Önemli diyetisyen

Yüksek protein ve yağ tüketimi içeren diyetlere dikkat!

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı bir yaşamın ön koşullarından birinin doğru beslenme alışkanlığı olduğunu söyledi.

Yüksek protein ve yağ tüketimini içeren ketojenik diyetlerde, toplam yağ ve doymuş yağ alımının sağlık otoriterlerince belirlenen önerilerden 2-2,5 kat daha yüksek olduğunu ifade eden Özel, şöyle konuştu:

Yüksek protein ve yağ içeren diyetler, kardiyovasküler hastalıklar, böbrek ve kemik eklem hastalıkları riskini artırır. Bunun yanında karbonhidratlardan ciddi şekilde kısıtlı olmaları kişilerde halsizliğe neden olur. Genel olarak ketojenik diyetlerin çok katı sınırlamalarının olması kişilerin diyeti tamamlamalarını ve uzun vadede kullanımını zorlaştırır. Diyete başlanılan ilk zamanlarda fazla miktarda ağırlık kaybı görülür ancak bunun büyük bir çoğunluğu vücuttan su kaybıyla gerçekleşir. Kaybedilen suyun yerine konmaması baş ağrısı, cilt kuruluğu, hatta böbrek yetersizliğine neden olabilir. Bu diyetlerde tam tahılların, sebze ve meyvelerin çok az bulunması kabızlık şikayetine, uzun dönemde ise vitamin ve mineral yetersizliklerine neden olur.

Prof. Dr. Özel, popüler diyetlerden biri olan detoks diyetinin vücuttan toksinlerin temizlenmesini ve hızlı ağırlık kaybını vadettiğini belirterek,

Ancak bilimsel gerçek toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan sistemin karaciğer ve böbrekler gibi organlarımız olduğunu göstermektedir, dedi.

Yalnızca sebze ve meyve sularıyla beslenilmesinin ihtiyaç duyulan protein, yağ asitleri, bazı vitamin ve mineraller gibi birçok besin ögesini karşılamadığını söyleyen Özel, Detoks diyetleri, çok düşük enerji içerikli olmaları nedeniyle kısa sürede ağırlık kaybı sağlasa bile bireyin günlük yeme alışkanlıklarına dönmesi ile kaybedilen ağırlık kısa sürede fazlasıyla geri alınır. bilgisini verdi.

Bir diğer popüler diyet uygulamalarından aralıklı açlık diyetlerine ilişkin de Özel, şunları belirtti:

Haftanın beş günü enerji kısıtlaması yapmadan beslenmeyi haftanın diğer iki günü çok düşük enerji alımını önermektedir. Aralıklı açlık diyetlerinin bir diğer türü de ise günde yalnızca sekiz saat beslenilmesi diğer on altı saatte besin alımının olmaması ilkesine dayanmaktadır. Aralıklı açlık diyetlerinin ağırlık kaybını sağlamada etkili olabileceği öne sürülse de bilimsel çalışmalar, aralıklı açlık diyetlerinin enerjinin kısıtlandığı diğer diyetlerden bir üstünlüğü olmadığını göstermiştir. Aralıklı açlık diyetleri uzun vadede birçok insan için sürdürülebilir olmamakla birlikte yaş, sağlık durumu ya da yaşam tarzına bağlı uzun açlık durumunun olumsuz etkileri de bulunmaktadır.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/populer-diyetler-hasta-edebilir-uyarisi/1497300
Diyetisyen Beyza Köse

Diyetisyen Beyza Köse: “Filizlenen patates öldürebilir”

Doğru koşullarda saklanmayan patates, yeşillenip filizlendiği zaman zehirleyerek ölüme yol açabiliyor. Diyetisyen Beyza Köse, Patates yedikten sonra mide bulantısı, boğaz yanması ve baş ağrısı başladıysa hemen hastaneye gidin, diyerek uyarılarda bulundu.

Sofraların vazgeçilmez sebzesi olan patates, lif / posa içeriği sayesinde tokluk hissine katkı sağlayarak sindirim sistemini destekler; C ve B vitaminleri, potasyum minerali ile de enerji verir. Ancak patatesin faydaları kadar yanlış tüketiminin zararları da hayati önem taşıyor. Konuyla ilgili risklere dikkati çeken Dyt. Beyza Köse,

İnsan sağlığı üzerinde birçok olumlu etkileri olan patates, hasatından önce ve sonra depolanma sırasında yapılan hatalar sebebiyle besin zehirlenmelerine hatta bunlara bağlı ölümlere yol açabilir.Bitkiler; mantarlar, böcekler gibi dış faktörlerden kendilerini korumak için bazı toksik maddeler üretir. Hasat ve depolanmasında yapılan hatalarda (depolama sıcaklığı, hasat ve taşıma sırasında mekanik yaralanma, nem, havalandırma ve zararlı böcekler) bu toksik maddelerin artmasına sebep olur ve insan hayatını tehlikeye sokar. Patates içeriğinde de bu kimyasallardan solanin bulunur, dedi.

Sarıdan yeşil renge dönüyor

Depolama ve hasat sırasındaki hatalardan dolayı solanin miktarının artabildiği vurgusunu da yapan Diyetisyen Köse, şunları söyledi:

Güneş altında ya da yüksek neme sahip ortamda bekletilen patateste solanin miktarı artar. Solaninin artması, klorofil sentezini uyararak patatesin sarıdan yeşil renge dönmesine sebep olur. Solanin miktarı arttıkça yeşillenmeyle birlikte zehirlenme etkiside oluşur. Bu yüzden üzerinde yeşil lekeler/ filizler oluşan patateslerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Nemsiz, ışık olmayan serin yerlerde saklanmalıdır. Solanin zehirlenmelerinin belirtileri mide bulantısı, kusma, ishal, mide krampları, boğaz yanması, baş ağrısı ve baş dönmesidir. Ciddi zehirlenmeler, ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle patatesleri güneş altında çok uzun süre bırakmamaya, yeşillenme gördüğünüzde tüketmemeye, pazarda, markette alışveriş yaparken aldığınız patatesleri tek tek kontrol edip yeşillenmiş olanları asla satın almamaya dikkat etmelisiniz. Eğer farkında olmadan yeşillenmiş patates tükettiyseniz ve bahsettiğimiz belirtileri görmeye başladıysanız acilen doktora başvurun. Ramazan sofraları açısından değerlendirdiğimizde de patatesli pişmiş yemeklerin ortalama 3-4 günden fazla tüketilmemesi önem arz ediyor.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/829618/filizlenen-patatese-dikkat-oldurebilir.html
Uzman Diyetisyen Deniz TIĞLI

Uzman Diyetisyen Deniz Tığlı’dan sahurda su uyarısı!

Uzman Diyetisyen Deniz Tığlı, Vücudunuzun dinç kalması için sahura kadar içilen su miktarı çok önemlidir. Almanız gereken su miktarını uyanık olduğunuz süre boyunca almanız gerekir. Aksi takdirde erken saatlerde yorgunluk ve halsizlik sorunu ile karşılaşırsınız dedi.

Uzm. Dyt. Tığlı, yaklaşık 16-17 saatlik açlık yaşanan Ramazan ayında en önemli öğünün sahur olduğunu söyledi. Ertesi günü nasıl geçeceğinin yapılan son öğünün yani sahurun dengesi ve kalitesinin belirlediğini ifade eden Tığlı, Yumurta anne sütünden sonraki en kaliteli protein olan yumurta sahurda kurtarıcı olacaktır. İster haşlanmış ister omlet isterseniz domatesli, sebzeli pişirerek sahur öğününüze hem çeşit katabilir hem de tokluk sürenizi uzatabilirsiniz. Süt grubu günlük kalsiyum alımınıza destek olacağı gibi içerdiği hayvansal protein sayesinde tok tutucu özellik sağlayacaktır. Aynı anda fazla geliyor diyorsanız sahur sonrası biraz dinlendikten sonra 1 bardak süt içebilirsiniz. Yulaf çok iyi bir lif (posa) kaynağıdır. İçeriğindeki yüksek lif sayesinde hem mide hem de bağırsakta sindirimi uzundur ve uzun süre tokluk sağlar. Yulafı süt ile pişirerek veya yoğurtla karıştırarak tüketebilirsiniz. Diğer bir seçenek kahvaltı hazırladığınızda omletinizi yulaf kepeği ile pişirmek olabilir diye konuştu.

Su tüketimi önemli

Beyaz ekmek veya pide yerine sahurda mutlaka tam tahıllı ekmeklerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Tığlı, Bu ekmek çeşitleri lif içeriği sayesinde hem vitamin mineral alımınıza destek olacak hem de tokluk sağlayacaktır. Yağların midede sindirimi ise uzun sürdüğünden sahurda sağlıklı yağlara yer vermeniz tokluk sürenizin uzamasına yardımcı olacaktır. Bu yağlara zeytin; ceviz, fındık gibi kuru yemişler, keten tohumu, çörek otu gibi yağlı tohumları örnek verebiliriz. Çay sizde ekstra tokluk hissi yaratıyorsa sahurda tercih etmeyin. Yerine süt tüketerek daha besleyici bir içecek tüketmiş olursunuz. Sahur için en sağlıklı tercih yukarıdaki örneklerdeki gibi kahvaltı şeklinde yapılandır. Ağır yemeklerden sahurda uzak durmalısınız. Tüm bunlara ek olarak dikkat edilmesi gereken en önemli konu su tüketimidir. Vücudunuzun dinç kalması için sahura kadar içilen su miktarı çok önemlidir. Almanız gereken su miktarını uyanık olduğunuz süre boyunca tamamlamanız gerekir. Aksi takdirde erken saatlerde yorgunluk ve halsizlik sorunu ile karşılaşırsınız, şeklinde konuştu.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/828868/uzmanlardan-sahurda-su-uyarisi.html
Ordu Diyetisyen Seda Demetgül

Diyetisyenlerden zayıflatma çayı uyarısı

Diyetisyenler piyasada ve sosyal medyada sürekli göze çarpan zayıflatma çayları ve bilinçsiz diyetlerin geri dönülmez sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda uyardı. Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seda Demetgül, Diyet sağlık için yapılmalıdır, daha güzel görünmek uğruna aç kalıp kaslarınızı kaybetmeyin, dedi.

Haftada 5 kilo verdiren karışım, ayda 15 kilo verdiren meyve, bir hafta da 7 kilo zayıflatan çay gibi reklamların aldatıcı olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Seda Demetgül, Bilinçsiz yapılan şok diyetlerle verilen kilolar genellikle kas kayıplarına neden olur ve fazlasıyla kilo olarak geri döner. Sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirip, su tüketimine dikkat ederek ve hayatımıza fiziksel aktiviteyi yerleştirerek daha sağlıklı olmak için sadece yaşam şekli değişiklikleri sağlayarak, herkes için belirlenmiş ideal kilolarda olmayı hedeflemeliyiz, diye konuştu.

Demetgül, şu tavsiyelerde bulundu:

Güzel görünmek için mi? Fit olmak için mi? Aslında burada çok büyük yanılgıya düşüyoruz. En başta sağlıklı olmak için diyet yapmalıyız. Sağlıklı olmak başta kendimizi iyi hissetmektir, bunun yanında kan değerlerimizin normal aralıklarda olması, psikolojik ve fiziksel olarak iyi olma halidir. Diyeti daha sağlıklı olmak için yapmalıyız. Diyet sözlük anlamıyla; sağlığı korumak ya da düzeltmek gereğiyle uygulanan beslenme düzenidir. Diyet dediğimizde aklımıza ilk olarak kısıtlanmış sınırlandırılmış besinler hatta aç kalmak bile geliyor. Size özel hazırlanan hiçbir diyette aç kalmazsınız, zaten kalmamalısınız da. Diyet kesinlikle aç kalmak değildir. Sadece hangi besinleri ne zaman, ne sıklıkla ve ne kadar tüketmemeniz gerektiğini planlanmaktadır. Aç kaldığınız diyet programları size uygun bir program değildir ve sağlıklı kilo kaybı sağlamanızı önleyecektir. Bu yüzden her bireyin diyet programı birbirinden farklıdır ve bireye özgüdür.

Mutlaka diyetisyenle beraber günlük beslenme programınızı konuşun

Diyet listenizi beraber planlamalısınız. Unutmayalım ki diyet programlarının ilk amacı sağlıklı olmaktır. Sağlığımız için bazen kilo almak bile gerekiyor olabilir. Kilo vermeye ihtiyacımız olma sebepleri ise kan şekerlerinin daha uygun seviyede tutulması, tansiyonun daha düzenli seyretmesi gibi sebepler olabilir. Aslında tüm bireyler günlük beslenme şekillerini bir beslenme uzmanı ile değerlendirmeli, mutlaka günlük beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeli ve yaşam şeklinde nasıl değişiklikler yapması gerektiğini, bunları nasıl yapabileceğini danışmalıdır. Diyet dönem dönem yapılması gereken bir iş gibi değil de hayatımızın sürekli alışkanlığı olan bir sağlıklı beslenme programı olmalıdır.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/827081/diyetisyenlerden-zayiflatma-cayi-uyarisi.html
Diyetisyen Bengü Ünal, Gerçek Diyetisyen Ara

Diyetisyen Bengü Ünal: “Çayın yanlış tüketimiyle gelen risklere dikkat edin”

Ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketilen çayın yanlış kullanımının beraberinde ciddi sağlık sorunlarına neden olduğu bildirildi. Diyetisyen Bengü Ünal çayın doğru tüketilmesi halinde birçok faydasının da olduğunun altını çizdi.

En çok çay tüketiminin yapıldığı ülkelerden biri Türkiye’de çayın yanlış kullanımı beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getiriyor. Doğru tüketildiğinde birçok faydası bulunan çayın yanlış demlenmesi ve tüketilmesi yüzünden ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini kaydeden Manisalı diyetisyen Bengü Ünal çayın tüketimiyle ilgili dikkat edilmesi gerekli detayları ve yanlış yapılanları anlattı.

çay diyet, çay zararlı mı, diyette çay içilir mi, kahvaltıda çay, çay kaç kalori, yeşil çay, siyah çay kalorisi

Su kadar çok tüketiyoruz

Çayın ülkemizde neredeyse su kadar çok tüketildiğinin altını çizen diyetisyen Ünal,

Çay ülkemizde çok tercih edilen vazgeçilmez içeceklerimizden birisi. Sudan sonra en çok içtiğimiz ikinci içecektir. Çaya şeker ilavesi yaparak ve aynı zamanda ürünlerle tüketilmesiyle beraber bazı zararları vardır. Şeker ilavesi yaptığımızda özellikle kalp damar rahatsızlığı, kilo alma, diyabet hatta baş ağrısı gibi birçok sağlık sorunuyla karşılaşmaktayız. Bunun yanı sıra öğünlerle birlikte aldığımızda ise demir emilimini azaltmaktadır. Çayın içerisinde bulunan tanen maddeleri besinlerle aldığımız demir emilimini azaltmaktadır. O yüzden öğünlerle birlikte almamakta fayda var. Besin tüketimini yaptıktan sonra en az 45 dakika bekledikten sonra çay içebilirsiniz. O zaman daha sağlıklı olacaktır. Bunun yanı sıra gün içerisinde aşırı çay tüketiminin de bir sakıncası var. Aşırı çay tüketimiyle beraber kişilerde uykusuzluk, kalp çarpıntısı, sinir bozukluğu, baş ağrısı gibi birçok durumlarla karşılaşıyoruz. O yüzden günde 4 bardaktan fazla çay içmemek gerekiyor. Eğer 4 bardaktan fazla çay içiyorsak bunu dengelemek için her içtiğimiz ekstra bir bardak çay için bir bardak su içmekte fayda var, dedi.

Yanlış tüketim kanser riskini artırıyor

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerektiğinin de altını çizen Ünal,

Çayı çok fazla sıcak içmemek gerekiyor. Çok fazla sıcak içtiğimizde yemek borusu tahriş olabiliyor ve tahriş genellikle kansere sebep olabiliyor. O yüzden çayı ılık içmekte fayda var. Bunun yanında kanser riskini artıran diğer önemli husus da kireçli su kullanımı. O yüzden içme suyu kullanmak daha sağlıklı. Çay demlerken genellikle kaynar suyu çayın üzerine ilave ediyoruz. Aslında kaynar suyun biraz dinlendikten sonra çayın demlenmesi gerekiyor. Kaynadıktan sonra suyu döktüğümüzde çay yanıyor ve yanmanın etkisiyle bakteri oluşumu gerçekleşiyor. Bakteri oluşumuyla beraber de yine kanser riskini artırmış oluyoruz. Bunlara dikkat edecek olursak çay tüketimi yapmakta aslında bir sakınca yok. Aksine bunlara dikkat ederek çay tüketimi yapmanın birçok yararları var. Kolesterolü düşürüyor, hazımsızlığı gideriyor, kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını kolaylaştırıyor. Beyni koruyor, içerisindeki Flavonoid sayesinde de antioksidan miktarı yani doğal antioksidandan bahsediyoruz, besinlerdeki antioksidan miktarını artırıyor. İçerdiği Florid sayesinde de diş çürüklerini önlemeye yardımcı oluyor, diye konuştu.

Kahvaltılardan 45 dakika sonra çay için

Çay tüketimini en çok tercih ettiğimiz zamanlardan biri de aslında kahvaltılardır, diyen Ünal, Kahvaltıyla birlikte tükettiğimiz çay yüzünden kahvaltılarda da aslında besinlerle birlikte aldığımızda demir emilimini azaltmış oluyoruz. O yüzden kahvaltı yaptıktan 45 dakika sonra çay tüketimini yaptığınızda aldığınız besinlerin de demir emilimini korumuş olursunuz, dedi.

Memurlar.net
https://www.memurlar.net/haber/824936/cayin-yanlis-tuketimiyle-gelen-risklere-dikkat.html
enerji içecekleri zararlımı

Enerji içeceklerinin az bilinen ‘içerikleri’

Enerji içecekleri, özellikle öğrenci, sporcu ve yaş aralığı 21-35 arası aktif her bireyde sıklıkla kullanılan; yüksek miktarda kafein ve şeker, değişen oranlarda B vitamin komplekslerini ayrıca taurin, guarana, ginseng, yohimbin, inositol, glukuronolakton ve karnitin içeriğine de sahip içeceklerdir. Enerji içeceklerinin sosyal olarak güvenli kabul edilir ancak, FDA tarafından güvenli kabul edilmemektedir.

Enerji içeceklerinin içeriğine kısaca bakarsak aşağıda sıralanan maddelere ve o maddenin hangi etkilere sahip olduğunu göreceğiz.

enerji ofis yorgunluk uyku

Kafein

Kafein, yağ tüketimini artırdığı için termo­jenik özellik taşır ve iştahı azaltır. Kafeinin termojenik özel­liği, onun en sık kullanılan psikoaktif madde olma­sını sağlamaktadır. Bundan dolayı, kafein alımı başlangıçta kişiyi daha üretken ve daha konsantre bir birey olmasını sağlayan önemli bir etkenken , 4-6 haftalık küçük dozlarda alımından sonra, nörotransmitter yıkımına neden olarak konsantrasyonu azalttığı ve böylece de öğrenme yeteneğini azalttığı, uykuya dalma ve uykusuzluk şeklinde problemlerine yol açtığı bilinmektedir.  Ancak ; kafeinin günde 400 mg dan az tüketimi, sağlık­lı yetişkinlerde bahsedilen yan etkilere neden olmamakla birlikte günde 400 mg dan fazla tüketimi durumunda ise yan etkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Taurin

Doğal bir amino asit olan taurin vücut­ta 40-400 mg arasında bulunurken enerji içeceklerinde 1000 mg olarak bulunmaktadır. Çalışmalar, taurinin dopamin üretimini artırarak lokomotor aktiviteyi artırdığını, alkolün neden olduğu amneziyi azalttığını ve kara­ciğer üzerindeki alkolün toksik etkisini azalttığını göstermiştir. Taurinin, beyinde en önemli inhibitör nörotransmitter olan gama amino bütirik asidi(GABA) etki­leyerek anti-anksiyete ajanı olduğu da bilinmektedir. Ancak, olumlu özelliklerine rağmen ratlar üzerinde yapılan bir çalışma­da elde edilen sonuçlara göre, fazla miktarda taurin tüketiminin serebral dopaminerjik iletimi değiştirdiğini ve böylece hipotermiye neden olduğu saptanmış­tır.

Guarana

Güney Amerika kökenli; uyarıcı özelliği olan bir maddedir. Yüksek oranda kafein, teobromin, teofilin ve tanin içermektedir. Özellikle enerji içeceği içindeki kafeinin gizli artışına neden olan mad­dedir.

Ginseng

‘Panaks ginseng’ bitkisinin kökle­rinden üretilen bir uyarıcıdır. Çok uzun yıllardır enerjiyi artırma, hafızayı geliştirme ve vücudun strese karşı direncini artırma amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Olumlu etkileri ve uzun yıllardır kullanımı ile birlikte farmakolojik özellikleri tam olarak bilinmeyen ginsengin; insomni, bulantı, diyare, baş ağrısı, burun kanaması, yüksek arteryal basınç, karın ağrısı gibi yan etkilere sahip olduğu aynı zamanda antipsikotik ilaçların yan etkilerini daha da artırdığı ve antidepresanlar­la beraber kullanıldığında, serotonin sendromu ve maniye neden olabildiği de bilinmektedir.

Yohimbin

Oldukça güçlü bitkisel bir uyarıcı olup yağ kaybını artırıcı özelliğine ek olarak antidepra­sanların oluşturduğu cinsel yan etkilerin tedavisinde de kullanılan yohimbin aynı zamanda anksiyete, insomni, baş ağrısı, baş dönme­si, deride kızarıklık, panik atak, halusinasyon, kalp hızında artış, yüksek kan basıncı gibi ciddi yan etki­lere ve bunlara ek olarak, epileptik nöbet ve böbrek yetmezliğine varan çok ağır klinik tablolalara neden olabilir. Özellikle karaciğer, böbrek, kalp ve psikiyatrik rahatsızlığı olanların kullanmaması ge­reken bir uyarıcı maddedir.

İnositol

Organizmada glikoz metabolizmasında ürün ola­rak üretilmesine rağmen vücutta bol miktarda bu­lunmaz. Kafein alımı ile vücuttaki miktarını azaldığının ve depresyon tedavisinde, serotoninin etkisini artırdığı için farklı bir kullanım alanı oluşturmaktadır.

Glukuronolakton

Karaciğerde glikozun me­tabolize olması sonrasında oluşan doğal bir mad­dedir. Ancak enerji içeceklerinde bulunan glukuronolakton, elbette sen­tetiktir ve insan vücudunda bulunan miktardan çok daha fazlasını içermektedir.

aralıklı oruç - intermittent-fasting

Aralıklı oruç gerçekten ne kadar sağlıklı?

Aralıklı oruç, alternatif gündüz orucu ve diğer periyodik kalorik desyatif formlar, basında ve hayvan araştırmalarında bilim adamları arasında popülerlik kazanmakta olan önemli konulardır. Ancak, sağlık müdahalesi olarak bu tür diyetlerin kullanılmasını destekleyecek kadar güçlü klinik kanıtların var olup olmadığı kesin değildir.

Kalorik kısıtlama ve total kalorik destek enerji yoksunluğu yöntemleri bahsedilen periyodik kalorik desyatif formlardır. Kalorik kısıtlama, metabolik sağlığı ve sağlık ve uzun ömürlülükteki diğer birçok fizyolojik ve moleküler belirleyiciyi önemli ölçüde iyileştirdiği kanıtlanmış; aynı zamanda, total kalorik desteğin de sağlığı etkileyebildiği gözlemlenmiştir. Kalorik kısıtlama ve total kalorik desteğin hayvan modelleri üzerinde yapılan denyelerden elde edilen sonuçlara göre enerji alımındaki sınırlamaların uzun sürdürdüğünü ve ateroskleroz, metabolik disregülasyon ve bilişsel işlev bozukluğunun riskini azalttığını göstermiştir. Bu çalışmalara göre,  insanlarda, açlığın, daha düşük bir kalp damar hastalıkları veya diyabet teşhisi prevalansı ile ilişkili olduğu iki gözlemsel klinik sonuç çalışması bulunmuştur. Klinik sonuçlar için açlık kontrollü randomize çalışma ise henüz yoktur.

Total kalorik desteğin olumlu etkileri ise şu şekilde özetlenebilir

İlk olarak, vücut total kalorik destek sırasında enerji için yağları kullanır, adipoz kitlesini azaltmak ve her bir açlık atağından sonra küçük riskli, uzun süreli bir azalmaya neden olmak ve total kalorik destek sırasında beslenme stresi, en azından kısmen, kardiyovasküler risk faktörlerini azaltarak uzun dönemli sağlığı iyileştirebilen hücresel seviye onarımları, fonksiyonel en iyileşme ve metabolik canlandırma ile sonuçlanır. Total kalorik destek ile ilişkili bilişsel performansın olumlu bir şekilde arttığı da görülmüştür. Yağ metabolizması, LDL kolesterol partikül büyüklüğü, LDL kolesterol, trigliserit ve C-reaktif proteinlerdeki azalma gibi terapötik açlık çalışmalarında insanlarda önemli metabolik ve kardiyovasküler yararlar bildirilmiştir. Ancak buna rağmen, açlık sırasında DNA üzerinde yapılan bir çalışmada LDL kolesterolünün arttığı, bir başka çalışmada ise açlık sırasında LDL kolesterolün daha yüksek olduğunu ve LDL kolesterolünün bir açlık rejiminden 6 hafta sonra alınan ölçümlerden LDL kolesterolünün daha düşük olduğunu bildirmiştir .

Aralıklı açlık orucu ve periyodik kalorik desyatifilerin uzun dönemli sağlık üzerine olumlu etkileri vardır ancak kilo kaybetme kullanılması ve kilo kaybettirme adına literatürde bulunandan daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç vardır.

Popülasyonuna genetik olarak benzer bir şekilde, kıtasal, kıta popülasyonu olduğunu gösterdi. Bu nedenle, genetik farklılıklar gözlemsel klinik olaylar çalışmalarının bulgularını açıklamak olası değildir. Ayrıca oruç tutmanın azınlık nüfuslarında KAH ve diyabet üzerinde bir etkisi olup olmadığı da net değildir; azınlıklar arasında ilave klinik olaylar çalışmaları yapılmalıdır.Oruç tutmak aslında yararlıdır fakat yine de zarar eşiğinin aşılmaması gerektiği, yani yetersiz kalori alımından zarar görmeye varan oruçlar tutulmamalıdır.

Kalorik kısıtlamanın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulurken, diyet rehberlerine veya uygulamalarına yönelik değişiklik yapılmadan önce açlık konusunda önemli miktarda ek klinik araştırma yapılması gerekmektedir. Gelecek oruç araştırmaları ise oruç rejimlerinin güvenli olup olmadığını ve bu rejimlerin ne ölçüde uygulanacağını belirlemek yönünde yapılmalıdır. Genel popülasyon üzerine yapılan çalışmalar, yüksek sağlık riskli bireylerde ve hastalıklı bireylerde sağlığın iyileştirilmesinde etkili olup olmadığının belirlenmesi adına yapılmalıdır. Sonuç olarak, uzun vadede metabolik sağlık, bilişsel performans ve kardiyovasküler sonuçlar olumludur ancak her çalışmada olduğu gibi daha çok veri ve çalışmaya ihtiyaç vardır.

Health effects of intermittent fasting: hormesis or harm?

d vitamini, vitamin d

Post menopozal dönemde yüksek doz D vitamini kullanmalı mı?

Menopoz son menstural period ile karakterize, FSH’ da önemli azalma ve östrojende önemli düşüş ile takip edilen, periyotlar ve üremenin sonlandığı bir dönemdir. Bu dönem kadının hayatında bir kilometre taşıdır ve hormonal veya periyodal azalmayla birlikte kadınların hayattan beklentisinin düştüğü , daha iyi sağlık koşulları, sağlık ihtiyacı ve hayat kalitesinin azaldığını düşündükleri bir dönemdir.

Menopoz döneminde cildin yaşlanmasıyla organizmanın D vitamini sentezlemesi de azalır. Ancak azalan organizmada azalan D vitaminine rağmen bu dönemde diyete ek kullanılan serum 25-hidroksivitamin D (25 (OH) D) seviyeleri ile kas kuvveti, denge ve yaşam kalitesi arasında pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda bu takviye ile birlikte kadınların hayat kaliteleri ve sağlık koşularının da arttığı bilinmektedir.

Osteopeni ve osteomalazili post menopozal grup üzerinde yapılan bir çalışmada , günlük elementer kalsiyum (1000mg) ve d vitamini (800IU) takviyesi ile tek doz yüksek ünite (20000IU) d vitamini takviyesi karşılaştırılmıştır. 12 ay boyunca yapılan çalışmada incelenen gruplar üzerinde yüksek doz ve standart doz olarak alınan D vitamini takviyesinin osteopeni, osteomalazi, kas gücü ve el kavrama becerisi ve yaşam kalitesi üzerine sanılanın aksine tek doz yüksek D vitamini kullanımının düzenli standart dozda kullanıma oranla herhangi bir farklılığının olmadığı saptanmıştır. Üstelik , standart dozda takviyenin olumlu ancak yüksek dozda takviyenin standarda oranla daha avantajlı olmadığı ve bu durumun özellikle homozigot ve heterozigot majör genlerde meydana gelen farklılıklardan kaynaklandığı belirtiliyor.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye kısa bir bakış

Anne sütü, en az 2 yaşına kadar verilmesi önerilen , 0-6 aylık bebeğin ise ihtiyacını karşılayan tek ve en önemli besin ögesi kaynağıdır.

Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin ihtiyacının %100’ ünü, 6-12 ayda bebeğin ihtiyacının %50’ sini ve 12.aydan itibaren de %30’ unu karşılar ancak, bebeğin gereksinimlerini karşılayamadığı dönemde anne sütüne ilave olarak verilen besinler tamamlayıcı besin ve bu süreç ise tamamlayıcı beslenme dönemi olarak adlandırılmaktadır.

annesütü, anne sütü, Anne sütü zayıflatır mı, mikrodalgada anne sütü, Yetişkinlikte obeziteye karşı bebeklik döneminde anne sütü, anne sütü yararları, anne sütü faydaları, sağlık haber, gencdiyetisyenler.com, gerçek diyetisyenler sitesi,

Anne sütünün bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli olan tüm enerji ve besin ögesi gereksinmelerini karşılaşmasına ek olarak ishal ve diğer enfeksiyonlara karşı doğal koruyucu (anti-infektif) maddeler içeren mucizevi bir sıvı olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden,

  • Bebekler, ilk 6 ay boyunca her istediğinde, herhangi sınır konulmadan gece ve gündüz mutlaka emzirilmelidir. Anne sütü dışında herhangi yiyecek veya içecek verilmemelidir.
  • 0-6 aylık bebek günde toplam en az 8 kez emzirilmelidir. Ancak, 6. aydan sonra tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve bu dönemin devam ettiği 24’üncü ayın sonuna kadar tamamlayıcı beslenmeye ek anne sütü verilmelidir.

bebek beslenmesi, bebek beslenmesi diyeti, diyet bebek beslenmesi, bebek beslenmesinde neler kullanılmalı, bebek beslenmesi bilgiler

Tamamlayıcı beslenmeye başlarken,

  • Enerji ve besin ögesi açısından zengin,
  • Evde kolay bulunan,
  • Sağlığı koruyucu ve sağlığın sürdürüldüğü,
  • Temiz, kaliteli ve ayına uygun beslenmesi ve mümkün olduğu kadar anne sütü alması esastır.
  • Son olarak, tamamlayıcı besinlere 6.ayda bir çay kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve çeşidi arttırılmalıdır. Emzirme ise mutlaka 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.
diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Türkiye’deki diyetisyen sayısı ve kamu kurumlarında diyetisyen istihdamı!

1962 yılından beri var olan Beslenme ve Diyetetik bölümü ilk mezunlarını 1966 yılında vermiştir. Günümüzde ise 76 üniversite bulunan Beslenme ve Diyetetik bölümü diyetisyen yetiştirmeye devam etmektedir.

Her yıl mezun sayısı artarken sağlık bakanlığının 2012-2018 yılları içindeki diyetisyen istihdamı1

1.656 Diyetisyen olup şu anda Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplamda 1.957 diyetisyen bulunmaktadır2. Elde ettiğimiz verilere göre son 7 yılda 4. sınıf öğrencileri baz alınmadığında toplamda 15.300 mezun diyetisyenin 1.656’sı Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilmiştir. Dolayısıyla mezunların yalnızca %10.8’i devlet tarafından istihdam edilmiştir. Mevcut 15.300 diyetisyen sayısının  bu yıl ve önümüzdeki yıl mezunları da eklendiğinde 23.204′ ü  bulması öngörülüyor. Yani 2018-2019 ve 2019-2020 mezunlarıyla birlikte mezun diyetisyen sayısının 7.904  kişi artması beklenmektedir.3

WHO, DSÖ, Dünya sağlık örgütü

Türkiye’ de diyetisyen istihdamı bu denli düşük oranlarda iken Dünya sağlık Örgütü ( WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu’na göre Türkiye, Avrupa’nın en obez ülkesi olarak kayıtlara geçmiştir.4

Türk diyabet cemiyeti

Türkiye Diyabet Cemiyeti’nin yapmış olduğu TURDEP-1 çalışmasından 10 yıl sonra yapılan TURDEP-2 ‘ye göre diyabet oranının %90 arttığı görülmüştür.5

Aynı zamanda TURDEP-1 çalışmasında Türkiye’de prediyabet prevalansı %6.7 iken TURDEP-2 çalışmasında %30.4’e yükseldiği saptanmıştır.5

Son 20-25 yıllık süreçte yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağı obezitesinde de  eş zamanlı artışların görüldüğü ve epidemiyolojik boyutlara ulaştığı çalışmalarla gösterilmiştir. Şişmanlık/obezite oranı çocuklarda 2020’lerde %30-50 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Yakın gelecekte bu sorunun çok büyük sosyoekonomik ve halk sağlığı yükü oluşturacağı bildirilmiştir.6

obez çocuk spor, diyet

Beslenme tedavisinin doğrudan etkilediği hastalıkların prevalasındaki bu artışa rağmen Türkiye’de bulunan 851 hastanenin 650 tanesinde diyetisyen bulunmaktadır.

Kamu bünyesinde hizmet veren diyetisyen sayısının azlığı insanların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını yetersiz kılmaktadır.

Bilgi kirliliği giderek artmaktadır. Bu durum zayıflama hapları, zayıflama çayları, yanlış detokslar vs…  gibi insan sağlığını hiçe sayan gayriresmi yolların önünü açmaktadır.

Hükümetimiz Türkiye’yi Avrupa ve Batı Asya’nın sağlık üssü haline getirmek için girişimlerde bulunma kararı aldı. Bu noktada AB Ülkelerinde 100 bin kişiye düşen diyetisyen sayısı 16-24 arasında değişiyorken bu oran ülkemizde 100 bin kişiye 5 diyetisyene kadar düşmektedir. Bu girişimlerde diyetisyen sayısındaki yetersizlik göz ardı edilmemelidir.

Obezite ile mücadelede açılacak olan obezite merkezi sayısının artırılmasını ve buralarda aktif hizmet verecek olan diyetisyenlerin kamudan bulunan diyetisyenlerin kaydırılması ile değil atanmayı bekleyen diyetisyenlerin istihdam edilmesiyle karşılanmasını talep ediyoruz.

Ayrıca  Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) sağlık taraması testi getirilerek güzel bir adım atılmıştır. Fakat bu sistemden tam anlamıyla verim alınabilmesi için sonuçlar hekim tarafından değerlendikten sonra bireyin tedavisine uygun doğru beslenme programı diyetisyenler tarafından hastaya uygulanmalıdır. Herkesin mahallesinde bir aile diyetisyeni olması artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Buna karşın ASM’lerde gebelere, emziklilere eğitimler anne çocuk hastalıklarındaki her türlü beslenme tedavisini  ve yaklaşımını 4 yıllık lisans eğitimiyle tamamlamış olan diyetisyenler tarafından değil ebeler veya hemşireler tarafından verilmeye çalışılmaktadır.

Kamu bünyesinde çalışan diyetisyen yetersizliği sebebiyle polikliniklerde tıkanıklık yaşanmaktadır. Çoğu zaman 4-5 hastaya aynı anda bakılmak zorunda kalınması sebebiyle hasta ve diyetisyen için verim düşmektedir. Randevular bazen 1-2 ay sonraya verilmek zorunda kalındığı için hastanın diyete uyumunun takibi zorlaşmaktadır.

Oysa Sağlık Bakanlığı diyetisyen el kitabında hastanın motivasyonunun, diyete uyumunun sağlanması ve değerlendirilmesi için mümkün olduğu kadar sık görüşme yapılması önerilmektedir.12

Centers For Medicare & Medicate Services önerilerine göre ilk ay için haftada bir, 2-6. ay için 15 günde bir 7-12. aylarda ayda bir yüz yüze görüşme önerilmektedir. İlk görüşmede genel olarak 1 saate ihtiyaç duyulduğu sonraki görüşmelerde 20-30 dakikaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.11  

diyetisyenler, beslenme uzmanları, diyet doktorları, beslenme ve diyet uzmanları

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Aile Sağlığı Merkezlerinde diyetisyen bulunması obezite tablosunun düzeltilmesi, kalp damar hastalıkları, inme, hipertansiyon, tip2 diyabet, kanser, osteoartirit, safra hastalıkları , reflü, solunum yetmezliği gibi hastalıkların prevalansının azaltılması özetle halk sağlığının iyileştirilmesi için etkili bir adım olacaktır.8

tbs hijyen mutfak aşçı

Aynı zamanda palyatif, onkoloji, hematoloji, kalp damar, yanık ünitesi, diyaliz, nefroloji servislerinde diyetisyen bulunması gerekirken kamu bünyesinde bulunan diyetisyenler mutfak ve polikliniklerdeki görevlerinden ötürü servise yetişememektedir. Oysaki ASPEN çalışmalarında paranteral beslenmede diyetisyenin etkin görev alması hataları ve komplikasyonları azaltmıştır. ASPEN enteral paranteral beslenme yapılan her birimde en az bir diyetisyen bulunmasını önermektedir.9

beslenme uzmanı iş ilanları

Diyetisyenler daha çok obezite, ağırlık denetimi konusunda anılıyor olsa da, kardiyovasküler aterosklerotik hastalıklarda beslenme tedavisi, hipertansiyonda beslenme tedavisi, metabolik sendrom beslenme tedavisi, diabetes metillus beslenme tedavisi, kanserden korunma ve kanserde beslenme tedavisi, gastrointestinal sistem hastalıkları beslenme tedavisi, böbrek hastalıklarında beslenme tedavisi, Karaciğer hastalıkları beslenme tedavisi, romatizmal hastalıklarda beslenme tedavisi, enfeksiyon hastalıklarında beslenme tedavisi, nörolojik hastalıklarda beslenme tedavisi, psikiyatrik hastalıkların beslenme tedavisi,  cilt  hastalıkları beslenme tedavisi, enteral paranteral beslenme, preamatüre bebeklerde beslenme, protein- enerji malnutrüsyonu (PEM) beslenme tedavisi, emilim bozuklularında beslenme tedavisi, gastroenteritler beslenme tedavisi, doğuştan metabolizma hastalıkları tedavisi, doğumsal kalp hastalıkları beslenme tedavisini gerçekleştiren meslek grubudur. Aynı zamanda toplu beslenme kurumlarında beslenme programını hazırlayan besin güvenliğini sağlayan meslek grubudur.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

Bunlara ek olarak Milli Eğitim Bakanlığının Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 9 sayılı kurul kararı gereğince yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği branşı istihdamında besin teknolojisi öğretmenliği, aile ekonomisi ve beslenme öğretmenliği, gastronomi ve mutfak sanatları bölümü, yiyecek içecek işletmeciliği bölümü ve beslenme ve diyetetik bölümüne tercih hakkı verilmiştir. Ancak bu 5 bölüm arasından sadece beslenme ve diyetetik bölümü mezunu ve pedagojik formasyona da sahip kişilere öncelik koşulu koyulmuştur. Bu öncelik koşuluna göre beslenme ve diyetetik bölümü mezunu biz diyetisyenler KPSS genel kültür genel yetenek ve eğitim bilimleri sınavlarından yüksek puan alsak dahi diğer 4 bölüm mezunlarının ataması yapılmadan bizim başvurumuz değerlendirmeye alınmamaktadır. Milli eğitim bakanlığı 2018 kasım sözleşmeli öğretmenlik atamasında yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliğine 20 kadro açmıştır Yiyecek içecek hizmetleri branş sıralamasında Türkiye derecesi yapan ilk 20 de olan birçok diyetisyen ise bu öncelik koşuluna takılarak mağdur olmuş ve ön başvuruları değerlendirmeye alınmamıştır. Ön başvurular sonucu yiyecek içecek hizmetleri öğretmenliği 77 taban puanıyla kapanırken 88 puan alan ve başvuran  diyetisyenler açıkta bırakılmıştır.10

ösym kpss diyetisyen atamaları 2017

Beslenme her canlının yaşamının devamı için elzemdir. Doğru beslenme tedavisinin bütün hastalıklarda doğrudan veya dolaylı olarak olumlu etkisi vardır.

sınav eş anlamlısı, sınav diyet, sınav dönemi beslenme, sınav sonuçları,

Bizler öğrencilik eğitimimiz boyunca hep çalışan emek veren başarılı öğrenciler olduk

Diyetisyenler olarak yüksek puanlarla bölüme yerleşerek lisans eğitimimizi tamamladık. Hepimiz ciddi emekler verdik. Emeklerimizin karşılığını almak istiyoruz.

Dikkat, ünlem

En dinamik genç yaşlarımızda işsizlik nedeniyle evlerimizde boş boş oturmaya mahkum olduk

Bu durum hepimizin psikolojisini yıprattı.

Ailelerimize karşı mahcup haldeyiz

Özel sektör tıkanmış durumda asgari ücretin altında maaşlarla bile iş bulamıyoruz. Ülkenin eğitimli çalışkan gençleri vatanına hizmet etmek yerine işsizlik nedeniyle boşluğa bırakılmış ve bizler maddi ve manevi olarak yıkılmış durumdayız. Bakanlığın dinamik ve nitelikli gençlere sahip çıkmasını ve alım sayımızı artırmasını talep ediyoruz.

Toggle Title

Yararlanılan kaynaklar

1)ÖSYM 2012-2018 yılları tercih kılavuzlarından derlenmiştir.

2)Cumhurbaşkanı İletişim Merkezi BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI tarafından yanıtlanmıştır

3)Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Sağlık İnsan Gücü Planlama Dairesi tarafından yanıtlanmıştır.

4)Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2018 Avrupa Sağlık Raporu

5)Satman I, Yılmaz T, Sengül A et al. Population-based study of diabetes and risk characteristics in Turkey:results of the turkish diabetes epidemiology study (TURDEP) Diabetes Care 2002;25:1551-6

6) Branca, F. Nikogosian, H. Lobstein, T. (2007). The Challenge of Obesity in the WHO European Region and The Strategies for Response; WHO Regiobal Office for Europe, Denmark. 1-70.

7) Beto, A. J., Fand, L. D., Ramirez, E. W., & Bansal, K. V. (2014). Medical Nutrition Therapy in Adults with Chronic Kidney Disease: Integrating Evidence and Consensus into Practice for the Generalist Registered Dietitian Nutritionist. J Acad Nutr Diet.; 114:1077-1087

8) Karasalihoğlu, S. (2005). Çocukluk Çağı Obezitesi, Türkiye Klinikleri Journal International Medical Scinces, 1(37),66-71.

9)ASPEN, Influence of Dietitians in Preventing Paranteral Nutrition Prescription Errors in Childrens

10) Milli egitim bakanligi Talim Terbiye kurulu Başkanlığı ogretmenlik alanlari atama ve ders okutma esaslari 20/02/2014 tarihli 9 sayılı kurul kararı

11)Sağlık Bakanlığı Diyetisyen El kitabı syf. 150

12)Centers for Medicare&Medicate Services’s advices

Diyetisyen Nurettin Şahinli

PCOS’ta tıbbi beslenme tedavisi nasıl olmalı?

Ülkemizde sayısı oldukça artan bu endokrin hastalığının artık her 4 kadından 1 inde rastlanır hale gelmesi, beslenme kalitesinin ve düzeninin yetersiz olması ile doğrudan orantılıdır.

Polikistik over tedavisinde başarıya ulaşmak için kesinlikle beslenme tedavisi planlanmalı ve bir uzman tarafından kesinlikle kontrol altında tutulmalıdır.

Bulgular

PCOS’lu kadınların  ortalama %50 si kesinlikle yüksek kilolar nedeni ile karın ve çevresinde yağlanma ile uğraşmaktadır. Adet düzensizlikleri, adet görememek ve uzun aralıklar ile kesikli adet görmek de en sık rastlanan bulgular arasındadır.  Yanı sıra büyük ve yaşam kalitesini düşüren bir diğer bulgu ise kıllanma (hirşutizim) da artma olmaktadır. Ense yanaklar boyun altında kıllanmalar artmaktadır. Hastaların genellikle bu söylediğim bulguların, artık onların rahatsızlık seviyesini arttırmaya başladığında doktor a başvurduğunu söyleyebilirim. Büyük ve üzücü bir tabloda bu endokrin hastalık nedeni ile kadınların gebeliklerinde düşük ,gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) ve gebelik zehirlenmeleri (preeklamsi) görülmesidir.

Menstrüasyon (âdet) düzensizliği

Üreme çağındaki kadınların son zamanlarda yaşadığı kronik seyirli bir bozukluktur. Birçok hastalığın habercisi ve aynı zamanda anne adaylarının en büyük sorunlarından birisidir. Ülkemizde insidansı %60 oranında artmış durumdadır. Adet düzensizliğinin 2 nedeni bilinmektedir.

Fonksiyonel kanamalar (uterus kanamaları)

Genellikle hormon bozukluğu nedeni ile, beyinde bulunan hipofiz bezi ya da yumurtalıklardan kaynaklanan bozulmuş uterus kanamalarıdır. Sadece iki nedenli yaklaşmak doğru değildir. Sorunların ana kaynaklarına inildiğinde troid bezi ve böbrek üstü bezinden salgılanan hormon bozukluğu da kanama nedenleri arasına alınmıştır.

Organik anormallikler

Standart vajina kanamalarında organ bozuklukları kist , myomlar , rahim boynu veya iç zarı kalınlaşması, iltihap, polip, kanser  gibi nedenler ile yaşanan düzensizlikler organik anormallikler arasında yer almaktadır.

Hirşutizm (kıllanma)

Her kadında normal denilebilecek ölçütler dışında,  adet düzensizliği ve  pcos nedeni ile kuyruk sokumu, meme başı, göbek altı gibi bölgelerde kısa siyah erkek tipi kıllanmada artış görülmesi durumudur. Yağlanmada artış ve akne ile beraber seyirli olabilmektedir.

Polikistik over sendromu’nda beslenme açısından temel noktalar

Polikistik over sendromunda (pcos) , beslenme ilkelerine dikkat etmek ve kesinlikle bir uzmandan destek almak en temel şartlar arasında bulunmaktadır. Diyet ve egzersiz planlarının yanı sıra pcos lu kadınların çoğunda insülin hormonu yüksektir ve bu nedenle kilo kontrolünü başarıyla sürdüremezler.

Ne zaman ve ne sıklıkla doğru besinleri tüketmek, ideal kiloya ulaşmak ya da ideal kiloyu korumak pcos sürecini daha sağlıklı geçirmeye neden olur. Eğer bu düzen sağlanmaz veya bozulur ise bulgular kısmında saydığım tüm olumsuz durumlarda artış gözlenmektedir. Özellikle karın bölgesinde aşırı yağlanma (hiperlipidemi), kan yağlarında artış, kolesterol de artmaya neden olduğu gibi  ciltte gözle görülür yağ nedenli aknelere de fırsat verecektir. Aynı durum devam ederse yüksek yağ artışı ve vücut kitle indeksinde artış insülin hormon yüksekliği, bozulmuş glikoz toleransına da  (şeker hastalığı diyabet ) neden olur.

PCOS’lu kadınların bilmesi gerekenler

Vücuda ilk besin verildikten sonra verilen besinin glisemik indeksi (kan şekeri yükseltme hızı) ne göre insülin hormonu artışı da aynı hızla yükselmektedir. Bu durumun ortadan kaldırılması için tüketilen karbonhidratlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Vücutta en fazla insülin yükselten karbonhidratlar;

  • Beyaz ekmek
  • Pirinç pilavı
  • Mısır
  • Bezelye
  • Beyaz un ile hazırlanmış pastane ürünleri
  • Makarna
  • Erişte
  • Patates
  • Hazır market ürünleri (cips, kurabiye, çikolata, meyve suyu, gazlı içecekler, …)
  • Üzüm , şeftali, kuru kayısı … gibi besinlerdir.

Bu besinlerin tüketimine sınırlandırma getirilmeli ve kontrollü tüketim yapılmalıdır. Eğer tüketimi devam ederse kısa süreli tokluk durumu yaşayıp daha sonrasında açlık krizleri yaşanabilir. Bunun nedeni ise bir anda yükselen insülin kan şekerinizi düşürmesi sonucunda ilk yemek yemeden önceki açlığınızdan daha fazla açlık duygusunu getirecektir.  PCOS ta birinci beslenme ilkesi kesinlikle karbonhidrat tüketimidir. Eğer insülin seviyenizi normal değerler arasında görmek istiyorsanız kesinlikle glisemik indeksi düşük karbonhidratları seçmeniz gerekmektedir. Vücutta insülin hormonunu yavaş yükselten karbonhidratlar;

  •  Tam buğday unu – tam tahıl
  • Kuru baklagiller
  • Lif (posa) içeriği yüksek sebze ve meyveler gibi besinlerdir.

Bu besinleri gönül rahatlığı ile tüketebiliriz. Bu sayede PCOS semptomlarını en aza indirgemiş olursunuz.

Polikistik over sendromu yaşıyorum kendime özel besin almam gerekir mi?

Kesinlikle hiçbir hastalık tıbbı beslenme tedavisinde çok radikal durumlar saptanmıyorsa gıda takviyesi veya takviye edici herhangi ürün ya da özel besin alma gibi bir durum söz konusu değildir. Yalnızca özel besin değil özel bir diyet programına ihtiyacınız var demektir. PCOS tanısı konulduktan sonra kişi bir diyetisyene başvurmalı ve yemek yeme durumunu ortalama 3 günlük besin tüketim kaydı ile saptamalı, kişiye özel hazırlanmış bir diyet listesi ile kontrollü şekilde yaşamına devam etmesi yeterlidir. Hem pcos bulgularının artmasını önlemiş hem de bu sayede yan hastalıkları önlemiş olursunuz. Özellikle bu süreçte market ürünleri satın alırken kesinlikle içerdiği karbonhidrat miktarına dikkat etmek gerekir. İşlenmiş ürünlerden uzak durmalıyız. Hayvansal yağlar yerine bitkisel yağları daha çok tercih etmeliyiz. Bu sayede hem kan şekerini kontrol altına alır aynı zaman da artan yağ ağırlığı nedeni ile kolesterol artışına da dur demiş olursunuz.

Birde dikkat edilmesi gereken diğer bir konu piyasada “diet – şekersiz- rafine şeker içermez” gibi ibarelere pek itibar verilmemesi gerekir. Şekersiz yazan bir üründe beyaz un içeriği nedeniyle kan şekerinizde yükselme görülebilir. Aynı zaman da meyve şekeri içeriği yüksek olabilir meyve şekeri de kan şekerinizi hızla yükseltmenize neden olacaktır. Ya da light olarak ticari amaçlı piyasada olan herhangi bir süt içerisinde yağ azaltılmış, lakin karbonhidrat içeriği arttırılmıştır.

Beslenmenizde bu besinlere kesinlikle yer açın

  • Mevsimine göre taze meyveler,
  • Nişastadan uzak brokoli ,ıspanak, prasa gibi sebzeler,
  • Tam buğday unu, tam tahıllar, tam buğday makarna, bulgur, yulaf,
  • Diyetisyeninizin önerdiği miktarda su
  • Taze sıkılmış meyve suları,
  • Tam buğday unu ile hazırlanmış şekersiz pastane ürünleri,

Dyt. Nurettin Şahinli

info@dytnurettinsahinli.com

diabetus mellitus şeker hastalığı, diyabete ne iyi gelir, diabet diyeti

Diyabet hastalarına dost 5 besin!

Diyabet her yaşta ortaya çıkabilen ve yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Diyabetli kişi, kan şekerini kontrol etmeyi ve en önemlisi nasıl beslenmesi gerektiğini öğrenmelidir. Diyabet, insülin hormonunun üretilememesi veya etkili şekilde kullanılamaması ile gelişen bir hastalıktır. Diyabetli kişi, yediği besinlerden kana geçen glukozu kullanamaz ve hiperglisemi oluşur. Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması bozulur. Glukozun enerji olarak kullanılabilmesi için insülin hormonu anahtar görevi yaparak glukozun hücrelerin içine taşınmasını sağlar. Kan şekeri düzensizlikleri göz problemlerine, kalp-damar ve böbrek hastalıklarına, sinir sistemi hasarlarına neden olabilir. Amerikan Diyabet Derneği glisemik indeks ve glisemik yükü düşük besinlere ek olarak potasyum, kalsiyum, magnezyum, posa ve A,C,E vitaminlerini içeren besinlerin oldukça önemli olduğunu belirtmektedir. İşte size diyabetli hastalara dost 10 besin:

1.Tam Tahıllar

Glisemik indeks 50 gram karbonhidrat içeren bir besinin kan şekerini referans besine göre ne kadar arttırdığı önemlidir. Referans besin de glukoz veya beyaz ekmektir. Glisemik indeksi düşük besinler kan şekerini daha kontrollü yükseltir. Bu nedenle besin seçiminde glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir. Yulaf, çavdar, tam tahıllı ekmek, bulgur, kinoa ve kurubaklagiller glisemik indeksi düşük besinlerdir.

2.Kuru baklagiller

Baklagillerden bakla ve mercimek Orta Asya kökenli olduğu, nohut ve fasulyenin de Anadolu’ya yerleştikten sonra mutfakta kullanıldığı düşünülmektedir. Kuru baklagiller; B ve E vitaminlerini ve demir, kalsiyum, bakır, çinko içerir. Aynı zamanda bitkisel protein ve posa kaynağıdır. 100 gramında yaklaşık 20-25 g protein ve 5 g posa bulunur. Posadan zengin beslenme midede hacim kaplayarak doygunluk süresini arttırır ve kan şekerinin dengelenmesini, kan lipit seviyesinin azalmasını sağlar. Böylece kilo kontrolüne de yardımcı olur. Sağlığımız için haftada 1-2 kez kuru baklagil tüketmeye dikkat etmek gerekir. Ana yemeklerin dışında çorba ve salatalarınıza ekleyebilirsiniz.

3.Kuru yemişler

Kuru yemişler içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını korur. Meyvenin yanında kuru yemiş tüketirseniz kan şekeri kontrolü sağlamış olursunuz. Ancak kalori ve yağ miktarı fazla olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir. Hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekir. Beslenme programına eklenen antioksidan besinler oksidatif stresten korunmaya yardımcı olur. Magnezyum ve çinko olmak üzere vitamin ve mineral kaynağıdır. A, C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Güçlü antioksidanlardan E vitaminini içerir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin olan ceviz kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Triptofan içeriği sayesine serotonin salınımını arttır. B vitamini ve selenyumdan dolayı da endişeli olmamamızı sağlar. Bu nedenle kuru yemişler ruh sağlımız için de oldukça yararlıdır.

4.Pancar

Pancarda bulunan lipoik asit özellikle diyabet hastalarında sinir hücre hasarının iyileşmesinde yardımcı olur. Özellikle stresli bir günden sonra, hızlı bir toparlanma için, güzel bir pancar salatası veya biraz pancar suyu sipariş edebilirsin. Çalışmalar pancar suyu tüketiminin, kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir. Araştırmacılar pancarda olan nitratların pozitif etkisi olduğuna inanmaktadır. C vitamini içeriği ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. 2018 beslenme trendleri arasında da pancarlı veya havuçlu yoğurtlar var!

5.Tatlı Patates

Beslenme kültürümüzde olmayan yeni tanışmaya başladığımız tatlı patates içerdiği antosiyanin ile insülin salınımını arttırır ve kan şekerinin düşmesine yardımcı olur. Potasyum ve posa kaynağıdır. Glisemik indeksi düşük bir besindir.

Sonuç olarak diyabetli kişi, kan şekeri kontrolü yaparak hangi besinlerin kan şekerini yükselttiğini öğrenmelidir. Yasaklarla dolu bir beslenme programı yerine tüm besin ögelerinden porsiyon ölçülerine dikkat ederek tüketmelidir. Diyabetin komplikasyonlarından korunmak ve daha kaliteli bir yaşam sürmek için yeterli ve dengeli beslenmek gerekir.

granola bar

Sağlıklı ve düşük kalorili ara öğünler

Yemek yemek sosyal bir davranıştır. Yıl olmuş 2018, hala aç kalarak zayıflamaya çalışmak?

Diyet yapmak tatsız tuzsuz yemekler veya aç kalmak anlamına gelmez. Doğum günü, yılbaşı ve evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde aklımıza ilk ne yiyeceğiz sorusu gelir. Sosyal hayatın yanı sıra çalışma hayatının yoğunluğu, telaşı ve stresi sebebiyle öğün atlamak kolay bir seçenek haline geliyor. Peki şehir hayatının koşturması içinde pratik yapabileceğiniz, sağlıklı ve lezzetli tarifleri denemek ister misiniz? İşte size çay ve kahvenize eşlik edecek şekersiz, pratik, düşük kalorili atıştırmalıklar!

Antioksidan Granola Bar

  • 4 kişilik
  • Pişme süresi: 15-20 dk
Malzemeler
  • 2 su bardağı yulaf ezmesi
  • 1 adet yumurta
  • 3 adet kuru kayısı
  • 3 adet hurma
  • 1 avuç yaban mersini
  • 1 orta boy olgunlaşmış muz
  • 15 adet çiğ badem
  • 4 adet ceviz

İsteğe bağlı: 1 tatlı kaşığı tarçın

Üzeri için:
  • 1 küçük muz
  • 1 tatlı kaşığı light fıstık ezmesi
Yapılışı

Badem ve cevizi ikiye bölün. Yulaf ile birleştirin. Kuru meyveleri küçük küçük doğrayın. Başka bir kasede muzu ezin. Bütün malzemeleri çukur bir kapta karıştırın, yumurtayı da ilave edip iyice karıştırın. Hamuru yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine alın ve bir parmak kalınlığına gelene kadar yayın, dikdörtgen parçalar kesin.180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika (kızarıncaya kadar) pişirin. Piştikten sonra üzerini fıstık ezmesi ve muz ile süsleyebilirsiniz.

Granola barın içinde bulunan yulaf demir, çinko, manganez; E ve B grubu vitaminlerinin iyi kaynaklarındandır. Antioksidan olan selenyum içerir. Kan şekerini dengeler. Kolesterolü düşürür. Bazı kanser türlerinin (kolon) riskini azaltır. Yüksek çözünür posa içeriği sayesinde tok tutar. Böylece kilo vermek ve korumak için oldukça önemlidir. Bağırsak ve sindirim sistemi için sağlıklıdır.

Kuru yemişler içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını korur. Meyvenin yanında kuru yemiş tüketirseniz kan şekeri kontrolü sağlamış olursunuz. Ancak kalori ve yağ miktarı fazla olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir. Hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekir. Beslenme programına eklenen antioksidan besinler oksidatif stresten korunmaya yardımcı olur. A,C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Güçlü antioksidanlardan E vitaminini içerir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin olan ceviz kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Triptofan içeriği sayesine serotonin salınımını arttır. B vitamini ve selenyumdan dolayı da endişeli olmamamızı sağlar. Bu nedenle kuru yemişler ruh sağlımız için de oldukça yararlıdır.

Chai Tea Latte

Soğuk akşamların baharatlı çayı: “Chai tea latte”

Havaların soğuması ile birlikte güneş ışınlarından yararlanma süresi kısalır, iş temposu yoğunlaşır, evde geçirilen zaman uzar ve hastalılara yakalanma riski artar. İşte size soğuk akşamlarda içinizi ısıtacak Chai tea ve sağlığa yararları…

Kökeni Tayland ve Hindistan’a uzanan Chai tea, efsaneye göre kralın şifalı içecek yapılmasını istemesi üzerine ortaya çıkmış. Sanskritçe dilinde ‘yaşam bilimi’ anlamına gelen Ayurveda Hintlilerin antik sağlık sistemidir. Chai tea de Ayurvedik çaylarından biridir. Tarçın, zencefil, karanfil, kakule, muskat gibi baharatlar bu sağlık sisteminin temel parçalarındandır. Bu çaya aroma ve süt eklenince de tekerleme gibi adı olan Chai tea latte ortaya çıkıyor.

Chai Tea Latte’nin sağlığa etkisi?

Chai Tea Latte’nin içinde baharatlar, süt ve siyah çay bulunur. Süt, düşük glisemik indeksli olduğu için yavaş emilir. Böylece kan şekeri dengesini düzenlemeye yardımcı olur. Kazein ve whey protein içermesi nedeniyle kas metabolizması ve protein sentezini sağlayan dallı zincirli aminoasitleri içerir. Bu nedenle spor yapanlar için oldukça sağlıklı ara öğün seçeneğidir. İçindeki baharatların ise lezzet vermelerinin dışında sağlığa yararları vardır. Tarçın ve zencefil soğuk algınlığından korumada etkilidir. Karanfilin antiviral ve antibakteriyel özelliği vardır.

Kilo kontrolü için kremalı ve şuruplu kahveler yerine şekersiz tercih edebilirsiniz. Lezzetlendirmek için de baharatları kullanabilirsiniz. Laktoz intoleransı olan kişiler laktozsuz süt tercih etmeye dikkat etmelidir. Tüketileceği zaman da kalori içeriğine göre short veya tall boyu tercih edilmelidir.

Chai Tea Latte değişim listesi:

  • Short Yağsız Süt 103 kcal = ½ su bardağı süt + 1 porsiyon meyve
  • Tall Yağsız Süt 154 kcal = 1 su bardağı süt + 1 porsiyon meyve
  • Tall Yağlı Süt 194 kcal = 1 su bardağı süt + 1,5 porsiyon meyve

Sonuç olarak beslenmenin fizyolojik etkileri dışında kültürel, sosyal, politik ve ekonomik gibi çeşitli alanlara da etkisi bulunmaktadır. Daha kaliteli yaşamak, sağlığımızı korumak için yeterli ve dengeli beslenmek oldukça önemlidir. Bunun için de yasaklarla dolu bir beslenme programı yerine tüm besin ögelerinden porsiyon ölçülerine dikkat ederek tüketmek gerekir.

fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

Egzersiz, spor ve diyabet

Diyabet, kişilerin spor ya da fiziksel aktivite yapmasını engelleyen bir hastalık değildir.

Bireylerin diyabetin komplikasyonlarından korunabilmeleri için elzem bir faktördür. Spor veya fiziksel aktivite diyabet riskini azaltan ve kan şekerinin düzenlenebilmesini sağlayan faktörlerden biridir. İnsülin direncini azaltmakta, kilo kontrolünün sağlanmasında fayda sağlamaktadır. Spor veya fiziksel aktivitede kan şekerindeki meydana gelebilecek düşüklüğü engellemek gerekmektedir. En sık insülin kullanan diyabetik bireylerde kan şekerinde düşüş görülmektedir.

  • Kan şekeri ölçülmeli
  • Bunlar insülin miktarını yapacakları spor veya fiziksel aktiviteye göre azaltmalı
  • İnsülin pompası kullanıyorlarsa pompadan insülin gönderimi durdurmaları gerekmekte
  • Fiziksel aktivite veya spor öncesi 15 gram karbonhidrat tüketilmeli

Kan şekerinin 250-300 mg/dL ve daha yüksek olma durumunda fiziksel aktivite veya sporun yapılmaması gerekmekte, böyle bir durumda bol su tüketimi sağlanması ve dinlenilmesi önerilmektedir.

15 gram karbonhidrat içeren besinler

Meyve Grubu

1 orta boy incir

4 orta boy kuru kayısı

Ekmek ve tahıl grubu

1/4 simit

1 ince dilim ekmek

3 adet bisküvi

Et ve kuru baklagil grubu

4 yemek kaşığı kurubaklagil

90 gram sonrası et, tavuk, köfte

Süt ve süt ürünleri

1 kase yoğurt

1.5 su bardağı süt

**Hazır paketli ürünlerin etiketleri okunmalı!

tere yağı, tereyağı, margarin, margarin kalorisi, margarin yasak mı, diyette margarin, margarinsiz kurabiye

Doymamış yağ asitleri düşük mortalite riski ile ilişkilidir!

Doymamış yağ asitleri düşük mortalite riski ile ilişkilidir.

Doymamış yağ asitleri ve mortalite

Yağ, organizma için elzemdir. Deri altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler ve yağlar organları çevreleyerek dış etkenlerden korur, midenin boşalmasını geciktirir. Daha çok hayvansal yiyeceklerin bulunduğu diyetlerin yağ oranı tahıllara dayalı diyetlerden yüksektir. Amerika Diyet Kılavuzu’nda (2015-2020) total yağ miktarından daha çok, aldığımız yağ asidi tipine dikkat etmemiz gerektiği vurgulanmaktadır.

Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan bir çalışmada; 126,233 katılımcının beslenme düzeni 2-4 yıl arası takip edilmiş, katılımcıların 33,304’ünün kardiyovasküler hastalıklar, kanser, nörodejeneratif ve solunum hastalıklarından ölmüş oldukları rapor edilmiştir. Araştırmada ölüm oranı, yüksek trans ve doymuş yağ asidi(tereyağı, hayvansal iç yağ, kırmızı et) alımı ile ilişkilendirilmiştir.

Doymamış yağ asiti ( zeytinyağı, fındıkyağı, bitkisel yağlar, kolza ve keten tohumu yağı, balık ) tüketenlerde ölüm oranı daha düşük bulunmuştur. Ayrıca doymamış yağ asitlerinin total ve LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürdüğü gözlemlenmiştir. 

Yağ miktarını azaltıp yerine karbonhidrat alımı

Yapılan çalışmada, yağ yerine karbonhidrat alımının da ölüm oranını artırdığı gösterilmiştir. Çünkü; karbonhidrat ağırlıklı beslenmede rafine nişasta ve şeker içeriği, doymuş yağlar kadar mortalite riskine yol açar.

Daha sağlıklı bir yaşam için doymuş yağlar daha az tüketilmeli ve yerine doymamış yağ asitleri tüketimi artırılmalıdır.

Higher consumption of unsaturated fats linked with lower mortality rates
Harvard T.H. Chan School of Public Health, Higher consumption of unsaturated fats linked with lower mortality rates, 2016.

Beslenme
Baysal A. , Beslenme, 2014.

kuruyemiş ve baharatlar gerçek diyetisyenler, baharatlar, aktar, aktariye, aktara sıkı denetim

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: “Kuru baklagiller”

Vegan beslenme, bireylerin hayvansal besinleri tamamen beslenmesinden çıkarmasıdır.

Vegan bireyler balı bile hayvansal gıda görerek beslenmelerine dahil etmemektedir. Vegan beslenmenin katı kuralları vardır. Ana ve örnek protein kaynağı olan yumurta tüketimi, et ve et ürünlerinin tüketimi, süt ve süt ürünlerinin tüketimi bu beslenme tarzında tamamen yasaktır.

Peki bu bireyler protein ihtiyacını nasıl karşılamakta ve yeterli beslenmeyi nasıl sağlamaktadırlar ?

Bu yazımızda veganlar bireyler için en birincil protein kaynağı olan kuru baklagiller yer almaktadır. Kuru baklagiller bitkisel kaynaklı protein  içeriği çok yüksektir. Karbonhidrat içermekte aynı zamanda posa içeriği yüksektir. Kuru baklagillerin 100 gramı ortalama 20 – 25 gram protein içermektedir.

Vegan sporcuların kas kütlesindeki yapım ve onarımı artırmak için vücut proteine ihtiyaç durmakta ve bunu kuru baklagillerden sağlanabilmektedir.

  • Kuru fasulye
  • Börülce
  • Mercimek
  • Bakla
  • Soya fasulyesi
  • Nohut
  • Barbunya
  • Maş fasulyesi gibi beslenmede alternatif birçok tarifede yer almaktadır.

Vegan sporcuların beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Yetersiz beslenme ve besin ögesi alımı sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Herhangi besin ögesi eksikliğine karşın düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları gerekmektedir.

kadın sporcu, koşu, koşma, olimpiyat

Vegan sporcuların beslenmesinde protein kaynağı: ”Ekmek ve tahıl grubu”

Besinlerle alınan proteinler hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmak üzereye ikiye ayrılmaktadır.

Bitkisel kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliği hayvansal kaynaklı proteinlerin sindirilebilirliğinden azdır. Vegan bireylerin bitkisel kaynaklı beslenmesinden dolayı lizin, metionin, triptofan, treonin amino asitlerini sınırlı almaktadır.

tahıl, makarna, ekmek

Sporcuların protein ihtiyacı normal bir bireye göre fazladır. Vegan beslenen sporcuların da protein ihtiyacı fazladır ancak bitkisel kaynaklı beslenmelerinden dolayı yetersizlik görülebilmekte bu durumda bitkisel kaynaklı besinlerin beslenmede %10 artırılması gerektiği önerilmektedir.

ok atma, kadın sporcu

Ekmek ve tahıl grubu protein içermektedir. Aynı zamanda demir ve B grubu vitaminleri içermektedir. Ekmek ve kahvaltılık tahıllar vegan sporcularda önemli enerji ve besin ögesi kaynağıdır. Az işlenmiş kaliteli tahıl tüketiminin arttırılarak günlük beslenme örüntüsünün düzenlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Böylelikle vegan sporcunun performansının artış göstereceği ve besin ögesi eksikliğinin görülmesinin engellenebileceği bildirilmiştir.