fiziksel aktivite, fa, spor, egzersiz

“PAL” nedir?

PAL (Physical Activity Level): Fiziksel Aktivite Düzeyi. Kişilerin eneıji harcamaları yaptıkları aktiviteye bağlı olarak değişir. Tablonun bu sütununda verilen katsayılar orta düzey aktiviteler için verilen değerlerdir. Her yaş grubunda yapılan aktivite tür ve miktarına bağlı olarak eneıji harcaması değişir.

Yazının alıntılandığı kaynak
TAM GÜN OKULLARA YÖNELİK GELİŞTİRİLEN MENÜ MODELLERİ VE ÖRNEK ÖĞLE YEMEĞİ LİSTELERİ, sağlık Bakanlığı, Ankara, 2010, Doç. Dr. Murat Baş Yrd. Doç. Dr. Saniye Bilici Uzm. Dyt. Mehtap Ersin Bayrak Dyt. Cansel Tütüncüoğlu

Holistik Beslenme Diyet

Yaşam kalitesi nedir?

Yaşam kalitesi, bugün toplumların ulaşmayı amaçladığı en önemli evrensel hedeflerden birisidir.

Temelde Maslow (1970)’un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile ilişkilendirilmekte ve subjektif bazda kişinin yaşam doyumu ile ilişkili olduğundan, bu ihtiyaçların kantitesi (nicelik) ile birlikte kalitesi (nitelik) ile de ilgilenmektedir.

Yaşam kalitesinin incelenmesinde ortak bir standart veya göstergeler sistemi bulunmamakla birlikte, objektif ve sübjektif olmak üzere iki açıdan incelenmektedir. Bu çalışmada, konuyla ilgili yapılan çalışmalara dayanarak yaşam kalitesi göstergeleri; “cinsiyet, yaş, medeni durum, sosyal destek, yaşanılan konut ve özellikleri, sağlık, eğitim, gelir, iş yaşamı, boş zaman aktiviteleri” başlıkları altında sınıflandırılmış ve yaşam kalitesi üzerinde etkili olan bu göstergelere ilişkin literatür verilmeye çalışılmıştır. Çalışmalar genel olarak kadın olmak, yaşlı olmak, dul veya boşanmış olmak, düşük eğitim düzeyi, düşük gelir düzeyi, zayıf sosyal destek, yaşanılan konutun ve özelliklerinin yetersizliği, iveğen ve/veya süreğen bir hastalığa sahip olmak, düşük iş doyumu ve boş zaman aktivitelerinin yetersiz olması gibi faktörlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü göstermektedir.

Dergi Park
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/232472

Diyetisyen kimdir, diyetisyenler ne iş yapar?

Diyetisyen, bir yüksek öğretim kurumunun Sağlık Bilimleri Beslenme ve Diyetetik bölümünde, en az 4 yıllık eğitim ve öğretim programını başarı ile tamamlayarak lisans derecesi almış sağlık profesyonelidir.

Peki sizce bu dört yıllık eğitimde diyetisyen sadece obezite (zayıflatma) tedavisini ve diyetini mi öğreniyor?

Ben cevap vereyim tabi ki de:

HAYIR!

En az 4 yıllık Beslenme ve Diyetetik Bölümü eğitim sürecinde 3. sınıfın yaz döneminde 240 saat ve 4. sınıf tamamen iş başı eğitim, sahada çalışan diyetisyenler tarafından pratik olarak verilebilmesi adına staj yer almaktadır.

Amaç

  • Hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi,
  • Pediatrik hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi,
  • Toplumda beslenme sorunları ve epidemiyolojisi (Halk sağlığı diyetisyenliği),
  • Toplu beslenme sistemleri gibi alınan birçok dersin pratiğini kazanmaktır.

Ayrıca

  • Nefroloji,
  • Pediatri,
  • Kardiyoloji,
  • Gastroenteroloji,
  • Nöroloji,
  • Kadın hastalıkları ve doğum ve daha birçok serviste aktif olarak hastaların beslenme durumlarının hızlı bir şekilde değerlendirilmesi, hastanede yatış süresinin kısalması, tedavinin cevap vermesi ve hastane malnütrisyonunun önlenmesi için beslenme tedavi planını yapan kişidir diyetisyen.
Tıpta özerklik ve özerkliğe saygı tıp etiği etik ilkeler

Tıpta “özerklik” ne demek?

Özerklik günlük kullanımda kimi zaman karıştırılmakta, özellikle “özerklik” yerine “özgürlük”ün  kullanılması sıklıkla söz konusu olmaktadır. Her ikisi de seçim yaparak ya da karar alarak eylemini belirleme ve gerçekleştirme hakkında olan bu kavramlardan özgürlük, daha çok sürecin engelleyici dış etkenlerle bağlantılı boyutuyla; özerklik ise daha çok eylemde bulunanın içsel olanaklarıyla ilintilidir.

Özerkliği özgürlükten ayıran kişinin içsel olanakları ise kişilerin aklını kullanma yetisi ve buna bağlı olarak kendi yaşamları hakkında söz sahibi olma ve karar verme yetisi ne kadar fazla ise; kişi, o kadar özerk, ne kadar özerk ise kişi aslında o kadar özgürdür. Özerklik sözcüğü Yunanca’daki “otos” ve “nomos” sözcüklerinden oluşmuştur. “Otos” sözcüğü “kendi kendine”, “nomos” sözcüğü ise “kural, yönetim, yasa” anlamına gelmektedir.

Özerklik, bireyin tamamen özgür ve bağımsız olarak düşünebilmesi, kendi hakkında kararlar alabilmesi ve bu kararları eyleme geçirebilmesidir. Kişi özerkliği bağlamında özerklik, kişinin öncelikle kendi yapıp edecekleri, ikincil olarak da kendisine yapılıp edilecekler konusunda son kararı verme hakkına sahip olmasıdır. Özerklik dış etkilerden bağımsız bir şekilde kendi kararlarını alabilme ve eyleme geçirme yetisidir. Felsefe ansiklopedisi, özerk kelimesi ile bağımsız ve özgür kelimelerini eş anlamlı; bağımlı, uyruk, eslek, ast, bağlı kelimelerine de karşıt anlamlı bulmaktadır. Kant’a göre günümüzde felsefi anlamda özerklik kalmamıştır. Türk Dil Kurumu’na göre özerklik, “hiç değilse bir takım koşullar altında bir topluluğun kendi kendini yönetme hakkı” ,daha detaylı olarak bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması, bir topluluğun bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı, muhtariyet, otonomi olarak tanımlamaktadır.

Özerklik kavramının tarihsel gelişimi irdelenecek olursa; 1600 yıllarında topluluklar için kullanılırken, 1983 yılından itibaren bireyler için kullanılmaya başlanmış, sağlık alanında ise son 20 yıldan beri gündeme getirilmiştir. Özerklik ilk olarak 1623 yılında “ülkelerin kendini yönetme hakkı olarak ve siyasal, yerel, yönetsel birimlerin kendileri ile ilgili kararları kendilerinin alması” olarak tanımlanmıştır. 1803 yılında ise kişisel özgürlük olarak, 1817 yılında metafizik açısından “özgürlük” olarak tanımlanmış ve Kant tarafından “geleceği saptama özgürlüğü, hiçbir özneye bağlı olmama özgürlüğü” açılımı getirilmiştir. 1840 yılında tüm bu tanımlara “topluluğun kendi hükumeti tarafından yönetilmesi”, 1871 yılında da “bir hal, durum, bağımsız olma durumu” açılımı getirilmiştir.

Biyoetik Terimleri Sözlüğüne göre özerklik; bir topluluğun ya da bireyin karar verme ve belirli bir yaşam biçimini seçme özgürlüğünü ifade eder. Etikteki ve tıp etiğindeki kullanımı bireysel özerkliği ifade ettiğinden yeni ve özgündür. Bireysel özerklik insan türünde bulunduğu varsayılan bir yetidir. Bu yeti, insanı insan olmayan varlıklardan ayıran temel niteliklerden biridir.

diyetisyen, beslenme uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, beslenme ve diyetetik, gerçek diyetisyenler sitesi

“Doktor, Tabip ve Hekim” arasındaki fark nedir?

Tıp ve hekimlik mesleği en zor ve en derin bilgi gerektiren mesleklerinden birisidir. Uzmanlığı olsun olmasın bir tabip, insan gibi karmaşık bir malzemeyle uğraşarak, hem onun hastalıklarını teşhis ve tedavi etmek, hem de hasta olmadan önce sağlıklı yaşayabilmenin yolunu ona göstermek niyetine yönelik bir eğitim almak durumundadır.

Türkçede tıp fakültesinden mezun olarak tababet mesleği icra eden kişilere genellikle doktor diyoruz. Hekim ve tabip sözcükleri de daha seyrek olmakla birlikte kullanılan diğer tanımlamalar. Biz bu kelimelerin hepsini eş anlamlı olarak:

Tıp fakültesinden mezun, temel tıbbi bilgilere sahip ve tıp diplomasına sahip kişi, anlamında kullanmaktayız.

Şimdi önce bu kelimelerin anlamlarına kısaca bir bakalım:

Doktor

Doktorluk, akademik bir derecenin adıdır. Bilindiği gibi kelime aslında, bütün bilim alanları için kullanılan ve herhangi bir bilimsel yahut felsefi alanda yüksek bir başarı düzeyine ulaşmış kişilere verilen bir unvan.Kelimenin kökeni, Latince ‘öğretmek’ anlamına gelen docere kelimesine dayanır. Bu da aslında, ‘öğretme ye terliliği” anlamındaki licentia doçenti kelimesinin kısaltılmasından türetilmiş. Kısacası, bu gün tüm tıp fakültesi mezunları için kullandığımız doktor terimi, öğretme yeterliliği ile ilgili bir kökten türetilmiş ve yüksek bir akademik dereceyi belirtmek için kullanılan bir terim aslında.

Bu açıdan bakınca tıp fakültesi mezunlarına doktor demek aslında kelime kökü olarak yanlış bir uygulama gibi gözüküyor.

Tabip

Tıp ilmi (veya sanatı) ile uğraşan kişileri tanımlamak için kullanılan Arapça kökenli bir sözcüktür. Hemen her tıp öğrencisinin bildiği gibi, tıp bilimleri ile ünlü Antik Mısır’daki Teb şehrinin isminden türetildiğine inanılan bu terim, Osmanlıca Türkçesinde ve Yeni Türkçede kullanılmaktadır.

Hekim

Belki de sadece bizim dilimizde ve bize yakın coğrafyalarda yaşayanların dillerinde tababet (tıp bilimleri) ile uğraşan kişileri nitelemek için kullanılan bir terimdir. Arapça h-k-m olarak yazılan hüküm kökünden gelir ve yüzeysel anlamı itibariyle karar veren, doğruyu yanlıştan ayırabilen kişi anlamlarında kullanılır. Hakim, hakem ve hikmet gibi kelimeler de hep aynı kökten gelen ve anlam açısından sıkı ilişkileri olan kelimelerdir. Bunların hepsinde de ‘eğriyi-doğruyu ayırt etme’, ‘sıradan insanlardan daha derin bir bilgiye sahip olma’, ‘bilgisi ile iş görebilme’ gibi içerimler saklıdır. Yine hükm keli mesinin kökeni de ‘batıl’ın zıddı olarak tarif edilen Hakk kökünden türemiştir ki, gerçeklik, hakikate uygunluk ve yalansız yapma gibi günlük anlamlan mevcuttur.

Değerlendirme

  • Tababetle uğraşan kişilere doktor demek kelime anlamlarını düşündüğümüz takdirde pek uygun görünmüyor. Zira doktorluk bir akademik seviyedir ve hem sadece tıbbiyeye mahsus değildir, hem de tıp fakültesini bitiren herkes bu akademik dereceyle mezun olmaz (zira akademik ilerleme amacındaki tıp fakültesi mezunlarının önce ya bir doktora yahut bir uzmanlık eğitimi almaları gerekir).
  • Tabip mi, Hekim mi: Tabip, tıp mesleğini icra eden kişidir. Burada, tıp mesleğinin genel geçer bilgisine sahip olmak ve bunu yeterli ve gerekli derecede uygulayabilmek yeterli görünmektedir. Hekim sözcüğü ise anlam itibariyle çok daha derinlere uzanır ve bu tabirle nitelenecek kişilerde fazladan bazı özellikler aranmasını gerekli kılar. Hekim, sadece kendisine öğretilmiş bilgiyle sınırlı kal mayan, kendinden öncekilerin ve hocalarının hatalarını tekrarlamayacak bir feraset geliştirebilen, tıp mesleğindeki doğru ve yanlışları ayırt edebilecek kapasiteye ulaşmış, hikmet arayışında ve hikmetle iş görme azminde bir insanı tanımlar yahut tanımlamalıdır. Hekim, karşısındaki insanın bir ‘insan’ olduğu bilincinden asla uzaklaşmayan, ölüm ve hastalığı mücadele edilecek anormallikler olarak değil, hayatın doğal parçaları olarak görebilen, hem kendi hayatında hem de hastalarının yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlayabilecek bir zihni ve fikri donanıma sahip bir insanı düşündürmelidir.
  • Dolayısıyla hekim, doktordan da tabipten de üst basamakta bir tanımlamadır ve hem mesleki, hem de kişisel açıdan kâmil insanı düşündüren telmihlere sahiptir. Hekim, kâmil insandır; bu anlamda doktor, hatta tabip bile, hekime nazaran sadece bir teknik uygulayıcı olabilir.
  • Kısaca Hekim > tabip > doktor diyebiliriz.
sağlıklı yaşam koçu

Yaşam koçu mu, Diyetisyen mi?

Her gün sosyal ortamlarda; televizyon, gazete, dergi veya sosyal paylaşım sitelerinde bir çok kişi aslında diyetisyen olmadığı halde bir diyetisyen edası ile insanlara kendilerince bilgi veriyor, diyet listeleri düzenleyerek insan sağlığı ile oynuyor…

Yaşam koçu mu, Diyetisyen mi?

Öncelikle şunun farkına varılması gerekir. Diyetisyen olabilmek için üniversitelerin dört yıl eğitim veren beslenme ve diyetetik bölümünden mezun olmak gerekir. Bu unvanı alabilmek için bireyler teorik dersler ve laboratuvar deneylerine ek olarak, toplum sağlığı ve beslenmesiyle ilgili olan stajını, koruyucu ve tedavi edici olarak sahada, hastanelerde, toplu beslenme yönetimi ile ilgili olarak da diğer kuruluşlarda yaptıktan sonra bölümün öngördüğü dersleri başarı ile tamamlayabilirse diyetisyen unvanını alarak mezun olurlar.

Bir bireyin yaşam koçu ve diyet uzmanı olabilmesi ise bu aşamadan sonra başlamaktadır. Yani bireysel veya kurumsal anlamda yaşam koçu ve diyet uzmanı olabilmek için üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik bölümünü bitirdikten sonra yaşam koçluğu için verilen sertifikalı eğitim programlarına katılmanız yeterlidir.

Aslına bakılırsa en büyük fark bu noktada başlamaktadır. Şu an kimyagerlerden tutunda, spor eğitmenlerine, mühendislere hatta ve hatta hiçbir eğitimi olmadan sosyal medya aracılığıyla bir şeyler öğrenen kişilerin diyet verdiğini ve isimlerine ben yaşam koçuyum dediklerini görmekteyiz.

Beslenme alanında uzman olmayan bu kişiler sağlık ve beslenme bilimini doğru şekilde bir araya getirememekte, kısa vadede amaca hizmet etmiş gibi görünseler de uzun vadede bireylerin sağlıklarına zarar verebilmektedir. Pratikte bakıldığında da son dönemlerde popüler uygulamalardan kaynaklı ölümler, kalp yetmezlikleri, böbrek fonksiyonlarında ve kemik-kalsiyum dengesindeki bozukluklar gibi istenmeyen birçok sağlık probleminin artış gösterdiği görülmektedir.

Yaşam koçu: “Sizleri mehdinin askerleri yapacağım” diyerek dolandırdı

Peki bir diyetisyen ne yapar ?

Büyüme, gelişme ve ömür boyu sağlığın korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması için beslenme biliminin ilkeleri doğrultusunda bireylerin sağlıklı beslenmelerini (kilo alma / verme) sağlar. Bu süreçte bireylerin fonksiyonel biyokimya değerleri, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzları göz önünde bulundurularak beslenme programları oluşturulur.

Toplu beslenmelerin yapıldığı yerlere menü planlayarak kurumsal danışmanlık verir. Doğuştan veya sonradan oluşan hastalıklar ve bir takım diğer özel durumlarda tıbbi ve cerrahi tedavilere uygun, doğal ve tedavi edici besinlerin bileşimlerine göre diyet programı planlayıp, eğitim verir, bu eğitimlerin sürdürülebilirliklerini takip eder.

Diyetisyen olmadığı halde beslenme programı hazırlayan şahsiyetler var!

Kilo verme sürecinde en sık rastlanan sorunlar nelerdir, bu süreçte bir diyetisyen yardımı almak isteyen fakat çeşitli sebeplerle görüşme şansı olmayan bireyler neler yapmalıdır?

Kilo vermek, biraz sabır, biraz kararlık ve birazda irade işidir. Genellikle uzun sürede alınan kilolardan bir an önce kurtulmak ve beslenmemizde yaptığımız değişikliklerle hemen sonuç almak isteriz. Böyle durumlarda sihirli bir değnek veya sihirli bir besin ararız. Maalesef böyle bir besin veya besin grubu yoktur. İstediğimiz sonucu kısa sürede göremeyince de pes eder tekrar yemeğe başlarız.

Çoğunlukla, yardım almadan tek başınıza uygulanan diyetlerde süreç böyle gelişebilir. Bu durum sık kilo alıp, vermenize ve metabolizmanızın yavaşlamasına neden olur.

Zayıflamaya karar verdiğinizde, motivasyon ve takip, kilo veriminizi kolaylaştıran en önemli iki unsurdur. Fakat değişen hayat şartlarına bağlı olarak maalesef herkesin ortak derdi ve sorunu olan zaman sıkıntısı bu noktada da bireylerin karşısına çıkmaktadır. İşte bu noktada da online diyet programları devreye girmektedir.

Diyetisyen nedir?

Nedir bu online diyet?

Dünya’da ve ülkemizde artan kilo sorunlarının çözümü için geliştirilmiş bir uygulamadır. Bu uygulama ile belirli bir mekan ve zaman kısıtlaması olmadan danışan – diyetisyen görüşmeleri yapılarak beslenme düzeni planlanır ve takibi sağlanır. Bu şekilde bireylerin fazla kilolardan kurtulmak ve daha sağlıklı olmak için bilinçsizce uyguladıkları yöntemlerin önüne geçilebilir. Genellikle tek tip beslenme içeren, düşük kalorili diyetler, zayıflama ilaçları, aç kalarak kilo vermeye çalışmak… kilo verme adına yapılan uygulamalar bireylerde tansiyon, şeker ve kalp hastalığı gibi çeşitli hastalıklara sebep olurken aynı zamanda verilen kiloların daha fazla ve hızlı olarak geri dönüşüne sebep olmaktadır.

Günün koşuşturmacası içinde işten diyetisyene zaman ayıramıyorum, sağlık problemlerim var , sağlıklı nasıl beslenmem gerektiğini öğrenmek istiyorum, bebeğimi bırakıp diyetisyen kliniğine gitmeye vakit bulamıyorum, çok sık iş seyahatine gidiyorum , çalışma saatlerim uygun değil… diyorsanız online diyet programı sizin için uygun bir yöntem olacaktır. Bu sayede ofiste, evde, tatilde veya özel bir günde sağlıklı ve dengeli bir şekilde nasıl beslenmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.

http://www.gercekdiyetisyenler.com/diyete-basla-internetten-online-diyet/

Unutmayın! Sağlığımız bu hayatta bize sunulan en büyük hediyedir ve bir çok hastalığın temeli fazla kilolardır… Yaşamınız boyunca ideal vücut ağırlığını korumanız bir çok hastalıktan sizi uzak tutabilir. Bu korumayı sağlamak için başvuracağınız yöntemler alanında uzman ve bu alanda eğitim almış kişiler olmalıdır. Sağlığınızın önceliğiniz olması dileğiyle…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Gizem Nur Savacı

Malnütrisyon nedir?

Yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak gelişen fiziksel gelişme geriliği durumlarını anlatmada kullanılır.

İki grupta incelenebilir:

malnütrisyon, kötü beslenme, açlık (4)

Primer malnütrisyon

Besin kaynaklarının sınırlılığı, bilgisizlik veya çevre sağlığı koşullarının yetersizliğine bağlı malnütrüsyon. Bu grupta kalori ve protein yetmezliğine bağlı olarak gelişen marasmus ile protein yetmezliğine bağlı olarak gelişen kuvaşiorkor yer alır.

Sekonder malnütrüsyon

Alkolizm, ilaç bağımlılığı, doğuştan veya mental hastalıklara bağlı olarak besin ögelerinin sindirim, emilim ve metabolizmasını olumsuzlaştıran çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişen malnütrisyondur.

diyetisyen ara, diyetisyen eskişehir, diyetisyen logo, zayıflama uzmanı, kilo verdiren diyet, diyetisyen doktoru

İnsülin direnci nedir?

Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum… Su içsem yaradığını hissediyorum

Bu şikayetler şeker hastalığı yani diyabet başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa neden olabilen insülin direncine işaret ediyor olabilir.

İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken insülin reseptörü adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

diyetisyen muhittin tayfur tdd

Diyetisyenler Derneği Başkanı Tayfur’dan tüm diyetisyenleri ilgilendiren açıklama

Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhittin Tayfur DytMag Dergisine tüm diyetisyenler için yazdı.

dytmag diyetisyen magazin dergisi

Prof. Dr. Muhittin Tayfur kimdir?

Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Teknolojisi Yüksek Okulu, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı’nda 1985’de Yüksek Lisans, 1991’de Doktoramı bitirdi. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Teknolojisi Yüksek Okulu, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde 2000 yılı Eylül sonuna değin çalıştı. Buradan Yrd. Doç. Dr. Unvanı ile öğretim üyesi kadrosunda iken istifa ederek Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde görev aldı. Hala Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde çalışmakta.

diyetisyen muhittin tayfur tdd

Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Teknolojisi Yüksek Okulu, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün akademik kadrosunda ilk erkek araştırma görevlisi olarak 1982’de göreve başladı. Yine aynı birimde 1992 yılında da ilk Yrd. Doç. Dr. unvanı ile atanmış olan erkek öğretim üyesidir. Yine Türkiye Diyetisyenler Derneği’ne de 1982’de katılan ilk erkek üyesidir.

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin kuruluş amacı nedir?

Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD)’nin kuruluş amacı tüzüğümüzün 2 ve 3. Maddelerinde belirtilmiştir. Madde 2’ye göre: Türkiye içinde diyetisyen unvanını alarak ilgili Fakülte ve Yüksekokul’dan mezun olan kişileri bir araya toplamak ve Madde 3’deki faaliyetleri yürütmektir. TDD’nin kuruluş amacı dernek tüzüğünün 3. Maddesinde açıkça belirtilmiştir.

muhittin tayfur, nestle, zeynep sungu

Buna göre TDD’nin kuruluş amacı aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirmektir. Derneğin amaçları ve faaliyetleri şunlardır:
a. Diyet ve Beslenme konusunun Türkiye’de yayılması ve tanıtılmasını sağlamak
b. Diyet ve Beslenme konusunda ulusal ve uluslararası konferanslar ve seminerler tertiplemek ve bu gibi çalışmalara iştirak etmek
c. Diyet ve Beslenme konusunda bilimsel yayın yapmak
d. Beslenme sorunu olan bölgelere veya afet durumlarında gıda ve beslenme eğitimi çalışmalarına katkıda bulunmak ve bu gibi teşkilatlarla işbirliği yapmak
e. Asli üyelerin çalışma sahalarını hazırlamak ve kanuni teminatlarının alınması için çalışmalar
yapmak
f. Mevzuat bakımından sağlık personeli arasındaki yerlerini tayin etmek ve mesleki zorlukları önleyici çarelere başvurmak
g. Diyetisyen yetiştirmeyi teşvik edici faaliyette bulunmak
h. Beslenme ve diyetetik bilimi ile ilgili yurt dışı dernek ve benzeri kurum ve kuruluşlara üye olmak,
i. Beslenme ve diyetetik bilimi ile ilgili tek başına veya yurt içi ve yurt dışı çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak araştırma, proje, vb… yapmak.
j. Dernek faaliyetlerini gerçekleştirmek ve gelir temin etmek üzere iktisadi işletme kurulabilir.
k. Yardım Toplama Kanunu ve bu ana tüzük hükümlerine uygun olarak yardım ve bağış alır.
l. Yasal koşulları yerine getirerek araştırmalar ve projeler için yurt içi, yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan maddi yardım alır.
m. Amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, dernek, vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere yönetim kurulu kararı ile platform oluşturabilir.

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

Dernek ne gibi çalışmalar yapmıştır ve yakın gelecekte veya uzun vadede “Diyetisyenlik” mesleği adına eylem planları nelerdir?

TDD Yönetim Kurulu olarak üyelerimizle birlikte kurumsal bir temel oluşturmak, gelecek 10 yıl içerisinde de kendimizi ve mesleğimizi yeniden düzenleyerek üst basamaklara çıkmayı amaçlamaktayız. TDD yönetimini devir aldığımız 8 aralık 2015 tarihinden bu yana yapılan ve planlanmakta olan faaliyetlerimiz vardır. Bunlardan bugüne kadar gerçekleştirilen faaliyetlerimizden bazıları şunlardır:

  1. TC Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığı tarafından 03/07/2015 tarih ve 29405 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri
    Hakkındaki Yönetmelik”te diyetisyenler lehine değişiklik isteği ile ilgili kuruma başvuru yaptık. Bunun sonucunda da isteğimiz dikkate alınmış, yönetmelikte değişiklik yapılması için çalışmalar başlamıştır. Bilindiği gibi mayıs ayında bir hükümet değişikliği yaşanmış, 24 Mayıs 2016’da 65. Hükümet kurulmuştur. Hükümet değişikliği ile Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığı’ndaki bazı üst düzey yöneticiler de değişmiştir. Bu sırada Resmi Gazete yayımlanmak üzere sırada bekleyen “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmelik” de yayımlanmak üzere sırada bekleyen diğer tüm kamu kurumlarının yönetmelikleriyle beraber uygulamalar gereği (Yönetmeliği yeni Sağlık Bakanı, Müsteşar, Müsteşar Yardımcıları, Kurum Başkanlarının tekrar gözden geçirilerek imzaya açılması için) yönetmeliklerin düzenlendiği Bakanlıklara iade edilmiştir. Son alınan bilgilere göre de Sağlık Bakan’lığı ilgili yönetmeliğin değişikliklerin yapılması, genişletilmesi ve yeniden çalışılması için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığı’na geri göndermiştir.
  2. 3 Mart 2016’da Ankara’da Basınla tanışma toplantısı yapılmış, Sağlık Muhabirleri ile bir araya gelinmiştir. Değişik gazete, dergi, radyo ve TV’lerde konuşmalar, yazılı açıklamalar yapılmıştır.
  3. TDD olarak Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ilettiğimiz yazıda; kamuya ve özele ait sağlık tesislerindeki diyet polikliniklerinde tedaviye yönelik diyet danışmanlığı hizmeti verildiği belirtilmiş, söz konusu hizmetin yoğun emek gerektiren bir hizmet olması ve bu hizmetin kaliteli sürdürülebilirliği açısından geri ödeme kapsamına alınması istenmiştir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastaneleri ve üniversitesi hastanelerinin temsilcilerinin katılımı ile Bilimsel Komisyon oluşturulmuş, Tıbbi diyet tedavisinin doğrultusunda Sağlık Uygulama Tebliği’nin (SUT) Sağlık Hizmetleri Komisyonunca hekimin kararıyla tüm bu gerekçeler belirlenmiş olan Ayaktan düzenlemenin bir ücret karşılığında yapılmasının eklenmesi uygun görülmüştür. Bu konu SGK’da üst yönetiminden alınacak randevularla SGK’ya da iletilecektir.
  4. Yine TDD olarak Sağlık Hizmetli Genel Müdürlüğü’ne iletilen ilgi yazıda; Sosyal Güvenlik Kurumu SUT’nin 4.2.16- “Doğuştan Metabolik Hastalıklar İle Çölyak Hastalığı” başlığı altında yer alan hastalık raporuna dayanılarak hastaların kısıtlı diyetleri sebebi ile hayati öneme sahip özel formüllü un ve özel formül içeren mamul ürünler (makarna, şehriye, bisküvi, çikolata, gofret vb.) için bir aylık ödenmesi öngörülen ücretlerin yeniden Kamu Sağlık Hizmetleri Satış Tarifesi ve SUT kapsamında revize edilmesi önerilmiştir.
  5. İstanbul ve İzmir İl temsilcisi ve yardımcıları belirlenmiştir. İstanbul il temsilciliği ile birlikte 5 Haziran 2016’da 400’ü aşan diyetisyenin katılımı ile kahvaltılı bir toplantı yapılmıştır.
  6. Nestle firması ile “Dengeli Beslen Mutlu Yaşa” konulu bir proje yürütüyoruz. Ülkemizde 11 ilde halka bigiler veriliyor, eğitim yapılıyor. Böylece hem topluma hizmet ediyor, hem basın toplantılarında, eğitim toplantılarında derneğimizi, mesleğimizi de tanıtıyoruz.
  7. 4 ve 5 Haziran 2016’da Ankara’da Malnütrisyon Kursu düzenlenmiştir.
  8. Diyetisyenlerin klinik nutrisyonda çalışma ilkelerini ve çerçevesini belirleyen bir yönerge hazırlanmıştır. Hazırlamış olduğumuz yönerge 4 ve 5 Haziran 2016’da Ankara’da düzenlenmiş olan Malnütrisyon Kursu’nda tartışılmış, görüşler alınmıştır. Bu görüşler değerlendirilmiş ve son şekli ile sitemizde yer verilecektir.
  9. Ülkemizde Diyetisyenlik Mesleğinin 50. yılı 6 Haziran 2016’da Ankara’da bir günlük toplantı ve yemekle kutlanmıştır.
    Gerçekleştirmek için üzerinde yoğun biçimde çalıştığımız ve TDD olarak yapmamız gerekenler de şunlardır:
  10. Diyetisyenlerin Halk Sağlığı Kurumu’na bağlı kuruluşlarda çalışma ilkelerini düzenleyen yönergeyi de hazırlıyoruz. Bu yönerge de sitemizde bulunacaktır.
  11. Beslenme ve Diyet Dergimizi elektronik ortamdan ulaşılabilir yapmak için çalışıyoruz. Böylece makale teslim etme, değerlendirme, hakemlik sürecinin hızlanması ve kolaylaşmasını, okuyucuların da rahatça ulaşmalarını amaçlıyoruz.
  12. Yine TDD’nin Web sitesini güncellemek, yenilemek için çalışıyoruz. TDD’nin Web sitesinde beslenme bilgi köşesi yapmayı, bazı bilgileri ve konularında uzman hocalarımızdan yazılar alarak burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Her ay veya 15 günde bir kısa bilgileri içeren yazılar koyacağız. Böylece meslektaşlarımızın, öğrencilerin, halkın, basının beslenme konusunda güncel, güvenilir bilgilere ulaşabilmesini kolaylaştıracağız.
  13. Diyetisyenler olarak mesleğimizi belirten bir ambleme gereksinmemiz bulunuyor. Bu nedenle ülke genelinde grafikerlere yönelik ödüllü bir yarışma düzenlemeyi planlıyoruz. Yarışma koşulları ile ilgili alt yapı çalışmalarımız devam ediyor. Bunun sonucunda mesleğimizi anlatan, tanımlayan bir ambleme kavuşmayı umuyoruz.
  14. TDD ve diyestiyenlerin tanıtılması içinkamu spotları, billboardların kiralanması gerekmektedir. Buralardan Diyetisyenler ve TDD’nin tanıtılması gerektiğini düşünüyoruz. Gerekli olan bütçe sağlanırsa bu yöntem de uygulanacaktır.
  15. Diyetisyenlerin yaptıkları araştırmalar ve uygulamalar, çalışmaları ile takdir almaları, mesleğimize artılar katmalarını bekliyoruz. Diyetisyenlerin çalışmaları ile mesleğimizi en iyi biçimde temsil etmeleri sonucunda, alanımız dışında diğer disiplinlerce verilen bilimsel ve mesleki ödüller, uygulamadaki başarıları için verilen ödül ve takdirnameler vb nedenlerle “yılın diyetisyeni” ödülü verilmesini, Bunun için seçici bir kurul oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
  16. Diyetisyenler araştırmaların içinde olmalıdır. Araştırmalar sadece akademisyenlerin işi değildir. Diyetisyenleri araştırma yapmaya teşvik etmek, bu konuda desteklemek istiyoruz. Bütçe sağlanırsa, TDD bünyesinde bir araştırma fonu oluşturarak proje yapan diyetisyenlere önce bilgisayar, BEBİS programı, bilimsel ve teknik vb destekler sağlamak, çalışmalar yaptırmak gerektiğini düşünüyoruz.
  17. Diyetisyenler dışında meslekten olmayan kişilerin yazdıkları kitapları, yazılar, makaleler ve açıklamaları irdeleyen, eleştiren yazılara sitemizde yer vermek istiyoruz. Özellikle bu tür kitaplarda sayfa numaraları, yanlış yazımlar ve bilgiler, yanlış fikirler belirlenerek kısa bilgi notları ile belirtilerek eleştirilmelidir. Ayrıca diyetisyen olupta meslek standardlarının ve etik ilkelerinin dışına çıkarak uygulama, öneri vb meslek dışı davranışları sergileyenlere de buradan engel olabiliriz. Böylece bir anlamda “beslenme dedetifliğini” başlatmak ve desteklemek istiyoruz. Bu uygulama ile beslenme ve diyetetik alanında yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmeleri engelleyebilir, toplumu uyarabiliriz. Bütün yaptığımız ve yapmakta olduğumuz çalışmalar TDD için yeni bir temel ve yeni uygulama kalıpları, bir sistem oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışmalarımızı bir “vizyon” oluşturmak için yapıyoruz. Bu temel, mesleğimizi ve derneğimizi yeniden biçimlendirerek gelecekteki hedeflenen planlarımızın iyi belirlenmesini ve açık eylemlerimizi, uygulamalarımızı ortaya koyacaktır. Bu yaklaşım tarzıyla TDD ve diyetisyenler açısından önümüzdeki 10 yıl ciddi bir hazırlık, çalışma ve etkinlik süreci olacaktır. Bu nedenle TDD için önümüzdeki 10 yılı kapsayacak sürece “Vizyon 2026” diyoruz.
    Özellikle 2019 yılı bizim için çok özeldir, TDD’nin kuruluşunun 50. Yılıdır. Bu nedenle 2019’a kadar ciddi ve bilinçli adımlar atmak, TDD’nin kuruluşunun 50. Yılını önemine yakışır biçimde kutlamak, TDD hakkında: Hedef gruplarda/kitlelerde algı oluşturmak, TDD hakkındaki algıyı yönetmek üzerine yoğunlaşmak önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Diyetisyenler Derneği Başkanı Tayfur, Sivil Toplum Saati'nde, ostim radyo, radyo ostim, radyo ostim diyetisyen, muhittin tayfur radyo programı, cumartesi etkinlikleri, beslenme ve diyet etkinlikleri

Derneğe kayıtlı üye sayısı nedir?

Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin 3 Kasım 2016 tarihi, yani bugün itibarıyla üye sayısı 2027 kişidir.

Derneğe nasıl üye olunabilir ve üye olmak için mezun olmak şartı var mıdır?

TDD’ye üye olma koşulları ve işleyişi dernek tüzüğümüzün 5. ve 6. Maddelerinde belirtilmiştir. Buna göre: TDD’nin 2 tür üyeliği vardır:
a- Asli üyelik
b- Fahri üyelik

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

a. Asli Üyelik: Türkiye içinde veya dışında Fakülte veya Yüksekokullarının Beslenme ve Diyetetik bölümlerinden mezun olup “Diyetisyen” unvanını alanlar bu üyeliğe ait mali mükellefiyetini yerine getirme taahhüdü ile üye olma talebinde bulunurlar.

b. Fahri Üyelik: Bilfiil Beslenme ve Diyetetik mesleğinde çalışmayan fakat derneğe çalışmalarıyla yardımcı olan kişiler derneğin fahri üyesi sayılırlar.

Madde 6: Derneğe asli üye olmak isteyenler 2 fotoğrafla birlikte şekli Yönetim Kurulunca belirtilecek başvuru formunu imza ederek genel kurulca belirlenen aidatı ödemeyi taahhüt ederler. Üye olmak için Yönetim Kurulu Başkanlığına müracaatta bulunulur. Yönetim Kurulu, üyelik için yapılan müracaatları en çok 30 gün içinde üyeliğe kabul veya isteğin reddi şeklinde karara bağlayıp sonucu müracaat sahibine yazılı olarak bildirir.

a. Başvuruları kabul edilenler asli ve fahri üye olarak deftere kayıt edilir ve kendilerine birer üyelik kartı verilir.

b. Asli üyeliği isteme, bu tüzük ile öngörülen maddi ve manevi yükümlülüklerin muntazaman
yerine getirileceğini ve Yönetim Kurulu’nca alınan ve ilan edilen kararlara tamamen uygulanacağı kabul ve taahhüt anlamını taşır.

Bunun beş buçuğu da var!, sağlıkta şiddet, doktor darp

TDD’ne asli üyelik için gerekli belgeler nelerdir?

1. Üyelik başvuru formu
2. İki adet vesikalık fotoğraf
3. Diploma fotokopisi
4. Nüfus hüviyet cüzdanı fotokopisi
5. Dernek hesabına yatırılmış 2016 yılı için 50₺ üyelik ücreti, 10 ₺ başvuru ücreti dekont fotokopisi. (Toplam 60 ₺)

Banka hesap numaraları

  • Ziraat Bankası Hamamönü Şubesi
  • 56521324
  • Uluslararası Hesap No: TR85 0001 0007 0656
  • 5213 2450 01

Başvuru belgelerinin gönderileceği adres

  • Talatpaşa Bulvarı, Gevher Nesibe İşhanı, No:113/44 Hamamönü/Altındağ/Ankara
  • https://www.tdd.org.tr/iletisim.php

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

Derneğin mali olarak belirli giderleri veya uygulanılması hedeflenen planlar için bir mali desteğe ihtiyacı var. Bu noktada üye aidatları yeterli mi?

Son yapılan bütçe hesaplamalarına göre 15 Ekim 2016 tarihi itibarıyla TDD’nin üyelik aidatlarından geliri toplam 11.240 ₺’dır. Bu miktarın 4.140 ₺’sını TDD’ye 2016 yılında yeni üye olan diyetisyenler (69 kişi) ödemiştir. Geri kalan 7.100 ₺’lık kısmını ise aidat ödemelerinde özenli davranan, borcu olmayan eski üyelerimizin aidatları (64 kişi) oluşturmuştur. TDD’nin her ay düzenli yaptığı zorunlu harcamaları vardır. Bunlar: Sekreter maaşı ve SGK ödemeleri, hukuk müşaviri ve mali müşavir ödemeleri, bina aidatı, telefon, internet, elektrik, doğal gaz ve diğer giderlerdir. Bu durumda TDD her ay en az 6.000 ₺ harcama yapmaktadır. Bu yıl toplanan aidat gelirlerinin TDD’nin 2 aylık harcamalarını bile karşılayamadığı görülmektedir. Eğer yıllık üyelik aidatları düzenli ödenirse, bugünkü üye sayımıza göre TDD’nin yıllık geliri yüzbin ₺’yi aşmaktadır. Yine önceki dönemler dikkate alınarak 2010-2016 aidatlarını ödemeyenler nedeniyle TDD’nin üyelerinden bugüne kadar ödenmemiş toplam dörtyüz bin ₺’yı aşan üye aidatları alacağı bulunmaktadır. Sonuçta TDD’nin çok önemli miktarda üyelik aidatları gelirinden ve kaynaktan yoksun kalmış olduğu görülmektedir. Bu durumda TDD yönetimi, TDD Tüzüğünün 30. Maddesinde belirtilen faaliyetleri ile gelir sağlamak durumunda kalmaktadır. TDD yayını olan Beslenme ve Diyet Dergileri 500 adet olarak basılmakta, büyük bir çoğunluğu üyelerimizce ilgi duyulup satın alınmadığı için satılmadan TDD merkezinde kalmaktadır.

diyetisyen doktor, yemek tarifi, doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Daha önceki dönemlerde basılan toplantı, eğitim, seminer ve konferans kitaplarının da çoğunluğu satın alınmadığı için elde kalmıştır. Günümüze kadar TDD’ye bağış yapma işlemi ise yeterince işlememiş ve ciddi miktarda hiç bağış olmamıştır.

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

TDD’ye bağış bulmak, bağış yapabilecekleri yönlendirmek gerekir. Bunların dışında toplantı, eğitim, seminer ve konferans gibi faaliyetlerden, kuruluşlarla projeler yaparak TDD’ye gelir sağlanmaya çalışılmaktadır.
Diyetisyenler derneğin kendilerine daha çok sahip çıkmasını beklerken derneğe üye olmamalarını ve üyelerin düzenli olarak aidatlarını yatırmamalarını neye bağlıyorsunuz?
Diyetisyenlerin önemli bir kısmı derneği, çalışmasını, işleyişini bilmiyor. Yine önemli sayılarda diyetisyen dernek denince bazı olumsuz görüşlere sahipler. Oysa önce TDD’nin tüzüğünü, dernekler yasasını okumaları gerekiyor. TDD’nin Web sayfasını incelemeleri gerekiyor. Diyetisyenler TDD’ne üye olursa yükümlülükleri, sorumlulukları nedir? Bunları nasıl yerine getirmeleri gerekiyor? Bunları öğrenmeleri gerekiyor. Eğer TDD tüzüğünü esas alarak söylersek TDD sadece üyelerine, bunlardan da “üyelik aidatlarını düzenli ödeyen üyelerine” karşı sorumludur. Ancak bizler TDD yönetimi olarak TDD üyesi olsun veya üye olmasın tüm diyetisyenleri ayrım yapmaksızın meslektaş olarak kabul ediyor, benzer sorunlara karşı uğraş vermek zorunda olduğumuz düşünüyor, hepsini kapsayacak biçimde yorumluyoruz. TDD her zaman üyeleri olan diyetisyenler, üye olmasa bile bütün diyetisyenlerin haklarını savunmaya çalışmıştır, çalışmaktadır, bundan sonra da aynı doğrultuda çalışacaktır. Haklarımızı ve sınırlarımızı korumak için hepimiz TDD çatısı altında toplanmalıyız. Enerjimizi, bilgi ve yeteneklerimizi, kaynaklarımızı birleştirmeliyiz. Bu şekilde güçlü olur, güçlü ve gür biçimde ses verir, sesimizi duyurabiliriz. Enerjimizi doğru hedeflere, doğru zaman ve yerde yöneltebiliriz. Attığımız adımlar, yaptıklarımız kalıcı, iz bırakıcı olabilir. Bu şekilde haklarımızı korur, yerimizi, sınırlarımızı sağlamlaştırabilir, mesleğimizi bir basamak yukarı taşıyabiliriz. Bir diğer konu ise üyelerin düzenli olarak aidatlarını ödememeleridir. Bu konuda ihmaller var. Üyelik aidatı yıllık 50 ₺ nasılsa öderim, daha sonra hepsini veririm gibi basit nedenlerle ertelemeler de var. Bankaya havale yapmak konusunda yakınmalar da bulunuyor. Şimdi yeni bir sistem hizmeti almak üzerinde çalışıyoruz. Buna göre kredi kartı ile hatta bir yakının kredi kartı veya arkadaşının kredi kartı ile hepsini bir kerede veya birikmiş borçlarını taksitler halinde internetten ödeme kolaylığı sağlayacağız. Aidatların bu şekilde ödenmesi, bizim açımızdan aidat ödemelerinin izlenmesine de kolaylık getirecektir. Üyelerimizi, TDD tüzüğünde yazılı olduğu gibi TDD Yönetim Kurulu’nca alınan ve ilan edilen kararlara uyacaklarını kabul ve taahhüt ettikleri, maddi ve manevi yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirmeye davet ediyoruz.

yemek tarifi, doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Mesleğimizin ülkemizde yeteri kadar tanınmadığını görüyoruz bu konuda dernek ne gibi çalışmalar yapmaktadır?

Değişik alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Bize başvuran diğer sağlıkla ilgi derneklerle işbirliğine önem veriyoruz. Ortak toplantılar, projeler yapmak için çalışıyoruz. Değişik gruplara eğitim, konferanslar vererek mesleğimizi, TDD’ni tanıtıyoruz. Akademik ve mesleki çalışmalar sürekli yapılıyor. Bizim en büyük hedefimiz basın da düzenli yer almak, görünmek olmalıdır. Büyük firmalarla bazı eğitim projeleri yaparak, basın toplantılarında mesajlar veriyoruz. Ancak bugünkü bütçe ve olanaklarımızla yaptıklarımız yeterli değildir. Daha profesyonel çalışmamız gerekiyor. Dünyanın en iyi ve en kaliteli hizmetini en ucuza sağlıyor olsak da bundan kimsenin haberi yoksa, geri dönüşü olmayan bir hizmet ve ürünü ortaya koymanın hiçbir anlamı yoktur. Bu aşamada Stratejik Danışmanlık hizmetinden yararlanmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

tdd nedir, türkiye diyetisyenler derneği, türk diyetisyenler derneği, diyetisyen vakfı, diyetisyen birliği, diyetisyen odası

Diyetisyenler ve TDD hakkında

Hedef gruplarda/ kitlelerde algı oluşturmak, TDD’nin itibarını korumak, TDD’nin itibarını desteklemek, TDD’nin itibarını arttırmak, fikirlerimiz ve görüşlerimizin toplum katmanlarına yayılması, anlaşılması, üçüncü kişilere anlattırılmasını, söylettirilmesini, yazdırılmasını hedeflemek zorundayız. Bu aşamada stratejik Danışmanlık ve tanıtımın (PR:Public Relations-Halkla İlişkiler) ne denli önemli olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. PR görüş ve davranışları etkileyerek, kurum kimliği üzerine bir anlayış yaratan ve algılamaya sahip çıkan bir ilişkiler sistemi olarak tanımlanabilir. Bugün dünyada kuruluşlar daha çok “marka ve kaliteyi nasıl oluştururum” sorusunun yanıtını aramaktadır.

Bizim de TDD’nin bir marka olmasını, TDD’nin güvenilir bir kuruluş olarak tanıtmak, itibarını oluşturmak ve korunmasını hedeflememiz gerekmektedir. Biz de TDD’ni nasıl bir marka oluşturabiliriz? Bunun arayışındayız ve planlamalarını yapıyoruz. Günümüzde mesleğimizin gereklerini yerine
getirmenin yanında diğer meslekler ve gruplarla rekabetin beraberinde getirdiği zorlukları aşmak da ayrı bir beceriyi gerektirmektedir. Albert Einstein’ın “İlk önce oyunun kurallarını öğrenmelisiniz, sonra da herkesten iyi oynamayı.” sözünün gereğini yerine getirmemiz gerekmektedir. Bu aşamada TDD olarak Stratejik Danışmanlık ve tanıtımın önemine inanmalı, ciddi ve yoğun biçimde profesyonel PR Danışmanlık Hizmetlerini almamız gerekmektedir. Profesyonel PR hizmetinin ciddi yüklü bir bedeli, maliyeti olup bu hizmetin alınması için ayrılmış önemli bir bütçeye gerek duyulmaktadır. Bunun için TDD’nin önemli gelirlere, kaynaklara gereksinmesi vardır. Böylece basında sürekli ve düzenli olarak yer alabilir, her yaptığımızla, her attığımız adımdan topluma, kişive kurumlara mesajlar verebiliriz. Beslenme konusunda birikime sahip olan, bu konuda konuşma ve açıklama yapma yetkisi, öncelik hakkı TDD ve diyetisyenlerindir.

sağlık bakanlığı beslenme, sağlık bakanlığı beslenme ve diyet, sağlık bakanlığı beslenme ve diyetetik, sağlık bakanlığı beslenme dosyaları, sağlık bakanlığı beslenme ve hastalıklar, sağlık bakanlığı beslenme ve koruyucu sağlık, sağlık bakanlığı beslenme ppt, sağlık bakanlığı beslenme yazıları, Besin alerjilerinde beslenme ve diyet tedavisi

Topluma verilen bilimsel değeri bulunmayan, yanlış bilgilendirme ve yönlendirmeler olduğunda karmaşa olmaktadır. Beslenme konusunda toplum açmaza düştüğünde ve besinler, beslenme ve sağlık konusunda toplumda karmaşa alarm verdiğinde buna ilk tepki verecek olanlar TDD ve diyetisyenlerdir. Yapılacak açıklamalarla toplumun güvenini kazanabilir, toplumun gözünde saygın bir meslek ve meslek kuruluşu olabiliriz. Düzenli aralıklarla, özel zamanlarda, bayramlarda, tatillerde, hafta sonlarında vb koşullarda basında görünebilir, ses verebiliriz.
Diyetisyenlere ve TDD’ne karşı basında yapılan olumsuz bir açıklamaya, sataşmaya, saldırıya hızla, zaman kaybetmeden karşı yanıtları verebilir, alanımızı, sınırlarımızı koruyabiliriz. Basında yapacağımız açıklamalarımız hemen ağırlıklı biçimde yer bulabilir, yansıyabilir, toplumda, kurumlarda ses getirebilir, hedef kitlelere ulaşabilir. Açıkçası bize karşı gelişen her hareketi ve görüşü geriletebilir, çekinilen, caydırıcı bir kuruluş ve meslek grubu durumuna gelebiliriz. Yani taşı taşla, dişi dişle kırabiliriz. Kısacası basında var olamazsak praktikte günlük yaşamda, hedeflerimiz için de hiçbir anlamda ve hiçbir şekilde var olamayız, sesimizi duyuramayız, hedeflerimize de ulaşamayız.

TDD, Türk diyetisyenler derneği, türkiye diyetisyenler derneği

Diyetisyenlerin en büyük şikayetlerinden biri de devlette yeteri kadar kadro açılamaması, sağlık bakanlığıyla yaptığınız görüşmeler var mı?

Bilindiği gibi 2016 yılında 2 aşamada 130+140 atama ile toplam 270 diyetisyen Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Kurumu’na atanmış olacaktır. Ayrıca 2017 planlamasında 520 yeni diyetisyen kadrosu, 03/11/2016 tarihinde ve 29877 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kadroların değişikliği 03/10/2016 tarihindeki Bakanlar Kurulu’nca 190 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 7. ve 9.’ncu maddelerine göre yapılmıştır. Buna göre Diyetisyenler Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Kurumu’nun Taşra kadrolarına atanacaktır. Ancak bizler açısından bu kadrolar ve sayıları yetersiz kalmaktadır. Günümüzde mezun olan diyetisyen sayıları, illerin Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne atanmış olan diyetisyenlerin görevlendirmelerle ilçelerde hizmet vermeleri, bu hizmetler sırasında ulaşım, yol koşulları, iklim, çevre vb diğer etkenler nedeni ile hizmet kalitelerinde sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Halk Sağlığı Kurumu’nun daha fazla sayıda diyetisyen için kadro açılması gündeme gelebilir. Sağlık Bakanlığı’nca yapılması hedeflenen bir diğer uygulamada aile hekimliği uygulamasına destek vermek için Sağlıklı Yaşam Merkezleri (SYM) açılması planlanmaktadır. Buna göre 23.03.2016 Tarih ve 2016/5 sayılı Genelge ile TÜİK nüfusuna göre il ve ilçe merkezlerinde ilk 50.000 nüfus için bir, sonraki asgari her 100.000 nüfus için birer olmak üzere Sağlıklı Yaşam Merkezi açılması hedeflenmiştir. Türkiye’de SYM’ler yerleşim yerlerinde coğrafik ve demografik özelliklerine göre 1.117 adet olarak planlanmıştır. SYM’lerde yardımcı sağlık personeli olarak Diyetisyen, Fiziksel Aktivite Koçu, Sosyal Çalışmacı, Fizyoterapist/Ergoterapist, Psikolog, Adölesan Danışmanlığı, Çocuk Gelişimcisi, Podolog’un Ekip temelli hizmet yaklaşımı planlanmaktadır. SYM planlamasında TDD olarak öğretim üyelerimiz Prof.Dr. Nevin Şanlıer ve Prof.Dr.Neslişah Rakıcıoğlu’nun değerli katkıları ile Diyetisyen’in görev ve hizmet tanımları yapılmıştır. SYM’de görev alacak diğer meslek grupları da kendi görev tanımlarını yapmıştır. Bunlar bir sunum olarak hazırlanmış ve Sağlık Bakanına sunulmuştur.

Sözleşmeli diyetisyenler kadroya geçecek mi?, kpss diyetisyen habeleri, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kamu Hastaneler Kurumu KPSS Diyetisyen

TDD’nin buradaki başlıca hedefi, Birinci basamak sağlık bakımlarında disiplinler arası işbirliği ile diyetisyenleri desteklemek, gelecekte ülkemizin sağlık sisteminde güçlü bir meslek grubu ve ses olarak yer almalarını sağlamaktır. Bize SYM konusunda desteklerini veren değerli meslektaşlarımız Prof.Dr. Nevin Şanlıer ve Prof.Dr.Neslişah Rakıcıoğlu’na teşekkür ederiz. Bir diğer önemli husus konu ise Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nca diyetisyen alınmaması durumuna dikkat çekmek istiyoruz. Bilindiği gibi ülkemizdeki kamu hastanelerine uzun zamandan beri diyetisyen ataması yapılmamaktadır. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu kendi Personel Cetveli Sitemini geliştirmiş, buna göre personel gereksinmeleri belirlemektedir. TDD olarak bizde bu konuda dünya genelinde araştırmalar yapmaktayız. Sadece gerekli makamlara yazı yazarak, randevu alarak anlatmakla diyetisyenler için kadro isteğimizi kabul ettirmeyiz. TDD olarak diyetisyen gereksinmelerini hesaplama sistemini belirlemek için ülkelerin örneklerini inceliyoruz, açık biçimde ortaya koyacak araştırmalar yapıyoruz. Bunları bir rapor olarak yazı ile ilgili kurumlara ileteceğiz. Değerli hocamız Prof.Dr. Türkan Kutluay Merdol bu çalışmalarımızda çok değerli ve önemli katkılarda bulunmuştur. Değerli hocamız Prof.Dr. Türkan Kutluay Merdol’a yaptığı değerli çalışmalar ve katkılar için teşekkür ederiz. Kamu Hastaneleri Kurumu kadrolarındaki Diyetisyenler görevlerini yaparken gerekli olan mesleki standartları ve gereksinimleri koruyabilmeli, diyetetik alanında mesleki etik uygulamalarının neler olduğu ve sorumluluğunun farkında olmalıdır.

Biz Diyetisyenler olarak güvenilir bir meslek grubu olmak ve mesleki rolümüzü koruyabilmek için profesyonel gelişimin gerekliliğini anlayabilmeli ve bunu gösterebilmeliyiz. Diyetisyenler görevlerini ve hizmetlerini bu anlayışla yerine getirmeli, hizmet kalitesini en iyi biçimde yansıtarak bulunduğu kuruma “yeni bir diyetisyen/diyetisyenler” atanması için kadro “açtırmak/istetmek” konusunda etkin ve yönlendirici örnek rol model olmalıdır. TDD’ne üye olsun veya üye olmasın bütün diyetisyenler mesleki standartları korumak ve mesleki etik ilkelerine uymak zorundadır. Diyetisyenler bu yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmek, bireyler ve topluma yarar sağlamak konusunda mesleğimiz, toplumumuz, ülkemiz ve TDD’ne karşı sorumludur.

tdd eğitimleri, diyetisyen eğitimleri, diyetisyenlik eğitimleri, beslenme ve diyetetik eğitimleri, türkiye diyetisyenler derneği eğitimleri, tdd seminer, tdd kurs, tdd sertifika, tdd kongre

Bu konuda dikkatli ve özenli davranılması gerektiğini vurguluyoruz. Bunlardan ayrı TDD ve diyetisyenler olarak geleceğimizi de planlamamız gerekiyor. İleride üniversitelerden yılda 8.000-10.000 kadar diyetisyen mezun olacak.

Kamudaki kadrolar dolacak. O zaman ne yapacağız? Yeni mezun olacak diyetisyenlere de iş olanağı sağlamak gerekecek. Bunun için diyetisyenin görev alabileceği yeni alanları araştırmak, bulmak, ortaya koymak gerekiyor.
Diyetisyenleri girişimci olmaları için desteklemek, yönlendirmek gerekiyor. Bu konuda da her beraber çalışmalıyız. Buna güzel bir örnek olarak genç diyetisyenlerden Mete Han Üner’i gösterebilirim. Mete Han Üner araştırmalar yapmış, ilgili belgeleri ve bilgileri bizimle paylaşıyor. İş güvenliği alanında bilim uzmanlığı yapıyor, bu alanda da diyetisyenlerin görev alması gerektiğini savunuyor. Biz de bu öneriyi inceliyoruz. Alanımızda ilgili konularda okuyan, araştıran, gören, uyaran, üreten diyetisyenlere güzel bir örnektir. Diyetisyenlerin de böyle üretken olmalarını bekliyoruz.

yılbaşında beslenme, yeni yılda beslenme, yıl başında beslenme ve diyet, yeni yıl menüleri, yeni yıl zayıflama önerileri, 2017 zayıflama tiyoları

Diyetisyenlerin kendilerini daha iyi geliştirmeleri konusunda neler önerebilirsiniz ?

Diyetisyenlik mesleğinin çalışmaları, hakları, sınırlarının koruması konusunda da araştırmalar yapmayı, bilgimizi arttırmayı, yabancı ülkelerdeki gelişmeleri izlemeyi de görev bilmemiz gerekiyor. Diyetisyenlerin meslek yasası, görev tanımlarının yapıldığı yönetmelikler, sorumluluklarımız, meslek standartlarımız, etik ilkelerimiz hakkında donamlı olmamız gerekiyor. Üniversiteden mezun olmak ve diploma almakla diyetisyenliğin bitmediğini, yaşam boyu öğrenme ve eğitim kavramını yaşama uygulamak, değişen bilgilerin yerine güncel, kanıta dayalı ve geçerli bilgi ve uygulamaları kazanmakla yükümlü olduğumuz unutulmamalıdır. Mesleğimiz ile ilgili kurs, sempozyum, eğitim toplantıları ve kongrelere vb faaliyetlere katılmamız gerektiği, bunların izlenmesinin zorunluluk olduğu unutulmamalıdır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik mesleği hem bilimsel hem de sürekli genişleyen bir kitle olarak büyümekte ve sürekli hareketlilik göstermektedir.

Geleceğin diyetisyenleri hem kendilerini geliştirmek hem de bilimsel uzmanlık seviyelerini, teknolojik mükemmelliği, modern diyetetik uygulamalarında uzmanlık koşullarına uyarlamak durumundadır. Diyetisyenlerin yeteneklerini güçlendirmeleri gereklidir, sürekli olarak mesleki yeteneklerini güncellemeli, çalışmalarından çıktılarını belgelemeli, beslenme iletişimindeki gelişmelerini ve konumlarını korumalıdır. Sıkı ve disiplinli çalışan, çalışmaya istekli, bilgisini uygulayabilen, değişimler ve yenilikler için mücadele edebilen ve tavrını ortaya koyabilen kişilerle diyetisyenlik mesleği ülkemizde gelişmeler sağlayabilmiştir. Diyetisyenlik mesleği yine bu dinamik özelliklerini koruyarak, geliştirerek, gelecekte de gelişmesini ve ilerlemesini sürdürecektir. Çağın gerektirdiği donanımlara, bilgi ve yeteneklere sahip olmak, bunları gerektiği gibi kullanmak zorundayız.
Alanımızda doğru soruları sorarak, ilgili konularda okuyan, araştıran, birikim yapan, gören, uyaran, üreten diyetisyenler olmalıyız. Aksi halde gelişigüzel konuşarak, yazarak ancak içimizi boşaltır, hiç bir mücadelemizi kazanamaz, sonuca ulaşamayız.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında bölümümüz açılmış bulunmakta ama bu üniversitelerin bir çoğunda yeterli oranda meslekten akademisyenin bulunmaması ne gibi sorunlar doğurur?

Beslenme ve Diyetetik alanında da, toplumumuzun gereksinmelerine yönelik nitelikli diyetisyen yetiştirebilmek için mutlaka eğitim programlarının içerik ve yeterliliklerinin uluslararası düzeyde geçerli kabul edilen temel ilkelere ve ulusal düzeyde standartlara uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Günümüzde dört bir yanında Beslenme ve Diyetetik bölümleri ülkemizin diyetisyen gereksinmesi, iş bulma durumu, yeterlilik ve mesleki standartlar dikkate alınmadan açılmış bulunmaktadır. Ayrıca bu bölümlerin çoğunluğunda diyetisyen formasyonu almış öğretim elemanları hiç bulunmamaktadır.

Bazılarında sadece bölüme öğrenci alabilmek için bir tane gibi düşük sayıda kalmıştır. Bu üniversitelerden mezun olan diyetisyenlerin gerekli temel eğitim ve uygulamaları alamadıkları da görülmektedir. Bir kez düşünün diyetisyenler için gerekli olan derslerde daha önce hiçbir deneyimi, birikimi ve bilgisi olmayan, alan dışı kişilerce BES kodlu dediğimiz beslenme ile ilgili dersler verilmektedir. Örneğin ben Hacettepe Üniversitesi, , Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Yıllardan bu yana çalıştığım konular ve verdiğim dersler bellidir.
Öğretim elemanı olarak çalıştığım bu sürede hiç bir zaman alanım dışında dersleri hiç vermedim ve de istekli de olmadım. Çünkü bu derslerle ilgili birikimim bu dersleri vermeye yeterli değildir. Bu derslerle ilgi meslektaşlarımızın bu alanda yoğun çalışmaları ve deneyimleri, birikimleri var. Bunlara saygı duymamız gerekiyor. Bir konuda okumak ayrıdır, birikim sahibi olmak, otorite, uzman olmak ayrıdır. Ancak görüyoruz ki bu alanda hiç çalışmamış, deneyimi olmamış, uygulamaları bizzat yaşamamış kısaca beslenme ve diyetetik alanında olmamış kişiler diyetisyen adaylarına Beslenme ve Diyetetik bölümlerinin temel derslerini veriyor. Örneğin Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’ndeki akademisyen meslektaşlarımızın ders notlarının fotokopileri toplanıyor, yine bazı hocalarımızın yazmış oldukları kitapların kapak ve yazar bilgilerinin yırtılarak öğrencilere bölümler halinde fotokopi için verildikleri, bunları ders notu olarak okuyup gelmelerinin istendiği bizlere iletilmektedir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Sadece ders notundan, ders kitabından, hazır bir kaynaktan okunarak meslek sahibi olunsaydı üniversitelere gerek olmazdı.

Öğrenciler sorular soracak yanıtını arayacak, onlara açıklamalar yapılarak ufuklar açılmalıdır. Ne yazık ki
Beslenme ve Diyetetik alanında yetkin olmayan ve diyetisyen formasyonu almamış öğretim elemanlarının olduğu bazı bölümlerde de eğitim böyle veriliyor. Sonuçta bu tür eğitimle diyetisyenler gereği gibi yetişememiş, temel uygulamaları görememiş, gerekli işbaşı eğitimi alamamış durumda kalıyorlar.
Gelişmekte olan sağlık hizmetlerinde biz diyetisyenleri daha değerli kılabilmek için mesleki altyapımıza ekleyebileceğimiz yetenekler nelerdir?
Diyetisyen yetiştiren eğitim programları, bugünkü uygulamalarla koşullara odaklanmalarını sınırlarsa, diyetisyenler yarının uygulamalarına hazırlıklı olamazlar. Diyetisyenleri yetiştiren bölümlerin sorunu, mezunlarını en iyi şekilde hazırlayacak eğitim içeriğini geliştirmek, bu koşulları hazırlamak, kliniklerde ve diğer uygulamalarında yeni alanlar yaratmaktır. Müfredat değişiklikleri öğrenciler ile mezunlarımızın yeteneklerini çeşitlendirmeli, hizmet kalitelerini geliştirmeli ve pazarda tutunabilmelerini geliştirecek vaka ve sorun temelli eğitim esas alınmalı, klinik ve diğer alanlarda uygulamalarda çoğul beceriler kazandırmayı içermelidir. TDD’nin EFAD Temsilcisi Değerli Meslektaşımız Doç.Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel’in (Beslenme ve Diyet Dergisi, 2015; 43(3):237-243) yazdığı bir makalede dikkat çektiği hususlardan alıntılarla bu konu hakkında açıklama yapmak istiyorum. Ülkemizde sağlık profesyonellleri için bir kayıt ve yeterlilik sistemi olmadığından, konunun önemi günümüze kadar pek anlaşılmamış ve üzerinde de yeterince durulmamıştır. Hızla artmakta olan Beslenme ve Diyetetik bölümlerinin sayısı ve bu bölümlerden mezun olan nitelik durumları, diyetisyenlerin sayıları yakın gelecekte bu sistemin zorunlu olmasını gerektirecektir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Avrupa’da EFAD, 1986 yılından itibaren belirli aralıklarla diyetisyenlerin eğitimlerine yönelik raporlar hazırlamaktadır.

Bu alandaki çalışmalara, Avrupa Yükseköğretim Alanında ortak bir hedef oluşturmayı amaçlayan ve yükseköğretimin yapısının yeniden oluşturulmasını taahhüt eden Bologna Deklarasyonu (Haziran, 1999) ile daha fazla ağırlık vermiştir. Bologna Deklarasyonundan sonra, EFAD’ın 2003 yılında yapılan genel kurulunda, tüm Avrupa’da diyetisyenlerin eğitimlerinin ve uygulamalarının önceliklerinin belirlenmesi konusunda bir karar alınmış, bunu izleyen iki yılda yapılan çalışmalar doğrultusunda, 2005 yılında “Avrupa Diyetetik Eğitim ve Uygulama Standartları” tamamlanmıştır.
Avrupa’da ve ABD’deki uygulamalarda Beslenme ve Diyetetik programı müfredatları için kriterlerin oluşturulması ve üniversitelerin bu programlarından mezun diyetisyenlerin mesleki açıdan yeterliliğinin değerlendirilmesi, o ülkenin Yükseköğretim Kurumu ile bir Düzenleyici Kurul’un sorumluluğundadır.

diyaliz diyetisyeni, renal diyetisyenlik, nefroloji diyetisyeni, diyaliz merkezinde diyetisyen

Türkiye’de ise böyle bir sistem yoktur

Ülkemizde bu sorumluluk Yükseköğretim Kurumuna aittir. Diyetisyenlerin ülkemizdeki Meslek örgütü olan TDD, özellikle Bilim Kurulu, EFAD temsilciliği aracılığıyla, bu konuda öneriler geliştirmekte, bunu ilgili kurumlara iletmektedir, fakat TDD’nin herhangi bir yaptırımı bulunmamaktadır. Bunların sonucunda da diyetisyen formasyonu almış öğretim elemanları bulunmayan bölümlerden mezun olan diyetisyenler görevlerini yaparken gerekli olan mesleki standartları sağlamak, çalışmalarında bu standartları korumak, mesleki etik ilkelerine bağlılık ve uyum konusundaki uygulamalarında farklılıklar olacaktır.

diyetisyen iş ilanları, beslenme ve diyetetik alımları, diyetisyen iş ilanı 2017

Dernek tarafından illere temsilcilikler atanıyor bu temsilcilerin illerde ne gibi görevleri ve amaçları var?

TDD İl Temsilcileri Genel merkez Yönetim Kurulu (GMYK) üyelerinden sonra TDD adına ildeki en yetkili kişidir. TDD İl Temsilcileri ildeki meslektaşlarımız arasında iş birliği, birlik ve beraberliği sağlamak için çalışır. TDD İl Temsilcileri Yardımcıları ile dayanışma ve işbirliği temeline dayanan bir takım çalışması yürütür. TDD İl Temsilcileri ve Yardımcıları temsilcisi oldukları illerde TDD’nin tanıtımını yaparak üye olmayan meslektaşlarımızı TDD’ne üye olmaya yönlendirir, yeni üyelerin kazanılmasını sağlar, üye olmalarına yardımcı olur. TDD İl Temsilcileri ve Yardımcıları sorumlu oldukları ile ve çevre illerde bulunan meslektaşlarımızla dayanışma, iletişim halinde bulunur, iletişim ağının genişletilmesine ve güncelliğinin korunmasına yardımcı olur. TDD İl Temsilcileri ve Yardımcıları sorumluluk alanlarındaki özel sektör, üniversiteler, kamu hastaneleri, özel hastaneler ve diğer kuruluşlarda çalışmakta olan diyetisyenlerin sayılarını ve unvanlarını, adres ve iletişim bilgilerini belirler, genel merkeze iletir, iletişim bilgilerini kontrol eder ve güncelliğini korur.

diyetisyen iş ilanları, beslenme ve diyetetik alımları, diyetisyen iş ilanı 2017

TDD üyelerinin üyelik aidatların toplanması, ödenmesi konusunda üyeleri yönlendirici çalışmalar yapar.

Yetki bölgesindeki TDD üyelerinin bilgilerindeki değişiklikler konusunda Genel Merkezi bilgilendirir. TDD İl Temsilcileri ve Yardımcıları TDD Genel merkezi ile her türlü iletişimi sağlar, gelişmeler ve meslektaşlarımız için yapılacak organizasyonlar konusunda bilgiler sağlar, çalışmalar yapar. TDD İl Temsilcileri ve yardımcıları dernek üyelerimizin yaşadığı idari ve yasal sorunlar başta olmak üzere tüm istek ve önerilerini kendi değerlendirmeleriyle birlikte, yine görev ve sorumluluklarına ilişkin faaliyet ve çalışmalarını TDD merkezine rapor olarak iletir. TDD yayınların tanıtılması, bu konudaki isteklerin karşılanması, TDD ve diyetisyenlik mesleğinin tanıtılması için projeler yapar. Yine TDD İl Temsilcileri ve yardımcıları diyetisyen olmadığı halde diyetisyenlik yapmaya çalışanları belirler, yasal sürecin yürütülmesi için ilgili belge ve bilgileri toplayarak genel merkeze iletir.

diyetlle değişim diyetisyen şule nehir araç

Diyetisyenler, derneğimiz için neler yapabilirler?

Başlıca sloganımız “TDD’ye üye ol TDD’ye üye bul” olmalıdır. Öncelikle bütün diyetisyenleri TDD’nde toplanmaya, TDD’nin saflarını sıklaştırmaya, TDD’ne üye olmaya davet ediyoruz. Meslek grubumuz, diyetisyenler vizyonu TDD sayesinde kazanabilir, yaşama aktarabilir. Bir vizyona sahip olmayan diyetisyenler evrende boşlukta kalmıştır. Bir vizyona sahip olmayan ve bireysel kalan diyetisyenlerin emek ve uğraşıları amacına ulaşamamakta, diyetisyenler bıkkınlık ve boşluk duygusu, sonuçta mesleki tükenmişlik ile karşı karşıya kalabilmektedir. Meslek grubumuzun vizyonu: meslek birliğimiz olan TDD ile güçlenir, hedefine ulaşabilir. TDD üyeliği, bir diyetisyenin mesleğine, kariyerine, geleceğine yatırımı olarak düşünülmelidir. TDD tarafından oluşturulan ünün üyelerine geniş yararları olacak, kazanımlarını teşvik edecektir. Böylesine değerli ve saygın birlik oluşturmak, bu birliğe katılmak diyetisyenlere kariyerleri için geniş yararların düzenlenmesine, ağımızın büyümesine de fırsat sağlamaktadır. TDD üyeliği öncelikle kendini yönetebilmeyi ve bir meslek örgütüne karşı sorumlulukları yerine getirmeyi gerektirmektedir. Üyelerimizi, TDD tüzüğünün gereği, maddi ve manevi yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirmeye, aidat borçlarını ödemeye davet ediyoruz.

toplu beslenme sisteleri diyetisyen

Üyelerimizi TDD’ne bağış bulmaya, bağış yapacak kişi ve kuruluşlardan gelecek bağışları TDD’ne yönlendirmede aracı olmaya davet ediyoruz.

Yıllardan beri önceki dönemlerde de yazılı ve sözlü olarak belirtilmesine karşın üyelerimizin büyük çoğunluğunun yıllık aidatlarını ödemedikleri, üyelik taahhütlerini yerine getirmedikleri görülmektedir.
Üyelerimizi, TDD tüzüğünde yazılı olduğu gibi TDD Yönetim Kurulu’nca alınan ve ilan edilen kararlara uyacaklarını kabul ve taahhüt ettikleri, maddi ve manevi yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirmeye davet ediyoruz.
Sonuç olarak: Biz diyetisyenler meslek birliğimiz TDD çatısı altında toplanmalı, birlik olmalıyız. Tek başımıza kalırsak, bireysel çalışırsak hiçbir mesleki hedefe ulaşamayız. Yine TDD olarak günümüz koşullarında klasik yöntemlerle de başarılı olamayız. Bu röportajda TDD yönetim kurulu başkanı olarak birliğin, beraberliğin önemini vurgulamaya çalıştım. Çünkü bireysel eylemlerimiz bugüne kadar başarılı olamadı. TDD olarak uzun yıllardan beri yaptıklarımız beklentilerimizi karşılayamadı. TDD’de birleşerek aktif diyetisyenler, akademisyenler, öğrencilerimiz ve gönüllülerimizle birlikte uzun süreli, kısa süreli planlamalar yapabiliriz. Bu planlamalara göre hedefler ve adımları belirleyebiliriz. Kısacası bunu ortak akılla başarabiliriz. Yapılan planları TDD kurumsal kimliğiyle eyleme geçirebilir, TDD kurumsal olarak 50 yıla yaklaşan deneyimi, birikimi ve kimliğiyle çalışmalarımızı kazanıma dönüştürebilir.
TDD Yönetim Kurulu’nca alınan ve ilan edilen kararlara uyarak bütün üyeler bir takım halinde çalışabilir, belirlenen hedeflere enerjilerini yoğunlaştırabilir. Planlarımızda eksiklik, yetersizlik görülürse ve herhangi bir sorunla karşılaşılırsa hep birlikte yapacağımız 6 aylık, yıllık plan değerlendirmelerinde bunları giderebilir, doğrulama yapabilir, güncelleyebiliriz. Planlarımızı daha sağlıklı, verimli duruma getirebilir, ortak hedeflerimize karşı enerjimizi daha güçlü biçimde yoğunlaştırabiliriz. Bireysel kalırsak bunları asla yapamayız. Ülkemiz koşullarında biz diyetisyenler için başarıya ulaşmanın başka kısa ve güvenli bir diğer yolu bulunmuyor.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

Biz TDD Yönetim Kurulu üyeleri olarak diyetisyenlerin birlikte çalışmak, hedeflere ulaşmak için gerekli olan bilgi, enerji, yetenek, donanım ve kaynaklara sahip olduklarına inanıyoruz.

Yaptığımız tüm bu açıklamalardan sonra gelecekte TDD ve diyetisyenlerin konumunu hayal etmenizi, düşünmenizi öneriyoruz. Eğer bu sürecin bir parçası olmak istiyorsanız sizi de aktif bir TDD üyesi olmaya, bu sürecin aktif bir parçası olarak, TDD yapılanmalarında, çalışmalarında katkı vermeye, görev almaya davet ediyoruz. TDD yönetimini devir aldıktan sonra 8 Aralık 2015 tarihinden bugüne kadar, TDD’nin yaptıkları ve yapmak istediklerini, projelerini ve çalışmalarını anlatmak fırsatını, Dytmag Dergisi’nde TDD’ne yer verdiğiniz için size TDD Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ederim.

Prof. Dr. Muhittin TAYFUR, Türkiye Diyetisyenler Derneği YK. Başkanı

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Türkiye ve dünyada diyetetik eğitimi

Beslenme ve diyetetik; besinlerin içerdiği makro ve mikro besin ögeleri yanında biyoaktif tüm maddelerin yapılarını, onların vücutta sindirim, emilim ve metabolik süreçlerini, bu ögelerin yetmezliğinde ortaya çıkan hastalık durumlarını, enfeksiyon ve dejeneratif hastalıklar başta olmak üzere oluşumlarında ve tedavilerinde beslenmenin önemli olduğu pek çok hastalıkta uygulanması gereken diyet programlarının esaslarını, bebeğin anne karnından itibaren, bebeklik, çocukluk, ergenlik dönemlerinde yaşanan beslenme sorunlarını ve izlenmesi gereken beslenme programlarını, sağlık kurumları ve okullar başta olmak üzere toplu beslenme yapılan kurumlarda yiyecek içecek servisinin ekonomik, hijyenik ve hizmet alan kişilerin yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmelerini sağlamak üzere sistematik olarak yapılması gerekenleri, toplumun beslenme sorunlarının belirlenmesi ve toplumun beslenme yönünden bilinçlendirilmesi gibi pek çok konuyu irdeleyen ve araştıran bilim alanlarıdır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “İnsan sağlığının korunmasında beslenme”

İnsan sağlığının korunmasında beslenmenin önemi ilk çağlardan beri bilinen bir olgudur. M.Ö. 2500 yıllarında Babil’de bulunan taş tabletlerde hastalıklarda beslenmede yapılacak uygulamalara ilişkin bilgiler bulunmaktadır. M.Ö. 1600 -1500 tarihlerini yansıtan bilgilerin yer aldığı Edvin Smith ve Ebers Papiruslarında sağlık için bitki ya da hayvan organlarından elde edilen yaklaşık 600 tarifin yer aldığı bildirilmektedir. Bu tarifelerde sıklıkla kullanılan ürünler; kekik, ceviz yaprağı ve yağı, zeytin yaprağı ve yağı, sarımsak, hardal, susam yağı, nane, yosun, defne yaprağı, üzüm, sirke, bal, karaciğer, beyin, kemik suyu gibi bitkisel ve hayvansal kaynaklı ürünlerdir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

M.Ö. 460-377 yıllarında yaşayan ve tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat, hastaların tedavisinde istirahat yanında beslenmede yapılacak düzenlemelerin ne kadar önemli olduğunu “Besinle tedavi edebileceğiniz hallerde ilaç tavsiye etmeyiniz” sözüyle açıklamıştır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Hipokrat’ın tedavide besin karışımları denediğini ve ilk önemli karışımının bal, sirke ve karabiber olduğu bilinmektedir. Bu uygulamalar, besinlerin içindeki etken maddelerin izolasyonuna kadar sürmüş, daha sonra kimya ve biyokimya alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak pek çok hastalığın gelişiminde ve tedavinin etkinliğinde diyetin önemli rolü olduğu pek çok araştırma ile kanıtlanmıştır. Ancak hastaya uygun diyetler 20. yüzyıl sonuna kadar doktor tarafından belirlenmiş ve diyet hemşireleri aracılığı ile hastaya ulaştırılmaya çalışılmıştır. Doktor ve hemşirelerin hastanın tedavi sürecinde işlerinin yoğunluğu, diyetin doktor ve hemşire dışında başka bir sağlık personeli tarafından kontrole alınması zorunluluğunu doğurduğundan konu ilk kez 1870’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde gündeme getirilmiştir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Amerikan Tıp Derneği 1877 yılında kendisine bağlı bir Diyetetik Komitesi oluşturmuş ve komitenin başına o sıralar bir yemek öğretmeni olarak görev yapan fakat tarifeleri daima besinlerin sağlıkla ilişkilerini göz önüne alarak hazırlatmasıyla ünlü Sarah Tyson Rorer’i getirmişlerdir. Mrs. Rorer aynı yıl Diyetetik Gazete adı ile bir yayına başlamış, gazete çok ilgi görmüş ve kendisine her gün yüzlerce; “su şişmanlatır mı”, “sıcaklarda et mi, sebze mi yemeli” gibi sorularla dolu mektuplar gelmeye başlamıştır. 1880’de 3 doktor Mrs Rorer’a kurumlarında bir diyet mutfağı açmasını önermişler ve o tarihten sonra hastanelerde diyet mutfağı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu gelişmelerden sonra diyet alanında çalışacak kişi gereksinimi ağırlık kazanmış ve 1899 yılında diyetisyen unvanıyla yeni bir meslek tanımı yapılmıştır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Beslenme alanındaki gelişmeler bu tarihten sonra hız kazanmış ve diyetisyen tanımının yapılmasından 6 yıl sonra (1904) vitaminler kimyasal olarak tanımlanabilmiştir. Daha sonra besinlerin bileşimleri ve besin ögelerinin vücuttaki fonksiyonları üzerine çalışmalar yoğunlaştırılmıştır. Bu durum, tıpta tedaviden çok korunmanın önemli olduğu konusundaki görüşlere ağırlık kazandırmaya başlamış ve koruyucu hekimlik daha da önemli olmuştur. Bu durumda diyetetik alanı daha fazla ilgi çekmeye başlamış ve sadece hastalıkta nasıl bir diyet uygulanacağı değil, sağlığın korunması için neler yenilmesi gerektiği üzerinde de çalışmalar yapılmaya ve rehberler oluşturulmaya başlanmıştır. Bu arada tıp fakültelerinde beslenme dersleri de müfredatta yer almaya başlamıştır. Amerika’da tıp fakültelerinde bu dersi ilk açan yer John Hopkins Üniversitesidir. 1903’de üniversite bünyesinde 3 aylık diyetetik kursları yapılmaya başlanmıştır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Bu kurslara kabul edilmek için temel bilimlerin birinden mezun olmak ve 25 yaşın üzerinde olmak koşulu getirilmiştir. Bu kurslardan geçenlere diyetisyen denmeye başlanmıştır. Diyetisyenlerin o tarihlerde bir örgütleri yoktur, fakat 1909 yılında kurulan Ev Ekonomistleri Derneğine üye olarak iletişimlerini sağlamaya çalışmışlardır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Bu tarihlerden sonra yaşanan Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de 2 milyon 500 bin erkek askere alınmak için sağlık kontrolünden geçirilirken bunların % 41’inde beslenme bozukluğu olduğu saptanmış ve askere alınmaları uygun görülmemiştir. 1917’de ABD’nin savaşa girmesiyle besinleri satın alma, saklama ve servisinde dikkat edilecek noktaları öğretecek, askerlerin besin ihtiyaçlarını ve yemeleri gerekli miktarı tayin edecek, hasta ve yaralıların beslenmesini planlayacak kişi ihtiyacı ortaya çıkınca orduya diyetetik formasyonu olan 356 kişi alınmıştır. O yıl Ev Ekonomistleri Derneği savaş nedeniyle yıllık toplantılarını iptal edince Lenna Cooper ve Lulu Graves isimli iki diyetisyen “şimdi diyetisyenlerin bilgilendirilmeye daha çok ihtiyaçları var” diyerek tüm diyetisyenleri davet ettikleri bir konferans düzenlemişlerdir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “Diyetetik hizmetleri”

Bu konferansa 98 kişi katılmış ve toplantıda alınan Diyetisyenler Derneği kurulması kararı ile 1917’de Amerikan Diyetetik Derneği (ADA) adı ile dünyada ilk olan diyetisyenler derneğini kurmuşlardır. ADA, ilk toplantısını 1918 yılında yapmış ve o yıl ihtiyaç nedeniyle diyetetik hizmetlerini 4 alana ayırmışlardır. Bu 4 alan şu şekildedir:

1) Tedavici diyetisyen (Kliniklerde hastaların ihtiyaçlarına uygun beslenme programları geliştirir, bunların uygulanmasını ve raporlanmasını sağlar )

2) Yönetici diyetisyen (Toplu beslenme yapılan kurumlarda yiyecek içecek servisini, çalışan personeli eğiterek, fiyat kontrolünü ve servisin hijyenik olmasını sağlayarak yönetir)

3) Toplum sağlığı diyetisyeni (Sağlık ocakları, ana-çocuk sağlığı merkezleri, bakanlık vb. yerlerde görev alarak, bireylere ve gruplara hastalıkları önlemek ve yaşam kalitesini yükseltmek amacı ile geliştirilmiş beslenme uygulamaları için danışmanlıklar yapar)

4) Eğitici-danışman diyetisyen (Bir sağlık kurumunda ya da kendi ofisinde kişilere durumlarını değerlendirerek önerilerde bulunur. Çoğunlukla eğitim kurumlarında, sağlık kurumlarında ve spor takımları ile çalışırlar).(1)

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “Derneğin kurulması”

Amerika’da yaşanan bu gelişmeler, diğer ülkelere de yansımış ve pek çok ülkede üniversitelerde beslenme ve diyetetik alanında eğitim veren bölümler açılmaya başlamıştır. 1922 yılında İsveçli diyetisyenler, 1923 yılında da Danimarkalı diyetisyenler derneklerini kurmayı başarmışlardır. Bu arada (1922) ABD’de diyetisyenlik eğitimi dört yıla çıkarılmış ve ADA 1925 yılında “Journal of American Dietetic Association” adlı bir dergi yayımlamaya başlamıştır. Beslenme ve diyetetik eğitimini başlatan Japonya’da da diyetisyenler 1926 yılında derneklerini kurarak faaliyetlerine başlamışlardır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “İlk erkek diyetisyen”

Diyetisyenler, mesleğe başladıklarında ağırlıklı olarak hastanelerde görev almışlar daha sonra (1930’larda) ana ve çocuk sağlığı merkezlerinde de çalışmaya başlamışlardır. Önceleri kadınların icra ettiği bu mesleğe erkekler de katılmaya başlamış ve ADA ilk erkek üyesini 1930 yılında kayda geçirmiştir.

diyetisyen iş ilanları, beslenme ve diyetetik alımları, diyetisyen iş ilanı 2017

Diyetisyenlik eğitimi: “İstihdamdaki gelişmeler”

Sonraki yıllarda, çalışma yaşamındaki kişilerin sayısının artışı ve kadınların da çalışma yaşamına başlaması, ev dışında yemek yemeyi gündeme getirince yönetici diyetisyen olarak tanımlanan kurum diyetisyenliği ağırlık kazanmaya ve yemek servisi veren kurumlar diyetisyen istihdam etmeye başlamışlardır. Bu gelişmelerin ardından 1938’de II. Dünya Savaşı patlak verince diyetisyenliğin önemi yine gündeme gelmiş ve 1939 yılında orduya 1300 diyetisyen çağrılmıştır. Hastanelerde uygulamaların daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamak amacıyla 1942’de hastanelerde beslenme ve diyet şeflikleri ile yönetim organizasyonları yapılmaya ve tedavici diyetisyen tanımı da etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. ABD ordusu bünyesine diyetisyen alarak onlara yüzbaşı, binbaşı gibi unvanlar kazandırmışlardır. Daha sonra ordu kendi akademilerinde diyetisyen eğitimini de üstlenmiş ve ihtiyaçları olan diyetisyenleri kendileri yetiştirmeye başlamışlardır. Bu arada

  • Kanada (1933),
  • İngiltere (1936),
  • Hollanda (1941),
  • İsviçre (1942),
  • Yeni Zelanda (1943),
  • Norveç (1948),
  • Fransa (1954),
  • Avusturya (1955),
  • Almanya (1957),
  • İrlanda (1960) gibi ülkeler de derneklerini kurarak faaliyetlerine başlamışlardır (2).

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Tüm bu gelişmeler yaşanırken kalp hastalıkları ile beslenme arasındaki ilişkiler üzerinde yapılan araştırmaların yoğunlaşmasıyla üniversitelerde diyetisyen yetiştirmek amacıyla açılan beslenme ve diyetetik bölümleri sayıca artmaya başlamış ve 1961’de ILO (International Labor Organisation) 0.69 kodu ile meslek tanımını yönetmeliğine geçirmiştir. Mesleğin yaygınlaşması, meslekte yeni düzenlemelerin de yapılmasını zorunlu kılınca ADA 1969’da diyetisyen olarak çalışılabilmesi için RD (registered dietitian) koşulunu getirmiştir. RD olabilmek için ADA’nın ACEND (Accreditation Council for Education in Nutrition and Dietetics) konseyinden onay almış bir eğitim kurumundan mezun olmak, yine ACEND onaylı bir kurumda 6-12 aylık staj süresini tamamlamak, ADA’nın CDR (Commission on Dietetic Registration) komisyonunun hazırladığı ulusal çapta uygulanan bir sınavda başarı göstermek ve CPD (Continuing Professional Development) kredisi toplamak (en az 75 saat) gerekmektedir. ADA bu amaçla, 1977 yılından itibaren yoğun bir şekilde hizmet içi eğitim seminerleri düzenlemeye başlamıştır. 1984 yılında ADA’nın 51 bin üyesi varken bugün (2012 yılı itibariyle) bu sayı 72 bine ulaşmış durumdadır(1) . Amerikan Diyetisyenler Derneği 2012 yılında adını Academy of Nutrition and Dietetics (AND) olarak değiştirmiştir. Amerikan nüfusuna göre (314 milyon milyon), sadece akademiye üye olanları dikkate alarak yapılan hesaplamada, diyetisyen başına 4361 kişi düştüğü görülür. Bu değer Türkiye için bugün yaklaşık 27 bin dolayındadır. ABD’de 2008 yılında alınan bir kararla 13 Mart, Registed Dietetian Day (Kayıtlı Diyetisyenler Günü) olarak kutlanmaya başlanmıştır. 2013 yılında bu kutlamalar tüm Mart ayında düzenlenen etkinliklerle gerçekleştirmiştir.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “Altın kâse”

Diyetisyenlik mesleğindeki gelişmeye paralel olarak diyetisyenlerin çalışma alanları da oldukça fazlalaşmıştır. Filipinli meslektaşımız Orbeta’nın söylediği gibi “Nerede besin varsa orada diyetisyen için bir altın kâse vardır” . Beslenme alanındaki gelişmelere bağlı olarak diyetisyen eğitimi almayan kişiler kendilerini Nutritionist (Türkçede henüz karşılığı yok) olarak adlandırmaya başlamışlardır. Çalışma alanları diyetisyenlerin çalışma alanları ile zaman zaman çakıştığı için, diyetisyenler çalışma alanlarına bağlı olarak kendilerini diyetisyen ya da diyetisyen/nutritionist olarak tanımlayabilmektedirler. Ancak nutritionist olduğunu ileri süren kişi, kendisini diyetisyen olarak tanımlayamamaktadır.

türkiye ve dünyada beslenme ve diyetetik eğitimi - gerçek diyetisyenler sitesi, gerçek diyetisyen, diyetisyen dünyası,

Diyetisyenlik eğitimi: “Diyetisyenlerin kullandıkları unvanların karşılıkları”

Bu durumu AND şu sözlerle anlatmaktadır: Tüm kayıtlı diyetisyenler nütrisyonisttir ancak tüm nütrisyonistler kayıtlı diyetisyen değildir”. Bu nedenle pek çok görev alanında kullanılan unvan, hem diyetisyen hem de nütrisyonist olarak ifade edilebilmektedir. Tablo 1’de diyetisyenlerin Amerika’da görev alabileceği alanlar ve kullanılan unvanlar gösterilmiştir. İkinci sütunda unvanların Türkiye’de kullanılan karşılıkları gösterilmiştir. Kullanılan bu unvanlar için özel sertifika gerekmemekte ancak bu konularda hem Amerika’da hem de Türkiye’de sıklıkla sertifika veren çalıştaylar ya da kurslar düzenlenmektedir.

Antioksidant,B6 vitamini,bağışıklık hüreleri,bağışıklık sistemi,besin çeşitliliği,Çinko,folik asit,yeşil yapraklı sebzeler, Diyetisyen Sibel Mumcu, Diyetisyen Sibel Mumcu kimdir, Diyetisyen Sibel Mumcu yazıları, Diyetisyen Sibel Mumcu bağışıklık sistemi, gıda hattı, gıda gündemi, bağışıklığı yükselten besinler, bağışıklığa iyi gelen gıdalar,

Tablo 1: Diyetisyenlerin çalışma alanları, verilen unvan ve çalışma yerleri

Unvan     
Alan Amerika Türkiye Çalışma Yeri
Klinik Beslenme Clinical Dietitian Klinik Diyetisyeni Hastaneler
Toplum Beslenmesi Community Dietitian Toplum Sağlığı Diyetisyeni Ana-Çocuk Sağlığı Merkezleri, Bakanlıklar
Yiyecek İçecek Servisi Administrative Dietitian Yönetici Diyetisyen Tüm Toplu Beslenme Yapılan Kurumlar
Diyabet Diabetes Dietitian Diyabet Diyetisyeni Klinikler, Poliklinikler, Diyabet Kampları
Kardiyoloji Cardiology Dietitian Kardiyoloji Diyetisyeni* Kardiyoloji Klinikleri
Renal Hastalıklar Renal Dietitian Renal Diyetisyen Diyaliz Üniteleri
Bariatrik Cerrahi Bariatric Dietitian Bariatri Diyetisyeni* Bariatrik Cerrahi Klinikleri
Kanser Cancer Dietitian Kanser Diyetisyeni* Kanser Klinikleri
Yaşlılık Geriatric Dietitian Yaşlılık Diyetisyeni* Yaşlı Bakım Evleri, Merkezler
Obezite Obesity Dietitian Şişmanlık Diyetisyeni* Klinikler, Poliklinikler, Özel Ofisler
Sporcular Sport Dietitian Sporcu Diyetisyeni Spor Klüpleri, Spor Merkezleri
Pediatri Pediatric Dietitian Pediatri Diyetisyeni* Pediatri Klinikleri, Ana ve Çocuk Sağlığı Üniteleri
Enteral-Parenteral Beslenme Enteral Parenteral Nutrition Support  Dietitian Enteral Parenteral Ünite Diyetisyeni* Enteral Parenteral Üniteler, Bu uygulamalarda kullanılan ürünlerin satış danışmanlıkları
Metabolik Bozukluklar Metabolic Disorder Dietitian Metabolik Hastalıklar Diyetisyeni* Metabolik Hastalık Takip Klinikleri, Metabolik Hastalık Dernekleri Uygulama Mutfakları
Yeme Bozuklukları Eating Disorder Dietitian Yeme Bozuklukları Diyetisyeni* Yeme Bozuklukları Takip Klinikleri, Özel Ofisler
Beslenme Danışmanlığı Nutrition Counselor Beslenme Danışmanı* Hastaneler, Her tür sağlık kuruluşu, Toplu Beslenme Yapılan Kurumlar, Özel Ofisler, Okullar, Medya
Prenatal Dönem Beslenmesi Prenatal Dietitian Prenatal Diyetisyen* Gebelik Takibi Yapılan Sağlık Kurumları
Araştırma Research Dietitian Araştırma Diyetisyeni* Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri
Eğitim Nutrition Educator Beslenme Eğitimcisi* Okullar, Üniversiteler, Enstitüler
Medya Media Dietitian Medya Diyetisyeni* TV, Radyo, Gazete vb.
Aile WIC (Women, Infant, Child) Nutritionist Aile Diyetisyeni*** Aile Hekimi Ofisleri (Türkiye’de henüz böyle bir uygulama yok)
Besin Endüstrisi Industrial Dietitians Besin Endüstrisi Diyetisyeni* Besin Üretim Firmaları
İntegrative Beslenme** İntegrative Nutritionist Diyete uyum sağlama diyetisyenliği*** Klinikler, Poliklinikler, Özel ofisler
Holistik Beslenme** Holistik Nutritionist Holistik (Bütüncül) Beslenme Uzmanı*** Poliklinikler, Özel Ofisler
Beslenme Koçluğu** Nutrition Couching Beslenme Koçluğu* Spor Merkezleri,
* Henüz kullanılmayan terimleri, muhtemel kullanım karşılıklarını anlatmaktadır.

** Yeni gelişen alanlar

*** Türkiye’de henüz bu alanlarda çalışan bulunmamaktadır.

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Diyetisyenlik eğitimi: “Dünyadaki durum”

Beslenme ve diyetetik eğitimi, pek çok ülkede 4 yıllık bir eğitimle yürütülmektedir. Avrupa’da İngiltere başta olmak üzere bu eğitimin süresi, pek çok diğer meslek için olduğu gibi, lise eğitiminin dört yıl olması nedeniyle üç yıldır. Beslenme ve diyetetik bölümlerinde verilmekte olan eğitim ve öğretim programlarının birinci aşaması, diyetetik uygulamalarına esas olan kimya, biyokimya, fizyoloji, anatomi gibi temel ve sağlık bilimleri derslerini içermektedir. İkinci aşamada dersler, doğrudan uygulama alanıyla ilgilidir. Öğrenciler beslenme ilkeleri, besin kimyası, besin biyokimyası, ana-çocuk beslenmesi, hastalıklarda beslenme, toplum sağlığında beslenme, toplu beslenme sistemleri yönetimi gibi derslerde teorik yanında laboratuvar destekli eğitimler almaktadır. Son aşamada, koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin sahada gözlem ve deneyimini kazanmak üzere yapılan staj çalışması yer almaktadır. Bu eğitim programı ile öğrenci diyetisyenlik mesleği için gerekli ilke, kavram, bilgi ve becerileri kazanıp geliştirmektedir. Diyetisyen unvanı ile mezun olan öğrenciler, beslenme ve diyetetik alanlarında bilim uzmanlığı ve doktora programları ile eğitimlerine devam edebilirler.

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Diyetisyenlik eğitimi: “Türkiye’deki durum”

Türkiye’de diyetisyenlik eğitimi 1962 yılında Hacettepe Üniversitesinde Prof. Dr. İhsan Doğramacı tarafından başlatılmıştır. Önceleri diyetetik adı ile açılan program, 1963’te beslenme ve diyetetik olarak değiştirilmiştir. İlk mezunlarını 1966’da veren bölümde, ilk beş yıl sırasıyla 10, 13, 11, 4 ve 11 olmak üzere toplam 48 gibi çok az sayıda öğrenci eğitim almıştır. Daha sonra kontenjanın 60’lara yükseltilmesiyle bugün, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun öğrenci sayısı 2200’ü aşmış durumdadır. Bu mezunların yaklaşık 170’i bilim uzmanlığı ve yaklaşık 75’i de doktora derecelerini almışlardır. 36 yıl tek başına eğitimini sürdüren Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden sonra aynı program ile diğer bir bölüm 1998 yılında Erciyes Üniversitesi’nde, 1999’da da Başkent Üniversitesi’nde açılmıştır. Uzun bir aradan sonra başka üniversitelerde de beslenme ve diyetetik bölümleri açılmaya ve diyetisyen yetiştirilmeye başlanmıştır (2007-2008 Yeditepe, Haliç ve Yakın Doğu Üniversiteleri), 2008-2009 Bilim Üniversitesi vb.). Daha sonra büyük bir hızla artan bölüm sayısının 2016 yılında 62’yi aştığı görülmektedir.

diyetisyen ara, diyetisyen eskişehir, diyetisyen logo, zayıflama uzmanı, kilo verdiren diyet, diyetisyen doktoru

Hacettepe’de eğitim başladıktan sonra diyet mutfağı ve çocuklar için özel mama mutfağı da açılmış ve ilk öğrenciler bölümde laboratuvarlar gelişene kadar ilk uygulamalarını bu mutfaklarda yapmışlardır. Esasında diyet mutfağı daha önce İstanbul’da Prof. Müfide Küley tarafından çok önceleri açılmış ve hastalara özel diyetler hazırlama uygulamalarına başlanmıştır. Bu mutfaktaki uygulamalar hemşirelerin denetiminde yürütülüyordu. Bugün hala her sağlık kurumunda görevli bir diyetisyen bulunmaması nedeniyle diyet mutfakları istenen düzeylere gelememiş, özel diyet hazırlanmasından çok, hazır özel karışımlar kullanılması yaygınlaşmaya başlamıştır.

diyetisyen ara, diyetisyen eskişehir, diyetisyen logo, zayıflama uzmanı, kilo verdiren diyet, diyetisyen doktoru

Ben, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünün ikinci yıl mezunlarındanım. Öğrenci olduğumuz yıllarda çevremizde mesleğimizin ne olduğunu anlatmakta zorluk çekerdik. Bu nedenle mezun olur olmaz örgütlenmemiz gerektiğine karar vererek dernek kurma faaliyetlerine öncülük ettim. Dernek kurmak için bir tüzük hazırlamak gerekiyordu. Benzer bir tüzük bularak işe başlayabiliriz diye düşünerek Hemşirelik Derneği tüzüğü üzerinde mesleğimize uygun düzeltmeler yaparak “Diyetisyenler Derneği Tüzüğü”nü hazırladık. İlk mezunlar, görgü ve bilgi edinmek üzere Amerika’ya gönderilmişti. Biz bir avuç arkadaş gerekli işlemleri tamamlayarak 1969 yılında “Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD)” adı ile derneğimizi kurduk (Kurucu üyeler: Türkan Kutluay Merdol, Güneş Soysal, Ufuk Güneyli, Şenda Tunca, Sevinç Yücecan). Derneğimizin kuruluşu, pek çok Avrupa ve Asya ülkesinden daha erken bir tarihte gerçekleştirilmiştir. Burada önemli bir konuyu belirtmekte yarar vardır: Hacettepe Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Hacettepe’de çok büyük bir kütüphaneyi de hemen devreye sokmuştu. Kütüphanede bizim eğitim gördüğümüz yıllarda ADA Dergisi (JADA) de bulunuyordu. Biz gelişmeleri bu dergi aracılığı ile çok yakından izlediğimiz için derneğimizi hızlı bir şekilde kurmamızda bu yayının çok önemli bir etkisi oldu. Türkiye’de pek çok başka dernek, öğrencilerin mezuniyetlerinden çok sonra kurulabilmiştir. Dernek tüzüğümüzde belirttiğimiz pek çok faaliyeti, kuruluşumuz kadar hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye başladık ve biz de mesleğin tanıtımında önemli bir yer tutacağına inanarak 1972 yılında Beslenme ve Diyet adı ile TDD Dergisini yayımlamaya başladık (İlk Yayın Kurulu: Türkan Kutluay Merdol, Gülden Köksal, Sevil Yeğinobalı, Vahide Özbayer, Merih Beygo. Editör: Ayşe Baysal). Derneğin yıllar içinde sağladığı bağışlar nedeniyle dergi yayını hala başarı ile sürdürülmekte ve derneğe ait bir ofisimiz bulunmaktadır. Derginin yayınının ve dernek faaliyetlerinin sürdürülmesinde kıymetli hocamız Prof. Dr. Ayşe Baysal’ın çok büyük emeği vardır. Mahatma Gandi, yanında çalıştıracağı kişilerde en az iki yıl gönüllü hizmet etme koşulu ararmış. Dernek çalışmaları gönüllülükle yürütülen önemli çalışmalardır. Bir oluşumu kurmak önemlidir ancak bu oluşumun faaliyetlerini sürdürmek çok daha önemlidir. Öncü kurucu olarak, derneğin faaliyetlerini özverili ile sürdüren meslektaşlarıma ve son üç yılda dernek faaliyetlerine özel bir ivme kazandıran değerli meslektaşım ve sevgili öğrencim Ayhan Dağ ve ekibine ve değerli hocamız Prof. Dr. Ayşe Baysal’a bu satırlar aracılığı ile teşekkürü bir borç biliyorum.

gentest ücreti, gentest ankara, gentest istanbul, gentest nerede yapılır, gentest eğitimi, 8 madde ile "Gentest diyet", gentest nedir, gen test, gen test nedir, genetik test nedir, gentest fiyatı, gen test nasıl yaptırılır

Meslekte yaşam boyu eğitimin önemi nedeniyle mezun olan meslektaşlarımızın hizmet içi eğitimlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla 1989 yılında “hizmet içi eğitim seminerlerimizi” başlattık. Türkiye Diyetisyenler Derneği’nde görev yapan pek çok meslektaşımızın ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyeleri başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde görev yapan değerli meslektaşlarımızın bu eğitimlerde büyük emeği vardır. Bu seminerler, başladığı yıldan bu güne yılda en az iki kere olmak üzere aralıksız ve başarı ile sürmektedir. Türkiye Diyetisyenler Derneği olarak 1998 yılından beri 6 Haziran, Diyetisyenler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda meslekte 20, 30 ve 40 yıllarını dolduran meslektaşlarımıza hizmet plâketleri verilmektedir. ADA’nın diyetisyenler günü kutlamasına 2008 yılında başladığı dikkate alınırsa TDD’nin bu anlamda bir öncülük yaptığı söylenebilir. İngiltere Diyetisyenler Derneği’nin üye sayısı 6 bin 500’dür ve ofisinde hepsi maaşlı görevli 25 kişi çalışmaktadır. Henüz 2 bin dolayında üyesi bulunan TDD ofisinde ise maaşlı-görevli sadece bir kişi çalışmaktadır. Bu da TDD’nin özverili çalışmalarının önemli bir göstergesidir.

ayşe baysal kimdir, ayşe baysal hayatı, ayşe baysal beslenme kitab pdf, ayşe baysal beslenme, ayşe baysal beslenme kitabı,

Diyetisyenlik eğitimi: “Uluslararası meslek örgütlerimiz”

Diyetisyenler, ülkelerarası işbirliğini ve bilgi alışverişini sağlamak amacı ile 1950 yılında Uluslararası Diyetetik Dernekleri Komitesi (ICDA-International Commitee of Dietetic Associations) adı ile bir komite kurmuşlardır. Bu komite, 1952 yılından başlayarak 4 yılda bir uluslararası kongreler düzenlemektedir. Türkiye bu kongrelere ilk kez, 1972 yılında Hannover’de gerçekleştirilen VI. Kongreye “Türkiye’de beslenme” konulu bir tebliğle (Türkan Kutluay Merdol) katılmıştır. O yıl bu toplantıya Gülden Köksal ve Suna Baykan da katılmışlardır. Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin ICDA’e üyeliği 2000 yılında başarılabilmiştir. ICDA, 2002 yılında adını Uluslararası Diyetetik Dernekleri Konfederasyonu olarak değiştirmiştir. Bilindiği gibi diyetetik dernekleri dışında her ülkede beslenme ile uğraşan uzmanların üye oldukları Beslenme Dernekleri (Society of Nutrition) de bulunmaktadır. Bu dernekler de 1948 yılında IUNS (International Union for Nutrition Societies-Uluslararası Beslenme Dernekleri Birliği) adı ile bir çatı altında birleşmişler ve 1952 yılında uluslararası kongrelerini düzenlemeye başlamışlardır. ICDA, 1978 yılında bu birliğe tüm dünya diyetetik dernekleri adına üye olarak bu iletişim ağı içinde etkin roller üstlenmeye başlamıştır. ICDA diyetetik eğitim ve uygulamaları ile dünya çapında araştırmalar yapmakta ve bunu zaman zaman sitesinde (www.internationaldietetics.org) yayımlamaktadır. Amerika Avrupa, Asya ve Afrika diyetisyenlik eğitim ve uygulamaları ile ilgili bilgi ve gelişmelerin yer aldığı bu yayınlara, Türkiye Diyetisyenler Derneği Dış İlişkiler Komitesi aracılığı ile ICDA’den gönderilen tüm anketleri cevaplandırılarak verdiği katkıları aksatmadan sürdürülmektedir. ICD’ye üye dernekler; Almanya, Amerika, Avustralya, Avusturya, Brezilya, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Filipinler, Finlandiya, Güney Afrika, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Karayibler, Kore, Malezya, Norveç, Slovenya, Şili, Türkiye, Yunanistan, Yeni Zelanda, Arjantin, El Salvador, Endonezya, Hong Kong, Kıbrıs Rum Kesimi, Lüksemburg, Macaristan, Meksika, Nijerya, Pakistan, Singapur ve Tayvan’dır.

kuruyemiş ve baharatlar gerçek diyetisyenler, baharatlar, aktar, aktariye, aktara sıkı denetim

Avrupa’daki diyetetik dernekleri de bir federasyon şeklinde bir araya gelmelerinin uygun olacağı görüşü ile 1978 yılında Danimarka’da EFAD’ı (Eurapean Federation of Associations of Dietitians- Avrupa Diyetetik Dernekleri Federasyonu) kurmuşlardır (4). Türkiye Diyetisyenler Derneği, EFAD’a 1994 yılında üye olmuştur. EFAD her yıl bir ülkede delege toplantısı düzenlemektedir. Türkiye Diyetisyenler Derneği EFAD’a ilk delegeyi (Prof. Dr. Muazzez Garibağaoğlu) 1994 yılında göndermiştir. Bu delege, harcamalarının yarıdan fazlasını kendi cebinden yapmıştır ve delege toplantılarına katılımını düzenli olarak sürdürmüş ve 1996 yılında delege toplantısının İstanbul’da yapılmasını sağlamıştır. EFAD kurulduğu yıldan sonra iki yılda bir eğitim forumları düzenlemekteydi (Daha sonra bu forumlara son verildi). Bu forumlara Türkiye olarak üç kez davetli konuşmacı (Türkan Kutluay Merdol, Gülden Pekcan, Tanju Besler) ve oturum başkanlıkları alarak (Türkan Kutluay Merdol, Ayşe Baysal) katılmıştır. EFAD 2006 yılında DIETS (Dietitians Improving the Education and Training Standards- Diyetisyen Eğitim ve Uygulama Standartlarını Geliştirme) adı ile bir proje başlattı. Proje başkanlığını Anne de Looy adlı İngiliz bir profesör diyetisyenin yaptığı bu projede Türkiye Diyetisyenler Derneği de yer almaktadır. Bir süre dissemination (haber yayımı) grup başkanlığını yürüttüğüm bu proje, öğretim elemanı ve diyetisyen değişim ziyaretleri ile Avrupalı diyetisyenlerin birbirleri ile iletişimlerini güçlendirerek bilgi alışverişi yapmalarını ve özellikle diyetisyen eğitiminin önemli bir parçası olan staj uygulamalarında kaliteyi yükseltmeyi hedeflemektedir. Proje her üç ayda bir newsletter (bülten) yayımlamaktadır. Bu bültenlere Türkiye’den de yazı göndererek katılım verilmektedir. EFAD diyetisyenlik için eğitim ve uygulama standartlarını gösteren bir benchmark (göstergeler) hazırlamıştır ve üye ülkelerden bunu tercüme ederek dernek web sitelerine koymasını istemiştir. TDD’de bu konuda üzerine düşeni yapmış ve hem TDD sitesinde (www.tdd.org.tr) hem de EFAD sitesinde (www.efad.org) yayımlanmasını sağlamıştır. EFAD’a üye ülkeler; Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Macaristan, Polonya, Slovenya, İsveç, Portekiz’dir.

psikoloji, psikolog, psikiatri, psikologlar derneği

Asya ülkelerindeki diyetisyen dernekleri de Asian Federation of Dietetic Associations (AFDA) adı ile 1990 yılında kurdukları federasyon aracılığı ile iletişimlerini gerçekleştirmektedirler. Hong Kong, Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur, Tayland, Çin, Japonya gibi ülkelerin üye olduğu AFDA da ICDA gibi dört yılda bir kongre düzenlemektedir.

diyetisyen iş ilanları, beslenme ve diyetetik alımları, diyetisyen iş ilanı 2017

Prof. Dr. Türkan Kutluay Merdol

  • 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldu.
  • 1974’de doktora derecesini aldı.
  • 1979 da Doçent,
  • 1988 profesör oldu.
  • 36 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde,
  • 2 yıl Libya Al-Fateh Üniversitesi’nde,
  • 4 yıl İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsünde görev yapmıştır.
  • Türkiye Diyetisyenler Derneği Onur Kurulu üyesi ve
  • 1972 yılında yayınına başlayan Beslenme ve Diyet Dergisinin yardımcı editörüdür.
  • Yıllarca Avrupa Diyetetik Dernekleri Federasyonu (EFAD) ve Uluslararası Diyetetik Dernekleri Federasyonu (ICDA)’nun Türkiye Temsilciliğini yapmıştır.
  • Halen Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı olarak görev yapmakta olan Dr. Merdol evlidir ve bir çocuk annesidir.
yuksek lisans

“Master of Science” nedir?

Amerika’da yüksek lisans öğreniminize farklı programlara başvurabilirsiniz. Birbirine oldukça benzeyen programlara kabulünüz, yapmak istedikleriniz ve geleceğiniz üzerinde önemli etkileri olacaktır.

M.S ya da MSc

Yüksek lisans eğitimi her ne kadar lisansüstü öğrenim hayatının ilk basamağı gibi görünse de, yapısı itibarı ile uzatılmış bir lisans programına benzetilebilir.

Araştırma olanakları, ders yükünün altında ezilir ve dördüncü yarıyılın sonunda yüksek lisans öğrencisi araştırma, literatür tarama ve okuma yapmaya henüz başlamışken mezun edilmesi gerekir.

Genel kanı, doktora yaşamını sevilip sevilmeyeceğinin anlaşılması için öncelikle MSc programlarına başvurulması yönündedir. Son yıllarda ortaya çıkan akademik enflasyon (üniversite mezunu olmanın kalifiye işlerde çalışmak için yeterli olmamasına, ve öğrencilerin de facto seçiminin yüksek lisans olmasına yol açmıştır. Bu nedenle MSc programlarına araştırmayla ilgisi olmayan, literatür tarama, okuma yapmaya, araştırmaya hevesi olmayan bir öğrenci kitlesi hücum etmiş bu da programın genel kalitesini düşürmüş ve programı amacından saptırmıştır. Bu etkiyi yalnızca ülkemizde değil, dünya genelinde görebiliriz.

yükseklisans diyetisyen

Yüksek lisans öğreniminin araştırmayla direkt ilişkili olduğunu bilmeliyiz. Araştırma yapmak istemiyorsanız, bir mühendis olarak mezun olduktan sonra yapmanız gereken şey, ilgi duyduğunuz alanlarda iş aramak olabilir ya da farklı alanlarda lisans eğitimi almak…

 

 

diyetisyenliğin geleceği

Beslenme ve diyetetik biliminin dünü, bugünü ve geleceği

Tarih boyunca, üzerine çeşitli anlamlar yüklenen beslenme, 18. yüzyıla kadar ampirik düzeyde kalmış, 19.yy ortalarına doğru kazanan bir ivme sonucunda tüketilen besinlerin bileşimlerinin analizi ve besin ögelerinin vücuttaki fonksiyonlarının birbiri ardına yapılan araştırmalarla belirlenmesiyle bir bilim alanı olarak hızlı bir gelişme göstermiş ve ardından hastalıklardan korunma ve hastalıkların tedavisinde nasıl bir beslenme uygulanacağı konusunun açıklıkla ortaya konulmasıyla diyetetik bilimi gelişmiştir. Bu durum, insanlara beslenmelerinin kontrolü ve diyetlerinin planlanması konusunda yardımcı olacak meslek mensupları ihtiyacını doğurduğundan diyetisyen/beslenme uzmanı gibi meslek mensupları ve onların çalışma alanları tanımlanmaya başlanmıştır. Bu alanlara her gün bir yenisinin etkilenmesi, Beslenme ve Diyetetik bilimlerinin 21.yüzyıl başlarında gösterdiği gelişimin, yüzyılın sonlarına doğru ne büyük boyutlara ulaşacağının önemli bir göstergesidir.

toplu beslenme sisteleri diyetisyen

Günümüz dünyasında, gelişen teknolojinin de etkisi ile beslenme ve buna bağlı olarak diyetetik, her disiplini ilgilendiren, bu nedenle sayısız bilimsel araştırma ve yayın konusu olmaları yanında, medya aracılığı ile topluma her gün birbiri ile çelişen haberler yapılmasına bağlı olarak toplumda kargaşa yaratan ve hiç gündemden düşmeyen bilim alanlarıdır. Beslenme bilimi; tüketilen besinleri, bu besinlerin bileşiminin analizini, birbirleriyle etkileşimlerini ve vücuttaki fonksiyonlarını hedef alarak gelişirken, diyetetik bilimi, besinlerin hastalıklardan  korunma  ya da hastalıkların tedavisinde ne tür bir beslenme planı ile sunulması gerektiğini temel alarak gelişmektedir. Tarih boyunca, üzerine çeşitli anlamlar yüklenen beslenme, 18.yüzyıla kadar ampirik düzeyde kalmış, bu tarihten sonra bilim adamları besinlerin içerikleri, metabolik etkileri vb. üzerinde çalışmalara başlamışlardır. Bu çalışmalar  ancak 19. yüzyıl sonlarına doğru önemli bir ivme kazanmış, beslenme konusunda yapılan araştırmalar ve buna paralel olarak  yapılan  yayınlar  çoğalmaya  başlamış  ve yüzyılın ikinci yarısından sonra beslenmenin sağlık ve hastalıklar üzerindeki etkisi tüm boyutlarıyla açıkça ortaya konulmuştur. Bugün hastalıkların pek çoğunda tedavinin başarılı olabilmesi için hastanın beslenme düzeninde değişiklik yapmak ve kişiye özel diyet planı düzenlemek gerekmektedir. Nutrigenetik alanında yapılan çalışmalar çerçevesinde, diyetin kişiye özel olması gerekliliğinin daha iyi anlaşılması yanında besin sanayisinde oluşan gelişmeler (nanoteknoloji, hidroponik tarım, aquaponik tarım, umami ve oleogustus gibi yeni tat algılarının tanımlanmasına bağlı lezzet odaklı besin üretiminin artması, enteral- parenteral beslenme ve besin destek ürünlerindeki artış gibi) bireylerin sağlıklı kalmayı sürdürmek ve bir hastalık durumunda diyet planlarını oluşturmak için diyetisyene danışma ihtiyacını arttırmış, tedavinin en önemli parçası olduğu için, hastaların fizik muayeneleri beslenme odaklı olmaya ve sağlık kuruluşlarında, özellikle koruyucu halk sağlığı alanlarında ve yiyecek-içecek üretimi yapılan kuruluşlarda diyetisyen istihdamı arttırılmaya başlamıştır.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

Beslenme ve diyetetiğin tarihi

Beslenme ve diyetetik uygulamalarında, tüm tarihsel dönemlerde yaşananları, farklı bölgelerde ve kültürlerde yaşayan toplumların özelliklerini de dikkate alarak yorumlamadan günümüzü değerlendirmek ve geleceğe yönelik değerlendirmeler yapmak doğru değildir. Yaşı 4,5 milyar yıl olarak bildirilen yer yüzünde M.Ö. 10.000 yılına kadar olan dönemde (Paleolitik Dönem) sağlık ve beslenme ilişkilerini inceleyen Paleonutrisyon alanında çalışan bilim adamları, kemiklerin yapısı üzerinde yaptıkları inceleme sonuçlarına dayanarak insanlarda enfeksiyon ve beslenme yetersizliklerini gösteren izler olduğunu belirtmektedirler. Bu da, besinin yetersiz olduğu ve enfeksiyonların kontrol altına alınamadığı durumda sağlığın ciddi şekilde etkilendiğinin en önemli kanıtıdır. Çağlar boyunca avcı toplayıcı olarak yaşayan insanoğlu, M.Ö. 10.000’lerde yerleşik düzene (Neolitik Dönem) geçtikten sonra tahılları ekip biçmeye başlamış böylece diyet, et tüketiminden daha çok ot tüketimine kaymıştır. Antropologlar bu dönemde insanların boylarında kısalma olduğunu belirtmektedirler. Taş tabletlerden ve Edvin Smith ve Ebers papiruslarından elde edilen bilgilerden, insanların bitkisel ya da hayvansal kaynaklı pek çok ürünü hastalıklarda destek ürün olarak kullandıkları anlaşılmaktadır. Sıklıkla kullanılanların; kekik, ceviz yaprağı ve yağı, zeytin yaprağı ve yağı, sarımsak, soğan, hardal, susam yağı, nane, yosun, defneyaprağı, üzüm, sirke, bal, karaciğer, beyin, kemik suyu gibi bitkisel   ve hayvansal kaynaklı ürünler olduğu görülmektedir. M.Ö. 460-377 yıllarında yaşayan ve tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat, hastaların tedavisinde istirahat ve temizlik  yanında beslenmede yapılacak düzenlemelerin ne kadar önemli olduğunu “Besinle tedavi edebileceğiniz hallerde  ilaç tavsiye etmeyiniz” sözüyle açıklamıştır. Hipokrat’ın tedavide besin karışımları denediği ve ilk  önemli  karışımının bal, sirke ve karabiber olduğu bilinmektedir. M.Ö. 106-43 yıllarında yaşamış olan Çicero “bedenimiz yiyecek ve içecekle tıka basa doluyken, doğru dürüst düşünemeyiz” diyerek çok yemenin sağlık için sakıncasına dikkat çekmiştir. Lucretius (M.Ö. 95-55) “Bir kişi için yiyecek olan bir nesne bir başkası için zehir olabilir” sözüyle kişilerin besin duyarlılıkları ya da alerjileri olabileceğini, bu nedenle beslenmenin kişiye özgü olması gerektiğini anlatmak istemiştir. Plutarkos (M.S. 120-50) hastalıklarda yanlış beslenmenin  kişi  için   sakıncalı   olabileceğini  “Zannetme ki yiyecek, sadece yaşama katkıda bulunan bir unsurdur, aynı zamanda ölümün de nedenidir. Çünkü hastalıklar, bollukta da yoklukta olduğu oranda, hastalığa yakalanan bedenlerdeki besinle kuvvet bularak gelişirler” sözü ile dile getirmiştir (Kutluay-Merdol, 2015) .

Beslenme ve diyet danışmanlık merkezi açmak için devlet KOBİ desteği veriyor mu, Beslenme ve diyet danışmanlık merkezi açmak için devlet desteği, diyet merkezi açmak için devlet desteği, diyetisyen için ofis açmak, diyet ofisi için krediler

Antik çağdaki uygulamaların  bilimsel  olarak  bir  anlam ifade edip etmediği ancak, 19.yüzyıl sonlarında yapılan çalışmalarla anlaşılmaya başlamış ve hastalara ilk diyet planları doktorlar tarafından belirlenmeye  ve  hastaların  bu diyete uyumlarının sağlanması hemşireler aracılığı ile gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Doktor ve hemşirelerin hastanın    tedavi    sürecinde    işlerinin    yoğunluğu,  diyetin doktor ve hemşire dışında başka  bir  sağlık  personeli tarafından kontrole alınması zorunluluğunu doğurduğundan, konu ilk kez 1870’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gündeme getirilmiş, Amerikan Tıp Derneği 1877 yılında kendisine bağlı bir Diyetetik Komitesi oluşturarak komitenin başına o sıralar tarifeleri daima besinlerin sağlıkla ilişkilerini göz önüne alarak hazırlatmasıyla ünlü yemek öğretmeni Sarah Tyson Rorer’i getirmişlerdir. Mrs. Rorer aynı yıl Diyetetik Gazete adı ile

bir yayına başlamış, gazete çok ilgi görmüş ve kendisine her gün yüzlerce; “su şişmanlatır mı”, “sıcaklarda et mi, sebze mi yemeli” gibi sorularla dolu mektuplar gelmeye başlamıştır. 1880’de üç doktor Mrs. Rorer’a kurumlarında bir diyet mutfağı açmasını önermişler ve o tarihten sonra hastanelerde diyet mutfağı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu gelişmelerden sonra diyet alanında çalışacak kişi gereksinimi ağırlık kazanmış ve 1899 yılında DİYETİSYEN unvanı ile yeni bir meslek tanımı yapılmıştır (American Dietetic Association [ADA], 1985).

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

Yirminci yüzyıl başlarında besinlerin bileşimleri ve besin ögelerinin vücuttaki fonksiyonları üzerine çalışmaların yoğunlaştırılmasına paralel olarak hastalıkların iyileştirilmesinde tedaviden çok korunmanın önemli olduğu konusundaki görüşler ağırlık kazanmaya başlamış ve koruyucu hekimlik daha da önemli olmuştur. Bu durumda diyetetik alanı daha fazla ilgi çekmeye başlamış ve sadece hastalıkta nasıl bir diyet uygulanacağı değil, sağlığın korunması için neler yenilmesi gerektiği üzerinde de çalışmalar yapılmaya ve rehberler oluşturulmaya başlanmıştır. Bu tarihlerden sonra yaşanan Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de 2.500.000 erkek, askere alınmak  için  sağlık  kontrolünden  geçirilirken    bunların %41’inde beslenme bozukluğu olduğu saptanmış ve askere alınmaları uygun görülmemiştir. 1917’de ABD’nin savaşa girmesiyle besinleri satın alma, saklama  ve  servisinde dikkat edilecek noktaları öğretecek, askerlerin besin ihtiyaçlarını ve yemeleri gerekli miktarı tayin edecek, hasta ve yaralıların beslenmesini planlayacak kişi ihtiyacı ortaya çıkınca orduya diyetetik formasyonu olan 356 kişi alınmıştır. Diyetisyenler bu gelişmeler sonunda aynı yıl (1917) Amerikan Diyetetik Derneği (ADA) adı ile Dünya’da ilk olan diyetisyenler derneğini kurmuşlardır. ADA ilk toplantısını 1918 yılında yapmış ve o yıl ihtiyaç nedeniyle diyetetik hizmetlerini 4 alana ayırmışlardır. Bunlar,

1) Tedavici Diyetisyen (Kliniklerde hastaların ihtiyaçlarına uygun beslenme  programları  geliştirir,  bunların   uygulanmasını ve raporlanmasını sağlar),

2) Yönetici Diyetisyen (Toplu beslenme yapılan kurumlarda yiyecek içecek servisini, çalışan personeli eğiterek, fiyat kontrolünü ve servisin hijyenik olmasını sağlayarak yönetir),

3) Toplum Sağlığı Diyetisyeni (Sağlık ocakları, Ana-çocuk sağlığı merkezleri, bakanlık vb. yerlerde görev alarak, bireylere ve gruplara hastalıkları önlemek ve yaşam kalitesini yükseltmek amacı ile geliştirilmiş beslenme uygulamaları için danışmanlıklar yapar),

4) Eğitici-Danışman Diyetisyen (Bir sağlık kurumunda ya da kendi ofisinde kişilere durumlarını değerlendirerek önerilerde bulunur. Çoğunlukla eğitim kurumlarında, sağlık kurumlarında ve spor takımları ile çalışırlar) (ADA, 1985; Kutluay-Merdol, 2015).

obezite diyetisyeni

Amerika’da yaşanan bu gelişmeler diğer ülkelere de yansımış  ve  pek  çok   ülkede   üniversitelerde   beslenme ve diyetetik alanında eğitim veren bölümler açılmaya başlamıştır. 1922 yılında İsveçli diyetisyenler, 1923 yılında da Danimarkalı diyetisyenler derneklerini kurmayı başarmışlardır. Bu arada (1922) ABD’de  diyetisyenlik  eğitimi dört yıla çıkarılmış ve ADA 1925 yılında “Journal of American Dietetic Association” adlı bir dergi yayınlamaya başlamıştır. Beslenme ve Diyetetik eğitimini başlatan Japonya’da da diyetisyenler 1926 yılında derneklerini kurarak faaliyetlerine başlamışlardır.

diyetisyen maaşları 2016, Diyetisyen ücretleri, Diyetisyen ücretleri 2016, Diyetisyen ücretleri istanbul, online diyetisyen bedava, diyetisyen dünyası, diyetisyen iş ilanı, Diyetisyen iş ilanı 2016, diyetisyen maaşları 2016, diyetisyen taban puanları, diyet listesi, diyetisyen nedir, sözleşmeli diyetisyen ücretleri

Diyetisyenler mesleğe başladıklarında ağırlıklı olarak hastanelerde görev almışlar, daha sonra Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezleri’nde de çalışmaya başlamışlardır. Önceleri kadınların icra ettiği bu mesleğe erkekler de katılmaya başlamış ve ADA ilk erkek üyesini 1930 yılında kayda geçirmiştir.

Sonraki yıllarda, çalışma yaşamındaki kişilerin sayısının artışı ve kadınların da çalışma yaşamına başlaması, ev dışında yemek yemeyi gündeme getirince Yönetici Diyetisyen olarak tanımlanan kurum diyetisyenliği ağırlık kazanmaya ve yemek servisi veren kurumlar diyetisyen istihdam etmeye başlamışlardır. Bu gelişmelerin ardından 1938’de II. Dünya Savaşı patlak verince diyetisyenliğin önemi yine gündeme gelmiş ve 1939 yılında orduya 1300 diyetisyen çağrılmıştır. Hastanelerde uygulamaların daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamak amacıyla 1942’de hastanelerde Beslenme ve Diyet Şeflikleri ile yönetim organizasyonları yapılmaya ve Tedavici Diyetisyen tanımı da etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. ABD ordusu, bünyesine diyetisyen alarak onlara yüzbaşı, binbaşı gibi unvanlar kazandırmışlardır. Daha sonra ordu kendi akademilerinde diyetisyen eğitimini de üstlenmiş ve ihtiyaçları olan diyetisyenleri kendileri yetiştirmeye başlamışlardır. Bu arada, Kanada (1933), İngiltere (1936), Hollanda  (1941),    İsviçre  (1942),  Yeni  Zelanda   (1943),

Norveç (1948), Fransa (1954), Avusturya (1955), Almanya (1957), İrlanda (1960) gibi ülkeler de derneklerini kurarak faaliyetlerine başlamışlardır (Kutluay-Merdol, 1996).

diyetisyen doktor, yemek tarifi, doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Tüm bu gelişmeler yaşanırken kalp hastalıkları ile beslenme arasındaki ilişkiler üzerinde yapılan araştırmaların yoğunlaşmasıyla üniversitelerde diyetisyen yetiştirmek amacıyla açılan Beslenme ve Diyetetik Bölümleri sayıca artmaya başlamış ve 1961’de International Labor Organisation-Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 0.69  kodu ile meslek tanımını yönetmeliğine geçirmiştir. Mesleğin yaygınlaşması, meslekte yeni düzenlemelerin de yapılmasını zorunlu kılınca ADA 1969 yılında diyetisyen olarak çalışılabilmesi için Registered Dietitian-Kayıtlı Diyetisyen (RD) koşulunu getirmiştir. RD olabilmek için ADA’nın Accreditation Councilfor Educationin Nutritionand Dietetics-Beslenme ve Diyetetik Eğitimi için Akreditasyon Konseyinden (ACEND) onay almış bir eğitim kurumundan mezun olmak, yine ACEND onaylı bir kurumda 6-12 aylık staj süresini tamamlamak, ADA’ya bağlı Commission on Dietetic Registration-Diyetetik Tescil Komisyonu (CDR) tarafından hazırlanan ve ulusal çapta uygulanan bir sınavda başarı göstermek ve Continuing Professional Development- Sürekli  Mesleki  Gelişim  (CPD)  kredisi  toplamak  (en  az 75 saat) gerekmektedir. ADA bu amaçla 1977 yılından itibaren yoğun bir şekilde hizmet içi eğitim seminerleri düzenlemeye başlamıştır. 1984 yılında ADA’nın  51.000 üyesi varken bugün (2012 yılı itibariyle) bu sayı 72.000’e ulaşmış bulunmaktadır. Amerikan Diyetisyenler Derneği 2012 yılında adını Academy of Nutrition and Dietetics  (AND) olarak değiştirmiştir. Amerikan nüfusuna göre (314 milyon), sadece akademiye üye olanlar dikkate alınarak yapılan hesaplamada, diyetisyen başına 4361 kişi düştüğü görülmektedir. Bu değer Türkiye için bugün yaklaşık 28.000 dolayındadır. ABD’de 2008 yılında alınan bir kararla 13 Mart Registered Dietitian Day (Kayıtlı Diyetisyenler Günü) olarak kutlanmaya başlanmıştır. 2013 yılında bu kutlamalar tüm Mart ayında düzenlenen etkinliklerle gerçekleştirilmeye başlamıştır (Kutluay-Merdol, 2015).

rdn, rd, kayıtlı diyetisyen, diyetisyen tarihçesi

Diyetisyenlik mesleğindeki gelişmeye paralel olarak diyetisyenlerin çalışma alanları da oldukça  fazlalaşmıştır.

Filipinli meslektaşımız Orbeta’nın söylediği gibi “nerede besin varsa orada diyetisyen için bir altın kâse vardır” (Kutluay-Merdol, 1993). Beslenme alanındaki gelişmelere bağlı olarak diyetisyenlik eğitimi almayan, beslenme alanında çalışan kişiler kendilerini Nutritionist (Türkçe’de henüz karşılığı yok ama beslenme uzmanı olarak  adlandırma eğilimi var) olarak adlandırmaya başlamışlardır. Çalışma alanları diyetisyenlerin çalışma alanları ile zaman zaman çakıştığı için, diyetisyenler çalışma alanlarına bağlı olarak kendilerini diyetisyen ya da nutritionist olarak tanımlayabilmektedirler. Ancak nutritionist olduğunu ileri süren kişi kendisini diyetisyen olarak tanımlayamamaktadır. Bu durumu AND şu sözlerle anlatmaktadır: All registered dietitians are nutritionists but not all nutritionists are registered dietitians (Tüm kayıtlı diyetisyenler nütrisyonisttir ancak tüm nütrisyonistler kayıtlı diyetisyen değildir).
doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Beslenme ve Diyetetik eğitimi pek çok ülkede 4 yıllık bir eğitimle yürütülmektedir. Avrupa’da İngiltere başta olmak üzerebazıülkelerdebueğitiminsüresi, pekçokdiğermeslek için olduğu gibi, lise eğitiminin dört yıl olması nedeniyle üç yıldır. Beslenme ve Diyetetik bölümlerinde verilmekte olan eğitim ve öğretim programlarının birinci aşaması, diyetetik uygulamalarına esas olan kimya, biyokimya, fizyoloji, anatomi gibi temel ve sağlık bilimleri derslerini içermektedir. İkinci aşamada dersler, doğrudan uygulama alanıyla ilgilidir. Öğrenciler, beslenme ilkeleri, besin kimyası, beslenme biyokimyası, ana-çocuk beslenmesi, hastalıklarda beslenme, toplum sağlığında beslenme, toplu beslenme sistemleri yönetimi gibi derslerde teorik yanında laboratuvar destekli eğitimler almaktadır. Son aşamada, koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin sahada gözlem ve deneyimini kazanmak üzere yapılan staj çalışması yer almaktadır. Bu eğitim programı ile öğrenci, diyetisyenlik mesleği için gerekli ilke, kavram, bilgi ve becerileri kazanıp geliştirmektedir. Amerika başta olmak üzere bazı ülkelerde staj, temel eğitimin tamamlanmasından sonra yapılmakta ve diyetisyenler, yukarıda anlatıldığı gibi kayıtlı diyetisyen unvanı almadan göreve başlayamamaktadırlar. Diyetisyen unvanı ile mezun olan öğrenciler, beslenme ve diyetetik alanlarında bilim uzmanlığı ve doktora programları ile eğitimlerine devam edebilirler.

diyetisyen şenol yıldız, eskişehir en iyi diyetisyen

Nerede besin varsa orada diyetisyen için bir altın kâse vardır.

Diyetisyenler, ülkelerarası işbirliğini ve bilgi alışverişini sağlamak amacı ile 1950 yılında Uluslararası Diyetetik Dernekleri Komitesi (International Commitee of Dietetic Associations-  ICDA)  (www.international   dietetics.org) adı ile bir komite kurmuşlardır. 2002 yılında adını Komite yerine Konfederasyon olarak değiştiren bu kuruluş 1952 yılından başlayarak 4 yılda bir uluslararası kongreler düzenlemektedir. Türkiye Diyetisyenler Derneğinin ICDA’e üyeliği 2000 yılında başarılabilmiştir. Bilindiği gibi diyetetik dernekleri dışında her ülkede beslenme ile uğraşan uzmanların üye oldukları Beslenme Dernekleri (Society of Nutrition) de bulunmaktadır. Bu dernekler de 1948 yılında International Union for Nutrition Societies-Uluslararası Beslenme Dernekleri Birliği (IUNS) adı ile bir çatı altında birleşmişler ve 1952 yılında uluslararası kongrelerini düzenlemeye başlamışlardır. ICDA 1978 yılında bu birliğe, tüm dünya diyetetik dernekleri adına üye  olarak  bu  iletişim ağı içinde etkin roller üstlenmeye başlamıştır. Avrupa’daki Diyetetik Dernekleri de federasyon şeklinde bir araya gelmelerinin uygun olacağı görüşü ile 1978 yılında Danimarka’da European Federation of Associations of Dietitians-Avrupa Diyetisyen Dernekleri Federasyonu’nu (EFAD)  (www.efad.org)  kurmuşlardır.  Türkiye   EFAD’a 1994 yılında üye olmuştur ve EFAD etkinliklerine delege göndererek aktif olarak katılmaktadır. Asya ülkelerindeki diyetisyen dernekleri de Asian Federation of Dietetic Associations-Asya Diyetetik Dernekleri  Federasyonu  (AFDA) adı ile 1990 yılında kurdukları federasyon aracılığı   ile iletişimlerini gerçekleştirmektedirler. AFDA da ICDA gibi dört yılda bir kez kongre düzenlemektedir (Kutluay-Merdol, 2015; EFAD, 2003).

medikal ikon, diyetisyen doktoru

“Türkiye’de diyetisyenlik, ilk mezunların üstün gayretleri ile bugün tanınır bir meslektir.”

Türkiye’de durum

Türkiye’de diyetisyenlik eğitimi 1962 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde Prof. Dr. İhsan Doğramacı tarafından başlatılmıştır. Önceleri Diyetetik adı ile açılan program 1963’de Beslenme ve Diyetetik olarak değiştirilmiştir. İlk mezunlarını 1966’da veren bölümde ilk beş  yıl  sırasıyla;  10, 13, 11, 4 ve 11 olmak üzere toplam 48 gibi  çok  az sayıda öğrenci eğitim almıştır. Daha sonra kontenjanın 60’lara yükseltilmesiyle bugün, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun öğrenci sayısı 2200’ü aşmış durumdadır. Bu mezunların yaklaşık 170’i bilim uzmanlığı ve yaklaşık 75’i de doktora derecelerini almışlardır. Otuz altı yıl tek başına eğitimini sürdüren Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden sonra diğer bölümler aynı program ile 1998 yılında Erciyes Üniversitesi’nde, 1999’da da Başkent Üniversitesi’nde açılmıştır. Uzun bir aradan sonra başka üniversitelerde de beslenme ve diyetetik bölümleri açılmaya ve diyetisyen yetiştirilmeye başlanmıştır (2007-2008 Yeditepe, Haliç ve Yakın Doğu Üniversiteleri, 2008-2009 Bilim  Üniversitesi  vb). Daha sonra büyük bir hızla artan bölüm sayısının 2015 yılında 50’yi aştığı görülmektedir.

Türkiye’de diyetisyenlik mesleği, ilk mezunların üstün gayretleri ile atılan sağlam temeller üzerinde, diğer ülke gelişmelerinin yakından takip  edilmesiyle  bugün  tanınır  bir meslek konumuna gelmiştir. Bu gelişimde, Hacettepe Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın her yayına  kolayca  ulaşılabilen  kütüphanesinin,   Prof.   Dr. Ayşe Baysal ve Prof.  Dr.  Orhan  Köksal  gibi  hocaların  ve  ilk öğretim üyesi olarak görev yapanların büyük katkısı olmuştur. Türkiye’de Diyetisyenler Derneği pek çok Avrupa ülkesinden önce 1969’da kurulabilmiştir (www.tdd.org.tr). Derneğin kuruluşunu takiben 1972 yılında bilimsel dergisi Beslenme ve Diyet yayınlanmaya başlanmıştır. Dergi, yayınını hala başarıyla sürdürmektedir.

TDD, Türk diyetisyenler derneği, türkiye diyetisyenler derneği

Mesleğin öncüleri, meslekte yaşam boyu  eğitimin  öneminin bilinciyle 1989 yılında Türkiye Diyetisyenler Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü işbirliği ile “Hizmet İçi Eğitim Seminerlerini” başlatmışlardır. Bu seminerler halen yılda en az iki kez olmak üzere sürdürülmektedir. 1998 yılından beri 6  Haziran, “Diyetisyenler Günü” olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda meslekte 20, 30 ve 40 yıllarını dolduranlara hizmet plaketleri verilmektedir. İlk mezunlar 2016 yılında 50. yıl plaketlerini  alacaklardır. AND’ın diyetisyenler günü kutlamasına 2008 yılında başladığı  dikkate  alınırsa TDD’nin  bu  anlamda  bir öncülük

yaptığı söylenebilir. İngiltere Diyetisyenler Derneği üye sayısı 6500 kadardır ve dernek ofisinde hepsi maaşlı 25 kişi çalışmaktadır. Henüz 2000 dolayında üyesi bulunan TDD ofisinde maaşlı-görevli (son 15 yıldır) sadece bir kişi çalışmaktadır. Bu da TDD’nin özverili çalışmalarının önemli bir göstergesidir. Son yıllarda pek çok bölüm mezun vermeye başlamıştır, bu da TDD’nin üye sayısında önemli bir artış yaratacaktır. Bu artışla mesleğin yurt içi ve yurt dışı etkinliklerde daha fazla yer alabileceği, böylece hem eğitim kalitesinin hem de meslek mensuplarının sağlık alanındaki etkinliğinin daha fazla hissedilir olacağı kuşkusuzdur.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi, diyetisyenler, diyet listesi

Diyetisyenliğin geleceği

1900’lü yılların ikinci yarısına kadar pek çok ülkede diyetisyenler daha çok hastaların besin gereksinimlerini karşılayan ve beğenebilecekleri yemeklerin yapımı için besin kontrolü, personel seçimi ve eğitimi, hijyen ve maliyet kontrolü gibi daha çok yönetim ve denetim sorumlusu olarak çalışıyorlardı. Hastane malnütrisyonlarının önemli oranda artışı, bu durumun hastanın tedavi başarısını düşürmesi, hastanın hastanede kalış süresinin artması, prognozun kötü olması ve araştırmalarla hastalıkların tedavisinde kişiye özel olarak planlanan diyetlerin etkinliğinin saptanmasından sonra diyetisyenlerin tedavi diyetisyeni olarak çalışmaları farklı bir boyut kazanmış ve çalışma alanları gelişimlere cevap verebilmek için artmıştır. Pek çok ülkede diyetisyenler; diyabet diyetisyeni, obezite diyetisyeni, bariatrik cerrahi diyetisyeni, kanser diyetisyeni, diyaliz diyetisyeni, pediatri diyetisyeni gibi alanlarda uzmanlaşmaya başlamıştır. Hastalar sağlık durumlarının değerlendirilmesinde nutrition focused physical examination-beslenme odaklı fizik muayene (NFPE) yapılmadan tedavi programına alınmamaya başlanmıştır. Sporda başarı için sporcunun yeterli ve dengeli beslenmesi öncelikli koşuldur. Bu bağlamda pek çok spor kulübü bünyesinde  diyetisyen  istihdamına başlamıştır.

yemek tarifi, doktor diyetisyen hasta, en iyi diyetisyen sitesi

Tedavide  hastane  mutfaklarında  hazırlanan  diyetlerin  pek çok hasta için daha özel (tüple beslenmeye uygun) hazırlanması gerekliliği, yeme güçlüğü  olan  hastalarda daha özel ürünlerin kullanılma gerekliliği, bu alanda özel beslenme ürünleri üretimini zorunlu kılmış ve piyasaya çok çeşitli parenteral ve enteral beslenme ürünleri sürülmeye başlanmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak hastanelerde Enteral Parenteral Beslenme Üniteleri kurulmuş ve diyetisyen bu ünitelerin en  önemli  parçası  haline  gelmiştir. Bu gelişmeler çerçevesinde pek çok klinikte medikal beslenme tedavisi (medical nutrition therapy) ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Artık hastaya sadece diyetin düzenlenmesi ile diyetisyenin görevi bitmemekte, hastanın bu diyeti uygulayabilmesi için eğitilmesi ve izlenmesi gerekmektedir. Hastalar nasıl ki uzun  yıllar  sağlıklı kalabilmek için yılda bir-iki kez doktor ve diş hekimi kontrolüne gitmek zorunda ise aynı şekilde diyetisyenlere de başvurmak ve diyetlerinde düzenlemeler yaptırmak ve izlenmek ihtiyacındadırlar. Nutrigenomik ve nutrigenetik alanında yapılan çalışmalar ve piyasaya birbiri  ardına  verilen besin destek ürünleri paralelinde diyetisyenlik mesleğinin daha da önem kazanacağı açıktır. Bu bağlamda “danışman diyetisyenlik” de daha büyük önem kazanacaktır. Bu nedenle diyetisyenlerin etkin danışmanlığın nasıl yapılacağı konusunda kendilerini yetiştirmeleri ve  diyetisyen derneklerinin de bu ihtiyaca uygun sertifika programları açması gerekmektedir.

duvar kağıtları, beslenme duvar kağıtları, sağlık duvar kağıtları, beslenme diyet duvar kağıtları, diyetisyen duvar kağıtları, wallpaper, sağlık wallpaper, beslenme wallpaper, diyet wallpaper, 4k wallpapers, beslenme ve diyetetik ekran resimleri, beslenme ve diyet duvar kağıtları indir, gerçek diyetisyenler sitesi duvar kağıtları indir, Beslenme ve diyet duvar kağıdı, sağlık duvar kağıtları,

“Diyetisyenliğin birçok alanda gösterdiği gelişme ile çalışma alanları gün geçtikçe artacaktır.”

Hastaların yeterli ve sağlıklı beslenebilmeleri ve malnütrisyonun önlenmesi için hastalar için hazırlanan yemeklerin hastanın besin gereksinimlerini doğru ölçüde karşılaması kadar, hastanın beslenme alışkanlıklarına uygunluğu, yemeğin temiz ve sağlıklı bir ortamda hazırlanması ve hastanın damak tadına uygun olması da bir o kadar önemlidir. Bu nedenle yönetici diyetisyenlik alanında da büyük değişimler yaşanmış ve mutfaklarda yemek üretimleri için gelişmiş mutfak araç ve gereçleri yanında Cook and Chill (Pişir-Soğut), Cook and Freeze (Pişir-Dondur), Sous-Vide (vakumlu torbalarda paketlenip ön pişirilmeye tabi tutulmuş donmuş besin) ve Freeze-Dry (Dondur-Kurut) gibi yöntemler kullanılmaya başlanmış, buna bağlı olarak yemek hazırlama ve pişirme oldukça kolaylaşmıştır. Uzunca bir dönem yemekler kurumların mutfaklarında hazırlanmış ve kimilerinde sıcak yemek arabaları ile servislerde hastalara dağıtılmış, kimilerinde mutfakta hasta tepsilerine konularak tepsilerin hastalara ulaştırılması sağlanmıştır. Bu nedenle de izolasyonlu sıcak yemek tabakları ya da tepsileri kullanılmaya başlanmıştır. Yeni gelişmelere bağlı olarak yemekler, yemek üretim fabrikalarında hazırlanmakta, paketlenmekte ve kurumlara hazır olarak sunulmaktadır. Bu sistemlerde bilgisayar destekli pek çok program kullanılmaktadır. Bu nedenle klinik diyetisyenlerin de, yönetici diyetisyenlerin de Information Technology-Enformasyon Teknolojisi (IT) konusunda donanımlı olması gerekmektedir (Bell, 1985).

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

Bir başka gelişme de mutfak artıkları konusunda yaşanmaktadır. Biyoyakıt kullanımının artması, kurum mutfaklarında yemek artıklarının değerlendirilmesini zorunlu kılmış ve mutfaklarda artıkların ayrılması ve ilgili yerlere gönderilmesi gibi pek çok işlemi zorunlu kılmış, bu da yöneticinin etkinliğini daha da arttırmıştır. Bu gelişmeler sonunda yönetici diyetisyenlik alanlarında çalışan diyetisyenlerin ücretleri diğer alanlarda çalışanlardan daha yüksek bir hale gelmiştir. Çünkü hastanın yemeğinin hastaya doğru zamanda, doğru miktarda ulaştırılması ve hastanın bunu tüketmesinin sağlanması tedavinin en önemli basamağı olmuştur. Tedavi, hastaya diyet düzenleme aşamasından hastanın yiyeceği yemeklerin hasta tepsisine alınması ve hastaya ulaştırılmasına kadar geçen tüm aşamalarda diyetisyen denetimini zorunlu kılmaktadır. Diyetisyen hasta ve doktor arasında adeta bir arabulucu olarak çalışmakta ve hastanın istekleri (lezzet ve ilgi) ile doktorların istekleri (kolay servis edilen) çerçevesinde hastanın hastalığına uygun besin gereksinimlerini karşılayacak, kolay tüketilecek ve hastanın isteklerine uygun diyet düzenlemek için büyük çaba göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle hastanelerde yöneticidiyetisyenvetedavicidiyetisyenuyumluveetkinbir şekilde çalışmak zorundadır. Bunun için de diyetisyenlerin personel eğitimindeki etkinliklerinin de artmasına paralel olarak iletişim becerileri, eğitim yöntemleri ve araçları konusunda da hizmet içi eğitim sertifikaları almaya başlamışlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, şirketlerin bünyelerinde diyetisyen çalıştırılması teşvik  edilmekte  ve hastaların hastane masrafları için önemli olan geri ödemeler    listesine    diyetisyenlik    hizmetinin  alınması da  başlamış  bulunmaktadır.  Çünkü  beslenme  tedavisi, hastanın iyileşmesinde temel etkendir, hastanın yaşam kalitesini arttırmakta ve sağlık harcamalarını,  özellikle  de ilaca harcanan parayı azaltmaktadır. Pek çok sigorta şirketi diyabet diyeti, bariatrik cerrahi sonrası diyet ve kronik renal yetmezlik diyetlerini sigorta kapsamına almaya başlamışlardır. Az sayıda olsa da bazı sigorta şirketleri de anorexia, bulimia, marasmus, PEM (Protein Enerji Malnütrisyonu) gibi yeme bozuklukları diyetlerini, hipertansiyon, ülser, enterit, kalp damar hastalıkları diyetlerini ve gebe ve emzikli diyetlerini sigorta kapsamına dâhil etmektedirler. Diyet danışmanlıklarının sigorta kapsamına alınması için hastaların diyetisyene yönlendirilmelerinin sağlanması çok önemlidir (Khan, 2011).

toplu beslenme sisteleri diyetisyen

Sonuç ve öneriler

Tüm bu gelişmeler, diyetisyenlik mesleğinin de pek çok alanda gelişme gösterdiğinin ve diyetisyenlerin çalışma alanlarının gün geçtikçe artacağının önemli göstergeleridir. Bu gelişmelere ayak uydurabilmek için üniversitelerdeki beslenme ve diyetetik bölümlerinin çağdaş bilgi ve deneyimle diyetisyen mezun edebilmek için eğitim programlarında sürekli düzenleme yapmaları ve eğitim kadrolarını  güçlendirmeleri gerekir.

chia tohumu kullananlar, chia tohumu migros, chia tohumu kalorisi, 9 maddede chia tohumu, chia tohumu beslenme, chia tohumu diyet, chia tohumu sağlık, chia tohumu faydaları, chia tohumu yararları, chia tohumu zararları, chia tohumu diyetisyen, diyette chia tohumu, diyetisyen gülşah karmil

Alana Katkı

Beslenme bilimi; tüketilen besinleri, bu besinlerin bileşiminin analizini, birbirleriyle etkileşimlerini ve  vücuttaki fonksiyonlarını; diyetetik bilimi, besinlerin hastalıklardan  korunma  ya  da  hastalıkların   tedavisinde ne tür bir beslenme planı ile sunulması gerektiğini temel alarak gelişmeye devam etmektedir. Beslenme biliminin tarihin  tüm  dönemlerinde  insan  yaşamı  ve  sağlığı  için  ön planda olduğu, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle beslenme ve diyetetik biliminin sürekli geliştiği, beslenme bilgilerinin yenilendiği görülmektedir. Bu dinamik bilim  alanı insan yaşamının merkezinde olup,  sağlığı  gelecekte de etkilemeye devam edecek gibi   görünmektedir.

toplu beslenme sisteleri diyetisyen

Çıkar Çatışması

Bu makalede herhangi bir nakdî/ayni yardım alınmamıştır. Herhangi bir kişi ve/veya kurum ile ilgili çıkar çatışması yoktur.

Kaynaklar

Bell, L., (1985). Use of information technology by clinical dietitians in Canada. Journal of Canadian Dietetic Association, 46(2):35- 39.
European Federation of The Associations of Dietitians. Education programmes for dietitans in the memberstates of EFAD, Mimograf, 2003.
Khan, E., (2011). How to Get Nutrition Consulting Paid for by Insurance. anutritionrevolution.com/healthtips/70/
Kutluay-Merdol, T., (1993). Diyetisyenleri ve Beslenme  Uzmanlarını 19.Yüzyıla Hazırlamak (Çev). Beslenme ve Diyet Dergisi, 22:(1):15.
Kutluay-Merdol,   T.,   (1996).   30.   Yılımızda   Dünya  Diyetisyenliği, Beslenme ve Diyet Dergisi, 25:(1):7-11.
Kutluay-Merdol, T., (2015). Beslenme ve Diyetetik: Tarihçe, Temel Beslenme ve Diyetetik, (ed: Kutluay-Merdol, T). Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara.
The American Dietetic Association. A new look at the profession    of dietetics, report of the 1984 study commission on dietetics, Chicago, 1985.
fruktozemi, diyetisyen perihan kılıç, Fruktoz 1-fosfat aldolaz B, Fruktoz 1-fosfat aldolaz B enzimi, Fruktoz 1-fosfat aldolaz B enzim eksikliği,

Fruktozemide beslenme tedavisi

Büyüme ve gelişmenin maksimum olması ve kaliteli bir yaşam sürmek için sağlıklı beslenmek gerekir. Metabolik ve kimyasal yollarla besinler kullanılır. Vücut tarafından besinlerin kullanılması enzimlerin katalize ettiği karmaşık olaylar ile gerçekleşir. Ancak  genetik bozukluk sonucu enzim eksikliğinden veya yokluğundan kaynaklanan fruktozemi gibi metabolizma hastalıkları oluşabilir. Bu hastalıklarda besinler metabolize olamaz. Genlerimizi silah olarak düşünürsek kötü beslenme alışkanlığı da onu tetikleyecek mekanizmadır. Beslenme tedavisinde besinlerin kısıtlanması veya tamamen çıkarılması ilgili diyetisyen tarafından yapılır.

Bu metabolizma hastalıkları yenidoğan dönemde ortaya çıkar. Son zamanlarda DNA incelemelerinin ilerlemesi sonucunda kalıtsal metabolik hastalıklarda prenatal tanı olanağı artmıştır. Bebekler normal doğar. Ancak ek besine geçiş döneminde besinlerle birlikte hastalık belirtileri ortaya çıkar.

bebek-beslenmesi-pediatrik-hasta-bebeklerde-diyet-6

Fruktozemi nedir ?

Fruktozemi, otozomal resesif genetik bir hastalıktır. Fruktoz 1-fosfat aldolaz B enziminin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Enzimin eksikliği nedeniyle fruktoz metabolize olamaz. Fruktoz ise meyve şekerinin içinde bulunan monosakkarittir. Beslenme ile alınan fruktoz, sorbitol ve sukroz fruktoz kaynaklarındandır. Fruktozemi, bebeklerde anne sütü verilmediğinde veya ek besine geçiş döneminde ortaya çıkabilir.

Fruktozemin belirtileri nelerdir?

Fruktoz tüketildiğinde terleme, titreme, kusma, kan şekerinde düşme, koma gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

* Akut bulguları

Terleme, bulantı, kusma, titreme, baş dönmesi, şok ve koma.

* Kronik bulguları

Beslenme bozukluğu, diyare, sarılık, sürekli ağlama, uykulu olma, ödem. Uzun süre fruktoz içeren besin tüketimi karaciğer ve böbrek hasarlarına sebep olabilir.

bebek-beslenmesi-pediatrik-hasta-bebeklerde-diyet-3

Fruktozeminin tedavisi nasıldır?

Hastalığın tedavisinde beslenme oldukça önemlidir. Beslenme programından diyetisyen tarafından fruktoz, sukroz ve sorbitol çıkarılır. Hastaların kontrolleri sırasında fiziksel muayene yapılır. Aynı zamanda karaciğer ve böbrek fonksiyonları da kontrol edilmelidir. Ömür boyu tedavi ve kontrol gerektiren bir hastalıktır. Günlük fruktoz alımı 1-2 gramı geçmemelidir.

bebek-beslenmesi-pediatrik-hasta-bebeklerde-diyet-4

Beslenme ile hastalığın ilişkisi var mıdır?

Fruktoz 1-fosfat aldolaz B enziminin eksikliği nedeniyle fruktoz metabolize olamaz. Vücuda toksik etki eden fruktoz içeren besinler beslenme programından çıkarılır. Genel olarak metabolik hastalıklarda bozukluğa neden olan besinler kısıtlanarak veya çıkarılarak tedavi edilir. Böylece beslenme programı hastalığın kötüye gitmesini engeller.

bebek-beslenmesi-pediatrik-hasta-bebeklerde-diyet-5

Fruktozemide tıbbi beslenme tedavisi

  • Bütün besin gruplarını içeren yeterli ve dengeli bir beslenme programı olmalıdır. Beslenme programı tek çeşit olmamalıdır.
  • Yeterli miktarda kalori, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral içermelidir. Normal büyüme ve gelişimini destekleyici olmalıdır.
  • Glikoz ve laktoz içeren besinler tüketilmelidir.
  • Tatlandırıcı içeren diyabetik ürünlerden uzak durulmalıdır.
  • Etiket okuma, alışkanlık haline getirilmelidir.
  • Çay şekeri, meyve, bal, pekmez, reçel beslenme programından çıkarılmalıdır.
  • Fruktoz ve sukroz içeren mamalar da bebeğe verilmemelidir.

bebek-beslenmesi-pediatrik-hasta-bebeklerde-diyet-1

Fruktozemide sakıncalı besinler nelerdir?

  • Meyve ve meyvelerden hazırlanan besinler
  • Çay şekeri
  • Bal, reçel, pekmez
  • Mısır şurubu
  • Havuç, patates
  • Çikolata ve tatlılar
  • Mayonez, ketçap
  • Hazır çorbalar
  • Karamel, vanilya, krema
  • Yer fıstığı, fıstık ezmesi
  • Bira, vodka

Sonuç olarak beslenme programı büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilememelidir. Frukto ve sukroz içeren besinlerden uzak durulmalıdır. Besin etiketleri dikkatli okunmalıdır. Doktor ve diyetisyen kontrolünde, aile desteği ile yeterli ve dengeli beslenmelidir.

Dahası için diyetisyeninize başvurunuz.

perihan kılıç, diyetisyen perihan kılıç, dyt perihan kılıç, beslenme uzmanı perihan kılıç, uzman diyetisyen perihan kılıç, doktor perihan kılıç

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

Yeterli ve dengeli beslenme

Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı; insanın fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması şeklinde tanımlar. Yani sadece yaralanma durumu olmaması ya da hasta olmamak bizi sağlıklı yapmaz.

Enerji ve besin öğelerini tam alamazsak yetersiz beslenmiş oluruz. Enerjimizi yeterince alsak bile bazı besin öğelerini tüketmediğimiz zaman da dengesiz beslenmiş oluruz. Sağlıklı beslenme; her çeşit besinden yeterli ve dengeli bir biçimde beslenerek ideal ağırlığın korunması olarak adlandırılabilir. Karnımızı doyurmak, canımızın çektiklerini yemek için beslenmemeliyiz. Sağlığımızı korumak, kaliteli bir yaşam sürmek amacıyla beslenmemiz gerekmektedir. Peki vücudumuza gerekli olan enerji ve besin öğelerini nasıl alabiliriz ? Türkiye’de 4 yapraklı yonca modeli vardır. Gelin şimdi 4 yapraklı yonca modelini yakından inceleyelim, yeterli ve dengeli beslenmeyi nasıl sağlayacağımızı görelim.

Bu modele göre tabağımızda 4 grubun bulunması gerekir.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

1.Grup: Süt Grubu

Bu grupta yer alan başlıca besinler süt, yoğurt ve peynirdir. Süt grubu besinler protein, kalsiyum, B2 vitamini ve B12 vitamini başta olmak üzere birçok besin ögesinin önemli kaynağıdır. Yağ ve kolesterol alımını diyette sınırlandırmaları gereken yetişkinlerin yağ içeriği düşük süt, yoğurt ve peynirleri, tansiyon yüksekliği durumu olan kişilerin tuzsuz peynir tercih etmeleri gerekir.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

2.Grup: Et-Yumurta-Kurubaklagil Grubu

Bu grupta et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek, ceviz, fındık, fıstık, badem gibi besinler yer alır. Yağlı tohumlar(ceviz, fındık, fıstık, badem) diğer besinlere göre fazla yağ içerdiklerinden tüketim miktarlarına dikkat etmek gerekir. Büyüme ve gelişme, hücre yenilenmesi, doku onarımı ve görme işlevinde görevi olan ve ayrıca kan yapımında, sinir, sindirim sistemi ve deri sağlığında görev alan ve hastalıklara karşı direnç kazanılmasında rol oynayan besin ögeleri bu grupta bulunur.

Et: İyi kalite protein, demir, B12, çinko kaynağıdır fakat yağlı etler dikkatli tüketilmelidir. Balık omega 3 kaynağıdır ve haftada 2 gün tüketilmesi gerekir. Salam, sosis gibi işlenmiş gıdalar tüketilecekse yanında muhakkak C ve E vitamininden zengin besinler tüketilmelidir. Etler pişirilirken haşlama, ızgara yöntemleri kullanılmalı, kızartmadan kaçınılmalıdır.

Yumurta: Protein kalitesi en yüksek besindir. Yumurtanın sarısı demir, A vitamini ve B grubu vitaminlerinden zengin olup, C vitamini haricindeki tüm besin ögelerini değişik miktarlarda içermektedir.

Kurubaklagil: Kurubaklagillerin yağ içeriği düşüktür, posa miktarı fazladır. Bu yüzden kalp-damar hastaları için önerilir. Protein içeriği yüksektir fakat protein kalitesi düşük olduğundan dolayı tahıllarla birleştirilerek tüketilirse protein kalitesi yükselir.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

3.Grup: Tahıl Grubu

Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un, bulgur,ekmek, yarma, gevrek ve benzeri ürünler bu grup içinde yer alır. Bu gruptaki besinler vitamin, mineral, lif ve diğer besin öğelerini içerir. Tahılların yağı E vitamininden zengindir. Tahıllarda A ve C vitamini bulunmaz. B12 vitamini dışında diğer B vitaminlerinin en iyi kaynağıdır. Sağlıklı beslenme için tam tahıl ürünleri tercih edilmeli ve her öğünde yenmelidir.

Yeterli ve dengeli beslenme, Yeterli ve dengeli beslenme nedir, Yeterli ve dengeli beslenme ppt, Yeterli ve dengeli beslenme word, Yeterli ve dengeli beslenme pdf, Yeterli ve dengeli beslenme ne demek, Yeterli ve dengeli beslenme yazılar, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme hakkında yazı, Yeterli ve dengeli beslenme diyetisyen, Yeterli ve dengeli beslenme tanımı, Yeterli ve dengeli beslenme ve sağlık, Yeterli ve dengeli beslenme beslenme uzmanı, Yeterli ve dengeli beslenme önemi

4.Grup:Sebze-Meyve Grubu

Meyve ve sebzelerin içerdiği;

  • C vitamini, hastalıklara karşı direncin oluşumunda
  • A vitamini, deri ve göz sağlığının korunmasında
  • Magnezyum, kemik ve diş sağlığının korunmasında
  • Posa, bağırsakların düzenli çalışmasında etkilidir.

Günde en az 5 porsiyon sebze ve/veya meyve tüketilmelidir. Günlük tüketilen sebze ve meyvenin en az iki porsiyonu yeşil yapraklı sebze ve turunçgil olmalıdır.

Bu modele uygun tabaklar hazırlayıp tüketmeye çalışalım. Sağlığımızın değerini kaybetmeden anlayalım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Gülşah Karmil kimdir

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz:

Biyokimya, Biyokimya nedir, Biyokimya ne demek, Biyokimyanın anlamı, biyo kimya, tıbbi Biyokimya, tıbbi Biyokimya nedir, klinik Biyokimya, klinik Biyokimya nedir, temel Biyokimya

Biyokimya nedir?

  • Bitki,
  • hayvan ve
  • mikroorganizma biçimindeki bütün canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeleri ve canlının yaşamı boyunca sürüp giden kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır.

Biyokimyanın amacı

Biyokimyanın amacı her şeyden önce, hücrenin temel bileşenleri olan protein, karbonhidrat, lipit gibi organik bileşiklerin ve yaşamsal önem taşıyan kimyasal tepkimelerde en büyük rolü oynayan DNA, nükleik asitlerin, vitaminlerin ve hormonların yapısal ve nicel çözümlemesini yapmaktır.

Canlılardaki protein bileşimi, besinlerin enerjiye dönüşmesi, kalıtsal özelliklerin kimyasal mekanizmalarla iletilmesi gibi yaşam süreçlerinin araştırılması da yine biyokimyanın ilgi alanına girer.

Her yaşam bilimi ve kimya ile uğraşmakta olan fakültede (tıp, eczacılık, biyoloji, ziraat, veteriner vs.) ilgili biyokimya kürsüsü bulunur.

biyokimya-1

Biyokimya iki alanda incelenir

İnsan sağlığıyla ilgili bilimler de iki alanda incelenir:

1. Temel biyokimya

2. Klinik biyokimya.

Klinik biyokimya

Klinik biyokimya laboratuvar uzmanlığı ise, klinik laboratuvar bilimi ve teknolojisinin hasta bakımı için kullanıldığı bir tıp disiplini olup, sağlık ve hastalıktaki biyokimyasal mekanizmaları, hastalıkların önlenmesi, tanı ve ayırıcı tanı, prognoz ve tedavinin izlenmesindeki testleri, laboratuvar sonuçlarının tıbbi yorumlarını, klinisyenlere konsültasyonunu ve laboratuvar tanıyı içeren, tıbba ve kliniğe özgün bir laboratuvar bilimi ve uzmanlık alanıdır. Türkiye’de tüm tıp uzmanlık alanlarında olduğu gibi, bu alanın uzmanları da 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 9 uncu maddesine göre, 19/06/2002 tarih ve 24790 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne göre yetişmektedirler.

Bu bilim alanının lisans eğitimi Türkiye’de ilk olarak Ege Üniversitesi Biyokimya Bölümü’nde verilmeye başlanmıştır. Bölümde aynı zamanda biyokimya ağırlıklı biyokimyagerlik ve biyoteknoloji ağırlıklı biyokimyagerlik opsiyonları bulunmaktadır. 2011 yılında ise Cumhuriyet Üniversitesi de Biyokimya bölümünü Fen Fakültesi bünyesinde açmıştır.

21. Asır

21. yüzyılın biyolojik bilimler ve biyoteknoloji çağı olacağı kabul edilmektedir. Bilim ve teknolojinin amacı sağlıklı bir çevre ve sağlıklı bir yaşamdır. Bu nedenle bugün hayal bile edilemeyecek olanakların insanlığın hizmetine sunulmasında en büyük pay gelecekte bu meslek üyelerinin olacaktır. Son yılların Nobel bilim ödüllerinin büyük oranda biyokimyasal çalışmalara verilmiş olması bunun en güzel kanıtıdır. İş olanaklarının, biyokimya, biyoteknoloji ve gen teknolojisinde gözlenen gelişmelere paralel olarak yoğunlaşması gelişmiş ülkelerde yayınlanan bilimsel dergilerdeki iş ilanlarının büyük bir kısmının bu alanlara yönelik oluşu ile kanıtlanmaktadır.

canlının en küçük yapı taşı hücre diyet

Hücre nedir? Hücre organelleri hakkında bilgiler

Organizmada en küçük yapısal ve işlevsel birimi hücredir.

Çok hücreli organizmaların hücreleri ökaryot, mavi-yeşil alg hücreleri prokaryottur. Ökaryot hücrede çekirdek maddesi sitoplazmadan belirli bir zar ile ayrılmıştır. Ribozom ve diğer sitoplazmik organeller bulunur. Metabolik olayların bir kısmı sitoplazmada bir kısmı da bu organellerin içerisinde gerçekleşir. Protistalar, fungiler, bitkiler ve hayvanlar bu tip hücreler taşıyan canlılardır.

Prokaryot hücrede ise çekirdek maddesi sitoplazmadan belirli bir zar ile ayrılmamıştır. Ribozom dışında sitoplazmik organel yoktur. Bütün metabolik olaylar sitoplazmada geçer.

Hücrenin yapısı

Ökaryot hücre üç ana bölüme ayrılarak incelenir:

  • Hücre zarı
  • Sitoplazma
  • Çekirdek

Hücre zarı

Kimyasal bileşiminde protein ve yağ (lipit) bulunur. Proteinler yerleşim durumuna göre iki çeşittir. Bir kısmı yağ tabakasının içine gömülmüştür. Lipitler ise genellikle fosfolipitler halinde ve zarın orta kısmında iki tabaka halinde bulunur. Zarın bu yapısına mozaik zar modeli denir.

Hücre zarı madde alış verişini ve dış ortamla teması sağlayan, hücreyi dağılmaktan ve dış etkenlerden koruyan yapıdır. Hücrenin ihtiyaçlarına göre farklılaşır, fonksiyonlarına göre şekillenir. Seçici geçirgen olması dışarıdan kontrollü olarak besin almasına dışarıya da belli bazı artıkları vermesine olanak verir. Örneğin dışarıdan protein değil ama aminoasit alabilir.

Hücre zarının diğer bazı özellikleri:

  • Yağda çözünebilen maddeler, çözünemeyen maddelere oranla daha kolay geçerler.
  • Nötr tanecikler iyonlardan daha kolay geçer.
  • Kompleks organik moleküller (glikojen, nişasta, selüloz, protein, yağ) hücre zarından geçemez.
  • Küçük moleküller büyük moleküllerden daha kolay geçer.
  • Bir maddenin sitoplazmadaki ve dış ortam sıvısındaki yoğunluğu maddenin zardan geçişini etkiler.

Hücre zarı için belirlenen bu özelliklerin hepsi bütün hücreler için geçerlidir. Ayrıca çekirdek zarı ve sitoplazmik organellerin etrafını çevreleyen zarlar da birim zar yapısında oldukları için bu özelliklerin tümünü içerirler. Aşağıdaki şekilde basitçe bir hücre zarı gösterilmiştir.

hücre zarı

Hücre çeperi (selülozik zar)

  • Bitkisel hücrelerin en dış kısmında bulunur.
  • Temel yapı maddesi selülozdur.
  • Bitkinin yaşadığı ortama göre lignin, süberin ve kitin maddeleri de yapısına katılır.
  • Hücre çeperi ölüdür.
  • Seçici geçirkenlik özelliği yoktur.
  • Madde alış verişi çeper üzerindeki basit geçitlerle sağlanır.
  • Bu çeper hücrenin daha uzun ömürlü ve dayanaklı olmasını sağlar.

Sitoplazma

Hücredeki metabolik olayların meydana geldiği uygun ortamdır. Yarı akışkan ve kolloidal bir sıvıdır. Bileşiminde en çok su bulunur. Su miktarı canlının yaşadığı ortama göre değişir. Spor ve kuru tohum hücrelerinde su miktarı oldukça düşüktür. İnsan hücrelerinin sitoplazmasındaki su oranı %65 kadardır. Suyun dışında sitoplazmada aşağıdaki maddeler de bulunur:

  • Proteinler, aminoasitler, enzimler.
  • Glukoz, fruktoz, maltoz, sükroz, nişasta (bitkisel hücrelerde)
  • Glukoz, galaktoz, laktoz, glikojen (hayvansal hücrelerde)
  • Yağ asidi, gliserin, yağ.
  • Madensel tuzlar, çeşitli iyonlar, vitaminler.
  • Metabolizma artıkları (NH3, O2, CO2 vb.)

Sitoplazmik organeller

Sitoplazma içerisinde çeşitli işlevleri yapmak üzere bitki ve hayvansal hücrelerde genelde aşağıdaki organeller gelişmiştir.

Mitokondri Enerji üretmek
Plastitler Organik maddelerin sentezi ve depolanması
Ribozom Proteinlerin sentezi
Lizozom Hücre içi sindirim ve savunma
Sentrozom Hücre bölünmesinde iğ ipliklerinin oluşumu
Koful Besin depolama veya suyun fazlasını tutma
Golgi aygıtı Besin depolama ve salgı üretimi
Endoplazmik retikulum (ER) Hücre içinde maddesel iletim

Mitokondri

  • Oksijenli solunum olayının içerisinde geçtiği organeldir.
  • Sitoplazmadaki sayıları hücrenin enerji ihtiyacı ile doğru orantılı bir değişim gösterir.
  • Bakteri, mavi-yeşil alg ve memeli alyuvarlarında bulunmaz.
  • Çift katlı zar sistemiyle çevrilmiştir.
  • İç zar krista denen ve enerji üretim yüzeyini büyüten çok sayıda kıvrım oluşturmuştur.
  • Matriks adı verilen sıvı ile doludur. Bu sıvının içerisinde mitokondrial DNA, RNA ve ribozom bulunur. Mitokondriler, DNA’dan dolayı kendilerini eşleyebilir ve hücre içindeki sayılarını arttırabilirler. İç zarın üzerinde Krebs çemberi reaksiyonlarını yürüten enzimler bulunur.

Plastidler

  • Bitkisel hücrelerde değişik fonksiyonları üstlenecek şekilde özelleşmiş organellerdir.
    • klorofil taşıyan ve yeşil renkli olana kloroplast,
    • kırmızı, sarı ya da turuncu pigment taşıyanlara kromoplast,
    • pigment taşımayan ve renksiz olanlarına da lökoplast adı verilir.
  • Görev açısından en önemli plastid çeşidi kloroplasttır.
  • Bitkilerin ışık alabilen yeşil renkli kısımlarında bulunur.
  • Mitokondriler gibi çift zar sistemiyle çevrilmiştir.
  • İçinde stroma sıvısı bulunur.
  • Işık enerjisinden daha çok faydalanabilmek için granum lamelleri gelişmiştir. Klorofil molekülleri granumların üzerine yerleşmiştir.
  • Klorofil molekülleri bitkiye yeşil rengi veren moleküllerdir ve ışık enerjisini kimyasal enerjiye çevirirler.
  • En önemlileri klorofil a ve klorofil b‘dir.
  • Kloroplastların içerisinde ayrıca DNA, RNA, ribozom, glikoz ve nişasta molekülleri bulunur.
  • Fotosentez reaksiyonları ve bu reaksiyonlarla ilgili enzimlerin tümü kloroplastlarda bulunur.
  • Fotosentezin özet denklemi:

6CO2 + 6H2O → C6H12O6 + 6O2

Ribozom

  • Hücrenin en küçük organelleridir.
  • Etrafında birim zar yapısı mevcut değildir.
  • Her ribozom:
    • büyük ve proteinden yapılmış,
    • küçük ve rRNA’dan yapılmış iki alt birimden oluşmuştur.
  • Bu iki birim birbirine mRNA vasıtasıyla bağlanabilir.
    • Sitoplazmada gruplar halinde,
    • endoplazmik retikulum (ER) zarı üzerinde ve
    • çekirdek zarı üzerinde bulunurlar.
  • Virüsler dışındaki bütün canlılarda ribozom vardır.
  • Protein ve enzim sentezinin üzerinde yapıldığı organeldir.

Lizozom

  • Tek tabakalı zarla çevrilmiş, içerisinde karbonhidrat, yağ ve protein gibi maddeleri parçalayan enzimler bulunan keseciklerdir.
  • Bu enzimler ribozomlar üzerinde sentezlenir, endoplazmik retikulum veya golgiden kaynaklanan torbacıklar halinde sitoplazmaya verilirler.
  • Lizozomların parçalanması ya da tahrip olması halinde dışarıya çıkan enzimler organik molekülleri parçalayarak hücrenin ölümüne neden olurlar.
  • Hücreye pinositoz veya fagositoz yoluyla alınan sindirim kofulundaki besinler lizozomlardan akıtılan enzimlerle yapı taşlarına parçalanırlar.
  • Bu olaya hücre içi sindirim denir.

Sentrozom

  • Çekirdeğin yakınında yer alan ve hayvansal hücrelerin büyük bir kısmında bulunan organeldir.
  • Birbirine dik iki silindir halinde görülür.
  • Bu silindirlere sentriol denir.
  • Sentriollerin her biri üçerli gruplar halinde dokuz iplikten oluşmuştur.
  • Sentrozom, hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerini oluşturur ve kromozomların kutuplara doğru çekilmesini sağlar.
  • Bazı ilkel bitkilerde de sentrozoma rastlanmıştır, fakat çiçekli bitkilerde sentrozom bulunmaz.

Koful

  • İçi sıvı dolu organellerdir.
  • Yaptıkları görevlere göre adlandırılırlar.
    • Besin kofulu özellikle tek hücrelilerde bulunur. Pinositoz ve fagositoz ile alınan besinler besin kofulunda yer alır. Bitkilerde buna benzer kofullar atık maddeleri ve renk pigmentlerini toplar. Hücrenin turgor haline gelmesini sağlar.
    • Vurgan kofullar genellikle tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde bulunur. Bu kofullara kontraktil koful da denir. Fazla suyun dışarı atılması görevini üstlenirler. Bitkisel hücrelerin kofulları büyük, sayıları azdır. Hayvansal hücrelerde ise daha çok sayıda ama daha küçük kofullar bulunur.

Golgi Aygıtı

  • Üst üste gelmiş tabakalardan oluşmuştur.
  • Bu tabakaların her birine diktiyozom denir.
  • Granülsüz endoplazmik retikulum golgi aygıtlarını meydana getirir.
  • Çeşitli karbonhidratların, yağların ve salgı maddelerinin sentezlendiği veya depolandığı yerlerdir.
  • Salgı yapan hücrelerde golgi aygıtı sayısı fazladır.
  • Ergin sperm hücresinde ve kan hücrelerinde golgi aygıtı bulunmaz.

Endoplazmik Retikulum (ER)

  • Hücre içerisinde uzanan kanal veya borucuklardır.
  • Hücre içi madde dağıtımı ile hücrenin mekanik etlilere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar.
  • Çekirdek zarından meydana gelir.
  • Üzerinde ribozom taşıyanlarına granüllü ER, taşımayanlarına ise granülsüz ER denir.
  • Granüllü endoplazmik retikulumların çok olduğu hücrelerde protein sentezi fazladır.

Çekirdek

  • Sitoplazmadan çift katlı zar sistemiyle ayrılmıştır. Ancak prokaryot hücrelerde böyle bir zar yoktur.
  • Dış zar endoplazmik retikulumun devamıdır. İç zar ise düz bir yapıdadır. Ribozomlar dış zar yüzeyinde yer alırlar. Çekirdeğin zar sistemi, çekirdeğin iç ve dış ortamı arasındaki bağlantıyı sağlamak için por (gözenek) denilen delikler oluşturmuştur.
  • İnsanda beynin görevini hücrede çekirdek üstlenmiştir.
  • Çekirdek hücrenin yönetim merkezidir.
  • Yapılan deneylerde çekirdeği çıkarılan hücrenin bir süre sonra öldüğü görülmüştür.
  • Çekirdeğin yapısını oluşturan diğer kısımlar çekirdek özsuyu, çekirdekçik ve kromatin ipliklerdir.
  • Çekirdek özsuyu kimyasal bileşim açısından sitoplazmaya benzer.
  • Çekirdekçik protein ve RNA’dan meydana gelmiştir. Çekirdekçiğin büyüklüğü canlının ve hücrenin türüne göre değişiklik gösterir. Çekirdekçik hücre bölünmesi sırasında tamamen kaybolur. Çekirdekçik ışığı kuvvetlice kıran bir bölgedir. Hücre içinde sayıları bir veya birkaç tane olabilir. Protein sentezinde büyük rol oynamaktadır. Protein sentezinin fazla olduğu hücrelerde çekirdekçik büyük veya çekirdekçik sayısı fazladır.
  • Çekirdekte yer alan kromatin iplikleri hücrenin en önemli yapılarıdır. Her canlıda farklı nitelikte olan bu mikroiplikler hücre bölünmesi sırasında kısalıp kalınlaşır. Bu hallerine kromozom adı verilir. Kromozomların kimyasal yapısında DNA, RNA ve protein bulunur. Dış kısımlarında matriks kılıf, iç kısımlarında ise matriks sıvısı bulunur. En önemli özellikleri kalıtımın temel birimi olan genleri taşımalarıdır.

Diploid (2n) canlıların vücut hücrelerinde her kromozomdan iki tane bulunur. Bu kromozomlara homolog kromozom adı verilir. Örneğin insanın vücut hücrelerinde 2n=46 kromozom bulunur. Üreme hücrelerinde ise her kromozomdan bir tane bulunur. Bu dip hücrelere haploid veya monoploid hücre denir ve n ile gösterilir. Örneğin insanın sperm hücresinde n=23 tane kromozom bulunur.

  • Kromozomların şekli, büyüklüğü ve sayısı her tür için sabittir fakat türleri farklı olan iki canlının kromozom sayısı aynı olabilir.
  • Eşeyli yolla üreyen hiçbir canlının kromozomu nitelik açısından başka bir canlıyla aynı değildir.
  • Homolog kromozomların aynı genleri karşılıklı olarak aynı bölgelerde (loküs) bulunurlar.
  • Vücut hücrelerinde aynı kromozomdan bir çift bulunduğundan aynı özelliğe etki eden genlerden de birer çift bulunur.
  • Haploid bazı canlılar da bulunmaktadır. Örneğin erkek arılar haploiddir. Erkek arılarda her karakter birer genle kalıtılır.

Bitki hücresi ile hayvan hücresi ayrımı

  • Bitkisel hücrelerin en dış kısmında selülozdan oluşmuş bir çeper bulunduğu halde hayvansal hücrelerde bulunmaz.
  • Bitkisel hücrelerde bulunan plastidler hayvansal hücrelerde bulunmaz.
  • Hayvansal hücrelerde ve ilkel bitkilerde görülen sentrozom çiçekli bitkilerde görülmez.
  • Bitkisel hücrelerin kofulları büyüktür ve sayıları genellikle bir tanedir. Hayvansal hücrelerde kofulların sayısı birden fazladır ve kofulların hacimleri ufaktır.
  • Bitkisel hücrelerde selüloz, nişatsa, lingin, sükroz ve maltoz gibi moleküller bulunur. Hayvansal hücrelerde ise glikojen ve laktoz gibi moleküller yapıya katılır.