hakkı karaca diyetisyen spirülina

Fonksiyonel besin: “Spirülina”

Spirulina’nın 1524 yılında Texcoco gölü kıyısında yaşayan Aztekler tarafından tüketildiğine dair veriler bulunmaktadır ve spirulina 21. yüzyılın süper gıdası olarak görülmektedir.

spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet Spirulina proteinler, mineraller ve vitaminler açısından oldukça zengin ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilen doğal bir besindir. Spirulinadan elde edilen protein vücut tarafından %95 oranında sindirilebilir özelliktedir.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetSpirulina’nın, yapılan araştırmalar sonucunda viral hastalıklar, kanser, karaciğer toksitisesi, kalp damar hastalıkları, yüksek şeker, yüksek kolesterol, yüksek trigliserid ve bağışıklık sistemi yetersizliğinin tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. Spirulina’nın bu hastalıklar üzerinde etkileri içerdiği omega-3 ve omega-6, beta-karoten, alpha-tocopherol, fikosiyanin, fenol bileşenleri ve Calcium Spirulan’a bağlanmaktadır.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetSpirulina’nin antikor ve sitokin üretimini uyararak bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşünülmektedir. Ayrıca Spirulina’nın uçuk virüsü, cytomegalovirus, grip virüsü vb. virüslere karşı etkili olduğu, karsinojenezi engellemeye ve bağırsak florasini korumaya yardımcı olduğu yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır.

hıv, HIV, AIDS Beslenme diyet test

Boston’da Harward Tıp Fakültesi’nin yaptığı çalışma ile , Spirulina’nin HIV-1 virüsünün çoğalmasını engellediği ve viral üremeyi %50 azalttığını keşfetmişlerdir.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyetFareler üzerinde yapılan bir çalışmada, Spirulina’nın muhteşem bir sinir koruyucu takviye olduğu belirlenmiştir. Ayrıca iskemik beyin hasarını azaltmada etkili olduğu ve inme sonrası lokomotor aktiviteleri iyileştirdiği ortaya konulmuştur. Yine yapılan çalışmalarda Spirulina’nin yaşlılarda beyin dejenerasyonunu azalttığı ve beyindeki oksidasyonu önlediği görülmüştür.

Spirulina yüksek oranda karotenoid içermektedir ve karotenoidler kansere karşı koruyucu olduğu gibi epidemiyolojik olarak birçok hastalığa yakalanma riskini azaltmaktadır.

Spirulina’ya mavimsi tonunu veren pigment fikosiyanindir. Fikosiyanin sadece Spirulina gibi mavi-yeşil alglerde bulunur ve oldukça güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. İspanya’da yapılan çalışmalar ,fikosiyanin içeren Spirulina özütünün, güçlü bir serbest radikal temizleyicisi olduğunu belirlemişlerdir.

spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet

Spirulina, GLA (Gamma Linolenik Asit) açısından zengin bir besindir. Vücudumuz GLA’ dan hormon benzeri bir madde olan PGE1 (prostaglandin E1) sentezler. PGE1 ise kalp krizi ve inmeyi önler. Vücuttan fazla sıvının atılmasına yardımcı olur ve kan dolaşımını iyileştirir. Kolesterol üretimini yavaşlatır ve sinir işlevlerini düzenler. Yapılan çalışmalar GLA takviyesinin eklem iltihabının iyileşmesinde, sedef hastalığının engellenmesinde ve adet öncesi sendromu hafifletmede etkili olduğunu ortaya koymuştur. Spirulina ve anne sütü tek doğal GLA kanyağıdır.
spirulina, spirulina nedir, spirulina tablet, spirulina tozu, spirulina zayıflatır mı, gnc spirulina, arifoğlu spirulina, spirulina fiyatı, spirulina diyet

Spirulina doğal haliyle , toz olarak veya tablet haline getirilerek kimyasal işlem görmeden insanlarin tüketimine sunulmaktadır. Spirulina’nin kullanımını kolaylaştırmak için preslenerek tablet haline getirilmekte ve günlük 3-6 tablet önerilmektedir.

Yararlanılan kaynaklar
1.Spirulina sp. ve Kullanım Alanları Üzerine Bir Araştırma Filiz GÜLER, Bahadır GÜLMEZ Erzincan Üniversitesi, Tercan Meslek Yüksekokulu Su Ürünleri Programı 24800, Erzincan, Türkiye

2.Chamorro, G., Salazar, M., Araujo, K.G., dos Santos C.P., Ceballos, G., and  Castillo, L.F. (Sept. 2002). “Update on the pharmacology of Spirulina  (Arthrospira), an unconventional food.” Arch Latinoam Nutr., 52(3):232-40.

3.Blinkova, L.P., Gorobets, O.B., and Baturo, A.P. (March-April 2001). “Biological activity of Spirulina.” Zh Mikrobiol  Epidemiol Immunobiol, (2):114-8.

4.Ayehunie, S., Belay, A., Baba, T.W., and Ruprecht, R.M. (May 1, 1998).  “Inhibition of HIV1 replication by an aqueous extract of Spirulina platensis  (Arthrospira platensis).” J Acquir Immune Defic. Syndr. Hum. Retroviro,  18(1):7-12.

5.Wang, J., Chang, C.F., Chou, J., Chen, H.L., Deng, X., Harvey, B.K., Cadet, J.L., and Bickford, P.C. (May 2005). “Dietary supplementation with  blueberries, spinach, or spirulina reduces ischemic brain damage.” Exp. Neurol., 193(1):75-84.

6.Gemma, C., Meshes, M.H., Sepesi, B., Choo, K., Holmes, D.B., and Bickford, P.C. (July 15,  2002). “Diets enriched in foods with high antioxidant activity reverse age-induced decreases in cerebellar
beta-adrenergic function and increases in proinflammatory cytokines.” J Nerosci., 22(14):6114-20

7.Stahl, W., and Sies, H. (May 30, 2005). “Bioactivity and protective effects of natural carotenoids.” Biochem  Biophys Acta,  1740(2):101-7.

8.Pinero Estrada, J.E., Bermejo Bescos, P., and Villar del Fresno, A.M. (May-July 2001). “Antioxidant activity of different fractions of Spirulina platensis protean extract.” Farmco, 56(5-7):497-500.

9.Crisafi, Daniel J. (November/December 1992). “Gamma-linolenic acid, a vital nutrient.” Health Naturally. Cysewski, Gerald R. (1992). “Ocean-Chill Drying of  Microalgae and Microalgal Products.” Patent proposal.

10.Belch, J. J. F., D. Ansell, R. Madhok, and R. D. Sturrock (1988). “The effects of altering dietary essential fatty acids on requirements for non-steroidal anti- inflammatory drugs in patients with rheumatoid arthritis: a double-blind placebo controlled study.” Annals of the Rheumatic Diseases, 47:96-104.

11.Ziboh, Vincent A. and Mark P. Fletcher (1992). “Dose-response effects of dietary  gamma linolenic acid-enriched oils on human polymorphonuclear-neutrophil  biosynthesis of leukotriene B4.” American Journal of Clinical Nutrition, 55:39- 45.

12.Horrobin, D. F. (1983). “The role of essential fatty acids and prostaglandins in  the premenstrual syndrome.” Journal of Reproductive Medicine, 28:465-468.

Diyetisyen Hakkı KaracaDyt. Hakkı KARACA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Muğla
diyetisyen hakkı karaca d vitamini

D Vitamini neden bu kadar önemli?

D vitamini seviyesinin korunması kemik, kalsiyum ve fosfor metabolizması için oldukça önemlidir. İnsan vücudunda bulunan D vitaminin % 90 – 95 i güneşin etkisiyle deride sentezlenmektedir.

Vitaminler

D Vitamini kaynağı

Güneş ışığı temel D vitamini kaynağıdır ve güneşten yeterince faydalanılırsa besinlerden veya farklı yollardan ilave D vitaminine gerek yoktur. Gerekli D vitaminini vücudumuza sağlamak için günde 15 dakika güneşe maruz kalmak yeterli olacaktır. Güneşten yeterince faydalanamayan kişiler D vitaminini besinlerden sağlamalı ve besinlerden en çok balık karaciğer ve yumurta sarısında D vitamini bulunmaktadır

d vitamini, vitamin d

D Vitaminin yararları

D vitamini ince barsaktan kalsiyum emilimini artırarak, böbreklerden de kalsiyum kaybını azaltarak kanda bulunan kalsiyum düzeyini korur. D vitamini eksikliğinde kemiklerde kaslarda ağrı ve kemik erimesi oluşmaktadır. D vitamini kemiklerin güçlü olmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, insülin salgısını düzenler, kalp hastalıkları ve tip 1 diyabetin gelişimini önler, depresyon ve şizofreniden korur.

Yapılan bir çalışmada 1 yaşından itibaren günde 2000 IU D vitamini alan çocuklarda tip 1 diyabet gelişme riskinin yüzde 80 oranında azaldığı görülmüştür. Yeterli D vitamini alan kişilerde tansiyonun düştüğü tespit edilmiştir. Her bireyin yılda 1 defa kan D vitamini seviyesini kontrol etmesi gereklidir.

Obez kişilerde kandaki D vitamini kullanılamaz ve obez kişiler daha fazla D vitaminine ihtiyaç duymaktadır.

d vitamini, vitamin d

Güneş kremlerine dikkat

Vücudunda D vitamini sentezlenmesini isteyen kişiler güneş kreminden uzak durmalıdır çünkü güneş kremi kullanılması deride sentezlenen D vitamini miktarını oldukça azaltmaktadır.  Bazı güneş kremlerinin deride D vitamini üretimini %95-98 oranında azalttığı yapılan çalışmalarla da ortaya konulmuştur.

Yararlanılan kaynaklar
Fidan ve ark.Çağın Pandemisi: D Vitamini Eksikliği ve Yetersizliği Türk Osteoporoz Dergisi 2014;20: 71-4 Prof. Dr. Metin Özata, Vitamin Mineral Bitkisel Ürünler Kullanım Rehberi, Gurer Yayınları 2008

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

sütte aflatoksin hakkı karaca

Dikkat: Sütte aflatoksin tehlikesi!

Aflatoksin M1 , aflatoksin B1 ‘in hidroksillenmiş metabolitlerinden biridir.

aflatoksin mikroorganizma
Aflatoksin

Sütün elde edildiği hayvanların tükettiği yemlerin Aflatoksin B1 içermesi sebebiyle süt ürünlerinde Aflatoksin M1 bulunmaktadır.

Aflatoksin M1 süt toksini olarak adlandırılmaktadır ve bu süt toksini kanserojenik etkiler içermektedir. Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü‘nün (IARC) 1993 yılında yaptığı araştırmaya göre muhtemel kanserojenik mikotoksin olarak belirlenmiştir.

sütçü imam, sütlaç, sütyen, süt filmi, süt çeşitleri, süt alerjisi, süt gaz yapar mı, sütün faydaları, sütün yararları, süt kalorisi

Aflatoksin M1’in süt ve süt ürünleriyle kontamine olması, immunolojik sistemi henüz zayıf olan ve önemli miktarda süt tüketen yeni doğmuş ve gelişme çağındaki çocuklar için önemli bir tehdit oluşturmaktadır.

Aflatoksin riskini minimuma indirmek için pek çok ülkede süt ve süt ürünlerinde bulunabilecek Aflatoksin M1 miktarları belirlenmiştir. Avrupa Birliği 0.05 mg/kg olarak belirlerken Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 0.5mg/kg olarak belirlemiştir. Ülkemizdeki limitler ise Avrupa Birliği ile paralellik göstermektedir.

Peynir yapımında Aflatoksin M1 ile kontamine olmuş süt kullanıldığında, peynire geçen Aflatoksin M1 miktarı araştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada sütte bulunan Aflatoksin M1‘in %60’ının peynir altı suyuna %40’ının peynire geçtiği görülmüştür.

bedava reklam siteleri

Yeni doğmuş ve gelişmekte olan bebeklerin temel besin kaynağı anne sütü ve bebek mamalarıdır. Bebeklerin kanserojenik maddenin biyotransformasyonu mekanizaması zayıf olduğu için Aflatoksin M1’e karşı daha hassaslardır.

Süt ve süt ürünlerinin bebekler ve gelişmekte olan çocuklar başta olmak üzere insanların temel besin maddelerinden biri olması sebebiyle Aflatoksin B1 kontrollerinin etkin bir şekilde yapılması ve hayvan yemlerinde bulunan Aflatoksin B1’in sınırlandırılması Aflatoksin M1 riskinin azalmasına katkıda bulunabilir.

Yararlanılan Kaynak
Bülent Kabak, Işıl Var, Süt ve Süt Ürünlerinde Aflatoksin M1 Problemi, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Adana 2004, sf:275-279

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

hakkı karaca diyetisyen prebiyotikler

Prebiyotikler hangi besinlerde bulunur?

Prebiyotikler, sindirim sistemi içerisinde çok önemli role sahiptir. Barsak florasını oluşturan bakterileri destekleyen, hastalığa neden olan bakterilerin çoğalmasını önleyen ve barsak florasının sağlıklı gelişimi sağlayan besin içerikleridir. Ayrıca prebiyotikler barsak hareketlerini düzenler, birçok vitamin ve mineralin emilimini artırır.

Yapılan araştırmalar diyette yüksek prebiyotik kullanılarak bir çok hastalığın önlenebildiğini ortaya koymaktadır. Prebiyotikler kan kolestrol ve trigliserit seviyelerini düzenler bağışıklık sistemini güçlendirir, kolon kanseri ve osteoporoz riskini azaltır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

İnülin

Inülin Laktobasillus ve Bifidobacteria türlerinin büyümesini uyarmaktadır. Daha çok:

  • buğday,
  • soğan,
  • enginar,
  • sarımsak ve
  • pırasada bulunmaktadır. Ayrıca hindiba bitkisinin %15 ila 20’si inülinden oluşmaktadır. Yapılan araştırmalar bu prebiyotiklerin inflamatuvar barsak hastalığında mukozal inflamasyonda iyileşme sağladığını göstermiştir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Galaktooligosakkaritler

Galaktooligosakkaritler bir diğer önemli prebiyotik grubudur. Bu prebiyotik grubu daha çok:

  • anne sütü,
  • inek sütü ve
  • yoğurtta bulunur. Yapılan çalışmalar bu prebiyotiklerin kabızlık sorunu çeken hastalarda iyileşme hızını artırdığını göstermektedir.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Fruktooligosakkaritler

Fruktooligosakkaritler fermente olduklarında kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini artırmakta ve aynı zamanda fermantasyonları sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitleri de sodyum emilimini artırmaktadır. Fruktooligosakkaritlerin kan kolesterol ve kan glikoz seviyelerini düşürdüğü bilinmektedir. Fruktooligosakkaritler daha çok:

  • arpa,
  • çavdar,
  • yer elması,
  • muz,
  • bal,
  • domates ve
  • buğdayda bulunmaktadır.

probiyotikler, prebiyotikler, diyet

Laktüloz

Laktazdan üretilir ve prebiyotik etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar bu prebiyotiklerin barsak içeriğini aktifleştirdiğini, safra taşı oluşumunu önlediğini, kan şeker ve kolesterol düzeylerini kontrol ettiğini ve mineral emlimini artırdığını ortaya koymaktadır.

Yüksek dozlarda kullanıldığında laksatif etkiye yol açtığı için günümüzde besin olarak kullanılmamaktadır.

Prebiyotiklerin tüketilmesi NIDDM, kalp damar hastalıkları, gastrointestinal hastalıklar ve obezite gibi birçok hastalığı önleme konusunda önemli katkılar sağlamaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

O. Yerlikaya, C. Karagözlü, Prebiyotik Ürünler ve İnsan Sağlığına Etkileri, Akademik Gıda 7(5) (2009) 51-55

Y. S. Sakin, A.Tanoğlu, Prebiotics and Their Effects on Human Health Medicine Science, 2016;5(Supp):210-23

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

mate çayı (HAKKI KARACA)

5 madde ile: “Mate çayı”

Mate, Güney Amerikalı yerlileri tarafından uzun zamandır bilinen uyarıcı faaliyetinin yanı sıra, fonksiyonel bir besinin gerekliliklerini yerine getiriyor gibi görünüyor…

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

1. Antidiyabetik

Mate ileri glikasyon son ürünlerinin oluşumunu inhibe etmektedir ve yapılan bazı çalışmalarda matenin anti-diyabetik etkisinin olduğu ortaya konulmuştur.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

2. Safra akışını ve barsak geçişini hızlandırır

Arjantin’de mate üzerine yapılan bir araştırmada matenin safra akışını ve barsak geçişini hızlandırdığı bulunmuştur.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

3. Uzun süreli egzersizlerde kalori yakımını artırır

Matenin metabolik etkileri, uzun süre egzersiz sırasında karbonhidratların aerobik dağılımını sürdürme kabiliyetini içermektedir. Uzun süreli egzersizlerde daha fazla kalori yakılır, böylece kalp verimliliğini artırır ve laktik asit oluşumunu geciktirir.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mimate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

4. MAO enzimini azaltır

Bir ABD patenti matenin monoamin oksidaz enzimini %40-50 oranında azalttığını keşfetmiştir. Antidepresanlar da bu enzimin işlevini engellemek suretiyle noradrenerjik aşırımı kuvvetlendirmektedir ve matenin:

  • depresyon,
  • dikkat ve odaklanma bozuklukları,
  • Parkinson hastalığı,
  • hipertansiyon,
  • yeme bozuklukları gibi çeşitli bozuklukların tedavisinde yararlı olabileceği düşünülmektedir.

mate çayı zayıflatır mı, mate kilo verdirir mi

5. Serum kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürür

Danimarka’daki Charlottenlund Tıp Merkezi‘nde obezite üzerine çalışan bir araştırma ekibi mateyi gastrik boşalma ve daha sonraki kilo kaybı için test etti. Matenin serum kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürdüğü yapılan araştırmalarda ortaya çıktı. Yapılan çalışmalar matenin, aterosklerozun ilerlemesini inhibe edebildiğinide ortaya koymuştur.

Mate çayının günde 2-3 kupadan fazla içilmemesi önerilmektedir. Dahası için diyetisyeninize başvurabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynak
Daniela Moura de Oliveira ET AL. Yerba maté: Pharmacological Properties, Research and Biotechnology Medicinal and Aromatic Plant Science and Biotechnology 1(1), 37-46 ©2007 Global Science Books

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca

5 madde ile: “Kistik fibrozis”te beslenme

1940’lı yıllarda kistik fibrozisli hastaların yaşam süresi yaklaşık olarak beş yıl iken, gelişen teknoloji ve yöntemlerle 31 yıla kadar çıkmıştır.

Bu hastalık pankreasta çeşitli hasarlara sebep olmaktadır ve insülin salgılayan hücreler hasar görürse hastada “Kistik Fibrozise Bağlı Diyabet” gelişebilmektedir.

kistik fibroziste beslenme

1. Enerji gereksinimi

Kistik fibrozisli hastalarda hastalığa bağlı sebeplerle gıda alımı yeterli olsa bile vücut enerji alamadığından ve metabolizma hızı yüksek olduğundan enerji ihtiyaçları fazladır. Bu sebeple kistik fibrosiz hastalığı olan bireylerin günlük enerji ihtiyacı, normal bireylerin günlük aldığı enerjiden fazla olmalıdır .

kistik fibroziste beslenme

2. Protein

Kistik fibrozisli hastalarda protein alımına dikkat edilmelidir. Et, süt ve kurubaklagil gruplarındaki besinler proteinden zengindir. Biyolojik değeri yüksek olan hayvansal kaynaklı proteinler, iyi kalitede proteinlerdir. Biyolojik değeri, hayvansal proteinlere göre daha düşük olan bitkisel kaynaklı proteinlerin vücutta kullanılabilirlikleri daha düşüktür.

kistik fibroziste beslenme

3. Yağlar

Kistik fibrozis hastalarında, pankreas enzimi yetersizliğinden dolayı yağların sindirim ve emiliminde eksiklikler vardır. Bu sebeple kistik fibrozisli hastaların dışkılarında yüksek miktarda (yaklaşık %50) yağ atımı olur ve büyüme-gelişmede gerilik ortaya çıkar.

Kistik fibrozisli hastalarda da pankreastaki sorunlardan dolayı enzimler salgılanamayınca sindirim ve emilimde sorun oluşmaktadır. Bu hastalara enzim takviyesi ile amaç yağ emilimini artırmaktadır.

MCT (orta zincirli yağ asitleri) emilebilmek için safra asitlerine ihtiyaç duymazlar ve uzun zincirli yağ asitlerine göre daha hızlı emilebilirler. Bu yüzden kistik fibrozis hastalarına önerilmektedir. Orta zincirli yağ asidi içeren besinlerin en önemlisi Hindistan cevizi yağıdır.

kistik fibroziste beslenme

4. Karbonhidratlar

Günlük diyette tüketilen karbonhidrat miktarının fazla olması, solunumda karbondioksit çıkışını artırır bu da akciğer hastalığı olan insanlarda solunum güçlüğü oluşturabilir. Bundan dolayı beslenmeyle alınan karbonhidrat miktarı normal bir bireye göre daha az olmalıdır.

Karbonhidrat kaynağı olarak beslenmede kompleks karbonhidrat kaynağı olan ekmek, kurubaklagil, makarna, pirinç, patates gibi besinler tercih edilmelidir

Vitaminler

5. Vitaminler

Kistik fibrozisli hastalarda pankreas enzimlerinde yetersizlik olduğundan dolayı bu hastalarda yağda eriyen vitaminler olan A,D,E ve K vitaminleri eksikliği sık görülen vitaminlerdir ve bu vitaminlerin takviyesi yapılması gerekir. Dahası için Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik mezunu diyetisyeninize başvurunuz.

Yararlanılan Kaynaklar

1Davis PB. Clinical pathophysiology and manifestations of lung disease. In: Yankaskas JR, Knowles MR, eds. Cystic fibrosis in adults. New York: Lippincott-raven 1999:45-67.

2Kistik Fibrozis ve Beslenme (2010). Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis Derneği 1995. Köksal G., Özen H., Özçelik U. Birinci Basım: Nisan 2010

3Maqbool A, Stallings VA. Update on fat-soluble vitamins in cystic fibrosis. Curr Opin Pulm Med 2008; 14: 574-81.

4Wood LG, Gibson PG, Garg ML. Circulating markers to assess nutritional therapy in cystic fibrosis. Clinica Chimica Acta 2005;353:13-29.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Hakkı Karaca