hemipleji, inme, parapleji, felç, stroke, felç hastalığı, inme beslenme tedavisi, felçli hasta beslenmesi

Kanser hastaları masajdan kaçınmalı!

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Ağırman, bilinçsiz uygulanan masaj tedavisinin yarardan çok zarara neden olabileceğini belirterek, masaj, bütün tedavilerde olduğu gibi, hiç yan etkisi olmayan bir yöntem değil. Damar tıkanıklığı olan, aktif romatizma veya kanser hastaları, kan sulandırıcı kullanan hastalar masajdan kaçınmalı, ifadelerini kullandı.

Ağırman yaptığı yazılı açıklamada geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın bir parçası olan masajın özellikle son yıllarda popüler hale geldiğini dile getirerek, “Öncelikle masajın, tedavi edici bir müdahale olduğunu, yani tıbbi bir uygulama olduğunu unutmamak gerekir. Kullanılan her ilaç, yapılan her enjeksiyon veya ameliyat gibi masaj tedavisinin de bir endikasyonu, bir dozu ve bir yöntemi olmalı. Her hastaya her ilaç verilemeyeceği gibi ya da bir kişiye iyi gelen bir ilacın başka birine zararı olabileceği gibi, masaj tedavisi de kişiye özgü ve hastalığa ya da şikayete uygun olmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Etkisi uygulamaya göre değişiyor

Masajın vücudun yumuşak dokularına yani cilt, bağ, kas ve tendonlarına tedavi amacı ile uygulanan el hareketleri olduğunu belirten Ağırman, şunları kaydetti:

Masajın, mekanik, refleks, nörolojik ve psikolojik etkileri vardır. Ağrıyı dindirme, cilt ve altındaki dokuların yapışıklarını azaltma, sıvıları harekete geçirme, kas gevşemesi sağlama, doku dolaşımını artırma gibi etkileri bulunur. Etkiler, daha çok uygulama ile ilgilidir. Her uygulama yönteminin farklı etki mekanizması var denebilir. Öflöraj yani sıvazlama yöntemi ile derin veya yüzeysel dokulardaki nörorefleksler ve vasküler refleksler harekete geçirilir. Petrissaj yani yoğurma gibi uygulamalarda mekanik kompresyonun etkisi ile de kan akımı reaktivasyonu ve sıvıların mobilizasyonu hedeflenebilir.

Bunlar gibi farklı masaj teknikleri ile hastalığa ve kişiye özgü yöntemler belirlenir, uygulanır. Kol ve bacaklardaki lenf ödemin azaltılmasında, ağrılı ve spazmlar yumuşak doku hastalıklarında sıklıkla uygulanır. Kronik ağrı, yapışıklıkların önlenmesi, kan akışının artırılması ve ödemin azaltılması amaçlandığında da kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Bütün diğer medikal tedaviler gibi, tek başına etkinliği sınırlı, muhakkak hekimin önerisi doğrultusunda uygun egzersiz programı ile tedavi süreci desteklenmeli.”

Sağlıklı insanda bile yan etkisi var

Masajın, hiç yan etkisi olmayan bir tedavi yöntemi olmadığını, sağlıklı insanlarda bile kalbe gelen venöz dönüşü artırarak kalp vuruş volümünü artırdığını belirten Ağırman, şu ifadeleri kullandı:

Kalp yükünün artırılmaması gereken hastalıklarda ve derin ven trombozu gibi damar tıkanıklıklarının olduğu durumlarda kesinlikle yapılmaması gereken bir uygulamadır. Malign hastalıklarda (kanser), damar tıkanıklıklarında, infekte dokularda veya inflamasyonla giden iltihabi hastalıklarda, aktif romatizmal hastalıklarda uygulanmamalı. Hastanın kullandığı ilaçlar, özellikle kan sulandırıcı varlığında yine masajdan kaçınılmalı. Unutulmaması gereken en önemli husus, ağrıların her zaman kas-iskelet sisteminden kaynaklanmayabileceğidir. Ağrı, vücudumuzdaki birçok rahatsızlıkta, hastalıkta bir uyarı sistemi olarak görev görür. Farklı hastalıklar, öncelikle ağrı şikayeti ile ortaya çıkıp, sonra hastalığın gerçek bulguları ile karşılaşılabilir.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-doktorogretim-uyesi-mehmet-agirman-kanser-hastalari-masajdan-kacinmali-2-12-84762.html
İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Geleneksel ve tamamlayıcı tıpta hukuki düzenlemeler tamamlanacak!

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında ürün ve hizmet güvenilirliği ile standardizasyonun sağlanmasına yönelik hukuki düzenlemeler tamamlanacak, kontrol denetim mekanizması oluşturulacak.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıpta merkez sayısı ve kamu hastanelerindeki ünite sayısı artırılacak, kontrol ve denetim mekanizmaları oluşturulacak. Tedarik zincirinin etkinliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için uçtan uca yönetim yapısı oluşturulacak. İhtiyaç planlama, satın alma, sipariş, stok, lojistik ve sözleşme yönetimi alanlarında hukuki düzenlemeler ve bilişim altyapısı çalışmaları yapılacak.

Sözcü Gazetesi
https://www.sozcu.com.tr/2019/saglik/aile-hekimligi-performans-sistemi-yeniden-tasarlanacak-5221377/
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca

2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi yapıldı!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü iş birliğiyle düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Onursal Başkanı olduğu 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresinin açılışında, katılımcılara hitap etti.

Tarih boyunca tüm kültürlerin, dinlerin bu sorumluluk bilincini taşıdığını aktaran Koca, insanoğlunun yeryüzünde var olmasından bu yana her dönemin imkanları, birikimleri ve deneyimleri doğrultusunda şekillenen bir şifa, tıp anlayışının olduğunu ifade etti.

Koca, hemen her toplumun geleneklerinde hastalıklarla mücadeleye ilişkin uygulamalar bulunduğunu, bunların bir kısmının günümüzün bilimsel paradigması içinde kanıta dayalı olabildiğini ancak önemli bir kısmının da yıllar boyunca yapılan deneme ve gözleme dayalı olarak varlığını sürdürdüğünü bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün geleneksel tıbbı, “fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı bilgi, beceri ve uygulamaların bütünü” olarak tanımladığını belirten Koca, şunları kaydetti:

Önceleri kapalı toplumların kendi etki alanında sınırlı kalan ve Ortodoks tıbbı tarafından dışlanan geleneksel tıp, 1990’lardan sonra gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyada sağlık sistemleri içinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü tahminine göre, bugün dünyada insanların yüzde 70 ila 80’i tamamlayıcı tıbbın bir şekline başvurmaktadır. Son 10-15 yıldır geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern Batı tıbbının bir arada kullanılmaya başlandığı entegre tıp uygulamaları, Batı ülkelerinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014-2023 GETAT stratejisinde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıp uygulamalarına entegrasyonu ön plana çıkmaktadır. Gelenekten kaynak alarak, güvenliği ve etkinliği kanıtlanmış uygulamaları bilimin ışığında insanlığın hizmetine sunmayı hedefleyen entegratif tıp anlayışı gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Hekimlerimizin bu alana sahip çıkması istismarları önleyecektir

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de önceleri tıp camiasının bilgisi ve kontrolü dışında tutulan geleneksel yaklaşımlara ilişkin hususların, 2011’de yapılan yasal düzenlemeyle Bakanlığın kontrol ve denetimine bırakıldığını hatırlatarak, bu sorumluluğa binaen, 2014’te Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğini yayımladıklarını ifade etti.

GETAT uygulamalarının sağlam kanıtlar üzerine oturması, klinik ve laboratuvar çalışmaları yapılarak doğru ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi ve bu alanda yapılacak akademik çalışmaların önünün açılması için Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliğini de hazırlayarak mart ayında yayımladıklarını anlatan Bakan Koca,

Mevcut mevzuat çerçevesinde, geleneksel tıp uygulamalarında Türkiye’de sadece standart eğitimleri almış olan hekimler yetkilendirilmektedir. Akupunktur, apiterapi, fitoterapi, kupa terapisi, hirudoterapi (Sülük tedavisi), osteopati, kayropraksi, refleksoloji, ozon terapi, mezoterapi, maggotterapi (Larva tedavisi), müzik terapi, homeopati, hipnoz ve proloterapi olmak üzere 15 başlık üzerinde eğitim verilmektedir, dedi.

Bakan Koca, şöyle devam etti:

Bugün itibarıyla ülkemizde 56 üniversite hastanemizde öncelikle Ar-Ge ve eğitim faaliyetleri yapmak üzere GETAT uygulama merkezleri açılmıştır. 3 bin 350 hekime bu üniversitelerimizde GETAT uygulama sertifikası verilmiştir. Yine ülkemizin dört bir yanında 60 tanesi devlet hastanesi olmak üzere, özel sağlık kuruluşları ile birlikte toplamda 910 GETAT ünitesine açılış izni verilmiştir. GETAT alanında mevzuat geliştirme, eğitim ve yetkilendirme dışında görev yapan hekimlerimizin bilgi ve tecrübe paylaşımına da zemin hazırlamak istiyoruz. Bu amaçla destek verdiğimiz kongremizin bu yılki ana teması kronik hastalıklarda GETAT uygulamalarıdır. Kongrede, sadece hastalıkların tedavisi değil, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için de ihtiyaç duyduğumuz yaklaşımların, bilimsel çalışmalarla harmanlanarak günümüze taşıma sorumluluğuyla ele alınacağına inanıyorum. Temel insan hakkı olan sağlık hizmetine adanmış olarak sağlıklı bir toplum hedefimize odaklanmış güzide bir mesleğin mensupları olan hekimlerimizin bu alana sahip çıkması, geleneksel yöntemlerin istismar amacı olmasını önleyecektir.

Tıpta öncelikli prensip zarar vermemek

Fahrettin Koca, tıpta öncelikli prensibin, zarar vermemek olduğunu belirterek, bu yaklaşımla kontrolsüz, ehil olmayan, tıp eğitimi almamış ellerde yapılan uygulamaları ortadan kaldırmayı amaçladıklarını dile getirdi.

İnsanın, ruhu, bedeni, duygu ve inanç dünyasıyla bir bütün olduğuna işaret eden Koca,

Ardında yatan sebep her ne olursa olsun, hastada bu bütünlüğün kırılganlığı doruk yapmaktadır. Bu yüzden empatiyle hastaya yaklaşabilmek üstün meziyetler gerektirmektedir. Ne yazık ki salt tıbbi bilgiyle donatılmış ve bunu klinik becerisiyle zenginleştirmiş bir doktor modeli, bir bütün olarak algılanması gereken insana gereken hizmeti vermekte yetersiz kalmaktadır. Her bilgili ve becerikli doktor, aynı zamanda hikmet sahibi hazık, yani işinin ehli, mahir bir hekim olamamaktadır. Hekim, insan bedenine teknik bilgi çerçevesinden bakmanın ötesinde, varlık, düşünce ve hareketi bünyesinde toplayan, insan bilmecesini çözmeye talip bir bilge olmalıdır, şeklinde konuştu.

Bakan Koca, tıbbın insan odaklı bir bilim, hekimliğin de insanlığa adanmış bir sanat olduğu gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, mesleğin insani yönünün ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Sağlık talebine muhtaç olan insanın beklentisinin tüm bilimsel ve teknolojik desteklerden önce kendine güven veren bir güler yüz olduğunu dile getiren Koca, sözlerini şöyle tamamladı:

İnsan sağlığını görev olarak üstlenmiş olanlar, aynı zamanda aciliyeti gözeten, muhtaç olanı önceleyen, ihtiyacı olana hakkını veren ve asla zarar vermemeyi ilke edinen bir ahlak anlayışına sahip olmak zorundadır. Bu ahlak anlayışı, hürmet etmeyi, hizmet etmeyi ve merhamet etmeyi prensip edinmiştir ve ancak tartışmasız bir insan sevgisiyle varlığını sürdürebilir. Nihai vizyonumuz, tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye’ye sahip olmaktır. Bilimin aydınlatıcılığından sapmadan, kadim kültür birikimimiz de dahil, tüm kaynaklarımızı harekete geçirerek ve tüm araçlarımızı bu alanda seferber ederek böyle bir amaca ulaşabiliriz. Kongrenin bu misyonumuza katkı vermesini temenni ediyor ve umuyorum.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/2-uluslararasi-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-kongresi-yapildi/1461749
Sağlık Bakanlığı 2017 personel alımı diyetisyen

Sağlık Bakanlığı GETAT Yönetmeliği için öneri istiyor!

Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği için planlanan revize işlemlerinde paydaşları öneri ve görüş paylaşmaya davet etti.

Sağlık Bakanlığı yaptığı duyuruda 27/10/2014 tarihli ve 29158 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği için gerçek ve tüzel tüm paydaşların görüş ve önerilerini iletmelerini istedi. Sağlık Bakanlığı açıklamasında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ve eklerine http://getatportal.saglik.gov.tr/TR,43715/getat-unite-listesi-kamu-ozel.html ve eğitim standartlarına http://getatportal.saglik.gov.tr/TR,8481/egitim-standartlari.html adreslerinden erişelebileceğini kaydetti.

Açıklamada 15 Kasım tarihine kadar yukarıda erişim bilgileri sunulan mevzuatın incelenmesi, Ek-1 ve Ek-2 öneri formlarının doldurularak Word formatında shgm.getat@saglik.gov.tr e-posta adresine iletilmesi gerektiği belirtildi. Bu tarihten sonra yapılacak değerlendirmeler erken dönem çalışmalarda değerlendirilemeyeceği belirtilen açıklamada ilerleyen dönem mevzuat çalışmaları için katkı sunabileceği bilgisi paylaşıldı

akupunktur tedavisi nasıl yapılır (1)

Sağlık Bakanlığı, GETAT uygulamaları için personel alacak!

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Tesisleri ve Uygulamaları Genel Müdür Yardımcılığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığında Çalışmak Üzere Geçici görevlendirme ile personel alınacaktır.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı 2012 yılında 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrası Hakkında Kanunun Ek-13 üncü maddesi ile 663 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (ğ) bendine dayanılarak kurulmuştur.

27/10/2014 tarihli ve 29158 sayılı Resmi Gazetede Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği yayımlanmıştır. Yönetmelik yayımlandıktan sonra Daire Başkanlığı bünyesinde ruhsatlandırma, sertifikasyon, eğitim, denetim ve mevzuat çalışmaları yapılmaya devam edilmektedir.

Daire Başkanlığımız mevzuattan kaynaklı genel görevlerinin yanında uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum, çalıştay programlarına katılım sağlamakta, çeşitli toplantılar organize etmektedir. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası birçok kurum ve kuruluşlar ile işbirlikleri geliştirilmesi planlanmaktadır.

Misyonumuz; Ülkemizde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili mevzuat çalışmaları yapmak, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında ruhsatlandırma, denetim, eğitim ve sertifikasyon hizmetlerini yürütmek, geleneksel ve tamamlayıcı tıp klinik araştırmaları sahasını regüle etmek, ulusal ve uluslararası işbirlikleri ile ülkemizin alanda öncü olmasını sağlamaktadır.

Vizyonumuz; Toplumun yaşam kalitesini arttırmak amacıyla geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıp uygulamalarına entegrasyonu sağlamak, ülkemiz sağlık yatırımlarına, sağlık turizmine ve sağlık ekonomisine katkı sağlamak, Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği ile çalışmalar yürüterek ülkemizde kanıta dayalı geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını yaygınlaştırmak, tanıtmak ve geliştirilmesine imkan tanımaktır.

Çıktığımız bu yolda bizimle birlikte aynı yolda yürüyecek;

– Yurtdışı merkezler ile iletişim kurabilecek düzeyde çok iyi İngilizce bilen (okuma-yazma ve konuşma yeterliliğine sahip ve son iki yıl içerisinde Yabancı Dil Seviye Tespit Sınavından (YDS) en az 70 (YDS-C) veya TOEFL-iBT en az (84) puanı olan. Almanca ve Fransızca için ise ilgili ülke kurumlarının (eşdeğerliliği kabul edilmiş) yaptığı sınavlarda alınan belgeye sahip olmak, (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi Seviyeleri en az (B2) )

– Tıp Doktoru olan başvuru sahiplerinin tercihen en az bir geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında sertifika sahibi olan, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında bilgi sahibi olan ve tercihen alanda bilimsel çalışmaları bulunan (Sertifika, bilimsel yayın veya yapılan bilimsel çalışma varsa bu çalışmaların başvuru dosyasına eklenmesi gerekmektedir)

– Microsoft Office programlarını iyi düzeyde kullanabilen, ( Office hâkimiyetinin lisans eğitim transkript belgesi veya alınmış ise sertifikalı eğitim ile belgelendirilmesi tercih sebebidir.)

– İletişimi, ikna kabiliyeti ve takip yönü kuvvetli,

– Disiplinli çalışma prensipleri olan öğrenmeye ve gelişime açık,

– Verilen dataları iş kuralları çerçevesinde arayacak ve takip edecek,

– Araştırmacı, Takım çalışmasına uyumlu, disiplinli, dikkatli ve özenli çalışabilen

Doktor, eczacı, biyolog, veri hazırlama ve kontrol işletmeni arkadaşları arıyoruz.

Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında halen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/a maddesine tabi olarak görev yapan personelden görevlendirme yapılacak olup, Devlet Hizmet Yükümlüsü ve sözleşmeli personel olanlardan görevlendirme yapılmayacaktır.

Görev yapmak isteyen personelin ekte bulunan formun fotoğraflı olarak eksiksiz bir şekilde doldurarak 15 Temmuz 2018 tarihine kadar shgm.getat@saglik.gov.tr adresine elektronik posta yoluyla göndermeleri gerekmektedir.

Mülakat tarihi başvurular toplandıktan sonra Genel Müdürlüğümüz web adresinde duyurulacaktır.

Başvuru CV formu için tıklayınız.

İbn-i Sina, El kanun Fit Tıbb, Ahmet El Mardani, Ebers papirüsü, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, vücudun detoksu, hücre yenilenmesi, organ fonksiyonlarının güçlenmesi, cildin yenilenmesi, damar tıkanıklıklarının açılması, stresin azalması, Hacamat Nedir, Hacamat, Dr. Turanşah Tümer, Tıbbi Hacamat, Kupa, Tıbbi Sülük, Fitoterapi, Bitkilerle Tedavi, Akupunktur, PRP, Manuel Terapi Tedavileri,

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, sağlık turizmi için de önemli!

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdöl: – “Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öge olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi lazım, sonra başkalarına anlatmamız lazım.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli olduğunu belirterek, “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi lazım, sonra başkalarına anlatmamız lazım.” dedi.

Erdöl, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen 1. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nin ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Mahiyet itibarıyla çok önemli bir kongrenin Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildiğine işaret eden Erdöl, yerli ve yabancı birçok bilim insanın geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Erdöl, kongredeki asıl amaç ve beklentilerine ilişkin bilgi vererek, “Binlerce yıllık birikim ürünü olan tedavi etme biçimleri, sanatları, yeterlilik ve yetkinlikleri, modern tıpla adeta küskün bir vaziyette gidiyor. Modern tıp, geleneksel tıbbı önemsemiyor, geleneksel ve tamamlayıcı tıpla uğraşanlar da modern tıbbı önemsemiyor. Halbuki her ikisi, birbirine ihtiyacı olan iki ayrı ekol. Bunları birleştirmemiz lazım. Ne binlerce yıllık geleneksel tıbbı, ne de bugünkü modern tıbbın imkanlarını yok saymalıyız. Her ikisinin getirilerini bir araya getirmemiz ve birleştirmemiz, insanoğluna daha fazla sayıda şifa metodu sunmamız gerekiyor. Yapmak istediğimiz aslında budur.” diye konuştu.

Bunun için Sağlık Bakanlığı’nın şimdiye kadar çok önemli adımlar attığını, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda eğitimler başlatıldığını dile getiren Erdöl, üniversite olarak Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırdığı 15 branşta verdikleri eğitimle bine yakın hekimi sertifikalandırdıklarını aktardı.

Cevdet Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının kanıta dayalı halde yapılması gerektiğini vurgulayarak, bunun için gayret ve çaba gösterdiklerini dile getirdi.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil

“Kanaate dayalı tıptan, kanıta dayalı tıbba geçiş süreci içerisinde biz hem geleneksel ve tamamlayıcı hem de modern tıbbı bir araya getiren ve getirmek isteyen bir misyon üstlenmiş durumdayız.” diyen Erdöl, şunları kaydetti:

“Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil, destekleyicisidir. Bunu vurgulamamız gerekiyor. Yani bir şey etki ediyorsa, yan etkisini de dikkate almamız lazım. Dolayısıyla etkilerini ve yan etkilerini göz önüne alan ilmi gerçekler ışığında bilimsel çalışmalar yaparak bunu doğrulamamız gerekiyor. ‘Ben yaptım oldu’ mantığından kurtulmamız gerekiyor. Standartları belli, etik kurullardan geçmiş, insan üzerinde deneye girmeyen ama belli ölçüde bilimsel çalışmalara imkan veren, etik kuralları dikkate alan çalışmalar yapmamız gerekiyor. Yoksa ‘Biri 1500 sene önce böyle yapmış, benim ninem böyle yapardı’ diyerek insanları tedavi edemeyiz. Çünkü zararları olan pek çok maddeyi kullanıyoruz. Bitki, ot deyip geçilmemesi önemli. Verdiğinizde insanı öldüren, karaciğer, böbrek yetmezliğine kadar götüren pek çok bitki var. Bunları ve diğer tedavi metotlarını bilimsel normlarda dizayn edip çalışma yapmak durumundayız. Bunlar bugüne kadar yapılamadı ama biz bunları yapmak zorundayız. Yapmak için arzuluyuz, üniversite olarak da elimizden gelen gayreti bu yönde gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.”

Prof. Dr. Erdöl, doğu dünyasının geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini çok fazla uyguladığını ve bu konuya aşina olduğunu dile getirerek, batının da Türkiye’den biraz daha ilerde olduğunu ve geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile entegre olmaya çalıştığını belirtti.

Erdöl, “Doğunun, batının ortasında bir ülke olarak biz maalesef doğudan da batıdan da bu konuda biraz geriyiz. Bu açığı kapatmamız lazım. Bununla ilgili bilimsel normlar içerisinde hareket ederek, çağdaş seviyeyi aşmamız gerekiyor. Bunun için de herkesin her şeyi merdiven altında yaptığı sistemden çıkıp, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği normlar içerisinde, eğitimli hekimler tarafından yapılan tedavilerle bunu denetlenebilir hale getirmemiz lazım.” diyerek, ölçülemeyen hiçbir şeyin denetlenemeyeceğini söyledi.

Bu alanlarda bir ölçüm ve standardizasyon metodu geliştirmeleri gerektiğine işaret eden Erdöl, “Bize has tedavi ölçümleri, metotları ve ölçülebilir kriterleri geliştirmemiz lazım. Bununla ilgili zaten gerek Sağlık Bakanlığımız, gerek üniversiteler ciddi olarak çalışıyor. Önümüzdeki süreç içerisinde inanıyorum ki bu kongreden alınacak ilhamla çok daha iyi şeyler yapacağız.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Erdöl, “Gerek sayın Cumhurbaşkanımız, gerek sayın Emine Erdoğan hanımefendi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda baştan beri destek olmuşlardır. Modern tıbbın imkanlarının da ülkemizde sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nerelere geldiğini görüyorsunuz. Gıpta edilen bir ülke haline geldiğimizi görüyorsunuz. Bunun yanında geleneksel ve tamamlayıcı tıbba olan desteklerini de vurgulamamız gerekiyor. Kendilerine bu konuda da millet adına müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın ülkenin sağlık turizmine de önemli katkılar sunacak bir alan olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir kere Türkiye’nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var. Bunun için biz bazı alanlarda özellikle termal sağlık turizmini öne çıkaran Ankara’da, Afyonkarahisar’da, deniz turizmini öne çıkaran Antalya ve Muğla’da bazı çalışmalarımızı üniversite olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi ile birlikte yapmaya gayret ediyoruz. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi, sonra başkalarına anlatmamız lazım. Biz bu zenginliğin de henüz ülke olarak çok farkında değiliz. Derya içinde yüzen balık gibi, suyun farkında değiliz. Sudan çıktığında fark ediyor. Başka bir batı ülkesine gittiğinizde ülkemizin ne kadar farklı bir ülke olduğunu o zaman anlıyorsunuz.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıpta atacağımız adımlar, ülkemizin sağlık turizmine çok ciddi katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca bu alanın, yakın gelecekte hiç kimsenin ummayacağı kadar hem maddi hem manevi gelir elde edilebilecek bir alan olacağını düşünüyorum.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-saglik-turizmi-icin-de-onemli-11-681-76919.html
getat

Bakan Demircan basın mensuplarına GETAT Kongresi’ni anlattı

Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, 19-22 Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’ni düzenlediği basın toplantısında tanıttı.

Bakanlık Bilkent Yerleşkesi’nde düzenlenen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Demircan, insanoğlunun yeryüzüne geldiğinden bu yana sağlık sorunlarıyla karşılaştığını ve bunların çözümü için çare bulmaya çalıştığını söyledi.

Modern tıp ile tamamlayıcı tıp uygulamalarının birbirinin rakibi olmadığı, bir sürecin devamı ve birbirinin tamamlayıcısı olduğunu vurgulayan Demircan, “Bu uygulamalar, insanlık tarihi kadar eskidir. Modern tıp ise son dönemlerin gelişmeleri sayesinde oluşmuştur. Birbirinden ayrı düşünmemek lazım. Bilim bunların hepsini birleştirmesi gereken unsurdur” dedi.

Uygulama yetkisi hekimlerde

Sağlık Bakanı Demircan, “Geleneksel tıp hizmetleri, denetlenebilir sağlık kurumlarında, sertifikalı uzmanlar tarafından sunulmaktadır. Türkiye entegrasyon ve standardizasyon açısından bugün itibarıyla örnek bir ilerleme kaydetmiş durumdadır.” dedi.

Türkiye genelinde, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde 37 geleneksel tıp uygulama merkezi ve 18 eğitim merkezi bulunduğunu bildiren Demircan, “Bu uygulamaları yapma yetkisi hekimlere verilmiştir ve belli merkezlerde yapılmaktadır. Dolayısıyla kuralsız bir uygulama yoktur.” diye konuştu.

Demircan, “Ülke genelinde devlet hastaneleri, özel hastaneler ve tıp merkezleri olmak üzere 439 ünite ile halkımıza hizmet sunuluyor. Bugüne kadar bin 600 hekim ve diş hekimine sertifika verilmiş bulunuyor. Diş hekimleri sadece ağız bölgesinde uygulama yapabiliyor” İfadelerini kullandı.

Geleneksel Tıp Uygulamaları Performans Sistemine Girecek

Toplantı sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Demircan, geleneksel tıp uygulaması adı altında merdiven altı uygulama yapan kişilere yönelik cezai müeyyidelerin uygulandığını söyledi. 3 kişiye hapis cezası verildiğini, 17 kişinin yargı sürecinin de devam ettiğinin altını çizen Bakan Demircan şunları kaydetti: “Sağlık tesislerinde yapılmaya başlayan uygulamaların performans sistemine dahil edilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Özetle geleneksel tıp uygulamalarının amacı bilimin ışığında insana hizmet etmektir. Katılımınız için tüm basın mensuplarına teşekkür ediyorum”

Sağlık Bakanlığı
https://www.saglik.gov.tr/TR,34229/bakan-demircan-basin-mensuplarina-getat-kongresini-anlatti.html