Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir

Prof. Dr. Özgür Fırat, “Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen kalıcı başarı sağlayamıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek, dedi.

Ege Üniversitesi () Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Fırat, obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirterek

Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen uzun yıllar kalıcı başarı sağlayamıyorsa, kilo vermeyi başarsa bile verdiği kiloları geri alıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek, dedi.

Fırat, EÜ ile Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Derneği işbirliğiyle düzenlenen obez hastalarla cerrahları bir araya getiren Avrupa Obezite Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, Türkiye’de obez hasta sayısının son yıllarda yeme kültürünün değişmeye başlamasıyla arttığını, artık her 4 kişiden birine obez teşhisi konduğunu söyledi.

Obezitenin dünyada da savaşılması gereken bir çeşit salgın hastalık olduğunu vurgulayan Fırat, “Obezite, sigaradan sonra önlenebilir ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Obeziteden hayatını kaybedenlerin sayısı açlık yüzünden tüm dünyada kaybedilen insan sayısından daha fazla. Artık bazı kanser türlerinin de obeziteyle artış gösterdiğini biliyoruz.” şeklinde konuştu.

Fırat, Sağlık Bakanlığının obeziteyle mücadele konusunda çok önemli çalışmalara imza attığını, açılan obeziteyle mücadele merkezlerinde çok sayıda hastanın bilgilendirilip tedavi edildiğini aktardı.

Obeziteyle mücadele konusunda cerrahi tekniklerin de son yıllarda tercih edildiğine dikkati çeken Fırat, şunları kaydetti:

2003 yılında tüm dünyada obezite cerrahisi olan hasta sayısı 150 bin iken, 2015 yılında bu rakam 450 bini bulmuş durumda. Obez hastalar için ilk tedavi şekli ameliyat değildir. Hastalar yapılan tedavilere rağmen uzun yıllar kalıcı başarı sağlayamıyorsa, kilo vermeyi başarsa bile verdiği kiloları geri alıyorsa böyle hastalara cerrahi seçeneklerin de sunulması gerek. Bilimsel verilere göre seçilmiş hastaların, bu işte uzman ve deneyimli hastane ve sağlık ekipleri tarafından ameliyat edilmesi gerekir.

Etkinlikte, cerrahlar ile obezite hastaları, ameliyathanedeki bir obezite ameliyatını canlı olarak izledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/obez-hastalar-icin-ilk-tedavi-sekli-ameliyat-degildir/1484546

Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Kamu hastanelerinde mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor Özel hastanelerde ise vücut kitle endeksi 30’un üstünde olan kişilere ameliyat olabilecekleri söyleniyor ve telefonla pazarlık yapılıyor. Kilosu 78 olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı olan ve sonra enfeksiyon kaparak 36 yaşında hayata veda eden Özge Şeker, estetik amaçlı operasyonları tartışmaya açtı. Türkiye’deki kadınların %20,9’u erkeklerin ise %13,7’si obez Dünya sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastanelerinde yapılacak mide küçültme ameliyatları için vücut kitle indeksinin 40 ve üzeri olması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise, yan hastalığı bulunan kişilerin vücut kitle indeksi en az 35, yan hastalığı bulunmaya kişilerde ise bu değer 40 ile sınırlandırılıyor. Obezite git gide yayılırken arama motorlarına mide küçültme ameliyatı yazdığımızda birçok reklam karşımıza çıkıyor. Bazı cerrah ve hastaneler de, bu ameliyatları birkaç dakikalık telefon görüşmesinin ardından yapılıp yapılamayacağını söylüyor. Reklamlarda çıkan numaraları aradığımızda telefonu açan doktor veya asistanları vücut kitle indeksi 30’un üstünde olan kişilerin ameliyat olabileceklerini söylüyor. Sınırımız 30 Gaziosmanpaşa’da özel bir hastanede C.O adlı bir cerrahın asistanı olarak görev yaptığını ve isminin A.G olduğunu söyleyen kişiye boyumuzun 172cm, kilomuzun 114 ve yaşımızın da 37 olduğunu söylüyoruz. Vücut kitle indeksimizin 38.5 çıktığını ve ameliyat olmak istediğimizi söylüyoruz. Doktor asistanı, 30’un üstünde mide küçültme ameliyatı olabiliyorsunuz. 38 de gayet uygun. 36 kilo fazlanız var, diyor. Ameliyat için vücut kitle indeksinin en az 40 olması gerekip gerekmediğini sorduğumuz kişi, Öyle bir durum söz konusu değil. Yaşınız müsait. Kronik bir rahatsızlığınız yoksa ameliyat olmanızda hiçbir sakınca yok. İşlem zaten yarım saat kadar sürüyor. Ücreti 12.500₺. Ameliyattan sonra üç günde normal hayatınıza dönebileceksiniz. Doktorumuz da bu işin üstadı. 9 ayda 266 vakaya baktı, diye konuşuyor. Tüp yerine balon İzmir Karşıyaka’da obezite ameliyatları gerçekleştiren T.E adlı bir doktorun asistanı ise önce boyumuzu ve kilomuzu soruyor. Boyumuzun 170 santim kilomuzun ise 90 olduğunu söylediğimiz kişi, daha önce spor ve diyet yapıp yapmadığımızı soruyor. Vücut kitle İndeksiniz 31 çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ameliyat olabilirsiniz. Bizim sınırımız 30. Bu ameliyatın ücreti 16 bin ₺ diyor. Avcılar’da özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı E.O.Y ise, Ameliyat için sınır vücut kitle endeksi 40. Sizinki 33. Size ameliyat olmaz. İsterseniz balon ameliyatı yapalım. Bu operasyonla midenize bir balon koyuyoruz. Bu balonlar ayarlanabiliyor, diyor. Uçana kaçana ameliyat yapmaya çalışıyorlar Bazı cerrahların: Tüp mide ameliyatıyla her şeye son, diyerek bu işin reklamını yapmaya başladıklarını dile getiren Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alper Çelik, şöyle konuştu: Mide küçültme ameliyatı göreceli olarak daha basit olduğu için bazı cerrah arkadaşlarımız tarafından her şeye sonmuş gibi lanse ediliyor ama bu doğru değil. Uçana kaçana mide ameliyatı yapmaya çalışan cerrahlar var. Şeker hastalarına da tüp mide ameliyatıyla diyabete son diye tanıtımlar yapmaya başladılar. Bu doğru değil. Tüp mide ameliyatı düşünüldüğü kadar etkili bir ameliyat da değil. Tüp mide ameliyatlarının uzun dönemdeki sonuçları da o kadar etkili değil. Bu insanlar birkaç yıl iyi gidiyorlar. Daha sonra verilen kiloları geri almaya başlıyorlar. Bir yılda 15 bin mide ameliyatı! Türk Obezite Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Taşkın da Türkiye’de yılda yaklaşık 15 bin mide küçültme ameliyatı yapıldığını belirterek, Bu rakamın içine şeker ameliyatları ve diğer operasyonlar da dahil. Dünyada mide küçültme ameliyatlarında ölüm oranı %o 1 olarak telaffuz edilirken Türkiye’de bu oran %o 5’lere kadar yükselmiş durumda, dedi. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı Özge Şeker’i ölüme götüren ameliyatı yapan Op. Dr. Hasan Erdem, Adli tıp raporu gelmeden açıklama yapmayacak. Erdem’in çalıştığı Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri ise, ölümün resmi makamlarca araştırıldığını ve gerekli raporlar tamamlandıktan sonra açıklama yapacaklarını ifade etmişti. İl Sağlık Müdürlüğü de ölüme dair inceleme başlatmıştı.

Mide küçültme ameliyatları meclisin gündeminde: “Mağdurları dinleyeceğiz”

Obezite cerrahisi ameliyatları üzerindeki tartışma Meclise taşınıyor. Çok sayıda ailenin dilekçeyle başvurduğu TBMM’de konuyla ilgili komisyon kurulacak.

Türkiye’de Obezite cerrahisi ameliyatlarının sayısı her geçen yıl artıyor. 2012 yılında 811 olan sayının 2018 yılının sonunda 20 bine çıkması bekleniyor. Ameliyatların ardından gerçekleşen ölümler tartışmalara neden olurken uzmanlar bu durumdan endişe duyuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Coşkun, düşük kilodaki insanların 5-10-15 kiloluk fazlalıklarını vermek için cerrahi yöntemlere başvurduklarını ancak bu operasyonların vücut kitle indeksi 40 üzerinde ve diyette başarısız olanlara önerildiğini söyledi.

Mide ameliyatlarıyla ilgili Dilekçe Komisyonu’na şikayet yağdı

Ameliyat mağduru çok sayıda aile adalet arayışıyla TBMM’ye başvurdu. Başvuru yapanlardan biri de 27 yaşındaki kız kardeşini kaybeden Gülsüm Elkhatroushi. Gülsüm Elkatroushi kız kardeşi Hatice Elif Kılıç’ı obezite ameliyatında kaybetti. Obezite cerrahisi ameliyatı olan Kılıç’ın kısa süre sonra midesinin delindiği anlaşıldı. Müdahaleler sırasında beynine pıhtı atan genç kız hayatını kaybetti.

“Mağdurları dinleyeceğiz”

Dilekçe Komisyonu Başkanı Belma Satır, çok sayıda başvuru aldıklarını belirterek şunları söyledi:

Bu tedaviyi olmuş ve başarılı olmuş insanları dinleyerek bir de bu tedaviden dolayı mağdur olmuş insanları dinleyerek bir takım yönlendirmeler ve kararlar almayı düşünüyoruz.

Ameliyatlarda ölüm oranı yükseldi

Obezite cerrahisi ameliyatlarında ölüm oranı dünyada on binde 8, Türkiye’de ise bu oran binde 8’e yükselmiş durumdadır.

Medi Magazin
https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-mide-kucultme-ameliyatlari-meclisin-gundeminde-magdurlari-dinleyecegiz-11-681-78671.html
obezite, obezite nedenleri, obezite ile mücadele, obez, obezite vakfı, obez kadın, obezite cerrahisi, Her dört erkekten biri obez, erkeklerde obezite oranı, erkekler şişmanlıyor, türk erkekleri şişmanlıyor,

Obezite cerrahisi: “Kimlere, ne zaman yapılabilir?”

Yapılan cerrahi prosedürler sonucunda ya hastanın besin alımı kısıtlanır (restriktif) ya da besin emilimi azalır (malabsorbtif) ve kişi bu mekanizmalar ile kilo kaybeder.

Bazı cerrahi prosedürlerde ise her iki mekanizma birlikte (kombine) kilo kaybına yol açar. Bir kişiye obezite cerrahisi kararı verebilmek için beden kütle indeksinin 40 kg/m2 ve üzerinde olması gerekmektedir.

Aslında bu bir gereklilikten çok, yapılacak cerrahinin vereceği fayda için risklerini göze aldığımız eşik değerdir. Bu değer bilimsel çalışmalar neticesinde belirlenmiştir. 40 kg/m2 değeri üzerine morbid obezite denilmektedir. Morbid obezite, fazla kilonun artık vücuda verdiği zararların had safhasıdır denilebilir. 40 değerinin ne kadar üzerinde ise sağlık sorunları da o kadar artacaktır. Bu hastalar daha önce cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo verememişse, obezite cerrahisi için birer adaydırlar. Ancak eğer kişide tip 2 diyabet, uyku apnesi, kontrolsüz hipertansiyon gibi obezite ile ilişkili sorunlar varsa, bu sorunlar tıbbi tedavi ve yaşam biçimi değişiklikleri ile kontrol edilemiyorsa, kişi 35 kg/m2 üzerinde bir vücut kütle indeksine sahipse ve daha önce cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo verememişse, bu kişi de cerrahi için adayıdır.

Cerrahi ile amaç kişiyi zayıflatmak, obezitenin kişide oluşturduğu hastalıkları azaltmak, ileride karşılaşabileceği olası obeziteye bağlı hastalıkları önlemek ve neticede kişinin yaşam kalitesini artırmaktır ancak bazı durumlarda yapılacak cerrahi yarardan çok zarar vereceği için bu kişilerde cerrahi yapılmamalıdır. Tedavi edilemeyen psikiyatrik sorunlar, madde bağımlılığı, ileri derecede kalp hastalığı, ciddi kanama hastalıkları ve zeka geriliği gibi durumlarında cerrahi yapılmamalıdır. Cerrahiye karar verirken, endokrinoloji, genel cerrahi, psikiyatri ve kardiyoloji görüşü alınmalı ve ortak görüş ile cerrahi kararı verilmelidir.

Obezitede Tanı ve Tedavi Kılavuzu, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği; 2016.
Obezite cerrahisi gizem nur savacı

Parolamız: “Sağlık ve değişim”

Obezite sağlığı olumsuz etkileyen, yaşam süresini kısaltan, önemli sağlık problemlerine yol açan vücut yağlarının aşırı artmasıyla karakterize patolojijk bir durumdur.

Birçok çalışma vücut kütle indeksi (VKİ) oranının, hayatı tehdit eden hipertansiyon, diyabet, ateroskleroz, uyku apnesi, osteoartrit gibi komorbid hastalıklarla güçlü ilişkili olduğunu göstermiştir ayrıca kanser riski (meme, kolon, uterus, akciğer, prostat gibi) ve erken ölümlerle de ilişkili bulunmuştur.

Diyabetli bireylerin %90’ı aşırı kilolu!

Obezite, Tip 2 diyabet için öncelikli risk faktörüdür ve şeker hastalarının neredeyse %90’ı aynı zamanda aşırı kilolu ve obez olarak tabir edilen vücut kitle indeksi normal sınırların üzerinde olan kişilerdir. Şeker hastalığı gelişme riski, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişilerde çok daha fazladır. Obez bireylerde ağırlık kaybının tip 2 diyabet (şeker hastalığı) görülme riskini önemli şekilde düşürdüğü bilimsel çalışmalarda da gösterilmiştir. Ciddi sağlık sorunlarına neden olan obezitenin önlenmesi neden olduğu kronik hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde (% 25), kadınların ise yarıya yakınında (% 44) obezite sorunu olduğu tespit edilmiştir. Bu oran 10 yıl önce çok daha az iken, günümüzde erkeklerde iki kat artmış; hatta 50 yaş üzeri kadınlarda da % 40’tan az iken, % 50’ye yükselmiştir.

obezite hakkında gerçekler

Enerji değeri yüksek olan besinler obeziteyi tetikliyor

Sol yıllarda hayat şartlarının düzelmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, yani daha yüksek kalorili besinler ile beslenme ve alkol tüketimi gibi faktörler obezite oranında artışa neden olmuştur. Özellikle genç yaşlarda obezitenin getirdiği tıbbi ve sosyal sorunlar, hastaları diyet dışı yöntemler arayışına sokmuştur.

Morbid obez kişilerin sadece % 2-3’ü diyet ve egzersiz programıyla kilo verip, ideal kilolarında kalabilmektedir. Geri kalan kısım ise gerek kişisel sebeplerden gerekse kilo fazlalarından dolayı başarısız olmaktadır. Aynı zamanda obezite cerrahisinin özellikle son beş yılda gelişim kaydetmesi, komplikasyon oranlarının düşmesi de bu tercihlerde etkili olmuştur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Obezite cerrahisi, içinde diyetisyenin de olduğu bir ekip işidir

Obezite cerrahisinin başarı oranı deneyimli ve eğitimli ellerde çok daha yüksektir ancak hem tüp mide ameliyatları sonrası hem de bypass ameliyatları sonrası hastalarda geri kilo artışı gözlenebilmektedir. Unutulmamalıdır ki morbid obezite tedavisinde cerrahi operasyon işin sadece başlangıç aşamasıdır. Obezite cerrahisinin başarısında, hastanın yeni yaşam tarzını benimsemesi, bariatrik ve metabolik cerrahi uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı ve ekiplerinin gözetiminde kontrollerine devam edilmesi, ameliyat sonrasında sağlıklı ve dengeli beslenmesi için oluşturulan beslenme programına uyması, gerekiyorsa uzman doktorun belirlediği besin, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli olarak kullanması, spor ve egzersizi yaşam şekli haline getirmesi büyük önem taşımaktadır. Obezite cerrahisinden sonra uygulanacak olan beslenme programları bir diyet gibi görülmemeli, edinilecek bu sağlıklı beslenme alışkanlıkları bundan sonraki yeni yaşam biçimi olarak düşünülmelidir.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Obezite kader değil

Prof. Dr. Mihmanlı, obezitenin bir kader olmadığını, mutlaka bir hekim desteğiyle fazla kilolara uygun tedavi alınabildiğini ve bunlardan kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayarak,

Piyasa şarlatanlıklarını gördüğümüz gibi obeziteyi ortadan kaldıracak mucize formüller veya mucize yiyecekler yoktur. Bir kişi örnek gösterilerek yapılan şarlatanlıklara kendimizi kaptırmamalıyız. Vücut Kitle indeksi 35’e kadar olanlar sağlıklı beslenme ve düzenli hayat ve spor yaparak zayıflayabilir, sağlıklı olarak yaşayabilirler, değerlendirmesinde bulundu.

Ancak vücut kitle indeksinin 35’i aştığında işlerin epey zorlaştığını, obeziteye yandaş hastalıkların eklendiğini dile getiren Mihmanlı, bu kişilerin obezite cerrahisi için aday hastalar olduğunu kaydetti.

Mihmanlı, bu anlamda birden fazla ameliyat yöntemi olduğuna işaret ederek, ameliyat seçerken, hastanın kilosu, yaşı, varsa diyabeti ve tansiyon hastalığı gibi durumların göz önünde bulundurulduğunu anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

Tüm ameliyatları laparoskopik yöntemle gerçekleştiriyoruz. Hastalar, tüm kan tetkikleri yapıldıktan sonra endokrinoloji uzmanımızın değerlendirmesinden geçiyor. Cerrahiye onay verildiği takdirde cerrahi sürecini başlatmaktayız. Ameliyatta obezite cerrahisine uygun dizayn edilmiş alet ve cihazları, obezlere göre alınmış malzemeler kullanmaktayız. Burada daha öncede belirttiğim gibi tüm obezite ameliyatlarını yapabiliriz. Ancak hastalarımız son zamanlarda tüp mide ameliyatını tercih etmektedir.

Bu ameliyat da midenin büyükçe bir bölümü çıkarılarak mide bir tüp haline getirilmektedir. Böylece hastalar çok az gıda aldıklarında doymakta ve daha güzeli açlık hissetmemektedirler. Hastalar ameliyat bittikten 6-7 saat sonra ayağa kaldırılmakta ertesi gün veya ikinci gün kalan midenin filmi çekilmekte ve üçüncü gün taburcu edilmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu hastanelerinde yapılan bu ameliyatların tüm masraflarını karşılamaktadır. Bunun için onaylanmış ameliyata gerek olduğu raporu gerekmektedir…

en çok kazanan meslekler, sağlıkta en çok kazanan meslekler, maaşı en yüksek işler, doktor maaşları,

Obezitede “cerrahi” tedavi

Obezitede cerrahi yaklaşım temelde ikiye ayrılır…

Bariyatrik cerrahi

Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon vb. yöntemleri kullanılır.

Rekonstrüktif cerrahi

Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır. Bu tedavi estetik ağırlıklıdır ve eğer hasta obezite tedavisinin gereklerini yerine getirmezse yağ birikimi tekrar gerçekleşmektedir.

Bariatrik cerrahi günümüzde giderek yaygınlaşan yöntemlerden birisidir

Bariatrik cerrahi, uzun vadede bariatrik ameliyatın sonuçları genelde konvansiyonel yöntemlerle alınanlardan önemli derecede daha iyidir.

Ayrıca, bariatrik ameliyatın en önemli faydaları arasında obezite ile ilişik hastalıklarda azalma ve yaşam kalitesinde algılanabilir düzeyde yükselme sayılabilir. Bu yazıda başta, ameliyat seçenekleri ve ameliyat verisi, bariatrik ameliyatın etkileri, komplikasyonlar, ameliyat kriterleri olmak üzere kontrendikasyonlar, ameliyata hazırlık, bariatrik ameliyat sonrası yönetim, ameliyattan sonra takip ve temel sağlık bakımında takip gibi konularla ilgili bir kaç kaynaktan derlediğim dosyayı dikkatinize sunmak istiyorum.

Gastrik bypass kilo kaybı için en yaygın uygulanan operasyondur. Vücut kitle endeksi (BMI) 40 kg/m2’den büyük olan hastalar ve obezite ile ilgili hastalıkları olanlar için ameliyat tedavide bir seçenek olarak düşünülebilir. Ameliyat ayrıca, obezite birden fazla ilişikli hastalık ile bağlantılı ise ya da sadece şiddetli diyabet varsa BMI 35-40 kg/m2 arasında olan hastalar için de düşünülmelidir.

obezite, elma, hamburger

Ameliyat seçenekleri: Gastrik bypass

Gastrik bypass bariatrik ameliyat prosedürü içinde eğer başka bir prosedürü seçmek için nedenler yoksa ilk seçenektir. Nerdeyse bütün mide, duodenum ve proksimal ince bağırsağın yaklaşık 1m bypass edilir. Yiyecek midenin üst tarafından, ince bağırsağın komünal kısmında safra ve pankreatik sularla karıştığı ince bağırsağa doğru ilerler.

Gastrik bypass bir laparoskopik prosedür olarak sürdürülür ve ameliyat deneyimli bir cerrah için yaklaşık bir buçuk saat sürer. Normal endoskopik prosedürler ya da akse karşılaştırma çalışmaları ya da mide, duodenum ya da safra veya pankreas yolunu görüntüleme ameliyattan sonra yapılamaz. Gastrik bypass ameliyatı geri döndürülemez ve üst sindirim sisteminin normal anatomisini yeniden yapılandırmak mümkün değildir.

obezite hakkında gerçekler

Gastrik bantlama nedir?

Mide duvarına eklenmiş bir enjeksiyon kanalına (rezervuar) birleştiği bir bağlantı tüpü vardır. Bantın sıkılığı rezervuardaki sıvının azaltıp artırılmasıyla ayarlanabilir. Mideyi de içine alan diğer cerrahi seçeneklere göre uzun vadede elde edilen kilo kaybı oldukça düşüktür.

obezite hakkında gerçekler

Tüp mide ameliyatı nedir, nasıl yapılır?

Prosedür laparoskopik olarak gerçekleşir ve midenin geniş bölümü alınır. Açık durumdaki dikey kenarlar boru şeklindeki tüp bırakılarak birleştirilir. Yiyecek normal olarak midenin içinden duodenuma doğru ilerler.

Kalan gastrik tüpün 100–200 mL arasında bir hacmi vardır yani sadece tüketilebilen besinlerin miktarı ameliyattan etkilenecektir. Uzun vadeli sonuçlar henüz belli değildir. Birkaç yıl boyunca yapılan takipler sırasında kilo kaybı sonuçları nerdeyse gastrik bypass ameliyatı sonuçları kadar başarılı olmuştur.

Neden kilo veremiyorum?, kilo verememe nedenleri, kilo verememe sebepleri, zor kilo vermek, kiloyu zor vermek, kilo verme zorluğu, insülin direnci kilo vermeyi engelliyor, kilo verirken dikkat edilecekler, kilo verdiren diyet, kilo verdiren gıdalar

Diğer cerrahi seçenekler

Gastroplasti mideye dikey olarak yerleştirilen cerrahi zımbalarla ufak bir çıkışla boşalan küçük eğrilik boyunca ufak bir torba yaratılarak gerçekleşir, Ameliyat bugün nadiren yapılmaktadır.

Ameliyat verisi: Hastalar deneyimli cerrahların bulunduğu yüksek volümlü merkezlere sevk edilmelidir. Hasta sayısı ileriki yıllarda artmaya devam edecek görünüyor. Komplikasyon oluşmadığı durumlarda hasta ameliyattan 3 – 4 gün sonra taburcu edilir. Muhtemel komplikasyonların tedavisi kadar ameliyat öncesi ve sonrası uzman kliniklere yapılan viziteler, çeşitli incelemeler de ameliyat maliyetine eklenir.

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Bariatrik ameliyatın etkileri

Bir kişi için ameliyat olmadan eşit miktarda kilo kaybı mümkün olsa da uzun vadede kilo kaybı düşünüldüğünde bariatrik ameliyat konvansiyonel yöntemlerden önemli derecede daha etkilidir.

Ameliyatla elde edilen kilo kaybı ölüm oranını az miktarda azaltır. En büyük faydaları arasında obezite ilişikli hastalıkların azalması ve fark edilecek biçimde yaşam kalitesinin artması sayılabilir.

Diyabeti olan hastaların büyük çoğunluğunda kilo kaybının kan şekeri değerleri üzerinde normalize edici bir etkisi olur ve ameliyat edilmiş hastaların, aynı kilodaki kontrol grubuyla karşılaştırıldığında yalnızca küçük bir bölümünde yeni diyabet vakası teşhis edilir.

Bariatrik ameliyat sonrasındaki kilo kaybı vakaların %50’sinde lipid değerlerin normalize olması, uyku apnesi kürü, antihipertansif maddelere ve astım ilaçlarına ihtiyaçta azalma ve ruh halinde düzelmeyle sonuçlanır. Doğurganlık genç kadınlarda artabilir.

Bariatrik ameliyatı komplikasyonlar

Ameliyat sırasında ölüm oranı %0.5’in altındadır ama oran şiddetli obez ve yaşlı hastalarda daha yüksektir. Karın boşluğunu etkileyen her türlü cerrahi işlem sonrasında fazla kilolu hastalarda, normal kilolu hastalara göre alt ekstremite venöz tromboz ve ardından akciğer embolisinin yanı sıra yara ve akciğer enfeksiyonu ihtimali daha yüksektir.

%3 oranında dikiş yerlerinde kanama veya sızıntı sebebiyle ameliyatın hemen tekrarı gerekebilir. Bununla beraber hastaların büyük bölümü ameliyat sonrası periyot sırasında kanamanın kontrol altına alınması için endoskopik yapıştırma ya da dikişe ihtiyaç duyabilir. İyileşmede gecikmeye sebep olan çeşitli anlık cerrahi komplikasyonlar hastaların yaklaşık %10-20’sinde görülür.

Hastaların yaklaşık %10-20’si daha sonraki aşamalarda cerrahi müdahaleye gerek duyabilir (örneğin dikiş hattı stenoz dilitasyonu ya da kanal alanında fıtık tedavisi). Son olarak hastaların yaklaşık %10’unda sonuçlar komplikasyon ya da yetersiz kilo kaybı sebebiyle tatmin edici değildir.

Bariatrik ameliyatı için kriterler

Obezite süresi 5 yıldan fazla olmalıdır. Hasta yaşı 20 ile 60 (65’e kadar) arasında olmalı.

Bariatrik ameliyata ilişkin genelde bu yaş grubuyla ilgili konular incelenir. Üst yaş limiti esnektir ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır. BMI=40 kg/m2 üstünde, obezite özellikle diyabet, CPAP terapisi gerektiren uyku apnesi, ilaçla tedavi edilen hipertansiyon ya da şiddetli lower limb osteoartrit gibi ilgili hastalıklarla bağlantılı ise.

Obezite sadece şiddetli diyabet ya da birden fazla ilgili hastalık ile bağlantılı ise ameliyat ayrıca BMI 35–40 kg/marasındaki hastalar için de düşünülebilir. Ameliyat öncesinde profesyonel, konvansiyonel obezite tedavileri uygulanmalıdır (genellikle bir kilo yönetimi grubunda en az 10 seans) ve bu yöntemlerin etkili olmadığından emin olunmalıdır.

Hasta ayrıca ameliyatın gerektirdiği yeme alışkanlıklarını değiştirebilmeli ve mental olarak yeni, değişmiş imajına adapte olabilmelidir.

Bariatrik ameliyatı için genel uygunluk

  • Kontrendikasyonlar
  • Şiddetli yeme bozukluğu
  • Obezitenin aşırı alkol alımıyla devamı.
  • Ciddi sistemik hastalıklar (örneğin karaciğer sirozu, renal bozukluk, kanama ya da enfeksiyon riskini artıran hastalıklar ve ciddi kalp hastalıkları)
  • Üst sindirim borusunu etkileyen hastalıklar
  • İstikrarsız psikiyatrik durum
  • Antienflamatuar ilaçların düzenli kullanımına ihtiyaç duyma

Sıkı bir tedavi ile geçici olarak da olsa hasta kilo kaybedemiyorsa uygundur.

Bariatrik ameliyatı için hazırlık

Bir hastanın bir kilo kaybı prosedürüne uygunluğu genellikle bir bariatrik doktor ya da özel bir bariatri takımı tarafından değerlendirilmelidir.

Eğer hasta ameliyat kriterlerini karşılıyorsa ve kontrendikasyonlar yoksa, üst sindirim borusunun durumunu incelemek için gastrokopi yapılır. Bazı durumlarda karaciğerin büyüklüğünü anlamak için ultrason incelemesi yapılır. Eğer helikobakteri pilori enfeksiyonu gözlenmişse eradikasyon terapisi uygulanmalıdır.

Terapinin başarısı kontrol edilmelidir. Ameliyat öncesi kilo kaybı karaciğerin yağ oranını ve büyüklüğünü azaltır. Çok düşük kalorili diyetler (VLCD) genelde ameliyat öncesi kilo kaybı için uygulanır. En uygun cerrahi seçeneğin hangisi olduğu genelde tedavi eden doktor ile operatör doktor arasında karar verilir.

obezite, obezite nedenleri, obezite ile mücadele, obez, obezite vakfı, obez kadın, obezite cerrahisi, Her dört erkekten biri obez, erkeklerde obezite oranı, erkekler şişmanlıyor, türk erkekleri şişmanlıyor,

Bariatrik ameliyatı sonrası yönetim

Ameliyat sonrası anastomotik sızıntı olmadığı bir kontrast çalışma ile teyit edilirse hasta berrak sıvılar alabilir.

Eğer komplikasyon oluşmazsa ameliyattan 3 – 4 gün sonrasında hasta taburcu edilebilir. Hali hazırda devam eden terapilerin (antidiyabetik ilaçlar, antihipertansif ilaçlar, diyüretikler) değişmesi gerekir.

En büyük ve en hızlı değişiklik antidiyabetik yönetim ile ilgilidir, özellikle ameliyattan sonraki azalan insülin ihtiyacından dolayı. İlk iki hafta içinde hasta, yarı sıvı bir diyet uygular (örneğin: meyve suyu, çorba, meyve püresi, püre çorba püresi, yoğurt). Yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır (2.000 ml/gün).
İki haftanın ardından hasta yarı katı ve yumuşak yiyecekler yemeye başlayabilir (örneğin: lapa, muz, fırında balık, kıyma), ameliyatın üzerinden 4 hafta geçtikten sonra ise dengeli, sağlıklı bir diyete geçilmelidir. Hastadan her zaman iyi çiğnemesi ve yavaş yemesi istenmelidir. Yemesi zor yiyecekler arasında taze ekmek ve hamur işleri, makarna, ızgara tavuk, ton balığı, haşlanmış yumurta, tahıllar, sebzeler ve meyve kabuğu yer alır. Bunlar ilk aşamada kesinlikle tüketilmemeli, diyete geçtikten sonra ise iyi çiğnenmelidirler.

Ameliyat sonrasında yeterli protein alınmalıdır, önerilen minimum günlük miktar 60–120 gramdır. Ameliyat sonrasında uygulanan diyette yeterli vitamin ve koruyucu besinler absorbe edilemeyecektir. Ayrıca gastrik baypas, kalsiyum ve demirin yanı sıra D ve B12 vitaminlerinin absorpsiyonunu etkileyecektir.

Ameliyattan sonra kalsiyum ve D vitamini içeren karışımlar kadar multivitaminler de almalıdır. Bu karışımlar için ihtiyaç yaşam boyudur. Eğer B12 vitamini yetmezliği görülmüşse tabletlerle (gün 1 mg) ya da intramüsküler enjeksiyonlarla (her 3 – 4 ayda bir 1 mg). Eğer bariatrik ameliyat geçirmiş hasta kusuyorsa tiyamin (B1 vitamini) yemezliği olasılığı düşünülmeli ve eğer varsa intravenöz takviye verilmelidir. (50-100 mg/gün)

obezite hakkında gerçekler

Bariatrik ameliyatından sonra takip

Operatör doktor genelde hastayı ameliyattan bir ay sonra ayakta tedavi veren bir klinikte ameliyat sonuçlarını değerlendirmek için görür. Bunu daha sonra bariatrik doktorunun 12 – 24 ay arasında yapacağı kontroller takip eder.

Kilo kaybı, sıvı dengesi ve vitamin takviye terapisinin yeterliliği bu kontroller sırasında değerlendirilir. Hasta kilo kaybetmeye devam ettikçe alt abdomeninde, kasık ve üst kollarda sarkma ve deride katlanma gerçekleşir ve bunların yok edilmesi için mümkün olan plastik cerrahi ameliyattan 12-24 ay sonra değerlendirilmelidir.