler olduğunu tespit etmek, belki bizden sonra eczacılar ve tıp hekimlerine bu anlamda ileri aşamadaki klinik çalışmalara doğru giden yolda destek olmaktır.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-prof-dr-ali-osman-belduz-probolis-hIv-virusune-karsi-etken-11-681-79047.html
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Yeni üretilen HIV aşısı ümit vadediyor!

Üretilen yeni bir HIV aşısının, dünya çapında insanları virüsten koruma kapasitesine sahip ve ümit verici olduğu açıklandı.

Virüsün çeşitli türlerine karşı bağışıklığı hedefleyen ve 393 kişi üzerinde yapılan testlerde HIV’e karşı bağışıklık sistemi yanıtı geliştiren aşıyla ilgili ayrıntılı bilgi Lancet dergisinde yayımlandı.

Mozaik aşının farklı kombinasyonlarının, yaşları 18-50 olan sağlıklı kişiler üzerinde denendiği, ABD, Ruanda, Uganda, Güney Afrika ve Tayland‘tan gönüllü katılımcıların 48 haftalık sürede 4 kez aşılandığı belirtildi.

Deneylerde tüm aşı kombinasyonlarının, HIV’e karşı bağışıklık sistemi yanıtı geliştirdiği ve güvenli olduğu tespit edildi.

37 milyon HIV taşıyıcısı

Aşının ayrıca bazı maymunları HIV’e benzeyen bir virüsten koruduğu görüldü. Bilim insanları, bundan sonraki aşamada aşının geliştirdiği bağışıklık yanıtının, insanlarda HIV enfeksiyonunu önleyip önleyemeyeceğini araştıracak.

Dünyada yaklaşık 37 milyon kişinin AIDS hastalığına yol açan HIV taşıyıcısı olduğu, her yıl 1.8 milyon yeni vakanın ortaya çıktığı belirtiliyor.

HIV enfeksiyonunu önlemede Prep ilacının etkili olduğu ifade ediliyor ancak ilacın aşının aksine virüsün tutunmasını önlemek için düzenli aralıklarla alınması gerekiyor.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-yeni-uretilen-hIv-asisi-umit-vadediyor-11-681-77676.html
LGBTİ Diyeti, eşcinsel, transseksüel, lezbiyen, gey, biseksüel, gay

Transseksüellik psikolojik bir rahatsızlık değil!

Transseksüellik veya cinsiyet uyuşmazlığı artık psikolojik bir rahatsızlık olarak sınıflandırılmıyor. Dünya Sağlık Örgütü transseksüelliği, hastalıkları tanımladığı listesinden çıkarttı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) transseksüelliği Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması‘ndaki (ICD) psikolojik rahatsızlıklar bölümünden çıkarttı. Hastalıkların teşhisi ve tedavisi için devletler ve sağlık kuruluşları tarafından temel alınan ICD listesinin yeni yayınlanan 11’inci baskısıyla birlikte transseksüellik artık psikolojik bir rahatsızlık olarak değerlendirilmeyecek.

DSÖ’nün ICD listesinin yeni baskısıyla ilgili internet sitesinde yayınladığı açıklamasında, “Cinsiyet uyuşmazlığı, ICD’nin psikolojik rahatsızlıklar kısmından çıkartılarak cinsel sağlık koşulları kısmına geçirildi” denildi.

Transseksüelliğin ICD’nin cinsel sağlık koşulları kısmına geçirilmesinin sebebi ile ilgili olarak da “Bunun arkasında yatan sebep, her ne kadar cinsel uyuşmazlığın bir psikolojik rahatsızlık olmadığı kanıtlanmış olsa ve onu böyle sınıflandırmak transseksüel olan insanlar için çok büyük bir damga yaratabilse de bu bireylerin ICD’de sınıflandırılma yoluyla en iyi şekilde karşılanabilecek önemli sağlık hizmeti ihtiyaçları bulunuyor” denildi.

“Önceki sınıflandırma düzeltildi”

Transseksüelliğin psikolojik rahatsızlıklardan çıkartılmasıyla ilgili Alman epd haber ajansına konuşan DSÖ sözcüsü Christian Lindmeier, bu değişiklik ile daha önceki sınıflandırmanın düzeltildiğini belirtti. Transseksüel veya cinsiyet uyuşmazlığı yaşayan bireyler kendilerini doğuştan fiziki olarak sahip oldukları cinsiyete ait hissetmiyorlar.

ICD’deki değişim ile transseksüel bireylere karşı ayrımcılığın azalması ve bu bireylerin daha iyi tedavi hizmeti almaları hedefleniyor. Cinsel azınlıkların haklarını koruma konusunda uzmanlaşan Birleşmiş Milletler’den Victor Madrigal-Borloz’un hazırladığı rapora göre transseksüel ve eşcinsel bireyler dünyanın her tarafında ayrımcılıkla yüz yüze geliyor.

Rapora göre dünya nüfusunun neredeyse yarısı cinsel azınlıkların suçlu muamelesi gördüğü ülkelerde yaşıyor. DSÖ, eşcinselliği 1992 senesinde ICD’nin psikolojik rahatsızlıklar sınıflandırmasından çıkartmıştı.

AIDS'ten her gün 14 kişi ölüyorAIDS'ten her gün 14 kişi ölüyor

O ülkede her 100 kişiden 1’i HIV/AIDS!

Gambiya’da her 100 kişiden 1’i AIDS; 2,039 milyon nüfusa sahip olan Gambiya’da 21 bin kişinin AIDS olduğu, bunların 7 bininin tedavi altında bulunduğu açıklandı.

Batı Afrika ülkelerinden 2,039 milyon nüfuslu Gambiya’da 21 bin kişinin İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü’nün (HIV) neden olduğu AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) hastası olduğu bildirildi.

Gambiya’da faaliyet gösteren sivil toplum örgütü HIV/AIDS Ağı Başkan Lamin D. Njie yaptığı açıklamada, ülkede 21 bin kişinin AIDS hastası olduğunu, bunların 7 bininin tedavi altında bulunduğunu ifade etti.

Njie, halkın AIDS’e karşı ilgisizliğine vurgu yaparak, hastalık ile mücadele kapsamında çeşitli çalışmalar başlattıklarını kaydetti. Gambia’daki UNAIDS‘ın Batı Afrika Acil Durum Planı ve BM Ortak Programı iş birliğinde ülkede HIV/AIDS ile mücadele konusunda program yaptığını hatırlatan Nije, programda elde edilen fonların AIDS hastalarının tedavi, bakım ve desteğinde kullanılacağını vurguladı.

Eski Devlet Başkanı Yahya Jammeh, AIDS’in yaygın görüldüğü Gambiya’da 2007 yılında virüse karşı yerel ilaç bulunduğunu açıklamış ve bunların kullanılmasını tavsiye etmişti. Halkın Jammeh’in tavsiyesine uyması sonucu HIV daha da yaygınlanmıştı.

Medi Haber
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-gambiyada-her-100-kisiden-1i-aIds-hastasi-11-681-75888.html
dicle üniversitesi hastanesi

Tabip Odası, HIV infekte kadının ameliyatı ile ilgili mesleki etik ihlalini araştıracak

HIV infekte C.K. adlı kadının iki buçuk yıl öncede aynı hastanede sezaryen ile doğum yaptığı ve hastane tarafından da bilinen bir vaka olduğu belirtildi.

Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Kliniği’nde, HIV infekte hamile kadının sezaryen ameliyatına girmek istemeyen görevli doktor ve asistanlar hakkında üniversite yönetiminin soruşturma başlatmasının ardından Diyarbakır Tabip Odası da inceleme başlattığını açıkladı. HIV infekte C.K. adlı kadının 2.5 yıl öncede aynı hastanede sezeryan ile doğum yaptığı ve hastane tarafından da bilinen bir vaka olduğu belirtildi.

Tabip odası inceleme başlattı

DHA’nın haberine göre; Güneydoğu’da adı açıklanmayan bir ilde yaşayan ve HIV virisünü şoför eşinden kaptığı belirtilen hamile 27 yaşındaki C.K.’nin geçen hafta Dicle Üniversitesi Kadın Doğum Kliniğinde yapılan ameliyat öncesi ve cerrahi müdahale ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili üniversite yönetiminin soruşturması sürürken, Diyarbakır Tabip Odası inceleme başlattı.

Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada, Türkiye ve özellikle bölgede birçok nedenden kaynaklı sağlık sorunlarıyla ile karşı karşıya kalındığı belirtilerek, şöyle denildi:

Bu sağlık sorunlarının nedenlerine göre çözülmesi ve bir daha yaşanmaması hususunda Diyarbakır’daki diğer sağlık meslek örgütleri ile birlikte yıllardır mücadele vermekteyiz. En son 26 Aralık 2017 tarihinde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran HIV + Gebe hastanın, hastaneye yatırılmasından operasyona alınmasına kadar yaşanan sorunları duyum aldığımız andan itibaren durumu takip etmekteyiz. Diyarbakır Tabip Odası yönetimi olarak mevcut olayla ilgili inceleme başlatmış durumdayız. İnceleme sonucunda sağlık hakkı ihlali, ayrımcılık veya mesleki etik ihlal tespit edildiği durumda ilgili kurullarımıza da soruşturulması için iletilecektir.

Daha önce aynı hastanede operasyon geçirmiş

HIV + olduğu gerekçesiyle bazı doktorlarında ameliyatına girmek istemediği, giren bir asistanın da eline kaza ile iğne batması nedeniyle tedavi altına alınan 27 yaşındaki C.K. adlı kadının 2,5 yıl öncede Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Kliniği’nde sezeryan ile doğum yaptığı bu nedenle hastane tarafından bilinen bir vaka olduğu belirtildi. Ameliyat sırasında ameliyata giren asistanın kaza ile eline iğne batması ardından klinikteki diğer asistanların ise koruyucu ekipman olmaması ve sorunlar nedeniyle rapor alarak görevde gelmedikleri, hastane yönetimi ile yapılan görüşmelerden sonra sorunların giderileceği sözü üzerine görevlerine başladıkları belirtildi.

3 Ayrı inceleme ve soruşturma

Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve hastane yönetimi tutanaklar tutarak soruşturma başlatırken, Diyarbakır Tabip Odası da bugün itibariyle inceleme başlattığını duyurdu. Ameliyatı giren, girmek istemeyen doktor ve asistanlar konu ile ilgili konuşmak istemezken, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Tıpta Uzmanlık Kurulu‘nun da soruşturma başlatabileceği belirtildi.

Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

HIV (+) vakasında Bakanlık: “Hasta seçmek meslek etiğiyle bağdaşmaz”

Sağlık Bakanlığı, HIV infekte kadının sezeryanla doğumuna doktorların girmeyi kabul etmemesiyle ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi

Medyada, “HIV’li olduğu için ameliyat edilmedi” başlığıyla yer alan haberler Bakanlığımızca yakından takip edilmektedir.

Bakanlığımız söz konusu iddialarla ilgili olarak Sağlık Meslekleri Kurulumuzun görev, sorumluluk ve yetkileri çerçevesinde gerekli adımları atacaktır. Ancak Kurulumuzun çalışma usulleri gereği öncelikle ilgili üniversite tarafından gerekli inceleme ve soruşturmalar yapılarak sonucun, Sağlık Meslekleri Kurulumuza intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Sağlık Meslekleri Kurulumuz, bu safhaların tamamlanmasının ardından gerekli çalışmaları yapacaktır.

Sağlık Bakanlığı olarak, tedaviden imtina etmek veya hasta seçmek gibi hekim meslek etiğiyle bağdaşmayan davranışları tasvip etmiyor; bu ve benzer davranışların tespiti halinde gerekli yaptırımların uygulanacağının kamuoyunca bilinmesini istiyoruz.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-hIv-pozitif-olayinda-bakanlik-da-devrede-hasta-secmek-meslek-etigiyle-bagdasmaz-11-681-75712.html
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

PrEP ilaç rejimi nedir?

İlk defa 2012 yılında FDA tarafından onaylanan PrEP ilaç rejimi (Pre-exposure prophylaxis), HIV-bulaş riskini azaltmak için cinsel yakınlık öncesinde alınan bir ilaç rejimidir. PrEP ilaç rejimi için Türkçede riskli temas öncesi koruma tedavisi terimi kullanılabilir.

Bugüne değin yapılan klinik çalışmalarda, PrEP ilaç rejiminin ciddi yan etkilerle karşılaşmadan HIV infekte olma riskini önemli ölçüde azalttığına dair önemli bulgular ortaya konulmuştur. PrEP ilaç rejimi için, HIV tedavisinde yaygın olarak kullanılan tenofovir ve emtricitabine içeren Truvada isimli tablet (ya da tüm jenerikler versiyonları) kullanılmaktadır.

Ulusal sağlık sistemlerinin geri ödemeye alıp almaması konusunda geniş katılımlı tartışmaların yapıldığı PrEP ilaç rejimi, henüz yalnızca Fransa ve Avustralya’da reçete edilebiliyor. İngiltere yargıtayı, 2016 yılı Kasım ayında Ulusal Sağlık Sistemi’nin PrEP ilaç rejimini de kapsayabileceğini vurgulayan bir karar almıştır. PrEP ilaç rejimi aynı zamanda, HIV bulaş risklerini azaltmak ve korunma araçlarını çoğaltmak konusunda uzun yıllardır çalışan HIV-aktivist gruplarının en tarihi başarılarından biri olarak da bilinmektedir.

hıv aids beslenme diyet

HIV infekte bireyler için 4 maddede sağlıklı beslenme

HIV infekte bireylere uygulanan tıbbi yardım ve beslenme tedavisi, bu bireylerin yaşam standardını ve süresini artırmaktadır.

hıv aids beslenme diyet

Klinik çalışmalara göre, bu dönemde beslenme tedavisi, yaşam kalitesini yükseltiyor ve kimi sorunları hafifletiyor. HIV infekte bireylerin ‘Beslenme Durumunun’ takibi bulaş olduğu tespit edildiği andan başlayarak sürekli şekilde izlenmelidir.

hıv aids beslenme diyet

1. HIV infekte bireylerde vücut bileşimi

Hastalığın bulaşması ile vücut ağırlığında kayıplar başlar, beraberinde vücut bileşimi de değişmektedir. Vücut yağ düzeyi (yağ dokusu) ve kas dokusu (yağsız vücut kütlesi) azalır. Kas kütlesinde azalma başlar. Vücut ağırlığı kaybından daha önemlisi yağsız vücut kütlesinin kaybının azaltılmasıdır. Yani kasların kaybının durdurulmasıdır. Bu kişinin yaşam süresini uzatacaktır.

hıv aids beslenme diyet

2. HIV infekte bireylerde ağırlık kaybı

HIV/AIDS’te ağırlık kaybıyla beraber beslenme sorunları da ortaya çıkabilir. Bu durum fiziksel değişime yol açarak kişinin psikolojisini de önemli ölçüde etkiler. Malnütrisyon, birçok problemi beraberinde getirecektir.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

3. Kötü beslenmede birden fazla etken yer alır

Yetersiz besin alımı yani aoreksi ve iştahsızlık

Ağırlık kaybı, mide ve bağırsak sistemi bozuklukları, bulantı ve kusma, ağızdaki yaralar gibi HIV infeksiyonunda görülen bulgular sonucunda ortaya çıkar.

Ağız içi dokusu ağrıları

Çeşitli enfeksiyonlardan dolayı oluşur. Yemek borusu rahatsızlıklarıyla beraber yutma güçlüğü, ağrı ve acı hissedilir ve bu beslenme korkusu yaratır. İshal oluşmasıyla yiyeceklerin emilimi azalır. Fırsatçı enfeksiyonlar vücuda yerleşmeye başlar. Bunlar iştahı etkileyip yemek yemeyi olumsuz etkiler.

Psikososyal etkiler

Endişe ve depresyon en sık görülen belirtiler olup, yiyecek alımını zorlaştırır. Birçok HIV infekte bireyde, kişi istediği yerde çalışama veya iş değiştirme şansına sahip değildir. Bunun ekonomik duruma yansıması yiyecek alımını ve yeterli beslenmeyi zorlaştırır.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

4. Sağlıklı beslenme düzeni için diyetisyene başvurmaktan çekinmeyin

  • Farklı yiyecekler içeren karışık bir diyet tüketilmesi sağlanabilir.
  • Tahıllar: Çeşitli ekmekler, bulgur, makarna, bisküvi, pirinç ve çeşitli unlu gıdalar bu gruptadır.
  • Sebze ve meyveler: Bütün sebzeler, yeşil yapraklı olanlar, kök ve gövde olanlar (havuç, patates gibi), bütün meyveler bu gruba girer.
  • Et-süt ve ürünleri: Kırmızı etler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünleri), yumurta, peynir, yoğurt, ayran ve kuru baklagilleri içeren geniş bir yelpazedir.
  • Katı ve sıvı yağlar: Tereyağı, hayvansal yağlar ve diğer bitkisel yağlar.
  • Böyle düzenlenen bir diyet sadece enerji sağlamaz, aynı zamanda gerekli karbonhidrat, protein, yağ, posa, antioksidan,vitamin ve mineralleri de sağlar.
  • Bol miktarda sebze, meyve ve tahıl tüketin; enerji, karbonhidrat, posa, vitamin ve mineraller için çok iyi kaynaktır.
  • Az yağlı, özellikle katı yağı az (tereyağ, iç yağı vb) bir beslenme modeli oluşturun.
  • Yeterli ve dengeli miktarda yiyecek tüketerek ve egzersiz yaparak sağlıklı ağırlıkta kalın
    Alkol alışkanlığınız yoksa başlamayın, varsa alımını bırakın
    Orta miktarda şeker ve şeker içeren yiyecekler tüketin. Bal, reçel pekmez, rafine şeker ve tatlılardan uzak durun
    Tuzu ve tuzlu yiyecekleri az tüketin. Salamura ve tuzlanmış besinlerden, et ürünlerinden, turşu vb. besinlerden uzak durun.
  • Emzirmeyin. Hastalık etkeni anne sütü ile bebeğe de geçecektir.
  • Kalsiyum ve demirden zengin yiyecekler tüketin. Süt, yoğurt, peynir, kefir kalsiyum kaynağıdır. Kırmızı etler ise demir ve B12 vitamini kaynağıdır
hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

HIV enfeksiyonunda %450 artış olan tek ülke: Türkiye

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada HIV ile yaşayan hasta sayısı 34 milyona ulaştı. Dünya genelinde HIV infekte birey sayısı azalırken, Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki hasta sayısı artıyor. Türkiye ise Ukrayna, Moldovya ve Rusya ile birlikte hasta sayısı artan ülkeler arasında ve ilk sırada yer alıyor…
HIV enfeksiyonu tedavisinde hastalığın yayılımı ile ilgili araştırmaların yapılması ve yayılan faktörlere engel olabilecek tedbirlerin alınması atılacak ilk adım olarak gösteriliyor.
Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Müdürü Prof. Dr. Serhat Ünal ve HATAM Genel Koordinatörü Dr. Aygen Tümer, AIDS’in dünü, bugünü ve yarınını anlattı.

HIV enfeksiyonunun Türkiye ve dünyada yayılımının anlaşılması ile ilgili tedavide herhangi bir sıkıntının bulunmadığını, ancak daha da etkin tedavilerin uygulanabileceğini dile getiren Prof. Dr. Serhat Ünal,

Tıpta işin aslı korumaktır.  Korumak için elinizden geleni yapacaksınız, buna rağmen hastalık olursa onu tedavi etmenin en iyi yöntemlerini bulacaksınız.  HIV, Türkiye’de ve dünyada nasıl bir yayılım gösteriyor bunu konuşmak lazım.  Bu nedenle, 17-20 Kasım 2016 tarihleri arasında,  Antalya’da Ulusal HIV/AIDS Kongresi’ni gerçekleştireceğiz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Sağlık Bakanlığımızdan ilgili uzmanlar da bu kongreye katılım sağlayacak, açıklamalarında bulundu.

Dünyada HIV’in artma nedenleri arasında damar içi ilaç kullanımı alışkanlığının artması ve gerekli kontrollerin yapılmaması olduğunu ifade eden Ünal, Türkiye’de damar içi ilaç kullanımından kaynaklı artışın düşük olduğunu, ancak farkındalığın az olması ve önleme tedbirlerinin alınmaması nedeni ile epidemiyolojik bir artışın söz konusu olduğunu söyledi.

'HIV enfeksiyonunda yüzde 450 artış olan tek ülke biziz'

Türkiye hariç HIV infekte birey sayısı azalıyor

DSÖ verilerine göre son 10 yılda % 450 artış olan tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünal,

Aslında HIV ile yaşayan toplam kişi sayısında çok büyük değişiklik olmuyor.  Havuza yeni katılan kişi sayısı azaldı; ancak HIV kaynaklı ölümler azaldığı için yaşayan sayısı arttı ve böylece HIV ile yaşayan kişi sayısı 33-34 milyonlara ulaştı.

Bizim bölgemiz hariç dünyanın pek çok ülkesinde hasta sayısı azalıyor.  Yeni ve etkin ilaçlar geldi, eskiden ölümcül olan hastalık şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik bir hastalık hâline geldi, açıklamalarında bulundu.

AIDS'ten her gün 14 kişi ölüyorAIDS'ten her gün 14 kişi ölüyor

Dünya sayıyı azaltmak için iki şey yaptı

HIV’in artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ünal,

Dünya bu konuda iki şey yaptı. Birincisi farkındalığı ve önlemleri artırıp hasta sayısını azalttı; ikincisi iyi tedavi yöntemleri geliştirerek ölüm sayısını azalttı. Bütün bu ilaçlar bizde de var ve hastalarımızı tedavi ediyoruz, dedi.

Tedavide hastanın yaşının önemine dikkat çeken Ünal,

50 – 70 yaş arasındaki hasta ile 20 – 30 yaşlarındaki hastanın sağlık altyapısı aynı değil. İleri yaşta şeker hastalığı, kalp yetmezliği, hipertansiyon, kolesterol düzeyleri ve osteoporoz artıyor.

Yaşı bir tarafa bırakırsak HIV, birincisi kronik inflamasyon yapar. Bu, bütün bu hastalıkların önemli sebeplerinden biridir ve hastalıklar daha hızlı ilerler.  İkincisi HIV tedavisi için verdiğimiz ilaçların yan etkisi olarak bu hastalıklar oluşabiliyor. Yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, kemik erimesi, kalp ve böbrek yetmezliği gibi hadiseler HIV pozitiflerde hem daha erken başlamış oluyor hem de 40 – 50 yaşındakilerde daha şiddetli seyrediyor. O yüzden sadece enfeksiyonu tedavi etmek değil, bu kronik hastalıkları da yönetmek gibi yeni bir tablo çıktı karşımıza, ifadelerini kullandı.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

HIV tedavisi multidisipliner yaklaşım gerektiriyor

Uzmanlara göre, HIV’in donanımlı büyük merkezlerde takip edilmesi ve hasta takibinin enfeksiyon hastalıkları, dâhiliye, kardiyoloji, endokrinoloji, kadın-doğum, dermatoloji, nöroloji ve psikiyatri bölümlerinin bir arada olduğu multidisipliner yaklaşım ile yapılması gerekiyor.

Ünal,

Hacettepe olarak biz multidisipliner hasta takibi yapıyoruz.  Bize gelen her hasta öncelikle sosyal ve psikolojik olarak değerlendiriliyor.  Sonrasında hastaya durumu anlatılıyor ve hastalığın ne anlama geldiği, hayatını nasıl etkileyeceği, hayatında nasıl düzenlemeler yapması gerektiği ve etrafa bulaşmasını nasıl engelleyeceği konusunda bilgilendirme yapıyoruz. Sonrasında da medikal ekip devralıyor, şeklinde konuştu.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Tedaviyi düzgün uygulamayan hastalarda direnç gelişiyor 

HIV tedavisini doğru ve düzenli yapmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Ünal, “Tedavinin düzgün yapılması çok önemli.  Hasta doz atlarsa,  tedaviyi yarım bırakırsa hem öbür hastalıkları hem de HIV kontrolden çıkıyor. En önemlisi de direnç gelişiyor.

Şu anda HIV için kullanılan ilaçlar çok etkili ve düzenli kullanan hastalarda problem yaşamıyoruz.  Ancak hasta ilacı bir gün içti bir gün içmedi, 10 gün içti 20 gün sonra yeniden başladı ya da doktor kontrolüne gelmediyse bu hastalarda direnç gelişiyor. Bizim karı – koca HIV teşhisi koyduğumuz hastamız var ve ikisine de aynı anda tedaviye başladık. Karısı düzenli kullandı ve 20 senedir hiç problemsiz gidiyor.  Adam düzenli kullanmadı, direnç gelişti ve şu anda ona verebileceğimiz hiçbir ilacımız yok. Dört beş tanesini bir araya getirip zorla kontrol altında tutmaya çalışıyoruz ama bu da tam kontrolü sağlamıyor, dedi.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Tek çare, tek eşlilik

HIV’in kontrol altına alınamaması durumunda lenfoma ve kanser oluşabileceğini söyleyen Ünal,

HIV kontrolsüz gidince ‘fırsatçı enfeksiyon’ dediğimiz, az görülen bazı enfeksiyonlar ortaya çıkıyor.  Bunların her biri hastalığın gidişatını kötüleştiriyor.  O yüzden en önemli mesaj; farkında olacaksın ve korunacaksın. Slogan belli ‘Tek çare tek eşlilik’.  Eşinizi aldatmayın; bunu yapıyorsanız da mutlaka korunacak tedbirleri bilin. Buna rağmen bulaşma olduysa da ilgili hekimlere başvurun, açıklamalarında bulundu.

Tedavide hastanın uyumunun altını çizen Prof. Dr. Ünal,

Korunmak kadar önemli bir diğer mesaj ise, HIV pozitifseniz ilaçlarınızı düzgün kullanacaksınız. Saatinde, gününde,  ne kadar süreyse o kadar.  Takip eden hekim ile ilişkinizi kesmeyip kontrollerinize düzenli gideceksiniz. Bazıları ilacımı almayı unutuyorum, diyor.  Bunun için akıllı telefonlarda uygulamalar ya da ilaç saatini hatırlatan ilaç kutuları var, dedi.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Farkındalık eğitimleri artırılmalı

HIV tedavisinde önemli gelişmeler meydana geldi ve bundan 20 sene öncesine kadar dört beş çeşit ilaç ile ya da damardan tedavi edilen hastalar artık tek bir tablet ile tedavi edilir hâle geldi.  Yeni ilaçların günde bir kere alındığını ve içinde üç çeşit ilacın bulunduğunu ifade eden Ünal, buna rağmen bazı hastaların hastalıklarını kabullenmeyip direnç gösterdiğini, ilaçlarını özellikle içmeyip başkalarına da bulaştırmak için gayret gösterdiğini kaydetti.

Prof. Dr. Ünal,

Bundan 8-10 sene önce Hacettepe acile iki gün içinde peş peşe 24-25 tane iğne batması olayı gelmişti.  Sinemalarda, toplum yaşam alanlarında ve otobüste bacağıma, koluma iğne battı, HIV pozitif bir kişi kendi kanını enjektöre çekip batırıyor, diye bir panik havası oldu. Hastada bazen, bana bu hastalığı toplum verdi psikolojisi oluyor, dedi ve şunları ekledi:

Gönül isterdi ki eğitim programları yaygınlaşsın ve her birey bunun farkına varsın.  Ancak maalesef böyle değil. Eğitimsiz kalmak bireyin suçu mudur yoksa toplumdaki genel eğitim eksikliği midir? Ama her ne olursa olsun kişi bunu kendi suçu olarak görmüyor. Toplum buna bana verdi, o zaman ben de bulaştıracağım gibi duygular içine girebiliyor.

HIV’in kan yoluyla bulaşmasında pencere dönemi önemli

HIV hastalığı cinsel temas dışında kan yoluyla da bulaşabiliyor. Damar içi kan nakli sırasında her hasta test ediliyor.  Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, pencere dönemi denen 12 haftalık bir dönemin olması ve pozitif olduğu hâlde negatif çıkan kanların olabileceğinin unutulmaması…

Sağlık Bakanlığının bu konuda gerekli tedbirleri aldığını söyleyen Dr. Aygen Tümer,

Türkiye’de kan nakli ile bulaşma çok azaldı ve bu oran 1.800.000’de 1 oranlarına düştü. Kan ile bulaşmanın dışında önemli bir konu ise damar içi madde kullanımı. Bazı damar içi madde kullananlar enjektörü paylaşmakta. HIV pozitif kişinin damarına girmiş çıkmış olan enjektörü bir sonraki kullanırsa kaçarı yok, HIV pozitif kan bulaşmış oluyor, ifadelerini kullandı.

Türkiye verilerine bakıldığında damar içi madde kullanımından kaynaklanan riskinin %1 olduğunu ifade eden Tümer,

Esas bulaşma yolu korunmasız yapılan her türlü cinsel temas. Oral, vajinal, anal, heteroseksüel ve homoseksüel, ne türlü olursa olsun bir kere bile korunmasız, kondomsuz yapılan cinsel temasta bulaşma riski var. Tabii ki matematiksel olarak daha fazla korunmazsanız daha fazla risk altında oluyorsunuz, açıklamalarında bulundu.

HIV’in bir diğer bulaşma yolu ise anneden bebeğe bulaşma; ancak gebelik sırasında anneler HIV taramasından geçiriliyor.  Annenin HIV pozitif olması durumunda anneye gebeliği süresince tedavi başlanıyor, doğum sezaryen ile gerçekleştiriliyor ve doğumdan sonra da bebeğe tedavi verilerek HIV geçmesi engelleniyor. HIV’in anne sütü ile de bebeğe geçişi olduğu için bebeğe anne sütü verilmiyor.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Dünyada 34.000.000 civarında HIV infekte birey var

2015 yılında DSÖ tarafından sunulan verilere göre,  tüm dünyada HIV ile yaşayan hasta sayısı 34 milyona ulaştı.  Dünya genelinde HIV infekte birey sayısı azalırken,

  • Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki hasta sayısı artıyor.
  • Türkiye de
  • Ukrayna,
  • Moldovya ve
  • Rusya ile birlikte hasta sayısı artan ülkeler arasında.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı 2015 yılı Haziran ayı verilerine göre, HIV’in olası bulaşma yolu oranlarına bakıldığında heteroseksüel ilişki % 24,5, homoseksüel ya da biseksüel cinsel ilişki % 16,7 iken, damar içi madde bağımlılığı % 1 oranında. Nedeni bilinmeyen bulaşmalar ise % 56,7 ile ilk sırada yer alıyor.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

HIV bilgilendirmesi örgün eğitim müfredatına girmeli

Tümer,

HIV/AIDS hastalığı bugüne kadar Afrika’da, kasları erimiş, yatağa bağımlı ve iskelet hâlindeki kişilerin fotoğrafları ile bize gösterildi. Oysaki bunlar doğru değil, eğer hasta uyumlu ise çok başarılı tedaviler yapıyoruz. Bu konuda bilinçlendirmeler yapılmalı. Ayrıca bunu örgün eğitime de sokarak daha etkili bir mücadele sağlayabiliriz.

HIV infekte birey sayısı azalan ülkelere baktığımızda hepsinin örgün eğitime bu hastalıkla ilgili bilgilendirmeyi eklemiş olduğunu görüyoruz. İdeali altıncı sınıf, ancak bunu yapamıyorsak, ortaöğretim programına ekleyerek çocukları üniversiteye başlamadan bilinçlendirmek önemli, bilgisini verdi.

Türkiye’de 1996 yılında 33 kurumun bir araya gelerek kurduğu Ulusal AIDS Komisyonu bulunduğunu ve komisyon başkanlığını Sağlık Bakanlığının yürüttüğü bilgisini veren Tümer,  Türkiye’de HIV/AIDS hastalığı ile ilgili stratejik plan çalışmalarının başladığını ve düzenlemelerin devam ettiğini söyledi.

Mevzuatla ilgili de detaylı çalışmaların devam ettiğini dile getiren Dr. Tümer,

Sağlık Bakanlığı çok eski yıllardan kalma mevzuatlarda değişiklikler için çalışma grubu kurdu. Bu önemli bir gelişme; çünkü 1963 yılından kalan genelgeler ve yasalar ile hareket ediyorduk. Bu da elimizi kolumuzu bağlıyordu. Örneğin; HIV pozitif hasta huzurevine alınacaksa alınabilir mi alınamaz mı, gibi her konunun ayrı ayrı ele alındığı mevzuatlar var. Sosyal Güvenlik Kurumu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının da içinde olduğu çok geniş kapsamlı bir program devam ediyor,  açıklamalarında bulundu.

Medimagazin

AIDS'ten her gün 14 kişi ölüyorAIDS'ten her gün 14 kişi ölüyor

HIV/AIDS’e karşı bitkisel çözüm mümkün mü?

Her geçen gün yaygınlaşan HIV/AIDS’in radikal tedavisini sağlayacak ilaç ya da aşı henüz kesin olarak bulunamamıştır. Virüsle infekte olan bireyler ilk etapta sağlıklı görünürler, bu nedenle infekte bireylerin bu hastalığı bulaştırma riskleri de yüksektir. Bulaşı durdurabilmenin en efektif yolu HIV/AIDS hakkında bilgilenmektir.

Günümüzde kronik hastalıklar arasında sınıflandırılan HIV/AIDS, vücudun immün (bağışıklık) sistemini etkiler. HIV infekte bireyin immün (bağışıklık) sistemi zayıfladığından vücut için zararlı mikroorganizmalar vücuda daha kolay yerleşir ve birey hastalıklara açık hale gelebilir. Vücut kendini HIV’den koruyabilmek adına antikorlar oluşturur; bu antikorlar, ELISA yöntemi ile araştırılır. Bu testin adına da Anti – HIV testi denmiştir.

HIV’in vücuda bulaşının ardından, Anti – HIV testi ile kontrol edildiğinde, hatasız sonuç verebilmesi için 3 ay geçmesi gerekmektedir. Kimi zaman Anti – HIV testi bizleri yanıltabilmektedir. Virüs bireyin vücudunda olmadığı halde Anti – HIV testi pozitif çıkabilir. Böyle bir yanılgıya düşmemek adına Anti – HIV testi sonrası Western Blood Testi doğrulama testi yapılır. Ancak bu test sonucunun da pozitif çıkmasıyla bireyin HIV ile infekte olduğu kesinleşir.

İnfeksiyonun her evresinde beslenme önem taşır. Diyetisyen denetiminde beslenme ve diyet tedavisinde yapılacak yeni düzenlemeler, HIV infekte bireyin kaygı ve endişelerini azaltacaktır. Bu nedenle HIV infekte bireylerin klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninin önerilerini uygulamalarını öneriyoruz.

HIV/AIDS’e karşı fitoterapi mümkün mü?

Fitoterapi terimi bitkilerle tedavi anlamına gelmektedir. Hastalıkları tedavi etmek için insanoğlu çok eski çağlardan beri bitkilerden medet ummuş; kimi zaman da karşılığını almıştır. Günümüzde fitoterapi farmakognozi ana bilim dalınca ele alınır. Fitoterapi uygulamalarının geçmiş ile günümüz arasında en büyük fark artık bitkilerin bütünüyle değil, yarar sağlayan birimlerinin tedavi amacıyla kullanılmasıdır: önceleri bitkinin uçucu yağından yararlanmak için onun çayı yapılıp içilirken şimdi o bitkideki uçucu yağ ekstrakte edilerek tek başına bitkisel destek şeklinde kullanılmaktadır. Bu da bitkinin yarar sağlamayan fakat yan etkileri de olabilen bölümlerinden hastayı uzak tutmayı sağlamaktadır.

Biz diyetisyenler, HIV/AIDS infeksiyonuna karşı önerilen bitkisel desteklerin ancak klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyene danışılmasıyla kullanılabileceğini dile getiriyoruz.

Meyan Kökü (Glisirrhiza glabra)

Meyan kökünde bulunan glisirrhizin, HIV etkeninin sağlıklı hücrelere yerleşerek genetik yapısını bozarak viral çoğalmayı sağlamasını engeller. Meyan kökü, klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak tek başına meyan kökü çayı olarak, 30g’dan az meyan kökü içermesi koşuluyla diğer bitki çayları ile karışım halinde ya da çiğnenerek tüketilebilir.

Sarı Kantaron (Hipericum perforatum)

Sarı kantaron bitkisinde HIV’e karşı etkili olduğu bilinen hiperisim ve sudohiperisin isimli iki bileşen bulunur. Hamilelerin ve doğrudan güneş altında çalışan işçilerin sarı kantaron bitkisini kullanmamalarını öneriyoruz. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak günde 2 – 3 kez 20 – 25 damla sarı kantaron tentürü kullanabilirsiniz. Ayrıca sarı kantaron bitkisini sürekli olarak kullanan HIV infekte bireylerin diyetisyen denetiminde hazırlanmış beslenme ve diyet tedavilerinde turşu, alkollü içkiler ve tirozin içeren besinler kısıtlanacaktır.

Aloe (Aloe vera)

Aloe vera bitkisinde bulunan Asemannan, immün (bağışıklık) sistemini uyaran güçlü bir bileşendir. Asemannan’ın, HIV’e karşı etkili olduğu yapılan deneylerle saptanmıştır. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak Aloe vera’nın suyunu günde 4 kez 250mg alabilirsiniz.

Dulavrat Otu (Arktium lappa)

Lawrence Review of Natural Product Dergisi’nde yayımlanan bir makalede Dulavrat otunun HIV’e karşı etkili olduğuna yer verilmiştir. Klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile diyetisyeninize danışarak Arktium lappa’yı kullanabilirsiniz.

Armut (Pirus kommunis)

Armut klorojenik asit ile kafeik asit yönünden zengin bir meyvedir. Kafeik asit, immün (bağışıklık) sistemini uyaran bir kaynaktır.

Sarımsak (Alyum sativum)

Yapılan araştırmalara göre sarımsağın Zatürre ve Herpes simpleks ile birlikte içerdiği ajoen bileşiği sayesinde HIV’e karşı kullanılabileceği belirlenmiştir. Düzenli olarak birkaç diş sarımsağı güvenle tüketebilirsiniz.

Soğan (Alyum sepa)

Soğan Kuersetin antioksidanı açısından zengin bir besindir. Sarımsak ile benzer özelliklere sahip olan soğanı HIV infekte bireyler güvenle tüketebilir.

Dahası için klinik bakteriyoloji ve infeksiyon hekimi ile birlikte muhakkak diyetisyeninize danışın, daha sağlıklı günler.

Eskişehirde Diyetisyen Şenol YILDIZ

Diyetisyen
Dyt. Şenol Yıldız

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Yöneticisi ve uzman yazarı

?Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Diyetisyeni
? Ankara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Lisans, 2014
? Osmangazi Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Master, 2018
? Anadolu Üniversitesi Sağlık Yönetimi Önlisans, 2016
? Anadolu Üniversitesi Spor Yönetimi Önlisans, 2018

diyetisyenin tüm yazılarıuzaktan online diyetuzmana soru sor

AIDS'ten her gün 14 kişi ölüyorAIDS'ten her gün 14 kişi ölüyor

AIDS’ten her gün 14 kişi ölüyor

Doğu Afrika ülkesi Kenya‘da her gün 14 kişinin HIV virüsünün yol açtığı AIDS’ten hayatını kaybettiği belirtildi.

Yerel medyada yer alan habere göre, Kenya Ulusal AIDS Kontrol Kurulu yetkilisi Celestine Mugambi, ülkede her gün 14 gencin HIV virüsünün yol açtığı komplikasyonlar sonucu öldüğünü ve çok sayıda yeni HIV vakasının görüldüğünü kaydetti.

Ülkenin kıyı eyaleti Mombasa‘da bir konferansta konuşan Mugambi,

Biz burada konuşurken, birçok gencimiz HIV yüzünden ölmeye devam ediyor, dedi.

Mugambi, yapılan çalışmalarda 180 bin gencin HIV virüsü taşıdığını ve çoğunluğu öğrenci olan gençlerin %75’inin tedaviye erişemediğini belirtti. Mugambi, HIV konusunda gençlerin ve ebeveynlerin daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

AIDS kaynaklı ölümleri %20’ye kadar düşürmek istediklerini belirten Mugambi, Kenya Ulusal AIDS Kontrol Kurulunun, gençlerde görülen yeni HIV vakalarının da %40’a indirilmesi için 2 yıllık plan hazırladığını söyledi.

47 milyonluk Kenya nüfusunun dörtte üçü 30 yaş altı gençlerden oluşuyor.

Birleşmiş Milletler 2015 AIDS Raporu’na göre, Kenya’da 0-14 yaş grubunda yaklaşık 100 bin çocuk HIV ile yaşıyor.

Afrika’da Kenya’nın ardından en fazla HIV vakası, Uganda‘da bulunuyor. Uganda’daki yaklaşık 1,5 milyon kişi, HIV virüsü taşıyor. HIV virüsü, dünyada da en fazla Kenya, Uganda, Güney Afrika, Nijerya, Hindistan, Mozambik ve Tanzanya‘da görülüyor.

Hürriyet Gazetesi