yüksek tansiyon, hipertansiyon

“Maskeli hipertansiyon” unutkanlığı artırıyor

İç hastalıkları uzmanı Mert Eşme ve arkadaşları tarafından yürütülen araştırmada, gün içinde belirli zamanlarda yüksek seyreden maskeli hipertansiyon hastalarının unutkanlık seviyelerinin daha yüksek olduğu belirlendi.

Dr. Mert Eşme ve arkadaşları tarafından yapılan Yaşlı Grubunda Maskeli Hipertansiyon ve Bunun Unutkanlık Üzerine Etkisi başlıklı bilimsel araştırma ile tanı almamış ve tansiyonu gün içinde belirli saatlerde yüksek seyreden maskeli hipertansiyon hastalarının unutkanlık seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya kondu. Daha önce tanı konulmamış katılımcıların %43’ünde gün içinde cihaz ölçümleri ile hipertansiyon saptanan araştırmanın sonuçları, 28 Şubat’ta Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü kapsamında düzenlenecek programda bilim dünyasına duyurulacak.

Programın Düzenleme Kurulu Başkanlığını yapan Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Karadağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyonun, özellikle yaşla sıklığı artan kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Hipertansiyonun, uzun dönemde vücut sağlığı için kötü sonuçlar doğurabildiğine dikkati çeken Karadağ, hastalığın özellikle kalp, damar ve böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Hastane ya da muayenehanedeki ölçümler normal olmasına karşın günlük hayatta kan basıncının yüksek seyretmesinin maskeli hipertansiyon olarak tanımlandığını belirten Karadağ, normalde hipertansiyon tanısının, yapılacak kan basıncı ölçümleriyle kolayca konulabildiğini ifade etti. Karadağ,

Günümüzde maskeli hipertansiyon denilen, poliklinik ve ev ölçümleri sırasında normal kan basıncı değerlerinin kaydedildiği ancak 24 saat boyunca kola takılan bir cihaz sayesinde yüksek kan basıncının tespit edildiği klinik bir durum söz konusudur, dedi.

Tanı olmayanların %43’ünde hipertansiyon saptandı

Karadağ, maskeli hipertansiyona ilişkin yurt içi ve dışında önemli çalışmalar yürütüldüğünü dile getirerek, bu kapsamda HÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Geriatri Bilim Dalı uzmanı Mert Eşme ve arkadaşları tarafından Yaşlılarda (geriatrik yaş grubunda) Maskeli Hipertansiyon ve Bunun Unutkanlık Üzerine Etkisi başlıklı bir araştırma yapıldığını anlattı.

Prof. Dr. Karadağ, araştırma sonuçlarının üniversite tarafından düzenlenen Prof. Dr. Şeref Zileli’yi Anma ve Hacettepe İç Hastalıkları Günü programında açıklanacağını ifade etti.

Dr. Eşme’nin araştırmasına, daha önceden hipertansiyon ve unutkanlık şikayeti olmayan kişilerin dahil edildiğini bildiren Karadağ, şunları kaydetti:

Araştırma kapsamında, her katılımcıya 24 saat boyunca kola takılı duran ambulatuar kan basıncı cihazı takıldı ve gün içinde 07.00 – 22.00 aralığında her 15 dakikada, gece 22.00’den ertesi gün saat 07.00’ye kadar ise her yarım saatte bir hastaların kan basıncı ölçülüp cihaz tarafından kaydedildi. Katılımcıların, bu cihaz takılıyken günlük aktivitelerine devam etmeleri istendi ve kişilere geriatri polikliniğinde unutkanlık tarama testleri yapıldı. Tüm gün kan basıncı ortalaması 130/80 mmHg’nin üzerinde olanlar, gün içi kan basıncı ortalaması 135/85 mmHg’nin üstünde olanlar, gece kan basıncı ortalaması 120/70 mmHg’nin üzerinde olanlar maskeli hipertansiyon olarak kabul edildi.

Çalışma kapsamında, daha önce tanı almayan bu kişilerin %43’ünde cihaz ölçümlerine göre hipertansiyon saptandığını vurgulayan Karadağ,

İlaveten maskeli hipertansiyonu olan hastaların, maskeli hipertansiyonu olmayan hastalara göre unutkanlık testlerinden daha düşük puan aldıkları görüldü. Bu çalışmada hipertansiyon kadar maskeli hipertansiyonun da farkında olunması ve bu durumun özellikle unutkanlık gibi belirtilere de yol açabileceğine dikkat çekildi, bilgilerini aktardı.

Prof. Dr. Karadağ, maskeli hipertansiyonun unutkanlık üzerine etkisinin incelendiği araştırmada, mini mental, MOCA ve QMCI denilen unutkanlığı ölçen testlerin kullanıldığını dile getirerek ayrıca, saat çizme, ileri ve geri sayı sayma testlerinin de uygulandığını anlattı. Karadağ, bu testlerin içeriğinde kelime hatırlama, isimlendirme, oryantasyon, dikkat, bellek gibi bilişsel fonksiyonların test edildiği kısımların yer aldığını bildirdi.

Misafir konuşmacı İngiltere’den

Karadağ, üniversite bünyesinde bugüne kadar 500’ü aşkın iç hastalıkları uzmanı yetiştiğini ve bu anabilim dalının Prof. Dr. Şeref Zileli tarafından kurulduğunu anımsattı.

Prof. Dr. Zileli onuruna düzenlenen program kapsamında her yıl konferans ve paneller yapıldığını vurgulayan Karadağ, ayrıca Hacettepe İç Hastalıkları Prof. Dr. Şeref Zileli ödülleri verildiğini belirtti. Karadağ, 28 Şubat-2 Mart tarihlerindeki programda, 24. İç Hastalıkları Mezuniyet Sonrası Kursu’nun da yer aldığını belirterek toplantıya İngiltere’den Prof. Adrian Newland‘ın da misafir konuşmacı olarak katılacağını sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/maskeli-hipertansiyon-unutkanligi-artiriyor/1403037
yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılık döneminde öğün atlamamak çok önemli!

Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Naharcı, Yaşlılık döneminde dengeli beslenebilmek için günlük öğünler atlanılmamalıdır. 3 ana öğün haricinde, 3 ara öğün yapılmalıdır, dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşlanma ile beslenme alışkanlıklarında değişiklikler olduğunu hatırlatarak, hastalıklar, tat ve koku alma duyusunun azalması, diş kaybı, yiyecek temininde problemler, engellilik ve hareket kısıtlılıkları, çok sayıda ilaç kullanma, bunama ve depresyon gibi hastalıklar ile beslenme ile ilgili bilinen yanlış inanışların beslenme bozukluğu riskini arttırdığını söyledi.

Yaşlıların beslenme bozukluğu neticesinde gelişebilecek hastalıklara gençlere göre daha duyarlı olduğunu belirten Naharcı, şöyle devam etti:

65 yaş üstü bireylerde, hemen hemen her 5 yaşlının birinde beslenme problemi görülebilmektedir. Yaşlılık döneminde, kronik hastalıklar ve beslenme sorunları arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. İyi beslenememe sonucu zayıflık, enerji ve protein alımında azalmaya bağlı ortaya çıkmaktadır. Bu durum, hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırır, vücut direncini azaltır, kemik kırıkları riskini arttırır ve sonuçta yaşam kalitemizi düşürebilir. Aşırı beslenme neticesinde gelişebilecek şişmanlık ise şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalıklara yol açabilir, ayrıca hareket kısıtlılığı ile beraber kazalara ve düşmelere neden olabilmektedir.

Naharcı, sıvı kaybının yaşlılarda sıklıkla görülebildiğini ifade ederek, bu durumun yetersiz sıvı alımı veya fazla kayıp neticesinde gelişebildiğini, yaşlılık döneminde susama duygusunun azalması, kaybedilen suyun yerine yeteri kadar geri alınmaması ile ölüme kadar varabilen ciddi sağlık problemleri oluşabildiğini söyledi.

Su kaybının genelde enfeksiyonlar, kabızlık ilaçları ve idrar söktürücü ilaçların kullanımı neticesinde oluşabildiğini dile getiren Naharcı, yetersiz sıvı alımının bunama hastalığı, aşırı idrara çıkıp altına kaçırma korkusu ve fiziksel kısıtlılıklar gibi hallerde görülebildiğini belirtti.

Naharcı, yaşlılarda vitamin eksikliklerine sıklıkla rastlandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

Yaşlılık döneminde dengeli beslenebilmek için günlük öğünler atlanılmamalıdır. 3 ana öğün haricinde, 3 ara öğün yapılmalıdır. Bu sayede, öğünlere düşen yiyecek miktarları azaltılarak sindirim güçlüklerinin önlenmesi sağlanabilir. Her ana öğünde et ve süt ürünleri, sebze, meyve ve tahıl bulunmalı, besin çeşitliliğinin sağlanmasına çalışılmalıdır. Salata en az 1 öğüne eklenmelidir. Posalı gıdaların tüketilmesine çalışılmalıdır. Beyaz ekmek yerine kepekli veya tam tahıllı ekmek, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih edilmelidir. Günde en az 8-10 bardak su tüketilmelidir. Kalsiyum içeriği yüksek gıdalar (süt, peynir, yoğurt) öğünlerde bulunmalıdır Omega-3 yağ asiti içeren balık haftada en az 2 kez, fındık, keten tohumu, semiz otu ve ceviz beslenmeye eklenmelidir. Katı yağların tüketiminden uzak durulmalı, zeytinyağı tüketimi arttırılmalıdır. Aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyon ve damar hastalıkları sorunlarına neden olabileceği için tuz tüketimi sınırlı olmalıdır. Tatlı olarak, az şekerle hazırlanmış sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Fast food türü yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Kefir, yoğurt ve probiyotik ürünler bağışıklık sistemini güçlendirdikleri, hastalık yapıcı mikroorganizma yapımının engelledikleri için günlük beslenmede yer verilmelidir. Özellikle ana öğünleri tüketirken aile bireyleri ile beraber olunması, yalnız başına kalınmaması yaşlıda beslenmeye önemli katkı sağlamaktadır.

Her 3 yaşlının 1’inde çok ilaç kullanımı var

Naharcı, yaşlı bireylerde çoğu hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde ilaç kullanımı gerektiğini, bu durumun yaşlı bireylerin “çok ilaç kullanımına” (Polifarmasi) maruz kalma risklerini de arttırdığını ifade ederek, kronik hastalıkların çokluğu ve farklı doktorlar tarafından muayene edilmenin, yaşlılarda “çok ilaç kullanımına” yol açabildiğini belirtti.

Genellikle 5 ve üzeri ilaç kullanımının “çok ilaç kullanma” olarak kabul edildiğini söyleyen Doç. Dr. Naharcı,

Birçok yaşlı hasta, anlaşılması ve uyum sağlaması güç ilaç doz uygulamaları ile karşı karşıya kalmaktadır. Yaşlı bireyin birden fazla hekime muayene için başvurması ve bu hekimlerin birbirleriyle iletişiminin olmaması, ilaç listelerinin hastalarda veya elektronik ortamda bulunmaması ve kişinin fazla ilaç kullanmaya istekli olması altta yatan sebeplerdir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda, 65 yaş üstü her 3 yaşlının 1’inde çok ilaç kullanımı var, ifadelerini kullandı.

Naharcı, ilaç sayısının fazla olmasının, ilaçların yan etki riskini ve birbirleriyle etkileşime girebilecek ilaçların birlikte kullanım oranlarını arttırabileceğini sözlerine ekledi.

AA
https://www.aa.com.tr/tr/saglik/geriatri-uzmani-doc-dr-naharci-yaslilik-doneminde-ogun-atlamamak-cok-onemli/1272671
dede torun yaşlı beslenme

Gençler, dedelerinden daha az hareket ediyor!

Aşırı şişmanlık her geçen gün artıyor, hareketsiz yaşam tarzı da artmaya devam ediyor. Yapılan yeni bir çalışmada, gençlerin 60 yaşındaki insanlar kadar az hareket ettiği gösteriliyor.

Time‘de yer verilen habere göre, 6 – 84 yaş aralığında 12.500’den fazla insana aktivite takibi için kullanılabilecek akıllı bileklik takıldı ve vakitlerinin ne kadarını hareket ederek geçirdikleri araştırıldı.

Preventive Medicine‘de yayımlanan araştırma sonucunda, tahmin edildiği gibi insanların yaşlandıkça daha az aktif olduğu görüldü. Hareket etme sıklığının 35 yaştan sonra azaldığını söyleyen araştırmacılar, daha da ileri yaşlarda tıbbi sorunlar ve kronik hastalıklar sebebiyle yine fiziksel aktivitenin imkansız hale geldiğini söyledi. Çalışmada sadece 20’lerindeki insanların fiziksel aktivitede artış gösterdiği görüldü.

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu Biyostatistik Bölümü’nden Vadim Zipunnikov, küçük çocukların ve gençlerin daha fazla hareket sahibi olduğunun düşünülmesine rağmen, egzersiz oranının özellikle ergenliğe doğru gidildikçe azaldığını aktardı. Zipunnikov:

19 yaşındaki bir genç, 60 yaşındaki bir insan kadar az aktif vakit geçiriyor ve onlar kadar hareketsizlik halinde saatlerce oturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, çocuklar bir gün içerisinde en az bir saatlerini yoğun bir egzersize ayırmalı fakat 6 – 11 yaş arasındaki çocuklardaki araştırma sonuçları gösteriyor ki, erkeklerin % 25’i, kızların da % 50’si böyle bir uygulama içerisinde değil. Ergenlerde ise kılavuza göre daha da korkunç bir düşüş mevcut: adölesan erkeklerin % 50’si, genç kızların da % 75’i bir gün içinde en az bir saatliğine bile aktif değil.

ifadelerini kullandı.

sağlıklı beslenme ülkeler sıralaması

Okul başlama zamanları yeniden ayarlanmalı, uykusunu alamayan çocuklar egzersiz yapmıyor

Çalışmada, okuldaki çocukların en fazla aktif oldukları saatlerin 14:00 – 18:00 arası olduğu görüldü. Zipunnikov çocukların günün sadece belli saatlerinde aktif olmasının yanlış olduğunu, günün tamamına bu hareketin yayılması gerektiğini söyledi. Bu açıdan güne başlama, okul ve iş saatlerinde aktivite anlamında verim almak için oynama yapılabileceğini söyleyen Zipunnikov, okul başlama zamanlarının özellikle ergenler için büyük bir rol oynadığını, çocukların uykularını yeterince alamadıkları için yorgun olduklarını ve egzersiz yapmadıklarını dile getirdi.

Daha fazla egzersiz yapılması için teşviklerin olması gerektiğini söyleyen araştırmacılar, çalışmak zorunda olan insanlar için günün erken saatlerinde, daha yaşlı insanlar için sabahtan sonraki saaatlerde ve çocuklar için ise gün boyunca yayılmış egzersiz programlarının ayarlanması gerektiğini söyledi.

medimagazin.com.tr/hekim/tibbi-gelismeler/tr-yeni-nesil-gencler-60-yasindaki-dedelerinden-daha-az-hareket-ediyor-2-19-74315.html
yaşlılarda beslenme geriatrik

Sofraya yalnız oturmak erkeklerde erken ölüm riskini artırıyor!

Japon araştırmacılar, tek başına yemek yiyen ileri yaştaki erkeklerin sosyal yaşıtlarına oranla daha erken öldüğünü ortaya koydu.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Japan Times’da yayımlanan çalışmada, Tokyo Tıp ve Diş Üniversitesi araştırmacıları, ailesiyle yaşayan ancak yemeklerini yalnız yiyen ileri yaştaki erkeklerde ölüm oranlarının, ailesiyle birlikte yiyenlerden daha yüksek olduğunu belirledi. Çalışmayı yöneten Yukako Tani,

Yalnız başına yemek yemenin ölüm oranlarını etkilediğini düşünüyorduk ve bunu, çalışmamızda kanıtladık, dedi.

Çalışmaya katılan 65 yaş üstü erkekleri 3 yıl boyunca gözlemleyen araştırmacılar, akşam yemeğini yalnız yiyenlerin ölüm oranının, ailesiyle birlikte yiyenlerden yüzde 50 daha fazla olduğunu ifade etti.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Erken ölüm riski %20 daha fazla

Araştırma sırasında akşam yemeğini ailesiyle yiyen 29.182 erkekten %6’ya karşılık gelen 1.759 kişi ölürken, ailesiyle yaşayan ancak akşam yemeklerini tek başına yiyen 1.645 erkekten %9,5’e karşılık gelen 156 kişi yaşamını yitirdi.

Çalışma sürecinde, yalnız yaşayan ve yemeklerini yalnız yiyen erkeklerde erken ölüm riskinin ise ailesiyle yaşayan ve birlikte yemek yiyenlerden %20 daha fazla olduğu kaydedildi. Ailesiyle yaşadığı halde yalnız başına yemek yemenin istismar ve yetersiz bakımın işareti olabileceğine dikkati çeken araştırmacılar, çalışmanın aynı zamanda yalnız başına yemek yiyen erkeklerin yetersiz beslendiğini de gösterdiğini belirtti.

yaşlılarda beslenme geriatrik, Hasta neden danışmaya ihtiyaç duydu, Hasta probleminin ne olduğunu düşünüyor, Hastanın korktuğu şey problemin kendisi olabilir mi, Hasta danışmadan nasıl bir kazanım sağlamayı umuyor, Genel Pratisyenler Kraliyet Koleji, John Macleod, Percival, Michael Balint, bütünsel tedavi, bütünsel tıp, holistik beslenme, holistik beslenme uzmanı, hlistik diyet, holistik diyet uzmanı, holistik diyetisyen, holistik beslenme ve diyet uzmanı

Yaşlılıkta besin ögeleri gereksinimleri

Besin öğesi, besinlerin bileşiminde bulunan kimyasal maddelerdir. Be­sinler yendikten sonra sindirim organlarında besin öğelerine parçalanır ve vücutta öyle kullanılırlar. İnsanın büyüme, gelişme sağlıklı olarak yaşamını sürdürebilmesi için 40’dan fazla türde besin öğesine ihtiyacı vardır.

yaşlılarda beslenme geriatrik

İnsanların ihtiyacı olan bu besin öğeleri şunlardır:

1. Proteinler

2. Yağlar

3. Karbonhidratlar

4. Vitaminler ve Mineraller

5. Su

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılık döneminde vücutta gerçekleşen değişiklikler nelerdir?

Normal yaşlanma sürecinde zamana bağlı olarak vücut yapısında, organlarda ve organların fonksiyonlarında bir takım değişiklikler ortaya çıkar.

yaşlılarda beslenme

Bunun yanı sıra bir kısmı vücut yapı ve fonksiyonlarındaki değişiklikler sonucu gelişen, bir kısmı da çevresel faktörlerden kaynaklanan yaşam tarzı değişiklikleri de söz konusudur. Örneğin, eşlerden birinin ölümü sonucu yalnız kalma, sosyal ilişkilerin azalması, ekonomik yetersizlikler gibi. Bu değişiklikler beslenme durumunu olumsuz yönde et­kileyerek yetersiz beslenmeye neden olabilir.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılıkta vücutta oluşan fiziksel değişiklikler

Vücut Ağırlığı: Genellikle 60 yaştan sonra ağırlık kazanım hızı yavaşlar. Özellikle de 80 yaştan sonra ağırlıktaki azalma daha belirginleşir.

yaşlılarda beslenme

Vücut Kompozisyonu: Vücut kompozisyonunda yaşla birlikte bazı değişiklikler gözlenir. Yağsız doku miktarında azalma ve yağ miktarında bir artış olur. 80 yaş ve sonrasında yağsız dokudaki azalma hızlanır. Kadınlarda yağsız doku miktarı erkeklerden daha azdır. Yağsız doku küt­ lesindeki azalma, kas miktarında ve kuvvetinde de azalmaya neden olarak yürüyüş ve dengeyi etkiler, düşme ve kırık riskini artırır.

İskelet Sistemi: Yaşlılıkta kemiklerdeki kalsiyumda azal­malar olur. Kadınlar, yaşlılık döneminde, yarısı menopoz­dan sonraki ilk 5 yılda olmak üzere toplam iskelet kalsiyu­munun % 40’ını kaybederler. Bu kayıp yavaşlayarak sürer. Ayrıca, eklem esnekliğinde azalma ve eklem hareketlerinde kısıtlılık nedeni ile hareketlilik azalır. Bu etki, hem besinlere ulaşmada zorluk nedeni ile yetersiz beslenme hem de fizik­sel aktivite kısıtlığı nedeni ile şişmanlık riski yaratabilir.

Su Metabolizması: Vücuttaki su yüzdesi azalarak % 60’dan % 50’ye düşer. Susama hissinin azalmasına bağlı olarak su alımı azalır. Buna karşılık vücuttan su kaybı fazladır. Su kaybı, su ve diğer sıvı besinlerin fazla tüketilmesi ile telafi edilmezse ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılıkta organ fonksiyonlarında değişiklik olur mu?

Yaşlılık döneminde vücuttaki organların fonksiyonlarında da değişiklikler olmaktadır. Beslenme durumunu da etkileyerek yetersiz beslenmeye neden olabilecek bu değişiklikler şunlardır:

yaşlılarda beslenme

1.Tat ve koku duyusunda azalma: Tüm duyularla birlikte tat duyusunda da bir azalma söz konusudur. 65 yaş üzeri­ndeki bireylerin yaklaşık % 25’i dil ve ağız boşluğundaki tat hücrelerinin fonksiyon ve sayısındaki azalmaya bağlı olarak 4 temel tattan (acı, tatlı, tuzlu, ekşi) bir ya da daha fazlasını tanımlayamamaktadır. Tat ve koku duyusundaki azalma, yenilen besinlerden hoşlanmamaya ve iştah azalmasına neden olarak beslenme durumu için risk yaratabilir.

2.Tükürük salgısında azalma: Tükürük salgısının azalması sonucu orta­ya çıkan kuru ağız yakınması besin alımını etkiler, yiyeceklerin yutumunu güçleştirir. Kuru ağız yaşlılığın bir sonucu olmakla birlikte ilaçların etkisi ile de gelişebilir.

3. Ağız ve diş problemleri: Diş sayısında azalma ve takma diş kullanımı bazı besinlerin parçalanmasını ve çiğnenmesini zorlaştırır. Çiğnemenin güçleşmesi tüketilen besin çeşidinde azalmaya neden olarak farklı besin öğelerinin alımını engelleyebilir.

4. Yutmada güçlük: Yemek borusunun kasılma yeteneğinin yaşla birlikte azalması sonucu ağızda çiğnenen besinlerin yutulması güçleşir. Bu güçlük, yemek yeme isteğini ve sıklığını azaltabilir.

5. Mide fonksiyonlarında azalma: Yaşla birlikte midedeki yiyeceklerin boşalma hızının azalması uzun süreli tokluk hissi yaratır. Uzun süreli tokluk hissi, daha az besin tüketilmesine neden olarak yetersiz beslenme riski yaratabilir.

Tüketilen besinlerin emilimini sağlayan enzimlerin aktivitesinde ve miktarındaki azalma sonucu kalsiyum, demir, B12 vitamini ve folik asit gibi bazı besin öğelerinin emilimi azalır. Bu durum kansızlık ve sinir sistemi hastalıkları riskini artırabilir.

6.Karaciğer ve safra fonksiyonlarında azalma: Safra enzimlerinin azalması sonucu özellikle yağda eriyen vitaminlerin vücuttaki etkinliğinde düşme olur. Karaciğerden kan akım hızı azalır.

7.Barsak fonksiyonlarında azalma: İnce bağırsaktaki değişiklikler sonucunda besin öğelerinin vücutta kullanımı azalır.

8.Bağışıklık sistemi fonksiyonlarında azalma: Bağışıklık hücrelerinin çoğalması yavaşlar, enfeksiyonlara karşı vü­cut direnci düşer. Yaşlılıkta bağışıklık sistemindeki yetersizlikler sonucun­da üst solunum yolları enfeksiyonları ve diğer enfeksiyon hastalıkları ile kanserlerin görülme sıklıkları ve neden oldukları ölümler artar.

9.Sinir sistemi fonksiyonlarında azalma: Sinir hücrel­erindeki kayıp sonucu bilgi depolama, anımsama gibi yeteneklerde azalma olur. Bunama ve depresyon en yaygın görülen belirtilerdir. Bu değişiklikler besin alımını engeller.

10.Enerji metabolizması: Bazal metabolizma hızı yavaşlar. Toplam enerji harcaması ve buna bağlı olarak da kalori gereksinmesi azalır.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılıkta yaşam biçimi değişiklikleri

Yaşlılıkta, yaşam biçiminde oluşan duygusal, fiziksel ve biyolojik değişiklikler şunlardır:

yaşlılarda beslenme

1. Yalnız yaşama

2. Eşini kaybetme

3. Aileden ya da arkadaşlardan ayrılma

4. İşten ya da evden ayrılma

5. Fiziksel engel, hareket güçlüğü

6. Yardımcı kişi ve kurumların olmaması

7. Gelir yetersizliği

8. Bağımlılık

9. Sosyal izolasyon

10. Ruhsal problemler (Depresyon veya bunama)

11. İlaç Kullanımı

Yukarıda sıralanan nedenler, besinlerin satın alınması, hazırlanması, pişirilmesi ve tüketilmesi aşamalarını fiziksel (hareket güçlüğü) ya da psikolojik (iştah azalması, yemeği reddetme) olarak etkileyerek yetersiz beslenme riski doğurabilir.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılıkta beslenmenin önemi

Yaşlılığa bağlı hastalıkların önlenmesinde, geciktirilmesinde ve te­davi edilmesinde beslenme etkin bir rol oynamaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme, fonksiyonel durumun sürdürülmesi ve sakatlıklardan korun­mada önemlidir.

yaşlılarda beslenme geriatrik, Hasta neden danışmaya ihtiyaç duydu, Hasta probleminin ne olduğunu düşünüyor, Hastanın korktuğu şey problemin kendisi olabilir mi, Hasta danışmadan nasıl bir kazanım sağlamayı umuyor, Genel Pratisyenler Kraliyet Koleji, John Macleod, Percival, Michael Balint, bütünsel tedavi, bütünsel tıp, holistik beslenme, holistik beslenme uzmanı, hlistik diyet, holistik diyet uzmanı, holistik diyetisyen, holistik beslenme ve diyet uzmanı

Yaşlılıkta enerji ihtiyacı, hastalıklar, sakatlanma ve kırıklara bağlı olarak artabilir. Enerji ihtiyacının arttığı bu gibi durumlarda yetersiz beslenilmesi kronik beslenme yetersizliği denilen duruma neden olmaktadır. Yetersiz beslenme, kronik hastalıkların görülme sıklığını ve bu hastalıklara bağlı ölümleri artırır. Yaşlılık döneminde beslenme durumu, yaşlanma süreci boyunca vücutta meydana gelen değişikliklerden, kronik hastalıklardan, kullanılan ilaçlardan, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumdan etkilenir.

Normal koşullarda, yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan bu değişikliklere beslenmenin gereksinimlere uygun planlanması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, sigara içilmemesi gibi koruyucu önlemlerle uyum sağlanabilir.

Ancak yaşla birlikte görülme sıklığı artan yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların varlığında bu hastalıklara özel diyetlerin uygulanması gerekmektedir.

yaşlılarda beslenme

Yaşlılık döneminde proteinlerin önemi

Yaşlılık döneminde proteinlerin önemi…

yaşlılarda beslenme geriatrik

• Vücut organlarının yapıtaşıdır.

• Hücre yenilenmesi,

• Vücudun dış etkilere karşı korunması,

• Bağışıklık sisteminin güçlenerek hastalıklara karşı direnç gelişmesi,

• Düşme, incinme ve kırıklarda hızlı iyileşmenin sağlanması,

• Kas dokusunun korunması ve güçlenmesi için, protein gereklidir.

Protein vücuda enerji de sağlar. Bir gram protein 4 kalori verir. Kar­bonhidrat ve yağın az alınması durumunda protein enerji için kullanılır. Bu istenmeyen bir durumdur. Çünkü protein enerji olarak kullanıldığında vücuttaki asıl görevlerini yerine getiremez.

b. Protein Kaynakları:

Protein bütün hayvansal ve bitkisel besinlerde bulunur. Ancak be­sinler içerdikleri protein miktarı ve kalitesi (vücutta kullanılma durumu) bakımından farklıdır. Et, et ürünleri, yumurta, sakatatlar, balık, süt ve ürün­leri gibi hayvansal besinlerden sağlanan protein üstün kaliteli, bitkisel be­sinlerden sağlanan düşük kalitelidir.

Taze sebze ve meyvelerin büyük bir kısmı su olduğu için protein miktarı azdır. Genellikle taze sebzeler %1-2, taze meyveler % 0.5-1 protein içerirler.

c. Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı:

Enfeksiyon, ameliyat, yaralanma ve kırık gibi sağlık problemleri protein ihtiyacını artırır. Ayrıca yaşla birlikte azalan bağışıklık sistemi fonksiyonları da göz önüne alındığında, beden ağırlığının kilosu başına 1 gram protein günlük gereksinimi karşılayabilir. Buna göre 70 kg. ağırlığındaki bir bireyin günlük protein gereksinmesi: 70 X 1 = 70 gramdır.

Kronik böbrek hastalığı gibi protein alımının kısıtlanması gereken du­rumlarda günlük alınması gereken miktar hastalığın durumuna göre uz­manlarca belirlenmelidir.

yaşlılarda beslenme

Yaşlılık döneminde yağların önemi

Yaşlılık döneminde yağların önemi…

yaşlılarda beslenme geriatrik

• Vücudun enerji kaynağıdır. (1 gram yağ 9 kalori verir)

• Yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücuda alınması ve kullanılmasını sağlar.

• Vücudun çalışmasını sağlayan bazı hormonların yapımında gereklidir.

• İhtiyaçtan fazla alındığında depolanarak yetersizlik durumunda vücuda enerji sağlar.

• Vücutta yapılamayan elzem yağ asitleri omega 3 ve omega 6 kalp hastalığı riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir, depresyondan korur.

b. Yağ kaynakları:

Bütün bitkisel ve hayvansal besinlerde az veya çok yağ bulunur. En çok yağ bulunan bitkisel yiyecekler; zeytin, ayçiçeği, fındık, fıstık, ceviz, soya fasulyesi, mısır,susam ve pamuk çekirdeğidir. Diğer tahıl taneleri, sebze ve meyvelerde az yağ bulunur. Hayvan vücudunda yağlar, yağ dokuları halinde bulunduğu gibi etin bileşiminde de vardır. Bu yağ gözle görülmez. Sütte ve yumurta sarısında da yağ vardır.

c. Yaşlılık döneminde yağ ihtiyacı:

Günlük alınan enerjinin % 25’i yağlardan sağlanmalıdır. Balıkta bulu­nan omega 3 yağı hariç hayvansal besinlerde bulunan yağlar insan vücu­dunda üretilebilirken, bitkisel besinlerde bulunan yağlar üretilemez ve vücuttaki fonksiyonları nedeniyle de mutlaka besinlerle yeterli miktarlarda alınmaları gerekir. Hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlama yoksa, günlük yağ olarak tüketilmesi gereken miktar yaklaşık 35-40 gramdır. Bu miktarın yarısının bitkisel sıvı yağlardan, yarısının da zeytinyağından temin edilmesi uygun­dur.

Çok fazla yağ tüketimi, şişmanlık, kanser ve kalp-damar hastalıklarına neden olabileceği için aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. Etle hazırlanan yemeklere yağ ilave edilmemesi, tavuk, hindi gibi etlerin derilerinin yenmemesi ile diyetle alınan yağ miktarı azaltılabilir.

Yaşlılık döneminde sık görülen yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için diyetle alınan margarin, tereyağı, kuyruk yağı gibi katı yağların tüketilmemesi gerekmektedir. Özellikle margarinler, sağlığa zararları nedeni ile kullanılmamalıdır.

Hayvansal besinlerin tümünde ve bazı bit­kisel besinlerin doğal bileşiminde de yağ olduğu için yemeklerde bitkisel sıvı yağların, özellikle de zeytinyağının tüketilmesi daha sağlıklıdır.

Balık ve deniz ürünlerinde fazla miktarda bu­lunan omega 3 yağları, yaşlılık döneminde, kan yağlarını ve damarlarda plak birikimini azaltarak kalp ve damar sağlığını korurlar. Ayrıca, eklemlerdeki iltihaplanmaları engeller ve özellikle karın bölgesinde oluşan yağ birikimini önleyerek şişmanlıktan korurlar.

yaşlılarda beslenme

Yaşlılık döneminde karbonhidratların önemi

Yaşlılık döneminde karbonhidratların önemi

yaşlılarda beslenme geriatrik

• Vücudun enerji ihtiyacının büyük bir kısmını sağlar (1 gram karbon­hidrat 4 kalori verir)

• Kalın barsakların çalışmasını artırarak kabızlığı önler

• Beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesini sağlar.

İhtiyaçtan az alındığında ya da şeker hastalığında olduğu gibi vücutta kullanılamadığında, enerji kaynağı olarak proteinler ve yağlar kullanılır. Bu durumda kanı asit yapan maddelerin miktarı artar ve vücudun çalışma düzeni bozulur.

b. Karbonhidrat kaynakları:

Çoğunlukla bitkisel besinlerde bulunurlar. Bitkiler çeşitlerine göre farklı miktarlarda karbonhidrat içerirler. Tahılların % 60-90’ı karbonhidratlardan oluşmuştur. Meyvelerde % 10-20, patateste ve şeker pancarında % 18-20, diğer sebzelerde % 10 civarındadır.

c. Yaşlılık döneminde karbonhidrat ihtiyacı:

Günlük alınan enerjinin yaklaşık % 60’ı kar­bonhidratlardan karşılanmalıdır. Karbonhidrat­lar yetersiz alındığında proteinler enerji kaynağı olarak kullanılacağı için günlük karbonhidrat ihtiyacının eksiksiz olarak karşılanması önemli­dir. Ancak gereksinimden fazla alınan karbonhi­dratlar yağa çevrilerek şişmanlığa neden olurlar. Karbonhidratların en çok bulunduğu tahıllar ve mamulleri, kurubaklagiller, sebze ve meyveler kar­bonhidrat yanında protein, vitamin, mineral gibi diğer besin öğelerini de sağlarlar. Halbuki şeker ve nişasta sadece karbonhidrattır ve fazla tüketildiklerinde kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olarak şeker hastalığına zemin hazırlar, daha ko­lay yağa çevrilerek şişmanlığa yol açarlar. Bu nedenle, şekerli ve nişastalı besinler aşırı miktarlarda tüketilmemeli, karbonhidrat kaynağı olarak tahıllar, kepeği ayrılmamış tahıl unları, sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir.

Yaşlılık döneminde beslenme

65 yaş üzerindeki bireyler yaşlı olarak tanımlanır. Yaşlılık, canlılarda görülen biyolojik işlevlerde azalmanın meydana geldiği süreçtir…

Hasta neden danışmaya ihtiyaç duydu, Hasta probleminin ne olduğunu düşünüyor, Hastanın korktuğu şey problemin kendisi olabilir mi, Hasta danışmadan nasıl bir kazanım sağlamayı umuyor, Genel Pratisyenler Kraliyet Koleji, John Macleod, Percival, Michael Balint, bütünsel tedavi, bütünsel tıp, holistik beslenme, holistik beslenme uzmanı, hlistik diyet, holistik diyet uzmanı, holistik diyetisyen, holistik beslenme ve diyet uzmanı

Yaşlanma sonucunda vücutta ve yaşam biçiminde bir takım değişiklikler meydana gelir. Eşini kaybetme, yalnız yaşama, işten ayrılma, gelir yetersizliği yaşam biçiminde değişikliklere sebep olurken; ağırlık kaybı, kemiklerde kırılma riski artışı, hareketliliğin azalması, ağız ve diş problemleri, mide ve bağırsak fonksiyonlarında azalma olması da vücutta meydana gelen değişikliklerdir.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Fiziksel ve ruhsal anlamda zorluklarla karşılaşılan bu dönemde beslenme oldukça önemlidir. Yaşlılık döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması; sağlığın korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, yaşam süresinin ve kalitesinin artırılmasında önem taşımaktadır.

yaşlılarda beslenme

Günlük en az 1200 kilokalori

Yaşlılarda enerji gereksinimi, yetişkin dönemine göre daha azdır fakat hastalık, sakatlık, kırık durumu gibi özel durumlarda enerji gereksinimi artabilir. Bu özel durumlarda yetersiz beslenilmesi  kronik hastalıkların görülme riskini arttırır. Enerji ihtiyaçları günlük olarak en az 1200 kaloridir.

popüler diyetler

Beden ağırlığındaki her 1 kg için 1 gram protein alınması gerekir

Protein gereksinimi enfeksiyon hastalıkları, geçirilen operasyonlar ve düşmeye bağlı kırık durumlarında artar. Beden ağırlığındaki her 1 kg için 1 gram protein alınması gerekir. Kronik böbrek hastalığı olan yaşlılarda protein kısıtlaması yapılır. Kronik böbrek hastalığı olan yaşlıların doktoruna ve diyetisyenine başvurarak özel beslenme programı almaları gerekmektedir.

yaşlılarda beslenme

Günlük alınması gereken karbonhidrat miktarı

Günlük alınması gereken karbonhidrat miktarı, günlük alınması gereken enerjinin yaklaşık %60’ını oluşturmalıdır. Karbonhidratların gereksinimin altında alınması proteinlerin enerji kaynağı olarak kullanılmasına sebep olurken, gereğinden fazla alınması da yağa çevrilmesine sebep olur. Tüketimde dikkat edilmesi gereken nokta ise kepeği ayrılmamış tahıl ürünleri, sebze ve meyve tüketimiyle karbonhidratın sağlanmasıdır.

7 maddede insülin direnci - kilo ilişkisi, insülin direnci, ensülin direnci, insülin direbci diyeti, insülin direncini kırmak, gıda gündemi, gıdagundemi.com

Günlük alınması gereken yağ miktarı

Günlük alınması gereken yağ miktarı günlük alınması gereken enerjinin yaklaşık %25’ini oluşturmalıdır. Herhangi bir hastalık sonucu yağ kısıtlanması haricinde günlük 35-40 gram yağ tüketebilirler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise katı yağların değil sıvı yağların tercih edilmesidir. Hayvansal değil, bitkisel yağlar en çok da zeytinyağının tercih edilmesi gerektiğidir.

yaşlılarda beslenme

Vitamin ve minerallere gereksinim

Vitamin ve minerallere gereksinim bu dönemde artmaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece D vitamini dışındaki vitamin ve mineral gereksinimi iyi ayarlanmış bir beslenme programıyla sağlanabilir. Doktor ve diyetisyen önerisi  olmadan fazladan tüketilmemesi gerekir.

sporcular için su, sporcu günlük ne kadar su içmeli, içme suyu, fitness yaparken ne kadar su içmeli, diyette su, sporda su

Günde en az 8-10 bardak su

Günde en az 8-10 bardak su tüketimi önerilmektedir. Aksi takdirde kaybedilen su yerine konulamaz ve hastalıklara sebep olabilir.

yaşlılarda beslenme

Günlük 25-30 gram diyet lifi

Günlük 25-30 gram kadar posa tüketilmesi ve bunun sebze, meyve, kurubaklagil, kepekli tahıl ürünleriyle sağlanması gerekmektedir. Düzenli ve yeterli posa tüketimi yaşlılık döneminde bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önler, kan şekerini düzenler, kalp damar hastalıklarından korur.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Yaşlılıkta genel sağlık önerileri

  • Uygun vücut ağırlığının korunması gerekir.
  • Yüksek tansiyona karşı tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Düzenli egzersiz yapılmalıdır.
  • Sigara ve alkol tüketilmemelidir.
  • Kemik yoğunluğu azaldığı için yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmalıdır.
  • En az 3 öğün beslenilmelidir.
  • Öğünlerde besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
  • Besinler doğru hazırlanmalı, doğru pişirilmeli ve doğru saklanmalıdır.
  • Şeker tüketimi azaltılmalıdır.
  • Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır.

yaşlılarda beslenme geriatrik

Toplumun kalitesi ve dayanıklılığı, yaşlı vatandaşlarına gösterilen özen ve saygı ile ölçülür. TOYNBEE

 yaşlılarda beslenme geriatrik

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın…

Gerçek Diyetisyenler Sitesi Uzman Yazarı - Diyetisyen Adayı Gülşah Karmil kimdir

uzmanın tüm yazılarıdiyetisyenden online diyet alsoru sor

Eğer siz de Gerçek Diyetisyenler Sitesi‘nde uzman yazar olmak istiyorsanız aşağıdaki bağlantıdan bize ulaşabilirsiniz: