yürüyüş diyet detoks spor yürüme

Düzenli fiziksel aktivite diyabet, kalp ve inme riskini azaltıyor!

Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, düzenli fiziksel aktivitenin, diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır gibi hastalıkların riskini % 40-60 arasında azalttığının uluslararası bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hareketsizliğin tüm dünyada sessizce büyüyen bir salgın haline geldiğini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından fiziksel aktiviteye ilişkin 168 ülkede 1,9 milyon kişinin katıldığı 358 çalışmayla, yıllar içinde fiziksel aktivite düzeyinin ele alındığını belirten Yıldız, analizin Lancet Global Health Dergisi‘nin bu ayki sayısında yayımlandığını ifade etti.

Yıldız, analizde dünyada 1,4 milyar kişinin yeterince hareket etmediği ve bu nedenle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser başta olmak üzere kronik hastalık risklerinin arttığının ortaya konduğunu anlattı.

Kadınlar daha hareketsiz

Analizin sonuçlarına göre, her 3 kadın ve her 4 erkekten biri sağlıklı kalmak için gerekli fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor.” bilgisini veren Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

Dünyada Delhi, Bangkok ve Sao Paolo gibi bazı büyük şehirlerde sadece işe gidiş gelişte oturarak geçirilen süre günde ortalama 4 saat. Yüksek gelirli ülkelerde hareketsizlik oranları daha fazla iken tüm ülkelerde gelir düzeyinden bağımsız olarak kadınların daha hareketsiz olduğu gözleniyor. Hareketsizlik ile birlikte obezite görülme sıklığı da artıyor. Dünyada fazla kilolu ve obez sayısı erişkinlerde 2 milyar, çocuk ve ergenlerde 380 milyonun üzerinde.

Prof. Yıldız, araştırmalara göre, hareketsizliğin koroner kalp hastalığı vakalarının % 6’sının, tip 2 diyabet vakalarının % 7’sinin, meme ve kolon kanseri vakalarının % 10’unun gelişiminden sorumlu olduğunu ve tüm dünyada her yıl 3,2 milyon ölüme yol açtığını belirtti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 27 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği Yüksek Düzey Toplantısı’nda diyabet, kalp, akciğer hastalıkları ve kansere bağlı erken ölümlerin engellenmesini ele aldığını kaydeden Prof. Yıldız, bu konuda “fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesi” başlığının öne çıktığını anlattı.

Küresel Fiziksel Aktivite Eylem Planı uygulanmalı

2018-2030 Global Fiziksel Aktivite Eylem Planı’nın uygulanabilmesinin Dünya Sağlık Örgütünce önemli olduğunun vurgulandığını anlatan Yıldız, “Bu plan, hareketsizliği 2025’te % 10, 2030’da % 15 azaltabilmek için tüm ülkelerde aktif toplum, aktif çevre, aktif insanlar ve aktif sistem şeklinde dört stratejik hedef içeriyor.” diye konuştu.

Yıldız, hareketsizliğin yaşlı erkeklerde ölüm riskini sigara, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolden daha fazla artırdığına işaret ederek, “Uluslararası bilimsel çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin diyabet, kalp hastalığı, inme, hipertansiyon, meme ve kolon kanseri ile alzaymır hastalığı riskini % 40-60 arasında azalttığını ortaya koyuyor.” dedi.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteyi artırmak için önerilerde bulunduğunu aktaran Yıldız,

Çocuklar, her gün 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite beraberinde haftanın en az 3 günü kas ve kemikleri güçlendirmeye yönelik hareketler, erişkinler ise haftada en az 150 dakika orta şiddetli ya da 75 dakika yüksek şiddetli fiziksel aktivite, haftada 2 veya daha fazla kas güçlendirici hareketler yapmalı, bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Yıldız, fiziksel aktivitenin spor, hobi ve ev işleri, oyun, ulaşım, alışveriş, temizlik ve merdiven çıkma gibi günlük hayat aktiviteleri şeklinde de olabileceğini belirterek, sağlıklı yaşam için günlük yürüyüşlerin önemine dikkati çekti. İnsanın yaşamı boyunca yaklaşık 100 bin km yol yürüdüğünü, bunun dünyanın etrafında 3 tur atmaya denk geldiğini anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

Çalışmalar bir dakikalık yürüyüşün insan ömrünü 1-2,5 dakika arasında uzattığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam için her gün yarım saat tempolu yürüyüş yapmayı öneriyoruz. Çünkü, günlük 30 dakika yürüyüş kalp ve akciğerlerin çalışmasını güçlendirir, metabolizmayı hızlandırır, istirahatte dahi daha fazla kalori harcanmasını ve yağ yakımını sağlar, kişiye kendini daha iyi hissettirir, beynin çalışmasını kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır, kemikleri güçlendirir, cildi daha sağlıklı yapar. Ayrıca, nikotin, alkol, kafein ve ilaç gibi bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/duzenli-fiziksel-aktivite-diyabet-kalp-ve-inme-riskini-azaltiyor/1270464
trans yağ yoktur, trans yağ nedir

Trans yağ hakkında gerçekler

Yaşam şeklindeki pek çok gelişme, özellikle gelişmiş ülkelerdeki insanlarda bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Bu sağlık sorunlarının başında kardiyovaskuler kalp hastalığı gelmekte ve pek çok gelişmiş ülkede en önemli ölüm nedeni olarak yer almaktadır. Bu sebeple kardiyovaskuler kalp hastalığına yakalanma riski faktörlerini kontrol altına alma, hastalığı önleme uygulamalarında başlıca unsurdur. Yağ alımı ile kanser arasındaki ilişki hala kanıtlanamamış olsa da; insan beslenmesinde kullanılan yağlar sağlık uzmanları ve halk tarafından her zaman merak konusu olmuştur. İnsan beslenmesinde kullanılan yağların sadece miktarı değil, özelliği de oldukça büyük bir önem arz etmektedir.

Son yıllarda yağların yapısı incelendiğinde sağlığa zararlı olduğu bilinen doymuş yağ asitlerinin yanı sıra trans yağ asitlerinin de sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedilmektedir.

Trans yağ asitleri, çok eski çağlardan beri insan beslenmesinde yer almaktadır. Çünkü geviş getiren pek çok hayvanın süt ve etine ait yağında doğal olarak az miktarda da olsa bulunur. Trans izomeriye doğada çok ender olarak rastlanmaktadır. Fakat hidrojenasyon ve rafinasyon gibi bazı işlemler bu tip izomeroluşumuna neden olabilmektedir.

trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucuGünümüzde, özellikle toplum sağlığının önemini kavrayan ülkelerde yapılan pek çok araştırma sonucunda, kısmi olarak hidrojenize edilmiş yemeklik margarin ve şorteningler, hazır yiyecekler(fast food, aburcubur vs.) ve unlu mamulleri gibi gıda maddelerinde yüksek miktarda bulunan trans yağ asitlerinin pek çok hastalığa neden oldukları farkına varılmaya başlanmıştır. Özellikle ticari olarak üretilen gıda maddelerinin dayanıklılığını oksidasyona karşı arttırmak amacı ile yüksek sıcaklık ve basınçta yağların kısmi hidrojenasyonu sonucu oluşan trans yağ asitlerinin sağlık üzerine etkileri araştırıldığı zaman, kalp sağlığına olumlu etkileri bulunan HDL( yüksek dansiteli lipoprotein) miktarını düşürdüğü, zararlı etkileri bulunan LDL (düşük dansiteli lipoprotein) miktarını yükselttiği saptanmıştır. Bunun yanı sıra, trans yağ asitlerinin kanser, obezite, alzeimer ve fetal gelişim bozukluğu konusundaki olumsuz etkileri de tartışılmaktadır.

trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucuÖzellikle gelişmiş ülkelerde tüketilen yiyecek gruplarına bağlı olarak, günlük diyetteki oranı hayli fazla olan trans yağ asitlerinin miktarını düşürmek için FDA, FAO, WHO gibi sağlık örgütleri tüketicilere mümkün oldukça trans yağ asiti içeriği düşük gıdaları tercih etmeleri hakkında tavsiyelerde bulunmaktadır.

1990’lı yıllardan bu yana olumsuz etkileri araştırılan trans yağ asitlerinin alımında düşüş olduğu zaman koroner kalp hastalığından ölenlerin sayısının azaldığı görülmekte olup; özellikle Amerika’da koroner kalp hastalığından ölenlerin sayısında trans yağ asitlerinin etkisinin önemli düzeyde olduğu, yapılan araştırmalarda trans yağ asiti miktarının günlük enerji yüzdesinde % 2-4 oranında bir düşüşün koroner kalp hastalığı sebebi ile ölen yıllık 20 000 kişi sayısında %23 oranında (4600 kişi) bir azalma olduğu tespit edilmiştir.

11 Avrupa ülkesinde yağ aspiratları kullanılarak yapılan çalışmada kolorektal kanser oluş derecesiyle trans yağ asidi ile bağlantısı araştırılmıştır. Trans yağ asitleri ile kolorektal kanser oluş derecesi arasında güçlü bir bağlantı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar özellikle orta yaş ve üzeri insanların hafızalarını kaybetmelerine sebep olan alzeimer hastalığı ile trans yağ asiti miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğu, hatta trans yağ asitlerinin alzeimer hastalığını desteklediğini belirtmiştir. Trans yağ asiti alımındaki % 20 lik bir artış alzeimer olma riskini 4 kat arttırdığı öne sürülmüştür.

kalp damar ile ilgili görsel sonucuTrans yağ asitleri hangi besinlerde bulunur, sorusuna baktığımızda çok geniş yelpazede bir suçlu besin profili gözümüze çarpmaktadır. Tereyağı en önemli trans yağ asidi kaynağıdır. Ülkemizde tereyağları yaklaşık yüzde 8 civarında trans yağ asidi içerir. Dünyada hemen tüm ülkelerde etiketlerde hazır paket ürünlerin trans yağ asidinin yüzde 1’in altında olması ve trans yağ içermediğinin de belgelenmesi gerekmektedir. Bu kurala göre tereyağı ciddi tehlike saçan bir yağ çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında hayvansal besinlerin görünen yağları da ciddi trans yağ asidi içerir. Mesela tavuğun derisi ve jelimsi olan yağları, kırmızı etin beyaz görünen yağ formu, balık derisi ciddi trans yağ asidi içermektedir.

Bunun dışında; yüksek yağ içeren hazır fırınlanmış besinlerde de yüksektir: hazır gofret, hazır kek, hazur kurabiyeler, krakerler gibi tüm karbonhidratlı yiyecekler. Sebzelerin, etlerin yağda kızartılması da trans yağ asitleri oluşumuna neden olur.

 Trans Yağlardan Kurtulmak ve Kalp Sağlığınızı Korumak için

  • Omega 3 içeriği bakımından zengin olan deniz ürünlerini, haftada en az 4 kere en az 150 gram yemeye özen gösterin.
  • Trans yağlar içeren hazır kurabiye, kek, kraker, gofret gibi besinleri hiç tüketmeyin.trans yağ asidi ile ilgili görsel sonucu
  • Tereyağından, hayvansal ürünlerin beyaz görünen yağlarından ve derilerinden uzak durun.
  • Tam tahıllı ekmek, bulgur, kepekli erişte ve kuskus tüketin.
  • Bol taze iyi yıkanmış mevsime uygun sebze ve meyve yiyin.
  • Besinleri kızartmaktan vazgeçin.
  • Kuru baklagiller ve kuruyemişleri haftanın 3 günü mutlaka günlük beslenmenize ekleyin.
  • Tuzu azaltın.
  • Porsiyonlarınızı küçültün.
  • Bunun için evinizdeki tabak, bardak ve kaşık ölçülerinizi kontrol edin
  • Daha az sıklıkta hazır veya fırında işlem görmüş tatlı yemeye özen gösterin.

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: