ortoreksiya nevroza

Sağlıklı yeme takıntısı: Ortoreksiya

Günümüzde bir tarafta vitamin açısından fakir ve yağ açısından zengin fast-food tipi  beslenme ile aşırı şişmanlamaya (obeziteye) doğru giden bir bozukluk var iken; öteki tarafta zayıf kalmak için şekersiz, tuzsuz ve yağsız yiyeceklere endeksli bir yaşam görülmektedir.

Oysa ikisi içinde sağlıklıdır diyemeyiz. Yeme bozukluğu adı altında sıralayabileceğimiz, Obezite (aşırı şişmanlık), Bulimia (aşırı yeme hastalığı), anoreksiya nervoza (yememe hastalığı) gibi pek çok sorun varken, ortoreksiya, sağlıklı yemek yeme takıntısı da artık litaratüre eklenmiş durumda ve bir çeşit yeme bozukluğu olarak değerlendirilmektedir.

gizli kilo nedirYeme davranış bozukluğu riskinin genetik, çevresel ve sosyokültürel faktörlerin etkisi altında olduğu düşünülmekte, özellikle kendine güveni olmayan, saplantılı, endişeli, çekingen, uysal, utangaç, mükemmeliyetçi kişiliğe sahip bireylerde yeme davranış bozuklukları görülebilmektedir. Çocukluk çağı obezitesi, obsesif kompulsif bozukluklar, sürekli diyet uygulama da yeme davranış bozukluklarına neden olan bireysel faktörler arasında yerini almaktadır. Yeme davranış bozukluklarının ortaya çıkması ise fiziksel, mental, sosyal ve fonksiyonel bozukluklara neden olabilmektedir.

Ortoreksiya kelimesi Yunanca ‘orthos’ (doğru, uygun) ve ‘orexia’ (iştah) kelimelerinin birleşmesiyle ilk kez Steven Bratman tarafından tanımlanmıştır. Ortoreksiya biyolojik yönden saf, herbisit, pestisit veya yapay maddeler içermeyen sağlıklı besinlerin tüketilmesine karşı patolojik bir saplantı olarak açıklanır.  Ortoreksiya’ya bağlı obsesif davranışlar tüketilen yemeğin miktarından çok içeriği ile ilişkilendirilmektedir.

Ortorektikler, mükemmelliğe ulaşma çabalarından ötürü diyetlerini giderek kısıtlama eğilimi göstermektedir ve bu nedenle ortorektik bireylerin besin çeşitliliği oldukça azalmakta ve bunun sonucunda malnutrisyon gelişebilmektedir, Malnütrisyona ek olarak, osteoporoz, menstrüasyon siklusunun bozulması ve kan basıncındaki aşırı düşmeye bağlı kalp sorunları da ortaya çıkabilmektedir.

Yapılan çalışmalar:

  • diyetisyenler,
  • tıp fakültesi öğrencileri,
  • hekimler,
  • anksiyetesi olan bireyler,
  • obsesif kompulsif bireyler ve
  • beden imajına aşırı önem veren bireylerde ortoreksiya nervoza belirtilerine daha sık rastlandığını göstermiştir.

Sağlıklı beslenme ile ilgili çeşitli bilgiler mevcut olup beslenme bilgisi beslenme obsesyonuna yol açabilmektedir. Zayıflığa veya sağlıklı beslenmeye önem verilmesi nedenleri ile yiyeceklerin nasıl hazırlandığını düşünmek veya günün büyük bir çoğunluğunu yiyecekleri düşünerek geçirmek yeme bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilecek önemli risk faktörlerini oluşturabilmektedir.

Ortorektik misiniz?

Bu soruların yarısından çoğuna “evet” cevabı veriyorsanız, Ortoreksiya belirtisi gösteriyor olabilirsiniz.

1- Yemek yerken yediklerinizin kalorisine dikkat eder misiniz?

2- Son üç ay içerisinde besinler konusunda endişelendiğiniz oldu mu?
3- Sağlığınızla ilgili endişeleriniz besin seçiminizi etkiler mi?
4- Sizce, ruhsal durumunuz yeme düzeninizi etkiler mi?
5- Besinler içerisinde sadece sağlıklı olanlarını tüketmek kendinize olan güveninizi arttırır mı?
6- Uyguladığınız beslenme tipi yaşam tarzınızı değiştirir mi? (dışarıda yeme sıklığı, arkadaşlar vb. açısından)
7- Kendinize ne yiyip ne yiyemeyeceğiniz konusunda gittikçe daha katı kurallar mı koyuyorsunuz?
8- Sağlıksız beslendiğinizde kendinizi suçlu hisseder misiniz?
9- Çeşitli yiyeceklerin olduğu bir yerde yiyecek seçmek durumunda kalırsanız kararsızlık yaşar mısınız?
10- Yemeğinizin sağlıklı olması sizin için lezzetli olmasından daha mı önemlidir?
11- Sağlıksız olduğunu düşündüğünüz besinleri yediğiniz olur mu?
12- Daha sağlıklı, daha taze besinler satın almak için daha fazla para harcamak ister misiniz?
13- Sağlıklı beslenme ile ilgili düşünceler sizi günde üç saatten fazla meşgul eder mi?
14- Piyasada sağlıksız besinlerin de satıldığını düşünür müsünüz?
15- Sağlıklı besinler tüketince kendinize olan güveniniz artarken bu şekilde beslenmeyenleri küçümsüyor musunuz?

Her besinin aşırı sağlıklı olmasının istenmesi insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebilir bunun sonucunda anareksiya nevroza gibi başka bir yeme bozukluğunun oluşmasına da yol açabilmektedir. Aşırı derecede takıntı yapmak yerine dengeli beslenme konusunda bilinçli olmak gereklidir.

Beslenmenin insan yaşamını idame ettirme konusunda gerekli olan enerjiyi sağlamak için bir gereksinim olduğunun bilincinde olmak gerekir. Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasıdır. Sağlıklı bir yaşam için diyet yapabilirsiniz fakat dozunu kaçırmamak oldukça önemli gereksiz takıntılar ile sağlığımızı tehlikeye sokmak bir çözüm değildir. . Yemek hiçbir zaman bireyin kendini cezalandırması veya toplumdan soyutlaması için bir gerekçe olmamalıdır. Bu sebeple de sağlıklı beslenme takıntı haline gelerek, besinlerden soğumanıza, psikolojinizi tehdit edecek bir sebep oluşturmasına müsaade etmemelisiniz.

Sağlıklı Beslenin fakat bu aşırı kaygı ile yaşam kalitenizi düşürmesin.

Sağlıkla Kalın…

Kaynaklar

Gezer C., Kabaran S. The risk of orthorexia nervosa for female students studying nutrition and dietetics, S.D.Ü Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt 4 / Sayı 1 / 2013. Arusoğlu G., Merdol Kutluay T., Ortoreksiya Nervoza ve Orto-11’in Türkçeye Uyarlama Çalışması, , Hacettepe Ü Sağlık Teknolojisi YO Beslenme ve Diyetetik Bl., Ankara., Hacettepe Ü Tıp Fak., Psikiyatri AD., Ankara. Türk Psikiyatri Dergisi 2008; 19(3): 283-291

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Trans yağ hakkında gerçekler

Yaşam şeklindeki pek çok gelişme, özellikle gelişmiş ülkelerdeki insanlarda bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Bu sağlık sorunlarının başında kardiyovaskuler kalp hastalığı gelmekte ve pek çok gelişmiş ülkede en önemli ölüm nedeni olarak yer almaktadır. Bu sebeple kardiyovaskuler kalp hastalığına yakalanma riski faktörlerini kontrol altına alma, hastalığı önleme uygulamalarında başlıca unsurdur. Yağ alımı ile kanser arasındaki ilişki hala kanıtlanamamış olsa da; insan beslenmesinde kullanılan yağlar sağlık uzmanları ve halk tarafından her zaman merak konusu olmuştur. İnsan beslenmesinde kullanılan yağların sadece miktarı değil, özelliği de oldukça büyük bir önem arz etmektedir.

Son yıllarda yağların yapısı incelendiğinde sağlığa zararlı olduğu bilinen doymuş yağ asitlerinin yanı sıra trans yağ asitlerinin de sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedilmektedir.

Trans yağ asitleri, çok eski çağlardan beri insan beslenmesinde yer almaktadır. Çünkü geviş getiren pek çok hayvanın süt ve etine ait yağında doğal olarak az miktarda da olsa bulunur. Trans izomeriye doğada çok ender olarak rastlanmaktadır. Fakat hidrojenasyon ve rafinasyon gibi bazı işlemler bu tip izomeroluşumuna neden olabilmektedir.

trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucuGünümüzde, özellikle toplum sağlığının önemini kavrayan ülkelerde yapılan pek çok araştırma sonucunda, kısmi olarak hidrojenize edilmiş yemeklik margarin ve şorteningler, hazır yiyecekler(fast food, aburcubur vs.) ve unlu mamulleri gibi gıda maddelerinde yüksek miktarda bulunan trans yağ asitlerinin pek çok hastalığa neden oldukları farkına varılmaya başlanmıştır. Özellikle ticari olarak üretilen gıda maddelerinin dayanıklılığını oksidasyona karşı arttırmak amacı ile yüksek sıcaklık ve basınçta yağların kısmi hidrojenasyonu sonucu oluşan trans yağ asitlerinin sağlık üzerine etkileri araştırıldığı zaman, kalp sağlığına olumlu etkileri bulunan HDL( yüksek dansiteli lipoprotein) miktarını düşürdüğü, zararlı etkileri bulunan LDL (düşük dansiteli lipoprotein) miktarını yükselttiği saptanmıştır. Bunun yanı sıra, trans yağ asitlerinin kanser, obezite, alzeimer ve fetal gelişim bozukluğu konusundaki olumsuz etkileri de tartışılmaktadır.

trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucuÖzellikle gelişmiş ülkelerde tüketilen yiyecek gruplarına bağlı olarak, günlük diyetteki oranı hayli fazla olan trans yağ asitlerinin miktarını düşürmek için FDA, FAO, WHO gibi sağlık örgütleri tüketicilere mümkün oldukça trans yağ asiti içeriği düşük gıdaları tercih etmeleri hakkında tavsiyelerde bulunmaktadır.

1990’lı yıllardan bu yana olumsuz etkileri araştırılan trans yağ asitlerinin alımında düşüş olduğu zaman koroner kalp hastalığından ölenlerin sayısının azaldığı görülmekte olup; özellikle Amerika’da koroner kalp hastalığından ölenlerin sayısında trans yağ asitlerinin etkisinin önemli düzeyde olduğu, yapılan araştırmalarda trans yağ asiti miktarının günlük enerji yüzdesinde % 2-4 oranında bir düşüşün koroner kalp hastalığı sebebi ile ölen yıllık 20 000 kişi sayısında %23 oranında (4600 kişi) bir azalma olduğu tespit edilmiştir.

11 Avrupa ülkesinde yağ aspiratları kullanılarak yapılan çalışmada kolorektal kanser oluş derecesiyle trans yağ asidi ile bağlantısı araştırılmıştır. Trans yağ asitleri ile kolorektal kanser oluş derecesi arasında güçlü bir bağlantı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar özellikle orta yaş ve üzeri insanların hafızalarını kaybetmelerine sebep olan alzeimer hastalığı ile trans yağ asiti miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğu, hatta trans yağ asitlerinin alzeimer hastalığını desteklediğini belirtmiştir. Trans yağ asiti alımındaki % 20 lik bir artış alzeimer olma riskini 4 kat arttırdığı öne sürülmüştür.

kalp damar ile ilgili görsel sonucuTrans yağ asitleri hangi besinlerde bulunur, sorusuna baktığımızda çok geniş yelpazede bir suçlu besin profili gözümüze çarpmaktadır. Tereyağı en önemli trans yağ asidi kaynağıdır. Ülkemizde tereyağları yaklaşık yüzde 8 civarında trans yağ asidi içerir. Dünyada hemen tüm ülkelerde etiketlerde hazır paket ürünlerin trans yağ asidinin yüzde 1’in altında olması ve trans yağ içermediğinin de belgelenmesi gerekmektedir. Bu kurala göre tereyağı ciddi tehlike saçan bir yağ çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında hayvansal besinlerin görünen yağları da ciddi trans yağ asidi içerir. Mesela tavuğun derisi ve jelimsi olan yağları, kırmızı etin beyaz görünen yağ formu, balık derisi ciddi trans yağ asidi içermektedir.

Bunun dışında; yüksek yağ içeren hazır fırınlanmış besinlerde de yüksektir: hazır gofret, hazır kek, hazur kurabiyeler, krakerler gibi tüm karbonhidratlı yiyecekler. Sebzelerin, etlerin yağda kızartılması da trans yağ asitleri oluşumuna neden olur.

 Trans Yağlardan Kurtulmak ve Kalp Sağlığınızı Korumak için

  • Omega 3 içeriği bakımından zengin olan deniz ürünlerini, haftada en az 4 kere en az 150 gram yemeye özen gösterin.
  • Trans yağlar içeren hazır kurabiye, kek, kraker, gofret gibi besinleri hiç tüketmeyin.trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucu
  • Tereyağından, hayvansal ürünlerin beyaz görünen yağlarından ve derilerinden uzak durun.
  • Tam tahıllı ekmek, bulgur, kepekli erişte ve kuskus tüketin.
  • Bol taze iyi yıkanmış mevsime uygun sebze ve meyve yiyin.
  • Besinleri kızartmaktan vazgeçin.
  • Kuru baklagiller ve kuruyemişleri haftanın 3 günü mutlaka günlük beslenmenize ekleyin.
  • Tuzu azaltın.
  • Porsiyonlarınızı küçültün.
  • Bunun için evinizdeki tabak, bardak ve kaşık ölçülerinizi kontrol edin
  • Daha az sıklıkta hazır veya fırında işlem görmüş tatlı yemeye özen gösterin.

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Türk toplumun vazgeçilmezi: Çay

Türk toplumunun vazgeçilmez alışkanlığı olan çayın insan sağlığına ne gibi etkileri var dersiniz? Çay, işlenmiş bitki yapraklarının kaynatılmasıyla veya haşlanmasıyla elde edilen bir içecek türü ve sofralarımızın, muhabbet ortamlarımızın vazgeçilmezlerinden birisidir.

Çay, Camellia sinensis olarak bilinen bitkinin yapraklarından elde edilmektedir. Siyah ve yeşil çayların her ikisi de karşılaştırılabilir miktarda flavonoid içerirler; bununla beraber kimyasal yapıları farklılık göstermektedir.

siyah çay ile ilgili görsel sonucu

Bazı çalışmalar  çayın  antioksidan aktivitesi ile oksidatif enzimlerin aktivitesini baskılayarak arterlerde LDL oksidasyonunu ve plak oluşumunu önleyebileceği, böylece de kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceği göstermiştir.  Çayın hipertansiyon üzerine olumlu etkisinin ise düzenli tüketildiğinde mümkün olduğu düşünülmektedir. Epidemiyolojik ve kohort  çalışmalar özellikle yeşil çay tüketiminin kolon mide, pankreas, mesane, özofajeal kanserlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu bildirmektedir.

siyah çay ile ilgili görsel sonucu

Flavonoidlerin kan kolesterol konsantrasyonunu düşürür. Flavanoidlerin bu etkiyi miseller içerisindeki kolesterol çözünebilirliğini düşürerek ve barsaktan kolesterol emilimini azaltarak gösterdiğini vurgulayabiliriz.

Ayrıca Çay tüketiminin Diyabet riski ile ilişkili olduğu dair Mediterranean İslands (MEDİS) çalışmasında, yaşlı bireylerde çay tüketiminin günde 1 fincan artışının glikoz seviyesinde 5.9 mg/dL düşüş ile ilişkili olduğu göstermiştir.  Aynı çalışmadan diğer faktörler sabitlendiğinde 150mL çay tüketimi %70 daha düşük diyabet riski ile ilişkili bulunmuştur. Çayın diyabet riskinde azalma sağlayan olası etkisinin mekanizması barsak epitelyumda glikoz taşıyıcılarının aktivitelerini engelleyerek diyetle alınan glikoz tutulumunu azaltması diyebiliriz.

Fakat çay tüketimine anne adayları dikkat etmeli neden mi?

Çayla alınan kafein annedenhamile çay ile ilgili görsel sonucu fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980’de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüs
ün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını
bildirmiştir. Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır.

Sağlıkla Kalın…

Tengilimoğlu M., Büyüktuncer Z. Çay ve Sağlıkla İlişkisi , Beslenme ve Diyet Dergisi/ J Nutr and Diet 39 (1-2): 59-65/2011

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

diyetisyen ayşe özgül, diyetisyen ayşe özgül kimdir, diyetisyen ayşe özgül yazıları, diyetisyen ayşe özgül gerçekdiyetisyenler, diyetisyen ayşe özgül randevu al, diyetisyen ayşe özgül ofis adresi, diyetisyen ayşe özgül randevu numarası, tarhana, tarhana yararlımı, tarhana zararlımı, tarhana kilo aldırırmı, tarhana kilo verdirirmi, tarhana kansere iyi gelir mi, tarhana faydalı mı, tarhana tarifi

Kışa hazırlığın habercisi: “Tarhana”

Benim çocukluğumdan bu yana soframızın vazgeçilmezleri arasında yer alan bir besin ‘Tarhana Çorbası’. Kendimi bildim bileli, bizim evimizden tarhanamız hiç eksik olmadı, ağustos ayının sonlarına doğru annem özenle seçtiği malzemeleri bir araya getirir, bir güzel yoğurur sonrasında temiz bir alana serer ve kurutur. Sonrasında ise kurutulan tarhanayı kavanozlara doldururdu ve kış için hazırlık olduğunu söylemeden geçmezdi. Tıpkı bizim evimizde olduğu gibi Anadolu’da neredeyse tüm evlerin vazgeçilmezidir tarhana. Besin değeri bakımından oldukça zengin olan bu kültürel besinimiz yüzyıllardır sofralarımızda yerini almaktadır.

Buğday unu, yoğurt, biber, tuz, soğan, kırmızı biber, nohut, domates ve aroma verici bitkisel maddelerle yoğrulan hamurun fermente edildikten sonra kurutulması, öğütülmesi ve elenmesi ile elde edilen bir gıda olan tarhana Türk mutfağında önemli bir yeri olan yoğurdun bir tür muhafaza şeklidir diyebiliriz. Geçmişte tarhananın Türklerin “kurut” adını verdikleri çökelek, tuz, un, kurutulmuş et ile hazırlanan kışlık yiyecek çeşitleri arasında yer aldığı, ayrıca Orta Asya’da kurutun, sadece kurutulmuş yoğurt olmadığı, aslında bir çeşit tarhana olduğu belirtilmiştir. Vaktiyle bir hükümdarın seferlerinden birinde, bir fakirin evine misafir olduğu ve sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadının çarçabuk bir çorba kaynatıverdiği ve hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok sevip, ev sahiplerine övgüde bulunarak “Bu ne çorbası?” diye sorunca, çorbayı hazırlayan kadının “Dar Hane çorbasıdır dediği halk arasında anlatılmaktadır.

Toplumun değişen ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre farklı şekillerde ve farklı amaçlarda üretimi yapılan tarhana ; Ege Tarhanası, Göce Tarhanası, Top Tarhana, Trakya Tarhanası, Ak Tarhana, Gediz Tarhanası, Kıymalı Tarhana vs. gibi bir çok isimle anılmaktadır.

Peki tarhananın bize ne gibi faydaları vardır?

Tarhana, tahılların fermentasyonu sonucunda yapılan probiyotik özellikte bir besindir.

Türk mutfağının vazgeçilmez tatlarından olan bu besin; besleyici, doyurucu ve tamamlayıcı bir besindir.

Vücudumuzun mikroplara karşı dirençli olması açısından önemli olan vitaminler ve mineraller yönünden de oldukça zengindir.

İçeriğindeki bulgur ve yoğurttan dolayı iyi bir protein, kalsiyum, B1 ve B2 vitamini kaynağıdır. Bu nedenle çocuk beslenmesinde de önemli bir yere sahiptir.

B vitamini ise; strese karşı etkilidir, kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır, karbonhidrat ve şeker seviyesini düzenler, depresyonu engellerler, İştahı düzenler , bellek işlevlerine yardımcı olur. Ruh ve hafıza sağlığına faydalı olan B vitaminleri migrene karşı etkili olabilirler ve enerji verici özellikleri vardır.

Diyetisyen Ayşe Özgül:

Hem besleyici özelliği sebebi ile hem de katkı maddesi içermemesi açısından oldukça sağlıklı bir kültürel besin olan tarhanayı tüketirken yanında c vitamini kaynaklarını da tüketmeyi ihmal etmeyelim çünkü Tarhana; kurutularak tüketildiği için içerisindeki C vitamini yok denecek kadar azalır. Bu nedenle tarhana çorbası tüketileceği zaman C vitamini kaynakları (çiğ sebzeler) ile beraber tüketilirse besleyici özelliği de artacaktır.

Sağlıkla kalın…

Çoşkun F. Tarhananın Tarihi ve Türkiye’de Tarhana Çeşitleri , Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği, Electronic Journal of Food Technologies Vol: 9, No: 3, 2014 (69-79), Tekirdağ.
Anonim, 2014 a, Ulubey Yemekleri Tarhana Çorbası http://ulubey.brinkster.net/tarhana.html

diyetisyen ayşe özgül