diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Türkiye’deki diyetisyen sayısı ve kamu kurumlarında diyetisyen istihdamı!

1962 yılından beri var olan Beslenme ve Diyetetik bölümü ilk mezunlarını 1966 yılında vermiştir. Günümüzde ise 76 üniversite bulunan Beslenme ve Diyetetik bölümü diyetisyen yetiştirmeye devam etmektedir.

Her yıl mezun sayısı artarken sağlık bakanlığının 2012-2018 yılları içindeki diyetisyen istihdamı1

1.656 Diyetisyen olup şu anda Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplamda 1.957 diyetisyen bulunmaktadır2. Elde ettiğimiz verilere göre son 7 yılda 4. sınıf öğrencileri baz alınmadığında toplamda 15.300 mezun diyetisyenin 1.656’sı Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilmiştir. Dolayısıyla mezunların yalnızca %10.8’i devlet tarafından istihdam edilmiştir. Mevcut 15.300 diyetisyen sayısının  bu yıl ve önümüzdeki yıl mezunları da eklendiğinde 23.204′ ü  bulması öngörülüyor. Yani 2018-2019 ve 2019-2020 mezunlarıyla birlikte mezun diyetisyen sayısının 7.904  kişi artması beklenmektedir.3

WHO, DSÖ, Dünya sağlık örgütü

Türkiye’ de diyetisyen istihdamı bu denli düşük oranlarda iken Dünya sağlık Örgütü ( WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu’na göre Türkiye, Avrupa’nın en obez ülkesi olarak kayıtlara geçmiştir.4

Türk diyabet cemiyeti

Türkiye Diyabet Cemiyeti’nin yapmış olduğu TURDEP-1 çalışmasından 10 yıl sonra yapılan TURDEP-2 ‘ye göre diyabet oranının %90 arttığı görülmüştür.5

Aynı zamanda TURDEP-1 çalışmasında Türkiye’de prediyabet prevalansı %6.7 iken TURDEP-2 çalışmasında %30.4’e yükseldiği saptanmıştır.5

Son 20-25 yıllık süreçte yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağı obezitesinde de  eş zamanlı artışların görüldüğü ve epidemiyolojik boyutlara ulaştığı çalışmalarla gösterilmiştir. Şişmanlık/obezite oranı çocuklarda 2020’lerde %30-50 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Yakın gelecekte bu sorunun çok büyük sosyoekonomik ve halk sağlığı yükü oluşturacağı bildirilmiştir.6

obez çocuk spor, diyet

Beslenme tedavisinin doğrudan etkilediği hastalıkların prevalasındaki bu artışa rağmen Türkiye’de bulunan 851 hastanenin 650 tanesinde diyetisyen bulunmaktadır.

Kamu bünyesinde hizmet veren diyetisyen sayısının azlığı insanların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını yetersiz kılmaktadır.

Bilgi kirliliği giderek artmaktadır. Bu durum zayıflama hapları, zayıflama çayları, yanlış detokslar vs…  gibi insan sağlığını hiçe sayan gayriresmi yolların önünü açmaktadır.

Hükümetimiz Türkiye’yi Avrupa ve Batı Asya’nın sağlık üssü haline getirmek için girişimlerde bulunma kararı aldı. Bu noktada AB Ülkelerinde 100 bin kişiye düşen diyetisyen sayısı 16-24 arasında değişiyorken bu oran ülkemizde 100 bin kişiye 5 diyetisyene kadar düşmektedir. Bu girişimlerde diyetisyen sayısındaki yetersizlik göz ardı edilmemelidir.

Obezite ile mücadelede açılacak olan obezite merkezi sayısının artırılmasını ve buralarda aktif hizmet verecek olan diyetisyenlerin kamudan bulunan diyetisyenlerin kaydırılması ile değil atanmayı bekleyen diyetisyenlerin istihdam edilmesiyle karşılanmasını talep ediyoruz.

Ayrıca  Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) sağlık taraması testi getirilerek güzel bir adım atılmıştır. Fakat bu sistemden tam anlamıyla verim alınabilmesi için sonuçlar hekim tarafından değerlendikten sonra bireyin tedavisine uygun doğru beslenme programı diyetisyenler tarafından hastaya uygulanmalıdır. Herkesin mahallesinde bir aile diyetisyeni olması artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Buna karşın ASM’lerde gebelere, emziklilere eğitimler anne çocuk hastalıklarındaki her türlü beslenme tedavisini  ve yaklaşımını 4 yıllık lisans eğitimiyle tamamlamış olan diyetisyenler tarafından değil ebeler veya hemşireler tarafından verilmeye çalışılmaktadır.

Kamu bünyesinde çalışan diyetisyen yetersizliği sebebiyle polikliniklerde tıkanıklık yaşanmaktadır. Çoğu zaman 4-5 hastaya aynı anda bakılmak zorunda kalınması sebebiyle hasta ve diyetisyen için verim düşmektedir. Randevular bazen 1-2 ay sonraya verilmek zorunda kalındığı için hastanın diyete uyumunun takibi zorlaşmaktadır.

Oysa Sağlık Bakanlığı diyetisyen el kitabında hastanın motivasyonunun, diyete uyumunun sağlanması ve değerlendirilmesi için mümkün olduğu kadar sık görüşme yapılması önerilmektedir.12

Centers For Medicare & Medicate Services önerilerine göre ilk ay için haftada bir, 2-6. ay için 15 günde bir 7-12. aylarda ayda bir yüz yüze görüşme önerilmektedir. İlk görüşmede genel olarak 1 saate ihtiyaç duyulduğu sonraki görüşmelerde 20-30 dakikaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.11  

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Aile Sağlığı Merkezlerinde diyetisyen bulunması obezite tablosunun düzeltilmesi, kalp damar hastalıkları, inme, hipertansiyon, tip2 diyabet, kanser, osteoartirit, safra hastalıkları , reflü, solunum yetmezliği gibi hastalıkların prevalansının azaltılması özetle halk sağlığının iyileştirilmesi için etkili bir adım olacaktır.8

tbs hijyen mutfak aşçı

Aynı zamanda palyatif, onkoloji, hematoloji, kalp damar, yanık ünitesi, diyaliz, nefroloji servislerinde diyetisyen bulunması gerekirken kamu bünyesinde bulunan diyetisyenler mutfak ve polikliniklerdeki görevlerinden ötürü servise yetişememektedir. Oysaki ASPEN çalışmalarında paranteral beslenmede diyetisyenin etkin görev alması hataları ve komplikasyonları azaltmıştır. ASPEN enteral paranteral beslenme yapılan her birimde en az bir diyetisyen bulunmasını önermektedir.9

beslenme uzmanı iş ilanları

Diyetisyenler daha çok obezite, ağırlık denetimi konusunda anılıyor olsa da, kardiyovasküler aterosklerotik hastalıklarda beslenme tedavisi, hipertansiyonda beslenme tedavisi, metabolik sendrom beslenme tedavisi, diabetes metillus beslenme tedavisi, kanserden korunma ve kanserde beslenme tedavisi, gastrointestinal sistem hastalıkları beslenme tedavisi, böbrek hastalıklarında beslenme tedavisi, Karaciğer hastalıkları beslenme tedavisi, romatizmal hastalıklarda beslenme tedavisi, enfeksiyon hastalıklarında beslenme tedavisi, nörolojik hastalıklarda beslenme tedavisi, psikiyatrik hastalıkların beslenme tedavisi,  cilt  hastalıkları beslenme tedavisi, enteral paranteral beslenme, preamatüre bebeklerde beslenme, protein- enerji malnutrüsyonu (PEM) beslenme tedavisi, emilim bozuklularında beslenme tedavisi, gastroenteritler beslenme tedavisi, doğuştan metabolizma hastalıkları tedavisi, doğumsal kalp hastalıkları beslenme tedavisini gerçekleştiren meslek grubudur. Aynı zamanda toplu beslenme kurumlarında beslenme programını hazırlayan besin güvenliğini sağlayan meslek grubudur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Bunlara ek olarak Milli Eğitim Bakanlığının Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 9 sayılı kurul kararı gereğince yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği branşı istihdamında besin teknolojisi öğretmenliği, aile ekonomisi ve beslenme öğretmenliği, gastronomi ve mutfak sanatları bölümü, yiyecek içecek işletmeciliği bölümü ve beslenme ve diyetetik bölümüne tercih hakkı verilmiştir. Ancak bu 5 bölüm arasından sadece beslenme ve diyetetik bölümü mezunu ve pedagojik formasyona da sahip kişilere öncelik koşulu koyulmuştur. Bu öncelik koşuluna göre beslenme ve diyetetik bölümü mezunu biz diyetisyenler KPSS genel kültür genel yetenek ve eğitim bilimleri sınavlarından yüksek puan alsak dahi diğer 4 bölüm mezunlarının ataması yapılmadan bizim başvurumuz değerlendirmeye alınmamaktadır. Milli eğitim bakanlığı 2018 kasım sözleşmeli öğretmenlik atamasında yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliğine 20 kadro açmıştır Yiyecek içecek hizmetleri branş sıralamasında Türkiye derecesi yapan ilk 20 de olan birçok diyetisyen ise bu öncelik koşuluna takılarak mağdur olmuş ve ön başvuruları değerlendirmeye alınmamıştır. Ön başvurular sonucu yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği 77 taban puanıyla kapanırken 88 puan alan ve başvuran  diyetisyenler açıkta bırakılmıştır.10

ösym kpss diyetisyen atamaları 2017

Beslenme her canlının yaşamının devamı için elzemdir. Doğru beslenme tedavisinin bütün hastalıklarda doğrudan veya dolaylı olarak olumlu etkisi vardır.

sınav eş anlamlısı, sınav diyet, sınav dönemi beslenme, sınav sonuçları,

Bizler öğrencilik eğitimimiz boyunca hep çalışan emek veren başarılı öğrenciler olduk

Diyetisyenler olarak yüksek puanlarla bölüme yerleşerek lisans eğitimimizi tamamladık. Hepimiz ciddi emekler verdik. Emeklerimizin karşılığını almak istiyoruz.

Dikkat, ünlem

En dinamik genç yaşlarımızda işsizlik nedeniyle evlerimizde boş boş oturmaya mahkum olduk

Bu durum hepimizin psikolojisini yıprattı.

Ailelerimize karşı mahcup haldeyiz

Özel sektör tıkanmış durumda asgari ücretin altında maaşlarla bile iş bulamıyoruz. Ülkenin eğitimli çalışkan gençleri vatanına hizmet etmek yerine işsizlik nedeniyle boşluğa bırakılmış ve bizler maddi ve manevi olarak yıkılmış durumdayız. Bakanlığın dinamik ve nitelikli gençlere sahip çıkmasını ve alım sayımızı artırmasını talep ediyoruz.

Toggle Title

Yararlanılan kaynaklar

1)ÖSYM 2012-2018 yılları tercih kılavuzlarından derlenmiştir.

2)Cumhurbaşkanı İletişim Merkezi BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI tarafından yanıtlanmıştır

3)Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Sağlık İnsan Gücü Planlama Dairesi tarafından yanıtlanmıştır.

4)Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu

5)Satman I, Yılmaz T, Sengül A et al. Population-based study of diabetes and risk characteristics in Turkey:results of the turkish diabetes epidemiology study (TURDEP) Diabetes Care 2002;25:1551-6

6) Branca, F. Nikogosian, H. Lobstein, T. (2007). The Challenge of Obesity in the WHO European Region and The Strategies for Response; WHO Regiobal Office for Europe, Denmark. 1-70.

7) Beto, A. J., Fand, L. D., Ramirez, E. W., & Bansal, K. V. (2014). Medical Nutrition Therapy in Adults with Chronic Kidney Disease: Integrating Evidence and Consensus into Practice for the Generalist Registered Dietitian Nutritionist. J Acad Nutr Diet.; 114:1077-1087

8) Karasalihoğlu, S. (2005). Çocukluk Çağı Obezitesi, Türkiye Klinikleri Journal International Medical Scinces, 1(37),66-71.

9)ASPEN, Influence of Dietitians in Preventing Paranteral Nutrition Prescription Errors in Childrens

10) Milli egitim bakanligi Talim Terbiye kurulu Başkanlığı ogretmenlik alanlari atama ve ders okutma esaslari 20/02/2014 tarihli 9 sayılı kurul kararı

11)Sağlık Bakanlığı Diyetisyen El kitabı syf. 150

12)Centers for Medicare&Medicate Services’s advices

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Obezite, erken yaşta hasta ediyor!

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, 2 Ocak 2019’da MEB, Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı birlikte Okul Logosu protokolünü imzalayacağız” dedi.

Sağlık Bakanı Yardımcısı Emine Alp Meşe, katıldığı Beslenme Dostu Okul Sertifika Programında günümüzde bulaşıcı olmayan hastalıklar denilen diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kronik akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin bulaşıcı hastalıklardan çok daha fazla olduğunu belirterek:

Bunlara neden olan en önemli sebeplerden birisi obezite, şişmanlık, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivitenin olmaması, tütün ve alkol kullanımıdır. Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik önce obeziteye neden oluyor. Obezite de diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanserlere yol açabilmektedir, ifadelerini kullandı.

Obezitenin dünyada ve Türkiye’de gittikçe artan bir sorun olduğunu vurgulayan Meşe, son 40 yılda özellikle çocuk yaş grubunda adölesanlarda obezitenin 10 kattan fazla arttığını kaydederek, şunları söyledi:

Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre 5-19 yaş arası çocuk ve adölesanlarda 340 milyonundan fazlasının fazla kilolu veya obez olduğunu göstermektedir. Ülkemizde durum çok iç açıcı değil. İlkokullarda %25’lerde, ortaokullarda %30’lara kadar bu oranlar çıkmaktadır. Çocukluk çağındaki obezitenin ayrı bir önemi var. Erken yaşta obezite, diyabete, hipertansiyona, kalp hastalıklarına erken yaşta yakalanmaya sebep oluyor. Bu da erken ölümleri getiriyor.

‘2 Ocak 2019 tarihinde MEB, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığıyla birlikte okul logosu protokolünü imzalayacağız’

Toplumsal varlığımız açısından geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığının korunması Sağlık Bakanlığımızın en önemli, özel konularından biridir’, diyen Meşe, Okul çağı dönemi fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, çocukların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun olduğu dönemdir. Bu dönem çocuk ve gençlere sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi alışkanlığının kazandırılması, sağlıklı yaşam bilincinin yerleştirilmesi ve yetişkinlik dönemi hastalıklarının önlenmesi için çok önemli dönemlerdir. Buradan hareketle 2010 yılından beri yürüttüğümüz ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’ altında erişkin ve çocuklara yönelik sağlıklı beslenmeyi teşvik eden hareketli yaşamı artıran müdahalelerin yer aldığı eylem planlarımız hazırlanmıştır. Bu eylem planlarından birisi de ‘Beslenme Dostu Okullar’ planıdır. Bu yıl 29-30 Kasım 2018 tarihlerinde de Ankara’da ‘2. Beslenme Dostu Okul Sempozyumu’nu gerçekleştirdik. Çocuklara yönelik yapılacak faaliyetleri en önemli paydaşlarımızdan olan MEB ile yürütmekteyiz.

Beslenme Dostu Okullar Programı bu iş birliğimizin önemli bir eylemidir.

2010 yılından beri okullar gönüllü olarak başvurmakta, MEB, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Müdürlüklerimiz başvurular sonucunda ortaklaşa denetim yapmaktadır. Beslenme Dostu Okul Sertifikası okul yönetiminde Beslenme Dostu Okul planının olması, sağlıklı beslenmeye yönelik eğitim faaliyetleri ve farkındalığının artırılması, obeziteye yönelik sağlık hizmetleri sunumu, sağlıklı beslenmeyi destekleyici okul çevresi ve fiziki koşulların oluşturulmasına göre yapılan bir değerlendirme sonucu veriliyor. Programın amacı okullarda sağlıklı beslenme çevrelerinin oluşturulması, okullarda bu konuda farkındalık oluşturulmasıdır. Yapılan çalışmalarda beslenme dostu okullarda eğitim alan çocukların gelecek hayatlarında da, sağlıklı beslenme kavramının daha iyi yerleştiğini görüyoruz. Velilerimiz de bu konuda duyarlı davranırlarsa okul idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından daha da teşvik edici olacağına inanıyorum, şeklinde konuştu.

Programa Meşe’nin yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Özkan Ünal, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar, Ankara Vali Yardımcısı İsmail Küreci de katıldı. Konuşmaların ardından sertifika almaya hak kazanan okullara sertifikaları takdim edilerek, hatıra fotoğrafı çektirildi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-erken-yasta-obezite-hasta-ediyor-11-681-79874.html
yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Düzenli fiziksel aktivite diyabet, kalp ve inme riskini azaltıyor!

Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, düzenli fiziksel aktivitenin, diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır gibi hastalıkların riskini % 40-60 arasında azalttığının uluslararası bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hareketsizliğin tüm dünyada sessizce büyüyen bir salgın haline geldiğini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından fiziksel aktiviteye ilişkin 168 ülkede 1,9 milyon kişinin katıldığı 358 çalışmayla, yıllar içinde fiziksel aktivite düzeyinin ele alındığını belirten Yıldız, analizin Lancet Global Health Dergisi‘nin bu ayki sayısında yayımlandığını ifade etti.

Yıldız, analizde dünyada 1,4 milyar kişinin yeterince hareket etmediği ve bu nedenle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser başta olmak üzere kronik hastalık risklerinin arttığının ortaya konduğunu anlattı.

Kadınlar daha hareketsiz

Analizin sonuçlarına göre, her 3 kadın ve her 4 erkekten biri sağlıklı kalmak için gerekli fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor.” bilgisini veren Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

Dünyada Delhi, Bangkok ve Sao Paolo gibi bazı büyük şehirlerde sadece işe gidiş gelişte oturarak geçirilen süre günde ortalama 4 saat. Yüksek gelirli ülkelerde hareketsizlik oranları daha fazla iken tüm ülkelerde gelir düzeyinden bağımsız olarak kadınların daha hareketsiz olduğu gözleniyor. Hareketsizlik ile birlikte obezite görülme sıklığı da artıyor. Dünyada fazla kilolu ve obez sayısı erişkinlerde 2 milyar, çocuk ve ergenlerde 380 milyonun üzerinde.

Prof. Yıldız, araştırmalara göre, hareketsizliğin koroner kalp hastalığı vakalarının % 6’sının, tip 2 diyabet vakalarının % 7’sinin, meme ve kolon kanseri vakalarının % 10’unun gelişiminden sorumlu olduğunu ve tüm dünyada her yıl 3,2 milyon ölüme yol açtığını belirtti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Yüksek Düzey Toplantısı’nda diyabet, kalp, akciğer hastalıkları ve kansere bağlı erken ölümlerin engellenmesini ele aldığını kaydeden Prof. Yıldız, bu konuda “fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesi” başlığının öne çıktığını anlattı.

Küresel Fiziksel Aktivite Eylem Planı uygulanmalı

2018-2030 Global Fiziksel Aktivite Eylem Planı’nın uygulanabilmesinin Dünya Sağlık Örgütünce önemli olduğunun vurgulandığını anlatan Yıldız, “Bu plan, hareketsizliği 2025’te % 10, 2030’da % 15 azaltabilmek için tüm ülkelerde aktif toplum, aktif çevre, aktif insanlar ve aktif sistem şeklinde dört stratejik hedef içeriyor.” diye konuştu.

Yıldız, hareketsizliğin yaşlı erkeklerde ölüm riskini sigara, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolden daha fazla artırdığına işaret ederek, “Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor.” dedi.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteyi artırmak için önerilerde bulunduğunu aktaran Yıldız,

Çocuklar, her gün 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite beraberinde haftanın en az 3 günü kas ve kemikleri güçlendirmeye yönelik hareketler, erişkinler ise haftada en az 150 dakika orta şiddetli ya da 75 dakika yüksek şiddetli fiziksel aktivite, haftada 2 veya daha fazla kas güçlendirici hareketler yapmalı, bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Yıldız, fiziksel aktivitenin spor, hobi ve ev işleri, oyun, ulaşım, alışveriş, temizlik ve merdiven çıkma gibi günlük hayat aktiviteleri şeklinde de olabileceğini belirterek, sağlıklı yaşam için günlük yürüyüşlerin önemine dikkati çekti. İnsanın yaşamı boyunca yaklaşık 100 bin km yol yürüdüğünü, bunun dünyanın etrafında 3 tur atmaya denk geldiğini anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

Çalışmalar bir dakikalık yürüyüşün insan ömrünü 1-2,5 dakika arasında uzattığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam için her gün yarım saat tempolu yürüyüş yapmayı öneriyoruz. Çünkü, günlük 30 dakika yürüyüş kalp ve akciğerlerin çalışmasını güçlendirir, metabolizmayı hızlandırır, istirahatte dahi daha fazla kalori harcanmasını ve yağ yakımını sağlar, kişiye kendini daha iyi hissettirir, beynin çalışmasını kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır, kemikleri güçlendirir, cildi daha sağlıklı yapar. Ayrıca, nikotin, alkol, kafein ve ilaç gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duzenli-fiziksel-aktivite-diyabet-kalp-ve-inme-riskini-azaltiyor/1270464
obezler için spor

Obeziteye egzersiz reçetesi!

Obezite, vücudun aşırı yağlanması olarak ifade edilebilir.

Obezite aynı zamanda; tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon,  kanser, uyku apnesi ve respirituar hastalıkları beraberinde getirebilen önemli ve günümüzde çok sık karşılaşılan en büyük sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Obezite durumunun tespiti adına çoğu kez vücut ağırlığı kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) , BMI (Body Mass Index) yani vücut kütle indeksini hastanın obezite durumunu değerlendirmek için formülize etmiştir. Bu formül hastanın kilogram biriminden ağırlığının, metre birminden boy uzunluğunun karesine oranı ile tespit edilir.

WHO, BMI’in 30 ve üzerinde olmasının obezite tanısı için yeterli olduğunu ve erişkinlerde riskli kilolu grubunun 25 ve üzerindeki değerlerden itibaren olduğunu belirtiyor.

Egzersiz, kilolu ve obez bireylerde en iyi sonuç alınan uygulamadır. Ancak obez hastalar ne yazık ki, egzersizi cezalandırcı veya kötü duruma düşürücü olarak ifade etmektedirler. Bundan dolayı hastalara önce yaşam şekillerini değiştirmeleri için küçük önerilerde bulunmalı ve egzersize daha pozitif yaklaşmalarını sağlamalıyız. Obez bireylere başlangıçta ağır egzersiz programları uygulamak mümkün değildir. Yavaş yavaş başlamalı ve doktorları tarafından obez bireyin sedanter yaşamı ile oldukça aktif yeni yaşamı arasında hastaya uygun egzersiz ile başlangıç yapmaları daha olumlu sonuçlara götürecektir.

Egzersiz reçetesi olarak ifade ettiğimiz, ‘’maksimum egzersiz minimum hasar ile tamamlanmalı’’ prensibi Amerikan Spor Hekimliği Kolejinin önerisi ile her gün ortalama 30 dakika egzersizden geçmektedir. Obez bir hasta aktif yaşam tarzına geçiş yaparken,

  • Egzersiz reçetesine dikkat etmeli,
  • Haftada maksimum 1 kilogram kaybetmeli,
  • Ağırlık kaybı için uygulaması gereken programı haftada 1000 – 2000 kalorilik olmalı,
  • Çok sedanter bir hasta çok hafif egzersizlerle başlangıç yapmaya dikkat etmelidir.
  • Muhakkak bir diyetisyen ile görüşülmelidir.

Aktif yaşama geçiş süresinde orta yoğunlukta egzersizlere; 30 dakika bisiklet sürme, 35 dakika hızlı tempoda yürüyüş, 15 dakika merdiven çıkma, 20 dakika yüzmeyi örnek olarak verebiliriz.

Obezite ve egzersiz

Obezite cerrahisi gizem nur savacı

Parolamız: “Sağlık ve değişim”

Obezite sağlığı olumsuz etkileyen, yaşam süresini kısaltan, önemli sağlık problemlerine yol açan vücut yağlarının aşırı artmasıyla karakterize patolojijk bir durumdur.

Birçok çalışma vücut kütle indeksi (VKİ) oranının, hayatı tehdit eden hipertansiyon, diyabet, ateroskleroz, uyku apnesi, osteoartrit gibi komorbid hastalıklarla güçlü ilişkili olduğunu göstermiştir ayrıca kanser riski (meme, kolon, uterus, akciğer, prostat gibi) ve erken ölümlerle de ilişkili bulunmuştur.

Diyabetli bireylerin %90’ı aşırı kilolu!

Obezite, Tip 2 diyabet için öncelikli risk faktörüdür ve şeker hastalarının neredeyse %90’ı aynı zamanda aşırı kilolu ve obez olarak tabir edilen vücut kitle indeksi normal sınırların üzerinde olan kişilerdir. Şeker hastalığı gelişme riski, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişilerde çok daha fazladır. Obez bireylerde ağırlık kaybının tip 2 diyabet (şeker hastalığı) görülme riskini önemli şekilde düşürdüğü bilimsel çalışmalarda da gösterilmiştir. Ciddi sağlık sorunlarına neden olan obezitenin önlenmesi neden olduğu kronik hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde (% 25), kadınların ise yarıya yakınında (% 44) obezite sorunu olduğu tespit edilmiştir. Bu oran 10 yıl önce çok daha az iken, günümüzde erkeklerde iki kat artmış; hatta 50 yaş üzeri kadınlarda da % 40’tan az iken, % 50’ye yükselmiştir.

obezite hakkında gerçekler

Enerji değeri yüksek olan besinler obeziteyi tetikliyor

Sol yıllarda hayat şartlarının düzelmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, yani daha yüksek kalorili besinler ile beslenme ve alkol tüketimi gibi faktörler obezite oranında artışa neden olmuştur. Özellikle genç yaşlarda obezitenin getirdiği tıbbi ve sosyal sorunlar, hastaları diyet dışı yöntemler arayışına sokmuştur.

Morbid obez kişilerin sadece % 2-3’ü diyet ve egzersiz programıyla kilo verip, ideal kilolarında kalabilmektedir. Geri kalan kısım ise gerek kişisel sebeplerden gerekse kilo fazlalarından dolayı başarısız olmaktadır. Aynı zamanda obezite cerrahisinin özellikle son beş yılda gelişim kaydetmesi, komplikasyon oranlarının düşmesi de bu tercihlerde etkili olmuştur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Obezite cerrahisi, içinde diyetisyenin de olduğu bir ekip işidir

Obezite cerrahisinin başarı oranı deneyimli ve eğitimli ellerde çok daha yüksektir ancak hem tüp mide ameliyatları sonrası hem de bypass ameliyatları sonrası hastalarda geri kilo artışı gözlenebilmektedir. Unutulmamalıdır ki morbid obezite tedavisinde cerrahi operasyon işin sadece başlangıç aşamasıdır. Obezite cerrahisinin başarısında, hastanın yeni yaşam tarzını benimsemesi, bariatrik ve metabolik cerrahi uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı ve ekiplerinin gözetiminde kontrollerine devam edilmesi, ameliyat sonrasında sağlıklı ve dengeli beslenmesi için oluşturulan beslenme programına uyması, gerekiyorsa uzman doktorun belirlediği besin, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli olarak kullanması, spor ve egzersizi yaşam şekli haline getirmesi büyük önem taşımaktadır. Obezite cerrahisinden sonra uygulanacak olan beslenme programları bir diyet gibi görülmemeli, edinilecek bu sağlıklı beslenme alışkanlıkları bundan sonraki yeni yaşam biçimi olarak düşünülmelidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

mate çayı (HAKKI KARACA)

5 madde ile: “Mate çayı”

Mate, Güney Amerikalı yerlileri tarafından uzun zamandır bilinen uyarıcı faaliyetinin yanı sıra, fonksiyonel bir besinin gerekliliklerini yerine getiriyor gibi görünüyor…

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

1. Antidiyabetik

Mate ileri glikasyon son ürünlerinin oluşumunu inhibe etmektedir ve yapılan bazı çalışmalarda matenin anti-diyabetik etkisinin olduğu ortaya konulmuştur.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

2. Safra akışını ve barsak geçişini hızlandırır

Arjantin’de mate üzerine yapılan bir araştırmada matenin safra akışını ve barsak geçişini hızlandırdığı bulunmuştur.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

3. Uzun süreli egzersizlerde kalori yakımını artırır

Matenin metabolik etkileri, uzun süre egzersiz sırasında karbonhidratların aerobik dağılımını sürdürme kabiliyetini içermektedir. Uzun süreli egzersizlerde daha fazla kalori yakılır, böylece kalp verimliliğini artırır ve laktik asit oluşumunu geciktirir.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mimate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

4. MAO enzimini azaltır

Bir ABD patenti matenin monoamin oksidaz enzimini %40-50 oranında azalttığını keşfetmiştir. Antidepresanlar da bu enzimin işlevini engellemek suretiyle noradrenerjik aşırımı kuvvetlendirmektedir ve matenin:

  • depresyon,
  • dikkat ve odaklanma bozuklukları,
  • Parkinson hastalığı,
  • hipertansiyon,
  • yeme bozuklukları gibi çeşitli bozuklukların tedavisinde yararlı olabileceği düşünülmektedir.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

5. Serum kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürür

Danimarka’daki Charlottenlund Tıp Merkezi‘nde obezite üzerine çalışan bir araştırma ekibi mateyi gastrik boşalma ve daha sonraki kilo kaybı için test etti. Matenin serum kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürdüğü yapılan araştırmalarda ortaya çıktı. Yapılan çalışmalar matenin, aterosklerozun ilerlemesini inhibe edebildiğinide ortaya koymuştur.

Mate çayının günde 2-3 kupadan fazla içilmemesi önerilmektedir. Dahası için diyetisyeninize başvurabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynak
Daniela Moura de Oliveira ET AL. Yerba maté: Pharmacological Properties, Research and Biotechnology Medicinal and Aromatic Plant Science and Biotechnology 1(1), 37-46 ©2007 Global Science Books

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

obezite, obezite nedenleri, obezite ile mücadele, obez, obezite vakfı, obez kadın, obezite cerrahisi, Her dört erkekten biri obez, erkeklerde obezite oranı, erkekler şişmanlıyor, türk erkekleri şişmanlıyor,

Obeziteden kurtulmak için mucize formül yok

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mihmanlı: Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi, obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız…

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Sağlık ve Uygulama Merkezi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı,

Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi, obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız, dedi.

Mihmanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin tehlikeli bir sağlık sorunu olduğunu ifade ederek obezitenin; diyabet, hipertansiyon, eklem hastalıkları, bel ve diz ağrısı, uyku apne sendromu, reflü, safra kesesi taşları, astım, bacaklarda varis, depresyon ve meme, kolon, rahim kanseri gibi kanserlere neden olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi.

Obezite, önlenebilir ölümlerin ikinci sık sebebidir. Birinci sırada ise sigara gelmektedir. Obezler kendi akranlarına göre 10 yıl daha az yaşamaktadır. Ayrıca hayat kalitesi de akranlarına göre daha kötüdür, diyen Mihmanlı, hastalığın sebeplerine ilişkin şu bilgileri verdi:

Obezitenin tek sebebi yakılandan fazla enerji alınmasıdır. Ailede anne obez ise çocuğun obez olma riski %10’dur. Ciddi bir risk. Hele hele anne ve baba birlikte obez ise çocuğun obez olma riski %80’e çıkıyor. Bir de sosyal çevre ve kültürü de eklerseniz işin içine, obeziteden kaçınmak imkansızlaşıyor. Obezlerde hem yağ hücrelerinin sayısı hem de hacmi artmıştır. Erkeklerde karın ve göbekte, kadınlarda ise basenlerde yağlanma ön plandadır. Kadınlarda şişmanlık ilerledikçe santral yağlanma da gelişmektedir. Santral yağlanma diyabet, hipertansiyon ve metabolik sendroma yol açmaktadır.

beden tipleri, vücut türleri

Beden tipiniz hangisi?

Beden tipiniz bazı kronik hastalıkların riskini artırıyor olabilir…
Günlük kullanımda dilimize yerleşmiş olan elma tipi ve armut tipi şişmanlık bedendeki yağ dağılımını vurgulamaktadır. Elma tipi şişmanlık android beden tipi anlamına gelmektedir ve bu beden tipinde deri altı yağı gövdede, özellikle bel çevresinde aşırı birikmesi ile ortaya çıkmaktadır. Bel çevresindeki aşırı yağ birikmesi kalp ve damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, hepatosteatoz ve felç gibi riskleri artırmaktadır.

Armut tipi şişmanlık ise jinoid tipi şişmanlık anlamına gelmektedir ve deri altı yağ birikimi basen ve kalça bölgesinde yoğunlaşmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen bu tip yağlanma elma tipe göre sağlık açısından daha az risk taşımaktadır. Fakat unutulmaması gereken nokta bedende aşırı yağlanma uzun vadede kan basıncı gibi faktörlerin artmasına neden olacaktır.

Mutlaka diyetisyenle görüşülmeli

Bel çevresi kadınlarda 80 santimetrenin erkeklerde ise 94 santimetrenin üzerine çıkmamalıdır. Bel çevresinin kadınlarda 80 santimetre erkeklerde 94 santimetrenin üzerine çıkması risk, kadınlarda 88 santimetre erkeklerde ise 102 santimetrenin üzerine çıkması yüksek risk şeklinde tanımlanmaktadır.

ktdb.com
tuz - pelin güloğlu

Şaşırtıcı miktarlarda tuz içeren 6 besin

Aşırı tuz, dondurulmuş pizzalar ve cipslerle sınırlı değil. Birtakım masum gıdalar da gizlice tuz içeriyor olabilir.

tuz, diyette tuz

Günümüzde ortalama bir kişi, günde 8 gram tuz tüketiyor, bu günde önerilen 6 gramın üçte birinden fazla tuz tüketimi demek. Birleşik Krallık Hükümeti, birkaç yıl önce, süpermarket raflarındaki hiçbir gıda ürününün Aralık 2017’de tuz miktarını aşmaması için bir hedef belirlemişti. Şimdi, bitiş tarihi yaklaşırken, CASH isimli başka bir çalışmada 28 kategoride sadece ekmeğin 100 gramında 1,13 gram tuzun bulunmasıyla resmi hedefe yaklaşan tek gıda maddesi olduğuna karar verildi.

tuz, diyette tuz

Kampanya müdürü Katharine Jenner, kalp hastalığı yüksek tansiyon ve felç ile bağlantılı olduğu için tuzu unutulmuş bir katil olarak tanımlıyor. Gıda endüstrisinde popüler bir katkı maddesidir, çünkü aksi takdirde yemekler lezzetsiz olur. Fakat uzun süre çok miktarda tüketilmesi sağlık açısından büyük riskler taşır. CASH, İngiltere’deki yetişkinlerin tuz alımını 6 grama düşürmeleri durumunda, her yıl 17,500 ölümün önlenebileceğini tahmin ediyor.

tuz, diyette tuz

Jenner,

Araştırmamızın bulguları endişe vericidir ve yıllarca bu konu üzerine çalışmama rağmen birçok gıda üreticisi ve parekendecisinin hala tuz azaltma hedeflerini karşılamada başarısız olduğumu görünce çok şaşırdım.

Çoğumuz, hazır yemeklerin ve atıştırmalıkların yüksek sodyum içerdiğini bunun yanı sıra restoran yemekleri özellikle fast foodun bol miktarda tuz barındırdığı hakkında çok fazla bilgi edindik, ancak tuzun şaşırtıcı derecede yüksek miktarda bulunduğu, diğerlerine nazaran az bilinen gıdalar var. The Guardian gazetesine göre bilinmesi gereken bazı tuzlu gıdalar:

sıcak çikolata

1. Sıcak çikolata

Bu öğrenilmesi gereken önemli bir derstir: Bir şeyin sadece tatlı olması, tuz içeriğinin düşük olduğu anlamına gelmez. Şeker tuzu etkili bir şekilde maskeleyebilir. Önceden karıştırılmış sıcak çikolata marshmallow ile birlikte, 25 gram porsiyon başına tuz miktarı 0,8 gram olarak bulunmuştur.

kahvaltılık mısır gevreği

2. Kahvaltılık mısır gevreği

Kellogg’un mısır gevreklerinin porsiyonunda 0,34 gram tuz bulunur. Bu tuz bazı tatlı tahıllarda bulunan miktardır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

3. Hazır salatalar

Şarküteri salatası şaşırtıcı bir tuz kaynağıdır. Patates salatası gibi salatalar maksimum seviyenin dörtte biri  kadar tuz -1,6 gram- içermektedir. Yine aynı şekilde hazır tatlılar da fazla miktarda tuz içeriyor olabilir.

peynir

4. Peynirler

Belki de bu bir sürpriz olmayacak, ancak peynir 100 gram başına 2,51 gram tuz içermektedir. Tabi burada peynirden peynire tuz oranının değiştiğini söylemek gerekir.

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

5. Ekmek üzerine sürülebilen gıdalar

Fıstık ezmesi, margarin, krem peyniri gibi görünüşte sağlıklı olan besinler çok tuzlu olabilir. Bunu önlemek için ürünlerin etiketlerini okuduğunuzdan emin olun.

ordövr tabağı

6. Ordövr tabağı

Toplantıları şık yapan lezzetli mezeler de tuz kaynaklarıdır. Tuz, hamsi ve küçük etler küçük porsiyonlarda tadılabilir. Ancak aynı anda vücuttaki tuz miktarını çok fazla yükseltirler.

Ancak, diyet değişiklikleri yaparken büyük resme bakmak önemlidir. Fazla şeker, yağ ve fiziksel aktivite eksikliği gibi başka faktörler olduğunda tuz, gelişmiş dünyanın sağlık sorunları için tek neden olarak seçilmemelidir.

Önemli miktarda diyet değişikliği yapmadan önce özellikle insan vücudu tarafından küçük miktarlarda tuza ihtiyaç duyulduğundan lütfen doktora ya da diyetisyeninize danışın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

yazarın tüm yazılarıdiyetisyenlerden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon nasıl sınıflandırılır?

Hipertansiyonun sınıflandırılması söyledir…

Hipertansiyon için yapılan sınıflamalarda zaman içinde belirgin farklılıklar olmuştur. Yaygın olarak kabul gören Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Hipertansiyon Komitesi (DSÖ/ISH)’nin yaptığı aşağıdaki sınıflandırmanın kullanılması önerilir:

Kategori Sistolik (mmHg) Diyastolik (mmHg)
Optimal <120 <80
Normal <130 <85
Yüksek normal* 130-139 85-89
Hipertansiyon 1.derece 140-159 90-99
2.derece 160-179 100-109
3.derece ³ 180 ³ 110
İzole sistolik hipertansiyon ³ 140 <90

* Majör kardiyovasküler olay riski çok yüksek bulunan veya kronik nefropatisi olan hastalar da hipertansiyon sınırları içine girmektedir.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyondan korunmak için öneriler

  • İdeal ağırlığınızı diyetisyenle görüşerek koruyun.
  • Şişmanlık hipertansiyon için önemli bir risk faktörüdür. Beden Kitle İndeksinizi hesaplayarak boyunuza göre uygun ağırlıkta olup olmadığınızı kontrol edin. Eğer şişmansanız uygun ağırlığa gelene kadar zayıflayın. Boyunuza göre uygun ağırlıkta iseniz ise bu ağırlığınızı koruyun.
  • Beden Kütle Endeksi (BKE) = Vücut Ağırlığı (kg)/ Boy (m 2 ) 25 ve üzerinde olması şişman olduğunuzun bir göstergesidir.
  • Düzenli fiziksel aktivite yapın.
  • Hareketli bir yaşam tarzı seçin. Haftada 5 gün 30 dakikalık orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite düzenli fiziksel aktivite yaptığınızın bir göstergesidir. Düzenli fiziksel aktivite yaşın ve kronik hastalıkların olumsuz etkisini azaltır, kan basıncını düzenler, kardiyak aritim/ ani ölüm riskini azaltır.
  • Sigara içmeyin.
  • Sigara ve sigara dumanı, katran, karbonmonoksit ve nikotine ek olarak içerdiği 4000’den fazla kimyasal madde nedeniyle başta kanser olmak üzere, kronik bronşit, felç ve koroner kalp hastalıklarına neden olan önemli bir risk faktörüdür. Sağlığınız için sigara içmeyin, içiyorsanız bırakmaya gayret edin.
  • Beslenmenize dikkat edin. Gerçek diyetisyenlerden yardım alın.
  • Vücut ağırlığınızı dengede tutmak, kilo almamak için az şekerli besinleri tercih edin, çay şekeri gibi rafine şekerleri mümkün olduğunca az tüketin, tatlılar ve şekerli içeceklerin tüketimini sınırlandırın.
  • Tuz ve sodyum alımını kısıtlayın. Sodyum alımı 1.5 – 2.5 gr arasında (4-6 gr tuz) olmalıdır. Ayrıca tuz oranı düşük yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünlerini (yoğurt,peynir vb.) tüketin.
  • Kullandığınız yağ türüne dikkat edin ve doymamış yağ asidinden zengin bitkisel sıvı yağları (zeytinyağı,ayçiçeği yağı, mısırözü yağı vb) tercih edin.
  • Posa tüketimini arttırın. Haftada her gün 4-6 porsiyon (400-500 gr) çeşitli taze sebze ve meyve yiyin. Kurufasulye, nohut,mercimek vb. kurubaklagillerin tüketimine özen gösterin.
  • Alkol tüketimini azaltın. Alkol alımı kan basıncının yükselmesine neden olur.
  • Stresden mümkün olduğunca uzak durun.
  • Düzenli olarak sağlık kontrollerinizi yaptırın.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Yüksek tansiyon nedir?

Kan basıncının normal kabul edilen değerlerden yüksek olmasıdır.

Sistolik kan basıncı kardiyak atış hacmini, diastolik kan basıncı periferik direnci ölçer. Halk arasında sistolik kan basıncı büyük tansiyon, diastolik kan basıncı ise küçük tansiyon olarak bilinmektedir.

Kan basıncının normal değerler altında tutulmasına dikkat edilmelidir. Kan basıncındaki 10 mm Hg artış koroner kalp hastalığını %30 artırır.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon pek çok hastalık için bir risk faktörüdür!

Ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan hipertansiyon, pek çok hastalık için önemli bir risk faktörüdür! Hipertansiyon tedavi edilmediğinde;

  • kalp yetmezliği,
  • kalp krizi,
  • böbrek yetmezliği,
  • damarların daralması,
  • beyin kanaması,
  • felç,
  • görme kaybına neden olur.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyonda beslenme ilkeleri nelerdir?

Birincil hipertansiyon uzman doktorlar tarafından uygulanan ilaçlarla tedavi edilir. Ayrıca kişinin yaşam tarzında ve beslenmesinde diyetisyen denetiminde hazırlanan tıbbi beslenme tedavisinin yeri büyüktür.

  • Beden ağırlığının arzu edilen sınırın %15’ini geçmeyecek düzeye indirmek.
  • Ailede hipertansiyon öyküsü varsa BKİ’ ni 20-25 arasında tutması önerilir. Fazla kilo dengeli, düşük enerjili diyet ve düzenli yapılan fiziksel egzersiz ile hedef alınan süre içerisinde BKI 25 sınırında tutulduğunda kan basıncında fark edilir düzelmeler görülebilir.
  • Sodyum alımı 1,5-2,5 gr. arasında (4-6 gr. tuz) tutulmalıdır. Bu alımı sağlayabilmek için yemeklere tuz ilave edilmemeli, gerekirse tuzsuz ekmek kullanılmalıdır. Tuzlu ve salamura besinlerden uzak durulmalıdır.
  • Alkol alımı mutlaka sınırlandırılmalı. Haftada en fazla 2-3 kere olmak şartı ile kadınlarda 1 kadeh, erkekler ise 2 kadehin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü alkolün tansiyon üzerine etkisi kadınlarda daha yüksektir. Toplumlarda % 5 oranında alkol alımına bağlı olarak hipertansiyon görülmektedir.
  • Doymuş yağ asitlerini çok içeren tereyağı, sade yağ, iç yağ ve katı margarinler kullanılmamalıdır. Sıklıkla zeytinyağ ve diğer bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.
  • Yeşil yapraklı sebzelere soframızda da mutlaka yer almalıdır. Tere, roka,yeşil soğan, maydanoz,dereotu, kekik gibi besinler yemeklerdeki tuz azaltıldığında , yoğun tatları ile bu eksikliği giderirler.
  • Paketlenmiş hazır şarküteri ürünlerinin tuz içeriği yoğun olduğu için mümkün olduğunca, bu ürünleri tüketmekten kaçınmalıdır.
  • Kalorisi yüksek, rafine şeker içeren (pasta, kurabiye, kek, meşrubat ve hazır meyve suyu gibi) ürünler mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
  • Doymuş yağ içermeleri nedeniyle salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerinden, yoğun tuz içeren salamura yiyecek ve soslardan uzak durulmalıdır.
  • Haftada en az 3-4 gün 30-45 dk.lık düzenli egzersiz yapılmalıdır.
  • Haftada en az 2 kere omega-3 açısından zengin olan balıkları tüketmeye çalışmalıdır.
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyonun eşlik ettiği hastalıklar nelerdir?

Bazı hastalıklar var ki bunları sıklıkla hipertansiyon ile birlikte görürüz.
Bu hastalıkların başlıcaları

  • diabetes mellitus (şeker hastalığı),
  • dislipidemi [ kan yağlarından total kolesterol, LDL (düşük dansiteli lipoprotein)
  • kolesterol ve trigliserid düzeylerinden bir ya da bir kaçının artması ve/ veya HDL (yüksek dansiteli lipoprotein) kolesterol düzeyinin azalması durumu] ve
  • obezite (şişmanlık)’dir.

Bu hastalıkların bir ya da birkaçı yüksek tansiyonla bir araya geldiğinde kan damarlarında ateroskleroz (sertleşme) ve kalp hastalıkları oluşumu kolaylaşmaktadır. Buna bir de sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı eklenirse kalp hastalığı riski çok artmaktadır.

HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

İkincil hipertansiyon nedir?

Hastaların % 90-95’inde yüksek tansiyona neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık yoktur. Bunlara primer (birincil) hipertansiyon denir. Geri kalan % 5-10 hastada yüksek tansiyon bir nedene ya da hastalığa bağlı olarak ikincil olarak ortaya çıkmıştır. Buna da sekonder (ikincil) hipertansiyon adı verilir.

En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri şunlardır:

  • Çok tuzlu gıdaların tüketilmesi (özellikle tuza hassas kişilerde)
  • Böbrek hastalıkları
  • Böbrek üstü (adrenal) bezlerinin hastalıkları
  • Böbrek damarlarının daralması
  • Doğuştan büyük atar damarın (aortun) bir bölümünün dar olması
  • Tiroid bezi hastalıkları (Hipertiroidi, hipotiroidi)
HİPERTANSİYON tedavisi, HİPERTANSİYON pdf, HİPERTANSİYON nedir, HİPERTANSİYON nedenleri, HİPERTANSİYON evreleri,

Hipertansiyon daha çok kimlerde görülür?

Yüksek tansiyon riskini artıran birçok etmen söz konusudur:

1- Yaş: Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artar. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır.
2- Cinsiyet:
50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitlenir. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.
3- Kalıtım:
Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık % 60’ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur.
4- Şişmanlık: Şişmanların yaklaşık % 40’ında yüksek tansiyon görülmektedir. Genç hastaların yaklaşık üçte biri şişmandır.
5- Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanır.
6- Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.
7- Fiziksel aktivitelerin azlığı: Yüksek tansiyon görülme olasılığı arttırır.
8- Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda yüksek tansiyon görülme sıklığı artar.
9- Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.