mide ve barsak sistemi

Enzime dirençli nişasta!

Enzime dirençli nişasta  mide ve ince bağırsakta sindirime direnç gösteren ve ince bağırsakta tam emilimi gerçekleşmeyen ama kalın bağırsakta fermente olabilen nişasta çeşitleri olarak tanımlanan dünya için küçük insanlık için büyük bir mucize olarak görülmektedir.

Ayrıca ; diyet lifi kaynağı olan dirençli nişasta insan sindirim sistemi tarafından sindirilememekte  kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından fermente edildiği için prebiyotik  etkiye sahiptir.

Şöyle de bir gerçek vardır ki ; Karbonhidratların çoğu tüketildikten yaklaşık 15-45 dakika sonra kanda glikoz seviyesini yükseltirler. Enzime dirençli nişasta içeren gıdalar ise sindirim oranları daha düşük olduğu için kandaki glikoz seviyesini kontrollü ve yavaş artırırlar.

Biliyoruz ki alınan enerjiyle harcanan enerji arasındaki dengenin kurulamaması halinde ağırlık artışı görülür. EDN’nın ağırlık kaybını düzenlemek ve yemek sonrası insülin salınımını azaltmanın yanı sıra tokluk hissini ve yağ oksidasyonunu artırması, yağ dokularında daha düşük yağ depolama ve kas kütlesini koruma gibi fonksiyonları obeziteye sebep olan etmenleri ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca EDN’nın lifli yapıya benzer özellikleri gıdanın termik etkisini yükselterek harcanan toplam enerjiyi artırır.

Enzime dirençli nişastanın bu denli önemli fonksiyonları ile hayatımıza girmesi kaçınılmazdır. Kan şekeri kontrolünde sadece diyabetli hastaları değil tüm insanlığı etkileyen bir durumdur.

Yeni bilgilerle güzel günlere sağlıkla kalın, hoşçakalın.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi

Diyetetik öğrencileri obezite ve diyabet için düşük Gİ’li atıştırmalık üretti!

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri dirençli nişasta ve nohut unu kullanarak glisemik indeksi düşük atıştırmalıklar üretti.

Obezite ve diyabet hastalığı değerlendirildiğinde düşük glisemik indeksli ürünlerin tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Jale Çatak,

Dirençli nişasta kullanılan unlu mamüllerin kalorisini %50, glisemik indeksini de %90 oranında düşürüyor. Düşük glisemik indeksli ürünler tüketildiğinde tokluk süresi de uzuyor, dedi.

İZÜ Beslenme ve Diyetetik öğrencileri, dirençli nişasta ve nohut unu kullanarak kan şekerini daha az arttıran ve glisemik indeksi düşük galeta ve kurabiye ürettiler. Glisemik indeks karbonhidratların tüketiminin ardından kandaki şeker seviyesini yükseltme hızını ifade ediyor. Çatak,

Yüksek glisemik indeksli besinler kan seviyesini çok ani bir şekilde yükseltiyor ve ani dalgalanmalara sebep oluyor bu da bizim çok daha çabuk acıkmamıza neden oluyor, diye konuştu.

Düşük Gİ’li besinler daha sağlıklı

Türkiye nüfusunun %30’unun obezite riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden İZÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Jale Çatak, sağlıklı beslenmek isteyen herkesin düşük glisemik indeksli ürünler tüketmesi gerektiğini söyledi. Tüm insanların düşük glisemik indeksli beslenmesi yönünde çalışmaların artarak devam ettiğini ifade eden Çatak, öğrencilerinin yapmış olduğu atıştırmalıkların da in vitro glisemik indeks analizi ile düşük glisemik indeksli olduğunun kanıtlandığını belirtti. Çatak, sözlerine şöyle devam etti:

Her zaman düşük glisemik indekse sahip olan ürünleri tüketmeyi tercih etmeliyiz. Çünkü yüksek glisemik indeksli ürünleri tükettiğimizde kan glikoz seviyesinde ani dalgalanmalar oluşuyor ve kana çok hızlı bir şekilde karışarak kan şeker seviyesini çok hızlı bir şekilde yükseltiyor. Bunun sonucunda da kısa sürede açlık hissi oluşmuş oluyor bu da bir döngü şeklinde devam ediyor. Tam tersi düşük glisemik indeksli ürünlerin tüketilmesinin sebeplerinden bir tanesi de tokluk süresinin uzun olmasıdır. Özellikle obezite ve diyabet hastalarında ani kan şeker dalgalanmalarının önlenmesi anlamında düşük glisemik indeksli ürünlerin tüketilmesi çok büyük önem arz ediyor. Yüksek glisemik içeren ürünlere örnek verecek olursak bunların arasında rafine şeker ve beyaz ekmek diyebiliriz. Bu ürünlerin özellikle glisemik indekslerini düşürmek üzere çalışmalar yapılmaktadır. Bizim öğrencilerimiz de çok güzel bir çalışma gerçekleştirdiler. Çıkan sonuçlar çok güzeldi ve hepimizi çok mutlu etti. Her zaman sağlıksız karbonhidrat olarak değerlendiren özellikle unlu mamülleri daha sağlıklı ve özellikle diyabet hastalarının ve obeziteyle mücadele eden insanların kullanımına uygun hale getirdiler.

Dirençli nişasta, unlu mamüllerde kullanılıyor

Dirençli nişastanın Türkiye’de ilk kez; TUBİTAK işbirliği ile geçtiğimiz yıl Konya’da kurulan ve üretime başlayan bir firma tarafından üretildiğini ve öğrencilerin de bu nişastayı kullanarak ürünlerini geliştirdiklerini hatırlatan Çatak,

Dirençli nişasta unlu mamüllerin tamamında kullanılabiliyor ve kullanıldığında kalorisini %50, glisemik indeksini de %90 oranında düşürüyor, dedi.

Dirençli nişastanın yanı sıra öğrencilerin nohut unu kullanarak da kurabiyeler yaptıklarını dile getiren Çatak,

Nohut unu beyaz una göre çok daha yüksek protein ve daha sağlıklı karbonhidrat içeriyor bu yüzden düşük glisemik indeksli ürünler üretmek mümkün olabiliyor. Üstelik bu ürünler glütensiz ve sağlıklı atıştırmalık olarak çok iyi bir alternatif, ifadelerini kullandı.

Analiz sonuçları umut vadediyor

Öğrencilerin yapmış olduğu in vitro analiz sonuçlarından geliştirdikleri ürünlerin başarılı olduğunu ve bu başarıdan mutluluk duyduğunu belirten Jale Çatak,

Glisemik indeks skalasına bakıldığında %55 ve 69 arası normal değerler, %70 üzeri yüksek glisemik indeks ve %55’in altı da düşük glisemik indeksli olarak değerlendiriliyor. Öğrencilerimiz yaptıkları in vitro analiz sonucunda geliştirdikleri ürünlerin glisemik indekslerinin düşük olduklarını tayin ettiler. Bu sonuçlar bizler için umut vericiydi. İZÜ olarak sahaya yönelik sektörün ihtiyacına cevap verecek multidisipliner yaklaşımla tam donanımlı Beslenme ve Diyet uzmanları yetiştiriyoruz, diye konuştu.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-diyetetik-ogrencileri-obezite-ve-diyabet-hastaligi-icin-glisemik-indeksi-dusuk-atistirmalik-uretti-11-681-77823.html
tubitak sağlık, tubitak beslenme, tubitak burs, tubitak proje, tubitak yüksek lisans

TÜBİTAK’tan obeziteye: “Dirençli nişasta”

Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan obezite ve diyabet hastalıklarını önlemek amacıyla TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Gıda Enstitüsü tarafından tokluk hissi vererek yeme isteğini kontrol eden dirençli nişasta geliştirildi.

TÜBİTAK MAM’dan yapılan yazılı açıklamada, kurumun Türkiye’de son yıllarda giderek yaygınlaşan obezite ve diyabet hastalıklarıyla mücadele kapsamında dirençli nişasta geliştirildiği bildirildi. Geliştirilen ürünün ince bağırsakta sindirilemeyip, kalın bağırsakta fermente olabildiğine dikkat çekilen açıklamada,

Ürün, sağlık etkileri bakımından diyet liflere benzemektedir. Prebiyotik olmasının yanı sıra bütirat ve diğer kısa zincirli yağ asitlerinin üretilmesini sağlamasına bağlı olarak bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilemektedir, denildi.

Enerjisi normal nişastaya göre %50 daha düşük olan dirençli nişasta ile hazırlanan ürünlerin tokluk hissi vererek yeme isteğini kontrol ettiği ve kan şekerinin dengede tutulmasına da yardımcı olduğu vurgulanan açıklamada,

Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre, her iki diyabet hastası yetişkinden biri henüz hastalığının farkında değildir. Bunlara bağlı olarak, dirençli nişasta ürünlerinin sadece diyabet hastaları ve diyet yapan kişiler tarafından değil, tüm tüketiciler tarafından tüketilmesi önerilmektedir, ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı‘nda 23 – 25 Kasım 2017 tarihlerinde düzenlenecek V. İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) Helal Expo 2017 Fuarı‘nda, dirençli nişasta ile hazırlanacak ekmek ve diğer unlu mamullerin ziyaretçilere ikram edileceği belirtildi.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-tubitaktan-obeziteye-direncli-nisasta-11-681-75352.html