hemipleji, inme, parapleji, felç, stroke, felç hastalığı, inme beslenme tedavisi, felçli hasta beslenmesi

Hastaların %80’i diyetisyenlerine de yalan söylüyor olabilir mi?

Amerika’daki Utah Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre insanların %80’i hekimlerin ne sıklıkla egzersiz yaptıkları, ne yedikleri ya da sigara içip içmedikleri yönündeki sorularına doğru yanıt vermiyor.

Bunun sebebi çoğunlukla insanların doktorların onlar hakkındaki görüşlerini önemsemesi veya doktor nutkuna maruz kalmaktan çekinmeleri. Araştırmada yer alan Dr. Angela Fagerlin insanların doktorların onları doğru kararlar alamayan kişiler olarak sınıflandırmasını istemediğini belirterek bunun tedaviyi olumsuz etkilediğini söyledi. Fagerlin

Hastaların aldıkları ilaçlar ya da yeme düzenleri hakkında yalan söylemesi özellikle kronik hastalarda ölümcül etkilere sebep olabilir, açıklamasını yaptı.

Personel Sağlık
https://www.personelsaglikhaber.net/guncel/arastirma-insanlarin-yuzde-80-i-doktorlarina-yalan-soyluyor-h75974.html

Peki bu yüksek oran, diyetisyen ile görüşen hastalar için de geçerli olabilir mi? Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarını bir cevap yaz bölümünden paylaşabilirsiniz.

lazer liposakşın, laser liposuction

Bölgesel yağlanmadan kurtulmanın en etkin çözümü: “Lazer liposuction”

Zayıflamak için yapılan tüm egzersiz, spor ve diyet programlarından sonra kilo verseniz bile bölgesel fazlalıklardan kurtulamıyorsanız liposuction tam size göre bir uygulama… 

Uygulama fazla yağlarından şikayet eden kişileri fazla yağlarından kurtularak sıkılaştırıyor. Bu işlem Klasik Liposuction, Lazer Liposuction, Ultrason Liposuction (VASER) Radyofrekans Liposuction olarak 4 ayrı yöntem ile uygulanabiliyor. Klasik liposuction; bölgede tespit edilen yağların lazer ile parçalandıktan sonra alınmasıdır. Lazer Liposuction; özetle vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların lazer ışınları ile parçalanıp ortadan kalkmasını sağlıyor. Vaser Liposuction ise ultrasonik ses dalgaları kullanılır ve yağların parçalanıp vücuttan atılması sağlanır. Vaser Liposuction yönteminde ses dalgaları kullanıldığı için sadece yağlar hedef alınır. Böylece uygulama yapılan bölgede kanama, şişlik ve morluk oluşması önlenmiş olur. 4. yöntem olan Radyofrekans Liposuction ise radyo frekans dalgalarının yağları eritmesi ile uygulanır. Diğer yöntemlere göre bölgesel zayıflama  ve yağ aldırmanın dışında cildin sıkılaşmasına da yardımcı olur. Bu yöntemler arasında en çok Lazer Liposuction tercih ediliyor.

Lazer liposuction uygulaması ve uygulama alanları nelerdir?

  1. Yağlar lazerle parçalandıktan sonra aspiratör yardımı ile vücuttan atılır.
  2. Çene altı ve kol içi göbek, basen, bacak gibi bölgelere uygulanabilir.
  3. Cildin iyileşme süresi oldukça kısadır.
  4. Uygulama sonrasında beklenen güzel sonuçlar hemen görülebilir.

Lazer liposuction hangi durumlarda uygulanır?

Lazer Liposuction (lazer yağ aldırma) uygulaması için en uygun kişiler, kilo boy endeksinde ideale yakın ve bölgesel fazlalığı olan kişilerdir. Hamilelik, genetik özellikler ya da beslenmeden kaynaklı vücudun bazı bölgelerinde diğerlerine oranla daha fazla yağlanma oluşabilir. Bu tip fazlalıklara sahip olan kişiler liposuction uygulaması açısından en uygun adaylardır. Yine de bu konudaki son kararı estetik cerrahınız ile görüştükten sonra verebilirsiniz. Lazer liposuction uygulaması zayıflama amaçlı değildir. Liposuction vücudun şeklini düzeltme operasyonudur. Operasyon sonrasında hedeflenen bölgede zayıflama değil incelme gerçekleşir. Vücudunuzda bölgesel yağlanma olan her bölgeye uygulanabilen liposuction genellikle şu bölgelerde tercih edilir:

  • Basen bölgesi,
  • Karın bölgesi,
  • Bel bölgesi,
  • Kol bölgesi,
  • İç bacak bölgesi,
  • Erkeklerde ise meme büyümesine yönelik jinekomasti tedavisi  şeklinde uygulanır.

Lazer liposuction işlemi sırasında anestezi uygulanır mı?

Lazer Liposuction uygulamasının yapılacağı bölge ve alınması gereken yağ miktarına göre genel, lokal ya da lokal + sedasyon anestezisi uygulanabilir. Küçük bir bölgede ve az bir miktarda liposuction uygulaması yapılacak ise sadece lokal anestezi de yeterli olur. Daha geniş bir bölgede uygulama gerçekleşecek ise genel anestezi daha uygun olabilir. Uygulama yapılan kişinin sosyal hayatına yeniden dönebilmesi için genel olarak operasyon sonrasında 3 ya da 5 gün dinlenmesi gerekebilir. Lazer Yardımlı Liposuction uygulamasından sonra 15 gün korse kullanmanız gerekebilir. Diğer uygulamalara göre oldukça hızlı yanıt veren uygulama ile bir ay sonra yüzde 70 oranında beklediğiniz sonucu alabilirsiniz. Uygulanan bütün liposuction yöntemleri içinde cildinizin kalitesini arttıran ve cildi sıkılaştıran en iyi yöntemin Lazer Liposuction olduğu ispatlanmıştır. Vücudumuzda bulunan yağ hücre sayıları sabit olduğu için yeniden kilo alınması durumunda yağ hücreleri yeniden genişleyebilir. Bu nedenle uygulamayı yaptıran kişilerin yaşam tarzlarına özen göstererek diyet ve egzersizlerini aksatmamaları önem taşır.

Dünya Plastik Cerrahi Derneği’nin verilerine göre dünyada en sık uygulanan operasyonlar arasında yer alan Lazer Liposuction uygulamasının riski yok denecek kadar azdır. Siz de vücudunuza şekil vermek ve incelmek için bu uygulama ile ilgili harekete geçebilirsiniz. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alpaslan Topçu‘dan randevu alabilir bölgesel incelme ile ilgili beklentilerinizi kendisi ile paylaşabilirsiniz.

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

Egzersiz, spor ve diyabet

Diyabet, kişilerin spor ya da fiziksel aktivite yapmasını engelleyen bir hastalık değildir.

Bireylerin diyabetin komplikasyonlarından korunabilmeleri için elzem bir faktördür. Spor veya fiziksel aktivite diyabet riskini azaltan ve kan şekerinin düzenlenebilmesini sağlayan faktörlerden biridir. İnsülin direncini azaltmakta, kilo kontrolünün sağlanmasında fayda sağlamaktadır. Spor veya fiziksel aktivitede kan şekerindeki meydana gelebilecek düşüklüğü engellemek gerekmektedir. En sık insülin kullanan diyabetik bireylerde kan şekerinde düşüş görülmektedir.

  • Kan şekeri ölçülmeli
  • Bunlar insülin miktarını yapacakları spor veya fiziksel aktiviteye göre azaltmalı
  • İnsülin pompası kullanıyorlarsa pompadan insülin gönderimi durdurmaları gerekmekte
  • Fiziksel aktivite veya spor öncesi 15 gram karbonhidrat tüketilmeli

Kan şekerinin 250-300 mg/dL ve daha yüksek olma durumunda fiziksel aktivite veya sporun yapılmaması gerekmekte, böyle bir durumda bol su tüketimi sağlanması ve dinlenilmesi önerilmektedir.

15 gram karbonhidrat içeren besinler

Meyve Grubu

1 orta boy incir

4 orta boy kuru kayısı

Ekmek ve tahıl grubu

1/4 simit

1 ince dilim ekmek

3 adet bisküvi

Et ve kuru baklagil grubu

4 yemek kaşığı kurubaklagil

90 gram sonrası et, tavuk, köfte

Süt ve süt ürünleri

1 kase yoğurt

1.5 su bardağı süt

**Hazır paketli ürünlerin etiketleri okunmalı!

l karnitin, karnitin, l carnitine

L-karnitin

Karnitin böbrek ve karaciğerde sentezlenmekte, iskelet kasında depolanmakta ve idrar yolu ile atılmaktadır.

Karnitinin besin yolu ile karşılanması ve vücutta depo edilmesinden dolayın eksikliğinin görülmediği bu nedenle dışarıdan alınmasına gerek olmadığı bildirilmiştir. Karnitinin iki temel görevi vardır:

1. Enerji oluşumu için uzun zincirli yağ asitlerini (UZYA) mitokondri içine taşımaktadır.
2. Mitokondride glukoz metabolizmasında kaltik asidoz oluşumunu engellemektedir.

Yapılan çalışmaların bir kısmında l-karnitinin sporcularda performansı artırdığına yönelik sonuçlar elde edilirken bir kısmında da performans ile ilişkisi olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.

L-karnitinin uzun süreli ve dayanıklılık gerektiren sporlarda kas glikojen depolarının hemen boşalmasını engellemesinden dolayı spor diyetisyenleri tarafından önerilmektedir.

Kreatin sporcu

Kreatin: “Kullanılsın mı kullanılmasın mı?”

Kandaki kreatin (creatin) miktarının azalması sonucu sporcuların kas kütlesinde azalma, performanslarında azalma görülebilmektedir. Kreatin egzersiz ve spor sırasında dayanıklılığı artırarak egzersiz ve spor süresini uzatmaktadır.

Tek başına kreatinin uzun süre kullanımı yapılan çalışmalarda toksik etki saptanamazken, kreatinin başka suplementler ile uzun süre kombine olarak kullanımı çalışmalarda karaciğer enzimlerinde artış, böbrek fonksiyonlarında bozukluğa neden olduğu tespit edilmiştir.

Kreatin kullanımı şuan için yüksek şiddetli antrenman durumunda ve sporcu sakatlıklarını azaltmak için kullanımı önerilmektedir. Gereksiz kullanımdan kaçınılmalıdır.

Kreatinin suplement olarak kullanımı  vücut ağırlığı x 0,03 gram formülü yaygın olarak kullanılmaktadır. 

18 yaşından küçük sporcular için yeterli ve dengeli beslenmenin kreatin açısından yeterli olabileceği bildirilmiştir. Dahası için diyetisyeninize başvurunuz.

protein tozu sporcu kreatin

Sporcu beslenmesinde kreatin

Kreatin vücutta üretilebilen bir amino asittir.

Kreatin kaslardaki enerji depolarının sürekliliği sağlarken egzersiz ve sporda efor için kas kuvvetini sağlamaktadır. Ani ve kısa süre için enerji gerektiren sporcularda patlayıcı pump etkisi için besin takviyesi olarak alınmaktadır. Kaslardaki su kütlesini arttırdığı için kaslarda dolgunluk sağlayarak görsel olarak tatmin olmak isteyen sporcular tarafından da kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada en çok kreatin kullanan sporcuların güreşçiler olduğu bildirilmiştir.

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda akut kreatin kullanımın sürekli kullanıma nazar performansı çok fazla etkilemediği, bu durumunda sporcunun kas kütlesinin kreatin açısından dolu olduğu bu nedenle kreatin kullanımına cevap vermiyor olabileceği bildirilmiştir.

Kreatinin kısa süre kullanımının her hangi bir yan etkisinin bulunmadığı ancak uzun süre kullanımı üzerinde de yeterli çalışmaya rastlanmamış bu nedenle kreatinin uzun süre kullanımında meydana gelen yan etkiler bilinememektedir.

obezler için spor

Obeziteye egzersiz reçetesi!

Obezite, vücudun aşırı yağlanması olarak ifade edilebilir.

Obezite aynı zamanda; tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon,  kanser, uyku apnesi ve respirituar hastalıkları beraberinde getirebilen önemli ve günümüzde çok sık karşılaşılan en büyük sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Obezite durumunun tespiti adına çoğu kez vücut ağırlığı kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) , BMI (Body Mass Index) yani vücut kütle indeksini hastanın obezite durumunu değerlendirmek için formülize etmiştir. Bu formül hastanın kilogram biriminden ağırlığının, metre birminden boy uzunluğunun karesine oranı ile tespit edilir.

WHO, BMI’in 30 ve üzerinde olmasının obezite tanısı için yeterli olduğunu ve erişkinlerde riskli kilolu grubunun 25 ve üzerindeki değerlerden itibaren olduğunu belirtiyor.

Egzersiz, kilolu ve obez bireylerde en iyi sonuç alınan uygulamadır. Ancak obez hastalar ne yazık ki, egzersizi cezalandırcı veya kötü duruma düşürücü olarak ifade etmektedirler. Bundan dolayı hastalara önce yaşam şekillerini değiştirmeleri için küçük önerilerde bulunmalı ve egzersize daha pozitif yaklaşmalarını sağlamalıyız. Obez bireylere başlangıçta ağır egzersiz programları uygulamak mümkün değildir. Yavaş yavaş başlamalı ve doktorları tarafından obez bireyin sedanter yaşamı ile oldukça aktif yeni yaşamı arasında hastaya uygun egzersiz ile başlangıç yapmaları daha olumlu sonuçlara götürecektir.

Egzersiz reçetesi olarak ifade ettiğimiz, ‘’maksimum egzersiz minimum hasar ile tamamlanmalı’’ prensibi Amerikan Spor Hekimliği Kolejinin önerisi ile her gün ortalama 30 dakika egzersizden geçmektedir. Obez bir hasta aktif yaşam tarzına geçiş yaparken,

  • Egzersiz reçetesine dikkat etmeli,
  • Haftada maksimum 1 kilogram kaybetmeli,
  • Ağırlık kaybı için uygulaması gereken programı haftada 1000 – 2000 kalorilik olmalı,
  • Çok sedanter bir hasta çok hafif egzersizlerle başlangıç yapmaya dikkat etmelidir.
  • Muhakkak bir diyetisyen ile görüşülmelidir.

Aktif yaşama geçiş süresinde orta yoğunlukta egzersizlere; 30 dakika bisiklet sürme, 35 dakika hızlı tempoda yürüyüş, 15 dakika merdiven çıkma, 20 dakika yüzmeyi örnek olarak verebiliriz.

Obezite ve egzersiz

Glutamin

Sporcu beslenmesinde: “Glutamin”

Glutamin insan vücudunda en çok bulunan aminoasittir.

Yoğunluğu en çok iskelet kasında sentezlenir. Travma, kanser ve yaralanma gibi durumlarda yoğunluğu azalmaktadır. Glutaminin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri tespit edilmiştir. Cerrahi müdahaleler sonrası veya yaralanmalarda yaranın hızlı iyileşmesi yani doku onarımının hızlanmasını, kas onarımının hızlanmasını sağladığı bildirilmiştir. Yoğun egzersiz ve spor durumunda kaslarda meydana gelen ağrının azalmasını, oluşan kas yırtık onarımının hızlanmasını sağladığı bildirilmiştir. Yapılan bazı çalışmalarda glutaminin kaslara olumlu etkisinden dolayı egzersiz veya sporda performansı arttırdığını bildirirken bazı çalışmalar glutamin kullanımın performansa etki etmediğini bildirmiştir. Standart günlük alınması gereken bir glutamin miktarı yoktur ancak, beslenme ile glutamin ihtiyacı karşılanabilmektedir. Gerekli durumlarda doktor ve diyetisyen tarafından önerilmektedir.

Glutamin oranı yüksek besinler

  • Et kaynakları; kırmızı et, tavuk eti, balık,
  • Kurubaklagiller
  • Sebze kaynakları; maydanoz, pancar, ıspanak

Sporcu beslenmesinde C vitaminin yeri

Spor, insanların aktif yaşamında hayat kalitelerini iyileştirici etki gösterdiği gibi özellikle kalp ve damar hastalıkları gibi birtakım kronik hastalıklara karşı koruma sağlar.

Sporcularda vitamin kullanımı incelendiğinde ilaveten vitamin desteği alımının sporcunun performansına herhangi bir olumlu etkisinin doğrudan saptanmadığı ancak vitamin eksikliği varsa performansın olumlu etkilendiğini gösteren bir takım çalışmalar mevcuttur. Burada bahsedilen ayrıntı sporcularda mutlaka iyi bir beslenme örüntüsünün olması gerektiğidir. Çünkü iyi beslenen bir sporcu zaten çoğu vitamini eksiksiz alıyordur.

Egzersiz yapan bireylerin diyetine günlük gereksinime ek olarak C vitamini eklenmesi tartışmalı bir konudur. Fakat, konu üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda akut C vitamini yüklemesinin sporcudaki oksidatif stresi anlamlı oranda azalttığı görülmüştür. Yapılan çalışmada incelenen futbolcu ve basketbolcu gruplarında egzersiz öncesi (EÖ) ve egzersiz sonrası (ES) olarak numuneler alınmış ve sonrasında 3 hafta boyunca 1000 mg/gün C vitamini yüklemesine gidilmiştir. 3 haftalık süre sonunda EÖ ve ES kanlarına bakıldı ve elde edilen sonuçlar:

  • Sporcuların tümünde yükleme sonrası LDH azaldığı, total kolesterol azaldığı, trigliseridlerin azaldığı ve HDL’in arttığı,
  • Basketbolcularda yükleme sonrası karaciğer enzimlerinin (AST, ALT, ALP) egzersiz sonrası değerlerinde yükseldiği ancak LDH’in önemli oranda azaldığı,
  • Futbolcularda karaciğer enzimlerinden AST’nin yükleme ve egzersiz sonrasına göre anlamlı düşük bulunduğu,
  • Elde edilen bulguların ergojeniklerin büyük çoğunluğunun vitaminler olarak kullanıldığını,
  • Diyete ek alınan C vitamini oksidatif stresi önemli oranda azalttığı yönündedir.

Özetleyecek olursak…

spor; obezite, yüksek tansiyon ve diğer kardiyovasküler hastalıkların azalmasında ve önlenmesinde en önemli faktördür. Özellikle sporcularda diyete ek C vitamini eklenmesi kalp ve damar sistemi adına olumlu etkilere sahiptir.

Futbolcu ve basketbolcularda akut egzersiz ve C vitamininin karaciğer enzimleri ve plazma lipid düzeylerine etkisi

sporcu beslenmesi, sporcu diyeti

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

Egzersiz ve spor sırasında performansı artırmak ve bunun devamlılığını sağlamak, sağlığı korumak ve yaşam kalitesini artırmak için yeterli ve dengeli beslenmek gerekmektedir.

Egzersiz ve spor sırasında ideal beslenme kişiye göre değişikliklik göstermektedir. Gereksiz besin takviyelerinden kaçınılmalı sağlıklı yaşam ön planda tutulmalıdır. Düzenli egzersiz veya spor yapan bireylerin sağlıklıı ve dengeli beslenme yaşam biçimini benimsemesi gerekmektedir.

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

  1. Günde en az 3 ana öğün tüketilmelidir. Vücudun enerji ihtiyacını karşılamak ve performansı artırmak için ana öğünlere takviye gıdalar verilmekte ve bireyin ihtiyacına göre ara öğünler düzenlenmektedir. İhtiyaca göre ergojenik destekler sağlanmalıdır.
  2. Her öğünde karbonhidrattan zengin beslenme sağlanmalı ancak, karbonhidratların %70’inin kompleks karbonhidratlardan oluşan beslenme örüntüsü hazırlanmalıdır. Egzersiz veya spor sonrası ilk 2 saat içinde kadınlarda 50 gram erkeklerde 70 gram karbonhidrat içeren yiyecekler tüketilmelidir. Enerji gereksinimin artığı durumlarda beslenme örüntüsünde protein miktarı artırılmalıdır.
  3. Demir ve Kalsiyum mineral eksikliği sonucu performansta ciddi azalma görülmekte bu nedenle takviye alınması gerektiği önerilmekte vücutta emilimi artırmak içinde beslenme örüntüsünün C vitamini açısından zengin olması gerekmektedir.
  4. Vücut ağırlığının kaybedilmesi gereken durumlarda hızlı ağırlık kayıplarından kaçınılmalı ortalama haftada 1 kilogram vücut ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  5. Yeterli sıvı alımı performansı artırmaktadır. Egzersiz veya spor durumunda vücuttan kaybedilen sıvının yerine konması için pratikte  ½ kilogram vücut ağırlık kaybı için 2-3 su bardağı su içilmesi gerekmektedir.
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy, 2014.
diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Ergojenik destek nedir, hangi durumlarda gereklidir?

Ergojenik destek, bireysel enerji kullanımını, üretimini veya yenilenmesini artıran maddeler, araçlar ve uygulamalardır.

Sportif performansı artırmak için kullanılmaktadır. Ergojenik destek hekim veya diyetisyen tavsiyesi ile gerekli durumlarda alınmalıdır. Gerekli olmayan durumlarda kullanımı risk oluşturabilmektedir. Yaş, cinsiyet gözetilmeden dünya üzerinde çoğu sporcu performansını ve bağışıklığını artırmak, sakatlıklarını önlemek, istenilen vücut şekline ulaşmak için ergojenik desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.

Ergojenik destek öncesi sporcunun en az 3 günlük besin tüketim kaydı tutulmalıdır. Eksiklik, ihtiyaç veya düzensizlik doğrultusunda ergojenik destekler önerilmektedir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Ergojenik destekler neler?

Hekim ve diyetisyen kontrolünde önerilen kabul görmüş ergojenik destekler:

  • Antioksidan C ve E vitaminleri,
  • Whey proteini,
  • Kreatin,
  • Demir,
  • Kalsiyum,
  • Elektrolitler,
  • Multivitamin ve mineraller,
  • Kafein,
  • Probiyotik,
  • Bikarbonat ve sitrat,
  • L-karnitin,
  • Sporcu barları,
  • Sporcu içecekleri,
  • Sporcu jelleri
fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

500 kalori yakmanın eğlenceli 5 yolu!

Hava sıcaklığının artmaya başladığı şu günler size de yazı hatırlattı değil mi? O yaz önce güzel anıları sonra geçen sezon aldığınız bikiniyi ve hemen ardından o bikiniye o göbekle nasıl sığacağınızı düşündürttü. Evet, 1 kalorinin bile peşine düştüğümüz o günler yine geldi çattı. Spor salonlarının o terleten aletlerine dönebilirsiniz ya da birkaç eğlenceli aktivite ile 500 kalori yakabilirsiniz.

sporcu beslenmesi, sporcu diyeti

1. Dans edin

Şöyle sağlam bir dans egzersiziyle hem yüzlerce kaloriyi eğlenerek yakarsınız hem de çılgınla gibi endorfin salgılarsınız. Bu nedenle 305 Fitness ve zumba gibi dans hareketlerini kullanarak metabolizmayı hızlandıran birçok çeşit spor tekniği bulunur. Hadi boş durmayın, sallayın!

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

2. Daha fazla lif tüketin

Bütün tahıllar, ahududu, elma ve ıspanak gibi besinler diyet lifinden zengindir. Vücudumuz lifi sindirmeye çalışırken kalorileri de yakar. Günde 500 kalori için yüksek lifli bir gıda öğünü hazırlayın ve taze meyve sebze yiyerek kalori yakın. Çok mantıklı bir kazan-kazan yöntemi değil mi?

yüzme

3. Yüzmeye gidin

Yüzme dünya üzerindeki en etkili ve eğlenceli kalori yakma yöntemidir. Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre 125 kiloya sahip biri sadece 30 dakika ağır ağır yüzerek 180 kalori yakabilir. Siz de ağır hareketlerle yüzerek ya da daha uzun süre suda kalarak daha fazla kalori yakabilirsiniz.

4. Günlük rutinlerinizi sıklaştırın

Günlük yaşantımızda farkında olmadan yaptığımız birçok hareket var. Örneğin; telefonda konuşurken yürümek, ellerimizi ayaklarımızı bir yerlere vurup ritim tutmak ya da ellerimizle ayaklarımıza uzanmak. İşte bu hareketlerin toplamıyla bile gün içerisinde 350 kalori verebiliyorsunuz. Bu nedenle gün içinde bu gibi rutin hareketleri daha sık tekrar edip daha çok kalori yakmanız mümkün. Özellikle tüm gününüzü ofis ortamında geçiriyorsanız, telefon görüşmelerinizi yaparken bile ayağa kalkıp yürümeniz size büyük avantaj sağlayacaktır.

spor, fiziksel aktivite ve sağlık

5. Ayağa kalkın

Ev temizliği yapmak, alışverişe çıkmak gibi çok basit günlük aktiviteler bile size çok ciddi kalori yaktırır. Örneğin, yerleri süpürürken 89 kalori, mutfak zeminini iyice ovarken 129 kalori, marketten alışveriş yaparken 82 kalori ve tüm bu alışverişi evinize taşırken 89 kalori harcarsınız. Bunun yanında bir de bahçenizi ya da balkonunuzu temizlerken yapacağınız eğilme kalkma silkme hareketlerini ekleyin. Bir bakarsınız ki 500 kalori çoktan uçup gitmiş.

hurriyet.com.tr/500-kalori-yakmanin-eglenceli-5-yolu-40408665
çocuk spor

Çocuğunuzla yapabileceğiniz aktiviteler

Fiziksel aktivite çocuğunuzun kemik gelişimine yardımcı olur. Sağlıklı bir kilo ve çevrelerindeki dünyayı keşfetmelerini sağlar.

hareketli yaşam, spor, egzersiz, fiziksel aktivite

Yürüyüşe çıkın veya çocuklarınızla okula giderken, okuldan dönerken mümkün olduğunca bisiklet kullanın. Okul tatilinde, onlarla bir sığınak ya da ağaç ev inşa edin ya da gözetim altında onları ağaçlara tırmanmaya özendirin. Kapalı veya açık mekanlarda, patenle kaymaya ve kaykaya gidin. Kışın, buz pateni yapabilirsiniz. Ayrıca çocuklar scooterları da sever. Eğlenceli bir koşu veya hayırseverlik için bir yürüyüş gibi birlikte caba sarf edeceğiniz, mücadele edeceğiniz bir fiziksel aktivite seçin.

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

Köpeğinizi yürüyüşe çıkarın

Eğer kendi köpeğiniz yoksa komşunuza sorabilir veya arkadaşınızın köpeğini yürüyüşe çıkarabilirsiniz.
Çocuklarınızı sporda, kulüplerde veya diğer ilgilenebileceği aktivitelerde destekleyin. Bir hafta sonu kulübüne katılmak gruplara olan bağlılığını güçlendirecek ve düzenli egzersiz yapmasını sağlayacaktır.
Çocuğunuzla aktif olarak yapabileceğiniz bir şey için her hafta sonu vakit yaratın. Frizbi veya parkta futbol oynamak, tramboline çıkmak veya kapalı mekânlarda tırmanma yapmak gibi.
çocuk spor uçurtma aile baba

Uçurtma uçurun…

Sahil tatili yapmayı deneyin, kuma ayaklarını değdirdiklerinde, çocuklar egzersiz yapmanın pek çok yolunu bulur, çeşitli oyunlar, yüzme ve koşma gibi. Veya aktivite odaklı bir tatili tercih edebilirsiniz.
Şehir parklarını ve buralardaki etkinlikleri takip ederek aktivite dolu bir gün geçirebilirsiniz.

diyetisyen perihan kılıç kil almak

Sağlıklı olarak nasıl kilo alınır?

Obezite kadar zayıflık da önemli bir sağlık sorunudur. Aynı zamanda kilo almak, kilo vermek kadar zor bir iştir…

Zayıflık nedir?

Boya göre kilonun %15-20’ nin altında olması zayıflık olarak adlandırılır. BKI ‘nin 18’in altında olması zayıflığı belirtir. BKI’ nin 20’ in altına düşmesi ise iştahı azaltır, bağışıklık sistemini güçsüzleştirir ve anoreksiya başlangıcına sebep olabilir. Zayıf olmanın sağlığa etkileri nedeniyle neden kilo alamadığı saptanmalıdır. Kilo alırken yağ dokusu yerine kas dokusundan artış olması önemlidir. Ara ve ana öğünler atlanmamalı, küçük porsiyonlarda fazla kalori almak gerekir ve düzenli beslenme alışkanlık haline getirilmelidir. Bu nedenle kişinin beslenme alışkanlıkları saptanarak yeterli ve dengeli bir program diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır.

kilo almak için diyet

Zayıf olmanın sağlığa etkisi neler?

Özellikle zayıf olmak az besin tüketimine bağlıysa sorun yaratabilir. Besinlerle yeterli kalori alamayan gençler normal büyüme ve gelişimini tamamlayamaz. Düşük kalorili beslenme sonucunda su ve mineral kaybı olur. Yağ dokusunun az olması soğuk havalarda daha çabuk üşümeye sebep olur. Düşük kalori alımı nedeniyle yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon eksikliği görülebilir. Bağışıklık sistemi zayıf olduğu için hastalıklara yakalanma riski artar. Kadınlarda yağ dokusunun %10 un altında olması menstürasyon düzensizliklerine sebep olur. Ancak alınan kilo yağ dokusundan olursa obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle sağlıklı kilo vermek gibi sağlıklı kilo almak da önemlidir.

kilo almak için diyet

Neden kilo alamıyorum?

Her şeyden önce ‘Neden kilo alamıyorum?’ sorusuna cevap bulmaya çalışmalısınız. İştahınız mı yok? Acıktığınızı mı hissetmiyorsunuz? Stres veya üzüntü yeme düzeninizi mi etkiliyor ? Herhangi bir sağlık sorununuz mu var? Kilo almanın zor olmasının nedenleri arasında sindirim sistemi bozuklukları, bağırsak parazitleri, psikolojik sorunlar, hipertirodizm, düşük kalori alımı, iştahsızlık gibi nedenler bulunabilir. Öncelikle nedeni saptanmalı ve o nedene göre hareket edilmelidir. Örneğin; besin emilimini etkileyen parazitlerin ortadan kaldırılması veya metabolik bozukluk durumunda beslenme tedavisinin uygulanması gibi.
kilo almak için diyet

Kilo almak için neler yapılmalı?

1. Öğün atlamayın

 Kilo almak için öncelikle öğün atlamamaya özen gösterin. Güne kahvaltı ile başlayın. Kahvaltıda da süt ve süt ürünleri, pekmez, ceviz gibi sağlıklı besinleri beslenme programınıza ekleyin. Günde en az 5-6 öğün tüketin. Öğünler arasında 2-3 saatten fazla olmamasına özen gösterin. Öğünleriniz için kendinize zaman ayırın ve rahat ortamlar yaratın.

ketojenik diyet, ketojenik diyet nedir, ketojenik diyet listesi, ketojenik diyet zayıflatır mı, ketojenik diyet programı, ketojenik diyet faydalı mı, ketojenik diyet zararlı mı, ketojenik diyette neler yenir, ketojenik diyette hangi gıdalar var,

2. Yüksek kalorili küçük porsiyonlar

 Yemek porsiyonları küçük ancak kalorisi yüksek olmalıdır. Öğünlerinizin kalorisini arttırmak için et yemeklerinize  ve makarnanıza sos ilave edebilirsiniz. Salata veya sandviçlerinize peynir, avokado, ceviz, zeytin gibi yüksek kalorili yiyecekler ekleyebilirsiniz. Ara öğünlerde de kalorisi yoğun besinleri tüketmek kilo almanızı kolaylaştırır. Kuru meyve, sütlü tatlı veya pestil tercih edebilirsiniz.

ketojenik diyet, ketojenik diyet nedir, ketojenik diyet listesi, ketojenik diyet zayıflatır mı, ketojenik diyet programı, ketojenik diyet faydalı mı, ketojenik diyet zararlı mı, ketojenik diyette neler yenir, ketojenik diyette hangi gıdalar var,

3. Sağlıklı yağlar

Kilo almak için yağ tüketimini arttırmak sağlıklı değildir. Yağlar, vücutta daha uzun süre kalır ve tokluk sağlar. Bu nedenle ızgara, haşlama ve buğulama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih etmelisiniz. İhtiyacınız olan yağı da sağlıklı yağlardan almanız kalp-damar sağlığı açısından çok önemlidir. Sütlü tatlıların üzerine ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler ekleyerek kalori alımınızı arttırabilirsiniz. Kahvelerinize hindistan cevizi yağı ekleyebilirsiniz. Böylece küçük hacimde fazla kalori almış olursunuz.

ketojenik diyet, ketojenik diyet nedir, ketojenik diyet listesi, ketojenik diyet zayıflatır mı, ketojenik diyet programı, ketojenik diyet faydalı mı, ketojenik diyet zararlı mı, ketojenik diyette neler yenir, ketojenik diyette hangi gıdalar var,

4. Sıvılara Dikkat

Sıvılar, mide hacmini dolduracağı için yemeklerle birlikte almak yerine yemeklerden yarım saat önce veya yarım saat sonra tüketmeyi tercih edin. Böylece porsiyonlarınızı daha büyük tutabilirsiniz. Çorba da tokluk hissi verdiği için önce ana yemeği bitirmeye dikkat etmelisiniz.

sporcu su

5. Egzersiz, egzersiz, egzersiz!

Haftanın 2-3 günü kuvvet egzersizleri yapmalısınız. Bütün vücudunuzu çalıştıran egzersiz programı ile kas dokusunda artış olur. Böylece alınan kaloriler yağ dokusunda birikmez ve sağlıklı kilo almış olursunuz.

Yemeklerinizde iştahınızı açacak sevdiğiniz besinlere yer verin. Unutmayın amacınız sadece kilo almak değil sağlıklı kilo almaktır. Diyetisyen tarafından sorunun çözümüne uygun kişiye özel, yeterli ve dengeli beslenme programı hazırlanır.

perihan kılıç, diyetisyen perihan kılıç, dyt perihan kılıç, beslenme uzmanı perihan kılıç, uzman diyetisyen perihan kılıç, doktor perihan kılıç

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

sağlık bölümleri 2016

Diyet listesi nedir?

Diyet listesi, beslenme ve diyetetik lisans mezunu diyetisyenlerin hastanın yaşı, kan tahlilleri, antropometrik özellikleri, tıbbi ve diyet anamnezine uygun olarak hazırladıkları profesyonel sağlık reçetelerine denir.

Beslenme tedavisi diyetisyen denetiminde yürütülür

Beslenme ve diyet tedavisi kesinlikle diyetisyen denetiminde yürütülmelidir. Görüştüğünüz kişiden diplomasını göstermesini isteyebilirsiniz. Eğer göstemek istemezse ya da “sağlık bilimleri beslenme ve diyetetik lisans diploması” yerine farklı sertifika ya da diploma gösterirse bu kişiyi halk sağlığını tehtit edip insanları kandırdığı için derhal Alo 150 Bimer‘e şikayet ediniz.

gizli kilo nedir

İntenetten indirilen diyet listeleri

Bu diyet listelerine asla itibar etmeyiniz. Beslenme tedavisi için size en yakın diyetisyenle iletişime geçmelisiniz. Eğer uzaktan beslenme ve diyet danışmanlığı almak istiyorsanız buradan yardım alabilirsiniz.

Diyet listesi için diyetisyene gerek var mı?

Evet, diyet listesi için beslenme ve diyetetik lisans mezunu diyetisyenlerden yardım almalısınız. Çünkü diyetisyenler beslenme ve diyetetik alanında en donanımlı ve bu mesleği yapmaya yetkili tek sağlık personelidirler.

Diyetisyene gitmeden önce neler yapmalıyım?

? Vücut analizinin gerçeğe en yakın sonuç verebilmesi için en az 3 saat aç şekilde geliniz.

? 3 – 4 saat öncesinde çay, kahve gibi kafein içeren içecekler, asitli içecekler ve su tüketmeyiniz.

? Son 24 saat içinde alkollü içki kullanmayınız.

? Ağır fiziksel aktivite ve spor yapmadan geliniz.

? Ölçüm sırasında üstünüzde metal takı, saat, cep telefonu gibi metalik ve elektronik eşya olmamalıdır.

? Ölçüm öncesi giydiğiniz çoraplar kolay çıkarılabilir olmalıdır.

? Büyük abdestinizi yapmış şekilde geliniz.

? Öncekine benzer şekilde giyinmiş olmalısınız.

? Muayene sürecinden sonra kontrollere diyetisyeninizin belirlediği randevu saatinde, gecikmeden, kan tahlillerinizle ve diyetisyeninizin size verdiği listelerle birlikte gelmelisiniz.

Diyetisyene gitmeden önce okumanızı önerdiğimiz beslenme ve diyet önerileri

Diyetisyeniniz hasta ve sağlıklı bireylerde beslenme ve diyet ile ilgili tüm konularda size en yakın sağlık uzmanıdır. Önerilerini dikkatle dinleyerek uygulamanız yararınıza olacaktır.

Diyet için niyet

? Öncelikle “Gerçekten kilo vermek istiyor muyum, kilo vermek benim için ne kadar önemli ve gerçek anlamda bir önceliğim mi?” diye kendinize sorarak işe başlamalısınız.

? Her işte olduğu gibi diyette başarı için çabalamanız gerekmektedir.

? Hastaların birçoğu, fazla kiloları estetik kaygılarla önemsemekte fakat aşırı kilo (obezite) her şeyden önce ciddi bir sağlık sorunudur.

doktor, hekim, tabip

Şişmanlık ve obezite

? Şişmanlık diyabet, kanser, kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve diğer sağlık problemlerinin ana nedenidir.

? Dünya çapında yapılan medikal harcamaların ne yazık ki üçte biri obeziteyle mücadeleye ayrılmış durumdadır.

Danıştığınız kişi “Diplomalı geçek diyetisyen” olmalı

? Son zamanlarda “Meyve yeme, ensülin direnci yapar; ekmek yeme, zehirdir; havuç yeme, şişmanlatır ve çaya şeker yerine tereyağı koy” gibi bilimsel dayanağı olmayan zayıflama önerileri yaygınlaşmaya başlamıştır.

? Sağlıklı ya da hasta bireyler için beslenme ve diyet, “beslenme ve diyetetik lisans diploması”na sahip diyetisyenlerin temel görevidir. Lütfen yazılı ya da görsel medyada beslenme bilimi ve diyet hakkında açıklamalar yapan bireylerin diyetisyen olup olmadığına dikkat ettikten sonra açıklamalarını dinleyiniz.

? Sağlıklı beslenme konusu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilgi odağı olmuştur. Konunun uzmanı olsun ya da olmasın birçok kişi kendi görüşleri doğrultusunda hazırladıkları reçetelerle medyada yer almaktadırlar. Tabii olarak insanlar önerilen reçetelerden etkilenmekte ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etmekte zorlanmaktadırlar.

? Bilimsel dayanağı olmayan yanlış bilgiler yüzünden taze sebze ve meyvelerin aşırı kısıtlanması ya da yasaklanması kanser, kalp hastalıkları ve diyabet gibi birçok kronik hastalığa karşı vücudun savunma mekanizmasının zayıflamasına hatta ölümlere yol açtığı bilinmelidir.

Stresliyim ve motivasyon sağlamakta zorlanıyorum

? Stresten uzak yaşamaya özen gösteriniz. Bu konuda psikolojik destek almaktan çekinmeyiniz.

? Diyet aynı zamanda bir motivasyon işidir. Diyet muayenesinden sonra, sizi mutlu eden neler varsa onların listesini çıkartın ve listedekileri daha sık yapmak için çabalayın. Uzun bir yolun başında olduğunuzu düşünürseniz, diyet işkenceye dönüşür ve başarı oranınız azalır.

Mutfak alışverişi

? Sağlıklı beslenme mutfakta başlar. Tüketeceğiniz her besin sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenize katkı sağlayacak şekilde öznenle seçilerek temin edilmelidir.

? Mutfak alışverişine aç olarak değil ara öğün yaparak çıkınız.

? Alışverişinizi hazırladığınız alışveriş listesine göre, ihtiyacınız kadar yapınız.

? Alışveriş listenizde cipsler, gofretler, basit karbonhidrat içeriği yüksek besinler ve yağlı hazır ürünler yer almamalıdır.

besin güvenliği, gıda güvenliği, güvenilir gıda

Diyet listesi için besin seçimi nasıl olmalı?

? Doğal besinleri tüketin: Çeşitli ve rengârenk sebzeler, tam tahıllı ürünler, baklagiller, kuru yemişler, zeytinyağı, organik hayvansal besinler, omega 3 içeriği yüksek deniz ürünleri…

? Her gün kesinlikle 3 ana öğün tüketiniz. Diyetisyeninizin önerdiği sayıda ara öğün yapınız ve öğün atlamayınız.

? Yemeklerinizde sos kullanmayınız.

? Öğle ya da akşam yemeğine çorba ile başlayabilirsiniz.

? Çorbalarda ve yemeklerde terbiye olarak un kullanmayınız.

? Garnitür olarak tabağınıza eklenen besinleri tüketmeyiniz.

? Ekmek değişim hakkınızı azaltarak yulaf ezmesi kullanabilirsiniz ancak diyetisyeniniz ile bu konuda görüşmelisiniz.

? Tam tahıllı besinleri tercih ediniz.

? Et yerine, diyetisyeninizin önerdiği miktar ve sıklıkta, haftanın 2 – 3 günü kuru baklagilleri tüketebilirsiniz.

? Her gün, diyetisyeninizin önerdiği miktarlarda sebze ve meyve tüketiniz.

? Kabuğuyla tüketilebilen meyvelerin, posa bakımından zengin olan kabuklarını soymadan tüketiniz.

? Kolalı içecekler ve meşrubatlar yerine diyetisyeninize danışarak taze meyveleri, taze sıkılmış meyve sularını ve doğal mineralli maden sularını tercih edebilirsiniz.

? Domates, salatalık, marul, kıvırcık, roka, yeşil soğan, maydanoz gibi enerji değerleri düşük çiğ sebzeleri, her öğün yağ ve tuz eklemeden istediğiniz zaman, istediğiniz miktarda tüketebilirsiniz.

? Kuru yemişleri diyetisyeninizin önerdiği miktarda tüketiniz.

? Hoşlandığınız baharatları yemeğinize ekleyebilirsiniz.

? Tuz tüketimini azaltmak adına tuzluğu sofranızdan kaldırınız.

? Salamura ve aşırı tuzlu gıdalardan kaçınınız.

? İşlenmiş salam, sosis, sucuk, pastırma gibi hazır gıdalardan uzak durunuz.

? Yeterli beslenmenin yanında dengeli beslenmeyi de ihmal etmeyin ve akşam yemeğinde gün boyu tükettiğiniz besinleri düşünerek seçim yapınız.

? Gerçekçi olun: Tatile çıkıyorsanız kilo vermek yerine kilonuzu korumayı hedeflemelisiniz.

? Mümkünse yalnız yemek yemeyiniz, açık büfelerden kaçınınız.

? Kilolarınıza dikkat ettiğinizi arkadaşlarınıza söylemeyiniz. Böylece odak noktası olmayıp onların yanında daha rahat davranabilirsiniz.

? Ev dışında yemek yerseniz hafif bir başlangıç ardından pizza veya büyük bir ana yemeği birkaç kişiyle paylaşmayı deneyiniz.

? Şeker ve şekerin girdiği tüm besinlerin tüketimini azaltınız.

? Pasta, börek, çörek, kek, kurabiye, tatlı tükettiğinizde diyetisyeninizden yardım alarak değişim listelerinden ekmek, süt ve yağ tüketim hakkınızı azaltınız.

? Eğer bir adet çikolata ile yetinemiyorsanız dişlerinizi fırçalayın, ağız gargarası kullanın ya da çikolatanın arkasından çeyrek yeşil elma veya limon gibi ekşi bir besin tüketerek çikolata tadını yok edin.

? Yemekten sonra tatlıya geçmeden 20 dakika bekleyin. Bu sürede beyin açık tokluk merkezi doyduğunuz sinyalini alacak, böylece fazla şeker ve yağ tüketmemiş olacaksınız.

diyet iradesi nasıl arttırırlır

İçecekler

? Alkollü içkilerden mümkün olduğunca uzak durunuz.

? Şekersiz olarak açık çay, meyve çayları, ıhlamur kullanabilirsiniz.

? Diyetisyeninizin önerdiği miktarda su tüketiniz.

? Su içmek için kesinlikle susamayı beklemeyiniz. İdrar renginiz koyu sarı ise yetersiz su alıyorsunuz demektir.

? Yemeklerden hemen önce ya da yemek sırasında en fazla bir bardak su içebilirsiniz.

Besinleri pişirme yöntemleri ve yağlar

? Yemekleri kızartma, kavurma ve füme (tütsüleme) yapmadan; haşlama, fırın ve ızgara yöntemiyle pişiriniz.

? Tereyağı, iç yağı, sadeyağ, kuyruk yağı, nebati yağ (margarin) gibi doymuş katı yağları kesinlikle kullanmayınız. Bunların yerine diyetisyeninizin belirttiği yemeklerde; zeytinyağı, mısırözü yağı, pamukyağı, ayçiçek yağı, fındık yağı gibi bitkisel sıvı yağları tercih ediniz.

? Sebze pişirirken bir kg sebzeye en fazla 2 yemek kaşığı bitkisel sıvıyağ ekleyebilirsiniz.

? Et, protein bakımından en zengin besinlerden biri olmasına karşın yağ bakımından da zengindir; bu yüzden hazırlanan et yemeklerine yağ eklemeden pişiriniz.

? Yemeklerinizi ön kızartma yapmadan pişiriniz, böylelikle yanmış, trans forma dönüşmüş kanserojen yağlardan uzak durmuş olacaksınız.

? Yapışmayan tencere ve tava kullanınız, bu yağ kullanımınızı azaltacaktır.

? Yağlı ve enerji değeri yüksek besinleri, elinizin altında değil; kolay ulaşamayacağınız yerlerde muhafaza ediniz.

http://www.gercekdiyetisyenler.com/diyete-basla-internetten-online-diyet/

Atıştırma ve diyet kaçamakları

? Yemek hazırlarken, pişirirken ve servis ederken atıştırmayınız, bu şekilde yediğiniz miktarı ölçemezsiniz.

? Porsiyon kontrolünün etkin şekilde sağlanması açısından, yemeklerinizi tencere veya kapağında değil tabağınızda yiyiniz.

? Yemeğinizi ayakta veya aceleyle tüketmek yerine oturarak ve yavaşça tüketiniz, böylece tükettiğiniz besin miktarını daha iyi kontrol etmiş olacaksınız.

? Diyetisyeninizle belirleyeceğiniz bir gün “diyet kaçamağı” yapabilirsiniz.

Diyetisyeniniz hasta ve sağlıklı bireylerde beslenme ve diyet ile ilgili tüm konularda size en yakın sağlık uzmanıdır. Önerilerini dikkatle dinleyerek uygulamanız yararınıza olacaktır.

Sporsuz diyet listesi mümkün mü?

Oturarak yapılan aktivitelerden mümkün olduğunca kaçınınız.

Egzersizden faydalanmak için bir spor salonunda saatler harcamanız gerekmemektedir.

Ofis ortamında veya evde bilgisayar ya da televizyon başında, hareketsiz şekilde çalışıyorsanız, ofis egzersizlerini öğrenmek için diyetisyeninizden veya bir uzmandan bilgi alınız.

Asansör yerine merdivenleri tercih ediniz.

Toplu taşıma araçlarında eğer eliniz doluysa, sadece zaruri bir durum varsa oturunuz. Aksi halde kısa mesafeler için ayakta seyahat ediniz.

Otobüs, tramvay veya servisinizden mümkün olduğunca, bir durak önce inerek yürüme mesafesini artırınız.

Düzenli yapılan yürüyüş hem kan şekerinizi düzenleyecek hem de ensülin seviyenizi aşağı çekecektir.

Unutmayın stresin en iyi ilacı spordur, besin tüketimi değildir.

Koşmak, dans etmek, trambolinle atlamak ya da sizi eğlendiren her neyse onu yapmanızı da öneriyoruz.

Yürüyüşe ortalama adımlarla başlayıp hızlanın.

Diyete yeni başlayan bireylerin, her gün 30 – 40 dakika yürümesi başlangıç için yeterlidir.

Sonrasında haftada 6 gün 60 dakika yürümek idealdir.

Size önerilen süre ve sıklıkta düzenli egzersiz yapınız.

Haftada en az 3 gün olacak şekilde, size önerilen sayıda; terleme şeklinde aktivite, spor ve egzersiz yapınız.

Egzersiz zamanınızı, kendinize özel bir zaman olarak ayırınız.

Daha estetik ve daha sağlıklı olmak için diyetinizi, aktiviteyle mutlaka destekleyiniz.

Fiziksel akivite planı

Haftanın ____ günü aşağıdaki sporları yapınız:

Yüzme  
Bisiklet sürme  
Spor aletleriyle fitness  
Futbol, voleybol, tenis
Ara vererek ip atlama  
________ tempoda yürüyüş  
Aerobik, plates, dans, oyun  
Ara vererek merdiven inip çıkma  

beslenme diyet hekimi

Başarılı diyet listesi

? Diyetisyeniniz tarafından hazırlanan tıbbi beslenme tedavisi (kişisel beslenme planı) size özeldir. Diyetinizi başkalarının diyetiyle kıyaslamayınız ya da uygulamaları için başkalarıyla paylaşmayınız.

? Diyetisyeninizin önerilerini harfiyen uygulayınız.

? Uzman tarafından önerilen fiziksel aktivitelerin tür ve sayılarını birebir uygulayınız.

? Diyetinizdeki besinlerin tür ve miktarlarını, diyetisyeninizin önerdiği sayılardan eksik ya da fazla tüketmeyiniz.

? Medyada yer alan beslenme ve diyet önerilerine itibar etmeyiniz.

Tıbbi beslenme tedavisi takip çizelgesi hazırlayın

Hedef: ____ kg   Tarih   VA   VYO  BB   H
 Diyet muayene
1. Kontrol
2. Kontrol
3. Kontrol              
4. Kontrol              
5. Kontrol              
6. Kontrol              
7. Kontrol              
8. Kontrol              
9. Kontrol              
şişmanlık ve obezite

Sağlıkta tehlike: Obezite

Obezite; çevresel, genetik ve nörolojik etkenlere bağlı olarak gelişen ve birçok kronik hastalığa neden olabilen önemli bir sağlık problemidir.

Dünyada bir milyarın üzerinde fazla kilolu yetişkin olup, bunların en az 300 milyonu obezdir.

Obezite erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir.

Obezitede en önemli etyolojik faktörleri; fiziksel aktivitede azalma ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarıdır.

Aile öyküsü obezite açısından en önemli risk faktörlerinden biri olarak gösterilmektedir.

Ailesinde obezite hikayesi olan kişilerde obezite riski ortalama iki-üç kat artar.

DSÖ tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezite ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır.

Tüm dünyada obezite ile hipertansiyon ve diyabet sıklığı hızla artmaktadır. Obezlerde hipertansiyon gözlenme olasılığı üç kat fazladır. Tip 2 diyabet açısından fazla kilolu ve obezite tek başına bir risk faktörüdür. Tip 2 diyabet hastalarının %80’i obezdir.

Günümüzde uzun ve sağlıklı bir yaşam için, her bireyin sağlıklı beslenmeye, düzenli bir egzersiz programını sürdürmeye ve normal vücut ağırlığını korumaya özen göstermesi gerekmektedir.  Bu doğrultuda sağlık profesyonellerine önlenebilir risk faktörlerinin kontrolü açısından önemli roller düşmektedir.


SAĞLIKTA TEHLİKE : OBEZİTE

¹Uzm. Hemş. Azime KARAKOÇ KUMSAR

²Uzm. Hemş. Feride TAŞKIN

³Prof. Dr. Nermin OLGUN

¹Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu

²S.B. İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

³Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları Hemşireliği ABD, İSTANBUL

ÖZET

Obezite; çevresel, genetik ve nörolojik etkenlere bağlı olarak gelişen ve birçok kronik hastalığa neden olabilen önemli bir sağlık problemidir. Dünyada bir milyarın üzerinde fazla kilolu yetişkin olup, bunların en az 300 milyonu obezdir. Obezite erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir. Obezitede en önemli etyolojik faktörleri; fiziksel aktivitede azalma ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarıdır. Aile öyküsü obezite açısından en önemli risk faktörlerinden biri olarak gösterilmektedir. Ailesinde obezite hikayesi olan kişilerde obezite riski ortalama iki-üç kat artar. DSÖ tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezite ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Tüm dünyada obezite ile hipertansiyon ve diyabet sıklığı hızla artmaktadır. Obezlerde hipertansiyon gözlenme olasılığı üç kat fazladır. Tip 2 diyabet açısından fazla kilolu ve obezite tek başına bir risk faktörüdür. Tip 2 diyabet hastalarının %80’i obezdir. Günümüzde uzun ve sağlıklı bir yaşam için, her bireyin sağlıklı beslenmeye, düzenli bir egzersiz programını sürdürmeye ve normal vücut ağırlığını korumaya özen göstermesi gerekmektedir.  Bu doğrultuda sağlık profesyonellerine önlenebilir risk faktörlerinin kontrolü açısından önemli roller düşmektedir.

Anahtar kelimeler: Diyabet, diyet, egzersiz, hipertansiyon, obezite.

SUMMARY

DANGER in HEALTH : OBESITY

Obesity is an important health problem that, it develops depending on enviromental, genetic and neurological factors. There is over 1 bilion overweight adult in the world and out of 300 million of those are obese. Obesity has seen more often in women then men. Most important etiologic factors in obesity; decreased physical activity and unhealthy eating habits. Family history also has been shown as one of the important risk factors in terms of obesity. Positive family history increases obesity risk average of 2-3 times. Obesity is accepted as one of the most dangerous ten diseases by WHO. Obesity, hypertantion and diabetes incidence is 3 times often in obese people. Being overweight  and obese alone is a risk factor for type 2 diabetes. 80 % of type 2 diabetes patients are obese. For a healthy and a long life nowadays every individual has to give careful attention to their diet, exercise and to keep their healthy body weight. In this direction health professionals have an important role about contral of preventable risk factors.

Key word: Diabetes, diet, exercise, hypertansion, obesity

Giriş ve Amaç

Obezite; bireyin ağırlık, boy, cinsiyet ve ırksal özelliklerine göre belirlenmiş olan ideal değerlerin üzerinde olduğu, ciddi ve kronik bir hastalıktır (Altunkaynak ve Özbek 2006; Erkol ve Khorshid 2004). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ ne göre obezite; “Sağlığı bozacak ölçüde yağ dokularında anormal ve aşırı miktarda yağ birikmesidir” (http://www.who.int/bookorders/ anglais/detart1.jsp?sesslan=1&codlan=1&codcol=10&codcch=894). Fazla kilolu ve obez olma, en kolay görülebilen ve aynı zamanda en kolay gözden kaçan küresel boyutta bir halk sağlığı sorunudur (Antipatis ve Gill 2002; Kır, Kılıç, Uçar ve ark. 2004; Pang, Sun, Zheng et all. 2008). Günümüzde obezite prevalansı ve gözlenen artış bir salgın olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, sağlık profesyonelleri bütüncül bakım anlayışı ile fizyolojik, psikolojik hastalık veya bozukluklara neden olan obezitenin önlenmesinde, tanı ve tedavisinde son derece önemlidir (Pınar, 2002).

Bu makalede  sağlık profesyonellerine, obeziteye neden olan faktörler, obezitenin yol açtığı hipertansiyon ve diyabet gibi sağlık sorunları konusunda bilgi verilerek, obeziteden korunmaya yönelik uygulamalarında rehberlik etmesi amaçlandı.

Obezite Prevalansı

Obezite prevalansı pek çok ülkede belirgin bir şekilde artış göstermekte ve bir epidemi halini almaktadır (Gedik 2003; Wahba ve Mak 2007;www.who.int/hpr/NPH/docs/gs_obesity.pdf ). DSÖ’ne göre dünyada bir milyarın üzerinde fazla kilolu yetişkin olup, bunların en az 300 milyonu obezdir (www.who.int/hpr/NPH/docs/gs_obesity.pdf). Dünyada en yüksek obezite sıklığı Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde bildirilmiş olup; her yıl obeziteden kaynaklanan ölüm sayısı 300.000 civarıdır. Bu sayı, sigaraya bağlı ölümlerden sonra ikinci. sırada yer almaktadır ( Centers for disease control and prevention, 1996). ABD’ de 1980 ve 2002 yılları arasında 20 yaş ve üzeri yetişkinlerde obezite prevalansı iki katına, 6-19 yaş arası çocuk ve adölesanlarda fazla kilolu prevalansı üç katına yükselmiştir (Ogden, Carroll, Curtin et all. 2006). 1988-2000 arasında kadın ve erkek ile tüm yaş gruplarında obezite; %23’ten %30.5’e artış göstermiştir (Flegal, Carroll, Ogden et al. 2002).

Ülkemizde toplumun %30’undan fazlası (erkeklerde %7.9, kadınlarda %23.4) obezdir (Altunkaynak ve Özbek, 2006).  “Türk Erişkinleri Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri Sıklığı Taraması” (TEKHARF) ile elde edilen verilere göre; 30 yaş üzeri erişkin kadın ve erkek bireylerde obezite prevalansı 1990 yılında %18.6 iken, 2000 yılında bu oran %21.9’a yükselmiştir (Yumuk, 2005). Türkiye’de Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi (TURDEP) araştırmasında obezite sıklığı, 20 yaş ve üzeri erişkinlerde Beden Kitle İndeksi (BKİ) baz alındığında %22.3 olarak bulunmuştur. Bel çevresi de dikkate alındığında; bu oran %34.9’a çıkmaktadır (Satman, Yılmaz, Şengül ve Salman, 2002). 2000 yılı Türkiye Obezite ve Hipertansiyon Çalışması (TOHS)’ na göre de 20 yaş ve üzeri erişkin kişilerde obezite oranı %19.4 olarak saptanmıştır (Hatemi, Yumuk, Turan ve ark. 2003).

Obezitenin Değerlendirilmesi

Obezite, sağlığı bozacak boyutta ve aşırı düzeyde yağ birikimi olarak tanımlanabilir. Vücut yağ oranı erkekte %12-20, kadında %20-30 olmalıdır (Paydaş, 2004). Vücut yağının doğrudan ölçümü güçtür. Bu amaçla BKİ gibi göreceli ölçümlerden yaralanılmaktadır. BKİ; vücut ağırlığının kilogram olarak değerinin, boyun metre olarak değerinin karesine bölünmesi (BKİ: Kg/m2) ile hesaplanır (Antipatis ve ark. 2002; Bray, 2003; Pang et all., 2008). DSÖ tarafından geliştirilen BKİ değerlerine göre fazla kilo ve obezite sınıflandırması Tablo 1’de gösterilmiştir.

Obezitenin değerlendirilmesinde ikinci ölçüt Bel-Kalça Oranı (BKO)  ya da bel çevresi değeridir.  BKO ilk defa TEKHARF çalışmasında 1995 yılında bakılmıştır ve kadınlarda ideal değeri 0.8’den, erkeklerde 0.95’den küçük olmasıdır (Antipatis ve ark. 2002; Yılmaz, 2003). 1995 yılında TEKHARF çalışmasında Türk kadınları android tipte (elma tip) obez bulunmuştur. BKO, 0.5’i geçen kadın oranı %34.5, 0.95’i aşan erkek oranı %28.9 olarak belirtilmiştir (Yılmaz, 2003). Bel çevresi için cinsiyete özgü sınır değer noktaları Tablo 2’ de gösterilmiştir.

Obezitenin Etyolojisi

Obezitede en önemli etyolojik faktörleri; fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı ve genetik oluşturmaktadır (Adams, Schatzkin, Haris et al. 2006; Altunkaynak ve ark. 2006).

Düşük fiziksel aktivite, artan obezite riski ile paraleldir. Teknolojik ilerleme, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi azaltır. Televizyon, elektronik oyunlar ve bilgisayar başında harcanan zaman, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da sedanter yaşama yol açmaktadır (Gedik, 2003). Francis (2003) çalışmasında televizyon izleyiciliğinin, BKİ artışında önemli bir role sahip olduğunu göstermiştir. Başka bir araştırmada, 4 saat ve üzeri günlük televizyon ve bilgisayar karşısında oturmanın, BKİ üzerine anlamlı etkisi saptanmıştır (Öztora, Hatipoğlu, Barutçugil ve ark. 2006).  Adölesan grupla yapılan bir çalışma sonucuna göre, düzenli egzersiz yapmayanlarda yüksek oranda (%52.2) obezite saptanmış, kızların erkeklere göre daha sedanter olduğu belirlenmiştir (Coşansu, Demirezen ve Erdoğan, 2005).

Kötü ve yetersiz beslenme, obezitenin primer nedeni olabilmektedir. Hızlı kentleşmenin etkisi ile birlikte, doymuş yağlar ve şeker açısından zengin olan fast-food tarzı yiyecek tüketiminde artış olmaktadır (Antipatis ve ark. 2002; Gedik, 2003). Ev hanımları ve çalışan bayanların obezite durumlarının değerlendirildiği bir çalışmada, sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan kadınların oranı %61. 6 bulunmuştur. Aynı çalışmada düzenli diyet uygulama alışkanlığında çalışan bayanların, ev hanımlarına göre daha başarılı olduğu saptanmıştır (Arslan ve Ceviz, 2007). Başka bir çalışmada olumsuz yeme alışkanlıklarının fazla kilo ve obezite ile ilişkili olduğu bulunmuştur (Kosti, Panagiotakos, Yiannis ve et al., 2008).

Alkol alımı ve sigara kullanımı kilo alımını etkiler (Erkol ve ark. 2004). Alkol sempatik aktiviteyi ve renin-angiotensin sistemi aktive eder (Kaya, 2003). Kır ve ark. (2004) çalışmasında alkol kullanma durumu ile fazla kilolu olma ve obezite arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan araştırmalarda sigara kullanımı fazla kilolu ve obezite için tek başına bir risk faktörü olarak saptanmamış, ancak fazla kilo ve obezite ile sigara kullanımının kronik hastalıklar için risk oluşturduğu belirtilmiştir (Saraç, Özgen, Yılmaz ve ark. 2007; Yore, Fulton ve Nelson, 2007).

Yaş ile birlikte obezite görülme sıklığı artar. Vücut yağ oranı yaş arttıkça, artış göstermektedir. 18 yaşından sonra erkeklerde vücut ağırlığının yaklaşık %15-18’inin, kadınlarda %20-25’inin yağ dokusundan oluştuğu belirtilmektedir (Özenoğlu, Pamuk, Pamuk ve ark.  2002).

Obezite erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir (Pang et al., 2008). Türk popülasyonunun incelendiği bir çalışmada kadınların %29.4’ünün, erkeklerin %16.5’inin obez olduğu belirtilmiştir (Erem, Arslan, Hacıhasanoğlu ve ark. 2004). Kadınlarda evlilik, gebelik, multiparite ve menapoz, obezite olasılığını artırmaktadır (Cournot, Ruidavets, Marquie et al. 2004; Ekol ve ark. 2004).

Düşük eğitim düzeyinin de fazla kilolu olma üzerine etkisi olduğu yapılan araştırmalarda gösterilmiştir (Adams et al. 2006; Arslan ve ark. 2007).  Bir araştırmada, düşük eğitim düzeyi ve sosyal durumun, BKİ ve bel çevresini olumsuz etkilediği gösterilmiştir (Regidor, Gutierrez-Fisac, Banegas et al. 2004)

Aile öyküsü obezite açısından en önemli risk faktörlerinden biri olarak gösterilmektedir. Ailesinde obezite hikayesi olan kişilerde obezite riski ortalama iki-üç kat artar (Altunkaynak ve ark., 2006; Öztora ve ark., 2006). Saraç ve ark. (2007) çalışmasında, obez kadınların birinci derece yakınlarında obezite riskini 1.8 kat fazla olarak saptamıştır.

Hipotroidizm, Cushing sendromu, Tip 2 diyabet, insülinoma gibi endokrin hastalıklar ile trisiklik antidepresanlar, kortikosteroidler, sulfanilürea türü ilaçlar da obeziteye neden olmaktadır (Erkol ve ark. 2004).

Obezitenin etyolojisi arasında çeşitli psikososyal faktörler de rol oynamaktadır (Bal, Özgür ve Gümüş, 2006).  Obezite, bireyde benlik saygısının azalmasına ve olumsuz bir kendilik kavramının gelişmesine neden olmaktadır (Erkol ve ark. 2004; Pınar, 2002).

Obezite Etkileri

Obezite tek başına bile yaşam kalitesini bozarak, psikososyal problemlerin yanında ciddi bir morbidite ve mortalite nedeni olabilmektedir (Paydaş, 2004).

DSÖ tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezite ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır (Altunkaynak ve ark. 2006). Bu problemler; kardiovasküler sistem hastalıkları, hipertansiyon, dislipidemi, Tip 2 Diyabet, kolon, meme, safra kesesi, endometrium kanserleri, inme, uyku apne sendromu, artrit ve psikososyal sorunlardır (Pang et al., 2008; Öztora ve ark., 2006; www.who.int/hpr/NPH/docs/gs_obesity.pdf).

Obezite ve Hipertansiyon

Tüm dünyada obezite ve hipertansiyon hızla artmaktadır. Hipertansif hastaların en az 1/3 – 2/3’ü obezdir ve obezlerde hipertansiyon gözlenme olasılığı üç kat fazladır (Kaya, 2003;    Lois, Young ve Kumar, 2008). Obez kişilerde hipertansiyon sıklığı obez olmayanlara göre iki kat daha fazladır (Geronooz ve Krzesinski, 2000). Bir çalışmada obez hastaların %35’inde hipertansiyon saptanmıştır (Çoban, Aykut, Erbasan ve ark. 2003).

Obez hastalardaki hipertansiyon nedeninin kalp debisi ve dolaşan kan volümünde artış, vasküler kontraksiyonda artış ve relaksasyonda azalma, aşırı tuz alımı ile nörohormonal faktörler olduğu ileri sürülmektedir (Çoban ve ark. 2003).

Obezitede hipertansiyon kontrolü

Obez hipertansif kişiler öncelikle yaşam biçimini değiştirmelidir; dengeli ve düzenli beslenme ile kilo vermeli, tuz ve alkol kısıtlanmalıdır. (Kaya, 2003). Diyet yeterince potasyum, kalsiyum ve magnezyum içermelidir. Lif içeriği zengin karbonhidrat alınmalıdır.

Kilo ile kan basıncı arasında ilişki vardır. 4.5 kg almakla sistolik basınç erkeklerde 4.4 mmHg, kadınlarda 4.2 mmHg artar (Kaya, 2003). Vücut ağırlığındaki 5-10 kg artış hipertansiyon riskini 1.7 kat, 25 kg artışı ise 5.2 kar artırır (Paydaş, 2004). 1 kg zayıflama ile de sistolik basınç 1.6 mmHg, diyastolik basınç 1.3 mmHg düşmektedir (Çoban ve ark. 2003). 6 ay içinde verilen 9-10 kg ile sistolik kan basıncı 26 mmHg ve diastolik kan basıncı 20 mmHg azalma gösterir (Kaya, 2003).

Fiziksel aktivite artırılmalıdır. Haftada 3-5 kez 40-60 dakikalık tempolu bir yürüyüş önerilmektedir (Kaya, 2003). Davranış ve fiziksel aktivite tedavisi gören obez hipertansif hastalar 3 yıl izlendiğinde kilo kaybı olan kişilerde kan basıncında önemli azalmalar saptanmıştır (Paydaş, 2004).

Obez hipertansiflerde diüretikler ya da angiotensin enzim (ACE) inhibitörleri ilk tercih edilen medikal tedavidir (Wenzel ve Krebs, 2007).

Obezite ve Diyabet

Diyabet akut ve kronik komplikasyonları ile yaşamı tehdit eden ve görülme sıklığı giderek artan kronik bir hastalıktır (Koyver, 2005).

Dünyada diyabetli kişi sayısı 2003 yılında 194 milyon iken, 2007 yılında 246 milyona ulaşmıştır. Tüm dünyada diyabetli kişi sayısı 2025 yılı itibariyle 380 milyona çıkacağı ve en büyük artışın gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. (http://www.idf.org/home7index.cfm?node=264).

Tip 2 diyabet açısından fazla kilolu olma ve obezite tek başına bir risk faktörüdür. Tip 2 diyabet hastalarının %80’i obezdir. BKİ 35 kg/ m2 ‘nin üzerinde olan kişilerde diyabet görülme riski 80 kat artmaktadır (Dalar ve Bahçeci, 2000; Koyver, 2005; http://www.idf.org/home/index.cfm?node=1201). Vücut ağırlığındaki her kg artışı, diyabet gelişme riskini %5 oranında artırmaktadır (http://www.idf.org/home/index.cfm?node=1201). Obeziteye bağlı olarak bireylerde insülin direnci gelişmektedir (Koyver, 2005). Dalar ve Bahçeci (2000)’nin çalışmasında obez bireylerde %12 oranında diyabet saptanmıştır.

 Obezite ve diyabet kontrolü

Obez bireylerde erken alınacak önlemler ile diyabet gelişme riski azaltılabilir. Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite gibi yaşam biçimi değişikleri ile Tip 2 diyabet gelişimi %60’a kadar önlenebilir (http://www.idf.org/home/index.cfm?node=1201). Finlandiya Diyabet Önleme Çalışması’nda kilo verme, yüksek posalı, düşük yağ içeren, düşük glisemik indeksli diyet ve fiziksel aktivite ile fazla kilolu bireylerde Tip 2 diyabet gelişme riski %58 oranında azalmıştır (Linström, Louheranta, Mannelin et al. 2004).

 

Obeziteyi Önleme ve Obeziteden Korunma

Obezite, günümüzde giderek artan ve uzun süreli tedavi gerektiren kronik bir hastalıktır (Bal ve ark. 2006; http://www.xn--bursasalk-wkb3r.gov.tr/diyabet/docs/08.pdf). Düşük kalorili diyet, egzersiz, psikolojik destek gibi çok sayıda bileşenden oluşan obezite tedavisinden önce obezitenin oluşumunu önlemek daha önemlidir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazandırmayı özendirici uygulamaların okul çağında başlatılması ve bu mesajların medya ve yayın organları gibi çeşitli araçlarla sürekli verilmesi sağlanmalıdır (Kır ve ark. 2004; Arslan ve ark. 2007).

Obeziteyi önleme girişimlerinde diyet uygulanabilir olmalı ve yeme davranışlarında porsiyonları küçültmek gibi pratik değişiklikleri desteklemelidir (Erdoğan ve ark., 2005; Gedik 2003). Diyet önerileri kişinin yeme alışkanlıkları, yaşam değişiklikleri, etnik ve kültürel özellikleri, diğer hastalıkların varlığına ve kullandığı ilaçlara uygun planlanmalıdır. Düşük yağ ve enerji içeren gıda kullanımı artırılmalıdır. Günde 500-1000 kcal azaltılması, yaklaşık ayda 3-4 kg kilo kaybı sağlar (Erdoğan ve ark. 2005; Gedik 2003; http://www.who.int/hpr/NPH/docs/gs_obesity.pdf).

Kilo kontrolünü sağlamada bireyin düzenli eğitim ile bilinçlendirilmesi önemlidir.        Yılmaz (2003)’ın çalışmasında beslenme eğitiminin obez hastalarda kilo kaybı üzerine olumlu etkisi saptanmıştır.

Egzersiz, kilo kaybı programının vazgeçilmez öğelerinden biridir. Kas kütlesini koruyarak tüm vücut kitlesinin aktivitesini artırır (Erdoğan ve ark. 2005). Yapılan çalışmalarda düzenli egzersiz ile %15’e kadar kilo kaybı sağlanmıştır (Shaw, Gennat, O’Rourke et al. 2008).

Tablo 3’te günlük yaşam aktiviteleri ve beslenme alışkanlığı geliştirmesinde önerilen davranışlar belirtilmektedir.

Obezite, sebep olduğu hastalıklarla sağlık harcamaları maliyetine de ekstra yük getirmektedir. Bu açıdan acil koruyucu önlemler alınmalıdır (Bayram, Gündoğan, Öztürk ve ark. 2006). Obeziteden korunma girişimlerinde amaç; vücut ağırlığının azaltılması, uzun dönemde vücut ağırlığının ideal düzeyde tutulması, daha fazla kilo alımının önüne geçilmesi ve kilo alınması ile ortaya çıkabilecek diğer hastalık risk etmenlerinin kontrolü olmalıdır. Bu amaca yönelik girişimler:

  • Bireyin hastaneye her gelişinde boy, kilo ve bel çevresi ölçülerek kaydedilmeli, BKİ izlenmeli,
  • Fazla kilolu bireyler risk faktörleri açısından dikkatlice takibi yapılmalı,
  • Fazla kilolu ve obez bireylerin düzenli açlık kan şekeri ve kan basıncı ölçümleri yapılarak kaydedilmeli,
  • Bireylere her ziyarette BKİ durumu, obezitenin hastalık riski açısından önemi vurgulanmalı,
  • Obezitenin gerisinde yatan ya da ona eşlik eden psikolojik sorunlar tanınmalı ve gerekli önlemler alınmalı,
  • Normal kilolu bireylere de sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün önemi anlatılmalı,
  • Kilo vermek için gerekli olan motivasyon için bireyler desteklenmeli,
  • Tüm bireyler kilo kontrolüne yönelik eğitim konusunda bilgilendirilmelidir.

Toplumda önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezitenin önlenmesinde sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma ve normal vücut ağırlığını koruma son derece önemlidir. Sağlık profesyonelleri toplumun sağlıklı yaşam biçimi davranışları kazandırılmasında öncü kişilerdir.

KAYNAKLAR

  1. Adams, K.F., Schatzkin, A., Harris, T.B., Kipnis, V., Mouw, T., Ballard-Barbash, R., Hollenbeck, A., Leitzmann, M.F. (2006). Overweight, obesity, and mortality in a large prospective cohort of persons 50 to 71 years old. The New Endland Journal of Medicine, 355 (8), 763-778.
  2. Altunkaynak, B.Z., Özbek, E. (2006), Obezite: nedenleri ve tedavi seçenekleri. Van Tıp Dergisi, 13 (4), 138-142.
  3. Antipatis, V.J., Gill, T.P. (2002). Küresel bir sorun olarak obezite. A.N. Dursun (Ed.) (M. Kahramanoğlu, Çeviri), International Texbook of Obesity. 1. Baskı. İstanbul: AND Danişmanlık, Eğitim, Yayıncılık ve Organizasyon Ltd. Şti.
  4. Arslan, C., Ceviz, D. (2007). Ev hanımı ve çalışan kadınların obezite prevalansı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi. F. Ü. Sağ Bil Derg, 21 (5), 211-220.
  5. Bal, Ö., Özgür, G., Gümüş, A.B. (2006). Obez bireylerin stresle başa çıkma yöntemleri. C. Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 10 (3), 20-28.
  6. Bayram, F., Gündoğan, K., Öztürk, A., Yazıcı, C. (2006). Dünya’da ve Türkiye’de metabolik sendromun dağılımı. Türkiye Klinikleri J Int Med Sci, 2 (3), 18-24.
  7. Bray, G.A. (2004). Obezitenin değerlendirilmesi. Sendrom, Aralık, 14-22.
  8. Centers for Disease Control and Prevention (1996). Guidelines for school health programs to promote lifelong healty eating. MMWR, 45(RR-9):5.
  9. Çoşansu, G., Demirezen, E., Erdoğan, S. (2005). Adölesanlarda obesite sıklığı ve ilişkili faktörler: bir okul sağlığı çalışması. Hemşirelik Forumu Dergisi, Temmuz- Ağustos, 1-5.
  10. Cournot, M., Ruidavets, J.B., Marquie, J.C., Esquirol, Y., Baracat, B., Ferriares, J. (2004). Environmental factors associated with body mass index in a population of Southern France. Eur J Cardiovasc Prev Rehabil, 11 84), 291-297.
  11. Çoban, E., Aykut, A., Erbasan, F., Mutlu, H. (2003). Obez hastalarımızdaki hipertansiyon sıklığı ve bunun obezite derecesi ile ilişkisi. Turkish Journal Of Endocrinology and Metabolism (Supplement 2), 45-46.
  12. Dalar, Y., Bahçeci, M. (2000). Diyarbakir’da sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerin obezite ve lipid parametreleri açısından değerlendirilmesi. Dicle Tıp Dergisi, 27 (3-4), 13-20.
  13. Erem, C., Arslan, C., Hacıhasanoğlu, A., Değer, O., Topbaş, M., Ukinc, K., Ersöz, H.O., Telatar, M. (2004). Prevalence of obesity and associated risk factors in a Turkish Population (Trabzon city, Turkey). Obes Res, 12 (7), 1117-1127.
  14. Erkol, A., Khorshid, L. (2004). Obezite; predispozan faktörler ve sosyal boyutun değerlendirilmesi. SSK Tepecik Hast Derg, 14 (2), 101-107.
  15. Flegal, K.M., Carroll, M.D., Ogden, C.L., Johnson, C.L. (2002). Prevalence and trends in obesity among US adults, 1999-2000 (Electronic version).JAMA, 9;288 (14):1723-1727.
  16. Francis, L.A., Lee, Y., Birch, L.L. (2003). Parental weight status and girls’ television viewing, snacking, and body mass indexes (Electronic version). Obes Res, 11 (1), 143-151.
  17. Gedik, O. (2003). Obezite ve çevresel faktörler. Turkish Journal of  Endocrinology and Metabolism (Supplement 2), 1-4.
  18. Geronooz, I., Krzesinski, J.M. (2000). Obesity and hypertension: from physiopathology to treatment (Electronic version). Rev Med Liege, 55 (10), 921-928.
  19. Hatemi, H., Yumuk, V.D., Turan, N., Arık, N. (2003). Prevalence of overweight and obesity in Turkey. Metabolic Syndrome and Related Disorders, 1 (4), 285-290.
  20. International Diabetes Federation (IDF). Diabetes Prevalence http://www.idf.org/home/index.cfm?node=6 (26.05.2008)
  21. International Diabetes Federation (IDF). Fight Obesity Prevent Diabetes http://www.idf.org/home/index.cfm?node=6  (26.05.2008).
  22. Kaya, A. (2003). Obezite ve hipertansiyon. Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism (Supplement 2), 13-21.
  23. Kır, T., Kılıç, S., Uçar, M., Açıkel, C.H., Göçgeldi, E., Oğur, R. (2004). Erlerde obezite prevalansının ve etkileyen faktörlerin saptanması. Gülhane Tıp Dergisi, 46 (3), 219-225.
  24. Kokino, S.,  Zater, C. (2004). Obezite ve aerobik egzersizler. Türkiye Klinikleri, 4, 91-99.
  25. Kosti, R.I., Panagiotakos, D.B., Tountas, Y., Mihas, C.C., Alevizos, A., Mariolis, T., Papathanassiou, M., Zampelas, A., Mariollis, A. (2008). Parental body mass index in association with the prevalence of overweight/obesity among adolescentd in Greece; dietary and lifestyle habits in the context of the family environment: The Vyronas study (Electronic version). ScienceDirect, 51 (1), 218-222.
  26. Koyver, E.Y. (2005). Obez, tip II diyabetli hastalarda insülin direnci ile IL-6, CRP ve fibrinojen ilişkisi. Uzmanlık tezi, Şişli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul.
  27. Linström, J., Louheranta, A., Mannelin, M., Rastas, M., Salminen, V., Eriksson, J., Ulusitupa, M., Tuomilehto, J. (2003). The finnish diabetes prevention study (DPS): lifestyle intervention and 3-year results on diet and physical activity (Elecronic version). Diabetes Care, 26 (12), 3230-3236.
  28. Lois, K., Young, J., Kumar, S. (2008). Obesity; epiphenomenon or cause of metabolic syndrome? International Journal of Clinical Practice, 62 (6), 932-938.
  29. Obesity and Overweight. World Health Organization (WHO). www.who.int/hpr/NPH/docs/gs_obesity.pdf (14.05.2008).
  30. Ogden, C.H., Carroll, M.D., Curtin, L.R., McDowel, M.A., Tabak, C.J., Flegal, K.M. (2006). Prevalence of overweight and obesity in the United States, 1999-2004 (Electronic version). JAMA, 295, 1549-1555.
  31. Özenoğlu, A., Pamuk, Ö.N., Pamuk, G.E., Caneroğlu, N., Akın, F., Hatemi, H. (2002). Normal, hafif şişman ve şişman kadınların vücut kompozisyonu referans değerleri. Sendrom, Kasım, 109-114.
  32. Öztora, S., Hatipoğlu, S., Barutçugil, M.B., Salihoğlu, B., Yıldırım, R., Şevketoğlu, E. (2006). Ilköğretim çağındaki çocuklarda obezite prevalansının belirlenmesi ve risk faktörlerinin araştırılması. Bakırköy Tıp Dergisi, 2 (1), 11-14.
  33. Pang, W., Sun, Z., Zheng, L., Li, J., Zhang, X., Liu, S., Xu, J., Hu, H., Sun, Y. (2008). Body mass index and the prevalence of prehypertension and hypertension in a Chinese rural population. Inter Med, 47, 893-897.
  34. Paydaş, S. (2004) Obezite ve hipertansiyon. 6. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi Kongre Kitabı. 2-6 Haziran 2004, Antalya, 21-24.
  35. Pınar, R. (2002). Obezlerde depresyon, benlik saygısı ve beden imajı: Karşılaştırmalı bir çalışma. C. Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 6 (1), 30- 41.
  36. Regidor, E., Gutierrez-Ficas, J.L., Banegas, J.R., Lopez-Garcia, E., Rodriguez-Artalejo, F. (2004). Obesity and socioeconomic position measured at three stages of the life course in the eldery (Electronic version). Eur J Clin Nutr, 58 (3), 488-494.
  37. Saraç, F., Özgen, A.G., Yılmaz, C., Tüzün, M. (2007). Obez kadınlar ve birinci derecedeki yakınlarında kardiyovasküler risk faktörleri. Anadolu Kardiyoloji Dergisi, 7, 371-377.
  38. Satman, İ., Yılmaz, T., Şengül, A., Salman, S., Salman, F., Uygur, S., Bastar, I., Tütüncü, Y., Sargin, M., Dinccag, N., Karsidag, K., Kalaca, S., Özcan, C., King, H. (2002). Population-Based Study of Diabetes and Risk Characteristics in Turkey: Results of the Turkish Diabetes Epidemiology Study (TURDEP), Diabetes Care, 25 (9) , 1551-1556.
  39. Seidell, J.C. (2002). Obezitenin epidemiyolojisi. A.N. Dursun (Ed.) (M. Kahramanoğlu, Çeviri), International Texbook of Obesity. 1. Baskı. İstanbul: AND Danişmanlik, Eğitim, Yayıncılık ve Organizasyon Ltd. Şti.
  40. Shaw, K., Gennat, H., Q’Rourke, P.,  Del Mar, C. (2008). Exercise for overweight or obesity (review). The Cochrane Collaboration, Published by JohnWiley & Sons, Ltd.
  41. Wahba, I.M., Mak, R.H. (2007). Obesity and obesity-initiated metabolic syndrome: mechanistic links to chronic kidney disease. Clin J Am Soc Nephrol, 2, 550-562.
  42. Wenzel, U.O., Krebs, C. (2007). Management of arterial hypertension in obese patients. Curr Hypertens Rep, 9 (6), 491-497.
  43. WHO. (2000). Obesity: preventing and managing the global epidemic: report of a WHO consultation (Electronic version). WHO technical report series ; 894. Geneva: World Health Organization, from http://www.who.int/bookorders/anglais/detart1.jsp? sesslan=1&codlan=1&codcol=10&codcch=894.
  44. Yılmaz, M. (2003). Beslenme eğitiminin obez hastalarda ağırlık kaybı üzerine etkisi. Turkish Journal Of Endocrinology and Metabolism (Supplement 2), 83-85.
  45. Yore, M.M., Fulton, J.E., Nelson, D.E., Kohl, H.W. (2007). Cigarette smoking status and the association between media use and overweight and obesity. Am J Epidemiol, 166, 795-802.
  46. Yumuk, V.D. (2005). Prevalence of obesity in Turkey (Electronic version). Obesity, 6, 9-10.

Tablo 1. BKİ değerlerine göre yetişkinlerde fazla kilo ve obezite sınıflandırması

Sınıflandırma BKİ (kg/m2)
Düşük kilo <18.5
Normal aralık 18.5 – 24.9
Aşırı kilo ≥25
Pre – obez 25.0-29.9
Obez sınıf I 30.0-34.9
Obez sınıf II 35.0-39.9
Obez sınıf III ≥40

Kaynak: http://www.who.int/bmi/index.jsp?introPage=intro_3.html

Tablo 2. Bel çevresi için cinsiyete özgü sınır değer noktaları

Cinsiyet Bel Çevresi (cm)

Artmış risk                                          Yüksek risk

Erkek ≥94 ≥102
Kadın ≥80 ≥88

Kaynak: Seidell, J. (2002) Obezitenin epidemiyolojisi. P. Björntorp (Ed.), International textbook of obesity. İstanbul: AND danışmanlık, eğitim, yayıncılık ve organizasyon ltd. şti.