kahve zayıflatırmı

Bi’ kahve?

Siz de güne kendinize bir kahve alarak/yaparak başlayınca kendini iyi hissedenlerden misiniz?

Olay sadece psikolojiden ibaret değil

Bunun sadece psikolojik olduğunu mu düşündünüz? Elbette ki insanın kendisi için bir şey yapması kişiye kendisini iyi hissettiriyor. Ancak bu kahve olayında olay sadece psikolojiden ibaret değil.

Kahvenin bizlere iyi geldiği bir gerçek

Sağlığa iyi geldiği bir gerçek. Gelin, sağlığa yararlarına birlikte göz atalım:

  • En bilindik özelliği içerdiği kafein sayesinde beyni uyararak konsantrasyonu arttırması. Konsantrasyonu arttırması ile dikkat toparlamakta, bilişsel performansın geliştirilmesinde yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda güne kahveyle başlamak stresi yok edip kan basıncını yükselteceğinden daha enerjik, daha zinde bir gün geçirilmesine de olanak sağlar.
  • Kahvenin metabolizmanızın hızlanmasında da rolü büyüktür. % 3-11 aralığında metabolizmayı hızlandırabilmektedir. Bu özelliği sayesinde kahve kilo vermek isteyenlere ara öğünler için oldukça iyi bir arkadaş diyebiliriz J Ancak metabolizmayı hızlandıracağız diye de abartmamak gerekli tabi ki!
  • Kahve iyi bir antioksidan kaynağı! Antioksidanlar vücut bağışıklığını kuvvetlendirerek hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlarlar. Ve hücre yıpranmasını engelleyeceği için yaşlanmaya karşı da bir etki gösterir diyebiliriz.

  • Kahve selülit yapar söylentilerine uzun zamandır son verildiğini artık hepimiz biliyoruz. Hatta selülite sebep olmadığı gibi bir de üstüne selülit sorunlarına iyi gelmekte. Bu etkisi içerdiği kafeinin yağ yakıcı etkisinden geliyor.
  • Depresyona da iyi gelen kahve mutluluk hormonu diye bilinen serotoninin salgılanmasını uyararak mutlu hissetmeyi sağlıyor. Girişte söylediğim gibi kahvenin mutlulukla gerçekten bir ilişkisi var!
  • Adrenalin salgılanmasını uyardığı için fiziksel performansı da arttırması kahvenin faydaları arasında sayılabilir.
  • Ve kahve birçok hastalığa da iyi gelmekte. Yapılan araştırmalara göre özellikle nörolojik hastalıkların başında gelen alzheimer ve parkinsonun tedavisinde kafeinin olumlu sonuçlara ulaştırdığı bilinmekte. Antioksidan etkisi sayesinde kanser hastalıklarına karşı, karaciğer hastalığı olan siroza karşı etki gösterdiği yapılan son araştırmalarda kanıtlanmış durumda. Ve tip 2 diyabete yakalanma riskini de düşürdüğü bilinmektedir.

Evet, kahvenin birçok yararını sayabiliriz.  Ancak tabi ki her besinde olduğu gibi doğru miktarlarda tüketmeye özen göstermeliyiz. Yetişkin bir kimsenin günlük kafein alım miktarı 300-400 mg olmalıdır. Bu da kafein kaynağı olarak tek kahveyi kullanan bir kişi için günlük 3-4 kupa kahveye tekabül eder. Ancak çay, çikolata gibi diğer kafein kaynakları da tüketiliyorsa bu miktarlara dikkat edilmesi gereklidir.

Kahve yararlı, peki zararı yok mu?

Çünkü kahvenin yararları yanında zararları da mevcuttur. Daha doğrusu tüketilebilecek miktar aşıldığı takdirde ortaya çıkabilecek zararları..

  • Kahvenin fazlası kalpte ritim bozukluğuna sebep olabilir. Kişisel farklılıklara göre tüketilebilecek miktar değişkenlik göstermektedir.
  • Fazla kahve; ülser, reflü gibi mide rahatsızlıklarını tetikleyebilir.
  • Kan dolaşımını hızlandırmasından dolayı tansiyon hastalarının doktorlarına danışmaları büyük önem taşımaktadır.
  • Fazla kahve tüketimi kalsiyum atımını arttırmaktadır. Bu sebeple kahve tüketirken kalsiyum alımlarına da dikkat edilmesi kayıpları önleyecektir.
  • Kahve tüketilirken içine konulan şekerin, kremanın, sütün kalorilerinin göz ardı edilmemesi gerekir. Kilo vermek isteyen kişilerin içtikleri kahvelerin çeşidini, kahvenin yanında yapılan atıştırmalıkları da hesap etmeleri bu sebeple oldukça önemlidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

İnfertilite ve beslenme Tedavisi

İnfertilitede beslenme tedavisi

Kadınlarda İnfertilite

Doğurganlığı kesin olarak artıran spesifik bir yiyecek veya içecek grubu yoktur. Ancak üreme organları üzerinde etkili olabilecek besinlerden bahsetmek tıpkı diğer sistemlere olduğu gibi mümkündür. Özellikle kadınlarda beslenme biçiminin ovulasyon üzerinde ciddi bir etkisi vardır.  Yapılan araştırmalarda;

  • Diyetinde karbonhidratı hayvansal kaynaklı proteinlerle değiştiren kadınlarda yumurtlama sorunları ortaya çıkmaya başlamış. Bir araştırmaya göre sadece 1 porsiyon hayvansal protein eklenmesi kısırlık ihtimalini %32 artırabiliyor. Fakat karbonhidrat yerine bitkisel protein eklendiğinde ise tam tersi kısırlığa karşı koruyucu etkisi olduğu saptanmış.
  • Tekli doymamış yağ asitleri yerine trans yağlar daha fazla tüketildiğinde kısırlık riski artıyor.
  • Diyette karbonhidratlar trans yağlar ile değiştirildiğinde yumurtalık hastalıkları %73 oranında artıyor.
  • Yüksek dozda kafein tüketimi gebe kalma ihtimalini düşürür, düşük riskini artırır. Gelişen fetüsün sağlığını etkileyebilir. Hormon seviyelerini değiştirerek yumurtlama ve corpus luteum fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Günde 1 fincandan az kahve tüketenlerde gebe kalma ihtimali 2 kat artıyor.
  • Alkol ise canlı doğum sayısını düşürebilir ve düşük riskini artırabilir.

 Erkeklerde İnfertilite

Kadınlarda üreme sağlığı beslenmeden ziyade BKİ değerinden daha çok etkilenir. Erkeklerde ise besin seçimi direkt olarak semen yoğunluğunu, kalitesini ve cinsel performansı etkilediğinden beslenme çok daha önemli yer tutar. Erkek kısırlığındaki en önemli nedenlerden biri düşük kalite ve yoğunluktaki semendir. Uzmanlara göre besinler karaciğerde bazı süreçlerden geçer ve semene dönüştürülür. Semen besinlerden yapılırken, ilaçlar sadece semenin yapısını değiştirir fakat semen yoğunluğunu / sperm sayısını artırmaz.

İlaçlar sıcak-soğuk dengesini ayarlar fakat ilaçlar semenin yapısı ve dayanıklılığını koruyamaz. Besinler bu etkiyi sağlayabilirken, ilaçlar da daha çok cinsel gücü artırıcı özelliğe sahiptir. Uzmanlara göre cinsel performansı arttıran besinler 3 ana özelliğe sahiptir:

  • Ilık yapı (warm-natured) Semen ılık yapıda olduğu için besinler de böyle olmalı. Semenin ılık olması sperm yoğunluğu ve hareketliliği için önemli.
  • Gaz yapıcı (flatulent) Ereksiyonu sağlayan semenin gazlı olmasıdır. Gaz yapıcı besinlerin yanında ayrıca ılık yapıda olan besinler de gazlı olmayı sağlayabilir.
  • Çok besleyici (very nutritious) Bir gıda ne kadar besleyici olursa o kadar fazla semen oluşur.

Örneğin; havuç, nohut, kuru fasulye, şalgam bu üç özelliği de barındıran besinlerdir.

Hem erkek hem kadınlar için üreme organlarının sağlığı için tüketilmesi gereken besinlere bakılacak olursa daha çok vitamin ve minerallere ağırlık vermek önemlidir. Ancak alınacak bu vitamin ve minerallerin doğal yollarla alınması yani hap ile değil doğal besinlerle alınması büyük önem taşımaktadır.

Vitamin E, vitamin A , vitamin C , vitamin D , Kalsiyum , Çinko, Folik asit, Esansiyel yağ asitlerine beslenmede büyük ölçüde yer vermek gerekmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Zeynep Seçkin

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

“Diyet”le ilgili “düzeltme”

Sağlıklı olmak, beslenme, şok diyetler, kilo vermek en çok aranan ve herkesin  iyi kötü bilgi sahibi olduğu konu başlıkları.. Bilgiye çok kolay ulaştığımız bu dönemde doğru bilgi ve yanlış bilgilerin hepsi bir arada bulunmaktadır. Bu yüzden de doğru bilinen yanlışlar, yanlış bilinen doğrular birbirine karışmış durumdadır.

Toplum olarak diyetle alakalı yanlış bildiğimiz, yanlış yaptığımız veya yanlış algıladığımız bilgilere değinmek istiyorum ben bu yazımda..

  • Öncelikle en büyük yanlış bence ‘diyet yapma algısı’. Herkes diyet yapmaktan korkuyor, çekiniyor, diyete başlamayı erteliyor her seferinde. Çünkü diyete bakış açısı yanlış aslında. Diyet yapmak demek aç kalmak demek değildir. Hatta aksine diyet yapmak demek hep tok olmak, ama şiş hissetmemek, sağlığı kontrol altında tutmak demek.
  • Diyet konusunda bir diğer algı yanlışımız ise diyette olmayı her türlü lezzetli yiyecekleri ‘kendimize yasak kılmak’ Halbuki doğru miktarlarla doğru eşleştirmelerle çok sağlıklı ve bir o kadar da lezzetli öğünler yapılabilir. Üstelik diyeti bozmadan! Alternatiflere her daim açık olmalıyız, üretken olmalıyız bu konuda…
  • En sık karşılaştığım diyet yanlışlarından biri de ‘ekmek düşmanlığı’. Ekmeği düşman ilan etmiş durumdayız. “Diyet yapmıyorum ama; ekmek hiç yemiyorum.” “Hiç ekmek yemiyorum, ama kilo veremiyorum.” Bunlar sizden duyduğum cümleler. Halbuki inanın bana ekmek aslında en masum tahıl grubu. Elbette miktarı önemli bu konuda. Miktarına uygun olarak tüketilen ekmek, hem enerji ihitiyacımızı, hem B vitaminleri ve mineral ihtiyacımızı hem de farketmesek bile tatlı ihtiyacımızı karşılamamızı sağlar. Bunların yanında da tabi ki ekmeğin pek çok besine göre karnımızın doymasına etkisi büyüktür.
  • Bir diğer yanlış düşünceye gelirsek: ‘Meyve faktörü’. Evet, meyveler sağlıklı atıştırmalıklar, vitamin deposu ve her gün öğünlerimizde yer alması gereken besinler ancak atladığımız bir şey var! Meyvenin içerisindeki şeker. Belki beyaz şeker kadar tehlikeli değil ancak, fazla miktarları, özellikle gece öğünlerinde zaten masum canıım bişey olmaz diyerek tükettiğimiz meyveler maalesef ki yağa dönüşebilmekte. Kişinin boyuna, kilosuna göre planlanacak beslenme programlarında 3 porsiyondan fazla meyveye çok da yer vermemek gerekiyor aslında. Ancak yanlış anlaşılmasın, çeşit ile alakalı hiçbir problem yok, miktara sadık kalarak çeşidi elbette ki arttırabilirsiniz.
  • Gelelim ‘yeşil çay efsanesi’ Yeşil çayı mucizevi bir besin ilan ettik. Tamam, kabul ediyorum bu konuda biz diyetisyenlerin de suçu büyük. Yeşil çayı diyetisyenler listelerine yazdıkça yeşil çay devleşti. Yeşil çayın ara öğünler için mükemmel bir tercih olduğunu kabul ediyorum, meyvenin yanında, peynir-galetanın yanında, bisküvi yanında kısacası her türlü besin yanında kullanılabiliyor sevenler için. Ama maalesef ki sanıldığı gibi yeşil çay içersek zayıflarız mantığı yanlış. Düzenli kullanımda metabolizma hızına etkisi var, evet, ancak bir hafta günde 4-5 fincan yeşil çay içerek hızlı zayıflamak pek de mümkün olmuyor.
  • Şok diyetler, 3 güne 5 kilo verdiren diyetler, detox diyetleri, zayıflama hapları vs., vs… bu tarz ‘kısa yoldan zayıflama vaatleri’yle kandıran diyetler yalnızca metabolizmanızı yavaşlamasıyla sonuçlanabilir. Bu tarz diyetlerin kesinlikle bir uzman kontrolünde –yani diyetisyenlerin- sayılı gün halinde yapılması uygun olabilir.
  • ‘Diyetin kişiye özel olması’ da atlanılan ama aslında kesinlikle atlanılmaması gereken bir diğer başlık. Diyetler diyetisyen tarafından, danışanlarla beraber hazırlanan listelerdir. Kişilerin vücut analizlerine, yaşam tarzlarına ve beslenme alışkanlıklarına göre planlanmalıdır. Herkesin ihtiyacı birbirinden farklıdır. Aynı boy-kiloda olan insanların bile aynı diyeti uygulamaları aynı sonuca götürmeyebilir.
  • Spor yanılgısı. Evet, spor herkesin hayatında en başta sağlık için olması gereken bir durumdur. Ama maalesef ki bizim toplumumuzda spor yalnızca zayıflamak için yapılır algısı mevcut. Bu sebeple de diyet yapılırken çok yoğun spor yapılıyor ancak diyet bırakıldığında spor d bırakılıyor ve ciddi anlamda fazla bir şekilde kilo artışı görülüyor. Spor yapmaktan ziyade düzenli fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Yani düzenli aralıklarla gün içerisinde aktifliğe ve kişinin kendisini tanıyarak, kendisine en uygun, en zorlanmayacağı ve severek hayatı boyunca devam edebileceği bir fiziksel aktiviteye tutunması gerekmektedir.
  • Son olarak diyet konusundaki en önemli yanlış; diyete yaklaşım. Diyeti sadece bir süreç olarak görmek. Sadece zayıflayana kadar geçerli olarak düşünmek. Çünkü bu şekilde bi düşünce şartlama tipli bir düşüncedir. Ve kilo verdikçe özlem duyulan besinler artmaktadır. Halbuki ‘diyet’ dediğimiz beslenme programı yaşam prensibimiz olmalı, beslenme alışkanlığımız haline gelmelidir. Bu yanlışı düzeltmedikçe, diyet kalitemiz düşmektedir, kilolardan kurtulsak bile geri almamız çok uzun sürmeyecektir. Bu sebeple diyete zayıflatma listesi olarak bakmamalı, sağlıklı beslenme programı olarak düşünmeli, listelerimizi mümkün olduğunca alternatiflendirmeli, diyeti kendimize külfet haline getirmemeliyiz.

Doğru beslenme alışkanlıkları kazanarak, aç kalmadan sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam etmeli, hiçbir şeyden geri kalmamıza gerek olmadığını başta kendimize sonra da çevremize göstermeliyiz.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

uyku ve kilo, kaç saat uyumalı, diyette uyku

Uyku kilo aldırır mı?

Genel olarak toplumda uykunun kilo aldırdığıyla ilgili bir düşünce var. Siz de uykunun kilo aldırdığını
düşünenlerdenseniz yazacaklarıma bir göz atın derim. Pendik Özel Yüzyıl Hastanesi Diyetisyeni, yazarımız Dyt. Zeynep Seçkin anlatıyor:

Uykunun gerçekten kiloyla, hatta vücudun işleyişiyle yakından bir ilişkisi var. Ancak sanılanın tersine… Kaliteli bir uyku, kaliteli ve sağlıklı bir günün temellerini atıyor aslında.

Kişi yeterli ve kaliteli uyku uyuyamadığı zamanlarda aslında tam anlamıyla dinlenmiş olmuyor. Bu da gün içerisindeki ruhsal durumuna ve stres durumuna yansıyor.

Stres, sıkıntı durumları da kişinin gün içerisindeki verimini düşüreceği için yeterli ve kaliteli uyku kişinin performansını etkiliyor diyebiliriz. İnsanın bilişsel yorgunluğu olduğu gibi bedensel yorgunluğunun da, organların çalışmaları sonucu oluşan hücresel yorgunluğunda giderildiği zaman dilimi genel olarak uyku dönemleridir. Bu sebeple yeterli uyumadığı zamanlarda vücudun işleyişinde yorgunluk oluşacağı için kilo kaybını da olumsuz yönde etkilemiş oluyoruz. Zaten stres, dinlenememişlik durumları da kişiyi fazla besin tüketimine yöneltebiliyor. Ancak uykunun uyunma zamanı da tabi ki bu kaliteyi etkilemekte.

Diyetisyen Zeynep SEÇKİN: “00:00 ve 04:00 saatleri arasında uyku şart”

Vücudumuzun en güzel şekilde uyku ile dinlendirilebilmesi için 00:00 ve 04:00 saatleri arasında uyuyor olmak gerekmektedir.

Bu saatler arasında, uykudayken salınan leptin hormonu vücuttaki yağların yakımında rol oynamakta Ve melatonin denilen hormonun salgılandığı bu saatler arasında uyuyor olmak da uykumuzdan en iyi şekilde faydalanmamızı, sabaha daha dinç uyanmamızı sağlamaktadır.

Bir kişinin günlük ortalama olarak 6-8 saat uyuyor olması da yine dinlenebilmek ve vücut direncini korumak için gereklidir.

Uykunun kişi üzerindeki etkileri

1. Stresi azaltır, psikolojik rahatsızlıkları giderir.
2. Kalp sağlığını destekler.
3. Bağırsak aktivitelerini düzenler.
4. Nefes alma problemlerini giderir.
5. Göğüs kanseri riskini azaltır.
6. Cinsel güçsüzlükleri giderir.

Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yeterli miktarda uyuyun…


Kimdir, Gerçek Diyetisyenler Sitesi Diyetisyen Zeynep Seçkin

Diyetisyen
Dyt. Zeynep Seçkin

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman yazarı

?Pendik Özel Yüzyıl Hastanesi Diyetisyeni
? Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Lisans, 2014
Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Master, 2017

diyetisyenin tüm yazılarıuzaktan online diyetuzmana soru sor