Türk Nöroloji Derneği Başkanı Şerefnur Öztürk(fotoğraft

Çevre kirliliği alzeimer riskini artırıyor!

Türk Nöroloji Derneği’nce Antalya’da düzenlenen Ulusal Nöroloji Kongresi’nde çevre ve hava kirliliğinin alzaymır, demans, parkinson gibi dejeneratif hastalıklara yakalanma riskini artırdığı vurgulandı.

Türk Nöroloji Derneği Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çevre ve hava kirliliği faktörlerinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek artmaya başladığını söyledi.

Hava kirliliğinin son yıllarda daha ağır sağlık sorunlarına neden olduğunun belirlendiğini vurgulayan Öztürk, şunları belirtti:

Çevre ve hava kirliliği söz konusu olduğunda nefes almakta zorlanıyoruz, kendimizi kötü hissediyoruz. Ancak bunun da ötesinde daha ağır sorunlara neden olmaya başladığını görmeye başladık. Çevre ve hava kirliliği direkt olarak beyin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Kirli hava içerdiği birtakım partikül maddeler, gazlar, ağır metallerle beyin ve sinir sağlığını direkt olarak etkiliyor. Beyinde zarar verici, yıkıcı etkiler bırakıyor.

Zararlı moleküllerin vücuda girmesiyle bedenin reaksiyon geliştirdiğini anlatan Öztürk, bu durumun beyinde hücrelerin ölmesine, fonksiyonlarını yapamaz hale gelmesine yol açtığını ifade etti. Yıllar içinde dejeneratif hastalıkların arttığını belirten Öztürk, şu değerlendirmede bulundu:

Artık pek çok çalışma hava kirliliğinin beyin fonksiyonlarının değişmesine neden olduğunu gösteriyor. Bir madde solunum yoluyla vücudunuza girdiğinde ve kan damarlarına geçtiğinde diğer organlarınız gibi beyine ve sinirlere de hemen yerleşiyor. Çevre ve hava kirliliği, özellikle alzaymır, demans, parkinson gibi dejeneratif hastalıklara daha fazla yol açıyor, bunların görülme sıklıkları giderek artıyor. Hava kirliliği anne karnındaki bebeğin beyin gelişimini de negatif yönde etkiliyor.

Katı yakıt kullanımından uzak durulmalı

Öztürk, bir an önce hava kirliliğine neden olan unsurların ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Katı yakıtların çevre kirliliğin oluşmasında en önemli nedenlerdin birisi olduğuna işaret eden Öztürk,

Katı yakıt kullanımı ne kadar ucuz görülse de getirdiği sağlık maliyeti aslında çok yüksek. Kaldı ki insan hayatı hiçbir değerle ölçülemeyecek kadar önemli, diye konuştu.

Türkiye’de özellikle bazı şehirlerde çevre ve hava kirliliğinin önemli oranda artış gösterdiğini dile getiren Öztürk, kış aylarında bu artışın daha belirgin hissedildiğini kaydetti. Kişilerin, yerel yöneticilerin temiz enerjiye yönelmeleri gerektiğini söyleyen Öztürk,

Sağlımız için temiz çevre oluşturmalıyız. Gerek bireysel, gerek yerel yönetimler gerekse devlet politikası olarak temiz çevre temiz hava oluşturmak hepimizin sorumluluğu ve görevi, ifadelerini kullandı.

Öztürk, bireysel olarak da hava kirliliğinin yoğun olduğu ortamlarda kaçınmak gerektiğini sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/cevre-kirliligi-alzaymir-riskini-artiriyor/1342907, ANTALYA – HATİCE ÖZDEMİR TOSUN

Kafein, dildeki tatlı algısını azaltarak tatlı isteğini artırabiliyor!

Evet son yapılan çalışmalara göre kafein içeren içeceklere acı, ekşi, tuzlu tatlandırıcılar eklenerek tükettirildiğinde tat algısında bir değişiklik gözlenmeksizin, sükroz ve tatlandırıcı eklenmiş içeceklerin denekler tarafından daha az tatlı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Elde edilen verilere göre kafein, dilde bulunan adenosin adlı reseptörlerdeki tatlı tat algısının körelmesine neden olup, daha fazla tatlı besin tüketme isteğini arttırmakta ve obezite, diyabet gibi görülme sıklığı oldukça yüksek olan hastalıklara temel oluşturmaktadır.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Kafein amfetaminlere benzer ancak amfetaminler kadar olumsuz etkisi olmayan bir uyarıcıdır yani vücudu harekete geçirir ve uyandırır. Bu etkiyi dopamin ve adrenalin salınımını arttırarak yapabildiği gibi aynı zamanda vücuttaki ‘adenosin reseptörlerini ‘bloke ederek de yapar. Ancak bu reseptörlerin sürekli bloke edilmesi reseptörlerdeki duyarlılığın ve kullanılabilirliğin azalmasına neden olur. Bu nedenle kafein bu etkisiyle tat algısının körelmesini hem de reseptörlerin duyarlılığının azalmasına neden olur.
Kafein sadece tat algısını etkilemiyor aynı zamanda bir çok olumlu ve olumsuz etki de gösteriyor;
Aşırı miktarda kafein tüketimi vücuttaki kalsiyum emiliminin ve metabolizmasının bozulmasına ve osteoporoz riskinin artışına neden olur.

kahve kaç kalori, kahvenin yararları, kahvenin faydaları, kahvenin zararları, kaç kupa kahve içmeli

  • American Diabetes Association tarafından yapılan çalışmaya göre kafein, glikoz metabolizmasının bozulmasına neden olarak Tip 2 diyabet riskini de arttırmaktadır.
  • Nevada Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir çalışmada ise kafeinin kadınlarda hamile kalma olasılığını %27 oranında azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Özellikle spor yapan bireylerde egzersiz sonrasında karbonhidrat kaynağı ile beraber kafein tüketiminin vücuttaki kas glikojen depolarını daha hızlı dolmasını sağlar.
  • Sinir sistemi hücrelerinin yapısında bulunan tau proteini adı verilen proteinin bozulması Alzheimer, demans, Parkinson gibi hastalıkların riskini arttırmaktadır. Kafein bu proteinin yapısını koruyarak Alzheimer, Parkinson, demans gibi hastalıkların riskinin azaltılmasında da ayrıca etkilidir.

Dyt. Melis ÖZKAYA

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • İskenderun
alzheimer, unutkanlık, hafız, demans

B grubu vitaminler “şizofreni belirtileri”ni azaltıyor

İngiliz bilim adamları yüksek doz B grubu vitamin (vitamin B6, vitamin B8 ve vitamin B12) takviyesiyle uygulanan şizofreni tedavisinin, standart tedavilere oranla hastalık belirtilerini daha büyük oranda azalttığını ortaya koydu
B grubu vitaminler şizofreni belirtilerini azaltıyor…

B vitaminleri

İngiltere’deki Medical Research Council ve Manchester Üniversitesi’nin sağladığı fonla dünya çapında yürütülen bir araştırma, yüksek dozda B grubu vitamin (B6, B8 ve B12) takviyesiyle birlikte uygulanan şizofreni tedavisinin, standart tedavilere oranla hastalık belirtilerini daha büyük oranda azalttığını ortaya koydu.

alzheimer, unutkanlık, hafız, demans

Rastgele seçilmiş 18 klinikten 832 hastanın verilerini incelendi

Veriler, kliniklerde antipsikotik ilaç tedavisi gören şizofreni hastalarına verilen vitamin ve mineral takviyelerinin belirtiler üzerindeki etkilerini gösteren raporlardan oluşuyor. İncelemeler sonucunda, yüksek dozda ya da başka vitaminlerle verilen B vitamini takviyelerinin şizofreninin psikiyatrik belirtilerini azalttığı görülürken daha az dozda takviye verilen hastalarda herhangi bir belirtiye rastlanmadı. Ayrıca, şizofreninin erken safhalarında verilen B vitamini takviyelerinin daha etkili olduğu sonucuna ulaşıldı.

Araştırmanın yazarlarından Manchester Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Joseph Firth,

Bu çalışma, şu anda tam tedavisi bulunmayan bu hastalık için yeni tedavi yöntemleri geliştirmek adına önemli bir gelişme olabilir, dedi.

alzheimer, unutkanlık, hafız, demans

Araştırmanın bir başka yazarı Batı Sydney Üniversitesi Bütünleyici Akıl Sağlığı Bölümünden Profesör Jerome Sarris ise

Bu araştırma, belirli amino asitler gibi diğer besin takviyelerinin şizofreni tedavisinde kullanılabileceğine dair teoriye kanıt teşkil ediyor. Bu bulgular, çoklu beslenme tedavilerinin depresyon gibi diğer hastalıkları azaltabileceği konusunda yaptığımız araştırma ile de uyuşuyor, diye konuştu.

alzheimer, unutkanlık, hafız, demans

Araştırmacılar, besinlerin akıl sağlığının gelişime nasıl etki ettiğini ortaya koymak, besine dayalı tedavilerin beyin işlevleri ve metabolik sağlık gibi diğer konulara etkisini ölçmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyduklarını dile getiriyor.