Diyetisyen Bengü Ünal, Gerçek Diyetisyen Ara

Diyetisyen Bengü Ünal: “Çayın yanlış tüketimiyle gelen risklere dikkat edin”

Ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketilen çayın yanlış kullanımının beraberinde ciddi sağlık sorunlarına neden olduğu bildirildi. Diyetisyen Bengü Ünal çayın doğru tüketilmesi halinde birçok faydasının da olduğunun altını çizdi.

En çok çay tüketiminin yapıldığı ülkelerden biri Türkiye’de çayın yanlış kullanımı beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getiriyor. Doğru tüketildiğinde birçok faydası bulunan çayın yanlış demlenmesi ve tüketilmesi yüzünden ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini kaydeden Manisalı diyetisyen Bengü Ünal çayın tüketimiyle ilgili dikkat edilmesi gerekli detayları ve yanlış yapılanları anlattı.

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Su kadar çok tüketiyoruz

Çayın ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketildiğinin altını çizen diyetisyen Ünal,

Çay ülkemizde çok tercih edilen vazgeçilmez içeceklerimizden birisi. Sudan sonra en çok içtiğimiz ikinci içecektir. Çaya şeker ilavesi yaparak ve aynı zamanda ürünlerle tüketilmesiyle beraber bazı zararları vardır. Şeker ilavesi yaptığımızda özellikle kalp damar rahatsızlığı, kilo alma, diyabet hatta baş ağrısı gibi birçok sağlık sorunuyla karşılaşmaktayız. Bunun yanı sıra öğünlerle birlikte aldığımızda ise demir emilimini azaltmaktadır. Çayın içerisinde bulunan tanen maddeleri besinlerle aldığımız demir emilimini azaltmaktadır. O yüzden öğünlerle birlikte almamakta fayda var. Besin tüketimini yaptıktan sonra en az 45 dakika bekledikten sonra çay içebilirsiniz. O zaman daha sağlıklı olacaktır. Bunun yanı sıra gün içerisinde aşırı çay tüketiminin de bir sakıncası var. Aşırı çay tüketimiyle beraber kişilerde uykusuzluk, kalp çarpıntısı, sinir bozukluğu, baş ağrısı gibi birçok durumlarla karşılaşıyoruz. O yüzden günde 4 bardaktan fazla çay içmemek gerekiyor. Eğer 4 bardaktan fazla çay içiyorsak bunu dengelemek için her içtiğimiz ekstra bir bardak çay için bir bardak su içmekte fayda var, dedi.

Yanlış tüketim kanser riskini artırıyor

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerektiğinin de altını çizen Ünal,

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerekiyor. Çok fazla sıcak içtiğimizde yemek borusu tahriş olabiliyor ve tahriş genellikle kansere sebep olabiliyor. O yüzden çayı ılık içmekte fayda var. Bunun yanında kanser riskini artıran diğer önemli husus da kireçli su kullanımı. O yüzden içme suyu kullanmak daha sağlıklı. Çay demlerken genellikle kaynar suyu çayın üzerine ilave ediyoruz. Aslında kaynar suyun biraz dinlendikten sonra çayın demlenmesi gerekiyor. Kaynadıktan sonra suyu döktüğümüzde çay yanıyor ve yanmanın etkisiyle bakteri oluşumu gerçekleşiyor. Bakteri oluşumuyla beraber de yine kanser riskini artırmış oluyoruz. Bunlara dikkat edecek olursak çay tüketimi yapmakta aslında bir sakınca yok. Aksine bunlara dikkat ederek çay tüketimi yapmanın birçok yararları var. Kolesterolü düşürüyor, hazımsızlığı gideriyor, kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını kolaylaştırıyor. Beyni koruyor, içerisindeki Flavonoid sayesinde de antioksidan miktarı yani doğal antioksidandan bahsediyoruz, besinlerdeki antioksidan miktarını artırıyor. İçerdiği Florid sayesinde de diş çürüklerini önlemeye yardımcı oluyor, diye konuştu.

Kahvaltılardan 45 dakika sonra çay için

Çay tüketimini en çok tercih ettiğimiz zamanlardan biri de aslında kahvaltılardır, diyen Ünal, Kahvaltıyla birlikte tükettiğimiz çay yüzünden kahvaltılarda da aslında besinlerle birlikte aldığımızda demir emilimini azaltmış oluyoruz. O yüzden kahvaltı yaptıktan 45 dakika sonra çay tüketimini yaptığınızda aldığınız besinlerin de demir emilimini korumuş olursunuz, dedi.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/824936/cayin-yanlis-tuketimiyle-gelen-risklere-dikkat.html
çay kahve kanser

Çay ve kahve akciğer kanseri riskini artırabilir!

ABD’de yapılan araştırma, yaşam süresini artırdığı, depresyon, kalp krizi ve bazı kanser türlerinin gelişme olasılığını azalttığı bilinen kahve ve çayın, günde en az iki fincan içildiğinde sigara tiryakisi olmayanlarda bile akciğer kanseri riskini artırabileceğini ortaya koydu.

LiveScience‘nin haberine göre, ABD’de Vanderbilt Üniversitesi‘nde görevli bilim insanı Jingjing Zhu liderliğinde yürütülen araştırma, yaşam süresini artırdığı, depresyon, kalp krizi ve bazı kanser türlerinin gelişme olasılığını azalttığı bilinen kahve ve çayın, günde en az iki fincan içildiğinde sigara tiryakisi olmayanlarda bile akciğer kanseri riskini artırabileceğini ortaya çıkardı.

Araştırma kapsamında ABD ve Asya’da 1,2 milyon kişinin katıldığı 17 farklı araştırmanın verileri incelendi. Katılımcıların ortalama 8,6 yıl boyunca takip edildiği ve 20.500’den fazlasının süreç içinde akciğer kanserine yakalandığı belirtildi. Uzmanlar, sigara içmeyenler için günde iki ya da daha fazla fincan kahvenin, akciğer kanseri riskini %41, iki ya da daha fazla bardak çayın da %37 oranında artırdığı sonucuna vardı. Risk oranında, kişinin yaşı, ırkı ve içtiği kahvenin türüne göre önemli bir değişiklik gözlenmediği, bilhassa kafeinsiz kahvenin, kafeinli olandan %15 daha yüksek risk oranıyla ilişkilendirildiği kaydedildi.

Zhu, araştırmalarının gözleme dayalı olduğuna, kahve ile akciğer kanseri arasındaki neden sonuç ilişkisini tam olarak bilmediklerine işaret ederek, kavurma aşamasında ortaya çıkan bir durumun riski artırıyor olabileceğini aktardı. Araştırmanın bulguları, Amerikan Kanser Araştırma Derneği‘nin 31 Mart’ta düzenlenen yıllık toplantısında sunuldu. Levine Kanser Enstitüsü’nden doktor Julie Fisher, bulguları “ilginç ve merak uyandırıcı” sözleriyle nitelendirirken, bu bağlantıya ilişkin daha fazla araştırma yapılması gerektiğini ifade etti.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/cay-ve-kahve-akciger-kanseri-riskini-artirabilir/1441630
bor madeni bor miberali bor gübresi

Bor mineralinin prostat tedavisinde olumlu etkileri tespit edildi!

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, bor mineralinin prostat büyümesi tedavisinde olumlu etkisini tespit ettiklerini belirterek bor bileşenli yeni bir ilacın patent başvurusunu yaptıklarını söyledi.

Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, TÜBİTAK’ın desteğiyle 3 yıllık bir çalışmanın ardından iyi huylu prostat büyümesindeki iltihaplanmanın durdurulmasına yönelik

Benign prostat hiperplazisinin bor türevleri ile tedavisi, projesini tamamladıklarını belirtti.

Projenin tamamlanmasının ardından bor mineralinin prostat büyümesine karşı olumlu etkilerini ispatladıklarını dile getiren Korkmaz, borun mineral olarak çeşitli gıdalar yoluyla insan hayatında zaten var olduğunu, günlük tüketilen çay, çerez gibi gıdaların içine yerleştirilebilecek bor gübresinin olası sağlık problemlerinin önüne geçebileceğini ifade etti.

İyi huylu prostat büyümesinin önüne bor ile geçilebileceğini belirlediklerini aktaran Korkmaz, şöyle konuştu:

2009 yılında erkekler üzerindeki çalışmalarda, günlük 6,5mg doğal yollarla alınan bor miktarının prostat büyümesini engellediği konusunda ilk bulgulara ulaşmıştık. Bu bulguların üzerinde çalışmalarımıza devam ettik ve 2014 yılında TÜBİTAK’tan destek alarak 3 yıllık bir proje başlattık, bu 3 yılın neticesinde önemli bilgilere ulaştık. İyi huylu prostat büyümesinin durdurulmasında sentezlediğimiz bor bileşeninin etkili olduğunu ortaya koyduk.

Korkmaz, bu konuda hazırladıkları bir ilaç için patent başvurusu yaptıklarını kaydederek

Gerekli incelemeler sürüyor. Askıda olan başvurumuz ilerleyen dönemlerde onaylandığında Manisa Celal Bayar Üniversitesi ekibi olarak çok büyük bir araştırmaya imza atmış olacağız, dedi.

Medimagazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-celal-bayar-universitesi-bor-mineralinin-prostat-tedavisinde-olumlu-etkilerini-tespit-etti-11-681-78237.html

kahve spor

Sporcularda kafein alımı!

Kafeinin bilim dilindeki adı trimetilksantindir ve günümüzde oldukça sık kullanılan bir madde haline gelmiştir.

Özellikle kahve sayesinde insanlar vücuduna sıkça kafein almaktadır. Bir fincan kahvenin 100 mg kafein içerdiği bilinmektedir.

Kafein sinir sistemini uyarma özelliğine sahiptir ve sporcuların kafein sayesinde uyanık ve zinde kaldıkları bildirilmektedir. Yapılan çalışmalarda kafeinin kalp atımını hızlandırdığını ve kan damarlarını genişlettiği görülmüştür. Hücrelere daha hızlı kan akımı sağlandığı zaman vücudun daha kısa sürede daha fazla enerji üretebileceği düşünülmektedir. Kafein sporcular tarafından ergojenik destek olarak kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada atletlerin %68’inin düzenli kafein tükettiği görülmüştür.

Yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin sarkoplazmik retikulum mekanizmasında kalsiyum giriş çıkışını kolaylaştırdığı, sodyum potasyum aktivitesini olumlu yönde etkilediğini ve kas membran yapısını korumada etkili olduğu tespit edilmiştir.

Bisikletçiler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda kafeinin dayanıklılık performansı üzerinde olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Kafeinin dayanıklılık performansını artırmanın yanında sabit mesafe yarışlarında süreyi kısalttığı da bilinmektedir. Ancak kafeinin sporcularda güç performansı üzerine etkisi konusunda yeterli çalışmalar bulunmamaktadır.
Kafein daha önce Dünya Doping Federasyonu tarafından yasaklı madde olarak ilan edilmişse de günümüzde doping listesinden çıkarılmıştır.

kahve, kafein, kahvee, cofee, kave, diyet kahve

Kafein kaynağı besinler çay, kahve, kolalı içecekler ve çikolata olarak kısaca sıralanabilir.

  • Günlük kafein alımı 200-300 mg olmalı,
  • küçük çocuk ve gebelerde ise 100-200 mg ile sınırlandırılmalıdır.

Yararlanılan kaynaklar
1.Erdoğan O ve ark. Sporcularda Farklı Dozlarda Kafein Kullanımının Metabolizma Üzerine Etkileri, 2009; 11 (4) : 21-28 2.Şen İ, Öztaşyonar Y, Atasever M, Besinlerin Glisemik İndeksi ve Sporcuların Beslenmesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi Cilt:5 – Sayı:2-2003 3.Aksoy M. Ansiklopedik Beslenme, Diyet ve Gıda Sözlüğü. Hatipoğlu Yayınları, Ankara, 2007: 300-1. 4.International Food Information Council Foundation Caffeine & Health: Clarifying The Controversies. Washington DC. March 2008

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Çay demir emilimini etkiler mi? İşte yapılan son çalışma sonuçları!

Türkiye’de en fazla tüketilen içeceklerin başında gelen çay zararlı mı? Demir emilimine etkisi ne? Vücutta bulunan demir miktarı ne olmalı? Hayvansal ve bitkisel kaynaklı demirin emilimi farklı mı?

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Uğur Ural’ın çay ve demir emilimi ile ilgili yaptığı literatür araştırması sonuçlarına göre, çay tüketimi dengeli ve yeterli beslenen kişilerde demir eksikliğine neden olmuyor.

Bektaş ve Ural’ın yaptığı araştırma sonuçları:
Çayın sağlık üzerine faydalı etkisi nedeniyle kısıtlanması gerekmez. Diyetteki demirin iki kaynağı vardır. Bunlardan birisi bitkisel kaynaklı demir (non-hem) diğeri hayvansal kaynaklı demir (hem)dir. Vücudun demir ihtiyacı daha çok hayvansal kaynaklı gıdaların tüketilmesiyle sağlanır.

Et yenilerek alınan organik demir ile bitkisel kaynaklı inorganik demirin vücuttaki emilim yolları birbirinden tamamen farklıdır. Hayvansal kaynaklı demirin vücut tarafından emilimi, bitkisel kaynaklı demirde olduğu gibi C vitamini tüketimi ile artmaz, çay ve kepek gibi demir bağlayıcı gıdaların tüketimi ile düşmez.

Bitkisel kaynaklı demir emilimi çay ile azalır mı?

Kırmızı et, karaciğer, yumurta ve balıkta bulunan hayvansal kaynaklı demir vücut tarafından kolay emildiği ve çayın bu besinlerle alınan demire etki etmeyeceğini dile getiren araştırmacılar,

Tahıl, yeşil sebze, kuru baklagil, kuru meyve, pekmez ve sert kabuklu kuru yemişlerde bulunan bitkisel kaynaklı demir emilimi; C vitamini kullanımıyla artarken, çayda bulunan ‘tanen’ nedeniyle çay tüketimiyle azalır ancak çaydaki tanen antioksidan özellik gösterir, birçok hastalığın oluşumunu engeller ve sağlık için faydalıdır, açıklamasında bulundu.

Fazla demir alımı zararlı!

Dünyada en sık rastlanan kansızlık nedeni demir eksikliği olarak gösteriliyor. Ancak uzmanlara göre vücutta beslenme bozukluğu ve kanama nedenli kayıp yoksa ilerleyen yaşla birlikte demir depoları artıyor.

Bektaş ve Ural,

Vücutta ne kadar fazla olursa o kadar iyi olur, denilen demir miktarının yapılan son çalışmaların sonuçlarına göre değiştiğini ve demir miktarının gerekenden fazla olması durumunda zararlı olduğunu belirtti.

Kansızlığın nedeni her zaman demir eksikliğine bağlı olmayabilir

Demirin fazlası böbrek ve karaciğerden atılmayacağını belirten uzmanlar,

Hücre içinde bulunan fazla demir mide bağırsak kanalından ve kadınlarda adet döneminde vücut dışına atılabilir. Kansızlığın nedeni her zaman demir eksikliğine bağlı olmayabilir, demir eksikliği saptanmadan demir ilacı alınması fayda yerine zarar getirir, dendi.

Demirin fazlasının vücutta biriktiğini ve vücut demir depolarının insülin direnciyle doğrudan ilişkili olduğu belirten uzmanlar, yüksek ferritin düzeylerine sahip sağlıklı kişilerde tip 2 diyabet gelişme riskinin, ferritin düzeyi normal olanlara göre daha yüksek olduğunu söyledi.

Vücutta biriken fazla demir siroz ve kanser gibi karaciğer hastalıklarına, eklem kireçlenmesi, kemik erimesi, tiroidin az çalışması yanında alzheimer hastalığı, parkinson hastalığı ve sara hastalığı gibi nörolojik hastalıkların da riskini artırdığını dile getiren Bektaş,

Bazı enfeksiyonlar ve romatizmal hastalıklarda da ferritin değeri yüksek bulunur ancak, bu yükseklik vücutta fazla demir birikimini göstermeyip, tıpkı CRP veya sedimentasyon gibi iltihap göstergesi olup, çok sayıda iltihabi durumda yükselir,  şeklinde konuştu.

Limon sıkılarak içilen çay efsanesi

C vitamininin yapısı 30 derece sıcaklıktan sonra bozulmaya başlar. Bu nedenle limon sıkılarak içilen çay ile demir emiliminin artması bir şehir efsanesidir, diyen Bektaş,

Demir eksikliği saptanmış kişiler, hamile ve emzirenler, okul öncesi çocuklarda demir eksikliği riski yüksektir. Bu grup yemeklerle birlikte fazla miktarda çay içmekten kaçınmalıdır. Böyle durumlarda yemekten en az bir saat önce ya da sonra çay içilmelidir.

Demir eksikliği nedeni ile kullanılan demir ilaçlarının çoğunda çayla demir emilimi azalacağından, ilaç kullanımından bir saat önce veya sonra çay içilmemelidir. Ayrıca yemeklerle birlikte süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum içeren gıdaların alınması, kahve tüketilmesi de demir emilimini azaltır, bilgilerini verdi.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-cay-demir-emilimini-etkiler-mi-iste-yapilan-son-calisma-sonuclari-2-19-75982.html
diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Bu hastane yemeklerinden şekeri çıkardı!

Birleşik Krallık’ın Manchester kentinde Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) bağlı bir hastane, NHS çalışanları arasında obezite ile ilgili artan endişeleri gidermek için restoranında şekeri yasaklayan ilk hastane oldu

Tameside Hastanesi, ziyaretçilere ve sağlık görevlilerine hazırladığı yemeklere eklenen tüm şekeri kaldırma kararı alarak, menüsünden tüm şekerli atıştırmalıklar ve gazlı içecekleri çıkardı.

DHA’nın haberine göre; ziyaretçilerin hastane restoranından alabileceği içecekler yalnızca çay, kahve, süt ve su ile sınırlandırıldı.

Karar, diğer hastaneleri de benzer uygulamaya çağıran kampanyacılar tarafından memnuniyetle karşılandı.

The Guardian’a konuşan Ulusal Obezite Forumu başkanı Tam Fry,

Böyle bir karar için geç kalındı. Bu karara artık her hastanenin uyması gerektiğine inanıyorum, umarım uyarlar. Sağlık Bakanlığı böyle bir kararı uygulama konusunda çok yavaş davranıyor, dedi.

Obezite sorunu

Tameside Hastanesi’nin yeni planının “mükemmel” olduğunu belirten Fry, kararından dolayı hastane yönetimini kutladı.

Birleşik Krallık Kuzeybatı Halk Sağlığı Merkezi’nden Steve Morton da, konuyla ilgili şunları söyledi: “Yerel hastanelerden birinin ülkenin obezite sorununu çözmek için cesaret verici adımlar attığını görmek harika. Büyük işverenler sağlıklı yiyecekler tercih ederek ve şekerli atıştırmalıklar gibi daha az sağlıklı seçenekleri kısıtlayarak, çalışanlarını sağlıklarını düşünmeye teşvik ettikleri için mükemmel bir örnek oluşturabilirler.”

Hastane restoranının şefi Simon Smith, “NHS’de diyet eğitimine sahip sayılı şeflerden biri” olarak tanınıyor.

Hastanedeki işine Mayıs ayında başladığını belirten Smith,

O sırada menü normal Kuzey yemekleriydi; yani, insanların alışık olduğu pasta, cips gibi rahat yemekler. Bunun yerine kuskus ile servis edilen mantar sote gibi hafif yemekler sunmaya çalıştık. Bu gibi yemekler hem popüler hem de karbonhidrat seviyesi açısından düşük, protein açısından yüksektir. Böylece sağlıklı beslenmeyi teşvik ediyoruz, dedi.

Medi magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-bu-hastane-yemeklerinden-sekeri-cikardi-11-681-75842.html
FİTOVİSİON DİYETİSYEN

Yeni yıl çekilişi Gerçek Diyetisyenler Sitesi’nden, hediyeniz Fitovision’dan!

Yeni yıl çekilişi Gerçek Diyetisyenler Sitesi’nden, hediyeniz Fitovision’dan 🎁

Nasıl katılırım?

1️⃣İnstagram’daki bu gönderinin altına en az iki arkadaşınızı etiketleyerek yorum yazın.
2️⃣Gerçek Diyetisyenler Sitesi İnstagram hesabı‘nı takip edin
3️⃣Fitovision İnstagram hesabını takip edin 🛍
🆘Unutmayın, son katılım tarihi 30 Aralık!

diyetisyen gözde bulat yeşil çay

Yeşil çayın sağlığa katkıları

Çay; Çin, Japonya ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde yetişen bir bitki türüdür.

Yaz – kış yaprağını dökmez. Dünya’da ve ülkemizde çok tüketilir. En çok tüketilen üç türü ise yeşil çay, siyah çay ve oolong çaydır.

Yeşil çay, çay bitkisinin yapraklarının kıvırma ile birlikte hemen bir ısıl uygulamaya maruz bırakılarak kurutulması ile oluşur. Kısaca çay bitkisinin fermente olmamış halidir. Oolong çay, çay bitkisinin yarı fermente olmuş haliyken siyah çay ise çay bitkisinin fermente olmuş halidir.

yeşil çay

Yapılan son çalışmalarla yeşil çayın yeşil çay, siyah çay ve oolong çayne ve kalp damar hastalıkları, iltihabi ve nörodejeneratif hastalıkları önleyici ve tedavi edici olduğu bildirilmiştir. Yeşil çayın antioksidan, antiinflamatuar, antimutajenik,antikanserojenik, antianjiyogenik, apoptotik, obezite önleyici, hipolipidemik, antiarterosklerotit, antidiyabetik, antibakteriyel antiviral ve yaşlanmayı geçiktirici etkileri vardır.

yeşil çay, yeşil çay kalorisi, yeşil çay zararlı mı, yeşil çay yararlı mı, doğadan yeşil çay, yeşil çay faydaları, tiroid için yeşil çay

Yeşil çayın kanser önleyici etkileri yapısındaki kateşinlerdendir. Bu etkiler ise şunlardır:

  • kanser hücrelerinin çoğalmasını engeller
  • kanser hücre döngüsünü durdurur
  • etken reseptörleri baskılar
  • sitokinlerin salınımını azaltır
  • mitotik uyarılmaları baskılar
  • mutojeniyi ve genetoksisiteyi önler
  • detoksifikasyon enzimlerini etkileştirir
  • serbest radikalleri temizler
  • kanser hücrelerinin apoptosisini hızlandırır ve anjiojenesini engeller
  • kanser yayılımını engelleyerek kanser ilerlemesini önler.

yeşil çay, yeşil çay kalorisi, yeşil çay zararlı mı, yeşil çay yararlı mı, doğadan yeşil çay, yeşil çay faydaları, tiroid için yeşil çay

Yeşil çay düzenli tüketildiğinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır. insanlara nakledilen dokunun bağışıklık sistemince reddedilmesini önler. Diş çürüğü, tartar, ağız kokusunu antibakteriyel özelliği ile önler.

Çayın yapısındaki kateşinlerin kanseri önleme özelliği dışında sindirim sisteminde demirle çözünmeyen kompleksler oluşturarak demirin emilimini önleme gibi olumsuz bir özelliği vardır. Çaya süt veya askorbik asit (C vitamini) ekleyerek veya çayı yiyeceklerle birlikte değilde öğünlerden en az bir saat sonra tüketerek bu etkiye azaltabiliriz.

diyetisyen gözde bulat- gerçek diyetisyenlerDyt. Gözde BULAT

  • Beslenme Uzmanı
  • Profesyonel Yazar
  • Polatlı
klima kadar serin öneriler

Klima kadar serin 10 öneri!

Memorial Ankara Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Funda Uysal Tan, sıcak havalarda sağlıklı uyku için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

  1. Sağlıklı bir uyku için ortamın serin olması önemlidir. Çok güneş alan bir mekanda uyunacak ise gün içinde perdeler kapalı olmalıdır.
  2. Yatmadan önce ortam mutlaka havalandırılmalıdır.
  3. Sıcağa karşı yüksek oranda hassasiyeti olan kişiler klima ve vantilatörün serinletici etkisinden faydalanabilirler ancak uyurken klimanın da uyku modunda olması, doğrudan bu havaya maruz kalınmaması önemlidir.
  4. Vücudu tam destekleyen ergonomik yataklarda yatılması gerekir.
  5. Çarşaf, yastık kılıfı ve pikelerin pamuklu kumaşlardan seçilmesi önemlidir. Sentetik takımlar terlemeyi artıracağı için önerilmemektedir.
  6. Akşam yemeklerinde ağır, yağlı, acılı ve baharatlı yemekler tercih edilmemeli, hafif gıdalar seçilmelidir. Yatmadan 3 – 4 saat önce yeme içme sonlandırılmalı, gece atıştırmalarından uzak durulmalıdır.
  7. Akşam saatlerinde ağır egzersizden kaçınılmalıdır.
  8. Daha sık tuvalete kalkma ihtiyacı uykuyu bölecektir. Sıvı tüketimine çok dikkat edilmelidir.
  9. Çayda bulunan teofilin maddesi uyku bozukluklarına yol açabilmekte, kahve de kafein içeriği ile uykunun kaçmasına neden olabilmektedir. Dolayısı ile çay, kahve, alkol ve sigara kullanımı da uyku kalitesini bozması nedeniyle önerilmemektedir
  10. Elektronik cihazların yatılacak ortamdan uzak tutulması gerekir. Odada kesinlikle televizyon olmamalı, cep telefonları yatağın başucunda bulundurulmamalı, mümkünse gece kapatılmalıdır.
Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/medilife/genel/tr-sicak-hava-uyutmuyor-diyenlere-10-oneri-10-81-74417.html
mide ekşimesi diyetisyen pelin güloğlu

Mide ekşimesi mi?

Mide ekşimesi genel olarak midenin fazla miktarda asit üretmesi nedeniyle oluşur.

Mide ekşimesini önlemek için midenin asit içeriğini artırmamak gereklidir. Bunun için;

  • Kahve, çay gibi içecekleri yemekten hemen sonra tüketmemek,
  • Kafeinden sakınmak
  • Portakal, limon, domates gibi asit içeren besinleri bir süre kısıtlamak,
  • Sigara tüketmemek ya da tüketime ara vermek,
  • Alkollü içkilerden uzak durmak,
  • Gazlı içecekleri tüketmemek,
  • Baharatlı ve acılı besinlerden uzak durmak,
  • Kızartmalardan ve cipslerden uzak durmak,
  • Çikolata ve nane de kişiden kişiye mide rahatsızlığını artırabilmektedir bu nedenle tüketiminde dikkatli olunmasında fayda var.

Sağlıklı günler, sağlıklı hayatlar!

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Pelin Güloğlu

Çisem önel ramazanda beslenme diyet

Ramazanda bu beslenme önerilerine kulak verin!

Bildiğiniz gibi ramazan ayı, Müslüman toplumlar için önemli yer teşkil etmekte ve İslam’ın önemli gerekliliği olarak inananlar bu ayda oruç tutmakla yükümlüdürler.

Bu dönemde beslenme düzenimizde de büyük değişiklikler olmaktadır. Bu süreç içinde bedenimizi de ruhumuzu da doğru beslememiz gerekmektedir.

ramazan, oruç, sahur, iftar, çay, içecek

Peki bu dönemde nasıl mı beslenmelisiniz?

Bu sene Haziran ayına denk gelen ramazan ayında ilk olarak dikkat etmemiz gereken durum günlük su ihtiyacımızı karşılamaktır. Bireysel farklılıklara göre değişmekle beraber günlük ihtiyacımız olan 2 – 2,5 litre suyu iftar ile sahur arasında tüketmemiz gerekir. İftarımızı açtıktan sonra sürahimizi bulunduğumuz odaya getirirsek ihtiyacımız olan suyu alabiliriz. Ayrıca içtiğimiz çay ve kahveleri su olarak düşünmemeliyiz , bunlar diüretik maddelerdir yani vücudumuzundan suyun atılmasını artırırlar.

Günde üç ana öğün tüketmeyi ramazan ayında da devam ettirmeliyiz. İftarımızı iki öğüne bölerek ve sahuru da kahvaltı şeklinde yaparak ana öğünlerimizi tamamlayabiliriz. Bu sayede iftar da bir anda fazla yiyerek midemizde hazımsızlık ve gaz oluşmasını engellemiş oluruz. İftarımızı açarken daha hafif yemekler yemeliyiz buna örnek olarak 1 kepçe çorba, zeytinyağlı sebze yemeğini verebiliriz ,daha sonra ana yemeğe geçmemiz vücudumuzu uzun açlıktan sonra bir anda enerji yüklemesi yapmaktan korumuş oluruz. Ana yemeğimizde günlük almamız gereken protein ihtiyacını karşılayabilmek için et veya tavuk olmasına dikkat etmeliyiz ,bunları kızartmak yerine haşlama veya fırında yapmamız daha sağlıklı olacaktır. Yemek yemeği uyumadan iki saat önce tamamlamış olmamız da uyurken yediklerimizin ağzımıza ekşi bir tat ile gelmesini ve midede yanma oluşmasını engeller.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi de bu ayda unutmamız gerekiyor. Tabağımızda süt grubu, et grubu ,sebze ve meyve grubu, ekmek grubu aynı anda olması gerekiyor. Sağlıklı tabak modelini iftarda ve sahurda uygulamalıyız. Sahura kalkmadan niyetli olmak ihtiyacımız olan enerjiyi yeterli almamıza ve gün içinde vücudumuzu yıpratmamıza yol açar. Sahurda aşırı yağlı ve tuzlu gıdalarda uzak durmalı kahvaltı şeklinde yapmamız bizim için daha yararlı olacaktır. Böylelikle gün içinde susama ihtiyacımızı da azaltabiliriz. İftarda tatlı tüketimine de dikkat etmeliyiz. Porsiyon kontrolü sağlamalı şerbetli tatlılardan kaçınmalıyız. Sütlü tatlı veya meyveli tatlıları seçmemiz bizim için daha faydalı olacaktır.

Beslenme düzenimizde oluşacak olan bu değişiklik hazımsızlık yaratabilir. Bu yüzden daha lifli besin yani kuru baklagil yemekleri, tam tahıllı ekmekler, sebze yemekleri hazımsızlığımıza iyi gelecektir. Kuru incir, kuru kayısı ,kabuğu soyulmadan tüketilebilen meyveler de hazımsızlığımızı gidermekte bize yardımcı olmaktadır.

yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Ramazanda küçük yürüyüşler yapın

İftar yemeklerinden sonra yürüyüşe çıkmayı da ihmal etmemiz gerekiyor. Gün içinde aç kalarak yavaşlayan metabolizmamızı harekete geçirmek için en iyi yol fiziksel aktivitedir. Yaptığımız bu yürüyüş sindirime de yardımcı olacaktır.

Sağlıklı bireyler için oruç tutmak bedeni dinlendirmek adına yararlı olduğu yapılan araştırılmalarda görülmüştür ama kronik hastalığı olan bireyler için ve gebeler için bazı sağlık problemleri yaratabilmektedir. Bu yüzden doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Çisem Önel

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Türk toplumun vazgeçilmezi: Çay

Türk toplumunun vazgeçilmez alışkanlığı olan çayın insan sağlığına ne gibi etkileri var dersiniz? Çay, işlenmiş bitki yapraklarının kaynatılmasıyla veya haşlanmasıyla elde edilen bir içecek türü ve sofralarımızın, muhabbet ortamlarımızın vazgeçilmezlerinden birisidir.

Çay, Camellia sinensis olarak bilinen bitkinin yapraklarından elde edilmektedir. Siyah ve yeşil çayların her ikisi de karşılaştırılabilir miktarda flavonoid içerirler; bununla beraber kimyasal yapıları farklılık göstermektedir.

siyah çay ile ilgili görsel sonucu

Bazı çalışmalar  çayın  antioksidan aktivitesi ile oksidatif enzimlerin aktivitesini baskılayarak arterlerde LDL oksidasyonunu ve plak oluşumunu önleyebileceği, böylece de kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceği göstermiştir.  Çayın hipertansiyon üzerine olumlu etkisinin ise düzenli tüketildiğinde mümkün olduğu düşünülmektedir. Epidemiyolojik ve kohort  çalışmalar özellikle yeşil çay tüketiminin kolon mide, pankreas, mesane, özofajeal kanserlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu bildirmektedir.

siyah çay ile ilgili görsel sonucu

Flavonoidlerin kan kolesterol konsantrasyonunu düşürür. Flavanoidlerin bu etkiyi miseller içerisindeki kolesterol çözünebilirliğini düşürerek ve barsaktan kolesterol emilimini azaltarak gösterdiğini vurgulayabiliriz.

Ayrıca Çay tüketiminin Diyabet riski ile ilişkili olduğu dair Mediterranean İslands (MEDİS) çalışmasında, yaşlı bireylerde çay tüketiminin günde 1 fincan artışının glikoz seviyesinde 5.9 mg/dL düşüş ile ilişkili olduğu göstermiştir.  Aynı çalışmadan diğer faktörler sabitlendiğinde 150mL çay tüketimi %70 daha düşük diyabet riski ile ilişkili bulunmuştur. Çayın diyabet riskinde azalma sağlayan olası etkisinin mekanizması barsak epitelyumda glikoz taşıyıcılarının aktivitelerini engelleyerek diyetle alınan glikoz tutulumunu azaltması diyebiliriz.

Fakat çay tüketimine anne adayları dikkat etmeli neden mi?

Çayla alınan kafein annedenhamile çay ile ilgili görsel sonucu fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980’de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüs
ün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını
bildirmiştir. Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır.

Sağlıkla Kalın…

Tengilimoğlu M., Büyüktuncer Z. Çay ve Sağlıkla İlişkisi , Beslenme ve Diyet Dergisi/ J Nutr and Diet 39 (1-2): 59-65/2011

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Su gereksinimini çayla gidermek mümkün mü?

Yeryüzünde, sudan sonra insanlar tarafından en çok kullanılan içecek çaydır.

Çaydaki kafein oranı, demleme süresine göre değişmektedir. 400 mg/gün‘e kadar kafein alımı orta düzey kafein alımı olarak kabul ediliyor. Bu seviyede kafein alımının kognitif ve bedensel performans ile dikkat ve konsantrasyon için faydalı olduğu da belirtilmektedir.

Avrupa Besin Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından,

Düzenli olarak orta düzey kafein alımının, vücudun su oranını azaltmadığı, aksine artırdığı bildirilmektedir.

Günlük 6 değişime kadar çay tüketiminin bu etkiyi yarattığı belirtilmekte olup, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin beslenme rehberlerinde, vücudun hidrasyonunu yükseltmek için çay önerildiği de görülmektedir.

Çayun içine şeker gibi enerji değeri olan gıda eklenmediği takdirde, çay kilo kontrolünde de etkili olmaktadır.

Çay, kardiovasküler hastalıklar ve diyabet gibi kronik hastalıkların önlenmesinde etkilidir: Kan basıncı ve kan yağ profilinin düzenlenmesi, diş ve kemik sağlığının korunmasındaki olumlu etkileri, hem yeşil hem de siyah çay tüketiminin önemini daha da artırmaktadır.
Kaynakça