5 madde ile gebelikte “folik asit”in önemi

Hayat, anne karnında başlar. Doğuma kadar anne karnında geçen bu dönem hayatın temellerinin atıldığı en önemli dönemidir.

gebelikte folik asit, folik asit, gebelik, hamilelikte folat, folik asit hapı

1. Anne karnında başlayan büyüme ve gelişme

Anne karnında başlayan büyüme ve gelişme yetişkinliğe kadar devam eder. Büyümenin görüldüğü dönemler insan için, diğer canlılara kıyasla çok uzun sürer. İnsan yaşamındaki dönemler; doğum öncesi (prenatal) ve doğum sonrası (postnatal) olmak üzere başlıca iki grupta ele alınabilir. Gebelikte beslenmenin önemi gebelik döneminde annenin sağlıklı beslenmesi, fetüsün büyümesi ve gelişmesi ile ilgili olduğu gibi gebelik süresince de anne sağlığını etkileyen çok önemli bir konudur.

gebelikte folik asit, folik asit, gebelik, hamilelikte folat, folik asit hapı

2. Gebelik döneminde annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi

Doğum sonrası dönemde de süt verimini etkilemektedir. Gebelik döneminde annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi bebeğin boyu, kilosu, fizyolojik yapısı ile ilgili olduğu gibi zihinsel gelişimi ile de ilgilidir. Özellikle beyin yapısının şekillendiği birinci üç aylık dönemde yetersiz ve dengesiz beslenme, bebeğin mental gelişiminde kalıcı gerilik oluşturmaktadır. Gebeliğin başlangıcında normal ağırlıktan %10 ve daha az veya %20 ve daha fazla ağırlıkta olan kadınların risk altında bulunduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle gebelik öncesi vücut ağırlığının mümkün olduğu kadar standartlara uygun olması gebelik boyunca görülen ve doğum esnasındaki komplikasyonların azalmasına veya olmamasına neden olacaktır.

gebelikte folik asit, folik asit, gebelik, hamilelikte folat, folik asit hapı

3. Gebelikte vitamin ve mineral gereksinimi

Bu dönemde vitamin ve mineral ihtiyaçları dönemsel gereksinimleri tam olarak karşılamalıdır. Özellikle gebelik döneminde folik asit, bebek gelişimi için çok önemli olup, vücutta protein sentezi, hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesi gibi işlevlerde bulunur. Folik asit vücutta depolanamaz ve bu yüzden her gün alınması gerekir.  Folik Asit, B grubundan suda çözünen bir vitamindir. Doğal besin maddelerinde bulunan şekline folat, ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formuna ise folik asit denir. Folik asit, hücre yapı taşlarının, kan hücrelerinin ve özellikle de sinir sistemi dokularının oluşum ve gelişiminde önemli bir role sahip olan B vitamini türüdür. 

gebelikte folik asit, folik asit, gebelik, hamilelikte folat, folik asit hapı

4. Folik asit eksikliği nasıl belirti verir?

Hafif derecede folik asit eksikliği toplumda oldukça yaygın rastlanır. Daha ağır eksiklik durumlarına ise anemide (kansızlık) rastlanır. Folik asit ya da B12 vitamini eksikliği olanlar sonunda anemik hale gelirler. Anemi belirtileri uyuşukluk, yorgunluk, nefes darlığı, deride ve mukozada solgunluktur. Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit yetersizliğinden olduğu bilinse de bu; demir, B2 ya da B6 yetersizliğinden de olabilir. Folik asit eksikliğinde dil ağrılı ve kırmızıdır. Pürtükleri kaybolmuşçasına düzgün durumdadır. B12 ve demir yetersizliğinde de benzeri belirtiler görülebilir. Folik asit eksikliği çoğu kez dış belirtiler sonucunda değil, kan testleri sonunda, kişide anemi olduğu anlaşılınca ortaya çıkar. Hafif eksikliklerde kişide depresyon durumu da görülebilir.

gebelikte folik asit, folik asit, gebelik, hamilelikte folat, folik asit hapı

5. Folik asitten zengin besinler nelerdir?

Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, bira mayası, karaciğer, böbrek, yumurta, zarı alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, yonca, mavi-yeşil yosun, maydanoz, nane, kurufasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunur.

Folik asit açısından zengin olduğu halde hamile kadınlara, tavuk, kuzu ve dana karaciğeri tüketimi, içeriğindeki aşırı miktarda A vitamini nedeniyle çok önerilmemektedir. Aşırı A vitamini alımı özellikle hamile kadınlar için tehlikeli olabilir; fetus zarar görebilir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Ayşe Özgül, diyetisyen Ayşe Özgül, diyet uzmanı Ayşe Özgül, beslenme uzmanı Ayşe Özgül, Ayşe Özgül kimdir, Ayşe Özgül diyeti, Ayşe Özgül randevu al, Ayşe Özgül beslenme önerileri, dyt Ayşe Özgül

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3, Ayşe özgül

Balık yağının sağlığa etkileri

Yağ tüketiminin yaşamın sürekliliği için gerekli olduğu ilk kez 1929 yılında yağsız diyet verilen farelerde, büyümede gerilik, hastalık ve ölümlerin gözlendiği çalışma sonucunda bildirilmiştir.

b12, balık, deniz ürünleri, su ürünleri
Yetişkin bir insan beyninin kuru ağırlığının %50-60’ı lipidlerden ve bunun %35’i uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerini içeren fosfolipidlerden oluşmaktadır. Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri olan α-linolenik asit ve linoleik asit, vücut için elzemdir ve özellikle bebeklik ve yaşlılıkta önem kazanmakla birlikte tüm yaşam süresince gereklidir.

omega 3 ve diyet

İnsan vücudunun sağlıklı şekilde gelişmesi, çalışması ve hastalıklardan korunması için beslenmenin önemi son yıllarda giderek daha da üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Yağlar insan beslenmesi için gerekli olan en önemli unsurlardan biridir. Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirmekte, aynı zamanda yüksek enerji kaynağı sağlamaktadır. İnsan vücudu esansiyel yağ asitlerini sentezleyemedikleri için bunların gıdayla alınması gerekir; yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) kaynağını da yine yağlar oluşturmaktadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

İlk insanların diyetindeki n-6: n-3 oranı 1:1 iken günümüzde bu değer yaklaşık olarak 10:1 düzeyindedir. Bu durum, gıdalarla n-3 yağ asidi alımının azalması ve bitkisel yağ kullanımının yaygınlaşması nedeniyle ortaya çıkmıştır. Normal bir batılı diyetinin n-3’leri yeterince içermediği, bunları sağlayan en iyi kaynağın balık olduğu bilinmektedir. Balık yağları, karasal hayvanlardan elde edilenlere göre beslenme açısından daha değerlidir. Balık yağı %20 oranında doymuş yağ asitlerini içerirken; doymamış yağ asitlerini ise %80 düzeyinde ihtiva etmektedir. Bu doymamış yağ asitlerinin büyük çoğunluğunu da çoklu doymamış yağ asitleri oluşturmaktadır. Balık yağları n-3 grubu yağ asitleri olan EPA ve DHA asitlerin ise tek kaynağı konumundadır.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Balık yağı tüketiminin sağladığı faydalar

Yüksek kolesterol

Omega 3’ün en çok bilinen faydası kolesterolü düşürmesidir. Omega 3 sadece kötü kolesterol olarak bilinen “LDL kolesterolü” düşürmekle kalmaz aynı zamanda “HDL” yani iyi kolesterolü yükseltir.

Yüksek tansiyon

Omega 3 yüksek tansiyonun düşürülmesine 2 farklı şekilde yardımcı oluyor. İlki damarlarda kasılmaya neden olarak kan basıncını yükselten bazı hormonların (eicosanoidler) üretimini baskılıyor, ikinci olarak ise tansiyonu yükselttiği bilinen zihinsel stresi azaltarak kan basıncının normal seyrini kolaylaştırıyor.

Kalp hastalıkları

Balık yağında bulunan EPA ve DHA adlı omega 3 yağ asitleri kandaki yağ oranını (trigliseritleri) düşürerek kalp krizi, inme ve kalp krizi geçirmiş kişilerde görülen anormal kalp ritmini önlüyor.

Bunlara ek olarak yapılan araştırmalar düzenli olarak alınan omega 3 yağ asitlerinin damar sertleşmesi (ateroskleroz) riskini azalttığını ve damar tıkanıklığına yol açan “plak oluşumunu” geciktirdiğini ortaya koyuyor.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Eklem iltihabı (Romatoid artrit)

Balık yağlarının kas ve eklemlerdeki yangıları azaltmak, artriti yavaşlatmak gibi yararlar sağladığı bilinmektedir. Bir araştırmada romatoid artrit hastalarına morina karaciğeri yağı kapsül halinde verilmiş ve sabah tutulmalarında, eklem ağrıları ve şişmelerinde, mevcut ağrıların şiddetinde azalma sağlanmış; hastaların bu uygulamadan memnuniyetinin üst seviyede olduğu belirtilmiştir

Astım

Diyetle alınan balık yağlarının astım hastalığı üzerindeki olumlu etkileri de bilinmektedir. Bunun başlıca nedeninin diyetle alınan balık yağlarının damar yüzeyini genişletmesi ve bu sayede dokular tarafından daha fazla oksijenin alınabilmesi olduğu bilinmektedir

Kadın ve çocuklar

Diyetle yeterli miktarda n-3 tüketimi kadınlarda menstural sendromun ve menopoz sonrası sıcak basmasının önlenmesinde olumlu
etkiler sağlamaktadır. Diyette önemli miktarda EPA ve DHA bulunmasının hamileliğin kalitesini artırdığı ve fetüsteki beyin gelişimini destekleyici etki sağladığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Beyin

Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; beyin rahatsızlığı risklerini azaltmak, hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, manik depresif sorunları, depresyonu, alzeimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için yağ asitleri tüketimi fayda sağlamaktadır.

Zayıflama

Omega 3’ün kilo vermeye yardımcı olduğu yönünde yapılan çalışma sayısı oldukça az olmasına karşın b
u çalışmalarda elde edilen sonuçlar DHA bakımından zengin spesifik omega 3 takviyelerinin egzersizle birleştiğinde yağ yakımını hızlandırdığı bulunmuştur.
Aynı araştırma sonuçlarında omega 3’ün özellikle aşırı kilolu ve yüksek tansiyonu olan kişilerde kilo vermeyi kolaylaştırdığı bilinmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Omega 3 ve balık yağı takviyesinin bir zararı var mı?

Gün içinde 3 gramdan daha fazla balık yağı kullanmanın bazı yan etkileri olabilir.

Örnek olarak herhangi bir karaciğer hastalığı sebebiyle karaciğerinde yara bulunanlar balık yağı takviyesi kullandığında karaciğer kanaması riski artabilir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Yüksek dozda balık yağı tüketimi diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolünü zorlaştırabilir. Yüksek tansiyon ilacıyla birlikte alınan balık yağı tansiyonun aşırı düşmesine yol açabilir.

Beslenme zincirinin tepesinde olan karnivor bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilinmekte olup; bu türlerden elde edilen balık yağları bu riskleri taşıyabilmektedir. İyi kontrol edilmeyen ürünlerde bu riskin söz konusu olabileceği de gözden kaçırılmamalı, bu ürünlerin kanunlara uygun üretim yapan firmalardan temin edilmesi ve etiketteki ürün bilgilerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Yağ, Omega3 yağ asidi, balık yağı, balık yağları, herbalife balık yağları, omega3

Sonuç olarak; beslenme açısından önemi bilinen n-3 yağ asitlerini içeren balık yağlarının gerek balık tüketerek gerekse diyet takviyesi olarak alınması önem taşımakta olup; günde 3 grama kadar n-3 alınmasının güvenli olduğu belirtilmektedir. Böylece sağlıksız gıdaların vücutta oluşturabileceği istenmeyen etkilerin önüne geçilebildiği gibi, birçok olumlu faydalar sağlamak ta mümkün olabilmektedir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Ayşe Özgül, diyetisyen Ayşe Özgül, diyet uzmanı Ayşe Özgül, beslenme uzmanı Ayşe Özgül, Ayşe Özgül kimdir, Ayşe Özgül diyeti, Ayşe Özgül randevu al, Ayşe Özgül beslenme önerileri, dyt Ayşe Özgül

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

 

ortoreksiya nevroza

Sağlıklı yeme takıntısı: Ortoreksiya

Günümüzde bir tarafta vitamin açısından fakir ve yağ açısından zengin fast-food tipi  beslenme ile aşırı şişmanlamaya (obeziteye) doğru giden bir bozukluk var iken; öteki tarafta zayıf kalmak için şekersiz, tuzsuz ve yağsız yiyeceklere endeksli bir yaşam görülmektedir.

Oysa ikisi içinde sağlıklıdır diyemeyiz. Yeme bozukluğu adı altında sıralayabileceğimiz, Obezite (aşırı şişmanlık), Bulimia (aşırı yeme hastalığı), anoreksiya nervoza (yememe hastalığı) gibi pek çok sorun varken, ortoreksiya, sağlıklı yemek yeme takıntısı da artık litaratüre eklenmiş durumda ve bir çeşit yeme bozukluğu olarak değerlendirilmektedir.

gizli kilo nedirYeme davranış bozukluğu riskinin genetik, çevresel ve sosyokültürel faktörlerin etkisi altında olduğu düşünülmekte, özellikle kendine güveni olmayan, saplantılı, endişeli, çekingen, uysal, utangaç, mükemmeliyetçi kişiliğe sahip bireylerde yeme davranış bozuklukları görülebilmektedir. Çocukluk çağı obezitesi, obsesif kompulsif bozukluklar, sürekli diyet uygulama da yeme davranış bozukluklarına neden olan bireysel faktörler arasında yerini almaktadır. Yeme davranış bozukluklarının ortaya çıkması ise fiziksel, mental, sosyal ve fonksiyonel bozukluklara neden olabilmektedir.

Ortoreksiya kelimesi Yunanca ‘orthos’ (doğru, uygun) ve ‘orexia’ (iştah) kelimelerinin birleşmesiyle ilk kez Steven Bratman tarafından tanımlanmıştır. Ortoreksiya biyolojik yönden saf, herbisit, pestisit veya yapay maddeler içermeyen sağlıklı besinlerin tüketilmesine karşı patolojik bir saplantı olarak açıklanır.  Ortoreksiya’ya bağlı obsesif davranışlar tüketilen yemeğin miktarından çok içeriği ile ilişkilendirilmektedir.

Ortorektikler, mükemmelliğe ulaşma çabalarından ötürü diyetlerini giderek kısıtlama eğilimi göstermektedir ve bu nedenle ortorektik bireylerin besin çeşitliliği oldukça azalmakta ve bunun sonucunda malnutrisyon gelişebilmektedir, Malnütrisyona ek olarak, osteoporoz, menstrüasyon siklusunun bozulması ve kan basıncındaki aşırı düşmeye bağlı kalp sorunları da ortaya çıkabilmektedir.

Yapılan çalışmalar:

  • diyetisyenler,
  • tıp fakültesi öğrencileri,
  • hekimler,
  • anksiyetesi olan bireyler,
  • obsesif kompulsif bireyler ve
  • beden imajına aşırı önem veren bireylerde ortoreksiya nervoza belirtilerine daha sık rastlandığını göstermiştir.

Sağlıklı beslenme ile ilgili çeşitli bilgiler mevcut olup beslenme bilgisi beslenme obsesyonuna yol açabilmektedir. Zayıflığa veya sağlıklı beslenmeye önem verilmesi nedenleri ile yiyeceklerin nasıl hazırlandığını düşünmek veya günün büyük bir çoğunluğunu yiyecekleri düşünerek geçirmek yeme bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilecek önemli risk faktörlerini oluşturabilmektedir.

Ortorektik misiniz?

Bu soruların yarısından çoğuna “evet” cevabı veriyorsanız, Ortoreksiya belirtisi gösteriyor olabilirsiniz.

1- Yemek yerken yediklerinizin kalorisine dikkat eder misiniz?

2- Son üç ay içerisinde besinler konusunda endişelendiğiniz oldu mu?
3- Sağlığınızla ilgili endişeleriniz besin seçiminizi etkiler mi?
4- Sizce, ruhsal durumunuz yeme düzeninizi etkiler mi?
5- Besinler içerisinde sadece sağlıklı olanlarını tüketmek kendinize olan güveninizi arttırır mı?
6- Uyguladığınız beslenme tipi yaşam tarzınızı değiştirir mi? (dışarıda yeme sıklığı, arkadaşlar vb. açısından)
7- Kendinize ne yiyip ne yiyemeyeceğiniz konusunda gittikçe daha katı kurallar mı koyuyorsunuz?
8- Sağlıksız beslendiğinizde kendinizi suçlu hisseder misiniz?
9- Çeşitli yiyeceklerin olduğu bir yerde yiyecek seçmek durumunda kalırsanız kararsızlık yaşar mısınız?
10- Yemeğinizin sağlıklı olması sizin için lezzetli olmasından daha mı önemlidir?
11- Sağlıksız olduğunu düşündüğünüz besinleri yediğiniz olur mu?
12- Daha sağlıklı, daha taze besinler satın almak için daha fazla para harcamak ister misiniz?
13- Sağlıklı beslenme ile ilgili düşünceler sizi günde üç saatten fazla meşgul eder mi?
14- Piyasada sağlıksız besinlerin de satıldığını düşünür müsünüz?
15- Sağlıklı besinler tüketince kendinize olan güveniniz artarken bu şekilde beslenmeyenleri küçümsüyor musunuz?

Her besinin aşırı sağlıklı olmasının istenmesi insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebilir bunun sonucunda anareksiya nevroza gibi başka bir yeme bozukluğunun oluşmasına da yol açabilmektedir. Aşırı derecede takıntı yapmak yerine dengeli beslenme konusunda bilinçli olmak gereklidir.

Beslenmenin insan yaşamını idame ettirme konusunda gerekli olan enerjiyi sağlamak için bir gereksinim olduğunun bilincinde olmak gerekir. Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasıdır. Sağlıklı bir yaşam için diyet yapabilirsiniz fakat dozunu kaçırmamak oldukça önemli gereksiz takıntılar ile sağlığımızı tehlikeye sokmak bir çözüm değildir. . Yemek hiçbir zaman bireyin kendini cezalandırması veya toplumdan soyutlaması için bir gerekçe olmamalıdır. Bu sebeple de sağlıklı beslenme takıntı haline gelerek, besinlerden soğumanıza, psikolojinizi tehdit edecek bir sebep oluşturmasına müsaade etmemelisiniz.

Sağlıklı Beslenin fakat bu aşırı kaygı ile yaşam kalitenizi düşürmesin.

Sağlıkla Kalın…

Kaynaklar

Gezer C., Kabaran S. The risk of orthorexia nervosa for female students studying nutrition and dietetics, S.D.Ü Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt 4 / Sayı 1 / 2013. Arusoğlu G., Merdol Kutluay T., Ortoreksiya Nervoza ve Orto-11’in Türkçeye Uyarlama Çalışması, , Hacettepe Ü Sağlık Teknolojisi YO Beslenme ve Diyetetik Bl., Ankara., Hacettepe Ü Tıp Fak., Psikiyatri AD., Ankara. Türk Psikiyatri Dergisi 2008; 19(3): 283-291

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

diyetisyen ayşe özgül, diyetisyen ayşe özgül kimdir, diyetisyen ayşe özgül yazıları, diyetisyen ayşe özgül gerçekdiyetisyenler, diyetisyen ayşe özgül randevu al, diyetisyen ayşe özgül ofis adresi, diyetisyen ayşe özgül randevu numarası, tarhana, tarhana yararlımı, tarhana zararlımı, tarhana kilo aldırırmı, tarhana kilo verdirirmi, tarhana kansere iyi gelir mi, tarhana faydalı mı, tarhana tarifi

Kışa hazırlığın habercisi: “Tarhana”

Benim çocukluğumdan bu yana soframızın vazgeçilmezleri arasında yer alan bir besin ‘Tarhana Çorbası’. Kendimi bildim bileli, bizim evimizden tarhanamız hiç eksik olmadı, ağustos ayının sonlarına doğru annem özenle seçtiği malzemeleri bir araya getirir, bir güzel yoğurur sonrasında temiz bir alana serer ve kurutur. Sonrasında ise kurutulan tarhanayı kavanozlara doldururdu ve kış için hazırlık olduğunu söylemeden geçmezdi. Tıpkı bizim evimizde olduğu gibi Anadolu’da neredeyse tüm evlerin vazgeçilmezidir tarhana. Besin değeri bakımından oldukça zengin olan bu kültürel besinimiz yüzyıllardır sofralarımızda yerini almaktadır.

Buğday unu, yoğurt, biber, tuz, soğan, kırmızı biber, nohut, domates ve aroma verici bitkisel maddelerle yoğrulan hamurun fermente edildikten sonra kurutulması, öğütülmesi ve elenmesi ile elde edilen bir gıda olan tarhana Türk mutfağında önemli bir yeri olan yoğurdun bir tür muhafaza şeklidir diyebiliriz. Geçmişte tarhananın Türklerin “kurut” adını verdikleri çökelek, tuz, un, kurutulmuş et ile hazırlanan kışlık yiyecek çeşitleri arasında yer aldığı, ayrıca Orta Asya’da kurutun, sadece kurutulmuş yoğurt olmadığı, aslında bir çeşit tarhana olduğu belirtilmiştir. Vaktiyle bir hükümdarın seferlerinden birinde, bir fakirin evine misafir olduğu ve sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadının çarçabuk bir çorba kaynatıverdiği ve hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok sevip, ev sahiplerine övgüde bulunarak “Bu ne çorbası?” diye sorunca, çorbayı hazırlayan kadının “Dar Hane çorbasıdır dediği halk arasında anlatılmaktadır.

Toplumun değişen ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre farklı şekillerde ve farklı amaçlarda üretimi yapılan tarhana ; Ege Tarhanası, Göce Tarhanası, Top Tarhana, Trakya Tarhanası, Ak Tarhana, Gediz Tarhanası, Kıymalı Tarhana vs. gibi bir çok isimle anılmaktadır.

Peki tarhananın bize ne gibi faydaları vardır?

Tarhana, tahılların fermentasyonu sonucunda yapılan probiyotik özellikte bir besindir.

Türk mutfağının vazgeçilmez tatlarından olan bu besin; besleyici, doyurucu ve tamamlayıcı bir besindir.

Vücudumuzun mikroplara karşı dirençli olması açısından önemli olan vitaminler ve mineraller yönünden de oldukça zengindir.

İçeriğindeki bulgur ve yoğurttan dolayı iyi bir protein, kalsiyum, B1 ve B2 vitamini kaynağıdır. Bu nedenle çocuk beslenmesinde de önemli bir yere sahiptir.

B vitamini ise; strese karşı etkilidir, kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır, karbonhidrat ve şeker seviyesini düzenler, depresyonu engellerler, İştahı düzenler , bellek işlevlerine yardımcı olur. Ruh ve hafıza sağlığına faydalı olan B vitaminleri migrene karşı etkili olabilirler ve enerji verici özellikleri vardır.

Diyetisyen Ayşe Özgül:

Hem besleyici özelliği sebebi ile hem de katkı maddesi içermemesi açısından oldukça sağlıklı bir kültürel besin olan tarhanayı tüketirken yanında c vitamini kaynaklarını da tüketmeyi ihmal etmeyelim çünkü Tarhana; kurutularak tüketildiği için içerisindeki C vitamini yok denecek kadar azalır. Bu nedenle tarhana çorbası tüketileceği zaman C vitamini kaynakları (çiğ sebzeler) ile beraber tüketilirse besleyici özelliği de artacaktır.

Sağlıkla kalın…

Çoşkun F. Tarhananın Tarihi ve Türkiye’de Tarhana Çeşitleri , Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği, Electronic Journal of Food Technologies Vol: 9, No: 3, 2014 (69-79), Tekirdağ.
Anonim, 2014 a, Ulubey Yemekleri Tarhana Çorbası http://ulubey.brinkster.net/tarhana.html

diyetisyen ayşe özgül