Personel, 4B

4/B ve 5393’lü personele kadro!

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar arasındaki ayrımın bitmesi adına sözleşmeli memurların taleplerini ve kadro çalışmalarını desteklemeye devam ediyoruz. 5393/40 ve 657-4/B sözleşmeli personele koşulsuz ve şartsız kadro talep ediyoruz.

Gerek sosyal medyada örgütlenerek haklarını almak için her gün yorulmadan etkinlik yapan sözleşmeli çalışanlar gerek STK’larda yer alan birçok sendika gerek TBMM’ye kanun teklifleri veya soru önergeleri veren Milletvekillerimiz gerekse bizler medyada  kadro talebini gündeme getirerek yetkililerin gerekli çalışmayı yapması adına gündem oluşturmaya devam ediyoruz.

Twitter’da sözleşmeli memurlar platformu  kuruldu

Her gün etkinlik yapan sözleşmeli statüde çalışmakta olan personeller Twitter’da etkili bir şekilde gündem olmaya devam ediyor. @smemurplatformu ile Twitter’dan sözleşmeli memurların çalışmalarına ulaşabilirisiniz. #SözleşmelininUmuduÖzhaseki hashtag’i ile 10 Şubat 20.00 itibarıyla Twitter’da etkinlik yapılacak.

Facebook’tasözleşmeli memurlar platformu  kuruldu

Sözleşmeli Memurlar Platformu Twitter’da olduğu gibi Facebook’ta da etkin bir şekilde seslerini duyurmaya devam ediyor. “Kamudaki Tüm Sözleşmelilere Kadro İçin Birlikte Olma Platformu” ismi ile takip edip destek verebilirsiniz.

Ayrıca TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna da geçtiğimiz hafta yeni bir kanun teklifi verildi. Kanun teklifi içeriği şu şekildedir:

657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılan değişiklikle, 5393 Sayılı Belediye Kanununun 49. maddesine ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre; belediyelerde, bakanlıklarda ve bakanlıklara bağlı kuruluşlarda norm kadro karşılığı, istisnasız tam zamanlı olarak çalışan sözleşmeli personele kadro verilmesi için kanun teklifi verildi.

tubitak sağlık, tubitak beslenme, tubitak burs, tubitak proje, tubitak yüksek lisans

Diyabetliler için harika buluş diyabetik un!

Merhabalar; geçen yıl TUBİTAK resmi sayfasında karşılaştığım diyetisyenler için belkide danışanını mutlu etmeye açılan bir kapı olarak gördüğüm ve bütün diyetisyenlerin bilgi süzgecinden geçmesi gereken bir çalışmadan bahsetmek istiyorum.

Evet çalışma artık diyabetlilerin, diyabetli olmak istemeyenlerin, diyet yaparak sağlıklı beslenmek isteyenlerin mucizesi olacak ürünler çıkacak olması beni de bir diyetisyen adayı olarak çok mutlu etti.Biraz araştırma yaptığımda Tubitak MAM Gıda enstitüsü labaratuvarlarında geliştirilmiş olan  Enzime Dirençli Nişastanın endüstriyel üretimi büyük bir un şirketi ve TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi iş birliği ile Türkiye’ye kazandırıldığını ve bu un ile yapılan ürünlerin bulunduğu diyet ve diyabetik bir fırının olduğunu öğrendim.

Peki nedir bu enzime dirençli nişasta?

Dirençli nişasta , incebağırsakta sindirilemeyen ancak kalın bağırsakta fermente olabilen nişasta ve parçalanma ürünleridir.DN1,DN2,DN3,DN4 VE DN5 olmak üzere beş alt gruba ayrılmıştır.(Si
ve ark., 2017; Stewart ve Zimmer, 2017).TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM)
laboratuvarlarında geliştirilmiş olan dirençli nişasta, DN4 tipi (kimyasal olarak modifiye edilmiş) dirençli
nişastadır.TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü laboratuvarlarında geliştirilen dirençli nişasta
ürününde de çapraz bağlama ajanları kullanılmıştır. Laboratuvar ortamında üretimi yapılan dirençli
nişasta, “Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği”nde E1413 kodu ve “Fosfatlandırılmış
dinişasta fosfat” adıyla tanımlanmakta ve “Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddelerinin Spesifikasyonları
Hakkında Yönetmelik” kapsamında belirtilmiş olan tüm spesifikasyon kriterlerine uymaktadır. TÜBİTAK
MAM Gıda Enstitüsü laboratuvarlarında %90±5 saflıkta üretilmiş olan E1413 kodlu dirençli nişastanın
ve bu nişasta katkılanarak hazırlanmış un karışımları, ekmek ve kurabiyenin in vitro glisemik indeksinin
tespitine yönelik çalışmalar da yapılmıştır. Bu çalışmalarda üretilmiş olan dirençli nişastanın glisemik
indeksi 9,1 olarak tespit edilmiş olup, ürün düşük glisemik indekslisınıfa girmektedir. Normal nişastanın
glisemik indeksi ise 91,2 olarak tespit edilmiştir ve yüksek glisemik indeksli gıda sınıfına girmektedir.
Ayrıca yapılan çalışmada normal ekmek, %20 oranında DN katkılı ekmek ve %50 oranında DN katkılı
kurabiye yapılmış ve in vitro glisemik indeks değerleri hesaplanmıştır. Normal ekmeğin glisemik indeks
değeri 79, %20 oranında DN katkılı ekmeğin glisemik indeks değeri 56, %50 oranında DN katkılı
kurabiyenin glisemik indeks değeri 43 bulunmuştur. Yani normal ekmek yüksek glisemik indeksli gıdalar
sınıfına girerken, %20 oranında DN katkılı ekmek orta düzeyde glisemik indeksli gıdalar sınıfına, %50
oranında DN katkılı kurabiye ise düşük glisemik indeksli gıda sınıfına girmektedir.Literatürde yer alan
pek çok klinik çalışmada ise, gıda formülasyonlarında kullanılan DN4 tipi dirençli nişastanın, yeme
sonrası glisemik yanıtı azalttığı, diğer bir deyişle kan glukoz seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir. Ve daha bunun gibi bir çok çalışma aynı görüşü ortaya koymuştur.

TÜBİTAK MAM laboratuarlarında yapılan çalışmalar, yukarıda bahse konu olan klinik çalışmalar ve
literatür bilgileri göstermektedir ki DN4 tip dirençli nişasta, gıdaların enerjisini ve glisemik indeksini
azaltarak obezite, kalp ve diyabet hastalıklarıyla mücadeleye yardımcı olmaktadır. Ayrıca, ince
bağırsakta değil de kalın bağırsakta sindirilebilmeyi sağlayan özelliği sayesinde, sağlık üzerine etkileri
bakımından diyet lif özelliği göstermekte, kalın bağırsakta diyet liflere göre daha kolay fermente
edilmektedir. Probiyotik olma özelliklerinin yanında bu ürün, bütirat ve bol miktarda kısa zincirli yağ
asitleri üretmesi nedeniyle bağırsak sağlığı ve kolon kanserinin önlenmesi açısından da yararlı
olmaktadır.

Araştırdığım, taradığım bu çalışmaların küçük bir özetini sizinle paylaşmak istedim.İlgililere duyurulur.

Teşekkürler..

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet hastalarına dost 5 besin!

Diyabet her yaşta ortaya çıkabilen ve yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Diyabetli kişi, kan şekerini kontrol etmeyi ve en önemlisi nasıl beslenmesi gerektiğini öğrenmelidir. Diyabet, insülin hormonunun üretilememesi veya etkili şekilde kullanılamaması ile gelişen bir hastalıktır. Diyabetli kişi, yediği besinlerden kana geçen glukozu kullanamaz ve hiperglisemi oluşur. Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması bozulur. Glukozun enerji olarak kullanılabilmesi için insülin hormonu anahtar görevi yaparak glukozun hücrelerin içine taşınmasını sağlar. Kan şekeri düzensizlikleri göz problemlerine, kalp-damar ve böbrek hastalıklarına, sinir sistemi hasarlarına neden olabilir. Amerikan Diyabet Derneği glisemik indeks ve glisemik yükü düşük besinlere ek olarak potasyum, kalsiyum, magnezyum, posa ve A,C,E vitaminlerini içeren besinlerin oldukça önemli olduğunu belirtmektedir. İşte size diyabetli hastalara dost 10 besin:

1.Tam Tahıllar

Glisemik indeks 50 gram karbonhidrat içeren bir besinin kan şekerini referans besine göre ne kadar arttırdığı önemlidir. Referans besin de glukoz veya beyaz ekmektir. Glisemik indeksi düşük besinler kan şekerini daha kontrollü yükseltir. Bu nedenle besin seçiminde glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir. Yulaf, çavdar, tam tahıllı ekmek, bulgur, kinoa ve kurubaklagiller glisemik indeksi düşük besinlerdir.

2.Kuru baklagiller

Baklagillerden bakla ve mercimek Orta Asya kökenli olduğu, nohut ve fasulyenin de Anadolu’ya yerleştikten sonra mutfakta kullanıldığı düşünülmektedir. Kuru baklagiller; B ve E vitaminlerini ve demir, kalsiyum, bakır, çinko içerir. Aynı zamanda bitkisel protein ve posa kaynağıdır. 100 gramında yaklaşık 20-25 g protein ve 5 g posa bulunur. Posadan zengin beslenme midede hacim kaplayarak doygunluk süresini arttırır ve kan şekerinin dengelenmesini, kan lipit seviyesinin azalmasını sağlar. Böylece kilo kontrolüne de yardımcı olur. Sağlığımız için haftada 1-2 kez kuru baklagil tüketmeye dikkat etmek gerekir. Ana yemeklerin dışında çorba ve salatalarınıza ekleyebilirsiniz.

3.Kuru yemişler

Kuru yemişler içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını korur. Meyvenin yanında kuru yemiş tüketirseniz kan şekeri kontrolü sağlamış olursunuz. Ancak kalori ve yağ miktarı fazla olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir. Hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekir. Beslenme programına eklenen antioksidan besinler oksidatif stresten korunmaya yardımcı olur. Magnezyum ve çinko olmak üzere vitamin ve mineral kaynağıdır. A, C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Güçlü antioksidanlardan E vitaminini içerir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin olan ceviz kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Triptofan içeriği sayesine serotonin salınımını arttır. B vitamini ve selenyumdan dolayı da endişeli olmamamızı sağlar. Bu nedenle kuru yemişler ruh sağlımız için de oldukça yararlıdır.

4.Pancar

Pancarda bulunan lipoik asit özellikle diyabet hastalarında sinir hücre hasarının iyileşmesinde yardımcı olur. Özellikle stresli bir günden sonra, hızlı bir toparlanma için, güzel bir pancar salatası veya biraz pancar suyu sipariş edebilirsin. Çalışmalar pancar suyu tüketiminin, kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir. Araştırmacılar pancarda olan nitratların pozitif etkisi olduğuna inanmaktadır. C vitamini içeriği ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. 2018 beslenme trendleri arasında da pancarlı veya havuçlu yoğurtlar var!

5.Tatlı Patates

Beslenme kültürümüzde olmayan yeni tanışmaya başladığımız tatlı patates içerdiği antosiyanin ile insülin salınımını arttırır ve kan şekerinin düşmesine yardımcı olur. Potasyum ve posa kaynağıdır. Glisemik indeksi düşük bir besindir.

Sonuç olarak diyabetli kişi, kan şekeri kontrolü yaparak hangi besinlerin kan şekerini yükselttiğini öğrenmelidir. Yasaklarla dolu bir beslenme programı yerine tüm besin ögelerinden porsiyon ölçülerine dikkat ederek tüketmelidir. Diyabetin komplikasyonlarından korunmak ve daha kaliteli bir yaşam sürmek için yeterli ve dengeli beslenmek gerekir.

granola bar

Sağlıklı ve düşük kalorili ara öğünler

Yemek yemek sosyal bir davranıştır. Yıl olmuş 2018, hala aç kalarak zayıflamaya çalışmak?

Diyet yapmak tatsız tuzsuz yemekler veya aç kalmak anlamına gelmez. Doğum günü, yılbaşı ve evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde aklımıza ilk ne yiyeceğiz sorusu gelir. Sosyal hayatın yanı sıra çalışma hayatının yoğunluğu, telaşı ve stresi sebebiyle öğün atlamak kolay bir seçenek haline geliyor. Peki şehir hayatının koşturması içinde pratik yapabileceğiniz, sağlıklı ve lezzetli tarifleri denemek ister misiniz? İşte size çay ve kahvenize eşlik edecek şekersiz, pratik, düşük kalorili atıştırmalıklar!

Antioksidan Granola Bar

  • 4 kişilik
  • Pişme süresi: 15-20 dk
Malzemeler
  • 2 su bardağı yulaf ezmesi
  • 1 adet yumurta
  • 3 adet kuru kayısı
  • 3 adet hurma
  • 1 avuç yaban mersini
  • 1 orta boy olgunlaşmış muz
  • 15 adet çiğ badem
  • 4 adet ceviz

İsteğe bağlı: 1 tatlı kaşığı tarçın

Üzeri için:
  • 1 küçük muz
  • 1 tatlı kaşığı light fıstık ezmesi
Yapılışı

Badem ve cevizi ikiye bölün. Yulaf ile birleştirin. Kuru meyveleri küçük küçük doğrayın. Başka bir kasede muzu ezin. Bütün malzemeleri çukur bir kapta karıştırın, yumurtayı da ilave edip iyice karıştırın. Hamuru yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine alın ve bir parmak kalınlığına gelene kadar yayın, dikdörtgen parçalar kesin.180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika (kızarıncaya kadar) pişirin. Piştikten sonra üzerini fıstık ezmesi ve muz ile süsleyebilirsiniz.

Granola barın içinde bulunan yulaf demir, çinko, manganez; E ve B grubu vitaminlerinin iyi kaynaklarındandır. Antioksidan olan selenyum içerir. Kan şekerini dengeler. Kolesterolü düşürür. Bazı kanser türlerinin (kolon) riskini azaltır. Yüksek çözünür posa içeriği sayesinde tok tutar. Böylece kilo vermek ve korumak için oldukça önemlidir. Bağırsak ve sindirim sistemi için sağlıklıdır.

Kuru yemişler içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını korur. Meyvenin yanında kuru yemiş tüketirseniz kan şekeri kontrolü sağlamış olursunuz. Ancak kalori ve yağ miktarı fazla olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir. Hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekir. Beslenme programına eklenen antioksidan besinler oksidatif stresten korunmaya yardımcı olur. A,C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Güçlü antioksidanlardan E vitaminini içerir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin olan ceviz kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Triptofan içeriği sayesine serotonin salınımını arttır. B vitamini ve selenyumdan dolayı da endişeli olmamamızı sağlar. Bu nedenle kuru yemişler ruh sağlımız için de oldukça yararlıdır.

Chai Tea Latte

Soğuk akşamların baharatlı çayı: “Chai tea latte”

Havaların soğuması ile birlikte güneş ışınlarından yararlanma süresi kısalır, iş temposu yoğunlaşır, evde geçirilen zaman uzar ve hastalılara yakalanma riski artar. İşte size soğuk akşamlarda içinizi ısıtacak Chai tea ve sağlığa yararları…

Kökeni Tayland ve Hindistan’a uzanan Chai tea, efsaneye göre kralın şifalı içecek yapılmasını istemesi üzerine ortaya çıkmış. Sanskritçe dilinde ‘yaşam bilimi’ anlamına gelen Ayurveda Hintlilerin antik sağlık sistemidir. Chai tea de Ayurvedik çaylarından biridir. Tarçın, zencefil, karanfil, kakule, muskat gibi baharatlar bu sağlık sisteminin temel parçalarındandır. Bu çaya aroma ve süt eklenince de tekerleme gibi adı olan Chai tea latte ortaya çıkıyor.

Chai Tea Latte’nin sağlığa etkisi?

Chai Tea Latte’nin içinde baharatlar, süt ve siyah çay bulunur. Süt, düşük glisemik indeksli olduğu için yavaş emilir. Böylece kan şekeri dengesini düzenlemeye yardımcı olur. Kazein ve whey protein içermesi nedeniyle kas metabolizması ve protein sentezini sağlayan dallı zincirli aminoasitleri içerir. Bu nedenle spor yapanlar için oldukça sağlıklı ara öğün seçeneğidir. İçindeki baharatların ise lezzet vermelerinin dışında sağlığa yararları vardır. Tarçın ve zencefil soğuk algınlığından korumada etkilidir. Karanfilin antiviral ve antibakteriyel özelliği vardır.

Kilo kontrolü için kremalı ve şuruplu kahveler yerine şekersiz tercih edebilirsiniz. Lezzetlendirmek için de baharatları kullanabilirsiniz. Laktoz intoleransı olan kişiler laktozsuz süt tercih etmeye dikkat etmelidir. Tüketileceği zaman da kalori içeriğine göre short veya tall boyu tercih edilmelidir.

Chai Tea Latte değişim listesi:

  • Short Yağsız Süt 103 kcal = ½ su bardağı süt + 1 porsiyon meyve
  • Tall Yağsız Süt 154 kcal = 1 su bardağı süt + 1 porsiyon meyve
  • Tall Yağlı Süt 194 kcal = 1 su bardağı süt + 1,5 porsiyon meyve

Sonuç olarak beslenmenin fizyolojik etkileri dışında kültürel, sosyal, politik ve ekonomik gibi çeşitli alanlara da etkisi bulunmaktadır. Daha kaliteli yaşamak, sağlığımızı korumak için yeterli ve dengeli beslenmek oldukça önemlidir. Bunun için de yasaklarla dolu bir beslenme programı yerine tüm besin ögelerinden porsiyon ölçülerine dikkat ederek tüketmek gerekir.

Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

Otoimmün hastalıklar noktasında yalnız olmadığınızı her zaman aklınızda tutun!

Lupus ya da multipl skleroz ile yaşamak hem hasta hem de ailesi için kolay değildir. Burada akılda tutulması gereken birkaç şey var:

Bu zorlu kişisel durumlarla hayatta kalmak için çeşitli yaklaşımlar kullanarak hastalığı tedavi etmek gereklidir.
Bunun yanı sıra, tıbbi tedavi kesinlikle psiko-sosyal tedavi de içermelidir. Yalnız olmadığınızı ve her şeyden önce sizi anlayabilecek ve destekleyebilecek çeşitli gruplar olduğunu bilmek önemlidir.
Bu vakalarda destek grupları çok önem kazanır. Onlar hastalığı daha iyi anlamak için bize çok yardımcı olurlar. Bu gruplar, yeni bakış açıları keşfetmenizi ve sizinki gibi durumları görmenizi sağlarlar. Her şeyden önce, tıbbi gelişmeler ve tedavileri takip etmenize yardımcı olurlar.
Bu hastalıklarla yaşamak çok zor olabilir ama aynı zamanda farklı ve daha tatmin edici bir hayata, kendimizle daha çok ilgilenmeye, iyi bakıma, ve hayat kalitemiz ve onurumuz için savaşıp mücadele etmeye neden olurlar. Yalnız olmadığınızı hatırlayın, bunu asla aklınızdan çıkarmayın.

Bilim sizinle ilgilenmeye ve size en iyi tekliflerle gelmeye devam ediyor.

Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/
Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

Otoimmün hastalıkların tedavisi!

Otoimmün hastalıkların çoğunun bir tedavisi ne yazık ki henüz yok. Anlamamız, kabullenmemiz ve uzman hekim ve diyetisyenimizden profesyonel yardım almamız gereken hastalıklardır.

Bu yüzden bu hastalıkları anlamak ve onlara nasıl yaklaşılacağını bilmek büyük önem kazanıyor:

  • Doğru tedavi ile belirtileri azaltın.
  • Bağırsak, karaciğer ve deri gibi organlarınızı ve onların işlevlerini koruyun. Bütünlüğünüzü ve hayat kalitenizi korumak için elinizden geldiğince mücadele etmelisiniz.
  • Yeni tedaviler deneyin ve tıbbi gelişmeler, keşifler ve stratejiler hakkında bilgilerinizi güncelleyin.
Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/
Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

Otoimmün hastalıkların türleri nelerdir?

Bu tür hastalıkları iki kategoriye ayırabiliriz:

  • Sistematik hastalıklar: Bunlar sadece tek bir organa değil, birden fazla organa saldırabilir. Bu çölyak hastalığında ve amyotrofik lateral sklerozda görülür.
  • Bölgesel sendromlar: Bunlar özellikle bir dokuya aittir. Bu doku dermatolojik, hematolojik veya endokrinolojik olabilir. Bunlar arasında bulunan hastalıklar Haşimoto tiroidi ve kolittir.
Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/
Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

Her gün daha çok hastalık otoimmün sistemi ile ilişkilendiriliyor!

Bilim insanlarının daha çok alerjiye teşhis koyması vakaların mutlaka daha fazla olduğu anlamına gelmez.

Bunun anlamı bu tür rahatsızlıkları tespit etmek için tıbbın daha gelişmiş yöntemler kullanıyor olmasıdır. Bizler önceden bunları sadece basit alerjiler olarak ya da diğer koşullarla açıklayabiliyorduk. İşte bu hastalıkları anlama ve tanımlama açısından değişen bazı şeyler aşağıda:

Bugün, bu hastalıkların ciddi bir sağlık sorununa işaret ettiğini kabul ediyoruz. Bu hastalara bir ses vermek önemlidir, çünkü bu şekilde daha fazla destek bulabilirler. Bilim artık bize otoimmün süreci anlamak için daha iyi ve gelişmiş yollar sunuyor. Şimdi çeşitli kronik hastalık gruplarının zayıflıklarını ve belirtilerini inceliyorlar. Otoimmün hastalığı olan birçok çocuk artık yeterli bir erken tanı alıp mümkün olduğunca çabuk tedavi görmeye başlayabiliyor.

Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/

Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

Otoimmün hastalıkların nedenleri nelerdir?

Her şeyden önce, bu hastalıklarda genlerin önemli bir rol oynadığını unutmamak çok önemlidir. Çevre ve bazı genler arasındaki etkileşim bu durumların oluşmasını belirler. Bununla birlikte, bu ilişki %100 doğru orantılı değil…

Bu teori bağırsak geçirgenliğine dayanır. Bu organdaki anormallikler bazı antijenlerin bağırsaktan kan dolaşımına geçmesine izin verir. Bağışıklık sisteminin tepkisi değişir ve bazı organlar tarafından “düşman dokuları” şeklinde algılanan ve onlara saldırıp yok edebilecek dokuları kışkırtır.

Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/
Otoimmün hastalıklar, otoimmün hastalıklarda diyet, beslenme (1)

“Otoimmün hastalık” nedir?

Otoimmün hastalıklar (Autoimmune diseases, AD) kronik olma eğiliminde olsa bile, bunlardan biri tanılandığında umudunuzu yitirmeyin. Bunları anlamanıza ve hayat kalitenizi değiştirmeye yardımcı olacak bir çok yaklaşım vardır.

Otoimmün hastalıklar (Autoimmune diseases, AD)’ın çoğunluğu bilim için halen sır niteliğindedir. Günümüzde bile, halen immün (bağışıklık) sistemimizin vücudun hücrelerini yok edecek şekilde onlara saldırma nedenlerini bilmiyoruz. Bu tür hastalıklar multipl skleroz, Crohn hastalığı ve romatoid artrit gibi ciddi hastalıklardır.

Bir çok durumda, çevresel faktörleri de ele almak gerekse de, genetik yatkınlık belirleyicidir. Bu hastalıkların günlük gerçekliği ile yaşayan insanların yaşam kalitesi büyük ölçüde azalır. Bunlar kronik olma eğilimi gösteren hastalıklardır ve aynı zamanda vücudun çeşitli bölümlerini etkileyebilirler. Bunun bir örneği, SLE-lupus, yani deri veremidir.

Eğer bu hastalıklardan birine sahipseniz ya da sahip olan birini tanıyorsanız, bunlar hakkında yeni bilgiler edinmek ve daha iyi bir yaşama ilerlemek için tıbbi gelişmeleri öğrenmekten korkmayın. Hekim ve diyetisyen görüşmelerinizi sürdürün.

Sağlığa Bir Adım
https://sagligabiradim.com/otoimmun-hastaliklar-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey/
sporcu beslenmesi, sporcu diyeti

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

Egzersiz ve spor sırasında performansı artırmak ve bunun devamlılığını sağlamak, sağlığı korumak ve yaşam kalitesini artırmak için yeterli ve dengeli beslenmek gerekmektedir.

Egzersiz ve spor sırasında ideal beslenme kişiye göre değişikliklik göstermektedir. Gereksiz besin takviyelerinden kaçınılmalı sağlıklı yaşam ön planda tutulmalıdır. Düzenli egzersiz veya spor yapan bireylerin sağlıklıı ve dengeli beslenme yaşam biçimini benimsemesi gerekmektedir.

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Egzersiz ve spor yapanlar için beslenmede 5 temel kural!

  1. Günde en az 3 ana öğün tüketilmelidir. Vücudun enerji ihtiyacını karşılamak ve performansı artırmak için ana öğünlere takviye gıdalar verilmekte ve bireyin ihtiyacına göre ara öğünler düzenlenmektedir. İhtiyaca göre ergojenik destekler sağlanmalıdır.
  2. Her öğünde karbonhidrattan zengin beslenme sağlanmalı ancak, karbonhidratların %70’inin kompleks karbonhidratlardan oluşan beslenme örüntüsü hazırlanmalıdır. Egzersiz veya spor sonrası ilk 2 saat içinde kadınlarda 50 gram erkeklerde 70 gram karbonhidrat içeren yiyecekler tüketilmelidir. Enerji gereksinimin artığı durumlarda beslenme örüntüsünde protein miktarı artırılmalıdır.
  3. Demir ve Kalsiyum mineral eksikliği sonucu performansta ciddi azalma görülmekte bu nedenle takviye alınması gerektiği önerilmekte vücutta emilimi artırmak içinde beslenme örüntüsünün C vitamini açısından zengin olması gerekmektedir.
  4. Vücut ağırlığının kaybedilmesi gereken durumlarda hızlı ağırlık kayıplarından kaçınılmalı ortalama haftada 1 kilogram vücut ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  5. Yeterli sıvı alımı performansı artırmaktadır. Egzersiz veya spor durumunda vücuttan kaybedilen sıvının yerine konması için pratikte  ½ kilogram vücut ağırlık kaybı için 2-3 su bardağı su içilmesi gerekmektedir.
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy
Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme, Gülgün Ersoy, 2014.
başak günay alkol diyeti

Diyette alkole yer verilir mi?

Sağlıklı beslenirken doğru alışkanlıklar kazanmaya çalışıyoruz. Birçok hastalığın risk faktörü alkol, değiştirilmesi en güç alışkanlıklardan olabiliyor bazen… Sağlık problemi olmayan insanlar için ölçülü tüketiminde sorun olmayacağını düşündüğüm alkolle ilgili birkaç bilgi paylaşmak istiyorum:

Alkolün metabolik yıkımı ve eliminasyonunda rol oynayan temel organ karaciğerdir.

Etanol (alkol) karaciğerde alkoldehidrogenaz (ADH) tarafından hidrojen ve asetaldehite okside olur. Asetaldehid ise daha sonra aldehiddehidrogenaz ile asetata okside olur. Bu da sitrikasit siklusuyla karbondioksite dönüştürülür.

Yani aşırı tüketimiyle zarar verdiği ilk organ da karaciğer oluyor bu durumda! Tabii kalp, mide gibi diğer organları da etkiliyor. O nedenle ölçülü kullanmakta yarar var.

Etanolden daha toksik olan asetaldehit, fiziksel değişliklerle daha çok ilişkilidir. Adrenal medulladaki kromofin hücrelerinden ve sempatik sinir uçlarından katekolamin salınımını arttırır. Bu da kalp atım hızını artırır, damarları genişletir ve karotise kan akımını hızlandırır.

Ayrıca alkol vazodilatördür ve sinir sistemi ile ilişkilidir

Ağırlık sorunu olanlar, diyet yapanlar; alkollü içkinin enerjisi hesaplayıp günlük tüketilen enerjiden çıkararak alkol tüketebilirler. Ama tabii sağlıklı bir bireysek ve yine ölçülü olarak!

Kalori bakımından en düşükten yükseğe doğru alkol çeşitlerini sıralayacak olursak

Vermut < Likör < Şarap < Rom < Şampanya < Viski = Tekila < Bira < Brandy < Cin < Rakı < Votka

Ayrıca alkol alırken beslenme ile ilgili önerilere değinecek olursak

  • Alkolle etkileşime giren ilaçlarınıza aman dikkat edin!
  • Alkol içerken yanındaki meze, çerez gibi sevimli görünen kalori bombalarına ölçü koyun.
  • Hatta kalori bombalarını sağlıklı olanları ile (peynir, salata, meyve, vb.) yer değiştirebilirsiniz, tabii yine ölçülü…

Diyetisyen Başak Gökay - ProfilDyt. Başak GÜNAY

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Büyükçekmece
Ekmeğin suçu yok

Ekmeğin suçu yok!

Tahıllar vücudun temel  enerji kaynağıdır. Tahıl grubunda başta olan ekmeğin öneminden bahsedeceğim bugün.. Diyet yapanların korkulu rüyası olan ekmeklerin, biz diyetisyenler tarafından neden bu kadar önemli olduğundan da.. Sonuçta ölçülü olarak, doğru tecihlerle ekmeğin zararından çok yararını göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Ekmek; buğday unu, maya, tuz ve belli oranda su ile karıştırılıp, yoğrulması ve hamurun belli bir süre fermente ettirilip pişirilmesi ile elde edilen ; ucuz ve kolay temin edilebilen, besleyici ve doyurucu özellikleri olan bir gıda maddesidir.

Ekmek yapımında kullanılan unun hammaddesi buğday ; %85 unsu endosperm, %13 kepek ve %2  rüşeymden oluşmuştur. Başlıca B grubu vitaminler, kabuk ve embriyo gibi tanenin dış kısımlarında yüksek oranda, endosperm gibi tanenin orta kısmında düşük miktarlarda bulunmaktadır. Buğday rüşeymininin, vitamin ve protein miktarı yüksek, amino asit dengesi iyidir. Bu nedenle ekmek içi ve kabuğu  arasında besin maddesi miktarı ve bunların hazmedilme kabiliyetleri arasında fark vardır. Amino asitler pişme sırasında kabukta maillard reaksiyonuna iştirak ettikleri için biyolojik değerleri kayba uğrar. Dolayısıyla ekmek kabuğunun biyolojik değeri ekmek içininkinden daha düşüktür.

ORGANİK TAM BUĞDAY EKMEK

Kepekli ekmek

Buğdayın Öğütülmesi ile kepekle birlikte mineral maddeler de ayrılmaktadır. Kepeğin çok oluşu, beraberinde fitik asitin de fazla olmasına neden olur. Bu da insan sağlığı için önemli olan Ca, Fe ve Zn ‘nin kullanımını kısıtlar. Safrada taş oluşumunu önlediği bildirilmiştir. Kepek de sağlığımıza yararlı olan posa fazlaca bulunur. Bunu önlemek için;

a- Kepekli ekmek yapımında maya kullanılmalıdır. Kullanılan mayadaki fitaz enzimi, fermantasyon sırasında asitli i artan hamurda, fitik asidin bu elementleri bağlayıcı özelliğini azaltır.

b- Hamur içeriğine malt unu katılmalıdır. Malt unundaki fitaz aktivitesi yüksektir. Bu enzim, Ca, Fe ve Zn’ yi bağlayan fitik asiti parçalayarak, bu elementlerin serbest kalmasını sağlar.

tam buğday ekmeği, ekmek

Çavdarlı ekmek

Çavdar, buğdaydan daha koyu un verir. Kepek kısmı ayrılmadığında, B vitaminleri ve mineral maddelerce zengindir. Bu ekmeği tüketmek kabızlık önler, yetişkin şeker hastalarının kan şekerinin yükselmesini yavaşlatır ve kan kolesterolünü düşürür.

tam tahıllı ekmek, tam tahıl ekmeği

Tam tahıllı ekmek

Besleyicilik ve fitokimyasal açısından zengindir. Enerjisi daha düşük, kan şekerini yükseltme eğilimi daha azdır. Posa içerdiği için tokluk süresini uzatır, insülin salınımını uyarır. Çözünür posa içerdiği için mide boşalma hızını yavaşlatır, ince bağırsaktan emilim yavaşlar. Bütün bunlar hem diyet yapanlar için olumlu etkenlerdir, hem de enerji alımını kısıtlar.

Tam tahıl ekmek zenginleştirmeleri ile birçok hastalığın görülme sıklığı azalmıştır. Bu çalışmalara Demir eklenmesi de dahil edilirse ‘demir eksikliği anemisi’ görülme sıklığı azalabilir.

Ekşi mayalı ekmek, Ekşi mayalı ekmek yapımı, Ekşi mayalı ekmek kalorisi, Ekşi mayalı ekmek zayıflatır mı, Ekşi mayalı ekmek yararları, Ekşi mayalı ekmek zararları, Ekşi mayalı ekmek diyeti, Ekşi mayalı ekmek hakkında bilgi, Ekşi mayalı ekmek nasıl yapılır, diyetisyen şenol yıldız, eskişehir diyetisyen şenol yıldız

Ekşi mayalı ekmek

İçerisinde bakteri mantar kültürleri olduğundan probiyotiktir. Uzun süre dayanıklıdır.

YULAF VE KARABUĞDAY EKMEK de yine yararlı sayılacak ekmeklerdendir.

Sonuç olarak;

  • Yukarıdaki ekmeklerden size uygun ölçüde tüketmek,
  • Tek tip ekmek yerine belirli aralıklarla ekmek çeşidini değiştirmek,
  • Mayalı ekmeği tercih etmek sağlığımıza yararlı olacaktır.

O nedenle;

  • Kan şekeri dengeleyen,
  • Posa içeren,
  • Besleyici özelliği göz ardı edilemeyen,
  • Mide boşalmasını geciktiren,
  • Hormon salınımını düzenleyen,
  • Uzun süre tok tutan,
  • Ulaşımı, tüketilmesi kolay bu mucize besini hayatınızından çıkartmayın!

Yararlanılan kaynaklar
EKMEĞİN BESİN DEĞERİ VE BESLENMEDEKİ ÖNEMİ. Atatürk ÜmZir.FakJDer. 26 (3), 431-441, 1995. OPTİMAL BESLENME. Sağlık Bakanlığı Yayın No: 726. 2008. Tam Buğday Ekmeği ve Sağlık Üzerine Etkisi. AYDIN GASTRONOMY, 1 (1):37-46, 2017. http://yemek.com/ekmek-cesitleri/sayfa/10

Bu yayın, yukarıda belirtilen kaynaklardan derlenmiştir, genelde sağlık sorunu olmayan, toplumda sağlıklı sayılan kimseler için yazılmıştır.

Diyetisyen Başak Gökay - ProfilDyt. Başak GÜNAY

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Büyükçekmece
SİRKELİ SU

Sirkeli su içmek zayıflatır mı?

Sirke; tatlandırıcı sos olarak kullanılan bir üründür. Üzüm ve elma sirkesi günlük hayatta en çok duyduğumuz sirke çeşitlerinden… Peki sirkeyi neden bu kadar çok duyuyoruz?

sirke ve zayıflama

  • Sirke, antimikrobiyal özelliği ile gıdaların korunması, yaraların iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.
  • Asetik asit içeriği ile kan şekerini düzenlemektedir.
  • Mide boşalmasını yavaşlatmaktadır.
  • Kardiyovasküler sistem ve kalsiyum metabolizmasında da yararlı etkileri vardır.
  • Polifenol bileşik içeriğiyle antioksidan ve kansere karşı koruyucu özellik gösterir.
    Fenol bileşikleri açısından ise en zengini elma sirkesidir.

Ama dikkat! Mide asit sekresyonunun bozulduğu bazı hastalıklarda (gastrit, mide ülseri gibi) asit oranı yüksek olan sirkenin tüketimine dikkat edilmelidir. 

sirke ve zayıflama

Günlük beslenmemize nasıl ekleriz?

Sirke ve yer fıstığı glisemik indeksi azaltarak, kan şekerinin yavaş yükseltir; böylece doygunluk hissi daha uzun süre kalıcı olur. Salatalara eklemeyi unutmazsınız artık!

Aç karnına bir bardak içme suyuna 1 çay kaşığı elma sirkesi gibi tarifler gördüm, ben tüketmem! Sonuçta salatasını yemek daha keyifliyken neden kendime işkence edeyim ki…

sirke ve zayıflama

Sağlıklı haftalar dilerim.

Diyetisyen Başak Gökay - ProfilDyt. Başak GÜNAY

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Büyükçekmece

 

Yararlanılan kaynaklar
Elma Sirkesi ve Teröpatik Etkileri. Tarım Bilimleri Araştırma Dergisi 2 (1):155-158, 2009. Yazıhan, N. İNSAN SİNDİRİM SİSTEMİ VE GIDA UYGULAMALARINDA KULLANILAN MODELLER.
badem pelin güloğlu

Yeni bir meta-analiz bademin kalp sağlığı üzerine faydalarını destekler nitelikte!

Beslenme Bilim Dergisi’nde yayınlanan yeni bir sistematik inceleme ve meta-analiz, badem tüketiminin HDL kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı halde toplam kolesterol,  LDL-kolesterol ve trigliseridlerde belirgin azalmalara neden olduğunu keşfetti. Sağlıklı bir diyetin parçası olarak badem tüketimi, sağlıklı kan lipid düzeylerini korumaya ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Alt grup analizlerinden elde edilen ilave bulgular, badem tüketiminin en az 45 g / gün (~ 1.5 oz / gün) olduğu ve araştırılan popülasyonların kan lipid düzeylerinin yükseldiği çalışmalarda kan lipid düzeylerinin en fazla badem tüketimiyle düzeldiğini göstermiştir.

badem sütü, badem sütü kalorisi, badem sütü faydaları, diyette badem sütü,

Analiz, yayınlanmış 18 randomize kontrollü deneme ve toplam 837 katılımcı içermektedir. Tüm çalışmalardan elde edilen veriler bir araya getirildiğinde, toplam kolesteroldeki azalma 0.153 mmol / L (5.92 mg / dL) idi. Meta-analiz, tüketilen bademin en az 45 g / gün (~ 1.5 oz / gün) olduğu çalışmalarda sınırlandığında, toplam kolesteroldeki azalma 0.212 mmol / L (8.20 mg / dL) idi. Bu veriler, bademlerin toplam kolesterol üzerindeki etkilerinin doza bağımlı olduğunu ve daha büyük bir badem alımı ile total kolesterolde daha fazla azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Meta-analiz, deneklerin toplam kolesterol düzeylerini (başlangıçta) yükseldiği çalışmalardan elde edildiğinde, toplam kolesteroldeki azalma 0.271 mmol / L (10.48 mg / dL) idi.

badem

LDL kolesterolü için de benzer bir düzen gözlemlendi. Spesifik olarak, tüm çalışmaların verileri toplandığında, azalma 0.124 mmol / L (4.80 mg / dL) olmuştur. Meta-analiz, bademlerin en az 45 g (~ 1.5 oz) olduğu çalışmalarla sınırlandığında, LDL-kolesterol düşüşleri 0.132 mmol / L (5.10 mg / dL) ve 0.158 mmol / L (6.11 mg / dL) olduğu gözlemlenmiş.

badem

Araştırmacılar, kolesterolü düşürme mekanizmasının tam olarak anlaşılamamış olmasına rağmen, olumlu bir yağ asidi profili (mono- ve poli doymamış yağlarda yüksek ve doymuş yağlarda düşük), besin kompozisyonu  içeren badem kompozisyonunun 6 gram bitkisel protein ve 4 gram gram lif ile (28 gram) bunun yanı sıra flavonoidler ve steroller gibi diğer anahtar unsurlar kan lipitleri üzerindeki olumlu etkilerinde rol oynayabilir.

badem

Ayrıca, araştırmacılar incelemelerinde, analiz edilen çalışmaların üçünde kontrole göre badem tüketimi ile vücut ağırlığında belirgin azalmaların olduğunu kaydetti. Yazarlar, özellikle badem tüketimleri boyunca kontrollerin titizlikle sağlandığı bir diyet araştırması olan Berryman ve diğerleri tarafından yapılan çalışmaya dikkat çekti. Katılımcılar 6 haftalık bir badem diyeti ile; normal diyete kıyasla vücut ağırlığı, bel çevresi ve vücut kompozisyonunda (karın bölgesi yağ kitlesi dâhil) önemli gelişmeler sağladılar. Meta-analizin yazarları, vücut ağırlığı ve kompozisyonundaki bu iyileşme gözlemlerinin Novotny ve ark.nın bulgusu ile uyumlu olduğunu kaydetti. (2012), “bademdeki enerjinin tamamı aslında metabolize edilemez.”

Bademlerin sağlığa olan faydaları, Akdeniz Diyetini de içeren kalp-sağlıklı beslenme planlarında köklü bir şekilde kurulmuş ve sağlıklı bir diyet modelinin parçası olarak yağlı tohumları düzenli olarak tüketmesi için mevcut bilim tabanlı beslenme rehberinde de yansıtılmıştır.

badem diyeti

Sistematik inceleme ve meta-analizin kurucusu Dr. Kathy Musa-Veloso,

Bu sonuçlar, bademlerin düzenli tüketiminin kan lipid düzeylerini olumlu etkileyebileceği ve kalp sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olabileceği üzerine yıllardır süren araştırmaları güçlendiriyor, dedi.  Sağlıklı bir diyetin parçası olarak badem tüketimi, kan lipid düzeylerini iyileştirmek ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmak için teşvik edilmelidir,  diye ekledi.

Bir gram (20 gram) badem porsiyonu, 6 gram bitki bazlı protein, 4 gram diyet lifi, 13 gram doymamış yağ ve vitamin E (% 50) ;magnezyum (% 20 DV) ve potasyum (% 6 DV) içerir ve 160 kaloridir.

Cambridge University
http://blog.journals.cambridge.org/2016/08/24/new-meta-analysis-supports-almonds-role-in-heart-health/

pelin güloğluDyt. Pelin GÜLOĞLU

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Edirne
sağlıklı beslenme ve diyet berna eryılmaz

5 maddede: “Sağlıklı beslenme”

Hepimiz mutlu, huzurlu bir hayat yaşamak için her gün çabalayıp duruyoruz. Saatlarce, günlerce, yıllarca… Ancak bu koşuşturma içerisinde kendimizi, sağlığımızı ve beslenmemizi çoğu zaman ikinci plana atıyoruz. Farkında olmadan bedenimizden ödün veriyoruz. Ama şunu unutmamalı ki her zaman önceliğimiz kendimiz ve bedenimiz olmalı. O zaman nasıl bedenimize öncelik verip, daha sağlıklı yıllara meydan okuruz bakalım.

diyet beslenme sağlık

5 maddede sağlıklı beslenme: “Makine değiliz”

Öncelikle insan vücudunun bir makine olduğunu ve bazı gereksinimleri olduğunu unutmamalıyız. Yani yemek yerken sadece karnımızı doyurmak vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamaz. Peki ne yapmalıyız ?

ofis diyeti, iş yerinde diyet detox

5 maddede sağlıklı beslenme: “Her güne meyve ve sebze”

Sebze ve meyve bol miktarda vitamin, mineral, lif içerir. Bağırsak problemleri yaşamamızı engeller, hastalıklara karşı korunmamızı ve daha çabuk doymamızı sağlar, tokluk süresini uzatır. Günlük beslenmemizde sebze yemeği, yemeğimizin yanında mevsim salata ve ara öğünlerde bir – iki porsiyon meyve tüketmek idealdir. Bir porsiyon meyveyi bir avuç içiniz kadar düşünebilirsiniz.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

5 maddede sağlıklı beslenme: “Bu süt ürünleri ihmale gelmez”

Süt, içerisinde bulunan kalsiyum minerali sayesinde kemiklerimizi ve dişlerimizi koruyup sağlamlaştırmaya yarar. Her gün düzenli tüketilmediğinde diş kayıplarına, kemiklerin içinin boşalmasına ve güçsüzleşmesine neden olur. Yemeklerin yanında yoğurt, kahvaltıda beyaz peynir ve gün içerisinde ara öğünlerde süt, ayran veya kefir içerek yıllara meydan okuyabiliriz.

badem sütü, badem sütü kalorisi, badem sütü faydaları, diyette badem sütü,

5 maddede sağlıklı beslenme: “Protein sağlıklı beslenmenin kilit besin ögesi”

Tıpkı bir binanın tuğlaları gibi vücudumuzun da yapı taşları vardır, bunlar; proteinler. Organlarımızın düzenli çalışması ve hastalıklara karşı direnci için günlük protein alımına özen gösterilmeliyiz. En fazla yarar sağlamak için proteinli besinleri bütün öğünlerimize paylaştırmalıyız. Peki proteinli besinler hangileri? Et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller iyi kalitede protein kaynağıdır. Yalnız her şeyde olduğu gibi proteinli besinlerde de aşırıya kaçmamalıyız. Et severler proteini bahane ederek ete aşırı yüklenmemeli , fazla tüketildiğinde böbrek rahatsızlıklarına neden olduğu unutulmamalıdır.

bol proteinli beslenme spor vücut fitness

5 maddede sağlıklı beslenme: “Kalorisiz içecek su”

Sıcak yaz günlerinde sıvı kaybımız çok fazla. Bu sebeple genelde kendimizi yorgun ve bitkin hissederiz. Vücudumuzun bize daha iyi hizmet edebilmesi için su içmeye özen göstermeliyiz.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Su içmek için susamayı beklememeli azar azar sık aralıklarla suyumuzu tüketmeliyiz.
Sağlıklı, mutlu, huzurlu günler …

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Berna Eryılmaz

fitokimyasallar

Flavonoidlerin sağlığa etkileri – I

Meyve ve sebzeler, lezzetin yanında bitkisel kimyasalları içermekte ve bunlar hastalıklara karşı koruyucu etki göstermektedir. Bu koruyucu etkiyi sağlayan aktif bileşiklere fitokimyasal denilmektedir.

Fitokimyasallar:

  • kanserler,
  • koroner kalp hastalıkları,
  • diyabet,
  • yüksek kan basıncı,
  • inflamatuar, viral, parazitik hastalıklar ve
  • psikolojik hastalıklar gibi çeşitli hastalıklar üzerine yararlı etkiler gösterir.

fitokimyasallar

Kronik hastalıkların oluşmasına bazı serbest oksijen radikali neden olmaktadır. Bu nedenle de fitokimyasalların önemi artmaktadır.

Oksidatif stresin:

  • protein,
  • DNA ve
  • lipitler üzerine zararlı etkisi olmasından dolayı kalp hastalıkları ve kanser oluşma riski artar.

fitokimyasallar

Eğer DNA hasarı onarılmazsa mutasyonlara, zincir ve kromozom kırılmalarına neden olur. Kopan parçalar değişik yerlere yerleşir. Bu hasarı önlemek veya en aza indirmek için yeterli miktarlarda antioksidan tüketilmelidir. Bu antioksidanları yapay şekilde veya ilaç olarak almak yerine doğal olarak tüketilmelidir.

Diğer fonksiyonel bileşiklerle birlikte alınması sinerjistik etki ile etkinliğini daha fazla göstermektedir.

fitokimyasallar

Hastalıkların önlenmesi ve tedavi sürecinde bitkilerde bulunan:

  • karotenoidler,
  • antioksidan vitaminler,
  • fenolik bileşikler,
  • terpenoidler,
  • indoller etkilidir.

fitokimyasallar yazı dizisi

Yeni çalışmalarda:

  • çay kateşinleri,
  • domates likopeni,
  • yeşil yapraklı sebzelerden lutein ve
  • zeaksantin gibi fitokimyasalların da hastalıklar üzerine yararlı etkileri olduğu bildirilmiştir.
Her hafta flavonoidlerin bir hastalık üzerine etkisini inceleyeceğiz. Takipte kalın…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen fatma yılmaz