bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye kısa bir bakış

Anne sütü, en az 2 yaşına kadar verilmesi önerilen , 0-6 aylık bebeğin ise ihtiyacını karşılayan tek ve en önemli besin ögesi kaynağıdır.

Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin ihtiyacının %100’ ünü, 6-12 ayda bebeğin ihtiyacının %50’ sini ve 12.aydan itibaren de %30’ unu karşılar ancak, bebeğin gereksinimlerini karşılayamadığı dönemde anne sütüne ilave olarak verilen besinler tamamlayıcı besin ve bu süreç ise tamamlayıcı beslenme dönemi olarak adlandırılmaktadır.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Anne sütünün bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli olan tüm enerji ve besin ögesi gereksinmelerini karşılaşmasına ek olarak ishal ve diğer enfeksiyonlara karşı doğal koruyucu (anti-infektif) maddeler içeren mucizevi bir sıvı olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden,

  • Bebekler, ilk 6 ay boyunca her istediğinde, herhangi sınır konulmadan gece ve gündüz mutlaka emzirilmelidir. Anne sütü dışında herhangi yiyecek veya içecek verilmemelidir.
  • 0-6 aylık bebek günde toplam en az 8 kez emzirilmelidir. Ancak, 6. aydan sonra tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve bu dönemin devam ettiği 24’üncü ayın sonuna kadar tamamlayıcı beslenmeye ek anne sütü verilmelidir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye başlarken,

  • Enerji ve besin ögesi açısından zengin,
  • Evde kolay bulunan,
  • Sağlığı koruyucu ve sağlığın sürdürüldüğü,
  • Temiz, kaliteli ve ayına uygun beslenmesi ve mümkün olduğu kadar anne sütü alması esastır.
  • Son olarak, tamamlayıcı besinlere 6.ayda bir çay kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve çeşidi arttırılmalıdır. Emzirme ise mutlaka 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.
tbs hijyen mutfak aşçı

Toplu beslenme için sanitasyon zamanı!

Güvenli besin; kimyasal, mikrobiyolojik ve fiziksel olarak bozulmamış, besleyici değerini koruyan besin anlamına gelmektedir.

Toplu beslenme sistemlerinde sanitasyon ve güvenli besin oldukça önemlidir. Sanitasyon, sağlıklı ve güvenilir besin elde etmek için besine uygulanan bir takım bilimsel işlemler bütünüdür. Sanitasyon TBS’de hem firma hem de insan sağlığı açısından son derece önemlidir.

Toplu beslenme sistemleri dahil olmak üzere birçok alanda ve hayatımızda mikroorganizmalar uygun buldukları her ortamda çoğalarak besinlerimizde istemediğimiz değişimlere yol açarlar. Besinlerle belirli miktarda aldığımız mikroorganizmalar enfeksiyon veya intoksikasyon olarak insanda ortaya çıkar. Enfeksiyon yapacak kadar bozuk besin tüketimi besin zehirlenmesi olarak adlandırılır. Besin zehirlenmeleri ölümcül olabilir. Bundan dolayı TBS’de yoğun önlemler alınmalıdır. Besin hijyeni, personel hijyeni ve ekipman hijyeni olmak üzere besinlerde 3 farklı kontaminasyon mekanizması mevcuttur. Bulaşmaya yönelik bir takım öneriler şu şekildedir.

  • Sağlam ve temiz ham madde ile üretime başlanmalı,
  • Besin hijyenini sağlarken mutlaka su kullanılmalı,
  • Servise hazır besin 10 dakika içerisinde tüketicisine iletilmeli,
  • Besinleri uygun sıcaklıklarda pişirmeli probe termometre kullanılmalı,
  • Bulaşıcı hastalık taşımayan personel kadrosu ile ekip oluşturulmalı,
  • Personelin 3 veya 6 aylık periyotlarla portör taramasını yasalar doğrultusunda sağlamalı,
  • Ekipmanların, temizlik ve bakım talimatları kolay görünebilen bölgelerde olmalı,
  • Mutfakta köşeli alan barındırmamalı varsa köşe temizlikleri hassasiyetle yapılmalı,
  • Paslanmayan ekipman kullanmaya özen gösterilmeli,
  • Mutfak ve depolarda böcek kontrolü yapmayı ihmal edilmemeli

Son olarak , TBS’de sadece HACCP ve ISO sistemleri uygulamasının yeterli olmadığı, bu sistemlerle beraber mutlaka sanitasyon ve hijyen kavramlarına da çok önem verilmesi devamlılık ve insan sağlığı adına mutlaka gereklidir.

Toplu Beslenme Sistemlerinde Hijyen Sanitasyonu Sağlama Önerileri

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Genel hatlarıyla: “Toplu beslenme sistemleri”

Beslenme; vücudun çalışması, yaşamın sürdürülebilmesi, temel fonksiyonların gerçekleştirilebilmesi için besin ögelerinin vücuda alınması, sindirilmesi, emilmesi ve atılması adımlarını kapsayan oldukça önemli bir süreçtir.

Bu süreçte dengeli ve yeterli beslenme ve kişinin kendine uygun beslenmesi önce bireyi sonra toplumu belirli bir refah düzeyine ulaştırmak adına önemlidir.

Dünyayı ve ülkemizi etkileyen teknolojik gelişmeler, sanayi toplumuna geçiş ve iş hayatına aktif katılım nedeniyle toplumun her yaş ve kesimden bireyinin oluşturduğu büyük bir bölümünün en az bir öğününü ev dışında tüketmek durumunda kaldığını biliyoruz. Toplu beslenme sistemleri (TBS) ise ev dışında tüketmek durumunda olduğumuz besinlerin hazırlandığı ve toplu olarak sunulduğu yapılanmadır. Bu yapılanmanın belirli merkezden kontrol edildiği, yiyecek ve içecekleri tüketime hazır hale getirildiği ve sunumlarının yapıldığı kısmına da toplu beslenme hizmeti adını vermekteyiz.

Türkiye’de TBS, genellikle catering şirketleri tarafından yürütülmektedir. Catering şirketlerinin iki farklı çalışma prensibi olduğunu; bunlardan ilkinin büyük iş yerleri, okullar ya da firmaların kendi bünyelerinde bulundurduğu ekipman ve mutfakla TBS’yi gerçekleştirmeleri, ikincisi ise catering şirketinin yemekleri kendi mutfaklarında üretmeleri ve taşıma sistemiyle kuruma ulaştırmalarına dayanmaktadır. Her ikisinde de tüketici; yemeklerin doyurucu, kaliteli, güvenli ve ekonomik olmasını talep etmektedir. TBS’ de üretilen ürün mutlaka tüketici isteklerini karşılamalı ve hizmet aşamalarında oluşabilecek herhangi aksaklık ve hijyen problemine yer vermemelidir. FAO ve WHO tarafından oluşturulan uzman komitede dünyada en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin kontamine besin tüketiminin neden olduğu besin kaynaklı hastalıklar olduğunu belirtmişlerdir. Bu yüzden TBS’de üç faktöre çok dikkat edilmelidir:

  • mutfak ve mutfakta kullanılan ekipman temizliği,
  • besin güvenliği ve kişisel hijyenin sağlanması,
  • personel eğitimi ve personel hijyeni

Bahsedilen ilk iki faktörden kaynaklanabilecek risklerin TBS’de sunulacak ürünün ham maddeden, son ürün ve servisine kadar uygulanan her basamakta HACCP yani gıda güvenliği sistemlerinin sağlanmasıyla ortadan kaldırmak mümkündür. Belirli kontrol noktaları oluşturup proses takibini her adımda sağladığımız takdirde HACCP uygulaması en geniş ve güvenilir yöntemdir. Bu sistemde prosesin bütün adımlarında tehlike ve riskler analiz edilmiş olur ve doğru tehlike kontrolü firmanın ve ürünün savunmasını da olağan kılacaktır.

Sonuç olarak, TBS hizmeti veren kuruluşların mutlaka besin güvenliği sağlanmalı ve tüketicinin güvenini kazanması için entegre besin güvenliği sistemlerini uygulamalıdır.

Toplu Beslenme Sistemlerine Genel Bir Bakış

mürdüm eriği

4 maddede “mürdüm eriği”

Sağlıklı beslenmek için her zaman mevsiminde sebze ve meyve tüketmeliyiz. Ağustos ayında tezgahların üzerini süsleyen mürdüm eriği eylül ayında da yerini korumaktadır. O zaman mevsimi geçmeden mürdüm eriğinin faydalarından bahsedebiliriz.

mürdüm eriği

1. Dört maddede mürdüm eriği: “Her yerde yetişebilir”

Mürdüm eriği ülkemizde Doğu Anadolu’nun yüksek dağları ve Güneydoğu Anadolu’nun kurak kısımları hariç her yerde yetiştirilebilir.

mürdüm eriği

2. Dört maddede mürdüm eriği: “Demir emilimine etkisi”

Mürdüm eriği demir emilimi için gerekli olan C vitamini, A vitaminin, riboflavin (B2 vitamini) ve potasyuma sahiptir.

mürdüm eriği

3. Dört maddede mürdüm eriği: “Sağlığa katkıları”

  • Kuvvetli bir antioksidan olan mürdüm eriği idrar söktürücüdür.
  • Adet düzensizliği çeken kadınlar kullanabilir.
  • Düzenli tüketilmesi halinde kötü kolestrolü düşürmeye yardımcıdır.
  • Metabolizmayı hızlandırarak toksinlerin vücuttan atılmasını hızlandırır.
  • Bağışıklık sisteminin güçlendirir.
  • Kabızlığa karşı kullanılabilir.
  • Kalp sağlığını korur.
  • Kan şekerini dengede tutar.
  • İçeriğindeki yüksek lif sayesinde sindirimini düzenlemeye yardımcıdır.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

4. Dört maddede mürdüm eriği: “Beslenme önerileri”

Kış aylarına yaklaşırken evlerde hummalı bir kış hazırlığı var. Bu kadar çok faydası varken mürdüm eriğini kurutarak ya da marmelat halinde de tüketebiliriz. Elbette marmelat haline getirirken şeker kullanmayıp meyvenin kendi özünde olan şekeri yeterli görüyoruz ve bu şekilde tüketiyoruz.

Anemi olan ve kan şurubu kullananlar ilaçlarından sonra kuru erik yiyerek ilacın emilimini artırabilirler.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
unutkanlık pelin güloğlu

Unutkanlığa savaş açan besinler

Merhabalar, bu ara unutkanlığımdan mı nedir bilmiyorum; böyle bir yazı yazmak istedim. Hem kendi bilgilerimi tazeleyip hem de sizlere bilgi vermek faydalı olur diye düşündüm…

[irp posts=”7563″ name=”Unutkanlıkta yardımcı olacak öneriler”]

Peki, unutkanlığa karşı hangi besinler kullanılabilir?

Balıklar

Özellikle somon, ton balığı gibi balıklar, omega-3 içeriği yüksek olduğundan dolayı unutkanlığı önlemekte bizlere yardımcı olur. Bu yüzden haftada en az iki kez balık tüketmeye özen gösterelim.

Yağlı tohumlar (kuru yemişler)

Ah annelerimizin sözünü dinleseydik diyeceksiniz. Ceviz ye, ceviz. Gerçekten de öyle. Kuruyemişlerin E vitamini içeriğinin yüksek olmasından dolayı unutkanlığı önlemede yardımcı olmaktadır.

Tam tahıllı besinler

Damarların akışını sağlamak bu noktada önemliyken kepekli tahıllar kolesterolü düşürdükleri için damarların akışını kontrol eder.

Antioksidan besinler

Ah yüksek antioksidan içeren besinler, siz nelere kadirsiniz! Evet, yüksek miktarda antioksidan içeren nar suyu, kahve ve yeşil çay unutkanlığı önlemede yardımcı olur.

Bazı fonsiyonel besinler

Ispanağın folik asit, domatesin likopen ve elmanın quercetin içeriği unutkanlığı önlemede faydalı olmalarını sağlar.

Bunlardan kaçının

Bunların yanı sıra doymuş yağlardan uzak durmak ve şeker tüketiminizi en aza indirgemek de beyin sağlığınız için yararlı olacaktır.

Sağlıklı günler, sağlıklı hayatlar!

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

fruktoz

Früktoz ve obezite ilişkisi

Sizlerle okuduğum bir makaleyi paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz üzere obezite çağımızın en yaygın hastalıkları arasında yer almakta ve giderek artmakta. Besinlerle alınan enerjinin harcanandan fazla olması ve yağ olarak depolanmasıyla ortaya çıkan obeziteyi gelişen teknolojiyle birlikte günlük hareketin kısıtlanması da giderek artırmaktadır.

Geçmişle günümüzü kıyasladığımızda günümüzdeki bireylerin kilosu 25 yıl öncesine göre ortalama olarak 10 kg daha fazladır. Nedeni ise çevresel faktörlerdir. Bu çevresel faktörler nelerdir diye baktığımızda en başta fast-food gıdalar, asitli ve şekerli içeceklerin tüketimi geliyor. Yediğimiz yiyeceklerin kalorisi geçmişe göre daha fazla. Normal koşullarda insanoğlu yemek yediğinde beyne tokluk sinyalleri giderek birey doygunluk hisseder ve yemeyi sonlandırır. Günümüzde ise belli düzeyde kalori alımına ulaştığımızda bu doygunluk hissine varamıyoruz.

leptin hormonu

Leptin hormonu

Burada karşımıza leptin adını verdiğimiz hormon çıkıyor. Leptin adipoz dokuda üretilen ve açlığı baskılayarak aşırı diyet enerjisi alımını önleyen hormondur. Yemek yeriz, leptin salgılanır ve beyin uyarılır ve yemekten önceki açlık hissi ortadan kalkar.

Kolalı içeceklerin içinde şeker ve kafein olduğunu biliyoruz. Burada bilmemiz gereken bu içeceklerin şekerin yanında tuzda içerdiğidir. Şeker tadının yanında tuzun tadının farkına varmamaktayız. Bu tuz bizi daha çok susatır ve daha çok kola içme isteği duyarız.

şeker, kurabiye, tatlı, karbonhidrat

Şeker

Günümüzde sadece çok yediğimiz için kilo almayız. Kilonun başlıca nedeni yiyeceklerde porsiyon başına düşen şekerin artmasıdır. Özellikle de fruktoz burada devreye girer. 1945 öncesine kadar bir kişi ortalama 15 g früktoz tüketirken günümüzde bu sayı 72’lere ulaşmıştır.

fruktoz

Früktoz

Neden bu sayı bu kadar arttı? Bunun nedeni yüksek früktozlu mısır şurubu. Yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımının artmasındaki neden ise ucuz olması. Tükettiğimiz tavuk yemeklerinde, ette, ekmekte, turşuda daha aklımıza gelebilecek birçok besinde früktoz şurubu bulunuyor. Firmalar ucuz olduğu için früktoz şekeri kullanmayı tercih ediyor ve sağlığı göz ardı ediyorlar. Früktozun zararlı olmasının nedeni elbette kalorisini yüksek olması fakat beslenme konusuna baktığımızda durum bu kadar basit değil. Früktozun zararlı olmasının nedeni vücut tarafından kullanılamamasıdır. Früktozu ß hücresine aktaracak bir reseptör yoktur bu nedenle insülin salgılanmaz.

Yani glukoz ile fruktoz arasında çok büyük fark vardır. Aldığımız 120 Kilokalorilik glukozun %80-96’sı organlar tarafından kullanılır. Geriye kalan kısmı ise hücrelerde depolanır. 120 kalorilik früktoz tükettiğimizde ise bu kalorinin yarısı doğrudan karaciğere gider. Çünkü fruktozu parçalayabilen tek yer karaciğerdir. Vücudun kullanamadığı ve doğrudan karaciğere giden maddelere zehir denir. İşte fruktoz da bunlardan biri aslında. Fruktoz karaciğerde yağlanmaya, yüksek kötü kolestrole, kansere ve daha nice hastalığa neden olur. Fruktoz birkaç biyokimyasal işlemden sonra vücudumuz tarafından doğrudan yağ depolamaya yönlendirilir. Fruktoz insanlarda lipogez, trigliserid ve serbest yağ asitlerini artırır. Bu yağlar karaciğerde depolanır. Bu insülinin artmasına neden olur fakat insülin görevini yerine getiremez. Fruktoz da glukozdan farklı olarak JNK 1, IRS 1 enzimler ve bu pasiftir. Bu nedenle insülin çalışmaz ve insülin direnci gelişir. Bu da obeziteye davetiye çıkarır.
Sonuç olarak istesek de istemesek de fruktoz şurubu neredeyse her besinde karşımıza çıkıyor. Bizim yapmamız gereken ise sağlığımız için fruktoz şurubundan olduğunca uzak durmak. Özellikle şekerli ve gazlı içeceklerden, hazır pasta ve kurabiyeler gibi tatlılardan, fast food ürünlerden, tüm paketli gıdalardan uzak durmalıyız.

Kaynaklar

1. Prof. Dr. Robet Lustig: Sugar: The Bitter Truth. California University.

2. Bray G. How Bad Is Fructose? The American Journal of Clinical Nutrition 2007;86:895.

3. http://healthyeating.sfgate.com/much-salt-one-can-soda-4965.html

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Sibel Ümit

tuz - pelin güloğlu

Şaşırtıcı miktarlarda tuz içeren 6 besin

Aşırı tuz, dondurulmuş pizzalar ve cipslerle sınırlı değil. Birtakım masum gıdalar da gizlice tuz içeriyor olabilir.

tuz, diyette tuz

Günümüzde ortalama bir kişi, günde 8 gram tuz tüketiyor, bu günde önerilen 6 gramın üçte birinden fazla tuz tüketimi demek. Birleşik Krallık Hükümeti, birkaç yıl önce, süpermarket raflarındaki hiçbir gıda ürününün Aralık 2017’de tuz miktarını aşmaması için bir hedef belirlemişti. Şimdi, bitiş tarihi yaklaşırken, CASH isimli başka bir çalışmada 28 kategoride sadece ekmeğin 100 gramında 1,13 gram tuzun bulunmasıyla resmi hedefe yaklaşan tek gıda maddesi olduğuna karar verildi.

tuz, diyette tuz

Kampanya müdürü Katharine Jenner, kalp hastalığı yüksek tansiyon ve felç ile bağlantılı olduğu için tuzu unutulmuş bir katil olarak tanımlıyor. Gıda endüstrisinde popüler bir katkı maddesidir, çünkü aksi takdirde yemekler lezzetsiz olur. Fakat uzun süre çok miktarda tüketilmesi sağlık açısından büyük riskler taşır. CASH, İngiltere’deki yetişkinlerin tuz alımını 6 grama düşürmeleri durumunda, her yıl 17,500 ölümün önlenebileceğini tahmin ediyor.

tuz, diyette tuz

Jenner,

Araştırmamızın bulguları endişe vericidir ve yıllarca bu konu üzerine çalışmama rağmen birçok gıda üreticisi ve parekendecisinin hala tuz azaltma hedeflerini karşılamada başarısız olduğumu görünce çok şaşırdım.

Çoğumuz, hazır yemeklerin ve atıştırmalıkların yüksek sodyum içerdiğini bunun yanı sıra restoran yemekleri özellikle fast foodun bol miktarda tuz barındırdığı hakkında çok fazla bilgi edindik, ancak tuzun şaşırtıcı derecede yüksek miktarda bulunduğu, diğerlerine nazaran az bilinen gıdalar var. The Guardian gazetesine göre bilinmesi gereken bazı tuzlu gıdalar:

sıcak çikolata

1. Sıcak çikolata

Bu öğrenilmesi gereken önemli bir derstir: Bir şeyin sadece tatlı olması, tuz içeriğinin düşük olduğu anlamına gelmez. Şeker tuzu etkili bir şekilde maskeleyebilir. Önceden karıştırılmış sıcak çikolata marshmallow ile birlikte, 25 gram porsiyon başına tuz miktarı 0,8 gram olarak bulunmuştur.

kahvaltılık mısır gevreği

2. Kahvaltılık mısır gevreği

Kellogg’un mısır gevreklerinin porsiyonunda 0,34 gram tuz bulunur. Bu tuz bazı tatlı tahıllarda bulunan miktardır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

3. Hazır salatalar

Şarküteri salatası şaşırtıcı bir tuz kaynağıdır. Patates salatası gibi salatalar maksimum seviyenin dörtte biri  kadar tuz -1,6 gram- içermektedir. Yine aynı şekilde hazır tatlılar da fazla miktarda tuz içeriyor olabilir.

peynir

4. Peynirler

Belki de bu bir sürpriz olmayacak, ancak peynir 100 gram başına 2,51 gram tuz içermektedir. Tabi burada peynirden peynire tuz oranının değiştiğini söylemek gerekir.

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

5. Ekmek üzerine sürülebilen gıdalar

Fıstık ezmesi, margarin, krem peyniri gibi görünüşte sağlıklı olan besinler çok tuzlu olabilir. Bunu önlemek için ürünlerin etiketlerini okuduğunuzdan emin olun.

ordövr tabağı

6. Ordövr tabağı

Toplantıları şık yapan lezzetli mezeler de tuz kaynaklarıdır. Tuz, hamsi ve küçük etler küçük porsiyonlarda tadılabilir. Ancak aynı anda vücuttaki tuz miktarını çok fazla yükseltirler.

Ancak, diyet değişiklikleri yaparken büyük resme bakmak önemlidir. Fazla şeker, yağ ve fiziksel aktivite eksikliği gibi başka faktörler olduğunda tuz, gelişmiş dünyanın sağlık sorunları için tek neden olarak seçilmemelidir.

Önemli miktarda diyet değişikliği yapmadan önce özellikle insan vücudu tarafından küçük miktarlarda tuza ihtiyaç duyulduğundan lütfen doktora ya da diyetisyeninize danışın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin GÜLOĞLU

yazarın tüm yazılarıdiyetisyenlerden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

diyetisyen emine yüzbaşıoğlu

Diyetisyen Yüzbaşıoğlu: “Bu 8 besin mutluluk veriyor!”

Şehir hayatının yoğunluğu, iş stresi, kişisel sorumluluklar gibi pek çok etken gün içinde kendinizi mutsuz hissetmenize yol açabiliyor. Böyle anlarda birçok kişi kendini yeniden iyi hissetmek için bir şeyler atıştırıyor. Çünkü bazı besinler içerdikleri serotonin gibi maddeler nedeniyle mutluluğun kapılarını aralayabiliyor. Mutluluk veren besinler sayesinde stresi azaltırken, kilo almamak için tüketilen miktarlara dikkat etmek gerekiyor. Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, mutluluk veren besinler hakkında şu bilgileri verdi:

TARTI Vücut analiz cihazı, yağ ölçüm cihazı, TANITA

Doğru miktarlar sizi daha çok mutlu eder

Çoğu insan mutsuz ya da stresli olduğunda daha çok yemek yeme eğilimindedir. Özellikle stres altındayken çiğneme refleksiyle daha çabuk stres atmak için sert yiyecekler tercih edilmekte ya da daha kalorisi yüksek besinler tüketilmektedir. Serotonin içeren yiyecekler enerji kaynağı ve mutluluk sağlayan besinlerdir ve kalorileri yüksektir. Örneğin kuruyemişler, enerji verdikleri için beraberinde mutluluk da getirmektedir. Bunların fazla tüketimi enerji ve mutluluk artışının yanı sıra kilo artışına da neden olabilmektedir. Bu yiyeceklerin geçici mutluluğa sebep olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Geçici mutluluğun artan kilolarla birlikte kalıcı bir mutsuzluğa dönüşmemesi için bu gıdaların sınırlı olarak tüketilmesi büyük önem taşımaktadır. Her sıkıldığında ya da strese girdiğinde bu gıdalardan tüketmemek ofis çekmecelerinde, evdeki dolaplarda bu gıdalardan fazla miktarlarda bulundurmamak gerekmektedir.

iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

Öğün atlamak mutsuzluk sebebi olabilir

Gün içinde kan şekerinin düşmesi de beraberinde mutsuzluğu getirebilmektedir. Yoğun çalışma temposu nedeniyle öğün atlayan kişiler kan şekerinin düşmesiyle daha mutsuz olabilmektedir. Böyle anlarda doğru miktarda tüketildiğinde kişiye kendini daha iyi hissettirecek sağlıklı gıdalar tercih edilmelidir.

iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

İşte mutluluk veren 8 besin

1. Bitter çikolata

Tatlı isteğini keser. Kahvenin yanında küçük bir ya da iki kare bitter çikolata tüketmenin sakıncası yoktur.

kakao faydaları, kakao faydaları, kakao paketi, kakaolu kek, kakaotalk, kakao tarifi, kakao kalorisi,

2. Muz

Serotonin içeriği yüksek olan bir meyvedir. Ara öğün olarak günde bir tane tüketilebilir.

muz, muz kalorisi, muz diyeti

3. Ceviz

Fındık, çiğ badem, fıstık gibi kuru yemişler de seratonin açısından zengin olsalar da ceviz bu konudaki en etkin kuruyemiştir. Günde 2-3 ceviz tüketmek kişinin steresinin azalmasına ve kendini daha mutlu hissetmesine yardımcı olabilir.

ceviz diyet kalori

4. Ay çekirdeği

Hem çiğneme refleksini harekete geçirmesi hem de yüksek serotonin oranıyla stresi azaltan önemli bir yiyecektir.

ayçiçeği, ayçekirdeği, ay çekirdeği, günebaxan

5. Kuru incir

Serotonin içeren kuru meyvelerin başında kuru incir gelmektedir. Ara öğünler tercih edilen kuru incir kan şekerini düzenleyerek kaygı seviyesini azaltır.

kuru incir, kuruincir

6. Bezelye

Ana öğünlerden birinde bezelye tüketmek kişinin kendini daha iyi hissetmesini yardımcı olmaktadır. Bezelye serotonin seviyesini yükseltmek için önemli bir kaynaktır.

bezelye

7. Peynir

Kahvaltıda peynir tüketerek güne serotonin içeren bir öğünle başlamak ve gün boyu daha enerjik ve mutlu olmaya fayda sağlar.

peynir

8. Tahıl salataları

Nohut, buğday, fasulye, kinoa gibi tahıl içeren salataların öğünlerin birinde tüketilmesi stresle baş etmede kolaylık sağlayabilmektedir.

KETEN tohumu gülşah karmil

5 madde ile: “Keten tohumu”

Son yıllarda hasta olma riskinin azaltılması, sağlıklı bir yaşamı devam ettirme isteği ve sağlıklı beslenme bilincinin gelişmesi gibi nedenlerden dolayı tüketiciler besinlerden, beslenmenin yanında sağlık açısından fayda sağlamayı da amaçlamaktadırlar.

keten tohumu, keten tohumu faydaları, keten tohumu yararları, keten tohumu zararları, keten tohumu diyeti, diyette keten tohumu, keten tohumu zayıflatır mı, keten tohumu kilo verdirir mi, tiroid hastalıklarında keten tohumu, diyetisyen ayşe özgül

1. Fonksiyonel besin (Süper gıda) nedir?

Bu düşünce kapsamında fonksiyonel besinler kavramı hayatımıza girmiştir. Fonksiyonel gıdalar, vücudun temel besin ögeleri gereksinimini karşılamanın ötesinde insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan, böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada katkı sağlayan gıdalar veya gıda bileşenleridir.

keten tohumu, keten tohumu faydaları, keten tohumu yararları, keten tohumu zararları, keten tohumu diyeti, diyette keten tohumu, keten tohumu zayıflatır mı, keten tohumu kilo verdirir mi, tiroid hastalıklarında keten tohumu, diyetisyen ayşe özgül

2. Nutrasötik besin nedir?

Nutrasötik besin tanımı, genel olarak fonksiyonel gıdalar ile aynı anlama gelebilir. Besin destekleri, bitkisel ürünler, tahıl, çorba ve içecekler gibi işlenmiş ürünleri içermelerinin yanı sıra gıdalardaki vitamin olmayan, yararlı kimyasallar olarak da tanımlanmaktadırlar. Bitkisel kaynaklı olanlarına fitokimyasal adı verilmektedir.

Nutrasötik olanlardan keten bitkisi, yağ ve lif elde etmek amacıyla yetiştirilir. Yağlık ketenlerin tohumlarında, % 35-45 oranında yağ bulunur. α-linolenik asit ve iyi kaliteli protein bakımından zengin olmasının yanı sıra, flavonoid, lignan ve fenolik asitler gibi fitokimyasalların da doğal kaynağı durumundadır. Keten tohumunun besin değeri ve koruyucu etkisi onun kompleks doğasından kaynaklanmaktadır. Keten tohumu, besin değeri olan ve olmayan bileşenler içerir. Bu bileşenlerin, tüketilen doza, zamana ve sıklığa bağlı olarak hem yararlı hem de zararlı etkileri görülebilir.

keten tohumu, keten tohumu faydaları, keten tohumu yararları, keten tohumu zararları, keten tohumu diyeti, diyette keten tohumu, keten tohumu zayıflatır mı, keten tohumu kilo verdirir mi, tiroid hastalıklarında keten tohumu, diyetisyen ayşe özgül

3. Keten tohumu ve yararları nelerdir?

  • Omega 3 yağ asitlerinden α-linolenik asidin (ALA) en zengin kaynaklarından birisidir. İçeriğinde aynı zamanda linoleik asit de bulunur. Bu iki maddenin vücuda kesin olarak alınması gerekmektedir. İltihap oluşumuna, kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı koruyucu önlemler sağlarlar. Omega 3 yağ asitleri aynı zamanda beyin ve retina gelişiminde, kan basıncının düzenlenmesinde, bağışıklık sisteminde görev alır. Eksikliğinde yavaş büyüme, görme zayıflığı, öğrenmede güçlük görülür. Sağlıklı yağ içerdiğinden dolayı keten tohumu kötü kolesterolün (LDL) düşmesini, iyi kolesterolün (HDL) yükselmesini sağlar. Pankreatik fonksiyonu düzenler. Bunu kanıtlamak amacıyla yapılan bir çalışmada günde 3 gram keten tohumu tüketen bireylerde kan glukozunun artmadığı görülmüştür.
  • 100 gram keten tohumunda 28 gram posa bulunmaktadır. posa, mide ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcıdır. Kabızlık oluşumunu engeller. Kalp hastalıklarında etkili olan kolesterol ve yağ seviyelerinin düşmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda kan glukoz düzeylerini sabit tuttuğu yapılan çalışmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
  • Keten tohumu proteini ve soya proteinin, plazma trigliserid ve ürik asit miktarları üzerine etkilerinin belirlendiği bir araştırmada, keten tohumunun soya proteinine göre trigliserid düzeylerinde iki kat daha fazla azalma sağlamıştır ve keten tohumunun soya proteininden çok daha fazla hipotrigliseridemik etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Buna ilaveten keten tohumu serum ürik asit miktarında belirgin bir düşüşee sebep olurken soya proteinin ters etkiye sahip olduğu görülmüştür.
  • İçeriğinde bulunan lignanlar tümör oluşumunu engeller.
  • Testesteron miktarını ve prostat kanserini önleyici etkisi vardır.
  • Keten tohumu vücudun genel anlamda düzgün çalışması için gerekli olan B vitamini, manganez ve magnezyumu bol miktarda içermektedir.
  • Kadınlarda menapoz sonrası sorunlara çözüm olarak kabul edilebilir.
  • Kilo vermeye yardımcıdır.
  • Konsantrasyon ve dikkat bozukluklarına iyi gelir.

keten tohumu, keten tohumu faydaları, keten tohumu yararları, keten tohumu zararları, keten tohumu diyeti, diyette keten tohumu, keten tohumu zayıflatır mı, keten tohumu kilo verdirir mi, tiroid hastalıklarında keten tohumu, diyetisyen ayşe özgül

4. Keten tohumu nasıl tüketilmeli?

  • Kaynatılarak içilebilir.
  • Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
  • Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
  • Tohum şeklinde tüketilecekse iyice çiğnenmelidir.
  • Öğütülmüş halde salatalarınıza, yoğurtlarınıza, müslinize serpilebilir, fırında yapılan hamur işlerine katılabilir, her yemekte kullanılabilir.

keten tohumu, keten tohumu faydaları, keten tohumu yararları, keten tohumu zararları, keten tohumu diyeti, diyette keten tohumu, keten tohumu zayıflatır mı, keten tohumu kilo verdirir mi, tiroid hastalıklarında keten tohumu, diyetisyen ayşe özgül

5. Keten tohumunun olumsuz etkileri var mı?

  • Keten tohumunun diyetle fazla miktarda alınması B6 vitamini eksikliğine ve sonuçta da homosistein ve böbrek yetmezliğinin artmasına neden olmaktadır.
  • Keten tohumunun pişirilmeden tüketimi, hayvan ve insanlar için fazla miktarda alındığında (10 gramdan fazla) toksik olabilecek bir bileşik olan siyanojenik glukosidlerin (HCN) üretimine neden olabilir.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Gülşah Karmil kimdir

 

GÜÇLÜ İMMÜN SİSTEM YAĞMUR GÖKKAYA DİYETİSYEN

Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural!

Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

Bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, hastalıklara karşı direnç kazanmak ve soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığını azaltmak için en önemli noktadır.

Yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak bağışıklık sistemimiz zayıflar ve hastalıklara yakalanma olasılığında artış görülür. En ufak soğuk havalarda bile anında hasta oluyorsanız bağışıklık sisteminiz zayıf demektir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ilacınız besinler olmalıdır.

tavuk şiş, tavuk eti, sağlıklı yemek

1. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Aminoasitler ve proteinler”

Proteinlerin, bağışıklık sisteminin aktif oyuncularından olan antikorların yapımında önemli görevleri vardır. Arginin, glutamin, histidin, metionin bu yapılarda rol alan önemli aminoasitlerdir.

Hayvansal besinler genel olarak protein açısından zengindir. Günlük beslenme programınızda süt ve süt ürünleri,et,tavuk,balık ve yumurta mutlaka bulunmalıdır.Kuru baklagiller ve yağlı kuru yemişler de protein açısından zengin besinlerdendir.

 vitamin d, d vitamini, d vitamini kilo, d vitamini diyet, d vitamini beslenme

2. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “A vitamini”

A vitamininin bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri vardır. DNA sentezine yardım eder ve doku mekanizmasında etkilidir. Bağışıklığı düzenleyici bir vitamin olmasının yanı sıra, immün sistemin önemli bir oyuncusu olan lenfosit ve kan hücrelerinin normal büyümesi için gereklidir. A vitamini yetersizliğinde (doğumda ve sonradan kazanılmış) bağışıklıkta baskılanma görülür. A vitamini kaynakları süt yağı ve yumurta sarısıdır.
A vitamininin öncüsü olan ß-karoten de iyi bir bağışıklık sistemi koruyucusudur. Havuç, pazı, ıspanak, kayısı gibi besinlerde bulunur.

 b grubu vitaminler

3. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “C vitamini”

Bağ doku, elastik doku, kemik dokusunun sentezinde rol alır, yara ve yanıkların iyileşmesini kolaylaştırır, pek çok vitamin ve mineralin vücut tarafından rahatça kullanılmasını sağlar. C vitamini eksikliğinde bağışıklık sisteminin hücrelerinin fonksiyonlarında azalma ve hücresel bağışıklık yanıtlarında bozulmalar belirlenmiştir. C vitamini bir antioksidan olmasının yanı sıra, diğer immün sistem üzerinde rol oynayan vitamin ve minerallerin kullanılmasına da yardımcı olur. Bu yüzden beslenmemizde mutlaka taze sebze ve meyveler yer almalıdır. Turunçgiller (greyfurt, portakal, mandalina), kivi, nar, elma C vitamininden zengin meyvelerdir. Ayrıca limon da C vitamininden zengindir. Salatalara limon sıkarak,suyun içine limon dilimi ekleyerek veya limonata halinde tüketerek C vitamini alabilirsiniz.

 iş yaşamında beslenme, işte diyet, ofis zayıflama

4. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “B6 vitamini”

Vitamin B6 bağışıklık sistemi hücrelerinin yapısında rol alır ve antikor üretimine yardımcıdır. Eksikliğinde hücresel bağışıklık yanıtının düştüğü, antikor sayısında azalma olduğu tespit edilmiştir. B6 vitamini et, tavuk, balık, kuruyemişler, sütte bulunur.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

5. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Selenyum”

Selenyum çok güçlü bir antioksidandır, glutatyon peroksidaz enziminin yapısında bulunur ve vücudu hasarlara karşı korur. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi metal zehirlenmelerine karşı da vücudumuzu korur. Selenyum; tam tahıllı ekmeklerde, yağlı kuruyemişlerde, balık ve deniz ürünlerinde, yumurtada, süt ve süt ürünlerinde bulunur. Ceviz ve fındık selenyum açısından zengindir.

 diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

6. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Çinko”

Çinko yetersizliğinde vücuda enfeksiyon girişi kolaylaşır ve hücresel bağışıklık sistemi yavaş cevap vermeye başlar. Çinko serbest radikallere karşı da vücudumuzu korur. Kabuklu deniz ürünleri, et, tavuk, balık ve tam tahıllı ekmekler ve kuru baklagiller çinko açısından zengindirler.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

7. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Folik asit”

Folik asit yetersizliğinde, hücresel boyutta bağışıklık sistemi yanıtının düştüğü ve antikor üretiminin azaldığı ispatlanmıştır. Folik asit tahıllarda, yeşil yapraklı sebzelerde, portakal suyunda ve kuru baklagillerde bulunur.

 et, keçi eti, keçi eti ucuz mu

8. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Demir”

Demir yetersizliği büyüme ve gelişmeyi etkilediği gibi, bağışıklık sisteminin çalışması ve devamlılığını da etkiler. Demir, bitkisel ve hayvansal kaynaklarda bulunur. Her iki grubun kombinasyonu ile vücuda yeterli demir alımı sağlanır. Et,yumurta,ıspanak,semizotu,pekmez ve kuru üzüm demir kaynaklarıdır. Demir içeren besinlerin yanında C vitamininin tüketilmesi hem demirin emilimini arttırır hem de bağışıklık sisteminin güçlenmesine yarar sağlar. Et yemeklerinizin yanında bol yeşillikli ve limonlu salata tüketerek demir ve C vitamini kaynaklarını bir arada almış olursunuz.

 probiyotikler, prebiyotikler, diyet

9. Güçlü bir immün sistem için 9 altın kural: “Prebiyotik ve probiyotikler”

Prebiyotik ve probiyotikler, bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaları artırarak bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Evde mayalanan yoğurtlarda, maya olarak prebiyotik maya kullanılarak, yoğurdun prebiyotik yapısı artırılabilir. Benzer şekilde kefir, içerdiği prebiyotikler açısından zengin bir besindir. Yoğurt, ayran ve peynirin yapısında doğal olarak prebiyotik bulunmaktadır.

 Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

Geleceğin diyetisyeninden öneriler…

* Günlük beslenmenizde yumurta,et-tavuk-balık,süt ve süt ürünleri gibi protein kaynakları eksik olmamalıdır.
* Mevsimine uygun taze sebze ve meyveler sofranızdan eksik olmamalıdır.
* E vitamini kaynağı olan kuru yemişler(ceviz,badem,fındık vs.) ölçülü bir şekilde beslenmenizde yer almalıdır.
* Kış aylarında portakal,mandalina ve elmadan oluşan meyve salataları yapabilirsiniz.
* Güçlü bir antioksidan olan narı salatalarınızın üzerine ekleyebilir ya da ara öğünlerde tüketebilirsiniz.
* Salatalarınıza mutlaka limon ekleyin. Gün içerisinde içtiğiniz suyun içerisine limon dilimi katarak hem C vitamini alıp hem de suya aroma sağlayabilirsiniz.
* Domates yaz aylarında her gün mutlaka tüketilmelidir. Hatta yaz domatesleri konserve yapılarak kış aylarında da yemeklerde ve sos şeklinde tüketilebilir.
* Yemeklerin içerisinde mutlaka sarımsak ve soğan kullanılmalıdır.
* Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut ,mercimek vb.) haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Özellikle kış aylarında çorba olarak tüketilebilir. Salatalarda kullanılmasıyla farklı lezzetler elde edilebilir ve böylece tüketimleri arttırılabilir.
* Günlük veya uzun ömürlü sütlerin probiyotikli yoğurtlarla mayalanmasıyla ev ortamında sağlıklı yoğurtlar elde edilebilir. Beslenmenize kefir,turşu gibi mayalandırmış ürünleri ekleyebilirsiniz.
* Haftada 2 kez balık tüketilmelidir.
* Günde en az 5-6 porsiyon tam taneli tahıllar (tam buğday , esmer pirinç vb.) tüketilmelidir. Bu nedenle beyaz ekmekten ziyade tahıllı ekmekler tüketilmelidir.
* Vücutta gerçekleşen çoğu reaksiyon için su gereklidir. Bu nedenle günlük 2-2.5 lt su tüketilmelidir.
* Detaylı bilgi ve kişisel beslenme tedavisi için diyetisyeninize başvurmalısınız.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Yağmur Gökkaya

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü, bal diyet diyabet propolis GÜLŞAH KARMİL

4 madde ile: “Gerçek bal mucizesi”

Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesinde kimyasal değişime uğraması sonucu kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Fakat ilk olarak başlığı tam olarak açıklamak gerekiyor.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

1. Gerçek bal ile sahte bal arasındaki farklılıklar

Gerçek bal ile sahte bal arasında ne gibi farklılıklar vardır, gerçek bal nasıl ayırt edilir ?

  • Gerçek bal arının tamamen kendi çabasıyla en saf halde toplayıp enzimlerle midesinde üretmiş olduğu balken; sahte bal, arı kovanının içine yerleştirilen glikoz şerbetini arının emmesi ve bunu bala çevirmesinden ibarettir.
  • Gerçek bal, glikozlu bala göre daha koyu kıvamdadır.
  • Gerçek bal çok aşırı tatlı değildir.
  • Renk olarak kıyaslandıklarında gerçek bal daha koyu olan ceviz kabuğu veya grimtırak renklerde iken, sahte bal daha açık tonda olur.
  • Aynı ölçekli iki bal tartıldığında gerçek bal daha ağırdır.
  • Gerçek bal bir kaşığa konulup ateşe tutulduğunda hemen yanmaz, akışkan kıvamda iken; sahte bal çabuk yanar, kömürleşir.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

2. Balın içeriğinde neler var, besin ögesi dağılımı nasıl?

Karbonhidrat, yağ, protein, aminoasit, potasyum, kalsiyum, sodyum; magnezyum, bakır, manganez, klor, B grubu vitaminleri ve nadiren de olsa C vitamini bulunur.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

3. Balın yararları nelerdir?

  • İçerisinde bulunan flavonoid, karotenoid, askorbik asit gibi bileşenlerden dolayı antioksidandır.
  • Gastrik ülser durumunda pH değerlerini ve gastrik asit seviyesini düşürür.
  • Cilt uygulamalarında cildi yumuşatıcı etkisi vardır.
  • B6 ve B9 vitaminleri sayesinde kan akışkanlığını sağlayarak kalbi korur.
  • Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır.
  • Yara iyileştirir.
  • Uykuyu düzenler, sakinleştirir.
  • Asidik etkisinden dolayı bakteri barındırmaz.
  • Kemik, diş ve göz sağlığını korur.
  • İçerdiği magnezyum kan pıhtılaşmasını önler, potasyum ise bağırsak kaslarının faaliyetini arttırarak sindirime yardımcı olur.
  • Kan yapıcı özelliği vardır.
  • Kişiye zindelik verir.
  • Sıcak bal şerbeti kabızlığa iyi gelir, soğuk bal şerbeti ise ishale iyi gelir.
  • Balgam söktürücüdür.
  • Nezleyi geçirir. Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır.
  • Büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda zeka gelişimini destekler.
  • Antibakteriyel etkisinin yanı sıra yaranın temizlenme ve dezenfeksiyonunda da kullanılır.
  • Saman nezlesi, polen alerjilerini azaltır.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

4. Balla ilgili öneri ve uyarılar

1 yaş altı bebeklerde, sindirim sistemi tam gelişmediğinden dolayı bal, bebek botulizmine (besin zehirlenmesi) neden olabilecek sporlar içerir.

Kabızlık, uyuşukluk, güçsüz ağlama, sarkık göz kapakları ve bazen solunumun durması gibi etkileri olabileceğinden 1 yaş altı bebeklere kesinlikle verilmemelidir.

bal diyet diyabet propolis, bal rengi, bal kabağı, bal köpüğü

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Gülşah Karmil kimdir

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

4 Popüler diyet ve sağlığa etkileri

Diyet yapmak tatsız tuzsuz yemekler veya aç kalmak anlamına gelmez. Yemek yemek sosyal bir davranıştır. Doğum günü, evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde aklımıza ilk ne yiyeceğiz sorusu gelir. Hem sağlıklı hem de lezzetli beslenmek mümkün mü?

popüler diyetler

Sağlıklı bir beslenme programını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlar;

  • aileden aldığınız genetik özellikleriniz,
  • çalışma şartlarınız,
  • boyunuz-kilonuz,
  • besin pişirme alışkanlıklarınız,
  • yaş, boy, cinsiyet,
  • fiziksel aktivite,
  • fizyolojik ve sosyolojik durum kişiye göre farklılık gösterir.

Bu nedenle beslenme programı kişiye özel olmalıdır. Ancak popüler diyetler kişiye özel değildir.

popüler diyetler

Peki bu kadar popüler diyet varken neden kilo kaybı kalıcı olmuyor? Kilo mu yoksa sağlığınızı mı kaybediyorsunuz?

İşte size dört popüler diyet ve sağlığa etkileri…

popüler diyetler

Paleo diyeti

Paleotik çağ, 10.000 yıl önce son bulmuş, avcı ve toplayıcı toplumları temsil eden bir dönemdir.

popüler diyetler, paleo, taş devri diyeti

Tarım yapılmadan önce insanlar  yabani sebze, meyve ve kökleri ile avlandıkları hayvanları yiyerek beslenmişlerdir.

popüler diyetler, paleo, taş devri diyeti

Taş devri diyeti olarak da bilinen bu diyet gen aktarımı sayesinde daha kolay tolere edileceğini savunur.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

Protein ağırlıklı, kısıtlamaların çok olduğu ve besinlerin en doğal haliyle tüketildiği bir diyettir.

bol proteinli beslenme spor vücut fitness

Sebze, meyve, yoğurt, kefir, fıstık, badem gibi besinleri tüketmek serbesttir.

sütçü imam, sütlaç, sütyen, süt filmi, süt çeşitleri, süt alerjisi, süt gaz yapar mı, sütün faydaları, sütün yararları, süt kalorisi

Nişasta içeren patates, bezelye gibi besinlerin tüketimi sınırlı, işlenmiş gıdalar ve tam tahıllı ürünler yasaktır.

patates, patates diyeti

Besinler taze olmalı ve olabildiğince az pişmiş veya çiğ tüketilmelidir.

popüler diyetler

Omega-3 yağ ve kanola yağı dışında yağlar kullanılmaz.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Protein ağırlıklı bir diyet olduğu için kısa sürede kilo kaybı olur. Ancak fazla protein vücut tarafından tolere edilemez ve kalp ve böbrek hastalıklarına neden olabilir. Çoğunlukla bu tip besinlere erişmek- satın almak da zordur.

popüler diyetler

İsveç diyeti

İsveç diyeti, protein ağırlıklı ve düşük kalorili ketojenik bir diyettir.

isveç diyeti

İsveç diyetinin kuralları arasında 6 ila 13 gün uygulanması ve 3 aydan kısa sürede tekrarlanmaması gerektiği diyetisyenlerce belirtilir.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

İsveç diyetinde kahvaltı yerine kahve içilmesi gerekir.

sağlıklı kahvaltı, sağlıklı kahvaltı hazırlama, sağlıklı kahvaltı tabağı, kahvaltıda yenir mi

Kahvaltı ise günün en önemli öğünlerinden biridir. Güne kahvaltı ile başlamak metabolizmayı harekete geçirir. Karbonhidrat kısıtlı bir diyettir. Ancak karbonhidratlar vücudun temel enerji kaynağıdır. Doymuş yağ ve kolesterol miktarı fazladır. Kalp-damar hastalıkları riskini arttırır. Vitamin ve mineral eksiklikleri sağlık sorunlarına ve posa içeriği düşük olması kabızlığa yol açabilir. Tüketilen protein fazlası böbrek hastalıklarına neden olur.

obezite, elma, hamburger

Hızlı verilen kilo yağ dokusundan değil kas ve su kaybı ile olur.  Önemli olan kas dokusunu koruyarak yağ dokusunun azalmasıyla kilo vermektir.

miami diyeti, mayemi diyeti

South beach diyeti

South Beach diyetinin bir diğer adı Miami diyetidir.

en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

South Beach Diyeti, Dr. Agatston tarafından kalp hastalıklarından korunmak için hazırlanmıştır. Ancak kısa sürede kilo vermek için yapılan popüler diyetlerin arasında yer almıştır.

glisemik indeks, kan şekeri

Diyetin özelliği glisemik indeksi düşük besinlerin beslenme programında bulunmasıdır. Glisemik indeksi yüksek besinler ise tamamen çıkarılır.

baskül kantar diyet tartı

Glisemik indeksi yüksek besinler hızlı emilir ve kan şekerinde ani yükselmelere neden olur. Bu da kilo kontrolünü zorlaştırır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Doymuş yağ içeren besinler yerine omega-3 yağ asitlerinden zengin balık tüketimi daha fazladır. Yağlı etler yasaktır. Bu beslenme düzeni kan şekeri kontrolü sağladığı için daha uzun süre tok kalmayı sağlar. Ancak yasaklanan besinler nedeniyle uygulanması zordur ve vitamin-mineral eksikliklerine yol açabilir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Yaşam tarzı değişikliği olmadığı için 2 haftada hızlı kilo vermek de işe yaramaz, verilen kilolar tekrar geri alınır.

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

Akdeniz diyeti

Akdeniz diyeti, taze sebze ve meyvenin bol, doymuş yağların az, posadan zengin, tuz miktarı düşük bir beslenme tarzıdır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

Tabii ki bu diyette ilk aklımıza gelen zeytinyağıdır.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

Protein ihtiyacı süt, yoğurt ve özellikle balıktan sağlanır. Balıkta bulunan omega-3 yağ asitleri inflamasyonun azalmasına yardımcı olur.

salata, yeşillik, sebze, popüler diyetler, akdeniz diyeti

Sebzeler daha az işlem görerek pişirilir. Bu nedenle vitamin ve mineral kayıpları daha az olur. Sebze ve meyve tüketiminin fazla olması kanser riskini azaltır. Posadan zengin beslenme midede hacim kaplayarak doygunluk süresini arttırır.

popüler diyetler, akdeniz diyeti

Kırmızı etin tüketimi daha az olduğu için doymuş yağ alımı azdır. Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

sporcu menü

Sonuç

Sonuç olarak kilo vermek kolay, korumak zor. Hızlı kilo vermek için yapılan diyetler yaşam tarzı değişikliği sağlamaz. Bu nedenle kalıcı olmaz. Normal beslenme düzenine dönüldüğünde daha fazla kilo alımı başlar. Hızlı kilo vermek kan şekeri düzensizlikleri, kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açar.

yılbaşında beslenme, yeni yılda beslenme, yıl başında beslenme ve diyet, yeni yıl menüleri, yeni yıl zayıflama önerileri, 2017 zayıflama tiyoları

Alışkanlıklar bir anda değil, zamanla yavaş yavaş değişir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanarak kalıcı kilo vermek mümkün.  Porsiyon ölçülerine dikkat ederek, gün içinde değişimler yaparak ve daha aktif bir hayat sürerek kilo kontrolü sağlayabilirsiniz. Dahası için beslenme uzmanı / diyetisyeninize danışınız.

perihan kılıç, diyetisyen perihan kılıç, dyt perihan kılıç, beslenme uzmanı perihan kılıç, uzman diyetisyen perihan kılıç, doktor perihan kılıç

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Değişim başlasın!

Değişim çoğu zaman bir karar kadar yakındır bizlere. Bazen  değişemeyeceğimizi düşündüğümüzden halimden memnunum deriz, bazen de gerçekten kendimizle barışık olduğumuzdan…

Elbette insan her haliyle kendinden memnun olabilir fakat özgürlüğümüzün başkalarının özgürlüğüyle sınırlandığı gibi ‘kendimizi olduğumuz gibi sevme özgürlüğümüz de maalesef hastalıklarla sınırlanır. Bu yüzden değişme zorunluluğu ve baskısı hayatımıza girmeden bizi sınırlandırabilecek olası risklerden gönüllü olarak kurtulmak belki de kendimize yapacağımız en büyük iyilik olacaktır.

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Değişim = Fiziksel değişim?

Değişim söz konusu olduğunda belki de çoğumuzun aklına ilk etapta fiziksel değişim gelmektedir. Örneğin , diyetisyenler de her zaman olmasa da (şok diyetler, mucize çaylar vb. harici durumlarda) çoğu zaman fiziksel değişimin yardımcısı olarak zihnimizde yer edinmiştir. Obeziteden kurtulmanın fiziksel görünümde olumlu yöndeki etkisi elbette tartışılmaz. Fakat kilonun azalmasıyla birlikte azalan hastalık riskleri düşünüldüğünde harika bir fiziğe kavuşmak adeta bir bonus gibi. Ancak bu konuda bazen yanılgıya düşüyoruz. Sağlıkla beraber gelen harika bir fizik yerine tercihimiz her zaman hızlı gelenden yana oluyor.

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Harika bir değişim kararı

Tam hayatımız için harika bir değişim kararı vermişken yanlış bir yol izleyerek belki birkaç kilodan kurtulup onların yerine de bir kaç hastalık sahibi oluyoruz. Sağlıklı ve dengeli bir şekilde metabolizmamıza , vücudumuzun işleyişine zarar vermeden hastalık risklerinden kurtularak zayıflamak yerine; aç kalarak ,kendimize eziyet ederek ,vücudumuza etkilerini tam olarak bilmediğimiz ürünleri kullanarak vücudumuza zarar veriyoruz. Amaç sadece zayıflamaksa elbette her yol izlenerek zayıflanabilir, günlerce aç kalarak da uzun bir süre su içmeyerek de, saunada saatlerce su kaybederek de tartıda birkaç kilo daha hafif görünmek mümkün. Ama sağlık kaybolduktan sonra hafif bir bedeni umursayacak halimizin olmayacağı da acı bir gerçek.

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Obezite engeline takılmak

İşte bu yüzden obezitenin sağlığınıza verdiği zararlar ilk akla gelen değişim nedeni olmalı. Sadece değişim değil, sağlığa doğru değişim hayatınızı güzelleştirecektir. Obezitenin diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi onlarca arkadaşını onunla beraber misafir etmek zorunda kalmadan yolcu etmenizi umuyorum. Sayıları çoğaldıkça daha uzun süre sizinle kalmak isteyecekleri konusunda üzülerek sizi uyarmak istiyorum.

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Değişim, 1 saniyede verilen kararla başlar

Obeziteye ve dostlarına gülümseyerek el sallayacağınız günlerin yakın olmasını dilerim. Unutmayın değişimin başlangıcı 1 saniyede verilen karardır.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Şule Nehir Araç

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

omega 3 ve diyet

6 maddede “Omega 3”

  1. OMEGA-3, vücut için gerekli olan ama vücudun üretemediği yağ asitleridir. Besinlerle alınmadığı takdirde ise gıda takviyeleri ile alınmaları gerekebilir.
  2. OMEGA-3’ün en çok bilinen faydası (belki ülkemizde bu sorun çok yaygın olduğu içindir) kolesterolü düşürmesidir. OMEGA-3 sadece kötü kolesterol olarak bilinen “LDL kolesterolü” düşürmekle kalmaz aynı zamanda “HDL” yani iyi kolesterolü yükseltir. Bu alanda yapılan pek çok bilimsel çalışma gıdalar yoluyla daha fazla OMEGA-3 tüketenlerin veya doktor tavsiyesi ile OMEGA-3 bakımından zengin balık yağı kullananların kolesterol değerlerinde düşüş olduğunu ortaya koymaktadır.
  3. Balıkta vücudumuz için son derece gerekli ve faydalı olan OMEGA-3 cinsi yağ asidi olduğunu biliyor musunuz? Balığın yağında bitkilerde bulunmayan ve Omega-3 denilen bir yağ türü bulunmaktadır. Aslında Omega-3 yağ türü yeşil yapraklı bitkiler, özellikle semizotu, kolza tohumu yağı, keten tohumu yağı ve ceviz yağında da bulunmaktadır. Ancak bu kaynaklarda bulunan yağ türü öncü niteliktedir.
  4. Balık sevmeyenler ve hiç yiyemeyenler için zaman zaman omega-3 içerikli besin destekleri kullanmak gerekli ve faydalı olacaktır. Diğer omega-3 kaynaklarını tüketmek de bir çözümdür ancak özellikle yağlı tohumların (ceviz, fındık, badem, keten tohumu, ay çekirdeği, kabak çekirdeği) Omega-3 den zengin olması ve bu besinlerin fazla yenmesi kilo almamıza neden olabilir.
  5. Omega-3 içeren yiyecekleri ne sıklıkla tüketmeliyiz? Haftada en az iki kez buğulama veya ızgara olarak balık yiyin. Her gün iki, üç ceviz veya 8-10 adet badem yiyin. Her gün bir tabak yeşil yapraklı sebze yemeği veya salata tüketin..Haftada en az iki kez  kurubaklagil tüketin.Balık tüketemiyorsanız günde bin miligram’lık balık yağı takviyesi alın.Kanın pıhtılaşmasına karşı ilaç kullanıyorsanız, balık ve balık yağı tableti fazla kullanmayın.
  6. Omega 3’ün vücuda faydaları nelerdir?
  • Başlıca faydası vücudun enerji üretimine katkıda bulunması. Bu nedenle Omega-3’ten zengin bir beslenme programı yorgunluğu giderip, kavrama gücünü ve hareket kabiliyetini artırarak kalp, şeker, tansiyon, romatizma, migren ağrıları ve cilt problemlerine iyi geliyor.
  • Anne sütü de doğal bir Omega-3 kaynağı olduğu için ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenmenin önemini bir kez daha vurgulamakta fayda var.
  • Balık yağı açısından zengin bir beslenme yorgunluğu giderir.
  • Konsantrasyon yeteneği üzerinde çok olumlu adımları vardır.
  • En azından haftada 1 kez olmak üzere 2-3 e kadar çıkartabileceğimiz balık tüketimi OMEGA-3 alımını artırarak beyin gelişiminde çocuklar için yardımcı olur.
  • Balık yağında bulunan EPA, süte eklenebilir. Bu tür sütler, gebe ve çocuklar için uygundur.

Sağlığınıza…

kimdir, Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

Sıcak havalarda su tüketimine dikkat edin, ne kadar su içilmeli, günde kaç bardak su içmeliyim, suyun yerine ne içilebilir, su içememe hastalığı, diyetisyen yazıları, diyetisyen ayşe özgül

Sıcak havalarda su tüketimine dikkat edin

Su, insan yaşamı için en önemli ögelerinden bir tanesidir ve beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, besin almadan haftalarca canlılığını sürdürebilmesine karşın, susuzluk durumunda ancak birkaç gün yaşayabilmektedir.

İnsan vücudunun su içeriği yaşa ve cinsiyete göre %42 ile 75 arasında değişmekle birlikte yetişkin insan vücudunun ortalama %59’u sudur.

Vücut fonksiyonlarının çalışmasında, metabolizmanın dengesinin sağlanmasında ve vücuttaki pek çok biyokimyasal reaksiyonunun gerçekleşmesinde su son derece önemli bir rol oynamaktadır.

Besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında, hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin düzenli çalışmasında, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve vücuttan atılmasında sindirim sisteminin düzenli çalışmasında, ve çeşitli biyokimyasal olayların gerçekleşmesinde su son derece önem taşır.

sporcu su

Yaz mevsiminde sıcaklık sebebi ile aşırı terleme su ve mineral kaybına sebep olmaktadır. Vücut suyunu dengede tutabilmek için yeterli miktarda su tüketimine ihtiyacımız vardır Yaz aylarında tükettiğimiz soğuk içecekler suyun yerini tutamazlar ayrıca kalori değerleri göz ardı edilmemelidir. Ayrıca su dışındaki sıvılar vücudun su talebini azaltacağı için tüketilmesi uygun değildir. Meşrubatlar, alkol, kola veya diğer asitli içecekler gibi sıvıların hiçbiri suyun yerine ikame edilemezler ve bedende su gibi bir role de sahip değildirler.

Gün içerisinde içtiğimiz çay, kahve, soda vb. içeceklerle ile de sıvı almaktayız. Ancak kafein içeren kahve, çay ve diğer içecekler sıvı ihtiyacını karşılasa da uygun su kaynakları olarak sayılmazlar. Örneğin kafein içeren kahve içildiğinde su alırsınız ancak diüretik etkisinden dolayı daha fazla idrar çıkışı yaparak daha fazla sıvı kaybedersiniz.

Her gün ne kadar su içmelisiniz?

Genel bir kural olarak, vücutta oluşan zararlı maddelerin atımını sağlamak ve vücut sıvı dengesini koruyabilmek için 8-10 bardak su tüketilmesi önerilmektedir. İnsanlar su gereksinimlerini genellikle; içecekler, besinler ve metabolizma olmak üzere üç kaynaktan sağlarlar. Besin içerisinde bulunan besin öğelerinin yakılması sonucunda su oluşur. Diyette proteine göre karbonhidrat ve yağın yüksek olması metabolik suyu arttırır. Yediğimiz besinler ve içecekler yoluyla da vücudumuza su sağlarız.

Örnek olarak sebze ve meyvelerin yaklaşık %85 -90’ı , 1 su bardağı sütün %90’ı sudur.

diyetisyen ayşe özgül

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alyazara soru sor