fastfood berna eryılmaz

Fastfood bağımlısı olabilirsiniz!

Son yıllarda fastfood, şekerli gıdalar, abur cuburlar ve paketli ürünler giderek çeşitlenmekte ve tüketimi artmaktadır.

fast food, hamburger, hızlı hazır besin, kfc, mc donalds, burger king

Besin sanayinin gelişmesiyle birlikte bu besinlere ulaşım kolaylığı sağlanmakta ve alım gücü artmaktadır. Bu faktörlere bağlı olarak bu besinlerin tüketimi yaygınlaşmıştır. Tüketimin artmasının en önemli ana sebebi bu besinlerin insan vücudunda fizyolojik ve psikolojik bağımlılık yapmasıdır.

gıda taklit hile tağşiş yapan firmalar, gıda tarım bakanlığı

ABD’deki Maryland Ulusal Enstitüsü direktörlerinden Dr. Nora Volkow‘a göre; şekerli gıdalar ve fast food ürünlere karşı koyamamanın sebebi, bu ürünlerin bağımlılık yaratarak, mideden gelen kimyasal sinyaller ve beyindeki zevk merkezi arasındaki dengeyi bozmasıdır.

fast food, hamburger, hızlı hazır besin, kfc, mc donalds, burger king

Fast food ve şekerli gıdalar kişilerde bağımlılık yaratarak tüketmedikleri takdirde yoksunluk duygusu oluşturmakta, sosyal yaşamlarını etkilemekte ve sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumun farkında olan veya olmayan birçok kişi toplumda mevcuttur. Toplumdaki kişilerin sağlık problemleri sebebiyle veya farklı sebeplerden dolayı fastfood ve şekerli gıdaları tüketmeme kararı almalarına rağmen bırakamadıklarını ve tüketmeye devam ettiğini biliyoruz. Ancak bu durumda bile bunun bir bağımlılık olduğunun farkında ve bilincinde değiller.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Fastfood ve şekerli gıda bağımlılığı çocuk yaşlarda başladığından, çocukların gelecek nesilleri oluşturacaklarını düşündüğümüzde toplum sağlığını temelden olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sebeple çocukların damak zevklerinin ve alışkanlıklarının geliştiği küçük yaşlarda bu besinlerin tüketimi önlenmeli. Yetişkin bireyler ise fastfood ve şekerli gıda tüketimi alışkanlığından kurtulmak için tüketim sıklığını yavaş yavaş azaltarak en aza indirgemeli ve nihayetinde beslenme düzeninden çıkarmalıdır.

Zarar veren bağımlılıklardan kurtulmak dileğiyle, sağlıklı günler…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Berna Eryılmaz

 

insülin direnci sümeyye aymaz

6 soruda “İnsülin direnci” ve beslenme tedavisi

1. İnsülin direnci nedir?

İnsülin; kas, yağ ve karaciğer gibi kan şekerini kullanan, dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salgılanan bir hormondur. Kişide insülin direnci varsa şekerin dokulara alınıp kullanılması, yakılması zor olur. Aşırı salınan insülin açlık hissine, daha çok yeme ve atıştırmaya neden olur. Sonuçta insülin direnci gelişir…

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

2. İnsülin direnci oluşmasının nedeni nedir?

Genetik yatkınlık insülin direnci nedeni olabileceği gibi obezite, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam da neden olabilir. Günümüzde artan sedanter yaşam tarzı ve fast food tüketimi, insülin direncinin daha sık görülmesine sebep olmuştur. Bu nedenle kimi zaman:

Annem babam tereyağı, bal, kaymak ile beslenirdi onlara bir şey olmadı da bende neden oluyor, sorularıyla karşılaşıyoruz. Burada unutulan nokta anne ve babalarının hareketli yaşamlarıdır.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

3. İnsülin direnci kilo vermeyi gerçekten zorlaştırır mı?

Evet, zorlaştırdığı doğrudur. Çünkü insülin direnci olan kişiler çabuk acıkırlar, tatlı istekleri daha fazladır ve çabuk yorulurlar ancak bu durum kilo vermeye engel değildir. Sabırla yapılan sağlıklı beslenme programı ve egzersiz kilo vermenize ve insülin direncinizi bir süre sonra kırmanıza yardımcı olacaktır.

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

4. Kişi insülin direnci yüksek olduğundan ne zaman şüphelenmeli?

Yemek sonrası çabuk acıkma, geç doyma, soğuk terleme, el ayak titremesi, aşırı tatlı isteği ve giderek kilo alma kişinin insülin direncinden şüphelenmesi gerekir.

diyabet şeker hastalığı diyet

5. İnsülin direnci nasıl tedavi edilmeli?

Öncelikle hastalığı oluşturan etkenler belirlenmelidir. Bu etkenlere yönelik yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır. Vücut yağ oranı azaltılmalı, harcanan enerji artırılmalı ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinilmelidir. Sadece egzersiz ve sağlıklı beslenme ile insülin direnci %60 oranında önlenebilir. Gerekli durumlarda ilaç yardımı alınmalı ancak unutulmamalı ki ilaç tek başına yeterli olmayacaktır.

obezite, elma, hamburger

6. İnsülin direncinde beslenme tedavisi nasıl olmalı?

• Diyetisyene gidin ve gerçekçi hedefler belirleyiniz. Haftada 0,5-1 kg ağırlık kaybını hedefleyiniz.

• İnsülin direncinde beslenme tedavisinin önemli bir noktası da düşük glisemik indeksli gıdaları yüksek glisemik indeksli gıdalara tercih etmektir. Şöyle ki beslenmenizde beyaz ekmek yerine tam buğday ya da çavdar ekmeğini, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı ya da kepekli makarnayı, meyve suyu yerine kabuklu meyveyi, gazlı şekerli içecekler yerine ayranı tercih etmelisiniz. Ayrıca glisemik indeksi yüksek hamur işleri, pastalar ve tatlılardan da uzak durmalısınız.

• Diyetiniz sizi aç bırakacak kadar az kalorili olmamalı yani şok diyetler uygulamamalısınız. Şok diyetler insülin direncini tedavi edemediği gibi uzun vadede daha kötü hale getirebilir.

• Az ve sık beslenmeyi tercih etmelisiniz. Üç ana öğününüzü (kahvaltı, öğle ve akşam yemeği) mutlaka yapıp bir ya da iki ara öğün eklemelisiniz. Güne erken başlamalısınız. Yatmadan iki-üç saat önce bir şey yememelisiniz.

• Sebze ve meyve tüketiminizi artırmalısınız. Her öğünde mutlaka salatanızı veya sebze yemeğinizi bulundurmalısınız. Şeker oranı düşük meyveler tercih etmelisiniz. Meyve tüketiminizi iki-üç orta boy meyve ile sınırlamalısınız.

• Tok tutan, glisemik indeksi düşük, posa miktarı yüksek kuru baklagillere diyetinizde yer vermelisiniz.

• Katı yağdan, kaymaktan, margarinden uzak durmalısınız. Sıvı yağ tercih etmeli, yemeklerinizde bir tatlı kaşığından fazla yağ kullanmamalısınız.

• Yemekleri iyi çiğneyip yemek yeme sürenizi artırmalı ve böylelikle oluşan tokluk hissi fazla yiyecek tüketmenize engel olacaktır.

• Süt ve süt ürünlerini yarım yağlı tercih etmeli günde en az iki kase yoğurt ya da iki su bardağı süt tüketmelisiniz.

• Kırmızı et yerine tavuk ve hindi gibi beyaz etleri tercih etmelisiniz. Haftada en az iki kez balık tüketmelisiniz.

• Hareketli bir yaşam tarzı edinilmeli ve haftada en az 3 – 4 gün, 30 – 45 dk spor yapmalısınız.

Dahası için beslenme ve diyet uzmanınızla görüşmelisiniz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sümeyye Aymaz

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

fast food, hamburger, hızlı hazır besin, kfc, mc donalds, burger king

Bu ambalaj paketleri çok zararlı!

Yeni bir araştırmaya göre fast food (hızlı hazır besin) ambalaj paketleri, insan sağlığı için zararlı birtakım kimyasallar içeriyor.

obezite, elma, hamburger

Silent Spring Enstitüsü’nden uzmanlara göre, fast food (hızlı hazır besin) restoran zincirlerinde kullanılan yağ tutmayan ambalajların florinli kimyasallar içeriyor, zehirli olan bu kimyasalların gıda ürünlerinin içine sızma tehlikesi var. Silent Spring Enstitüsü’nün yaptığı araştırma, ABD’de kullanılan fast food (hızlı hazır besin) ambalajlarının içerdiği florinli kimyasallar hakkında şimdiye kadar yapılan en kapsamlı çalışma. Uzmanlar bu çalışma kapsamında 27 fast food (hızlı hazır besin) restoran zincirinden aldıkları 400 ambalaj numunesi içinde bulunan PFAS maddesini test etti.

gıda taklit hile tağşiş yapan firmalar, gıda tarım bakanlığı

PFAS maddesi, yapışmayan, leke tutmayan, su geçirmeyen özelliklere sahip halı, tencere ve dış giyim ürünlerinde de kullanılıyor. Uzman,

fast food, hamburger, hızlı hazır besin, kfc, mc donalds, burger king

PFAS maddesine maruz kalmak kanser, tiroid hastalıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması, bebeklerin düşük kiloda doğması ve kısırlık gibi sorunlara neden olabiliyor. Gelişmekte olan bedenleri zehirli kimyasallara karşı daha savunmasız olduğu için özellikle çocuklar sağlık sorunlarıyla karşılaşma riski altında, uyarısında bulunuyor.