pcos, polikistik over sendromu, pkos

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu üreme çağındaki kadınlarda görülen,kelime anlamından da anlaşıldığı üzere yumurtalıklarda fazla kist olmasıyla oluşan ve hormon bozukluğundan kaynaklı yaygın bir hastalıktır.

Nedeni tam olarak bilinememekle beraber  genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. PCOS olan bireylerde kadınsal hormonlar normalden azdır ve bunun beraberinde vücudun çeşitli yerlerinde tüylenme görülür.Ayrıca kadınların neredeyse yarıdan  fazlası (%40-60), olması gereken kilodan fazladır.Bunun en önemli sebeplerinden biri de insülin direncine sahip olmalarıdır. Diğer belirtilere de değinecek olursam, saç dökülmesi,hızlı kilo alma,sürekli yorgun ve halsiz hissetmek, menstrual döngünün düzensizliği ve yine vücudun bazı yerlerinde fazla sivilce oluşumu.

Peki hastalığın beslenme tedavisi var mı?

Birçok hastalığın sebebi kilo ile alakalıdır. Kilo verme ile birçok hastalığın önüne geçebiliyoruz ve elbette polikistik over sendromu da bu hastalıklardan biri.Hastalık tedavi edilmediği durumda tip 2 diyabet, tiroid bozuklukları, kötü kolesterolde yükselme ve iyi kolesterolde azalma  meydana gelebileceği gibi kişinin sosyal hayatı da olumsuz etkilenecektir.

En önemli kısıma gelecek olursak, beslenme tedavisi nasıl olmalıdır?

PCOS beslenme tedavisinde altın kural düzenli beslenmedir.Ana ve ara öğünler mutlaka yapılmalı ve atlanmamalı,uzun süre aç kalınmamalıdır. Sık sık, az az beslenme olmalıdır. Birçok insan zayıflamak için,katkı maddesiyle dolu,paketlenmiş, diyet ürün diye adlandırılan hazır gıdalardan yararlanır. Bunlardan ve rafine gıdalardan mutlaka uzak durulmalı ve doğal yani sağlıklı gıdaları içeren bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Doymuş yağ içeren hayvansal gıdalar ,doymamış yağ içeren bitkisel gıdalara göre daha az tüketilmelidir.Bu kolesterol seviyesini düzeltecek ve yine kilo almanın önüne geçecektir.

Glisemik indeksi düşük yani kan şekerini yavaş yavaş yükselten besinler tercih edilmelidir. Bu besinler genelde lif oranı yüksek besinlerdir.Yani lifli besinler tercih edilmeli.Basit şeker içeren karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratlar tüketilmelidir.

Çaya atılan şeker gibi basit şekerler kan şekerini hızlı yükseltir yani glisemik indeksi yüksektir.Tam buğday içeren gıdaları da kompleks karbonhidrat grubuna örnek verebiliriz.Bunlar kan şekerinde daha yavaş yükselme sağlar ve insülinin ani iniş çıkışlarını da engeller.

Süt, et ve türevleri gibi protein grubundan ise az yağlı olanlar tüketilmeli. Omega3, zeytinyağı, avokado, kuruyemişler, yağlı tohumlar gibi sağlıklı yağ grubu tüketilmeli.Vücut için gerekli elzem yağ asitleri ,hormonların işleyişini de  düzene sokar. Tedaviye olumlu yanıt verir.

Bireylerde adet öncesi ödem şikayeti varsa ,maydanoz,ananas,salatalık ve yeşil çay gibi ödem atan besinler tüketilebilir veya kısa süreli olmak kaydıyla detoks suları hazırlanabilir.

En önemli öğün kahvaltıdır. Doyurucu ve sağlıklı bir kahvaltı yapılmalı ve bu öğün atlanılmamalıdır. Güne tok tutan bir kahvaltı ile başlamak bütün gün daha  dinç kalmayı sağlar.

Gün içinde tüketilen kahve, meyve suyu, çay gibi içecekler suyun yerini tutmaz.Su tüketimine dikkat edilmeli ve günde mutlaka 10-12 bardak su içilmelidir. Gerekli durumlarda vitamin ve mineral gibi besin takviyeleri de yapılabilir. Çünkü bazı vitamin ve mineraller besinlerle veya güneşten yeterli olarak karşılanamaz.

PCOS görülen bireylerde tatlı krizlerine de rastlanmaktadır.En masum tatlılar süt içeren tatlılardır. Ölçülü olarak ve sık sık olmamak kaydıyla tüketilebilir. Fiziksel aktivite unutulmamalı. Her gün düzenli egzersiz yapan bireylerde tedavi iyiye gider ve bunun yanında diğer hastalıkların oluşma riski de azalır. Aktivite ile yakılan kaloriler kilo vermeyi de kolaylaştıracaktır. Fakat bu hastalarda egzersiz ve diyet tedavisinden olumlu sonuç alınamadığı durumlar da görülebilir.Bu gibi durumlarda doktor tavsiyesi ile farmakolojik tedaviye gidilir. Bu tedavi de mutlaka doktor takibiyle devam ettirilmelidir.

Bedenimiz bize emanet, ona iyi bakın.

Dyt. Elif Asana

diş sağlığı, dişler için gıdalar, diş sararmasını önlemek için beslenme

Ağız ve diş sağlığımıza ne kadar dikkat ediyoruz?

Sağlıklı beslenme hayatımızı her yönüyle etkiler. Hastalıkların tedavisinde,kilo alma veya verme programlarında ve elbette bunlar dışında bir de ağız ve diş sağlığında…

Dişlerimiz neden sararır ,neden çürür veya bazen sızlama şikayetlerimiz olur mesela? Bunların hepsi beslenme ile alakalı. Ne yazık ki bu şikayetler yanlış beslenmeden kaynaklı şikayetler. Çocuklara şeker yeme ,çikolata zararlı gibi cümleler sayarken biz ne kadar dikkat ediyoruz peki kendi diş sağlığımıza?

Daha sağlıklı dişlere kavuşmak için beslenme kısmını tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.Acaba tam anlamıyla dikkat ediyor muyuz?  Diş sağlığını bozan besinlerin başında birçoğumuzun bildiği gibi şekerli, asitli gıdalar. Dişlere yapışma özelliği olan gıdalar ve bunların yanında sigara…

Sigarayı bir kerede bırakmak çok zordur tiryaki olanlar için ama mutlaka azaltılmalı ve daha sonra komple bırakılmalıdır. Abur cubur tüketenlerin dişleri daha çabuk zarar görür bu yüzden abur cubur ve özellikle kola tüketiminden kaçınılmalıdır. Asiditesi yüksek yani pH oranı düşük besinler dişleri aşındırır.Bu yüzden alkali beslenmeyi artırmalıyız. Alkali beslenme hem ağız ve diş sağlığımız  hem de hücrelerimizin yenilenmesi için de yararlıdır.

Meyve şekeri dediğimiz meyvede bulunan fruktoz da ara öğünlerde meyveyi tek başına tüketen bireylerde diş sağlığına zarar verir bunun yerine meyveyle beraber süt grubu tüketmemiz hem fruktozun kan şekeri hızına daha az etki etmesini hem de daha alkali bir ortam oluşturacağından dişlerde erozyonu ve çürümeyi önler.  Sağlıklı bir ağız ve diş yapısına sahip olmak için , tahıl grubundan her gün tüketilmeli. Çay,kahve tüketimi sınırlandırılmalı ve mutlaka şekersiz tercih edilmeli.

Süt ve süt gruplarına günlük beslenmede ağırlık verilmeli. Peynir, içeriğinde kalsiyum fosfat buludurmasıyla ağzın içini alkali yaparak ağız pH’sını düzenler ve süt de içerdiği kalsiyum yanında kazein adlı proteini bulundurmasıyla diş çürümesini engeller.

Öğün aralarında elma ,havuç gibi meyvelerin tercih edilmesi dişe masaj yapılmasını ve dişin güçlenmesini sağlar. Yeşilçay gibi içinde ‘kateşin’ diye adlandırılan antioksidan özelliği olan flavonoid grubunu bulunduran gıdalar tercih edilmeli. Bu hem ağız kanseri riskini azaltır hem de ağızda bakterilerin sebep olduğu kötü koku oluşumunu engeller.

Gece uyumadan önce dişlerin fırçalanması uyurken oluşabilecek çürükleri veya bakteri çoğalmasının önüne geçer. Günde mutlaka 2-3 defa dişler florürlü diş macunuyla fırçalanmalı gerektiğinde diş ipi de kullanılmalıdır.  Gülerken çekinmeden 32 dişini gösterebileceği bir hayat diliyorum herkese!

Dyt. Elif ASANA